Ne YÖK Ne TYÖK, En İyisi YÖKYOK
Prof. Dr. K. Erçin Kasapoğlu
Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü
AKP Hükümeti tarafından hazırlattırılan ancak kimler tarafından hazırlandığı bilinmeyen
yeni Yüksek Öğretim Kurulu Yasa Tasarısı ile YÖK’ün ismi TYÖK (Türkiye Yüksek
Öğretim Kurulu) olarak değiştiriliyor. Tasarıda bu değişikliğin gerekçesi yer almıyor ama
AKP, bu isim değişikliği ile, kuruluşundan buyana ‘kamuoyundan büyük tepki gören
YÖK’ü ‘kaldırdım’ demek istiyor olabilir. Söz konusu tasarı ile YÖK’ün ismi ile
birlikte yapısı ve niteliği de büyük ölçüde hatta tamamen değiştiriliyor. Yeni tasarıda
genelde çağdaş yüksek öğretim modeli benimseniyor izlenimi verilmeye çalışılmakla
birlikte özünde, çağdaş anlamda özerk olması gereken üniversite yönetiminin siyasi
kadrolaşma yoluyla Hükümetin kontrolü ve denetimi altına alınması hedefleniyor.
Örneğin rektörlerin ve dekanların seçimi ve atanması bazı üniversitelerde, Anayasa’ya
aykırı olarak, üyeleri Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen dolayısıyla Hükümet’e bağlı
bir Üniversite Konseyi’nin; bazı üniversitelerde ise üniversite dışındaki kişilerin, örneğin
üniversitenin bulunduğu ilde en çok vergi veren kişiler arasından seçilen birinin de yer
alacağı mütevelli heyetlerinin tasarrufuna bırakılıyor. Dolayısıyla üniversite öğretim
üyelerinin anayasal hakkı ve demokrasinin bir gereği olan kendi yöneticilerini kendi
özgür iradeleriyle seçme hakkı ellerinden alınıyor. Yeni yasa tasarısı ile öngörülen
Üniversite Konseyi salt rektörleri ve dekanları seçmek ve atamakla kalmıyor;
üniversiteye sözleşmeli eleman alımı, onlara ödenecek ücretler, öğrenci kontenjanlarının
belirlenmesi, üniversitenin her türlü alım-satım işleri, üniversite bütçesinin belirlenmesi
ve kullanımı, hatta üniversite eğitim programlarının belirlenmesi gibi üniversitelerin tüm
etkinliklerinde söz sahibi ve yetkili bir kurul olarak üniversite özerkliğinin tümüyle
ortadan kaldırılmasına yol açabilecek çok yanlış ve tehlikeli bir üniversite yönetim
modelini oluşturuyor. Bu tür bir uygulama üniversitelerimizi birer kamu kurumu ve tüm
üniversite personelini, rektörler ve dekanlar dahil tüm öğretim üyelerini birer
akademisyen olmaktan çıkarıp Hükümet’in enrinde bir devlet memuru konumuna
-1-
getirecektir. Öğretim üyelerinin akademik özerkliğini de ortadan kaldırabilecek böyle bir
uygulama üniversitelerimizi hiç kuşkusuz ileriye değil geriye götürecektir.
Sonuç olarak, kuruluşundan buyana 30 yıldır yaptığı uygulamalarla Türkiye’de yüksek
öğretimin gelişmesine olumlu hiç bir katkısı olmayan; tam tersine, 12 Eylül döneminin
askeri displinine koşut olarak tüm üniversiteleri aynı kalıba sokup tek tip üniversite
yaratma çabası içine giren YÖK, üniversiteler arasında farklılaşmayı ve rekabeti
önleyerek üniversitelerimizin ve genelde yüksek öğretimimizin gelişmesini engellemiştir.
Bu nedenle de başta üniversite öğrencileri olmak üzere tüm kamuoyunun sürekli
tepkisine ve eleştirilerine maruz kalmıştır. Yeni yasa tasarısıyla YÖK yerine getirilmek
istenen TYÖK ise YÖK’ü de aratacak niteliktedir. Bu nedenle, dünyada çağdaş hiç bir
ülkede bir örneği olmayan YÖK de TYÖK de yok sayılarak yerine üniversite
özerkliğini esas alan, üniversitelerin iç işlerine karışmayarak salt üniversiteler ve
üniversitelerle Devlet arasında koordinasyonu sağlayacak bir Üniversitelerarası
Koordinasyon Üst Kurul oluşturulması en akılcı yol olacaktır. Ancak asıl üzücü ve
düşündürücü olan, yüksek öğretim sistemimizle ilgili tüm bu radikal ve olumsuz
gelişmeler karşısında bazı öğretim üyelerinin bireysel karşı çıkışları dışında tüm
üniversitelerimizin tepkisiz ve suskun kalıyor olmasıdır.
-2-
Sosyal Gerçeklik ve Kültür1
Kısaltılmış tercümeyi yapan:Alev Akbal
Ankara Üniversitesi SBE Sosyoloji ABD Doktora Öğrencisi
Kültür, ekonomi ve politika, sosyal gerçeklik değerlendirmesi için dikkate aldığımız üç ana
boyuttur. Bu üç boyutun etkileşimi, sosyal bilimin öncülerini yakından ilgilendirirken, bunu
izleyen uzmanlaşma, politika ve/veya ekonomiye tek taraflı önem verilmesine neden
olmuştur. 1980’lerden beri, ekonomi ve politika sosyal gerçeklik değerlendirmesi için güçlü
bir biçim sayılıyordu. Ancak sosyal gerçekliğin değerlendirmesi için bir değişken olarak
kültüre atfedilen rolün açıklamak gerekiyordu. Bu görev toplumun sosyal ve kültür
bileşenlerine genel bir bakışla başlamaktadır.
İnsanlığın başlangıcından beri, gruptaki bireyler, insanlık için dört temel değerin
gerçekleşmesi için anlamlar ve yöntemler bulmayı denemişlerdir. Bu dört temel değer;
türlerin hayatta kalması; bireylerin yaşamları boyunca güvenliği; hayatta kalmayı sağlamak,
güvenlik ve sağlıklı yaşam alanının sürekli olarak genişlemesi amacıyla maddi rahatlık ve her
bireyin gücünü ortaya çıkarmak için zihinsel gelişimdir. Bu değerler Avrupa’da Aydınlanma
periyodunda yaratılmıştır. Ancak bu değerler, Hindistanlı, Çinli ve diğer filozoflarda da
bulunuyordu. Çünkü bu değerler insana özgüdür ve topluma işaret eder.
Hindistanlı filozof Shankara, sağlıklı yaşam, güvenlik, hayatta kalma konularını ele almış
ve zihinsel gelişim doktrini vaazı vermek için manastırlar kurmuştur. Bir başka Hindistanlı
filozof Yagnavalkya, yaşam sağlığı, güvenlik ve hayatta kalmayı garanti etmek konularında
çalışmıştır.
Çok kısa bir sürede ve toplumun herhangi bir yapısında, insanlığın temel değerlerinin
değerlendirilmesi “kültür” aracılığıyla dışa vurulmakta ve içselleştirilmektedir. Kültür,
toplumun üyesi olan insanlar tarafından meydana getirilen, bilgi, inanç, sanat, ahlak, hukuk,
gelenek,
diğer
kapasiteler
ve
alışkanlıkları
içeren
bütün
bir
kompleks
olarak
tanımlanmaktadır.
Kültür, insanların gündelik yaşamlarıyla derinlemesine bağlantılı olan gelenekler ve
değerlerin bir birleşimi olarak da tanımlanmaktadır. Bu anlamda, bu dünyayı kavramaya izin
veren algıların bir matrisidir. İnsanlığın temel değerlerini anlama/fark etme bağlamında
kültürün farklı tanımlarına atıfta bulunulmuştur. Örneğin kültür;
1
Mukherjee, R. (1998) Social Reality and Culture, Current Sociology, 46(2): 39-50
-3-
* Sosyal davranışı oluşturmak ve deneyimi yorumlamak için kullanılan insan bilgisini
edinmektir (Spradley).
* Temsil etme, değerlendirme, inanma ve algılama için açık ve örtük kuralları paylaşma
ve öğrenme yanında bir iletişim formudur (Guthrie ve Hall).
* İnsanların kendisini evirdiği anlam ağlarında asılıdır(Geertz).
* Yaşamın bütün bir örneğidir (Dobbert).
* Geniş bir toplum ve toplumun düşünceleri, inançları, duyguları ve yaşamlarını
anlamlandıran insanların yöntemleridir (Giroux).
* Rekabet eden kodlar ve temsillerdir (Clifford).
* Kültürel sermaye –“Doğru” olarak değerlendirilen ve imtiyaz verilen teknik bilgidir
(Bourdieu).
Bununla birlikte, bireyin dünya görüşünü (Weltanschauung) tesadüfi değişiklikler
oluşturmaz. Eğer böyle olsaydı, kültür toplum için anlamını yitirirdi. Bunun anlamı, bireylerin
dünya görüşünde ve bireylerin arasında bir ya da başka bir tür ortaklık bulunması gerektiğidir.
Toplumsal gerçekliğin değerlendirilmesi ve kültürel ürünlerle ilişkili davranış bağlamında
kurulan ortaklıklar, bu doğrultuda insan gruplarını tanımlamaktadır. Bu kültürel ürünler
sadece insan topluluğunun farklı biçimlerinin değil, bu biçimlerin karşılıklı ve ayrı ancak
ilişkili olan bileşenlerini de kimliğini saptamaktadır. Böylece kültür ürünleri sosyal yapıların
eklemlenmiş bölümleri olarak işlev gördüğü için sosyal yapıları etkilemektedir. Bu şekilde
mevcut insan topluluğunun yapısını, daha da ötesi genel olarak dünya toplumunu muhafaza
etmektedir. Fakat bütün bu ürünler kendiliğinden değişmezler. Çünkü kültürün kendini revize
etme veya kendini üretme gibi bir yetisi yoktur: Kültür zamanla değişmesi veya değişmemesi
gereken dünya görüşünü ifade eder.
Kısaca kültür tarihtir. Mukherjee, bu ifade edilen gerçekliğe, sosyali, tamamlayan olarak
ekleyerek, çağdaş gerçekliği işaret ettiğini belirtmektedir. Böylece dünya görüşleri, toplum
içinde içselleştirilmemiş olsa bile, insanoğlunun temel değerlendirmesini gerçekleştirmeye
yönelik insan güdülerini üretir. Bakış açıları bireysel olarak değişkendir fakat bireylerin grup
formasyonlarında geçerli olur. Bu toplumu değiştiren süreçlerin, mevcut kültürel ürünlerin
ötesinde olduğu anlamına gelir. Kısacası kültürel ürünler mevcut toplumu devam ettirir ve
sosyal süreç olarak bilinen kültürel olmayan süreçler toplumu olması gerekene doğru
-4-
yönlendirir. Kültür ve toplumun sosyal öğeleri arasında çizilen farklılık ve karşılıklı ilişkiler
sosyal bilimciler tarafından evrensel olarak kabul edilmemektedir.
Kültür ve toplumun sosyal öğeleri arasındaki ayrımı ve karşılıklı ilişkilerini sistematik bir
biçimde ortaya koymada yapılan hatalar, kültürel ürünleri sosyal ürünlermiş gibi tasarlamakla
ve kültürel süreçleri de sosyal süreçler benzeri olarak düşünmekle sonuçlanır. Daha önemlisi
yanlış anlaşılan kültürel süreçler yapısal değişiklikleri belirtir veya üretir. Bu hatalar gerçeğin
ortaya çıkmasından ziyade illüzyonlar yaratır. Sosyal bilimin öncüleri süreçlerin rolünü;
-Ürünleri sağlama,
-İlgili ürünlerin gruplaşmasıyla yapıları oluşturma ve
-Hem oluşturulmuş ürünleri hem de inşa edilmiş yapıları gelecek perspektifinde
değiştirme olarak kabul etmektedirler.
Sosyal süreçler kültürel ürünleri sağlarken, bu bilim adamları, insanları toplum içersinde
grup biçiminde, kültürel ürünleri temsil eden sosyal bir varlık olarak görmektedirler.
Bu bilim adamları bir gerçeği daha göz önünde bulundurmaktadır: Süreçler, sosyal
gerçekliği değerlendirme bağlamında ve insanoğlunun esas değerlendirmesini gerçekleştirmek
için insanların sonsuz araştırmasıyla ilgili olarak ortaya çıkarılabilir. Ürünler gözlemlenebilir.
Yapıların inşası ise çıkarsama konusudur. Bu gerçeklik iki farklı sürece yol açar: sosyal
gerçekliğin değerlendirmesi süreçleri olarak bu ikisi süreç-yapı-süreç (P-S-P) veya yapısüreç-yapı (S-P-S) sendromlarıdır. Bu iki prosedür kültür ve sosyal öğeler arasındaki bağıl
rolleri anlama yolunda önemli bir iddiaya sahiptir. Kültür, bireylerin öznelliğini grup kimliği
ile çevreler ve bu kimlikleri toplumda nesnel ürünler olarak sunar. Aynı zamanda sosyal
süreçler kimlikleri nesnel olarak değiştirir. Böylece son tahlilde kültür ve sosyal öğelerin
işlenişi yoluyla öznel-nesnel dikotomi çözülür. Şüphesiz kültür aşama aşama sosyal bilimler
alanına girmiş ve değişken olarak farklı formülasyonlara yol açmıştır. Fakat genel olarak
kültür, sosyal gerçeklik değerlendirmeleri için bilinen üç boyuttan biri olmaktan ziyade,
ekonomi ve politika gibi ayrı bir birim olarak (kendine özgü bir şey) ele alınmıştır. Böylece
kültür, ekonomi ve politikanın sade bir sistemik incelenmesi yerine sosyal gerçekliğin
değerlendirilmesi için kültür ve toplumun sosyal öğelerinin sistemik incelenmesi halen bir
eksikliktir. Bunun kendine has bir tarihi vardır.
Dünya görüşü “Weltanschauung” bağlamında ortaklıklar oluşturmak için bireyler
arasındaki ilişkileri işaret eden sosyal yapının öğelerinin kompozisyonu “kültürel” olarak
görülmekteydi ve kültürologlara bırakılmıştı. Aynı zamanda bu kültürel ürünler, öngörülen
-5-
toplum için bir referans sosyal ürünler olarak görülmekteydi. Bu ve bunun gibi benzer kültür
ve sosyal öğeler arasındaki çizilen ayrımlar çeşitliliği gözlemleme ve P-S-P sendromunun
gizli ifadelerini ortaya çıkarmayı başaramamıştır. Böylece P-S-P veya S-P-S sendromlarını
hesaba katmadan bütün araştırmacıların odak noktası sosyal yapı üzerine olmuştur.
Sosyal yapıların sosyal ürünlerin eklemlenmesiyle oluştuğu kabul edilmiştir. Böylece
kültürel nesneler sosyal nesnelerle yer değiştirilebilecek şekilde yer değiştirmiştir. Kültürel
ürünlerdeki bireysel- müşterek ilişkilerin çeşitlilikleri kültürel süreçlerin bir sonucu olarak bu
ürünlerle sosyal süreçlerin bir sonucu olarak yorumlanmıştır. Bazı akademisyenler böylece,
sosyal değişimlerden kültürel değişimleri çıkarsamış, bazıları daha ileri giderek kültürel
değişiklik ve sosyal değişiklik terimlerini birbiri yerine kullanmıştır. Bunların bir kaçı ise
daha öteye giderek sosyal gerçeklik değişimlerine kültürel ana bir rol vermiştir.
Bütün bu sosyal gerçeklik değerlendirmeleri, kültürün toplumda neler olduğunu temsil
eden bir gerçekliğe indirgenmiştir. Gelişim ve düşüş süreçleri normatif bir çan eğrisine benzer
şekilde birleşirler. Bu çan eğrisi bir yaşam sürecini belirtir. Toplumun ortaya çıkışı sıfır
noktasıdır. Çan eğrisinin sol tarafı tepe noktasına kadar gelişimi gösterir, tepe noktasından
sonra çan eğrisinin sağ tarafı toplumun bozulmasını ve sonunda yok olmasını gösterir. Bu
eksendeki diğer bir sıfır noktasına kadar devam eder. Bu noktada ya toplum yok olur yada
yeni bir insan toplumu konfigürasyonu ortaya çıkar. Kolonyalizm ve neokolonyalizmin
değişik formları ve içeriği bu dönüm noktalarının önemli örnekleridir. Bilim adamlarının
sosyal düşünürlerin ve aktivistlerin dikkatini hemen üzerine çekmiştir. Bu nedenle normatif
gelişim sürecinden bu tür sapma ve dönüm noktalarını ortadan kaldırmak için ve bir toplumun
gelişim eğrisinin üst noktasına olan yukarı hareketi sürdürebilmek için gelişime yönelik
önlemler toplum içersinde teşvik edilmektedir. Örneğin Nehru, “Hindistan ne istiyor?” Adlı
çalışmasında ana sorunlarının Hindu-Müslüman problemi olmadığı esasen problemin planlı
endüstrinin gelişimi daha çok üretim daha adil dağıtım, daha yüksek yaşam standardı ve
halkımızı yok eden, çökertenin, fakirlikten kurtulmak olduğunu belirtmiştir. Bu önlemler
ekonomik ve politik alanda görülmekte ve sadece kültürel bir kalıntı olarak değil sosyal
ürünler olarak kabul edilmektedir.
Sosyal gerçekliğin değerlendirmesi için kültüre yegane bir rol atfetmek sadece çağdaş bir
olgu değildir. Shakespeare, Goethe, Tagore, Beethoven, Chaplin, Van Goge ve Picasso gibi
büyük sanatçıların yaratıcı eserlerinin eleştirileri ve eleştirmenleri yıllarca, çağdaş ya da daimi
sosyal gerçekliğe ilişkin olarak kişiliklerinin öznel anlamalarına uygun olarak kültüre rol
vermişlerdir. Sosyal bilimler sosyolojisi, böylesi öznel çabaların neden sosyolojik bir çerçeve
-6-
dahilinde yapılandığını ve özellikle Almanya ve Fransa’da akademisyenlerin neden sanat
veya edebiyat eleştirmenliğinden ziyade sosyoloji dilini kullandıklarını araştırmak zorundadır.
Ancak bu çabalar, süper-yapısalcılığa yol açarak insan bilimlerindeki büyük teorinin geri
dönüşüne işaret edebilir. Bu çabalar, sosyal gerçekliğin değerlendirilmesi için kültürün temel
ve yegane rolünü somutlaştırmada marjinal bir anlamlılığa sahiptir. Bazen önemli bazen de
kullanışsız ipuçları vermesine karşın toplum ve kültür arasında önemli bir ilişki ortaya
koymaz. Bu perspektiften iki çaba incelenmedir: birisi, toplumun bir görünümünün
tarihselliği ile ilgilidir, diğeri de, postmodernizm veya geç-kapitalizmin kültürel mantığı
olarak etiketlenen tarihsel zaman üzerinde kültürün rolü ile ilgilidir.
