Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
Muk’o nena giçkin ek’o k’oçi re; mara nananena va giçkinna çkar mutu va re!
Kaç tane dil biliyorsan, o kadar insansın; ama anadilini bilmiyorsan hiçbir şey değilsin!
Lazca Atasözü
İNKÂR EDİLMEYE ÇALIŞILAN BİR HALK:
LAZLAR!
BİR HALKI EZEN BAŞKA BİR HALK ÖZGÜR OLAMAZ!
Biz bu yazımızla bugünkü Türkiye sınırları içerisinde de yaşayan LAZİSTAN ve LAZ ULUSU
hakkında özet şekilde tavrımızın ilk ana hatlarını belirlemeye çalışacağız.
En başta şunu belirtmeliyiz ki, LAZİSTAN ve LAZ ULUSU sorunu bu coğrafyada yaşayan ve
ortak mücadele ve ortak yaşam felsefesi ile hareket eden devrimci ve sosyalist hareketin
geçerken değindiği bir sorun olmuştur. Bu hala böyle devam etmektedir. Kendilerini “Türk”
ya da “Kürt” Sosyalistleri olarak tanımlayan, ya da kendilerini genel olarak sosyalist, komünist
olarak tanımlayanların LAZİSTAN ve LAZ ULUSU konusundaki bu suskunlukları, egemen olan
şoven ideolojinin yansımasıdır.
Çünkü bu sorunu sıradan bir sorun olarak görme, geçerken değinme yaklaşımı yanlıştır. Bu
sebeple LAZİSTAN’lı işçiler ve emekçiler sosyalist hareketin varlığından bu yana kendilerine
karşı uygulanmış olan ve hala uygulanan devletin asimilasyon politikalarına karşı
enternasyonalist bir dayanışma görememişlerdir. Bunun sonucu olarak da sosyalist
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
hareketten büyük oranda kopmuşlar ve işin daha da kötüsü egemen ideoloji olan Türk şoven
sapmanın etkisi altına girmişlerdir.
Lazların bir ulusun sahip olması gereken özelliklerin tamamına sahip oldukları halde hala
Marksizm-Leninizm adına konuşan, evet Bolşevizm adına konuşanların bir bölümünün de
LAZİSTAN ve LAZ ULUSU üzerine yanlış tavırlara sahip olması ciddi bir sorundur.
Biz halkların kardeşliğinin sağlanması, halklar arasında tam bir güvenin sağlanabilmesi için,
bu konuda var olan hata ve eksikliklerimizden öğrenerek arınmak gerektiğini düşünüyoruz.
Bu sebeple de egemen olan Türk şovenizminden ve onun sosyalizm adına konuşan
etkişimlerine karşı mücadelenin bir alanı olarak da Laz Ulusuna karşı tavrımızın netleştirilmesi
gerektiğini düşünüyoruz. Laz Ulusu üzerindeki asimilasyon politikalarına karşı mücadele
edilmesi gereklidir. Bu mücadele en baştan bir LAZİSTAN olduğunu ve aynı zamanda Türk
devletinin politikaları sonucu parçalanmış, yaşadığımız coğrafyanın değişik alanlarına
dağıtılmış bir Laz Ulusu olduğunu, LAZİSTAN bölgesinde de Laz Ulusunun belli bir parçasının
yaşamakta olduğunu kabul etmekle başlamaktadır.
Biz kendimiz İbrahim Kaypakkaya geleneğinden gelme bir siyaset olarak, İbrahim
Kaypakkaya’nın bu konudaki yanlışlarını görerek onu aşma ve bu coğrafyada yaşayan tüm
halkların tam hak eşitliği temelinde bir arada yaşama şeklindeki genel doğru perspektifine
uygun bir çalışma yapamadık. Bu bizim hatamızdır.
İbrahim Kaypakkaya yoldaşın Ulusal Sorun konusundaki genel doğru temel tezlerinin pratik
olarak önümüze getirip koyduğu bu sorunu ele almayı ciddi bir şekilde düşünemedik bile.
Genel itibarıyla Türkiye ve Kuzey Kürdistan’dan bahsettikten sonra bizim zorumuzla son
Kongrede Arapların da bir ulus olduğu, Antakya Arabistan bölgesinin de bir Türkiye, bir Kuzey
Kürdistan gibi bir bölge oluşturduğunu ve bizim iktidarımız koşullarında eşit hak ve
yükümlülüklere sahip olduğunu karar altına aldık.
Biz bu üç ulus dışında kalan Halkları hep bir azınlık milliyet olarak gördük, gösterdik ve bu
Ulusların da Kürtler, Türkler ve Araplar gibi birer ulus olup olmadığını araştırmadık.
Bunların dışında Ermenilerin de bir ulus olduğunu doğru olarak araştırmalarımızla tespit edip
bunların da kendi ülkelerine dönme yerleşme ve istediklerinde ayrılma haklarının olduğunu
da tespit ettik.
