çocuklar duymasın..bölüm-75
1
Çocuklar Duymasın 2011...
Bölüm-75
1 . GÜN
1.
EV / DIŞ / GÜN
Evin dışarıdan görüntüsü…
2.
EV – SALON / İÇ / GÜN
Meltem oturmuş laptopunda bir şeylere
bakarken Haluk dışarıdan gelir.
HALUK – Ben geldiiim!..
MELTEM – Hoş geldin hayatım.
HALUK – Meltem kumanda nerde?
MELTEM- İnanmıyorum Haluk
HALUK- Ne oldu?
MELTEM – Yaa ben sana hoş geldin diyorum,
sen bana kumanda nerde diyorsun.***
HALUK- Ne var bunda?
MELTEM- Ne demek ne var bunda ya. Bu lafın
karşılığı bu mu?
HALUK – Allah Allah sen buradasın Meltem.
Kumanda yok ortada. Kumanda burada olsaydı,
sen ortalarda görünmeseydin,o zaman
kumandaya sorardım Meltem nerde diye?******
MELTEM – Çok kabasın biliyor musun?
HALUK – Ana!!! Kumandayı sana sormamın
nesi kabalık oluyor ki?
MELTEM – Hiç olmazsa önce bi yüzüme bak
Haluk. Nasılsın karıcım de, günün nasıl geçti de.
Haluk kumandayı aramaya devam
ederek,
1
çocuklar duymasın..bölüm-75
2
HALUK – Tamam tamam. Şu kumandayı bi
bulayım hepsini söylerim.***
MELTEM- Bu böyle gitmez.
HALUK- Ne böyle gitmez?
MELTEM- Bu konuşma ve bu davranma
biçiminle bu işi yürütemeyiz.
HALUK- Ya git Allah aşkına Meltem akşam
akşam
Meltem biraz düşünür. Haluk TV seyrediyor
Meltem kumandayı alır ve Tv kapatır
MELTEM – Haluk bundan sonra bana her gün
en az üç güzel cümle söyleyeceksin.
HALUK- Ana!!!
METEM- Ana değil . Başka şeyler******
Haluk şaşkın bir ifadeyle bakarak,
HALUK – Ne diyorsun sen Meltem ya. Neyden
bahsediyorsun?
MELTEM – Güzel şeylerden bahsediyorum .
HALUK – Hiçbir şey anlamadım.
MELTEM – Yaa bunda anlaşılmayacak bir şey
yok. Güzel şeyler söyleyeceksin diyorum. Herkes
karısına nasıl güzel şeyler söylüyorsa öyle.
HALUK – Canım cicim gibi mi?
MELTEM – Hayır öyle değil.
HALUK – Nasıl peki?
MELTEM – Mesela, bu gün ne kadar güzel
görünüyorsun gibi…
HALUK – Öyle olsun.***
MELTEM – Nasıl öyle olsun?
HALUK – Dediğin gibi olsun yani. Bu gün ne
kadar güzel görünüyormuşsun.******
2
çocuklar duymasın..bölüm-75
3
MELTEM – Benim söylediklerimi
onaylayacaksın demedim Haluk. Bu güzel
cümlelerden kendin üreteceksin.
HALUK – Niye?
MELTEM – Çünkü güzel şeyler duymak kendimi
daha iyi hissetmeme neden olacak.
HALUK – Meltem senin bi sorunun mu var?
MELTEM – Evet. Sensin benim sorunum.***
Haluk Meltem’e uzun süre sesizce bakar
HALUK- Meltem, Allah aşkına böyle abuk sabuk
icatlar çıkarma. Gelmişim işten, oturmuşum
televizyonun karşısına ...bırak bu işleri ya.
Meltem Haluk’un elini tutarak,
MELTEM – Sana yardım edeyim istersen
biraz… Mesela, elini tutunca hala
heyecanlanıyorum Meltem diyebilirsin.
HALUK – Heyecanlanmıyorum ki. 23 yıllık
evliyiz Meltem. Elini tutunca neden
heyecanlanayım? Ergen miyim ben?****
MELTEM – Başka bi şey söyle sen de o zaman.
HALUK – Bi düşüneyim.
Kısa bir sessizlik…
MELTEM- Evet
HALUK – Aklıma hiçbir şey gelmiyor
Meltem.******
3.
GÖNÜL EV/ İÇ / GÜN
Gönül, Tuna, Necla, Merve ve Orçun
oturuyorlar.
GÖNÜL – Anne neyi var bunun, suratından
düşen bin parça?
3
çocuklar duymasın..bölüm-75
4
NECLA – Valla bütün gün şişindi durdu. O kadar
yalvardım, ödevini de yapmadı.
MERVE – Ben yaptım bütün ödevlerimi. Beni
örnek alsa, iyi bi çocuk olacak ama almıyor işte,
neyse***
TUNA – Dur Merve üstüne gitme Orçunun.
Neyin var Orçuncum?
ORÇUN – Hiç bişeyim yok. Hatta bir telefonum
bile yok.***
NECLA – Hah sonunda anlaşıldı küçük beyin
derdi.
ORÇUN – Evet cep telefonu istiyorum ben.
GÖNÜL – Cep telefonu da nerden çıktı şimdi
Orçun?
NECLA- Yine icat çıkarıyor başımıza.
ORÇUN – Ben çıkarmıyorum anneanne, taaa
zamanında, Graham Bell amca icat etmiş
zaten.***
MERVE – Çocuklar oynasın diye icat etmemiş
heralde.***
4.
EV – SALON / İÇ / GÜN
MELTEM – Yaa sen beni hiç mi sevmiyorsun?
Söyleyecek bi tane güzel bi şey bulamıyor
musun?
HALUK – Ha deyince insanın aklına hemen
gelmiyor Meltem.
MELTEM – Hiçbir şey bulamıyorsan bile, seni
seviyorum, diyebilirsin Haluk. Tabi seviyosan.
HALUK – Heralde Meltem.
MELTEM – Ne heralde?
HALUK – Dediğinden işte.
4
çocuklar duymasın..bölüm-75
5
MELTEM – Beni seviyorsun yani.
HALUK – Hee.***
MELTEM – Söyle o zaman.
HALUK- Söyledim ya
MELTEM- Söylemedin sadece heeee dedin
HALUK – Söylesem ne olacak, söylemesem ne
olacak Meltem? Sen biliyorsun işte.
MELTEM – Biliyorum ama söylersen kendimi
daha iyi hissedicem. Bana kendimi iyi
hissettirdiğin için sen de kendini daha iyi
hissedeceksin.
HALUK – Ben zaten kendimi iyi hissediyorum
Meltem. Hele senin şu anlamsız icatların olmasa
daha da iyi hissedeceğim. Sorun sende demek
ki?***
5.
GÖNÜL EV/ İÇ / GÜN
TUNA – Napıcaksın sen cep telefonunu
Orçuncum?
ORÇUN – Siz napıyosanız ben de onu yapıcam.
Konuşucam.
MERVE – Off, offf bu çocuğun istekleri hiç
bitmiycek.***
TUNA – Merve lütfen, sen biraz sus şimdi.
GÖNÜL – Telefon için sen daha küçüksün
Orçun.
NECLA – Evet ya, biraz daha büyü, en iyisinden
ben alacağım sana.
ORÇUN – Süslünün telefonu var ama.
MERVE – Ben genç kız sayılırım. Sen
çocuksun.***
5
çocuklar duymasın..bölüm-75
6
TUNA – Merveee! Orçuncum, o Merve’nin
annesinin telefonu.
ORÇUN- Olsun, onda duruyor ama
TUNA- Şimdilik yanında duruyor. Annesiyle
konuşabilsin diye.
GÖNÜL – Evet Orçun. Annesi yanında değil ya,
ihtiyacı olduğunda konuşabilsin diye.
ORÇUN – Ona bakarsan benim de babam uzakta.
Hem de çok daha uzakta. Bana iki tane telefon
almanız lazım.***
NECLA – Her istediğin zaman, ev telefonundan
arıyoruz ya evladım.
GÖNÜL- Ne zaman istersen arayabilirsin.
6.
EV – SALON / İÇ / GÜN
HALUK – Ba ba ba ba Günde üç tane güzel
cümle söyleyecekmişim, romantik
olacakmışım…ana
MELTEM- Evet kesin kararlıyım ve bu
kararımdan asla geri adım atmayacağım
HALUK- Benim öyle bi adam olmadığımı
bilmiyor musun sen Meltem? Neden beni
değiştirmeye çalışıyorsun? Romantik bi adamla
evlenseydin sen de o zaman. Niye benimle
evlendin?
MELTEM – Ben romantik birini istemiyorum ki
ben senin romantik birisi olmanı istiyorum. Ben
seni içindeki romantiği çıkarmak için
zorluyorum. O bir çıksa herşey çok daha güzel
olacak***
HALUK- Zorla güzellik olmaz Meltem, zorlama
kendini.***
MELTEM- Birazcık değişsen Haluk. Birazcık
6
çocuklar duymasın..bölüm-75
7
HALUK – Değişirsem, ben, ben olmam ki.
Başka bir Haluk olur.
Emine mutfaktan gelirken
konuşulanları duyar.
MELTEM – İnan ki o Haluk, şimdikinden daha
iyi bir Haluk olur.
HALUK - Kadınlar böyle işte, önce adamı
değiştirmeye çalışırlar. Sonra da sen çok değiştin
diye yakınırlar.***
MELTEM – Çok mu zor geliyor yani üç tane
güzel cümle söylemek Haluk.
HALUK – Evet, zor geliyor. Bütün erkeklere zor
gelir. Git istediğine sor.
Haluk Emine’yi fark eder.
HALUK – Emine gel buraya.
EMİNE – Afedersiniz Haluk bey. İstemeden
kulak misafiri oldum.
HALUK – Gel, isteyerek kulak misafiri ol. Sana
bi şey sorucam.***
EMİNE – Buyrun Haluk bey.
HALUK – Hüseyin sana hiç güzel şeyler
söylüyor mu?
EMİNE – Arada bir söylüyor Haluk bey.
HALUK – Ana!.. Ne diyor peki?
EMİNE – Bu gün eve gelmiycem Emine diyor.
Hüseyin’den duyduğum en güzel cümle bu. O
gün evde kafa dinliyorum biraz.******
7.
GÖNÜL EV / İÇ / GÜN
Orçun, ellerini önüne bağlamış suratını
asmış oturuyor.
GÖNÜL – Orçun uzatma artık bu konuyu.
7
çocuklar duymasın..bölüm-75
8
ORÇUN – Telefon alınana kadar bu evde hiç
kimseyle konuşmıycam.
MERVE – Yaşasıııın.***
TUNA – Orçuncum ama böyle küsmekle bişey
halledilmez.
ORÇUN – Şu an konuşamıyorum. Telefon
aldığınızda ben size geri dönerim.***
GÖNÜL – Orçun kızmaya başlıyorum ama.
Orçun omuzlarını silkeler.
NECLA – Hadi ama Orçuncum bir iki sene daha
sıkıver dişini.
Merve kalkar.
MERVE – Ben gideyim de cep telefonumla
annemi arayayım barii. Ha ha haaayt.***
Merve giderken, Orçun yumruklarını
sıkar sinirle.
TUNA – Orçuncuğum
GÖNÜL – Bırak tuna bırak. Konuşmazsa
konuşmasın. İyi olur, biz de kafamızı dinleriz
biraz.***
8.
EV – SALON / İÇ / GÜN
Haluk ve Meltem oturuyorlar.
Emine de yanlarında…
HALUK – Onu demiyorum Emine. Hüseyin sana
romantik laflar ediyor mu yani? Mesela bu gün
ne kadar güzelsin Emine dedi mi hiç?
EMİNE – Hüseyin benim yüzüme bakmaz ki.***
HALUK – Elini tuttuğunda, elini tutarken hala
heyecanlanıyorum Emine, dedi mi peki?
EMİNE – Hüseyin benim elimi tutmaz ki.***
HALUK – Buyur işte Meltem.
8
çocuklar duymasın..bölüm-75
9
MELTEM – Bravo Haluk. Hüseyin’i mi örnek
alıyorsun kendine?
EMİNE – O, bu dünyada örnek alınacak en son
insandır Meltem hanım. Bütün insanlığın soyu
tükense, bi tek Hüseyin kalsa bile onu örnek
almadan önce 40 defa düşünmek lazım.******
MELTEM – Valla ben onu bunu bilmem Haluk.
Dediğim gibi, günde en az üç güzel cümle
söyleyeceksin. Yok ben daha fazlasını da
söyleyebilirim dersen o da olur.***
HALUK- Söylemeyecem
MELTEM- Söyleyeceksin
HALUK- Söylemezsem ne olur.
MELTEM- Görürsün
HALUK – Haydaa, akşam akşam başımıza iş
aldık.***
9.
KAFE / İÇ / GÜN
Havuç, Teo ve Basri oturuyorlar.
Ortadaki masalardan birinde yabancı
turist bir oturmaktadır. Havuçların yan
masasındaki iki kız onu kesmektedir.
1.KIZ – Ne kadar yakışıklı değil mi?
2.KIZ – Evet yaa..Amerikalı mı acaba?
1.KIZ – Bilmem, ingiliz de olabilir. Havaları ne
kadar farklı değil mi yabancıların.
Kahvesinden son yudumu alan turist sırt
çantasını alıp, Havuçların masaya yanaşır.
TURİST – Excuse me, how can I go to
Sultanahmet.
Kızlardan biri hemen kalkar.
1.KIZ – I can say.
9
çocuklar duymasın..bölüm-75
10
2. kız da kalkar gelir.
2.KIZ – İf you want, we can go together.
TURİST – Sure, why not.
1.KIZ – Lets go then.
Kızlar ve turist çıkarlar.
TEO – Yuh be içine düşeceklerdi nerdeyse
adamın.
BASRİ – Bütün numara turist olmakta abicim. Bi
numara var sanıyolar adamlarda. Keşke biz de
turist olsaydık.
HAVUÇ – Salak, bi yere seyehate gitsen sen de
turist olursun. Asıl sebebi adam yabancı abi.
Ejnebi merakı var bizim kızların.
BASRİ – Haa, doğru ya. Keşke ejnebi olsaydık
abicim.
TEO – E ejnebi olalım o zaman kankalar.
HAVUÇ – Evet ya, çok sıkı çalışırsak oluruz
belki. Sınavları ne zaman bunun. Hastamısın
oğlum, ejnebi olunmaz, doğulur.
TEO – Oğlum çakma ejnebi olucaz, rol yapıcaz.
Kızları çekmek için.
BASRİ – Yes abicim yessss… Ejnebi oluyoruz.
Ben zaten ecnebi olmak için doğmuşum.
10. İSTANBUL GENEL / GECE
İstanbul’dan gece görüntüleri…
11. EV / DIŞ / GECE
Evin dışarıdan görüntüsü…
12. EV – SALON / İÇ / GECE
Haluk, Meltem, Emine, Duygu ve Berke
10
çocuklar duymasın..bölüm-75
11
yemek yiyorlar. Çocuklar sevinçli,
Meltem ise durgundur.
DUYGU – Ev çok güzel olmuş anne. Anahtarı da
teslim ettiler bu gün.
EMİNE – Eeee, ne zaman taşınıyosunuz
bakalım?
BERKE – Bir iki gün içinde kendi evimize
geçeriz Emine abla. Hüseyin abiyle seni sık sık
ziyaretimize bekliyoruz bak ona göre.
EMİNE – O beygir mühendisi bizim eve bile sık
sık gelmiyo Berke. Size nasıl getiricem?***
Gülüşmeler…
EMİNE – Ben gelirim ama hiç merak etmeyin.
HALUK – Koltuklar falan ne durumda?
DUYGU – Yarın getireceklermiş baba.
BERKE – Ben de şu televizyon işiyle mutfağın
birkaç eksiğini halledicem yarın.
HALUK – İyi. Yardıma ihtiyacınız olursa
söyleyin, usta musta lazımsa haberim olsun.
DUYGU – Zaten her şey yeni baba. Hepsini eve
kadar getiriyorlar.
BERKE – Buradan yatak odasını taşımak kalıyo
geriye bir tek.
Duygu kalkarak,
DUYGU – Yemeğini bitirdiysen yatak
odasındaki giysilerimizi kolilere koyalım Berke.
Son güne kalmasın.
Berke de kalkar.
BERKE – Geliyorum hayatım. Sen koli işini
bana bırak. Van depremi için çok koli yaptım.
