M
E
D
Y
V
A
E
T
E
K
N
O
L
O
J
"Yıkıcı Gemeinshaf t"tan "öteki"siz postmodern kabilelere
Sanal cemaatler
VEYSEL BOZKÜRT.
İçinde yaşadığımız çağda, bir taraftan "parçalan­
şey kutsal değildir. Bilimde, teknolojide ve eko­
mışlık",
"yalnızlaşma"
n o m i d e k i gelişmeler, geleneksel bakış açısını
yaşanırken, diğer taraftan da "postmodern kabile-
aşındırmıştır. Teknolojinin getirdiği yüksek hayat
leşme" olarak adlandırılan bir tür cemaatleşmeye
standardı,
yönelik ilginin artışına tanık olunmaktadır.
reyciliğin yükselmesine yolaçmıştır.
"hiper-bireysellih"
ve
artan
cemaatlerin
çözülmesine
ve
yeni
tür
Kişinin
bi­
kendi
Post-eııdüstriyel çağın t e k n o l o j i k altyapısını
öz çıkarı, gruptan daha önemli hale gelmiştir. Şe­
pluşturan "enformasyon - iletişim teknolojileri"
hir yaşamı ve e k o n o m i k gelişmeler, bireyciliği ve
(ve özellikle de bunların içerisinde Internet/Web),
izolasyonu güçlendirmiştir. M o d e r n i n s a n Bur­
daha ö n c e tarihte hiç tanık olunmamış tarzda, "ye­
ger'a göre "yurtsuzluk acısı"
ni tür ilişkiler"i ve "sanal cemaatler"i (virtual com­
ley, Robins, s . 1 2 4 ; Rose, E Burger vd., s . 3 4 - 5 2 ) .
m u n i t i e s ) gündeme getirdi. American Online ya
çekmektedir (Mor-
G e ç t i ğ i m i z yüzyılda, T o c q u e v i l l e ' i n ( s . 2 6 6 )
da W E L L örneklerinde görüldüğü gibi, bu "ccma-
uzak
a t l e r " i n ( c o m m u n i t i e s ) üyeleri, daha şimdiden,
da belirttiği şekilde, yabancılaşmış bu insan, "yurt-
milyonlarla ifade edilmeye başlanmıştır.
taşlarıyla
Aslında "modern insan"a ilişkin en büyük vur­
gu, o n u n "tek başma"hğınadır. J u n g ' u n deyimiy­
dokunur
görüşlülükle Amerika'da Demokrasi
birlikte yaşar
ama
onları
ama
hissetmez,
onları
kendi
kitabın­
göremez,
onlara
içinde
ve yal­
nız kendisi için varlığını sürdürür" hale gelmiştir.
le, bu özellik onu, daha bilinçliliğe doğru atmış
2 0 . yüzyıl, modern insanın yurtsuzluk acısının
olduğu adımda, kitle insanı ile mistik katılımdan
doruk noktasına çıktığı ve cemaat kavramının en
ve ortak bilinçdışma dalma tehlikesinden uzak­
ç o k saldırıya uğradığı yüzyıl olmuştur. C e m a a t
laştırır. M o d e r n insan, "sorgu" ve "şüphe" altında­
ilişkilerinin temelini oluşturan bağlar, m o d e r n ­
dır; Ortaçağ i n s a n ı n ı n metafizik kesinliklerinin
leşme sürecine paralel bir şekilde çözülmüş, Sen-
hepsini yitirmiştir ve derin bir "belirsizlik" içeri­
net'in ( 1 9 9 6 ) ünlü çalışmasında vurguladığı şe­
sinde, öldürücü bir şokun acısını çekmektedir.
kilde, "kamusal alan" sürekli daraltılmıştır.
P e t e r L. Burger'a göre, m o d e r n dünyada ana
özellik t e k n o l o j i k ü r e t i m haline gelmiştir. M o ­
GEMEINSHAFTTAN GESELLSHAFT'A .
dernleşmeyle bağlantılı her şeyin, temel sebebi,
Geleneksel/coğrafi c e m a a t kavramı k o n u s u n d a
t e k n o l o j i tarafından dünyanın dönüştürülmesi­
çalışmaları en' fazla tanınan sosyolog T ö n n i e s ol­
dir. Artık h i ç b i r şey güvende değildir ve hiçbir
muştur. Tönnies'e göre, modern/endüstriyel top-
lumların gelişimine paralel olarak "gemeinshaft"
ğildir. Bu i l i ş k i n i n y a k ı n doğası en iyi c e m a a t
( c e m a a t ) ilişkileri yerini "gesellshaft"a (top-
( c o m m u n i t y ) ve iletişim ( c o m m u n i c a t i o n ) , söz­
lum/society) bırakacaktır.
c ü k l e r i n d e k e n d i n i gösterir. Her i k i s ö z c ü k de
.
Gemeinshaft, pre-endüstriyel toplumlara özgü
t o p l u m s a l ilişkiler ağıdır. Burada ortak g e ç m i ş
ortaklık ( c o m m o n ) ifade eden, c o m m u n i s sözcü­
ğünden gelir ( F e r n b a c k & T h a m s o n ) .
y a ş a m t e c r ü b e l e r i n e sahip insanlar, bir c e m a a t
Geleneksel/coğrafi cemaatın özü, " m e k â n " ve
d u y g u s u n u birlikte yaşarlar. Bu ilişkiler i ç i n d e
"cemaat duygusu"dur. O, daima bir toprak par­
toplumsal ilişkiler "saınirni"dir. "Dayanışma ru­
çasını kâplar. Cemaatin üyeleri yeryüzünde belir­
hu" ve "ortak bir irade"nin mevcudiyeti söz k o ­
li bir yeri birlikte işgal ederler. Cemaatlerin çoğu
nusudur: Aile hayatı esastır. Köy topluluğu ken­
yerleşikliğin ve güçlü bir dayanışma bağı oluştu­
dini geniş bir aile olarak hisseder. Miras a l m a n
ran m e k â n l a r ı n ı n koşullarından oluşurlar. İleti­
s t a t ü l e r söz k o n u s u d u r . G e m e i n s h a f t , durağan
şim kolaylıklarının yayılması ile m o d e r n dünya­
bir toplumdur; dolayısıyla, toplumsal değişme sı­
da bu bağ nispeten zayıflamıştır. İletişimin yay­
nırlıdır. G ü ç l ü b i r dayanışma ruhu mevcuttur.
gınlaşması m e k â n ı n ö n e m i n i t ü m ü y l e o r t a d a n
Görevler ve sosyal ilişkiler birbirinden ayrılamaz.
k a l d ı r m a k s ı z ı n , c e m a a t i n b o y u t l a r ı n ı genişlet­
B u n a karşılık gesellshaft tipinde, ilişkiler, hu­
miştir. Ortak bir yaşam alanı olan cemaat, ortak
kuk, sözleşme, kamuoyu, para ekonomisi, ve ras­
hayat tarzından "haberdarhk" ile birlikte bulunur
yonellik ö n e geçer. Mekâna bağlılık azalır. Kişisel
(Maclver ve Page, s. 1 5 - 6 ) .
