KLÝNÝK ÇALIÞMA
Akciðer Rezeksiyonlarýndan Sonra Oluþan
Bronkoplevral Fistüllerde Konservatif Yaklaþým
Conservative Management Of Bronchopleural Fistula After Pulmonary Resections
Yrd. Doç. Dr. Maruf ÞANLI, Doç. Dr. A. Feridun IÞIK, Doç. Dr. Bülent TUNÇÖZGÜR
Arþ. Gör. Dr. Erkan AKAR, Prof. Dr. Levent ELBEYLÝ
Gaziantep Üniversitesi Týp Fakültesi Göðüs Cerrahisi AD
Özet
Akciðer rezeksiyonu sonrasý oluþan bronkoplevral fistül (BPF), korkulan ve tedavisi zor olan bir problemdir. Bu çalýþmada, akciðer rezeksiyonu sonrasýnda
bronkoplevral fistül geliþen, ancak minimal cerrahi yaklaþýmla takipleri yapýlan ve kabul edilebilir iyileþme saðlanan olgularý irdelemek amaçlanmýþtýr. Kliniðimizde
1996-2007 yýllarý arasýnda akciðer rezeksiyonu yapýlan olgulardan geç dönem postoperatif bronkoplevral fistül geliþen ve major operasyon gerekmeksizin iyileþme
saðlanan 6 olgu (rezeksiyon sonrasý oluþan BPF olgularýnýn %36.6’sý) geriye dönük incelendi. Tüp torakostomi uygulanarak drenaj saðlanan hastalarda açýk drenaja
geçildi ve plevral yýkamalar uygulandý. Bu þekilde açýk drenaj takibi esnasýnda plevral boþluðun granülasyon dokusu ile küçülmesi beklendi. Drenajýn minimal olduðu
(yaklaþýk 10 cc/gün) ve 3 gün üst üste alýnan kültürde üreme olmadýðý dönemde drenleri çekildi. Akciðer kanseri nedeniyle 2, aspergilloma nedeniyle 2, dirençli tüberküloz
nedeniyle 1, araç içi trafik kazasý sonucunda akciðerde laserasyon ve apse geliþen 1 olguda yapýlan akciðer rezeksiyonlarý sonrasý BPF geliþti. Olgularýn 1’ine sað üst
lobektomi, 3’üne sað pnömonektomi, 2’sine sol üst lobektomi uygulanmýþtý. Bu olgulardan birinde fistül kapandý. Diðerlerinde devam eden minimal fistüle raðmen
plevral kavitelerinde enfeksiyon bulgusu saptanmadý ve hastada yaþam kalitesini düþürmeden gerçekleþen balgam ekspektorasyonlarýyla, kabul edilebilir iyileþme
saðlandý. Geç dönem geliþen fistüllerde çeþitli tedavi yöntemleri uygulanmaktadýr. Bu olgularda konservatif yöntemlerle makul sonuçlar alabilme olasýlýðý akýlda
tutulmalýdýr. Ancak bunun için hastalar sýký takip edilmelidir.
Anahtar Kelimeler: Bronkoplevral fistül, Rezeksiyon, Konservatif.
Abstract
Bronchopleural fistula (BPF) developing after pulmonary resections is a dreadful problem for it has difficult treatment. We aimed to evaluate such cases with BPF
in which acceptable recovery was obtained with minor interventions. The records of 6 patients in whom sufficient recovery was achieved without major surgery out of
the patients with late period BPF occurred after pulmonary resection in our clinic between 1996 and 2007 were assessed retrospectively. Tube thoracostomy was applied
and then open drainage was constituted for pleural cavity washings. The pleural cavity was expected to become smaller with the formation of granulation tissue during
the follow-up of open drainage. The drains were pulled back when the drainage was minimal (approximately 10 ml a day) and no reproduction was seen in microbiological
cultures in consecutive three days. Two patients with lung cancer, two patients with aspergilloma, one patient with resistant tuberculosis and one patient with lung abscess
and laceration after traffic accident had BPF after pulmonary resections. Right upper lobectomy in one, right pneumonectomy in three and left upper lobectomy in two
patients were carried out. The fistula was closed spontaneously in one case. No finding of infection in the pleural cavities was fixed in the other cases although minimal
drainage was seen continuously and acceptable improvement was noted with expectoration of phlegm in all patients without a decrease in quality of life. Various treatment
methods are performed in late period BPF. The possibility of getting reasonable results by concervative methods should be considered. However patients should be
followed up very closely.