Tecrübe kazandım.
Meltem oldukça üzgün görünmektedir.
Fona hüzünlü bir müzik girer.
11
çocuklar duymasın..bölüm-75
12
Bir süre bir şey konuşmazlar.
HALUK – Yemeğini yesene Meltem.
MELTEM – Canım istemiyor Haluk.
HALUK – Yaa, niye üzülüyorsun? Kendi
evlerine taşınıyorlar işte. Hepimiz rahat edicez.
Müzik yükselirken keseriz.
13. KAFE / İÇ / GECE
Masanın üstünde üç tane sırt çantası
vardır.
HAVUÇ – Bu sırt çantaları kimlik gibi abicim.
Bunu gördüler mi, “tamam bunlar yabancı turist”
derler.
TEO – Hakkaten abi ya, acaba bunları taşımayı
zorunlu mu tutuyorlar ülkelerinden çıkarken.
BASRİ – Bırakın geyiği abicim, yabancı ayağına
yatıcaz ama, hangi yabancı?
TEO – Havuç İrlandalılara benziyor, İrlandalı mı
olsak?
HAVUÇ – Basri de uzaylılara benziyor, uzaylı
mı olacağız abi? Free takılalım.
BASRİ – İtalyan olalım abi, italyan erkekleri
yakışıklı oluyor.
TEO – Lan İtalyan erkeği rolü yapınca yakışıklı
mı olucaz sanki?
HAVUÇ – Basri haklı oğlum. İtalyanız lafını
duyunca içleri titer kızların yine de etkilenirler.
BASRİ – Tamam abi iyi de nasıl konuşacağız.
HAVUÇ – İtalyanoo kolayooo, komestiyana
luçiyana sercio leone.
BASRİ – Anaa, bu biliyo lan italyanca.
TEO – Ha ha ha, ne bilmesi oğlum, adamo paso
salliyaati..
12
çocuklar duymasın..bölüm-75
13
HAVUÇ – Ha ha ha, uyduruyoz oğlum. Şşşşş.
Saat 12 yönünde hedef göründü. Unutun abi
Türkçeyi.
İçeri üç kız girer.
RABARBA – Grassyaa, Antoonyo. delivare,
unovoore feliçita, milaano, muncoorno spagetti,
danilella massari.
Havuçlar aralarında sohbet eder gibi
yaparlar. Kızlar otururlarken
1.KIZ – Ay kızlar, bunlar italyan galiba.
14. EV – SALON / İÇ / GECE
Haluk ve Meltem televizyon seyrederlerken
kapı çalınır. Emine mutfaktan çıkarak,
EMİNE – Ben bakıyorum.
Emine kapıyı açar. Gönül ve Tuna
girerler.
EMİNE – Hoş geldiniz Gönül, hanım… Hoş
geldiniz Zero bey…
RABARBA – İyi akşamlar… Hoş bulduk…
HALUK – Hoş geldin Tombul Teyze.***
MELTEM – Haluk deme öyle?
HALUK – Ben gerçekleri söylüyorum Meltem.
Yakında Menderes abiyi bile geçecek bu
Dominant Teyze. Dominant Tombul Teyze
olacak.***
GÖNÜL- Çok mu komik olduğunu
zannediyorsun Haluk.
HALUK- Sen çok mu zayıf olduğunu
zannediyorsun.***
TUNA- Bence mizahında sorun var Haluk. Mesaj
kaygısı taşıyorsun.
13
çocuklar duymasın..bölüm-75
14
HALUK- Sen sus Zero Teyze******
GÖNÜL – Yaa çok mu kiloluyum ben Meltem?
O kadar da dikkat ediyorum.
MELTEM- Ay saçmalama ne kilosu ya.
HALUK – İyi ki dikkat ediyorsun. Dikkat
etmesen 150 kilo olacaksın demek ki?
MELTEM – Haluk şu iğrenç mizahını bırakır
mısın lütfen.
TUNA – Evet ağabeycim, abartıyorsun. Hem
kadın dediğin biraz balık etli olacak. Ne o öyle
kupkuru?
GÖNÜL – (SİNİRLİ) Yani sen de şişmansın
diyorsun Tuna, öyle mi?***
TUNA – Hayır Gönül, balık etli dedim ben.
GÖNÜL – Aynı şey işte.
HALUK – Zero’ya kızacağına kendine kız sen
Tombul Teyze. Onun ne kabahati var?
MELTEM – Yaa söyleme şunu, kızın
psikolojisini bozuyosun.
HALUK – Neyi söylemeyeyim?
MELTEM – O söylediğini işte.
HALUK – Tombul teyzeyi mi?***
MELTEM – Evet.
HALUK - Tombul Teyze deyince Gönül’ün
psikolojisi mi bozuluyor?
MELTEM – Evet Haluk, tekrar edip durma şunu.
HALUK – Bunu öğrendiğim iyi oldu bak. Eeee,
nasılsın Tombul Teyze?******
GÖNÜL – (SOMURTARAK) Haluk sana bir şey
söylerdim ama neyse.
HALUK- Kaç kilosun Gönül?
Gönül cevap vermez Haluk pis pis güler
14
çocuklar duymasın..bölüm-75
15
HALUK- Biraz vermişsin ama kaça düştün. 100
kiloya indin mi?***
MELTEM- SİNİRLİ- Haluk!
Haluk güler müzik yükselir keseriz
15. KAFE / İÇ / GECE
Havuç kalkar kızların masasına gider.
HAVUÇ – Çaov bambine belle… Per favoor
miya masaaaya.
Havuç kendi masalarını gösterir.
1. KIZ – Ay ne diyo bu ya.
2.KIZ – Kızım bunlar bizi masaya davet ediyor.
Basri eliyle gelin gelin işareti yapar.
BASRİ – Comenziya burayaaa.
3.KIZ – Hadi gidelim kızlar. Okkey, okkeeey
gelmek biz.
HAVUÇ – Graasyaaz, graasyaz.
Kızlar masaya giderler, otururlarken
1.KIZ – Merhabalaaar.
TEO – Prego, boncoorno.
BASRİ – Çav bella, çav bella, çav çav...
2.KIZ – Ay ne şans bu ya. Meraba ben Sinem, bu
Elif, bu da Fisun.
HAVUÇ – Komisi çiyamaa Maldini
TEO – Vialli
BASRİ – Eee… ee..
HAVUÇ – Albertini
BASRİ – Yes yes Albertini.
Te o ve Havuç, uydururlar
TEO – Kornaaaale çiya parvore mintareee, pappa
tarake konkore.
15
çocuklar duymasın..bölüm-75
16
HAVUÇ – Si si. kabarate, fintare minerale unto
soyale.
3.KIZ – Ay hiç bişey anlamıyorum ama çok
güzel konuşuyolar ya.
BASRİ – Feliçita, umbro, fıstike iş finitoo olay
bu kadaare
Bizimkiler uydurma konuşurken keseriz.
16. EV – SALON / İÇ / GECE
MELTEM – Bence gayet iyi görünüyorsun
Gönül. Haluk’a bakma sen.
HALUK – Evet heryerden görünüyorsun, o kadar
kilolusun ki her yerden rahatlıkla görünüyorsun.
TUNA – Takma kafana hayatım, hem ben seni
böyle sevdim.
Gönül bozulur.
GÖNÜL – Ne demek şimdi bu Tuna? Yani
şişmandım ve sen beni şişman halimle sevdin
öyle mi demek istiyorsun?
HALUK – Bazıları şişman sever Tombul Teyze.
Ne var ki bunda?***
MELTEM – Haluuuk!..
HALUK – Tamam tamam. (ALAYCI) Kızın topu
topu 20-30 kilo fazlası var. Benimki de laf
işte.***
GÖNÜL – (ŞAŞKIN) 30 kilo mu?
HALUK – Kırk olsun Gönül. Aramızda 10-15
kilonun lafı mı olur? Ha ha ha…***
GÖNÜL- Ay ben konuşmayayım yoksa
konuşursam bilemiyorum yani.
17. KAFE/ İÇ / GECE
16
çocuklar duymasın..bölüm-75
17
Masadan kahkahalar gelmektedir. Kızlarla
işaretleşerek, italyanca uydurarak anlaşmaktadır
Havuçlar. Hüseyin gelir.
HÜSEYİN – Çaylaaaaar. Havuç bişey içiyo
musunuz?
1.KIZ – Görmüyor musun turist bunlar, italyan.
Türkçe bilmiyorlar.
HÜSEYİN –İtalyan mı? Bunlar mı?
Havuç atılır
HAVUÇ – Uno momento biradeeere. Komenzi
uno momento por favoor.
Elini omzuna atıp çekiştirir.
HÜSEYİN– Nooluyo lan, Fatih Terim gibi
konuşuyosun.
HAVUÇ – Amman Hüseyin abi idare et.
İtalyanız diye kızları tavladık sakın bozma.
HÜSEYİN – Vay keratalar sizi. Tamam koçum
meseleniz kutsalmış bakın dalganıza.
Havuç yerine dönerken
HAVUÇ – Grassya muço grasssya.
HÜSEYİN – Tamam tamam, kızlar bravo valla
öz italyanları bulmuşsunuz.
Hüseyin giderken
HÜSEYİN – Çaylaaaaar.
Basri nin yanında oturan kız yüzünü
buruşturur. Kızlar anlamıyorlar diye
aralarında rahatça konuşurlar.
3.KIZ – Ya Sinem seninkiyle benimkini
değişelim mi. Bu pek bişeye benzemiyor.
1.KIZ – Hayatta olmaz, çok şapşal görünüyo o?
2.KIZ – Mızıkçılık yapmayın. Benim yanımdaki
de dökülüyo ama bişey diyor muyuz.
Bizimkiler kös kös dinlerler.
17
çocuklar duymasın..bölüm-75
18
1.KIZ – Amaan, italyanlar işte sonuçta.
Meto yanlarından tuhaf bakarak geçince
Havuç tedirgin olur.
HAVUÇ – Vialli, Albertiini, mekano alarmo,
foya ortaaaya çıkaare. kome kaçaare, başka
taraafaaa.
Eliyle gidelim işareti yapar. Teo anlar
TEO – Siii, siiii kapitooo.
HAVUÇ – Senyoraas, goo bu mekanooo. Good
ambiance, müzikaaalite, danse
BASRİ – Siii siii. alivederçi burasiii.
1.KIZ – Ne diyolar be?
2.KIZ – Müzikli, danslı başka yere gidelim
diyorlar galiba.
Havuç onu göstererek
HAVUÇ – Bravaaa, bravaaa
3.KIZ – Yes, yes gidelim.
Kalkarlarken keseriz.
18. EV – SALON / İÇ / GECE
GÖNÜL – Bravo Haluk, çok güzel moral
bozuyorsun.
HALUK – Niye moralini bozuyosun ki. Hem
senin bi kabahatin yok. Yaşlılıktan hep, bazı
insanlar yaşlandıkça kilo alırlar.***
GÖNÜL – Yaşlılıktan mı?
MELTEM- Yuh artık Haluk
GÖNÜL- Şimdi bi şey söylerdim ama neyse…
HALUK – Söyle söyle. İçinde tutma Tombul
teyze. İçinde tutarsan o da kilo yapar.***
GÖNÜL – Yaa bana yaşlı demeden önce aynada
kendine bak sen. Saçların pamuk gibi oldu.
18
çocuklar duymasın..bölüm-75
19
TUNA – Evet ağabeycim. Pamuk resmen,
pamuk. Bundan sonra sana Pamuk Prens diycem
ben.***
GÖNÜL – Yine de biraz spor yapmam şart
benim Meltem. Şu fazladan birkaç kilomu
vereyim de kurtulayım bu Pamuk Prens’in
dilinden.
HALUK – Evet, spor yapman şart Tombul
Teyze. Çok kilolusun.
GÖNÜL – Sen karışma Pamuk Prens.
HALUK – Tombul Teyze!
GÖNÜL – Pamuk Prens!
HALUK – Tombul Teyze!***
Rabarbanın üzerine müzik binerken
keseriz.
19. EV / DIŞ / GECE
Evin dışarıdan görüntüsü…
20. SALON
HALUK- Tamam tamam kapatıyorum bu konuyu
MELTEM- Çocuklar nasıl, ne yapıyorlar?
GÖNÜL- Ay sorma bugün eve bir geldim
...karate gibi bir şeyler yapıyorlar birbirlerine
Ne oluyor dedim. Depreme hazırlanıyoruz
dediler.
HALUK- Ana
MELTEM- O ne demek ya.?..
GÖNÜL- İstanbul depremi olunca gelen
yardımları kapabilmek için karate öğrenmek
gerekiyor dediler.
19
çocuklar duymasın..bölüm-75
20
TUNA- Eeee ne yapsın çocuklar televizyondaki
yağma görüntülerini görünce etkilendiler tabi.
MELTEM- Olur mu canım öyle saçma şey
HALUK- Siz öyle hanım hanımcık yetiştirin
çocukları. Ben göreceğim hepinizi, deprem
sabahı. Bu Zero Erkek gibiler “ beyefendi lütfen
sıraya girer misiniz, burada hepimiz çadır
sırasındayız”.....derken adam ne diyecek biliyor
musun?
TUNA- Ne diyecek ağabeyciğim?
HALUK- Ne diyorsun lan sen… diyecek***
MELTEM- Tabii ki de öyle insanlar olacak ama
yine de sıraya girip alacağız herşeyi. Görmedin
mi Japonya daki depremi. O kadar büyük felaket
yaşadılar bir tane kargaşa olmadı. Herkes sırasına
giirdi aldı ihtiyaçlarını.
TUNA – Üstelik karatenin allahını biliyorlar.
GÖNÜL- Amerikada kasırga görüntülerini
izledim. Milyonlarca insan kenti terk ediyordu,
ama bir tane araç girmemişti emniyet şeridine.
HALUK- Burası ne Japonya ne
Amerika...deprem sahabı görürsün sen o emniyet
şeridini. Adam normal işine giderken emniyet
şeridinden gidiyor. Deprem olduğu zaman mı
gitmeyecek. Göreceksiniz bir tane ambulans bile
ulaşamayacak yerine. Kilitlenecek heryer.
GÖNÜL- İçimizi kararttın Haluk.
HALUK- Kararsın biraz, gerçeklerle yüzleşin.
Deprem adam ayırmaz. Sizin gibi sosyetiklerin
de rahatını bozar. Istanbul depremi olunca
Avrupanın dünyaca ünlü markaları gelip çadır
kurmayacak buraya. Hepiniz doğru Kızılay
çadırına, marş marş.***
20
çocuklar duymasın..bölüm-75
21
MELTEM- Ne olacak gideriz.
HALUK- TAKLİT “Kızılay resmen sınıfta
kalmıştır , kaç gündür parmesan peyniri
bekliyoruz gelmedi”***
TUNA- Ay moralim bozuldu
MELTEM- Haluk ne demeye çalışıyorsun?
HALUK- Üzgünüm ama, bugün bir Istanbul
depremi olsa sadece güçlüler ayakta kalır.
Yardım falan da beklemeyin. Bu emniyet
şeritlerini kullanan öküzler olduğu sürece bir şişe
su gelmez.
MELTEM- Hazırlık yapacağız . Tatbikat
yapacağız. Japonlar nasıl eğitmiş kendilerini
felaketlere karşı, biz de eğiteceğiz. Felaketlere
karşı bir senaryosu olan milletlere hiç bir şey
olmaz.
HALUK – Bi de olimpiyat organizasyonunu bize
vermiyorlar diye şikayet ediyoruz. Daha beş tane
çadır dağıtma işini organize edemiyoruz be.
Vermezler tabi.
MELTEM – Öğreneceğiz biz de Haluk.
HALUK- Nasıl olacak bu iş?
GÖNÜL- Tabi ki eğitimle.
TUNA- Evet ağbicim herşeyin başı eğitim.
HALUK- Ya saçmalamayın 74 milyon insan
nasıl eğiteceksin. Kolay mı sanıyorsun?
GÖNÜL- Tabi ki okullarla
MELTEM- Televizyonla da herşeyi yaparsın. Bu
ülkede TV seyretmeyen bir kişi bile yok.