çıkar öncelik kazanır. Özel yaşam değerli hale ge­
Bir diğer ifade ile, belli çıkarların ve değerlerin
lir. K e n t tipik bir gesellshaft'tır (Tönnics ve Skid-
paylaşımı, insanların birbirine özen göstermesi,
more, s . 1 6 8 - 1 6 9 ) . M o d e r n l e ş m e sürecine paralel
ortak moral değerlerin mevcudiyeti, işbirliği, ileti­
olarak, gemeinshaft yerini gesellshaft'a bırakmıştır.
şim, süreklilik, istikrar, birbirine bağlılık, karşılık­
A n c a k modern dünyada gerileyen "cemaat",
lı sorumluluk, cemaatın en önemli unsurları ara­
post-endüstriyel d ö n ü ş ü m sürecine paralel ola­
sındadır.
rak, y e n i d e n gündeme gelmiştir.
si"nin yaratmış olduğu, bir birliktelik söz konu­
C E M A A T YA DA " Y I K I C I G E M E İ N S H A F T "
Cemaatin
temelinde
"yetersizlik
ilhe-
sudur. Başarılı cemaatler, bireysel farkları azalta­
rak, itaati, sadakati ve sevgi bağım tesis eden top­
Her ne kadar, T ö n n i e s ' i n "gemeinshaft"ı iyi ta­
luluklardır. Bağları muhafaza etmek için bazı risk­
n ı m l a n m ı ş , sınırları belirli b i r kavram olsa da,
lere ortak göğüs gerilirken, k ö l l e k t i f yararlar da
sosyoloji literatüründe sık sık kullanılan cemaat
birlikte paylaşılır (Scime; Smith; B l a n c h o t , s. 1 4 ) .
kavramı, oldukça belirsizdir. O k o m ş u l u k t a n
C e m a a t kimliği, en basit şekilde, savaş ya da
ulusa kadar geniş alandaki gruplar için, söz ko­
doğal felaket gibi nedenlerle bir grubun yaşamı­
nusudur. Kişisel düzeyden mesleki düzeye kadar
nın tehdit edilmesi durumunda oluşur. Bu tehdit
uzanan bir .dayanışmayı ifade eder. Cemaat belli
karşısında insanlar, köllektif eylem içerisine girer­
bir a m a c a yönelik olabileceği gibi, aksi de olabi­
ken, kendilerini birbirine yakın hissetmeleri gibi,
lir. Dayanışma cemaatin bir karakteristiğidir. An­
onları sıkı sıkıya bağlayacak imgeler ararlar. Köl­
cak cemaatler sadece dayanışmacı değil rekabetçi
lektif imgeyi besleyen köllektif eylem: Bu ittifak,
de olabilirler. Cemaatler ortak fikirler, algılar ve
Yunan p o l i t i k d ü ş ü n c e s i n d e k i i d e a l l e r d e n 1 8 .
anlayışlar üzerine kurulur ( S m i t h ) .
yüzyıl kahvehane ve tiyatrolarmdaki konuşmalara
C o l l e y her normal insanın, cemaate doğal bir
kadar uzanır. Karşılıklı konuşmalar insanlara bi­
yakınlık eğilimi içerisinde olduğunu belirtir. O n a
ra raya gelerek bir " k a m u " oluşturdukları hissini
göre, cemaatlerin oluşmasını engelleyen en
verir. Genelde güçlü bir kamusal yaşamı olan bu
ö n e m l i faktör, ö l ç e k sorunundan ziyade, örgüt­
toplumdaki "cemaat duygusu" ortak eylemin ya­
lenmedir. B u n u n için ise, en önemli sorun ileti­
rattığı bu birlikten ve paylaşılan bir k ö l l e k t i f ben­
şimdir. Zira iletişim olmaksızın toplumsal ilişki­
lik duygusundan doğar. (Sennet, s. 1 7 9 ) .
leri örgütleyecek eylemin de olması m ü m k ü n de­
Geleneksel cemaatin, Sennet'in Dreyfus davası
(s. 3 0 0 - 1 3 ) ö r n e ğ i n d e n hareketle "yıkıcı geıııe-
m ü m k ü n değildir. Sanal cemaatlerin mekânı "sibe-
inshaft" dediği bir tarafı da vardır. Cemaat duy­
ruzay" (cyberspace)dır. Siberuzay kavramı, bilim­
gusu, bir anlamda "öteki"rii dışlayarak gerçekleş­
kurgu roman yazarı olan Gibson'a (s. 6) aittir. Ona
tirilen bağlılıktır. Bireysellik ve farklılıklar büyük
göre siberuzay:
ölçüde bu tarz cemaatler içerisinde ortadan kal­
lanıcının,
matematiksel
dırılır. G e r ç e k veya hayali d ü ş m a n l a r yaratılır.
rın
gün
her
"Her ulustan milyonlarca yasal kul­
kavramları
yaşadığı
öğrenen
anlaşmalı
çocukla­
halüsinasyon"dur.
Özellikle cepheleşmeyle oluşturulan cemaatte iki
Gibson'uıı Neuromancef mda bir bilim kurgu kav­
rakip taraf olmalıdır. Sizin ve kardeşinizin ancak
ramı olarak doğan siberuzay bugün sayıları yüz
ortak düşmanınız olursa gerçek kardeşlik ruhu­
milyonları bulan İnternet kullanıcılarının biraraya
nu hissedebilirsiniz.
geldiği yer anlamında kullanılmaktadır.
