BENİGN VOKAL KORD LEZYONLARI
Benign Vocal Cord Lesions
Fatih ÜNAL1, Mustafa TÜZ2
ÖZET
Kulak Burun Boğaz Kliniği, Ankara
1
Gazi Mustafa Kemal Devlet
Hastanesi, Ankara
Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı,
2
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp
Benign vokal kord lezyonları malignite potansiyeli olmaksızın anormal doku oluşumlarıdır.
Ses kısıklığı şikayeti ile başvuran hastaların yarısından fazlasında benign vokal kord
lezyonları bulunurken büyük kitleler sebebiyle hava yolu obstrüksiyonuna yol açabilirler.
Etiyolojide en sık sebep vokal hiperfonksiyondur. Tedavi planında ilk sırayı çoğunlukla ses
terapisi alırken birçok lezyondan cerrahi tedavi ihtiyacı görülmektedir.
Fakültesi, Isparta
Anahtar kelimeler: Benign tümörler; Larinks hastalıkları; Ses telleri
ABSTRACT
Fatih ÜNAL, Uzm. Dr.
Mustafa TÜZ, Prof. Dr.
Benign vocal cord lesions are abnormal tissue growths with no malignancy potential.
These lesions were found out to present in more than half of the patients with complaint of hoarseness and those lesions might cause respiratory tract obstruction due
to the large growths. In etiology, the most common cause of vocal cord lesions is vocal hyperfunction. The first choice of reatment for vocal cord lesions is generally voice
therapy; however, most lesion cases require surgical treatments
Key words: Benign neoplasms; Larynx diseases; Vocal cords
İletişim:
Uzm. Dr. Fatih ÜNAL
Silahtar Cd. Ankara Gazi Mustafa
Kemeal Devlet Hastanesi Kulak Burun
Boğaz 3 Kliniği Yenimahalle/Ankara
Tel: 0505 3596731
e-mail:
[email protected]
Geliş tarihi/Received:02.07.2014
Kabul tarihi/Accepted:21.07.2014
Bozok Tıp Derg 2014;1(1):20-5
Bozok Med J 2014;1(1):20-5
20
ÜNAL ve ark.
Benign Vokal Kord Lezyonları
Bozok Tıp Derg 2014;1(1):20-5
Bozok Med J 2014;1(1):20-5
GİRİŞ
Benign laringeal lezyonlar tutulum sahasına göre epitelyal kökenli, lamina propria kökenli, aritenoid kökenli
ve bunların dışında olmak üzere dört grupta incelenebilir (1). Epitelyal kökenli olan lezyonlara papillom ve
benzeri patolojiler örnek gösterilebilirken granülomlar
aritenoid kökenli patolojik oluşumlardır. Benign laringeal lezyonlarda en geniş ve sık karşılaşılan grubu Reinke
boşluğundan kaynaklanan lezyonlar oluşturur ki bunlar
arasında vokal kord nodülleri, polipler, kistler ve Reinke ödemi sayılabilir. Laringeal web ve stenoz ise diğer
hastalıklara örnek gösterilebilir. Tüm lezyonlarda ortak
olarak görülen en sık sebep ses kısıklığı iken bu patolojilere yol açan en sık nedenler ise vokal hiperfonksiyondur (2).
GENEL BİLGİLER
Laringeal Papillomatozis
Laringeal papillomatozis, etyolojisinde viral ajanların
suçlandığı; tedavide çoğunlukla kür sağlanamadığı için
rekürren seyir gösteren benign larinks lezyonlarındandır. Tüm yaş gruplarında görülebileceği gibi çocukluk
çağında görülen en sık benign laringeal tümör olup ses
kısıklığının en sık ikinci sebebidir (3). Çocukluk çağı papillomatozisi daha agresif seyirlidir, çoğunlukla 2 veya
daha fazla odakta lezyon vardır. Olguların % 75’inde
tanı beş yaşın altında konulmuştur (4).
Papillom hücrelerinde DNA partiküllerinin gösterilmesi
ile etyolojide özellikle Human Papilloma Virus’un (HPV)
rol aldığı gözlenmiştir. Yüzün üzerinde alt tipi olan
HPV’un genital kondilomlarda olduğu gibi laringeal papillomlarda da en sık 6 ve 11 numaralı tipleri gösterilmiştir (5, 6). Human papilloma virüsün mukoza bazal
membranındaki kök hücreleri enfekte ettiği bu sayede
de latent periyodda iken mukozanın sağlıklı bulunduğu
ve rekürren lezyonlara yol açtığı düşünülmektedir (7).
