İ : 91
C : 1
30 M a y ı s 1325
yade ve İstihkâm gibi yayan o l a n l a r d a n bahsediyorum,
delil a r a m a ğ a hacet yoktur; ç ü n k ü k ü ç ü k vazifede ka­
b u n l a r a d a birer hayvan verilmek lâzım gelir. Bölük
lışlarıdır. Bir a d a m ne kadar faal olursa olsun, şimdi
K u m a n d a n ı kıtasını terbiye eder, bir cüz'ü tâmı, sair
kırkbir yaşıyla beraber çıkarılır. Bu teklifim talih yar­
bir cüz'ü tamla alâkası o l m a y a r a k m u h a r e b e y e hazır­
dım etmemiş b u mâlâyutakdır. Bir mültemisi bulun­
lar, B ü t ü n b u vazifelerinde d a h a ziyade cevval olmak
mamış
için h a y v a n a m u h t a ç t ı r . B u n d a n d o l a y ı Yüzbaşı, M ü ­
a d a m l a r ı n şimdi kırkbir yaşında d o ğ r u d a n
lâzımı Sânî ve Evvel kademelerinden pek uzak, p e k
çıkarılmaları muvafık
yüksektir ve fîmâbâd iki senede, üç senede, dört se­
t a d a kıyas olamayız; ç ü n k ü A v r u p a , bizim gibi bir
nede öyle Yüzbaşı o l u v e r m e k m ü m k ü n
istipdat devresi, bir m ü m â ş â t geçirmemiştir.
olamayacağı
bir zâta
tabasbus
için
elde
değil, A v r u p a y a
edememiş.
Bu
doğruya
biz b u nok­
Binaen­
için kırk yaşında ancak Yüzbaşılık nasip olabileceği
aleyh kendimiz iyi düşünelim, kendimizi bir M ü l â z ı m
için
yirmialtı ya­
gibi farzedelim, ne hizmet eder? Bir E n d a h t Zabiti
şındaki M ü l â z ı m ı Sânî ve Evvellerden tecrübece, ma­
gibi düşünelim. K ı r k bir yaşın kırkaltıya iblağını ta­
Yüzbaşıların
yirrniiki,
yirmidört,
lûmat, iktidarca, velhâsıl m u a l l i m ve m ü r e b b i
tıyla, kıtanın bir M ü d ü r ü
sıfatıyla
sıfa­
b ü y ü k bir far*,
olduğu hissedilecektir. Şimdi efendim, deniyor ki elli­
den aşağı olmasın; öyle ise b u k a n u n u
Efendim,
biz b u n u m ü m k ü n
yazmayalım.
m e r t e b e tahkik
ettik,
hep O r d u d a yaşadığımız için biliyoruz. Bizimle be­
raber, yani o n d o k u z yirmi sene evvel Alaylı olan M ü ­
lâzımı
Sânî
bulunan
arkadaşlarımızı
nazarı
lep edelim, pek m ü n a s i p olur ve Devlet z a r a r g ö r m e z
bundan.
M U S T A F A E F E N D İ (Bursa) — Z â b i t â n ı n tahdi­
di sinlerine dair.
R E İ S — (Mustafa Efendiye hitaben)
Takririniz
varmış sizin.
M U S T A F A E F E N D İ (Devamla) — Başka bir şey
itibara
söyleyeceğim. T a h d i d i sinriin üç kısma taksimi m ü ­
alıyoruz. Bugün hangisinde bulunuyorlar, hangi rüt­
talaasına iştirak ederim. İkinci, b u ü ç sınıf iki sınıfı
b e d e bulunurlar, hiç olmazsa dörtte biri kurtarabi­
tenzil olunuyor. Kırkbir yaşında tekaüt edilmiş olan­
lecek b i r şey koyduk, yani H a r b i y e E n c ü m e n i
lar, şeyden çıkarılmış oluyor. Bunların içinde Alaylı,
öyle
koydu, baltalıyarak gitmedi. K ı r k b i r sinni vazediiirse,
Mektepli Z â b i t â n
M ü l a z ı m ı Sânî, Evveller
olduğundan
bugün
Alaylı
Zâbitandan,
m a l û m u ihsanınız, ekseriyetle müteessir olan
Zâbitanımızdır.