Sosyal bilimciler tarafından sosyal gerçeklik üzerine biriktirilen bilginin kapsamında
bireysellik ve kolektivite konuları göz ardı edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal bilimciler, ilk
olarak toplumda ne olduğu ve kültürel ürünlerin biçimlendiği, ikincisi ise sosyal süreçler
olarak toplumda neler olduğu konularında bilim yapmayı empoze eden sınırlar içinde
düşünmüşlerdir.
gerçekliğin
Sosyal
değerlendirmesi
ortaklıklar/kolektiviteler
ve
bireyselliklerin rolüyle ilgiliydi. Sosyal bilimlerin öncülerinin girişimleri, bilgi felsefesindeki
bu yeni trendi, göz ardı ediyor gibi görünüyordu. Bu eğilim, mantıksal bir sıra içinde,
postmodern
ve/veya
değerlendirmesinde
en
post-Marksist
önemli
rolü
sınıflandırma
kültüre
altında
ayırmıştır.
sosyal
Post-Marxist
gerçekliğin
bakış
açısı,
postmodernizme gömülmüş, sosyal gerçekliğin değerlendirmesi için kültürün eşsiz rolünü
tasarlamaya öncülük etmiştir.
Toplumun kültür bileşenleri ve göreli sosyal roller üzerine 21. yüzyılın başlangıcında
ortaya çıkan başlıca sorun, plancıların uygulama ve akademisyenlerin teorilerinin bağlamında
görülmekteydi. Bu sorun, belirgin küreselleşme ve politika hareketi göz önünde tutulduğunda
bir değişken olarak kültürün nasıl davrandığı üzerine sorunsallar olarak artmaktadır.
Bu bağlamda, sosyal gerçekliğin değerlendirmesi için kültürün değişken yorumlarına
rağmen, toplumun devam etmesi amacıyla, bir ağırlığı olan kültürün gücünün, göz önünde
bulundurulması gerekmektedir. Buna bağlı olarak sosyal süreçlerin gücü, toplumda
değişimlere eşlik etmek amacıyla bu öneme karşıdır. Geçmişte ve günümüzde olduğu gibi
gelecekte de sosyal gerçekliği daha kapsamlı ve açık olarak ortaya koyacak olan kültürel
ürünler ile sosyal süreçlerin (kültür, ekonomi ve siyaset) sembiyozu (ortak yaşam)dur.
-7-
MUTLULUK
Zeynep BUYAN KOP
Ankara Üniversitesi SBE Sosyoloji ABD Yüksek Lisans Öğrencisi
“Mutluluk” ve “İyi olma hali”, Dünya Literatürüne 1970’li yıllarda girmiştir. Kavram,
oldukça yeni olduğu için başlarda konuyla ilgili bilgi ve kaynak sorunu yaşanırken, bugün
“happiness” sosyoloji literatüründe yerini “mutluluk sosyolojisi” olarak almıştır. Kavramın bu
derece önem kazanarak popüler bir hale gelmesini sağlayan ve halen Hollanda Rotterdam
Üniversitesi’nde eğitim veren sosyolog Veenhoven’dır. “Mutluluk-İyi olma hali” gibi bir
çalışma konusunun Hollanda gibi refah düzeyi dünyadaki en yüksek ülkelerden birinde
çıkması ise tesadüf değildir.
Kavram için yapılan pek çok tanım bulunmaktadır. Bunlardan ilki “Bir bütün olarak hayat
kalitesinin pozitif olarak değerlendirme derecesidir” (Veenhoven, 2000:264). Yine
Veenhoven tarafından yapılan bir diğer tanım “Hayatın toplam bir değerlendirmesi bireyin
aklındaki tüm kriterleri içerir: İyi hayatın hissiyatı, hayatın beklentileriyle örtüşme ölçütü ve
ne derecede cazip olduğudur” (2000: 267); “kişinin kendi hayatına karşı tavrıdır (1991: 2).
Kavram ve durumun belirleyicileri üzerine dünya genelinde araştırmalar yapılmış olup,
Türkiye’de bu araştırmalar içerisinde yer almıştır. Türkiye’de yapılan çalışmalar Türkiye
İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilmiş olduğundan, Kurum tarafından yapılan tanım
şöyledir: “Acı, keder ve ızdırabın yokluğu ve bunların yerine sevinç, neşe ve tatmin
duygularının varlığıyla karakterize edilen durum; hayattan genel olarak memnun olma
halidir” (TÜİK, 2010: 2).
Veenhoven (2000)’e göre mutluluk, öznel ve nesnel olmak üzere farklı iki anlam taşır. Nesnel
anlamda mutluluk, iyi yaşam koşulları, barış, huzur, özgürlüktür ve bu yorumlamada özgürlük
ve mutluluk az çok aynı manaya gelir. Öznel anlamda mutluluk ise ruhsal bir durumdur ve
gelip geçici duyguları ifade eder. Veenhoven’ın 1990’ların başında 46 ülkede yapmış olduğu
mutluluk araştırmasının ana sonucuna göre, günümüze kadar felsefecilerin üzerinde çok durup
bir türlü çözemediği durumu ampirik araştırma çözümlemiştir. Bu çalışmada mutluluk ülkeler
çapında ölçülebilmiştir; ancak ölçütler henüz mükemmel değildir ve veriler sınırlıdır.
-8-
Mutluluğun
ölçülmesinde
çalışmanın
yapılacağı
bölgeye
göre
çeşitli
ölçütler
geliştirilebilmektedir veya mevcut ölçütler çalışma alanına göre uyarlanabilmektedir. Bu
ölçütler; demografik bilgiler (yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çalışma durumu,
geliri, vb.), devlet hizmetlerin faydalanma düzeyleri (eğitim, sağlık, din, vb.), kişi ve
kurumlara duyulan güven, dayanışma, aidiyet, güç, özgürlük, adalet, güvenlik gibidir ve bu
ölçütler arttırılabilmektedir; daha doğrusu çalışmanın yapılacağı bölgedeki sosyo-ekonomik
ve kültürel durum ve değerlere göre ölçütler farklılaştırılabilmektedir. Bunun yanı sıra
“dönüm noktaları” olarak adlandırılan hayatın gidişatında değişim, öncesinde oluşan yolla
ilişkili, hayat menzilinin değişiminde uzun dönemli etkisi olan durumların (Plagnol, 2010:
117) mutluluk üzerine etkisi görülmüştür. Mutluluğun ölçümünde Ouweneel (2002)’in
belirttiği gibi tek bir soru da bulunmaktadır: “Bütün koşullar göz önünde bulundurulduğunda
kendinizi ne düzeyde mutlu hissediyorsunuz?” Bu sorunun cevabı için 5’li 7’li veya 10’lu
ölçekler kullanılmaktadır.
Veenhoven’ın “mutluluk” teorisini tanımladığı ve en ünlü makalelerinden biri olan “Hayatın
Dört Kalitesi-Four Qualities of Life (2000b); “iyi olmak” ve “mutluluk” dışında üçüncü bir
kavram olarak “hayat kalitesi”ni tanımlamaktadır. Birbirlerine yakın olan kavramların
çoğunlukla birbirleri yerine kullanıldığını ancak temelde farklı değerleri ifade ettiğini belirten
Veenhoven sözcük kullanımı ve anlamındaki farklılıkları sınıflandırmak için yazdığı
makalede iki ayırımda temellendirdiği bir sınıflandırma verir: “Dış” ve “İç” Kaliteler; hayatın
“Şans” ve “Sonuçları”. Bu sınıflandırmadan yola çıkılarak Veenhoven “hayat kalitesi”ni
ölçülebilir olduğunu belirtmektedir.
Tablo 1: Hayatın Dört Kalitesi (Veenhoven, 2000b; s:4)
Hayatın Dört Kalitesi
Dış Kalite
İç Kalite
(Outer Quality)
(Inner Quality)
Hayatın Şansları
Çevrenin yaşanabilirliği
Bireysel kapasite
(Life Chances)
(Livability
of (Life ability of the person)
Environment)
Hayatın Sonuçların
Hayatın faydası
Hayat minneti
(Life Results)
(Utility of Life)
(Appreciation of Life)
-9-
İyi hayatın kendisi ve iyi hayat için fırsatlar arasında farklılıklar vardır. Bu, potansiyeli olanla
gerçek olan arasındaki farktır. Fırsatlar ve sonuçlar birbiriyle ilişkilidir ancak aynı şey
değildir. Şansı olan gerçekleşmeyebilir ya da tam tersi fırsatın olmadığı bir süreçte şans
gerçekleşebilir. Kalitelerde ise; dışsal kalite çevreye bağlıyken içsel kalite bireye bağlıdır.
“Hayatın faydası” kısmı, iyi bir hayatın, kendinden öte bir şeyler için iyi olmasını temsil eder.
Dışsal fayda ise içsel farkındalığı içermez. Birinin hayatı, onlar farkında olmadan faydalı ve
başkası için kullanışlı (useful) olabilir. Veenhoven’a göre bu tablonun en problematik kısmı
“Hayatın faydası (Utility of Life)”dır. Kriterleri farklı (diverse) ve tanımlaması zordur ve ona
göre aslında ölçülemez (2000b). “Hayat minneti” hayatın iç sonuçlarını temsil eder; ancak
görecelidir çünkü her bireye göre değişir. Kavram daha çok “öznel iyi olma hali, hayat tatmini
ve mutluluk” ile örtüşmektedir.
SOSYOLOJİ ve MUTLULUK
Veenhoven 2007 yılında yayınlanan “Hayat Kalitesi Araştırması” makalesinde sosyologların
mutluluğu iki düzeyde incelediğini belirtmiştir: Uluslar çapında kıyaslamak için makro
düzeyde, ulusların içerisindeki farklılıkları tanımlamak için mikro düzeyde. Hayat kalitesi
ölçütlerini değerlendirmenin zor olduğunu bunun sebebi olarak hayat kalitesinin hayatın farklı
birçok yönünü ele almasından kaynaklandığını belirtmiştir. Bu ölçütler arasında mutluluğun
ise en önemlilerinden olduğunu vurgulamıştır. Mutluluk araştırmalarının çoğunun ortalama
mutluluk üzerine yoğunlaştığını; bunu ise uluslar çapındaki tutarlı ve büyük farklılıkları
bularak yaptığını belirtmiştir. Araştırmasında Rusya ve eski Sovyet ülkelerinin çoğunda
ortalama skorun altında kalmıştır. Veenhoven bu durumun sebebi olarak bu ülkelerin
geçirdiği siyasi, sosyal ve ekonomik dönüşümlere işaret etmiştir. İlginç bir şekilde ise
uluslardaki geçim eşitsizliği ortalama mutlulukla ilişki göstermemektedir. “Mutluluğun
yaşanabilirliği teorisi”ne (Veenhoven, 2007; s: 60) göre mutluluk insan tabiatında olan
ihtiyaçların doyumuna dayanmaktadır ve tüm topluluklarda bu doyuma eşit oranda
varılmamaktadır.
Mutlulukla
ilgili
sosyolojik
araştırmalar
topluluklarda
farklara
odaklanmışlardır.
Veenhoven’ın 2006 yılında Dünya Sosyoloji Kongresi’nde sunumunu yaptığı “Sosyoloji’nin
Mutluluğa Kör Gözleri”nde (2000b) sosyoloji dünyasının konuya duyarsız kalışından
bahsetmektedir. Araştırmaya göre modern toplumlardaki insanların çoğu mutludur;
ülkelerdeki ortalama mutluluk düzeyi artış göstermektedir; mutlulukta görülen eşitsizlikler
azalmaktadır; mutluluk çoğunlukla kişinin yaşadığı toplumla ilişkilidir ancak kişinin
- 10 -
toplumdaki yeriyle direk ilişkili değildir. Veenhoven’a göre bu çıkarımlar sosyolojide
reddedilmektedir. Sosyoloji kitaplarında da mutluluk kavramının bulunmadığını belirten
Veenhoven bu durumu örneklerle açıklamaktadır: “Giddens (2006), Marsh vd (1996) ve
Newman (1997) tarafından yazılan sosyolojiye giriş kitaplarında “mutluluk” kelimesi
kitapların dizinlerinde bulunmaz. Bu kitaplarda anomi ve yabancılaşma gibi olumsuz ussal
durumlardan bahsedilir ve sağlık (hastalık) üzerine bir bölümleri yoktur. Tek istisnai durum
Nolan ve Lenski (2006) tarafından yazılan makro sosyoloji kitabının giriş bölümünde sosyal
gelişim bağlamında mutluluğun tartışılmasıdır… Blackwell’in Sosyoloji Sözlüğü (ikinci
basım) ne mutluluğu ne de iyi olma halini ve hayat kalitesini kapsamaktadır” (Veenhoven,
2006; s: 3-4).
Veenhoven, sosyolojinin mutluluğu reddetmesinin üç nedeni olduğunu belirtir: İlki
pragmatiktir. “Sosyologlar insanların ne hissettiğinden çok ne yaptığıyla ilgilenir.
Sosyologların incelediği ana durum sosyal davranışları açıklamaktır ve mutluluk bu
açıklamayı yapmak için en etkili değişkendir. Bunun yanı sıra birçok sosyolog hayatını sosyal
sorunlarla ilgilenerek kazanır, bu yüzden insanların gösterdiği gelişimi göz ardı ederler”
(Veenhoven, 2006; s: 4-5).
Bir diğer nedeni ideolojiktir; “Birçok sosyolog sosyal eşitlik ve sosyal uyum gibi nesnel iyi
olma durumlarıyla ilgilenir. Bu yüzden insanların bu tür durumlarda ne hissettiklerini
araştırmaya hevesli değildirler. Bu tarz araştırmalar yapılır ise de, beklenenden aksi yönde bir
sonuç çıktığında bu sonucu reddederler. Örneğin nesnel olarak kötü koşullarda yaşayan
insanların öznel olarak iyi hissettiği halleri yanlış bilinç (false consciousness) veya faydanın
sapması (desirability bias) olarak adlandırırlar” (Veenhoven, 2006; s: 4-5).
Son olarak teorik nedenlerden bahseder. Ona göre sosyologlarda mutluluk, sosyal
kıyaslamalarda kullanılan standart değişkenlere dayanan önemsiz düşünceler olarak
algılanmaktadır. Bu yüzden de durum sosyologlara göre aklın aldığı garip bir hal olduğundan
konuyu devam ettirmeye ve çalışmaya değer görmemektedirler. Veenhoven tüm bu
nedenlerden dolayı sosyolojinin mutluluk konusundan uzak kaldığını ima etmektedir.
- 11 -
KÜLTÜR ve MUTLULUK
Kültürün, insanların ve toplumun mutluluğu üzerindeki etkisi açıktır. Bazı durumlar bir
toplumda “rutin” hayat akışı içinde kabul görürken, başka bir toplumda tamamen “sıra dışı”
karşılanabilir ve durum bireyin toplumdan aforoz edilmesine kadar gidebilmektedir. Kültür,
bulunduğu topluluğun kurallarını temsil ettiğinden topluluğun hayatı bu normlar çerçevesinde
kabul görmektedir. Dünya genelinde yapılan pek çok çalışma da bu çıkarımı destekler
niteliktedir. Bunların ilki mutluluğun göreliliğine dikkat çektiği, mutluluğun öznel
karşılaştırmaya bağlı olduğu, bu yüzden bireyin kendi için olması gereken hayat standardıyla
kendi yaşadığı hayatla uyumu ölçüsünde mutlu olduğunu vurgulayan makaledir (Veenhoven,
1991). Ona göre mutluluk ihtiyaç tatminine bağlı olduğu için göreceli de değildir. İhtiyaç
bağlamında bireyin yaşam kalitesi arttıkça yaşam standartları da yükselir. Ancak
Veenhoven’ın bu noktada bahsettiği “yaşam kalitesinin standardları” yaşadığı toplum
tarafından belirlenen “iyi hayat koşulları” ile özleştirilebilir. Bu standartlar kimi toplumda
nesnel koşullarla ilgili olarak sahip olduğu ev, araba vb. mülklerin kalitesiyle örtüşürken kimi
toplumlarda ise sevgi ve sağlık gibi öznel koşulların kalitesiyle örtüşebilmektedir. Daha geniş
kapsamlı bir mutluluk, koşullarla belirlenmeyen doğuştan gelen biyolojik ve psikolojik
ihtiyaçların tatminine bağlıdır. Bu standartların toplumdan topluma yani kültürden kültüre
değiştiğini gösteren bir diğer çalışma “Mutluluğun Öznel Bileşenleri ve Kazanımları: İtalyaKüba Arasında Kültür Ötesi Karşılaştırma” (Sotgiu vd., 2011)’dır. Makalede çok farklı sosyoekonomik ve kültürel yapıya sahip iki ülkede mutluluğun öznel bileşenlerini tanımlamak ve
kazanım derecelerini tespit etmek amacıyla İtalya ve Küba’da yaşayan katılımcılara
mutluluğu düşünmeleri ve akıllarına gelen ilk 5 bileşkeyi yazmaları söylenmiştir. Sotgie
vd.(2011) katılımcılara yazdıkları bileşenlere kendi hayatlarında ulaşma düzeylerini sorarak
mutluluklarını ölçmüşlerdir. Araştırma sonucunda toplam 21 bileşen ortaya çıkmıştır. Hepsi
de bireysel çıkar, ilişkisel çıkarlar ve değerlere atıfta bulunmaktadır. Her iki grup için de en
ilişkili bileşenler sağlık, aile, sevgi ve paradır. Diğer bileşkeler ise arkadaşlık, iş, değerler,
mutlu anlar, olumlu duygular, iyi ilişkiler, huzur-iyi olma, başarı, eş, inanç, öz-gerçekleştirme,
cinsellik, diğerlerine yardım etme, kötü anıların yokluğu, ev, hobiler ve kültür-bilgidir. Ancak
bazı mutluluk bileşenlerinin (örn: para, iş, eş) aktarımında ve bunların kazanım derecelerinde
İtalyan ve Kübalılar arasında fark oluştuğu tespit edilmiştir. İki ülke arasında sosyo-ekonomik
ve kültürel olarak belirgin farklılıkları bulunmaktadır. İtalyanlar daha bireyci bir yapıya
sahipken Küba daha kolektivist ve toplumcu bir yapıya sahiptir. Araştırma sonucuna
bakıldığında Kübalıların kendilerini İtalyanlar’dan daha mutlu hissettiği tespit edilmiştir. Her
- 12 -
iki ülkenin katılımcıları için mutluluğun en ilişkili öznel bileşenleri aynıdır. Ancak, diğer
bileşenler hesaba katıldığında farklılık ortaya çıkmaktadır. Bireysel eğilimli bileşenler
İtalyanlar tarafından daha çok kullanılırken daha kolektivist olanlar Kübalılar tarafından
kullanılmaktadır. Aynı zamanda para, iş, neşe veren olaylar, eş, sevgi ve öz gerçekleştirme
bileşenleriyle ilişkilendirilen farkındalık düzeyinin öznel temsilinde de farklılıklar vardır.