Oysa g ü n ü n ü z ü n postmodern kabileleri olarak
- Rheingold'un da belirttiği şekilde sanal cema­
adlandırabileceğimiz "sanal cemaatler" için aynı
atlerde insanlar, espri, bilimsel tartışma, ticaret
d u r u m d a n b a h s e t m e k pek m ü m k ü n değil. G ü ­
ve planlar yaparlar... Duygusal ilişkileri paylaşır­
n ü m ü z ü n enformasyon elitleri, İnternet gibi en­
lar... Beyin fırtınası, dedikodu ve d ü ş m a n l ı k ya­
formasyon ve iletişim teknolojileri sayesinde "ye­
parlar... Aşık olur, arkadaş bulur ve onları kaybe­
ni tür c e m a a t " l e r oluşturma sürecine girmişler­
derler... Oyun oynar, flört ederler... Sanatla uğra­
dir. Adına "sanal c e m a a t l e r " d e n i l e n bu topluluk­
şırlar veya amaçsız dolaşırlar. Sanal cemaatlerde
ların geçmişi bir kültürel dönüşümden bahsedi­
insanlar,
l m e y e c e k kadar yenidir. B u oluşumların k ö k l e r i '
yatta ne yapıyorlarsa, onu yaparlar. Ç ü n k ü sanal
1 9 6 9 yılındaki ARPANET teknolojisine dayansa
dünyada kimse öpülemez; ya da kimse bir başka­
da, bu d ö n ü ş ü m ü n teknolojik altyapısını oluştu­
sının burnuna yumruk indiremez. F a k a t bu sınır­
ran Web'in p o p ü l e r l i k kazanması ancak 1 9 9 0 ' h
lar içinde çok şeyi yapmak m ü m k ü n d ü r . B i r ç o k
yıllarda olmuştur. Bu tarihten önceki yıllarda, bu
Wcb'de biraraya gelen insanların sayısı son dere­
ce sınırlı kalmıştır. Çoğunluğu bilgisayar opera­
törlerinden oluşan bu enformasyon elitleri sanal
cemaatlerin ilk işaretlerini vermişlerdir.
" S A N A L C E M A A T " KAVRAMI
vücutlarını geride bırakarak,
gerçek ha­
insan için, sanal dünyanın çeşitliliği ve kültürel
zenginliği büyük bir çekiciliğe sahiptir. Sanal ce­
maatler içinde, kitap satın alınabilir, basılmamış
akademik yayınların.elektronik versiyonlarına
ulaşılabilir, toplantı düzenlenebilir ve psiko-terapi yeri olarak kullanılabilir.
.
Sanal dünyanın en önemli mimarı olan Bili
Sanal cemaat kavramı insan ve teknolojinin şaşır­
Gates'e göre, Web'in insan ilişkilerini geliştirici
tıcı bir b i ç i m d e biraraya gelmesinden doğmuştur.
y ö n l e r i n d e n e n g ü ç l ü s ü , aynı ş e k i l d e d ü ş ü n e n
Aynı anda her yerde bulunan bilgisayar network-
i n s a n l a r ı , z a m a n ve coğrafya d i l i m l e r i n e bağlı
lerinin, fiziki m e k â n d a n bağımsız, milyonlarca
kalmadan biraraya getirmesidir. Heyecanlı oyun­
insanı "siberuzay"da biraraya getirmesi ile oluş­
culardan bir grup oluşturmak ya da sizinle ayni
muştur. Sanal cemaatlerin en çok kabul gören ta­
siyasî görüşü paylaşan insanlarla gündelik konu­
nımı, kendisini bir İnternet bağımlısı olarak de­
larda t a r t ı ş m a k veya d ü n y a ü z e r i n d e y a y ı l m ı ş
ğerlendiren ve birden fazla sanal cemaatin kurul­
ırkdaşlarmızla teması sürdürmek istiyorsanız
masında ve sürdürülmesinde birinci derecede rol
Web'de bundan kolay bir şey yoktur. Yine doğdu­
alan H o w a r d Rheingold'a aittir. R h e i n g o l d aynı
ğ u n u z k e n t t e olup b i t e n l e r i ö ğ r e n m e k i ç i n d e
zamanda bu alanda en ç o k tanınan kitaplardan
Web'den yararlanabilirsiniz.
birisinin yazarıdır. Ona göre sanal cemaatler: Ki­
ki
şisel
ilişkilerinizi
insan
ilişkiler
biraraya
vasıtasıyla
ağının
yaratılması
geldiğinde,
yaratılan
sosyal
için
networkler
yeterli
sayıda
(İnternet)
~
gruplardır.
cemaatlere
katılmanızı
güçlendirmenizi
ve
Web dünya üzerinde­
kendi
bölgenizdeki
sağlıyor.
Ö t e yandan geniş bandii kablo d ö ş e n e n yerle­
rin hepsi, büyük yerleşim birimi değildir. Örne­
Sanal cemaatlerde geleneksel cemaatlerde oldu­
ğin, Fransa'da 1 2 . 0 0 0 kişilik k ü ç ü k bir kasaba
ğu gibi, coğrafi/fiziki bir m e k â n d a n b a h s e t m e k
olan Parthenay'da Avrupa I M A G I N E projesi çer-
çevesinde, vatandaşlar toptan gıda malzemesi ıs­
Rheingold gibi sanal cemaatlerin en sıkı savunu­
m a r l a m a k gibi işlerinde Web'i kullanmaktalar.
cuları, sanal dünyada da cemaatlerin olabileceğini
Fransız aileleri hâlâ cumartesi günleri pazara ge­
iddia etmektedirler. Özellikle birçok insanın dışa­
liyor; ancak, bu kez daha çok özel şeyler almak
rıya çıkmaya korkar hale geldiği, b i r ç o k ülkede,
i ç i n k ü ç ü k b i r sepet taşıyorlar, b ö y l e c e pazara
sanal cemaatlerin önemini, mevcut sanal cemaatle­
gitmek toplumsal bir faaliyete dönüşüyor. O n l i n e
ri ortadan kaldırdığımızda daha iyi anlayacağımızı
çalışan Filozoflar Kahvesi fikri tartışmalarını des­
savunuyor. O n a göre, bugün sanal dayanışmanın
t e k l e m e k t e d i r ; b ü y ü k b a ş hayvan yetiştiricileri,
ortadan kaldırılması halinde belli hastalıklar arta­
h e r çarşamba chat ( s o h b e t ) odasına gelerek ortak
caktır. Özellikle özürlüler, sakatlar ve yaşlılar için
sorunlarını görüşmektedirler (Gales, s. 1 3 9 - 1 ) .
sanal cemaatler yeni iletişim alanlarıdır.