Bizler Laz Ulusu ile ilgili belli bir zamandan bu yana kendi olanaklarımızla bir ilk araştırmayı
bu yazımızla ortaya koymaya çalışacağız. Çerkezlerin, Abazaların, Rumların ve diğer Halkların
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
durumu ile ilgili olarak ileriki süreçlerde partili güçlerimizin gelişmesi ile birlikte araştırma
yapmamız gerektiğini, bu konuda görevimiz olduğunun bilincindeyiz.
LAZLAR BİR ULUSTUR, BİR ULUSAL AZINLIK DEĞİLDİR
Lazların tarihi ile ilgili olarak değişik dönemlerde, değişik kişiler tarafından araştırmalar
yapılmış ve bu araştırmalar kamuoyunun dikkatine sunulmuştur.
Bu araştırmalardan birisi “ANTİK ÇAĞLARDA DOĞU KARADENİZ” adıyla Ahmet Mican
Zehiroğlu’nun 2000 yılında Çiviyazıları yayınevi tarafından yayınlanan kitabıdır.
Wolfgang Feuerstein’in doktora tezi-hala çevrilip yayınlanmamıştır-, Nikolay Mar’ın
yayınladığı kitabın dışında Laz Enstitüsü tarafından yayınlanan bir dizi yazı ve değişik
yazarların konu ile ilgili görüşleri vardır.
Biz gerek Laz Enstitüsünün yayınladığı birçok yazıyı ve özellikle de A. Mican Zehiroğlu’nun
araştırmasını bu yazımız için temel aldık. Bu konuda kuşkusuz daha iyi araştırma gerektiğinin
bilincinde olmamızla birlikte bu konuda belirli tespitler yapmanın da ertelenemez bir görev
olduğunu düşünüyoruz.
Böylesi bir tavır, egemen şoven tavırların geriletilmesi ve ama aynı zamanda Laz Ulusundan
işçi ve emekçilerin diğer halklardan işçi ve emekçi yığınlarla karşılıklı güven temelinde ortak
çalışmalarına katkıda bulunması için gerekiyor.
Marksizm-Leninizm’in bu konudaki öğretileri de günümüze ışık tutmaktadır.
Bu konuda Leninizm’in temelleri adlı yapıtta şunlar söylenmektedir:
“Ezen ülkelerdeki işçilerin enternasyonalist eğitiminin ağırlık noktasında, kayıtsız koşulsuz,
ezilen ülkelerin ayrılma özgürlüğünü propaganda etmek ve savunmak zorundadır. Bu
olmaksızın enternasyonalizm olmaz. Bu propagandayı yapmayan bir ezen ulusun her sosyaldemokratını, emperyalist ve alçak saymak hakkımız ve görevimizdir. Sosyalizmin
gerçekleşmesinden önce ayrılma olayı binde bir olayda bile mümkün ve ‘gerçekleşebilir’ olsa
da, bu mutlak bir taleptir…
Öte yandan, küçük bir ulusun sosyal-demokratı, ajitasyonunda ağırlık noktasını genel
formülümüzün ikinci kelimesine vermelidir: ulusların ‘özgür birliği’. O, bir enternasyonalist
olarak yükümlülüklerini zedelemeksizin, hem kendi ulusunun siyasi bağımsızlığından, hem de
komşu devlet X, Y, Z, vs.ye katılmasından yana olabilir. Ama o, her durumda, ulusal dar
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
görüşlülüğe içe kapanıklığa ve yalıtıklığa karşı, ve bütünün ve genelin hesaba katılması,
parçanın çıkarlarının, bütünün çıkarlarına tabi kılınması için mücadele etmelidir.
Sorunu derinlemesine incelememiş kişiler, ezen ulusların sosyal-demokratları ‘ayrılma
özgürlüğü’ üzerinde ısrar ederken, ezilen ulusların sosyal-demokratların ‘birleşme özgürlüğü’
üzerinde direnmelerinin ‘çelişkili’ olduğunu düşünüyorlar. Ama üzerinde biraz düşününce,
enternasyonalizme ve ulusların kaynaşmasına giden bir başka yol, verili durumdan bu
hedefe giden bir başka yol olmadığı ve olamayacağı görülecektir.” 1)
Kardeşlik temelindeki ilişkilerin birilerinin Ulus olarak kabul edilmesi bir başka Ulusun ise
azınlıklar derekesine düşürülmesi temelinde olmuyor. Bugünden başlamak üzere Laz
Ulusundan işçi ve emekçilerin de kendi dillerinde okuyup yazmaları, kendi kültürlerini
sahiplenmeleri, bu kültürün ilerici yanlarını işçilerin ve emekçi yığınların güçlerini
birleştirerek sömürücü sınıflar karşısında ortaklaşa bir mücadeleye dönüştürmelerinin bir
aracı olarak kullanmak için çalışma yapmak gerekir.
Her Ulus gibi Laz Ulusunun da kendisi geleceği hakkında karar verme, ayrılıp ayrı devlet
kurma hakkını ayrılma ya birlikte kalmaktan yana kullanma konusunda karar verme hakkı
vardır. Bu hakkı hiç kimse onlara bahşedemez.
Biz tabii ki ulusal soruna bakışımızı da tarihsel tecrübeler ışığında ortaya çıkan doğrulardan
alıyoruz.
