İLİ
TARİH
: İZMİR
: 24/04/2015
ْ َ‫ت قُلُوبُ ُه ْم َوإِذَا ت ُ ِلي‬
ْ َ‫اّللُ َو ِجل‬
‫إِنَّ َما ْال ُمؤْ ِمنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُ ِك َر ه‬
‫ت‬
َ‫علَى َر ِبه ِه ْم يَت ََو َّكلُون‬
َ ‫علَ ْي ِه ْم آيَاتُهُ زَ ادَتْ ُه ْم إِي َمانًا َو‬
َ
‫اْلَنَّةَ َح ََّّت تُ ْؤِمنُوا َوالَ تُ ْؤِمنُوا َح ََّّت ََتَابُّوا‬
ْ ‫الَ تَ ْد ُخلُو َن‬
ALLAH SEVGİSİNİN
İNSAN PSİKOLOJİSİNDEKİ YERİ
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede ve devamında Yüce Rabbimiz
şöyle buyuruyor: De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana
uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.
Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet
edendir.”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s)
şöyle
buyuruyor:
“İman
etmedikçe,
cennete
giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe kâmil anlamda
mümin olamazsınız…”2
Değerli Mü’minler!
Eşref-i mahlûkat olarak yaratılan insanın ilk görevi;
Allah’ın varlığını ve birliğini bilip inanmak, tasdik etmek
ve O’na ibadette bulunmaktır. Cenabı Hak Kur’an-ı
Kerim’de insanı en güzel şekilde yarattığını bildirmiştir.
Çünkü beden ile ruhun birleşmesinden meydana gelen
insanın yaşaması için; bazı şeylere ihtiyaç vardır. Nitekim
bedenin maddi yapısı; yeme, içme, oturup kalkma ve
çalışıp dinlenme gibi hareketlere; ruhi yapısı ise; inanmak,
sevinmek, iyilik yapmak, ümitlenmek ve düşünmek gibi
manevi şeylere muhtaçtır. Allahu Teâlâ’nın biz insanlara
lütfettiği sayısız nimetlerin en önemlilerinden biri şüphe
yok ki imandır. İman, insanın hem dünya, hem de ahiret
saadetini sağlayan çok değerli bir manevi sermayedir.
Kardeşlerim!
Kişi; ancak imanı sayesinde hayata bağlanır, zorluklar ve
felaketlerin üstesinden gelir. Adalet, doğruluk ve
hakikatten ayrılmaz. Nitekim imandan mahrum nice
zengin ve makam sahibi kişilerin bunalımda olduğu
görülmüştür. Çünkü inanç insana yaşama gücü ve huzur
veren, hayatı koruyan tek unsurdur. Böylece inançlı ve
imanlı insan, yalnızlıkta, kalabalıkta ve her zaman her
yerde kendini kuvvetli hisseder. Peygamberimiz (sav)’in
şu hadisi şerifi bu durumda olan insanların özelliklerini ne
güzel açıklar. “Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse
komşusunu üzmez, misafirine ikram eder, ya iyi ve
hayırlı konuşur, ya da susar.”3
Değerli Mü’minler!
İman insanda yaşama sevgisi, hayata bağlanma duygusu
meydana getirir. İman eden insan, hayata ve varlığa hoş
bakar, hayatın Allah’ın bir lütfu olduğuna inanır, dahası
sosyal ve tabiî çevresini Allah’ın sanat eserleri ve kendini
de onları bütünleyen bir parça gibi görür.
Allah’ı tanıyıp seven kimse, mutlu ve huzurlu olur. Bu da
Allah’ın kişiyi sevmesine neden olur. Böylece içi rahatlar,
huzur duyar. Allah’a olan sevgisinden dolayı insanları ve
onun yarattığı bütün varlıkları sever.
Kardeşlerim!
Allah’a iman etmek, O’na bağlanmak ve güvenmek, ondan
sakınıp çekinmek, insan hayatını olumlu yönde etkileyen
en güçlü dinamiktir.
Allah’a iman eden kimse yalnızlıktan kurtulur; her an
Onun sonsuz rahmeti, ilmi, hikmeti, koruması ve gözetimi
altında olduğunu bilir. Her an O’na sığınır, Ondan yardım
bekler, kolaylık görür. Hareketlerini kontrol altında tutar,
daima iyiye, doğruya, mükemmele yönelir; kötülüklerden
uzaklaşır.
Allah’a inanan insan, her şeyin dizgininin O’nun elinde,
her şeyin hazinesinin O’nun yanında olduğunu, her şeyin
O’nun emri ve izniyle halledileceğini bilir. Sadece O’na
güvenir, O’na bağlanır, O’ndan yardım bekler. Hiçbir
varlıktan da korkmaz, hiçbir şeye boyun eğmez, minnet
etmez. Böylelikle iman, maddeye kul ve köle olmaktan
kurtarır. İnsana gerçek şahsiyet kazandırır.
Allah’a inanan bir insan aynı zamanda, hayatın bir imtihan,
karşılaştığı sıkıntıların da bu imtihanın bir parçası
olduğuna inanır ve bu noktada sıkıntılara göğüs germeyi,
acı veren durumlara karşı sabretmeyi, hayatın zorluklarına
karşı mücadele etmeyi temel karakteri haline getirir.
Böylece kişiyi bunalıma itecek durumlara düşmekten
kurtarır. Allah’a inanan kişi kendisini sürekli görüp
gözeten bir yüce yaratıcının bulunduğunu düşünür.
Yaptıklarından sorumlu olacağını ve bir gün hesap
vereceğini düşünür. Bu düşünce onu kötülüklerden
uzaklaştırır.
Kardeşlerim!
Kalbinde olgun ve halisane bir iman taşıyan kişi Allah’ı
sever ve onun azabından korkar. Allah korkusu, Allah’ı
sevememekten doğan bir korkudur. Gönlünde Allah’ın
sevgi ve korkusunu hisseden kimse ise, ne suretle olursa
olsun hiç kimseye en ufak bir kötülük düşünmez. Gönlü
zengin ve rahat, bedeni sağlıklı, huzur dolu, bilgili,
görgülü, yarına güvenle bakan, dürüst, alçak gönüllü ve
yardım seven biridir. Böylece onların kalpleri Allah’ı
anmakla huzura ermiş olur.
Hutbemi Davut (a.s.)’ın şu duası ile bitirmek
istiyorum: “Allah’ım! Senden seni sevmeyi, seni
sevenleri sevmeyi ve senin sevgine ulaştıracak
amelleri sevmeyi dilerim. Allah’ım! Senin sevgini
bana canımdan, ailemden daha ileri kıl !”4
1- Enfal, 2.
2- Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.
3- Müslim, Kitabü’l İman C.1
4- Tirmizi, Daavat, 73
Hazırlayan: Dursun Ali AKSU Yusuf Fatma Hatun Mescidi İ-H Buca – İzmir
Redaksiyon: İl İrşat Kurulu
Download

تُؤْمِنُوا وَالَ تُؤْمِنُوا حََّتَّ َتََابُّوا الَ تَدْخُلُونَ اْلْ