Sanal cemaatlerin taraftarları sık sık insanların
M U H A L İ F L E R V E TARAFTARLAR:
" S A H T E " C E M A A T L E R Mİ?
sanal ortamda, g e r ç e k dünyada y a p a b i l e c e k l e r i
her şeyi yapmalarının m ü m k ü n olduğunu vurgu­
Sanal cemaatlerin günümüzde taraftarları olduğu
lamaktadır.
kadar muhalifleri de var. Muhaliflere göre sanal
Öte yandan İnternet kullanımına baktığımızda,
cemaatler, "sahte cemaatlerdir" (pscudo-commu-
insanların ç o k büyük bir b ö l ü m ü n onu chat
n i t y ) ; samimiyetleri uzaktır.
1
Sanal cemaat kavra­
(sohbet) yani toplumsal ilişki için kullandıkları­
m ı n a daha eleştirel yaklaşan bu gruba göre, bu
na tanık oluyoruz. Bir diğer ifade ile insanlar si­
tarz ilişkilerin yaygınlaşması, insanların g e r ç e k
beruzayda enformasyondan ziyade
yaşamdaki ilişkilerini başka istikametlere yönlen­
ilişki aramaktalar. A n c a k fiziki dünyada insanla­
toplumsal
dirir; dolayısıyla gerçek yaşamdaki ilişkileri yok-
rın kimlikleri ve yerleri bilinmektedir; onlar, sa­
sullaştırır (Ryan, s . 1 1 6 7 ) .
bittir ve görseldir. Oysa siberuzayda, herkes ka­
Sanal cemaatler, insanların son derece değerli
olan zamanını, ailelerinden ve dış etkinliklerin­
den çalmaktadır (Matcalfe, s. 1 0 9 ) . Yine muhalif­
lere göre, bu cemaatlerde "güvenilirlik" son dere­
ce azdır ve sanal topluluklar
a
yabancılaşma"yı ar­
ttırabilir. Yüz yüze ilişkinin olmadığı siberuzayda
insanlar, birbirlerine karşı gerçek taahhütlere sa­
hip değillerdir. Ayrıca bazı firmalar, online iletişi­
m i n , k u r u m içerisindeki toplumsal ilişkileri za­
yıflatacağı gerekçesiyle, firma içinde e.mail kulla­
n ı m ı m dahi sınırlamak yoluna gitmektedirler.
A n c a k birçoklarına göre bu kaygılar temelsiz­
dir (Ryan, s. 1 1 6 7 ) . Örneğin yapılan bazı çalışma­
lara göre, İ n t e r n e t k u l l a n ı m ı , i n s a n l a r ı n fiziki
dünyadaki ilişkilerinden ziyade, TV'den zaman
ç a l m a k t a d ı r . S a m i m i y e t t e n uzaklık k o n u s u n d a
ise, sıkça vurgulanan, gerçek dünyada olmayan
samimiyetin, sanal dünyada da tesis edilemeyece­
ği şeklindedir.
1
ranlıktadır. Dolayısıyla bu cemaatlerin üyelerinin
bağlılıkları gerçek de olabilir sahte de.
Öte yandan sanal ortamda tanışan insanlar, fizi­
ki dünyada da biraraya gelerek ilişkilerini sürdüre­
bilirler. Nitekim bu çalışmanın hazırlanması süre­
cinde, konuya ilişkin görüşmeler ( c h a t ) yaptığı­
mız, ç o k sayıdaki farklı ülkeden İnternet kullanı­
cısı, sanal ilişkileri, fiziki dünyada biraraya gelmek
isledikleri insanlarla bir tanışma yeri olarak kul­
landıklarını belirtmişlerdir. Bazıları da bu ilişkileri
geçmişteki mektup arkadaşlığı şeklinde değerlen­
dirmişlerdir. Yine örneğin Bursa'da Internet'te tanı­
şan gençlerin, futbol maçı yapmak,için fiziki dün­
yada biraraya gelmesi, sanal ilişkilerin, bir başka
boyutunu ortaya koymaktadır. Yani b i r ç o k insan
için "siberuzay"daki ilişkiler, fiziki dünyadaki iliş­
kilere bir alternatif olmaktan ziyade, fiziki mekân­
da biramda olmak istediği insanlarla tanışma yeri,
bir tür agora olarak görülmektedir.
Ancak "siberuzay"daki cemaatleşmeye yönelik
B e n e d i c t Anderson'a göre (s. 2 1 ) "yüz yüze temasın geçerli
ilişkileri, T ö n n i e s ' i n pre-endüstriyel toplumlara
olduğu ilkel köyler dışındaki bütün cemaatler (ve hattâ belki
özgü, "gemeinshaft" kavramı şeklinde de düşün­
o n l a r da) hayal e d i l m i ş t i r . C e m a a t l e r b i r b i r i n d e n h a k i k i ­
lik/sahtelik boyutu üzerinde değil,' hayal edilme tarzlarına
bağlı olarak araştırılmah"dır.
m e m e k gerekir. Aralarında aidiyet duygusu bağla­
nımında bir benzerlik olsa bile, birincisi, büyük
ölçüde cemaat dışından gelen tehdit karşısında,
dir. F i z i k i dünyada son derece sağlıklı ilişkileri
zorunlulukların yarattığı (ötekine karşı) bir ittifak
b u l u n a n i n s a n l a r d a y a ş a m l a r ı n ı (ilgi alanları
olmasına karşılık, ikincisi, daha ziyade, ötekisiz
doğrultusunda) z e n g i n l e ş t i r m e k amacıyla sanal
bir şekilde, ilgi alanlarına göre biraraya gelmedir.
cemaatler içinde yerlerini almaktadırlar.
