Kırsal Yerleşim ve Arazi
Toplulaştırması
Yrd. Doç. Dr. Serpil SAVCI
TÜRKİYE’DE TARIMSAL BÜNYE
Toprak tarımsal üretimin temel
faktörlerinden birisidir.
Bütün canlı varlıkların besin maddeleri
doğrudan ya da dolaylı olarak topraktan
elde edilmektedir. Böyle olunca bir ülkenin
tarımsal üretimi o ülkenin sahip bulunduğu
toprak potansiyeline önemli ölçüde bağlı
bulunmaktadır.
TÜRKİYE’DE TARIMSAL BÜNYE
Ülkemizin 77,8 milyon ha olan toprak
varlığının 27,53 milyon ha’ını işlenen
alanlar oluşturmaktadır.
2001 yılı Genel Tarım Sayımı sonuçlarına
göre; 3,02 milyon tarımsal işletme 18,4
milyon ha alanda tarımsal faaliyetlerini
sürdürmektedir.
TÜRKİYE’DE TARIMSAL BÜNYE
TUİK tarafından 2006 yılında yapılan
Tarımsal İşletme
Yapı Araştırması’na göre tarımsal
işletmelerin % 62,3’ünde hem bitkisel
üretim hem de hayvan yetiştiriciliği %
37,2’sinde yalnız bitkisel üretim, %
0,5’inde ise yalnız hayvan yetiştiriciliği
yapılmaktadır.
TÜRKİYE’DE TARIMSAL BÜNYE
Tarımsal İşletmelerin İşletme Tipine Göre Dağılımı
1
2
3
1.
% 37,2 Yalnız bitkisel üretim
% 0,5 Yalnız hayvan yetiştiriciliği
%62,3 Hem bitkisel üretim hem hayvan yetiştiriciliği
TÜRKİYE’DE TARIMSAL BÜNYE
Tarımsal işletmelerin tasarrufunda bulunan arazinin;
% 69,7’si ekilen tarla
% 13,3’ü nadas
% 9,4’ü meyve ve diğer uzun ömürlü bitkiler ile içecek ve
baharat bitkileri
% 1,7’si sebze ve çiçek bahçeleri
% 2,5’i çayır
% 0,4’ü otlak
% 1,3’ü tarıma elverişli olduğu halde kullanılmayan arazi
% 1,7’si diğer araziler
Buna göre tarımsal işletmeler tasarrufunda bulundurdukları
arazinin % 97’sini tarımsal amaçlı kullanmaktadır.
TÜRKİYE’DE TARIMSAL BÜNYE
Tarımsal işletmelerin tasarrufunda bulunan
arazinin % 24,1’i sulanmaktadır. Arazinin
kullanım şekline göre sulanan alan oranları
incelendiğinde ekilen tarla arazisinin % 27,8’i
sebze ve çiçek bahçelerinin, % 72,7’si meyve
ve diğer uzun ömürlü bitkiler ile içecek ve
baharat bitkilerinin kapladığı alanın, % 25,8’i
daima çayır arazisinin % 35’i kavaklık-söğütlük
arazisinin % 58,4’ü sulandığı görülmektedir.
Arazi Kullanımına Göre Sulanan ve Sulanmayan Arazi Oranları (%)
Arazi Kullanımı
Sulanan arazi
Sulanmayan arazi
Toplam
Ekilen tarla arazisi
27,8
72,2
100
Sebze ve çiçek
bahçeleri
72,7
27,3
100
Meyve ve diğer
uzun ömürlü bitkiler
25,8
74,2
100
Kavaklık-söğütlük
58,4
41,6
100
Tarıma elverişli olup
kullanılmayan arazi
7,3
92,7
100
Daimi çayır arazisi
35,0
65,0
100
Diğer araziler
-
100,0
100
Türkiye geneli
24,1
75,9
100
Tarım İşletmelerinin Durumu
Kırsal kesimde yaşayan nüfusun baskısı, miras
hukukunda önleyici hükümlerin olmaması nedeniyle
tarım toprakları devamlı parçalanmış, tarım işletmeleri
çoğalmış ve işletmelerin kullandıkları tarım toprakları ise
devamlı küçülmüştür.
Adrese dayalı nüfus kayıt sistemi (2011) sonuçların göre
ülke nüfusunun % 23,2’si belde ve köylerde ikamet
etmektedir. Kırsal alanda yaşayanların oranları azalmış
görünse de toplam sayıya bakıldığında hala 20 milyon
insan yaşamaktadır.
