Fertilizasyon,Yarıklanma ve
İmplantasyon,Bilaminar Disk Oluşumu
Prof.Dr.Murat AKKUŞ
• Tuba uterinanın ampulla
bölgesinde erkek ve dişi
gametlerin kaynaşmasıyla
gerçekleşir.
• Spermiumlar dişi genital
yollarında 24 saat canlı
kalabilmektedir.
• Yine seconder oositte
ovulasyondan sonra 12–24
saat arasında canlı
kalmaktadır.
• Spermium dişi genital
sistemine girdiğinde
döllenme yeteneğinde
değildir.
• Yani henüz kapasitasyon
kazanmamıştır.
2
• Kapasitasyon dişi genital yollarında kazanılır ve 7 saat sürer.
• Kapasitasyon sırasında spermiumun akrozom bölgesindeki
glikoprotein kılıf ve seminal plazma proteinleri ortamdan
uzaklaştırılır.
• Kapasitasyon tamamlanması akrozom reaksiyonunun
tamamlanmasına izin verir.
3
• Akrozom reaksiyonu
sırasında şu maddeler
salgılanır
• Hyaluronidaz: corona
radiata bariyerinin
geçilmesini sağlar.
• Tripsin benzeri
maddeler: zona
pellicudayı eritirler
• Akrozin: spermiumun
zona pellicuda içinden
geçmesini sağlar.
4
• Fertilizasyon 3 evrede
gerçekleşir;
1. Corona radiataya
penetrasyon: dişi
genital yollarındaki
200–300 milyon
spermiumdan sadece
300–500 tanesi
bölgeye ulaşabilir.
Bunlardan sadece bir
tanesi ovumu dölleme
şansına sahiptir.
5
2.
6
Zona pellicuda’ya penetrasyon:
• Dişi gamet çevresindeki bu bariyer akrozomun iç membranındaki
enzimlerin yardımıyla delinir.
• Spermiumdan zona pellicudaya temas ettiği anda hemen buna
bağlanır ve içeri girer.
• Zona pellicudanın geçirgenliği bu temasla birlikte değişir.
• Bu değişme oositten lizozomal enzimlerin salınmasını başlatır ve
zona pellicudanın yapısını değiştirir.
• Buna zona reaksiyonu denir ve bu olay spermiumların türe özgü
reseptör bölgelerini inaktive eder.
• Dolayısıyla zona pellicudaya pek çok spermium tutunmuş iken
yalnızca bir tanesinin penetrasyonuna izin verilir.
•
Oosit II ve spermiyum
membranlarının
kaynaşması: spemiyum ve
oosit membranları
penetrasyonu sırasında
kaynaşır ve spermium hücre
membranını dışarıda bırakarak
sadece baş ve kuyruk kısmı ile
birlikte içeri girer. II. mayoz
bölünme tamamlanır.
8
• Bu giriş ile birlikte yumurta hücresinde 3 değişiklik olur.
• Kortical reaksiyon ve zona reaksiyonu gerçekleşir.
• II. Mayozun tamamlanması: II. Mayoz
tamamlandığında bir oosit bir de II. polar cisim ortaya
çıkar. Bu hücreler 22+X kromozom sayısına sahiptir.
• Yumurtanın metabolik olarak aktivasyonu: Bunu
sağlayan etmen bilinmemektedir. Muhtemelen bu
etken spermiumdan salgılanmaktadır.
9
•
•
•
•
Penetrasyondan sonra spermiumda erkek pronucleusu oluşur.
Erkek ve dişi pronucleusları kaynaşır.
Bu kaynaşmadan önce her iki pronucleusda DNA replikasyonu olur.
Bunun nedeni ilk bölünmeden sonra meydana gelen 2 hücrenin DNA
miktarının diploid olabilmesi içindir.
• Kromozomlar iğ iplikçikleri üzerinde yerleşirler ve oluşan 46
kromozomun 23’ü bir hücreye 23’ü diğer hücreye gider.
10
•
•
•
•
•
Oluşan iki hücreden diploid sayıda kromozom ve diploid DNA bulunur.
Fertilizasyonun 3 sonucu vardır:
Diploid sayıda kromozomun sağlanması
Eşey belirlenir.
Yarıklanmanın başlatılmasıdır.
11
• Akrozom zona pellusida
üzerindeki ZP3
glikoproteinlerine bağlanır.
• Sperm plazma membranı,
kalsiyum iyonları,
prostaglandinler ve
progesteron akrozom
reaksiyonunda önemli rol
oynar.
• Akrozom reaksiyonunun,
spermin sekonder oosit
birleşmesinden önce
tamamlanması zorunludur.
12
• Sperm membran proteinleri
zona pellisudadaki
polisakkaritlerle etkileşir.