Tüm bu mutluluk bileşenlerinden kazanım düzeyi (kişinin sahip olmak istediği ile sahip
olduğu arasındaki farklılık bağlamında) Küba’da daha çok görülmüştür. Bu yüzden mutluluk
düzeyi Kübalılarda daha yüksek çıkmıştır. Araştırma verileri doğrultusunda daha az kaynağın
ve maddi ürüne ulaşan kişinin de hayatından tatmin ve mutlu olabileceği söylenebilmektedir.
Yaşanılan ülkenin koşulları bireyler için ihtiyaç belirlemesini ve bu ihtiyaçların giderilmesi
için araçların belirlenmesini sağlamaktadır. Bu sayede ihtiyaç ve beklentiler sınırlandırılmış
olur. Bu çalışma sonuçları “Dünya Değerler Araştırması (DDA, 2010)” ile kıyaslandığında
bazı farklılıklar ortaya çıkmaktadır. DDA’ya göre refah düzeyinin yüksek olduğu ülkelerde
mutluluk düzeyi daha yüksektir ancak Brezilya, Şili ve Arjantin gibi ülkelerde hayattan tatmin
olma düzeyleri beklenenin üzerindedir.
Anlatılan ve aktarılan tüm koşullar bir arada düşünüldüğünde, dünya genelinde “mutlu”
olabilmenin genel geçer bir durumunun olmadığı ortaya çıkmaktadır. Farklı koşullar içinde
toplulukların farklı mutluluk düzeylerine sahip olmaları, topluluğun mutluluğuna etki eden
farklı faktörlerin bulunduğunun göstergesidir. Önemli olan her topluluğa ve topluma uygun
bu değerlerin tespit edilmesidir. Ancak bu sayede araştırma sonuçlarının verimlilik düzeyi
yüksek olacaktır.
KAYNAKÇA
Veenhoven, R. (1991) Is Happiness Relative? Social Indicators Research, Vol.24, pp. 1-34
Veenhoven, R. (2000) “Freedom and Happiness: A Comparative Study in Fouty Four Nations
in the Early 1990s” in E.Diener and E.M. Suh(eds) Culture and Subjective Well Being,
pp.257-288. Cambridge MA: MIT Pres
Veenhoven, R. (2000b) The Four Qualities of Life, Ordering Concepts and Measures of Good
Life, Journal of Happiness Studies, Vol 1; pp.1-39
- 13 -
Veenhoven, R. (2006) Sociology’s Blind Eye For Happiness (Paper presented at the 16th
World Congress of Sociology at Durban, South Africa)
Veenhoven, R. (2007) Quality of Life Research, 21st Century Sociology, A Reference
Handbook, Vol.2, pp.54-62
TÜİK (2011) 2010 Yaşam Memnuniyeti Araştırması Haber Bülteni, Ankara: TÜİK
Sotgiu,I. Galati,D. Manzano M. and Rognoni, E. (2011) The Subjective Components of
Happiness and Their Attainment: a cross cultural comparison between Italy and Cuba, Journal
of Happiness Studies, Vol.12, pp. 353-371
Ouweneel, P. (2002) Social Security and Well Being of The Unemployemed In 42 Nations,
Journal of Happiness Studies 3: 167-192
Plagnol, A.C., Scott J. (2010) What Matters for Well-Being: Individual Perceptions of Quality
of Life Before and After Important Life Events, Applied Research Quality of Life (2011),
6:115-137
- 14 -
T.C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ
DİL VE TARİH-COĞRAFYA FAKÜLTESİ
SOSYOLOJİ BÖLÜMÜ
Proje Sorumlusu
Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu
YALIM BELDESİ SOSYAL ARAŞTIRMASI
1
ANKARA-2012
İÇİNDEKİLER
İÇİNDEKİLER ................................................................................................. 2
Kısaltmalar .................................................................................................... 3
Tablolar Listesi ................................................................................................. 4
ÖNSÖZ ...................................................................................................... 6
1. GİRİŞ ...................................................................................................... 8
BÖLÜM 2: SOSYO-DEMOGRAFİK ÖZELLİKLER ....................................................................... 12
2.1. Yalım’ın Aşiret Yapısı ......................................................................................... 13
2.2 Belde'de Asayiş Sorunu......................................................................................... 40
2.3 Çalışma Durumu ve Koşulları .................................................................................... 41
2.4. Beldenin Sorunları ........................................................................................... 44
2.5 Beldede Kurslar .............................................................................................. 47
2.6. Beldenin Belediye hizmetleri ................................................................................... 51
BÖLÜM 3: SONUÇ ............................................................................................. 71
KAYNAKÇA ................................................................................................. 75
Ek.1. Katılımcı Listesi ............................................................................................ 76
Ek 2: Mülakat Formu ............................................................................................. 78
2
Kısaltmalar
AK Parti: Adalet ve Kalkınma Partisi
BDP: Barış ve Demokrasi Partisi
CHP: Cumhuriyet Halk Partisi
GAP: Güneydoğu Anadolu Projesi
MAREV: Mardinliler Eğitim ve Dayanışma Vakfı
MHP: Milliyetçi Hareket Partisi
SGK : Sosyal Güvenlik Kurumu
STK: Sivil Toplum Kuruluşu
3
Tablolar Listesi
Tablo 1: Mahalle Dağılımı ...........................................................................................
Tablo 2: Cinsiyet Dağılımı ...........................................................................................
Tablo 3: Medeni Duruma Göre Dağılım ..................................................................................
Tablo 4: Anadile Göre Dağılım ........................................................................................
Tablo 5: Dine Göre Dağılım ..........................................................................................
Tablo 6: Mezheplere Göre Dağılım .....................................................................................
Tablo 7: Sünnilerin Mezheplere Göre Dağılımı .............................................................................
Tablo 8: Eğitim Durumuna Göre Dağılım .................................................................................
Tablo 9: Eğitim Görmeyenlerin Okuma Yazma Bilmesine Göre Dağılımı ............................................................
Tablo 10: Eğitim Görenlerin Mezuniyet Durumuna Göre Dağılımı ................................................................
Tablo 11: Çalışma Durumuna Göre Dağılım ...............................................................................
Tablo 12: Çalışmayanların Dağılımı.....................................................................................
Tablo 13: Çalışanların Güvence Durumuna Göre Dağılımı ......................................................................
Tablo 14: Güvencesiz Çalışanların Durumuna Göre Dağılım ....................................................................
Tablo 15: Güvence Durumuna Göre Dağılım ...............................................................................
Tablo 16: Hanenin Birinci Geçim Kaynağına Göre Dağılımı.....................................................................
Tablo 17: Hanenin İkinci Geçim Kaynağına Göre Dağılımı .....................................................................
Tablo 18: Oturulan Evin Mülkiyetine Göre Dağılım ..........................................................................
Tablo 19: Konut Tipine Göre Dağılım ...................................................................................
Tablo 20: Müstakil Evlerin Yapı Malzemesine Göre Dağılımı ...................................................................
Tablo 21: Evin Oda Sayısına Göre Dağılımı ...............................................................................
Tablo 22: Mutfağın İçerde Olup Olmamasına Göre Dağılımı ....................................................................
Tablo 23: Banyonun İçerde olup/olmamasına Göre Dağılımı ....................................................................
Tablo 24: Tuvalet Özelliğine Göre Dağılımı ...............................................................................
Tablo 25: Hanede yaşayan toplam kişi sayısı ...............................................................................
Tablo 26: Aile Tipi Dağılımı .........................................................................................
Tablo 27: Hanelere Göre Kredi Kartı Dağılımı ..............................................................................
Tablo 28: Hanelere Göre Banka Hesabı Dağılımı ............................................................................
Tablo 29: Hanelere Göre Ev Dağılımı ...................................................................................
Tablo 30: Hayvan sahibi olma ........................................................................................
Tablo 31: Hanelere Göre Toprak Dağılımı ................................................................................
Tablo 32: Hanelere Göre Kira Geliri Dağılımı ..............................................................................
Tablo 33: Hanelere Göre Sabit Telefon Dağılımı ............................................................................
Tablo 34: Hanelere Göre Cep Telefonu Dağılımı ............................................................................
Tablo 35: Hanelere Göre İnternet Dağılımı ................................................................................
Tablo 36: Hanelere Göre Bilgisayar Dağılımı ..............................................................................
Tablo 37: Hanelere Göre Çamaşır Makinesi Dağılımı .........................................................................
Tablo 38: Hanelere Göre Bulaşık Makinesi Dağılımı ..........................................................................
Tablo 39: Hanelere Göre Fırın Dağılımı ..................................................................................
Tablo 40: Hanelere Göre Şofben Dağımı .................................................................................
Tablo 41: Hanelere Göre TV Dağılımı ...................................................................................
Tablo 42: Hanelere Göre Elektrik Süpürgesi Dağılımı .........................................................................
Tablo 43: Hanelere Göre Klima Dağılımı .................................................................................
Tablo 44: Hanelere Göre Pasaport Dağılımı................................................................................
Tablo 45: Hanelere Göre Akraba Evliliği Dağılımı ...........................................................................
Tablo 46: Hanelere Göre Evlilik Cüzdanı Dağılımı ...........................................................................
Tablo 47: Hanelere Göre Kuma Olup Olmama Durumunun Dağılımı ...............................................................
Tablo 48: Hanelere Göre Devlet Yardımı Dağılımı ...........................................................................
Tablo 49: Hanelere Göre Engelli, Bakıma Muhtaç Dağılımı .....................................................................
Tablo 50: Hanelere Göre Hükümlü Dağılımı ...............................................................................
Tablo 51: Hanelere Göre Mevsimlik Göç Edenlerin Dağılımı ....................................................................
Tablo 52: Hanelere Göre İş Bulamadığı İçin Çalışmayan Dağılımı .................................................................
Tablo 53: Çevredeki en önemli Birinci Soruna Göre Dağılım ....................................................................
Tablo 54: Çevrede ki En Önemli İkinci Soruna Göre Dağılım ....................................................................
Tablo 55: Bölgedeki Kavga ve Anlaşmazlıkların Değişimine Göre Dağılım ...........................................................
Tablo 56: Dolandırıcılıkta Yaşanan Değişime Göre Dağılım .....................................................................
Tablo 57: Hırsızlıkta Yaşanan Değişime Göre Dağılım ........................................................................
Tablo 58: Boşanmalarda Yaşanan Değişime Göre Dağılım ......................................................................
Tablo 59: Meslek Edindirme Kurslarını İsteme Derecelerine Göre Dağılım ...........................................................
4
16
17
17
17
18
19
20
20
20
21
21
22
22
23
23
24
25
26
26
27
27
28
28
28
29
29
30
30
31
31
31
33
33
34
34
34
35
35
35
36
36
36
37
37
37
38
38
39
39
40
41
42
44
45
45
46
46
47
47
Tablo 60: Yıllara göre kurs ve kursiyer sayıları .............................................................................
Tablo 61: Yıllara göre kurs ve kursiyer Özet Tablosu .........................................................................
Tablo 62: Çocukların Yeteneklerine Göre Dağılımı...........................................................................
Tablo 63: Belediyenin Sosyal Faaliyet Hizmetine Göre Dağılım ..................................................................
Tablo 64: Parkın Olup Olmasına Göre Dağılım .............................................................................
Tablo 65: Parktan Memnuniyete Göre Dağılım .............................................................................
Tablo 66: Çevre Düzenleme Hizmetinin Varlığına Göre Dağılım..................................................................
Tablo 67: Çevre Düzeninden Memnuniyete Göre Dağılım ......................................................................
Tablo 68: Spor Hizmetlerinin Varlığına Göre Dağılım .........................................................................
Tablo 69: Spor Hizmetlerinden Memnuniyet Derecesine Göre Dağılım .............................................................
Tablo 70: Engellilere İstihdam Hizmetinin Varlığına Göre Dağılımı ...............................................................
Tablo 71: Engellilere İstihdam Hizmetinden Memnuniyet Derecesine Göre Dağılım .....................................................
Tablo 72:Engelli ve Yaşlı Bakımının Varlığına Göre Dağılımı ...................................................................
Tablo 73: Engelli ve Yaşlı Bakımı Hizmetinin Memnuniyet Derecesi ...............................................................
Tablo 74: Cenaze Hizmetlerinin Varlığına Göre Dağılım .......................................................................
Tablo 75: Cenaze Hizmetlerinden Memnuniyet Derecesine Göre Dağılımı ...........................................................
Tablo 76: Mesleki Kurs Hizmetinin Varlığına Göre Dağılımı ....................................................................
Tablo 77: Mesleki kurs hizmetinden memnuniyet derecesi ......................................................................
Tablo 78: Okuma Yazma Kursunun Varlığına Göre Dağılım ....................................................................
Tablo 79: Okuma Yazma Kursu Hizmetinin Memnuniyet Derecesine Göre Dağılımı ....................................................
Tablo 80: Kütüphane Hizmetinin Varlığına Göre Dağılımı ......................................................................
Tablo 81: Kütüphane Hizmetinden Memnuniyet Derecesine Göre Dağılımı ...........................................................
Tablo 82: Pastane ve Lokanta Hizmetinin Varlığına Göre Dağılımı ................................................................
Tablo 83: Pastane ve Lokantalardan Memnuniyet Derecesine Göre Dağılımı ..........................................................
Tablo 84: Yapılması En Çok İstenen Hizmete Göre Dağılımı ....................................................................
Tablo 85: İmkân Olursa Fabrika da Çalışma İsteğine Göre Dağılım ................................................................
Tablo 86: Cinsiyet Durumu İle Fabrika da Çalışmak İsteyenlerin Karşılaştırılması ......................................................
Tablo 87: İmkân olursa Tekstil Atölyesinde Çalışma İsteğine Göre Dağılım ..........................................................
Tablo 88: Cinsiyet İle Tekstil Atölyesinde Çalışmak İsteyenlerin Karşılaştırması .......................................................
Tablo 89: Cinsiyet İle Turizm ve Rehberlik Alanında Çalışmak İsteyenlerin Karşılaştırılması..............................................
Tablo 90: Tarım ve Hayvancılık Alanında Çalışma İsteğine Göre Dağılım ...........................................................
Tablo 91: İmkân Olursa Turizm Ve Rehberlik Alanında Çalışma İsteğine Göre Dağılım ..................................................
Tablo 92: Cinsiyet İle Tarım ve Hayvancılık Alanında Çalışmak İsteyenlerin Karşılaştırılması ..............................................
Tablo 93: İnşaat/Tesisat Alanında Çalışma İsteğine Göre Dağılım .................................................................
Tablo 94: Cinsiyet İle İnşaat/Tesisat Alanında Çalışmak İsteyenlerin Karşılaştırılması....................................................
Tablo 95: Cinsiyet İle Diğer Çalışma Alanlarının Karşılaştırılması.................................................................
5
49
50
50
51
51
52
52
52
53
53
54
54
55
55
56
56
57
57
57
58
58
59
59
59
60
61
62
63
63
64
65
65
66
67
68
69
ÖNSÖZ
Ankara Üniversitesi Türkiye’deki yükseköğretim sistemi içinde “eğitim”, “araştırma”,
“topluma hizmet” ve “uluslararasılaşma” konularında güçlü bir konuma sahiptir. Eğitim
sisteminde “öğrenci merkezli” olma ilkesi benimsenmiştir. Toplumun ihtiyaçlarına yönelik
araştırmalar yapmaya ve yenilikler geliştirmeye ağırlık verilmektedir. Yaşamın içinde olmak
önemsenmekte
ve
yerel
gelişme
programları
desteklenmektedir.
Bu
amaçla
Çocuk
Üniversitesi’nin yanı sıra kadın, yaşlı ve dezavantajlı gruplara öncelik veren uygulama ve
araştırma merkezleri açılmıştır.
Küreselleşmenin tüm dünyadaki genel etkileri ve Türkiye’nin Avrupa Birliği'ne girme
çabaları çerçevesinde ülkede insan hakları ve demokrasi konusunda önemli gelişmeler olmuş,
daha insan merkezli devlet ve kamu yönetimi anlayışına doğru bir dönüşüm başlamıştır. Bu
bağlamda üniversitelerin de kamu hizmeti veren kuruluşlar olarak “toplumsal sorumluluk”
projelerinde yer almaları beklenmeye başlamıştır. Bu duyarlılığın göstergesi olarak Ankara
Üniversitesi, Mardin Yaz Okulu Projesi'ne destek vermiştir.
Ankara Üniversitesinin topluma yönelik olarak düzenlediği tüm faaliyetlerinde sivil
toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapılması ilkesi genel olarak benimsenmiştir. Nitekim söz konusu
yaz okulu da GAP Kadın ve Çocuk Derneği ile birlikte Yalım İlköğretim Okulunda
yürütülmüştür. Mardin Valiliği, Kalkınma Bakanlığı ve MAREV de önemli maddi katkıda
bulunmuştur. .
Bu çalışma Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümünün
söz konusu proje kapsamında Mardin Yalım’da bulunduğu 25 Haziran- 5 Ağustos 2012 tarihleri
arasında yürütülen saha araştırmasının verilerine dayanmaktadır. Yalım Belediyesi’nin
demografik veri eksikliği, daha önce bu bölgede herhangi bir çalışmanın bulunmayışı ve Yalım'ı
daha yakından tanıma isteği bu çalışmayı ortaya çıkaran unsurların birkaçı olarak anılabilir.
Ankara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü sosyoloji öğrencilerini (Bkz. Ek 1) kuram ve
uygulama bütünlüğüne sahip olarak yetiştirmek üzere eğitimi dershane dışına taşımayı ve bilginin
kaynağına dönmesine yönelik bilimsel araştırmalar yaparak sosyal sorumluluk ve duyarlılığı
geliştirmeyi misyon edinmiştir. Toplumbilimsel düşün yeteneğini geliştirme; kültür, toplumsal
6
yapı ve bireyi dengeleyen kapsamlı sosyolojik çalışmalarla toplum ve bilimi buluşturma aynı
zamanda da sivil toplumun gelişmesine katkıda bulunma vizyonlarını birleştirilerek ortaya
konulan bu araştırma hem nicel hem de nitel veri toplama teknikleriyle yapılmıştır.
Bu çalışmanın gerçekleşmesine olanak sağlayanlara başta GAP Kadın ve Çocuk Derneği
Başkanı Özlem Avuka ve arkadaşları olmak üzere dönemin Mardin Vali Yardımcısı Şenol Koca,
MAREV yöneticileri ve tüm Yalımlılar ile
araştırmada görev alan öğretim elemanları ve
öğrencilerimize teşekkür ederim.
Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu
Ekim-2012
7
1. GİRİŞ
Mardin, Dünya’ya örnek gösterilebilecek yaşam tarzını çok sayıda medeniyete ev
sahipliği yapmış olmasından almaktadır. Mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri
ile zamanın durduğu izlenimini verirken; verimli ovaları, stratejik konumu ve turizm potansiyeli
ile de zamanın ruhunu yakalamaya doğru adım atan bir kenttir (http://www.dika.org.tr).
. Mardin yüzyıllardır süregelen birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olması bakımından
adeta bir açık hava müzesi gibidir. Mardin merkez, Midyat merkez, Savur ilçe merkez ve Dara
ören yeri özgün yapılarıyla kentsel sit alanı olarak tescil edilmiştir. Mardin il merkezi ve
ilçelerinde Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Müdürlüğünce tescil edilmiş 665 adet tarihi
bina mevcuttur. İpek Yolu güzergâhında olması nedeniyle Mardin ili ve çevresinde beş han ve
kervansaray da mevcuttur (www.mardinkulturturizm.gov.tr). Bu zenginlikleriyle Mardin
Türkiye’nin ve Dünya’nın yükselen turizm değerleri arasında da yerini almaktadır.
Yalım, Güneydoğu Anadolu bölgesinin ve Türkiye’nin tarihi kenti Mardin’in kuzey
bölümünde yer alan bir beldedir. Mardin’in merkez beldesi olan Yalım geride kalan birkaç yılda
önemli değişikliklerin yaşandığı bir bölgedir. Köy iken sonradan belde statüsü kazanması ve
önceden göç verirken şimdi tersine göç alması Yalım'da da sağlıksız kentleşme gibi fiziki
problemleri ortaya çıkarmıştır. Bunun yanı sıra konumu itibariyle yarı köy yarı kent unsurları bir
arada taşıyor olması, eğitim düzeyinin düşüklüğü, görece yüksek suç oranları, gençlerin
uyuşturucu maddelere yönelmeleri ise Yalım'da hızlı değişmeye bağlı “sosyal disorganizasyon”
emareleri olarak değerlendirilebilir. “Sosyal çözülme” olarak da literatürde geçen bu durum, hızlı
değişimler sonucu ortaya çıkan yeni norm ve değerlere mevcut sosyal kurumların uyum
sağlayamaması olarak tanımlanmaktadır (Türkdoğan, 1996).
Aslında pozitivizm ve ampirizm temelli klasik işlevselcilik belirli bir toplumda bulunan
sosyal sorunları açıklamada iki yol önerir (Kasapoğlu, 2011):
i) Sosyal Patoloji Açıklaması: Buna göre, kötü ya da yanlış yönlendirilmiş bireylerin kasıtlı
davranışları sonucunda sosyal problemler ortaya çıkar. Örneğin bir birey dıştan bir mikrop veya
virüsler; içten de hastalıklı hücreler yüzünden hastalanabilir. İşte bu hastalıklı bireyler toplumu da
etkilerler. Bu görüşe göre ateşlenmek belirli bir bedensel hastalığın belirtisi iken, yoksulluk gibi
suç da toplumsal hastalıkların belirtisidir. Buradan varılan sonuç da ilginçtir. Şöyle ki, nasıl
8
fiziksel sağaltım için bedenin mikroplardan temizlenmesi gerekiyorsa, toplumların da sorun
yaratan bu tür hastalıklı birey ve gruplardan ya tedavi görerek ya da atarak kurtulması gerekir.
Örneğin ekonomik sorunlarından tembellik ya da çalışma isteği ve şevki olmadığı için sorumlu
olan
fakir
insanlara
çalışma
ahlakı
ve
arzusu
kazandırılarak
yoksulluğun
ortadan
kaldırılabileceğini düşünürler. Çünkü tembellikleri yüzünden çalışmama patolojik bir durumdur
ve bir an önce ortadan kaldırılmalıdır. Suçun da aynı şekilde suçluların yakalanmasıyla denetim
altına alınacağını düşünürler. Toplumun korunması için bu insanlara ömür boyu hatta idam cezası
dahi verilebilir. Büyük sistemin sürekli sağlığı en önemlidir ve hastalanmış toplumsal parçaları
keserek kötülükleri azaltan her şey meşrudur. Sosyal sorunları, uyumsuzluk, ahlaksızlık ve sosyal
çözülme biçiminde kavramlaştıran sosyal patoloji yaklaşımı boşanma, eğitimsizlik ve akıl
hastalıklarını tartışırken, toplumdaki mevcut kurallara uymada bireylerin başarısızlığı üzerinde
odaklaşır. Diğer bir ifade ile toplum ya da devletin, toplum ya da sağlık programlarındaki
yetersizliği yerine bireyi, toplumdaki normlara uymada başarısız olarak görür ve suçlar. Aslında
burada yansılanan Durkheim’ın ahlakçı görüşüdür. Mevcut kapitalist düzen normal olarak kabul
edilmekte, aksayan yönler ise sapma, anormal ve patolojik olarak görülmektedir.
ii)Sosyal Çözülme Açıklaması: İkinci bir yorum olarak soysal çözülme kavramlaştırmasına göre,
sosyal problemler toplumdaki normal durumda yapının öğeleri arasında var olan denge ve
uyumun bozulması sonucunda ortaya çıkarlar. Sistemin bir bölümünde ortaya çıkan rahatsızlıklar
karşılıklı ilişki halindeki diğer bölümleri de etkiler. Bu yüzden ortaya çıkan sorunlar sistemin iyi
işlemediğinin işaretidir. Bu yaklaşımda problemin çözülmesi bozulan yapının onarılmasıdır. Eğer
mevcut yapının içinde sorun çözülmezse, yapı yeni ve farklı düzeyde denge oluşturarak sorunu
çözümler.
Suç oranlarının artışı ve kentleşme arasındaki ilişki türlü boyutlarıyla pek çok sosyal
araştırmanın konusu olmuştur ve olmaya da devam etmektedir (Korkmaz, 2007). Suçun ortaya
çıkışını açıklayan yaklaşımlardan biri olan “sosyal çözülme kuramı” suçun resmi olmayan sosyal
caydırıcı unsurlarına odaklanmaktadır (Kelly, 2000).
Bu nedenle işsizlik, yoksulluk ve
ekonomik sıkıntılar ile birlikte artan suç oranları üzerinde “sosyal çözülme” nin etkisi olduğu
açıktır (Kızmaz, 2003).
Yalım Beldesi sosyoekonomik olarak alt tabaka bir kentsel mekan olmasına rağmen son
yıllarda etrafına inşa edilen çok katlı lüks yapılar beldeye sosyoekonomik seviyesi görece yüksek
kişilerin yerleşmesini sağlamıştır. Eski Mardin’den, Nusaybin’den ve Mazıdağı’ndan Yalımköy’e
yerleşen kişiler bu bölgeyi geldikleri yere göre daha “güvenli gördüklerini” söylemişlerdir. Bu
9
durum bölgeyi bir cazibe merkezi haline getirerek rantın artmasına sebep olmuştur. Bu ise,
beldedeki gelir dağılımı eşitsizliğinin mekana yansımasına yol açmaktadır.
Yalım’da
yaşayan
dezavantajlı
gruplara
yönelik
birçok
sosyal
içerikli
proje
yürütülmektedir. Bu projelerin etkin bir biçimde gerçekleştirilebilmesini yani gerçek sorunlara
nüfuz edebilmesini engelleyecek türden yaş, eğitim, istihdam durumu, etnik ve dini özellikleri,
çatışma nedenleri, kamu hizmetlerinden memnuniyet ve beklentilerine ilişkin bilgi eksikliği
saptanmıştır. Bu veri eksikliğinin giderilmesi hem olası sosyal içerikli projelere hem de Yalım
Beldesi’nin yerel yönetimine bilgi kaynağı olacaktır.
Yapılan çalışmanın amaçları olarak aşağıdaki sorulara yanıt aranmıştır:
1) Örneklemin demografik özellikleri nelerdir?
2) Belde halkı hangi tür sorunları önemli görmektedir?
3) Belde halkının yerel yönetimden beklentileri nelerdir?
Yalım Beldesi’nin geçirdiği hızlı değişim ve dönüşüm bölgeyi araştırmaya değer kılan
unsurların başında gelmektedir. Bunun yanı sıra Yalım Beldesi’ne ait eğitim, sağlık, yaş,
hanedeki birey sayısı ve mülkiyet durumuna ilişkin detaylı demografik verinin bulunmayışı da
araştırmayı önemli kılan bir diğer sebeptir. Araştırmanın diğer bir önemi ise sürdürülebilirliğe
önem vermesi ve bilginin kaynağına dönüşünü sağlamayı hedeflemiş olmasıdır. Bu sayede elde
edilen veriler bölgede yaşayan kişilerin problemlerinin çözümüne yönelik olarak işlevsel bir
biçimde kullanılabilecektir.
Yalım Beldesi’nde gerçekleştirilen bu araştırmanın birincil sınırlılığı bölgede yaygın
olarak konuşulan dil ile görüşmecilerin anadillerinin farklı olmasıdır. Bunun yanı sıra bölgedeki
eğitim düzeyinin düşüklüğü özellikle nicel görüşmelerde zorlayıcı olmuştur. Araştırmanın
sınırlılıkları arasında sayılabilecek bir diğer unsur ise sahanın Ramazan ayını da kapsayan yaz
aylarında gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Ayrıca belde sakinleri ile yapılan yapılandırılmış görüşmeler ile derinlemesine
görüşmelerde beldede yaşanan gerek makro ölçekte gerekse mikro ölçekteki gelişmelerden
bağımsız bilgiler elde edilmediğini de not etmek gerekir. Beldede oluşan arazi rantı, Kürt
meselesinin sıcaklığını devam ettiriyor oluşu ve beldenin iki siyaset arasında sıkışan kimliği gibi
konular belde sakinlerinde dışarıdan gelen her "yabancı" ya karşı bir güven sorununu da
beraberinde getirmiştir. Belde sakinlerinin misafirperverliğini ve sıcakkanlılığını belirtmek
yerindedir; fakat bu sıcaklığın bilgi edimi sürecinde nesnel bir tavra zemin sunup sunmadığı
meselesi araştırma sürecinde sıklıkla tartışma konusu olmuştur.
10
Yalım Beldesi’nde gerçekleştirilen bu çalışmada öncelikli olarak tam sayım yapılması ve
yapılandırılmış soru formu kullanılmasına karar verilmiştir. Literatür taramasının ardından daha
önce yapılan araştırmalarda da kullanılan birçok soru mülakat formuna araştırmanın amaçlarına
uygun olarak eklenmiş ve bir pilot
çalışma yapılmıştır.
Başlangıçta hazırlanan formda eşit
sayıda tutum ve davranış soruları bulunmaktaydı. Ancak yapılan pilot çalışma sırasında mevcut
birçok tutum sorusunun işler olmadığı görülerek, hem soruların dili sadeleştirilmiş hem de birçok
tutum sorusu formdan çıkarılmıştır. Bu sadeleştirmelerden sonra yeniden bir pilot çalışma
yapılmıştır. İkinci pilot çalışmada soru formunun yeniden sadeleştirilmesi gerekliliği
araştırmacılar tarafından saptandıktan sonra tüm tutum sorularının anketten çıkartıldığı da ayrıca
belirtilmelidir.
Bölgede görüşmecilerin halkla iletişim kurmasını kolaylaştıran ise çalışmanın temelden
bağlı olduğu Yalım Yaz Okulu Projesi olmuştur. Görüşmecilerin yaz okulu esnasında bölgede
yaşayan öğrencilerle iletişim geliştirmiş olması beldede görüşmecilerin kolaylıkla kabulünü
sağlamıştır. Bunun yanı sıra Yalım Beldesi’nin yerel yönetiminin araştırmaya kendi çalışanlarıyla
destek vermesi de araştırmanın gerçekleştirilmesini kolaylaştırmıştır.
11
BÖLÜM 2: SOSYO-DEMOGRAFİK ÖZELLİKLER
Mardin İli Yalım Beldesinde bulunan Hürriyet Mahallesi ile Cumhuriyet Mahallesi,
büyüklükleri oranında araştırmada yer almışlardır. Hürriyet Mahallesi, Mardin merkezden Ömerli
yönüne doğru gidildiğinde solda, beldenin giriş kısmında ya da beldenin batı tarafında
bulunurken, Cumhuriyet Mahallesi beldenin doğu kısmındadır.
Cumhuriyet Mahallesi'nde halen hayvancılıkla uğraşanlar bulunmaktadır. Bu yüzden söz
konusu mahalle yarı kırsal özellikleri taşımasıyla diğer mahallelerden ayrılmaktadır. Hürriyet
mahallesi ise beldenin ve bir ölçüde Mardin'in orta sınıfını içine alan ve giderek apartmanlaşan
bölgesinde yer almaktadır.
Beldeden ekonomik nedenlerle il dışına göç gerçekleşmişse de tekrar beldeye dönenlere
sıklıkla rastlanmıştır. Geriye göçün en önemli nedeni olarak beldenin imara açılmasına bağlı
olarak tarlaların arsa niteliği kazanması sonucu artan toprak rantı olduğu hem görünür fiziki
manzaradaki inşaat yapılarından hem de görüşme yapılan belde sakinlerinin verdiği bilgilerden
anlaşılmaktadır.
Mardin'in gerek jeopolitik konumu ve mekânsal açıdan giderek genişlemesiyle gerekse
sosyolojik dönüşümünün de etkisi ile Yalım beldesinde önemli kırılmaların yaşanmakta olduğunu
söylemek gerekir. Bunun yanında beldenin politik olarak Kürt sorunu ekseninde siyaset
yürütüyor oluşu (Belediye Barış ve Demokrasi Partisi'ndedir) ile Mardin merkezin ve buna bağlı
olarak bürokrasinin ağırlıklı kesiminin Araplardan müteşekkil olması ve dolayısıyla geçmişten
bugüne sürüp giden bir toplumsal yarılmanın varlığı dikkat çekmektedir. Mardin ilçelerinin
çoğunluğunun Kürt ancak merkezin Arap olması sadece etnik bir farklılığa değil aynı zamanda
ekonomik ve siyasal bir bölünmüşlüğü de beraberinde getirmektedir. Zira Mardin merkez
belediye Adalet ve Kalkınma Partisi'nde iken ilçelerin Barış ve Demokrasi Partisinin elinde
bulunması ve son yasal bazı düzenlemeler , arka planda siyasal, ekonomik ve kültürel
mücadelenin de önemli bir itici gücü olmaktadır. Bunun yanında Mardin'in Suriye sınırında
bulunması ve dolayısıyla Ortadoğu'ya açılan önemli bir kapı işlevi görmesi de önemli bir
boyuttur. Diğer taraftan yeni kurulan Artuklu Üniversitesi'nin kentin demografik niteliğinin
dönüşümüne yaptığı ve yapacağı katkı da ekonomik ve sosyal anlamda kentte değişimleri
beraberinde getirmiştir. Bütün bu gelişmelerden dolayı geçmişten bugüne Mezopotamya'nın
önemli merkezlerinden Mardin'in jeopolitik konumunu giderek güçlendirmesi yanında bu
12
konumsal niteliğin toplumsal dönüşümle olan bağının da son derece çelişkili ve çatışmalı ilişkiler
taşıdığının da belirtilmesi gerekir. Yalım’da belirtilen bu gelişmelerin yansıması daha derinden
hissedilmektedir. Dolayısıyla söz konusu edilen durumun beldede yapılan araştırma sürecine
etkisinin olduğunu da belirtmek yerinde olacaktır.
2.1. Yalım’ın Aşiret Yapısı
Yalım beldesi "Daşi" adlı Kürt aşiretine ve buna bağlı üç koldan gelişen soya
dayanmaktadır. Bunlar içinde beldeye ilk gelen ve daha çok Cumhuriyet Mahallesinde yaşayan
Şabukiler halen hayvancılık ile de uğraşmakta olup toprakları merkeze daha yakın olduğu için
daha çok kıymetlenen ve dolayısıyla en zengin olanlardır. Diğer iki soy ise Aliki/Alikan ile
Kasikilerdir. Alikiler daha çok Hürriyet mahallesinde ikamet etmektedir. Kasikiler ise en son
beldeye gelenler olarak toprakları hem az hem de uzakta olanlardır. Bu yüzden Alikiler ikinci
zengin aileler iken Kasikiler en sonda yer almaktadır.
Öte yandan önceden
Mansuriye olarak anılan
Yalım beldesi çok eski bir yerleşim
merkezi olup tarihsel ve kültürel öneme sahiptir.
Mansuriye
“Kentin hemen kuzeybatısındaki, nüfusu tamamen Hıristiyan olan Mansuriye köyünün
(bugünkü Yalım beldesi) gelir kaynağı, sebze ve meyve dışında, neredeyse tamamen “meyzer”
adı verilen başörtülük ince kumaş üretimi idi.”
“Osmanlı yönetimi, zaman zaman tartışmalara yol açan dokumacılığın vergilendirilmesi
konusunda titiz davranmış, kanunnamelere koyduğu ayrı maddelerde, örneğin Mansuriye’deki
Meyzer üretiminden eskiden alınan 5 akçeyi usulsüz bularak 1530’dan itibaren 1 akçeye
indirmiştir.” (Aydın vd., 2000: 142)
“… Mansuriye’de, Mar Osyo Kilisesi tapu davasına konu olmuş ve mahkeme buranın
Hıristiyan ve Müslümanlarca ortak kullanılmasına karar vermiş, Mar Barsawmo Kilisesi’nin
medresesi de, taşları köyde yapılan okulda kullanılmak üzere yıkılmıştır.” (Akyüz, 1998: 132)
13
Eski Mardin’de Cumhuriyet Kasabı adlı dükkânı bulunan ve tarihe meraklı bir kişi olan
Necmi Cırık ile yapılan derinlemesine görüşmede, Mardin ve Yalım beldesinin tarihi ile ilgili şu
bilgiler elde edilmiştir:

Mardin ve Yalım’da önceki zamanlarda Süryaniler (Ortadoks) ve Ermeniler
yaşamıştır.

Mardin’in adı Artuklu Sultanı Mansur’dan gelmektedir. Yöneticiler, gerek Osmanlı
gerekse Cumhuriyet döneminde iktidara yakın hareket etmişler. Tek amaç ibadetlerini
rahatça yapabilmek olmuştur.

Mansuriye’den önceki ad "Redka"dır. Mağrip şehri "Akras" şeklinde geçmektedir.

Mansuriye’de Bizanslılar döneminde sulu arazi ve dut ağaçları yetiştiğinden ipekçilik
yapılmaktaymış.

Eserlerde Roma ve Yunan etkileri olduğu söylenmektedir. Apollo resmi, Zinnar
tarafında da Roma Bayrağı /Katolik haçı resimlerine rastlanıyor. İskender Kasrı
bulunuyor.

