GAYB ÂLEMLERİ
Genel olarak, Evren dediğimiz görülen âlem,
âklî ilimlerle ve gayb âlemi ise, vahyî ilimlerle idrak edilip
algılanabilmektedir. Görülmektedir ki, bu iki ilmin çakıştığının algılandığı bâzı
alanlarda vardıkları sonuçlar, birbirleri ile çelişmemekte, örtüşmektedirler ki bu, M. Albertus’un:
“Biri akla (bilime), diğeri vahye (nakle-dine) dayanan ve
birbirleriyle çelişen iki çelişik doğru yoktur. Doğrular çelişmezler, birbirlerini teyit
ederler ve uyum içindedirler.” şeklindeki görüşleri ile uyuşmaktadır.
Buradan hareketle hemen diyebiliriz ki, farklı görülen iki ilmî
sahâya âit böyle tezâhürlerin birleşerek tekleşmsi, Allâhü Teâlâ’nın İlim sıfatının tezâhürünün bir sonucudur.
Prof. Dr. Mustafa TEMİZ
13.02.2014
Giriş
Gayb (âlemi) 1 , görülenin zıttıdır ve görülenden üstündür, akıl ve beş duyu ile
algılanamaz. İslâm’a göre Gayb’a inanmayan Allah'a (CC), meleklere ve cinlerin var
olduğuna inanmamış sayılır.
İnsanın en önemli özelliklerinden biri de Gayba îman etmektir. Bu özellik, başka hiç
bir canlıda yoktur; insana en üstün fazîletlerden bir tânesini kazandırmaktadır.
İslâm’ın temel esaslarından biri olan Gayba îman hakkında İbni Mes’ud (RA)
Hazretleri:
“O kimseler ki, onlar gayba inanırlar ve beş vakit namazı gereği üzere kılarlar2.”
anlamındaki Bakara Sûresi’nin 3. âyetini zikrederek:

NOT: Bâzı makâleler, verilen İnternet Elektronik Adresi’nde zamanla meydana gelebilecek
değişikliler nedeniyle, görüntülenmeyebilirler. İstenilen makâlenin adı, eksiksiz olarak Google’a ya da arama
motoruna yazılırsa (kopyalanırsa), istenen makâleye kolayca ulaşılabilir. Hattâ, makâlelerimde varsa, bir
KONU’yu merak edenler için, Google’a ya da arama motoruna tırnak içinde, örneğin, “prof. dr. mustafa
temiz”+KONU [eski makâleler için “doç. dr. mustafa temiz”+KONU ya da “yrd. doç. dr. mustafa
temiz”+KONU] yazarak istenilen KONU hakkında kolayca bilgiye ulaşmak mümkündür.
1
Temiz, M., Madde ve Gayb Âlemlerine âit Haberlerdeki Söz, Yazı ve Mânanın İlimdeki Yeri,
İnancın (Îman’ın) Nesnel ve Öznel Yapısı, Alındığı İnternet Elektronik Adresi,
http://mtemiz.com/bilim/MADDEMÂNA%20İLİŞKİLERİNDE%20CEREYAN%20EDEN%20BÂZI%20OLAYLARDAKİ%20İLMÎ%20YORUML
ARA%20GİRİŞ%20Madde%20ve%20Gayb%20Âlemlerine%20âit%20Haberlerdeki%20Söz,%20Yazı%20ve%
20Mânanın%20İlimdeki%20Yeri.htm, En Son Erişim Târihi, 13.02.2014.

CC kısaltması, “Celle Celâlühû - O’nun şânı çok yücedir.” demektir.

RA kısaltması “Radiyallâhü Anh - Allah ondan râzı olsun.” demektir.
2
Bakara Sûresi, âyet 3.
2
GAYB ÂLEMLERİ
Prof. Dr. Mustafa TEMİZ
“Kendisinden başka ilâh olmayan Allah’a (CC) yemin ederim ki, hiçbir kimse,
‘gayba îmandan’ daha fazîletli bir şeye inanmamıştır.” demektedir.
Gayb Ve Çeşitleri
Allah, melek, Cennet, Cehennem, cin, şeytan, Kıyâmet, kabir hayâtı, Âhiret, bir
kimsenin kalbinde olan şey, Sırat Köprüsü ya da benzerleri gibi insana görünmeyen gayba,
Nisbî Gayb ya da Îzafî Gayb denir.