Tarım İşletmelerinin Durumu
Türkiye’de 1950 yılında 2,2 milyon olan işletme
sayısı genel tarım sayımına göre 1980 yılında
3,5 milyon, 1990 yılında 3,9 milyon, 2001 yılında
3,02 milyondur.
Genel tarım sayımına göre Türkiye’de 1950
yılında 10 hektar olan ortalama işletme
büyüklüğü 1980 yılında 6 hektar, 1990 yılında
5,9 hektar ve 2001 yılında ise 6,1 ha’dır.
Tarım İşletmelerinin Durumu
1980 genel tarım sayımına göre
işletmelerin % 82’sini oluşturan 10
hektardan küçük işletmeler 1990 genel
tarım sayımına göre % 85 ve 2001 genel
tarım sayımına göre % 83’ünü
oluşturmakta ve toplam alanın yaklaşık
olarak 42’sini işlemektedir. İşletme başına
düşen ortalama parsel sayısı üç sayımda
da 6’yı aşmaktadır.
Tarım İşletmelerinin Durumu
İşletmelerin büyütülmesi veya uygun biçime
getirilmesi için bugüne kadar gerçekçi önlemlerin
alındığı söylenemez. Ara ara yapılan çalışmalar
ise istenen düzeyde olmamıştır. Tarımsal
işletmeler bu nedenle gittikçe küçülmüş ve
ekonomik bir bütün olmaktan çıkmıştır. Küçülen
arazi varlığı çoğu kez bir ailenin asgari geçim
koşullarını yaratmada yetersiz kaldığından kırsal
alandan kentlere göçler olmakta, ortada kalan
arazi ya terk edilmekte ve kullanılmamakta ya da
başkaları tarafından işlenmektedir.
Tarım İşletmelerinin Durumu
Küçük işletmelerde sulama, mekanizasyon
ve tarımsal işletmecilik işlemleri ekonomik
olarak yapılamaz boyuta ulaşmaktadır.
Türkiye’de işletme büyüklüğü en fazla olan
iller Güneydoğu ve İç Anadolu bölgesinde
yer almakta, işletme büyüklüğü en küçük
olan iller Karadeniz bölgesinde
bulunmaktadır.
Türkiye’de Bazı İllerde Ortalama İşletme Büyüklükleri
(TÜİK)
250
200
150
100
50
İller
Türkiye
Ortalaması
Yozgat
Kayseri
Nevşehir
Kars
Konya
Şırnak
Kırşehir
Ankara
Eskişehir
0
Şanlıurfa
İşletme büyüklüğü (da)
Ortalama İşletme Büyüklüğü En Fazla Olan 10 İl
İller
Tü rkiye
O rta la m a sı
B a rtın
A n ta lya
A rtvin
G ire su n
D ü zce
Y a lo va
Gü m ü şh a n e
Zo n g u ld a k
Tra b zo n
R ize
İş le tm e büy ük lüğü (da )
Türkiye’de Bazı İllerde Ortalama İşletme
Büyüklükleri (TÜİK)
Ortalama İşletme Büyüklüğü En Az Olan 10 İl
70
60
50
40
30
20
10
0
İller
Tü
rk
i ye
Or
ta
l
am
ı
ka
ra
as
An
an
uş
ir
an
a
tm
M
eh
Ad
Ba
Kı
rş
ny
a
r
ak
ak
ı
Ko
rb
Şı
rn
rı
rfa
Ağ
nlı
u
Di
ya
Şa
O rta la m a P a rs e l B üy ük lüğü (da )
Ortalama Parsel Büyüklüğü En
Fazla Olan İller
100
90
80
70
60
50
40
30
20
10
0
İller
Tü
rk
i ye
k
as
ı
e
no
p
ha
n
am
üş
ta
l
m
Or
Gü
Si
ra
bü
lu
zo
n
Bo
ab
Ka
Tr
rtı
n
ta
tvi
n
ar
Ba
Isp
Ar
Ri
ze
Ortalam a Pa rça B üy üklüğü En A z
Olan İlle r (da)
Zo
ng
ul
da
k
Ortalama Parsel Büyüklüğü En Az
Olan İller
16
14
12
10
8
6
4
2
0
Tarım İşletmelerinin Durumu
Ülkemizdeki tarım işletmeleri küçük ve çok
sayıda parçalı araziden meydana
gelmektedir.