Bizanslılar döneminde Mardin Kalesi yapılıyor. O dönemde “Marya” ve “Arya”adında
iki kız kardeş ve iki kale var. Kadınlar yönetimdeler. Marya, Mardin Kalesini; Arya ise
Zinnar’daki kaleyi yaptırıyor. Mardin ismi Marya’dan gelmektedir. O dönemden kalma
kaya mezarları ve evler var.

Miladi 1639 da 4. Murat döneminde Müslümanlar geliyor. Osmanlı ordusundaki öncü
birlikler olan lağımcılar gelerek ordu için mehter yolu inşa ediyorlar.

Şabukiler ilk gelenler. Abbasilerle akrabalar. Suudi Arabistan kökenliler. Pirhattap/
Mazıdağı'ndan geliyorlar. Âlim ve akıncılar ordudan önce geliyorlar. Ermeni ve
Hıristiyan isyanlarını dengelemek üzere iskân ediliyorlar.

“Mahalmi” adı kullanılmıştır. Daş/Taş ile saldırdıklarından “Daşi” olarak anılıyorlar.
İlk gelen Şabukiler en üst mertebede yer alıyorlar. Arazileri de daha merkezde ve daha
zenginler.

Kendilerini Tikrit kökenli görüp, Saddam Hüseyin’e yakın sayıyorlar. Necmi Cırık’ın
babası Saddam’a yardım edilmesini akraba oldukları düşüncesiyle istiyor. Şabukilerin
14
Abbasi ve Kuzey Irak’tan Mardin’e gelen Araplar olmalarına rağmen daha sonra
Kürtleştikleri söyleniyor.
Necmi Cırık’a göre,“Daşi” bir lakaptır. Şabukiler, AKP’lidir. Ancak Belediye Başkanı
Abdülkerim Adam ise Şabuki
olduğu halde BDP’lidir. Babası Suriye’lidir. Kendisi de Suudi
Arabistan’da çalışmıştır. Şabukiler, Tikrit ve Bağdat’tan gelmişlerdir. Kürtçe ve Arapça
bilirler. Süryanilerle yakın ilişkileri olmuştur.
Onun için rahat yaşanan yer anlamında
Beytkadeş Kabala’da kutsal yerdir.
Daşiler, merkezde bekçilik görevlerinde bulunurlar. Valinin koruması ve süvari olurlar.
Bu yüzden %30’ u merkezde Araplaşmışlardır.
Alikiler, Cizre’den gelmişlerdir. BDP’ lidir. Ortada yer alır. Kasukiler ise en altta
görülür.
Şabuki ve Alikiler önce geldikleri için arazileri merkeze yakındır. Kasukilerin arazileri
en uzaktadır.Tümü Şafidirler. Hıristiyan çocuk ve kadın alıp evlenenler vardır. Bu kadınlar
Müslüman olsa da erkeklerden Müslüman olan yok.
IV. Murat’ın ordusu bölgede çok iyi karşılanıyor. Karşılığında ise, Osmanlılar
tarafından kendilerine bölgede yetişmeyen domates, patates tohumları veriliyor ve yetiştirilmesi
öğretiliyor. Bu yüzden bölgede domatese "İstanbuli" (İstanbul’dan geldiği için) deniliyor.
Sebze olmayan bölgede bu önemli bir yenilik oluyor. Halk hatta kızarmadan bunları turşu
yapıyor. Kızardığında bozulduğunu sanıyorlardı.
1914 de düşmanlık başlıyor. 1915 de Hıristiyanlar öldürülüyor. Kıyım yaşanıyor.
Ermeni soykırımı gerçekleşiyor. Atalar yedi Hıristiyan öldüren cennete gidecek diye
inandırılıyor.
Kaçanlar Beyrut’a gidiyorlar. Bugün oraya gidenler biz Yalım köylüyüz diyemiyorlar.
Çünkü atalarının yaptıkları unutulmamış.
1895 de papaza Vatikan ‘da madalya veriliyor. Süryani/ Ortodoks ve Katolik ittifakı
kuruluyor.
Hıristiyan ustaların yanında yetişenler aynına benzer evler yapmışlar. Bu yüzden bazı
evler eski iken bazıları daha yeniler.
Yalım beldesinin merkezinde Hürriyet, Cumhuriyet ve Safa olmak üzere üç mahalle
bulunmaktadır. Nüfus yoğunluğunun ve yerleşiminin Hürriyet ve Cumhuriyet mahallelerinde
daha yüksek olmasından ve aynı zamanda Yalım'ın tarihsel, otantik halini taşıyan yerlerin bu iki
15
mahallede bulunmasından ötürü iki mahalle araştırmanın alanı olarak seçilmiştir.
Belediyenin 2006 Numaralama Planına göre Cumhuriyet Mahallesinde 17 sokak, üç
cadde, 273 bina, 280 konut, 36 işyeri, altı kamu binası bulunmaktadır. Seçmen kütüğünde ise
toplam nüfus 1960’tır. Yine Belediyenin 2006 Numaralama Planına göre Hürriyet Mahallesinde
13 sokak, altı cadde, 232 bina, 537 konut, 74 işyeri, 12 kamu binası bulunmaktadır. Seçmen
kütüğünde toplam nüfus 3669’dır. Hürriyet mahallesinin bir bölümün şehir merkezinde yer
alması ve bu alandaki yapılaşma ile birlikte beldeye dışarıdan göçün giderek artmaya başladığını
vurgulamak gerekir. Bundan dolayı söz konusu göç alan yeni yerleşim yerlerinde yapılandırılmış
görüşmeler uygulanmamıştır.
Araştırmada toplam olarak 228 kişi ile görüşülmüştür. Bazı görüşmelerin mahalleleri tam
olarak tespit edilememesi nedeniyle toplam sayı 195 olmuştur (Tablo 1). Nüfus yoğunluğuna
bağlı olarak
en fazla görüşme Hürriyet Mahallesinde yapılmıştır.
Tablo 1: Mahalle Dağılımı
Mahalle
Hürriyet
Cumhuriyet
Toplam
Sayı
Yüzde
124
63,6
71
36,4
195
100,0
Yalım beldesi merkezde, Sağlık Bakanlığı Toplum Sağlığı Birimi 2012 kayıtlarına göre
halen 3889 kişi ikamet etmektedir. Yalım’a bağlı Zinnar’ın nüfusu 616 iken Cevizpınar’ın 594'tür.
Bu yüzden toplam nüfus 5099 civarındadır.
Yine Sağlık Bakanlığı 2012 verilerine göre Yalım merkezde 65 yaş üzeri nüfus
sadece %4.76 iken; 15 yaşın altındaki çocuk sayısı bebekler dâhil %23.3'tür. Geriye kalan 15-64
yaştaki üretken nüfus ise %71.4'tür. Beldede kadın (1947) ve erkek (1942) sayısı aynıdır. Zinnar
ve Cevizpınar’ da ise daha yaşlı nüfus olduğu söylenebilir. Çünkü Zinnar’daki nüfusun %12’ si;
Cevizpınar’ın %15.4 ü 15 yaş altındaki çocuk ve bebektir. Yalım beldesi ilköğretim okulunda
eğitim görmek zorunda kalan küçük çocuklu ailelerin göç etmiş olma olasılığı yüksektir.
Özellikle dağınık yerleşime sahip Zinnar’da ve daha uzakta olan Cevizpınar’da nüfus oldukça
azalmış ve yaşlanmıştır demek çok yanlış olmayacaktır.
Kendisiyle görüşme yapılan hane reislerinin yaş dağılımı çok geniştir. Nitekim en düşük
yaş 19, en yüksek yaş 95’tir. Yaş ortalaması ise 41,6’dır. Bu geniş dağılım bölgede genç yaşta
16
evlilik yapılmasından kaynaklanmaktadır.
Tablo 2: Cinsiyet Dağılımı
Cinsiyet
Sayı
Yüzde
Kadın
152
66,7
Erkek
76
33,3
228
100,0
Toplam
Örneklemde yer alan erkeklerin oranı kadınlara göre daha düşüktür. Erkeklerle görüşme
yapılamamasının sebeplerinin başında erkeklerin belde dışında çalışıyor olmaları gelmektedir. Bu
nedenle ağırlıklı olarak kadınlarla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bazı evlerin boş olması
nedeniyle örneklemin hedeflenenin altında kaldığı belirtilmelidir. Yapılandırılmış görüşmelerde
kadın ağırlıklı bir oran olmasına karşın derinlemesine görüşmelerde erkekler ön planda olmuştur.
Tablo 3: Medeni Duruma Göre Dağılım
Medeni
Durum
Sayı
Yüzde
Evli
213
93,4
Dul
15
6,6
228
100,0
Toplam
Mülakatların hane reisleri ile yapılmış olması sebebiyle çoğunluğu evlidir. Ancak sınırlı
oranda dul hane reisi ile de görüşülmüştür. Yaş dağılımının oldukça geniş olması ve ortalama
yaşın yüksekliği paralelinde örneklemin temsil edici olduğu söylenebilir.
Tablo 4: Anadile Göre Dağılım
Anadil
Sayı
Yüzde
Türkçe
2
0,9
Kürtçe
217
95,2
Arapça
9
3,9
Toplam
228
100,0
Beldenin etnik yapısı uyarınca anadili Kürtçe olanlar en fazla orandadır. Bölgede bulunan
sınırlı sayıda anadili Arapça veya Türkçe olanların diğer bölgelerden evlilik yoluyla geldiği
tahmin edilmektedir. Mardin merkeze en yakın olup Kürt nüfusun en fazla olduğu yer olan
17
Yalım’da belediye başkanı da Şabukilerden olup BDP' den seçilmiştir.
Tablo 5: Dine Göre Dağılım
Din
Sayı
İslam
Yüzde/%
228
100,0
Beldenin geçmişinde Hıristiyanlık bulunmakla birlikte kendisiyle görüşülenlerin tamamı
Müslüman’dır. Yalım’ın önceki adı "Mansuriye" olup Cumhuriyet Mahallesindeki Mansuriye
Camisi de daha önceden kilisedir.
Beldenin çok eski bir Süryani yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. Mansuriye camisinde
Şeyh Muhammed Hakim (Hamed Hakim) adlı bir türbe olması onun önemini ayrıca
arttırmaktadır.
Cami imamı Hasan Deniz ile yapılan görüşmede şu bilgiler elde edilmiştir:
Yaz aylarında camide Saat 9.00 da kız –erkek karışık Kur'an kursu başlamaktadır.
Kızlar azınlıktadır. Cami oldukça büyük ve bakımlıdır. Vaktiyle bir kilise iken daha sonra
camiye çevrilmiştir. Sonradan eklenen yeni bir minaresi vardır. Ana bina eski ve sarı Mardin
taşından yapılmış iken, minare beyaz taştan eklendiğinden eski ve yeni arasında uyumsuzluk
göze batmaktadır.
Cami iki katlı olup, üstte perde ile ayrılmış bir asma kat bulunmaktadır. Asma katın
sonundaki türbeye gelindiğinde Mehmet Hâkim'in sandukası hemen göze çarpmaktadır. Türbe
halen ziyarete kapalıdır. Yerde bulunan demir bir kapaktan ise, aşağıya çok dar bir yoldan bir
odaya inilmektedir. Şeyh Hâkim'in burada bir tür çile hayatı yaşadığı anlatılmaktadır. Halen
yerde çeşitli minderler olan geniş avluya sadece çocuklar girip çıkmaktadır. Ramazan ayında
ise yaşları 9-13 arasında değişen genç kızların ibadet mekânı olduğu, onların erkek çocukları
buraya sokmadıkları gözlenmiştir.
Caminin karşısında abdest alınacak kapısı kilitli ve anahtarı imamda olan bir bina
bulunmaktadır. Yaz sabahları cami kapısı 9.00'da imam öğrencilere anahtar verdiğinde
açılmaktadır.
Aktarılanlara göre, yıllar önce bu bölgede oturanların yarısı Hıristiyan yarısı
Müslüman’mış. Bir gün Hıristiyan bir kız kaçırılmış ve uzlaşmak için Müslümanlar şu anda
camiye çevrilmiş olan yerin arazisini Hıristiyanlara vermişler. Hıristiyanlar ise buraya çok
büyük bir kilise yapmışlar. Kilise arazideki iki eski mezarı da kapsayan şekilde inşa edilmiş. Bu
18
mezarlar ise, Şeyh Mansur ve Muhammed Hâkim'e aitmiş. Bunların Hıristiyan olmalarından
kuşkulananlar mezarları açmışlar ve kıbleye dönük olarak gömüldüklerinden Müslüman
olduklarına kanaat getirmişler.
1915 e kadar kilise işlevini görürken, Hıristiyanların öldürülmesi ve sürülmesinden
sonra uzun yıllar boş kalmış. Bazen depo bazen de düğünler için mekân olarak kullanılırken
giderek tahrip olmuş ve bakımsız kiliseyi 1940'larda gören zengin bir kişi kilisenin camiye
çevrilmesine ön ayak olmuş ve kilise onarılarak cami olarak kullanılmaya başlanmış.
Mahkemelik olma durumu olan ve 1965'e kadar hem cami hem kilise olarak
kullanılması kararı olan mekân, bu tarihten sonra tamamen cami malı olmuştur. Hıristiyanlar
yararlanamaz hale dönüşen mekân üzerinde Süryani Kilisesi’nin tekrar haklarının iadesi
girişiminde bulunduğu biliniyor.
Hasan İmam kapıdaki tarihin (1008) Hicri tarih olması gerektiğini, Miladi olmadığını
belirmiştir. Bu tarihin 1639 tarihinde Müslümanların 4. Murat döneminde Yalım’a geldiği
yönündeki bilgilerle tutarlı olduğu söylenebilir. Görüşme yapılan Necmi Cırık da bu yönde
ifadeler kullanmıştır. (1008+622= 1630)
Camide imamın yanında Ku'ran okuyan kişilerden olan Sofi Azo (76 yaşında) da
Nazmi Cırık'ın ifadelerini destekler mahiyette bilgiler vermiştir. Sofi Azo (Sufi Aziz) din
eğitimini bugünkü Mansuriye camisinde almış. 50 yıl önce. Kendisi eğitimin cami girişindeki
sola dönük iç tarafta yer alan salonda verildiğini belirtmiştir. Sofi Azo ile camide yapılan
görüşmelerde bu üç aşiret kolunun artık her ne kadar tek bir aşiret gibi davrandığına yönelik
bilgiler elde edilmişse de üyelerden bazılarının aşiret içindeki farklılıklara ilişkin sorularda
"Biz Alikiyiz, burası da Alikilerin camisi" şeklinde ifadeleri arka planda mekânsal ayrışmanın
kamusal alanlarda da gizli bir şekilde sürdüğünün bir göstergesi olarak yorumlanabilir.
Camiden başka beldede yine Cumhuriyet Mahallesinde Habis adlı çok eski ve bakımsız
tapınak bulunmaktadır. Burası çok büyük terk edilmiş bir mekândır. Dara’daki benzerleri gibi
kayalar içine dört kat oyulmuştur.
Tablo 6: Mezheplere Göre Dağılım
Mezhepler
Sayı
Yüzde
Sünni
228
100,0
Kendisiyle görüşülenlerin tümü mezheplerinin Sünni olduğunu söylemektedir.
19
Tablo 7: Sünnilerin Mezheplere Göre Dağılımı
Mezhepler
Sayı
Yüzde
Şafi
Hanbeli
220
1
96,5
0,4
Hanefi
4
1,8
Bilmiyorum
3
1,3
228
100,0
Toplam
Beldenin çoğunluğu Sünniliğe bağlı Şafi olarak kendisini tanımlamaktadır. Hanbelî ve
Hanefi mezhebinden olanların ise diğer illerden göç veya evlilik yoluyla gelenler olması
muhtemeldir.
Tablo 8: Eğitim Durumuna Göre Dağılım
Eğitim Durumu
Sayı
0
Yüzde
Eğitim görmemiş
104
45,6
Eğitim görmüş
123
53,9
Eğitim görüyor
Toplam
1
0,4
228
100,0
Görüşülen kişilerden yalnızca biri hala eğitim görmektedir. Eğitim görmemiş kişilerin
oranı ile eğitim görmüşlerin oranının birbirine oldukça yakın olması eğitim seviyesinin düşük
olduğunun önemli bir göstergesidir. Belde sakinlerinin Mardin iline bu kadar yakın olmalarına
rağmen eğitim hakkından yeterince yararlanamadıkları belirtilmelidir.
Tablo 9: Eğitim Görmeyenlerin Okuma Yazma Bilmesine Göre Dağılımı
Okuma Yazma Durumu
Sayı
Yüzde
Okuma Yazması Yok
76
73,1
Okuma Yazması Var
28
26,9
104
100,0
Toplam
20
Eğitim görmeyenlerin çoğunluğu okuma yazma bilmezken, sadece bir kısmı okuma
yazma bilmektedir. Okuma yazma bilmeyenlerin oranının bu kadar yüksek olması bir şekilde
eğitim hakkından mahrum kalmış insanların okuma yazma kurslarından ya da çevrelerindeki
okuma yazma bilen kişilerden de faydalanamadığının bir göstergesidir. Örneklemde ileri yaştaki
hane reisi kadınların daha fazla yer alması nedeniyle bulgular beklenen yönde ve tutarlıdır.
Tablo 10: Eğitim Görenlerin Mezuniyet Durumuna Göre Dağılımı
Eğitim Durumu
Sayı
Yüzde
İlkokul Terk
22
9,6
İlkokul Mezunu
70
30,7
4
1,8
13
5,7
Ortaokul Terk
Ortaokul Mezunu
Lise Terk
2
Lise Mezunu
11
Üniversite Mezunu
1
Toplam
123
0,9
4,8
0,4
100,0
Katılımcıların büyük çoğunluğu ilkokul mezunudur. Daha sonra ikinci sırada ilkokulu
yarıda bırakanlar gelmektedir. Ortaokul mezunları ise yalnızca %5,7'dir. Ortaokulu yarıda
bırakanlar da çok düşük orandadır. Lise mezunlarının sadece %4,8'lik bir orana sahip olması
kadar hane reisleri arasında üniversite mezunu yalnızca bir kişi olması da beldedeki eğitim
düzeyinin düşüklüğü konusunda önemli göstergelerdir. Ancak görüşülenlerin çoğunluğunun
kadın olması nedeniyle bulguların beklenen yönde olduğu belirtilmelidir.
Tablo 11: Çalışma Durumuna Göre Dağılım
Çalışma
Durumu
Sayı
Yüzde
Çalışmıyor
21
40
17,5
Çalışıyor
188
82,5
Toplam
228
100,0
Örneklemde yar alan katılımcıların büyük çoğunluğu çalışırken, bir kısmı da (%17,5)
çalışmadığımı belirtmiştir. Örneklemin hane reislerinden oluşması nedeniyle bulgular beklenen
yöndedir.
Tablo 12: Çalışmayanların Dağılımı
Çalışmayanların Durumu
Sayı
Yüzde
Emekli
13
41,9
İşsiz
10
32,3
Bakıma muhtaç (yaşlı ve
hasta)
6
19,4
Aile yardımı
2
6,5
31
100,0
Toplam
Çalışmayanların en büyük kısmı emekli erkek nüfus iken, %32,3 lük kısım işsizdir.