Sanal cemaatlerin oluşmasında Web teknolojisi
Sanal cemaatler (ve onların üyeleri) h o m o j e n ­
şüphesiz son derece belirleyicidir; ancak bu iliş­
likten son derece uzak olmaları dolayısıyla, bir
kiyi teknolojik determinist m a n t ı k içerisinde tek
cemaat için " h u c k e r " sayılan kişi, başka bir ce­
yönlü d ü ş ü n m e m e k gerekir. Nihayetinde mevcut
maatte "kahraman" ilân edilebilmektedir.
teknolojilerin nasıl kullanılacağını da "insan ihti­
yarlan"
belirleyecektir.
B u g ü n s a n a l c e m a a t l e r i n üyeleri ç o ğ u n l u k l a
bilgi temelli iş yapan profesyonellerdir. ( R h e i n ­
Sanal cemaatleri oluşturan alt-kültürler içinde
gold). Bu kişiler, masa başında bir taraftan işleri­
n i o n o l i t i k bir yapıdan b a h s e t m e k m ü m k ü n de­
ni yaparken, kahve molalarında, aralarında bin­
ğildir. O daha ziyade alt kültürlerin bir ekosiste-
lerce kilometrelik mesafe olsa bile, bir başka ce­
mi olarak değerlendirilmektedir. Sanal kültürler
maat üyesi ile, "chat room"da sohbet edebilir.
temelde heterojen kültürlerdir; son derece gayrı
ciddi taraflarının yanında, oldukça düzeyli bilim­
sel tartışmalara da tanık o l m a k mümkündür.
ÖZEL BİR DİL
Sanal cemaatler (en azından şimdilik) b i r m e t i n
Siberuzay "hiyerarşinin düzleştiği" bir alandır.
( t e x t ) etrafında oluşturulmaktadırlar. Kendileri­
D a n i e l Bell ile sıradan bir öğrencinin yazılarını
ne özgü bir dilleri vardır. Kelimeler m ü m k ü n ol­
yan yana görebilirsiniz. S a n a l c e m a a t l e r k o n u ­
duğunca kısaltılır. 2 Örneğin bu ilişkiler içinde ilk
sunda çalışma yapan bir öğrenci rahatlıkla çalış­
sorulan soru "aJs/l ?" dir; yani yaş ( a g e ) , cinsiyet
malarını Howard Rheingold ile tartışabilir; ya da
( s e x ) , yer ( l o c a t i o n ) ; veya T ü r k ç e chat'lerde sim
o n u n oluşturduğu sanal cemaate üye olabilir. Ge­
( s e l a m ) , h e e h e e veya eheihee... (gülmek/kahkaha
leneksel cemaatler, ortak inanç ve güven üzerine
a t m a k ) şeklinde kullanılmaktadır. 3
kurulur; kilise, cami, sinagog vb. işgal edilen bir
b ö l g e vardır.
metafor olur,
Oysa sanal
duyularsa ikon
cemaatlerde, mekân bir
2
AE
BTW
FYI
FUA
IMO
İMHO
IOW
NRN
OTOH
ROFL
(Digital T h i n k i n g ) .
W e b e r tarihsel materyalizmin temel varsayımı­
na k a t ı l m a k s ı z m - e k o n o m i ile cemaat arasındaki
ilişkiye işaret ederek, e k o n o m i k olarak belirlen­
meyen cemaatlerin çok nadir olduğunu belirtir. Bu
durum kısmen sanal cemaatler için de söz konu­
sudur. Sanal cemaatlerin üyeleri sembolik unsurlar
yaranda, e k o n o m i k ilişkilerle de birbirine bağla­
nırlar. Nitekim bazı sanal cemaatlere üyelik belli
bir e k o n o m i k bedel karşılığı sağlanmaktadır: Aynı
şekilde c e m a a t içinde belli ekonomik eylemler de
g e r ç e k l e ş t i r i l m e k t e d i r . Yani i n s a n l a r e k o n o m i k
içeriği olan sanal cemaatlerde, ödedikleri üyelik
aidatının karşılığını bir hizmet ile almaktadırlar.
Yaşlılar, özürlüler, marjinaller ve tabii anti-sosyal kişilikler gibi handikaplı olanlara ve sağlık­
lı/doyurucu ilişkiler kuramayanlara siberuzay uy­
gun bir ortam sunar.
Ancak sanal cemaatlerin üyelerinin tümünü
aynı grup içerisinde değerlendirmek doğru değil­
lnternet'te kullanılan kısaltmalardan bazı örnekler:
3
Başka bir olay
B u arada
Sizin bilginiz için
Sıkça kullanılan kısaltmalar
Benim fikrime göre
Benim aciz fikrime göre
Bir diğer ifadeyle
' Cevap gereksiz
Diğer yandan
Gülmekten yerlere yatmak
Chat room'larda kullanılan dile ilişkin bir örnek:
(Parentez içindekiler, konuşmaların anlamlarıdır).
[ 2 3 : 0 0 ] <York> sim millet ( Selam millet)
[ 2 3 : 0 0 ] <Kathyusha> yok be o İm bizim daha yeni açıklanıyo biz eylülde girdik butlere (Yok be oğlum, daha yeni
açıklanıyor... Biz eylülde girdik bütünlemelere...)
[ 2 3 : 0 0 ] <Kathyusha> york ???? (YOrk sen m i s i n ? )
[ 2 3 : 0 0 ] <YOrk>inanamamü!
[ 2 3 : 0 0 ] <YOrk>kattttttttt ( K a t h y u s h a ü ! )
[ 2 3 : 0 0 ] <YOrk>kız hayırsızzzzzzzzz
[ 2 3 : 0 0 ] <Kathyusha>canım naberrrr
[ 2 3 : 0 0 ] <Kathyusha>:))) (Gülümsedi) .
[ 2 3 : 0 0 ] <YOrk> nerdesin?
[23:00[ <kacik>selam
[ 2 3 : 0 0 ] <Kathyusha>nerdesin sen
[ 2 3 : 0 0 ] <YOrk> buralardayım yaw... ( Buralardayım yahu)
[ 2 3 : 0 0 ] <YOrk> eheiheee... (Kahkaha attı)
Kay. T O r k u n Yağcı, Olay/Pazar, 1 1 . Ekim. 1 9 9 8 .