Key Words: Bronchopleural fistula, Resection, Conservative.
Gaziantep Týp Dergisi 2008, 14:18-22.
GÝRÝÞ
Akciðer rezeksiyonu özellikle de pnömonektomi sonrasý
oluþan bronkoplevral fistül (BPF), korkulan ve tedavisi zor
olan bir komplikasyondur. BPF görülme insidansý %1-5
arasýnda deðiþmektedir (1,2).
Yazýþma Adresi:
Yrd. Doç. Dr. Maruf ÞANLI,
Gaziantep Üniversitesi Týp Fakültesi Göðüs Cerrahisi AD
Adres: Gaziantep Üniversitesi Týp Fakültesi
Þehitkamil / Gaziantep
E-mail: [email protected]
Türk Toraks Derneðinin 25-29 Nisan 2007 tarihinde Antalya’da
yapýlan 10.Yýllýk kongresinde sunulmuþtur.
18
Kontrol edilemeyen plöropulmoner enfeksiyon, diabetes
mellitus, preoperatif ve postoperatif radyoterapi veya
kemoterapi, rezeksiyon sýrasýnda bronþ güdüðünün uzun
býrakýlmasý, bronþun aþýrý iskeletizasyonu, bronþ güdüðünde
rezidüel tümör bulunmasý, uzamýþ postoperatif mekanik
ventilasyon uygulanmasý, sistemik hastalýklar ve tamamlayýcý
pnömonektomi BPF oluþma riskini arttýrmaktadýr (3,4).
Mortalite oraný ise %20-70'dir (5,6). Fistülden ampiyem
sývýsýnýn kalan akciðere aspirasyonu, sepsis ve kanama en sýk
görülen ölüm nedenleridir. Tedavisi için konservatif yönetimden
agresif cerrahi yönetime kadar deðiþen seçenekler
uygulanmaktadýr. Bu çalýþmada, akciðer rezeksiyonu sonrasýnda
geç dönem bronkoplevral fistül geliþen, ancak konservatif
yaklaþýmla takipleri yapýlan ve kabul edilebilir iyileþme saðlanan
olgularý irdelemek amaçlanmýþtýr.
Gaziantep Týp Dergisi 2008, 14:18-22.
ÞANLI ve ark.
HASTALAR VE YÖNTEMLER
Kliniðimizde 1996-2007 yýllarý arasýnda akciðer
rezeksiyonu yapýlan olgulardan postoperatif geç dönemde
bronkoplevral fistül geliþen ve konservatif yaklaþýmda
bulunulan 6 olgu (rezeksiyon sonrasý oluþan BPF olgularýnýn
%36.6’sý) geriye dönük incelendi. Tüm hastalara akciðer
röntgenogramý, göðüs bilgisayarlý tomografisi (BT), tam kan
ve biyokimyasal incelemeler yapýldý. Postoperatif dönemde
akciðer grafilerinde sývý seviyesinde 1.5 cm’den daha fazla
düþme veya oluþan hava-sývý seviyesi ve/veya klinik olarak
öksürük, ateþ, köpüklü balgam, nefes darlýðý, sývýnýn
ekspektorasyonu durumlarýnda BPF den þüphelenildi. Bu
olgulara bronkoskopi uygulanarak fistül varlýðý ve çapý
belirlendi. Ýntratorasik sývýdan torasentez ile örnek alýnarak
biyokimyasal ve mikrobiyolojik incelemeler yapýldý. Daha
sonra kavitenin bazaline tüp torakostomi uygulanarak drenaj
saðlandý. Hastalara geniþ spektrumlu antibiyoterapi baþlanýldý
ve %0.9 NaCl mayilerle göðüs tüpünden hemitoraks dikkatli
þekilde yýkandý. Açýk drenaja geçilen hastalarda plevral
yýkamalar devam etti. Bu þekilde açýk drenaj takibi esnasýnda
plevral boþluðun granülasyon dokusu ile küçülmesi beklendi.