İşsizlerin oranının bu kadar çok olması beldede önemli bir istihdam sorununun da bulunduğunun
bir göstergesidir. Bakıma muhtaç kişiler de oldukça yüksek orandadır( %19,4). Belde de ilginç
bir gelişme buradaki örnekleme fazla yansımasa da önemli oranda genç nüfusun (%6,5) aileleri
tarafından bakılmasıdır. Bazı gençler işsiz oldukları halde evlendirilip çoluk çocuğa
karışmaktadır. Aslında bunlara geniş ailenin yeni formları olarak bakılabilir. Beldede yaşanan
büyük toprak rantına bağlı olarak gelirlerdeki artışın, işsiz gençlerin dahi evlendirilip aile
kurmalarına olanak tanıdığı gözlenmiştir. Nitekim araştırmacılar yazın yapılan çok sayıda nişan
ve nikahta asker dönüşü işsiz olan gençlerin evlendirilmesine tanık olmuşlardır.
Tablo 13: Çalışanların Güvence Durumuna Göre Dağılımı
Güvence Durumu
Sayı
Yüzde
Güvenceli/ sigortalı
38
16,7
Güvencesiz işi var
150
65,8
Toplam
188
82,5
Çalışanların büyük çoğunluğu güvencesiz işte, yalnızca
%16,7 lik kısmı ise güvenceli
işte çalışmaktadır. Güvencesiz işte çalışanların en önemli sorununun sağlık olduğu belirtilmelidir.
Beldeye bağlı olan üç yerleşim birimi de Zinnar ve Cevizpınar da dâhil olmak üzere aile
hekimine bağlıdır. Ancak aile hekimleri Yenişehir’ de ikamet ettiğinden ulaşım problemi vardır.
22
Güvencesiz işte çalışanların çoğunluğunun kadın olduğu düşünüldüğünde durum daha
ciddileşmektedir.
Tablo 14: Güvencesiz Çalışanların Durumuna Göre Dağılım
Güvencesiz Çalışanların
Durumu
Sayı
Yüzde
Ev Hanımı
130
93,5
7
5
İşçi
Kendi Hesabına Çalışan
2
Tır Şoförü
1,4
1
0,4
139
100,0
Toplam
Güvencesiz çalıştığını belirten 150 kişiden 11'inden cevap alınamamıştır. Cevap veren
katılımcıların %93,5lik kısmı ev hanımıdır. Kendisiyle görüşülenlerin çoğunluğunun kadın
olması nedeniyle bulgular beklenen yöndedir. Kadınlar sadece ev işi yapmamakta bağ, bahçe ve
hayvanlara da bakmaktadırlar. Bu nedenle araştırmada çalışıyor kategorisinde kabul edilmişlerdir.
Diğer güvencesiz çalışanlar ise, işçi ve kendi hesabına çalışan erkekler olup oldukça düşük
orandadır.
Tablo 15: Güvence Durumuna Göre Dağılım
Güvence Durumu Sayı
Yüzde
SSK
109
48,9
Emekli Sandığı
13
5,8
Bağ-Kur
8
3,6
Özel Sigorta
1
0,4
Yeşil Kart
54
24,2
Yok
38
17,0
Toplam
223
100,0
Güvenceli çalışanların önemli bir bölümü SSK‘lıyken, ikinci sırada Yeşil Kartlılar
gelmektedir. Yeşil Kart oranının oldukça düşük olması (% 24.2) beldenin ekonomik durumu ile
ilişkilendirilebilir. Emekli Sandığına bağlı olan oranı %5.8; Bağ-kur ise %3.6'dır. Özel sigortalı
23
sadece bir kişi bulunmaktadır. Kendisiyle görüşülen kadınların önemli bir kısmının eş veya
çocuğu dolayısıyla sosyal güvence kapsamına dâhil oldukları belirtilmelidir.
Türkiye’de artık yeni bir sosyal güvenlik sistemi (SGK) uygulanmasına rağmen, önceki
ayrımların
daha anlaşılır ve bilinir oldukları için kullanıldığı belirtilmelidir.
Tablo 16: Hanenin Birinci Geçim Kaynağına Göre Dağılımı
Geçim Kaynakları
Sayı
Yüzde/%
Kendi
Çiftçi
Toprağında
4
1,8
Mevsimlik İşçi
6
2,7
Ücretli İsçi
99
44,4
STK Yardımı
Hayvancılık
Esnaflık
Yarıcılık
1
1
4
1
0,4
0,4
1,8
0,4
Memur-Emekli
43
19,3
Devlet
11
4,9
Kendi Hesabına
43
19,3
Aile Yardımı
10
4,5
Toplam
223
100,0
Kendileriyle görüşülenlerin beyanlarına göre, hanenin birinci derecedeki geçim kaynağı
sıralamasında ilk sırayı (%44,4 ) ücretli işçilik almaktadır. Memur-emekliler ve kendi hesabına
işçiler ikinci sırada (%19,3) yer alırken;
onları devlette çalışan yani kamu işçileri (%4,9), aile
yardımıyla geçinenler (%4,5), mevsimlik işçiler( %2,7), esnaf ve kendi toprağında işçi
olanlar(%1,8'lik) takip etmektedir. STK yardımıyla geçinenler, hayvancılıkla uğraşanlar,
yarıcılıkla uğraşanlar yüzdelik bir oran oluşturamayacak kadar az sayıdadır.
24
Tablo 17: Hanenin İkinci Geçim Kaynağına Göre Dağılımı
Geçim Kaynakları
Sayı
Yüzde
Kendi Toprağında Çiftçi
9
18,0
Mevsimlik İşçi
2
4,0
Ücretli İşçi
9
18,0
Kira Geliri
2
4,0
STK Yardımı
1
2,0
Hayvancılık
3
6,0
Memur/Emekli
3
6,0
Devlet
7
14,0
Kendi Hesabına Çalışan
4
8,0
Aile Yardımı
10
20,0
Toplam
50
100,0
Hanenin ikinci geçim kaynağına göre dağılımları incelendiğinde ilk sırayı ( %20 ) aile
yardımıyla geçinenler alırken; ücretli işçi ve kendi toprağında çiftçilerin ikinci sırayı paylaştıkları
( %18 ) gözlenmektedir. Daha sonra sırasıyla devlette çalışanlar, kendi hesabına çalışanlar,
hayvancılıkla uğraşanlar, memur-emekliler, mevsimlik işçi ve kira ile geçinenler gelmektedir.
Çok küçük bir oranda ise STK yardımıyla geçinenler bulunmaktadır. Aile yardımları
oranının %20 gibi oldukça yüksek olması, geniş aile formunun bir uzantısı olarak hem yeni evli
genç hane reislerine hem de ayrı hanelerde yaşayan yaşlı büyüklere ailelerin yardım ettiklerini
göstermektedir.
25
Tablo 18: Oturulan Evin Mülkiyetine Göre Dağılım
Mülkiyet Şekli
Sayı
Yüzde/%
Kendi Tapulu Mali
129
56,8
Mülkiyeti Başkasına ait
50
22,0
Kira
48
21,1
Toplam
227
100,0
Oturulan evlerin önemli bir kısmı katılımcıların kendi tapulu malı iken, üçte bire yakın
orandakilerin mülkiyeti başkasına aittir. Önemli oranda ise kirada oturan bulunmaktadır. Kirada
oturan oranının yüksekliği beldenin göç aldığını göstermektedir. Öte yandan akrabalık bağlarının
kuvvetli olduğunu gösteren bir durum ise Yalım beldesinde mülkiyeti başkasına ait olarak
adlandırılan %22'lik oranda, çoğunlukla para vermeksizin akrabalarının evlerinde oturan kişilerin
varlığıdır.
Tablo 19: Konut Tipine Göre Dağılım
Konut Tipi
Sayı
Yüzde
Apartman
20
9,1
Müstakil ev
199
90,9
Toplam
219
100,0
Yalım’da katılımcıların yaşadıkları evlerin
ezici çoğunluğunu
müstakil evler ;
sadece %9,1 ini ise apartman daireleri oluşturmaktadır. Yarı-kent niteliğindeki beldenin çevresi
yeni yapılan yüksek katlı modern apartmanlarla çevrili olmakla birlikte, kendileriyle
görüşülenlerin belde içindeki 2-3 katlı küçük apartmanlarda oturdukları belirtilmelidir. Beldeye
yönetsel olarak bağlı oldukları halde Yenişehir 13 Mart Mahallesi ile sınırdaş olan çok katlı yeni
ve modern apartmanlarda daha çok Mardin’e dışarıdan tayin ile gelen memurlar veya aslen
Yalımlı olmayanlar oturmaktadır. Bunların araştırma kapsamına dâhil edilmediği belirtilmelidir.
26
Tablo 20: Müstakil Evlerin Yapı Malzemesine Göre Dağılımı
Yapı Malzemeleri
Sayı
Yüzde
Taş
82
43,4
Briket/ Priket
85
45,0
Karışık ( Taş Tuğla Briket
22
11,6
Toplam
189
100,0
Taş işçiliğinin meşhur olduğu Mardin’in Yalım beldesindeki katılımcıların yaşadıkları
evlerin % 43,4 lük kısmı taştan , %45 lik kısmını briket/ priketten, %11,6'sını ise taş ve tuğla
karışımından yapılmış evler oluşturmaktadır. Briket ve taş-tuğla karışımı yapılmış evlerin yoğun
olması geleneksel taş işçiliğinin etkilerinin mahallede etkisini yitirdiğinin bir göstergesidir.
Geçmişte Süryani ustaların inşa ettikleri eski evlerden oluşan dokunun giderek yok olduğu ve
eğer önlem alınmazsa hızlı bir apartmanlaşma ile beldenin çok yakın zamanda eski kimliğini
kaybedeceği söylenebilir.
Tablo 21: Evin Oda Sayısına Göre Dağılımı
Oda
Sayısı Sayı
Yüzde
1
33
15,8
2
82
39,2
3
70
33,5
4
20
9,6
5
2
1,0
6
1
0,5
7
1
0,5
Toplam 209
100,0
Evin oda sayısına göre dağılım iki ve üç odada yoğunlaşmıştır. Eviniz kaç odalı sorusuna
dört oda yanıtını verenler de oldukça sınırlıdır. Eski evlerin oda sayısı az olsa da kalın duvarlı
büyük odalardan oluştuğu belirtilmelidir. Evlerde mutlaka depo olarak kullanılan bölmeler de
bulunmakta ve çoğu zaman bunlar oda olarak sayılmamaktadır.
27
Tablo 22: Mutfağın İçerde Olup Olmamasına Göre Dağılımı
Mutfağın
Konumu
Sayı
Yüzde
Evin İçinde
132
58,9
Evin Dışında
92
41,1
Toplam
224
100,0
Katılımcıların yaşadıkları evlerin yarıdan biraz fazlasının
mutfağı evin içindedir.
Yarı-kent niteliği taşıyan evlerde artık giderek mutfaklar evin içine alınmaktadır. Ancak tandır
gibi ocaklar evin hemen önünde bahçe içindedir. Bu yüzden çoğu evde mutfak kavramı daha
geniş alana yayılmaktadır. Ancak kentleşme göstergesi olarak evlere yeni mutfak dolap ve de
mobilyalarının eklendiği görülmektedir.
Tablo 23: Banyonun İçerde olup/olmamasına Göre Dağılımı
Banyonun
Konumu
Sayı
Yüzde
Evin İçinde
120
54,3
Evin Dışında
101
45,7
Toplam
221
100,0
Katılımcıların yaşadıkları evlerin %54,3 ünün banyosu evin içindeyken, %45,7 sinin
banyosu evin dışındadır. Bu banyoların son derece küçük bölmeler olduğu ve sadece apartman
tipi konutlarda kent tipi duş içeren banyolar bulunduğu belirtilmelidir. Evin dışındaki banyoların
çoğu zaman bir bölümü aynı zamanda heladır. Bazen de depo benzeri başka kışlık yiyeceklerin
saklandığı yerlerin bir köşesi banyo olarak kullanabilmektedir.
Tablo 24: Tuvalet Özelliğine Göre Dağılımı
Tuvaletin
Konumu
Sayı
Yüzde
28
Evin içinde
90
40,4
Evin dışında
133
59,6
Toplam
223
100,0
Katılımcıların büyük kısmının tuvaleti evin dışındadır. Özellikle yenilenen müstakil evler
ve apartmanlarda tuvaletler evin içindedir. Beldede şebeke suyu bağlandıktan ve kanalizasyon
yapıldıktan sonra tuvaletlerin yavaş yavaş içeri alınmaya başlandığı söylenebilir.
Tuvalet ve banyo olarak kullanılan mekanlar halen oldukça mütevazi koşullar taşıyıp,
kırsal bölgelerdeki özelliklere sahiptir.
Tablo 25: Hanede yaşayan toplam kişi sayısı
Kişi
Sayısı Sayı
Yüzde
1
8
3,5
2
9
3,9
3
18
7,9
4
32
14,0
5
38
16,7
6
43
18,9
7
27
11,8
8
23
10,1
9
14
6,1
10
4
1,8
11
8
3,5
12
2
0,9
13
2
0,9
Toplam 228
100,0
Hanelerde en az bir, en çok 13 kişinin yaşadığı görülmektedir. Ortalama hane büyüklüğü
ise 5,8 kişi olup bölge ortalamasının (7,5) oldukça altındadır (Gökçe ve diğ.2010; 36).Ancak
ailelerin genelde dört ve daha fazla çocuk sahibi olduğu açıktır.
Tablo 26: Aile Tipi Dağılımı
Aile Tipi
Sayı
29
Yüzde
Çekirdek Aile 182
82,7
Geniş Aile
17,3
38
Toplam
228
100,0
Aile tipine bakıldığında çok büyük oranda (%82,7) çekirdek aile olduğu; buna karşılık
sadece beşte birinden daha azının geniş aile olduğu görülmektedir. Hanede yaşayan kişi sayısının
çokluğu geniş aile değil, çocuk sayısının fazla olmasından kaynaklanmaktadır. Akrabalar aynı
avluda birbirine yakın dahi otursalar bütçeleri ayrıdır. Bu nedenle geniş aile oranı geleneksel
toplum özellikleri taşıyan bu bölgede de diğer yerlerde olduğu gibi fazla değildir.
Tablo 27: Hanelere Göre Kredi Kartı Dağılımı
Bulunma Durumu
Sayı
Yüzde
Var
49
21,7
Yok
176
77,9
Bilmiyorum
1
0,4
Toplam
226
100,0
Kendisiyle görüşülenlerin sadece beşte birinde (%21,7) kredi kartı bulunurken,
büyük çoğunluğun kredi kartı bulunmamaktadır. Bir kişi ise, hanesinde kredi kartına sahip
birinin olup olmadığını bilmemektedir. Yalım beldesinin ekonomik anlamda dışa açılmamış
yapısı ve küçük esnaf ilişkileri kredi kartı sahipliği oranını olumsuz olarak etkilemiştir
denilebilir. Ancak en önemli nokta eğitim düzeyi düşük ev hanımı oranının örneklemde
oldukça yüksek oranda bulunmasıdır. Daha çok erkeklerin kredi kartına sahip oldukları
söylenebilirse de onların da yaygın olarak kullandıkları iddia edilemez.
Tablo 28: Hanelere Göre Banka Hesabı Dağılımı
Bulunma Durumu
Sayı
Yüzde
Var
60
26,5
Yok
163
72,1
Bilmiyorum
Toplam
3
226
1,3
100,0
Beldede banka hesabına sahip olma da kredi kartı sahipline paralel bir görünümdedir.
Kredi karı sahibi olanların aynı zamanda banka hesabı bulunduğu gözlenmektedir. Ancak
genelde çoğunluğun banka hesabına sahip olmadığı pazara kapalı bir tarım ekonomisi
30
hâkimiyetinden söz edilebilir. Öte yandan yavaş yavaş canlanmaya başlayan arsa spekülasyonuna
bağlı sermaye hareketlerinin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir. Nitekim %26.5'lik bir banka
hesabı sahibi oranı buna bağlanabilir.
Tablo 29: Hanelere Göre Ev Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
133
58,8
Yok
93
41,2
Toplam
226
100,0
Bulgular Tablo 18’deki oturduğu evin mülkiyetine sahip olma oranı ile tutarlıdır.
Hanelerin %58,8 inin evi varken, % 41,2'sinin evi yoktur. Evi olmayanların akrabalarının evinde
oturdukları veya kiralık evlerde yaşadıkları bilinmektedir.
Tablo 30: Hayvan sahibi olma
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
44
19,5
Yok
182
80,5
Toplam
226
100,0
Yalım’ın özellikle Cumhuriyet Mahallesi'nde oturanların hayvanları bulunmaktadır. Ancak bu oran
genel olarak beşte birin altındadır. Beldede yaşayanların çoğunluğun hayvanı bulunmamaktadır.
Tablo 31: Hanelere Göre Toprak Dağılımı
31
Sayı
Yüzde
Var
68
30,1
yok
158
69,9
Toplam
226
100,0
Yalım beldesinde çoğunluk toprak sahibi olmadığını belirtmiştir. Toprak sahipleri
sadece
%30,1'lik orana sahiptir. Sahip olunan topraklar genelde Zinnar ve Cevizlipınar
köyündedir. Bölgede büyük toprak sahipliği yoktur. Sahip olunan topraklar bağ ve bahçecilik
yapmaya müsait verimli arazilerdir. Son yıllarda söz konusu bahçelerin arsaya dönüşmesi,
gelecekte onların küçük toprağa dahi sahip olsalar çok zenginleşeceklerinin işaretini vermektedir.
Bu nedenle beldeye olan geri dönüşlerin giderek hızlanacağı söylenebilir. Konuyla ilgili belde
sakinlerinden Sabiha Hanım ile yapılan görüşmeden şu bilgiler elde edilmiştir:
Sabiha Hanım, İstanbul’a gittikten sonra Yalım'a geriye göç edenlerden. Halen kocası
çalışmıyor evde oturuyor. Kızlarını okutmaktalar. Kayınvalidesi sadece Arapça bilmekte,
kendileri ise Kürtçe konuşmaktalar. Büyük, yeni sarı Ford marka bir minibüsleri bulunuyor.
Aynı avluda iki ayrı evde oturmaktalar. Tarlalarının Zinnar'da uzakta olduğunu ve
oturdukları evlerini satmak istemediklerini ve ilk fırsatta onaracaklar.
İstanbul’da Saray Bosna’da 600 hane Yalımlı olduğunu; ilk gittiklerinde 250 TL kira ile
iki odalı bir evde oturdukları evin çok kötü olduğunu; helâ ve banyosunun birlikte olduğunu,
kocasının önce küçük bir kamyonet alarak Havaalanına eşya taşıdığını, çalıştığı
şirketi iflas
etmeden önce üst baş kıyafet dahi verdiklerini ve durumunun çok iyi olduğunu ve fakat daha
sonra şirketi kapanınca işsiz kaldığını ve Yalım’a döndüklerini belirmiştir.
