ORSAM BÖLGESEL
ORSAM GELİŞMELER
BÖLGESEL GELİŞMELER DEĞERLENDİRMESİ
DEĞERLENDİRMESİ
No.17, KASIM 2014
No.17, KASIM 2014
ABD’NİN SURİYE’DE IŞİD İLE
MÜCADELE STRATEJİSİ VE
TÜRKİYE
Oytun ORHAN
Oytun Orhan, 2009 yılından bu
yana ORSAM’da araştırmacı
olarak görevine devam
etmektedir. Temel olarak Suriye
ve Lübnan konularında çalışan
Orhan’ın İsrail-Filistin, Irak
konularında da çalışmaları yer
almaktadır. Lisans eğitimini Gazi
Üniversitesi Uluslararası İlişkiler
bölümünde tamamlayan Orhan,
yüksek lisans eğitimini Hacettepe
Üniversitesi Uluslararası İlişkiler
bölümünde “Kimliğin Suriye’nin
Bölgesel Politikalarına Etkisi
(1946-2000)” başlıklı tezi
vererek tamamlamıştır. Orhan,
halen Bolu Abant İzzet Baysal
Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Uluslararası İlişkiler
bölümünde doktora eğitimine
devam etmektedir
ABD’nin IŞİD ile mücadelede başarısı, Irak ve Suriye’yi içeren
bütüncül bir plana sahip olmasına bağlıdır. Ancak ABD’nin
açıkladığı stratejiye bakıldığında, Suriye’ye yönelik gerçek
bir planının olmadığı görülmektedir. Suriye’de hedefin IŞİD’i
bertaraf etmekten ziyade tehdidin çevreye yayılmasını engellemek olduğu söylenebilir. Diğer taraftan planın başarısı için
Türkiye kilit önem taşımaktadır. Ancak Türkiye başarısına
inanmadığı bir plana olduğu şekliyle dahil olmak istememektedir. Bu doğrultuda IŞİD ile mücadele stratejisini kendi önceliklerini dikkate alan bir çerçeveye oturtmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin Suriye’de IŞİD ile mücadele kapsamında öne
sürdüğü “güvenli bölge, uçuşa yasak bölge ve eğit-donat” tekliflerine bakıldığında kısa ve uzun vadeli güvenlik risklerini
ortadan kaldırmaya odaklandığı görülmektedir. Kısa vadeli
beklentisi sınır güvenliğidir. Orta ve uzun vadede ise asıl hedef, Suriye kaynaklı tehditleri bertaraf için Suriye iç savaşına
kalıcı çözüm bulmaktır.
ABD’NİN SURİYE’DE IŞİD İLE MÜCADELE
STRATEJİSİ VE TÜRKİYE
I
ŞİD, Musul’u ele geçirmesinden sonra kısa süre
içinde Kerkük, Selahattin,
Diyala üzerinden İran sınırına kadar olan bölgede kontrol
sağlamayı başarmıştır. Örgütün
Kürtlere yönelmesi ve Erbil sınırına dayanması ile de ABD
askeri müdahalesi gerçekleşmiştir. ABD tarafından son
yıllarda karşılaşılan en büyük
tehdit olarak nitelenen IŞİD’in
bertaraf edilmesi için Başkan
Obama 10 Eylül 2014 tarihinde
ülkesinin örgüte yönelik stratejisini açıklamıştır. 4 ayaklı plan
hava saldırıları, terörle mücadele kapasitesinin artırılması,
yerel güçlerin desteklenmesi
ve insani yardımın artırılmasını
içermektedir.1
2
ABD’nin IŞİD ile mücadele
kapsamında açıkladığı stratejinin zayıf yönünü Suriye oluşturmaktadır. ABD stratejisinin
temeli havadan askeri destek
vermek ve sahada müttefik
unsurların IŞİD’e karşı kara
harekâtını yürütmesine dayanmaktadır. Bu planın Irak’ta
sonuç alması dahi tartışmaya
açıktır, ancak nispeten başarı
şansı vardır. Irak’ın en büyük
avantajı, hava desteği ile karadan IŞİD’e karşı savaşabilecek
imkanlara sahip müttefiklerin
varlığıdır. Her ne kadar Irak
ordusu ve Peşmerge ilk aşamada IŞİD’e karşı ağır yenilgi
almış olsa da, insan kaynağı,
ateş gücü, merkezi yapıları göz
ORSAM BÖLGESEL GELİŞMELER DEĞERLENDİRMESİ
No.17, KASIM 2014
önüne alındığında, dışarıdan
verilecek destek neticesinde,
IŞİD’e karşı sahada mücadele
edebilecek kapasiteleri vardır.