Hastalar 15-30 günlük peryodlarla kontrollere çaðrýlarak
akciðer grafileri çekildi ve kan tahlilleri yapýldý. Olgularýn,
aralýklarla göðüs BT’leri çekilerek, hem postpnömonik sývýnýn
ve poþun durumu hem de tüpün yeri deðerlendirildi. Boþlukta
yeterli küçülme elde edilen hastalarda göðüs tüpü küçültüldü.
Drenajýn minimal olduðu (yaklaþýk10 cc/gün) ve 3 gün üst
üste alýnan kültürde üreme olmadýðý dönemde drenleri çekildi.
BULGULAR
Akciðer kanseri nedeniyle 2, aspergilloma nedeniyle 2,
dirençli tüberküloz nedeniyle 1, araç içi trafik kazasý sonucunda
akciðerde laserasyon ve apse geliþen 1 olguda yapýlan akciðer
rezeksiyonlarý sonrasý BPF geliþti. Olgularýn 2’si erkek, 4’ü
kadýndý. Yaþ ortalamasý 49.3 (23-68 yaþ) idi. Tüm olgulara
torakotomi ile yaklaþýlmýþtý ve 1’ine sað üst lobektomi, 3’üne
sað pnömonektomi, 2’sine sol üst lobektomi uygulanmýþtý
(Tablo 1). Ýlk operasyonda bronþ kapama tekniði olarak 3
hastada stapler kullanýlmýþ, kalan 3’ünde 3/0 polypropilen
(prolen, Ethicon) kullanýlarak el ile dikilmiþti. Operasyon
sonrasý BPF geliþme günleri 13 gün ile 2 yýl arasýnda
deðiþmekteydi. BPF sonrasý tüm olgulara tüp torakostomi
uygulandý ve buradan plevral yýkama yapýldý. Hiçbirine major
reoperasyon yapýlmadý. Olgular saðlýklý olarak hayattadýr.
Skuamöz hücreli karsinom nedeniyle sað pnömonektomi
yaptýðýmýz ve bronþu staplerle kapatýlmýþ olan 2 erkek
olgumuzun birinde operasyondan 13 gün, diðerinde 2 ay sonra
ateþ, öksürük ve yoðun ekspektorasyon geliþti. Bronkoskopi
yapýldý ve sað bronþial güdükte aðýzlarý açýlmýþ zýmbalar ve
buna uyan bölgede fistül görüldü. Her ikisinde de bronkoskopik
olarak uygulanan doku yapýþtýrýcý ile sonuç alýnamadý. Göðüs
tüpü yerleþtirilerek plevral alan boþaltýldý. Daha sonra açýk
drenaja alýnan olgulara, serum fizyolojik ile plevral alana
aralýklarla yýkamalar yapýldý. Olgularýn birinde 5 ay süren bu
süreç sonunda yapýlan kontrol bronkoskopide, fistülün tamamen
kapandýðý görüldü. Kesilmiþ drenaj ve üremenin olmadýðý
kültür sonuçlarýyla tüp torakostomi sonlandýrýldý. Olgu, üç
aydýr sorunsuz izlenmektedir.
Gaziantep Týp Dergisi 2008, 14:18-22.
Diðer olguda ise drenaj 45 gün içerisinde giderek azaldý
ve bu süre sonunda tüp torakostomi sonlandýrýldý. Hasta halen
radyolojik olarak kaviter görünüm ve az miktarda günlük
ekpektorasyon ile 6 yýldýr günlük yaþamýna devam etmektedir.
