SOSYAL POLİTİKA
TARTIŞMALARI
KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ
ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ
RÜÇHAN IŞIK
14.03.2014
İZMİT
1919....2009....2019....Geçmişten Geleceğe
Prof.Dr.Rüçhan IŞIK
1919’da kuruluşundan itibaren, ILO dünyadaki hükümetler üzerinde çalışma alanında daha
insancıl ve gelişmiş kararlar alınması ve uygulanması için devletler umumi hukuku
çerçevesinde baskı oluşturan tek ve en aktif örgüt olmuştur. Hem akademik hem uygulama
açılarından ILO’nun, bir yandan endüstri ilişkilerinin, diğer yandan iş hukukunun oluşumu,
yerleşimi ve gelişimine çok büyük bir katkıda bulunduğu devlet adamlarının, politikacıların,
işçi ve işveren liderlerinin, akademisyenlerin, uzmanların, gazetecilerin her vesile ile ifade
ettikleri ortak bir görüştür.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün faaliyetleri, nitelik ve karakterleri itibariyle uzun vadeli bir
yapıya sahiptir.Bu nedenle geriye dönük olarak bakıldığında ILO, doksan yıllık yaşamında,
dikkati çekecek derecede başarılı bir yetenek sergileyerek varlığını ve canlılığını
sürdürmüştür.İnsan emeğinin ürünü olan her ‘örgüt’ gibi onunda bazı başarısızlıkları
olmuştur;ama tartışmasız kabul gören başarılarının örnekleri çok daha fazladır.
Bir yüzyıla yaklaşan yaşamında ILO pasif-sessiz bir gözlemci olmamış, aksine yetki alanına
giren olaylar karşısında Anayasasının verdiği olanakları işleterek, uyanık bir uluslararası
aktör rolünü başarıyla oynamıştır. Özellikle çeşitli olağandışı ve dramatik olaylar karşısında
çağdaşları ile birlikte bilinen ve beklenen tepkisini her zaman göstermiştir. Dünya İstihdam
Programı (WEP),Çalışma Koşulları ve Çevresinin Geliştirilmesi Programı(PIACT),Çocuk
İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Uluslararası Programı(IPEC), ILO’nun ve Sekreteryası’nın
olayları erken görme, önceden önlemler alma refleksinin ne kadar gelişmiş olduğunu
gösterir. 1976 yılının kilittaşı niteliğindeki Haziran Konferansında, Dünya İstihdam
Konferansında ILO insanlığın bugünkü kuşağının kadın ve erkeklerinin istihdam, gelir,
sağlık, eğitim, konut ve kültür alanındaki gereksinimlerini karşılamak amacıyla oluşturduğu
büyük İstihdam Stratejisini kabul edip ilan ettikten sonra, hazırladığı ve uygulamaya
başladığı Dünya İstihdam Programı ve onun daha sonraki yıllarda devamı olan günümüzün
Aktif İstihdam Politikaları dikkatle incelenirse, dünyanın bugün içinde olduğu sorunları
ILO’nun otuzüç yıl önceden görebildiği ve çözümler önerdiği anlaşılır.
ILO doksan yıllık yaşamında, bünyesindeki yüksek kalitede teknokrat ve uzmanlardan
oluşan çok yetenekli ve deneyimli uluslararası bir kadro ile çalışmanın bürokratik
güçlüklerine rağmen, dikkatleri çekecek bir esneklik ve uyum yeteneği sergilemiştir.
Bunun bir nedeni kuşkusuz üçlü yapıdaki üye ülkeler hükümetleri ile işveren ve işçi
sendikalarının dikkatle seçip görevlendirdikleri temsilcilerden oluşan etkin bir Yönetim
Kuruluna sahip olmak; diğer nedeni ise ayrı işlevlere sahip aşağıdaki dört farklı alandaki
faaliyetlerin planlanması ve uygulanması sırasında bu farklılığın oluşturduğu zengin fikir
ortamıdır. Bu dört farklı alan: standartlar, teknik işbirliği, araştırma, danışma hizmetleridir.
