Gökçe Çataloluk, Sınıfının Gitarı yahut “Hukuku Sizden Öğrenecek Değiliz.”, Hukuk Kuramı, C. 1, S. 1, Ocak-Şubat 2014, ss. 18-25.
SINIFININ GİTARI YAHUT
“HUKUKU SİZDEN ÖĞRENECEK DEĞİLİZ.”
Gökçe Çataloluk*
“If you ain't thinkin' about man and God and law, then you
ain't thinkin' about nothin'.” Joe Strummer.1
“Beatrice, ‘bir gramofon şirketinde hisselerim var benim’
dedi. ‘Bu konuda size danışmak istiyordum. Ansızın öyle
bir yükseldi ki bu hisseler!’” Aldous Huxley, Ses Sese
Karşı.
“Which side are you on, boys?”2 Florence Reece.
*
Yrd.Doç.Dr., Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi ABD
1
“Eğer ki insan, tanrı veya yasa hakkında düşünmüyo’sanız, hiçbişi hakkında düşünmüyo’sunuz demektir.”
2
“Ne taraftasınız, çocuklar?”
18
Çataloluk/Sınıfının Gitarı yahut “Hukuku Sizden Öğrenecek Değiliz.”
Joe’yu 2002 yılının kışında kaybettik. Bu ilk
Korusun” gibi bir şarkıyı3 yazabilen bir isyanı
cümlenin gizli öznesine kimler kimler sığmaz
küçümsemek anlamına gelmez. Ancak küçüklü
ki… Londra delikanlıları, madenciler, İngilizceyi
büyüklü patlamalar halinde gelişen punk akımını
yeni söken punk özentisi gençler, İrlandalılar, hiç
toplumsal bir izleğe oturtanın Joe Strummer’ın
de ‘öyle’ göstermeyen bazı yaşlı kadınlar,
The Clash’i olduğunu saptamak bize sağlam bir
denizciler, korsan CD satıcıları… Okuduğunuz
başlangıç noktası oluşturacaktır.
satırların yazarı, o gizli öznede yerini 2004
Punkların enerjisi, yeni palazlanan neoliberal
yılında bitirdiği yüksek lisans tezinin başına “Joe
sistemin4 görünüş biçimlerine olduğu kadar
için”
kendilerinden
yazamayan
tedirgin
bir
üniversitesi
önceki
isyankâr
kuşağa
öğrencisi olarak aldı. Cesaretin kimi ne vakit
duydukları inançsızlıktan (Never trust a hippie-
yoklayacağı belli olmaz, bazen geç geldiği
bir hippiye asla güvenme) da besleniyordu. The
sanılan bir özür tam zamanına oturur. Hukuk
Clash’ın White Riot’la( 1977) ilk nüvelerini veren
Kuramı’nın bu ilk sayısında, yeni başlangıçlara
müdahalesi, bu kök itirazları yok saymak değil,
vesile
bahsetmek
Hegelyan ifadesiyle “içerip aşmak” (Aufhebung)
istememin temelinde nasıl bir mahcubiyetin
şeklinde gelişti: Bütün yaşlılara değil, devrime
yattığını böylece ifşa etmiş olayım.
ihanet
Psikoloji “uzman”ları nesnesi belli kayıplardan
görünüş
endişe duymazlar zira bu tür kayıplar sadece
saldırı.Üstelik bu “beyaz isyan” bir tür “ırk
“normal” bir yasa yol açar.
Oysa Joe’nun
intiharı”na eşlik eder; siyahlara öykünür, onların
kaybının bugüne uzanan etkisi, bir kahramanın
ritm ve söz söyleyişleriyle biçimlenir. (Joe’nun
kaybından kaynaklanan yasla değil; daha ziyade
reggae altyapısı kullanma ile başlayan bu eğilimi
onunla beraber giden, tarifsiz bir takım -Gülten
ileride, şarkıların içine rap karıştırma şeklinde
Akın’ın deyimiyle- “ince şeyler” in kaybıyla yani
tezahür edecektir.) 5
olması
dileğiyle
Joe’dan
edenlere
tepki
biçimlerine
göstermek,
değil,
sistemin
temellerine
bir tür melankoliyle açıklanabilir. Ancak sanırım,
Joe’nun
hatırasına
gönderilecek
bir
selam,
hakkında konuşulamayan şeyleri bir tarafa
süpürüp
ondan
Şarkı “God save the Queen/ The fascist regime/ They
made you a moron/ A potential H-Bomb” (Tanrı
Kraliçeyi korusun/ Faşist rejimi/ Morona çevirdi
seni/
Potansiyel
bir
hidrojen
bombasına)
dörtlüğüyle açılır, “No future” (Gelecek yok) diye
biter. Melodik yapıdan uzak, gürültülü bir fon
üzerine ezilerek zorlaştırılan bir Londra aksanıyla
anlatılan bu hikâye punk isyanının tipik dile
getirilişidir.