Tablo 1. Olgularýn özellikleri
Yaþ
Aralýk
23-68
Ortalama
49.3
Cinsiyet
Erkek
2
Kadýn
4
Ýlk tanýlar
Bronþ kanseri
2
Aspergilloma
2
Dirençli tüberküloz
1
Künt travma
1
Geçirilmiþ operasyon
Sað pnömonektomi
3
Sað üst lobektomi
1
Sol üst lobektomi
2
Geçirilen operasyonlarda
bronþ kapama yöntemi
Stapler ile
3
El ile
3
Araç içi trafik kazasý sonucunda sað akciðerde yaygýn
laserasyon ve akciðer apsesi geliþmesi üzerine sað
pnömonektomi yapýlan ve postoperatif 14. gün BPF geliþen
hastamýza tüp torakostomi uygulandý. Masif hava kaçaðý ve
aðýza sekresyon geliþi gözlenen olgunun bronkoskopisinde
10mm lik fistül saptandý. Uygulanan tüp torakostomi daha
sonra açýk drenaja alýndý ve plevral boþluða antibiyotikli
yýkamalar yapýlarak temizlik saðlandý. Bir yýl bu yaklaþýmla
izlenen hastanýn tüp torakostomisi sonlandýrýldý. Yaklaþýk 100
cc’lik plevral kavitasyon ve pürülan ekspektorasyon ile fistülü
devam eden olgu, herhangi bir iþlem uygulanmaksýzýn takip
edilmektedir. Hasta 7 yýldýr günlük yaþamýna týbbi tedaviye
gereksinim duymadan devam etmektedir.
Aspergilloma nedeniyle sol üst lobektomi yapýlan ve
bronþu el ile devamlý dikiþ tekniði kullanýlarak kapatýlmýþ olan
olguda, postoperatif 13. gün klinik þüphe üzerine bronkoskopi
ve video yardýmlý torakoskopi yapýldý ve BPF saptandý. Yine
aspergilloma nedeniyle sað üst lobektomi uygulanan ancak
bronþu stapler ile kapatýlmýþ olan olguda BPF, postoperatif
18. günde geliþti. Bu olgularda tüp torakostomi uygulandý.
Plevral aralýkta yapýlan serum fizyolojik yýkamalarla birlikte
antimikotik tedavi devam ederken drenaj miktarý giderek
azaldý. Ýlk olgu 3 ay, ikinci olgu ise 1.5 yýl tüp torakostomi ile
takip edildi (Resim 1).
19
ÞANLI ve ark.
Resim 1. Dirençli tüberküloz nedeniyle sol üst lobektomi yapýlan hastanýn radyoopak
madde verilerek çekilmiþ PA-Akciðer filmi (A). Ayný hastanýn toraks BT’si (B).
Araç içi trafik kazasý nedeniyle sað pnömonektomi yapýlan hastanýn radyoopak
madde verilerek çekilmiþ PA-Akciðer filmi (C). Ayný hastanýn toraks BT’si (D).
Kontrol akciðer röntgenogramlarýnda, hava sývý seviyesi
oluþturmayan boþluk görünümü olmasýna raðmen drenaj
olmamasý üzerine, bu sürelerin sonunda her iki hastada da tüp
torakostomi sonlandýrýldý.
Hastalar ayný radyolojik görünüm ve ihmal edilebilir
miktarda günlük ekspektorasyonla takip edilmektedir.
Dirençli tüberküloz nedeniyle sol üst lobektomi yapýlan olguda
BPF, postoperatif 2. yýlda geliþti. Tüp torakostomi ile 6 ay
takip edilen ve plevral yýkama yapýlan olgu, 10 aydýr tüp
torakostomi sonlandýrýlmýþ þekilde ve yakýnmasý olmadan
hayattadýr.