ILO çok boyutlu ve disiplinli konulara kendi ‘yetki’ alanını aşmadan yaklaşabilme özelliğini
gösteren bir kurumdur. Üst Yönetimin ve üçlü yapıdaki Yönetim Kurullarının kurduğu ve
yürüttüğü hassas denge de bu özelliği dikkatle gözönünde tutar.ILO örneğin bugün için de
dünya gündeminde olan istihdam konusunda kendi teknik yetki alanında kalma geleneğini
sürdürerek çalışmaktadır. Kuşkusuz ‘istihdam’ ve ‘iş’ ciddi ölçüde makroekonomik
politikaların stabilizasyon, yapısal uyum, bütçe açıkları, ödemeler dengesi ve borçlar ile ilgili
hükümetlerin karar ve uygulamalarından büyük ölçüde etkilenir.ILO üst yönetimi bu
ekonomik gerçekleri bilir ve bu konularda - bilgi ve görüş sahibi olmasına rağmenkurumsal ve kavramsal tartışmalara katılmaksızın sadece kendi görev ve yetkisi açılarından
olayları
izler,analiz
eder.Konuyla
ilgili
olarak
işgücü
piyasası,endüstri
ilişkileri,verimlilik,ücret,çalışma koşulları ve sosyal güvenlik gibi sadece kendi yetki ve
kendi uzmanlık alanları için programlar oluşturur ve uygular.
Son yıllarda ise Dünya gündemine taşınan kayıtdışı istihdam, kadın ve genç işçiler,
çocukların çalıştırılması,iç ve dış göç, yoksulluk,sosyal dışlanma, her çeşit risk için sosyal
güvenlik,iş sağlığı ve güvenliği, öncelikle ILO toplantılarında tartışılmıştır.
ILO ve Sekreteryası bu ve diğer sorunlar karşısında tüm çözümleri sağladıkları iddiasında
değildirler; ama kendi yetki alanında gereken her türlü yeni inisiyatifi yetkilerinin sınırlarını
sonuna kadar zorlayarak, yeni sorunlar karşısında yeni pozisyonlar oluşturma refleksine
sahiptirler. Günümüzün küresel boyutlu sorunları karşısında da ILO yeni pozisyonunu
belirlemeye çalışırken sadece gelişmenin sosyal yanını değil uygulanan ekonomi, mali ve
para politikalarını da dikkate almaktadır. Sürdürülebilir sosyal kalkınmanın, güçlü bir
ekonomi stratejisine dayalı ve süreklilik gösteren kaliteli bir ekonomik büyüme ile mümkün
olacağı ILO toplantı salonlarında ve çalışma odalarında yapılan tartışmalarda bilinen bir
hususdur.
İşte bu ILO deneyimi, ILO kültürü birikimi ILO’nun yeni olaylar karşısında analitik
düşünme ve geleceği görme yeteneğinin kaynağını oluşturur. Bu nitelikleri özümsemiş bir
teknik kadronun oluşturduğu ILO Sekreteryası da kurumsal esneklik ve uyum yeteneğini
kullanarak yeni sorunlara, geleneklerinden uzaklaşmadan çözümler arar ve çoğunlukla da
bulur.
Bu erken öngörü özelliği ile ILO, Birleşmiş Milletler camiası içinde tartışmasız bir kıdeme
sahiptir.Bu nedenledir ki 1946’da Birleşmiş Milletler ile ilk bağlantı kuran uzmanlık örgütü
ILO’dur. ILO’nun sosyal kalkınma ilkelerinin Birleşmiş Milletler Antlaşması’na yansıması
bu önceliğin ve kıdemin sonucudur; bir tesadüf değildir. Birleşmiş Milletler ile ILO’nun
işbirliği son yıllardaki küresel organizasyonlarda da sürdürülmüştür: Çevre ve Kalkınma
Rio Zirvesi, Viyana İnsan Hakları Dünya Konferansı, Dünya Yerli İnsanlarının 1993
Uluslararası Yılı, 1994 Dünya Aile Uluslararası Yılı bu ortak çalışmaların ürünüdür. Eylül
1995 Pekin Dördüncü Dünya Kadın Konferansı, Mart 1995 Kopenhag Dünya Sosyal
Kalkınma Zirvesi, Birleşmiş Milletler’in ILO ile birlikte geliştirip oluşturdukları sosyal
kalkınma alanındaki en etkin buluşma platformları ve hala geçerli referans kaynakları
olmuştur. ILO’nun araştırma sonuçları,BM Genel Sekreteri Boutros Boutros-Gali tarafından
kaleme alınan ve Kopenhag Zirvesine sunulan ‘Kalkınma İçin Gündem’e aynen yansımıştır.