3
öğrendiklerimize
yoğunlaştığımızda anlam taşıyacaktır. Öyleyse
soruyu
şöyle
sorarak
başlayalım:
Hukuk
alanında yazılan bir yüksek lisans tezi neden bir
punk şarkıcısına adanmak istenir?
1. Ön kapına dayandıklarında…
1970lerde İngiltere'de işsizlik artıyor, sosyal hizmet
politikaları daraltılıyor ve insanlar gittikçe
yoksullaşıyordu. 1979'da başbakanlık koltuğuna
oturan Margaret Thatcher'ın sert neo-liberal
uygulamaları durumu geniş halk kitleleri açısından
daha da vahim bir noktaya getirdi.
4
Londra punk cemaati, evet, Malcolm McLaren
gibi politik bilinci yüksek birinin şapkasından
çıkmıştı fakat doğrudan sağ eğilimli Jam gibi
gruplar bir yana, söz gelimi Sid Vicious’ınki gibi
a-sistemik itirazlar, marka kıyafetleri parçalayıp
giyerek tatmin bulabiliyordu.
Joe aslında öncelikle bir sınıf intiharı
gerçekleştirmiştir. Bir diplomatın oğlu olarak ülke
ülke dolaştığı bir hayattan (öyle ki kendisi Ankara
doğumludur)
İngiliz
Ulusal
Operası’nın
tuvaletlerini temizlediği (provalarda kullandıkları
ilk mikrofonu buradan aşırmıştır) ve işgal evlerinde
5
Elbette bunu
saptamak, tek akor üzerine “Tanrı Kraliçe’yi
19
Hukuk Kuramı, C. 1, S. 1, Ocak-Şubat 2014
Tepki elbette öncelikle lümpendir, zaten punk’ın
çatışmacı
lügat tanımı (işe yaramaz şey ya da kimse( Laing,
çıkarlarından ve bütün diğer belirlenimlerinden
2002:83)),
soyutlanmış tarih dışı
neredeyse
Marx’ın
Louis
siyasetin
göstergesidir.
bir insanı
tahayyül
edebilen
tarafından istenmeyenler” (Marx, 2009) Ancak
kabullenmesi zor ve politik olarak yanlış bir
Joe’nun, ayrıksı bir duruşla, kendini marksist
tutum sayılabilir, ama o günün Clash’inin böyle
olarak tanımladığı söylenir (Billet, 2006). Marx'ın
bir itirazı ciddiye alması için bir neden yoktur.
Ekonomi
Politiğin
The Clash, White Riot’ın ardından eril silah
uyarısına
riayet
ederek
kimseyi
Katkı'daki
“çarpık
belki
Bonaparte’ından alınmış gibidir: “hiçbir sınıf
Eleştirisine
günümüz
Bu,
bilinci”
için
kendini
imgeleriyle dolu (Guns on the Roof gibi müthiş
tanımlama şekline bakarak yargılayamayacaksak
bir şarkıyı de içeren) Give ‘em Enough Rope u
da bir röportajında sarf ettiği sözlerden süzülen
yaparak
bilinci gözden kaçırmamak gerekir:
siyasallaşmasının son noktası bu da değildir.
"çatışma"yı
kızıştırır.
Grubun
Büyük madenci grevini6 desteklerler, H-Block7
“ Yani Karl Marx başaramadıysa dört
gitarist mi başaracak? (Duraksama) Yani
durup düşünmek gerekiyor, dünyayı
yönetme konumunda olsaydım ne olurdu?