Medeni Kanunda yer alan miras
hükümlerinin neden olduğu arazi
bölünmeleri sonucu tarım işletmelerinin
bütünlüğü korunamamış ve araziler
giderek parçalanarak daha küçük
parsellere ve işletmelere ayrılmıştır.
Tarım İşletmelerinin Durumu
Parçalılık her geçen gün biraz daha artmakta ve
tarımsal işletmeler ekonomik işletme büyüklüklerini
koruyamamaktadır. Bu durum tarımsal faaliyetleri
engellemekte ve verimliliği artırıcı tedbirlerin
alınmasını da güçleştirmektedir.
Tarım İşletmelerinin Durumu
Türkiye’de tarım işletmeleri genellikle çok
parçalıdır. 4 ve daha çok parsele sahip
işletmelerin aksine özellikle 1 parçalı araziye
sahip işletmeler ile 2-3 parçalı işletmelerin
zaman içinde oransal olarak arttığı
görülmektedir.
Ancak işletmelerin beşte biri 10’dan daha çok
parçalı arazi üzerinde faaliyetlerini
sürdürmektedir.
Tarım İşletmelerinin Durumu
1952 yılında 515.000 olan 2-3 parçaya ait
işletme sayısı 1980 yılında 930.000, 1990
yılında ise 1.139.000’e yükselirken 2001 yılında
1.119.000’e düşmüştür. 4-5 parçalı işletme
sayısı 1952 yılında 525.000 iken, 1980 yılında
797.000 ve 1990 yılında 904.000’e yükselmiş
ve 2001 yılında 615.000’e düşmüştür. Parsel
sayısı 6-9 ve 10 parçadan fazla işletmelerin
sayısında 1980 yılında artış gözlenirken 1990
ve 2001 sayımlarında düşüş gözlenmektedir.
İller
Türkiye
Ortalaması
Kastamonu
Yozgat
Tekirdağ
Kırklareli
Bilecik
Eskişehir
Ardahan
Uşak
Kütahya
Bolu
Parça Sayısı
Tarım İşletmelerinin Durumu
İşletme Başına Parça Sayısı En Fazla Olan 10 İl
10
8
6
4
2
0
Seri 1
İller
Türkiye
Ortalaması
Van
Adana
D iyarbakır
Batman
Mersin
Osmaniye
Ağrı
Şanlıurfa
D üzce
H atay
Parça Sayısı
Tarım İşletmelerinin Durumu
İşletme Başına Parça Sayısı En Az Olan 10 İl
5
4
3
2
1
0
Tarım İşletmelerinin Durumu
Tarım arazileri sıkça tek ya da az parça gibi görünse de
gerçekte hisselidir. Çünkü araziler yasal ya da ailevi
nedenlerle paylaşılamamıştır ve gerçek parçalanma
tapuya intikal etmemiştir.
Bu nedenle tarımsal işletmelere ait arazilerde verilerin
sağlıklı olarak kayıt altına alınabilmesi için işletme
parsellerinde hisselilik ve veraseten iştirak miktarının ve
hak sahiplerinin iyi bilinmesi ve ülke düzeyinde tarama
envanterinin çıkarılması gerekir.
Zaten küçük olan arazi parçaları mirasçılar arasında
resmiyette bilinçli olarak paylaşılmamış ancak kullanım
hisseli olarak devam etmektedir.
Tarım İşletmelerinin Durumu
Öbür yandan tarım arazilerinin yakın zamana kadar
10 dekar, şu anda da 20 dekardan küçük, imar
alanlarında 5 da dan küçük parçalanarak
paylaşılması mümkün değildir.
Parsellerdeki bu mülkiyet tipi ve arazi kullanım şekli
dikkate alındığında gerçek parçalılığın daha fazla
olduğu ve işletmelerin sahip olduğu parsel
sayısının da bilinenden daha fazla olduğu ortaya
çıkmaktadır. Bu durum kent yakınında ve iklimin
toprağın uygun olduğu sulanan alanlarda daha da
yaygındır.
Tarım İşletmelerinin Durumu
Tarım işletmelerinin tasarruf durumu çeşitli
değişiklikler göstermektedir. Genel tarım
sayımı sonuçlarına ve tarımsal işletme
yapı araştırması sonuçlarına göre tarım
işletmelerinin toplam sayısı içerisinde kira
ile arazi tutmayıp işledikleri toprağın
tamamına sahip olan işletmelerin sayısal
oranı 1990 yılında % 92,57; 2001 yılında
% 85,9 ve 2006 yılında % 85,1’dir.