• Ca++ sperm sitoplazması
içine alınır.
• Ca++’daki artış pH’nın
yükselmesine ve glöbuler
aktinin flamantöz aktine
dönüşmesine neden olur.
• Akrozom vezikülü ile sperm
membranı ile kaynaşır.
• Flamantöz aktin sayesinde
spermiyumlar post akrozomal
bölgeden zona pellisuda
üzerindeki ZP3 glikoproteini
aracılığı ile ovumla
kaynaşması sağlanır.
13
14
15
• Tuba uterinaların ampulla
bölgesinde gerçekleşir.
• Fertilizasyon tubaların
farklı bölgelerinde meydan
gelebilir, ancak uterusda
kesinlikle meydana
gelmez.
• Fertilizasyon normalde ilk
12-24 saat içinde
gerçekleşir.
16
• İnsan spermi kadın üreme
sistemi içinde normelde
48 saatten fazla
yaşayamaz.
• Ancak bazenbazı spermler
serviksdeki mukoza
katlantılarında 48 saaten
fazla kalarak serviks
kanalı, uterus ve uternal
tüplere geçerek
fertilizasyonu
gerçekleştirebilir.
17
•
•
•
•
1) Spermiumun korona radiatadan geçişi
2) Spermiumiun zona pellusidadan geçişi
3) Oosit ve spermium hücre membranlarının birleşmesi
4) Sekonder oositin ikinci mayoz bölünmeyi tamamlaması
ve dişi pronukleusunun oluşması
• 5) Erkek pronukleusunun oluşması
• 6) İki pronukleusun birleşmesi
18
19
Fertilizasyonun şematik görünümü.
(A) Sekonder ovositin spermlerle kuşatılması.
20
21
22
(B) Spermin teması ve II meyozun tamamlanması, olgun ovosit.
(C) erkek ve dişi pronukleusun oluşumu, (D) Pronukleusların kaynaşması,
(E) Zigotun oluşumu, 2n=46 kro.
23
•
•
•
•
1)
2)
3)
4)
Diploid kromozom sayısı tekrar sağlanmış olur.
Türlerin varyasyonu sağlanmış olur.
Embriyonun cinsiyeti belirlenmiş olur.
Yarıklanma başlar.
24
• Akrozomdan
salgılanana
hyalüronidaz enzimi,
tubal mukozal
enzimler ve
spermlerin kuyruk
hareketi.
25
• Akrozomdan salınan esteraz, akrozin ve nöraminidaz enzimleri, zona
pellusidanın erimesine ve spermin geçişine izin verir.
26
• Bu enzimlerin en önemlisi proteolitik bir enzim olan akrozin’dir.
• Spermin Zona pellusidayı geçmesinden sonra zona reaksiyonu oluşur
ve başka spermlerin geçişi engellenir.
27
• Fertilizasyondan sonra zona pellusida’nın ekstraselüler glikoprotein
içeriği değişir.
• Zona reaksiyonunun, oosit plazma memebranına yakın kortikal
granüller tarafından lizozomal enzimlerin salınması sonucu geliştiği
düşünülmektedir.
28
• Bu enzimler previtellin aralığa salınarak plazma membranında
değişikliklere neden olup spermlerin geçişini engeller.
29
• Oositin hücre membranı ya da plazması spermle birleşme
noktasında yırtılır ve kaynaşır.
• Sperm başı ve kuyruğu oosit içerisine girer.
• Ancak sperme ait plazma zarı dışarıda kalır.
30
• Metafaz plağında bekleyen oosit, sperm girdikten sonra 2.
mayoz bölünmeyi tamamlar.
• Olgun bir oosit ve 2. polar cisimcik oluşur.
• Anneden gelen kromozomların dekondenzasyonu (gevşeyip
açılma) ile olgun oosit nükleusu dişi pronükleusunu oluşturur.
31
•
•
•
Oosit stoplazması içinde sperm
nükleusu uzar, genişler ve erkek
pronükleusunu oluşturur ve
spermin kuyruğu dejenere olur.
Morfolojik olarak erkek ve dişi
pronükleusları birbirinden ayırt
edilmez.
Pronükleuslar büyürken
DNA’larında replikasyon olur.
DNA n haploid 2 kromatid içerir.
32
•
•
•
İmmün sistemi baskılayıcı bir
protein olan EPF (erken
gebelik faktörü) trofoblastlar
tarafından salgılanır.
Bu faktör fertilizasyondan
sonra yaklaşık 24-48 saat
içindea anne serumunda
görülür.
EPF, gelişimin ilk 10 günü
içinde gebelik testinin temelini
oluşturur.
33
•
•
•
•
•
2. mayoz bölünme tamamlanır.
Zigot, normal dipoloid kromozom sayısına ulaşır.