TUNA- Evet televizyonları doğru kullan, bu
milleti bir yılda eğitirsin. Öyle Van’daki
manzaralar gibi, manzaralar da çıkmaz ortaya
21
çocuklar duymasın..bölüm-75
22
HALUK- Ya saçmalamayın, bu ülkenin entelleri,
öyle şeylere izin verir mi? Siz Tvde iki tane
eğitici söz söyleyin, anında başlarlar “ ay ne
kadar didaktik bir dizi, neden mesaj
veriyorsunuz”… Onlara vereceksin şiddeti
vereceksin tacizi.*** Ondan sonra o karagaşada
yediler mi yumruğu görürüm ben o entelleri.
(TAKLİT EDEREK) “Eğitim şart bu ülkede”
demeye başlarlar.***
GÖNÜL- Her zaman ki gibi seninle aynı fikirde
değilim Haluk.
MELTEM- Dünyanın en çok televizyon
seyredilen ülkesindeyiz Haluk. TV
nin bu toplumun üzerinde çok büyük etkisi var.
GÖNÜL- Televizyonlarla istediğin değişimi
yaparsın bu ülkede.
HALUK- İnşallah televizyonlarda biraz
zayıflama programları olur da, sen de zayıflamayı
öğrenirsin artık, tombul teyze.***
GÖNÜL- Ay sinirlerim bozuldu gidiyorum, kalk
Tuna
TUNA- Çok kötüsün Haluk
HALUK- Ben ne dedim ya...diyet programları
dedim
MELTEM- İnanmıyorum sana Haluk
Müzik yükselir laflar müzik altı kalır keseriz
21. EV DIŞ GECE
Evin dışarıdan görüntüsü
22. YATAK ODASI / İÇ / GECE
Meltem ve Haluk yatakta…
22
çocuklar duymasın..bölüm-75
23
HALUK- Televizondan insanları eğitecekmişiz
ba ba ba ba
Meltem cevap vermez.
MELTEM – Unuttuğumu sanma Haluk. Gecenin
bitmesine on dakika var. Eğer on dakika içinde
üç güzel cümle söylemezsen yarın altı cümle
söylemek zorunda kalacaksın.
HALUK- Ya bırak Allah aşkına
MELTEM- Ben çok ciddiyim
Haluk Meltem’e yaklaşır
MELTEM- Hiç yanıma yaklaşma Haluk. Bana
günde en az 3 güzel cümle söylene kadar, sana
seyircsiz oynama cezası veriyorum. ******
HALUK- Ana.
MELTEM- Uzaklaş benden. Yallah. Sakın girme
ceza sahasına ***
HALUK – Sana bi şey söyleyeyim mi Meltem?
Aslında evlilik o kadar zor bi şey değil. Sen
zorlaştırıyorsun.
MELTEM – Ben mi zorlaştırıyorum?
HALUK – Evet. Durmadan ev ödevi veriyorsun
bana. Üç tane güzel cümle söyle, romantik
ol…***
MELTEM – Çok zor değil ki Haluk. İstersen
biraz yardım edeyim sana. Mesela seni
özlüyorum diyebilirsin.
HALUK – Özlemiyorum ki… her gün
görüyorum seni. Gece gündüz beraberiz, aynı
yatakta yatıyoruz.***
MELTEM – Başka bir şey bul o zaman.
23
çocuklar duymasın..bölüm-75
24
23. KAFE/ İÇ / GECE
Havuç, Basri, Teo bozuk bir halde girerler
kafeye. Üstleri başları dağılmıştır.Havuçun
tişörtünün önü yırtılmıştır. Otururlar masaya.
Hüseyin gelir yanlarına.
HÜSEYİN – Hayırdır gençler, bu ne hal? Kızlar
ne oldu?
HAVUÇ – Sorma Hüseyin abi ya. Şahane bi
mekana gittik.
BASRİ – Müzik dans, şahane gidiyordu herşey.
TEO – Taa ki hesap gelene kadar.
HÜSEYİN – Yanınızda para mı yoktu len yoksa?
HAVUÇ – Yok abi ya. Görsonlar da bizi turist
sandıkları için, hesaba biraz gacırt yapmışlar.
BASRİ – Abi iyice uçmuşlardı ya, ne hesaptı
öyle.
HAVUÇ – Tabi biz unuttuk italyan olduğumuzu.
Adam mı kandırıyonuz lan diye üstlerine
yürüyünce…
HÜSEYİN – Kızlar da sizin Türk olduğunuzu
anladı.
TEO – Aynen öyle abicim. Anında toz oldular.
BASRİ – Hesap, biz ve çam yarması garsonlar
başbaşa kaldık.
HÜSEYİN – Hesabı ödemeseydiniz bari
lavuklara.
HAVUÇ – Ödedik ama, herifleri iyi hırpaladık.
BASRİ – Tabi tabii, bizi döverken acaip yorulup
hırpalandı herifler.
HÜSEYİN – Ben size çay vereyim çocuklar
hararetinizi alır biraz.
Hüseyin giderken
24
çocuklar duymasın..bölüm-75
25
HÜSEYİN – Çay bellaaa, çay bellaaaa, çay
çaaaay.
24. YATAK ODASI / İÇ / GECE
HALUK – Ben bi kağıda yazsam üç beş güzel
şey, sen de istediğin zaman açıp okusan?..***
MELTEM – Olmaz. Her gün kendin
söyleyeceksin. Senden duymak istiyorum ben.
HALUK – Adamı hasta etme Meltem!
MELTEM – Bu mu güzel cümlen?
HALUK – Ne var? Gayet güzel. Adamı hasta
etme ki sağlıklı olalım. Ne güzel bi temenni
cümlesi.******
Haluk sırtını dönüp yatarken,
HALUK – Hadi iyi geceler. Bak iyi geceler
dedim etti iki. Biraz daha dişimi sıkarsam
üçüncüsünü de bulucam… Hah, buldum. Renkli
rüyalar.***
MELTEM- Yanıma yaklaşma Haluk.
Meltem sinirli bir ifadeyle Haluk’un
üzerindeki yorganı kendi üzerine
çekerken kahkaha efektiyle keseriz.
2.GÜN
25. İSTANBUL GENEL
İstanbul’dan sabah görüntüleri…
26. GÖNÜL EV/ DIŞ /GÜN
Evin dışarıdan görüntüsü…
25
çocuklar duymasın..bölüm-75
26
27. GÖNÜL EV/ İÇ /GÜN
Kahvaltı sofrası hazırlanmış.
Gönül ekmek sepeti getirmekte.
Necla bardaklara çay koyuyor.
Tuna da sofrada oturuyor.
Çocuklar merdivenlerden okul
çantalarıyla inerler.Tartışmaktadırlar.
MERVE – Silgimi ver dedim beton kafa.
ORÇUN – O silgi benim kızım.
MERVE – Yalancı, senin silgilerinde diş izi
oluyor bi kere. Çünkü ısırıyosun.
ORÇUN – Yalancı sensin.
GÖNÜL – Çocuklaaaar, kavga etmeyin sabah
sabah.
MERVE – Ya silgisimi çantasına attı geri
vermiyor.
ORÇUN – Çattık ya, o silgi benim kızım.
NECLA – Haydi çocuklar bi an önce oturun
kahvaltıya, okula geç kalacaksınız.
Merve koltuğa oturup ellerini bağlar,
somurtur.
MERVE – Ben yemiycem. Bu beton kafa
iştahımı kaçırdı.***
ORÇUN – Ben de yemiycem, canım istemiyor,
tokum.
TUNA – Aaa olur mu öyle şey, hadi bakalım
gelin kahvaltıya.
MERVE – Ya yemiycem dedim baba.
ORÇUN – O yemiyosa, bana hayatta
yediremezsiniz.***
NECLA – Hadi buyrun, bunlara kahvaltı
ettirmek, deveye hendek atlatmaktan zor.
26
çocuklar duymasın..bölüm-75
27
GÖNÜL – Ben onları kahvaltı sofrasına
getirmeyi bilirim.
Gönül mutfağa gider.
NECLA – Haydi yavrularım uğraştırmayın
büyükannenizi.
MERVE-ORÇUN – Hayııııııır.***
Gönül mutfaktan elinde nutella
paketiyle çıkar. Paketi gösterir.
GÖNÜL – Çocuklaaar.
ORÇUN – Ana! Nutella oleeey.
MERVE – Yaşasıııın.
İkiside masaya koşar mutlu bir şekilde
ekmeğe sürüp yemeğe başlarlar.
GÖNÜL- Haydi bakalım güzelce yiyin çok
enerjiye ihtiyacınız var.
Yediklerini algılatırız . İkisi de çok mutludur.
Barışmışlardır.
Müzik yükselir keseriz
28. KAHVEHANE / İÇ /GÜN
Hüseyin ve Şükrü bir masada kahvaltı
ederlerken, Yakup girer.
YAKUP – Selamın aleyküm gençler. Afiyet
olsun.
ŞÜKRÜ – Buyur kahvaltıya Yakup.
YAKUP – Sağ olun. Ben o vazifeyi gördüm.
Ama şu şeyden acayip canım çekti.
ŞÜKRÜ – Neyden?
Yakup, Hüseyin’den makas alarak,
YAKUP – Hüseyin’in yanaktan. Ver bakalım bi
yanak delikanlı.***
HÜSEYİN – (SİNİRLİ) Bittin sen Yakup,
bittin!..
27
çocuklar duymasın..bölüm-75
28
Hüseyin, Yakup’a saldırırken ortalık
karışır.
RABARBA – Yapmayın!.. Ayrılın!.. Bana o
hareketi yapmayacak!..***
29. EV/ DIŞ /GÜN
Evin dışarıdan görüntüsü…
30. EV- SALON / İÇ /GÜN
Emine, koltuklardaki yastıklardan birini
kabartmaktadır. Banyo tarafından
Hatice gelir.
HATİCE – Bütün camları sildim teyze.
EMİNE – Sağol Hatice, buraların işi de bitti. Sen
olmasan akşama kadar bitiremezdim temizliği.
Kapı çalar. Emine kapıya giderken
EMİNE – Hayırdır kim bu saatte acaba?
Açar. Kemal Ve Yeliz hanımdır.
KEMAL – Naber Emine, kimse yok mu?
EMİNE – Haticeyle ben varım Kemal Amca.
YELİZ – İyi günler.
EMİNE – Hoşgeldiniz Yeliz hanım, buyrun
geçin.
HATİCE – Hoşgelmişsiniiiiz.
KEMAL – Hoşbulduk Hatice.
Kemal ve Yeliz geçerler. Hatice merakla
yanaşır Emineye, Haticeye fısıldar
EMİNE – Kemal amcanın yavuklusu bu işte.
HATİCE – Kamyon tekerleği gibi şapka takmış
bişey göremiyom ki.***
Yeliz şapkasını çıkarır.
KEMAL – Yeliz hanımın şapkasını alıver Emine.
28
çocuklar duymasın..bölüm-75
29
EMİNE – Tabi, alayım Yeliz hanım.
HATİCE- Yardım edeyim mi
EMİNE- Yok ben tek başıma taşırım****
31. MELTEM OFİS / İÇ / GÜN
Meltem ve Gönül masalarında
oturuyorlar…
GÖNÜL – Kızıyorum ama Haluk bana Tombul
Teyze demekte haklı Meltem.
MELTEM – Yaa Haluk’a bakma sen. Ona
eğlence lazım.
GÖNÜL – Yok Meltem, şu eteğin fermuarını zor
çektim bu sabah. Birkaç kilo vermem lazım
benim.
MELTEM – Yediklerine o kadar da dikkat
ediyorsun ama…
GÖNÜL – Verdim aslında 3 kilo aslında
farkedilmiyor demek ki...
METEM Sadece yediklerine dikkat etmekle
olmuyo
GÖNÜL-Spor yapmak şart.
MELTEM – Tabii şart..en azından sağlık için...
Bir çok hastalığın ana nedeni hareketsizlik.
32. EV- SALON / İÇ / GÜN
Kemal, Emine, Hatice ve Yeliz
oturuyorlar.
YELİZ – Hanımefendi kim oluyor?
KEMAL – Hatice, Eminenin yeğeni.
HATİCE – Nasılsınız, iyisiniz inşallah.
YELİZ – Teşekkür ederim.
29
çocuklar duymasın..bölüm-75
30
EMİNE – Yeliz hanım, sizin gösterdiğiniz adabımuaşeret şeyleri çok faydalı oldu. Aynen tatbik
ediyom.
YELİZ – Ne güzel, ne ala.
EMİNE – Keşke Hüseyine de biraz öğretseniz
Yeliz hanım.
YELİZ – Hüseyin kim?
KEMAL – Eminenin kocası.
EMİNE – Maalesef öyle.*** Bi görseniz, çok
afedersiniz ayı gibi yemek yiyo. ***
YELİZ- Yardımcı olmak isterim tabii..sonuçta
herkesin bilmesi gereken şeyler bunlar
KEMAL – Çağır gelsin Emine. Vaktimiz var
nasıl olsa.
YELİZ – Olur ama Kemal Bey, ben adamcağıza
şöyle yap böyle yap diyemem ki. Ayıp olur.
Kursta değiliz ki.
EMİNE- Olmaz olmaz. Hüseyinlere hiç bir şey
ayıp olmaz.***
KEMAL- İsterseniz ben hatalar yapayım yemek
yerken, siz beni uyarın, onlar da dinlerler.
EMİNE- Kızım sana söylüyorum gelinim sen
anla durumu***
KEMAL- Evet
YELİZ_ İyi fikir Kemal Bey . Benim için daha
rahat olur.
HATİCE – Ay Kemal amca, Şükrüyü de aradan
çıkarıverelim o zaman. O da öğrensin.***
Emine sevinerek cep telefonunu çıkarır.
EMİNE – O da gelir kız. Zaten ikisi çete gibi, hiç
ayrılmıyolar.***
33. KAHVEHANE / İÇ /GÜN
30
çocuklar duymasın..bölüm-75
31
Hüseyinin telefonu çalar.
HÜSEYİN – Aloo, ne var Emine.
EMİNE (ses) – Hemen Haluk beylerin evine
gelin Şükrüyle, Hüseyin.
HÜSEYİN – Niye geliyomuşuz Emine? Angarya
mı var?
34. EV- SALON / İÇ / GÜN
EMİNE – Angarya yok, tavuk var. Beleş tavuk
yemeği yiyceniz.
35. KAHVEHANE / İÇ /GÜN
HÜSEYİN – Şimdi oldu işte Emine. Hemen
damlıyoruz.
Kapatır.
HÜSEYİN – Yürü Şükrü, Haluk beylere beleş
tavuk yemeğe gidiyoruz.
ŞÜKRÜ – Gideriz Hüseyin abi. Beleş yemek
bizim işimiz.***
Kalkarlarken keseriz.
36. MELTEM OFİS / İÇ / GÜN
MELTEM – Yine bir spor salonuna falan mı
yazılsak acaba?
GÖNÜL – Ay spor salonu deme bana Meltem.
Üç gün gidiyorum, ondan sonra sıkılıyorum. Zor
geliyor gitmek.
MELTEM – Koşu bandının üzerinde yarım saat
boyunca yürümek sıkıcı tabi. Ama sokaklarda da
doğru düzgün yürüyüş yapacak yer yok ki.
31
çocuklar duymasın..bölüm-75
32
GÖNÜL – Şu işi eğlenceli bi hale getirmek lazım
Meltem. Üç gün sonra vazgeçmek istemiyorum
ben.
MELTEM – Aslında aklıma bi şey geliyor ama…
GÖNÜL – Neymiş o?
MELTEM – Tenis oynayabiliriz Gönül. Hem
eğlence, hem spor.
GÖNÜL – Süper fikir. Gerekirse biraz ders de
alabiliriz.
MELTEM – Harika olur. Ben şu işi araştırayım
bakayım internette.
GÖNÜL – Bakalım Haluk iki hafta sonfra yine
tombul teyze diyebilecek mi?***
37. EV/ DIŞ /GÜN
Evin dışarıdan görüntüsü…
38. EV- SALON / İÇ / GÜN
Kapı çalınır.
EMİNE – Geldiler heralde.
Açar kapıyı Şükrü ve Hüseyin girerler.
HÜSEYİN – Hemen masayı donat Emine, içecek
olarak ayran alırım ben.***
ŞÜKRÜ – Ben de ayran alırım yenge.
EMİNE –bi soluk alın önce, ayranı sonra
alırsınız.*** Kıtlıktan mı çıktınız? Misafirler var
görmüyonuz mu?
Hüseyin ve Şükrü Kemal ve Yelizi
görünce şaşırırlar.
HÜSEYİN – Çok pardon. Cümleten selamün
aleyküm.
ŞÜKRÜ – İyi günler.