Tarım İşletmelerinin Durumu
Sahip oldukları araziye ek olarak dışardan
arazi tutan işletmelerin oranı ise 1990
yılında % 5,78; 2001 yılında 10,5 ve 2006
yılında ise 12,7’dir.
Kendi arazisini işleyen işletmelerin sahip
oldukları arazinin toplam arazi içindeki
oranı ise yıllara göre sırasıyla % 89,30;
%77,8 ve % 71,4’dür.
Tarım İşletmelerinin Durumu
Ülkemizde tarımda uzun süreli kiralamaya
yönelik yasal düzenlemeler yoktur. Kısa
süreli kiralama ile arazilerin
değerlendirmesinde istenen sonucu
vermemektedir.
Çünkü araziye yönelik yatırım
yapılmamakta sadece yararlanma
hedeflenmektedir.
Tarım İşletmelerinin Durumu
Tarım arazilerinin boş kalmasının temel
nedenlerinden biri de kiralamaya yönelik
uzun süreli yasal esasların olmamasıdır.
Halbuki bir çok ülkede tarım topraklarının
belli bir kısmı kiralık yolla
değerlendirilmekte, böylece tarımla
uğraşan işletmelerin kullandıkları arazi
miktarı büyümekte, tarım arazilerinin
değerlendirilmesi sağlanmaktadır.
Avrupa Birliği Türkiye Karşılaştırması
Avrupa Topluluğuna aday olduğumuz ve Avrupa
Topluluğu çiftçisi ile rekabet etme sürecine
girdiğimiz bu dönemde kaliteli ve ucuz üretim
elde edilmesi zorunluluğu vardır.
Var olan ve açıklanan tarımsal yapı içerisinde
bunun gerçekleşmesi mümkün değildir. Beş yıllık
kalkınma planlarında belirtildiği üzere Avrupa
Birliği ile bütünleşme, makro hedefler
arasındadır.
Avrupa Birliği Türkiye Karşılaştırması
Bu açıdan tarımın yapısal sorunlarının
çözülerek işletme büyüklüklerinin Avrupa
Birliği normlarına getirmek gerekir.
Bu ancak, 10-15 yıllık zaman dilimlerinde
arazi toplulaştırmasının yurt çapında
tamamlanması ve işletmelerin büyütülmesi
ile mümkündür.
Avrupa Birliği Türkiye Karşılaştırması
Avrupa Birliği ülkelerinde 2007 yılında 13.700
milyon olan işletme sayısı 2010 yılında 10.459
milyona düşmüşken, Türkiye’de 2007 yılında
3.022 milyon olan işletme sayısı 2010 yılında
3.077 milyona yükselmiştir.
Türkiye’de parçalanma ve küçülme devam
ederken, Avrupa Birliği ülkelerinde işletme
parçalılığı alınan önlemler özelikle yoğun şekilde
uygulanan arazi toplulaştırması çalışmaları ile
aşılmış ve işletme bütünlüğü ve sürekliliği büyük
ölçüde sağlanmıştır.
Avrupa Birliği Türkiye Karşılaştırması
Türkiye’de ortalama işletme büyüklüğü 2006 yılı verilerine göre
6 ha iken, AB ülkeleri 2010 yılı ortalaması 17,6 ha’dır. Birlik
üyelerinin % 50’den fazlasında ortalama işletme büyüklüğü 20
ha üzerindedir.
Avrupa Birliği Türkiye Karşılaştırması
Son istatistiklere göre ülke nüfusunun % 21,6’lık bir bölümü
kırsal alanda yaşamakta ve tarımla uğraşmakta iken, bu oran
AB (27) ülkeleri ortalaması % 4,7’dir.
Avrupa Birliğine üye olan ilk 15 ülke ortalaması ise % 3’tür.
Avrupa Birliği Türkiye Karşılaştırması
Bugüne kadar Türk çiftçisi belli ölçüde bu
ülkelerin üreticisiyle rekabet edebiliyorsa bunun
nedeni ülkenin sahip olduğu ekolojik koşulların
verdiği avantajların kullanılması, işgücünün ucuz
olması ve de yoğun devlet desteğinin devam
etmesidir.
