DİABETES MELLİTUS (DİYABET)
Diyabet (Şeker Hastalığı) pankreastan salgılanan insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği
sonucu ortaya çıkan, ömür boyu süren bir hastalıktır. Besinlerle kana geçen glukoz (şeker), insülin
hormonu aracılığı ile hücrelere girer. Hücreler glukozu enerji kaynağı olarak kullanır. Eğer glukoz
miktarı vücudun yakıt ihtiyacından fazla ise karaciğerde (şeker deposu=glikojen) ve yağ dokusunda
depolanır. Diyabetli kişinin vücudunda ,insülin eksik ya da etkisiz olduğu için besinlerden elde edilen
glukoz hücre içine giremez, etkili biçimde kullanılamaz ve kan glukoz düzeyi yükselir.
Tüm dünyada 383 milyon diyabetli insan olduğu biliniyor ve bu sayının 2035 yılında 592
milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Ülkemizde yapılan çalışmalar diyabet sıklığının %13.7 olduğunu
ve son 10 yılda % 90 artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Şu anda Türkiye’de 7 milyonu aşkın diyabet
hastası olduğu tahmin edilmektedir. Ancak tüm diyabet hastalarının yaklaşık % 55’ine tanı konmuştur
ve çok sayıda hasta hastalığından habersizdir.
Tip 1 Diyabet (insüline bağımlı diyabet): İnsülinin pankreasta hiç üretilmediği ya da çok az
üretildiği diyabet tipidir. Tip 1 diyabet, pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücrelerinin
otoimmün bir süreç sonunda zedelenmesi ile meydana gelmektedir. Mutlak veya göreceli bir insülin
yetersizliği olduğundan hastalar ömür boyu insülin kullanmak zorundadırlar. Bu nedenle Tip 1
diyabet, İnsüline Bağımlı Diyabet olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak toplumdaki diyabet
vakalarının %10'unu Tip 1 diyabet vakaları oluştumaktadır. Genellikle çocuk ya da genç erişkin çağda
ortaya çıkar. Diyabet belirtileri aniden başlar, şikayetler ciddiye alınmaz ise hasta kendini kaybederek
komaya girebilir.
Tip 2 diyabet (insüline bağımlı olmayan diyabet): İnsülin hormonu var, ama miktarı azsa
veya dokularda insüline karşı direnç varsa, bu diyabete de Tip 2 diyabet denir. Diyabet hastalığının
gelişmesinde hem genetik hem çevresel faktörler rol oynamaktadır. Ancak tip 2 diyabetin en önemli
risk faktörleri fazla kilo ve hareketsiz yaşam tarzıdır. Dolayısıyla son yıllarda obezitenin (şişmanlık)
giderek yaygınlaşması diyabet oranlarındaki artış ile doğrudan ilişkilidir. En sık görülen diyabet tipi
Tip 2 diyabettir (% 90). Genellikle 35 yaşından sonra görülür. Tip 2 diyabetli hastalar diyet, egzersiz
ve ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilebilir. Gerekirse hastalığın ilerleyen dönemlerinde insülin
kullanabilirler.
Ailesinde diyabetli birey olanlar, obez kişiler, gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) öyküsü olan
ya da 4 kg’dan iri bebek doğurma öyküsü olanlar, hipertansiyonu (yüksek tansiyon) ya da
hiperlipidemisi (kan yağlarının yüksekliği) olanlar, polikistik over sendromu olan kişiler diyabet
açısından risklidirler. Ayrıca kronik pankreas iltihabı, pankreas tümörleri ve ameliyatları ve bazı
hormon hastalıkları da diyabete neden olabilir.
Gestasyonel Diyabet: Gebelikte ortaya çıkan ve doğumdan sonra düzelen diyabet tipidir.
Ancak gestasyonel diyabetli kadınların yaşamlarının ileriki dönemlerinde tip 2 diyabet riski % 30-50
oranındadır ve düzenli olarak takip edilmelidirler. Gebelik sonrası kişinin sağlıklı beslenmeye özen
göstermesi, fiziksel aktivitesini arttırması diyabet riskini azaltabilir. Bu diyabet tipi bazen doğumu
takiben kalıcı da olabilmektedir.
Gestasyonel diyabet tanısı için gebelere 24-28.gebelik haftalarında şeker yükleme testi
yapılmaktadır.
Diyabetin Belirtileri