TARTIÞMA
Bronkopulmoner fistül geliþiminde hastanýn beslenme
durumu, diabetes mellitus ve sepsis önemli sistemik risk
faktörleridir. Plöropulmoner enfeksiyon, preoperatif ve
postoperatif radyoterapi veya kemoterapi, rezeksiyon sýrasýnda
bronþ güdüðünün uzun býrakýlmasý, bronþun aþýrý diseksiyonu,
bronþ güdüðünde rezidüel tümör bulunmasý, uzamýþ postoperatif
mekanik ventilasyon uygulanmasý ile güdüðün barotravmaya
maruz kalmasý, rezeksiyonun pnömonektomi olmasý (özellikle
sað taraf), ve tamamlayýcý pnömonektomi BPF oluþma riskini
arttýrmaktadýr (1,3,4). Bronþ güdüðünü kapatma yöntemlerinin
(el ile kapatmaya karþý stapler kullanýmý) fistül oluþumuna
etkilerini inceleyen çalýþmalarda farklý görüþler bildirilse de,
bu çalýþmalardan biri olan Sirbu ve arkadaþlarýnýn çalýþmasýnda
(1), rezeksiyon uygulanan 490 olgunun %64.7’sinde el ile
sütür tekniði ve %35.3’ünde stapler kullanýlmýþ, ancak BPF
geliþimi açýsýndan bu iki yöntem arasýnda anlamlý fark
bulunmamýþtýr.
20
Çalýþmamýzda 3 olguda bronþun kapatýlmasý el ile
gerçekleþmiþ iken, 3 olguda stapler kullanýlmýþtýr.
BPF’nin kesin tanýsý, bronkoskopide fistülün direk
görülmesiyle olur. Bronkoskopi ile fistülün tanýsý, çapý, bronþial
güdüðün uzunluðu ve tümör rekürrensinin olup olmadýðý
tanýmlanýr (4).
BPF tedavisi için yöntem tercihi, fistülün oluþ zamanýna,
fistülün çapýna, boþluðun kontaminasyonuna, hastanýn genel
durumuna ve deneyime göre deðiþmektedir (4). Endobronþial
tedavi (Fibrin veya histoakrilat yapýþtýrýcý) daha az invaziv
olmasý ve uygulama kolaylýðýndan dolayý BPF tedavisinde ilk
basamak olarak görülse de geniþ fistüllerde baþarý þansý
düþüktür. Fistül çapý küçükse endoskopik doku yapýþtýrýcýlarý
tercih edilebilir. Varoli ve ark. (7) bu yöntemle 2-10 mm
çapýndaki fistüllerde baþarý saðlanabileceðini vurgulamýþtýr.
Hollaus ve ark. (8), 11 olgunun 4’ünde bu yöntemle baþarý
saðlamýþ ve yöntemin erken uygulanmasýný önermiþlerdir.
Olgularýn 3’ünde bu yöntemle fibrin yapýþtýrýcý (Beriplast,
Farmatek) kullanýlmasýna raðmen fistülün kapatýlmasýnda
baþarý saðlanamadý. Ancak hastalarda geçici iyilik hali oluþarak,
genel durumlarý toparlandý.
Erken BPF de kalan akciðerde aspirasyon pnömonisi riski
nedeniyle yüksek mortalite mevcuttur (8). Ýlk 1 haftada teþhis
edilen BPF’de plevral boþluk kontaminasyonu yoksa
retorakotomi yapýlarak fistül primer kapatýlýr ve desteklenir
(9).
Gaziantep Týp Dergisi 2008, 14:18-22.
ÞANLI ve ark.