32
çocuklar duymasın..bölüm-75
33
Hüseyinle Şükrü fısıldaşırlar.
KEMAL – Ooo Hüseyin, Şükrü… Gelin bakalım.
HÜSEYİN – Yemeğe ortak çıktı galiba Şükrü
ŞÜKRÜ – Söylenenler doğruymuş, Kemal amca
manita yapmış hakkaten.***
YELİZ – Hoşgeldiniz Hüseyin bey, Şükrü bey.
Nasılsınız.
HÜSEYİN – Sağolun yenge, sizi sormalı.
ŞÜKRÜ – Hörmetler yenge.
Emine yemek masasını gösterir.
EMİNE – Haydi herkes masaya, yemekleri
soğutmayalım.
Hareketlenirlerken keseriz.
39. HALUK OFİS / İÇ / GÜN
Tolga masasında çalışırken Yasemin
hayranlıkla onu seyretmekte.
Yasemin kalkıp Tolga’nın yanına gelir.
YASEMİN – Tolga sana bi şey sorucam.
TOLGA – Ne soracaksın Yasemin?
YASEMİN – Diyelim ki birinden hoşlanıyorsun
ama o birinin bundan haberi yok. Ne yaparsın?
TOLGA – Ne mi yaparım?.. Eeee, hoşlandığımı
hissettirmeye çalışırım Yasemin.
YASEMİN – O yolu denedim ama anlamıyor
karşı taraf.***
40. EV- SALON / İÇ / GÜN
Hüseyin ve Şükrü yanyana oturmuşlar.
Karşısında Kemal ve Yeliz oturmuş.
Bir köşeye de Emine ve Hatice oturmuşlar.
33
çocuklar duymasın..bölüm-75
34
ŞÜKRÜ – Memleket nereydi yenge?
YELİZ – Şükrü bey, sakıncası yoksa, yenge diye
hitap etmesek. Yine siz bilirsiniz de ben pek
tercih etmiyorum.
ŞÜKRÜ – Yenge dedik yenge, kötü mü ettik?***
HÜSEYİN – Konuşmayı bilmiyosun Şükrü.
Karşında hanım var. Di mi yenge hanım? Nasıl
güzel hitap ettim değil mi yenge hanım?***
KEMAL – Evladım yenge deyip durmayın.
Hanımefendi ya da Yeliz hanım demeniz lazım..
YELİZ – Sorun değil, sorun değil düzeltirler
Kemal bey. Sorunuza gelince doğma büyüme
İstanbulluyum Şükrü bey.
Hatice Eminenin kulağına fısıldar.
HATİCE – Hiç ümidim yok bizim ayılardan
teyze. Bu Yeliz hanım, bile adam edemez
bunları.***
EMİNE – Şşş fısıldaşmak da ayıpmış gız.***
Hüseyin ekmeğe hamle yapar.
HÜSEYİN – Haydi bismillah.
YELİZ – Aaaa!
HÜSEYİN – Ne, ne oldu Yeliz hanım yenge?
YELİZ – Evsahibesi başlamadan yemeğe
başlanmaz (Kemale döner) Kemal bey.***
KEMAL – Bana diyor, nerdeyse görgüsüzlük
edip yemeğe başlıyordum da.
Hüseyin ekmeği bırakır.
HÜSEYİN – Çok ayıp Kemal amca, dikkat
etmek lazım bu hususlara.***
ŞÜKRÜ – İyi de şimdi evsahibesi Meltem
hanıma telefon edip, yemeğe başladınız mı, diye
mi soracağız?***
34
çocuklar duymasın..bölüm-75
35
YELİZ – Şu an için ev sahibesi Emine hanım.
Yemeğe o davet etti bizi.
HÜSEYİN- Emineyse sorun değil. Ona
sormamıza gerek yok.***
YELİZ- Aaa olmaz öyle şey sormamız lazım.
HÜSEYİN – Hadi Emine startı ver bi an önce,
adamı hasta etme ....açlıktan öldük burda.
EMİNE – Tamam tamam, kaba şey.***
Emine başlar.
YELİZ – Bir davet aldığımızda, böyle görgü
kurallarına dikkat etmek gerekir.
HATİCE – Bunları kimse bi yere davet etmez ki
Yeliz hanım.
ŞÜKRÜ – Olur mu Hatice. Pek çok davet
alıyoruz biz. Mesela kavgaya davet ederler.***
HÜSEYİN – Terbiyeye davet eden de çok oluyor
bak.***
Yeliz şaşkın bakarken keseriz
41. HALUK OFİS / İÇ / GÜN
TOLGA – Nasıl biri bu hoşlandığın insan?
Yasemin Tolga’ya bakarak tarif eder.
YASEMİN – Yakışıklı, orta boylu, seksi vücutlu,
üzerine dar giysiler giyen hoş biri.***
TOLGA – Yemeğe çıkmayı teklif etsen?
YASEMİN – Onu da teklif ettim ama anlamıyor.
TOLGA – Desene bayağı salakmış bu adam.***
YASEMİN – Evet.
TOLGA – O zaman yapılacak bir tek şey kalıyor
Yasemin. Direk söyleyeceksin hoşlandığını.
Tolga elindeki kağıtla kalkarak,
35
çocuklar duymasın..bölüm-75
36
TOLGA – Ben gidip şunun bi fotokopisini
çekeyim.
Tolga çıkarken, Yasemin kendi
kendine mırıldanır.
YASEMİN – Ay gerçekten de salak bu adam. Ya
da salak numarası yapıyor.***
Haluk girer.
HALUK – Herkese merhaba.
YASEMİN – Hoş geldiniz Haluk bey.
42. EV – SALON / İÇ /GÜN
Şükrü ve Hüseyin ekmeklere el atıp
ısırmak üzere ağızlarına götürürken,
Kemal de onlara bakarak aynı hareketi
yapar.
YELİZ – Sakkın!
Yeliz bağırınca, Hüseyin ve Şükrü de
ekmeği ısıramadan ağızları açık
kalırlar öyle.
YELİZ – Ekmek ısırılarak yenmez… Kemal
bey.***
Hüseyin ve Şükrü birbirlerine bakarlar ve
Ekmekleri çaktırmadan yerine koyarlar.
HÜSEYİN – Isırmadan nasıl yiyecek peki Kemal
amca, emecek mi ekmeği?***
YELİZ – Elbette hayır, küçük parçalar kopararak
yemek en doğrusudur.
ŞÜKRÜ – Haa, tabi ya, bunu çocuklar bile bilir
Kemal amca.****
KEMAL – Tabi tabi.
Şükrü ve Hüseyin ekmek koparırlar,
Kemal de onlara bakarak koparır.
36
çocuklar duymasın..bölüm-75
37
Yemeğe banacaklardır ki
YELİZ – Sakın!
İkisi de banamadan kalırlar. ***
Kemal de yalandan şaşırmış gibi durur.
YELİZ – Yemeğe ekmek banılmaz….Kemal
bey…
KEMAL – Çok pardon bu da görgüsüzlük değil
mi?
HÜSEYİN – En iyisi biz ekmekle selamı sabahı
keselim Şükrü.***
ŞÜKRÜ – Evet evet, ekmeksiz yumulalım abi.
İkisi de, tavuklara ellerini atarlar,
Kemal de aceleyle aynısını yapar.
YELİZ – Aaaa yanlış, çok yanlış. Hiç elle yenilir
mi canım…Kemal bey!
HÜSEYİN – Eee, o yanlış bu yanlış. Aç
kalkıcaz.. yani aç kalkacak Kemal bey bu
sofradan.***
EMİNE – Yeliz hanım en doğrusunu biliyo
Hüseyin. Kemal bey de düzeltsin azıcık kendini
canım.***
YELİZ – Bıçak kullanmanız lazım Kemal bey.
Bak Hüseyin bey ve Şükrü bey kesin biliyordur
bıçak kullanmasını, değil mi?
HÜSEYİN – Biliriz
ŞÜKRÜ- Bıçak bizim işimiz
HÜSEYİN-Ama, bıçaklı kavgalara girmiyoruz
biz. Delikanlı adama bıçak yakışmaz.***
ŞÜKRÜ – Hayatta girmeyiz. Yumruklarımız
konuşur bizim.
HATİCE – Ne diyonuz be, bıçağı masada
kullanmaktan bahsediyor Yeliz hanım.
ŞÜKRÜ – Haa masa olayı başka.
37
çocuklar duymasın..bölüm-75
38
HÜSEYİN- O da bizim işimiz
HATİCE- Göster numaranı Hüseyin abi.
Hüseyin elini koyar masaya.
Parmaklarını açar. Bıçağı parmaklarının
arsına sırayla vururken, Hüseyin
giderek hızlanırken,***
ŞÜKRÜ – Nasıl numara. Türkiye de Hüseyin
abimden hızlı kimse yapamaz bunu.
Yeliz ve Kemal şaşkın bakarken
kahkaha efektiyle keseriz.
43. HALUK OFİS / İÇ / GÜN
Haluk laptopunda bir şeylere bakarken
kendi kendine mırıldanmaktadır.
HALUK – (OKUR) Günahın özüyse seni
sevmek, cezam cehennem olsun***… Çok
saçma.
Okumaya devam ederek,
HALUK – Güneşin buz tuttuğu yerde bir alev
görürsen, bil ki o yalnız senin için yanan
kalbimdir.***
Haluk arkasına yaslanarak,
HALUK – Bu da çok arebesk. Hem Meltem anlar
bunları internetten bulduğumu.
Yasemin, Haluk’un çayını getirerek,
YASEMİN – Çayınız Haluk bey.
HALUK – Yasemin bana üç tane güzel cümle
söyle.
YASEMİN – (ŞAŞKIN) Ne gibi Haluk bey?
HALUK – Seni seviyorum, sen bi tanesin falan
gibi.***
Yasemin’in şaşkın ifadesinde kahkaha
38
çocuklar duymasın..bölüm-75
39
efektiyle keseriz.
44. EV – SALON / İÇ /GÜN
Hüseyin, tabağındaki tavuğa çatalı
geçirmiş kesmeye çalışıyor.
HÜSEYİN – Aha, bi parça kestim, şükrü
çatalınla çektir şunu kopsun.
Şükrü çatalını Hüseyinin tabağına sokar.
ŞÜKRÜ – Yettim Hüseyin abi. Du, du, çek
sende, ordan kes biraz.***
HÜSEYİN – Aha da aldım valla.
Hüseyin lokmayı ağzına atar.
Yeliz dehşetle ağzı açık izlemektedir.
Hüseyin ve Şükrü ağızları doluyken
konuşurlar.
HÜSEYİN – Daha ilk lokmamı yiyorum ama
tavuk güzelmiş Şükrü.
ŞÜKRÜ – Tavuğun derisiyle gerisi makbuldür
Hüseyin abi. Derisinden de götür.***
Yeliz dehşet içindedir. Kemal Yelize
fısıldır
KEMAL – Bunları düzeltmek çok zor Yeliz
hanım. Vazgeçin isterseniz.
YELİZ – Doğrusu şimdiye kadar gördüğüm en
zor vaka. Ama ben, ne yapıp edip düzelteceğim
bunları.***
KEMAL – Haklısınız Yeliz hanım. Bu çocukları
topluma kazandırmak lazım. Bugünlük çok
yoruldunuz, daha sonra devam edersiniz.
YELİZ – Doğru söylüyorsunuz. Ee sizlere afiyet
olsun. Ben doydum kalkıyorum.
Kemal sandalyesini tutar kalkarlar.
39
çocuklar duymasın..bölüm-75
40
HATİCE – Görüyon mu yenge kadını kaçırdı
bizimkiler.
EMİNE – Ee kadın hep insanlarla uğraşmış,
büyük başlarla uğraşmamış ki. Aslında bi kaba
yemek koyup kapı önünde beslemek lazım
bunları.******
Yeliz ve Kemal koltuklara oturmuşlardır.
ŞÜKRÜ – Bu Yeliz hanım görgü kurallarından
bahsediyo ama kendi, pek bilmiyo.
EMİNE – Allah allah, nerden anladın?
ŞÜKRÜ – Görgü kuralı bizim işimiz yenge.
Yemek bitmeden sofradan kalkılmaz.
HÜSEYİN – Çok doğru Şükrü. Kadın görgüsüz
işte. Hadi yumul aslanım, tehlike geçti.***
İkisi de elleriyle butları tutarlar, ısıra
ısıra yerken keseriz.
45. HALUK OFİS / İÇ / GÜN
HALUK – Ev ödevi bu kızım. Meltem’e her gün
en az üç güzel cümle söylemem lazım. Biraz
yardımcı ol.
YASEMİN – Haa anladım. Ateşli sözler olabilir
mi?***
HALUK – Fazla ateşli olmasın.***
YASEMİN – Peki söylüyorum o zaman…
Bu sırada Tolga gelir.
YASEMİN - Seni ilk gördüğüm andan itibaren
seviyorum aşkım. Sen benim
vazgeçilmezimsin.***
Haluk ve Yasemin, Tolga’yı görmemişlerdir.
Tolga şaşkın bir ifadeyle donup kalmıştır.
HALUK – Diyosun?
40
çocuklar duymasın..bölüm-75
41
YASEMİN – Evet. Karanlık gecelerime bir güneş
gibi girdin. Sen benim gündüzümsün. Anlamsız
geçen hayatımın tek anlamısın.***
Tolga sessizce geri dönüp çıkarken
kahkaha efektiyle keseriz.
46. EV / DIŞ / GECE
Evin dışarıdan görüntüsü…
47. EV - SALON / İÇ / GECE
Haluk dışarıdan gelir.
HALUK – Kimse yok mu? Nerdesin Meltem?!,
Meltem yatak odası tarafından gelerek,
MELTEM – Hoş geldin Haluk.
HALUK – Üç güzel cümlem hazır Meltem.
MELTEM – Hazır mı?
HALUK – Evet, söylüyorum…
Haluk sert bir ses tonuyla ve seri bir
şekilde üç cümleyi arka arkaya sıralar.
HALUK – Bu gün çok güzelsin Meltem. Sen
benim hayatımın anlamısın. Karanlık geceme bir
güneş gibi doğdun.***
Meltem şaşkın bakar.
HALUK – Oldu mu?
MELTEM – Olmadı.
HALUK – Ana… söyledim işte Meltem. Nasıl
olmadı?
MELTEM – Söyledin ama laf olsun diye
söyledin. İçinden hissederek söylemedin. Ses
tonun çok duygusuzdu.***
HALUK – Nasıl hissettiysem öyle söyledim işte.
41
çocuklar duymasın..bölüm-75
42
MELTEM – Bu kadar güzel cümleleri sanki
azarlarmış gibi söyledin Haluk.
Türkçe bilmesem, bu söylediklerinin küfür
olduğunu düşünebilirdim. ***
HALUK – Allah’tan Türkçe biliyorsun.
MELTEM – Olmaz Haluk, söylediklerin kulağa
hitap ettiği kadar kalbe de hitap edecek. Daha
yumuşak bir ses tonuyla ve hissederek
söyleyeceksin.***
48. KAFE / İÇ / GECE
Tolga ve Yasemin oturuyorlar.
YASEMİN – Beni niye çağırdın Tolga?
TOLGA – Seninle konuşmamız gereken çok
önemli bir şey var Yasemin.
YASEMİN – Önemli mi?
TOLGA – Evet.
YASEMİN – (İÇ SES) Allah’ım… sonunda
anladı kendisinden hoşlandığımı?***
TOLGA – Öncelikle şunu söyleyeyim yanlış
yoldasın Yasemin.
YASEMİN – (ŞAŞKIN) Yanlış yolda mıyım?
TUNA – Evet. O hoşlandığın adam sana göre biri
değil.***
49. EV - SALON / İÇ / GECE
MELTEM – Hadi şimdi tekrar söyle o güzel
cümleleri. Ama hissederek, içine bi parça da
duygu kırıntısı koyarak.
HALUK – Anladım ben senin ne yapmak
istediğini.
MELTEM – Ne yapmak istiyormuşum?
42
çocuklar duymasın..bölüm-75
43
HALUK – Beni evden kaçırtmaya çalışıyorsun.
Böyle yapa yapa kafayı yedirteceksin bana.
Sonunda ben de lanet olsun, evi terk ediyorum
diycem. Benden ayrılmak istiyorsan açık açık
söyle Meltem.***
MELTEM – Alakası yok…
Meltem müziği açarak,
MELTEM – İstersen sana biraz sana yardım da
edeyim. Fondaki romantik müzik duygularını
harekete geçirebilir. Evet, şimdi söyle teker teker.