Tarihsel deneyimler, Ekim Sosyalist Devrimi ile birlikte ulusal sorunun çözümünün proleter
dünya devriminin bir sorunu haline geldiğini pratikte ispatladı.
Ulusal sorun ancak proletarya devrimi ile birlikte ve bu devrimin tabanına dayanılarak
çözülebilir. Emperyalizmle bağlar koparılmadan, ezilen milliyetlerin burjuvazisi devrilmeden,
ezilen milliyetlerin çalışan kitleleri iktidarı ele geçirmeden ezilen milliyetlerin kurtuluşu
düşünülemez.
“… Böylece eski burjuva ulusal kurtuluş hareketlerine son veren Ekim Devrimi, ezilen
ulusların işçi ve köylülerinin her türlü baskıya karşı-ulusal baskı dahil- ‘kendi’ burjuvazisinin
ve yabancı burjuvazilerin iktidarına, genel olarak emperyalizme karşı yeni, sosyalist bir
hareket çağını açmış oldu.” 2)
“Böylece ‘bütün iktidar ulusal burjuvaziye’ sloganıyla belirlenen kendi kaderini tayin hakkı
ilkesinin eski burjuva yorumu, bizzat devrim seyri tarafından açığa çıkarılarak bir kenara
atıldı. ‘Bütün iktidar ezilen ulusların çalışan yığınlarına’ sloganıyla kendi kaderini tayin hakkı
ilkesinin sosyalist kavramı haklılığını ve uygulanma olanaklarını kazanmış oldu.” 2)
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
Biz bu gerçeklikten hareket ederek, ulusal sorunda esas sorunun ezilen ulusun emekçi
yığınlarının özgürleşmesi sorunu olduğunu düşünüyoruz.
Bunun da ancak ezilen ulusun işçi ve emekçi yığınları ile ezen ulusun proletaryasının ve
emekçilerinin kapitalist sömürü düzeninden ve beraberinde onun sömürgeci politikalarından
kurtulabilmesi için ORTAK SOSYALİST DEVRİMin örgütlenmesi gerekmektedir.
Ortak sosyalist devrim değişik milliyetlerden işçilerin ve emekçilerin içerisinde yer aldığı ve
hedefi kapitalist devleti yıkıp yerine işçilerin, emekçilerin sosyalist iktidarını kurmasını
hedefleyen ortak bir parti çatısı altında mücadele edilmesini gerekli kılar.
Her bölgenin proletaryası ve emekçi partileri kendi bölgesel partilerini kurmalıdırlar. Bu
partilerin çatı partisi tüm coğrafyadaki devrimin örgütlenmesini görev olarak üzerlenmelidir.
Bölge partileri, çalışma tarzı vb. bir ayrı yazının konusu olmakla birlikte, olası bir sosyalist
devrim sonrası bölgelerde kurulacak olan sovyetik federasyonların kurulması ve
yönetilmesinin motoru olacaktır. Ve bu federasyonlar iç işlerinde bağımsız olacaklardır.
Kısaca bu konudaki görüşlerimizi ortaya koyduktan sonra, LAZİSTAN ve Laz Ulusu hakkındaki
gelişmeleri de ele almak istiyoruz.
LAZİSTAN VE LAZ ULUSU İLE İLGİLİ BAZI BELGE VE BULGULAR
Bu bölümde kısaca da olsa tarihsel gelişmeleri ile ilgili bazı şeyleri yazmak, yaygınlaştırmak
gereklidir.
Ahmet Mican Zehiroğlu’nun “ANTİK ÇAĞLARDA DOĞU KARADENİZ” 3) adlı araştırma
yazısında şu bulgular vardır:
Urartular dönemi
Karadeniz’in doğu sahilleri ile ilgili ilk yazılı kayıtlar Urartu dönemi ile birlikte başlar ve bu
dönem, aynı zamanda bölge yazılı tarihinin de başlangıcı sayılır.
Antik çağda, Doğu Karadeniz sahillerinin kültürel yapısını tanımlamak için kullanılan en yaygın
ifade Kolkhi terimidir. En az bin yıllık bir zaman diliminde geçerliliğini koruyan bu terim,
Bizans dönemiyle birlikte, yerini Lazi terimine bırakmıştır. Her iki terim de tarihsel sürecin
büyük bir kısmında, birer kabile ismi olmalarının ötesinde, bölgeyi bir bütün olarak ifade
eden tanımlamalar olarak da algılanmışlar ve o anlamda da kullanılmışlardır.
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
MS 6. Yüzyılda Doğu Karadeniz’i bizzat gezip, elde ettiği bilgileri ve gözlemlerini kaydeden
Bizanslı tarihçi Agahtias, bu durumu kesin bir dille ifade etmektedir;
“… Lazika’da yerleşik olanlar, eskiden Kolkhiler olarak bilinirlerdi ve bu Lazlar ile Kolkhiler de
aynı halktır….” (Agathias, II. 18.4)
Urartu kitabeleri
Doğu Karadeniz’de Kolkha isimli bir ülkenin varlığından söz eden en eski yazılı belge, MÖ 764
yılında Urartu kralı olan Sarduri II’nin dönemine ait bir kitabedir.