Bir de, insanların, cinlerin, hayvanların ölüm târihleri ve saatleri (ecel), Kıyâmet'in
kopacağı saat, çocuğun büyüyünce geçireceği hayat gibi, bilinemeyen Mutlak Gayb vardır€.
Çeşitleri fazla olan Gayb, esas olarak ikiye ayrılır:
Birincisi, hakkında hiçbir şey bilemediğimiz, yalnız Allah’ın (CC) malûmu olan
hâller, hâdiseler, âlemlerdir ki, bunlar îmana konu değildirler. Îmana konu olan gayb,
Kur’an'ın haber verdiği ve Peygamber Efendimiz (SAV)’in hakkında açıklamalarda
bulunduğu gayb âlemidir. Biz Kur’an'da delîli olan gayba îman ediyoruz.
Hayvanlar, Gayb’ı idrak edemezler.
Herhangi bir hayvan, meselâ, bir köpek, ancak önünde gördüğü şeyleri idrak
edebilir; görünmeyen ortamlarda bir takım şeylerin olduğunu insan gibi düşünemez, perde
arkasındakileri araştırma ve bilme imkânına sâhip değildir. Yâni hayvanların, meselâ
köpeklerin sâdece önlerinde bulunan bir duvarın görünen tarafındaki varlıkları, koklayıp
temas edebildikleri konusunda, fikirleri (idrâkleri) vardır.
Ama insan bundan çok başkadır; duvarın görünmeyen arka tarafı için de bilgi üretip
bir fikir (idrak) sâhibi olabilir.
Gayb konusu, yalnızca insana göre değil, tüm varlık türlerine göre değişik değişiktir.
Örneğin, bir köpeğin yanından bir cin geçse köpek cini, cin de köpeği görmez. Gaybı bilen
yalnız Allah'tır (CC). Ama Allah (CC) isterse, sâlihlere ve dilediği peygamberlere gaybdan
bilgi verebilir.
Kıyâmet’ten sonra bütün gayblar görülecektir€.
Görülen ve Görülmeyen Âlemler
İşlerin ve olayların esasları, görülen âlemden ziyâde görülmeyen âlemde
bulunmaktadır. Ruh da görünmeyen âleme âittir. Ancak, rûhun görünen âlemdeki
€
Vikipedi, Gayb, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://tr.wikipedia.org/wiki/Gayb, En Son
Erişim Târihi, 11.02.2014.

Anonim, Kavramlarla Kurân-ı Kerim'e Bakış, Alındığı İnternet Elektronik Adresi,
http://www.allahvesistemi.org/ahmedhulusidekavramlar/kavramlar/gayb/, En Son Erişim Târihi: 11.02.2014.
€
Vikipedi, Gayb, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://tr.wikipedia.org/wiki/Gayb, En Son
Erişim Târihi, 11.02.2014.
3
GAYB ÂLEMLERİ
Prof. Dr. Mustafa TEMİZ
cesedinden başka bir de görünmeyen âleme âit cesedi vardır. Ruh, yer ve zamânına göre, bu
iki ceset arasında gider gelir3.
Maddî âlemi bilimle görerek aklımızı rahatlatabiliyoruz. Ya göremediğimiz mâna
âlemi için rahatlamamız nasıl olacak?
İşte bu görünmeyen âleme ilişkin rahatlamanın yolu kalbin inanmasıdır. Buna din ve
ilâhiyat alanında “îman” deniyor. Kalbin görmeden inanması, insanı şüphelerden kurtarır.
Bu kurtuluş, insanı iki cihanda mutlu eder.
Böylece, maddî âlemi gözle ya da aklî ilimlerle (bilimle) görerek aklımız; mâna
âlemi, akıl âlemi ya da gayb âlemi denilen görünmeyen âlemi, vahyî ilimlerle, hattâ bilimle
dahî, görerek gönlümüz rahat eder.
Dolayısıyla, gözle görülmeyen âlemi ruh, akıl ya da kalp görür. Bu mânevî hassalar,
tutulmayanı tutar. Bu özellikleri taşıyan insanlar, görülen ve hissedilen şeyleri incelerler,
özlerine nüfuz ederler. Gözle ya da gönül ile görülenleri ayırt ederler; böylece hissedilenden
düşünülene, gayb âleminden görünürlüğe, görünürlükten gabya geçerek gizli sırları
aralamanın zevkine ererler4.