Geç fistüllerde ise tedavi yöntemleri çeþitlenmektedir. Geç
fistüllerde geliþen ampiyemin yönetiminde genellikle açýk
pencere torakostomi (APT) kullanýlýr (10). Enfeksiyon zemini
ortadan kaldýrýldiktan sonra güdüðün onarýlarak primer olarak
kapatýlma þansý ile birlikte, kas flebi ile destekleme en çok
tercih edilen yöntemdir (11). Weissberg (12), antibiyotik ve
drenaj tedavisinin baþarýsýz olduðu, ampiyem ve BPF’ü olan
12 olguya APT uygulamýþ, bunlarýn 11’nde granülasyon doku
oluþumu ile ampiyem kavitesinin tam obliterasyonunu saðlamýþ
ve BPF’ün operatif kapatýlmasýnýn genellikle gerekmediðini
vurgulamýþtýr. Ancak özellikle postpnömonektomik ampiyem
olgularýnda APT tedavisinin etkinliðinin araþtýrýldýðý diðer
yayýnlarda BPF varlýðýnýn, yöntemin baþarýyla tamamlanmasýný
önleyebileceði belirtilmiþ ve bu olgularda iyi vaskülarize kas
transpozisyonunun rezerv tutulmasý önerilmiþtir (13,14,15).
KAYNAKLAR
1. Sirbu H, Busch T, Aleksic I, Schreiner W, Oster O, Dalichau
H. Bronchopleural fistula in the surgery of non-small cell lung
cancer: incidence, risk factors, and management. Ann Thorac
Cardiovasc Surg. 2001;7:330-6.
2. Asamura H, Kondo H, Tsuchiya R. Management of the
bronchial stump in pulmonary resections: a review of 533
consecutive recent bronchial closures. Eur J Cardiothorac
Surg. 2000;17;106-10.
3. Cerfolio RJ. The incidence, etiology and prevention of
postresectional bronchopleural fistula. Semin Thorac Cardiovasc
Surg. 2001;13:3-7.
BPF’de temel klinik stratejimiz, drenaj ve enfeksiyonun
kontrolü, mümkünse fistülün kapatýlmasý ve güçlendirilmesi
ve plevral sahanýn obliterasyonudur. Sýnýrlý kardiopulmoner
rezervi olan veya enfeksiyon nedeniyle genel durum bozukluðu
olan hastalarda major operasyon uygulanamaz. Ayrýca geç
dönem BPF lerde aspirasyon pnömonisi riski düþük olduðundan
konservatif tedavi uygulanabilir (15). Ýki haftadan daha geç
dönemde BPF tanýsý klinik ve bronkoskopik olarak konulmuþ
olan 6 olgumuzda, ampiyem nedeniyle torasik drenaj uygulandý.
Tüp torakostomi, önce kapalý sonra açýk olarak kullanýldý.
Olgularýmýzda açýk drenaj uygulamasý, göðüs tüpünün
kýsaltýlarak pet altýna alýnmasý veya tüpün steril idrar torbasýna
baðlanmasý þeklinde yapýldý ve plevral boþluða uzun süreli
irrigasyonu uygulandý. Hastalarda karþý akciðeri kontamine
etme riski nedeniyle intraplevral irrigasyonlar dikkatli þekilde
uygulandý. Bu þekilde plevral boþluðun granülasyon geliþimi
takibi yapýlan olgularda, drenajda azalma veya kesilme olmasý
durumunda ve 3 kez alýnan kültürde üreme olmadýðý dönemde
tüp torakostomi sonlandýrýldý. Bu olgularýn birinde fistülün
kapandýðý saptandý. Diðerlerinde devam eden fistüle raðmen,
plevral kavitelerinde enfeksiyon bulgusu ve drenaj olmamasý
üzerine göðüs tüpleri çekildi ve hastada yaþam kalitesini
düþürmeden gerçekleþen balgam ekspektorasyonlarýyla, kabul
edilebilir iyileþme saðlandý. Literatürde fistülün spontan
kapanmasý rapor edilmiþtir (15). 96 olguluk bir çalýþmada, 11
hasta (%11) sadece torasik drenaj ile tedavi edilmiþ ve 1
hastada reoperasyon gerekmeksizin BPF kapanmýþtýr (8).
Olgularýmýzda konservatif tedaviyle sadece bir olguda fistül
kapanmýþtýr ancak fistülün devam ettiði olgularda, klinik olarak
iyilik hali geliþmiþtir. Bu olgular, gereksinim halinde diðer
tedavi yöntemleri kullanýlmak üzere sýk olarak izlenmektedir.
