iSTANBUL TiCARET ODASI
YAYlN NO :1992-33
ENFLASYON HIZININ
ANİVEYA YAVAŞ
DÜŞÜRÜLMESi YAKLAŞlMLARI
(TÜRKİYE İÇİN EKONOMETRİK BİR DENEME)
Prof.Dr. İzzet AYDIN
İSTANBUL
PRIVE
GRAFiK & MATBAACILIK HiZMETLERi
Klodlarer Caddesi Nüzhetbey Apt. 18/2 Su Hanahmet 1iSTANBUL
Tel: 516 27 76 ·5162777 • 518 3340
Fax: 516 33 34
ÖNSÖZ
Türkiye'de 1980 yılında uygulamaya konulan istikrar programı, ilk bir iki yıl
olumlu sonuç vermesine rağmen sonraki yıllarda enflasyonun tekrar yükselmeye
başladığı ve özellikle 1985' den bu yana %50-70 oranları arasında seyrederek
kronik bir nitelik kazandığı malumdur. Bu sebeb/e enflasyon en önemli ekonomik
problem olarak güncelliğini korumakta olduğu gibi, bu problemi n çözümü sosyal
ve politik bakımdan da öncelik arzetmektedir.
Türkiye'de enflasyonun nedenleri arasında kamu kesiminin finansman açıkları
ve bazı yapısal nedenler öne sürülmesine, hatta yüksek büyüme hızı ile ilişkilendi­
rilmesine rağmen, enflasyonun temelinde parasal faktörlerin rol oynadığı muhakkaktır. Makro açıdan enflasyon, topla-m talep, üretim ve fiyat arasındaki
dengelerin bozulması ve bu sürecin şiddetfenerek devamı olayıdır.
Bu nedenle anti-enflasyonist politika, bu dengeleri serbest piyasa koşulları içinde
ve ekonomik birimlerin rasyonel beklentileri çerçevesinde tekrar sağlamayı hedef
alır. Bu da ya şok önlemler ve radikal tedbirlerle bir iki yıl gibi kısa sürede veya
daha uzun süreli bir programla yumuşak iniş şeklinde olabilir. lki yoldan birinin seçimi, toplam talebin enflasyona karşı duyarlılığına ve enflasyonun ani veya yavaş düşürülmesinin üretim azalışı şeklindeki alternatif maliyetine bağlıdır.
Bu araştırmada her iki yolun Türkiye'de uygulanış şekilleri ampirik olarak incilenmekte ve enflasyon sürecini uzatan sebebler analiz edilerek enflasyonu daha
çabuk etki/enebitir hale getirmenin enflasyonla mücadeledeki önemi üzerinde
durulmaktadır.
Enflasyonun halen ülkemizde bir numaralı problem olmaya devam etmesi karşı­
sında orijinal ve yeni yaklaşımlar içeren, bu sebeb/e politikacılara ve ekonomistlere ışık tutacağı kanaatinde olduğumuz bu araştırmayı yapan T.C. Merkez Bankası !stişare
eder,
Kurulu eski üyesi ve Müşaviri ProfDr. lzzet AYDIN'a teşekkür
ve ilgilenen/ere yararlı olmasını temenni ederiz.
araştırmanın üyeleriıtıize
Genel Sekreter
ProfDr.İsmail ÖZASLAN
iÇiNDEKiLER
ÖN SÖZ
SUNU Ş
GiRiŞ
ENFLASYON ORANI HIZININ ANi VEYA YAVAŞ DÜZELTiLMESi
YAKLAŞlMLARI ------------------------------------------------------------------------------------ ________________
--------------------------
9
BiRiNCi BÖLÜM
1. NOMiNAL GAYRi SAFi MiLLi HASILANIN TEORiK VE
METODOLOJiK NiTELiGi --············································································································ 11
ll. FiYATLARlN TEDRiCi DÜZELTiLMESi • DOGAL ORAN HiPOTEZi ................ 14
Fiyat Ataletinin Nedenleri
lll. MAKRO RASYONEL BEKLENTi· PiYASA DENGESi HiPOTEZi ........................
A. Beklenmeyen Para Tanımı ········································································--···············-·······--··-----B, Parasal Büyüme Denklemi --------------------···-------------------·-··---------------------------------------------------------····
C. Üretim Denklemi --- -·-· -- -- ----- -- ----- ------- -- --- -- --- ----- --- --- --- ------ ------ --- --- --- ------- ------- ... ----Ç. Fiyat Seviyesi Denklemi ___________
________________________________
D. Noksan istihdam Denklemi ______ ___ ____________
________________ ---------------------------- ___
IV. RASYONEL BEKLENTiLER VE DOGAL ORAN-FiYATLARlN TEDRiCi
DÜŞÜRÜLMESi YAKLAŞlMLARlNlN KARŞILAŞTIRILMASI ----------------------------A. Doğal Oran ve Rasyonel Beklenti Hipotezlerinin Sentezi -------------------------------------1) Rasyonel Beklenti Yaklaşımının Özellikleri
-----------------------------------------------------------2) Doğal Oran Veya Enflasyon Hızının Yavaş Düşürülmesi
Yaklaşımının Özellikleri ________________________________________________________________________
B. Nominal Toplam Talepteki (GSMH) Değişmalerin Fiyat
ve Üretim Üzerindeki Etkilerine Ait Bazı Ampirik Sonuçlar (B.Amerika) .........
C. Para Arzının Dolaşım Hızındaki Değişmelerine Karşı
Fiyat ve Üretimin Duyarlılığı
-------------··············-------------------··········································-············
iKiNCi BÖLÜM
V. TÜRKiYE iÇiN EKONOMETRiK- (AMPiRiK) DENEME ...............................................
A. 1968-1988 Yıllarına Ait Üçer Aylık Devralere Göre Ekonometrik
Analiz Sonuçları ·····························---------------·------·······-----------·-------------------·-----------·--·-···········-·········
1. Nominal Toplam Talebi içeren Nominal GSMH'nın Tahmini
Denklemi. ______ ------·--·-·-----·---------------------- ________________ -----------------------------------------------------------------2. Enflasyon Oranı Denkleminin indirgenmiş Şeklinin Tahmini ____________________
B. 1968-1886 Yıllık Devralere Ait Ekonometrik AnalizSonuçları _______________
1. Nominal Toplam Talebi içeren Nominal GSMH'nın Tahmini
Denklemi ______ ------------------------------------------------------------------------------------------------------ ___________________
2. Enflasyon Oranı Demkleminin indirgenmiş Şeklinin Tahmini __
19
20
20
21
22
23
24
25
25
27
31
32
36
36
36
37
39
39
39
C. Dar Anlamda Para Tanımına Göre Deneme, (1968-1986 Yıllık
Devreler itibariyle)
... ............. .................................................
1. Nominal Toplam Talebi içeren Nominal GSMH'nın Tahmini
Denklemi
... ..... ..... .....................................................................
2. Enflasyon Oranı Denkleminin indirgenmiş Şeklinin Tahmini
VI. EKONOMETRiK (Ampirik) BULGULARlN YORUMU VE ÖNERiLER . ....
VII. BAZI GELiŞMEKTE OLAN ÜLKELERE AiT AMPiRiK ARAŞTIRMA
BULGULARI ..
. .. .................. . ... :..... . ... .. .. . ... . ...........................
VIII. 1 VE 2 NCi BÖLÜMLERiN DEGERLENDiRiLMESi
40
40
41
42
48
50
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
IX. PARASAL BÜYÜMENiN HlZLI VEYA YAVAŞ DÜŞÜRÜLMESiNiN
ENFLASYON HlZlNA ETKiLERi VE POLiKiTA ÖNERiLERi ......................
A. Parasal Büyümedeki Yavaş ve Hızlı Değişmalerin Fiyat, Faiz,
Üretim ve Döviz Kuruna Etkileri
...................................................................................
1. Parasal Büyümenin Yavaş Düşürülmesi
.............................................................
2. Parasal Büyümenin Sert veya Hızlı Düşürülmesi
..............................
54
54
56
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
X. POLiTiKA ALETLERiNiN ETKiLERi (Basit Makro Model) ..
Xl. GENEL SONUÇ VE ÖNERiLER
60
64
53
EKLER
EK: 1 Kısaltmalar
EK: 2 Nominal Toplam Talepteki Değişmeleri Açıklayıcı
Potansiyel Değişkinler .............................................................................................................
EK: 3 Nominal GSMH'nın Tahmini Denklemine Ait Açıklama
...................................
EK: 4 Fiyat Ataleti ve Enflasyonist Ataletin Tanımına Ait Açıklama
......................
EK: 5 Beklenmeyen Parasal Büyümenin Potansiyel Kaynaklarına
Ait Açıklama .............................................. ....................................................................................
EK: 6 Konjoktürel Verginin Açıklanması
...................................................................................
REGRESYON ANALiZ TABLOLARI
GRAFiKLER
BiBLiYOGRAFi
.......................................................................................
72
73
74
76
77
78
81
91
100
SUNUŞ
Makro ekonomik teoride, son onbeş yıl içindeki yeni gelişmelerde en fazla ilginç ve
tabiatıyla en fazla tahrik edici husus devrev i hareketlerin, gerek dengesel rekabet
ve gerekse rasyonel beklentilerin teşekkülü çerçevesinde açıklanmasına ait çalış­
malar olmuştur. R. Lucas (1975) Sargent Thomas, Neil Wallance (1975-1976) geliştirmiş olduğu rasyonel beklentiler modelinde toplam talepdeki değişmelere ait
politikaların üretim ve istihdam üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu modelin en
önemli tesiri, mekroekonomik politikada, ordodoks ve Keynesyen bir politikanın
uygulanması yerine, otoritelerce makro ekonomik politikaların sevk ve idaresi için
konulmuş kuralların berraklaştırılmasını ve politikaların güvenirliliğini içermesidir.
Diğer
ilginç bir husus ta, Modern Parasal Modellerde temel anahtar unsurların,
beklenen ve beklenmeyen parasal değişme/erin ve rasyonel beklentilerin ayırt edilmesidir.
Bu iki unsur standart makro modeliere dahil edildiğinde para politikasının etkisizl[ğine ait elde edilen sonuçlar büyük ölçüde Keynesyen modellerden farklıdır.
Ozellikle sadece beklenmeyen parasal değişmenin (veya beklenmeyen nominal talebin) reel etkisi olduğu iddiası nedeni ile.
Metodotojik olarak önemli bir yenilik te, toplam talep politikasında değişken olarak parasal büyüme kadar nominal gayrisafi milli hasıladaki büyüme ve değişmele­
re önem verilmiş olmasıdır.
Diğer
taraftan toplam talepteki değişmeler Doğal Oran modeli ışığında Robert
Gordon ( 1982) tarafından ele alınarak, toplam talepteki beklenen ve beklenmiyen
değişmeterin reel değişkenler üzerindeki etkileri ve kısa devrede Rasyonel Beklentiler modelinin nötrüsüzluk ve politika etkisizliği varsayımları incelenmiştir.
Modern Makroekonomide temel sorun enflasyon
ğişmelere göre düzeltilmesidir.
oranı hızının
toplam talepteki de-
Toplam talepteki beklenen ve beklenmiyen değişmelere karşı fiyatların, enflasyon
oranı hızının, duyarlılığı konusunda rasyonel beklentiler ile doğal oran-fiyatların
yavaş düzeltilmesi modellerinin teorik ve ampirik sonuçları gelişmiş ve gelişmekte
olan ülklerde makroekonomik politikalarda, enflasyon hızının düzeltilmesinde ekonomistler kadar politikacılarında üzerinde önemle durdukları görülmektedir.
Zira enflasyonla mücadelede öngörülen bir istikrar programında toplam talepte
veya parasal büyürnede beklenen ve beklenmiyen değişme/erin üretim ve fiyatlar
üzerindeki etkileri, enflasyon oranı hızının ani veya yavaş düşürülmesinin toplam
talep e olan duyarlılığı ve üretim kaybı üzerindeki alternatif maliyeti, politika otoritelerin önemle üzerinde durmaları gereken konudur.
Anti-enflasyonisı politikada parasal büyümenin ani ve şok tedbirlerle hızlı veya aksine yavaş düşürülmesinin üretimJiyatJaiz ve döviz kuru üzerindeki etkilerinin incelenmesi, uygulanan politikanın başarı şansının saptanması olanağını verir.
İstikrar
stratejisinde hükümetin uyguladığı yeni politika önlemlerine ekonomik
ve toplumun güvenirliliğinin (c redibiUty) sağlanması ile enflasyonisı atalet (inertia) nedenlerinin giderilmesi üzerinde ısrarla durulması gereken strateji ilkeleridir.
ajanların
Stabilizasyonun maliyeti devlet otoritelerince güveniriiliğin azalan bir fonksiyonudur. Diğer taraftan stabilizasyon palitikasının güvenirliliği ise stabilizasyonun idrak edilen veya hissedilen maliyetinin (perceived costs) ters fonksiyonu olduğunun
da gözönünde tutulması gerekmektedir.
Ayrıca
toplam arz ve talep dengesinin veya arzfazlasının sağlanmasında tayin edici ekonomik parametrelerin veya politika araçlarının münferit ve karşılıklı etkilerinin basit bir makro model çerçevesinde incelenmesinde yarar vardır.
Kitabımızın
birinci bölümünde, toplam talep değişkeni gayri safi milli hasılanın
(GSMH) metodotojik niteliği kısaca açıklanmış, doğal oran-fiyatların tedrici düzeltilmesi modeli ile makro rasyonel beklentiler modelinin teorik varsayımları kısaca
belirtilmiştir.
Ayrıca rasyonel beklentiler hipotezi ile doğal
ve farklı noktaları belirtilmeye çalışılmıştır.
oran hipotezi
karşılaştırılarak
ortak
Kitabımızın ikinci bölümünde, toplam talebin
nı denkleminin indirgenmiş şekli kullanılarak
tahmini denklemi ile enflasyon orarasyonel beklentiler ve doğal oran
hipotezinin Türkiye için ampirik veya ekonometrik analizi yapılmıştır. Böylece enflasyon oranı hızının toplam talejJteki değişmelere olan duyarlılığı açıklanarak enflasyon oranı hızının ani veya yavaş düzeltilmesi veya düşürülmesi olanağı ve şart­
ları ortaya konulmuş ve ekonometrik bulgular değerlendirilmiştir.
Kitabın üçüncü bölümünde parasal büyümenin ani şok önlemlerle hızlı veya yavaş düşürülmesinin ekonomik parametreler, üretimJiyat, döviz kuru ,faiz oranı gi-
bi, üzerindeki olası etkileri kısaca belirtilmiştir.
Kitabın
dördüncü bölümünde ise basit bir makroekonomik model çerçevesinde
toplam arz ve talep dengesi üzerinde ekonomik parametrelerin farklı etkilerine
Hicks'in IS-LM eğrilerine göre kısaca işaret edilmiştir.
Bu araştırma-yı teşvik eden, yararına inanan ve yayınlanması hususunda desteğinJ
esirgemeyen Istanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sayın ATALAY ŞAHI­
NOGLU'nun şahsında yönetim kurulu üyelerine ve Genel sekreterliğe teşekkür ederim.
Bilgisayar işlemlerinin Boğaziçi Üniversitesinde yapıt(!lası olanağını sağlıyan Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Sayın ProfDr.Süleyman Ozmucur'a da ayrıca teşekkür
ederim.
Bu
çalışmanın
hem
iktisatçılarımıza
laşım olarakfaydalı olacağı
ve hem de politikacılarımıza alternatif bir yakve tartışmalara ışık tutacağı kanısındayım.
iSTANBUL 1991
Prof Dr. izzet AYDIN
"Bir teorinin kabul edilebilir veya reddedilebilir olmasına daima somut olaylar karar verir.
Teorinin gerçekciliğinde tek kriter - başkada olmayabilir - az
veya çok somut olaylarla olan tutarlılığıdır.»
Vilfredo Pareto, «Manuel d'Economie Politique.»
GiRiŞ
ENFLASYON ORANI HIZININ ANi VEYA YAVAŞ DÜZELTiLMESi
Y AKLAŞIMLARI
Gelişmekte
olan ülkelerdeki, mutedil, kronik ve hatta hiperenflasyonist eği­
limlerin %20 ile % 1000 arasında değişen yüksek oraniara ulaşması ve zaman zaman enflasyon oranlarında düşme olmasına rağmen yeniden yükseliş eğilimine girerek enflasyonist sürecin devam ettiği görülmüştür.
Bu ülkelerde toplam nominal talebin azaltılması için uygulanan tahdit edici
para ve maliye politikaları gibi anti-eflasyonist tedbirlerin etkinliği ve enflasyon oranı hızının nominal toplam talepte beklenen veya beklenmiyen değiş­
melere karşı duyarlılığı ölçüsünde, şok tedbirlerle ani olarak veya klasik parasal tedbirlerle tedrici olarak düşürülmesinin üretim ve istihdam üzerindeki
maliyeti, gerek teorik ve gerekse pragmatik ve ampirik araştırma sonuçları
günümüzde en çok üzerinde durulan ve tartışılan konudur. Nominal toplam
talepteki değişmelere karşı enflasyon oranının intibak etme hızının incelenmesi modern ekonominin temel bir sorunu olmuştur.
Desenflasyonun maliyetine ait tartışmalarda, enflasyon oranının, toplam talepteki muhafaza edilen azalışa uyma hızı, çözümü gereken temel problemdir.
Enflasyonla mücadelede çeşitli politikaların sonuç ve çözümü; örneğin a)
anti-enflasyonist talep stratejisinin maliyeti, b) para arzında uygulanan sistematik kaide ve programların etkinliği, c) kamu harcamaları ve bütçe açıkları­
nın daraltılmasının tesirleri, d) arz şoklarının optimal uyma derecesi, enflasyon oranı hızının nominal toplam talebe karşı olan duyarlılığına ait ampirik
araştırmasonuçlarınadayandırılır.
Gelişmekte
olan ülkelerde, enflasyon oranı hızının ani veya tedrici düşürül­
mesi konusunda, idari otoriteler, bilimsel ve ampirik araştırma sonuçlarına
ihtiyaç hissetmeksizin a prirori, olarak, yabancı ekonomistlerin veya uluslararası kurumların (i.M.F.- O.E.C.D.) görüşlerinin etkisi altında kendi politikaları destekleyen fikirleri benimsernek eğilimindedir.
Günümüzde, Türkye'de zaman zaman %75-80 oranına ulaşan ve ortalama
%50 oranı altına düşürülemiyen enflasyon hızının ani veya tedrici düşürül­
mesinde idari ve para otoritelerinin dış kaynaklı görüşlerden destek aradık­
ları ve bunların etkisi altında kaldıkları görülmektedir.
Örneğin, 22-25 Ağustos 1988 tarihinde Uluslararısı Kamu Maliyesi Kurumu
konferansları nedeni ile Türkiye'ye gelen Prof. Fritz Neumark'ın, Türki-
9
ye'deki yüksek enflasyon oranının tedrici olarak düşürülmesi telkini, idari
otoritelerin, hükümetin ve iş adamlarının görüşlerini yansıtıcı olması nedeni
ile bir grup tarafından benimsenmiştir.
Hakeza, 9 Kasım 1989 tarihinde Yabancı Sermaye Koordinasyon Derneği­
nin (YASED) toplantısında Dünya Bankası eski Başkan Yardımcısı ve Duke Üniversitesi ekonomi Profösörlerinden Dr. Anne Krueger Türkiyede enflasyonun inişi için gerekli koşulların varlığına işaret etmiştir.
Buna karşılık, israil'in 1984 yılında %455'e varan enflasyon oranını 3 yıl içinde% 15 oranına düşürmesi karşısında israil Merkez Bankası Başkanı Prof.
Micheal Bruno'nun, (Türkiye'de kamuoyunda enflasyon oranının ani olarak
düşürülmesinin üretim ve istihdamda olumsuz etkisi olacağı hususundaki
yaygın görüşün aksine), enflasyon oranı hızının ani ve şok tedbirlerle düşü­
rülmesi tezinin de, para otoriteleri ile idari otoritelerin bazı çevrelerinde iyimserlikle karşılandığı görülmüştür. Bu nedenle bu iki zıt görüşün gerçekciliği,
konunun teorik olarak incelenmesi ve çeşitli ülkelerdeki ampirik sonuçlara
göre makroekonomik yaklaşımlar çerçevesinde değerlendirilmesi zorunlu
ve kaçınılmaz bir olgudur.
10
1. BÖLÜM
1- NOMiNAL GAYRi SAFi MiLLi HASILANIN TEORiK VE
METODOLOJiK NiTELiGi
Anti-enflasyonist bir politikada enflasyon oranı hızının, klasik tahdit edici para ve maliye politikaları ile tedrici veya şok tedbirle ani olarak düşürülmesin­
de temel sorun, nominal toplam talepteki beklenen veya beklenmeyen değişmelere karşı enflasyon oranı hızının duyarlılığı veya toplam talepdeki bu
değişmelerin üretim ve istihdam üzerindeki etkisidir. Diğer bir deyimle desenflasyonun kısa devrede üretim üzerindeki alternatif maliyetidir.
Nominal toplam talepteki (gayrisafi milli hasıla veya para arzı) beklenen veya beklenmiyen değişmelere, enflasyon oranı ne ölçüde cevap verebilmektedir? Bu sorunun cevabı, Önce neminal GSMH'nın metodolajik niteliğinin
açıklanmasını gerektirir.
Nominal gayri safi milli hasıla. (Y), logaritmik ifade ile, reel gayri safi milli ha·
sıla ile (Q) fiyatlan (P) (deflatör) içerir (1)
(1)
nominal gayri safi milli hasılanın değişme oranı, küçük harfleifade edildiğin­
de;
(1) izzet AYDIN, Enflasyonla Mücadele Modelleri Istanbul Üniversitesi Iktisat Fakültesi, 1979. s. 15- 17
11
Y = q + p olarak
yazılır.
(2)
Ekonomide neminal talep mekanizması, çoğaltan aracılığı ile, yurt içi neminal gayri safi milli hasılanın gelişme oranını tayin eder.
Böylece enflasyon analitik yaklaşım çerçevesinde iki
1- Talep
genişlemesi
(D) (Parasal
2- Neminal gayri safi milli
P
=f
genişlemeler
hasıladaki değişmeler
olayın
fonksiyonudur.
dahil)
(Y)
(3)
(D.Y)
Reel gayri safi milli hasıladaki artış veya azalışın neminal milli hasıladaki dene ölçüde etkilendiği, enflasyon hızının düşürülmesi ve sonuçları açısından temel noktadır.
ğişmelerden
Reel gayri safi milli hasıladaki değişmsierin neminal gayri safi milli hasılada­
ki değişmelerden büyük ölçüde bağımsız olduğu varsayımı bir çözüm olanağ ıdır. Böylece iki mekanizma söz konusudur. Birincisi, neminal bir kompartı­
manda ceryan eden "Nihai Taleptir" ve harcamalar prensibine dayanır.
ikincisi fiyat hareketlerinin yapısını niteliklerini saptayan, fakat genellikle yeterli ölçüde belirli olmıyan mekanizmadır. Bu iki mekanizma birbirinin yanın­
da beraberce işlemektedir.
denkleme göre büyük ölçüdeki fiyat artışları reel gayri safi milli
hasıla veya üretimdeki artışı daha az teşvik edecektir. Veya ani ve şiddetli
fiyat düşüşlerinin üretim üzerindeki azaltıcı etkisi çok kuvvetli olmamaktadır.
istihdam açısından ise, fiyat artışları şiddetlendikçe, belli bir prodüktivite seviyesinde istihdam seviyesindeki artışın azalması, ceteris paripus, üretimin
azalması nedeni ile, kuvvetlenebilir ve işsizlik artar. Bu suretle enflasyon ve
noksan istihdamı n birlikte varlığıda, (Phillips hipotezi karşıtı olarak) açıklana­
bilir.
2
numaralı
Reel gayri safi milli hasıla, ancak fiyat değişmeleri olmadığı zaman reel gayri safi milli hasılanın doğal büyüme oranına veya trendine eşit olacağı görüşü yaygındır
2 numaralı denklemde, neminal GSMH'daki
lardaki değişme arasında paylaştırılmıştır.
Y= p+q
değişme,
reel GSMH ile fiyat(2)
Bu denklemin her iki tarafından reel GSMH'nın trend veya doğal büyüme
(q') çıkarılırsa, reel GSMH'la büyüme oranının net trendi saptanır.
oranı
12
y- q·
= p + (q- q")
A
Y=P + q
Reel
(4)
y = reel üretim trendi
q= reel üretimin trendten sapması
A
GSMH'nın
büyüme trendine nazaran neminal GSMH'da herhangi bir
düzeltilmesi (adjusted) olarak tanımlanır, enflasyon oranı (p*) ile reel üretimin trendten (q) sapmasının kombinezonunu
içerir.
fazlalık,
bu
fazlalık GSMH'nın
Reel üretim trendindeki sapma uzun devrede sıfır olacağı varsayımında,
Neminal GSMH'nın intibakındaki (adjustment) devamlı hızlanma veya yavaşlanma, tamamen enflasyonun hızlanması veya yavaşlaması şeklinde
olur.
uzun devrede büyüme oranının, neminal gayri safi milli hası­
uzun devredeki davranışını tayin eden temel unsur olduğu ölçüde, para arzı ve neminal GSMH'ın egzojen olması varsayımı nda, 4 numaralı denklemi uzun devrede enflasyonun parasal bir olay olduğunu ifade eder.
Para
arzındaki
lanın
Kısa süreli devrevi hareketlerde ise reel GSMH'nın istikrarı, fiyat değişmele­
rinin neminal GSMH'daki değişmeleri aynı oranda takip etmesine bağlıdır.
(p = y). Fiyat değişmeleri neminal GSMH'daki değişmelere (GSMH'nın devrevi hareketlerine), kısmen intibak etmesi halinde ise, reel GSMH'da devrevi hareketler öncesi bir dalgalanma (değişme) sözkonusudur.
Eğer fiyatlarda değişme oranı daima düzeltilmiş (adjusted) GSMH'nın belli
ve sabit bir kısmına (a) eşit ise, Reel GSMH'nın trend sapmaları, bu sabit kı­
sım tarafı ndan içerilir ( 1).
p
=<X
y
(5)
q=y-p(1-a)
Beş numaralı özdeşii k
denklemi bir ekonomide fiyatlarda nispi bir yapışkan­
lık veya atalet (inertia) varsa (a küçük ise) reel üretimde geniş dalgalanmalar meydana geleceğini açıklayabilmektedir.
Fiyat yapışkanlığı, reel üretim dalgalanmalarının genişliğini arttırdığı görüşü
yaygın ve ikna edicidir. Ancak, istihdam dalgalanmaları ile ücret sertliği arasındaki ilişki ise aynı derece kuvvetli değildir.
Medelimizde iki numaralı denkleme göre neminal toplam talepteki beklenen
veya beklenmeyen bir değişme (azalma) enflasyon oranı hızındaki azalma
ile reel üretimdeki azalma arasında payiaşı Imaktadır.
(1) R.J. Gordon, Output Fluctuations and Gradual Prices Adjustment, Jurnal of Economic Literature, June 1981.
s. 493-530
13
Eğer toplam nominal talepteki azalmaya karşı enflasyon oranı hızının düş­
me süreci (fiyatlardaki azalış) kısmi ve yavaş ise ve enflasyon hızında (fiyatlarda) atalet (lnertia) mevcut ise tahdit edici para ve maliye politikası ile, kı­
sa devrede toplam harcamaların veya nominal talebin azaltılması, enflasyon
oranının düşmesinden ziyade reel üretimin azalmasına neden olur.
Toplam nominal talepteki beklenen (anticipated) değişmelere (azalışa) karşı
enflasyon oranı hızı aynı anda ve eşit oranda cevap vermesi halinde, antienflasyonist politika üretim üzerinde önemli bir azalışa neden olmaz. Böylece kısıtlayıcı para ve maliye politikalarının üretim üzerindeki menfi etkileri
soyutlanmış veya azaltılmış olur. Bu durumda enflasyon hızının kısa devrede ad. hoc. tedbirlerle ani olarak düşürülmesi şansı vardır.