Yorgunluk, halsizlik

Çok su içme, ağız kuruluğu

Sık idrara çıkma

Sık acıkma, çok yemek yeme

Yaraların geç iyileşmesi

Kuru, kaşıntılı cilt

Sık enfeksiyon gelişimi

Görme bulanıklığı
Tip 1 diyabetin başlangıcı genellikle hızlıdır, hastanın şikayetleri belirgindir ve kısa sürelidir.
Ancak Tip 2 diyabetin seyri yavaş olup şikayetler çok belirgin değildir, tanısı sıklıkla tesadüfen
bakılan kan şekerinin yüksek olması ile konur.
Tanı
Diyabet hastalığının tanısı, hastalığın belirtileri ve kan şekeri ölçümleri birlikte
değerlendirilerek konur. Tanı için açlık kan şekeri ve OGTT (Oral glukoz tolerans testi)
kullanılmaktadır. En az 8 saatlik açlık sonrasında bakılan açlık kan şekerinin 100 mg/dl’nin altında
olması normaldir.
Aşağıdaki durumlardan herhangi biri varsa diyabet tanısı konur:
1. Diyabet belirtileri olan bir kişide günün herhangi bir vaktinde ölçülen kan şekerinin 200
mg/dl’nin üstünde olması
2. Açlık kan şekerinin 126 mg/dl veya üstünde olması
3. 75 gr
glukoz
çözeltisi
kullanılarak
düzeyinin 200 mg/dl veya üstünde olması
Gizli Şeker (Pre-diyabet) Nedir?
yapılan
OGTT’nin 2.
saatinde
kan
şekeri
Eğer bir kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek, ancak diyabet tanısı koymaya yetecek
kada yükseke değilse bu durumda kişi pre-diabetik (gizli şeker hastası) olarak tanımlanır. Gizli şeker,
kişinin tip 2 diyabete yakalanma riskinin arttığını gösterir. Bir uyarı olarak gizli şeker ciddiye alınır ve
kişiler yaşam tarzı değişikliklerini gerçekleştirebilirlerse diyabetin ortaya çıkışını geciktirebilir veya
önleyebilirler.
Tedavi
Günümüzde diyabeti tamamen iyileştiren bir tedavi yoktur. Diyabet tedavisinde amaç kan
şekerini normale en yakın seviyelerde tutmak, yani kan şekeri yükselmelerini ve kan şekeri
düşmelerini önlemektir. Bu ayarın sağlanması kalp hastalığı, inme, böbrek ve göz hastalığı, sinir
hasarı gibi diyabete bağlı komplikasyonların gelişimini önlemek veya gelişmiş komplikasyonların
seyrini yavaşlatmak için son derece önemlidir. Diyabet tedavisi 4 başlık altında toplanabilir.
1. Eğitim: Diyabet tedavisinin başarılı olabilmesi için diyabetli bireyin hastalığı ile ilgili bilgi sahibi
olması gerekmektedir. Diyabetli birey hekim, diyetisyen, diyabet hemşiresi ya da diyabet
eğitimcisinden oluşan diyabet ekibinden destek alır ve verilen tedaviye, önerilere uyum sağlarsa
diyabeti olmayanlar gibi aktif ve sağlıklı bir hayat sürdürebilir.
2.Beslenme Tedavisi: Gün içinde yenmesi gereken öğün sayısı diyabetin tipine, alınan medikal
tedaviye, fiziksel aktivite düzeyine ve o andaki kan şekeri düzeyine bağlı olarak değişir. Her
diyabetliye konusunda uzman bir diyetisyen tarafından diyabetik diyet detaylı olarak anlatılmalı,
mümkün olduğunca hastanın beslenme alışkanlığına yakın bir program düzenlenmelidir.
İnsülin kullanan tip 1 ve tip 2 diyabetlilerin sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve akşam yemeği
olarak üç ana öğün, öğünler arasında ve gece yatmadan önce üç ara öğün olmak üzere altı öğün
beslenmesi gerekir. Bir gün içinde yenilmesi gereken yiyecekleri gün boyunca yayarak sık ve az
yemek yeme alınan öğünden sonra kan şekerinin daha az yükselmesini sağlar. Öğünlerde yenilen
yiyeceklerin porsiyon ölçüsünü azaltarak, küçük öğünler halinde yemek yenilmesi fazla kalori
alınmasını önleyerek ve açlığı kontrol altına alarak hem kan şekeri kontrolünü sağlar hem de kilo
alımını önler.
3.Egzersiz:
Özellikle son yıllarda tüm dünyada diyabetli birey sayısındaki artış insanların daha
hareketsiz yaşaması ve obezitedeki artışla yakından ilişkilidir. Fiziksel aktivitenin azlığı diyabet
gelişiminde rol oynadığı gibi diyabetli bireylerde kan şekeri regülasyonunu da olumsuz yönde etkiler.
Bu nedenle tüm diyabetliler ve hatta diyabet riski taşıyan bireyler yaşları, fizik kapasiteleri ve eşlik
eden sağlık sorunları da göz önünde bulundurularak düzenli egzersiz programları uygulamalıdırlar.
Egzersizin hangi saatlerde yapılacağı da son derece önemlidir. Egzersiz için en uygun zaman, yemek
yenildikten sonraki 1-2 saattir. Böylelikle, yiyeceklerle kana geçen şeker vücut tarafından kolaylıkla
kullanılır , kasların glukoz kullanımı artar ve kan şekeri düzeylerinin düşmesi sağlanır. Yemeklerden 3
saat sonra veya öğünlerden önce yapılan egzersizin hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) oluşturma riski
vardır. Egzersiz planlı olarak en az haftada 3-4 kez yapılmalıdır. En uygunu, egzersizin her gün,
düzenli olarak yapılmasıdır.
4. İlaçlar: Diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar insülinler ve ağız yolu ile kullanılan tabletlerdir.
İnsülin kan şekeri seviyelerini en etkili düşüren maddedir. Tip 1 diyabetli kişiler, sağlıklı aktif bir
hayat için günde 4 defa insülin tedavisi almak zorundadırlar. Tip 2 diyabetli kişiler, kan şekerlerini
düşürmek için ağız yolu ile kullanılan tabletler kullanabilirler, çok az bir kısmının da insulin ihtiyacı
olabilir.
Diyabet tedavisinde diyet, egzersiz ve ağız yolu ile alınan ilaçlar ve/veya insülinin dengesini doğru
olarak oluşturmak, diyabet ekibinin önerilerine uymak, düzenli kontrollere gimek çok önemlidir.
Download

DİABETES MELLİTUS (DİYABET) Diyabet (Şeker Hastalığı