Buna karşın Suriye’de kuzey
ve doğu cephelerinde IŞİD’e
denge oluşturabilecek bir güç
bulunmamaktadır.
Özellikle
Musul operasyonları sonrasında IŞİD ile diğer silahlı gruplar
arasındaki makas açılmıştır.
IŞİD, iki ülkedeki varlığını
gerektiğinde taktiksel çekilme,
güçlerini kaydırma, adam toplama, bir bölgede elde ettiği
kaynakları diğer yerlere kanalize etme gibi amaçlar için kullanmaktadır. Dolayısıyla IŞİD
stratejisinin başarısının Irak ve
Suriye’yi içeren bütüncül bir
yaklaşıma dayandığı herkesin
kabulüdür. Ancak ABD stratejisine bakıldığında, Suriye’ye
yönelik gerçek bir planının
olmadığı görülmektedir. Suriye’de hedefin IŞİD’i bertaraf
etmekten ziyade tehdidin çevreye yayılmasını engellemek
olduğu söylenebilir. Diğer bir
ifadeyle, siyasi hedefler askeri
hedefleri belirlemektedir.
ABD’nin Suriye’de bombaladığı
hedefler
üzerinden IŞİD’e karşı yaklaşımı
konusunda çıkarımda bulunmak mümkündür. Amerikan
Merkez Kuvvetler Komutanlığı tarafından Kasım 2014 ayı
içinde Suriye’de gerçekleştirilen hava saldırılarına ilişkin
resmi açıklamalar şu şekildedir. 1-14 Kasım 2014 tarihleri
arasında Suriye’de IŞİD hedeflerine 94 hava saldırısı gerçekleştirilmiştir. Bu saldırıların
71’i Ayn el Arap (Kobane)’taki
IŞİD hedefleridir. Diğer saldırılar 18 Deyr ez Zor, 2 Haseke,
2 Tel Abyad ve 1 Rakka şeklindedir. Ayn el Arap (Kobane)’tan sonra en çok örgütün
Deyr ez Zor’da kontrol ettiği
petrol bölgeleri ve rafinerilere
yönelik saldırılar yapılmıştır.
Buradan yola çıkarak ABD’nin
Kürtlere yönelik IŞİD tehdidini
ortadan kaldırmaya ve örgütün
ekonomik kaynaklarını kurutmaya çaba sarf ettiği anlaşılmaktadır. Buna karşın, IŞİD’in
merkezi ve en güçlü olduğu yer
olan Rakka’ya sadece 1 hava
saldırısı
gerçekleştirilmiştir.
Bunun yanı sıra, Halep’te IŞİD
hedeflerine yönelik hiçbir saldırı gerçekleşmemiştir. IŞİD’in
Halep üzerinde giderek artan
baskısı söz konusudur. Örgüt
ABD’nin IŞİD
ile mücadele
kapsamında
açıkladığı
stratejinin zayıf
yönünü Suriye
oluşturmaktadır.
Suriye’de karada
IŞİD’e denge
oluşturabilecek
bir güç
bulunmamaktadır.
3
ABD’NİN SURİYE’DE IŞİD İLE MÜCADELE
STRATEJİSİ VE TÜRKİYE
Halep kırsalında ilerlerken,
bu sürecin devam etmesi durumunda Halep’in merkezine
yönelmesi gündeme gelebilecektir. Suriye’nin ikinci büyük
şehri Halep’te ise halen 2 milyona yakın sivil yaşamaktadır.