Özel hipotetik şartlarda, hükümetlerin (hızlı bir şekilde ve kısa devrede (1-2
Phillips eğrisi maliyetine, (üretim azalışı ve noksan istihdam artışı) neden olmaksızın şok tedbirlerle ve politika stratejisinde temel değişikliklerle
enflasyonu berteraf etme olanağı vardır.
yıl)
Enflasyon hızının ani veya tedrici olarak düşürülmesinin temel şartı olan,
nominal toplam talepteki beklenen veya beklenmiyen değişmelere karşı
enflasyonun (fiyatların) duyarlılığı hususunda iki farklı yaklaşım veya teorik
görüş vardır. Bunların temel varsayımlarını kısaca belirtelim.
ll. FiYATLARlN TEDRiCi DÜZELTiLMESi- DOGAL
ORAN HiPOTEZi
bekleyiş hipotezlerine alternatif olarak ortaya çıkan bu teori taraf(Robert Gordon, 1981, 1982, George Perry 1981; Arthur Okun,
1981) göre, fiyatlar toplam talepteki beklenen veya beklenmeyen değişme­
lere karşı tedrici olarak intibak etmektedir.
Rasyonel
tariarına
Enflasyon oranı (fiyatlar) toplam talepteki değişmelere (para arzı veya naminal GSMH) kısa devrede tedrici olarak, uzun devrede ise tam olarak uyum
sağlamaktadır.
Gordon, böylece uzun devre için doğal oran hipotezini kısa-devrede fiyatların tedrici düzeltilmesi ile birleştirmekteir. Başlangıçta nominal GSMH'da önceden görülen veya beklenen (anticipated) hızlı bir büyüme veya artış, kısa
devrede, kısmen enflasyon hızının artmasına ve kısmende geçici olarak reel
üretimin denge seviyesinin üstünde bir artışa neden olabilir. Ancak , uzun
devrede enflasyon hızı, nominal GSMH artış oranında olur ve reel üretim
denge seviyesine iner. Böylece nominal GSMH'daki veya para arzındaki
devamlı hızlanma veya yavaşlamanın uzun devrede, üretim üzerindeki etkisi nötr'dür.
14
Fiyatların ani olarak değişmesini engelleyen faktörler; örneğin uzun süreli
ücret ve iş anlaşmaları, fiyat d üzeitme maliyetleri, karar organlarının desantralisazyonu gibi, enflasyon oranının tam olarak düzeltilmesinin (adjustment)
ani olarak neden meydana gelmediğini açıklıyabilir.
Fiyatların toplam talepteki değişmelere kısa sürede tedrici uyum sağlaması
enflasyon sürecindeki ataletten (inertia) ileri gelir. Fiyatların intibakında (adjustment) ataletin varlığı doğal oran yaklaşımının temel dayanağıdır.
Enflasyon sürecinde fiyatlardaki, ataletin nedeni, enflasyon oranının toplam
talepteki beklenen veya beklenmiyen (şok) değişmelere tamamen bağlı olmaktan ziyade,azda olsa kısmen geçmişteki enflasyon oranına bağlı olmasıdır (Gordon 1982) (1 ).
Enflasyon sürecinin ataleti, diğer bir deyimle fiyatların yapışkanlığı, enflasyonun orijinal veya menşeindeki nedenlerinde (Bütçe açıkları, harcamalar
veya para arzı artışı gibi) herhangi bir değişme meydana gelmesine rağ­
men, bizatihi teşekkül etmiş ve belli bir noktaya ulaşmrş enflasyon oranmrn
kendine has ata/eti içinde rsrarlt bir şekilde devam etmesi halidir.
Para ve mali otoritelerin uyguladıkları politakalar nedeni ile, uzun süreli bütçe açıkları ve para arzındaki surekli yüksek büyüme oranları sonucunda
enflasyon bizatihi kendi hızına sahip olur ve kendi kendini besiiyen enflasyon niteliğini (self generating inflation) alabilir. Bu durumda enflasyonu yaratan faktörlerde bir değişme olsa dahi, fiyatlardaki kısa devredeki atalet
(inertia) devam eder.
Enflasyonun hızını bizatihi muhafaza etmesi geriye bakış (backwardlooking) veya beklentilerin imtizacı ile açıklanabilir. Zira geçmişe bakış veya
autoregressive modellerde beklenen enflasyon oranı, geçmişteki enflasyon
oranlarının ağırlıklı ortalaması olarak cari enflasyon oranını belirler.
Fiyatların tedrici düşürülmesi yaklaşımında, fiyatlardaki atalet (inertia) enflasyon hızının ani düşürülmesine veya toplam nominal talepteki değişmele­
re aynı anda ve oranda uyum sağlamasını engeliiyen temel faktör( 1) Enflasyon oranı, arz ve talep şokları na nazaran geçmişteki veya miras kalan enflasyon oranından tedrici olarak sapmalar gösterir. Geçmişteki fiyat değişmeleri veya fiyat ataleti (inertia) geçmişteki enflasyonun gecikmeli dağılımı (lag distribution) ile gösterilir. Aşağıdaki şekilde formüle edilir.
Pt= a(L) Pt·ı +b 0 log Qt + b1 t.ı.log Q + b2 S +et
P = Enflasyon Oranı
PH= Geçmişten intikal eden enflasyon oranı
L = Lag operatör
Q t =Üretim Oranı
(t.ı. log Qt ) = Üretim oranındaki değişmeler
s = arz şoku vektörü
e 1 =hata payı
15
dür.Enflasyonun ani ve hızlı düşürülmesinin başarısı,fiyat ataletinin varlığı­
nın ve nedenlerinin saptanması ve bunların giderilmesi şartına bağlıdır.
Doğal oran yaklaşımı , kısa devrede piyasa
veya dengesinin varlığını reddeder.
şeffaflığının
(market-clearing)
Fiyat Ataletinin Nedenleri
Fiyatların (enflasyonun) ataleti
ileri gelebilir.
aşağıda
belirtilen
çeşitli
ve
farklı
nedenlerden
1. Enflasyon oranlarının hızlarını bizatihi muhafaza etmeleri veya düşürüle­
memesi ekseriye geriye bakış(backward-looking)veya geçmişe uygun beklentilere(adaptive expectations)atfedilir.
Bu nedenle, firmalar ve sendikaların cari ve gelecekteki
autoregressif veya adaptif beklentiler modelleri
mişteki enflasyon oranlarının ağırlık ortalamasına göre
enflasyon oranının bir fonksiyonu olarak kabul etmeleri
inertia) neden olabilmektedir.
yatları,
nominal ücret ve fiçerçevesinde geçsaptanan,beklenen
fiyat ataletine(price
2. Ücret anlaşmalarının esneklik derecesi de enflasyonun ataletinde önemli
bir faktördür.
3. Devletin fiyat politikasındaki tutarsızlığı, diğer bir değimle sekronize olmayan, yani aynı zamana tesadüf etmiyen fiyat kararları, enflasyon sürecinde
fiyat ataletine neden olur.
önemle üzerinde durması gereken husus, fiyat
kararlarının tutarlı ve eşanlı olmasıdır. Zira fiyat seviyesindeki çarpıklıklar tek
malla ilgili olmayıp, nihai mallar, ara mallar ve girdiler olarak kompleks bir fiyat yapısını içerir. Bu mal grupları için alınan fiyat düzenlemeleri ile ilgili kararlar sürekli ve eş an lı olmadığı zaman tüm mallar için alınmış fiyat kararları
sekronize edilmiş değildir.
Devletin fiyat
politakasında
Tüm fiyatların veya genel fiyat seviyesinin yeni bir düzeye düzeltilmesi(indirilmesi)süreci nisbi fiyat hareketlerinin tümünü içerir.
Bu nedenle fiyatların saptanmasında nispi fiyatlardaki geniş dalgalanmalaitibare alınmaması halinde,tüm fiyatların düzeltilmesi süreci zayıf
ve tedrici olur.
rın nazarı
4. Kısa devrede ücret ve fiyat kararlarının birbir.inden kopuk ve kısım kısım
alınmasının fiyatlar arasında zaman içinde ahenksizlik. yaratması ve ayrıca
firmaların ve ekonomik ajanların rasyonel olmayan bireysel fiyat saptama
16
şekilleri, fiyatlarda
(inertia)ataleti
artırır.
Bir firma veya bir sendika, saptanmasından sorumlu olduğu fiyat ve ücret
seviyesinin,genel denge fiyat seviyesinin üstünde olmasına rağmen,fiyat ve
ücretleri düşürmek istemez.Bunlar diğer firma ve sendikaların fiyat politikalarındaki davranışı beklemek ve bilmek eğilimindedirfer.Bu tarz ferdi davranış rasyonel olabilir. Fakat kollektif davranış ile tutarsızlık arzeder.
Bireysel rasyonellik ile kollektif rasyonellik
tinde önemli rol oynar.
5. Fiyatların ataleti fiyat sisteminin
dir.
arasındaki farklılaşma
fiyat
ataıs­
yapısı dışında çeşitli değişkenlere
tabi-
Enflasyon sürecinde,cari fiyatların arzu edilen veya hedef seçilen fiyat seviyesi değerine sabit bir oranda intibak ettikleri yaklaşımında,arzu edilen fiyat
seviyesi çeşitli değişkenierin cari ve geçmişteki değerlerine bağlıdır.Bu değişkenler a)em·eğin birim fiyatı b)kapasite kullanımı, c)sermayenin getiri
(rental)fiyatı, d)üretim seviyesi e) sermaye seviyesi'dirler.Cari fiyatlar geçmişteki fiyatlar ile p.rzu edilen fiyat seviyesi değerine tesir eden söz konusu
değişkenierin fonksiyonudur.
Bu tarz bir yaklaşım fiyatların ataleti veya yapışkaniiğı nın
oynar.(Julio.J.Rotemberg 1982).
6.
Firmalar
arasında
ataıstinin başlıca
oligopolistik
nedenidir.
davranışlar
açıklanmasında
ve rekabet
noksanlığı
rol
fiyat
7. Enflasyonist ataletin spesifik önemli bir unsuru da Vergi (Fiscal) sisteminin yapısıdır. Devlet harcamaları fiyat yükselişlerini devlet gelirlerine nazaran
daha hızla takip etmektedir.Enflasyon sürecinde devlet harcamalarına nazaran devlet gelirlerin tahsilindeki gecikme(fiscal lag)fiyat ataıstinin bir faktörüdür.Bu gecikme pasif bir bütçe açığının nedeni olarak adlandırılabilinir.
Vergi
açığı çeşitli
nedenlerden ileri gelebilir.
a) Vergi toplanması büyük ölçüde özel sektör gelirlerinin daha önceki devredeki gelirlerine dayanır.
b) Bazı gelirlerinin kaynağı kambiyo kuru ile ilgili olabilir (dış ticaret gelirleri
v.s). Döviz kurlarının genellikle iç fiyat değişmelerinin gerisinde kalması nedeniyle bu nevi gelirlerinin tahsilinde gecikme söz konusudur.
c)Devletin harcamalar için ödediği fiyatlar enflasyona
nazaran (ulaşım v.s) daha duyarlıdır.
karşı
kamu,
yararı
fi-
yatlarına
17
Bu nedenlerle genel bir fiyat gelişmesinin menşei belli bir ölçüde pasif bütçe
veya Fiscal gecikme olabilmekle ve bu da fiyat ataletinin spesifik nedenini teşkil etmektedir (Julio H.G.,Oiivera 1967) (1 ).
açığı
8- Enflasyon ataletinin ençok bilinen kaynağı daha önceki fiyat artışları deneylerinden hasıl olan yeni fiyat yükselişlerinin beklentisidir. Bu subjektif
gerçek, enflasyon hızının yüksek olarak muhafaza edilmesini arz ve talep
açısından olmak üzere iki yönlü sağlar.
Talep açısından, mal piyasasında, cari ve gelecekteki tüketim arasında
tercih veya seçim değişmeleri, mali piyasada ise para ile diğer aktifler arasındaki tercih değişmeleri meydana getirmek suretiyle, arz açısından ise
işçilerinin yüksek ücret isteklerinin artması suretiyle sağlanır. Ancak fiyat
beklentileri, hızlı fiyat yükselişlerini sınırlı ölçüde muhafaza edebilirler.Beklentilerin etkinliği, eğer diğer enflasyonist faktörlerle desteklenmediği taktirde azalabilir.
Fiyat ataleti veya yapışkanlığı gerek zaman içinde gerek ülkeler arasında
büyük farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıklar kurumsal,yapısal ve kültürel
unsurlardan ileri gelir. Örneğin, Birleşik Amerikada sendikaların ücret anlaş­
malarının bir yıl ve daha uzun devreyi kapsaması Birleşik Amerikada müş­
hade edilen fiyat ataletinin başlıca nedenidir. Japonya ise aksine ücret anlaşmaları 1 yıllık olup daha esnektir.
Hakeza neminal GSMH'nın fiyat ve üretim unsurları arasında paylaşımında­
ki değişmeler zaman içindede farklılaşır. Örneğin, B. Amerikada 1. dünya
harbinden sonra ve 1974 yılında OPEC Petrol şokundan sonrada neminal
GSMH'daki fiyat ve üretim arasındaki değişmelere , fiyatlar hızlı bir şekilde
uyum sağlamıştır. Fakat
1938-1940 ve 1970-1971 devresinde
B.Amerikada, yüksek noksan istihdama karşı fiyatlar hızlı bir uyum sağla­
mamıştır.(Gordon 1981, J.Rotemberg 1982)(2).
Doğal
oran hipotezi veya fiyatlarının tedrici düzeltilmesi yaklaşımı ,yeni klasik makroekonomik modellerin iştirak ettiği, evrensel serbest piyasa'nın,önceden hissedilen neminal talepteki değişmelere fiyatların ani olarak ıntibak ettiği yaklaşımını reddeder. Rasyonel görüş taraftarlarının piyasa
şeffaflığı(Market Clearing) varsayımını kabul etmez.
Tam rekabetin olmadığı sert bir fiyat sisteminin var olduğu gelişmekte olan
ekonomilerde, fiyat ataletinin varlığı ve kuvvetliliği ölçüsünde bu ekonomilerde enflasyonun tedrici olarak düşürülmesinin üretim üzerindeki maliyeti,
(1)Julio H.G.Oıivera, Money Prices and Fiscal Lags: A Note on the Dynamics of lnflation.
Banco Nazionale Del Lavaro, Quaterly Review, September 1967, s.258
(2)Robert F.Gordon, adı geçen s.493-530, Julio J.Rotemberg, Sticky Prices in United States. Journal of
Political Economy, 1982vol. 90.n=61 5.1187-1211
18
enflasyonun ani olarak düşürülmesine nazaran daha hafif olabilir.
Mal, emek, para ve döviz fiyatlarındaki sertlik ve bu piyasalarda tam rekabet noksanlığı veya piyasa şeftatlı ğı veya dengesinin yetersizliği, iletişim gecikmesi (Information lag) nedeni ile ve fiyatlar arasındaki ahenksizlik ve bağımsızlık, toplam nominal talepteki değişmelere enflasyon oranının aynı
anda ve eşit oranda intibak etmesini önlemektedir.
Böylece, doğal oran hipotezi, aşağıda inceleyeceğimiz, rasyonel bekleyiş
veya tam piyasa şeffaflığı (Perfect market Clearing) görüşüne alternatif bir
yaklaşım olduğu söylenebilir.
lll. MAKRO RASYONEL BEKLENTi PiYASA DENGESi HiPOTEZi
Rasyonel beklenti, Genel denge taraftarları R. Lucas (1972, 1975) T. Sargent ve N. Wallace (1975) L.S.W. ve R. Barro (1976) Enflasyon oranının
para arzındaki beklenen (anticipated) değişmelerden aynı zamanda ve eşit
oranda etkilendiği teorisine ve bu husustaki ampirik bulgulara dayanarak,
enflasyon oranı hızının reel üretimde önemli bir azalış meydana getirmeden
ani olarak kısa sürede (1 ila 2 yıl) düşürülebileceğini kabul ederler.
Zira, bu yaklaşıma göre reel üretim yalnızca nonimal toplam talepteki (para
arzı veya nominal GSMH) beklenmiyen (unanticipated) değişmelerden etkilenir.
Halkın
rasyonel bekleyişe sahip olduğu tam rekabet veya piyasa şeffaflığı­
tek devrelik kısa iletişim gecikmesi (information lag) ve esnek fiyat şart­
larının ekonomide varolduğu varsayımlarında, enflasyon oranı nominal talepteki beklenen değişmelerden aynı anda ve eşit oranda etkilenir.
nı n,
Reel üretimin nominal toplam talepteki (para arzı veya nominal GSHM) beklenmiyen değişmelerden etkilenmesi nedeni ile para politakasının, üretim ve
istihdam istikrarının sağlamasında etkisi yoktur. Desenflasyonist bir politika
ekonomide durgunluğa neden olmaz. Anti-enflasyonist poltikaların üretim
maliyetide (üretim azalışı) oldukça küçüktür.
Rasyonal bekleyiş yaklaşımı, enflasyon sürecinde herhangi bir ataletin (fiyatlardaki yapışkanlığı) varlığını reddeder.
Rasyonel beklenti hipotezi, parasal büyüme veya genişleme hareketini beklenen ve beklenmiyen para büyümesi olarak iki kısma ayırarak bu iki nevi
paradaki değişmelerin reel ekonomik faaliyetler ve fiyat üzerindeki etkilerini
ince ler.
19
Para arzında veya nominal toplam talepte beklenmeyen hareketler reel
ekonomik değişkenlere üretim ve istihdama tesir ederler. Bu hipotez Rasyonel Bekleyiş parasal modellerde makro ve ekonometrik incelemelerle kanıt­
lanmaya çalışılmıştır.
Para arzında veya nominal GSMH'daki beklenen değişmeler fiyat hareketlerine aynı anda ve oranda yansırlar, reel ekonomik değişkenlere etkisi yoktur.
Yapılan
ampirik araştırmalar, para arzındaki beklenmeyen değişmelere, enflasyon oranı hızının (fiyat seviyesinin) gecikmeli olarak cevap verdiği, üretim
ve istihtam seviyesinin ise daha çabuk ve olumlu cevap verdiği görülmüş­
tür. (R.J. Barro, 1978).
A. Beklenmeyen Para
Tanım ı
Beklenmeyen para arzı büyümesi, (1) para arzındaki cari büyüme ile beklenen büyüme arasındaki fark olarak tanımlanabilir.
1\.
DMR
DM
1
1\.
DM 1
DMR
DMı=
=DM1 -DMı
:Para arzındaki cari büyüme
:Para arzındaki beklenen büyüme
:Para arzında beklenmeyen büyüme, artık (Residuels)
log M1 -log M1. 1
yıllık
ortalama parasal büyüme oran ıdır.
Beklenmeyen parasal büyümenin fiyat ve üretim üzerindeki etkilerini U.S.A
'da incelenen modelde (Barro 1978) , parasal büyüme oranı , a) devlet harcamalarının normal harcamalara olan ilişkisine b) noksan istihdam oranı­
nın gecikmeli değerine , c) ve parasal büyümenin iki devrelik gecikmeli değeri ile ilişkilidir.
Modeldeki ,parasal büyüme, üretim, fiyat ve noksan istihdama ait temel
denklemleri kısaca açıklamakta fayda vardır.
B. Parasal Büyüme Denklemi
DMı= aa + a1 DMı-1 + a2 DMı-2 +as GHV + a4 UN ı-1
(DM 1_1 ve DM 1_2 ) para büyümesinin iki gecikmeli değeri ,diğer bağımsız
açıklayıcı değişkenler tarafından zapt edilmeyen ısrarlı etkileri içermektedir.
GHV, devletin gelir saiki ile para
yatırılması
veehesini belirtir.
(!)Beklenmeyen parasal büyüme, para arzının otoregressif tahmin sonucunda elde edilen artık (Residual) olarak tanım­
lanır.
20
GHV =log (GH)- [log (GH) f devlet harcamalarının normal harcamalara
olan ilişkisinin ölçüsüdür ve parasal genişlemeyi etkiler .
GH, devletin reel cari harcamaları , [log (GH) ]' , ise log (GH) ' ın dağıtıl­
mış gecikmeli (distributed lag ) cari ve geçmiş değeridir. (devlet harcamalannın neminal değeridir).
UN= log U 1 (1-U), devrevi bir
değişkendir.
U noksan istihdam oran ıdır.
Gecikmeli istihdam oranı ölçüsü veya
karşıtı (countre cycle) etkisini yansıtır.
değeri
, parasal büyümenin konjoktör
C. üretim Denklemi
Üretim, reel gayrısafi milli hasılanın, yalnızca beklenmeyen parasal büyümeden (parasal şoktan) etkilendiği varsayımda, beklenmeyen para büyümesinin üretim üzerindeki etkisi , aşağıdaki denklem ile belirtilir .
log (Yı)= ao + a1 DMRı + a2 DMRı-1 + a3 DMRı-2 + a4 DMRı-3 + ast + Uı
a5t Zaman trendi, U= tesadüfi hata terimi (random)
Denkleme yalnızca beklenmeyen parasal büyümenin cari ve geçikmeli dedahil edilmiştir.
ğerleri
Para arzında beklenmeyen büyümenin (parasal şoku n) cari ve 1.2. ve 3. yıl­
lık gecikmeli değerlerin üretimdeki değişmelerin açıklanmasında önemli ve
anlamlı olduğu, Birleşik Amerikada, 1941-1976 devresine ait yapılan ampirik çalışmada saptanmıştır. (Barro 1978)
Beklenmeyen parasal büyüme (DMR) değişkeninin gecikmeli değerlerini
içeren parasal şokun üretim üzerindeki ısrarlı etkisi, a) parasal şokun stok
değişkenler üzerindeki (örneğin, gelecekteki devreler için ayrılmış prodüktif
sermaye stoku) etkisinin rasyonalize edilmesi ile (Lucas 1975) veya b)
emek girdisi değişmelerinde maliyet düzeltilmelerinin (Adjustments) rasyonalize edilmesi ile (Sargent 1977) açıklanabilir.
Birleşik Amerikada 1946-1976 devresine ait yapılan ekonometrik araştırma­
da, Beklenmiyen parasal büyümenin, DMR, dört yıllık katsayısı toplamı
3.0'dır. Böylece 4 yıl boyunca ısrarlı veya devamlı olarak yıllık% 1 oranında­
ki parasal şokun üretimi %3 oranında arttırdığı saptanmıştır. Ayrıca noksan
istihdam da% 1O oranında azalttığı görülmüştür.
21
Ç. Fiyat Seviyesi Denklemi
Fiyat denkleminin temel
sında fayda vardır.
değişkeni
olan para talebi denkleminin
açıklanma­
a- Para talebi derikiemi
log Mı- log Pı = b0 + b, log (Xı) Pı;
M; Nomiral para stoku
(Xı);
b2 r + b3t + Eı
GSMH deflatör
r; Nominal faiz oranı
para talebi ilgili reel harcamalar ölçüsü, t; zaman trendi E; hata terimi.
Katsayıların
yeterlilik şartı; b 1 >O, b2> O'dır. b3 ~o dır.
<
Para talebini tayin eden reel harcamaların (Xı), devletin mal ve hizmet alış­
larının belli veya veri değeri (G) için, reel GSMH (y) ile doğrusal olarak ilişki­
lidir.
Toplam GSMH'nın belli bir değeri için, G'deki artış, para talebi ile ilgili harcamalar miktarını azaltır. O tarzdaki X, G ile ters ilişkilidir.
X= c (y-Y G)
C> O, O::; Y
log (y-Y G)"' log (y)- Y Giy,
::;1
YGiy <1
b)Fiyat Seviyesi Denklemi;
log (Pı) = a + log (Mı) -bo log (Yı) + bY (G/y)ı + b2 r - b 3t + Eı
üretim denklemindeki log Y değerini, ikame ederek, fiyat denklemi aşağıda
belirlenir.
şekilde
log (Pı) =a+log (Mı) -b1 (a1 DMRı+ a2 DMRı-1 + a3 DMRı-2 + a4 DMRı-3) + b1
Y (Giy) + b2 rı- b3 t + Eı
M: Cari parasal büyüme, DMR; beklenmiyen para arzı büyümesi
G: Devletin reel harcamaları, y; reel gelir (GSMH)
r: Nominal faiz oranı t; zaman trendi, E; hata terimi
Denklemin sağındaki değişkenlerin, özellikle (G/y ve r)'in muhtemelen endojen olması halinde; fiyat denklemi paranın fiyat üzerinde etkisi ile ilgili olarak aşağıdaki varsayımları içerir.
22
1- Nominal faiz oranının beklenen enflasyon oranını yansıttığı varsayımında,
para arzında beklenmiyen büyümenin (DMR) cari ve geçmişteki değerleri
veri iken, para stokundaki (Mı) değişmalerin fiyatlar üzerindeki etkisi eşit
oranlı ve eşanlıdır. Diğer bir deyimle, doğru ve gerçekci olarak tahmin edilen para stokundaki değişmeler (bu Mı'nin değişmesi halinde DMR'in cari ve
geçmişteki değerinin sabit olması anlamındadır) fiyatlar üzerinde aynı anda
ve eşit oranda etkili olur.
2- Para arzında beklenmiyen değişmalerin (DMR) cari ve geçmişteki değer­
leri fiyat seviyesi üzerinde negatif etkisi vardır. (Mı ve rı'nin belli değerleri
için).
3- Fiyat denkleminde beklenen enflasyon oranının değişmeleri a) beklenen
parasal büyüme, b) faiz oranı, c) reel devlet harcamalarının 1 reel GSMH
olan ilişkisi (oranı) ile açıklanmaktadır.
Faiz
oranı
(r) ile devlet
harcamalarının
(G/y) fiyatlar üzerinde pozitif etkisi
vardır.
D. Noksan istihdam Denklemi
Beklenmiyen parasal büyümenin noksan istihdam üzerindeki etkisi
ki şekilde ifade edilir.
log [U 1 (1-U)
ı]=
a + a1
DMRı
+ a2
DMRı_ 1
+ a3
aşağıda­
DMRı_ 2
Beklenmeyen para büyümesinin üretim ve fiyat üzerindeki etkilerine ait Birleşik Amerikada 1941-1976 devresine ait ekonometrik araştırma sonuçları,
Rasyonel Bekleyiş modelinin hipotezini bir ölçüde doğrulayıcı nitelikte olmuştur. (Barro, 1978, 1977).
Üretim denklemine göre, beklenmeyen parasal büyüme (DMR), üretimde 02 yıl arasında yüksek bir artış ve düşük bir noksan istihdam yaratıyor. Üretim 3. yılda normal seviyesine iniyor, 4. yılda ise normal seviyesinin altına
düşüyor. Üretimin artış oranı 2-4 yıllar arasında normal seviyesinin altında­
dır. Noksan istihdam oranıda 3. yılda normal seviyesi oranına inmektedir.
Fiyat seviyesi (enflasyon oranı) beklenmeyen parasal büyümenin başlangıç
yılında hafifce normal fiyat seviyesinin üstüne yükselmekte fakat 1. ve 2. yıl­
larda normal fiyat trendinin altına düşmektedir. Üçüncü yılda normal seviyeye ulaşmakta 3-5 yıllar arasında normal trendin üstüne çıkmaktadır.
Noksan istihdam denklemine ait ekonometrik araştırma sonucunda, beklenmeyen parasal büyüme oranında yıllık% 1 oranında artış, muteakip yıldaki
noksan istihdam oranını %12 oranında azaltmaktadır. Veya başlangıçta %5
23
olan noksan istihdam oranının seviyesini yüzde 6/1 O puan
mektedir. (Barro 1977).
oranında düşür­
Parasal büyümenin, beklenen büyüme ve beklenmeyen büyüme olarak unsurlara ayırmak suretiyle yapılan ampirik araştırma sonuçları, parasal büyüme üretim, fiyat seviyesi ve istihdam oranının kombine bir şekilde, parasal
çarpıklıklara (disturbance) karşı bazı dinamik ekonomik veehelerin duyarlılı­
ğını açıklamaktadır.
Bu tarz bir analiz veya açıklama bir ölçüde dinamik Philips eğrisinin krokisinide yansıtır. Zira, Phillips eğrisinde, normal değerlerine nazar.an üretim ve
noksan istihdam oranındaki geçici hareketler fiyat harketlerinin ve enflasyon
oranının normal değerlerinden sapmaları ile birlikte oluşmaktadır.
Rasyonel bekleyiş hipotezine göre yapılan ampirik çalışmalarda toplam no. minal talepteki (para veya neminal GSMH) beklenmeyen değişmalerin hangi mekanizma veya nasıl bir süreç ile reel değişkenleri etkilediği açıklanma­
maktadır. Bu nedenle, denklemlere, neminal ücret, toptan eşya fiyatı
endeksi, üreticilerin stokları, kullanılmayan sermaye stoku gibi değişkenle­
rinde ilave edilerek parasal şokun veya beklenmeyen parasal büyümenin
nasıl bir mekanizma ile reel değişkenleri etkilediği açıklanabilir.
Resyenel bekleyiş yaklaşımında, beklenen parasal büyümenin reel değiş­
kenlere etkisi olmaması ve yalnızca fiyatları aynı an ve oranda etkilernesi
nedeni ile, enflasyon oranı hızının ani olarak düşürülmesinin üretim ve istihdam üzerindeki maliyetinin çok zayıf olacağı ileri sürülür.