Tedavide soğuk bıçak veya CO2 laser ile lezyon eksize edilebilir ancak hem geride kalan dokuda bulaştan
kaçınmak hem de adjuvan tedaviler düşük kür şansını
yükseltir (8). Özellikle yılda dörtten fazla cerrahi ihtiyacı
olan, hızla büyüyen veya havayolunu daraltan papillomu olan, distal havayolunda multiple lezyonu olan
21
olgularda cerrahiye adjuvan tedavi eklenmelidir (9).
Adjuvan tedavide antiviral ajanlar kullanılabilir. Kullanılan ilk tedavilerden birisi α-interferonken (10) tedavide
ribavirin, asiklovir ve cidofovir de kullanılmıştır. Ayrıca
fotodinamik terapi, indol-3 karbinol, selektif cox-2 inhibitörleri, retinoidler, kabakulak aşısı denenmiş tedaviler arasındadır (8).
Vokal Kord Nodülleri
Vokal kord nodülleri, polipler ile birlikte en sık karşılaşılan benign laringeal lezyonlardır ve özellikle fonotravmaya bağlı ortaya çıkar (11). Vokal nodüller, vokal
kordun ön 1/3 ve 2/3 kısmı arasındaki mukozanın serbest kenarında kalınlaşma olarak görülür. Bilateral oluşan travma lokalizasyon olarak simetrikken şiddeti ve
boyutu asimetrik olabilir. Etiyolojide en önemli faktör
sesi kötüye kullanımdır. Çocuklarda ve erişkin kadınlarda daha sık görülür. Glottisin interkartilajinöz ve intermembranöz kısımlarının korelasyonu glottik oranı verir.
Çocuk ve kadınlarda bu oran 1 veya altında iken erkeklerde 1.3 civarındadır. Bu değerler vokal nodüllerin çocuk ve kadınlarda, granülomların erkeklerde daha sık
görülme eğilimini açıklar (12, 13). Fonasyon sırasında
vestibuler foldların aritenoidleri çekmesi ve ariepiglottik foldların süperiora yer değiştirimesi ile glottik boşluk
genişler ve böylece vokal fold vibrasyonu daha yüksek
amplitüdlerde gerçekleşir (14). Supraglottik aktivite vokal foldların vibrasyonunu ve vokal akustiği etkileyerek
nodül oluşumunda belirleyici rol oynar. Özellikle yüksek amplitüdlü ses üretimi ile vokal kordlarda belirgin
travma ortaya çıkar ve kronikleşen travma ile nodül formasyonu gözlenir (15). Histopatolojik olarak vokal nodüllerde epitel düzeyinde hiperplazi ve parakeratozis,
lamina propriada fibrozis, bazal membranda kalınlaşma
ve vasküler genişlemeler izlenir (16). Vokal nodüllerin
tanısında uzun süredir değişen derecelerde ses kısıklığı
ve videolaringostroboskopi esnasında beklenen lokalizasyonda çıkıntı şeklinde görülen ve nodülün yapısına
bağlı olarak değişik derecelerde vibrasyon kaybına yol
açan lezyon varlığı değerlendirilir (17, 18). Vokal kord
nodüllerinde patolojiye yol açan etiyolojik sebeplerin
geriye döndürülmesi tedavide ilk seçenektir.
Bozok Tıp Derg 2014;1(1):20-5
Bozok Med J 2014;1(1):20-5
Bu amaçla fonotravmanın ortadan kaldırılması ve yeniden hasarın gözlenmemesi için tedaviye konuşma terapisi ile başlanır (19). Terapiye yanıt alınamayan hastalarda nodülün cerrahi eksizyonu önerilir. Cerrahi sonrası
uzun süreli takiplerde vokal kord patolojilerinin nüks
riskini azaltmak için konuşma terapisine devam edilmesi önerilir (20). Tedavide laser veya diğer mikrocerrahi
yöntemleri de kullanılabilirken botilinum toksin enjeksiyonu ile efektif vokal kord nodülü tedavisinin sağlanabildiğini bildiren yayınlar da mevcuttur (21).