İstanbul’daki Karadenizli komşularının çocuklarına "pis Kürtler" dedikleri için
kızdığını; ancak daha sonra ahbap olduklarını ve kendisinin tandır ekmeğini sevdiklerini,
ayrılırken çok ağlaştıklarını sözlerine eklemiştir.
İki oğlumun birinin Karadeniz’de iyi koşullarda, diğerinin ise Güneydoğu'da askerlik
yaptığını, daha geçen gün iki asker öldüğü için içinin yandığını; asker dönüşü onları
evlendirmek istediğini, paraya ihtiyaçları olduğunu; tüm çocuklarının İstanbul’da artık
oturmak istemediğini ve Yalım’a kesin dönüş yaptıklarını söylemiştir. Zinnar’daki arazilerinin
değerlenmesini beklemektedirler.
Kendi babasının da Yalım’da oturduğunu, iki karısının da öldüğünü ve tekrar
32
evlenmek istediğini; Mardin boru fabrikasından emekli olan babasının maaşının sadece
kardeşlerine kalması için yeniden evlenmesine karşı çıktıklarını ifade etmiştir. Babasının ilk
karısından olan kız kardeşinin ikinci kadından olan çocuklara baktığını belirtmiştir.
Çok konuksever olan Sabiha Hanım Ramazan ayında dahi ev işi yaparsa açıldığını,
artık çamaşırları elde yıkamadığını, makinesi bozulduğu için 10 gün çok zorluk çektiğini
söylemiştir. İlk renkli televizyonu köyde kendilerinin aldığını ve çok izlediklerini de
belirtmiştir. Popüler konulardaki bilgisinin buradan kaynaklandığı söylenebilir.
Tablo 32: Hanelere Göre Kira Geliri Dağılımı
Sayı
Yüzde
Var
9
4,0
Yok
217
96,0
Toplam
226
100,0
Kendileriyle görüşülenlerin sadece %4'ünün kira geliri varken, çoğunluğunun kira geliri
yoktur. Aslında kiralık ev sayısının fazla olmadığı belirtilmelidir. Bu yüzden bulgular beklenen
yöndedir.
Tablo 33: Hanelere Göre Sabit Telefon Dağılımı
Sayı
Yüzde
Var
29
12,9
Yok
196
87,1
Toplam
225
100,0
Hanelerin yalnızca %12,9'luk kısmında sabit telefon hattı varken, %87,1'lik kısımda sabit
telefon yoktur. Gün içerisinde erkeklerin daha çok ev dışında bulunduğu ve kadınların da evin
dışarısı ile bağlantısının az olması sebebiyle sabit telefona çok fazla gerek duyulmamaktadır. Cep
telefonu kullanımının yaygın olmasının da sabit hat sahibi hanelerin oranının az olmasında etkisi
bulunmaktadır.
33
Tablo 34: Hanelere Göre Cep Telefonu Dağılımı
Sayı
Yüzde
Var
199
88,1
Yok
27
11,9
Toplam
226
100,0
Katılımcıların büyük çoğunluğunun cep telefonu varken, %11,9'unun yoktur. Cep
telefonu kullanıcılarının oranının bu derece fazla olması, teknolojinin tüm dünyada olduğu gibi
Yalım'da da ne kadar yaygın olduğunun bir göstergesidir. Hanelerde sabit telefon yaygın
değilken cep telefonun bu denli çok kullanılıyor olması artık onun lüks bir tüketim aracı
olmadığının da bir kanıtıdır. Cep telefonunun olmadığını belirtenlerin ağırlıklı kesiminin
kadınlardan oluştuğunu da eklemek gerekir.
Tablo 35: Hanelere Göre İnternet Dağılımı
Sayı
Yüzde
Var
20
8,8
Yok
206
91,2
Toplam
226
100,0
Hanelerde internet bağlantısı yalnızca %8,8 oranındadır. İnternet bağlantısı oranının bu
kadar az olması bilgisayar ve sabit telefonun da az olmasına bağlanabilir.
Tablo 36: Hanelere Göre Bilgisayar Dağılımı
34
Sayı
Yüzde
Var
40
17,9
Yok
184
82,1
Toplam
224
100,0
Hanelerin yaklaşık beşte birinde bilgisayar bulunmaktadır. Bilgisayarın sabit telefondan
daha çok oranda bulunması dikkat çekicidir. Bilgisayarın evde orta öğretim çağında gençleri
bulunan hanelerde daha fazla olduğu söylenebilir.
Tablo 37: Hanelere Göre Çamaşır Makinesi Dağılımı
Sayı
Yüzde
Var
209
91,7
Yok
19
8,3
Toplam 228
100,0
Hanelerin büyük çoğunluğunda çamaşır makinesi varken, sadece
%8,3'ünde yoktur.
Kadınların artık elde çamaşır yıkamayı tercih etmedikleri anlaşılmaktadır. Nitekim daha önce
verilen nitel görüşmede de çamaşır makinesinin bozulması vahim bir durum olarak ifade
edilmiştir.
Tablo 38: Hanelere Göre Bulaşık Makinesi Dağılımı
Sayı
Yüzde
Var
21
9,2
Yok
207
90,8
Toplam 228
100,0
Çamaşır makinesinin çok yaygın olmasına karşılık bulaşık makinesinde durum farklıdır.
Hanelerin kalabalık olmasına rağmen bulaşık makinesinin sınırlı kullanımı onun yaşama henüz
girmediğinin bir göstergesidir. Belki de geleneksel yeme-içme alışkanlıkları yüzünden evlerde
fazla bulaşık çıkmadığı düşünülebilirse de esas nedenin ekonomik yetersizlik olduğu
belirtilmelidir.
Tablo 39: Hanelere Göre Fırın Dağılımı
35
Sayı
Yüzde
Var
92
40,4
Yok
115
50,4
Bilmiyorum
10
4,4
Toplam
217
95,2
Hanelerin yarısında fırın yoktur. Kadınlar kapılarının önündeki tandırlarda halen ekmek
yapmaktadırlar. Ayrıca %4,4'lük kısmın mutfakla ilgili olmadığı için fırın olup olmadığını
bilmeme olasılığı vardır.
Tablo 40: Hanelere Göre Şofben Dağımı
Sayı
Yüzde
Var
69
30,8
Yok
155
69,2
Toplam
224
100,0
Hanelerin önemli bir kısmında (%30,8) şofben bulunmaktadır. Şofbeni olmayanların
büyük bir bölümü kazanlarda ya da kışın sobanın üstünde su kaynatarak sıcak su ihtiyaçlarını
sağlamaktadır. Ancak yeni yapılan ve banyosu ev içinde olan evlerde şofben yerini almaya
başlamıştır ve kısa zamanda daha yaygınlaşacak gibi görünmektedir.
Tablo 41: Hanelere Göre TV Dağılımı
Bulunma
Durumu Sayı
Yüzde/%
Var
221
96,9
Yok
7
3,1
Toplam
228
100,0
Hanelerin hemen hepsinde TV bulunmaktadır. Zahmet gerektirmeyen ve ekonomik bir
eğlence kaynağı olarak görülen TV ekonomik durumu iyi olan ya da olmayan pek çok hanede
bulunmaktadır. Televizyonların büyük ekran ve renkli oldukları gözlenmiştir.
Tablo 42: Hanelere Göre Elektrik Süpürgesi Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde/%
36
Var
169
74,1
Yok
55
24,1
Toplam
224
98,2
Hanelerin çoğunda elektrik süpürgesi bulunurken sadece % 24,1'lik kısmında yoktur.
Elektrik süpürgesinin de çamaşır makinesi gibi lüks tüketim olmaktan çıktığı gözlenmektedir.
Tablo 43: Hanelere Göre Klima Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
111
49,3
Yok
114
50,7
Toplam
225
100,0
Hanelerin hemen hemen yarısında klima vardır. Klima oranının bu kadar yoğun
olmasındaki ana etmen yaz aylarındaki havanın çok sıcak olmasıdır. Klima da lüks tüketim
olmaktan çıkan gerçek bir ihtiyaç halindedir.
Tablo 44: Hanelere Göre Pasaport Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
53
23,7
Yok
171
76,3
Toplam
224
100,0
Hanelerin %23,7'sinde pasaport varken, %76,3'ünde pasaport yoktur. Yoğunlukla Mardin
ile sınırı olan Suriye’ye ticaret ve akrabalık ilişkilerinden ve Hacca gitme nedeniyle pasaport
çıkarttıkları tahmin edilmektedir.
Tablo 45: Hanelere Göre Akraba Evliliği Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
37
Var
103
46,4
Yok
119
53,6
Toplam
222
100,0
Beldede aynı soyadını taşıyanlar çok yaygındır. Bunların başında Hürriyet Mahallesindeki
Admış soyadı gelmektedir. Nitekim akraba evliliği yapanların oranı ile eşleri ile aralarında
akrabalık olmayanların oranı birbirine oldukça yakındır. Ancak akraba olmadıklarını belirtenler
yine de biraz daha fazladır.
Tablo 46: Hanelere Göre Evlilik Cüzdanı Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
203
90,6
Yok
21
9,4
Toplam
224
100,0
Kendisiyle görüşülenlerin çok büyük bir çoğunluğu evlilik cüzdanına sahiptir.
Çocuğun
soyadı, boşanma durumunda hak iddia etme gibi hukuki durumlar düşünüldüğünde resmi nikâh
oranının fazla olması olumlu bir göstergedir. Nitekim halen evlilik cüzdanına sahip olmayanlar
da yakında alacaklarını belirtmişlerdir.
Tablo 47: Hanelere Göre Kuma Olup Olmama Durumunun Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde/ %
Var
11
5,0
Yok
210
94,6
Bilmiyorum
Toplam
1
222
0,5
100,0
Yalım'daki kuma yaygın bir uygulama değildir. Ancak yine de %5'lik oranda kadının
kuması vardır. Kumalık olgusu küçük bir kesimde devam etse de kadınların büyük bir kısmının
kuması yoktur. Kumalar arasında çok az sayıda Suriye’den gelen yabancı kadın bulunmaktadır.
38
Tablo 48: Hanelere Göre Devlet Yardımı Dağılımı
Sayı
Yüzde
Var
37
16,4
Yok
187
83,1
1
0,4
225
100,0
Bilmiyorum
Toplam
Hanelerin sadece beşte birden daha azı "devlet yardımı alıyor musunuz?" sorusuna "evet"
yanıtını verirken, büyük çoğunluğu "hayır" cevabını vermiştir. Bir kişi ise, "bilmiyorum" cevabı
vermiştir. Devlet yardımlarının daha çok engelli, yaşlı ve hastalar için yapıldığı belirtilmelidir.
Tablo 49: Hanelere Göre Engelli, Bakıma Muhtaç Dağılımı
Sayı
Yüzde
Var
31
13,8
Yok
194
86,2
Toplam
225
100,0
Hanelerin %13,8'inde engelli, bakıma muhtaç kişiler bulunurken, çoğunda engelli, bakıma
muhtaç kişiler yoktur. Bulgular devlet yardımı alanların oranıyla tutarlılık içindedir.
39
2.2 Belde'de Asayiş Sorunu
Tablo 50: Hanelere Göre Hükümlü Dağılımı
Hükümlü
Sayı
Yüzde
Var
4
1,8
Yok
221
98,2
Toplam
225
100,0
Kendileriyle görüşülenlerin büyük çoğunluğu ailede hükümlü kişi olmadığını ifade
etmişlerdir. Ancak bu beldede hiçbir sorun olmadığı anlamına gelmemektedir. Hatta Mardin
hapishanesinde 47 çocuk tutuklu olduğu söylenmektedir. Ayrıca münferit de olsa hafızalarda bazı
olumsuz olaylar yer etmiş bulunmaktadır.
Genel asayişle ilgili olarak iki örnek beldenin gizli toplumsal hafızasında önemli yer işgal
ettiğini işaret etmektedir:
Gülsüm Hanım neden Yenişehir’e taşındığını şöyle anlatıyor. Nitekim anlattığı olay
psikolojisini bozmuş gibidir ve artık Yalım'da yaşamak istemediğini belirtmektedir:
“2001 yılında bir kadın öldü. Adı Şemsa idi. Şemsa çok saf bir kızdı. Köyde yol ve sağlık
ocağı yoktu. O kış çok şiddetli oldu grip salgını çıktı. Babası kızını doktora götürür ve doktor
bazı tahliller ister. Daha sonra da ‘tebrik ederim, gelininiz hamile’ der. Babası akşam raporu
tüm aileye gösterir hepsi kızı sıkıştırır ve döverler. Kimin yaptığını araştırırlar. Komşulardan
ailesi İstanbul’da yaşayan bir adamın üzerinde kalır. Köyün saygın İmamı beyaz fistanını
giyer. Böyle yaptığında köyde önemli bir olay var demektir. Şemsa adama verilir. “Kızınıza ben
dokunmadım ama mademki benim üzerimde kaldı, kızınızla evlenmeye razıyım” der. Ancak
adamın ailesi ve çocukları bunu kabul etmezler. Sizi öldüreceğiz diye haber yollarlar. Kızın
tarafı da bu kez heyet kurarak kız ve adamı öldürme kararı alırlar. Ancak heyetten biri adama
kıyamayarak uyarır. Adam bir çocuğu ve kadın kestirmeden kaçmaya çalışırken caddede
yakalanırlar ve taşlanırlar. Kızın kardeş ve amcaları her ikisini de öldürmek isterler. Adam
40
yolda, Şemsa da Diyarbakır’da yoğun bakımda iken ölür. Timler gelir, köyü basarlar.
Daha sonra Gülsüm Hanım, Şemsa’nın kardeşinin hapishanede evlenirken şahitliğini
yaparken neden yaptığını sorar. ”Öyle gerekiyordu” yanıtını alır. Şimdilerde ise tüm aile
hapisten çıkmış...
Elde edilen bir başka olumsuz örnek ise şu şekildedir:
Şükriye Hanım, 1992 yılında Yalım'a Radar üssünden ateş açıldığını beş yaşında komşu
çocuğun yatağında vurulduğunu; halkın Mardin‘deki futbol sahasına toplanıp evlerini
arandığını söylemektedir. Sebebinin ise yaz gecesi odun toplamaya giden köylülerin terörist
sanılması. Evlerini açık bırakan köylülerin döndüklerinde mal ve paralarının kayıp olduğu da
anlaşılmış. Bu olay devlete karşı güveni sarmıştır. Daha sonra Demirel'in gelip,” bu köy benim
köyüm” diyerek özür dilediğini ifade etmiştir. Bu olayın hakikati ve önemli tesiri, ilgili başka
belde sakinleri ile yapılan görüşmelerde de özenle vurgulanmıştır.
2.3 Çalışma Durumu ve Koşulları
Yalım'ın temel ekonomik hareketliliğinin itici gücünü inşaat sektörünün oluşturduğunu
söylemek gerekir. Beldenin geçmişten bugüne tesisat ustalığı ile anılan iş gücü niteliği farklı
meslek dallarında artık çeşitlilik gösterse de daha önce belde dışında sürdürülen işçiliğin
beldedeki inşaatlarla yeni bir boyut kazandığı söylenebilir. Bunun yanında beldenin sınırı içinde
bulunan büyük otelde de (Erdoba Elegance) beldeden çalışanların bulunduğu belirtilmelidir.
Çeşitli işçilik alanları dışında beldede esnaflık yapanlar da bulunmaktadır.
Tablo 51: Hanelere Göre Mevsimlik Göç Edenlerin Dağılımı
Yüzde
Sayı
Var
7
3,1
Yok
218
96,9
Toplam
225
100,0
Çalışma durumları açısından mevsimlik göç edenlerin sayısı ile ilgili çok düşük bir orana
rastlanmıştır. Bu durumun Mardin'in başta inşaat alanı ve ona bağlı diğer iş kollarının
genişlemesi ve de belde arazisinin değer kazanmasıyla yakından ilişkisi olduğu düşünülmektedir.
41
Tablo 52: Hanelere Göre İş Bulamadığı İçin Çalışmayan Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
58
26,2
Yok
163
73,8
Toplam
221
100,0
Hanelerde iş bulamadığı için çalışmadığını belirtenlerin oranı çok fazla değildir. Burada
önemli olan Yalımlılardan önemli bir bölümünün çalışma gibi bir sorunları olmadığını ifade
etmeleridir. Aslında kendileriyle görüşülenlerin önemli bir kısmının evli kadın olması ve onların
artık ev dışında çalışmaya uygun koşullardan uzak çok çocuklu kişiler olmaları yüzünden
bulgular şaşırtıcı değildir. Ancak yine de %26,2'lik oranın azımsanmayacak derecede olduğu
düşünülürse, beldede bir istihdam sorunu olduğundan söz edilebilir.
Yalımlı demirci ustası Abdulhamit Usanmaz'dan inşaat alanındaki çalışma ilişkileri ile
ilgili yapılan görüşmede şu bilgiler elde edilmiştir:
Usanmaz, 13 Mart Mahallesindeki bir inşaatın demirci taşeron ustasıdır. Yanında 10
Yalımlı işçi sigortalı olarak çalışmaktadır. Kendisi de halen Yalım'da Taziye Evinin yanında
oturmaktadır. 36 yaşında üç çocuklu, ilkokul mezunu olmasına rağmen kendisini yetiştirmiş
Gazap Üzümleri, Boyalı Kuş gibi yabancı ve yerli birçok roman okuduğunu belirtmiştir. Ne
bulursa okuduğunu ve okuyacağını belirtmiştir. Kendisiyle konuşanların ilkokul mezunu
olduğuna inanmadıklarını ifade etmiştir.
Usanmaz’a göre, Yalım’da demirci veya duvar ustalığı pek yaygın değil. Eğer ailede
biri başlamışsa bu işe diğer yakın akrabalarını da beraberinde çalıştırdığı için onların da işi
öğrenmesi sağlanıyor. Bu şekilde demirci, kalıpçı, duvar ustalığı yapan ailelerin Yalım'da var
olduğunu söylemiştir. Ancak Yalım'ın genelindeki inşaatların çoğunluğunda yine de Yalım
dışından gelenler bulunmaktadır. Örneğin müteahhitlik işlerinde Kızıltepeliler ve onların
işçileri, iç dekorasyonda ise Diyarbakırlıların yer aldığını belirtmiştir.