Anne babadan gelen kromozomların birbirine karışması ile insan
türünde değişikliklere neden olur.
Embriyonun kromozomal cinsiyeti belirlenir.
Zigotta yarıklanmayı başlatır
34
35
36
37
38
39
40
•
•
•
•
•
•
•
İmplantasyon,
Embriyonik bilaminer disk,
Amnion kesesi,
Amnion boşluğu,
Yolk kesesi (vitellus kesesi),
Birleştirici sap,
Koryonik kese gelişir.
•
•
•
İmplantasyon başlamadan hemen önce blastokisti çevreleyen zona
pellucida yırtılır.
Embriyoblast hücreleri blastokistin bir kutbunda kümeleşme
gösterirler. Bu kutba embriyonik kutup adı verilir.
Embriyonik kutbun karşısında kalan kutba ise abembriyonik kutup
denir.
42
43
• Eroziv sinsisyotrofoblastlar endometrium bağ dokusunu (desiduayı)
invaze eder.
• Bu olay gelişirken blastokist yavaşça endometriuma kendi kendine
gömülür.
• Sinsisyotrofoblastik hücreler implantasyon bölgesinin merkezindeki
endometrial hücrelerle yer değiştirir.
• Endometrial hücreler implantasyon esnasında endometriuma
invazyonu kolaylaştıran apopitozisin etkisi altındadır.
44
• Konseptusun endometriuma implantasyonu anında invazyonunu
kolaylaştıran faktörler arasında sinsisyotrofoblastlardan salgılanan
proteolitik enzimler ile implantasyon bölgesinde bulunan prostasiklin
ve fas ligand tarafından üretilen COX-2 (siklooksijenaz) bulunur.
45
• Endometriyumun stromasında bulunan lökositlerden salgılanan
interleukin-2, implantasyonun erken dönemlerinde embriyonun anne
tarafından, yabancı olarak algılanmasını ve hücresel immün
reaksiyon geliştirmesini engeller.
• Sinsityotrofoblastlar tarafından salgılanan ve immün süpressör bir
ajan olan EGF, implantasyonda konseptüsün endometrium
tarafından yabancı madde olarak algılanmasını engelleyen diğer bir
faktördür.
46
• Sinsisyotrofoblastların annenin natürel kiler hücrelerine
ve sitokinlere karşı dirençli oluşu,
sinsisyotrofoblastların yüzeyinde transplantasyon
Ag’lerinin bulunmayışı implantasyon reddini engeller.
• Hashimato, Sistemik Lupus Eritromatozis (SLE) gibi
otoimmün rahatsızlığı olan annelerde embriyo reddinin
nedeni hastalığın oluşturduğu Ab’ların embriyoyu
sekonder olarak etkilemesidir .
47
• İmplantasyonun ilk aşaması, blastokistin
endometriuma tutunmasıdır.
• İmplantasyon anında endometriyum apoptosizin
etkisi altındadır, bu da implantasyonu kolaylaştırır.
• Aynı zamanda implantasyon bölgesindeki bağ doku
hücreleri glikojen ve lipit biriktirir ve polihedral şekil
alırlar.Bu olaya desidual reaksiyon, hücrelere ise
desidua hücreleri denir.
48
• Sinsisyotrofoblast hücreleri,
desidual hücreleri parçalar.
• Bunun sonucu olarak, hem
konseptusun implantasyonu
hem de beslenmesi sağlanır.
49
• Sinsisyotrofoblastlar hCG ve EGF üretirler
• hCG korpus luteumun varlığını devam ettirir.
• EGF
*immun supresördür,
*Fertilizasyondan sonra ilk 24-48 saat içinde anne
serumunda gözlenir,
*Gelişimim ilk 10 günü içinde gebelik testinin
temelini oluşturur.
50
• 7.günde embriyoblastı oluşturan hücreler iki tabakalı yapı göstermeye
başlar.
• 1. Blood vessel
Endometrial
stroma
• Bu yapıya bilaminer disk, blastokist 2.
boşluğuna
ise artık
3. Syncytiotrophoblast
ekzosölomik boşluk adı verilir.
4. Cytotrophoblast
• Ekzosölomik boşluğa komşu küçük kübik
hücrelerin
oluşturduğu
5.
Surface
epithelium
hipoblast (vitellüs kesesi endodermi)
tabakası ve diğer tarafta
6.
Epiblast
amniotik kavite ile ilişkisi olan prizmatik
hücrelerin
oluşturduğu
7.
Aminotic
cavity
epiblast tabakası.
8. Hypoblast
51
52
53
•
54
6.gün
7.gün
55
•
•
Gelişimin 8. gününde blastosist , endometriyum stromasına kısmen
gömülmüş durumdadır.