Vokal Kord Polipleri
Vokal kord polipleri nodüller kadar sık görülmese de cerrahi eksizyonun endike olduğu en sık benign laringeal
lezyonlardır (22). Sesin kötüye kullanımı, enfeksiyonlar,
alerji, sigara kullanımı, gastroözefagial reflü gibi irritasyona yol açan faktörler ve aspirin veya antikoagülan kullanımı sebepler arasındadır. Nodüllerin aksine olguların
büyük çoğunluğu erkektir ve genellikle tek taraflı tutulum mevcuttur. Sıklıkla vokal kordun ön 1/3’lük kısmında ortaya çıkan vokal kord polipleri geniş bir tabana sahip olabileceği gibi saplı bir şekilde de bulunabilir. Vokal
kord polipleri solunumla hareket edebilir ve değişken
ses kalitesine sebep olabilirler (23). Lezyon rengi saydamdan kırmızıya kadar farklılık gösterebilir. Özellikle
mikrovasküler travma fazla ise renk kırmızıya yakındır.
Travma ve iritasyona bağlı olarak lamina propriada subselüler değişiklikler meydana gelir. Lamina propriada
ödem, amorf materyal ve demir birikimi, damar proliferasyonu ve hemoraji, bazal membranda adezyon kayıpları histopatolojik olarak dikkati çeker (17, 24, 25). Ayrıca
vokal kord poliplerinde matriks metalloproteinaz-2 ve
matriks metalloproteinaz-9 gibi jelatinaz enzimlerin ve
siklooksijenaz-2’ın ekspresyonunda belirgin artış gösterilmiştir (26). Bazı küçük boyutlu poliplerin konservatif
tedavi yöntemleri ile gerilediğini bildiren yayınlar (27)
olsa da vokal kord poliplerinin tedavisinde çoğunlukla
cerrahi eksizyon gerekir (22).
Vokal Kord Kistleri
Vokal kord kistleri çoğunlukla tek taraflı görülür ve benign vokal kord tümörlerinin %14’ünü oluştururlar (28).
Retansiyon kisti ve epidermoid kist olmak üzere iki tipte sınıflandırılırlar. Retansiyon kistleri diğer anatomik
ÜNAL ve ark.
Benign Vokal Kord Lezyonları
bölgelerde olduğu gibi vokal kordda da duktal obstrüksiyona bağlı ortaya çıkar ve glandüler epitel ile çevrilidirler. Spontan olabileceği gibi enfeksiyonlara sekonder
görülebilirler. Epidermoid kistler çok katlı yassı keratinize epitelle kaplıdırlar. Konjenital olarak vokal kordlarda bulunabilen epitelyal hücrelerden köken alabileceği
gibi hasarlı mukozanın iyileşmesi sırasında da ortaya çıkabilir. Epidermoid kistlerin oluşumunda özellikle sesin
kötüye kullanımı önemli rol oynar. İndirekt laringoskopide vokal korda boyuta bağlı olarak sadece dolgunluk
görülebilir ancak stroboskopide diğer kord lezyonlarına
göre mukozal dalgalanma belirgin azalmış hatta kaybolmuş olabilir. Destek tedaviler ve ses terapisinin etkinliği
sınırlıdır, çoğunlukla cerrahi eksizyon gerekir. Kistin total
çıkarılmaması nüks riski taşır, kist içeriği dışarı çıkarılmadan etraf dokudan disseke edilerek bütün olarak eksizyon sağlanmalıdır. Ameliyat sonrası dönemde olguların %20’sinde skar veya polip oluşumu gibi sorunlarla
karşılaşılabilir (29).
Reinke Ödemi
Anterior komissür ile vokal proses arasında kalan kord
mukozasının hemen altında süperfisial lamina propriayı oluşturan potansiyel boşluk Reinke boşluğu olarak tanımlanmıştır. Elastin, kollajen ve ekstrasellüler
proteinler içeren subepitelial matriks dokusudur (30).