Sanal iletişimde kullanılan özel dilin başka bir
lar bir n i c k n a m e (takma ad) arkasına saklanabi­
boyutu da m u h t e l i f sembollerle duyguların ifade­
lirler. S o s y a l k o n t r o l ü n o l m a d ı ğ ı b i r Ortamda,
sidir.
" ü s t b e n " d e n gelen t o p l u m s a l b a s k ı l a r ı atarak,
•- •
olabildiğince "ben"lerini özgür b ı r a k m a n ı n keyfi­
W e b ' d e tipik gülümseme/duyguları ifade
şekilleri ( A B D -Avrupa):
ni çıkartabilirler
Nitekim fiziki dünyada çekingen olanların, sanal
cemaatler içinde son derece atak hale geldikleri
:- ) veya : )
normal gülümseme
sıkça dile getirilmektedir. Yine sanal ortamda yara­
:- ( veya : (
üzgün '
tılan kişilik etrafında, insanlar birer fantezi olarak
;-)•
göz kırpmak
içlerinde yaşattıkları birçok özlemi ifade edebildik­
:- ) )
çok mutlu
leri için de bir tür rahatlamayı yaşamaktadır.
:- o
hayret
:- ı
korkunç
normlar henüz doğmamıştır. M e v c u t haliyle Web
:- n
öfkeli
tam bir özgürlükler ortamıdır. Dolayısıyla bugün
8-)
gözlüklerle gülümsemek
Web'de her tür sanal c e m a a t i n oluşturulması
Sanal dünyada paylaşılan z i h n i m o d e l l e r ve
: )
mutlu bir yüz
mümkündür. Bunlardan bazıları din temelli, ba­
•M
mutsuz
zıları da " h u c k e r " l a r örneğinde olduğu gibi ille­
:'-(
ağlıyor
:->
aşağılamak
A
'
'
• Yahudi
(:-)
gal nitelikli olabilirler.
H a l e n W e b ü z e r i n d e m e r k e z i bir o t o r i t e d e n
b a h s e t m e k m ü m k ü n değil. Yasal/yasal olmayan
türban giyiyor
her türlü u n s u r u sanal o r t a m d a b u l m a k m ü m ­
bıyıklı
kün. Şu ana kadar ç o c u k p o r n o g r a f i s i dışında
:'-)
mutluluktan ağlıyor
herhangi bir d ü z e n l e m e yapılmamıştır. M e v c u t
:-@
çığlık atıyor
haliyle siberuzay tam bir özgürlükler ortamıdır.
-I
uykulu
-O
esniyor ya da horluyor
maatlerin kısmi bir iç k o n t r o l ü n d e n bahsedilebi­
:-Q
sigara içiyor
lir; ancak bu da ç o k güvenilir değildir. Ç ü n k ü bir
pipo içiyor
sanal cemaatin kurallarına uygun davranmayan
sarhoş .
ve bu gerekçe ile üyeliği iptal edilen kişi, başka
@:-)
:-{)
*)'
'
•
Buna karşılık belli bir şifre ile girilen sanal ce­
bir kimlikle, yeniden o c e m a a t e üye olabilir. Bu­
Sanal cemaatlerin dilinin en önemli özellikle­
rinden birisi de, yoğun metafor kullanımıdır. Ba­
zı araştırmacılar, İRC'deki (Internet Relay
Chat/Internet'te Karşılıklı Sohbet) sosyal bağların
y a p ı s ö k ü m ü n ü n ( d e c o n s t r u c t i o n ) , temelde post-
nun denetlenmesi de en azından b u g ü n k ü koşul­
larda m ü m k ü n görünmemektedir.
P O S T M O D E R N G Ö R Ü N T Ü MÜ?
Aslında siberuzayda halen oluşum sürecinde bulu­
m o d e r n o l d u ğ u n u iddia e t m e k t e d i r l e r . I n t e r -
nan sanal cemaatler ile, postmoderniznı arasında
net'teki sanal cemaatlerde, geleneksel iletişim şe­
bir uyumdan b a h s e t m e k m ü m k ü n ( F u r n h a m , s
killenirdeki göz kontağı, mesafe, sesin tonu, gü­
2 9 8 ) . Sennet'in (s. 3 0 0 ) bahsettiği "yıkıcı gemeins-
l ü m s e m e , diğer yazılı olmayan kurallar ve sosyal
haft"ın gerilemesine, buna karşılık "ötekisiz" ce­
müeyyideler söz konusu değildir ( R e i d ) .
ANONİMLÎK VE BAĞLARINDAN KOPMA
maatleşmelerin yükselişine tanık olmaktayız. Bu
Baudrillard'ın ( 1 9 9 8 ; s. 1 2 8 ) "Ötekinin yok edildiği
çağ" tezi ile de büyük ölçüde örtüşmektedir.
Sanal toplulukları en çekici kılan unsurlardan bi­
Kuralsızlığın ve hiper-bireyselleşmenin doruk
risi, uygarlıkla beraber gelen tüm maskeleri, bir
noktasına ulaştığı bu çağda, sanal cemaatler in­
tarafa bırakmayı kolaylaştırmaşıdır. Sanal c e m a ­
sanlara (şimdilik zayıf da olsa) yeni aidiyet alan­
atler anonim bir karaktere sahiptir. Orada insan­
ları yaratmaktadır. Geleneksel cemaatlerden bü-
yük ölçüde farklı olan sanal cemaatler içinde in­
edilen öteki ile birlikte, artık ayrımcılığın orta­
sanlar, yalnızlıklarını paylaşacakları, içlerini dö­
dan k a l k a c a ğ ı , k ü l t ü r e l farklılıklara t o l e r a n s ı n
kebilecekleri, ya da işleri ile ilgili bir sorunun çö­
daha ç o k artacağı, ulus-devletlerin yerini ulusla-
z ü l m e s i k o n u s u n d a yardım a l a b i l e c e k l e r i yeni
rüstü yapılara b ı r a k a c a ğ ı ve dolayısıyla global
çatışmaların hafifleyeceği şeklindeki örtülü veya
dostlar bulmaktadırlar.