Embriyoblastın üzerindeki bölgede trofoblast iki tabakaya farklanır :
a. Tek çekirdekli hücreleren meydana gelen ve sitotrofoblast denilen
bir iç tabaka ,
b. Hücre sınırının belirgin olmadığı sinsitiyotrofoblast denilen çok
çekirdekli bir dış tabaka.
56
•
•
•
Mitotik bölünmeye ait izler sadece trofoblast tabakasında mevcuttur
, sinsityotrofoblast tabakasında yoktur.
Hücreler sitotrofoblast tabakasında bölünüp sinsitiyotrofoblast
tabakasına göç ederler.
Birbiriyle burada kaynaşarak hücre zarlarını kaybederler.
57
•
•
•
•
Sitotrofoblastlar tek nükleuslu, mitotik aktiviteye sahiptirler.
Sitotrofoblastlar sinsisyotrofoblastlara dönüşürler.
Sinsisyotrofoblastlar hızla büyürler.
Sinsisyotrofoblastlar çok nukleuslu olup hücre sınırı farkedilemeyen bir
hücre kitlesi halinde sinsisyum oluştururlar ve hormon salgılarlar.
58
• İç hücre kitlesi veya
embiryoblastın hücreleri de iki
tabakaya farklanır:
• *blastosist boşluğuna bitişik
küçük kübik hücrelerden oluşan
hipoblast tabakası ,
• *amniyon boşluğuna bitişik
yüksek silindirik hücrelerden
oluşan epiblast tabakası.
• Bu iki tabakanın hücreleri
birlikte yassı bir disk oluşturur
ve bu yapı bilaminar germ diski
olarak bilinir.
59
• Bu sırada epiblastın içinde küçük bir boşluk belirir.
• Bu boşluk daha sonra genişleyerek amniyon boşluğu haline gelir.
• Sitotrofoblasta bitişik epiblast hücrelerine amniyoblast denir , ve bu
hücreler geri kalan epiblastla birlikte amniyon boşluğunu çevreler .
• implantasyon bölgesi yakınındaki endometriyal stroma ödemli ve bol
damarlıdır.
• Büyük ve kıvrıntılı bezlerinden , bol miktarda glikojen ve mukus
salgılar.
60
•
•
•
•
Epiblast hücreleri arasında bir boşluk belirmeye başlar. Bu boşluk ilkel
amnion boşluğunu oluşturur.
Amnion boşluğu, epiblast hücrelerinden köken alan amnioblastlar
tarafından sarılır.
Amnioblastların oluşturduğu zara amnion zarı denir.
Amnion boşluğu üstte amnion zarı, altta epiblastlar tarafından sarılmıştır.
61
•
62
• Dokuzuncu gün blastosist
endometriyum içinde daha
derine gömülü durumdadır ve
penetrasyon sonucu yüzey
epitelinde meydana gelmiş olan
hasarlı bölge fibrin tıkacı ile
kapatılmıştır.
63
10.gün
12.gün
64
•
•
9.günde hipoblast hücreleri ekzosölomik boşluğun çatısını
oluşturur ve sitotrofoblastların iç yüzünü çevreleyen ince
ekzosölomik membranla (heuser zarı) devam eder.
Bu membran hipoblastlarla birlikte primer vitellüs kesesini
oluşturur.
65
8.gün
9.gün
66
• Trofoblast , özellikle embriyonik
kutupta hızlı bir gelişim
göstermiş ve sinsitiyum içinde
vakuoller belirmiştir.
• Bu vakuollerin birleşmesiyle
lakuna denilen daha geniş
boşluklar oluşur ve bu nedenle
trofoblast gelişiminin bu evresi
lakunar evre adıyla bilinir.
67
• İmplantasyonun başlamasıyla birlikte sinsisyotrofoblast tabakasında
yer yer küçük boşluklar (vakuoller) oluşur.
• Komşu vakuollerin birleşmesi ile daha büyük olan lakünalar gelişir.
Trofoblast gelişimindeki bu döneme laküner dönem adı verilir.
• Komşu lakünalar birbirleri ile kanallar aracılığı ile temas kurarak bir
çeşit 'laküner ağ' oluştururlar.
• Bu ağ sinsityotrofoblast tabakasına süngerimsi bir görüntü
kazandırır.
68
•
69
• Sinsisyotrofoblast projeksiyonları maternal endometrial kan
damarlarını (spiral arterler) ve endometrium bezlerini çevreler.
• Bu damarların ve bezlerin duvarlarını parçalamaları sonucunda
maternal kan ve salgı maddeleri laküner ağa akmaya başlar.
• Lakünalar içine akan bu sıvıya embriyotrof adı verilir.
• Bu sıvı diffüzyonla embriyonik diske geçer ve onu besler.