koalisyonun
üyeleri,
Türki-
ye’nin daha fazla katkı sağlaması çabasına girişmiştir. Buna
karşılık
Türkiye
başarısına
inanmadığı plan konusunda çekincelerini dile getirmiştir. Diğer taraftan kendi güvenliğini
doğrudan etkileyen bir sürecin
IŞİD ile Mücadele
Stratejisine Türkiye’nin
Bakışı
IŞİD’in kontrol ettiği bölgelerin tamamına yakını ya Türkiye sınırı üzerinde ya da sınıra
yakın bölgelerdedir. Bu durum,
planın başarısı için Türkiye’yi
kilit ülkelerden biri haline getirmektedir. Bu nedenle başta ABD olmak üzere IŞİD
ile mücadele için oluşturulan
4
dışında kalmak da istememektedir. Bu çerçevede Türkiye,
IŞİD ile mücadele stratejisini
kendi önceliklerini de dikkate
alan bir çerçeveye oturtmaya
çalışmıştır. Çünkü planın olası başarısızlığı, Ortadoğu’dan
binlerce kilometre uzakta yaşayan koalisyon üyelerini değil,
Türkiye’yi doğrudan etkileyecektir. Türkiye’nin beklentisi
IŞİD ile mücadele koalisyonu
ORSAM BÖLGESEL GELİŞMELER DEĞERLENDİRMESİ
No.17, KASIM 2014
üyelerinden farklı konumunun anlaşılması ve güvenlik
kaygılarının dikkate alınması
olmuştur. Türkiye, Suriye’de
iç savaşa ve savaşın yarattığı
devlet dışı asimetrik tehditlere kalıcı çözüm bulunmasını
istemektedir. Türk yetkililerin
açıklamalarından yola çıkarak,
Türkiye’nin Suriye’de gerçek
anlamda istikrar sağlayacak her
türlü planın içinde olacağını,
hatta sorumluluk üstleneceğini
söylemek mümkündür. Ancak
son dönemde Suriye konusundaki tartışmalar “IŞİD mi rejim
mi” ikilemine indirgenmektedir. Türkiye açısından her iki
unsurun Suriye’de varlığı bir
ulusal güvenlik tehdididir.
Türkiye’nin, IŞİD ile mücadele stratejisinin Suriye ayağına iki temel itirazı söz konusudur. Birincisi IŞİD’in bir sonuç olduğu ve dolayısıyla esas
mücadele edilmesi gerekenin
örgütü doğuran nedenler olduğudur. Bu sorunun gerçek nedenlerinin başında Esad rejiminin politikaları ve uluslararası
toplumun Suriye konusundaki
mütereddit politikaları gelmektedir. Şiddete maruz kalan ve
umudunu kaybeden Suriyeliler,
radikal eğilimler göstermekte
ve IŞİD’e yönelmektedir. Türkiye’nin ikinci itirazı, sadece
hava saldırıları ile sonuç almanın mümkün olmadığı varsayımına dayanmaktadır. Dolayısıyla Türkiye, IŞİD stratejisinin merkezine Esad rejimi ile
mücadeleyi oturtmuş ve “güvenli bölge, uçuşa yasak bölge,
eğit-donat” başlıklarını içeren
üç aşamalı bir plan önermiştir. Bu önerilere bakıldığında
Türkiye’nin kısa ve uzun vadeli güvenlik risklerini ortadan
kaldırmaya odaklandığı söylenebilir. Kısa vadeli beklentisi
sınır güvenliğidir. Orta ve uzun
vadede ise asıl hedef, Suriye
kaynaklı tehditleri bertaraf için
Suriye iç savaşına kalıcı bir çözüm bulmaktır.
a. Sınır Güvenliği
Türkiye açısından bakıldığında iç savaş kaynaklı tehditlerin
niteliği zamanla değişmektedir. İlk aşamada rejim en büyük sorun olarak görülürken,
çatışmaların uzaması ile farklı tehditler ortaya çıkmıştır.
Başbakan Davutoğlu, yakın
zaman önce verdiği bir röportajda “Türkiye’nin Suriye’de
ABD’nin ISİD
stratejisine bakıldığında, Suriye’ye yönelik
gerçek bir planının olmadığı
görülmektedir.
Suriye’de hedefin
IŞİD’i bertaraf
etmekten ziyade
tehdidin çevreye
yayılmasını engellemek olduğu
söylenebilir.