Zor bir soru. Buna verecek cevabımız yok.
Ama denememiz gerekirdi. Biz denedik.
Bunları birbirimize sorduk. Konuştuk.
Tembel bir grup değildik, hep seyirciyi
düşündük.”(McGuire)
hapishanelere karşı yapılan eylemlere katılırlar.
Uluslararası planda asıl ünlerini ise Nikaragua
devrimcilerini
desteklemek
için
yaptıkları
Sandinista adlı çifte albüm getirir. Aynı albüm,
ticari açıdan korkunç bir teşebbüs olsa da punk
hareketinin isyanını paketleyip satmaya teşne
plak endüstrisi için böyle bir kaybın sözü bile
edilmez. Tek problem, grubun iki plağı tek plak
Bu türden sözleri, seyirci üzerine tükürmeyi
fiyatına satmakta ısrar etmesidir. Krizi aşmak için
sanatsal dışa vurumunun önemli bir öğesi sayan
ikinci plağın ederini ceplerinden öderler.
bir müzik akımının önde gelen bir temsilcisinden
Bu noktaya gelmişken şunu da söylemeli. Elbette
duymayı beklemezsiniz. Sanatın, Gramsci’nin
ne
ideoloji tanımı bağlamında bir eğitim faaliyeti
bozulmadan
olduğunu (Mayo, 2011) sezmiş biriyle karşı
karşıya
olduğumuz
açıktır.
Clash,
müzik
endüstrisi
kalmış
bir
içerisinde
gruptur
hiç
(bizim
kuşağımızın çoğunun gruba ilişkin ilk deneyimi,
Karşımızdaki,
Levi’s reklamında çalınan Should I Stay or Should I
kendilik bilinci hayli yüksek, üstelik “salt“ yıkıcı
Go’dan geldiğini unutmamak gerekir) ne de
eleştirinin anlamsızlığını da kavramış bir öğretici
zaten ahlaken püripak kalmak gibi bir iddiası
gibidir. “Ben olsam ne yapardım?” gibi bir
vardır. Politik tutum alışı bu kadar somut ve net
sorunun peşinden akıl yürütmek, başka türlü
bir grubun böyle bir iddiada bulunması zaten
açıklanamaz. Bütünüyle ondan ilham alan Billy
abes olurdu. Ancak var olan isyanı,
Bragg'in (Denselow, 1993)ve Paul Weller'ın
tarihsel
kısıtları içerisinde politik olarak biçimlendirmek
(Ambroiso, 2003) tanıklıkları da Joe'nun bu
yönünü vurgular. Üstelik kendisi de, bütün
1984 yıllarında madencilerin, bazı ocakların
kapanması üzerine düzenledikleri ve bir yıl kadar u
süren ve Thatcher hükümetini sallayan grev.
6
muradının onlardan sonraki neslin devrimi ileri
götürmesi olduğunu söylemektedir (Ambroiso,
2003)
Long Kesh olarak da anılan, özellikle İrlandalı
siyasi mahkûmların tutulduğu, mimari yapısıyla
bizdeki F tipi cezaevlerinin atası olan cezaevi. 1981
yılında bu cezaevlerinde siyasi mahkum statülerinin
kaldırılması nedeniyle başlattıkları açlık grevinde
Bobby Sands de dâhil olmak üzere 10 IRA militanı
hayatını kaybetmişti.
7
The Clash, çatışma demektir; tarafını seçen Joe ve
tayfası için işçi sınıfının yanında saf tutmak,
kaldığı bir başka hayata geçişi gayet bilinçli bir
tercihtir.
20
Çataloluk/Sınıfının Gitarı yahut “Hukuku Sizden Öğrenecek Değiliz.”
hiç de az bir iş sayılmaz. Zira ister tarihselci
karmaşık siyasi tahlillerini folk şarkısı basitliğine
yorumlansın, isterse fenomenolojik bir parantezle
tercüme edebilen büyük ozan Bob Dylan’ın
okunsun,
The
Guns
Clash,
of
Brixton’ın
dediği üzere, “you don’t need a weatherman to know
dörtlüğünde son derece hayati bir soru sorar:
which way the wind blows” (rüzgarın ne yönden
estiğini
“Ön kapına dayandıklarında/ Dışarı nasıl
çıkacaksın?/ Ellerin başının üstünde mi?/
Tabancanın tetiğinde mi?”