Ama makineli tüfek gibi arka arkaya
sıralama.***
50. KAFE / İÇ / GECE
YASEMİN – O hoşlandım adam neden bana göre
değilmiş söyler misin?
TOLGA – Bi kere çok farklı yapılardasınız.
Karakter olarak birbirinize uymazsınız. Siyahla
beyaz gibisiniz.
YASEMİN – Daha iyi ya zıt kutuplar birbirini
çeker.
TOLGA – Anlaşamazsınız.
YASEMİN – Deneriz.***
TOLGA – Aranızda çok yaş farkı var Yasemin.
YASEMİN – Benim için sorun olmaz. Hem o
kadar da çok yaş farkı olduğunu sanmıyorum.
TOLGA – Yaa adamın hayatında biri var. Böyle
bir şeyi nasıl düşünürsün?
YASEMİN – (ŞAŞKIN) Hayatında biri mi var?
TOLGA – Evet. Meltem ablaya böyle bir kötülük
yapamazsın. Yuvalarını yıkamazsın.***
YASEMİN – Sen neden söz ediyorsun
Allahaşkına.
43
çocuklar duymasın..bölüm-75
44
TOLGA – Bu gün Haluk beyle seni konuşurken
duydum Yasemin. Hiç inkar etmeye kalkma.
Resmen ilanı aşk ettin adama.***
51. EV - SALON / İÇ / GECE
Fondaki romantik müzik devam etmekte.
MELTEM – Hadi Haluk, bekliyorum seni.
HALUK – Tamam, tamam. Söyleyeyim de
kurtulayım bari.
MELTEM – Söyleyeyim de kurtulayım
duygusuyla söyleme işte. Görev gibi yapma bu
işi. Söylediğin şeyi yaşa…
Haluk bu sefer daha yavaş ama yine
soğuk bir ses tonuyla söyler.
HALUK – Bu gün çok güzelsin Meltem. Sen
benim hayatımın anlamısın. Karanlık geceme bir
güneş gibi doğdun.***
MELTEM – Yaa sesini yumuşat biraz Haluk.
Müziği hisset.
HALUK – Benden bir Sunay Akın performansı
bekleme Meltem. Elimden bu kadar geliyor.***
MELTEM – Başarabilirsin. Hadi bir daha dene.
Haluk bu sefer sesini yumuşatır.
HALUK – Bu gün çok güzelsin Meltem. Sen
benim hayatımın anlamısın. Karanlık geceme…
Bu sırada Emine mutfak tarafından gelir.
Haluk Emine’yi fark eder ve söylemekten
vazgeçer.
HALUK – (KIZGIN) Uğraştırma beni Meltem!
Şimdi git güzel bi sofra hazırla da yemeğimizi
yiyelim. Arkasından güzel bi çay demle. Güzel
güzel oturup televizyon seyredelim. Sonra da
44
çocuklar duymasın..bölüm-75
45
anlarsın ya.... Tamam mı? Oldu mu üç güzel
cümle?***
52. KAFE / İÇ / GECE
YASEMİN – Yaa sen manyak mısın? Haluk beye
yardım ediyordum ben Tolga.
TOLGA – Yardım mı ediyordun?
YASEMİN – Heralde. Meltem hanıma her gün
üç güzel cümle söylemesi gerekiyormuş. Ben de
aklıma gelenleri söyledim.
TOLGA – Yapma yaa… Bi dakika, bi dakika…
peki bu hoşlandığın adam kim? Sabah birinden
hoşlandığını söylüyordun.
Yasemin sinirle kalkarak,
YASEMİN – Boş ver Tolga. Önemli biri değil,
salağın teki.***
53. EV / DIŞ / GECE
Evin dışarıdan görüntüsü…
54. EV - SALON / İÇ / GECE
Haluk, Meltem ve Emine yemek yiyorlar.
Kapı çalınır, Emine kapıya giderek,
MELTEM – Yatana kadar çok zamanın yok
Haluk. Mutlaka söyleyeceksin o üç güzel
cümleyi.
HALUK – Bari yemekte üstüme gelme Meltem.
Yemek yerken yemekten başka bi şey
düşünemem ben.
45
çocuklar duymasın..bölüm-75
46
EMİNE – Meltem hanım size havuz problemi
sormadı ki Haluk bey. Bunda düşünecek ne
var?***
Kapı çalınır,
HALUK – Sen karışma Emine. Git kapıya bak
sen.
Emine kapıya giderek,
EMİNE – Peki Haluk bey.
Emine kapıyı açar. Menderes, Nurten
ve Gülfidan girerler.
RABARBA – Hoş geldiniz… İyi akşamlar…
MENDERES – Aneeey, gaynanamız seviyomuş
gari Nurten. Tam da yimeğe denk geldik.
HALUK – Sevecek tabi Menderes abi. Sen
sevilmeyecek adam mısın? Buyrun, buyurun…
NURTEN – Ülen sen bi çay içer kalkarız
dimedin mi?
MELTEM – Olur mu öyle şey Nurten hanım.
Yabancı bi yer mi burası? Emine hemen birkaç
tabak daha getir.
Emine mutfağa giderken,
EMİNE – Getiriyorum Meltem hanım.
Otururlarken,
GÜLFİDAN – Ne demişler, yemek gördün mü
yiycen, dayak gördün mü kaçıcen.***
Gülüşürlerken keseriz.
55. GÖNÜL EV/ İÇ /GECE
Merve ve Orçun oturuyorlar.
ORÇUN – Süslü sana bişey söylicem.
MERVE – Hani sen kimseyle konuşmayacaktın
beton kafa.
46
çocuklar duymasın..bölüm-75
47
ORÇUN – O plan işe yaramadı kızım. Şimdi B
planına geçiyorum. Yardım etmen lazım.
MERVE – Niye yardım edecekmişim sana.
ORÇUN – Etmezsen, Mervenin de telefonunu
olmasın diye evin altını üstüne getiririm.***
MERVE – Hayır yapmıycaksın.
ORÇUN – Biliyosun yaparım. Beni susturmak
için alırlar elinden telefonu.
MERVE – Off tamam, yardım edicem. Napıcaz?
ORÇUN – İyi dinle…
Orçun anlatırken keseriz.
56. EV - SALON / İÇ / GECE
Haluk, Meltem, Emine, Menderes,
Nurten ve Gülfidan yemek yiyorlar.
MENDERES – Çocuklar gelmediler mi daha?
HALUK – Ev işiyle uğraşıyorlar Menderes abi.
Bu gün yarın taşınacaklar artık.
MELTEM – Bi çok şeyi hallettiler zaten. Burdan
yatak odası takımını da aldılar mı geriye bir şey
kalmıyo.
NURTEN – Hadi hayırlısı bakalım, hayırlısı.
GÜLFİDAN – Siz ne yapıyosunuz bakalım
Meltem hanım? İyi misiniz?
MELTEM – Teşekkür ederim Gülfidan hanım.
EMİNE – Haluk bey, günde üç güzel cümle
söylese daha da iyi olacak ama…***
HALUK – SİNİRLİ Emineeeeee!..
NURTEN – Neymiş ayol o?
HALUK – Önemli bi şey değil Nurten hanım.
Emine işte
47
çocuklar duymasın..bölüm-75
48
MELTEM – Menderes beyle Nurten hanım
yabancı değil Haluk. Anlatabilirsin.
GÜLFİDAN – Değiller tabi. Ben de değilim.
Deyin bakalım neymiş bu işin aslı astarı.
EMİNE – Meltem hanım, Haluk bey’e her gün üç
tane güzel cümle söyleme mecburiyeti getirdi
Gülfidan hanım. Romantik şeyler yani. Ama
Haluk bey zorlanıyo biraz.***
GÜLFİDAN – Aşk olsun Haluk bey. Meltem
hanım gibi güzel ve hoş bi bayana günde 3 değil
3 bin tane cümle söyleseniz bile azdır. Ne varmış
bunda zorlancek?
MELTEM – Teşekkür ederim Güfidan hanım.
GÜLFİDAN – İlerde evlenceğim adamdan ben
de istiycem böyle şeyler. Romantik olcek, kibar
olcek, hepsinden önemlisi saçlı olcek. Kellerden
elektrik alamıyorum ben.***
MENDERES – Ülen sen de koca buldun da
saçlısını arıyosun.***
GÜLFİDAN – Kısmet bu işler, kısmet. Yakında
o da olcek inşallah.
NURTEN – Bununla evlencek adama Allah sabır
versin gari, ne diyeyim.
GÜLFİDAN – Teessüf ederim yenge. Ne demek
istiyosun sen şimdi? Bi şey mi ima etmeye
çalışıyosun?***
57. GÖNÜL EV/ İÇ /GECE
ORÇUN – Hazırsan başlıyorum süslü.
MERVE – Hazırım.
Orçun, gider dış kapıyı açar, ve hızla
kapatır. Sonra da koşarak salonda bir
yere (koltuk ya da perde arkası gibi) saklanır.
48
çocuklar duymasın..bölüm-75
49
Mutfak tarafından Necla gelir.
NECLA – Babanlar mı geldi Merve? Kapının
açılıp kapandığını duydum.
MERVE – Yoo, beton markete kadar gitti.
NECLA – Nee, deli mi çocuk. Bu saatte tek
başına markete mi gitti?
MERVE – Evet, biraz şanslıysak, yolunu
kaybeder.***
Zil çalar.
NECLA – Geldi galiba. Ay aklımı alacak bi gün
bu çocuk.
Açar kapıyı, Tuna ve Gönüldür gelen.
Necla bakınır.
NECLA – Orçunla karşılaştınız mı Gönül?
GÖNÜL – Ne? Ne diyosun anne sen?
NECLA – Markete diye çıkmış kendi başına. Ay
öldürecek beni bu çocuk.
GÖNÜL – Anne niye izin veriyosun böyle
bişeye.
NECLA – İzin verir miyim hiç. Ben
mutfaktayken gitmiş.
TUNA –PANİK Hemen panik yapmayın, ben
gidip markete bakarım şimdi.
GÖNÜL- Sakin ol Tuna
Tuna giderken keseriz.
58. EV - SALON / İÇ / GECE
Yemeğe devam ediyorlar.
NURTEN – Valla pek güzel etmişsiniz Meltem
hanım. Evlilikte romantizim şart.
MELTEM – İnsanın eşinden güzel laflar duyması
kendini iyi hissettirir Nurten hanım.
49
çocuklar duymasın..bölüm-75
50
HALUK – Bir de o lafları söylemek zorunda olan
adama sor bakalım kendini nasıl hissediyo?***
MELTEM – O güzel şeyleri söylediğin zaman
emin ol ki sen de kendini daha iyi hissedeceksin
Haluk.
EMİNE – Bizim Hüseyin’de tam tersi oluyo. Her
gün en az üç tane çirkin söz söylemezse kendini
hiç iyi hissetmiyo. ***
NURTEN – Duydun mu Menderes? Bundan
sonra sen de bene her gün en az üç güzel cümle
söylüycen. Acık romantik olcen gari.***
MENDERES – O kadar yalanı nerden bulcem len
ben?******
NURTEN – Yalan söylemeycen Menderes.
Gerçekleri diycen.
GÜLFİDAN – Desene abeymin işi çok zor.***
NURTEN – Kafasını çalıştırcek gari. Az biraz
beynini zorluycek.
GÜLFİDAN – Deha mı canım benim ağebeyim?
Bu gün ne kadar güzelsin dese, değilsin. Sene
aşığım dese, neyine aşık olcek?******
NURTEN – Beri bak avukat görümce, sen
kaşınıp durun gene.
GÜLFİDAN – Yalan mı canım? Söyleyene değil,
söyletene baçken. Bene söylenecek laf çok
emme, sene ne dense boş.***
NURTEN- Menderes’in söyleyeceği en güzel
cümle “Seni şu görümcenden kurtaracam”
cümlesidir. ***
GÜLFİDAN- Sen bana bir şey mi ima ediyon
yenge***
59. GÖNÜL EV/ İÇ /GECE
50
çocuklar duymasın..bölüm-75
51
Tuna dönmüştür. Gönül ve Necla
telaşlanmaya başlamışlardır.
TUNA – Markete hiç gitmemiş. Bütün mahalleyi
de dolaştım, herkese sordum ama yok. Kimse
görmemiş.
GÖNÜL – Ay delircem ya, bi saattir yok ortada.
NECLA – Polisi arayalım Gönül.
MERVE – Valla beton kafa haklıymış.
TUNA – Ne konuda?
MERVE – Yani bi cep telefonu alsaydınız
çocuğa, şimdi arar bulurdunuz hemencecik.***
NECLA – Tühh, çok doğru. Keşke alsaydık.
Gönül kıllanmıştır. Salonu kolaçan
eder gözleriyle.
GÖNÜL – Demek cep telefonu alsaydık iyi
olurdu ha?
MERVE – Evet. Dönerse eğer, alın bence.
Gönül perde arkasındaki Orçunun
ayaklarını görür.
TUNA – Gönül annem haklı, vakit kaybetmeden
arayalım polisi.
GÖNÜL – Yok gerek yok. Döner nasıl olsa.
Böyle sıkılıp bekleyeceğimize gidip dışarda
yemek yiyelim, sonra da sinemaya gidelim hep
beraber.
NECLA – Delirdin mi gönül sen?
Gönül susun işareti yapıp gözüyle
Orçunun saklandığı yeri işaret eder.
GÖNÜL – Hadi hadi, bi an önce çıkalım. Hem
eğleniriz biraz.***
Tuna da anlamıştır.
TUNA – Tamam çıkalım o zaman. Çok geç
saatlerde döneriz anca. Haydi Merve.
51
çocuklar duymasın..bölüm-75
52
Orçun dayanamaz saklandığı yerden
fırlar.
ORÇUN – Alçaklar, küçücük çocuk evde yalnız
bırakılır mı?***
60. EV - SALON / İÇ / GECE
Yemeğe devam…
NURTEN – E hadi Menderes, söyleyiver gari üç
dene güzel cümleyi. Bekliyom bak.
MENDERES – Ülen aklıma da bi şey gelmiyo ki.
GÜLFİDAN – Gelmez. Daha çok beklersin sen
yenge.***
HALUK – Valla sana yardım edeyim diycem
ama kelin ilacı olsa kendi başına sürer Menderes
abi.***
MELTEM – Yaa bu o kadar zor bi şey değil
Menderes bey.
MENDERES – Eyi eyi, söyluyom.
NURTEN – Hee, dinliyom.
MENDERES – Kavurmam benim, patlıcan
oturtmam. Pilav üstü dönerim, susuz buzlu
rakım.***
Nurten bozulur.
NURTEN – Bu mu?
MENDERES – He kuyruk yağım. Sen benim
hayatımın şakşukasısın.***
NURTEN – Boşver Menderes, sen en iyisi hiçbir
şey söyleme bene.***
Gülüşürlerken keseriz.
61. GÖNÜL EV/ İÇ /GECE
52
çocuklar duymasın..bölüm-75
53
Orçun bozulmuş bir halde oturuyor.
ORÇUN – Bana numara yaptınız ha?***
GÖNÜL – Evet Orçun. Gerçekten kaybolduğuna
inansam, o kadar sakin davranabilir miydim
sence?
MERVE – Evet parti yapıyor olurduk.***
ORÇUN – Ama bi gün gerçekten olursa
naapcaksınız? Cep telefonu şart bence.
NECLA – Taktı bu kafasına vazgeçmez artık.
TUNA – Bakın şöyle yapalım. Mervedeki telefon
ikinizin ortak telefonu olsun.
ORÇUN – Ana.
TUNA – Nasıl olsa hep yanyanasınız.
MERVE – Ya hayır baba. Kabul etmiyorum.
GÖNÜL – Aslında fena fikir değil. Numarayı
ortak kullanırsınız.
TUNA – Sen bilirsin Merve. O zaman telefonu
alırım elinden. Ya ortak telefon, ya hiç.
Mervenin kaşları çatılır.
MERVE – Tamam.
ORÇUN – Eyooo, yarım telefonum oldu benim
de.***
Orçun sevinirken keseriz
62. EV / DIŞ / GECE
Evin dışarıdan görüntüsü…
63. YATAK ODASI / İÇ / GECE
Meltem ve Haluk yatakta, kucağında laptop vardır…
Haluk yaklaşır.
MELTEM – Uzak dur Haluk.