Reinke boşluğuna jelatinöz materyal birikimine bağlı
olarak bilateral ödematöz şişlik şeklinde görülen klinik
tablo Reinke ödemi olarak adlandırılır ve literatürde
polipoid kordit, kronik hipertrofik larenjit, polipoid dejenarsyon gibi sinonimleri vardır. Reinke ödemi benign
laringeal lezyonların %10’unu oluşturur (31). En sık orta
yaş kadın hastalarda görülürken özellikle sigara içiciler
olmak üzere sesini kötüye kullananlarda, kimyasal madde soluyanlarda, gastroözefagial reflüsü olanlarda sıklığı artmıştır (32). Patolojik incelemede hemoraji, fibrin
birikimi, ödem ve bazal membranda kalınlaşma izlenir
(24). Tedavide ilk basamağı irritasyonun önlenmesi yani
hasta sigara içicisi ise sigaranın bırakılmasıdır (33). Hava
yolu obstrüksiyonuna yol açan ya da konservatif yöntemlerle gerilemeyen belirgin ses kısıklığı varsa cerrahi
tedavi gerekir (34).
22
ÜNAL ve ark.
Benign Vokal Kord Lezyonları
Vokal Proses Granülomları
Vokal proses granülomları vokal kord posterior 1/3’lük
kısmında veya vokal proses üzerinde özellikle mekanik
travmaya bağlı ortaya çıkar. Özellikle orta yaş erkeklerde daha sık görülür. Kronik öksürük, boğaz temizleme
hareketi, sesin kötüye kullanımı ve bazen entübasyon,
vokal proses yüzeyindeki epitelin hasar görmesine neden olabilir. Laringofaringeal reflü ve psikosomatik sorunlar tetikleyici faktör olarak rol oynayabilir (35). Tek
taraflı, büyük, yüzeyi ülsere kitle görünümü nedeniyle
indirekt laringoskopi sırasında maligniteyi düşündürebilir (36). Histopatolojisinde epitelde deskuamasyonla
birlikte ülserasyon ve lamina propriada kronik inflamatuar hücre ve nötrofil infiltrasyonu izlenir (37). Tedavide
ilk seçenek irritasyonun önlenmesidir ve bu amaçla ses
terapisi ve reflüye yönelik olarak proton pompa inhibitörleri önerilir. En az 3-6 ay süre ile tedaviye devam edilmesi granülomun rezolüsyonu için gereklidir (38). Cerrahi eksizyon çoğunlukla rekürrens ile sonuçlanır (39).
Malignite şüphesi olan veya hava yolu obstrüksiyonuna
neden olan olgularda eksizyon gereklidir (Resim 1) (40).
Cerrahi sonrası lokal steroid enjeksiyonunun nüks riskini azalttığını belirten çalışmalar olduğu gibi botilinum
toksin enjeksiyonu ile tedavinin sağlanabildiği de bildirilmiştir (41, 42).
Resim 1. Vokal kord granülomuna eşlik eden skuamöz
hücreli larinks karsinomu
23
Bozok Tıp Derg 2014;1(1):20-5
Bozok Med J 2014;1(1):20-5
Vokal Kordda Skar
Vokal kordda skar oluşumu yaşam kalitesini bozan, tedavisi güç ve çoğunlukla kazanılmış bir problemdir. Etiyolojide fonotravma, cerrahiye bağlı iyatrojenik hasar,
vokal hemoraji, entübasyon, kimyasal veya termal maruziyet rol oynar. Skar dokusunda dezorganize kollajen
ve elastin birikimi, ekstrasellüler matriks kaybı ve fibrozise bağlı doku esnekliğinde azalma görülür (43, 44).
Skar oluşumuna bağlı olarak klinik değişkenlik gösterir
ve dört kısımda incelenebilir: Tip I ‘de hafif orta glottik yetersizlik ve vokal vibrasyonunda azalma gözlenir.
Submukozal bölgeye kadar skar uzanımı vardır. Anterior
komissürü tutan orta dereceli glottik yetersizliğe neden
olan Tip II’de ise skar oluşumu vokal kasa uzanmıştır
ve vokal kordda vibrasyon gözlenmez. Tip III’te belirgin
glottik yetersizlik gözlenirken skar oluşumu perikondrium ve kartilaja kadar uzanırken aritenoidlerde çekilme
görülebilir. Tip IV’te de belirgin glottik yetersizliğe ek
olarak anterior komissürde web oluşumu izlenir (45).