anlamak
için
meteoroloğa
ihtiyaç
duyulmaz). Çünkü özgür düşünce, papazlara
değil, eyleme ihtiyaç duyar. Ancak yöntemdeki
"kendin yapma" vurgusu, en açık olarak punk
2. Kötü adamın gözleri
zihniyetinde görülür. Westwood ve McLaren’ı
Konuyu başka bir köşesinden tutalım. Birinci
takiben markaları keserek, çengelli iğnelerle
sınıfa yeni gelen öğrencilerle yaptığımız ilk iş,
tutturarak yaptıkları kıyafetlerin modasından
hukuk dendiği anda akla gelen şeylerin bir
işgal edilen boş evlerde elleriyle kurdukları
listesini yapmak oluyor: dosya, kanun, cüppe,
hayata kadar aynı anlayışın yansımalarını takip
adalet, hırsız, adliye, hak, tokmak… Özdeşlikler
etmek mümkündür. Karşı karşıya olunan punk
aktıkça
uzuyor,
ethosunu, Joe Strummer şöyle özetler: “ Gidip
karmaşıklaşıyor ve karmaşıklaştıkça da sistemin
‘yapman’ gerekir, çünkü kimse sana bunu
başka bir yönüne ilişkin ipucu veriyor. Daha
vermeyecek”. Üstelik gitarla söylendiğinde her
sonra ipuçlarını bağlayarak anlamlı bir model
şey en dürüst formunda görünür. Aynı hukuka
kurmaya çalışıyoruz. Karmaşıklığı göstermek bu
ilişkin ilk imgelerin birbirine “çengelli iğnelerle”
işin öncelikli parçası, zira Luhmanncı bir noktaya
tutturulduğunda
gelmek ihtiyacındayız: bu kadar karmaşık bir
oluşturmasında olduğu gibi…
şeyi
tahtaya
yazılan
indirgeyerek
liste
anlatmanın
bir
hakikatin
zeminini
yetersizliği.
Ama Joe'yu okuduğunuz satırlara taşıyan bu
Diyalektik yöntemle düşünmenin önemli gereği
zayıf temaslar değil, onun bir “hukuk şarkıcısı”9
olarak ikinci adımımız, bu kadar karmaşık bir
olmasıdır. Bu düşünceyi, geçtiğimiz yüzyılda ana
şeyi indirgemeden anlatmanın8 imkânsızlığını
akım hukuk kuramının sarsılmasına öncülük
vurgulamak
eden Amerikan realistleri10 ve hukuk ve edebiyat
oluyor.
Bu
zıtlığı
bir
arada
düşünebilmek ise eleştirel bakış kazanabilmek
için
olduğu
kadar
(Pavlidis,
akımının
11
izlerini takip ederek temellendirmek
2010)
paradokslardan beslenen hukuk sistemini iyi
Gereksiz bir açıklama olması pahasına; elbette ki
kastedilen, hukukun şarkısını söyleyen mahkeme
ressamıvari bir figür değil, hukuka öyle ya da böyle
temas eden şarkılar yazan biridir.
9
tanımak için de çok büyük önem taşıyor. Ama bu
eylemin asıl can alıcı yönünü, öğrencinin en basit
düşüncesindeki
bilgiyi
o
doğruyu
doğru
kendisine
üzerinde
gösterip
temellendirmek
Realistler, kural şüpheciliği adını verdikleri
yaklaşımlarıyla yargıcın anlatısını esas alarak
bunun hakikatle ilişkisini sorgularken olayla ilişkin
değerlendirmelerinde diğer bütün anlatıları şüphe
merceğine alırlar. Son tahlilde hukuk yargılama
ediminden başka bir şey değilse, bütün mesele
anlatısaldır.
10
oluşturur. Öğrenci bu şekilde, malumat alıcısı
olmaktan
çıkıp
bilgi
üreticisine
dönüşmek
yolunda ilk adımını atmış olur ki bu da
üniversite mantığının temelidir.