53
çocuklar duymasın..bölüm-75
54
HALUK – Uzattın ama Meltem.
MELTEM –Hayır uzatmadım. Saat onikiye beş
var. Çok az zamanın kaldı.
HALUK – Çok ısrarcısın Meltem.
MELTEM – Bu çok güzel bi cümle sayılmaz.***
HALUK – Bi dakika, bi dakika… biraz kafamı
toparlayayım.
Haluk laptopun bir iki tuşuna basıp
ekrandan okumaya başlar.
HALUK – Sen, seni özleyenlerin özleminden
habersiz özlenmektesin. Sen var ya sen,
özlenenlerin içinde en çok özlenensin. Seni her
düşündüğümde kalbime bir yıldız çiziyorum.
Benim şimdi kaç yıldızım var biliyor musun?
Benim artık bir gökyüzüm var… (MELTEM’E
BAKARAK) Nasıl?***
Meltem laptopun kapağını kapatarak,
MELTEM – Çok güzel Haluk. Şimdi interneti
kapat. Ezbere söyle onları.***
Haluk laptopu kenara koyup yatarken
HALUK – İyi geceler Meltem.
MELTEM – Sen bilirsin. Yarın altı tane güzel
cümle söylersin o zaman.
Meltem de yatar. Yorganı çekiştirirlerken,
RABARBA – Çekme şunu… Sen
çekiyorsun…***
Müzik yükselirken keseriz.
3.GÜN
64. İSTANBUL GENEL
İstanbul’dan sabah görüntüleri…
54
çocuklar duymasın..bölüm-75
55
65. EV / DIŞ /GÜN
Evin dışarıdan görüntüsü…
66. EV –SALON / İÇ /GÜN
Haluk, Meltem, Havuç, Berke,
Emine ve Duygu ediyorlar.
HAVUÇ – Bu akşam taşınıyor musunuz şimdi
abla?
BERKE – Her şey yerleşti zaten kayınço.
Buradaki yatakla birkaç parça eşyayı da
götürünce tamamdır.
DUYGU – Bu gece kendi evimizde yatıcaz yani.
HAVUÇ – Birbirinize çok alışmıştınız aslında
anne. Siz de ablamlara taşının bence. Bu eve ben
yerleşeyim.***
HALUK – Ana!..
HAVUÇ – Ne var baba? Benim eve kira
ödemekten kurtulmuş olursun böylece. Aile
bütçemize katkı sağlarız.
MELTEM – Biz senin kiranı öderiz Emre. Sen
merak etme.
Kapı çalınır. Emine gider açar.
Kemal elinde yangın söndürme
tüpüyle girer.
KEMAL – Merhaba Emine.
EMİNE – Amaniiin!.. Bu ne böyle Kemal amca?
KEMAL – Görmüyor musun Emine, yangın
söndürücü.
EMİNE – İyi de yangın yok ki bizim evde Kemal
amca.***
MELTEM – Yangın çıktıktan sonra mı gidip
yangın sönüdürücü alıcaz Emine? Ben istedim
babamdan yangın söndürücü almasını.***
55
çocuklar duymasın..bölüm-75
56
HAVUÇ – Niye aldın ki anne bunu?
MELTEM – Şu duvarın önüne koyayım diyorum,
dekoratif amaçlı. Tablolara da uygun hem. Allah
allaaah. Eve bi yangın söndürücü alınması niye
şaşırtıyo seni bu kadar?***
DUYGU – Bence çok iyi etmişsin anne. Aslında
bizim de eve böyle bi şey almamız lazım Berke.
BERKE – Haklısın hayatım.
HALUK – İyi ki almışsın Meltem. Bu unutkan
Emine, nasıl olsa yakacak bu evi bi gün. Çok işe
yarar o zaman.***
EMİNE – Ben iyileştim bi kere artık, unutmuyom
Haluk bey.
Emine bi an durur.
EMİNE – Ocağın altını kapattım mı ben?***
Emine mutfağa koşarken keseriz.
67. KAHVEHANE / İÇ /GÜN
Kerem Hüseyin ve Şükrünün yanında
sabit bir noktaya dalmış oturuyor.
Hüseyin ve Şükrü ona bakıyorlar.
KEREM kafa sesi – Ahh Alex ahh. Ne zaman
farkedeceksin sana olan aşkımı?
HÜSEYİN – Hayırdır Morinyo, ne düşünüyorsun
böyle derin derin?
ŞÜKRÜ – Evet Morinyo geldiğinden beri hindi
gibi düşünüyosun, bi derdin mi var?
KEREM – Ha, yok yok bi derdim yok.
YAKUP – Çocuk naapsın, sizle beygir yarışı mı
konuşsun?***
56
çocuklar duymasın..bölüm-75
57
HÜSEYİN – Adamı hasta etme Yakup.
Muhabbet bizim işimiz. Morinyoyla her türlü
muhabbeti yaparız biz.
ŞÜKRÜ – Evet biz, çocukla çocuk, büyükle
büyük, orta yaş üstüyle, orta yaş üstü oluruz
Yakup.***
KEREM – Şeyy o zaman size bir soru sorabilir
miyim?
HÜSEYİN – Sor bakalım delikalı.
KEREM – Emine ve Hatice ablayla nasıl
tanıştınız?
68. EV – SALON / İÇ /GÜN
Kahvaltıdan kalkmışlar.
HALUK – Berke, Havuç kaldırın şunu da,
ortalıkta durmasın.
MELTEM – Hayır. Kaldırmadan önce nasıl
kullanıldığını öğreneceğiz hep beraber. Tatbikat
yapacağız.
HALUK – Tatbikata ne gerek var ya, yangın
olursa kullanırız işte.
MELTEM – Öyle deme Haluk. Herhangi bir
durum olduğunda herkes nasıl kullanılacağını
bilmeli. Deprem gibi olmasın. Hiç değilse
yangına bir hazırlığımız olsun.
HALUK – Ne var bunu kullanmaya Meltem.
Basacaksın köpük çıkacak işte. İlla herşeyi
öğreteceksin didaktik hanım***
MELTEM – Hadi bas o zaman Haluk.
HALUK – Ya durduk yere mi kullanacam şimdi.
MELTEM – Çok biliyosun ya, görelim hadi
marifetini.
57
çocuklar duymasın..bölüm-75
58
Haluk söndürücünün başına giderken,
HALUK – Her şeyi çok büyütüyosun Meltem.
BERKE – Babam haklı, kolay bunu kullanmak.
DUYGU – Kaç kere kullandın Berke?
BERKE – Kullanmadım ama, gerektiğinde
kullanırım yani.
KEMAL – Hakkaten, bu aleti, sağımızda
solumuzda her yerde görürüz. Ben de bi kere bile
tecrübe etmedim.
MELTEM – Herkes aynı durumda baba. Bu
yüzden tatbikat yapıp kullanmayı öğrenmeliyiz.
Haluk söndürücünün sağını solunu
kurcalamaktadır.***
HAVUÇ – Hadi baba, çalıştırsana şunu.
MELTEM – Evet Haluk bekliyoruz.
Haluk bir iki basmaya çalışır basılmaz
aparatına.
MELTEM – Ne oldu Haluk? Hani, basıyodun
köpük çıkıyodu?***
HALUK – Bi dakka didaktik hanım, şurasında bi
şey olmalı, onu şeyedince.***
MELTEM – İyi de yangın çıkalı beş dakika oldu
haberin olsun.***
Haluk kurcalarken keseriz.
69. KAHVEHANE / İÇ /GÜN
HÜSEYİN – Ben görücü usulüyle evlendim
Morinyo. Yengen bi gördü beni, yamuldu, heh
heh hee…***
KEREM – İyi de naaptın? Yani yamulması için.
58
çocuklar duymasın..bölüm-75
59
HÜSEYİN – Karizma aslanım. Ben bişey
yapmadım. Tabi o zamanlar genciz tabi. Kıvanç
Tatlıtuğ gibiydim.***
ŞÜKRÜ – Şimdi de öylesin abi. Tığ gibi
delikanlısın. Kıvanç Tatlıtığ.***
YAKUP – Bi farkla tabi. Hüseyin abin
baklavaları karnında değil, elindeki pakette
götürmüş yengeye.***
KEREM – Bişey anlamıyorum ya. Yani Emine
ablaya çıkma teklif ettin mi? Buluşup flört falan
ettiniz mi?
HÜSEYİN – Kısa dönem yaptım ben flörtü
Morinyo. Valde resmini gösterdi kız bu dedi. Ben
de tamam dedim. Gittik istedik. Bütün hadise
bu.***
70. EV – SALON / İÇ /GÜN
Haluk söndürücünün başında
uğraşmakta…
MELTEM – Yangın çıkalı on dakika oldu
Haluk.***
HAVUÇ – Hadi baba, evin yarısı yandı.***
EMİNE – Bu iş Haluk beye kaldıysa yanmışız
biz.
HALUK – Konsantrasyonumu bozmayın be.
MELTEM – Etrafında alevler dansederken
konsantrasyonunu bozacak çok şey olacak Haluk.
BERKE – Sapını çekip bastırın babacım.
HALUK – Çok biliyon sen. Her türlü atraksiyonu
yaptık heralde.***
59
çocuklar duymasın..bölüm-75
60
KEMAL – Haluk yalnız yangın önce yan
apartmana oradan da bütün mahalleye yayıldı bu
arada, haberin olsun.***
Haluk uğraşırken keseriz.
71. KAHVEHANE / İÇ /GÜN
ŞÜKRÜ – Biz yengenle aşk evliliği yaptık
Morinyo. Görür görmez aşık olduk birbirimize.
KEREM – Görür görmez aşık mı oldunuz. Yani
karşılaşınca, merhaba ben sana aşık oldum, aa
ben de sana aşık oldum demediniz heralde.***
ŞÜKRÜ – Aksine Morinyo, hiç bişey
diyemiyosun boğazın kuruyo, kekeliyosun, doğru
dürüst konuşamıyosun bile karşısında.
YAKUP – Hayırdır Morinyo yoksa aşık filan mı
oldun?
KEREM – Haa, yok canım. Eğer aşık olursam,
hazırlıklı olayım diye şeyediyorum ben.***
HÜSEYİN – Aşk maşk işleri sakat işler Morinyo.
Bak biz en verimli çağımızda aşık olup yaktık
kendimizi. Sen yapma aynı hatayı.***
ŞÜKRÜ – Acele etme Morinyo. Sen de hepsini
yaşıycan.
HÜSEYİN – Biz kalkalım artık Şükrü. Hadi iyi
günler.
Hüseyin ve Şükrü çıkarken keseriz.
72. EV- SALON/ İÇ /GÜN
Haluk yan yatırmış üstündeki yazıyı
okumaya çalışmaktadır.
HALUK – Az kaldı çözücem şimdi.
60
çocuklar duymasın..bölüm-75
61
MELTEM – Haluk yangın bütün şehre yayıldı şu
anda.***
HAVUÇ – Neron da bunu çalıştıramadığı için
koca Roma yanmış baba.***
EMİNE – Amanin, iyiki itfaiyeci olmamışın sen
Haluk bey.
HALUK – Ya bi susun be.
DUYGU – Bu arada İstanbul kül oldu baba.***
Haluk kalkar söndürücünün başından.
HALUK – Tamam, tamam. Didaktik Hanım
yapalım şu tatbikatı, nalet bişeymiş bu.***
73. KAHVEHANE / İÇ /GÜN
Morinyonun masasında Yakup oturmaktadır.
Yiğido da onları dinliyor.
YAKUP – Bu zamanda aşk biraz masraflı
Morinyo.
YİĞİDO – Evet ya, Yemek yediricen, sinemaya
götürücen, diskoya götürücen, çiçek alıcan,
hediye alıcan.
KEREM – Ohoo, sponsor bulmadan aşık
olmamak lazım o zaman.***
Fıs fıs girer içeri.
İSMAİL – Cümleten selamun aleyküm millet.
YİĞİDO – Hoş geldin İsmail abi.
Yakup kalkarken İsmail oturur.
YAKUP – Nasılsın İsmail?
İSMAİL – Bozuk allahaşükür. Nasilsun
Morinyocuğum.
KEREM – İsmail abi sen çok çapkınsın değil mi?
61
çocuklar duymasın..bölüm-75
62
İSMAİL – Ha bu anlımda mi yaziy da. Karum da
görür görmez anliydu. O yüzden boşiy ya
benu.***
74. EV – SALON / İÇ /GÜN
Hepsi tüpün başındalar.
HALUK- Buyurun Didaktik Hanım
MELTEM – Aslında tekniğini bildikten sonra
kullanmak çok basit. Hemen tepesinde bir pim
var. O pimi çekeceksiniz ilk olarak.
BERKE – Biliyodum. Valla biliyodum.***
Haluk ters bakınca susar Berke.
DUYGU – O zaman pimi çekiyoruz ve sıkıyoruz
di mi anne.
MELTEM – Evet ama şunu unutmamak lazım.
Gerçekten müdahale edebileceğimiz küçük bir
yangında kullanacağız.
KEMAL – Evet, yangın büyükse, herkesi
uyarmak için Yangın diye bağırıp hemen 110’u
aramak lazım.
MELTEM – Küçük bir yangın olduğunda
yapacağımız ilk iş…
HAVUÇ – Babamı bu aletten uzak tutmak.***
Gülüşürlerken keseriz.
75. KAHVEHANE / İÇ /GÜN
KEREM – İsmail abi, sen aşık olduğun kıza nasıl
açıldın?
İSMAİL – Hangisini soriysun da?***
Yakup İsmailin önüne çay bırakırken,
62
çocuklar duymasın..bölüm-75
63
YAKUP – Ohoo İsmail hangi birini anlatsın.
Gönül defteri kabarık onun.
KEREM – Ben genel olarak soruyorum ya. Bi
kızı etkilemek için napıyosun?
İSMAİL – Yeğenum, ne yakişikliluk, ne para, ne
pul, ne kılık kıyafet gerekmez bu iş için da.
KEREM – Ne gerekir?
İSMAİL – Ha bu gerekir da.
İsmail dilini çıkarır.
KEREM – Nası ya, kıza dil mi çıkaracağız .***
İSMAİL – Yok yeğenum hiç olur mu öyle şey.
Dil lazimdur da. Dilin kuvvetli olacak.
KEREM – Nası yani?
İSMAİL –Makineli tüfek gibi iltifat edeceksun.
Saçlarinu, gözlerini, boyunu posunu, endaminu
öveceksun.
KEREM – Bu işe yarıyo mu yani?
İSMAİL – Hiç boşa gitmez uşağum. İstersen sana
dil kursu vereyum, öğreteyum yakişiklu
konuşmasını da.
KEREM – Sağol İsmail abi. Ama benim kafam
karıştı. Herkes başka bişey söylüyor.
Morinyo kalkar.
KEREM – Ben gideyim, biraz daha kamuoyu
araştırması yapayım. İyi günler.***
Morinyo çıkarken keseriz.
76. EV – SALON / İÇ /GÜN
Meltem yangın söndürücünün başında…
MELTEM – Halukcum konu mankenliği yapar
mısın? Görerek daha iyi anlarız.
Haluk söndürücünün yanına gelir.
63
çocuklar duymasın..bölüm-75
64
MELTEM – Aslında bir kısaltmayla çok
basitleştirmişler yapılacak şeyleri. Kelimemiz
PASS.. P. pimi çek Halukcum pimi gösterir
misin?
Haluk gösterir.
MELTEM – A, ateşin kaynağına tut. S sık.
Haluğun gösterdiği gibi, tepesindeki kulpu
sıkıyoruz. Son S de, süpür. Köpükleri, yangının
dibine tutarak, süpürür gibi sıkıyoruz.
DUYGU – Pass diye düşününce kolay hakikaten.
Pimi çek, ateşin kaynağına tut, sık, süpür.
EMİNE – Bak çok kolaymış, yaparsın heralde
Haluk bey?***
HALUK – İyi tamam tamam, tatbikat bitti hadi
dağılın.
MELTEM – Son kez göster de öyle bitirelim
Haluk.
HALUK – Neyini gösteriyon ya. Pass yapıcaz
işte.
KEMAL – Olsun Haluk, görerek daha akılda
kalır.
HAVUÇ – Evet baba, dersi derste öğreneceksin.
Sana da iyi bi ders olur hem.***
Haluk sinirlenir.
HALUK – Tamam tamam. Pimi çekiyoruz.