5
ABD’nin Suriye’deki I
Hedeflerine
lar
Yönelik Hav a Sal
23 Eylül – 14 K
m 2014
Mazra al
Duwud:
3
Kobani:
259
Kobani
Mazra al Duwud
Tel Abyad
Tel Abyad:
2
Münbiç
Halep
Halep:
3
Münbiç:
2
Haseke
Sincar
Haseke:
21
Sincar:
8
Rakka
Rakka:
19
Deyr ez -Zor
ABD ve IŞİD ile mücadele koalisyonu güçleri Suriye’de
IŞİD’e yönelik olarak toplamda 376 hava saldırısı
gerçekleştirmiştir.
Hava
saldırılarının
yaklaşık
%70’i Kobani’deki IŞİD hedeflerine yönelik olarak
gerçekleştirilmiştir. Kobani’yi %11’lik pay ile Deyr ez
Zor’daki hava saldırıları takip etmektedir. Deyr ez Zor’da
IŞİD’in kontrol ettiği petrol bölgeleri ve rafineriler hedef
def al m
.
alınmıştır.
Deyr
ez -Zor:
42
Al Mayadin:
2
Al Mayadin
Ebu Kemal
Ebu Kemal:
6
El Kaim
El Kaim:
6
ORSAM BÖLGESEL GELİŞMELER DEĞERLENDİRMESİ
No.17, KASIM 2014
kendi öncelikleri ve buna bağlı
riskleri olduğunu” vurgulamış
ve “sınırımızda Suriye rejimi,
IŞİD ve PKK’yı görmek istemiyoruz” demiştir.2 Ancak
Halep ile Lazkiye’nin bir kısmı
ile İdlib vilayetleri dışında kalan sınırın çok büyük bölümü,
bu üç güçten biri tarafından
kontrol edilmektedir. Bunun
yarattığı güvenlik kaygısı, Türkiye’yi sınırın Suriye tarafına
müdahil olmaya itmektedir.
Başbakan Davutoğlu, “IŞİD
stratejisinin Esad’ı da kapsaması halinde Türkiye’nin kara
gücü desteği verebileceğini”
ifade ederek söz konusu arayışı ortaya koymuştur.3 Güvenli
bölge önerisi de bu çerçevede
ele alınmalıdır.
Sınır güvenliği açısından en
önemli beklenti, mülteci akınının Türkiye sınırlarının ötesinde karşılanmasıdır. Mülteci
konusu insani boyutun yanı
sıra güvenlik sorununa dönüşmüştür. Türkiye resmi rakamlara göre 1,6 milyon Suriyeli
ağırlamakta ve bu sorumluluğu
uluslararası yardım almadan
üstlenmektedir. Resmi rakamlara göre Türkiye’de kamplarda ve kamp dışında barınan
Suriyelilerin ekonomik maliyeti 4 milyar doları aşmıştır.
Sınır illeri başta olmak üzere
toplumsal, siyasal ve güvenlikle ilgili sıkıntılar yaşanmaya
başlamıştır. Bazı şehirler kendi nüfuslarından fazla Suriyeli
ağırlamak durumunda kalmıştır. Dolayısıyla yeni göç dalgaları, Türkiye açısından büyük
riskler doğuracaktır. Türkiye,
Ürdün ve Lübnan (Lübnan
yakın zaman önce artık Suriyelilerin kabul edilmeyeceğini
açıklamıştır) dışındaki ülkelerin Suriyeli mülteci kabul ederken ne kadar hassas davrandığı
düşünülürse, durumun önemi
daha iyi anlaşılabilir. BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi
(OCHA) Operasyonlar Direktörü John Ging’in “Suriyelileri
kabul eden ülkeleri takdir etmek yetmez. Uluslararası toplumun bu yükü paylaşması gerekiyor. Ürdün, Lübnan, Türkiye artık son limitlerine geldi”
şeklindeki ifadesi, bu gerçeği
net şekilde yansıtmaktadır.4
Türkiye’nin yeni göç dalgasına maruz kalma açısından da
en riskli ülke olduğunu belirtmek gerekir. Halen yaklaşık
2 milyon Suriyelinin yaşadığı
Halep’in rejimin eline geçmesi
Suriye konusundaki tartışmalar
“IŞİD mi rejim
mi” ikilemine
indirgenmektedir. Türkiye
açısından
her iki unsurun
Suriye’de varlığı
bir ulusal güvenlik tehdididir.