Bu noktada, söz konusu yöntemin “ev yapımı”
Bu akımın iki temel ayağından biri edebi
metinlerdeki hukuk algısını yahut hukuki
görünümlü metaforları değerlendirerek hukuku kör
noktalarını kapsar bir zaviyeden değerlendiren
anlayış; diğeri de hukukun yahut hukuki
iletişimlerin (sözleşmeler, mahkeme karaları vs.)
bizatihi birer edebi metin olarak analiz edilmesidir.
11
olduğunu ve ham bir fikir olarak rock’n roll’dan
devşirildiğini
itiraf
etmem
gerekecek.
En
Salt dilsel kısıtlar nedeniyle değil, aynı zamanda
insan zihninin temel işleme mekanizmaları
nedeniyle de.
8
21
Hukuk Kuramı, C. 1, S. 1, Ocak-Şubat 2014
mümkündür.
Hukukun
anlaşılmak
için,
yaklaşmaktadır.
12
Mesele “kanun pençesi” ne
kuramsal kitaplardaki cilalı, mistik yahut –dir’lı –
düşüp düşmemek, düşüldü ise paçayı en kolay
dırlı
açıklamayı
yerinden yırtmaktır. Çocukluğundan itibaren
gereksinmediği, hatta bu anlatıların en basit
meselelerin ilk bakışta görülebilecek halleri ve
gerçekliği örtbas ettiği savı; yargıcın, avukatın
kendisindeki
kurguları bir yana, sistemin kendisinin de
ihtiyaçlardan çok, bunlar üzerindeki kısıt ve
kurgusal
sınırlandırmaları ciddiye almak üzere yetiştirilen
saptamalarla
bir
anlatı
dolu
türü
bir
olduğuna
ilişkin
organik
habercisi ise bilindiği üzere, Yargıç Holmes’tur.
isyanın sisteme başkaldıran suçluyla özdeşlik
Holmes, hukukun gerçekliğinin ancak “kötü
duygusuna yol açması gayet doğaldır. Zira
adam”
bizatihi bu kısıtlamalar sistemin ahlaki, siyasi ve
anlıyorsa
o
olduğunu
söylemişti:
açısından,
ve
(Ilyenkov,
ne
gençler
eğilim
değerlendirmelere kapıyı açar. Bu mecranın
ondan
2009)
arzu,
sisteme
hukuki yapısını oluşturur. İşte Joe'nun da
gözümüze sokmak için çırpındığı nokta budur.
“[hukuk nedir sorusuna] cevap olarak,
Massachussetts
ya
da
İngiltere
mahkemelerinin verdiği kararlardan farklı
bir şeyi, onun bir akıl sistemi olduğunu,
ahlâk ilkelerinden ya da kabul görmüş
aksiyomlardan ... yapılan bir çıkarsama
olduğunu söyleyen yazarlar bulacaksınız.
Fakat dostumuz kötü adamın gözleriyle
bakarsak, aksiyomlara ya da çıkarsamaya
hiç de önem vermediğini görürüz. Onun
asıl bilmek istediği şey, Massachussetts ya
da İngiliz mahkemelerinin gerçekte
verebileceği karardır. Ben de onun gibi
düşünüyorum.
Benim
hukuktan
anladığım,
mahkemelerin fiilen ne
yapacaklarına ilişkin tahminlerdir, daha
başka cafcaflı laflar değil. “ (Holmes' tan
aktaran Uzun, 2004)
Ve
bunu
anlatabilmek
gürültülü
için,
gitarlar
süpermarkette
eşliğinde
kaybolan
çocuğun ruh halinden (I can no longer shop
happily/ Artık mutlu mesut alışveriş edemem)
savaş “kahraman”larının hayal kırıklıklarına
(Tommy Gun, you’ll be dead when your war is
won/ Tabanca Tommy, ölmüş olacaksın savaşın
kazanıldığında), iktidar ilişkilerinden (All the
power’s in the hands/ Of people rich enough to
buy it- Bütün iktidar birilerinin elinde/ Onu satın
alacak kadar zengin olan) işsizlik sorununa (If
they wanna get me making toys/ If they wanna
get me, well, I’ve got no choice- Eğer bana
oyuncak yaptırmak istiyorlarsa/ Eğer beni ele
geçirmek istiyorlarsa/ Yani, bir başka seçeneğim
yoktur) sistemin aksadığı her alana ilişkin
söyleyecek
“Daddy was a bankrobber/ He never hurt
nobody/ He just loved to live that way/ He loved
to steal
your
Money”
(Babam
bir
seviyordu sadece/
Sizin
vardır.