Gerçekten çeker pimi,
HALUK – Ateşe tut, sık, süpür.
Haluk seri olarak peşpeşe yapmıştır
söylediklerini. Köpüğü, dış kapıya
doğru sıkmaya başlar. (Sadece kapı
yönüne, hiçbir yere zarar vermeyecek
şekilde sıkılacak.)
64
çocuklar duymasın..bölüm-75
65
HALUK – Ana!
MELTEM – Naaptın Haluk, sadece
gösterecektin. Kes şunu.
EMİNE – Amaniiin battı ortalık. ****
Dış kapıya doğru köpükler
püskürürken müzik yükselir keseriz.
77. HALUK OFİS / DIŞ / GÜN
Ofisin dışarıdan görüntüsü…
78. HALUK OFİS / İÇ / GÜN
Haluk, Tolga ve Yasemin masalarında
çalışıyorlar. Hami elinde poşetle girer.
HAMİ – Selamünaleyküm Haluk abeyciğum.
Nasılsınız uşaklar?
HALUK – Gel bakalım Karadeniz fırtınası.
Hami, Haluk’un yanına oturarak,
HAMİ – Poşetin içinde ne var diye sormayacak
mısın Haluk abiycum?
HALUK – Hayır, sormuycam.***
HAMİ – Niye?
HALUK – Sorsam da sormasam da çıkarıp
göstereceksin nasıl olsa.***
HAMİ – Doğru dedun. Karadseniz Fırtınası
Hami, insanlığa hizmet için icatlarına devam
ediyor…
Hami poşetin içinden bir pantolon
kemeri çıkarır. Kemerin üzerine bir
mezura yapıştırılmıştır.
HAMİ – İşte son buluşum kemerli mezura.
Mezuralı kemer de diyebilirsiniz. ***
HALUK – Başka ne diyebiliriz?
65
çocuklar duymasın..bölüm-75
66
HAMİ – Harika bir buluş, seni tebrik edeyrum
Hami de diyebilirsunuz.***
79. MELTEM OFİS / İÇ / GÜN
Meltem ve Gönül ellerinde alışveriş
poşetleriyle girerler.
GÖNÜL – Yaa acayip şık şeyler aldık valla
Meltem. Tenis mi oynuycaz, defileye mi çıkıcaz
bilemiyorum artık.
Aldıkları tenis kıyafetlerini çıkarıp
bakarlarken,
MELTEM – Eşofmanla tenis oynamıycaz heralde
Gönül. Tabi ki şık şeyler alıcaz.
Gönül elindeki mini eteği üzerine
tutarak,
GÖNÜL – Etekler de acayip kısaymış. Benim
için sorun olmaz ama senin taş fırın erkeği sorun
çıkarmaz mı?***
MELTEM – O ne karışıyo ki? İstediğimi giyerim
ben.
80. HALUK OFİS / İÇ / GÜN
Hami elindeki mezuralı kemeri
göstererek anlatmaktadır.
HAMİ – Hepinizun bildiği gibi karın
çevresindeki yağlar çok önemlidur Haluk
abeycuğum. Ha bu mezuralı kemeri beline
takarak karın çevresindeki yağları gün be gün
takip edebilirsun.
YASEMİN – Enteresan.
66
çocuklar duymasın..bölüm-75
67
HAMİ – Baktın mezura doksana, yüze dayandı,
hemen gırtlağını keseceksun. Az yiyeceksun, kilo
vereceksun. Baktın kemer seksenin altında, o
zaman korkulacak bi şey yoktur. Tıkınmaya
devam.***
HALUK – Satıyo musun sen şimdi bunu?
HAMİ – Hee, hediyesi elli liradur.
TOLGA – İyi de böyle saçma bi şeyi neden her
gün belimizde taşıyalım ki? Gerekirse ölçeriz
mezurayla.***
HALUK – Tolga haklı. Sağol Hami. Almayalım
biz.
Hami çıkarken,
HAMİ – Öyle olsun. Ben de gider şişman
müşteriler bulurum kendime.***
HALUK – Bi dakika, gel buraya… (HINZIRCA
GÜLÜMSEYEREK) Bana lazım değil ama
ihtiyacı olan bi arkadaşım için alabilirim.
Haluk cebinden para çıkarırken keseriz.
81. HALUK OFİS / DIŞ / GÜN
Ofisin dışarıdan görüntüsü…
82. HALUK OFİS / İÇ / GÜN
Haluk masasında çalışırken Havuç girer.
HAVUÇ – Merhaba baba.
HALUK – Hayırdır, niye geldin? Bi şey mi
isteyeceksin yine?
HAVUÇ – Yarın arkadaşlarla gezicez biraz baba.
Senden arabayı istemeye geldim.
HALUK – Hayatta olmaz. Benim kimseye araba
vermediğimi bilmiyor musun?
67
çocuklar duymasın..bölüm-75
68
HAVUÇ – Kızlarla dolaşıcaz baba. Arabasız
olmaz ki.
HALUK – Niye? Binin otobüse, gezin kızlarla.
Kızları otobüse almıyorlar mı? Hem ben yarın kış
lastiklerini taktırıcam arabaya. Veremem.***
HAVUÇ – Ortada kar mar yok ki baba. Ne işimiz
var kış lastikleriyle?
HALUK – Kar lastiği demedim ben. Kış lastiği
dedim. Havalar soğuduğunda kış lastiği taktırmak
şart. Sıcaklık yedi derecenin altına düştüğünde
bir işe yaramaz üstündeki lastikler.
HAVUÇ- Ya bırak baba ya. Bir şey olmaz
HALUK- Oğlum kış lastiği yolu daha iyi tutar.
Direksiyon hakimiyeti de daha iyi oluyo. Frene
bastığın anda da zınk diye duruyosun. Öyle
kayma falan olmaz.
HAVUÇ – Vay be. Senin de canın amma
kıymetliymiş baba yaa.
HALUK – Herkesin canı kıymetli. Can güvenliği
her şeyden önce gelir. Gidecem taktıracağım
Michelin Alpin kış lastiklerini . İçim rahat
edecek.
HAVUÇ – Arabadan çıkan lastikleri de bana ver
bari. Yavaş yavaş kendi arabamın parçalarını
toplayayım ben. Başka türlü araba alamam
ben.***
HALUK – Olmaz. Yazın lazım onlar bana
HAVUÇ – Nereye koyucan o lastikleri baba.
Salonda tutmuycan heralde. Kocaman lastikler.
Çok yer kaplar.
HALUK – Oğlum bir çok Michelin bayisi bir
sonraki değişime kadar saklıyorlar lastikleri.
Orada bırakacam. Havalar ısındımı da gidip
68
çocuklar duymasın..bölüm-75
69
değiştireceğim tekrar. Hadi yallah git derslerine
çalış. Beni de oyalama.
Havuç kalkıp giderken,
HAVUÇ – Geriye başka seçenek bırakmadın ki
baba. Araba yoksa kızlarla gezmek de yok.
Mecburen evde ders çalışıcam artık. ***
HALUK- Git evde otur. Kış lastiksiz bir arabayla
gezeceğine evde otur daha iyi.
83. MELTEM OFİS / İÇ / GÜN
Meltem ve Gönül masalarında
çalışıyorlar.
MELTEM – Dışarıdan kolay gibi görünüyo ama
tenis aslında çok güç gerektiren bi spor Gönül.
GÖNÜL – Aman olsun. Bol bol yağ yakalım da
Haluk’un şu tombul teyze muhabbetinden
kurtulayım.
Bu sırada kargo elemanı elinde paketle
gelir.
ELEMAN – İyi günler. Ben Tombul Teyze’yi
aramıştım.***
GÖNÜL – Tombul Teyze mi?!
Adam paketi gösterir.
ELEMAN – Evet, paketin üstünde öyle yazıyor.
Eleman paketi bırakır çıkar. Gönül paketi
alır bakar
GÖNÜL – Haluk göndermiş. Anlamalıydım,
başka tombul teyze diyen mi var.***
MELTEM – Neymiş ki o? Aç bakalım merak
ettim.
Paketi açarken Meltem de yanına gelir.
İçinden Haminin mezuralı kemeri çıkar.
69
çocuklar duymasın..bölüm-75
70
GÖNÜL –Bu ne ayol?
MELTEM – Bir de not var.
Meltem notu alır okur
MELTEM – Tombul teyzeler için müthiş bir
buluş. Bu mezuralı kemeri beline takıyosun. Bir
gram bile kilo aldığında farkediyosun. Löp löp
yemeği kesiyosun… Güle güle kullan tombul
teyze…Beline olursa tabi… İmza Haluk.***
Gönül ve Meltem şaşkın ifadelerle
birbirlerine bakarlarken kahkaha
efektiyle keseriz.
84. EV / DIŞ / GECE
Evin dışarıdan görüntüsü…
85. EV - SALON / İÇ / GECE
Haluk çiçekleri suluyor.
Bir taraftan da çiçeklerle konuşmaktadır.
HALUK – Begoş, tatlım… Nasılsın bakalım
güzelim? Sen nasılsın sarduş? Yaa size hiç mi su
veren yok? Nerdeyse kuruyacakmışsınız. Canım
cicim laflarını duyunca nasıl da canlandınız
hemen…
Bu sırada Meltem dışarıdan gelir.
Haluk çiçeklerle konuşmaya devam
ederken Meltem gizlice dinler.
HALUK – Şu güzelliğe bak yaa, yerim ben senin
yapraklarını, yerim. Sana bi şey söyleyeyim
begoş, çiçeklerin arasında en çok seni seviyorum.
(DİĞERİNE DÖNEREK) Ne o kız kıskandın mı
sen? Seni de seviyorum hayatım. Hepinizi çok
seviyorum. Oooo, bayağı bi kendinize geldiniz
70
çocuklar duymasın..bölüm-75
71
gibi. Meltem de aynı sizin gibi… illa güzel laflar
duyacak. Aslında o da benim çiçeğim. Ona da
söylemek istiyorum ama söyleyemiyorum bi
türlü. Taş fırınlık genlerimde var benim.
Meltem’in yüzünde mutlu bir
gülümseme belirir.
Haluk başka bir çiçeği sularken,
HALUK – Aşkım, senin neden boynun bükük
böyle? Seni de seviyorum hayatım…
Meltem Haluk’un yanına gelerek.
MELTEM – Aşk olsun Haluk ya. Çiçeklere
söylediğin güzel lafların birini bile bana
söylemedin şimdiye kadar. Günde üç güzel
cümleden vazgeçtim. Bi tane de yeter bana.
HALUK – Çiçekle çiçek olma Meltem.
Söylemeyince yaprakları soluyo onların.
MELTEM – Hayır Haluk, çiçekle çiçek olucam.
Benim de yapraklarım solar. Sen benim
çiçeğimsin Meltem de. Bana da söyle.***
HALUK – Aynen dediğin gibi.
Meltem, Haluk’un boynuna sarılarak,
MELTEM – Hayır söyleyeceksin. Meltem sen
benim çiçeğimsin, seni çok seviyorum
diyeceksin.
HALUK – Yaa şimdi havamda değilim.
MELTEM – Söyleyeceksin.
RABARBA – Israr etme… Söyleticem…***
Müzik yükselirken keseriz.
86. KAFE / İÇ /GECE
Mustafa Ali ve Gülfidan oturuyorlar.
71
çocuklar duymasın..bölüm-75
72
GÜLFİDAN – Len Mustafa Ali, böyle
çalışmadan otura otura şiştin manda gibi oldun
iyice.
MUSTAFA ALİ – Daha iyi ya anne. Bi tane
oğlun var, o da çoğalıyo işte.***
Melis gelir oturur.
MELİS – Merabalar. Oturabilir miyim biraz
yanınıza.
GÜLFİDAN – Otur kızım otur. Ben de tam
Mustafa Aliye, kilo vermişin ne gada güzel ne
kada yakışıklı olmuşun diyodum.***
MUSTAFA ALİ – Ne kilo vermesi, yüz kiloyum
anne.
GÜLFİDAN – Len onun çoğunu beynin çekiyo
senin. Altmış kilo beyinse, kırk kilo da sen
ediyon işte.***
MELİS – Ya bişey sorucam. Siz hiç önlem falan
alıyor musunuz? Deprem olayı acaip korkutuyor
beni.
GÜLFİDAN – Tek başına gorkasın tabi. Bulcen
şöyle Mustafa Ali gibi bi dalyanı, yalnız
oturmuycen evde.***
MELİS – Gerçekten deprem konusunda sen ne
düşünüyorsun Mustafa Ali. Korkmuyor musun?
MUSTAFA ALİ – Ben depremden korkmam
Melis hanım.
MELİS- Neden
87. KAHVEHANE / İÇ / GECE
Yiğido ocakta… Hüseyin ve Şükrü
girerler.
ŞÜKRÜ – Selamünaleyküm Yiğido.
72
çocuklar duymasın..bölüm-75
73
YİĞİDO – Aleykümselam. Yakup abi af çıkardı
duydunuz mu Hüseyin abi?
HÜSEYİN – Af mı çıkardı? Ne affı?
YİĞİDO – Çay borcu olan herkesin borcunu
siliyo.
ŞÜKRÜ – Allah razı olsun Yakup’tan. Cennetlik
adam valla.***
Yiğido deftre bakarak,
YİĞİDO – Allah Allah… Herkesin borcunu
silmiş. Bi sizinki duruyo.***
Bu sırada Yakup dışarıdan gelir.
HÜSEYİN – Yakuuup. Ayıp oluyo ama.
YAKUP – Ne oldu Hüseyin.
ŞÜKRÜ – Daha ne olacak Yakup? Af
çıkarmışsın ama bi tek bizim borcu silmemişsin.
YAKUP – Sizinkini de silicem ama bi şartım var
Şükrü.
88. KAFE / İÇ /GECE
MELİS – Gerçekten korkmuyor musun
depremden?
MUSTAFA ALİ – Korkmuyorum çünkü, deprem
doğada yaşayana bişey yapmaz.
MELİS – Doğada yaşayana mı?
MUSTAFA ALİ – Evet. Sen hiç eyvah deprem
oldu, şimdi kovuğum başıma yıkılacak diyen
sincap gördün mü?***
GÜLFİDAN – Len biz sincap mıyız?***
MUSTAFA ALİ – Değiliz ama, onun gibi
doğaya uyum içinde yaşayabiliriz. Ben köyümde
öyle yaşıyordum.
MELİS – İyi de köyünde de deprem olabilir.
73
çocuklar duymasın..bölüm-75
74
MUSTAFA ALİ – Evet olabilir. Ama en fazla
çatıdaki sazlıklar düşebilir üstüne.
MELİS – Doğru diyosun aslında. Beni de
korkutan, bu kat üstüne kat çıkılmış binalar.
MUSTAFALİ- Kat kat üstüne dizilmiş evlerden
korkma. Kötü niiyetle ya da bilinçsizce yapılan
evlerden kork. Ev iyi yapılmışsa yat uyu .
Japonyada insanlar artık ölmüyor. Çünkü evleri
kale gibi. Onlar da tusunamiyi hesaplayamıyor o
da ayrı mesele.
MELİS- Eminim yakında onu da hesaplarlar
89. KAHVEHANE / İÇ / GECE
Yakup, Hüseyin ve Şükrü otururlarken
Yiğido da çayları getirmektedir.
YAKUP – Baktım Yunanistan’ın bile borcunu
silmişler, dedim ki ben de bizim müşterilere bi
kıyak yapayım. Herkesin borcunu sileyim
dedim.***
HÜSEYİN – Çok iyi düşünmüşsün Yakup.
ŞÜKRÜ – Şartın ne peki?
YAKUP – Hüseyin’in yanağından bi makas
alıcam.***
HÜSEYİN – (SİNİRLİ) Hayatta olmaz.
Yakup kalkıp ocağa giderken,
YAKUP – Siz bilirsiniz. Yunanistan’ın borcunu
silmek için Yunanistan başbakanından kim bilir
kaç tane makas almışlardır sizin haberiniz var
mı?***
90. KAFETE / İÇ / GECE
74
çocuklar duymasın..bölüm-75
75
GÜLFİDAN – Çok para kazanmak için
malzemeden çalı çalıveriyolar.
MUSTAFA ALİ – Evet, yıkılan binaları
görüyoruz televizyonda. Nerdeyse ıspanakta bile
daha fazla demir vardır.***
MELİS – Peki napıcaz ya?