7
ABD’NİN SURİYE’DE IŞİD İLE MÜCADELE
STRATEJİSİ VE TÜRKİYE
ya da IŞİD’in şehre ilerlemesi
durumunda yaşanacak kitlesel
göçün hedef ülkesi Türkiye
olacaktır. Bu nedenle güvenli
bölge oluşturularak yeni göç
dalgalarının Suriye tarafında
karşılanması Türkiye açısından
kaçınılmaz bir önlemdir.
Sınırın
büyük
bölümünü
IŞİD, PYD/PKK ya da rejimin kontrol ediyor oluşu,
Türkiye’yi terör saldırılarına
açık hale getirmektedir. Reyhanlı’da gerçekleşen Türkiye
tarihinin en büyük terör saldırısının failleri, Esad rejimi ile
bağlantılı kişilerdir. Niğde’de
ikisi güvenlik görevlisi üç kişinin şehit olması ile sonuçlanan saldırı, IŞİD tarafından
8
gerçekleştirilmiştir.
Bunun
yanı sıra, IŞİD Hatay ve İstanbul’a yönelik hedeflerini
gizlememekte, Türkiye içinde uyuyan hücreleri olduğunu
iddia etmektedir. Ayn el Arap
(Kobani)’ta yaşanan YPG-IŞİD çatışmasında yaralanarak
Türkiye’de tedavi edilirken
iki üst düzey PKK’lı yakalanmıştır. YPG-PKK arasındaki
organik bağ da dikkate alındığında PYD’nin kontrolündeki
sınır bölgelerinde çok sayıda
PKK’lının yer aldığı düşünülebilir. Sınırda yer alan şehirlerde
halk kendini terör saldırılarına
açık hissetmektedir. Herhangi
bir terör saldırısının yaşanması ise Türkiye’nin Suriyelilere
bakışını olumsuz etkileyerek,
ORSAM BÖLGESEL GELİŞMELER DEĞERLENDİRMESİ
No.17, KASIM 2014
iç barışı sarsma potansiyeline
sahiptir. Bütün bu olasılıklar
Türkiye’nin güvenlik kaygılarını artırmakta ve sınırda güvenli bölge kurma opsiyonunu
ele almaya itmektedir.
b. Suriye İç Savaşına
Kalıcı Çözüm
Türkiye, IŞİD’i Suriye’deki iç
savaş ve Esad rejimi politikalarının ürettiği bir sorun olarak
görmektedir. Mevcut zemin
korunduğu sürece IŞİD’in askeri olarak zayıflatılabileceğini, ancak IŞİD ya da benzeri
grupların varlığını sürdüreceğini düşünmektedir. Dolayısıyla Türkiye “IŞİD ile mücadeleye varım ama gerçekçi ve kalıcı çözüm üretecek bir strateji
görmek istiyorum” demektedir.
IŞİD ile mücadele için önerilen
‘güvenli bölge, uçuşa yasak
bölge ve eğit-donat’ adımları
bu çerçevede değerlendirilebilir.
Güvenli bölge ve uçuşa yasak bölge sınır güvenliği ve insani krizi önlemenin ötesinde,
sorunun kaynağı olarak görülen
rejim ile mücadelenin parçası
olarak değerlendirilmektedir.
Bu durumda güvenli bölge ve
uçuşa yasak bölgenin stratejik
hedefi, “Esad rejiminin siyasi
çözüme zorlanması” olmaktadır. Güvenli bölge ve uçuşa
yasak bölgenin aşağıda ifade edilen muhtemel taktiksel
amaçlara hizmet etmesi beklenmektedir.
Suriye rejimi ülke topraklarının önemli bir kısmında otoritesini kaybetmiştir. Karadan
kontrol edemediği bölgelerde
asker-sivil ayrımı yapmaksızın hava kuvvetlerinin verdiği
askeri üstünlüğü kullanmaktadır. Bu durum iki sorun doğurmaktadır. Öncelikle, muhaliflerin kontrolündeki bölgelerin
güvenli olmaması neticesinde
insanlar göçe mecbur kalmaktadır. İkincisi, silahlı muhaliflerin örgütlenme imkânı kısıtlanmaktadır ve kurtarılmış
bölgelerde kalıcı otorite sağlayamamaktadır. Güvenli bölge
ve uçuşa yasak bölge, kalıcı
istikrar sağlayarak göçü engelleyecek, hava kuvvetlerinin yarattığı asimetrik durumu, muhalifler lehine dengeleyecektir.