Devlet desteğinin azaltılması ya da kaldırılması
ile çiftçiler üretim ve gelirleri yönünden büyük
sorunlarla karşılaşmaya başlamış tarımda yeni
bir yapılanma zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
TÜRKİYE’DE TARIM ARAZİLERİNİN
PARÇALANMA NEDENLERİ
Türkiye’de tarım arazisinin uygun olmayan şekil almasının ve
parçalanmasının çeşitli nedenleri vardır. Bunlar yasal nedenler
arazi kullanma durumu ve toprağın verim yeteneği nüfus
yoğunluğu ve kırsal alanın alt yapı hizmetleridir.
YASAL NEDENLER
• Miras yasasına göre işletmenin mirasçılara
bölünmesi eşit dağıtıma göre yapılmaktadır. Eşit
dağıtım bütün mülkiyetin ya da parsellerin
parçalanmasında en büyük etkendir. Eşit
dağıtımda esas işletme sahibinin ölümüyle tarım
arazisinin tek tek parsellerinin hatta işletmede
kullanılan malların mirasçılar arasında eşit
olarak paylaştırılmasıdır. Sonuç olarak ilk planda
tarımdaki gelişmeler parçalanmış engellenmiş
ve işletme dolayısıyla parseller küçültülmüştür.
YASAL NEDENLER
• Eşit dağıtımın egemen olduğu ülkelerde iyi organize
edilmiş ekonomik bir işletmeyi kurmak ve sürekli kılmak
genellikle olanaksızdır. Eğer bir çiftçinin uzun yıllar sonra
ekonomik bir işletmeyi başardığı düşünülse bile ölümüyle
de bu çalışmalar tekrar bozulmaktadır.
• Miras yasasının ilk maddesi belirli büyüklükteki tarım
işletmelerinin varisler arasında parçalanmayabileceğine
ilişkin sınırlama getirmekle birlikte uygulamada diğer
maddelerin egemen olması nedeniyle her büyüklükteki
arazi miras yoluyla küçülmekte ve çok varisli duruma
gelmektedir. Bu tür arazilerin tarımsal amaçla kullanımı
çoğu kez sorun yaratmakta kimse gerçek biçimde
sahiplenmediği için gerçek anlamda kullanılmamaktadır.
YASAL NEDENLER
Kırsal alanda mal sahiplerinin ölümünden
sonra toprağın mirasçılara intikalleri
çoğunlukla yapılmamaktadır.
Arazi, mirasçılar arasında gayri resmi
parçalanabildiği gibi bir mirasçı diğeri
adına kullanmakta ya da beraberce kiraya
da verebilmektedir.
Bütün bu uygulamalar toprağın gerçek
anlamda kullanımını engellemektedir.
YASAL NEDENLER
Yeni parsel alım satımları da arazilerin parçalanmasında
uygun ortam yaratır. Bir çok çiftçinin olanakları büyük bir
araziyi almaya elverişli olmadığından satışlar parça parça
yapılmakta böylece araziler küçülmektedir.
Ülkemiz yasalarına göre büyüklüğü 20’den fazla olmak
kaydıyla mevcut arazi parçalanarak satılabilmektedir. Ayrıca
uzun yıllar hisseli arazi alım satımına olanak yaratıldığından
özellikle kent merkezleri çevresindeki tarım arazileri
parçalanarak hisseli küçük parçalar biçimine dönüşmüştür.
Ayrıca çok küçük hisseye sahip olsa da hisselerin
başkalarına satılabilmesi arazilerin gerçek anlamada
küçülmesi ya da işletilmemesi sonucunu doğurmaktadır.
YASAL NEDENLER
1945 yılında çıkartılan ve yürürlükten
kaldırılan 4753 sayılı Çiftçiyi
Topraklandırma Kanunu da parçalanmayı
kolaylaştırmıştır.
Hazine arazilerinin dağıtımı yapılırken
dağıtımı yapılacak arazi üç parçaya
ayrılmakta ve her çiftçiye her bloktan
parsel verme prensibi güdülmektedir.
YASAL NEDENLER
Aktif arsa politikasının olmayışı: Bilindiği gibi belediye
imar ve mücavir alanı içindeki tarım toprakları 5 da’a
kadar büyüklüklerinde parsellenerek bölünmekte ve
satılabilmektedir. Özellikle büyük şehirlerin çevreleri
ileride değer kazanacağı düşüncesiyle parçalar
biçiminde satın alınmaktadır.