Görülen nesneler ya da dışımızda bulunan maddeler, beş duyu organlarımızla
hissedilirler. Bu beş hissin her birinin birer sebebi bulunur. Başka bir ifâdeyle, aslında, biz
doğrudan doğruya bu sebepleri algılarız.
Görülemeyen Gayb
Gayb, görülemeyen değil, görülmeyendir. Meselâ, Âhiret ve melekler görünmezler
fakat görülmeleri mümkündür. Bedir Savaşı’nda da meleklerin saf saf görüldüğü
bilinmektedir. Onun için bunlar görülemeyen değil, görülmeyenlerdir. Şimdiye göre,
geleceğin görülmesinin zamanı yarındır5.
Yârın olduğu zaman, kim bilir daha neler göreceğiz?
Sözün burasında Nef’i’nin mısrâsını atlamak mümkün mü?
Sanma ki devr-i felek ile sâm u seher eyler,
Her vâkıânın âkıbetinden haber eyler.
Nef’i, en anlaşılır şekilde diyor ki:
“Sen feleğin (meselâ dünyânın) dönmesiyle sâdece gece ve gündüzün meydana
geldiğini zannetme! Bu dönüş, (o gün için olacak olan) asıl olayların âkıbetlerinin
haberlerini getiriyor.”
Hamdi Yazır, E. M., Hak Dini Kur’an Dili, Zaman, Cilit 5, Sayfa 252, Azim
Boyacıkapısı Sok., Akçay Palas Ap. No.23/2, Fatih-İstanbul.
4
Hamdi Yazır, E. M. Aynı eser, Sayfa 164.
5
Hamdi Yazır, E. M. Aynı eser, Sayfa 166.
3
Dağıtım,
4
GAYB ÂLEMLERİ
Prof. Dr. Mustafa TEMİZ
Kim bilir, yârın daha ne gibi haberlerle karşılaşacağız? Hangi sürprizler bizi
bekliyor?
Âkıbetimiz hayrola!
Gayb Ve Gâib
İlim açısından, görülmeyen gayb söz konusudur. Allah’tan (CC) korkanların
inandıkları gayb, Allah’ın (CC) “Onlar gayba inanırlar.6” âyetinde bildirdiği, delîli bulunan
ve hak (gerçek) olan gaybdır. Gaybın anahtarları Allah’ın (CC) katındadır, onları O’ndan
başkası bilemez7.”
Günümüzün akla uygun olanı geleceğin hissedileni olabileceği için, delilsiz olan
gayba değil, delilli olan gayba îman edilir.
Delil, delâlet ettiği olayın ya da şeyin bir yanını içerdiği için delildir. Akıl, nefis, kalp
(gönül), kâinat ve Kur’an delillerine dayanarak elde edilen îmanın esasları, başlangıca
îman, sona (Âhiret’e) îman, bu ikisi arasında gizli olan vâsıtalara îman ve görülen âleme
îman olarak belirtilmiştir8.
Gâib, ‘gayb’dan farklıdır. Gâib, görülmesi mümkün olanla olmayanların tümüne
verilen bir isimdir.
Başka bir ifâdeyle açıklamak gerekirse gâib, henüz görülmesi mümkün olmayan
fakat bir müddet sonra, belki de, görülebilecek olan anlamını taşır. Gâibler içinde hiçbir
zaman görülmeyecek olanlar da olabilir.
Kapı vurulduğunda, kapı arkasında bize göre gâib olan ve ne bizim onu ve ne de
onun bizi gördüğü bir hal vardır. Fakat kapıyı vuran içeri girdiğinde, gâib olmaktan çıkar
görünür hâle gelir; biz onu, o da bizi görmeye başlar.
Kapıyı çalmayan, seslerini duymadığımız daha birçok gâibler vardır ki, ne biz onları
ne de onlar bizi görürler. Bu gâiblerin bir kısmı, belki hiç yoktur ya da olmayacaklardır.
Gayb ise vardır, görülmez fakat görür. İşte biz Müslümanlar bu gabya inanırız9.