Kuruluşundan itibaren şu iki temel değer,sürekli olarak ILO’ya yön vermiştir: Bir yandan
sosyal adalet,özellikle işçilerin temel haklarının korunması ;diğer yandan katılım ve sosyal
diyalog,özellikle üçlü yapılanma yöntemiyle.Bunlardan ikincisi,özellikle üçlü yapılanma,
ILO’nun düşünsel kaynağını ve örgütsel gücünü oluşturmaktadır. ILO’nun önümüzdeki
yıllarda yeni gündemdeki konulara yeni cevaplar ararken bu iki geleneksel değeri koruyarak
yeni görüşler ve programlar oluştururken, kendi varlığını bugüne kadar sağlamış olan bu iki
temel değere bağlı kalarak yeni bir küresel vizyona doğru yelken açması beklenir.
David Morse, 1968 Ekim’inde Cornell Üniversitesinde verdiği konferanslarda şu anahtar
soruyu sormuştu: ILO’nun halen ve de gelecekte oynayacağı bir rol var mı? İlk Genel
Müdür Albert Thomas’tan bugünkü Juan Somavia’ya kadar hepsi bu soruyu
cevaplandırmaya çalışmışlardır.
Bu sorunun cevabı sadece Genel Müdürlerin yeteneklerine bağlı değildir; tüm sekreterya
kadrosunun ,uzmanların ülke delegasyonlarını oluşturan
hükümet,işveren ve işçi liderlerinin çalışmaları ve katkıları ile birlikte ILO misyonunu
yenileyebildiği ölçüde bu soru ‘evet’ olarak cevaplandırılabilmiştir. Bugün için de durum
aynıdır.
ILO’nun Gündemindeki İki Büyük Sorun:
-ILO’nun ilk yüzyılının son onyılına, dünya küresel bir ekonomik buhran yaşayarak giriyor.
İşsizlik ve istediği işi bulamayanlar Güneydeki ekonomilerin yerleşik karakteri iken, 2009,
gelişmiş ülkelerde de işsizliğin hızla yükselmesine tanıklık ediyor. Yoksulluk ile birlikte
işsizlik kabul edilemez ölçülerde küreselleşiyor. Sayısal olarak hızla büyüyen imtiyazsız
gruplar, dışlanıyor ekonomik, sosyal ve siyasi süreçlerin dışına itiliyorlar. Şiddet,
hoşgörüsüzlük, toplumlar arasında gerginlik ve uyuşmazlıklar sari olarak tehlikeli biçimde
yaygınlaşıyor. Tüm bu nedenler, uluslararası sosyal adalet misyonunu yüklenmiş olan ILO
‘nun gündemine yığılmakta, dünyanın barış içinde yaşamasını ciddi olarak sarsmakta, tehdit
etmektedir. Birleşmiş Milletler ve ona bağlı olan ve olmayan uzmanlık kuruluşları;
ekonomik, sosyal ve politik bölgesel yapılanmalar, saygın ve etkinliğe erişmiş sivil toplum
örgütleri Dünya Gündeminin bu yeni ve hızla oluşan sorunları ile karşılaşmaya başladıkları
günümüzde, ILO Anayasasının ona verdiği görev ve yetkiler ile ve doksan yaşın bilgi ve
deneyim birikimi ile yeni bir meydan okumaya hızla hazırlanmak durumundadır. Sorunlar
altında kalınabilecek kadar büyük ve ağırdır. Her kurum gibi ILO da yeniden işlev ve
pozisyonunu hızla gözden geçirmektedir. Bu dönemde ILO ‘nun her zamandan daha fazla
üçlü yapıya göre örgütlenmiş ve çalışma kültürü edinmiş üyelerinin yapıcı işbirliğine ve
özendirilmesine gereksinimi vardır.
-Uluslararası iş hukukunun doğmasına ve gelişmesine neden olan, bu alanın temel
kaynaklarını oluşturan son doksan yılın ürünleri Sözleşmeler ve Tavsiyeler‘in yeniden
değerlendirilmesi kaçınılmaz bir büyük görev ve ILO buna başlamış durumda. ILO ‘nun bu
alanda geliştirebileceği revizyon çalışmaları giderek ivedilik kazanıyor. ILO yüz yaşını
dolduracağı 2019’da bu yenilenmeyi başarabilirse Uluslararası İş Hukuku alanına da çok
önemli bir katkı yapmış olacaktır. Gözden geçirilmiş bir ULUSLARARASI İŞ KODU, ILO’yu
ikinci yüzyılına taşıyacak en önemli araçtır.Aynı şekilde üçlü yapının aynen korunması
(2+1+1), yerleşmiş olan diyalog kültürünün ve bunun sonucu olarak sosyal taraflar
arasındaki temel anlaşma refleksinin kazanılmış olması, yirmibirinci yüzyılın
bölünmüşlüğünün ILO’ ya yansımasını önlemiştir;bu nedenle de,titizlikle korunması ve
geliştirilmesi gereken gereken özelliğidir.