Peki
ya
sistemin
Cevabı “Çatıdaki Silahlar” verir:
banka
soyguncusuydu/ Kimseye zara vermedi hiç/ Öyle
yaşamayı
sözü
bütününde hukukun yerini tayin edebilir mi?
“Çokluğun teri üzerine kurulmuş bir
sistem
paranızı
almayı- Bankrobber) yahut “Yes, I’m running
Azınlıkta olanlara kastedecek suikastçıları
yaratır
down the railway track/ Could you help me
police on my back/They will catch me if I dare
Alıp herhangi bir yeri, adliye adını verin
drop back” (Demiryolundan aşağı koşuyorum,
evet/ Yardım eder misiniz? Polisler peşimde/
Geride kalmaya kalkarsam enselerler beni- Police
Bu kötü adamın Jamaika sokak kültüründeki adı
olan Rude Boy, Rudy yahut Rudie’yi The Clash
şarkılarında adıyla sanıyla da görürüz (Rudie Can’t
Fail)
12
on my Back) gibi onlarca şarkısıyla Clash,
hukuka tam da "kötü adam"ın gözlerinden
22
Çataloluk/Sınıfının Gitarı yahut “Hukuku Sizden Öğrenecek Değiliz.”
Hiçbir yargıcın dayanamayacağı bir yerdir
burası
yine tipik hukuk diliyle, kural- istisna mantığıyla
ve şartlı önermelerle (Luhmann , 2008):
Avukatları dava edin, yakın bütün evrakı
“Birincisi:
Öldürülmeme
hakkına
sahipsiniz. Cinayet suçtur. (Tabii bir polis
ya da aristokrat tarafından işlenmediyse.)
Yasal tecavüzcülerin kilitlerini açın
Milyar yüzlü bir jüri
İkincisi: Gıda alacak paraya hakkınız
vardır. (Tabii biraz soruşturulmayı,
aşağılanmayı
ya
da
şanslıysanız
rehabilitasyon
görmeyi
çok
dert
etmiyorsanız.)
Bağırır kaçtı mahkûm diye”
3. Haklarımızı Bilelim
Şaka
değil,
hukuk
sistemi
hakkında
ilk
ipuçlarından genel bir değerlendirmeye varana
şarkıcısından söz ediyoruz. Sonny Curtis bestesi I
Ve üçüncüsü: İfade özgürlüğünüz vardır.
(Kullanmayı gerçekten deneyecek kadar
aptal değilseniz tabii.)”
Fought the Law (yasayla savaştım) belki de bu
Joe, bu üç hakkı duyurduktan sonra istihzayla
nedenle, kimsenin- şarkının sonunu ısrarla “ben
ekler: “Bazı bölgelerde bunların yeterli olmadığı
kazandım” diye değiştiren Sex Pistols’ın bile-
ileri sürülmüştür.” Ve bizi bir anda olması
ağzına bu kadar yakışmamıştır. Sistem karşıtı bir
gereken evreninden olan evrenine savurur.
kadar
sözünü
söyleyebilen
bir
punk
punk pedagogu olarak Joe Strummer, tükürür
Olgusal dünya (dünya şeylerin değil, olguların
gibi söylediği her sözle değerler dengesini altüst
bir toplamıdır dememiş miydi Wittgenstein?)
eder, fakat sınırlarını da bilir: “Yasayla savaştım/
hakikati yüzümüze tüm şiddetiyle çarpar:
ve yasa kazandı”. Daha önce değinildiği üzere,
marksist
olduğuna
ilişkin
doğrular
ipuçlarıdır
bunlar.
kendi
“Sokakları boşaltın
iddiasını
Üstelik,
banka
Boşaltın sokakları
soyguncularına Brechtyen bir güzelleme yazdığı
Kaçın
yetmiyormuş gibi hırsız- polis ikilemini de
eşitlemeye de el atar:
Gidecek eviniz mi yok?