Baudrillard ( 1 9 9 6 , s. 2 5 ) post-endüstriyel çağın
a ç ı k iddialarda b u l u n m a k i ç i n h e n ü z v a k i t er­
öncüsü "Amerika"yı anlatırken, insanlar arasında
k e n d i r . B u y ö n d e t r e n d o l m a k l a b i r l i k t e , hâlâ
hiçbir bağın kalmadığına dikkat çekerek, "burada
dünyada h â k i m olan yapılar m o d e r n i t é ile gelen
sokaklarda tek başına şarkı söyleyen, tek başına
kurumlardır.
yiyip kendi başına konuşan insanların sayısı ür­
Ayrıca sanal dünya yepyeni ilişki b i ç i m l e r i n i
k ü t ü c ü " demektedir. Sanal cemaatlerin belki de
beraberinde getirmiş olsa bile, sanal c e m a a t l e r
en ö n e m l i işlevi, insana verilebilecek en büyük
i ç i n d e i n s a n l a r h a l â e s k i a l ı ş k a n l ı k l a r ı n a göre
4
ecza olan yalnızlık duygusunu hafifletebilmesidir.
davranıyorlar. Örneğin fiziki dünyada yaşadığı­
Ö t e y a n d a n g ü n ü m ü z d e k ü l t ü r e l v e siyasal
mız b i r ç o k etnik düşmanlığın g ü n ü m ü z d e , sibe-
alanların içiçe geçmesi, "yıkıcı gemeinshaft"ın
ruzaya da taşındığına tanık olmaktayız.
ki-.ynağı olan "biz ve onlar" ayrımının güdülediği
Sanal cemaatler, b i r b a ş k a açıdan, z a m a n d a n
sosyal bağın silikleşmesine yolaçmıştır. P o s t m o ­
ve mekândan bağımsız farklı insanları yakınlaş­
dern toplumda bir taraftan kültürel kodlar ve il­
tırdığı, daha katılımcı d e m o k r a t i k bir dünyanın
keler parçalanmış,
b i ç i m l e n m e s i n e katkıda b u l u n d u ğ u kadar, yeni
insanlar giderek
toplumsal ya­
ratık olmaktan uzaklaşırlarken, diğer taraftan da
özne merkezi ö n e m i n i yitirmiş, aniık duyguların
yönlendirdiği yaşantılar ön plana geçmiştir. Öz­
nenin
merkezi
hayali
cemaatlere
önemini
yitirmesinin
bağlılık
duygusu
sonucu
artmıştır.
"dijital tiranlar" ın doğuşuna da yolaçabilir.
SONUÇ
olarak,
Sanal cemaatler, post-endüstriyel çağın "ötekisiz"
Bu
yeni kabileleri olarak karşımıza çıkıyor. A n c a k
cemaatlerde coşku, empati ve duygusal yakınlık
onları "yurtsuzluk acısı" ç e k e n postmodern insa­
y o ğ u n şekilde yaşanmakla birlikte varoluşları sa­
nın "eve dönüşü" olarak değerlendirmek aceleci­
dece gösteriler, yürüyüşler ve başkaldırılar aracı­
lik olacaktır. Bu yolda işaretler vardır. Özellikle
lığı ile anlık görünümlerle anlam kazanmaktadır
istediği halde, fiziki engeller dolayısıyla, cemaat
(Sarıbay, Öğün, s. 5 3 ) .
G ü n ü m ü z d e Aydmlanmacı geleneğin "ilerle­
aidiyetinin dışında k a l m ı ş yalnız i n s a n l a r için,
yeni bir imkân sunmaktadır.
m e " anlayışına dayanan birçok yazar, İnternet gi­
Sanal c e m a a t l e r k ı s m e n insanları g ü n l ü k ya­
bi enformasyon ve iletişim teknolojilerinin,' daha
ş a m d a k i e t k i n l i k l e r i n d e n u z a k l a ş t ı r s a b i l e , tü­
katılımcı demokratik bir toplum yaratacağını id­
dia etmektedirler. Bunlara göre yeni teknolojiler,
yönetilenlere, yöneticileri daha kolay izleme im­
kânı vermektedir; bu sayede kararlara katılım da­
ha da kolaylaşmaktadır.
Yine aynı y a k l a ş ı m ı n bir s o n u c u olarak, yok
4
l'ost-endüstriyel çağın "Aınerika"sını a n l a m i . n B a n d ı illard
( 1 9 9 6 ; s . 2 5 ) şunları söylüyor: "Burada... belli bu yalındık var
ki, başka hiçbir yalnızlığa benzemiyor, lL-rke.sin önünde, bir
duvarın, bir arabanın motor kapağı üstünde, bir parmaklık
müyle fiziki yaşamdaki ilişkilerine bir alternatif
oluşturmamaktadır. Hatta b i r ç o k kişi i ç i n sanal
ortam, fiziki dünyada biraraya gelmek istedikleri
insanlarla tanışma mekânıdır.
Ö t e yandan sanal cemaatler, alaca k a r a n l ı k t a
sürdürülen ilişkiler sayesinde, insanlara, uygarlı­
ğın getirdiği t o p l u m s a l baskılardan u z a k l a ş m a
imkanı vermekte ve onları rahatlatmaktadır.
Sanal c e m a a t l e r e g i r m e k kadar, a y r ı l m a k da
kolaydır. Yüz yüze etkileşimin getirdiği duygular
boyunca yemeğini tek başına hazırlayan adamın yalnızlığı.
bu cemaatler için bir eksikliktir. Samimiyet (inti­
Burada her yerde görülüyor bu; dünyada görülen en üzücü
m a c y ) konusunda ciddi kuşkular vardır. Toplum­
sahne; yoksulluktan daha üzücü; herkesin içinde yalnız başı­
na yemek yiyen bir kişi, dilenen bir kişiden daha üzücü... Tek
başına y e m e k yiyen insan ölmüştür...).
sal k o n t r o l ve s o r u m l u l u k duygusu s o n derece
zayıftır.
Ayrıca geleneksel cemaatlerdeki hiyerarşi, bü­
gibi ıııonolitik kültürel yapıdan b a h s e t m e k
y ü k ö l ç ü d e sanal c e m a a t l e r d e d ü z l e ş m e k t e d i r .
m ü m k ü n değildir.
