BİLİM ve İNSAN VAKFI
ELMALILI HAMDİ YAZIR KUR’AN AKADEMİSİ
KUR’ÂN-I KERÎM EĞİTİM ve ÖĞRETİM PROGRAMLARI
TASHÎH-İ HURÛF DERSLERİ
AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ
Hazırlayan :
Yrd. Doç. Dr. Fatih Çollak
1
10. HAFTA : 06 ARALIK 2014 CUMARTESİ
DERS
: AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ
SÛRE
: TÂHÂ
ÂYETLER : 77-89.
2
ÂYETLERİN AÇIKLAMALI MEÂLİ :
‫اف َد َرًكا َوََل ََتْ ىشى‬
‫َولَ َق ْد اَْو َحْي نَاۤ اِ ىٰل ُم ى‬
ُ َ‫ب ََلُ ْم طَري ًقا ِِف الْبَ ْح ِر يَبَ ًسا ََل ََت‬
ْ َ‫وس ۤى اَ ْن اَ ْس ِر بِعِبَادي ف‬
ْ ‫اض ِر‬
﴾77﴿
77. Andolsun ki Mûsâ’ya şöyle vahyettik : “ Kullarımı
geceleyin yürüt, yetişilmekten korkmadan ve endişe
etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç.
(Firavun İsrailoğullarının Hz. Mûsâ ile Mısır’dan çıkıp
gitmelerine izin vermeyince) biz Mûsâ’ya şöyle vahyettik : “
Kullarımla (İsrailoğullarıyla) birlikte geceleyin Mısır’dan
yola çık, onları alıp götür. Firavun ve askerlerinin size
kavuşmasından korkmadan ve (Kızıl) denizde boğulmaktan
endişe etmeden onlara denizde kuru bir yol aç1”.
ِ ‫فَاَتْ ب عهم فِرعو ُن ِِبن‬
﴾77﴿ ‫وده فَغَ ِشيَ ُه ْم ِم َن الْيَ ِّم َما َغ ِشيَ ُه ْم‬
ُُ ْ َ ْ ْ ُ َ َ
78. Derken Firavun ordularıyla onları takip etti de
kendilerini denizden kaplayan öylece kaplayıverdi.
Firavun ordusuyla onların ardına düştü. Derken denizin
dalgaları onları bir örtü gibi kapladı2 ve hep birlikte suda
boğuldular3.
1
2
3
el-Câmi’ li ahkâmi’l-Kur’ân, VI ( XI. Cüz), s. 152.
Aziz Kur’an -Çeviri ve Açıklama-.
Tefsîrü’l-münîr, VIII, 479.
3
﴾77﴿ ‫ض َّل فِْر َع ْو ُن قَ ْوَمهُ َوَما َه ىدى‬
َ َ‫َوا‬
79. Firavun kavmini saptırdı, doğru yolu göstermedi.
Neticede
Firavun
halkını
doğru
yoldan
saptırıp
uzaklaştırdı, onları hayra ve kurtuluşa iletmedi4. Firavun
İsrailoğullarının
denizin
ortasından
izledikleri
yolu
askerleriyle birlikte izlemeye koyulunca toplumunu saptırıp
helâk olmalarına yol açtığı gibi, bu sefer de doğru yolu
göstermedi ve yok olmalarına yol açtı5.
ِ ‫يا ب‬
ِ
ِ
‫الس ْل ىوى‬
َّ ‫ب الطُّوِر ْاَلَْْيَ َن َونََّزلْنَا َعلَْي ُك ُم الْ َم َّن َو‬
َۤ َ
َ ‫ءيل قَ ْد اَْْنَْي نَا ُك ْم م ْن َع ُد ِّوُك ْم َوىو َع ْدنَا ُك ْم َجان‬
َ ۤ‫ين ا ْسَرا‬
﴾78﴿
80. Ey İsrailoğulları ! Biz sizi düşmanınızdan kurtardık. Ve
sizinle Tûr’un sağ yanında sözleştik. Size kudret helvası
ve bıldırcın eti indirdik.
Ey
İsrailoğulları
!
Biz
sizleri
erkek
çocuklarınızı
boğazlayan, kız çocuklarınızı diri bırakan düşmanınız
Firavun’dan kurtardık ve gözlerinizin önünde onları suda
boğarken gözlerinizin aydınlanmasını sağladık. Bir sabah
vaktinde hepsi suda boğuldular, onlardan hiçbir kimse
kurtulamadı6. Sina dağının sağ yamacında peygamberiniz
Mûsâ’ya vahyederek sizinle bir sözleşme yaptık7. Biz size bir
4
5
6
7
el-Câmi’ li ahkâmi’l-Kur’ân, VI ( XI. Cüz), s. 153.
Tefsîrü’l-münîr, VIII, 480.
Tefsîrü’l-münîr, VIII, 480.
Kur’ân-ı Kerîm Meâli (Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri).
4
vakit
belirlemiştik.
O da sizin
önünüzde
Mûsâ
ile
konuşacağımız ve etraflı şer’î hükümleri ihtiva eden Tevrât’ı
indireceğimiz vakitti. Aziz ve yüce rabbiniz ona hitap
ederken siz de sözlerini işitirken bunlar olacaktı8. Sizler
Tîh’te (çölde) bulunurken üzerinize menn (kudret helvası9)
ve selvâ (bıldırcın kuşu) ikram ettik10.
ِ
ِ
ِ
ِ ِ
ِ
‫ضيب فَ َق ْد َه ىوى‬
َ ‫ضيب َوَم ْن ََْيل ْل َعلَْيه َغ‬
َ ‫ُكلُوا م ْن طَيِّبَات َما َرَزقْ نَا ُك ْم َوََل تَطْغَ ْوا فيه فَيَح َّل َعلَْي ُك ْم َغ‬
﴾78﴿
81. Size rızık olarak verdiklerimizin en hoşlarından yiyin.
Bu hususta haddi aşmayın. Aksi takdirde üzerinize
gazabım iner. Üzerine gazabımın indiği kimse ise helâk
olmuştur.
Size rızık olarak sunduğumuz bu temiz ve helâl
nimetlerden yiyin ve istifade edin. Câiz olanı aşarak câiz
olmayanlara yönelmeyin. Allah’ın nimetlerini inkâr ederek
azanlardan olmayın. İhtiyacınızdan fazla rızık almaya
kalkışmayın. İsraftan, azgınlıktan, mâsiyetleri işlemekten,
haklara tecâvüz etmekten uzak durun. Aksi takdirde
gazabım üzerinize iner, cezam sizi bulur11. Benim gazabım da
Tefsîrü’l-münîr, VIII, 480.
Taş ve ağaç yaprakları üzerinde özellikle sabahleyin güneşin doğuşuna yakın vakitlerde
oluşan nemli yumuşak bir tatlı sıvı tabaka.
10
Tefsîrü’l-münîr, VIII, 480.
11
Tefsîrü’l-münîr, VIII, 480.
8
9
5
her kime gelir çatarsa artık o yıkılır gider, cehennem ateşinin
dibi olan el-Hâviye’ye gider12.
ِ ‫واِّن لَغفَّار لِمن تَاب واىمن وع ِمل ص‬
﴾78﴿ ‫اِلًا ُُثَّ ْاهتَ ىدى‬
َ َ ََ َََ َ َْ ٌ َ ‫َ ي‬
82. Şüphesiz ki ben tevbe eden, iman eden ve sâlih amel
işleyip sonra hidâyet üzere olanı pek çok mağfiret
edenim.
Muhakkak ki ben şirkten/inkârdan tevbe edip arınan,
sonra hakkıyla iman edip imanlarına yaraşır güzellikte işler
yapan ve böylece doğru yolda sebat gösteren kimseleri
elbette ki çok çok bağışlayanım13.
﴾78﴿ ‫وسى‬
‫ك يَا ُم ى‬
َ ‫ك َع ْن قَ ْوِم‬
َ َ‫َوَماۤ اَ ْع َجل‬
83. Ey Mûsâ ! Seni kavminden (ayırıp böyle) acele ettiren
(sebep) nedir ?
Allah ona şöyle dedi : “Ey Mûsâ ! İman kalplerine tam
anlamıyla yerleşmeden kavmini bırakıp buraya gelmekte
niçin aceleci davrandın14 ?”
Allah (cc) Firavun’un helâkinin ardından Mûsâ (as)’ya Tûr
dağında karşılaşma sözü vermiş, o da Allah (cc)’tan Kitab’ı
istemişti. Allah (cc) kendisinden önce otuz, daha sonra on
gün ilavesiyle kırk gün oruç tutmasını istemişti. Rabbinin
12
13
14
el-Câmi’ li ahkâmi’l-Kur’ân, VI ( XI. Cüz), s. 154.
Kur’ân-ı Kerîm Meâli (Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri).
Kur’ân-ı Kerîm Meâli (Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri).
6
tayin ettiği vakit kırk gece olarak tamamlanınca kardeşi
Hârûn’u yerine vekil bıraktı ve kavmi içinden yetmiş kişi
(nakîb) seçti. Bu yetmiş kişi ile birlikte Tevrât’ı almak üzere
Tûr’a giderken bir an evvel rabbiyle buluşma ve ona
kavuşma iştiyakıyla acele edip ilerledi ve o yetmiş kişiyi
geride bıraktı15.
ِ ‫ال هم ا َوَلۤ ِء ع ىلى اثَري وع ِج ْل‬
﴾78﴿ ‫ب لِتَ ْرضىى‬
ِّ ‫ك َر‬
َ ‫ت الَْي‬
ُ َ َ َ ۤ َ ُ ْ ُ َ َ‫ق‬
84. Dedi ki : Onlar, evet işte onlar benim ardımdadırlar.
Ey rabbim, sen râzı olasın diye ben acele ettim.
Hz. Mûsâ dedi ki : Onlar bana yakındırlar, ben onlardan
birkaç adım ilerideyim. Ey Rabbim, sana kavuşmaya karşı
duyduğum özlem ve senin benden daha çok râzı olman
sebebiyle sözleşme yerine gelmekte acele ettim.
ِ ِ ‫ال فَاِنَّا قَ ْد فَت نَّا قَوم‬
﴾78﴿ ‫ي‬
َ َ‫ق‬
ُّ ‫الس ِام ِر‬
َّ ‫ضلَّ ُه ُم‬
َ َْ َ
َ َ‫ك م ْن بَ ْعد َك َوا‬
85. Buyurdu ki : Muhakkak ki biz senden sonra kavmini
imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı.
Alah (cc) şöyle buyurdu : “ Şüphesiz biz kardeşin Hârûn’u
kendilerine vekil tâyin ettiğin kavmini sen aralarından
ayrıldıktan
sonra
yaptıkları
buzağıya
ibâdet
etmeyi
kendilerine güzel göstermek suretiyle imtihan ettik16. İneğe
tapan bir kabilenin mensubu olan Sâmirî onları saptırdı”.
15
16
Tefsîrü’l-münîr, VIII, 485-486.
el-Câmi’ li ahkâmi’l-Kur’ân, VI ( XI. Cüz), s. 155.
7
Sâmirî İsrailoğullarına, “Mûsâ’nın size vermiş olduğu
sözde durmayıp on gün gecikmesi, sizin beraberinizdeki
haram olan süs eşyalarındandır” diyerek onları ateşe
atmalarını emretti. Ateşte eriyen bu süs eşyalarından bir
buzağı heykeli yapıldı. Sâmirî onları altından olan ve bazen
rüzgarın etkisiyle böğürtü sesi çıkaran bu buzağıya tapmaya
çağırıp hak yoldan saptırdı17.
ِ ‫ف رجع م ى‬
‫ال َعلَْي ُك ُم الْ َع ْه ُد اَْم‬
َ َ‫ال يَا قَ ْوِم اَ ََلْ يَعِ ْد ُك ْم َربُّ ُك ْم َو ْع ًدا َح َسنًا اَفَط‬
َ َ‫ضبَا َن اَ ِس ًفا ق‬
ْ ‫وس ۤى ا ىٰل قَ ْوِمه َغ‬
ُ َ َ ََ
ِ
﴾78﴿ ‫ب ِم ْن َربِّ ُك ْم فَاَ ْخلَ ْفتُ ْم َم ْو ِعدي‬
َ ‫اََرْد ُُْت اَ ْن ََي َّل َعلَْي ُك ْم َغ‬
ٌ‫ض‬
86. Bunun üzerine Mûsâ kızgın ve üzgün bir halde
kavmine döndü. Dedi ki : “ Ey Kavmim ! Rabbiniz size
güzel bir vaatte bulunmamış mıydı ? Size zaman mı uzun
geldi, yoksa rabbinizden bir gazap gelmesini mi istediniz
de bana verdiğiniz sözden caydınız ?
Mûsâ daha sonra kavminin yanına döndü. İçinde
bulundukları durumdan dolayı son derece kızgın ve üzgün
bir haldeydi. Dedi ki : “ Nedir bu haliniz ? Rabbiniz size her
türlü hayrı işleme üzere Tevrât’ı indirmek, düşmanlarınıza
karşı üstün gelmek, zorbaların yurtlarına sahip olmak vb.
dünyevî ve uhrevî nimetlere mazhar kılmak kabilinden güzel
nimetler vermemiş miydi, güzel vaatlerde bulunmamış
mıydı ? Allah’ın size verdiği vaadi beklemek için geçirdiğiniz
zaman size uzun mu geldi ? Bu zaman süresi içinde önceden
17
Tefsîrü’l-münîr, VIII, 485-486.
8
size ihsan ettiği nimetleri niye unuttunuz ? Siz aslında böyle
yapmakla rabbinizden bir gazap gelsin, üzerinize bir ceza
insin
istediniz.
Dolayısıyla
bana
verdiğiniz
sözden
döndünüz18.
ِ ِ
ِ
ِ
ِ
ِ ِ ِ
‫ي‬
ُّ ‫الس ِام ِر‬
َّ ‫ك اَلْ َقى‬
َ ‫اها فَ َك ىذل‬
َ َ‫قَالُوا َماۤ اَ ْخلَ ْفنَا َم ْوع َد َك ِبَْلكنَا َوىلكنَّا ُُحِّْلنَاۤ اَْوَز ًارا م ْن زينَة الْ َق ْوم فَ َق َذفْ ن‬
﴾77﴿
87. Dediler ki : Biz sana verdiğimiz sözden kendi
isteğimizle dönmedik. Fakat biz kavmin zinetinden bir
takım ağırlıklar yüklenmiştik de onları atmıştık. Aynı
şekilde Sâmirî de atmıştı.
Dediler ki : “ Ey Mûsâ ! Biz sana verdiğimiz sözden bilerek
isteyerek dönmedik. Biz Mısır’dan çıkarken (Mısır yerlileri
olan
Kıptîler’den)
ödünç
aldığımız
zinet
eşyalarını
sahiplerine geri vermeyerek günaha girmiştik. Hiç değilse
artık yanımızda taşımayalım diye onları ateşe attık. Sâmirî
de böyle yaptı19.
﴾77﴿ ‫وسى فَنَ ِس َي‬
‫فَاَ ْخَر َج ََلُ ْم عِ ْج ًًل َج َس ًدا لَهُ ُخ َو ٌار فَ َقالُوا ىه َذاۤ اِ ىَلُ ُك ْم َواِىلهُ ُم ى‬
88. Sâmirî onların huzuruna böğürme sesi olan bir heykel
buzağı çıkardı. Dediler ki : Sizin ve Mûsâ’nın ilâhı işte
budur. O unuttu.
18
19
Tefsîrü’l-münîr, VIII, 486-487.
Kur’ân-ı Kerîm Meâli (Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri).
9
Sâmirî ateşe atıp erittiği mücevherlerden böğürme sesi
çıkaran bir buzağı heykeli yapıp İsrail halkının huzuruna
çıkardı. Ardından Sâmirî ve ona uyanlar “İşte bu” dediler,
“Sizin de Mûsâ’nın da gerçek tanrısıdır. Ne var ki Mûsâ
gerçek tanrısını unuttu. Sina dağına onu aramaya gitti20.
ِ ِ
ِ
﴾77﴿ ‫ضًّرا َوََل نَ ْف ًعا‬
ُ ‫اَفَ ًَل يََرْو َن اَََّل يَْرج ُع الَْي ِه ْم قَ ْوًَل َوََل ْيَْل‬
َ ‫ك ََلُ ْم‬
89. Görmüyorlar mı ki o kendilerinin hiçbir sözüne
karşılık vermiyor, onlara ne bir zararı ne de bir faydası var.
20
Kur’ân-ı Kerîm Meâli (Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri).
10
Download

açıklamalı sûre meâlleri