Söz konusu kitabede, Sarduri II tarafından istila edilen, Qulhalıların İldamuşa isimli
başkentlerinden de söz edilmektedir; “İldamuşa kendi, Qulhai halkının kralı olan ….’nın krallık
şehri…”
Elde edilen arkeolojik bulgulara göre, Kolkha’da merkezi devlet örgütlenmesi geleneği,
oldukça geç dönemlerde, özellikle İran ve Grek kültürleri ile kurulan ilişkiler sonucu oluşmaya
başlamıştır.
Kolkha Krallığı
MÖ 500’lü yılların sonuna doğru yazıldığı tahmin edilen, Hekateus’un “Periegeseis” isimli
coğrafya eserinde de, Kolkha ülkesinden ve Kolkhalılardan bahsedildiği bilinmektedir.
Kolkha ülkesindeki keten dokumacılığından söz eden Heredot, Pers imparatorluğu sınırları
dışında olmalarına rağmen, onların da beş yılda bir, imparatora armağan olarak 100 genç kız
ve 100 genç erkek gönderdiklerini bildirmektedir.
Lazi Krallığı’nın kuruluşu
Daha ötede Phasis nehrinin kuzeyinde etkin olan Lazi derebeyliği de, benzer şekilde
İmparatorluğu’nun desteğini arkasına alarak, Kolkha’nın merkezi bölgelerinde egemenlik
alanını genişletmeye başlamış ve bir süre sonra yeni Kolkha Krallığı olarak ortaya çıkacak olan
oluşumun temelleri de bu dönemde atılmıştır. Sonraki çağlarda yaşamış olan Bizanslı Suidas,
kayıtlarında, MS 117 yılında Roma imparatoru olan Hadrianus’un, Dometianus isimli birini;
“Lazilerin ve tüm Kolkhalıların kralı” olarak tayin ettiğine dair bir bilgi aktarmaktadır. … Roma
imparatorluğunun egemenliği altında bulunuyorlar.
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
Lazi Krallığının Yükselişi
“… Yine aynı dönemde Pacatus tarafından yazılan ve MS 389 yılına tarihlenen bir eserde,
Kolkha ülkesinin, Roma imparatorluğundan ayrı bağımsız bir ülke olduğu vurgulanmaktadır.”
“… Bizans elçisi Petrus, İran şahına, Suani prenslerinin MS 420’li yıllardan beri Laz krallarına
bağlı olduğunu ispatlayan bir belge sunmuştur. Bir “Laz kral listesi” olan bu belgede, aynı
yüzyılın sonuna kadar, her Laz kralının karşısında, ona bağlı olan Suani prensinin adı kayıtlıdır.
..”
6. YY’dan itibaren Lazika’dan bahsediliyor
Lazika savaşları
MS 542 yılında artık sabırları tükenen Lazlar, bir elçi heyetini İran kralı Husrev’e yollayarak
kendisinden yardım isterler. … “Kolkhalıların eski çağlardan beri İranlıların dostları ve
müttefikleri olduğunu, bunu gösteren yazılı kayıtların her iki ülkenin arşivlerinde
bulunduğunu,… Bu şartlarda, hiçbir koşul öne sürmeden İran Hegomonyasını kabul
edeceklerini, çünkü Bizanslıların ağır baskılarından bunaldıklarını açıklarlar. …”
İranlılar Kolkha ülkesine girerler. Böylece İran ile Bizans arasında “Lazika Savaşları” olarak
bilinen uzun bir mücadele dönemi başlar. …
Ancak, yeni yeni Hristiyan olmaya başlamış olan Lazlarla, eski dinleri Mazdeizmi temsil eden
İranlılar arasında da çok geçmeden huzursuzluk baş göstermeye başlar. ..
Prokopius’un Seyahat Notları
“Absililerin ardında, hilal şeklindeki bu sahilin diğer ucundaki kıyılarda Abasgiler
bulunmaktadır. Abasgiler de, eski zamanlardan beri Lazilere bağlıdırlar, ama onların kendi
soylarından iki ayrı yöneticileri vardır. Bunlardan biri, memleketin batısını diğeri ise doğusunu
yönetir. Bu barbarlar, yakın zamana dek ormanlara ve ağaçlıklara tapınırlardı, ve sıradan bir
barbar tavrı ile ağaçları tanrıları olarak kabul ederlerdi.” (Prokopius VIII. İii.1214)
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
Tzaniler (Trabzonlular)
Prokopius yazısının başında Tzaniler ve onların memleketleri ile ilgili bazı ön bilgiler vererek,
gözlemlerini aktarır;
“Tzaniler, kadim zamandan beri, herhangi bir hükümdara bağlı olmayan bağımsız bir halk
olarak yaşamışlardır. Vahşice bir yaşam biçimi sürdürerek, ağaçlara, kuşlara ve çeşitli
mahluklara tanrıları gibi hürmet ederler ve onlara taparlar. Tarım yok haydutluk ve eşkıyalık
ederek geçinirlermiş.