Ç o k farklı gelir ya da eğitim düzeyine sahip kişi­
Post-endüstriyel
çağın
yeni k a b i l e l e r i
olarak
leri sanal ortamda birarada görmek mümkündür.
adlandırılan sanal cemaatler, global gerilimlerin
Bu cemaatler, S e n n e t ' i n "yıkıcı gemeinshaft"
yumuşatılmasına yardımcı olabilecekleri gibi, sa­
dediği, geleneksel cemaatlerden farklılaşmakta­
nal diktatörlerin yaratılması için de zemin hazır­
dır. Sanal cemaatlerde, geleneksel cemaatlerdeki
layabilirler.
KAYNAKÇA
Anderson, Benedict; ( 1 9 9 5 ) , Hayali Cemaatler, Çev. t. Savaşır,
Metis yay. Ìstanbul.
pective Quarterly, Spring 1 9 9 5 , Vol.1, Issue.2.
Benosit, Alain; S u n i c , Tomislaw; Gemeinschaft and Gesselsclıaft:A Sociological View of Decay of Modern Society Mankind
Quarterly, Spring 1 9 9 4 , Vol:34, Issue.3.
Bauclrillard, Jcan; ( 1 9 9 6 ) , Amerika, Çcv. Y. Avunç, Ayrıntı Yay. İs­
m u n i t y on the I n t e r n e t Relay C h a t İ n t e r n e t : http://peop-
Rheingold,
Howard,
Virtual
Communities
http://www.well.com/user/lilr/vcbooli/index.
tanbul.
Baudrillard, J c a n ; (.1998), Kusunuz Cinayet, Ayrıntı Yayınlan, ts-
Berger, P.L.; v.d. ( 1 9 8 5 ) ; Modernleşme ve Bilinç, çev. C. Cerit, Pı­
nar yayınları, İstanbul.
•
v
T h i n k i n g P u b l i c Life i n E l o c t r o p o l i s İ n t e r n e t :
!
http://www.fccdmag.com/95.08dialog/95.08dialogl.html
gopher://gopher.well.sf.ca.us/00/Community/virtual_com-
munities92?pid=2825&cob-home
Rose, Julie, K.; ( 1 9 9 5 ) Moving To A New Neighborhood: Ameri­
ca
Online
and
Community
in
the
Age
Research, Fall 77, Vol.64, Issue.3
Retry,. F a i l u r e ?
Internet:
http://www.wcll.com/user/lih/texts/VCcivil.html
F u r n h a m , G a i l , C.; P o s t m o d e r n i s m and C o m m u n i t y in the
Schools: Unraveling the Paradex Educational Administration
Quarterly, August 1 9 9 8 , Vol. 3 4 , Issue
Gibson, W; ( 1 9 9 8 ) , Ncuromancer, Çcv. M. Altınbaş, Sarmal yay.
İstanbul.
Hamelink, C.J.; ( 1 9 9 8 ) T h e Digital Advance, UN Chroicle, vol.
3 5 , s. 3.
J o h n s t o n , Elizabet T h e C o m m u n i t y i n Cyberspace tnternet:
http://www.acs.ucalgary.ca/~dabreni/380/webproj/eommun.html
Jung, C. G., ( 1 9 9 6 ) Modern insanın Tinsel Sofunu, Araf sayı: 9 ;
Aralık 1 9 9 6 , Çev. A. Oyal, İnternet: http://arof.net/dergi/sayi09/html/c)ung964.shtml
Sanbay, A.Y.; Öğün, S.S.; ( 1 9 9 8 ) Bir Politikbilim Perspektifi, Asa
yay. Bursa.
Sennet, R.; ( 1 9 9 6 ) Kamusal insanın Çöküşü, Ayrıntı Yay.
Scime, Roger, "Cyberville" and the Spirit of C o m m u n i t y : Ho­
ward
Rheingold-meet
Amitai
Etzioni
Skidmore, William,
(1979)
Theoretical
Thinking
in
Sociology,
Chambridge University Press. London.
Smith, March A.; Voices from the W E L L : The Logic of the Virtu­
al
Commons:
http://netsan.sscnet.ucla.edu.tr/scoc/papers/voices
Tocqueville, A., ( 1 9 9 4 ) Amerika'da Demokrasi,
Çev.
1.Sezai vd.
Yetkin Yay. Ankara.
Tönnies, Ferdinand; ( 1 9 5 7 ) ; On Gemeinshaft and Gesselshaft
( C o m m u n i t y and Society), Translated by C P . Loomis, T h e
Michigan
Metcalfe, Bob; ( 1 9 9 7 ) Rethinking Big Cities in an Age of Small
na.msus.edu/ghistory/Dcfinations/MTRWZZI.HTM
Towns on Virtual Communities InjoWorld , 08/18/1997, Vol.
Internet:
http://www.imagination.org/cyberville/cybervillc.hlml
Maclver R.M.; Page, C.H.; ( 1 9 6 9 ) , Cemiyet, MEB yay. İstanbul.
19, Issue .33.
Modern
http://www.wco.com/~jhrose/sociology/sociology.html
Ryan, Alan, ( 1 9 9 7 ) ; Exaggerated hopes and baseless fears, Social
Fernback, J . ; Thampson, B.;
Abort,
İnternet:
html
Rheingold, Howard, A Silience of My Virtual Community, Inter­
net:
tanbul.
Communities:
lu, Ayrıntı yay. İstanbul.
le.we.mediaone.net/elizrs/clcctropolis.htinl
Ayrıntı yay. İstanbul.
Virtual
Morley, D.; Robins, K.; 1 9 9 7 ) Kimlik Mekanları, çev. E. Zebekoğ-
Reid, Elizabeth; ( 1 9 9 1 ) Electropolis: Communication and Com­
Blanchot, M.; ( 1 9 9 7 ) ttiraj Edilemeyen Cemaat, Gev. 1. Ergüden,
Digital
Michalşki, Jerry; ( 1 9 9 5 ) What is Virtual Community? New Pers­
State
University
Press:
httu.7/plii!owino-
Weber, M a x , T h e Sociology of Community, hltp-JIwww.asahinet.or.jp/~hw8m-mrkrn/weber/society/soci_comm/index.html
Download

Sanal Cemaatler, Birikim Dergisi, Kasim, 1999.