IV- RASYONEL BEKLENTiLER VE DOGAL ORAN- FiYATLARlN
TEDRiCi DÜŞÜRÜLMESi YAKLAŞlMLARlNlN KARŞILAŞTIRILMASI
Her iki yaklaşımın enflasyon oranı hızının neminal toplam talepteki beklenen
ve beklenmeyen değişmelere ani veya tedrici olarak ne tarzda bir uyum
sağladığı ve makro ekonomik politikanın etkinsizliği veya etkinliği diğer bir
deyimle paranın nötr olup olmadığı konusunda görüşlerini önceki bölümlerde belirtmiştik.
incelediğimiz model (Gordon 1982) enflasyon sürecinde farklı görüşleri yanrasyonel bekleyiş görüşü ile fiyatların tedrici düşürülmesi görüşünü
ampirik ve teorik olarak ayırarak bu iki görüşün farklı ve ortak noktalarını
modelde belirtmek ve gelişmekte olan ülkelerdeki ekonometrik analiz veya
ampirik sonuçlarını açıklayarak her iki yaklaşımın değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Ayrıca rasyonel bekleyiş taraftarlarının Lucas, Sargent, Wallace
(LSW), yalnızca beklenmeyen parasal değişmalerin reel değişkenler üzerinde etkili olduğu ve politika (para ve maliye) etkisizliği hipotezinin gelişmiş
sıtan
24
olan ülkelerde de geçerli
olmadığnı
belirten ampirik
araştırma sonuçlarınıda
kısaca belirteceğiz.
A.
Doğal
Oran Ve Rasyonel Beklenti Hipotezlerin Sentezi
1) Rasyonel Beklenti Yaklaşımının Özellikleri
Rasyonel bekleyiş hipotezi
hareket eder.
Lucas'ın
(1973) arz fonksiyonu denkleminden
Bu denklemde üretim oranı (log Q), cari üretim (Q) ile doğal üretim (log Q*)
" fiyat değişmesinin
fark olarak tanımlanır. Bu üretim oranı (Q),
beklenmeyen unsuru (UP 1) ile üretim oranının geeikmali değerine (Q1"• 1) tabidir.
arasınadki
"
*
"
logQ=IogQ1 -IogQ1 =aUP+A.IogQ1. 1+E (o:>o;o<A>1)
UP; Fiyat
değişmelerinin
(1)
beklenmeyen unsuru
UPı= Pı- EPı
Ep 1; beklenen fiyat değişmesi,
E Stokastik hata terimi
Fiyat değişmelerinin neminal toplam talepte beklenen değişmelere intibakı
fiyat seviyesi değişme oranının (P 1) neminal GSMH'nın büyüme oranı (Yı) ile
reel GSMH'nın büyüme oranı (q) arasındaki fark olarak tanımlanır.
Pı
=y- q
= "y- q"
(2)
ikinci denklemdeki değişkenler üzerindeki
işareti, değişkenierin net
trend değeri veya reel GSMH'daki doğal büyüme oranı şeklinde ölçüldüğü­
nü gösterir. Zira cari üretimdeki büyümenin doğal üretim büyümesinden
sapması (lag) üretim oranındaki değişmeye eşittir.
q
Yani; =log Oı- log Oı-1
Binanealeyh iki numaralı denklem
,..
"
"
Pı = y- log Qı + log Qı-1
(3)
şeklini alır.
Üretim gecikmesi açığının beklenmeyen unsurunun ( U logQ1_1), bir devrelik
enformasyon gecikmesinin sıfır olduğu varsayılır. üç numaralı denklemi her
değişkenin beklenmeyen unsurları arasındaki ilişki olarak yazarsak [(U log
Qt-1=0)]
UPı
=
Uyı-
" 1 denklemi elde edilir.
U log Q
(3a)
25
bir numaralı denklemde beklenmeyen unsur (a UP1 + E1) dır. Bunu üç numaralı denklemde U log Q nın yerine koyarsak;
= Uyı- aUPı- Eı
UPı
1
=- -
(Uyı-
E ı}
(4)
1+a
dört
numaralı
denklem elde edilir.
Dört numaralı denklemi bir numaralı denklemde yerine koyduğumuzda cari
üretim açığı ile nominal GSMH'nın beklenmiyen unsuru arasındaki ilişkiyi elde ederiz.(RE veya LSW üretim denklemi)
~
log Q
= - - - - ( a U yı +
A
E} + A. Qı-1
(5)
1+a
Beş numaralı denklem, üretim değişmesi denklemi rasyonel bekleyiş hipotezinin politika etkisizliğini dolaysız olarak belirtmektedir. Yani, Reel GSMH
açığı sadece nominal talebin beklenmeyen unsurundan etkilenir. Nominal
talebin beklenen unsurunun reel GSMH açığı üzerinde etkisi yoktur.
Fiyat değişmesi ile ilgili denklem ise; üç numaralı denklemdeki cari neminal GSMH'yi beklenen ve beklenmeyen unsurlarına ayırarak;
Pı = Eyı + Uyı - log Qı + log Qı-1
ve bunu beş numaralı denklemde cari üretim açığı yerine koymak suretiyle
altı numaralı denklem;(RE veya LSW fiyat denklemi)
Pı
= Eyı +
- - - - (Uy- E} + (1- X) log Qt-1
(6)
1+a
elde edilir.
Altı numaralı
denkleme göre nominal talepteki değişmenin beklenen unsuru (Eyı) tamamıyle fiyat değişmelerine gitmektedir. Halbuki nominal talepteki değişmenin beklenmeyen unsuru fiyat değişmesi ile üretim değişmesi
arasında (1 /1 + a) ve (a /1 + a) ağırlıklı olmak üzere paylaşılır.
26
Altı numaralı
denklem 'Rasyonel Bekleyiş" görüşünün para ve maliye politihipotezi ve fiyatların neminal GSMH'daki beklenen değiş­
melere hızla intibak ettiği varsayımı ile tutarlı dır.
kalannın etkisizliği
2)
Doğal
Oran Veya Enflasyon
Hızının Yavaş Düşürülmesi
Yaklaşımının Özellikleri
Gordon, üretim oranı yerine fiyat değişim oranının saptanmasına öncelik
vermekte ve üretim oranını artık (residual) olarak ele almaktadır.
Arz ve talep şokları karşısında fiyat değişmelerinin, geçmişten miras kalan
fiyat değişmelerinden tedrici olarak farklılaştığı varsayımı temel ilkedir.
Talebin fiyat düzeltilmesi üzerindeki etkisi, üretim seviyesi (O) ve üretim
rasyosundaki değişme ( L1 Log O ) tarafından temsil edilir.
Arzın,
fiyat düzeltilmesi üzerindeki etkiside arz şoku değişkeninin (S) vektörü ile belirtilmiştir.
Geçmişteki
fiyat değişmelerinin etkisi veya fiyat ataleti (inertia), geçmişteki
enflasyona ait gecikmeli dağılım (lag distribution) ile belirtilmiştir.
"
,...
Pı = a (L) P1_1 + bo log Qı + b1 log L1Qı + b2 S + Eı
S; arz şoku
(7)
E ; hata terimi
Yedi numaralı denklem, Phillips'in ücret eğrisi denkleminin, arz şoku (S) dedahil edilmesi ve Mark-Up fiyat denklemine ikame edilmiş şekli
olarakda yorumlanabilir.
ğişkeninin
Yedi numaralı denklem, tedrici fiyat düzeltilmesini uzun - devreli nötrülük ile
de bazı şartlarda kombine etmektedir. a (L) katsayıların toplamı aşağıdaki
nedenlerle birim ise, reel üretimin doğal üretime eşit olduğu (log O =0) ve fiyatların değişme oranının sabit kalması halinde ve arz şokunun bulunmaması (S=O) şartlarında, tedrici fiyat düzeltilmesi denklemi uzun devreli nötrülük hipotezi ile bağdaşır.
Yedi numaralı denklemi, Rasyonel bekleyiş yaklaşımının fiyat denklemi (6) ile
mukayeseli hale getirmek için, 3 numaralı denklemi (cari üretim rasyosu değiş­
kenini elimine etmek ve neminal GSMH (Yt)'nin beklenen ve beklenmiyen unsurlarını
log
(Ey ve Uy) belirtmek
Ô = Ey+ Uy - Pı + log
amacıyla) aşağıdaki şekilde
Qt-1
yazabiliriz.
(3c)
27
Yedi numaralı denklemde Q yerine 3c'deki değerini koyarsak aşağıdak fiyat
denklemi elde edilir.
" + b2 S1 + EJ
P t = - - - - [a(L)Pı-1 +(bo+ b1)(Ey1 + Uyı)+ bo log Qt-1
(8)
Rasyonel Bekleyiş veya fiyatların ani düşürülüşü yaklaşımını ifade eden altı
numaralı fiyat denklemi ile tedrici fiyat düşürülüşünü ifade eden sekiz numaralı denklem ortak üç değişken Eyıı Uy1 ve Q 1_1 ihtiva etmelerine rağmen
;:ıralarında önemli farklar vardır.
Bu farklar, sekiz numaralı denklemin, tahmin edilebilir (estimable) şeklinde
halinde, açıkca ortaya çıkar.(NR- GAP fiyat denklemi)
yazılması
(9)
Böylece, Rasyonel bekleyiş hipotezi fiyat denklemi (altı numaralı) fiyatlarının
tedrici düşürülmesi (F.T.D.) hipotezinin, tahmin edilmiş katsayılarında sarih
sınırlamalar içeren fiyat denkleminin (dokuz numaralı ) özel veya spesiyal
bir hali olduğu açıkca görülmektedir.
Bu tahditlar aşiğıda Tablo 1'de gösterilmiştir. (I.a, I.c), karşılıklı olarak a (L)
ve c (L) gecikmeli (lag) katsayıları toplamına atfedilmektedir.
Tedrici Fiyat düzeltilmesi yaklaşımı denklemi (8) ile Rasyonel Bekleyiş yaklaşımı na ait (altı numaralı) denklem arasında üç önemli fark vardır.
Bekleyiş modelinde fiyat ataleti (inertia) sözkonusu değildir. Dibir deyimle bir anti-tezdir. Bu nedenle 6 n Q denklemdeki fiyat değişme­
lerinin gecikmeli değişkenin katsayıları toplamı sıfırdır. Halbuki 8 n Q Lı fiyatların tedrici düşürülmesi denkleminde sıfırdan büyük veya positiftir.
1- Rasyonel
ğer
Bekleyiş modeli denklemi (6) neminal talepte beklenen değiş­
melere karşı fiyat değişmesinin esnekliği birimdir (1 'dir). (Üretimi tayin eden
diğer unsurlar sabit olduğu zaman.)
2- Rasyonel
Halbuki fiytların tedrici düşürülmesi denkleminde (8) söz konusu esneklik
1'den küçük olması gerekir. Eğer 7 no denklemde üretim değişkeninin seviyesi veya üretim seviyesindeki değişmelere ait katsayısı toplamı positif ise
Not: FTD-DO yaklaşımı, uzun süreli doğal oran hipotezinin kısa süreli fiyatların tedrici düzeltilmesi ile
kombine edilmesidir. RB yaklaşımı fiyat davranışlarının rasyonel bekleyiş piyasa şeffaflığı (dengesi) hipotezine istinat etmektedir. Değişkenierin tanımı için metindeki bir ve iki numaralı denklemlere bakınız. :La
ve Ic,(L) ce C(L) gecikme (lag) katsayılarının karşılıklı toplamını belirtir. denklem 8 ve 9 da.
28
(bo+ b1> o).
3- Rasyonel Bekleyiş yaklaşımı (veya politika etkisizliği) denkleminde neminal toplam talepte beklenmeyen (unanticipate) değişmeler değişkenin katsayısı beklenen değişmelere karşı, birimden küçük olması gerekir.
Halbuki fiyatların tedrici düşürülmesi yani alternatif yaklaşımda, fiyatların
nominal talepteki beklenen ve beklenmeyen değişmelere karşı etkileri aynı­
dır (özdeştir).
Her iki
yaklaşıma
ait denklemdeki benzer noktalar;
yaklaşımdada, gecikmeli üretim oranının ( Q 1_1) tahmini katsayısı­
1'den küçük olduğu öngörülmüştür.
1- Her iki
nın
Bu nedenle gecikmeli üretim oranına ait tahmin
birbirinden ayırmak için kullanılamaz.
edilmiş katsayılar,
iki yakla-
şımı
TABLO 1: Dokuz
numaralı
Denklemde
Katsayı
Tahminierindeki
DOGAL ORAN (DO)
HIPOTEliNDEKi
KATSAYlLAR
DEGiŞKENLER
Sınırlamalar
RATiONAL BEKLENTILER
YAKLAŞlMlNDAKI
KATSAYlLAR
Ia1
:Lc1=
-------------------------- >
O
1+b0 +b1
bo+b1
d o = -------------------------- < 1
1+b 0 +b1
bo+b1
d1 = -------------------------- < 1
d 1= ------------- < 1
1+b0 +b1
bo
log Qı-1
d2= -------------------------- < 1
d 2 = 1- /... <1
1+b0 +b1
2- Fiyatların tedrici düzeltilmesi denkleminde (9) arz şoku değişken vektörü
(Sı) açık olarak belirtilmiş olduğu halde, Rasyonel Bekleyiş denkleminde (6)
arz şoku değişkeni sarih olarak saptanmadığı görülmektedir. Ancak bu hu-
29
susun önemli bir fark olduğu ileri sürülemez. Zira arz şokunun Rasyonel
Bekleyiş modelindede bir ölçüde saptandığı söylenebilir.
Şöyleki,
Rasyonel Bekleyiş modelinin üretim oranı denklemi (5) Rasyonel
(6) no Lı fiyat değişmesi denkleminin bir ikilemidir (dual'dır) ve
her iki denklemde üç numaralı denklemin özdeşidir.
Bekleyişin
Böylece aynı özdeşliği, Doğal oran hipotezi ile tutarlı olan üretim oranı
denklemi yaratmak için kullanılabilinir. Bunun için üç numaralı özdeşliği üretim için ( Q ) çözersek ve dokuz numaralı denklemin sağ tarafına Pı için yerine koyarsak aşağıdaki arz şokunu ihtiva eden denklem elde edilir.
Log Q=- c(L) P1_1 + (1-d 0 ) Ey1 + (1-d 1) Uy +(1-d2) log Qt-1 - d3 Sı
-U 1
(1 O)
Rasyonel Beklenti modeli fiyat değişmesi denkleminde, d0 = 1 olarak öngörür. Bu takdirde on numaralı üretim gecikme denkleminde toplam talepte
beklenen değişme ( 1-do) sıfı rdı r. Ayrıca Rational Bekleyiş modelinde geçmişteki fiyat değişmelerinde negatif gecikme katsayısı söz konusu değildir
(1 O numaralı denklemde).
Fiyatların
terdici düzeltilmesi veya enflasyon hızının tedrici düşürülmesi yak9 numaralı fiyat denkleminde arz şoku (S) değişkenini temsil etmek üzere kullanılacak taktörler çeşitlidir.
1-Gıda malları nispi fiyatları,
2-Enerji fiyatları,
3-Devletin fiyat kontrolü müdahalesi,
4-Döviz kurundaki değişmeler,
5-Dış fiyatların (ithalat fiyatlarının) dahili fiyatlar üzerindeki etkisi
laşımının
Dışa açık
küçük gelişmekte olan ülkelerde ithalat fiyatlarının, iç fiyatlar üzerinde önemli etkisi olduğu ve ayrı bir enflasyon kaynağı olarak nitelendirilmesi, Oorbush ve Fisher (1981) ve Bhalla (1981) gibi ekonomistlerce belirtilmiştir.
Bu nedenle fiyatların tedrici düzeltilmesi hipetezinde dokuz numaralı enflasyon oranı denkleminde arz şoku değişkeni (S) olarak sadece ithalat fiyatlarındaki değişmeler nazarı itibara alınmıştır. ithalat fiyatları değişmeleri (PM)
ile ifade edilerek arz şoku (S) değişkeni yerine ikame edildiğinde dokuz numaralı denklem aşağıdaki şekilde ifade edilir.
"
Pı = c(L) Pı-1+do EYı+ d1 U Yı+ d2 log Qt-1 +d3 PM+ u
Bu denklem ampirik ve ekonometrik
rak kullanılır.
30
araştırmalarda
(9a)
enflasyon denklemi ola-
c (L) ; Polinominal gecikmesi fiyat işlevi veya katsayısıdır.
EY
; Nominal talepte (GSMH) beklenen değişme
UY
; nominal talepte beklenmiyen değişme
logQ1_1 ; Gecikmeli (lag) üretim oranı
B. Nominal Toplam Talepteki (GSMH) Değişmelerin Fiyat ve üretim
Üzerindeki Etkilerine Ait Bazı Ampirik Sonuçlar (B.Amerika)
Birleşik Amerika'da fiyatların tedrici düşürülmesi yaklaşımını deneyen (Gordon 1982)'nun ampirik araştırma sonuçları, bu yaklaşımın temel varsayımla­
rının gerçekçiliğini ortaya koymuştur.
Fiyat denkleminde nominal GSMH beklenen değişme (Ey1) değişkeni katsayısı 0,09 ile O, 12 arasında, Üretim denkleminde ise 0,88 ve 0.91 arasında
sıralanmaktadır. Daha önceki fiyat (lagged enflasyon) değişkeni katsayıları,
ise büyük ölçüde anlamlı ve zaman içinde yükseliş seyri göstermiştir. Örneğin 1892-1929 devresinde 0,40'dan 1954-1980 devresine 1,06'ya yükselmiştir. Bu sonuçlar fiyatların (enflasyonun) tedrici düzeltilmesi yaklaşımının
ön gördüğü hipotezleri doğrulamakta ve Rasyonel Bekleyiş yaklaşımınınkini
ise reddetmektedir. F.T.D hipotezine göre, GSMH'da beklenen değişme değişkeni Ey 1 katsayısı fiyat denklemind~ 1'den küçük, üretim denkleminde sı­
fırdan büyük ve daha önceki fiyat değişmeleri değişkeni katsayıları toplamı
(:EP1_1 ), fiyat denkleminde positif, üretim denkleminde ise negatif
rekmektedir.
olması
ge-
Rasyonel Bekleyiş yaklaşımında ise, nominal GSMH'da beklenen değişme
(E Yı) değişkeni katsayısı fiyat denkleminde birim ve üretim denkleminde sı­
fır olarak öngörülmekte ve önceki enflasyon oranlarının etkisi nazari itibare
alınmamaktadır. Gordon'un ampirik araştırma sonuçları ise Rasyonel bekleyiş modelinin öngörülerini reddetmektedir.
Fiyatların
temel koşulu olan cari enflasyon
enflasyon oranından tedrici olarak farklılaştığı veya geçmişteki enflasyonun cari enflasyon üzerindeki etkileri, fiyatların ataletliği
(inertia) olayına ait ampirik sonuçlar F.T.D.'nin öngörülerini doğrulamıştır.
tedrici
düşünülmesi yaklaşımının
oranının geçmişteki
Geçmişteki fiyat değişmesinin (enflasyonun) veya fiyat ataletinin (inertia) etkisini belirten yedi numaralı denklemde,
(7)
La, b0 ve b 1 katsayıları sırayla cari enflasyon oranı üzerinde,
31
a)
geçmişteki
enflasyon oranlarının, b) cari üretim
etkilerini belirtmektedir.
oranının
ve c) üretim ora-
nındaki değişmelerin
L-a, b0 ve b1 'nin farklı devrelerdeki
gösterilmiştir (Gordon 1982)
katsayılar aşağıdaki
2
numaralı
Tabloda
Tablo 2.
1892-1929
1929-53
1954-80
1892-1980
.44
.08
.02
.68
.01
.12
1.17
.07
.03
.83
.01
.11
Önceki Enflasyon :La
Cari Üretim Oranı bo
Üretim Oranındaki Değişme b1
C. Para Arzının Dolaşım Hızındaki
Fiyat Ve Üretimin Duyarlılığı
Değişmelerine Karşı
Rasyonel beklenti modeli taraftarları, egzojen nominal talep değişmesi değişkeni olarak yalnızca para arzı seviyesini veya para arzındaki değişmeleri
nazarı itibare almışlardır. Toplam talep olarak nominal gayri safi milli hasıla­
yı önemsemezler.
Böyle bir tercih, paranın tedavül hızındaki değişmelerin zımmi olarak fiyat ve
üretim üzerindeki etkisi olmadığı varsayımını içerir. Diğer bir ifade ile paranın tedavül hızı, tesadüfi ve karşılıklı ilişkisi olmayan (uncorrelated) bir değişkendir.
Bu varsayımın geçerliliğini denemek için, GSMH ve para arzındaki beklenen
ve beklenmiyen değişmelere benzer olarak paranın tedavül hızı değişmeleri
içinde iki değişken kullanmak olanağı vardır.
Nominal GSMH'daki
değişmeler,
para
arzı
arasında paylaştırılması aşağıdaki şekilde
Evı =
E Yı- E Mı
Uvı = UYı-
UMı
ile tedavül
ifade edilir.
hızındaki değişmeler
= Evı+ EMı
UYı = Uvı + UMı
EYı
veya
veya
Eğer yalnızca para arzının etkisi söz konusu olup tedavüi hızı gerçekten tesadüfi bir değişken ise, o vakit tedavül hızı değişkeni katsayısının sıfır olması gerekir.
Halbuki Gordon'un (1982)
yaptığı
ampirk
araştırmada
tedavül
hızı katsayısı­
nın.sıfır olmadığı görülmüştür.
Yı değişkeni
32
yerine
ayrı
olarak Vı ve
Mı değişkenleri kullanı!diğında,
tedavül
hızı değişkenierin katsayıları sıfır olmadığı gibi birçok V1 katsayıları para arzı
(Mı) katsayılarındn daha anlamlı çıkmıştır.
Tedavül hızında beklenen değişmeler para arzında beklenen değişmeler­
den daha anlamlı değişken olarak (özellikle 1908-1929 ve 1929-1953 devrelerinde) görülmüştür. 1954-1980 devresinde ise V1 'nin fiyatlara duyarlılığı
azalmıştır. (Gordon 1982 S. 11 06). Tedavül hızındaki bazı devrelerde nispi
olarak daha fazla değişme, tedavül hızının para arzına nazaran gecici bir
unsur olmasından ileri gelir.
Esasen, Fiyatların Tedrici Düşürülmesi yaklaşımı fiyatların toplam talepte
beklenen devamlı değişmelere, toplam talepteki geçici değişmelere nazaran daha duyarlı olduğunu içermektedir.
beklenen değişmelere, fiyat ve üretim
değişmelerin duyarlılığının incelenmesinde tedavül hızı nazari itibare alın­
madığı zaman, tedavül hızının dışlanması halinde fiyat denkleminde para arzı katsayıları üzerinde çok az farklılık yaratmaktadır.
·
Ampirik
araştırmada,
para
arzında
Buna mukabil üretim oranı denkleminde para
calmalar görülmüştür.
Tedavül hızındaki değişmelerin para
yarlılığı ise negatiftir.
arzında
arzı katsayılarında
beklenen
önemli al-
değişmelere
olan du-
Üretimin, para arzında beklenen değişmelerden tecrit edilmesi veya duyarhali, sıkı para politikasının harcamalar üzerindeki etkisinden ziyade reel üretimin, harcamalarda beklenen değişmelerden bağımsız olmasından ileri gelir. Bu, para politikasının etkisizliğini gösterir. Bunun daha
önceki devrelerde Keynesgil politika uygulamalanndan ileri geldiği belirtilir.
sız kalması
Özet olarak ampirik araştırma devresinin bütününde (1892-1980) ve alt
devrelerde (1929-53), ( 1954-80) Rasyonel Bekleyiş hipotezinin, reel üretimin nominal talepteki beklenen değişmelerden bağımsız olduğu ve fiyatların
toplam talepte beklenen değişmelerle aynı oranda ve aynı anda değiştiği
koşulların geçersiz olduğu saptanmıştır.
a) Nominal toplam talepte (GSMH) beklenen değişmelere
katsayıları yüksek, fiyat katsayıları ise düşük çıkmıştır.
karşı,
üretimin
b) Geçmişteki fiyat değişmelerine, üretim negatif, fiyatlar ise pozitif olarak
cevap vermiştir. Bu, doğal oran hipotezinin kısa devrede fiyatların ataletliliği
(inertia) koşulunun geçirliliğini yansıtır.
33
Reel üretimin para arzında beklenen değişmelere esnekliliğinin, tedavül hızı
(V) dışlandığında, küçük ve anlamsız olması Rasyonel Bekleyiş modelinin
"Politika Etkisizliği" hipotezinin geçerliliğini yansıtmamaktadır. Bu hipotez,
neminal GSMH beklenen değişmeye karşı fiyatların aynı anda cevap vermesi birim esnekliği koşulunu içerir.
·
Politika Etkisizliğinin nedeni, para arzındaki değişmelere tedavül hızının negatif cevap vermesidir. Bu negatif ilişki para arzındaki değişmelerin üretim
üzerindeki etkisini, üretimin neminal talepteki değişmelere olan duyarlılığına
nazaran önemli ölçüde azaltmaktadır.
Fiyatların
Tedrici Düşürülmesinin ampirik temel denklemi hem fiyat ve hem
de reel üretimin seyrini açıklamakta ve bu denklemlerin aynı zamanda Rasyonel Bekleyiş modelinin özel bir halini içermektedir.
Teorisi yaklaşımının fiyat ve ücretierin tam olarak
daima her an şeffaf (Market clearing) olduğu varsayımlarının gerçekci bir konjonktür teorisi ile tutarlı olmadığı ileri sürülebilir.
Zira sürekli bir piyasa şeffaflığı veya dengesi sabit bir tam istihdam muhafazasını gerektirir. Bu ise enflasyon ve noksan istihdam ilişkisinin açıklanma­
sına engeldir. Bu nedenle bu yaklaşım, kısa devrede Phillips Eğrisini (enflasyon ile noksan istihdam arasındaki alışverişi) açıklamak için Lucas'ın
iletişim sınırlamaları (information lag) aletine dayanır.
Rasyonel
esnek ve
Bekleyiş-Denge
piyasaların
Rasyonel Bekleyiş Modeli, enflasyon sürecinde herhangi bir ataletin (inertia) veya fiyat yapışkaniığının (stcky Price) varlığını reddeder ve bunun bir politika davranışı olduğunu iddia eder.
Ekonomik bireyler, firmalar ve sendikalar gelecek için yüksek bir fiyat bekleolabilir ve geçmişteki fiyat artışlarının etkisinde, sorumlu oldukları fiyatları bu bekleyiş içinde saptayabilirler.
yişinde
Ancak, halkın ve ekonomik bireylerin geleceğe ait yüksek fiyat beklentisi, fiyat ata! eti, herşeyden önce "hükümetin politika" davranışına bağlıdır.
Hükümetin cari ve geleceğe ait para ve maliye politikalarının bireylerin bekleyişlerini destekleyici nitelikte olması hali (genişletici politika) yüksek fiyat
bekleyişlerinin nedenidir.
·
Cari enflasyon ve halkın gelecekteki enflasyon oranı beklentisi tahdit edici
para ve maliye politikasından soyutlanmış tedbirlere tedrici olarak cevap
vermektedir.
34
Zira, Hükümetin uzun devreli para ve maliye politikasında yüksek oranda
parasal büyüme ve geniş bütçe açıkları kanısı toplumda yerleşrnişse, kısa
devrede bu büyüklüklerdeki düşüşler geneilikle geçici bir sapma veya eğilim
olarak bireyler tarafından değerlendirilir. Bu da bireylerin yüksek enflasyon
beklentilerinin sürekliliğine neden olur.
Bu nedenle enflasyon oranını düşürmek veya enflasyonu tamamen bertaraf
etmek için tahdit edici muvakkat para ve maliye politikalan tek başlarına yeterli değildir.
Hükümetin uyguladığı politika sisteminde ve stratejisinde, köklü, güvenilir ve
inandıncı bir değişiklik zorunludur.
Hiç şüphesiz hükümet politikasına güveniriilik (credibility)
enflasyonist politikanın başarısında temel faktördür.
şartı
anti-
Güveniriilik koşulu, hükümet politikasının a) uygunluğu (consistency), b} De(sustained) ve c) inandırıcılığı (believed} olmak üzere üç temel unsuru içermesi gerekir.
vamlılığı
Enflasyon hızının düşürülmesinde, Genel Denge yaklaşmının ikili temel vechesi söz konusudur. Birincisi para ve maliye politikalarının enflasyonla mücadelede yetersiz olması ve toplam neminal talepte beklenen değişmeler
enflasyon oranında aynı an ve eşit oranda değişmelere cevap vermesidir.
ikincisi, Enflasyon oranındaki ani ve eşit orandaki değişmeler (toplam talebe, paralel olarak) ancak özel ve hi potetik şartlarda meydana gelir.