Roma ordusuna yenildikten sonra Hıristiyanlığı kabul etmişler ve haydutluktan vazgeçmişler…
Agathias’ın Notları
“Lazlar büyük ve gururlu bir halktır ve onlar, oldukça önemli başka kavimlere
hükmetmektedirler. …” (Agathias, III.5.1)
“Bu hükümdarlara kadar olan Lazi krallarının ve Lazilere bağlı olan Suani şeflerinin yazılı
kayıtlarına sahibiz.” (Menander, frag.6.1)
3)
OSMANLI DÖNEMİ
Osmanlı döneminde Lazistan adında bir gazete çıkarılmış ama elde yok. “Lazım/Lazistan”
gazetesi bulundurmaktan bir kişi birkaç yıllık hapis yatmış.
Hristiyan Lazlara Megrel diyorlar. Onlar bugün Gürcistan sınırları içerisinde yaşıyorlar.
Megrel’in kelime karşılığı “inatçı” demekmiş.
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
CUMHURİYET DÖNEMİ
Türkiye’nin Rusya’da temsili hakkında şu belge vardır:
“30 Haziran 336
4)
Rize’de Lazistan mebusu Osman Beyefendi’ye-Şifre.
İbrahim (Tali) Bey Moskova’da bulunduğu esnada Cemal Paşa ile Bahattin Şakir ve Bedri
Beyler Almanya’dan Moskova’ya gelmişler. Ve bizim adımıza Rus Hükümeti ile müzakere
edeceklerini, kararın ancak Mustafa Kemal Paşa tarafından verilebileceğini ifade ile Rus
Sovyet erkânı ile temas etmişlerdir.
Bunun üzerine Kazım Karabekir Paşa’ya ilgililere bildirilmek üzere tarafımızdan aşağıdaki
tebligat yapılmıştır.
SURET
“1-Talat, Cemal, Enver Paşaların Büyük Millet Meclisi adına hiçbir politik teşebbüse girişmeye
yetkileri olmadığını ve bizim ile hiçbir muhabere ve ilişkileri bulunmadığının kendilerine
tebliği Vekiller Heyeti kararı gereğidir.
2- Halil ve Nuri Paşalara yeni görevler vermek (konusu) tartışılmak üzere bugüne kadar ifa
ettikleri görevler hakkında birer raporun vasıtanızla Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na süratle
iletilmesi gerekir.
20 Haziran 1336
Mustafa Kemal
İlgililere ve Rus Sovyet Cumhuriyeti’ne tebliğ edilmek üzere Kazım Karabekir Paşa’ya
aşağıdaki ikinci tebligat yapılmıştır:
SURET
1-Rus Sovyet Hükümetiyle ilk temasa tarafımızdan doktor Fuat (Sabit) Bey sözlü talimatla
gönderilmiştir. Bundan sonra 26 Nisan 336 tarihli talimatımızı taşıyarak Rus Sovyet
Cumhuriyeti yanına İbrahim Tali (Öngören) Bey gönderilmiş ve sözü geçenin dönüşünde
görevleri bitmiştir.
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
2-Rus Sovyet Cumhuriyeti ile Büyük Millet Meclisi adına ve olağanüstü yetki ile tartışmaya ve
anlaşma akdine yetkili olarak Hariciye Vekili Bekir Sami ve İktisat Vekili Yusuf Kemal Beyler ve
Doğu Cephesi Kumandanı Kazım Karabekir Paşa görevlendirilmişlerdir.
3- Büyük Millet Meclisi adına Lazistan Mebusu Osman Bey Rus Sovyet Hükümeti nezdine
gerekirse deniz yoluyla Moskova’ya gönderilmek üzere şimdilik Rize’ye yollanılmıştır. Rize’de
bizden emir bekleyecektir.
20 Haziran 1336
Genel Kurmay Başkanı
İmza: Mustafa Kemal
İsmet
H.T.V.D: Vesika:1262”
5)
Yine meclis tutanaklarında şu bilgiler mevcuttur:
6)
Söz
ZİYA HURŞİT BEY*
1 12 228
Alanlar (LAZİSTAN (RİZE)) : 16
2 25 127:128
Mart 1336 tarihinden itibaren
İstanbul Hükümetince
akdedilen bilcümle mukavelât,
uhudat ve sairenin
keenlemyekün addi hakkındaki
Kanun münasebetiyle sözleri
2
Söz Alanlar
ZİYA HURŞİT
1
BEY* (LAZİSTAN
(RİZE)) : İcra
Vekillerinin
programı
hakkındaki sözleri
3
Söz Alanlar
ZİYA HURŞİT
2
BEY* (LAZİSTAN
(RİZE)) : Seyyar
jandarma
müfrezeleri
teşkiline dair kanun
lâyihası
münasebetiyle
sözleri
13 243
25 97
CUMHURİYET DÖNEMİNDE ASİMİLASYON
Burada, o dönemde öğrenci kişilerin tanıklıklarından aktarmalar yapacağım. Bu tanıklar, o
dönemde bir yerellikte yaşamaktaydı ve anadilleri ise Lazcaydı. 1924 doğumlu M. Recai
Özgün ve 1926 doğumlu Mecit Çakırusta. Arhavili M. Recai Özgün şunları anlatıyor: ".Otuzlu
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
yıllarda okullarda Temizlik ve İntizam Kolu, Kızılay Kolu... gibi isimlerle çalışma kolları
oluşturulurdu... Bunlar arasında "Lazca Konuşanlarla Mücadele Kolu" diye bir kol daha vardı.