Üye ülkelerin ILO’yu örnek alarak oluşturdukları sosyal diyalog platformları, bir yandan
sosyal tarafların ekonomik ve sosyal kararların alınma sürecine katılımını gerçekleştirirken,
diğer yandan da demokratikleşmenin özümsenmesine ve güçlenmesine katkıda
bulunmaktadır.
Kuşkusuz ILO uluslararası standartları değerlendirirken, onların değişen çalışma
koşullarına ve biçimlerine göre ve sosyal partnerlerdeki ve devletin rolündeki değişimleri
dikkate alarak belki de yeniden yazılması gerekenlerle karşılaşacaktır. İşçi sendikalarındaki
değişimler, çokuluslu şirketlerin işveren kanadında oluşturduğu önemli ve yadsınamaz
etkiler, yeni bir endüstri ilişkileri sistemine ve yeni bir iş hukukuna dönüşürken ILO’da
kendi normlarını yenileme yoluna kaçınılmaz olarak gidecektir. ILO için önemli olan bu
yenilenme sürecinde üçlü yapıyı sosyal diyalogun vazgeçilmez yöntemi olarak koruması ve
geliştirmesi ve de temel varlık nedeni olan sosyal adalet ilkesine bağlılığını sürdürmesidir.
ILO’nun geçmişte kritik dönemlerdeki büyük liderleri ve yönetimini oluşturan başarılı
üyelerinin performansları, yakın gelecekte gereksinimi olacak yöneticileri için de model
oluşturmalıdır.
Bütün diğer üye ülkeler gibi, Türkiye de ILO’ya yolladığı delegasyonlar ve Cenevre’deki
temsilcileri bu yenilenme çalışmalarına sürekli ve aktif olarak katıldıkları ölçüde ILO’ yu
olumlu olarak değerlendirme, eleştirme, geliştirme fırsatlarını yakalayabileceklerdir.
ILO’nun ‘mevcut değerlerini muhafaza etmek, değişimi ise gerçekleştirmek’ başlıklı 81. Konferans
Raporu’nda değinildiği gibi, ILO dünyadaki değişimi dikkatle gözlemleyip, bu değişimi
öncelikle kendi içinde de gerçekleştirmeye çalıştığı ölçüde gelecek yıllarda rolünü başarı ile
oynamaya devam edebilecektır. Çünkü ‘iş dünyası’ işçi ve işverenleriyle her durumda
varlığını sürdürecektir.
Bir gazete haberi… (Milliyet, 21 Ocak 2009)
Prof.Dr.Rüçhan Işık, Avrupa Sosyal Haklar Komitesi Üyeliğine seçildi
Prof.Dr.Rüçhan Işık, Avrupa Strasbourg’da Avrupa Konseyi’nin 47 üyesinin
katılımıyla yapılan seçimde, Avrupa Sosyal Haklar Komitesi Üyeliğine seçildi.
Avrupa Sosyal Haklar Şartı’nın denetim organı olan komite, 31 Aralık 2008’de boş
olan beş üyelik için seçim yapmış; Türkiye’nin de içinde bulunduğu komitenin ikinci
grubundaki iki boş sandalye için Belçika, Hollanda, Romanya ve Türkiye adayları
seçime katılmışlardı. Türkiye ve Romanya bu seçimi kazandı.
Komite her yıl Strasbourg’da yaptığı oturumda Sosyal Şartın uygulanmasına ilişkin
ülke raporlarını ve şikayetleri inceleyerek, denetim mekanizması olarak görev
yapıyor. İş hukuku ve insan hakları alanında çalışan, tarafsız akademisyenlerden
oluşturulan komiteye, 6 yıllık süre için seçilen Prof.Dr.Rüçhan Işık, halen Bilkent
Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde İş hukuku öğretim üyesidir.
1996-2002 yılları arasında ILO Yönetim Kurulu üyeliği yapan Prof.Işık, 1998’den
itibaren AB-Türkiye Karma İstişare Komitesi üyesi.
Download

sosyal politika tartışmaları - Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri