Dünyadaki en dinamik enerji piyasalarından birine sahip olan Türkiye, kritik bir yol
ayrımında. Her geçen yıl artmakta olan enerji ve elektrik talebinin hangi kaynaklardan
karşılanacağına dair bugün verilecek kararlar; ekonomik, çevresel ve sosyal etkileriyle bundan
30 yıl sonrasını da şekillendirecek.
Avrupa İklim Vakfı’nın (European Climate Foundation) desteğiyle Bloomberg New Energy
Finance tarafından WWF-Türkiye için gerçekleştirilen çalışma, temel olarak şu soruya cevap
aradı: Türkiye yeterli ve güvenli enerji temini hedefine doğru ilerlerken hem
çevresel sürdürülebilirliği sağlayıp hem daha az maliyetle daha temiz bir kaynak
dağılımını yakalayabilir mi?
Analizin temel bulguları şöyle bir tabloyu ortaya koyuyor:

Mevcut strateji ve politikalar çerçevesinde artan elektrik talebini karşılamak ve ithal
doğal gaz bağımlılığının azaltmak için elektrik üretiminde kömür kullanımı önemli ölçüde
artacak. 2030 yılında kömürden elektrik üretimi %160, elektrik üretiminden
kaynaklanan sera gazı emisyonları ise %95 oranında artabilir.

Analiz, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payının önemli ölçüde
artacağı bir seçeneğin mümkün olduğunu gösteriyor. Söz konusu senaryonun, maliyet
açısından kömür ağırlıklı mevcut politikalarla başa baş olacağı, dış ticaret
dengesine olumlu etki edebileceği, sera gazı emisyonlarındaki artışı ise durduracağı
öngörülüyor.

BNEF analizi öncelikle resmi talep projeksiyonlarını masaya yatırıyor. Pek çok Avrupa
ülkesinde görüldüğü gibi, büyüme ve refah artışıyla beraber elektrik talep artış hızının
yavaşlayacağı öngörülüyor. 2014-2030 döneminde elektrik talebindeki artışın resmi
projeksiyonların altında kalması bekleniyor.

Analiz, elektrik talebinin karşılanması için iki seçenek üzerinde duruyor: Mevcut
Politikalar Senaryosu altında doğalgazın elektrik üretimindeki payı düşerken kömürün
payında kayda değer bir artış görülmesi bekleniyor. Bu senaryoda, sera gazı emisyonlarındaki
artış eğilimi devam ediyor.

Yenilenebilir Enerji Senaryosu altında ise, seviyelendirilmiş enerji
maliyetlerindeki düşüşün etkisiyle güneş ve rüzgâr enerjisinden elektrik üretiminde kayda
değer bir artış yaşanacağı öngörülüyor. Bu senaryo altında yenilenebilir enerjinin toplam
üretimdeki payı %50’ye yaklaşırken, emisyonlar bugünkü seviyelerinin biraz üzerinde
sabitleniyor.

BNEF tahminlerine göre her iki senaryonun da toplam maliyeti başa baş
değerlerde seyrediyor. Hesaplamada, ilave kurulu güç için gerekli sermaye maliyetleri ile
yakıt dâhil olmak üzere işletme maliyetlerine yer veriliyor.

Analiz, 2020 sonrasında Avrupa Emisyon Ticareti Sistemi (AB ETS) ve Endüstriyel
Emisyonlar Direktifi’ne uyumun maliyetinin de yenilenebilir enerji öncelikli politikalar ile 1/3
oranında azaltılabileceğini gösteriyor.
Download

YEREL YÖNETİMLER İÇİN