Büyük
rütbede
öyle
Alaylı
değildir.
Kü­
vardır k i bunların ekserisi
dolayı
Mülâzımlikta
bîkes
kalmışlardır.
Bun­
lar hiç olmazsa mafevkine terfi etmediği halde tekaüt
edilmeleri hiçbir vakit muvafıkı h a k ve adalet
ola­
ç ü k rütbede ekseriyetle Alaylı Zâbitânı, yani vazife!
maz. M a m a f i h bunların içerisinde ehliyetlisi ç o k ola­
askeriyelerinde muvazzaf
cağından, ledel
için T e k a ü t
Nizamnamesi
olarak kalıyorlar,
bunun
yirmi, yirmibeş
sene n e
alıyor, takdir edilir, onlar hesap edilir.
ikiye ayırmışız. Süvari
hakkında
Yüzbaşılığı
efendi
hazretleri
bir şey söyledi; bu, Süvariliğe m a h s u s bir kıdemdir.
Yüzbaşılığı
ikiye
ayırmışlar.
Süvari
Vekilleri
var,
imtihan ehliyetli olanlarının
R E İ S — Suiistimale uğratılır d i y e o n u k a b u l et­
mediler, b u y u r u n M u r a d y a n
HAMPARSUM
Efendi.
MURADYAN
EFENDİ
yaşına k a d a r çalıştığı halde, zâbitân kırkbir
doğruya
tekaüt oluyor; b u n u n cevabını vermediler.
oluyor.
Birinci
sınıf
Yüzbaşıları
(Ko­
zan) — Bazılarının bir suali vardır ki, bir nefer kırkbeş
bir de asîl olanlar var. Bu tabir kaldırılıyor, d o ğ r u d a n
Yüzbaşı
kırkbeş
yaşmdakilerin bırakılması reyindeyim.
yaşında
ikinci sınıf Yüzbaşıları gibi. H e m kıdemleri h e m m a a ş ­
R E İ S — U z u n uzadıya cevap verdiler ona.
ları fark etmek üzere. Bu Vekil Yüzbaşıların maaş­
SABRİ
ları muhassasatları,
nispeten
daha
azdır.
İtirâzâtı
vakıanın cevabı b u n d a n ibarettir.
EFENDİ
(Bursa)
— Tasfiye!
rütebden
sonra herkesin uhdesinde b u l u n a n rütbeler esas ittihaz
edilerek m i yapılacaktır tekaüt muamelesi? Eğer tas­
bendeniz,
fiyesi r ü t e p yapıldıktan sonra, herkesin rütbesi neden
kırkbir yaşın esas olmasını, itiraz ederim, b u n u H a r ­
ibaret o l d u ğ u n u tayin ettikten sonra olacaksa ve tas­
SAİT E F E N D İ
(Üsküp) — Efendim,
biye Nezareti düşünmemiş değil v e O r d u n u n ihtiya-
fiyesi r ü t e b d e k ü ç ü k rütbede kalanlarla m a ğ d u r olan­
catı zaruriyesini bitmemiş olduğuna kimse zahip ola­
ların terfii m u k a r r e r olduğu gibi k ü ç ü k r ü t b e d e t ü l ü
maz. Lâkin b u kırkbir sin kabul edilir, de
m ü d d e t kalanların terfiî m u k a r r e r ise, o surette bu
muntazam
bir idare içinde haddi â z a m olabilir; yoksa, D e v r i İst i b d a d d a hepimiz biliriz ki en ziyade m a ğ d u r
olan,
küçük m e m u r l a r d ı r . K ü ç ü k m e m u r l a r ı n mağduriyetine
m a d d e y i kabul ederiz.
A L İ V A S F İ B E Y (Harbiye
E n . M . M.) Taş­
şefkat
cereyanı var. Meclisi
lıca) — Bir m e r h a m e t ve
Download

İ : 91 30 Mayıs 1325 yade ve İstihkâm gibi yayan olanlardan