Batı’nın en büyük kaygısı,
ılımlı muhalefete verilen silahların IŞİD ya da tehdit gördüğü
Türkiye’nin üç
aşamalı planına
bakıldığında sınır
güvenliğinin
sağlanması
ve Suriye iç
savaşına kalıcı
çözüm bulmaya
odaklandığı
anlaşılmaktadır.
9
ABD’NİN SURİYE’DE IŞİD İLE MÜCADELE
STRATEJİSİ VE TÜRKİYE
diğer grupların eline geçmesi
Başta Türkiye olmak üzere,
olasılığıdır. Yardımların radi-
hiçbir aktör Suriye’de devletin
kal grupların eline geçmesine,
yıkılmasını
maddi çıkar amaçlı silahların
satışı, ılımlı cephede görülen
bazı grupların bütün olarak ya
da bir kısmının radikal grupların saflarına geçmesi ya da
çatışmada
silahlarının
karşı
dır. Bunun daha büyük sorunlar doğuracağı görülmektedir.
Irak, işgal sonrası devletin tasfiyesinin yarattığı sorunlarla
halen baş edememektedir. Bu
istikrarsızlıktan en çok etkilenen ülke de Türkiye’dir. Do-
tarafça ele geçirilmesi gibi fak-
layısıyla Türkiye, sınırlarında
törler sebep olmaktadır. Gü-
yeni bir Irak görmek isteme-
venli bölgenin ilan edilmesi,
bütün bu riskleri azaltarak askeri muhalefetin daha kontrol
edilebilir bir nitelik kazanmasını sağlayacak ve ılımlı askeri
muhalefetin
10
savunmamakta-
silahlandırılması
yecektir. Başbakan Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı olduğu
dönemdeki “Suriye’de devletin
değil, rejimin yıkılması” gerektiği şeklindeki ifadeleri bu
yaklaşımı ortaya koymaktadır.5 Suriye’de siyasi çözüme
yönündeki kaygıları ortadan
ulaşılması konusunda ortak bir
kaldıracaktır.
görüş vardır. Ancak sorun Esad
ORSAM BÖLGESEL GELİŞMELER DEĞERLENDİRMESİ
No.17, KASIM 2014
rejiminin halen iç savaşı askeri yollarla kazanabileceğine
inanmasıdır. Bu durum rejimin
siyasi çözüme zaman kazanma
aracı olarak bakmasına neden
olmaktadır. Dolayısıyla siyasi
çözüm de rejime yönelik zorlayıcı tedbirlerin alınması ya da
güçlü mesajların verilmesine
dayanmaktadır. Yani güvenli
bölge ve/veya uçuşa yasak bölge, rejim üzerinde baskı oluşturarak Suriye’de barışçıl değişime hizmet edebilir.
Türkiye’nin
“eğit-donat
ve gerekirse kara gücü göndeririz” şeklindeki tekliflerini
de“IŞİD ile mücadelede sadece
hava operasyonları yetersizdir”
itirazı bağlamında değerlendirmek gerekmektedir. Türkiye, “Esad mı, IŞİD mı?” şeklinde formüle edilen ikileme
inanmamakta ve sorunu tüm
yönleriyle ele alan üçüncü bir
alternatifin var olduğunu düşünmektedir. Ilımlı muhalefeti
temsil eden Suriye Ulusal Koalisyonu ve sahada da Özgür
Suriye Ordusu bileşenlerinin
gerçek anlamda destek görmesi
durumunda IŞİD ve rejime karşı bir denge oluşturabileceğine
inanmaktadır.
Sonuç
Sonuç olarak, IŞİD ile mücadele koalisyonunun lideri
konumundaki ABD’nin ikilemi, Türkiye olmaksızın IŞİD’i
zayıflatma ya da yok etme
şansının düşük olması, diğer
taraftan Türkiye’nin güvenlik kaygılarını dikkate alan bir
strateji ortaya koyamamasıdır.