4. Ng CS, Wan S, Lee TW, Wan IY, Arifi AA, Yim AP. Postpneumonectomy empyema: current management strategies.
ANZ J Surg. 2005;75:597-602.
Sonuç olarak akciðer rezeksiyonu sonrasý ortaya çýkan
BPF önemli bir sorundur. BPF geliþimini arttýran risk faktörleri
ameliyat öncesinde deðerlendirilmeli, ameliyat döneminde
duruma yönelik önlemler alýnmalýdýr. Geç dönem geliþen
fistüllerde çeþitli tedavi yöntemleri uygulanmaktadýr. Bu
olgularda konservatif yöntemlerle makul sonuçlar alabilme
olasýlýðý akýlda tutulmalýdýr. Fistül varlýðýna ve intratorasik
kavitasyona raðmen, torasik drenaj gerektirmeyen az miktarda
ekspektorasyon ile klinik iyileþme saðlanabilir. Ancak bunun
için hastalar sýký takip edilmelidir.
11. Pairolero PC, Arnold PG, Trastek VF, Meland NB, Kay
PP. Postpneumonectomy empyema. The role of intrathoracic
muscle transposition. J Thorac Cardiovasc Surg. 1990;99:95866.
Gaziantep Týp Dergisi 2008, 14:18-22.
5. Hankins JR, Miller JE, Safuh A, Satterfield JR, McLaughlin
JS. Bronchopleural fistula: thirteen years experience
with 77 cases. J Thorac Cardiovasc Surg. 1978;76:755-62.
6. Asamura H, Naruke T, Tsuchiya R, Goya T, Kondo H,
Suemase K. Bronchopleural fistulas associated with lung
cancer operations. Univariate and multivariate analysis of risk
factors, management and outcome. J Thorac Cardiovasc Surg.
1992;104:1456-64.
7. Varoli F, Roviaro G, Grignani F, Vergani C, Maciocco M,
Rebuffat C. Endoscopic treatment of bronchopleural fistulas.
Ann Thorac Surg. 1998;65:807-9.
8. Hollaus PH, Lax F, el-Nashef BB, Hauck HH, Lucciarini
P, Pridun NS. Natural history of bronchopleural fistula after
pneumonectomy: a review of 96 cases. Ann Thorac Surg.
1997;63:1391-7.
9. Wright CD, Wain JC, Mathisen DJ, Grillo HC.
Postpneumonectomy bronchopleural fistula after sutured
bronchial closure: incidence, risks factors and
management. J Thorac Cardiovasc Surg. 1996;112:1367-71.
10. Weber J, Grabner D, al-Zand K, Beyer D. Empyema after
pneumonectomy--empyema window or thoracoplasty? Thorac
Cardiovasc Surg. 1990;38:355-8.
12. Weissberg D. Empyema and bronchopleural fistula.
Experience with open window thoracostomy. Chest.
1982;82:447-50.
13. Massera F, Robustellini M, Pona CD, Rossi G, Rizzi A,
Rocco G. Predictors of successful closure of open window
thoracostomy for postpneumonectomy empyema. Ann Thorac
Surg. 2006;82:288-92.
21
ÞANLI ve ark.
14. Koþar A, Uzun C, Þenol C, Çelik M, Uysal A, Keleþ M
ve ark. Eloesser flebinin ampiyem tedavisinde dünü ve bugünü.
GKDC Dergisi. 1998;6:84-90.
15. Shamji FM, Ginsberg RJ, Cooper JD, Spratt EH, Goldberg
M, Waters PF, et al. Open window thoracostomy in the
management of postpneumonectomy empyema with or without
bronchopleural fistula. J Thorac Cardiovasc Surg. 1983;86:81822.
22
Gaziantep Týp Dergisi 2008, 14:18-22.
Download

PDF Fulltext - Gaziantep Medical Journal