MUSTAFA ALİ – Ya iyi evlerde oturacağız ya
da köyümüze döneceğiz. Ben annem olmasa, bir
dakika durmam köyüme, doğanın şefkatli
kucağına dönerim.
GÜLFİDAN – Öyle diyonda köydekiler bile
durmadan buralara göç ediveriyolar.
MUSTAFA ALİ – Etmesinler, kaya gibi sağlam
çınar ağaçlarının gölgesinde yaşamak yerine, bir
depremde göçebilecek kötü yapılmış beton
yığınlarının için girmesinler.
MELİS – Senin için konuşmak kolay Mustafa
Ali. Bazı insanlar şehirlerde yaşamak zorunda
MUSTAFA ALİ – Artık zorunda değil Melis
Hanım. Köylerde yaşamak daha bile avantajı
oldu. Tarım Reformu genel müdürlüğü büyük bir
projeye başlatıyor
MELİS – Neymiş o?
MUSTAFA ALİ – Arazi toplulaştırma projesi.
Çok önemli bir proje
91. KAHVEHANE / İÇ / GECE
Hüseyin ve Şükrü oturuyorlar.
Yakup da ocakta…
ŞÜKRÜ – Abi ne olur ki makas versen? Yanağın
eskiyecek mi? Adam komple borcumuzu
silecek.***
75
çocuklar duymasın..bölüm-75
76
HÜSEYİN – Olmaz dedim Şükrü. Delikanlı
adama yakışmaz. Resmen ahlaksız teklif bu.***
ŞÜKRÜ – Yakup, benden makas alsan olmuyo
mu?***
YAKUP – Olmaz. Hüseyin’den istiyorum ben.
Ondan makas alırken yanağı titriyo ya ona
bayılıyom ben.***
ŞÜKRÜ – Bu teklif kaçmaz Hüseyin abi. Bence
bi daha düşün.
Yakup yanlarına gelerek,
YAKUP – Gelin isterseniz şu teklifi arttıralım.
ŞÜKRÜ – Nasıl?
YAKUP – Eğer Hüseyin bi yanak verirse
borcunuzu sildiğim gibi iki ay boyunca da çay
parası almıycam sizden.
ŞÜKRÜ – Abi ne olur reddetme. İstikbalimizi
düşün.******
Hüseyin kısa bir süre düşünür.
HÜSEYİN – Kabul. Ama benim de bi şartım var.
Yanağımı çok sıkmayacaksın.
YAKUP – Tamam. Ver bakayım şimdi bi
yanak…
Yakup, Hüseyin’den makas alırken
bırakmaz.
HÜSEYİN – Aaaah!.. Koparıcan yanağımı
Yakup. Bırak!***
YAKUP – Borcunuz çok oğlum. Ufak bi makasla
ödenmez.***
Yakup gülerek kaçarken Hüseyin
peşinden koşar.
HÜSEYİN – Bittin sen Yakup! Bittiiiiin!..***
92. KAFE / İÇ / GECE
76
çocuklar duymasın..bölüm-75
77
GÜLFİDAN- Neymiş ulen bu proje.
MUSTAFA ALİ – Arazi toplulaştırma projesiyle,
dağınık ve şekilsiz araziler bir araya getirilerek,
tarıma uygun şekilde tekrar biçimlendiriliyor.
GÜLFİDAN – İyi bişeye benziyomuş bu.
MUSTAFA ALİ – İyi bişey anne. Bu yolla
çiftçilerin tarlaları düzgün işleyebileceği hale
geliyor, her tarlanın yanından sulama kanalı
geçiyor, yol yapılıyor, ulaşım kolay ve ekonomik
hale getiriliyor. Üstelik komşularla sınır
kavgaları da tarihe karışacak artık bu projeyle.
MELİS – Her türlü imkan olacak yani?
GÜLFİDAN – E kimse köyünden ayrılmasın o
zaman.
MUSTAFA ALİ – En doğrusu anne. Kimse
köyünden göçüp de, büyük şehrin sorunları
altında göçmesin artık. Gerçek istikbal köylerde,
tarımda. Ne yiyecek şehirdeki bunca insan.
Çiftçiler olmasa hepsi aç kalır
93. EV / DIŞ / GECE
Evin dışarıdan görüntüsü…
94. EV - SALON / İÇ / GECE
Duyguların yatak odasından kolilerle
eşyalar taşınıyor. Havuç, Teo, ve Basri de
yardıma gelmiş. Emine de yardım ediyor
kolilerin taşınmasına. Kolileri antreye
çıkarıp bırakıyorlar. Tekrar koli almak
için dönüyorlar.
77
çocuklar duymasın..bölüm-75
78
EMİNE – Kolilerin en hafifini kapıyon hep,
uyanık Havuç.
HAVUÇ – Olur mu Emine abla. Yükte hafif,
pahada ağır bunlar. Ağır bi sorumluluk taşıyorum
ben.***
Basriyle Teo girerler dışardan.
BASRİ – Abicim, asansörün önüne biriktirelim.
TEO – Sonra topluca indiririz.
MELTEM – Yalnız asansörü yük için kullanmak
yasak çocuklar.
HALUK – Bişey olmaz didaktik hanım. Asansör
insan mı kutu mu taşıdığını nerden bilecek?***
MELTEM – Güvenlik için bi tedbir bu Haluk.
Asansör can taşıyor sonuçta.
Berke ve Duygu gelirler yatakodası tarafından.
BERKE – Ya oyuncak bebekleri niye aldın ki
Duygu?
DUYGU – Aman Berke bi kaç tane çocukluk
oyuncağım mı fazla geldi.
EMİNE – Götürün, götürün, yapacağınız çocuğa
saklarsınız.
HALUK – Hele onlar çocuk yapsın, oyuncağa
boğarım ben onu Emine.
Basriyle Teo birer koliyle gelirler yatak
odası tarafından.
EMİNE – Bak gene kapmışlar tüy gibi şeyleri.
Havuç da dış taraftan girmiştir.
EMİNE – Bırakın onları buraya, gidin yatağı
taşıyın tembeller.***
HAVUÇ – Evet abicim ya, kaytarın diye
getirmedik sizi.***
TEO – Konuşana bak, daha bi koli taşıdın be.
BASRİ – Evet abicim, bizim üçüncü turumuz.
78
çocuklar duymasın..bölüm-75
79
MELTEM – Sen de Emre, git tut yatağın
ucundan, ağırdır o.
Berke ve Duygu girerler.
HAVUÇ – Ne sahtekarsın enişte ya. Üç parça
eşya var dedin, dünya kadar şey çıktı odadan.***
BERKE – Abartma Havuç, bir iki koli bişey
taşıdın alt tarafı.
HAVUÇ – Ne iki kolisi abicim, adam tutsaydın
dünyanın parasını alırdı. Biz çocuklarla yarısına
fit oluruz.***
HALUK – Bak hala çene çalıyo ya. Havuç kafa
koş senin çeteye yardım et.
Havuç gider.
MELTEM – Daha çok var mı Duygu?
DUYGU – Bitti sayılır anne. Yataktan başka bir
iki koli var o kadar.
Duygu ve Berke içeri yönelirlerken keseriz.
95. EV / DIŞ / GECE
Evin dışarıdan görüntüsü…
96. EV -SALON / İÇ / GECE
Havuç yatak odası tarafından geri geri çıkar.
Eliyle araba parkettirir gibi hareketler
yapmaktadır.
HAVUÇ – Gel abicim, düz gel. Hoop hoop Teo
sen biraz sağ yap. Basri sen de arka tarafı topla.
Hah düz gel gel..
Teo yatağı ön tarafından tutmuştur, Basri
arka tarafından.
HALUK – Ba, ba ba.. Havuça bak Meltem. Gene
işten arazi olmuş.***
79
çocuklar duymasın..bölüm-75
80
MELTEM – Emre, hemen tut şu yatağın
ucundan.
HAVUÇ – Ya anne, yol gösteriyorum ya. Ben
olmasam odanın kapısından çıkaramıyodu bu
beceriksizler. ***
BERKE – Sen yardım et abicim ben tarif ederim.
HALUK – Sen de, sende light damat, tır
parketmiyosunuz.***
Dördü yatağı dışarı çıkarırlarken.
BASRİ – Dayanın abicim, bitti sayılır iş.
TEO – Bitti ama ben de bittim. Bütün yükü bana
yıktınız abicim.
HAVUÇ – Ne bitiyo be. Daha eniştemin evine
çıkarıcaz bunları.
HALUK – Yuh be sizin gençliğinize, sanki top
mermisi taşıyolar. Mızmızlanmayın artık.***
Kapı önünde sadece iki koli kalmıştır.
DUYGU – Bunlar sonuncu koliler.
Duygu alır bi tanesini, diğerini de Emine
alır.
EMİNE – Bunu da ben alır, indiririm. Ordan da
eve giderim artık Meltem hanım.
MELTEM – Tamam Emine, yarın görüşürüz.
DUYGU – Çok sağol Emine abla ya. Yine her
zaman olduğu gibi imdadımıza yetiştin.
EMİNE – Lafı bile olmaz Duygucum. Hadi iyi
akşamlar Haluk bey.
HALUK – Güle güle Emine.
Emine çıkar. Duygu elinde koliyle bakar
annesine babasına.
DUYGU – Hiç vedalaşmıyorum annecim.
MELTEM – Canım ne gerek var vedalaşmaya,
sık sık görüşeceğiz yine.
80
çocuklar duymasın..bölüm-75
81
HALUK – Tabi ya, sanki gurbete mi
gidiyosunuz. Alt tarafı kendi evinize
taşınıyorsunuz.
DUYGU – Tamam, bekletmeyeyim ben onları.
Duygu son bi kez onlara bakıp çıkar.
Meltem koridora uzanır seslenir.
MELTEM – Dikkatli gidin.
Sonra girer içeri kapatır kapıyı.
Birden sessizlik oluır.
HALUK – Sonunda gittiler ha.
MELTEM – Evet… Gittiler.
Haluk ve Meltem otururlarken
Fona hüzünlü bir müzik girer.
MELTEM – Ev birden çok sessizleşti değil mi?
HALUK – Öyle.
Yine susarlar. Meltem Duyguların
odalarından tarafa bakar. Duygusal müzik yükselir
MELTEM – Sanki şurdan çıkıp gelecek de, Anne
yarın giyeceğim kıyafete bi baksana diyecek gibi
geliyor.
Yine kısa bir süre susarlar.
HALUK – Yani şimdi….kızımız…tamamen gitti,
öyle mi?
MELTEM – Ne zormuş bu Haluk? Biz evimize
taşınırken, ne kadar heyecanlanmış ne kadar
sevinmiştim.
Derin bir nefes alır.
MELTEM – Geride bıraktığım annemle, babamın
neler hissettiğini şimdi anlıyorum.
HALUK – Hayat böyle. Daha dün kucağında
sallarken, bi bakıyosun, büyümüş, evlenmiş,
evden uçup gitmiş.
81
çocuklar duymasın..bölüm-75
82
Meltem nemlenen gözlerini çaktırmadan
siler.
MELTEM – Canım sık sık gelirler. Çok uzağa
gitmediler ki.
HALUK – Tabi ya. Yemekleri yine beraber yeriz.
Bi yatmaya giderler evlerine.
MELTEM – Yatıya da kalırlar. Odalarını hazır
tutarız onlar için.
Yine susarlar. Meltem başını Haluk’un
omzuna yaslar. Haluk ona sarılır.
MELTEM – Canım kızım. İnşallah çok ama çok
mutlu olursunuz.
HALUK – Olacak tabi. Hele bi olmasın kırarım
onların kafasını.
Duygusal Müzik yükselirken keseriz.
4.GÜN
97. İSTANBUL GENEL
İstanbul’dan gündüz görüntüleri…
98. EV / DIŞ / GÜN
Evin dışarıdan görüntüsü…
99. EV - SALON / İÇ / GÜN
Haluk kanepeye uzanmış gazete
okumaktadır. İçeriye seslenerek,
HALUK – Melteeem!.. Çayım nerde benim.
Çayla gazeteyle bi Pazar keyfi yapamayacak
mıyız burada? Melteeeeem!..
82
çocuklar duymasın..bölüm-75
83
Meltem yatak odasından tenis kıyafetiyle
çıkar. Mini eteklidir.
MELTEM – Ne var Haluk?
Haluk şaşkın bir ifadeyle Meltem’in
mini eteğine bakarak,
HALUK – Ana!..
MELTEM – Nooldu?
HALUK – Çıplaksın Meltem!***
MELTEM – Ne çıplağı Haluk, görmüyor musun
üstümde etek var.
HALUK – Görmüyorum. Nerde etek?***
MELTEM – Aman saçmalama Haluk ya. Gayet
normal etek işte.
HALUK – Etek mi o? Elbezi yapmaya kalksan,
elbezi bile olmaz ondan.***
MELTEM – İlkellik yapma Haluk.
HALUK – Asıl seninki ilkellik. Taş devrinde
miyiz? Üzerini tamamen kapatacak bişey
bulamadın mı? Fred Çakmaktaşın karısı bile daha
uzun şeyler giyiyordu. Üstelik o zaman tekstil
diye bişey de yoktu.***
MELTEM – Tenis kıyafeti bu Haluk.
Kapı çalar. Meltem kapıyı açar. Gönül ve Tuna
da üzerlerinde tenis kıyafetleri ve
ellerinde raketleriyle girerler…
RABARBA – Hoş geldiniz… Günaydın…
Haluk şaşkındır.
TUNA – Haluk, sen tenise gelmiyor musun
ağabeycim?
HALUK – Tenis mi? Ba ba ba ba, bi de bu
kıyafetle dışarı mı çıkacaksınız. Giymişler
mendil kadar etekleri, tenis oynayacaklar.***
TUNA – Ne var abicim, fıstık gibi spor.
83
çocuklar duymasın..bölüm-75
84
HALUK – Dünyanın en anlamsız sporu. Sen topu
ona atacaksın, o sana atacak. Sen tekrar ona
atacaksın, o tekrar sana. Ama o top eninde
sonunda yere düşecek. Yer çekimi diye bi şey
var.***
GÖNÜL – Biz anlamlı buluyoruz Haluk. Hem
spor yapıcaz, hem de eğlenicez.
MELTEM – Gel sen de… güzel vakit geçiririz.
HALUK – Güzel vakit geçirmek istiyorsanız,
demle çayı evde oturalım Meltem. Akşama kadar
muhabbet ederiz. Sıkılırsak televizyon da var.
GÖNÜL – Bence hiç ısrar etmeyelim Meltem.
Bırak otursun evde. Biz gidip oynayalım
tenisimizi. Kilolarımızı da verelim güzelce.
Bakalım iki hafta sonra Tombul Teyze
diyebilecek mi bana?
MELTEM – Haklısın. Otursun o evde. Sen
kiloları verirken birkaç sene sonra ona Tombul
Amca deriz.***
HALUK – Meltem bu kıyafetlerle tenis
oynayamazsın.
MELTEM – (ALAYCI) Yok Haluk, oynarken
uzun eteklerimizi paltolarımızı falan giyicez.
Bunlar bizim yol kıyafetimiz.***
GÖNÜL – Ayol spor bu. Kilo vericez diyoruz,
anlamıyor musun?
HALUK – Aslında bi şey söyleyeyim mi Gönül.
Sen o kadar da kilolu değilsin. ***
GÖNÜL – Değil miyim?
HALUK - Ben abarttım biraz. Bence hiç gerek
yok spora falan.
GÖNÜL – Var var. Bütün tombul teyzelerin spor
yapması lazım bence.
84
çocuklar duymasın..bölüm-75
85
TUNA – Hadi çıkalım ağabeycim. Benim birkaç
smaç yapmam lazım.
HALUK – Durun o zaman ben de geliyorum.
TUNA – Hani tenis dünyanın en anlamsız
sporuydu Haluk? Neden karar değiştirdin?
HALUK – Kızlar bu kıyafetlerle tenis oynarken
sarkan falan olursa, laf atan olursa, o adamların
ağızlarını burunlarını sen mi kıracaksın? O
yüzden benim gelmem şart.***
MELTEM – İnanmıyorum sana Haluk yaa. Bu
yüzden mi geliyorsun bizimle? Biz spor yapıcaz
diyoruz, sen kavgaya geliyorsun.
HALUK – Kavga da bir spordur Meltem. Ben
yıllardır formumu buna borçluyum. Hadi hadi…
yürüyün.******
Rabarbayla çıkarlarken müzik biner
ve keseriz.
85
Download

cocuklar-duymasin-75 - E