Ben dördüncü ve beşinci sınıfta iken bir müddet bu kolun başkanlığını yaptığımı
hatırlıyorum...
Ardeşenli Mecit Çakırusta şunları söylüyor: ". 1930'lu yıllarda ilkokul tahsilimi yaptım. Okulda
Lazca konuşmak yasaktı. Yalnızca okulda değil, dışarıda da konuşulmayacaktı. Bunun tespiti
için de, talebeler arasında görevliler vardı. Öğretmen, Lazca konuşanları tespit edip kendisine
isimlerini getirenleri ödüllendiriyor ve talebeleri ispiyonculuğa teşvik ediyordu. Lazca
konuşanları da -yine talebelere yaptırdığı- özel fındık ağacından çubuklarla avuçlarını
kırbaçlıyordu veya parmaklarımızı birleştirip tırnaklarımıza cetvelle vuruyordu. Bu tutum ve
davranışın bana yaptığı psikolojik tahribatın yaşam boyu uzun zamanımı aldığını, bu
aşağılanma, suçluluk ama bu suç ve yabancılık bende hep var olacaktı. Üstümden
atamayacaktım."
1939 doğumlu olan Hopalı Yılmaz Avcı'nın da hatırladıkları şöyle: " ... Okullar açıldığı gün
öğretmenimizin okulda Lazca konuşmayı yasaklaması ile beraber bizim de en önemli iletişim
kaynağımız kesilmiş oldu. Ancak teneffüslerde, öğretmenden uzak olduğumuz noktalarda
kontrollü olarak Lazca konuşabiliyorduk. Tabi bu arada yakayı suçüstü ele verenler de
mutlaka cezalarını çekiyorlardı. (...) O büyük mücadele sonunda, öğretmenin galip geldiğini
söylemeye her halde gerek yok !
1944 doğumlu Fındıklılı Nurdoğan Demir'in, o yıllara ilişkin olarak yazdıkları ise şöyle: ".O
yaşımda başka bir dilin varlığını bile bilmiyordum. Lazca konuşmayacaktım da ne
konuşacaktım ki? Yoksa biz, hani şu öğretmenlerimizin konuştuğu dilden mi konuşacaktık?
Öğretmenler Türkçeyi bana göre çok güzel konuşuyorlardı. Açıkçası imreniyorduk. Ama o
dilden bildiğimiz on kelimeyi geçmiyordu ki, nasıl olacaktı bu iş? O zamanlar bizim için "Lazca
konuşma" demek, "Hiç konuşma" demekle eşti. İlk zamanlar adeta ağzımız kilitlenmişti. Dilsiz
kalmıştık. "
CHP 9. Bürosu tarafından, 1940'lı yıllarda hazırlanan bir rapor, bu anadillere yaklaşımı açıkça
gözler önüne sermekle kalmıyor, siyasî otoritenin bu anadillere karşı olan tavrını da özetliyor.
Bu rapor, anadilleri Türkçeden başka olan, ancak küçük gruplar halinde yaşayan Müslüman
yurttaşları konu ediyor. Toplu halde yaşadıkları için kendi dil ve geleneklerini koruyan bu
topluluklar potansiyel tehlike olarak anılıyor. Örneğin Lazların sınır boylarından iç kesimlere
kaydırılması, toplu yaşamalarına engel olunması, bunun mümkün olmadığı hallerde en zengin
ve verimli köylerden başlayarak buralara yüzde elli oranında Türk yerleştirilmesi ve okullar
açılması öneriliyordu.
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
“Vatandaş Türkçe Konuş”
Asimilasyoncu resmi devlet politikalarının özellikle 1960 sonrasında nasıl sistemli, bilinçli,
sürekli uygulandığını; Lazcanın göz göre göre nasıl soldurulup, unutturulduğunu; zengin Laz
kültürünün nasıl küçümsenip çoraklaştırıldığını anlamak için bu kitabı okumak gerekir. Devlet
1930’larda, 1940’larda, Lazistan’da, anadili Lazca olan ilkokul çocuklarının okullarda Lazca
konuşmalarını yasaklamıştı. Bu yasaklar, 1960 sonrasında başlatılan, “Vatandaş Türkçe
konuş!” kampanyasıyla daha da artmış ve sistemleşmişti.
