Meclisi Mebusan
t : 34
muhabere edebilir, fakat resmî surette ne Şube Reisi
ve ne de Encümen Reisi, hiçbir suretle bir tezkere-i
resmiyye yazamaz.
HÜSEYİN CAHİT BEY (İstanbul) — Efendim,
bîz, düşündüğümüz mutlaka doğrudur fikrinde de­
ğiliz. Doğru veya yanlış olabilir.
REİS — Efendim, rica ederim muhavere olma­
sın.
MEHMET ŞEFİK BEY (Bayazıt) — Maddenin
birinci fıkrası, «Şube ve encümenler, lüzum gördük­
leri vakitte Nazırları, erbab-ı ihtisası davet edebilir­
ler» diyor. Bu, beyan buyurdukları gibi telefonla ha­
ber vermek veyahut başka suretle görüşmek İçin
kâfi. İkinci fıkra, muhaberât-ı
resmîyyeye taallûk
ediyor. Şube ve Encümenlerle Hükümet arasında va­
sıta-! muhabere
denilince, behemehal
muhaberât
menhûr evrak teatisidir. Bunun için bendeniz diyo­
rum ki, «Şube veya Encümen reisleri» fıkrası kalk­
malı, «vasıta-i muhabere, Meclis-i Mebusan Reisi­
dir.» denilmeli; bunu teklif ediyorum.
ALİ CENANİ BEY (Ayntap) — Efendim, ben­
deniz şimdiye kadar cereyan eden teamülün muha­
fazasını teklif ediyorum. Şimdiye kadar Hükümet ve
encümenler arasında bir şey müzakere edileceği za­
man, Hükümetle muhabereyi encümenler yapıyordu,
Hükümetten geliyorlar şu suretle müzakerat cereyan
ediyor ve suhulet için hakikaten bunun büyük bir
faydası görülüyordu. Resmî muhaberât, yine Riya­
set rnakamıyla cereyan ediyordu, teamül veçhile
madde bu şekliyle kalırsa bizim için kâfidir efendim.
REİS — Efendim, davette, telefonla davet dahil­
dir.
Madde, «davet edilebilir» kaydının bakaası ta­
raftarıyım; fakat «'Hükümetle
vasıta-i
muhavere
cümlesi, girmemelidir.
ALİ CENANİ BEY (Devamla) — Efendim, mad­
de ikiye ayrılırsa, zannederim iştibah ortadan kalk­
mış dlur.
HÜSEYİN CAHİT BEY (İstanbul) — Eğer, He­
yet-i Umumiyye bu nokta-i nazara temayül ederse,
o halde ikinci fıkra lüzumsuz kalır, bu fıkrayı tayy
ederiz. («Tayy» sadaları)
REİS — Madde hakkında başka bir mütâlâa var
mı efendim?
Encümen, fıkranın tayyına muvafakat ediyor mu?
HÜSEYİN CAHİT BEY (İstanbul) — Encümenin
bu bapta sözü yoktur. Buna Heyet-i Umumiye ka­
rar verebilir. Bendeniz, burada, Encümenin ekseriye­
tini bulmadığım için bu bapta bir şey söyleyemem.
13 Şubat 1331 (1915)
C: 1
Ortada teklif-i tahriri de yok; eğer fıkranın. tayyına
dair bir teklif vaki olursa, onun üzerine söyleyebi­
lirim.
MEHMET ŞEFİK BEY (Bayazıt) — Bendeniz,
Şube ve Encümen kayıtlarının fıkradan tayyı sure­
tiyle maddenin tadilini teklif ediyorum.
REİS — İkinci fıkranın tayyı hakkında bir tek­
lif var efendim. Ali Cenani Bey teklif ediyor, tek­
lifi okuyorum:
Riyaset-i Celileye
«İkinci fıkranın tayyını teklif ediyorum.
Ayntap Mebusu
Ali Cenani»
REİS — Bu takriri kabul edenler ellerini kaldır­
sın. (Eller kalkar) Takrir kabul edildi.
Şimdi, madde, yalnız birinci fıkradan ibaret kalı­
yor. Maddeyi bu suretle kabul edenler ellerini kal­
dırsın. (Eller kalkar) Kabul edildi efendim.
22 nci maddeyi okutuyorum:.
Madde 22. — Bir encümen, kendisine havale
olunan lâyiha veya teklif-i kanuninin diğer bir en­
cümenin daire-i iştigaline ait bulunduğunu görürse,
esbab-ı mucibe beyan ederek o encümene havalesi­
ni talep edebilir.
Bir encümen kendisine havale olunan kanun lâ­
yihası Veya teklif-i kanunî hakkında, mazbatası
badehu, yine kendi tarafından tahrir olunmak üzere
evvelemirde diğer bir encümenin mütalaasını alma­
ya lüzum gördüğü takdirde lâyiha veya teklifin o
encümene havalesini talep edebilir.
Kezalik, bir Encümen, diğer bir Encümene muhavvel bir kanun
lâyihası veya teklifi hakkında
mütalaasını beyan etmek üzere, mezkûr lâyiha veya
foVlifin
LCSVıILIıı
ir~~A:r,;„„
A-tııuısmc;
ı , „ , ,„ I
;
uavaıcaıııı
+ „ ı „ „
UIICJJ
„,j„u:ı:_ N . .
cu-CUinı.
DU
misillü ahvalde alâkadar olan her iki Encümen müt­
tefik ise, reis, icabını icra ederek ertesi celsede, bun­
dan, Heyet-i Umûmiyyeye malûmat verir.
Şayet iki Encümen arasında ihtilâf zuhur ederse,
Reis tarafından Heyet-i Umûmiyyeye keyfiyet teb­
liğ olunarak mesele bilmüzakere hallolunur.
Mütalaası sorulan Encümen
mazbatası, diğer
mazbatalar misillü tab' ve tevzi olunur.
REİS — Efendim, Nizamname-i Dahilî her ih­
timali düşünmüş, bu müşkilât, hakikaten rey tevzi­
atında tesadüf edilen müşkilattı.
FUAT BEY (Divaniye) — Efendim, bendeniz
maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki «fiil-i ik­
tidarı» istimal olunmaması
taraftarıyım.
Madde
«Edebilir» deniliyor. Birinci fıkranın
nihayetine,
«havalesini talep eder» denilmeli. Orada bakınız ne
170 —
TBMM
KÜTÜPHANESİ
Download

Meclisi Mebusan t: 34 13 Şubat 1331 (1915) C : 1 muhabere edebilir