• Lakünalara açılan yırtılmış uterus damarları ilkel uteroplasental
dolaşımın ilk temellerini atar.
70
• Bu sırada embriyonun
bulunmadığı kutupta
muhtemelen hipoblasttan
farklanan yassı hücreler
sitotrofoblastın iç yüzünü
döşeyen , ekzosölomik
membran olarak bilinen ince bir
memran oluştururlar.
• Bu memran hipoblastlarla
birlikte ekzosölomik boşluğu
(primitif yolk kesesini) çevreler.
71
•
•
•
10. günde konseptus endometriuma tama yakın gömülmüştür.
Penetrasyon bölgesinin uterus lümenine bakan kısmı başlangıçta hücre
artıkları ve kan pıhtısı ile kapatılmıştır.
Daha sonra fibrin tıkaç ile kapanır.
72
•
•
Gelişimin 11. ve 12. günlerinde blastosist uterus endometriyumuna
tamamen gömülmüş ve implantasyon bölgesindeki hasar da uterus
epiteliyle örtülmüştür.
Blastosist , artık implantasyon bölgesinde uterus boşluğuna doğru
küçük bir kabarıklık şeklinde fark edilebilir durumadır.
73
•
•
•
Trofoblast bu günlerde sinsitiyum içinde birbiriyle ilişkili laküner
boşluklarla karakterizedir.
Bu görünüm özellikle embriyonik kutupta daha belirgindir.
Buna karşılık diğer kutuptaki trofoblast hala esas olarak
sitotrofoblastik hücrelerden oluşmuş haldedir.
74
•
•
•
•
Sinsitiyotrofoblast hücreleri stromanın derinliğine doğru ilerleyerek
anneye ait kapiller damarların endotellerini aşındırmaya başlarlar.
İçi kan dolu bu geniş lümenli kapiller damarlara sinuzoid adı verilir.
Sinsitiyal lakunalar sinuzoidlerle birleşir ve böylece anne kanı laküner
sistem içine dolmaya başlar.
Trofoblastların , giderek daha çok sinuzoidin duvarını aşındırmasıyla ,
maternal kan doşlaşımı trofoblastik sistem içinden geçmeye başlar ve
uteroplasental dolaşım teessüs etmiş olur.
75
14.gün
13.gün
76
• 12. günde fibrin tıkaç ortadan
kalkar, gömülen konseptusun
abembriyonal yüzeyi
endometrium epiteli ile rejenere
olur ve uterusa doğru bir çıkıntı
yapar.
• İkinci hafta içinde embriyonel
kutubda, sitotrofoblast hücreleri,
yer yer çoğalarak
sinsisyotrofoblast tabakasına
doğru uzanan hücre kümeleri
oluşturur. Bunlara primer koryon
villusu denir.
77
•
•
•
Bu süre içinde sitotrofoblastın iç yüzüyle ekzokölomik boşluğun dış
yüzü arasında , yeni bir hücre topluluğu belirir.
Yolk kesesi hücrelerinden türeyen bu hücreler , daha sonra dıştan
trofoblast ve içten de amniyon ve ekzokölomik memran arasındaki
boşluğu tümüyle dolduracak olan ekstraembriyonik mezoderm
denilen ince , gevşek bir bağ dokusunu oluştururlar .
Daha sonra ekstraembriyonik mezoderm içinde yer yer boşluklar
gelişir, bu arada hipoblast hücreleri primer vitellüs kesesinin içini
döşer.
78
• Kısa bir süre sonra , ekstraembriyonal mezoderm içinde büyük
boşluklar oluşur.
• Bu boşlukların birbiriyle birleşmesiyle ekstra embriyonik sölom
veya koriyon boşluğu adı verilen büyük bir boşluk meydana
gelir.
• Ekstraembriyonik sölom boşluğu , germ diskinin trofoblasta
bağlandığı bağlantı sapı dışında primitif yolk kesesi ve amniyon
boşluğunu çevreler.
79
•
1.
2.
Ekstraembriyonik sölom, ekstraembriyonik mezodermi 2’ye ayırır.
Vitellüs kesesini döşeyen kısmına ekstraembriyonik şplenik;
Amniyon kesesi ve sitotrofoblastların iç yüzünü döşeyen kısmına
ekstraembriyonik somatik mezoderm adı verilir.
80
14.gün
13.gün
81
•
•
•
•
Ekstraembriyonik sölom boşluğu vitellüs kesesine baskı yaparak,
primer vitellüs kesesinin boğumlanmasına neden olur.
Sonuçta primer vitellüs kesesinden daha küçük olan sekonder
vitellüs kesesinin oluşmasını sağlar.
Ekstraembriyonik somatik mezoderm, sitotrofoblast ve
sinsisyotrofoblastların oluşturduğu yapıya koryon adı verilir.