Bu noktadan sonra Elmalılı Hamdi Yazır’ı dinleyelim:
“Gayb’ın hakîkatine îman ederken, görünenin gerçeğini inkâr etmeyiz. Kalpleri
olanlar görürler ki, tabiat denilen hissedilen olaylar, kısa bir bakış hâlinin zâhirî
görünümüdürler. Bunun arkasında karanlıklara karışmış bir geçmiş zaman silsilesi, önünde
de henüz doğmamış bir gelecek silsilesi ve hepsinin ötesinde bir kalp ve hepsinin üstünde
bir “tek hâkim” vardır. Ve de “dünyâ” adını alan şimdiki durum, görünenden gabya
(görünmeyene) intikal etmiş bulunan o geçmiş ile gaybdan görünürlüğe doğacak olan o
gelecek zincirleri arasında yegâne göze batan bir zâhirî halka…”
Bakara Sûresi, âyet 3.
Enam Sûresi, âyet 59.
8
Hamdi Yazır, E. M. Aynı eser, Sayfa 167.
9
Hamdi Yazır, E. M. Aynı eser, Sayfa 167.
6
7
5
GAYB ÂLEMLERİ
Prof. Dr. Mustafa TEMİZ
“Beşerin varlığı sanki sonsuz iki deniz arasında ince bir berzah (ince uzun kara
parçası), beşerin kalbi de onun ağırlık merkezine tutunmuş bir gözetici… Bir ucu bir denize,
bir ucu da diğer denize atılmış olan tabiat zinciri devamlı bir hareketle o kara parçası
üzerinden geçip akarak, bir denizden çıkıyor, diğerine giriyor (batıyor).”
Bütün ağırlığı kara parçasının karanlığına basarken, o gözetleyici her anında geçen
bir olaylar halkası görüyor. Yalnız ve yalnız onu müşâhede ediyor. Görme duygusu ne
denizlere erişiyor ve ne de diplerindeki zincirlere… O, ancak kara parçasından geçen
halkaya bakıyor ve ancak onu görüyor; görürken zincirin bütün ağırlığını çeken kara
parçasının gıcırtısını da içinden-devamlı olarak-dinliyor ve inliyor. O hareketten ve bu
gıcırtıdan artık o kadar kuvvetle ve yakından biliyor ki, şimdiki halde görünen ve hissedilen
birer gayb âlemi vardır.”
“Dünyâ âlemi (hissedilen tabiat) imkân delîliyle varsa, gayb âlemi (hissedilmeyen
tabiat) öncelikle ve zorunlu olarak vardır. Ayrıca, o görünüp hissedilenin iki yönünden
başka, o gözeticinin tutunduğu ve iliştiği bir fizik ötesi ya da tabiatüstü de vardır.”
“İş o zincirde değil, onu salıp hareket ettirenle o kara parçasını Kur’an, o gözeticiyi
tutan, o denizleri birbirine karıştırmayan, gözetici ile gözetileni birleştirerek bilgiyi
meydana getiren, gayb ve görülen âlemlerin hepsini ihâta eden, mutlak kefîli olan yüksek
kudrettedir.”
Biz O’na Allah (CC) diyoruz 10 . Her şey O’nun eseridir. Her şeyde O’nu, Şeyh
Galip’in diliyle:
“Ben bilmez idim gizli ayân hep sen imişsin,
Tenlerde vû canlarda nihân hep sen imişsin,
Senden bu cihân içre nişân ister idim ben,
Âhir şunu bildim ki, cihân hep sen imişsin.”
diyerek hissetmeye çalışırız.
Genel olarak, Evren dediğimiz görülen âlem, âklî ilimlerle ve gayb âlemi ise, vahyî
ilimlerle idrak edilip algılanabilmektedir. Görülmektedir ki, bu iki ilmin çakıştığının
algılandığı bâzı alanlarda vardıkları sonuçlar, birbirleri ile çelişmemekte, örtüşmektedirler
ki, bu M. Albertus’un:
“Biri akla (bilime), diğeri vahye (nakle-dine) dayanan ve birbirleriyle çelişen iki
çelişik doğru yoktur. Doğrular çelişmezler, birbirlerini teyit ederler ve uyum içindedirler.”
şeklindeki görüşleri ile uyuşmaktadır.
Buradan hareketle hemen diyebiliriz ki, farklı görülen iki ilmî sahâya âit böyle
tezâhürlerin birleşerek tekleşmsi, Allâhü Teâlâ’nın İlim sıfatının tezâhürünün bir sonucudur.
10
Hamdi Yazır, E. M. Aynı eser, Sayfa 166.
Download

Gayb Âlemleri (pdf)