“Police and thieves in the streets/Oh
yeah/Scaring the nation with their guns and
ammunition” (Polis ve hırsızlar sokaklarda
/Ah,
evet/
Ellerinde
silahları
ve
cephanelerle milleti korkutuyorlar)
Fakat
asıl
çerçeveletip
hukuk
Ezilin!”
Ve büyük sarkastik kahkaha için mikrofonu bir
kez daha alır :
“İşte o zaman okuyacağım size nihai
haklarınızı:
fakültesinin
duvarına asmalık (bu satırların yazarı gibi,
halihazırda asmadıysanız) şarkısı, burada da özel
Sessiz kalma hakkınız var
olarak üzerinde durulacak olan Know Your Rights
Ama uyarırlar sizi: söyleyeceğiniz her şey
kaydedilerek
tır (Haklarınızı Bilin):
Şarkı, bir şarkıdan ziyade, tipik bir hukuk
aleyhinizde delil olarak kullanılabilir ve
kullanılacaktır.”
düzenlemesi gibi kendini tanımlayarak açılır:
“bu,
gitarla
duyurusudur”.
yapılan
Ve
Joe,
bir
bu
kamu
girişin
hizmeti
Know Your Rights, bütünlüklü düşünüldüğünde
hemen
ironik bir şarkıdır, elbette gülümseyecek haliniz
ardından haklarımızı sıralamaya koyulur. Üstelik
kalmışsa. Derken Joe’nun son sözleri gelir:
23
Hukuk Kuramı, C. 1, S. 1, Ocak-Şubat 2014
“Buna kulak verin,
eyleme dönüşmesine, eylemi beslemesine dikkat
eder. Kendinden ve çetesinden devrimci düşünce
Kaçın!”
patlamaları
yaratmak
yolundaki
adımları
Şarkı bütün bir zihniyeti öyle berrak bir şekilde
şarkılara boşuna dönüşmez. Onu grev yerlerinde,
açığa
ırkçılık
çıkarmaktadır
ki
eğer
Joe
“Punk
karşıtı
konserlerde
ve
eylemlerde
Zihniyetinde Hukukun Yansımaları” başlıklı bir
görürüz. Son sahne aldığı yer, 2002 yılında itfaiye
konferansa katılıyor olsaydı, bildiri özeti olarak
erlerinin grevidir. Ve unutmayalım ki bu bir
Know Your Rights’ı göndermesi yeterli olurdu.
gelenektir, Woody Guthrie de gitarının üstüne
Kendisinden önceki kuşağın özgürlüğe ilişkin
“this machine kills fascists” (bu makine faşistleri
bile olsa büyük ve süslü sözlerine inancı olmayan
öldürür) yazmıştı.
bir isyan kuşağı, elbette haklara ilişkin olarak da
Sanırım Joe’nun sözlerini hukuk fakültesine
hayata değmeyen hiçbir söze güvenmeyecektir.
Hayatın kendisi
tanımayacak
ise
bir
yaşam
“hakkını”
düzensizlikte,
kadar
bile
anlatmak
entropi
sirkine
bina
çekerek
üretmeden
özgüven
Kadıköy
duyulan
vefa
borcunun
ödenmesi
nasıl
görünürse
görünsün,
temele
John
Joe öldüğünde, bir demiryolu sendikası, onun
adını işçi sınıfının kolektif belleğinde yaşatmak
düşman edinme uğrundaki çabalarının onu
için, bir şimendifere verdi. Evet Joe biraz tuhaf
komik duruma düşürmesidir.
biriydi. İnsan hakkında düşündü, tanrı ve yasa
Yapma çelişkileriyle yarattığı hasedinden bir gün
hakkında
çatır çatır çatlayarak ağaca dönüşen Harry’nin
düşündü.
Fakat,
Oğuz
Atay’ın
kastettiği anlamda, kalbi vardı onun...Yetmedi.
çelişkisi halis olan Joe, kendisine
düşmanları
sayesinde
dostlar
edinmeyi
KAYNAKÇA
başarmıştır. Zira onu var eden düşmanı değil,
düşmanında
verdiği
Hayatı
şeydir” derken Joe’yu tanımıyordu elbette. Ama
anlamsız
çelişkilerinde bile direnir, makûs talihi ise
aksine,
yok...