Daha sonra içi sıvı ile dolu ekstraembriyonik sölom boşluğu
genişleyerek koryon kesesi adını alır.
82
14.gün
13.gün
83
84
•
•
•
•
Bilaminar germ diskinin büyüme hızı , trofoblasta göre daha yavaş
olduğundan , disk oldukça küçük kalır.
Bu sırada , endometriyum hücreleri çok köşeli bir biçim alarak , lipit
ve glikojenle dolarlar.
Hücreler arası boşluklar da sıvıyla dolar ve doku ödemli bir hal alır.
Desidua reaksiyonu adı verilen endometrial değişiklikler , önce
implantasyon bölgesinin çevresinde başlar , kısa zamanda tüm
endometriyumu kaplar.
85
•
•
•
İmplantasyon bölgesindeki endometriyum hasarı artık iyileşmiştir.
Bununla birlikte , kan akımının lakünar boşluklar içine doğru
yönlenmesi nedeniyle implantasyon bölgesinde kanama görülebilir.
Bu kanama menstrüel siklusun yaklaşık 28. gününe rastladığından ,
normal menstrüel kanamayla karıştırılır ve beklenen doğum tarihinin
yanlış tahmin edilmesine yol açabilir.
86
14.gün
13.gün
87
•
•
Villus gelişimi ileriki haftalarda devam eder ve sonunda plasenta
gelişir.
14. günde abembriyonik kutubda da, sinsityotrofoblast tabakasında
lakünalar belirir ve kan dolaşımı başlar.
88
14.gün
13.gün
89
•
•
•
•
•
•
14. günde embriyo hala yassı bilaminer disk şeklindedir.
Ancak lokalize bir alanda hipoblastlar prizmatik hal alarak yuvarlak
kalın bir bölge oluşturur.
Bu bölgeye prekordal plak adı verilir.
Bu bölge baş bölgesini (kranial, sefalik bölge) belirler.
Ön beynin gelişmesi için gerekli moleküler sinyalleri oluşturur.
Prekordal plak ileride endoderm kökenli 2 laminalı orofaringeal
membranı oluşturur.
90
• Bu dönemde hipoblasttan ,
ekzosölomik boşluğun iç yüzü
boyunca göç eden başka
hücreler de gelişir.
• Bu hücreler çoğalarak
ekzosölomik boşluk içinde
zamanla yeni bir boşluk
meydana getirirler.
• Bu yeni boşluğa sekonder veya
kalıcı yolk kesesi denir.
• Sekonder yolk kesesi , orjinal
ekzosölomik boşluk veya primitif
yolk kesesine göre daha küçük
bir boşluktur.
91
14.gün
13.gün
92
• Oluşumu sırasında , ekzosölomik
boşluktan büyük parçalar kopar.
• Sıklıkla ekstraembriyonik sölom
veya koriyonik boşlukta yer alan
bu parçalar ekzosölomik kistler
olarak bilinir.
• Bu arada ekstraembriyonik
sölom gittikçe genişleyerek
koriyon boşluğu adı verilen büyük
bir boşluğa dönüşür.
• Bundan böyle , sitotrofoblastın iç
yüzünü döşeyen
ekstraembriyonik mezoderm de
koriyon plağı adını alır.
• Ekstraembriyonik mezodermin
koriyon boşluğunu katettiği tek
bölge bağlantı sapının içindedir.
• Kan damarlarının oluşmasıyla bu
sap göbek kordonu haline gelir.
93
• Sinsitiyotrofoblast , human
koriyonik gonadotropin de dahil
olmak üzere hormon
üretiminden sorumludur.
• İkinci haftanın sonunda , bu
hormonun plazma düzeyi
radyoimmünoassay yöntemiyle
saptanabilecek miktara yükselir
, bu da gebelik testinin temelini
oluşturur.
• İmplante olmuş embriyonun
genomunun % 50’si babadan
geldiği için embriyo potansiyel
olarak anne tarafından atılması
gereken bir yabancı cismi temsil
eder.
94
95
96
• Üreme için ideal annelik yaşı,
28-35 yaşlar arasıdır.
• 35 yaşından sonra embriyoda
kromozom anomalilerin görülme
sıklığı artar (Trizomi 21-Down,
18 Edwards, 13 Patau,..).
• Anne baba ne kadar yaşlı ise
döllenme sırasında embriyoda
kalıtımsal mutasyon riski de o
kadar fazladır.
97
• Bezen mayoz bölünme
sırasında homolog
kromozomlar birbirinden
ayrılmaz ve germ hücresi
kutuplara gidemez.
• Nondisjunction sonucu bazı
gametler 24, bazı gametler
de 22 kromozomlu olur.