Bu hipotetik şartların en önemlisi Hükümetin politika ve stratejisine olan güven irlik derecesidir.
Gelecekteki politika değişmelerine ait bekleyişlere toplam arzın tam olarak
cevap verilmesini sağlıyacak tarzda fiyat ve ücretierin yeterli ölçüde esnek
olması, fiyat sisteminde esneklik ve uyurnun gerçekleştirilmesi denge modelinin temel öğesi ve güveniliriiiik koşulunun en önemli unsurudur.
Modelin öngördüğü koşullarda sert desenflasyonist bir politika, toplam talebin sabit kalması veya azalması nedeni ile kısa sureli toplam arz eğrisinde
yukarı doğru bir değişmeye neden olmamaktadır. Böylece enflasyon oranı
üretim ve istihdamda bir azalma olmadan hızlı olarak düşürülebilmektedir.
35
iKiNCi BÖLÜM
V- TÜRKiYE iÇiN EKONOMETRiK {AMPIRiK) DENEME
Enflasyon hızının toplam talepte beklenen ve beklenmeyen değişmelere
olan duyarlılığı ve enflasyon hızının ani ve tedrici düşürülmesinde para ve
maliye politikaların etkinliği husunda önceden teorik olarak incelediğimiz
Rasyonel Bekleyiş (RE) ile Doğal oran hipotezi veya fiyatların tedrici olarak
ayarlanması (NRH-GAP) modellerin sentezi ışığında Türkiye için yaptığımız
ampirik bulguları açıklamaya çalışacağız.
Ekonometrik araştırmada iki temel denklem
kullanılmıştır.
Birincisi, GSMH'nın tahmini denkleminde toplam talebi yansıtan, neminal
GSMH'da beklenen ve beklenmeyen değişmalerin yaklaşık saptanması için
kullanılan denklemdir (Ek. 2).
ikincisi ise, enflasyon oranı denkleminin indirgenmiş şeklindeki tahmini. Bu ·
denklemin enflasyon hızının toplam talepde beklenen ve beklenmeyen değişmelere olan duyarlılığında her iki modelin varsayımlarının geçerlilik derecesini belirtmektedir. Denklem doğal oran modelinin fiyat denklemi niteliğin­
de olmakla beraber, Rational Bekleyiş modeli fiyat denklemininde özel bir
halini içermektedir (Denklem 9a).
Bu konuda
sonuçlarıda
gelişmekte
olan 13 ülkeye ait yapılmış ekonometrik araştırma
özellikle belirtilerek bir karşılaştırma olanağı sağlanmıştır.
Ampirik analiz, 1982-1988 yılları için üçer aylık devreler itibariyle ve ayrıca
1968-1988 devresi içinde yıl lı k seriler itibariyle, toplam talep neminal
GSMH'nın potansiyel açıklayıcı değişkeni olarak iki çeşit para tanımına göre
(Para arz ı, M2 ve bilfiil dolaşımdaki para, CR) yapılmıştır.
A-1982-1988 Yılarına Ait üçer Aylık Devralere Göre Ekonometrik
Analiz Sonuçları.
1· Neminal Toplam Talebi içeren Neminal GSMH'nin Tahmini Denklemi:
[Y = 0o + 01 Yı-1 + 02 Yı-2 + 03 M2ı-1 + 04 M2ı-2 ]
Y = 34.84306 + 0.8797Y1_2 - 0.3124Y1_2 + 0.2061 M1_1t-stat; (4.0971)
STD error 8.5013
36
0.4772M1_2
(4.2554)
(-1.3969)
(0.8942)
(-2.1161)
0.2067
0.2252
0.2304
0.2255
R2= 0.8027 R2
= 0.7684 F statistic =23.400
DW = 1.5594, Mean of dependent variable= 47.8159
S. E. of Regression
= 0.0686 sum
of squared Residual
= 0.141309
Toplam talebi içeren neminal gayri safi milli hasılayı (GSMH) açıklayan potansiyel değişken olarak, neminal GSMH'nin bir ve iki yıllık geeikmali büyüme oranı ve para arzıın (M 2 'nin) bir ve iki yıllık geeikmali büyüme oranı kullanılmıştır.
Tablo ek 1'de no mina! GSMH açiklayici potansiyel değişken/erden, 1- Devlet harcama/an, 2- Sermaya teşekkülü (veya toplam yatmmlar) 3- Reel ihracat, 4- ithalat değişkenlerinin büyüme oranlannm nominal GSMH'daki değişme/erin açik/anmasmda fazp etkili olmadiği görülmüştür. Sözkonusu
potansiyel değişkenierin R2 ve R2'1eri para arzı M2 'nin R2 ve R2'1erine nazaran daha küçük çıkmıştır. Bu nedenle neminal GSMH'nin tahmini denkleminde potansiyel açıklayıcı değişken olarak para arzı M2 kullanılmıştır.
yıllık devreler itibariyle yapılan ekonometrik analizde neminal
tahmininde hem para arzı M2 ve hemde yalnızca dar anlamda
para değişkeni olarak bilfiil tedavüldeki parada (currency) açıklayıcı potansiyel değişken olarak kullanılmıştır.
1968-1986
GSMH'nın
Yıllık analizde, bilfiil tedavüldeki paranın R2 ve R 2 '1arı, para arzı M2 tanımın­
dan daha büyük çıktığı ve etkili
olduğu görülmüştür.
2. Enflasyon Oranı Denkleminin indirgenmiş Şeklinin Tahmini:
P1=5.2152 + 0.5759 rc(L).P1_1 + 0.4427 EY1 + 0.2847 U1Y + 8.7049
t-stat; (-0.8042) (2.8985)
STD Error 6.4844
0.6590
o1_1+ 0.03740PM
(3.2437)
(1.7688)
(0.6039)
(0.6889)
0.1364
0.1609
14.4129
0.05429
R2 = 0.9035 R2 = 0.8697 F. Statistic = 26.7633
DW = 2.4936 Mean of dependent variable = 40.3135
SE of regression = 4.8136 sum of squared residual = 463.4249
Enflasyon oranı (fiyat) denklemi sonuçlarını, aşağıdaki Doğal oran veya fitedrici düzeltilmesi hipotezi ile Rasyonel Bekleyiş Modeli varsayım­
ları ile karşılaştırarak değerlendirmeye çalışalım.
yatların
37
Doğal
Oran Hipotezi (NRH-GAP)
varsayımları
:
Üretim Denkleminde
Fiyat denkleminde
I: c> O
Rasyonel
EY <1
Bekleyiş
UY=EY
Modeli (RE)
~- 1 <1
(EY>O Ic Negatif)
~-1 <1
EY> O
varsayımları:
I: c =0
3
a) I cP 1_1 = 0-5759> O, üçer aylık devrelere göre gecikmelifiyat değişmeleri­
nin sıfırdan büyük olması, fiyat ataletinin (inertia). varlığını ve fiyat değişme­
lerinin veya enflasyon oranı hızının nominal talepteki değişmelere kısa devrede tedrici uzun devrede ise tam olarak cevap verdiğini gösteriyor. Yani c
katsayısı değeri Doğal oran hipotezi veya fiyatların tedrici düzeltilmesi
(NRH-GHP) hipotezi varsayımını LC >O teyid etmektedir.
Fiyat ataleti (lnertia) cari enflasyon oranının tayininde önemli faktördür. Polikita (Para ve Maliye) etkinliği sözkonusudur.
b) EY = 0.4427 < 1 Nominal toplam talepte beklenen değişmelerin birimden
küçük olması fiyat ataletinin varlığını belirtmekte ve bu değişmsierin üretim
üzerinde kısmende olsa etkili olduğunu gösterir. EY katsayısı değeri fiyatların tedrici düşürülmesi veya doğal oran hipotezi varsayımını teyit ediyor.
Rasyonel bekleyiş modelinin enflasyon oranı hızının nominal talepteki beklenen değişmelere aynı anda ve aynı oranda cevap verdiği hipotezini ve dolayısıyla politika etkisizliği varsayımını reddediyor. Kısa-devrede nötrülük geçirsiz.
c) UY = 0.2847< 1. Nominal toplam talepte beklenmiyen değişme katsayısı­
nın birimden küçük çıkması fazla tutarlı olmaması ve nominal talepte beklenen değişme katsayısı ile özdeş olmaması ise doğal oran hipotezini reddetmektedir. Rasyonel bekleyiş modeli varsayımına daha yakındır. Diğer bir
deyimle toplam talepteki beklenilmeyen değişmelerin üretim üze"rindeki etkisi sözkonusu olabilir.
d) ~- 1 =8.7049 > 1 gecikmeli üretim oranı değişkeninin katsayısı sıfır ve birimden büyük çıkması hem doğal oran hipotezi varsayımını (~_ 1 <1) ve hem
de rasyonel bekleyiş modeli varsayımını (~_ 1 < 1) reddettiği ni göstermektedir. Bu değişkenin pek anlamlı olduğu söylenemez.
38
e) PM= 0.03740 > O arz şokunu içeren ithalat fiyatlan değişkeni katsayısı
büyük 1'den küçük olması ithalat fiyatları değişmelerinin
(veya arz şokunun) enflasyon oranı hızı üzerinde çok az etkili olduğunu belirtmektedir.
değerinin sıfırdan
Sonuç olarak, fiyat denklemindeki değişkenierin değerleri, ( 1982-1988 devresinde) doğal oran hipotezi veya tedrici fiyat düzltilmesi hipotezi varsayım­
ları ile daha tutarlı olduğu görülmektedir.
Özellikle fiyat ataletinin (inertia) varlığı ve nominal toplam talepteki beklenen
etkili olabilmesi, daha çok NRH-GAP hipotezi varsayı­
mını kuvvetiice teyit etmektedir.
değişmelerin kısmen
B· 1968·1986 Arasında
Yıllık
Devretere Ait Ekonometrik Analiz
Sonuçları
1. Nominal Toplam Talebi içeren Nominal GSMH'nın Tahmini Denklemi
Y = 0 0 +0,Y,_, +02 Y1_2 +03 M21_1 + 0 4 M,_2
Y = 14.2370 + 0.6048 Y,_,- 0.6438Y,_ 2 + 0.6162M21 _1 + 0.0381 M21 _2
t-stat (1.4961) (2.0113)
STD Error; 9.5155 0.3007
(-1.3157)
(0.9951)
0.4893
0.6192
R2 = 0.4903 R2 = 0.3447 F- statistic
DW
= 2.1164,
(0.1128)
0.3378
= 3.3679
Mean of dependent variable = 38.2847
S.E. of regresison
= 17.6211
sum of squared resid
= 4347.053
2. Enflasyon Oranı Denkleminin indirgenmiş Şeklinin Tahmini
P, = c(L) P,_, +do EY,+ d, UY, + d 2 Q,_, + d 3 PM
P1 = -12.9919-0.06596 L c(L) P,+1.1986 EY,+1.0636 UY,+14.3510Q,_ 1 + 0.0228PM
t-stat; (-3.9145) (-0.6975)
3.3188 0.1720
STD
R2
(7.5413)
(12.7128)
(1.13613)
(0.5249)
0.1589
0.0836
12.6315
0.0434
= 0.9905 R2 = 0.9844 F-statistic = 163.85
DW = 1.2681 Me an of dependent variable = 31.807 4
S.E. of regression 3.0013 sum of squared residual
Yıllık
= 99.0895
devrelere göre yapılan ekonometrik analizde;
3
a) Le (L) P,_, = - 0.06596 < O, enflasyon oranının tayininde fiyat ataletinin
(inertia) rolünü yansıtan, üç devreli gecikmeli fiyat değişmeleri oranları kat-
39
sayısı değeri
belirtmediği
eksi ve sıfırdan küçüktür. Bu katsayının kompleks ve katı bir netice
görülmektedir. Bununla beraber Rasyonel Bekleyiş {RE) hipotezi
varsayımına
daha yakındır diyebiliriz. Nitekim Güney Kore :Ec = - 0.1 06, ve
Tayland { :E c = 0.043) ülkelerinde de benzer sonuçlar bulunmuştur. Bu değerlerin {RE) hipotezine uygun olduğu şeklinde yorumlanmıştır. Geeikmali
enflasyon katsayılarının {RE) hipotezine uygun olması, enflasyon sürecinde
fiyat ataJetinin {inertia) (1968-1986) devresinde etkili olmadığını yansıtmak­
tadır.
b} EY = 1.1986 ~ 1 neminal toplam talepte beklenen değişmalerin katsayı
birimden pek fazla büyük olmaması nedeni ile Rasyonel Bekleyiş Modeli
varsayımını {EY= 1} teyit ettiğini söyleyebiliriz. EY= 1 olması analiz devresinde (1968-1986.} toplam talepte beklenen değişmalerin tamamen fiyatlara
yansıdığı veya üretim üzerinde etkili olmadığı şeklinde yorumlanabilir. Politika etkisizliği sözkonusudur.
Neminal toplam talepte beklenmiyen değişmalerin katsabirim veya birimden çok az büyük olması nedeni ile Resyoel
bekleyiş hipozetini {UY<1} büyük ölçüde reddetmemektedir. Toplam talepte
beklenmeyen değişmalerin fiyat üzerinde de etkisi olabilir. Ancak Ey ve Uy
katsayılarının yaklaşık olarak birbirine yakın özdeş {identical} olmaları, 1.198
Ey = 1.063UY nedeni ile Doğal oran veya fiyatların tedrici' düzeltilmesi
(NRH-GAP} hipotezi varsayımını (EY=UY} teyit ettiği de söylenebilir.
c} UY =
1.063~1,
yısı değeri,
d} a,_, = 14.3510, geeikmali üretim oranı katsayısının birden büyük olması,
hem rasyonel bekleyiş modeli varsayımını (O,_, <1} ve hemde doğal oran hipotezi varsayımını O,_, <1 reddetmektedir. Teorik modellerin her ikisi ile tutarlı olduğu söylenemez.
e) PM = 0.0228, ithal fiyatları değişmeleri katsayısının sıfırdan büyük birimden küçük olması O<PM = 0.0228 < 1 arz şokunun nispeten esnek olduğu­
nu veya az etkili olduğunu göstermektedir.
C- Dar Anlamda Para Tanırnma Göre Deneme, (1968-1986
Devreler itibariyle) .
ı.
Nominal Toplam Talebi Içeren Nominal
GSMH'nın
Yıllık
Tahmini Denklemi
Y= 0o + 0, Y,_, +0Y,_2 +03 CR,_, -04 CR,_2
CR = Bilfiil Tedavüldeki Para (currency)
Y = 3.1691 + 0.1771 Y,_, - 0.3827Y,_2 + 0.7239 CR,_, + 0.6751 CR,_2
t.Statistic
(0.4161)
S.T.D. Error 7.6145
40
(0.6955)
(-1.8725)
(2.4494)
(1.9027)
0.2546
0.2044
0.2955
0.3548
R2
= 0.7047 R2 = 0.6203 F-Statistic = 8.3539
DW = 2.5820 Mean of dependent variable = 38.2847
S.E. of r~gression = 13.4126 sum of squared residual = 2518.597
2. Enflasyon Oranı Denkleminin indirgenmiş Şeklinin Tahmini
Pt =C(L)Pt·t + d0 EY + d 1 UY + d 2 ~-ı + d 3 PM
3
Pt=- 9.8219 + 0.0162 :LPt+1.0356 EY+ 1.0288 UY+ 17.151 Qt_ 1+ 0.0393PM
t.Statistic (-4.6089) (0.4879) (11.6227)
STD. Error 2.1310
0.1718
0.0891
(8.3499) (1.1857)
0.1232
14.4647
(0.7453)
0.0527
R2 = 0.9892 R2 = 0.9824 F-Statistic = 144.7988
DW = 1.180 Mean of dependent variable = 31 .807 4
S. E. regression = 3.1907 sum of squared residual = 111.99
Nominal toplam talebin veya GSMH'nın potansiyel açıklayıcı değişken olarak dar anlamda para tanımı ile elde edilen regresyon analiz sonuçları para
arzı (M 2) tanımı potansiyel değişkenine nazaran daha anlamlı ve olumlu çık­
tığı görülmüştür.
a) c(L) Pt.ı = 0.0162 ~o. geçmişteki fiyat değişmeleri veya fiyat ataletinin
(inertia) enflasyon oranının tayininde fazla etkili olmadığını belirtiyor. Katsayının sıfırdan çok az büyük olması nedeni ile RE varsayımını teyit ettiği söylenebilir.
b) EY. = 1.0517 ~1 nominal talepte beklenen değişmeler katsayısı birimden
pek farklı değildir. Bu rasyonel bekleyiş hipotezini (Ey = 1) teyit etmektedir.
Enflasyon oranı· aynı zamanda nominal toplam talepteki beklenen değişme­
lere cevap veriyor. Politika etkisizliği sonucu ile uygun.
c) Uy = 1.0288 ~1, no m inal toplam talepte beklenmeyen değişmeleri n katbüyük fakat birimden fazla büyük olmadığı için RE-MC hipotezi UY<O ile fazla tutarsız değildir. Ancak Ey ve Uy katsayıların, 1.0517 Ey
= 1.0268 özdeş olduğu söylenebilir. Bu takdirde doğal oran hipotezi varsayımının geçerliliği daha kuvvetlidir.
sayısı sıfırdan
d) Qt-ı = 17.151, Geeikmali üretim oranı katsayısı hem sıfır ve hemde birimden büyük çıkması, gerek Rasyonel Bekleyiş Modeli varsayımı (Qt-ı <1) ve
gerekse doğal oran hipotezini ~-~ <1 reddettiğini göstermektedir.
c) PM = 0.0393, ithalat fiyatları değişkeni katsayısının nispeten anlamlı oldugörülmektedir.
ğu
41
VI. EKONOMETRiK (Ampirik} BULGULARlN YORUMU VE ÖNERiLER
Üçer aylık ve yıllık devreler itibariyle yaptığımız ampirik araştırma .testleri nin
özeti Tablo 3'de gösterilmiştir.
Tablo 3. Enflasyon Oranı Denkleminin indirgenmiş Şekli
Sabit
değer
Constant
:r.cı
d 0 EY d UY
1 d2Qt1
d 2 PM
2
2
R
R
DW
F
26.763
Üçer Aylık Devreler
-5.215
0.575
-(0.804) (2.898)
0.442
(3.243)
0.284 8.704 0.0374
(1.768) (0.603) (0.688)
0.903
0.869
2.493
1968- 1986
a.GSMH (M2)
t. Statistic
-12.991 -0.0659
(-3.914) (-0.697)
1.063 14.351 0.0228
1.198
(7.541) 12.712) (1.136) (0.524)
0.990
0.984
1.268 163.855
b. GSMH (CR)
t. Statistic
0.0162
1.035
-9.821
(-4.608) (0.487) 11.622)
0.989
0.982
1.186 144.79
1982-1988
t.Statistic
Yıllık
Devreler
1.028 17.151 0.0393
(8.349) (1.185) (0.745)
1982-1988 yıllarına ait üçer aylık (Quarterly) devralere göre ampirik bulgular
bu devrede, UY değişkeni dışında Doğal oran hipotezini veya fiyatların tedrici düzeltilmesi yaklaşımının (NRH-GAP) varsayımlarını doğrulamaktadır.
Özellikle, geçmişteki (Lagged) üç devrelik enflasyon oranlarının katsayısının
Lc(L}P 1_1 Enflasyon ataleti (inertia) nin önemini ve cari enflasyon sürecinde
etkili olduğunu ve enflasyon hızının tayininde rol oynadığını belirtmektedir.
Enflasyon oranı hızı toplam talepteki değişmelere (artış veya azalış) duyarlı­
lığını yavaş olmakta, bu nedenle enflasyon oranı ancak tedrici olarak düşü­
rülebilmektedir.
Diğer
taraftan toplam talepte beklenen değişmalerin birimden küçük çıkma­
sı (EY <1 ), no min al toplam talepte beklenen değişmalerin kısa sürede aynı
anda ve eşit oranda fiyatlara yansımadığını, paranın nötr olmadığını, reel
değişkenler üretim ve istihdam üzerinde etkili olabileceğini göstermektedir.
Talepte beklenen değişmalerin birimden küçük olması aynı zamanda enflasyon hızının _ataletinin (ınertia) varlığını da kuwetlendirmektedir.
Bu iki değişkenin katsayı değerleri, NRH-GAP hipotezi varsayımları karşı­
sında, bu devrede enflasyon oranı hızının düşürülmesi sürecinin kısmi ve
yavaş olduğunu ve kısa devrede fiyat ataleti (inertia) hızının düşürülmesin­
den ziyade üretim azalmasına neden olabilmektedir. Fayat ataletinin varlığı,
enflasyon kontrolünün ancak kısa devrede üretimde bir azalma maliyeti pahasına gerçekleşebileceğini belirtir.
42
Sert ve dik tahdit edici politika ile (para ve maliye) enflasyon hızının
mesi kısa devrede üretim üzerinde maliyeti yüksek olabilmektedir.
düşürül­
UY, neminal toplam talepte beklenmiyen (unanticipated) değişmelerin kat- .
NRH-GAP hipotezi varsayımı ile tutarlı değildir. (UY1 katsayısı EY1 ile
özdeş (identical) olmadığı gibi birimden oldukça küçük çıkmıştır.
sayısı,
Neminal talepte beklenmiyerı değişmelerin üretim üzerinde etkili olmadığı
görülmektedir.
Gecikmeli üretim oranı (Q 1_1) değişkeni ile arz şokunu yansıtan ithalat fiyatları değişkeni (PM) katsayılarının fazla tutarlı olduğu söylenemez. Bununla
beraber üçer aylık devrelere ait analiz sonuçları, özeilikle Le (L) P1_1 ve Ey
katsayıları, NRH-GAP hipotezi varsayımını doğrulamaktadır. Kısa devrede
paranın nötrülüğü ve politika etkisizliği sözkonusu değildir.
B. 1968~1986 yılları arasında yıllık devrelere ait ampirik analiz sonuçları, rıo­
minal toplam talebi açıklayan potansiyel değişken paranın her iki tanırnma
göre, M2 ve CR (bilfiil tedavüldeki para) makro rasyonel beklenti (RE) hipotezi varsayımiarına daha yakın ve destekleyici niteliktedir.
Enflasyon ataleti (inertia) katsayısı, M2 tanımına ait denklemde negatif Le
(L) Pt=- 0.0659, CR (currency) tanımına ait denklemde ise sıfırayakın c=
0.0162 bulunmuştur. Bu devrede fiyat (enflasyon) ataletinin (ınertia) önemli
olmadığı ve üç yıllık gecikmeli (Lagged) fiyat değişmelerinn cari enflasyon
oranı üzerinde rol oynamadığı görülmüştür. Diğer bir deyimle c katsayası
değerleri, her iki para tanımı nda, RE-MC hipetezin i doğrulamaktadır.
Ayrıca,
neminal toplam talepte beklenen değişmelerin Ey, katsayılarının birim veya birimden çok az farklı olması da, her iki para tanımında, sırasıyle
Eym = 1. i 98 ve Eyer= 1.035, RE-MC hipetezin i doğrulamakta ve fiyat ataletinin olmadığını ve toplam talepte beklenen değişmelere karşı enflasyon
oranı hızı aynı anda yaklaşık aynı oranda cevap verdiğini belirtmektedir.
Bu iki temel parametre katsayısı değerlerinin RE-MC. hipotezini kuvvetli
olarak teyit ettiğini söyleyebiliriz.
Toplam talepte beklenmeyen (unanticipeted) değişmelerin UY katsayıları
her iki para tanımında da sırasıyla UY = 1.063 ve UY = 1.028 birimden küçük çıkmaması nedeni ile RE-MC hipetezin i doğrulamadığı düşünülürse de,
bu katsayıların birimden çok az farklı olması nedeni ile RE-MEC hipozetini
43
aşırı ölçüde reddettiği söylenemez. Ancak analiz döneminde toplam talepte
beklenmeyen değişmelerinde fiyatlar (enflasyon) üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Attfield, Demery and Duck (1981) ingiltere ile ilgili araştırmasında
fiyat seviyesinin toplam talepte (parasal büyümede) hem beklenen hem de
beklenmiyen değişmelerden etkilenebileceğini işaret etmiştir (1 ).
Özet olarak üçer aylık devrelere göre analiz sonuçlarında iki temel değiş­
kenlerden birincisi L c(L}P 1 enflasyon ataıstinin (inertia) varlığnı ve Ey'de
toplam talepte beklenen değişmsierin tamamiyle fiyatlara yansımadığını belirterek NRH-GAP hipotezini doğrulamaktadır.
Yıllık
devrelere göre analiz sonuçlarına ise L. c(L)Pt enflasyon
ataıstinin
(iner-
tia) olmadığını ve Ey'deki değişmsierin aynı anda ve oranda fiyatlara tesir ettiğini belirterek RE-MC hipotezini doğrulamaktadır. Üçer aylık devrelere göre
NRH-GAP hipotezi sonuçları enflasyon hızının ancak tedrici olarak düşürüle­
bileceğini ortaya koymakta, buna mukabil yıllık devrelere göre elde edilen sonuçlar RE-MC hipotezlerinin teyidi, enflasyon oranı hızının kısa sürede (1-2
sene) nispeten sert önlemlerle de düşürülebileceğini belirtmektedir.
Üçer ayf1k devreler/e y1fltk devre/ere göre yap1fan ekonometrik analiz arasmdaki fark/1 sonuç, devreler arasmdaki fark, üçeraylik tahmini GSMH'daki istastiki hatalar ve aynca analiz devresindeki bazt ekonomik karartann etkisi
ile açikianabilir. Bu nedenle yıllık devreler itibariyle yapılan ampirik araştır­
ma sonuçlarının daha tutarlı ve sağlıklı olduğu söylenebilir. Ancak üçer aylık
devrelere ait ampirik sonuçlarda ihmal edilemez.
Bu nedenle enflasyon oranı hızının ani ve tedrici olarak düşürülmesinde uygulanacak anti-enflasyonuist politikada iki temel ortak nokta sözkonusudur .
. Birincisi, istikrar programına güvenirliliğinin (credibility) sağlanrrrası, ikincisi
ise enflasyon ataleti (inertia)'nın giderilmesidir.
Enflasyonist atalet (inertia) teorisinde, fiyatların geçici olarak dondurulmadı­
ğı veya kontrol edilmediği bir ekonomide, enflasyonun ve hatta kısa sürekli
beklentilerin saptanmasının fonksiyonel ilişkisi aşağıdaki tarzda belirtilir.
ıt= ıt 1 +f(E), f(O) =O,
n; cari enflasyon
ıt1:
f<o
oranı
enflasyonist ataletin (inertia) unsurları.ıt 1 enflasyonist atalet, geçmişteki
(1) Attifieıd, CLF, Demery.D.Duck N.W; Unanticipated Monetary Growth, Outputand The Price ıeveı: UK
1946-77. European Economic Rewiev, 1981, vol.16, s.367-385
44
birçok
larının
değişkenierin özellikle, geçmişteki enflasyon oranlarının, bütçe
ve ithalat fazlalıklarının vs. bir fonksiyonu olarak düşünülür.
E; arz (mal ve emek)
fazlası
açık­
(Excess Supply).
mekanizması
tam işlemediği ve fiyatların katı olduğu, yani fiyatların
çekilmesi sert, buna karşılık yükselmesi esnek ise 1t=ıt 1 olur. Yani
cari enflasyon oranı geçmişteki enflasyonist ataletin özdeşidir. Ancak mal
ve emek piyasasında arz fazlasının (Excess Supply) bulunması istisnai bir
durum teşkil eder.
Piyasa
aşağıya
Kısa
devrede, gerek fiyatların aşağı çekilmesinde ve gerekse mal ve emek
potansiyel arz fazlasındaki sertlik, mutlak fiyat seviyesinin aşa­
ğı çekilmesini engelleyen ve enflasyonist ataletin göstergesi olan başlıca
faktördür. Bu durumda arz fazlası olmasına rağmen enflasyonun devamının
veya varlığının kombinezonu stagflasyon olayının belirtisidir.
piyasasında
incelediğimiz her iki hipetezin varsayımlarında enflasyon oranının ani veya
enflasyon hızı oranının şiddeti ve niteliğindeki, yuyüksek, kronik ve hiperenflasyon gibi, farklar enflasyon oranının düşürülmesinde ve enflasyonist ataletin veya süre durumunun giderilmesinde
önemli rol oynar.
tedrici
düşürülmesinde
muşak,
Enflasyon oram üçlü katlamalt bir tasnife tabi tutulmast halinde, düşük1 dijit
enflasyon hızı oranı (% 1-9) iki kronik veya 3 dijit enflasyondan farklıdır. Üç
dijit enflasyon ise hiper enflasyondan farklıdır. Ayrıca enflasyon sürecinde
endeksleme mekanizmasının uygulanıp uygulanmaması da önemlidir.