Lennon, “işçi sınıfı kahramanı, olunası bir
Düşmanlık
üretemez,
gerek
zaman hatırlatan şarkılarımız vardır.
temsili, karakter bildiktir – onunla “çok nezih”
karşılaşabiliriz.
Hafızanın
gömülmüş mücevherler gibi varlığını zaman
anlamlandırabilen bir köylüyü anlatır. Köylü söz
bile
oldu.
olsun
mümkün değildir. Kendimizden inşa ettiğimiz
adlı, İrlanda kırsalında geçen bir film, varlığını
ortamlarda
biraz
sokaklarında öğrenen kimilerimiz için rock’n roll
How Harry Became a Tree (Harry Nasıl Ağaç Oldu)
husumetini
olduğunu
mümkün
hatırlatmama
4. Son söz: Joe nasıl şimendifer oldu?
birilerinin
ne
katmanlarında kalkerleşen bazı şeyler olduğunu
prensibiyle işlemektedir.
ancak
getirenin
yanlış
gördüğünün
mücadele;
takındığı
Billet, A. (2006) The World is Worth Fighting For:
karşısında
tutum
The
ve
Legacy
of
Joe
Strummer.
taraflılığıdır.13 Sınıfının gitarı, kendi deyimiyle
http://mrzine.monthlyreview.org/2006/bill
“çabalayarak”
et221206.html (Erişim: 2.1.2014)
sözünü
üretirken ,
14
sözünün
D'Ambroiso Antonino (2003) 'Let Fury Have the
Hour': The Passionate Politics of Joe
Buna “modası geçmiş” bir terimle proletarya
ahlakı adını vermek mümkündür.
13
Strummer. Monthly Review. Volume 55.
Issue 2 (June)
"Elimde bir tükenmez kalem ve bir paket
sigarayla oturuyorum. Paketin üstüne bir şeyler
çiziktiriyorum. Bazen düşünüyorum. Ben neyim?
Yetişkin bir adam. Gecenin bir vaktinde bunu
yapıyorum. Ama o düşünceyi kovalıyorum, sigara
14
paketini yeniden elime alıyorum. Roket bilimi değil
tabii ki ama bu da iyi bir iş." (McGuire)
24
Çataloluk/Sınıfının Gitarı yahut “Hukuku Sizden Öğrenecek Değiliz.”
https://monthlyreview.org/2003/06/01/let-furyhave-the-hour-the-passionate-politics-ofjoe-strummer
Denselow R. (1993) Müzik Bittiği Zaman. Politik
Popun
Öyküsü.
İstanbul,
Yeni
Alan
Yayıncılık.
Ilyenkov, E.V. (2009) The Ideal in Human
Activity,
-
http://www2.cddc.vt.edu/marxists/admin/
books/activity-theory/ilyenkov/idealactivity.pdf
Laing, D (2002) Tek Akorlu Mucizeler. Punk
Rock'ın Anlamı ve Gücü. Çev. Nigâr
Özlem. İstanbul, Altıkırkbeş Yayınları.
Luhmann, N.(2008) Rechtssoziologie, Wiesbaden,
GWV Fachverlage.
McGuire, J. Joe Strummer Interview
http://www.punkmagazine.com/stuff/morestuff/j
oe_strummer.html
Marx, K. (2013) Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i
http://www.antikapitalist.net/kutuphane/a
cik-kitaplik/marxengels/brumaire.pdf
Marx, K (1970) Ekonomi Politiğin Eleştirisine
Katkı. Çev. Sevim Belli. Ankara, Sol.
Mayo, P. (2011). Gramsci, Freire ve Yetişkin
Eğitimi. Çev. Ahmet Duman. Ankara,
Ütopya.
Pavlidis, P.(2010) Critical Thinking as Dialectics:
A Hegelian-Marxist Approach, Journal for
Critical Education Policy Studies, Volume
8, No.2, pp. 74-102.
Uzun, E. (2004) Amerikan Hukuki Realizmi.
Çağdaş Hukuk Felsefesine Giriş. İstanbul,
Teknik Yayıncılık, ss.. 61-73.
25
Download

Tam metin için tıklayınız. (PDF)