• Eğer döllenme sırasında 24
kromozomlu bir gamet, 23
kromozomlu normal bir
gametle birleşirse; 47
kromozomlu bir zigot oluşur.
Buna trizomi denir.
• Örnek: Trizomi 21
98
 Örnek: Monozomi 5p (Cri du chat)
•
Eğer döllenme sırasında 22 kromozomu olan bir gamet 23 kromozomlu normal bir gametle
birleşirse 45 kromozomlu bir zigot oluşur. Buna monozomi denir. Kromozom çiftlerinden
sadece bir tanesi vardır.
99
• Bir dominant mutasyon olan
Akondroplazili olgularda,
çocukların babalarının yaşı ile
paralel bir ilişkinin varlığı
gösterilmiştir.
• Dominant mutasyonların hepsi
yaşla ilgili değildir.
• Yaşlı anneler için de aynı
durum her zaman geçerli
değildir.
100
• Ejakulat içerisindeki spermlerin
%10 kadarı büyük yapısal
anomali gösterebilir. (Çift başlı,
başsız, çift kuyruklu,
kuyruksuz,...).
• Morfolojik anomali gösteren
spermlerin çoğu servikal
kanaldaki mukus bariyerine
takılır.
101
•
•
•
X ışınları, bazı allerjik reaksiyonlar ve antispermatojenik ajanlar anormal sperm sayısını
arttırır.
Anormal sperm sayısı % 20’yi geçmediği sürece fertilizasyon gerçekleşebilir.
Bazı oositlerde 2-3 nükleus bulunsa da bu tür hücreler olgunlaşmadan ölür.
102
• Bazı kadınlarda ovulasyona paralellik
gösteren şiddeti değişken karın ağrısı
gözlenir.
• Bu semptoma mittelschmerz adı verilir.
• Bu vakalarda ovulasyon sonucu periton
boşluğuna hafif bir kanama olur.
• Bu durum bazı kadınlarda ani ve
inferolateral bir ağrıya neden olur.
• Mittelschmerz ovulasyon bulgusu
olarak değerlendirilebilir, ancak bazal
vücut ısı artışı daha objektif bir bulgu
olarak kabul edilir.
103
• Bazı kadınlarda
gonodotropinlerin
yetersiz salınmasına
bağlı olarak ovulasyon
oluşmaz ve gebelik
gelişmez.
• Bu kadınlara
gonodotropinler veya
klomifen sitrat gibi
ovulatuvar ajanlar
verilerek ovülasyon
indüklenebilir.
• Bu ilaçlar hipofizer
gonodotropin salınımını
uyarır (FSH, LH).
• Birden fazla ovaryum
folikülünün
olgunlaşmasına ve
çoğul ovülasyona
neden olur.
104
• Ovülasyon indüklendiği zaman
çoğul gebelik ihtimali 10 kat
artar.
• Çoğul gebeliğin oluşmasındaki
neden FSH salınımında hassas
kontrol olmayışı ve bunun
sonucunda çoğul ovulasyonlar,
çoğul gebelikler ve sıklıkla
düşükler oluşur.
105
•
•
•
Normalde blastosist uterus gövdesinin ön veya arka duvarında bir
yere implante olur.
Ancak blastosist bazen serviksin uterus boşluğuna bakan ucuna
yakın bir yerde implante olabilmektedir.
Bu durumda gelişimin daha ileri evrelerinde plasenta serviksin içe
bakan ucunu kapattığından; ikinci trimesterde veya doğumda şiddetli
ve hayatı tehdit eden kanamalara neden olur.
10
6
•
•
•
•
•
İmplantasyon bazen uterus dışında ekstra uterin veya ektopik
gebelikte sonlanacak şekilde de gerçekleşebilir.
Ektopik gebelikler karın boşluğunda herhangi bir yerde , overde ve
uterus tüpleri içinde bulunabilir.
Yine de bunların % 95’i uterus tüpleri içinde ve çoğunlukla da
ampulada yerleşirler.
Blastosistin karın boşluğunda en sık implante olduğu yer ise
rektouterin boşluktur.
Blastosist ayrıca barsak mezenter veya omentuma da implante
olabilmektedir.
10
7
• Blastosist bazen doğrudan overin üzerinde gelişerek
primer ovarian gebeliğede neden olabilir.
• Dış gebeliklerin çoğunda embriyo gebeliğin ikinci ayı
civarında ölür ve annenin şiddetli kanaması ve karın
ağrısı olur.
10
8
• Anormal blastosist
oluşumu sanıldığından
daha sıktır.
• Sadece sinsitiyumdan
oluşan ,
• Değişik derecelerde
trofoblastik hipoplazi
gösteren
• Embriyoblastın mevcut
olmadığı ve
• Embriyonel diskin
anormal bir yerleşim
biçimi gösterdiği
blastosistler
tanımlanmıştır.