Türkiye açısından bakıldığında da ulusal güvenliğini ve
çıkarlarını doğrudan ilgilendiren bir meselenin dışında kalmamak buna karşın başarısı
konusunda şüphe duyduğu bir
plana dahil olmamak ikilemi
yaşadığı
görülmektedir.
Bu
durum Türk-Amerikan ilişkilerinde Suriye konusunda farklılaşan pozisyonları gündeme
getirmektedir. Diğer taraftan
karşılıklı kaygılar nedeniyle
ABD’nin IŞİD
ile mücadele
konusundaki
ikilemi, Türkiye
olmaksızın
IŞİD’i zayıflatma
şansının
düşük olması,
diğer taraftan
Türkiye’nin
güvenlik
kaygılarını
dikkate alan bir
strateji ortaya
koyamamasıdır.
pozisyonların nasıl ve hangi
noktada örtüşebileceğine ilişkin yoğun bir diplomasi trafiği
yürütülmektedir. Hangi noktada buluşulacağı belli değildir.
Ancak Suriye’de gerçekten bir
“üçüncü alternatif” yaratmanın
Türkiye’nin önerdiği adımlar
dışında bir yolunun olmadığını
söylemek mümkündür.
11
ABD’NİN SURİYE’DE IŞİD İLE MÜCADELE
STRATEJİSİ VE TÜRKİYE
Kaynakça
1
ABD Başkanı Obama’nın açıklamasının tam metni için bkz.: “Statement by the President
on ISIL”, The White House Office of the Press Secretary, http://www.whitehouse.gov/thepress-office/2014/09/10/statement-president-isil-1
2
“Davutoğlu: Sınırımızda IŞİD, PKK ve Suriye rejimi istemiyoruz”, Radikal, 28 Ekim
2014,
http://www.radikal.com.tr/politika/davutoglu_sinirimizda_isid_pkk_ve_suriye_
rejimi_istemiyoruz-1221711
3
“Esad’ı kapsarsa kara gücü olur”, Hürriyet, 7 Ekim 2014, http://www.hurriyet.com.tr/
dunya/27339896.asp
4
“Türkiye, Ürdün ve Lübnan artık son limite geldi”, Akşam, 29 Ekim 2014, http://www.
aksam.com.tr/dunya/turkiye-urdun-ve-lubnan-artik-son-limite-geldi/haber-349815
5
“Esad’ın eski sağ kolu Ankara’da”, Radikal, 27 Temmuz 2012, http://www.radikal.com.tr/
turkiye/esadin_eski_sag_kolu_ankarada-1095349
ORSAM, Ortadoğu konusunda faaliyet gösteren tarafsız bir düşünce kuruluşudur.
ORSAM Ortadoğu ile ilgili bilgi kaynaklarını çeşitlendirmeyi ve bölge uzmanlarının
düşüncelerini Türk akademik ve siyasi çevrelerine doğrudan yansıtabilmeyi hedeflemektedir. Bu amaçlar doğrultusunda ORSAM, Ortadoğu ülkelerindeki devlet adamlarının, bürokratların, akademisyenlerin, stratejistlerin, gazetecilerin, işadamlarının ve
sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin Türkiye’de konuk edilmesini kolaylaştırarak,
yerel perspektiflerin güçlü yayın yelpazesiyle gerek Türkiye gerek dünya kamuoyuyla paylaşılmasını sağlamaktadır. ORSAM yayın yelpazesi içinde kitap, rapor, bülten,
politika notu, konferans tutanağı ve ORSAM dergileri Ortadoğu Analiz ve Ortadoğu
Etütleri bulunmaktadır.
©
Bu metnin içeriğinin telif hakları ORSAM’a ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak makul alıntılar ve yararlanma dışında,
hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, yeniden yayımlanamaz. Bu raporda yer
alan değerlendirmeler yazarına aittir. ORSAM’ın kurumsal görüşünü yansıtmamaktadır.
Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM)
Süleyman Nazif Sokak No: 12-B Çankaya / Ankara
Tel: 0 (312) 430 26 09 Fax: 0 (312) 430 39 48
www.orsam.org.tr
12
Download

Türkçe Versiyon