Birçok Laz aile de, “Çocuklarımızın geleceği tehlikeye girmesin, çocuklarımızın kültürel
kimlikleri konuşmalarından belli olmasın,” gibi kaygılar ve düşüncelerle çocuklarına Lazca
konuşmayı yasaklamıştı. 7)
LAZLARIN DİLİ İLE İLGİLİ GELİŞMELER HAKKINDA BAZI BULGULAR
Bu konu ile ilgili olarak Ali İhsan Aksamaz’ın “Şu bizim sahipsiz Lazca” araştırmasında şu
tespitler yapılmaktadır:
“Lazca ve Megrelce, Kolkh dili olarak da bilinen “Zanca”nın iki diyalektidir. Lazca, tarihsel
olarak Rize’nin Pazar (Atina), Ardeşen (Art’aşeni), Çamlıhemşin (Vija), Fındıklı (Vitze),
Artvin’in Arhavi (Arkabi) ve Hopa (Khopa), Borçka ilçelerinde; Gürcüstan / Acaristan’ın
Batumi kenti civarında; Abhazya’da ve Doksanüç Harbi’nden (1877- 1878) sonra Osmanlı
yönetimi dışında kalan ve savaştan
etkilenen diğer bölgelerden göç ederek Akçakoca, Karamürsel, Sapanca, Yalova
vb. muhacir köylerinde topluca ve dağınık olarak yaşayanlar arasında konuşulmaktadır.
Günümüzde, Lazcayı kaç kişinin konuştuğuna somut bilgiler bulunmamakta, verilen rakamlar
tahminden öteye geçememektedir. Konuşanlarının sayısı ne kadar olursa olsun, Lazca da
ülkemizin anadillerinden bir tanesidir.
Lazcayı Yazmak, Lazca Yazmak
Hıristiyan bir geçmişi de olan Lazcanın ilk yazılı geçmişi ve bunun araştırılmasına ilişkin
bilgilerimiz çeşitli sebeplerden şimdilik yetersiz ve eksiktir. Kuşkusuz Fransız Devrimi’nin
Osmanlı ülkesine etkileri yerel diller alanında da görüldü.
Bu bağlamda Anadili Lazca olan aydınlar da bu gelişmelerden etkilendiler. Burada, Lazcanın
son yüzyılına ilişkin edinebildiğimiz bilgileri paylaşmak mümkün.
Osmanlı ülkesinde Lazcaya ilişkin çalışmalar konusunda karşımıza çıkan isim Hopalı Faik
Efendi’dir. Hopalı Faik Efendi, Sultan 2. Abdülhamit döneminde Lazca Alfabe oluşturmak için
girişimlerde bulunur. Çalışmaları hoş karşılanmaz, Tutuklanır. Zindana atılır. Çalışmaları
yakılır.
Geçmişte Lazca üzerine çalışma yapan ve eserler ortaya koyan yabancılar arasında Alman
Georg Rosen, Rus Nilolay Marr, Alman Friedrich Kluge, Fransız Georges Dumézil’in adları öne
çıkmaktadır. Georg Rosen’in kısa bir Lazca Gramer çalışması vardır. Nilolay Marr’ın Lazca
Gramer çalışması ve eklindeki sözlük, bugüne kadar yapılmış en kapsamlı ve en ciddi
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
akademik çalışmadır. Friedrich Kluge, Birinci Dünya Savaşı sırasında alan çalışması yaparak
Lazca metinler derlemiştir.
Sovyetler Birliğinin İlk Yıllarında Lazca
“Akademik” saiklerin dışında, “anadil öğretimi” amacıyla karşımıza çıkan ve bizim
bilebildiğimiz Lazca ilk kitap “Alboni”dir, yani Alfabe. 72 sayfadan oluşan bu kitap ilkokul
birinci sınıf öğrencileri için hazırlanmış. Ön kapakta basıldığı yer ve tarih olarak ‘Abazastaniş
Jumhuriyetişi gamamşqumala-Sokhumi,1935’ ibaresi yer alıyor. Yazarı İskender T’sitaşi.
“Alboni”den sonra Sovyetler Birliği’nde yayınlanmış ve bizim edinebildiğimiz bir diğer kitap
da İskender T’sitaşi imzalı ve “Ok’itxuşeni Supara” adını taşımaktadır. 85 sayfadan oluşan ve
ilkokul ikinci sınıf öğrencileri için hazırlanmış bu kitabın ön kapağında da şu ibare yer alıyor:
Sokhumi- Abazastanişi devletiş gamamşqumala, 1937. 1929 yılında Lazca olarak
yayınlanmaya başlayan “Mç’ita Muruntskhi”, yani “Kızıl Yıldız” adlı Lazca gazetede yayınlanan
bazı haberlerin izi sürüldüğü zaman, Sovyetler Birliği’nde esas olarak Acaristan ve Abhazya’da
Lazca anadil derslerinin de bulunduğunu görüyoruz. Lazca anadil derslerinde okutulan, Lazca
ders kitapları Latin alfabesine dayalı Laz alfabesi ile hazırlanmış.”
8)
Bunlara şu bilgileri de eklemekte fayda görüyoruz:
1930’lu yıllarda o dönemde sosyalist sistemin parçası olan Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te
Komünist Manifesto’nun Megrelce yayınlandığı, Tiyatro, politik yayınların vb. sergilendiği,
yayınlandığı söylenmektedir. Yine Gürcü diline hakim olmayan bölgelerde anadilin Megrelce
olması ve mahkemelerde Megrelce davaların görülmesi gibi kararların olduğu iddia
edilmektedir. 40’lı yıllarda Alman faşizminin Avrupa’yı kana buladığı yıllardan sonra bu
çalışmaların daha fazla geliştirilemediği, Stalin yoldaşın ölümü ve gerçek Bolşeviklerin
sürgüne gönderildiği, revizyonizmin Sovyetler Birliğinde iktidarı ele geçirdiği yıllarda yeniden
Rus şovenizmi ve yerel milliyetçi gelişmeler olmuş, azınlık halkların hakları yeniden gaspa
uğramıştır.