109
• Anormal blastosistlerin büyük bir çoğunluğunda , trofoblastların
kalitesi korpus luteumun canlılığını korumasına yetmeyecek kadar
düşük olduğundan, gebeliğe ilişkin herhangi bir belirtide yoktur.
• Bu embriyolar muhtemelen , bir sonraki menstruasyonla dışarı
atıldıklarından gebeliğin farkına varılmamaktadır.
• Olguların bir kısmında da trofoblast gelişip plasental zarları
oluşturmasına rağmen hiç veya çok az denecek kadar embriyonik
doku vardır.
• Böyle bir durum mol hidatiform olarak bilinir.
• Mol’ler yüksek düzeyde hCG salgılarlar ve benign veya malign
tümörler oluşturabilirler.
11
0
•
•
•
Mol hidatiformların genetik analizi , erkek ve dişi pro-nükleuslarının
genetik olarak eşdeğer olsalar bile fonksiyonel olarak farklı
olabileceklerini işaret etmektedir.
Bunun kanıtı mollerin diploid olmalarına rağmen tüm genomlarını
babadan almış olmalarıdır.
Yani mollerin çoğu nükleusu olmayan bir oositin döllenmesinin
ardından erkeğe ait kromozonların diploid sayıyı elde edebilmek
amacıyla duplike olmalarıyla meydana gelmektedirler.
11
1
• Bu sonuçlar , trofoblast gelişiminin önemli bir kısmının babaya ait
genler tarafından düzenlendiğini telkin etmektedir , çünkü mollerde bu
doku dişi pro-nükleusun yokluğunda bile farklanmakatadır.
• Anne ve babadan gelen genlerin fonksiyonel farklılığına ilişkin diğer
örnekler , belli bazı genetik hastalıkların kalıtımında anneden veya
babadan aktarılan defektif veya eksik genlerle ortaya çıkmasıdır.
• Örneğin babadan gelen 15. kromozoma ait bir delesyonun kalıtımı
Prader-Willi Sendromu’nu ortaya çıkarırken , aynı defektin anneden
kalıtımı Angelman Sendromu ile sonuçlanmaktadır.
11
2
•
•
•
•
Homolog alellerin veya kromozom bölgelerinin genetik materyalin
alındığı ebeveyne bağlı olarak farklı modifikasyon ve/veya
ekspresyonuna Genomik İmprinting denir.
İmprintig hem otozomol kromozonlarda hem de seks kromozonlarında
görülür.
Huntington koreası , nörofibromatozis , ailevi kanserler ve myotonik
distrofi gibi belli bazı hastalıklarda da imprinting rolü vardır.
Kalıtsal mental reterdasyonun önde gelen nedenlerinden biri olan Fragil
X Sendromu da imprintinge dayanan durumlardan birine verilebilecek
başka bir örnektir.
11
3
•
•
•
•
•
Üreme süresincede implantasyon öncesi ve sonrası başarısızlıklarla
sık karşılaşılır.
Gebelik için uygun koşullara sahip fertil kadınlarda bile oositlerin %15’i
döllenip yarıklanmaya başlamakta fakat implante olamamaktadır.
Blastosistlerin %70-75’i implantasyonu başarmış olsa bile bunların da
sadece %58’i ikinci haftanın sonuna kadar yaşayabilmekte ve %16’sı
da anormal olmaktadır.
Buna göre beklenen mensturasyonun gerçekleşmemesi anında ,
spermle karşılaşmış olan oositlerin ancak %42’si canlılığını
korumaktadır.
Bunların bir kısmı da daha sonraki haftalar içinde düşmekte , bir
kısmıda anormal doğumla sonuçlanmaktadır.
11
4
2. HAFTADAKİ GELİŞİM
BOZUKLUKLARI
PLASENTA PREVİA
• Uterus inferior seğmentinin internal açıklığa yakın blastosistin
implantasyonu,
• Açıklık(os) kısmen veya tamamen örtülür
• 2.Trimestırde veya doğumda prematür ayrılmadan dolayı hayatı
tehdit eden şiddetli kanamaya sebep olur.
EKSTRAUTERİN İMPLANTASYON
• Tubal
• Overyal
• Abdominal
• Mezenter veya Omental
• Servikal.
ERKEN DÖNEM
EMBRİYOLARDA
SPONTAN DÜŞÜK
• İlk üç haftada embriyoların çoğunda düşükler spontan gelişir.
• Bilinen bütün spontan düşüklerin% 50 si kromozomal
anomalilerden kaynaklanır.
• Tüm zigotların üçte biri blastosist haline gelmez ve implantasyon
gerçekleşmez.
Download

Fertilizasyon,Yarıklanma ve İmplantasyon,Bilaminar Disk Oluşumu