Son yıllarda çıkarılan yasalarla parçalanmalar 5 da
sınırıyla engellenmeye çalışılıyorsa da alışkanlıkların
yasaların boşluklarından yararlanarak sürmesi
parçalanmayı arttırmaktadır.
YASAL NEDENLER
Köy yasasına göre köy idare heyetine bağ
bahçe, sebzelik yapmak ve meranın bir
kısmının 0,5-20 dekarlık parseller şeklinde
dağıtılabilme olanağının sağlanmasıyla
1940-1950 yılları arasında yaygın
uygulamalar yapılmış ve arazilerin
parçalanmasına neden olunmuştur.
Arazi Kullanma Durumu ve Verim
Yeteneği
Tarım arazilerinin intensif veya extensif olarak
kullanma durumu ve toprağın verimlilik
yönünden kaliteli oluşu parsellerin
parçalanmasında etkilidir.
Kuru tarımın egemen olduğu yerlerde tarım
arazileri yeterli gelir getiremeyeceği düşüncesi
gerek miras gerekse satın alınma yoluyla küçük
parçalara bölünmezken, verimli ve sulanır
alanlarda araziler yerine göre çok küçük
parçalara ayrılabilmektedir.
Arazi Kullanma Durumu ve Verim
Yeteneği
Özellikle iklimin uygunluğu ve arazinin sulanabilirliği
parsellerin parçalanmasını hızlandırmaktadır.
Tarım arazilerinin sahip olduğu turizm potansiyeli
yerleşim yerlerine yakınlık, özel kültür bitkilerinin
yetiştirilmesine uygunluğu gibi diğer potansiyel özellikleri
de parçalanmaları arttırabilmektedir.
Arazinin verimlilik sınıfı ve buna bağlı olarak farklı
bitkilerin yetiştirilebilmesi arazinin parçalanmasını
arttırabilmektedir.
Nüfus Yoğunluğu-Gelir Yetersizliği
Batı Avrupa ülkelerinde tarım nüfusu
büyük bir hızla azalmakta ve endüstri
kesimine kaymaktadır.
Buna karşılık Türkiye’de tarım kesiminden
artan nüfusun endüstri ve diğer kesimce
yeterince absorbe edilmemesi nedeniyle
tarımla uğraşmaya zorlanmaktadır.
Nüfus Yoğunluğu-Gelir Yetersizliği
Ayrıca tarımdan yeterli gelir
sağlanamaması ya da başka nedenlerle
köyden olan göçler sonucu araziler
parçalanarak satılmakta, terk edilmekte,
verilebilirse kiraya verilmekte ya da
işlenmeyip boş bırakılmaktadır.
Bu şekildeki arazilerin alanları büyük
boyutlara ulaşmıştır.
Nüfus Yoğunluğu-Gelir Yetersizliği
Diğer taraftan kırsal alanda olmayıp ve
tarımla uğraşmayan varislerin arazilerini
devretmeyip ellerinde tutmaları, devletin
de bu yönde zorlayıcı ya da teşvik edici bir
önlem almamış olması arazilerin
parçalanmasına ve atıl duruma düşmesine
neden olmaktadır.
Kırsal Alanın Alt Yapısı
Kırsal alanın geliştirilmesinde alt yapı yani köy ve işletme yolu
ile sulama şebekesinin rolü büyüktür. Planlamalarda genellikle
parsel sınırları dikkate alınmayacağından aksine teknik ve
ekonomik koşullar, topografik durum gözetileceğinden tarım
arazileri geniş oranda parçalanacaktır.
Kırsal Alanın Alt Yapısı
Türkiye’de bugün 10 milyon ha’ın üzerinde arazi
sulama olanaklarına sahipken henüz yaklaşık 5
milyon ha’ına su götürülmektedir. Ayrıca hem
köy yolları hem de işletme yolları tam olarak
mevcut değildir.
Su ve yol şebekelerinin kurulmasına hız
verilmesiyle araziler büyük ölçüde parçalanmaya
devam etmektedir. Bu ise hizmetten bütün
çiftçilerin yararlanmalarına karşın, gerek arazi
kaybı gerekse parçalanma yönünden belirli
çiftçilerin zarara uğraması nedeniyle adaletsizlik
yaratmaktadır.
Download

Kırsal Yerleşim ve Arazi Toplulaştırması