Tedavide ses terapisi, lokal steroid enjeksiyonu denenebiir ancak çoğunlukla lezyonun cerrahi eksizyonu gerekir (46). Cerrahi tedavi planlanırken en az 6 ay beklenmelidir (47). Cerrahi tedavide eksizyon sonrası mukozal
flap veya graft ile saha kapatılması önerilir, anjiolitik
laser kullanılabilir. Glottik yetersizliğe bağlı olarak medializasyon uygulamaları yapılabilir (48).
Mikrovasküler Vokal Kord Lezyonları
Kapiller ektazi ve vokal kord varisleri mikrovasküler vokal kord lezyonları olarak sayılabilirler. Özellikle sesini
kullanarak çalışan öğretmen, sunucu ve şarkıcılarda sık
görülür. Literatürde sunulan bir çalışmada mikrovasküler vokal kord lezyonu olan hastaların %81’ini bayanlar
ve hastaların %93’ünü şarkıcılar oluşturmuştur (49).
Süperfisal lamina propriada longitüdinal eksende yaygın arterio-venöz anostomozlar izlenir. Asemptomatik
olabileceği gibi ses kalitesinde değişik derecelerde bozulmalara neden olabilir. Tedavide ses terapisi önerilir.
Cerrahi planlanan hastalarda zamanlama önemlidir.
Bazı hastalarda premenstrüel dönemde varis çağında
belirgin artış izlenebilir ve bu dönemde yapılacak girişim sonucu submukozal hemoraji gelişebilir (50). Elektromikrokoter ve epitelyal kordotomi ile eksizyon cerrahi
seçenekler arasında olsa da öncelikli olarak laser cerrahi önerilir (51, 52).
Bozok Tıp Derg 2014;1(1):20-5
Bozok Med J 2014;1(1):20-5
ÜNAL ve ark.
Benign Vokal Kord Lezyonları
SONUÇ
Benign vokal kord lezyonları Kulak Burun Boğaz pratiğinde sık karşılaşılan sorunlardır. Tedavilerinde ortak
noktalar bulunsa da sağlıklı ayırıcı tanı gerektiren farklılıkları mevcuttur. Ayırıcı tanı için detaylı anamnez videolaringostroboskopiyi içeren laringoskopik muayene en
önemli basamakları oluşturur. Ses terapisi tüm kliniklerde benign vokal kord lezyonu sebebi ile muayene ve
tedavi edilen hastalarda cerrahi öncesi ve sonrası takipte planlanmalıdır.
KAYNAKLAR
1. Rosen CA, Murry T. Nomenclature of voice disorders and
vocal pathology. Otolaryngol Clin North Am. 2000; 33(5):
1035-46.
2. Pickhard A, Reiter R. Benign vocal fold lesions. Laryngorhinootologie. 2013; 92(5): 304-12.
3. Morgan AH, Zitch RP. Recurrent respiratory papillomatosis
in children: a retrospective study of management and complications. Ear Nose Throat J. 1986;65(9):19 –28.
4. Cohn AM, Kos JT II, Taber LH, Adam E. Recurring laryngeal
papilloma. Am J Otolaryngol. 1981; 2(2): 129 –32.
5. Rimell FL, Shoemaker DL, Pou AM, et al. Pediatric respi ratory papillomatosis: prognostic role of viral typing and cofactors. Laryngoscope. 1997;107(7):915–918.
6. Quiney RE, Wells M ,Lewis FA, et al:Laryngeal papillomatosis: Correlation between severity of disease and presence
of Human Papillomavirus 6 and 11 detected by in situ DNA
hybridisation.J Clin Pathol. 42(7):694-98, 1989.
7. Steinberg BM, Meade R, Kalinowski S, Abramson AL. Abnormal differentiation of human papillomavirus-induced
laryngeal papillomas. Arch Otolaryngol Head Neck Surg.
1990;116(10):1167–1171.
8. Derkay CS, Wiatrak B. Recurrent Respiratory Papillomatosis: A Review. Laryngoscope. 2008; 118(7): 1236-47.
9. Derkay C, Task Force on Recurrent Respiratory Papillomas.
A preliminary report. Arch Otolaryngol Head Neck Surg 1995;
121(12): 1386 –91.
10. Healy GB, Gelber RD, Trowbridge AL, et al. Treatment of
recurrent respiratory papillomatosis with human leukocyte
interferon. Results of a multicenter randomized clinical trail.
N Engl J Med. 1998;319:104 –7.
11. Johns MM. Update on the etiology, diagnosis and treatment of vocal fold nodules, polyps and cysts. Curr Opin Otolaryngol Head and Neck Surg. 2003; 11(6): 456-61.
12. Pontes PAL, De Biase N, Kyrillos L, Pontes AAL. Importance
of glottic configuration in the development of posterior laryngeal granuloma. Ann Otol Rhinol Laryngol. 2001; 110(8):
765-9.
13. Pontes PAL, Kyrillos L, Behlau M, De Biase N, Pontes AAL.
Vocal nodules and laryngeal morphology. J Voice. 2002; 16
(3): 408-14
14. Von Doersten PG, Izdebski K, Ross JC, Cruz RM. Ventricular dysphonia: a profile of 40 cases. Laryngoscope. 1992;
102(11): 1296-301.
15. Agarwal M, Scherer RC, Hollien H. The false vocal folds:
shape and size in frontal view during phonation based on
laminagraphic tracings. J Voice. 2003; 17(2): 97-113.
16. Martins RH, Defaveri J, Domingues MA, de Albuquerque e
Silva R, Fabro A. Vocal fold nodules: morphological and immunohistochemical investigations. J Voice. 2010;24(5):531-9.
17. Nunes RB1, Behlau M, Nunes MB, Paulino JG. Clinical diagnosis and histological analysis of vocal nodules and polyps.
Braz J Otorhinolaryngol. 2013; 79(4): 434-40
18. Hirano M, Bless DM. Videostroboscopic examination of
the larynx. San Diego, CA: Singular Publishing Group; 1993.
p-143
19. Leonard R. Voice therapy and vocal nodules in adults. Curr
Opin Otolaryngol Head Neck Surg. 2009; 17(6):453-7
20. Béquignon E, Bach C, Fugain C et al. Long-term results of
surgical treatment of vocal fold nodules. Laryngoscope. 2013;
123(8):1926-30.
21. Allen JE, Belafsky PC. Botulinum toxin in the treatment of
vocal fold nodules. Curr Opin Otolaryngol Head Neck Surg.
2009; 17(6):427-30
22. Benjamin B. Vocal cord polyps. In: Benjamin B, ed. Endolaryngeal surgery. London: Martin Dunitz, 1998: 237-40.
23. Martins RH, Defaveri J, Domingues MA, de Albuquerque e
Silva R. Vocal polyps: clinical, morphological, and immunohistochemical aspects. J Voice. 201; 25(1):98-106.
24. Dikkers FG, Nikkels PG. Benign lesions of the vocal folds:
histopathology and phonotrauma. Ann Otol Rhinol Laryngol.
1995;104:698-703.
25. Courey MS, Shohet JA, Scott MA, Ossoff RH. Immunohistochemical characterization of benign laryngeal lesions. Ann
Otol Rhinol Laryngol. 1996;105(7):525-31.
26. Karahan N, Baspinar S, Yariktas M, Kapucuoglu N. Matrix Metalloproteinases (MMP-2 and MMP-9) and cyclooxygenase-2 (COX-2) expressions in vocal fold polyps. J Voice.
2009;23(1):29-33.
24
ÜNAL ve ark.
Benign Vokal Kord Lezyonları
27. Srirompotong S, Saeseow P, Vatanasapt P. Small vocal cord
polyps: completely resolved with conservative treatment.
Southeast Asian J Trop Med Public Health. 2004;35(1):16971.
28. Bouchayer M, Cornut G. Microsurgery for benign lesions
of the vocal folds. Ear Nose Throat J. 1988;67(6):446-64
29. Martins RH, Santana MF, Tavares EL. Vocal cysts: clinical,
endoscopic, and surgical aspects. J Voice. 2011;25(1):107-10.
30. Kambic V, Gale N, Radsel Z. Anatomical markers of Reinke’s space and the etiopathogenesis of Reinke edema. Laryngorhinootologie. 1989;68(4):231-5.
31. van den Broek P. Acute and chronic laryngitis. In: Hibbert
J, editor. Scott-Brown’s Otolaryngology. 6th ed. Oxford: Butterworth-Heinemann; 1997. s. 5/5–6.
32. Branski RC, Saltman B, Sulica L et al. Cigarette smoke
and reactive oxygen species metabolism: implications for
the pathophysiology of Reinke’s edema. Laryngoscope.
2009;119(10):2014-8.
33. Hantzakos A, Remacle M, Dikkers FG et al. Exudative lesions of Reinke’s space: a terminology proposal. Eur Arch
Otorhinolaryngol. 2009;266(6):869-78.
34. Zeitels SM, Hillman RE, Bunting GW, Vaughn T. Reinke’s
edema: phonatory mechanisms and management strategies.
Ann Otol Rhinol Laryngol. 1997;106(7 Pt 1):533-43.
35. Storck C, Brockmann M, Zimmermann E, Nekahm-Heis D,
Zorowka PG. Laryngeales Kontaktgranulom. Atiologie, Symptomatik, Diagnose und Therapie [Laryngeal granuloma. Aetiology, clinical signs, diagnostic procedures, and treatment].
HNO. 2009;57(10):1075-80.
36. Devaney KO, Rinaldo A, Ferlito A. Vocal process granuloma of the larynx-recognition, differential diagnosis and treatment. Oral Oncol. 2005;41(7):666-9.
37. Shin T, Watanabe H, Oda M, Umezaki T, Nahm I. Contact granulomas of the larynx. Eur Arch Otorhinolaryngol.
1994;251(2):67-71.
38. Havas TE, Priestley J, Lowinger DS. A management strategy for vocal process granulomas. Laryngoscope. 1999;109(2
-1):301-6
39. Ylitalo R, Lindestad PA. A retrospective study of contact
granuloma. Laryngoscope. 1999 Mar;109(3):433-6.
40. Hoffman HT, Overholt E, Karnell M, McCulloch TM. Vocal
process granuloma. Head Neck. 2001;23(12):1061-74.
41. Mortensen M, Woo P. Office steroid injections of the larynx. Laryngoscope. 2006;116(10):1735-9.
42. Damrose EJ, Damrose JF. Botulinum toxin as adjunctive
therapy in refractory laryngeal granuloma. J Laryngol Otol.
2008;122(8):824-8.
25
Bozok Tıp Derg 2014;1(1):20-5
Bozok Med J 2014;1(1):20-5
43. Allen J. Cause of vocal fold scar. Curr Opin Otolaryngol
Head Neck Surg. 2010;18(6):475-80.
44. Hansen JK, Thibeault SL. Current understanding and review
of the literature: vocal fold scarring. J Voice. 2006;20(1):11020.
45. Arens C, Remacle M (2010) Scarred larynx. In: Remacle
M, Eckel H (eds) Surgery of the Larynx and Trachea, 1st edn.
Springer Verlag, Berlin, pp 171–176
46. Mortensen M. Laryngeal steroid injection for vocal fold
scar. Curr Opin Otolaryngol Head Neck Surg. 2010;18(6):48791.
47. Rosen CA. Vocal fold scar: evaluation and treatment. Otolaryngol Clin North Am. 2000;33(5):1081-6.
48. Friedrich G, Dikkers FG, Arens C et al; European Laryngological Society. Phonosurgery Committee. Vocal fold scars:
current concepts and future directions. Consensus report of
the Phonosurgery Committee of the European Laryngological
Society. Eur Arch Otorhinolaryngol. 2013;270(9):2491-507.
49. Hochman I, Sataloff RT, Hillman RE, Zeitels SM. Ectasias
and varices of the vocal fold: clearing the striking zone. Ann
Otol Rhinol Laryngol. 1999;108(1):10-6.
50. Postma GN, Courey MS, Ossoff RH. Microvascular lesions of the true vocal fold. Ann Otol Rhinol Laryngol.
1998;107(6):472-6.
51. Hirano S, Yamashita M, Kitamura M, Takagita S. Photocoagulation of microvascular and hemorrhagic lesions of
the vocal fold with the KTP laser. Ann Otol Rhinol Laryngol.
2006;115(4):253-9.
52. Zeitels SM, Akst LM, Bums JA, Hillman RE, Broadhurst MS,
Anderson RR. Pulsed angiolytic laser treatment of ectasias and
varices in singers. Ann Otol Rhinol Laryngol. 2006;115(8):57180.
Download

benign vokal kord lezyonları