Lazca ders veriliyor
2011 yılında Abhazya’da üç kitap Lazca yayınlanmış.
Gelinen aşamada Kürt Ulusal Kurtuluş hareketinin bir kazanımının da sonucu olarak Türk
devleti 2013-2014 yılı okul dönemi için seçmeli ders olarak Arhavi ve Fındıklı’da Lazca dersler
başlamış. Bunun için bir grup Laz müfredat hazırlayıp Milli Eğitim Bakanlığı’na sunmuşlar ve
kabul edilmiş. 4.-5. Sınıflar için Lazca ders veriliyormuş.
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
LAZLARIN AĞIRLIKLI OLARAK YAŞADIĞI YERLER:
Lazca Org’dan edindiğimiz bilgilere göre Lazlar ağırlıklı olarak şu bölgelerde yaşamaktadırlar:
“Lazlar, bütün diğer "yöresel kimlik" adlandırmaları ve "unvan"ları geçip söylersek, Kafkasya
orijinli, kendilerine özgü bir dilleri olan (Lazca/Lazuri) bir halktır.
Bu halk Türkiye'de Doğu Karadeniz'de Atina'dan (Pazar) başlamak üzere, Art'aşeni (Ardeşen),
Çamlıhemşin'in kuzeyi (Vija/Vijadibi), Vitze (Fındıklı), Arkabi (Arhavi), Xop'a (Hopa) ve
Borçka'nın bir kısmında yoğun bir nüfusla yaşıyor, bu coğrafyaya da biz "Lazistan" diyoruz .
Lazlar bu ilçeler dışında Marmara ve Batı Karadeniz'de de çok sayıda köy ve mahallede
yerleşik durumdalar, bunlar da Osmanlı-Rus Harbi'nden (1877-78) sonra Batum, Hopa,
Borçka, Arhavi ve çevresinden sürgün gelmiş Lazların torunları.” 9)
*KAHROLSUN ŞOVENİZM, MİLLİYETÇİLİK VE ASİMİLASYON
*YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ
*YAŞASIN ULUSLARIN KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI, AYRILIP
AYRI DEVLET KURMA HAKKI
*YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM! BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM!
SKİDAS GENOMTSKİNU DO SOSYALİZMİ!
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşiniz! Bütün Ülkelerin İşçileri ve Ezilen Halklar Birleşiniz!
Karkerên hemû welaten yekbîn! Karkerên hemû welaten û gelên bîndest yekbîn!
Mtel kianaş madulyepe, koqiqatit; Mtel terepeşi madulyepe do zeri xalqepe, koqiqatit !
*SOSYALİST DEVRİM İÇİN ÖRGÜTLEN! JI BONA ŞOREŞA
SOSYALÎST BIRÊXISTIN!
*Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna
sosyalizmi!
MARKSİST-LENİNİST PARTİ(BOLŞEVİK)-ÖK
PARTİYA MARKSİST-LENİNİST(BOLŞEWİK)-KR
14 Xrist’ana/Kanûna peşîn /Aralık 2014
1)Lenin, Bütün Eserler, 4. Baskı, cilt 22, s.330-332 Rusça, Leninizmin Temelleri, J.V. Stalin, İnter Yayınları, sayfa 84
2)Stalin, “Ekim Devrimi ve Ulusal Sorun”, Eserler, c.4, s.186-187, İnter Yayınları, s.155
3) Alıntılar, Ahmet Mican Zehiroğlu’nun “Antik çağlarda doğu Karadeniz” yapıtı
4) 1336 tarihinin karşılığı 1920’dir.
5)Alıntılar: Atatürk ve Komünizm, R. Nuri İleri, Scala Yayıncılık, sayfa 138-139
6)http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/td_v2_istatistik.tutanak_hazirla?v_meclis=&v_donem=&v_yasama_yili=&v_cilt=&v_birlesim=&v
_sayfa=&v_anabaslik=&v_altbaslik=&v_mv=Z%DDYA%20HUR%DE%DDT%20BEY*&v_sb=LAZ%DDSTAN%20(R%DDZE)&v_ozet=&v_kelime=
&v_bastarih=&v_bittarih=
7) Ali İhsan Aksamaz, Türkiye’nin Anadil Zenginliği
8) Ali İhsan Aksamaz, Dil Araştırmacısı, “Şu bizim sahipsiz Lazca”
9)http://lazca.org/35-laz-enstitusu.html#.UmPOR7FrPZ4#ixzz2iGVPNd3t
Ya kapitalist barbarlık, ya sosyalizm, Qapitalisthuri barbaroba, varna sosyalizmi!
Yaşasın Devrim ve sosyalizm, BİJÎ ŞOREŞ Û SOSYALÎZM! Skidas genomtskinu do sosyalizmi!
Download

LAZLAR! - İstanbul Indymedia