Düşük 1 dijit enflasyon oranı sürecinde endeksleme mekanizmasına ihtiyaç
duyulmaz. Kronik ve hiper enflasyonda endeksleme mekanizması uygulanması halinde, kronik efiasyon sürecinde geçmişteki endeksleme şartlarının
geniş ölçüde yaygınlaşmış ve sertlemiş olması nedeni ile, anti-enflasyonist
önlemlere rağmen, kronik enflasyonun düşürülmesi güçleşmektedir. Zira
kronik enflasyon sürecinde enflasyon (fiat) ataletinin (inertia) çok sert olduğu ve adeta kemikleştiği görülmüştür. Hiper enflasyonun kısa sürede ani ve
süratle düşürülmesi şansı kronik enflasyona nazaran daha fazladır.
Kronik enflasyon oranı tanımının 5 yıliık enflasyon oranının ortalama %50'in
üzerinde olduğu varsayımında, Türkiye'de 1985-1989 devresinde enflasyon
oranının beş yıllık ortalaması GSMH deflatöre göre %50.1, DiE tÜketici endeksine göre ise %51.7 olması nedeni ile Türkiye'de enflasyonun "kronik
enflasyon" niteliğinde olduğu söylenebilir.
Anti-enflasyonist programda enflasyonun tedrici düşürülmesi (NRH-GAP)
modelinde enflasyonist ataletin-süre durum (inertia) giderilmesini öncelik
45
kazanır. Enflasyon ani ve sert önlemlerle düşürülmesi halinde ise, RE-MC
modelinde, Güvenilirlik (Credibility) hipotezi önemlidir (Sargent 1983).
Ancak, enflasyon sürecinde anti-enflasyonisı politikada, RE-MC modelinin
Güveniriilik şartı ile, NRH-GAP modelinin enflasyonist ataletin (inertia) giderilmesi şartı birbiri ile bağdaşabilir. (Fellner 1979). Bir istikrar progarnında,
enflasyon ister ani ister tedrici düşürülmesi öngörülmüş olsun, her iki şartın
güveniriilik ilkesinin temini ve enflasyonisı atalatin (inertia) giderilmesi, aynı
ölçüde sağlanması gereklidir. NRH-GAP modeli taraftarları da, "Güvenilirlilik" şartının bilhassa "enflasyonist ataletin (inertia) oluşmasında rol oynayan
halkın davranışının değiştirilmesinde "Güvenilirlik" politikasının büyük ölçüde
etkisi olacağını kabul ederler (Gordon 1983).
Kronik enflasyon sürecinde, "Güvenilirlik" (Credibility) şartı tek başına yeterli
değildir. Enflasyonist ataletin (inertia) iki veya üç dijit safhasında Güvenilirliğin yeterli olmadrğı görülmüştür. Brezilya örneği. (Arida and Lara-Resenda
1985).(1)
Kronik enflasyon sürecinde endeksleme sisteminin uygulanmaması halinde,
enflasyon oranı hızının daha kolaylıkla düşürülmesi olanağı vardır.
Ekonomi teorileri enflasyon oram h1zmm düşürülmesinde yumuşak tedrici
veya ani sert politikalarm seçimi hususunda her ne kadar aç1k ve şüpheye
yer vermeyen bir yol göstermekten uzak olmakla beraber, Türkiye ile ilgili
ampirik sonuçlara dayanarak Türkiye'deki kronik enflasyon oranının nispeten sert ve güvenilir para ve maliye politikasını içeren bir istikrar programı ile
kısa sürede (2-3 yıl) nispi bir üretim ve istihdam maliyeti pahasına, düşürül­
mesi olanağı vardır. Şüphesiz en önemli nokta enflasyon ile desenflasyonun ekonomik alternatif maliyetinin saptanmas1d1r.
1968-1986 yıllık ekonometrik analiz sonucu Türkiye'de toplam talepte beklenen sistematik değişmalerin üretim üzerinde kısa devrede etkili olmadığı,
aksine fiyatlar üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, sınırlayıcı
bir para ve maliye politikasında toplam talepteki beklenen sistematik bir
azalışın üretim üzerindeki menfi etkisinin az fakat fiyatların düşmesinde daha çok etkisi olacağı söylenebilir.
·
Toplam talebin potansiyel açıklayıcı değişkeni olarak kullanılan para arzın­
daki beklenen ve beklenmiyer. değişmalerin reel değişkenler üzerindeki etkisi ile ilgili olarak yapılan ampirik araştırmalarda, Türkiye'de(2) parasal bü(1) Arida P. and, A. Lara-Resande, lnertia lnflatıon and Monetary Reform: Brazil('in ınflation and lndexation, ed.by John
Williamson (Cambridgi, Massachussets; MIT Press for the Institute for lnternatıonl Economies, 1985.s.27-45
(2) Abaan, Ernur. D. Parasal Şok ve Reel Ekonomik Etkinlik O.D.T.Ü. Gelişme Dergisi. 14 (3). 1987. S. 271-282.
Çarko!)lu, Ali, Rational expectations, The Natural Rate Hypothesis and The Stabilisation Policy Debata. A Test for
Turkish Economy. B.A. Bo!)aziçini Üniversity, 1988 (Unpublished.)
46
yümede beklenen sistematik değişmalerin kısa-devrede üretim üzerinde etkili olmadığı, aksine parasal büyümüde beklenmeyen değişmsierin veya parasa:ı şokların (Money surprise) reel değişkenler (üretim) üzerinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer
bir deyimle para
arzında
beklenmJyen
değişmelerte
reel
değişkenler
arasındaki ilişkilerin Rasyonel Beklenti
(RE-MC) modelinin varsayımlarını te-.
yit ettiği belirtilmiştir.
·
·
·
Sonuç olarak ancakradikal güver:ımr bir iSt~krar programı çerçevesinde ciddi
para ve maliye ve gelir politikalan ile entta.syon hızı kısa sürede düşürülebir
.
.ır.
Modele Ait
Açıklamalar
.
Ampirikaraştırma sonuçlarını yorurrila,rken her ikf.model veya hipetezin niteliği
ile ilgili ve teorik ola,rak da tartttışan
rar vardır.
bazı
önemli
noktaları
belirtmekte ya-
1. Neminal toplam talebin (GSMH veya para,arzı) ·~eklenen (anticipated) ve
beklenmeyen (unanticipated) değişmeler olarak ayınma tabi tutulmasının
gerek teorik ve gerekse ampirik açıdanoldukça kritik bir ayırım olduğu ileri
sürülür.
2. Modelde toplam talepteki "Nominal GSMH'daki büyüme ve değişmeleri n
egzojen olduğu varsayımına göre hipotezler test edilmiştir.
3. Model, ekonomi politikaları (para ve ryı,aiiye} stratejilerindeki "Güvenilirlik
(Credibility) değişmelerini test edememektedir.
4 . Modelde tek denklem tahmini metodu kHanılmıştır. Diğer bir deyimle, simültane denklem metodu kullanılması hafindeki Çapraz-denklem sınırlamaları saptanmamıştir.
·
·
5. Etüdümüzde, teorik hipotezlerin geçerlüiğini saptamak üzere yaptığımız
ampirik-ekonometrik araştırma kuşkusuz bazı tenkitleri içermesi doğaldır.
Zira, ihtimali küçük örnek veya denemeler için teorilere dayanarak yapılmış
ampirik araştırma sonuçlarının, istatistiki veya ekonometrik anlamı parametrelerin katsayılarının, sıfıra, birime eşit veya birimden küçük ve büyük olması, iktisatçılara her zaman ekonomik-teorik olarak fazla anlamlı geldiği söylenemez. Bu nedenle yaptığımız araştırmasonuçlarının bir deneme ve atılım
niteliğinde olduğu gözönünde tutularak sonuçlann ihtiyatla yorumlanmasını
belirtmek isteriz.
'
... ·
47
VII. BAZI GELiŞMEKTE OLAN ÜLEKLERE AiT AMPiRiK ARAŞTIRMA
BULGULARI
Neminal toplam talepte beklenen ve beklenmeyen değişmelere karşı enflasyon oranı hızının duyarlılığına ait Rasyonel beklentiler ve Doğal oran hipotezlerinin etkileri ile ilgili 13 ülket 1 ı üzerinde yapılmış olan ampirik araştır­
ma (Chopra A. 1985) sonuçları, Türkiye için yaptığımız ampirik araştırma
sonuçları ile karşılaştırılması amacı ile aşağıda kısaca belirtilmiştir.
1
P =c (L) P1. 1 + d0 EY1 + d 1 UY1 +d 2 1og 0 1_1+ d3 PM +U
1. Enflasyon denkleminde, düzeltilme (adjustment)
katsayısının_sieterminas­
yonu
her iki yaklaşım içinde 13 ülkede anlamlı çıkmış ve R2 en düşük
0,76 Kore ve en yüksek 0.99 israli olmak üzere bu iki rakam arasında sıra­
(R 2 )
lanmıştır.
2. UY1 neminal talepte (GSMH) beklenmeyen değişmenin katsayısı Brezilya, Malezya ve Portekiz ülkeleri dışında diğer 1O ülkede anlamlı çıkmıştır.
d0 (UY\) katsayısı, Brezilya 0,379 (2.095), Malezya 0,071 (1, 154), Portekiz
- 0,079 (0,393) dır.
3. Gecikmeli üretim oranı d (01_1 ) katsayısı sadece Brezilya 0,381 (2,713),
Hindistan 0,912 (7, 116), Portekiz 0,220 (2,636), Kore O, 168 (1 ,856) ülkeleri
için anlamlı çıkmıştır.
4. Arz şokunu yansıtan ithalat fiyatları katsayısı ise sadeceKolombiya 0,094
(2,953). israil 0,002 (0, 124), Filipin 0,008 {0,307), Türkiye 0,073 (2,341) olmak üzere dört ülke için anlamsız çıktığı görülmüştür.
5. Enflasyon oranının tayininde fiyat ataletinin (inertia) rolünü yansıtan geçmişteki enflasyon oranları toplamı katsayısı (P 1-ı), Brezilya 0,616 (4.219),
Yunanistan 0,291 (2,049), Hindistan 0,559 (5,036), israil 0,465 (3,633), Malezya 0,394 (3, 152) ve Portekiz 0,774 (5,263) ülkeleri için pozitif ve sıfırdan
büyük çıkmıştır. Bu ülkelerde geçmişteki enflasyon. oranının (inertia) cari
enflasyon oranının tayininde önemini göstermektedir.
6- Neminal toplam taleple beklenen değişme (EY) katsayısı, Brezilya 0,033
(3,381 ), Kolombiya 0,681 (2,874), Hindistan O, 186 (5,056), israil 0,708
(2,496), Malezya 0,257 (6,350), Meksika 0,752 (2,084), Filipin 1,344
(1) Brezilya, Kolombiya, Hindistan, Yunanistan, lsrail, Kore Cumhuriyeti, Malezya, Meksika, Peru, Filipin,
Portekiz, Taylan, Türkiye
(
48
) Içindeki sayılar, ı. statistictir.
(2, 137}, Portekiz - 0,099 (5,414) ve Tayland 0,661 (7, 776) olmak üzere
1'den farklı çıkmıştır. Bu ülkelerde Taylan, Meksika ve Filipin dışında, fiyat
ataleti (inertia) varsayımı da anlamlı olduğundan fiyatlarının tedrici düzeltil- ·
mesi hipotezinin bu ülkeler için geçerli olduğu söylenebilir.
Ampirik araştırma sonuçlarına göre 13 ülkenin hangilerinde, farklı iki yaklaşım hipotezlerinin geçerli olduğunu aşağıdaki şekilde belirtebiliriz.
A- Fiyatların Tedrici Düzeltilmesi yaklaşımı hipotezlerinin;
( Ic = P1_1 >0 ve do= EY <1 ) geçerli olduğu ülkeler; israil, Brezilya, Kolombiya, Hindistan, Malezya ve Portekiz'dir.
Bu ülkelerde; a) Geçmişteki enflasyon oranlarının (fiyatların) cari enflasyon
oranı üzerinde etkili olduğu ve fiyat ataleti (inertia) nın önemli rol oynadığı
görülmüştür.
b) Ey< 1'den küçük olması da bu ülkelerde fiyatların nom inal toplam talepte
beklenen değişmelerle aynı anda ve oranda artmadığını göstermiştir.
B- Rasyonel bekleyiş y~klaşımı hipotezlerin, Ic = P1_1 =O ve do EY= 1 geçerli olduğu ülkeler ise, Kore Cumhuriyeti, Peru ve Türkiye'dir.
Bu ülkelerde, rasyonel bekleyiş modelinin, politika etkisizliği (policyıneffectivness) hipotezi, yani enflasyon oranının neminal toplam talepte beklenen değişmelere aynı anda ve eşit oranda cevap verdiği olayının geçerli
olduğu görülmüştür.
Ayrıca, geçmişteki
enflasyon oranının cari enflasyon oranı üzerinde fazla etkili olmadığı görülmüştür.
·
·C- iki yaklaşım hipotezlerinin de çelişkili olarak gerçekleştiği ( I c= P1_1 = O
d0 = Ey <1) ülkeler ise,
i- Meksika, Filipin ve
Tayland'dır.
Bu ülkelerde geçmişteki enflasyon oranının katsayıları Rasyonel Bekleyiş
Modelinin hipotezini doğrulamış, halbuki toplam neminal talepte beklenen
değişmeler katsayısı, Fiyatların Tedrici Düzeltilmesi hipotezini doğrulamıştır.
ii- Ic = P1_1> O ve d0 Ey= 1 katsayılarıdaki çelişki ise Yunanistan'da gerçekleşmiştir.
Enflasyon oranı üzerindeki geçmişteki enflasyon oranlarının etkisi sıfırdan
büyük olarak çıkmış ve fiyatların tedrici düşürülmesi hipotezini doğrulamıştır.
Buna mukabil neminal toplam talepteki beklenen değişmalerin fiyatlar üzerindeki etkisi Rasyonel Bekleyiş hipotezini teyit etmiştir.
49
VIII. 1 VE 2 NCi BÖLÜMLERiN DEGERLENDiRiLMESi
Ampirik araştırma sonuçlarına dayanarak enflasyon hızının tedrici olarak veya sert şok tedbirlerle düşürülmesine ait yaklaşımlan arasında bir tercih yaparak nihai sonuca varmak oldukça güçtür. Buna rağmen araştırma sonuçları aşağıdaki şekilde değerlendirilebilinir.
ülkelerin çoğunda fiyat ataletinn (inertia) varlığı, antitalep poltikası önceden tahmin edilmiş olsa dahi, enflasyonun
fiyat ataleti (inertia) nedeni ile devam edebileceğini göstermektedir.
i-
Araştırma yapılan
enflasyonıst
2- Enflasyon oranının düzeltilme (düşürülme) hızı ani olmaktan çok tedrici
olabilmesi halinde enflasyon kontrolünün, talep düşmesi nedeni ile, üretim
azalması maliyeti ile gerçekleşebilir.
yaklaşımın geçerli olduğu ülkelerde de, antiüretim maliyetinin sıfır olacağı iddia edilmemektedir.
Zira, bu yaklaşımın geçerli olduğu ülkelerde dahi fiyat ataletinin (inertia) rolünün veya etkisinin nül olduğu iddia edilemez. Bu etki az da olsa sözkonusudur.
3- Rasyonel
Bekleyiş
enflasyonıst politikanın
4- Enflasyonun kontrolünde ve hızının düşürülmesinde politika otoriteleri fiyat ataleti nedeni ile kısa devrede üretim azalışının bertaraf edilmesinin
güçlüğünü benimsemeli, gereken alternatif önlemleri almalıdır.
5- Enflasyon kontrolünde temel ögenin neminal toplam talebin (GSMH veya
Para Arz ı) büyüme oranının düşürülmesidir.
6- Enflasyonun nitelikleri de, enflasyon hızının düşürülmesinde etkili olabilmektedir. Örneğin, yumuşak ve hatta hiper enflasyonu durdurmak veya hız­
larını düşürmek kronik enflasyonun hızını düşürmekten daha kolaydır. Zira
kronik enflasyon hallerinde fiyat ataleti (inertia) veya yapışkanlığı çok derin
olarak kemikleşmiştir.
7- Enflasyon hızının düşürülmesi sürecinde fiyat ataletinin giderilmesi ve
üretim kaybının azaltılması ancak hükümetin uyguladığı anti-enflasyonisi
politika ve programına GÜVENiALiLiK yaratmakla mümkündür. Ancak güvenirlilik zorunlu bir şart olmakla beraber, fiyat ataletinin, azaltılmasında yeterli değlidir. Zira enflasyon beklentisinin yerini desenflasyon beklentisi almış
olsa dahi ani-desenflasyonların durgunluğa neden oldukları
görülmektedir. Toplam talepte, özeilikle para arzındaki büyümenin tedrici ve
devamlı düşürüleceği beklentisinin reel üretim büyümesi üzerinde daha az
yıkıcı etkileri olabileceği ve bu nedenle daha uygun bir politika olabileceği
de düşünebilinir.
50
Ancak, tedrici bir anti-enf!asyonist talep politikasmda en kntik nokta, ha/km
ve iş aleminin bu politikaya güvenirliliği sorunudur. Enflasyon h1zmm tedrici
düşürülmesi politikast uygulamanm ilk aşamasmda ciddi problemler yaratmaktadtr. En önemli problemler anti-enflasyonist politikamn devamltltğmm
inandmct olmastdtr. Belli bir süre içinde enflasyon hızının tedrici düşürülme­
sinde, hükümetin bütçe açıkları ve para arzı artışı ve diğer nedenlerle toplam talep azaltılması politikasından sapmaları, enflasyon hızının tedrici düşürüleceği
inancının
yitirilmesine ve anti-enflasyonist politikasının
başarısızlığına neden olur. Bu olay birçok Latin Amerika ülkelerinde görülmüştür. Bu nedenle, enflasyon htzmm şok tedbirlerle ani ve daha ktsa süre
içinde düşürülmesi politikasmda inandmctlık ve Güvenirlik tesisi daha kuvvetli ve yaygm olabilmekte ve daha çabuk başanit sonuçlar almabilmektedir
(israil, Pakistan örneği).
Zira tedrici ekonomik tedbirler ekseriya başJangtea veya geriye dönüş (reversibile) niteliğine haizdirler. Bu nedenle daha az güven verici ve inandmCidtrlar.
Enflasyon hızını ani veya tedrici düşürülmesi politikalarının her ikisinde temel sorunlar, i) uygulanan politikaya güvenirliğin ve inandırıcılığın sağlan­
ması, ii) Fiyat ataletinin (inertia) indirilmesi ve giderilmesidir. Ancak bu suretle halkın ve iş aleminin fiyat artışı beklentisi (enflasyonist beklenti), odak
noktaları ve lobiler yok edilir. Bu da enflasyonla mücadelede en önemli sorundur.
Toplam neminal talebin azaltılması ile üretimin düşmesi arasında zorunlu bir
illiyet ilişkisi de her zaman sözkonusu değildir. Toplam neminal talep azalmasına rağmen üretim artışı gerekli koşullarda sağlanabilir. Enflasyon içinde durgunluğun maliyeti, deflasyonun maliyetinden daha yüksektir. Deflasyonist bir konjoktürden ekonominin, canlanma veya gelişme safhasına
geçme şansı daha fazladır. Enflasyonla mücadele, kararlt, inandmc1 ve !Srarli bir politika uygulanmasi, bireyler ve ekonmik kurumlar arasmda uz/aş­
ina (concttnsus) ve karşlftklt ve eşit özveri koşullarmt içerir. Enflasyon süresinde, gelir dağılımı bozulması nedeni ile geçici olarak bir zümre lehine
yaratılan yapay refahtan vazgeçme özverisinde bulunulması, deflasyonist
politikanın gerektirdiği fedakarlığın ekonomik ajan ve bireyler arasında eşit
olarak paylaşılması enflasyonla mücadelenin başarı şansının zorunlu koşu­
ludur. Kararli ve sürekli büyümenin teşvik edici unsuru enflasyon olmadtğt
gibi, enflasyon büyümenin de bir sonucu değildir.
Anti-enflasyonist politikada temel sorun toplam neminal talebin devamlı
azaltılmasına, enflasyon oranı hızının ne ölçüde ve şekilde duyarlı olmasıdır.
Toplam talebin azaltılmasının enflasyon oranı hızında düşme ile üretim azal-
51
ması arasına payiaşıiacağı hakkında yaygın
fikir de pek geçerli
değildir.
Neminal toplam talepdeki azalışiara karşı enflasyonun düşürülmesi süreci
kısmi ve yavaş ise ve fiyat sisteminde, kısa devrede, atalet mevcutsa bu durumda neminal toplam talepteki kısıtlamalar enflasyon hızının düşmesinden
çok üretimin azalmasına neden olabilir.
Eğer neminal toplam talepteki beklenen değişmelere enflasyon oranı hızla
ve tam olarak uyabiliyorsa, bu durumda üretim toplam talebin kısıtlanması
politikasından tecrit edilmiş olacak ve üretimde önemli bir azalış meydana
gelmeyecektir. Karar otorite/erin, toplam nominal talep değişmeleri ile enflasyon oram h1z1 arasmdaki duyarlilik probleminin, anti-enflasyonist politikamn başarrsmda incelenmesi gereken temel sorun olduğunu unutmama/an
gerekir.
52
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
IX. PARASAL BÜYÜMENiN HlZLI VEYA YAVAŞ DÜŞÜRÜLMESiNiN
ENFLASYON HlZlNA ETKiLERi VE POLiTiKA ÖNERiLERi
Enflasyon hızı ile parasal büyüme arasındaki
nun parasal bir olay olduğu olgusuna dayanır.
ilişki
özellikle talep enflasyo-
Parasal olmayan faktörlerde, örneğin ücret yükselişleri, ithalat fiyatları artışı,
cari işlemler bilançosu açıkları, döviz kuru değişmeleri ile diğer yapısal faktörler, tasarruf-yatırım açığı, üretim darboğazı vs. gibi fiyat artışlarına neden
olabilir. Parasal olmayan faktörlerden ileri gelen enflasyonun kontrolü uygun fiskal, döviz kuru, gelir politikası ve yapısal reformlarla kontrol edilebilir.
Ancak enflasyon sürecinin ( talep enflasyonun) temelde parasal bir karakteri içerdiğinin ekonomistlerce yaygın olarak kabul edildiği düşüncesi ve hipotezi karşısında enflasyon hızının kontrolünün başlıca enstrümanı şüphesiz
para politikasıdır.
Para otoritelerinin politika hedefi, enflasyon oranının, parasal büyürnede yaratılan ani şoklarla hızlı olarak veya yumuşak şoklarla tedrici-yavaş bir şekil­
de düşürülmesinin reel ekonomik alternatif maliyetlerini ve fiyat, döviz kuru,
faiz gibi parametreler ile üretim üzerindeki etkilerini gözönüne alarak bir seçim yapmaktır.
Özellikle 1975 yılından sonra "Rasyonel Beklentiler" (Rasyonel Expectation)
modeli etkisinde, beklenen ve beklenmeyen parasal büyüme ayırımı yapıla­
rak beklenmeyen parasal büyümenin üretime, beklenen parasal büyümenin
ise sadece fiyatlara tesir ettiği hipotezi, para politikası ve enflasyon kontrolünde yeni politika önerileri ortaya çıkarmıştır.
Ayrıca
özel sektör ekonomik bireyleri (ajanları), para otoritelerinin ifşa edilmiş politika davranışlarını beklenen parasal büyümenin yansıttığı bir tarzda,
rasyonel beklentilerini oluştururlar. Bu nedenle enflasyon hızının düşürülme­
sinde, istikrar programı önlemlerinin parasal büyüme beklentilerini etkileyip
etkilernemesinin önemli rol oynadığı kabul edilmektedir.
Para otoriteleri parasal büyüme oranını azaltarak ve özel sektör ekonomik
bireylerine bu azalışın sürekli ve uzun süre devam edeceğine güven vererek üretim ve istihdamda az bir azalış maliyeti ile enflasyon hızını kısa sürede (1-2 yıl) düşürebilirler.
53
A. Parasal Büyümedeki Yavaş Ve Hızlı Değişmeleri n Fiyat, Faiz, Üretim
Ve Döviz Kuruna Etkilerı
Parasal büyümenin hızlı düşürülmesi, parasal büyüme oranının 1-2 yıl içinde, reel GSMH büyüme oranı (Yr) ile hedef fiyat istikrarı oranının (ıt) toplamına eşit seviyeye indirilmesi, (M= Yr + 1t) yavaş düşürülmesi ise 5yıl için-·
de sözkonusu seviyeye indirilmesi olarak tanımlanır.
Parasal büyümenin hızlı ve yavaş düşürülmesinin fiyat (enflasyon) üretim,
faiz ve döviz kuru üzerindeki etkileri, parasal büyümedeki değişmelerden
halkın beklentilerinin etkilenmesi, yani positif olması veya etkilenmemesi
negatif olmasına göre farklılaşmaktadır.
1. Parasal Büyümenin
Yavaş Düşürülmesi
Parasal büyüme hızının yavaş düşürülmesinin genellikle, enflasyon ve üretim üzerindeki etkisi hafif oluyor ve enflasyon oranı hızının düşürülmesi birçok yıllara yayılıyor.
a. Parasal programda ön@örülen parasal büyümenin azalışına ait halkın
beklentileri değişmemiş ise; positif değilse.;
b. Cari parasal büyüme oranındaki azalış, gerek ·kısa sürede (1-2 yıl) gerek
uzun sürede (4-5 yıl) h~nı beklenen enflasyon oranı he111de cari enflasyon
oranı üzerinde fazla etkiliolmuyor, enflasyon oranı hızla düşmüyor ve üre- '
tim seviyesi de değişmiyor.
Çünkü, parasal
büyümed~ki yavaş azalış;.
a. Reel para stokunun ·azalmasına neden olur. Fakat bu azalış tedrici olu-·
yor.
b. Kısa ve uzun vadeli faiz oranlarındaki yükseliş (para arzı azalışı nedeni
ile) çok hafif oluyor. Çünkü hatkm enflasyonist beklentileri değişmiyor. Bu
nedenle de enflasyon oranı yüksek olarak devam edebiliyor. Enflasyonun
devamı sadece beklentiJe:rif1 düzelmediğinden ileri gelmemektedir.
c. Çünkü, parasal büyQm~e öngörülen azalma mal ve emek piyasasında
hızla munzam arz ı yaratmakta da etkili olamamaktadır.
d. Kısa ve özellikle uzun vadeli faizOranının fazla yükselmarnesi yatırımların
fazla değişmemesine (azaımamasma) neden oluyor. Bu nedenle de reel
·
üretim büyüme oranı az veya ç~k sabit.kalabiliyor. .
e. Döviz kuruna gelince, pwasal büyümenin hafif düşürülmesinde kısa' vadeli faiz oranı, beklene;nenflıa,syon oranı ve cari enflasyon oranından.fazla .
etkilenmedikleri için, Döviz. kuru da nominal ve reel olarak fazla değişmiyor. ,
6. Parasal büyümenin ıedrici düşürülmesi halinde pe şüphesiz para arzf
uzun vadeli faiz .or~nır;ıry(lkseltiyor ve· cari reel milli gelir veya üretim,
azalışı,
1.-
ı ,~
54
<';
''
ile reel potansiyel milli gelir (üretim) arasındaki farkın yükselmesine ve enflasyon oranının nispeten düşmesine neden oluyor. Üretim azalması nedeni
ile cari işlemler bilançosu muhtemelen fazlalık veriyor. Kısa vadeli faiz oranı
yükselişi reel döviz kurunun, artmasına (Ülke parasının değer kazanması na)
neden oluyor. Ancak bu süreç büyük ölçüde yavaş ceryan ediyor. Yaklaşık
beş yıliık bir devreyi içeriyor. Yapılan bir ampirik araştırmada enflasyon oranı üçer aylık devreler (quarterly) itibariyle %0.5 düşüyor. Buna mukabil reel
ve potansiyel GSMH açığı %2 oranında artıyor. (J.Artus, 1981 Alamanya örneği)
(1)
f. Parasal büyümenin tedrici düşürülmesinde negatif parasal şoklar oranı
küçük ve uzun devreye (4-5 yıl) yayılır. Bu negatif şoklar (Temel Para veya
Para arzının düşürülmesi oranları) yıllık bir hedef olarak seçilir ve üçer aylık
devrelere (Quaterly) göre uygulanır. Para arzının düşürülmesinde ilk negatif
şok nispeten yüksek, onu takip eden şoklar ise küçük oranda yapılır. Arzu
edilen fiyat istikrarı seviyesine veya kararlı (Steady-state) dengesel parasal
büyüme seviyesine ulaşıldıktan sonra enflasyonist beklentilerin giderilmesi
halinde dengesel positif parasal büyüme sözkonusu olabilir.
Parasal büyümenin tedrici düşürülmesi halinde enflasyon oranı yavaş olarak düşmekte ve başlangıçta, enflasyon oranı hızlarının seyri parasal negatif
şok oranlanndan daha büyük olmaktadır.
Enflasyon
oranının
aşağıdaki şekil
tedrici düşürülmesinde parasal büyümenin
(1 ) de belirtilmiştir.
yaklaşık
seyri
ŞEKiL 1.
Parasal Büyüme Oranı
Enflasyon
-1
o
Zaman
(1) -ileri sanayileşmiş ülkelerde parasal büyümenin, beklentilerin ajüste olmadığı hallerde, düşürülme oranı %9-1 O, beklentilerin ajuste yani positif olduğu varsayımında %5 olarak tahmin edilmiştir. Bu ülkelerde %3-4'ü aşan fiyat artışı yüksek enflasyon olarak kabul edilir.
55
Para otoritelerinin enflasyon oranının %1 O' dan
içinde) düşürülmesi öngörülmüştür.
sıfıra
tedrici olarak (1-5
yıl
Bu durumda gerekli para politikası şekil 1'de belirtilmiştir. Para otoritelerinin
enflasyon oranının %1 O olduğu to devresinde nispeten kuvvetli bir negatif
parasal şok uygulamaları zorunludur. Bilahare, belli bir zaman devresi içinde t 1 den sonra, bir seri küçük parasal şoklara, enflasyon oranının arzu edilen seviyeye (sıfıra) ulaşıncayakadar devam etmek zorundadırlar. t* noktasında para arzı, negatif şokun reel balans üzerindeki etkisini düzeltmek için
artırılır. Böylece, enflasyon oranı ile parasal değişme oranının eşitliği sağla­
nır. Enflasyon oranının yavaş düşürülmeside bir seri parasal şoklar belli zaman süresine yaygınlaştırılarak uygulanır.
2. Parasal Büyümenin Sert Veya
Hızlı Düşürülmesi
Parasal programda, parasal büyümenin ani düşürülmesi için seçilen hedefe
ekonomik ajanların beklentilerinin tam olarak intibak etmesi varsayıniında;
Enflasyon oranı süratle düşüyor. Fakat üretimde azalabiliyor.
Bunun nedenleri:
i- Parasal büyümenin süratla azalışı ile öngörülen (anticipated) likidite darlığı meydana gelmektedir.
· ii- Likidite
darlığı
rı başlangıçta
sebebi ile uzun ve kısa vadeli neminal faiz oranlayükselir. Uzun süreli enflasyon beklentileri ise hız­
la düşmektedir.
iii- Uzun vadeli reel faiz oranının başlangıçta yükselmesi
dolayısıyle üretimin azalışınaneden olabilir.
yatırımın
iv- Toplam talep daralışı ve üretim açığı, enflasyonist beklentilerin
düşüşünü kuvvetlendirmekte ve deflatör olarak enflasyon hızı­
nın azalmasına neden olur.
v-Diğer
yandan, enflasyon hızının azalışı, kısa vadeli reel faiz oranı
beklentilerinin yükselmesine ve böylece kısa-vadeli enflasyonist
beklentilerinin de düşmesine neden olur.
vi- Faiz oranlarının artışı, neminal ve reel döviz kurunu yükseltir.
Para değer kazanır bu ise, enflasyon oranının (deflatör olarak)
düşmesini hızlandırır.
56
Döviz kurunun yükselmesi, hacim olarak ihracat/ithalat
neden olabilir.
oranının düşmesine
Döviz kuru yükselişinin, Ülke parasının değer kazanması, enflasyon deflatörünün düşmesini sağlaması için a) ithalat fiyatlarının GSMH deflatörü üzerinde fazla etkili olmaması, b) Dış ticaret fiyat esnekliklerinin üretim üzerinde
etkili olabilecek şekilde yeterli ölçüde büyük olmaması şartlarına bağlıdır.
Kısa ve uzun vadeli reel faiz oranlarının yükselişinin yatırım dolayısıyle üretim üzerindeki negatif etkisine mukabil pozitif etkileri de sözkonusudur.
i- Yüksek reel faiz,
mal arzı yaratır.
stokların
eritilmesine neden olarak bir munzam
ii- Döviz kurunun aşırı dalgalanmalarını engeller ve döviz kurunun
çok dar sınırlar içinde yaklaşık sabit kur biçiminde istikrarını sağ­
lıyarak devalüasyon spekülasyonlarını önleyebilir.
iii- Bütçe açıklarının yetersiz ölçüde
ni de telafi eder.
iv-
Kısa
vadeli
dış
sermaye
azaltılmasının
olumsuz etkileri-
girişini sağlar.
Para arzının endojen olarak tayin edildiği ve yetersiz monetisazyon sisteminde desenflasyon politikası sürecinde yüksek reel faiz oranı genellikle
devlet politika stratejisi olarak, yüksek enflasyona maruz kalan ülkelerde
(israil1982, Arjantin-Austral plan 1967-70) kullanılmıştır.
v- Parasal büyürnede ani ve sert azalışın (temel parada yapılan
şok) neminal faiz oranını düşürdüğü (Fama ve Gibbsons 1980)
hipotezi geçerli değildir. (John. H. Makin 1982). Ancak negatif
parasal şokun aynı anda ve oranda enflasyonist beklentileri
azaltmast halinde ktsa vadeli nominal faiz orant düşüyor. Aksi
halde neminal faiz oranı reel faiz oranındaki yükselişe parale~
geçici olarak da olsa yükselebiliyor.
vi- Cari veya beklenen bütçe
talebi, parasal büyürnede
faize neden olur.
açığının
şok
bir
yüksek
olması
ve fazla kredi
yüksek
azalışa rağmen, aşırı
ve beklenen enflasyon, beklenen faiz oranı ile ters
Buna karşılık kredi talebinin gayri safi milli hasılaya
reel faiz ile pozitif olarak ilişkilidir (John H. Makin 1982).
vii- Parasal
şok
ilişkilidir.
oranı,
57
Parasal büyümenin
hızla düşürülmesi,
beklentilerin intibak etmesi ve bütçe
açıklannın azaltılması politikası ile birlikte enflasyonun hızla düşmesine neden oluyor. Enflasyonun hızla düşmesinin üretim üzerindeki olumsuz etkisi,
başlangıçta büyük olabilmekte ise de bu kısa-süre devam etmektedir. Zira
üretim, enflasyonun arzu edilen düşük seviyesinden, yeniden eski seviyesine veya daha yüksek bir seviyeye ulaşabiliyor.
Enflasyon oranının hızla düşürülmesinin üretim üzerindeki negatif etkisi ve
üretimin yeni hedef fiyat seviyesinde tekrardan artış süresi ülkelere ve enflasyonun şiddet ve niteliklerine göre farklılaşıyor. Bazı ampirik araştırmalar­
da% 1 enflasyon oranında azalma GSMH'da 4 bir azalışa neden olduğu ve
üretimin yeniden artışının 3-5 yıl sonra başladığı ileri sürülür (Okun 1978).
Enflasyonun ani düşürülmesi halinde parasal büyümenin zaman içindeki
seyri aşağıdaki şekil (2) 'de gösterilmiştir.
ŞEKiL 2.
10
ı------.
o
Enflasyon
-1 o
Zaman
Şekil2'de sıfır
enflasyon oranı hedefine ulaşmak için parasal büyümenin ani
olarak negatif (% 1O) düşürülmesi varsayımında parasal büyümenin
seyri gösterilmiştir. ta devresinde enflasyon oranının sıfır olması için negatif
parasal şok (negatif şok enflasyon hedef oranından daha fazla düşürülmekşok
58
te) - % 1O düşürülmekte. Bu başlangıç şokundan sonra, para otoriteleri negatif parasal şok'un t 1 devresinde sıfıra ulaşıncaya kadar (hedef enflasyon
oranı)artırabilir. Para otoriteleri parasal büyürneyi r noktasına kadar,negatif
parasal şoku tevazun ettirmek amacı ile devam ettirebilir. Bilahare parasal
büyüme oranı, hedef sıfır enflasyon oranına eşit olacak tarzda, sıfıra indirilir.
Enflasyon oram {t0 ) indirifdiğ inde, enffasyonist beklentiler tedrici olarak düş­
mekte ve enflasyonun sabit bir oranda stabilize olduktan sonra da entlasyonist beklentiler azalmaya devam etmektedir. Böylece, enflasyonist beklentiler bağtmstz olarak fiyat düşüşlerini sağlamaktadtr.
Enflasyon oranının hızla kısa devrede düşürülmesi hedef seçilmesinde, negatif parasal şok politikası, diğer anti enflasyonist politikalarla beraber (bütçe, kur, gelir vs.) tutarlı tarzda uygulanması halinde, enflasyon oranının süratle düşürülmesinde etkilidir.
Parasal şok politikasında para otoritelerinin gözönünde tutmaları gereken
nokta, kısa-devrede parasal büyümedeki değişmelerle reel nakit balanslar
arasında pozitif ilişkinin bulunmasıdır.
Para arzında artış halinde, başlangıçta reel nakit balanslar artmakta, paranın gelir dolaşım hızı düşmektedir. Para arzının düşürülmesinde ise aksi
olay (Vice-Versa) gelişir.
Parasal artış halinde, reel nakit balansın geçiçi olarak artışı, parasal değiş­
msierin fiyatlar (enflasyon) veya nomial gelir üzerindeki etkisi arasındaki gecikmeden (lags) ileri gelir (1 ).
hızının
.
ani ve çabuk düşürülmesi hedefinde parasal şok politikasının uygulanmasında para otoritelerinin standart para talebi modeli. yerine
uysallık (adoptive) veya kısmi-düzeltme (partiai-Adjustment) modeli uygulamaları gereklidir. Çünkü, bu modellerle parasal değişmelerde başlangıçta
ree! nakit balansların neden arttığı açıklanabilmektedir. Bu modellerde para
arzındaki değişmenin (beklenen veya beklenmiyen) enflasyona karşı ilişkisi
egzojen olarak ele alınır ve ters etki (feedback effect) dışlanır.
Enflasyon
( 1) Para arz ı değişmesi ile enflasyon arasındaki gecikmeye ait ampirik
leri
1) Herberger (1963). 16 Latin Amerika Ülkeleri için 2 yıl,
2) Aghevli (1979) Asya Ülkeleri için gecikme (lag) 1 ila 2 yıl
3)Von Furstenberg and White, Sanayi Ülkeleri için 1yıl
araştırmalarda;
Bu geçikme süre-
59
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
X. POLiTiKA ALETLERiNiN ETKiLERi
(Basit Makro Model)
Anti-enflasyonist stratejide toplam talep ile toplam arzı etkileyen politika
aletlerinin etkileri ve munzam arzın yaratılması problemi, basit. bir makro
ekonomik model çevçevesinde aşağıda formüle edilmiştir.
Modelde ekonominin tek bir ticari mal ürettiği varsayılmıştır. Üretim (Y),
emek, sermaye (stok) ve ithal edilmiş ara mallar ile gerçekleştirilmektedir.
ihracat reel döviz kuruna tabidir.
·
Modelin çözümü Hicks'in IS-LM eğrileri çerçevesinde incelenmiştir. Üretim
seviyesini (talebin) tayin edici ekonomik parametreler aşağıdaki şekilde yazılabilir.
Toplam Talep Fonksiyonu,
+
yD
= yD ( m,
_
+
t, q,
+
( 1)
7t )
m, reel nakit balanslar
t, vergi
q, reel döviz kuru
n.• kısa-vadeli enflasyon beklentisi
reel. faiz oranı da IS-LM modeline uygun olarak aşağıdaki şekilde çözülebilir.
·D
ı
= ·Dı
-
(m,
-
t,
+
q,
-
n)
(2)
Reel devlet harcamalarının sabit tutulduğu varsayılır (belli bir düşük enflasyon hedefinde) ve kısa-süreli enflasyonist beklentiler anti-enflasyonist politikaya olan güvenirlik nedenile yok denec~k kadar azdır.
Toplam arz fonksiyonu,
Ys = ys ( q,
- --,-ı,
w,
-t)
(3)
arz üzerinde negatif etkisi vardır. Faiz oranı
yükselişi de, kısa-devrede döner sermayenin maliyetinin artırması nedeni
ile, toplam arz üzerinde negatif etkisi sözkonusudur. Hakeza döviz kuru artı­
şı (q) ithalat fiyatlarının yükseltmesi aracılığı ile toplam arz üzerinde negatif
· etki yapar. Ücret artışları da arz üzerinde negatif bir etki yapmaktadır.
Vergi
oranlarının artırılmasının
Anti - enflasyonist politikada, fiyatlarının toplam arzı toplam talebe eşit kıl­
masının veya toplam arzın toplam talepten biraz fazla olması sağlanarak,
(1) Parametreler üzerindeki işaretler. parametrelerin toplam talep Y ve toplam arz (Y) üzerindeki müspet veya m enli etkilerini belirtmektedir.
60
toplam arz ve talebin cari üretime eşitliğin elde edirnesi gereken bir şarttır.
ys
~
yD = y
Y; cari üretim
Fiyat sertliği nedeni ile kısa devrede fiyatlar hemen düşmüyor.
iki numaralı denklemi üç numaralı denklemde yerine koyarsak toplam arz
denklemi;
ys =Y5 ( q,
+
m,
t,
W,
+
1t )
(4)
şeklinde yazılır.
Dış
ticaret balansı aşağıdaki şekilde yazılır.
-
+
B= B ( Y, q)
denklemde cari üretim Y toplam talebe eşittir. Y
Dış
(5)
= Y0 .
ticaret kesiminde, ithalatın üretimle pozitif olarak ilişkili olduğu varsayıl­
Reel döviz kuru artışı dış ticaret balansını sağlamaktadır.
mıştır.
ihracat talebi tamamen döviz kuru (q) tarafından tayin edilmiştir.
Munzam arzı bulmak için bir numaralı toplam talep denklemi ile dört numatoplam arz denkleminin kombine edilmesi gerekir.
?
?
E = ys - yd = E ( q, m,
t, w , 1t )
ralı
Daraltıcı
bir para politikası, tedrici veya ani şoklarla temel para veya para
büyüme oranının düşürülmesi, reel nakit balansları (m) azaltması
aracılığı ile hem toplam talebin (Y0 ) ve hem de toplam arzın (Y5 ) azalmasına
neden olur.
arzının
Şekil 3 de istikrardan önceki orijinal durum A noktası ile belirtilmiştir.
Y 0 Y 0 Eğrisi bir numaralı denkleme tekabül eder.
Y8 Y 8 Eğrisi 4 numaralı denkleme tekabül eder Bu iki eğri A noktasında kesişmektedir.
ISO-B Eğrisi beş numaralı denklemin karşıtıdır ve ticaret bilançosunun baş­
seviyesini yansıtır.
langıçtaki
BB eğrisinin nispi düz eğimi ticaret bilançosunun mutad istikrarını yansıtır.
61
Politika araçlarındaki değişmalerin toplam talep V0 V0 ve toplam arz Y 5 V5
etkileri bu eğrilerin sola veyç. sağa doğru kaymaları ile
hangi araçların munzam arzyaratma olanakları belirlenebilir. Örneğin istikrar programında başlanıçtaki fiskal daralmayı içeren vergi
parametresinde bir yükseliş, toplam talep V0 V0 ve toplam arz eğrilirini V5
V5 beraberçe sola doğru kaymasına neden olur. Bu eğrilerinin sola kaymaları "Munzam bir arz yaratmamaktadır.
eğrileri üzerindeki
açıklanır. Böylece
ŞEKiL 3.
q
B
't'D
Y 1 : Tam istihdamda Üretim
Başlıca
Y1
iki faktör munzam arz yaratmaktadır.
1- istikrar programında ön görülen parasal daralma mal stoklarının eritilmesi
aracılığı ile munzam.arz yaratabilir. .
2- Hakeza reel ücretierin düşürülmesi de munzam arza neden olur. Her iki ..
faktörde arz ağirsinin Vs Vs sağa kaymasını sağlar.
Böylece munzam arz (BC), B, üretim noktasında reel döviz kurunı,.ın (qo) ori- . ,
jinal seviyesinde yaratılmış olur.
·
·
istikrar programında devletin reel döviz kurunu yükseltmesi (q 1} dış ticaret .
balansının düzelmasine ve noksan istihdam seveyesinin azalmasına nedeı:ı ·
olabilir.
·
62
'. j • •
~
'.
Ancak aşağıdaki nedenlerle munzam arz
yaratılabilir.
i- Reel faiz oranının yüselmesi kısa-devrede stokların likiditasyonuna neden olarak munzam arz temin edilir.
ii- Bu durum,
edilebilir.
fiyatların kısa-devredeki sertliği
nedeni ile muhafaza
iii- Ayrıca sanayi kesiminde mevcut atıl kapasite harekete geçirilerak munzam arz yaratabilir. ·
iv- Munzam arz, dÇ)viz kurunun istikrariiğı ve nispi artışı dolayısıyla
ihracat Için talep eğrisinin aşağıya doğru eğilimli olması karşısın­
da ihracata yönelmez. Munzam arz süreci devam eder.
v- Reel ücret düşürülerek munzam arz ve ·istihdam
yaratılabilir.
Devlet politika enstrümanlarını manipule ederek munzam arzın yaratılmasını
veya toplam arz ve talep dengesini sağlayacak politika parametreleri arasında alternatif tercihler yapabilir.
63
Xl. GENEL SONUÇ VE ÖNERiLER
Enflasyon hızının ani veya yavaş düşürülmesinde klasik ve keynesyen
yerine son yıllarda, makroekonomik politikaların sevk ve idaresi
için gerekli kuralların şeffaflığını ve politikaların güvenirliliği ilkesini içeren
serbest piyasa dengesi şartlarında, rasyonel beklentiler modellerin devrevi
hareketlerin açıklanmasında önem kazandığı görülmektedir.
-
yaklaşımlar
- Enflasyon hızının düşürülmesinde, dinamik fiyat ve ücret modellerinde fiyat ve ücret oranlarındaki değişmeler mal ve emek piyasasındaki dengesizlikler ile gelecekteki enflasyon oranına ait beklentilerin etkisindedir.
- Enflasyonist beklentilerin yeni modellerinde en önemli yaklaşım bu beklentilerin rasyonel olarak teşekkül ettiğidir. Ancak rasyonel beklentiier modellerinde fiyat esnekliği varsayımı ile ilgili teorik güçlükler ve ampirik analizlerdeki farklı sonuçlar, rasyonel beklentiler modeli ile fiyat ataletine
(inertia) ve fiyatların piyasa dengesizliklerine yavaşça cevap verdiği varsayı­
mını içeren modellerin kombine edilmesi yaklaşım mı da kuwetlendirmiştir.
- Enflasyon oranının hızlı veya yavaş düşürülmesi enflasyon oranı hızının
toplam talepteki beklenen ve beklenmiyen değişmelere karşı duyarlılığına
ve toplam talebi tayin eden nonimal değişkenlerde beklenen ve beklenmeyen değişmelere fiyat ve üretimin ne ölçüde gecikmelerle cevap verdiği şar­
tına bağlıdır.
- Eğer gecikmeler (iags) arz veya talep hareketlerinden ileri geliyorsa fakat zan:ıanın her noktasında fiyatlar arz ve talebi dengeliyorsa rasyonel beklentiler modelinin nötrlük hipotezi geeerlidir ve enflasyon hızının ani olarak
düşürülmesi mümkündür
- Eğer talep ve arz değişmelerine karşı fiyatiann kısmen intibak etmesi nedeni ile geçikmeler söz konusu ise nötralite hipotezi gecersizdir. Enflasyon
hızının ani düşürülmesi şansı azdır.
Önemli bir nokta da kısmi gecikmelerin, a) para sektöründe, para talebinin
uzun devredeki değerine ani olarak intibak etmesindeki gecikmeler iie b)
ma! ve emek piyasasında fiyatların yapışkan olmasından ileri gelen cari fiyatların denge fiyatlarına intibak etmesindeki gecikmelerin yarattığı, fiyat seviyesindeki kısmi intibaktan doğan geçikmelerin aymmı ve toplam talepteki
değişmelere karşı enflasyon hızının duyarlılığının saptanması, enflasyon hı­
zınını ani veya yavaş düşürülmesi olanağı bakımından zorunludur.
-
64
Enflasyon
hızının
(ani veya
yavaş) düşürülmesinde
arzu edilen hedef
denge fiyat seviyesi ile cari fiyatlar arasındaki farkın (gap) belirli her devre
için (aylık) azaltılması gerekir. Cari fiyatlar ile denge fiyatları arasındaki farkın üç aylık bir devreyi aşmaması hedef olarak benimsenmelidir.
-Eğer
toplam talepteki degişmelere karşı enflasyon hızının düzeltilmesinde fiyat ve üretimden doğan kısmi gecikmeler söz konusu ise beklenen (Anticipated) para politikası kısa devrede istikrar stratejisinde başarılı olabilir.
Üretim arz ve talebinin eşit olduğu anda dahi fiyatların her zaman denge
hallerde beklenmeyen (unanticipated) para politikası
üretim üzerinde kısa devrede de olsa etkili olabilir.
-
noktasında olmadığı
- Enflasyonist belirsizlik (Uncertainty) enflasyonist beklentilerin büyük ölçüde değişmesi ile ölçülür. Enflasyon belirsizliği enflasyonist şoklarla pozitif
olarak, reel ekonomik faaliyetlerle ise negatif olarak ilişkilidir.
-
Beklenen pamsal büyüme ve beklenen enflasyon Mundei-Tobin etkisi
ile reel faiz oranlarına tesir ediyorsa (reel faiz düşüyorsa} yatırım ve
muhtemelen sermaye stoku etki!enebilir ve reel değişkenler üzerinde pozitif
etkisi söz konusudur.
aracılığı
Ampirik
araştırma sonuçları
ülkelerle ilgili ampirik araştırma sonuçları, anti-enflasyonist talep
önceden tahmin edilmiş olsa dahi fiyat ataletinin (inertia) var olduğu ülkelerde enflasyonun ısrarla devem edebileceğini göstermiştir. Enflasyon oranı hızının ancak yavaş bir şekilde düşürülmesi olanağı olması nedeni
ile enflasyon kontrolünün ancak bir üretim azalması maliyeti ile gerçekleştiği
-
Çeşitli
politikası
görülmüştür.
-Rasyonel Bekleyiş modelinin varsayımlarını yansıtan ülkelerde de toplam
talepte beklenen değişmelere enflasyon hızı, büyük ölçüde duyarlı olsa dahi
fiyat ataletinin (lnertia) bu ülkelerde sıfır olmadığı görülmüştür. Bu nedenle
bu ülkeler içinde anti-enf!asyonist politikanın üretim kaybı maliyetinin sıfır olduğu iddia edilemez.
- Fiyat ataleti ve üretim kaybı, enflasyon hızının gerek yavaş ve gerekse
ani düşürülmesi politikalannda ancak anti-enflasyonist programa büyük bir
GÜVENiALiLiK sağlamakla azaltılabilmektedir.
Türkiye ile ilgili ampirik
sonuçların değerlendirilmesi
ve öneri
1982-1988 yıllarına ait üçer aylık devralere ait ampirik araştırmada geç(lagged) üç devrelik enflasyon oranı katsayılarının sıfırdan büyük olması enflasyonist atalatin varlığını ve cari enflasyon üzerindeki etkisini gös-
-
mişteki
65
termektedir. Ayrıca EY<1, olması, nominal toplam talepte beklenen değiş­
malerin kısa sürede ve eşit oranda fiyatlara yansımadığı, reel değişkenlere­
de tesir edebileceğini, yani paranın nötür olmadığını göstermektedir. EY<1
olması ayrıca fiyat ataletininde diğer bir belirtisidir. Böylece doğal oran veya
fiyatların tedrici düşürülmesi hipotezinin daha geçerli olduğu söylenebilir.
-'-- Yıllık devralere ait ampirik analiz sonuçları ise makro rasyonel beklenti ·
(MRE) hipotezinin varsayımlarının geçerli olduğunu belirtmektedir, üç yillık
fiyat gecikmelerinin sıfırayakın olması, fiyat ataletinin önemli olmadığını belirtmektedir·. Diğer taraftan nominal toplam talepte beklenen değişmenin
(EY) her iki para tanımı içinde birim veya birimden çok az farklı olması, toplam talepte beklenen değişmelere karşı enflasyon oranı hızı yaklaşık aynı
anda ve oranda cevap vermektedir. Bu nedenle yıllık regresyon analiz sonuçları rasyonel beklenti (RE) modeli varsayımlannın geçerli olduğunu belirtmektedir. Diğer bir deyimle enflasyon oranı hızının kısa sürede (1-2 yıl)
süratle düşürülmesi olanağı vardır.
gerek yavaş şekilde gerekse kısa sürede ani olarak
düşürülmesinde uygulanacak antl-enflasyonist politikada fiyat ataletinin (price inertia) giderilmesi ve hükürl"letin istikrar programına kamu oyunun güvenirliğinin (credibility} sağlanması her iki yaklaşımın da iki temel ortak noktaEnflasyon
oranı hızının
sıdır.
Ancak enflasyonun yavaş düşürülmesi yaklaşımında fiyat ataletinin giderilmesi öncelik kazanır. Enflasyonun hızlı düşürülmesinde ise güvenirlik şartı
önemlidir.
Türkiyedeki kronik enflasyon sürecinde fiyat ataleti ve daha geniş anlamda
enflasyonist atalet sorunlan ile hükümetlerin istikrar programı veya anti enflasyonıst stratejilerine güveniriilik şartının ne ölçüde tesis edildiği sorunu
önemlidir.
Türkiyede fiyat ataleti (inertia) ve daha geniş olarak enflasyonist atalet
nedenlerinin başlıcalarını aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.
1- Ücret politikasındaki tutarsızlığın fiyat sertliğine neden olması; Şöyle ki,
toplu iş sözleşmelerinin yıllık devrelere göre 2 yıllık düzenlenmesi ve bu nedenle uzun süreli olarak geçmişteki fiyat artışlarına ve ilerdeki enflasyonist
beklentilere göre yapılması(1) fiyat ve ücretierin esnekliğini belli bir zaman
sürecinde engellemektedir. Enflasyonist eğilimlerin ve beklentilerin düşme
sürecinde ücret ve iş anlaşmalannın uzun süreli olması fiyat ataletinin başlı­
ca nedeni olmaktadır.
66
(1) Örneğin; Türk metal işçilerinin 1992 y1/mda 1'nci y1l ilk
6 ay %70 ikinci alt1 ay %50+enflasyon oramnda, ikinci y1l
için ilk altt ay %40 ikinci alti ay %35 ücret artiŞI talebinde
bulunma/an. (Miliyet Gazetesi 1 Eylül 1992) hakeza, otomobil işin birinci ytl % 120, ikinci y1l ilk alt1 ay %40 ikinci alt1
ay %40+ refah pay1 ücret arttŞI istekleri uzun süreli ücret
anlaşmalan niteliğinde cari ve gelecekteki enflasyonist
beklentilerin üzerinde olup ücret ve fiyat esnekfiğini engelleyici niteliktedir ve fiyat ata/etine neden olabilmektedir.
Türk Hava Yollan ile Hava iş Sendikasi toplu sözleşmede
(Milliyet 16 Ekim 1992) sendika pilotlar için 1 y1/ %106.9
ikinci ytl %64.81, Hastesler için 1. y1/ %45,4 ikinci yil
%73.8 lisansli teknisyenler içil1 birinci y1l %176.9 ikinci y1l
%76.9 vastfstz işçi için birinci y1l %232.3 ikinci y1/ için
%74.1 oranmda ücret artiŞI talebinde bulunmuşlardlf. Bu
talepler ücret politikasmdaki tutars1zflğ1 göstermektedir.
2- Zirai üretim destekleme alım fiyat politikasının rasyonel bir şekilde saptanmamaşı bu fiyatların bazen maliyet ve dünya piyasa fiyatlarının ve enflasyoniş~ ,beklentilerin üstünde tespit edilmesi ve bu tarz davranışı hükümetlerin bir politika aracı olarak değerlendirmesi de, Türkiyede fiyat
ateletinin bir nedeni olmaktadır. Ayrıca siyasi amaçlarla peşin ödeme politikası da para arzının ve toplam ta.lebin ani artışlarına neden olmaktadır.
3- Kamu ik~işadi Teşebbüsleri (KiT) zararlarının ürün ve hizmet fiyatlarına
yapılan [email protected] karşılanması politikasının süreklilik kazanması ve rasyonel
olmaması., KiT yöneticilerinin keyfi iradelerine bırakılması, yapılan zamların
maliyet artışlarını ve zararları karşılamak dışında gelecekte kar sağlamak
amacını da':bazen içermesi enflasyonist sürecin ve fiyat ataletinin bir nede. nidir.
KiT' lerin fiyat politikasının rasyonel olması, nispi ve genel fiyat seviyesi ile
sekroniz.e edilmesini gerektirir. Genel fiyat seviyesi ile sekronize olmaması­
nın yarattığı çarpıklıklar enflasyonisı atalete neden olmaktadır.
Zira fiyat seviyesindeki çarpıklıklar sadece tek veya bir kısım ürün ve hizmetlerin fiyatları ile ligili olmayıp üretim girdileri, ara mallar ve nihai mall_ar
ile ilişkili olup kompleks bir yapıya sahiptir.
KiT mal gruplarının fiyat düzeltilmesi kararları rasyonel ve eşanlı olmadığı
z.aman tüm mallar ile ilgili fiyat politikası sekronize edilemez. Bu fiyat ataletinin önemli bir nedenidir. Zira genel fiyat seviyesinin yeni bir düzeye indirilmesi ve denge sağlanması tüm nisp( fiyatları içerir.
4- Bireysel fiyat ayarlamaları ile genel fiyat seviyesinin düzeltilmesi arasın­
daki tutarsıziikiar fiyat ataletine neden olabilmektedir. Zira, ekonomik ajanların veya bireysel fiyatların düzaltilesi ·ile genel fiyat düzeltilmesi arasında ka-
67
lıtatif farklar vardır. Bireysel fiyatlar sınırlı aralıklarla sabit tutulurlar bilahare
birbirini tamamlıyan fasılalarla beklenen denge seviyesine ayrı, farklı ve soyut ölçülerde ulaşırlar. Halbuki genel fiyat seviyesi devamlı olarak ulaşır.
5- Firmaların (ekonomik ajanların) ve sendikaların bireysel fiyat ve ücret
saptama tarzları ile kollektif davranış arasındaki tutarsızlık veya bireysel
rasyonellik ile kollektif rasyonellik arasındaki farklılaşma Türkiye'de fiyat .
ataletinde önemli rol oynamaktadır. Firmalar veya sendikalar saptad1klan fiyat ve ücret seviyesinin enflasyonist beklentilerin ve genel denge seviyesinin üstünde olmasma rağmen fiyat ve ücretlerini düşürmek istememektedirler. Böylece bir ölçüde gizli maliyet ve kar enflasyonu yarattlmaktadtr. Bu
tarz davramş onlar için rasyonel olmakla beraber kollektif davramş ile tutarSiz/tk yaratlf. (Türkiye'de bunun nedeni serbest piyasa kavrammm farkil ve
tutarstz olarak yorumlanmas1dtr.)
sektörlerde firmalar arasındaki oligopolistik fiyat saptanması davranışları, ve gerçek serbest rekabet noksanlığı fiyat atafetinin en
önemli bir faktörüdür.
6- Türkiyede
bazı
7- Türkiye'de devlet harcamalarına göre devlet gelirlerinin tahsilindeki gecikme vergi sisteminin yapısı nedeni ile, fiyat atafetinin diğer bir nedenidir.
Zira devlet harcamaları fiyat yükselişlerini devlet gelirlerine nazaran daha
hızlı takip etmektedir. Devlet gelirlerinin tahsilindeki gecikme nedeni ile genel fiyat artışlan pasif bir bütçe açığınaneden olmaktadır.
8- Türkiye'de enflasyonla mücadelede bireysel ve kollektif fiyat politikasının
senkronize edilmesini sağlıyan ve genel fiyatseviyesinin davranışını karakterize eden bir "FiYAT DÜZELTME kuralı veya MODELi'nin" olmaması, fiyat ataıstinin gelişmesinde rol oynamaktadır. Genel fiyat seviyesinin fiyat düzeltme
kuralı çerçevesinde incelenmesi fiyat atafetinin giderilmesinde etkilidir.
9- Türkiyede fiyat ataıstinin temel nedeni, enflasyonist beklentilerin giderilememesi ve bunun devamlılık kazanmasıdır.
Zira fiyat
ataıstinin
en belirgin nedeni, bireylerin,
firmaların
ve ücretiiierin
geçmişteki fiyat artışlan sürecinin deneylerine istinaden yeni fiyat artışı bek-
lentisi ve bunun
sürekliliği
psikolojisidir.
10-Türkiye'de siyasi oteritelerin son yıllarda, (özellikle 1985 den sonra)
strükturalist model içeriğinde, enflasyonla büyüme arasında pozitif bir ilişki­
nin bulunduğu etkisinde kalarak, enflasyonu bir büyüme aract olarak benimseme/eri enflasyonun sürekliliğinde önemli faktör olmuştur.(1)
(1) Mutedil ölçüdeki yumuşak enflasyon oranlan (%5-1 O)
gelişmekte olan ülkelerde ekonominin yaptstndaki temel
ve radikal değişme/erin oluşmasmda etkili olabilir.
Ancak böyle bir politika uzun sürede hem enflasyon htztmn aş m yükselmesine ve büyüme htzmm düşmesine veya
68
daha küçük büyüme oranfannm daha yüksek bir enflasyon oram htzt ile gerçekleşmesine neden olabilir.
Nitekim, Türkiye'de 1970-1989 y1/lan arasmda beşer ytllik
devreler itibanyle ortalama büyüme h1z1 ile enflasyon
oranlarmm seyri incelendiğinde, büyüme h1zlannm gittikçe
artan enflasyon oranlan ile sağlandiği görülmüştür.
1970-1974 devresinde ortalama %7.2'/ik büyüme h1z1,DiE
tüketici fiyatlar endeksi ile % 14.6, GSMH deflatör olarak
% 19.4 enflasyon oram ile gerçekleşmiştir.
1975-1979 devresinde %4.5'/uk büyüme h1z1 DiE tüketici
fiyatlar endeksine göre %33.6 deflatör olarak %34.5 oram
ile
1980-1984 devresinde %3.4'/ük büyüme h1z1 DiE tüketici
fiyatiart ile %50.2 deflatör olarak %50.3 oranmda enflasyon h1z1 ile,
1985-1988 devresinde ise %5.2'/ik büyüme h1z1 DiE tüketici fiyatlan endeksine göre %51.1 deflatör olarak %49.2 lik
enflasyon oram ile gerçekleşmiştir.
istikrar stratejisinde, enflasyon nedeni ile fiziki sermaye stoku artışının
büyüme hızının teşviki için Reel Nakit Balansların
(M/P} üretim fonksiyonunda Y=K + L + M/P veya üretim sürecinde sermaye (K} ve emek (L} gibi üçüncü bir girdi (input} olarak dolaysız prodüktif etkisinin veya emek ve sermayenin prodüktivitesinin artışındaki dalaylı etkisinin belirlenmesi ve reel nakit balansların büyüme veya üretim artışındaki payının
yükseltilmesini sağlayacak para ve maliye politikaların uygulanması önemlidir.
-
yetersizliği karşısında,
Parasal negatif veya pozitif şokların reel nakit balans artışının sermaye
noksanlığını ikame edecek tarzda yönlendirilmesi ve bu ikameyi sağlıyacak
bir faiz politikası uygulanması gereklidir.
Reel nakit
balansların
görülmüştür.
büyüme üzerindeki bariz pozitif etkisi (1} Japonya'da
(2}.
(2) Japonya'da 1952-1968 devresinde büyüme htzmda sermaye
stoku arttşmm payt %63, istihdam arttşmm payt %16 iken reel
nakit balanslar arttşmm pay1 %21 olmuştur. Bu devrede y11/1k
olarak reel üretim art1ş1 %11.6 Reel nakit balans artiŞI % 11.9,
istihdam artiŞI% 1.05 Sermaye stoku art1ş1 ise %9.73 olmuştur.
(1) Aydın lzzet; Para ve Ekonomik Büyüme, Orta Doğu Teknik Univ.(O.D.T.U.) Idari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü. Yayınlanmamış ders notları, Ankara 1974.
(2) Sınai, A. and Stokes. Houston H, Reel Money Balances and Production; A. Partial Explanation of Japones Economic Development for 1952-1968. Hitotsubashi journal of Economics, February 1981 , s.69-81
69
Türkiyede uygulanan anti-enflasyonisi politikaların başarısızlığının temel bir nedenide bu politikalara kamu oyunun güvenirliliğinin (credibility) sağlanamamasıdır.
Hükümetler istikrar
politikalarının uygunluğunu
(suştained) ve inandırıcılığını
(consistency), devamlılığını
(believed) temin etmekte başarılı olamamışlardır.
Zira uyguladıkları politika stratejilerinde, köklü güvenilir ve inandırıcı reform
ve değişiklikleri gerçekleştirememlşler veya bu nitelikteki reformlardan kaçmmışlardır.
Anti-enaflasyonist politikanın başarısında hükümet politikasına güvenilirlik şar­
tının ve toplumsal uzlaşmanın (consensus) sağlanması en öneml faktörlerdir.
Anti-Enflasyonist bir politikada uzun süreli istikrar hedefi Devlet bütçesi ve
kamu açıklarının giderilerek Devlet Bütçesinde devamlı dengenin sağlaması ·
ve ayrıca cari işlemler bilançosu dengesinin muhafazasının gerçekleştiril­
mesidir.
Enflasyon hızının azaltılmasında enflasyonist gelir ve kazançların vergilendirilmesi prensibine dayanan "KONJOKTÜREL VERGiNiN" ihdası (1> enflasyonun sürekliliğinin giderilmesinde ve fiyat ataletinin önlenmesinde önemli
bir faktördür. (Bkz. Ek.6)
Kökleşmiş
kronik enflasyonun giderilmesinde istikrar programlarmda en
ufak sapmalar da (bütçe ve kamu açtklanm yeniden başlamast, aşm parasal
büyüme vs.) enflasyonun yeniden kendine has dinamiğini kazandtğmt unutmamak gerekir. istikrar programmdan sapmalar hükümetlerin politikasma
kamu oyunca tesis edilen güvenin (credibiliy) ve inanem yitirilmesine neden olur.
Enflasyon hızının 2 veya azami 3 yıl içinde, kısa sürede düşürülmesinde
makro ekonomik genel denge veya raşyonel beklenti çerçevesin de iki temel noktanın unutulmaması gerekir. Birincisi para ve maliye politikalarının
enflasyonla mücadelede yetersiz kalması, bu nedenle gerekli diğer radikal
önlemlerin veya reformların zorunlu olması, ikincisi ise toplam neminal talepte beklenen değişmelere enflasyon oranı hızının duyarlılığının temini için
enflasyonisi atalet nedenlerinin giderilmesi ve istikrar programının devamlılı­
ğına güveniriiliğin sağlanmasıdır.
Anti enflasyonist politikada hükümet otoritelerinin ikna edici siyasi irade ve
kararltftk ile toplumsal iradenin teessüsi) temel şarttlf. Kronik ve hiper enflasyonla mücadelede yumuşak ve tedrici yöntemlerle ktsa sürede başan elde edilme şanst çok zayrftlf.
(1) Aydın lzzet, Enflasyonla Mücadele Madelleri, 1979, s. 119-124.
70
EKLER
EK:1
KISALTMALAR
1. RATiONAL EXPECTATIONS :RE
(Rasyonel Beklentiler)
2. RATIONAL EXPECTATIONS - MARKET CLEARING : RE-MC
(Rasyonel Beklentiler-Piyasa Şeffaflığı Dengesi)
3. MACRO ECONOMIC RATIONAL EXPECTATIONS : MRE
(Makro Ekonamik Rasyonel Beklentiler)
4. LUCAS- SARGENT- WALLACE PROPOSITION : L.S.W
5. COMPET!TIVE EQUILIBRIUM RATIONAL EXPECTATIONS: CERE
(Rekabetci Dengesel Rasyonel Beklenti)
6. NATURAL RATE HYPOTHESIS- GRADUAL ADJUSTMENT OF
PRICE : NRH -GAP
( Doğal Oran Hipotezi - Fiyatların Tedrici Düzeltilmesi) (DO- FTD)
72
EK:2
NOMiNAL TOPLAM TALEPTEKi DEGiŞMELEBi
AÇlKLAYlCI POTANSiYEL DEGiŞKENLER
1- Dar anlamlı para arzı büyüme
2-
Geniş anlamlı
3- Enflasyon
para arz ı büyüme
5- Devletin reel
harcamalarının
oranı
teşekkülü
büyüme
oranı
teşekkülü
8- Fiskal dengedeki
hasıla
ihracatın
ihracatın
büyüme
büyüme
büyüme
büyüme
13- Reel döviz kurundaki
Dış
16- Dar
anlamlı
oranı
değişme oranı
değişme oranı
bilançosunda
ticaret hadlerinde
oranı
oranı
12- Neminal döviz kurundaki
işlemler
oranı
değişme oranı
9- Reel gayrisafi milli
15-
değişme oranı
değişme oranı
dünya para
arzı
büyüme
oranı
17- Sanayi ülkeleri reel gelirlerinin büyüme
18- Neminal faiz
19- Reel faiz
oranı
büyüme
7- Reel sermaye
14- Cari
büyüme
harcamalarının
6- Neminal sermaye
11- Reel
oranı
oranı
4- Devletin neminal
10- Neminal
oranı
oranı
oranı
oranı
73
EK:3
NOMiN.AL GSMH'NIN TAHMINi DENKLEMiNE AiT AÇIKLAMA
Ekonomik ajanlar·ın Nominal Gayrisafi Milli Hasılaya ait büyüme beklentilerinin, (EY,Norninal GSMH'da beklenen büyümenin) rasyonel olarak teşekkül
ettiği varsayılmıştır. Diğer birdeyimle nominal GSMH'nın büyüme beklentisinin uygun enformasyon şartlarında optimala eşit olduğu varsayılır.
Rasyonel be•\lentiler varsayımı aşağıdaki şartı verir.
EYı
=E (Yı ı n) =Yı-l'
(V): doğal büyüme oranı
(1)
Burada;
E ( Y1 ı n), n bir grup (set) değişkenierin
Yı 'in beklentilerini ifade eder.
n,Nominal GSMH'da değişmeleri
l'.
Değişkenılerin
açıklayan değişkenin
göre
grubudur
orthoganal hata (random) terimidir.
rl )=0
Yani E(l' ı
Bir numaralı denklemin beklentiler şartının
E(Yı ı n) ==
geçmişteki değerleri şartına
doğrusal olçjuğu varsayı mda;
0 n şeklini alır·.
ve; Y1 = .0 n + l' olur
(2)
1
0; regresyon
EYı,
katsayıların
vektörüdür.
Yı
'nin açıklayıcı değişkenler grubuna (n) nazaran, doğrusal regresyon denkleminin tahmini şeklinde bulunur.
Nominal GSMH'nın tahmini dekleminde, cari nominal GSMH (Yı) bağlı deolarak ele alınmıştır. Bu denklemin elverişli değerleri, nominal GSMH
beklenen değişmeler değişkeni EYı 'nin değerleri olarak kullanılmış ve artık­
lar (Residuals) isE~ nominal GSMH'da beklenmeyen değişmeler UYı'nin değerleri olarak kullanılmıştır.
ğişken
Grup (set) değişkenle:ri ise nominal GSMH'ya tesir eden ve nominal
GSMH'daki değişmalerin açıklanmasına etkili olan çeşitli potansiyel değiş­
kenlerdir. ôrneğin, para arzı, devlet harcamaları, sermaye teşekkülünün no-
74
mina! veya reel büyüme oranları, bütçe açıkları değişmesi, ihracatın büyüme oranı, döviz kuru değişmeleri, dünya para.arzı, dış ticaret haddi vs. ~ıibi
ek 2 de belirtilen çeşitli değişkenlerdir.
Neminal GSMH'ya tesir eden en önemli potansiyel değişken olarak genellikle dar veya geniş anlamda para arzı, kullanılmakta ise de, ülkelerin eko. nomik yapısı ve dışa açılma derecelerine göre GSMH'nın açıklaycı potansiyel değişkeni farklı olabilmektedir. Dışa açılmış ve dünya ekonomisi ile
bütünleşmiş ülkelerde nominal GSMH_'daki değişmalerin potansiyel değiş­
keni olarak dünya para arzındaki değişmeler, döviz kuru değişmeleri, cari
işlemler bilançosundaki değişmalerin kullanılması daha etkin ve tutarlıdır.
Örneğin, Tayland, Malezya ve Kolombiya gibi ülkelerde dar anlamda dünya
para arzının nomina! GSMH'daki değişimleri açıklayıcı değişken olarak kullanılmaktardır. Güney Kore ve Peru'da ise nominal veya reel döviz kuru nomina! GSMH'nın açıklayıcı değişkeni olarak kullanılır.
Nominal GSMH'nın tahmininde potansiyel açıklayıcı değişkenin tayininde
önemli nokta grup (n) değişkenleri arasında en elverişli ve etkili değişken
üzerinde enformasyon sağlanmasıdır.
Ancak nominal GSMH'da büyümenin tahmininde bir önceki (t-1) devresinde
elverişli bilgi temininin güç olması nedeni ile ekonomik teori, bektentilerinin
(Expectations) teşekkülü için doğru ve yeterli bir modelin yaratılmasında
fazla yeterli olmamaktadır. (Mishkin 1982).
Bu nedenle nominal GSMH'la denkleminin özelliğinin tayininde ekonomik
teoriden çok istatistiki metod veya prosedür kullanılır. Bu metod, Granger'in
(1969) ikili (bivariante) seri tahmin testlerinin kul!anılmasıdır.
Bu testin uygulanmasında, yıllık nominal GSMH'la büyüme oranı, hem nonıinai GSMH'nın iki yıllık geçikmali değerleri (t-1 ve t-2) ve hemde nominal
GSMH üzerinde etkili olan açıklayıcı potansiyel değişken in iki yıllık gecikmeli değeri (Mı-1, Mı-2) ile regresyon analizi yapılmıştır.
Bir çok açıklayıcı değişkenler nazari itibare alınmış ve ayrı ikili awto.regrsyon
analizlerinin tahminine çalışılmıştır.
Neminal GSMH'ın tahmini için aşağıdaki denklem kullanılmıştır
Yı=0o+01 Yı-1 +02 Yı-2+ 03nıı-1 +.03nı-2
Enflasyon oranının indirgenmiş şekline ait tahmini içinse,
P1 = c (L) P1_1 + d0 EY1 + d 1UY1 + d 2 log Q1_1 + d 3 PM1 +e
metindeki dokuz
numaralı
denklem
kullanılmıştır.
75
EK.4
FiYAT ATALETi VE ENFLASYONiST ATALETiN TANIMINA
AiT AÇIKLAMA
1. iNERTiA (Atalet) : Lugat ve ansiklopedilerde, inertia terimi bir cismin baş­
ka bir kuvvetin tesirine maruz kalmadan doğrusal bir hat üzerinde hareketine devam etmesiolarak açıklanır.
Fiyat ataleti (Price inertia), genellikle geçmişteki fiyat artış hızları oranlarının
cari fiyat artış hızı oranları üzerindeki etkileri anlamında kullanılır.
Enflasyonist atalet (lnflation lnertia) terimi'de dar manada (stricto sensu) fiyat ataleti karşılığıdır.
Enflasyonist atalet terimi geniş anlamda (loto sensu) ise, cari enflasyon oranının bir kısım faktörler gurubunun geçmişteki davranışları tarafından yöneltilmesidir. Diğer bir deyimle bu faktörlerin fonksiyon udur. Örneğin geçmişte­
ki bütçe açıkları, parasal büyüme, halkın psikolojik beklentileri, enflasyonist
belirsizlik (uncertainty) vs.
Söz konusu faktörler gurubunun bazıları ölçülebilen nesneler olmadığı için
bunlara gizli faktör veya değişkenler de diyebiliriz.
Enflasyon sürecinde enflasyonist atalete neden olan olayların, ölçülebilen
faktörler dışında, enflasyonun devamlılığını etkilemelerinde bu gizli (lmplicit)
faktörler dolayısıyle de mümkün olur.
Enflasyonist atalet (inertia) bir anlamda, geçmişteki olmuş bitmiş olayların
enflasyon sürecini etkileme gücüdür(Retro-Effect).
76
EK.5
BEKLENMEYEN PARASAL BÜYÜMENiN POTANSiYEL
KAYNAKLARINA AiT AÇIKLAMA
2. BEKLENMEYEN PARA BÜYÜMESi - (Unanticipated Money Growth) veya PARA ŞOKU'nun (Money Surprise) kaynakları aşağıdaki tarzda yorumlanabilir
1. Beklenmeyen para büyümesi veya
deli (yıllık vs.) parasal hedeflerinden
meydana gelebilir.
artışı,
Merkez
Bankalarının
sapmalarını yansıtır
uzun vave bu nedenle
2. Beklenmeyen para veya para şoku, halkın ve ekonomik ajanların veya
kamuoyunun Merkez Bankasının kısa,vadeli para politikaı?ı hedeflerini yanlış algılamalarından veya kısa-vadeli parasal hedeflerde beklenmeyen degişmelerden kaynaklanabilir.
3. Beklenmeyen parasal büyüme, ekonomik bireylerce ve hakeza Merkez
Bankalarınca tam olarak teşhis edilemeyen haftalık önemli parasal dalgalanmaları yansıtır ve bunun sonucu olabilir.
Beklenmeyen parasal büyüme veya parasal şok ile faiz oranları arasında
ilişki pozitiftir. Ancak Birleşik Amerikada yapılan ampirik araştırmalar bu pozitif ilişkinin çok zayıf olduğunu göstermiştir.(V.Vance Roiey and Cari
E.Walsh. 1984)(1 ).
(1) V.Vance Roley and Cari E. Walsh; Unanticipated Money and lnterest Rates
American Economic Review, Papers and Proceedings, May.1984. s.49-50
77
EK. 6.
KONJONKTÜREL VERGiNiN AÇIKLANMASI
Konjonktürel vergi sisteminin amacı, işletmelerin üretim ve prodüktivite artı­
tekabül eden ücret yükselişleri dışında fiyatları artırmak suretiyle naminal ücret ve karları yükselterek enflasyonun sürekliliğini muhafaza arzularını
önlemektir.
nedenle, konjonktürel vergi bir nevi enflasyonu vergilandirrnek olarak nitelendirilir.
şına
Bu
Katma değer vergisi sisteminde, konjontürel verginin uygulanması daha kolay ve etkisi daha başarı! ıdır.
Konjonktürel katma değerin vergilendirilmesinde, üretim artışı ve prodüktiviteye tekabül etmeyen konjonktürel fiyat artışlarının, sadece neminal ücret
ve karların yükseltilmesi amacı ile yapılan fiyat yükselişleri sonunda. meydana gelen katma değer artışı vergilendirilir. Katma değer artışının ücret, kar
ve yatırım faktörlerinden hangisinin, ne oranda fonksiyonu olduğunun tesbiti
.gerekir.
Konjonktürel vergi mekanizmasının esası, fiyat ve ücretierin parodaksal olarak enflasyona dolaysız bir şekilde bağlı olmadığı düşüncesine dayanır.
Her işletme, mallannın fiyatlarının ve işçi ücretlerinin, işletmenin prodüktivitesinin yıllık artış oranından daha fazla artmamasını arzu eder. Bir firmanın
fiyatlarını, ücret ve fiyat arasındaki farkın, firmanın dengesini ve yatırımların
kısmi otofinansmanını sağ lı yacak ölçünün dışında artırmak zorunluluğu yoktur. Örneğin, bir firmanın yıllık prodüktivitesinin %4 olması halinde, bu firmanın fiyatları %3 oranında ve ücretleride %7 oranında yükseltmesi dengeseldir.
Firma, %4 prodüktivite oranını muhafaza etmek suretiyle, fiyatları %13, ücretleri% 17 oranında yükseltebilir. Bu yükseliş oranları fiyatlarda% 83 ücretlerde %87 oranına kadar ulaşabilir.
·
Firma için önemli olan, ücret ve fiyat artış oranlarının seviyesi değil, fakat iş­
letmenin dengesini ve yatırımların finansmanını sağlıyacak olan ücret ve fiyat artış oranları arasındaki farktır ve bu farkın işletmenin yıllık prodüktivitesini de aşmaması hususudur.
Enflasyon, firmarıın ücret ve fiyat ilişkisi açısından mikroekonomik bir tarzda
ele alındığı zaman, bunun çözümü, söz konusu artış oranlarının frenlanmesine bağlıdır.
Konjonktürel verginin qmacıda, ücret ve fiyatlardaki bu artış oranları seviye-
78
sinin büyümesini frenlemektir. Konjonktürel vergi ile ihdas edilecek fren, bir
ölçüde bankaların para ve kredi yaratmasını frenleyen mecburi rezerv koefisyonuna benzetilebilir. Katma değer artışı, nominal artış ile üretime tekabül
eden miktar artışını ayıran en mükemmel bir endekstir. Enflasyon açısından
analiz edilmesi gereken, nominal katma değer artışının unsurlarıdır. Bu unsurlar satış fiyatı, ücret ve kardır. Ücret ve fiyat enflasyonu nedeni ile bir iş­
letmenin muamele hacmi sun'i bir şekilde, gerçek bir üretim ve prodüktivite
artışına tekabül etmeksizin artmaktadır. Konjonktürel vergide, yıllık belli fiyat
yükselişi oranında, katma değer artışının parasal düzeltilmesi yapılacaktır.
Uygulamayı bir örnekle belirtelim.
1990 yılı nda
Bir
işletmenin
muamele hacmi
15.000.000TL.
10.000.000 TL.
işletmenin faaliyeti için masraflar
(Yarı
mamul, ham madde, enerji vs.)
1990 yılında katma değer artışı
1989 yılı na nazaran gelişme
işletmece katma değer artışı
5.000.000 TL.
1.500.000 TL.
3.500.000. TL.
nazaran meydana gelen (1.500.000 TL.Iık) gelişme, vergi bakı­
önemlidir. Bunun vergilendirilmesi gerekir. Sanayi işletmesinin ücret
ve fiyat enflasyonuna maruz kaldığını ve muamele hacminin sun'i olarak genişlediğini varsayalım. Bu durumda vergi dilimini indirmek gerekir. Yani
1989 yılı ile 1990 yılı katma değer artışları farkının enflasyon oranı kadar,
Devletin 1990 yılı için %8 enflasyon oranı öngörmüş olduğunu varsayalım.
Parasal d üzeltmesi yapılır.
1989
yılına
mından
3.500.000 X %8
vergilendirecek katma
değer artışı
= 280.000 TL.
1.500.000-280.000
= 1.220.000 TL.
Sanayi işletmesinin 1990 yılında yeni işçi (emek) istihdamının ücret giderleri
700.000 TL. ise; Bu vergilendirilecek matrahtan tenzil edilir.
1.220.000- 700.000 = 520.000 TL.
79
Prodüktivite
oranı
Vergilendirmeye esas olan 3.500.000 TL.
edilir.
3.500.000 X %3
%3 ise;
nın
%3'ü, 520.000 TL.'dan tenzil
= 105.000 TL. enflasyonist olmayan ücret artışıdır.
işletmenin konjonktürel vergi matrahı.
520.000- 105.000 = 415.000 TL.
olacaktır.
Eğer işletme yıl içinde ücretiere %15 oranında bir zam yapmış ise bu ücret
artışı ekonomi için ağır bir yüktür. Bunun ancak %3 prodüktiviteye tekabül
eden miktarı matrahtan düşülür. Geri kalan % 12'si konjonktürel vergi matrahını
içinde vergilendirilecektir.
Vergi oranı progressif olacaktır, vergilendirilen katma değer büyüdüğü ölçüde vergi oranıda büyüyecektir. Bu oran % 90 - 95 kadar yükselebilir. Bu durumda işletme, vergiden kaçınmak için karını artırmamak veya satış fiyatını
indirmek (prodüktivitenin verdiği imkan ölçüsünde) veyahut yatırımlarını çoğaltmak olanaklarını arıyacaktır. Bu davranış tarzları ise enflasyon hızının
frenianmasini temin edecektir.
80
REGRESYON ANALiZ
TABLOLARI
Tablo 1
Neminal ve Reel Gayri S~fi Milli Hasıla, Para Arzı Büyüme Oranları Enflasyon Oranı ve Ithal Birim Fiyatlarında Değişme Oranı
o bs
1981.1
1981.2
1981.3
1981.4
1982.1
1982.2
1982.3
1982.4
1983.1
1983.2
1983.3
1983.4
1984.1
1984.2
1984.3
1984.4
1985.1
1985.2
1985.3
1985.4
1986.1
1986.2
1986.3
1986.4
1987.1
1987.2
1987.3
1987.4
1988.1
1988.2
1988.3
1988.4
YTCBU
YTBU
MS2BU
ENF
PMPU
YTCBU
YTBU
MS2BU
ENF
PMBU
48.51334
48.41952
47.93310
47.72949
28.15229
34.87313
33.16379
36.32708
33.57240
27.05496
28.96898
37.64628
56.50610
62.85107
60.03707
55.61063
52.52844
50.77000
51.14847
51.58935
43.61190
43.52894
42.22079
43.44604
44.25926
44.89291
44.72852
52.93636
66.55432
74.25886
78.04307
59.66544
4.448940
4.443355
4.451168
4.459601
-2.274933
4.862090
3.682255
11.30085
4.408127
1.114579
3.072618
3.610108
15.98672
9.479717
1.897029
-0.827530
-2.822084
2.134516
10.56230
9.749669
9.343427
9.148257
4.845363
8.083238
7.351812
7.333822
6.653552
8.885598
5.700966
5.856612
6.515062
-2.346139
61.25877
74.87550
76.26241
74.98780
83.91897
74.08426
64.97716
61.86961
49.73552
43.04734
32.55331
29.65401
37.45064
46.86350
54.68592
57.98401
59.31604
61.14636
65.91869
59.48235
50.71077
47.91792
36.73963
40.54036
41.79050
34.98455
41.59248
40.50822
36.56889
38.85027
42.38685
57.80832
42.18749
42.10527
41.62895
41.42259
31.13553
28.61953
28.43451
22.48521
27.93296
25.65445
25.12437
32.85024
34.93450
48.75000
57.05766
56.90910
-56.95793
47.61905
36.70886
38.12282
31.34021
31.49906
35.64815
32.71812
34.37990
34.99278
35.69966
40.45512
57.47664
64.61784
67.15291
63.50135
73.35519
91.09258
71.27006
59.08173
74.84330
23.99393
39.12239
36.06759
15.78377
33.98043
23.60683
27.27826
69.99942
53.33516
51.13028
55.66514
21.96751
43.74223
51.59594
59.44155
42.85562
46.66671
23.16387
15.13870
5.884296
0.847650
18.00446
30.84905
69.39315
59.33556
61.84833
63.63597
- Nominal GSMH Büyüme Oranı
- Reel GSMH Büyüme Oranı
- Para Arzında (~) Büyüme (Değişme Oranı)
- ~nflasyon Oranı (GSMH Deflatöründe) Yüzde Değişme
-Ithal Fiyatlarında Yüzde(%) Değişme
83
Tablo 2
Logeritmik Reel GSMH, Reel GSMH Trendi, Üretim Oranı, Toplam Talepteki
(Cari GSMH'da) Beklenen ve Beklenmeyen Değişmeler.
o bs
LNYT
1981.1
1981.2
1981.3
1981.4
1982.1
1982.2
1982.3
1982.4
1983.1
1983.2
1983.3
1983.4
1984.1
1984.2
1984.3
1984.4
1985.1
1985.2
1985.3
1985.4
1986.1
1986.2
1986.3
1986.4
1987.1
1987.2
1987.3
1987.4
1988.1
1988.2
1988.3
1988.4
5.330785
5.365509
5.487697
5.293807
5.307773
5.412984
5.523858
5.400874
5.350910
5.424069
5.554122
5.436339
5.499215
5.514638
5.572914
5.428029
5.470589
5.535758
5.673323
5.521061
5.559912
5.623295
5.720640
5.598792
5.630853
5.694069
5.785055
5.683920
5.686297
5.750984
5.848171
5.660179
LNYT
LNYTH
Q
YTCUNX
YTCEX
84
LNYTHA
Q
YTCUNX
YTCEXP
5.328831
5.342589
5.256347
5.370104
5.383862
5.397620
5.411377
5.425135
5.438893
5.452651
5.466408
5.480166
5.493924
5.507681
5.521439
5.535197
5.548955
5.562712
5.576470
5.590228
5.603985
5.617743
5.631501
5.645258
5.659016
5.672774
5.686532
5.700289
5.714047
5.727805
5.741562
5.755321
0.001954
0.022920
0.131315
-0.076297
-0.076089
0.015364
0.112481
-0.024261
-0.087983
-0.028582
0.087714
-0.043827
0.005291
0.006957
0.051475
-0.107168
-0.078365
-0.026954
0.096853
-0.069167
-0.044073
0.005552
0.089139
-0.046467
-0.028163
0.021295
0.098523
-0.016370
-0.027750
0.023179
0.106609
-0.095141
NA
NA
NA
NA
-12.74750
8.683965
1.233604
5.183850
-4.593697
-6.681991
-4.307687
-0.380144
7.033281
-3.492378
-4.176962
-1.387965
1.684117
2.553582
3.774481
3.223057
-1.420205
4.388516
-2.949931
0.370778
-6.420496
-4.563163
-3.031881
0.907949
10.53254
9.302583
8.094895
-10.81318
48.51334
48.41952
47.93310
47.72949
40.89979
37.40368
30.17326
27.72162
31.52995
34.62904
40.5781 o
45.87281
53.08259
60.76113
63.44516
60.64987
54.21264
48.12349
44.51949
43.36145
39.86501
38.41507
41.84261
44.34047
51.58479
55.62119
54.90954
57.63189
56.87227
55.05907
56.05136
57.13088
- Logaritmik Reel GSMH Büyüme
- Logaritmik Reel GSMH Trendi
-Üretim Oranı
-Cari Toplam Talepte (GSMH) Beklenmiyen Değişme Oranı
-Cari Toplam Talepte (GSMH) Beklenen Değişme Oranı
Para
Arzındaki
obs
1981.1
1981.2
1981.3
1981.4
1982.1
1982.2
1982.3
1982.4
1983.1
1983.2
1983.3
1983.4
1984.1
1984.2
1984.3
1984.4
1985.1
1985.2
1985.3
1985.4
1986.1
1986.2
1986.3
1986.4
1987.1
1987.2
1987.3
1987.4
1988.1
1988.2
1988.3
1988.4
MS2BU
MS2HAT
DMS2
Tablo 3
(M2) Beklenen ve Beklenıniyen
Değişmeler
MS2BU
MS2HAT
DMS2
61.25877
74.87550
76.26241
74.98780
83.91897
74.08426
64.97716
61.86961
49.73552
43.04734
32.55331
29.65401
37.45064
46.68350
54.68592
57.98401
59.31604
61.14639
65.91869
59.48235
50.71077
47.91792
36.73963
40.54036
41.79050
34.98455
41.59248
40.50822
36.56889
38.85027
42.38685
57.80832
67.28753
66.33408
65.38063
64.42719
63.47374
62.52029
61.56684
60.61340
59.65995
58.70650
57.75305
56.79961
55.84616
54.89271
53.93926
52.98582
52.03237
51.07892
50.12547
49.17202
48.21858
47.26513
46.31168
45.35823
44.40479
43.45134
42.49789
41.54445
40.59100
39.63755
38.68411
37.73066
-6.028758
8.541424
10.88178
10.56062
20.44523
11.56397
3.410315
1.256215
-9.924.428
-15.65916
-25.19974
-27.14559
-18.39552
-8.209212
0.746658
4.998193
7.283672
10.06744
15.79322
10.31032
2.492192
0.652789
-9.572051
-4.817876
-2.614287
-8.466790
-0.905414
-1.036225
-4.022109
-0.787282
3.702745
20.07766
- Para Arzında (M2) Cari Büyüme (Değişme) Oranı
-Para Arzında (M2) Beklenen Büyüme (Değişme) Oranı
- Para Arzında (M2) Beklenmiyen Büyüme (Değişme) Oranı
85
Tablo 4
Nominal ve Reel Gayri Safi Milli Hasıla, Dolaşımdaki Paranın Büyüme Oranları, Enfflasyon Oranı ve ithal Birim Fiyatlarında Değişme Oranı
o bs
1963
1964
1965
1966
1967
1968
1969
1970
1971
1972
1973
1974
1975
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
YTCBU
BUYU
ENF
CRSBU
PMBU
86
YTCBU
BUYU
ENF
CRSBU
PMBU
NA
6.753449
7.591204
19.14950
11.00603
10.85212
11.02242
18.32225
30.33387
25.02925
28.54284
37.97679
25.44466
25.06049
30.23053
47.91797
70.40992
101.6419
47.76482
33.28576
32.24782
59.06391
51.23620
41.02667
NA
4.075625
3.136863
11.99142
4.205556
6.669225
5.422697
5.760068
10.17347
7.447394
5.375325
7.385588
7.957954
7.920959
3.886379
2.864104
-0.401324
-1.066600
4.148438
4.545960
3.311853
5.944361
5.098345
8.023042
NA
2.570890
4.312572
6.395760
6.531608
3.917694
5.309998
11.87922
18.29910
16.36533
21.98039
28.49273
16.19527
16.13176
25.08818
43.79968
71.09702
103.8164
41.87886
27.49005
28.00816
50.13929
43.89957
30.55243
NA
18.45311
8.414739
13.24692
21.63596
-5.473950
10.24645
30.50325
17.44157
14.81535
29.55569
26.32952
25.82779
29.05588
48.24469
49.02718
53.12537
51.38715
29.02619
46.76081
32.93993
34.33204
37.50529
47.09966
NA
-11.11715
2.726352
18.18345
2.014274
-11.31033
-1.517025
24.58616
27.73125
5.368711
16.31466
40.80623
43.03912
-3.790812
7.664362
26.37559
68.49558
176.8089
68.88500
42.41433
25.39857
57.81587
43.86080
18.09352
- Nominal GSMH'da Büyüme Oranı
- Reel GSMH'da Büyüme Oranı
- Enflasyon Oranı (GSMH Deflatöründe Yüzde Değişme)
-Dolaşımdaki Parada Büyüme (Değişme) Oranı
-ithal Fiyatlarında Yüzde Değişme Oranı
Tablo 5
Logaritmik Reel GSMH Trendi, Üretim Oranı, Toplam Talepte Beklenen ve
Beklenıniyen Değişmeler
LNYT
LNYTHA
Q
YTCBUE
YTCUNX
1963
1964
1965
1966
1967
1968
1969
1970
1971
1972
1973
1974
1975
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
11.34081
11.38076
11.41164
11.52490
11.56609
11.63065
11.68346
11.73946
11.83635
11.90818
11.96054
12.03180
12.10837
12.18460
12.22272
12.25096
12.24694
12.23622
12.27687
12.32132
12.35390
12.41165
12.46137
12.53855
11.38983
11.44154
11.49325
11.54496
11.59667
11.64839
11.70010
11.75181
11.80352
11.85523
11.90694
11.95865
12.01036
12.06207
12.11378
12.16549
12.21720
12.26891
12.32062
12.37234
12.42405
12.47576
12.52747
12.57918
-0.049020
-0.060780
-0.081610
-0.020060
-0.030581
-0.017740
-0.016640
-0.012350
0.032830
0.052950
0.053599
0.073151
0.09801
0.122530
0.108940
0.085470
0.029739
-0.032690
-0.043750
-0.051021
-0.070150
-0.064111
-0.066099
-0.040629
NA
6.753449
7.591204
19.14950
11.00603
22.39645
13.56858
0.722435
27.10476
40.91588
22.54415
22.90144
37.61331
37.54141
33.89564
49.34887
67.00388
67.71169
62.58770
44.04683
40.46579
48.89608
43.43688
42.48009
NA
NA
NA
NA
NA
-11.54433
-2.546160
17.59982
3.229111
-15.88663
5.998690
15.07535
-12.16865
-12.48092
-3.665112
-1.430901
3.406036
33.93021
-14.82288
-10.76107
-8.217968
10.16783
7.799320
-1.453423
LNYT
LNYTH
Q
YTCBUE
YTCUNX
- Logaritmik Reel GSMH'da Büyüme
- Logaritmik Reel GSMH Trendi
-Üretim Oranı
-Cari Toplam Talepte (GSMH) beklenen Değişmeler
-Cari Toplam Talepte (GSMH) beklenmeyen Değişmeler
o bs
o
87
Dolaşımdaki
Beklenıniyen Değişmeler
o bs
CRSBU
CRSBUT
CRSFA
1965
1966
1967
1968
1969
1970
1971
1972
1973
1974
1975
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
8.414739
13.24692
21.63596
-5.473950
10.24645
30.50325
17.44157
14.81535
29.55569
26.32652
25.82779
29.05588
48.24469
49.02718
53.12537
51.38715
29.02919
46.76081
32.93993
34.33204
37.50529
47.09966
10.24257
12.08547
13.92838
15.77128
17.61419
19.45709
21.30000
23.14290
24.98581
26.82871
28.67162
30.51452
32.35743
34.20033
36.04323
37.88614
39.72904
41.57195
43.41485
45.25776
47.10066
48.94357
-1.827828
1.161448
7.707583
-21.24523
-7.367736
11.04616
-3.858425
-8.327551
4.569886
-0.499191
-2.843825
-1.458640
15.88727
14.82685
17.08214
13.50101
-10.70285
5.188863
-10.47492
-10.92572
-9.595371
-1.843908
CRSBU
CRSBUT
CRSFA
88
Tablo 6
Parada (CR) Beklenen ve
-Dolaşımdaki
-
Dolaşımdaki
Dolaşımdaki
Parada Cari (CR) Büyüme Oranı
Parada Beklenen Büyüme Oranı
Parada Beklenmeyen Büyüme Oranı
Tablo7
Nominal Gayrisafi Milli Hasıla, Para Arzı Büyüme Oranları ve Toplam Talepte
Beklenen ve ,Beklenmiyen Değişme Oranları
obs
M2
M2BU
YTCBU
YTCE
YTCU
1968
1969
1970
1971
1972
1973
1974
1975
1976
1977
1978
1979
1980
1981
1982
1983
1984
1985
1986
31.428.00
36.52800
44.15000
56.64200
70.89900
90.34500
113.2760
146.6410
181.1580
243.5220
328.0090
527.7960
881.9490
1637.191
2554.140
3288.447
5178.997
8145.484
11643.96
15.92770
16.22757
20.86619
28.29444
25.17038
27.42775
25.38159
29.45461
23.53844
34.42520
34.69378
60.90900
67.10035
85.63331
56.00744
28.74968
57.49067
57.27918
42.94994
10.85212
11.02242
18.32225
30.33387
25.02925
28.54284
37.97679
25.44466
25.06049
30.23053
47.91797
70.40992
101.6419
47.76482
33.28576
32.24782
59.06391
51.23620
41.02667
19.10174
29.11763
30.15691
27.20672
29.50764
31.15692
31.94492
30.18484
31.04482
29.20781
34.02612
38.70380
54.59550
66.01057
74.33955
54.47819
19.17620
27.28370
55.88202
-8.249620
-18.09521
-11.83466
3.127150
-4.478392
-2.614080
6.031872
-4.740179
-5.984331
1.022720
13.89185
31.70612
47.04640
-18.24575
-41.05379
-22.23037
39.88771
23.95250
-14.85535
M2BU
YTCBU
YTCE
YTCU
- Para Arzı (M2)'de Büyüme (Değişme) Oranı
- Nominal GSMH'da Büyüme Oranı
-Toplam Talepte (GSMH) Beklenen Değişme Oranı
-Toplam Talepte (GSMH) Beklenmeyen Değişme Oranı
89
GRAFiKLER
%
po Enflasyon Oran ı
Yr GSMH Reel Büyüme Oranı
:~:c=c:::E"; :;J EY Toplam Talepte Beklenen Değişme
- - - UY Toplam Talepte Beklenmeyen Değişme
~ ı~r:ı:~: ı:_
0,_~~~--+--T-+~~~~~+-~--~~~-T~rl-~--~~~-T--~~~~--+-~~~~--~--+-~~~~~~~~
ııımıvıııııııvıııııııvıııııııvıııııııvııınııvıııııııvıııııııv
1981
1982
1983
1984
1985
tO
(..)
GRAFIK.1
1986
1987
1988
%
co
.s::.
---•P'
M2
854---~--~-+--~--~~~-+--~--~--~~--~~~--~~--
.
. Jr······· i
.
.
.
.
.
Enflasyon Oranı
Para Arzı Cari Büyüme Oranı
20.
-----··t
15 ..
o
.. l . ,
5.
r·
·r--·
ı
:rrr···ı·····ı··~··rtı····
25.
~-------~-----
I
~
=
DiliNI
IlliiNI
ım
IT'
+·-····+·----IlliiNI
~
il
~--------r---
DIIIlVI
~
GRAFiK.2
11
·rr rr;rtt
l....... ı.
....... ;........ f.......
···t··
IlliiNI
~
IIIIlN
IIlililVI
~
~
IliliN
60---+--~~-+--7-~--~~~--~~--~~--~rl-~--+-~--~~~----
:
1
jl L,
1 ···)····!·······
---- j_. -----~----- ------
p1
EY
UY
Enflasyon Oranı (Deflatör)
Toplam Talepte Beklenen Değişme
Toplam Talepte Beklenmeyen Değişme
GRAFiK.3
95
%
·: ııııı i ı
105
85
!
l
i .i
j
:
l----i------i------1-------f-----+----t _____ ,_
:
:
1r
1
--------f-----+-----i-------i-
------------------
J + r-ı :;
: .. ·1-------f---·---~------+-----+
j
i
:
:
:
~ t ı:ı ı ı tr-rıı-:~I ; 1lrt
,,_,'
----+---
-----------·-----------------
.
'
-~~------ ------+------1------+------1-
25
1968
GSMH Beklenen Değişme
Normal
P1
EY
UY
GSMH Beklenmeyen Değişme
Nominal
Enflasyon Oranı (Deflatör)
Toplam Talepte Beklenen Değişme
Toplam Talepte Beklenmeyen Değişme
GRAFiK.4
96
Enflasyon Oranı
Y=0
n
!l=CR
P1
CR
ECR
UCR
Oranı
Dolaşımdaki Parada
Dolaşımdaki Parada
Dolaşımdaki Parada
Enflasyon
Cari Değişme Oranı
Beklenen Değişme Oranı
Beklenmeyen Değişme Oranı
GRAFIK.5
97
~----~--~~~--~~--~~--~~-4~~-t~~--~~--+--+--+--r~~-------
SO--
----------1-------l----
_j----r -
ı- ----,--
40 -------
30-------------[---- --: ______._______ ,
----------_._-_-_--ı-------------
25------------1-
:::4d';, .
pı
Q--ı'EI''cd:;!'Z"Jl
Enflasyon Oranı
Para Arz Cari (M 2)Büyüme Oranı
M2/P Reel Para Arzı (M 2 ) Büyüme oranı
M2
GRAFIK.6
98
M2tP REEL PARA ARZI DEGIŞME ORANI
Yr REEL GSMH BÜYÜME ORANI
35
30
25
20
-~------
15
)----------:--
10
5
o
----------1-------------L------------~--
5
10 __________ ,___________ __[_ ____________[_________ _
ı
<.0
<.0
:
:
1s
L
::
ll~++
1969 70
f
71
72
73
74
''
75
76
++
77
78
79
80
GRAFiK.7
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
6000
5000
4000
3000 .................:.........
2000
1120
1100
1000
900
800
700
600
500
400
300
200
----~--~--~~--~---+~L+--~--~--~--~
----+---~--~~--~F--+--~--~--~--+---+-
···-···········--·-
················r········
150
100
··············j··············'··············;·············<··············ı····························'··············
1980
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
( Semi Logaritmik)
F Yıllık Mevduat Nominal FaizOranları Endeksi (1980=100)
DK Yıl Sonu itibariyle Dolar Nominal Döviz Kuru Endeksi (1980=100)
GRAFiK.8
100
91
BiBLiYOGRAFi
1- Alogoskoufis, G and C.A Pissarides, A Test of Price Sluggishness in
the Simple Rational Expentations Model U.K.1950-1980 Economic Journai,September 1982 S. 616-28.
2- Arida P. andA. Lara-Resende, inertial inflation and Monertary Reform;
Brazil, in lnflation and lndexation, ed by John Williamson (Cambridge
Massauchusetts; M.i.T. Press for the Institute for International Economics, 1986 S. 27-45.
3- Artus, Jacques, R. "Monetary Stabilization with and without Government Credibility, Staff Papers, IMF Washington, September 1981, S
495-533.
4- Aydın izzet, Para politakasının Teorik Yönü ve Analiz Modeli (Türkiyeye
Uygulama Örneği) Ankara Ünüv. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayını
No.296, 1970
5- Aydın izzet, 1980'1i Yıllarda Türk Lirasının Konvertibilitesi Sorunu. istanbul Ticaret Odası 1984
6- Aydın, izzet Enflasyonla Mücadele Modelleri. istanbul Üniversitesi iktisat Fakültesi, istanbul 1979.
7- Attfield, C.L.F., Demery D. and Duck, N.W, Unancipated Monetary
Growth, Output and The Price Level; U.K. 1946-1977. European Economic Review, 1981 vol16. S. 367-385.
8- Barro, Robert J. Rational Expectations and the Role of Monetary Policy, Journal of Monetary Economics, January, 1976, S. 1-32
9- Barro Robert J. Unanticipated Money output and the Price Level in the
United States, Journal of Political Economy, August 1978 S. 549-580.
1O- Barro Robert J. Unanticipated Mon ey Growth and Unemployment in
the Unutid States ,American Economic Review, March 1977 S. 101-115.
11-Bhalla SS, "The Transmission of lnflation into Developing Countries,
W.R. Cline and Associate, World lnflation and the Devoloping Countries
(Washington, The Brocking institution, 1981 s.52-1 01
12- Chopra, Ajai,The Speed of Adjustment of the lnflatıon Rate in the Developing Countries; A Study of inertia. Staff Papers IMF, Washington.
December 1985, s.693-733
13-Demery David, Aggregate Demand, Rational Expertations and Real
Output Some New Evidence for the U.K. Economic Journal, December
1974 S. 847-862.
14-Dornbush, Rudiger and Stanley Fisher, "Budget Deficits and inflation"
in Devalopment in an inflationary World, ed. by M. June Flanders and
Assaf Razın, Newyork 1981 S. 319-342.
101
15-Fama Eugene F. and Micheal Gibbsons, inflation, Real Returns, and
Capital investment, (unpublished, Graduate School of Business, University of Chicago, 1980).
16-Fellner, William J. The Credibility Effect and Raitonal Expectations:
lmplications of the Gramlich Study, Brocking Papers on Economic Activity; Brocking lnstıtutions, Washington 1979. S. 167-178.
17 -Fernandez, Roque, An Empirical lnquiry on Short-Run Dynamics of
Output and Prices, American Economic Review, September 1977. S.
595-609
18-Friedman Milton, lnflation and Employment (Nobel Lecture): Journal of
Political Economy. 1977 S. 451-472.
19-Fisher Stanley, Long Term Contracts, Rational Expectations and the
Optimal Money Supply Rule, Journal of Political economy Vol. 85 February 1977. S. 191-205.
20-Frye, Jone and Gordon Robert, Goverment lntervention in the inflation
Process; The Econometric of self-inflieted wound. American Economic ·
Review, Papers and Proc. May 1981. S. 288-294.
21-Gordon, Robert J; Output Fluctuations and Gradual Price Adjustment,
Journal of Economic Literature, June 1981 S. 493-530.
22-Gordon Robert J: Price inertia and Policy ineffectivness in the United
States, 1890-1980, Journal of Political Economy, December 1982 S.
1087-1117.
23-Gordon Robert, (Credibility, vs. Mainstream; Two Views of the lnflation
Process, in Otto Eckstein, Robert., J. Gerdon and Joel Parkin, lnflation
Prospects and Remedies, Washington 1983, S. 25-34.
24-Granger C.W.J, investigating Causal Relations by Econometric Models
and Cross-Spectral Methods, Econometrica, July 1969 s.424-438
25-Heap, Hargreaves, S.P. Chossing the Wrong Naturale Rate Accelerating lnflation or Decelarating Employment and Growth, Economic Journal September 1980, S. 611-620.
26-Khan, Mohsin S; Monetary Shocks and the Dynamic of lnflation, Staff
papers, IMF, June 1980, S. 250-284.
27 -Levi Maurice D. and Makin J.H. lnflation Uncertainty and the Phililps
Curve; Some Emprical Evidence, The American Economic Review December 1980 S. 1022-1027.
28-Lucas Robert E, Expectations and the Neutrality of Money, Journal of
Economic Theory, Aprıl 1972 S. 103-124.
29-Lucas Robert. E. Some International Evidence on Output-lnflation Trade-Offs, American Economic Review, June 1973. S. 326-334. ·
102
30-Lucas Robert. E. An Equilibrium Model of the Business Cycle, Journal
of Political Economy, December 1975 S. 1113-1144.
31-Makin, John H., Effects of inflation Control Programs on Expected Real
interest Rates, i.M.F, staff Papers, june 1982. S. 205 , 232
32-Makin, John H; Anticipated Money, inflation Uncertainty and Real Economic Activity, Review of Economics and Statistics, February 1982, S.
126-134.
33-Mishkin Frederic. s, "Does Anticipated Aggregate Demand Policy Matter? Further Economic Results, American Econamic Review, September 1982 S. 788-802.
34-Mishkin Frederic. "S. "Does anticipated Monetary Policy Matter? An
Econometric lnvestigation. Journal of Political Economy, February 1982
S. 22-51.
35- Mussa Micheal, Sticky Pricel and Disequilibrium adjustment in Rationaı
Model of the lnflationary Process, American Economic Review, December 1981. S. 1020-1029.
36-0kun. Arthur. M. Price and Quantities: A Macroeconomic Analysis,
Washington, Brooking lnstitution 1981.
37-Özmucur Süleyman, Milli Gelirin Üç Aylık Dönemler itibarıyle Tahmini,
Dolarla ifadesi ve Gelir Yolu ile Hesaplanması, istanbul Ticaret Odası,
Yayın No.1987-1
38-Perry George 1: lnflation in Theory and Practice, Brookings Papers on
Economic Activity 1980, Sooking institution (Washington) S. 207-242.
39-Peseran M.H; A. Critique of the Proposed Tests of the Natural RateRational Expectations Hypothesis, Economic Journal, September 1982
s. 529-554.
40- Rotemberg, Julio J. "Sticky Prices in the United States, Journal of Political Economy, December 1982, S. 1187-1211.
41-Sargent, Thomas, J. Rational Expectations the Real Rate of lnterest
and the Natural Rate of Unemployment; Brooking Papers an Economic
Activity, 1973. Brooking institutions. S. 429-480.
42-Sargent Thomas J. The Observational Equivalance of Naturale and
Unnaturale Rate Theory of Macroeconomics, Journal of Political Economy, June 1976. S. 631-640.
43-Sargent Thomas J. and Neil Wallace, "Rational Expectations, the Optimal Monetary lnstrument and the Optimal Money Supply Rule, Journal
of Political economy, April, 1975. S. 241-254.
44-Sargent Thomas J. and Neil Wallace, The Stability of Models of Money and Growth with Perfect Forsight, Econometrica, November 1973.
103
s. 1043-1048.
45-Sargent Thomas J. Neil Wallace, Rational expectations and the Theory of Econamic Policy. Journal of Monetary Economics 1976. ·
46-Sargent, Thomas, J; Stopping Moderate lnflatıons, The Medhodes of
Poincare and Thatcher, in lnflation. Debt and lndexation, ed by Audiger
Dorhbusch and Mario. H. Simonsen (Cambridge, Massachusetts: MiT
Press. 1983) S. 54-96.
47-Small, David H. "Unanticipated Money Growth and Unemployment in the United States." Comment, American Economic Review, December 1979. S. 9961003.
.
48-Taylor, John. B. Estimation and Control of Macroeconomic Model with
Rational Expectations, Econometrice, September 1979. S. 1267-1286.
49-Taylor John. B. "The Role of Expectations in the Choice of Monetary
Policy, in Federal Reserve Bank. Kansas City, Monetary Policy issue in
the 1980 S.Missiouri, 1983 S. 47-76.
50-Tobin James, Money and Economic Growth, Econometrica October
1965. s.671-684
51-Tobin James, Notes on Optimal Monetary Growth, Journal of Political
Economy, July-August 1968 s.833-859
52-Tobin James, A General Equilibrium Approach to Monetary Theory, Journal of Money, Credit and Banking, February 1969
104
Download

r - ITO