Usanmaz, 2002'de İstanbul’a gitmiş, tekstil atölyesinde çalışmıştır. Eşi Yalım'dan
İstanbul’a daha önce göç eden bir ailenin kızı imiş. 2001 Ekonomik krizinde 6000 doları
varmış. Kriz çıkınca 600 TL olan dolar 1100 TL olmuş. Evlendiğinde bu parayla önce karısına
42
altın almış. Ancak karısının altın alerjisi varmış. Bu altınları satarak Mardin'de Yenişehir’de
daire almış. O sıralarda karısı tekstilde daha tecrübeli işçi olduğu için 400 tl kazanırken
kendisi 220 tl'ye çalışmış. Daha sonra Yalım’a dönerek eski mesleği demir işçiliğine tekrar
başlamış. Halen çalıştığı inşaat Yalım Belediye Başkanı Abdulkerim Adam ve Serhat
Sinanoğlu ortaklığına ait. Bir daire karşılığı üç binanın demirciliği için anlaştığını ifade
etmiştir.
Usanmaz ayrıca, Yalımlılardan oruç tutanların işe gelmediğini, demir işçiliğinin ağır
olduğu için oruç tutmadıklarını; ayrıca Nusaybin, Yeşilli v.b. her yerden işçi gelip inşaatta
çalıştığı halde Yalımlıların tembel olduğunu, sadece ticaret ile uğraşmak isteyip, bakkaliye v.s.
açtıklarını söylemiştir.
Bu noktada BDP'de olsa AKP de olsa iş hayatında paternalist bir ilişkinin sürdürüldüğü açıkça
olmasa bile arka planda görülebilmektedir. İnşaat işlerinin artması aynı zamanda işgücü
piyasasının da belirli siyasal görüşe sahip olma (angajman) ölçülerinde kullanılmasını
beraberinde getirmiş gibidir. Örneğin, Kasıki, Aliki, Şabuki soyundan olmak gibi bir
ayrım
yerine, iş hayatında yakın siyasi eğilimli kişilerin ki -o kişiler genelde ailesi ile birlikte o
eğilimdedir- tercih edildiği ve o ilişkilerin yeniden üretildiği gözlemlenmektedir.
43
2.4. Beldenin Sorunları
Tablo 53: Çevredeki en önemli Birinci Soruna Göre Dağılım
Sorunlar
Sayı
Yüzde
İşsizlik
72
34,1
Konut
5
2,4
İçme suyu
5
2,4
17
8,1
Adalet
5
2,4
Ulaşım
2 ,9
Eğitim
4
1,9
Sağlık
80
37,9
7
3,3
11
5,2
3
1,4
211
100,0
Elektrik kesintisi
Güvenlik
Çevre temizliği
Töre baskısı
Toplam
Bölge de ki en önemli iki sorun % 37,9’ile sağlık ve % 34,1’ile işsizlik olarak görülmektedir.
Elektrik kesintisi de önemli sorunlar arasındadır. Bölgede yaz aylarında ısının yüksekliği
nedeniyle yaygın olarak klima kullanıldığı gözlenmiştir. Bu sorun ikinci önemli sorun arasında da
ilk sıralarda yer almaktadır.
44
Tablo 54: Çevrede ki En Önemli İkinci Soruna Göre Dağılım
Sorunlar
Sayı
Yüzde
İşsizlik
29
18,0
Konut
16
9,9
6
3,7
23
14,3
Adalet
8
5,0
Ulaşım
9
5,6
Eğitim
7
4,3
Sağlık
48
29,8
4
2,5
10
6,2
İçme suyu
Elektrik kesintisi
Güvenlik
Çevre temizliği
Gençlik merkezi
eksikliği
1 ,6
Toplam
161
100,0
Bölgede en önemli sorunlar olan sağlık ve işsizlik sorunlarının yanında en önemli ikinci
sorun olarak yine % 14,3 ile elektrik kesintisi bulunmaktadır. Yaz aylarında çok sayıda klima
çalıştırılması yüzünden tüm Mardin’de elektrikler sürekli kesilmekte veya voltaj düşüklüğü
problemi yaşanmaktadır.
Tablo 55: Bölgedeki Kavga ve Anlaşmazlıkların Değişimine Göre Dağılım
Gösterdiği
Değişim
Sayı
Yüzde
Yok
121
57,6
Azaldı
35
16,7
Aynı
35
16,7
Arttı
19
9,0
210
100,0
Toplam
Bölgede kavga ve anlaşmazlık bulunmadığının belirtenler önemli bir orandadır( % 57,6). Öte
yandan "azaldı" ve "değişmedi" diyenler aynı orandadır (%16.7). Son zamanlarda arttığını
düşünenler de oldukça önemli orandadır( % 9). Beldede tek bir aşiret olmasına rağmen üç soy
45
(Şabuki, Aliki, Kasiki) bulunmaktadır. Ayrıca beldede hem BDP ve AKP yandaşları vardır.
Üstelik hem eskiden göç edenler dönmekte hem de bazı yeni aileler beldeye gelmektedir. En
azından Cevizpınar’dan Mardin’e çalışmaya gelip Yalım’da kirada oturan bile bulunmaktadır.
Ayrıca beldenin imara açılması sonucu yeni zenginlerin ortaya çıkması da beldede olası
anlaşmazlıklara zemin oluşturacak potansiyele sahip görünmektedir.
Tablo 56: Dolandırıcılıkta Yaşanan Değişime Göre Dağılım
Gösterdiği
Değişim
Sayı
Yüzde
,
Yok
165
78,6
6
2,9
Aynı
26
12,4
Arttı
13
6,2
210
100,0
Azaldı
Toplam
Bölgede
dolandırıcılığın
olmadığını
söyleyenler
büyük
çoğunluğu
oluşturmaktadır(%.78,6). % 12,4 lük oran ise herhangi bir artış veya azalmanın olmadığını
düşünmektedir. Arttığını düşünen ise % 6,2’lik bir oranda bulunmaktadır.
Dolandırıcılıktan halkın ne anladığı tam kestirilemediğinden konunun fazlaca
önemsenmediği ya da ön plana çıkarılmadığı söylenebilir.
Tablo 57: Hırsızlıkta Yaşanan Değişime Göre Dağılım
Gösterdiği
Değişim
Sayı
Yüzde
Yok
160
76,2
3
1,4
Aynı
30
14,3
Arttı
17
8,1
210
100,0
Azaldı
Toplam
Bölgenin % 76,2’si hırsızlık olayının bulunmadığını düşünmektedir. % 14,3’ü ise
herhangi bir değişimin yaşanmadığı kanısındadır. Hırsızlık ve dolandırıcılık olaylarının
yabancıların beldeye gelmesi ile arttığı düşünülebilir. Ayrıca genç işsiz ve eğitim dışında kalmış
bazı çocukların sapan bazı davranışlarda bulunma olasılığı yüksektir. Bu çocukların alkol ve
46
uyuşturucu parası için hırsızlık yapabilecekleri düşünülmelidir.
Tablo 58: Boşanmalarda Yaşanan Değişime Göre Dağılım
Gösterdiği
Değişim
Sayı
Yüzde
Yok
113
53,3
4
1,9
Aynı
32
15,1
Arttı
63
29,7
212
100,0
Azaldı
Toplam
Bölgede % 53,3 oranında boşanmaların bulunmadığı düşünülmektedir. Bunun sebebi
geleneksel yapının devam etmesi olarak gösterilebilir. Bunun yan sıra arttığını düşünen %
29,7’lik bir oranın bulunması da modern hayatın bir bedeli olarak görülen boşanma olaylarının
son zamanlarda artış gösterdiğinin işaretidir. Ancak yine de bu soruya Yalım dışını da göz
önünde bulundurarak yanıt verildiği düşünülmelidir.
2.5 Beldede Kurslar
Tablo 59: Meslek Edindirme Kurslarını İsteme Derecelerine Göre Dağılım
Sayı
Hiç istemem
30
13,4
İstemem
46
20,5
Kararsızım
10
4,5
İsterim
78
34,8
Çok isterim
60
26,8
224
100,0
Toplam
47
Yüzde
Meslek edindirme kursları konusunda Yalım denilince ilk akla gelen Has Halı
Kursu'dur. Buranın uzman eğiticileri sadece dört öğrenci kalmasından son derece şikâyetçidir.
Araştırmada hane reisleri ile görüşüldüğünden onların kendileri için kurslara fazla sıcak
bakmamaların rağmen genç ve bekârlar için uygun gördükleri söylenebilir.
1995' de DYP iktidarda iken Tansu Çiler yöreye gelir. Köylülerin isteği üzerine 1996'da
açılan işletme 2001 Krizinden etkilenmiş ve AK Parti zamanında özelleştirilmiştir. Daha önce
Sümer Holding için üretim yapılırken 120 kadın çalışırmış, bu sayı şimdi
dört kadına
düşmüş. Bazı yarım kalan halıları da hocalar bitirmeye çalışmaktadır. Yeni halı dokumak
yerine mevcutların satılması istenmiş. Ayrıca özelleştirme öncesi çeyrek altın, zeytinyağı gibi
birçok teşvikler verilirken bunlar bugün kesilmiş. Özel şirket bunları vermez olmuş. O zaman
çalışanların çoğu İstanbul’a göç etmişler. Bugün ise, Yalım'ın imara açılması sonucu ortaya
çıkan refah artışına bağlı olarak kadınlar halı tezgâhlarında çalışma ihtiyacı duymaz
olmuşlar. Geçmişte iki ayrı binada faaliyet gösteren kurs bugün kapanma durumuna gelmiştir.
Mevcut bina Kadın Destek Programı kapsamında yeniden düzenlendiğinde öğretmenlerin işsiz
kalması olasılığı onları endişelendirmektedir. Emekliliklerine üç yıl kaldığından özellikle bu
süreyi nerede tamamlayacaklarını kestirememektedirler.
Şu sırada ipek halı dokunuyor ve günde 10 sıra için 40 tl'den olmak üzere aylık ödeme
yapıldığı halde talep yok. Kıymetli ipek halılar 129.000 tl'ye mal oluyor. Burada çalışan
kadınların hepsi bekâr. Bazıları buradan kazandıkları para ile eğitimlerini sürdürmekte.
Öğretmenlerin gözlemlerine göre belde kadınları bugün çalışmaya gerek duymayacak
kadar zenginleşmişler. Ayrıca çalışmak ayıp karşılanır olmuş. Ancak “aynı kadınlar İstanbul’a
gittiklerinde ağzı burnunda gebe bile olsalar işe gidiyorlar.” Diğer bir ifade ile uzakta iken zor
koşullarda bile çalışırken burada onur gurur meselesi yapmaktalar. Ayrıca” bir şey dağıtılsa
zenginler koşarak gelir alır, fakirler kenardan bakar ve almazlar”
demektedirler. Belde
halkının eğlenmeyi sevdiği; düğünlerde kılık ve kıyafetlerine özen gösterdikleri; her düğüne
ayrı elbise almaya çalıştıkları da ayrıca belirtilmiştir.
1995 yılında belediye olduklarında ilk başkan İbrahim Aksin altı ay sonra vefat
etmiştir. Halı Dokuma işletmesi ise Münir Akyol’ un belediye başkanlığı döneminde açılmıştır.
48
Halı İşletmesinin hemen arkasında beldenin ikinci bir taziye evi tamamlanmak üzeredir. Hemen
yanında anaokulu ve ilköğretim binalarının temelleri atılmış; bazı bölümlerinde birinci kat
çıkılmıştır. BDP’li belediye bu binaların yerini tahsis etmiştir. İkinci taziye evi, beldenin büyük
olması nedeniyle yapılmıştır. Bu bölge, dış çeperde kalmasına rağmen Kadın Destek Birimi ile
birlikte sosyal ve eğitsel amaçlı bir merkez olmaya aday görünümündedir.
Önceki yıllara ait veriler bilgisayara yüklenmeyip yok edildiğinden Yalım’daki son dört
yıl kurs ve kursiyer veri aşağıdaki gibidir (verileri Yusuf Dağ hazırlamıştır):
Tablo 60: Yıllara göre kurs ve kursiyer sayıları
Kurslar
Okuma Yazma
I. Kademe
Dokuma
konfeksiyon /
makineci
Makine nakışları
Şiş ve tığ
örücülüğü
Halı dokuma
Hereke halı
dokuma
Bünyan halı
dokuma
İpek halı
dokumacılığı
Halk oyunları
İntel öğrenci
49
2008-2009
13 kişi
Bir kurs
2009-2010
22 kişi
İki kurs
17 kişi
Bir kurs
2010-2011
47 kişi
Beş kurs
14 kişi
Bir kurs
2011-2012
7 kişi
Bir kurs
14 kişi
Bir kurs
Yok
110
Dokuz kurs
Yok
42 kişi
Üç
10 kişi
Bir
144 kişi
12
Yok
36 kişi
Üç
15 kişi
Bir
Yok
Yok
Yok
Yok
Yok.
Yok
38 kişi
iki kurs
Yok
48 kişi
İki
20 kişi
Bir
156 kişi
13
Yok
37 kişi
Üç
12 kişi
Bir
24 kişi
İki
24 kişi
İki
48 kişi
Dört
36 kişi
Üç
Yok
Yok
Yok
Yok
49 kişi
İki kurs
Yok
Tablo 61: Yıllara göre kurs ve kursiyer Özet Tablosu
Yıllar
Kurs sayısı
2008-2009
14
2009-2010
22
2010-2011
23
2011-2012
17
Kursiyer sayısı
210
303
268
202
Önceki yıllara ait veriler bilgisayara yüklenmeyip, yok edildiğinden Yalım’da son dört yıl
kurs ve kursiyer verilerini Yusuf Dağ tarafından hazırlanmıştır.
Tablo 62: Çocukların Yeteneklerine Göre Dağılımı
Sayı
Müzik/Ses/Çalgı
Yüzde
22
21,2
Edebiyat/Şiir
6
5,8
El sanatı
3
2,9
Spor
41
39,4
Resim
30
28,8
Diğer
2
1,9
104
100,0
Toplam
Bölgede ki çocukların % 39,4’ü spora. % 28,8’i resme % 21,2’si ise müzik/ses/çalgı/’ya
yeteneklidir. Bu veriler bölgede üzerinde durulması gereken ciddi bir potansiyelin bulunduğunu
göstermektedir. Nitekim Ankara Üniversitesi Mardin Yaz Okulu Projesinin kapanışında Yalım
İlköğretim Okulu öğrencilerinin resim ve müzik performansları göz doldurmuştur.
Mardin Valiliğinin Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yaparak beldede sanat meslek lisesi
için çalışmalar yapması beklentiler arasındadır.
50
2.6. Beldenin
Belediye hizmetleri
Beldede
belediyenin
önemli
fonksiyonları
bulunmaktadır.
Beldede
hem
toplumsallaşmanın siyasallaşma ile iç içe geçmiş olması hem de sivil toplumun az gelişmişliğine
bağlı olarak belediyenin daha organize bir yapı olarak mevcudiyeti, oy vermiş olsun veya
vermemiş olsun tüm kesimlerin belediyeden beklentisini yükseltmektedir.
Tablo 63: Belediyenin Sosyal Faaliyet Hizmetine Göre Dağılım
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde/%
Var
87
41,2
Yok
124
58,8
Toplam
211
100,0
Bölgede % 41,2’si toplu nikâh, sünnet, piknik gibi sosyal faaliyetin var olduğunu
düşünmektedir. Sosyal faaliyetin bölgeye göre soyut bir kavram olarak kalması kadar
verilen
cevapların siyasi bir alt yapısının da olabileceği düşünülmelidir. Nitekim, yanıtlayıcıların %
58,8’i ise sosyal faaliyetin olmadığını söylemektedir.
Tablo 64: Parkın Olup Olmasına Göre Dağılım
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
55
25,5
Yok
161
74,5
Toplam
216
100,0
Beldede resmi olarak bir park alanı mevcut değildir. Buna rağmen parkın olduğunun
düşünülmesinin sebebi, boş alanların park olarak algılanılması veya beldenin şehirle birleşmesi
sebebiyle şehirde bulunan parkın varlığı olabilir. Yanıtlayıcılardan
var olduğunu % 74,5’lik kesim ise yok olduğunu düşünmektedir.
51
% 25,5’lik bir kesim parkın
Tablo 65: Parktan Memnuniyete Göre Dağılım
Memnuniyet derecesi
Sayı
Yüzde
Hiç memnun değilim
16
34,0
Az memnunum
13
27,7
2
4,3
10
21,3
6
12,8
47
100,0
Kararsızım
Oldukça memnunum
Çok memnunum
Toplam
Park hizmetinden % 61,7 si memnun değildir. %61,7’lik kısmın % 34’ü hiç memnun
değildir. Memnun olan % 34,1’lik kısım ise muhtemelen şehirdeki parkları kastetmektedir.
Tablo 66: Çevre Düzenleme Hizmetinin Varlığına Göre Dağılım
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
132
62,3
Yok
80
37,7
212
100,0
Toplam
Bölgenin % 62,3’ü çevre düzenin var olduğunu düşünmektedir. Aslında çevre düzeninin
varlığından daha çok düzenli ve sistemli bir şekilde yapılıp yapılmadığı daha çok dikkatte
alınmalıdır.
Tablo 67: Çevre Düzeninden Memnuniyete Göre Dağılım
Memnuniyet Derecesi
Sayı
Yüzde
Hiç memnun değilim
25
21,9
Az memnunum
21
18,4
6
5,3
Oldukça memnunum
48
42,1
Çok memnunum
14
12,3
114
100,0
Kararsızım
Toplam
52
Yanıtlayıcıların % 52,4’ü çevre düzeninden memnundur. % 40,3’ü ise memnun değildir. Bu
soruya verilen olumlu yanıtların siyasi destek amaçlı olduğu düşünülebilir. Belediye başkanının
bağlı olduğu partiyi destekleyenlerin daha olumlu bir gözle bakma ihtimali yüksektir. Tam tersi
olarak desteklemeyenler de olumsuz yönde önyargılı yaklaşabilmektedir.
Tablo 68: Spor Hizmetlerinin Varlığına Göre Dağılım
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
31
14,8
Yok
179
85,2
Toplam
210
100,0
Beldenin önemli bir bölümü spor hizmetlerinin olmadığını düşünmektedir. Bölgede resmi
olarak bir spor alanı bulunmamaktadır. % 14,8’lik kısım muhtemelen beldedeki spor( futbol)
yapılan boş alanları spor hizmeti olarak görmektedir.
Tablo 69: Spor Hizmetlerinden Memnuniyet Derecesine Göre Dağılım
Memnuniyet Derecesi
Sayı
Yüzde
Hiç memnun değilim
7
29,2
Az memnunum
7
29,2
Kararsızım
1
4,2
Oldukça memnunum
4
16,7
Çok memnunum
5
20,8
24
100,0
Toplam
Beldedekilerin önemli bir oranı ( % 58,4) spor hizmetlerinden memnun değildir. Ayrıca
bu hizmeti kendilerinden ziyade gençler için talep ettikleri açıktır.
53
Tablo 70: Engellilere İstihdam Hizmetinin Varlığına Göre Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
25
11,7
Yok
188
88,3
Toplam
213
100,0
Bölge’de %88,3’lük kısım engellilere istihdam hizmetinin olmadığını düşünmektedir. %
11,7’lik kısım ise belediye tarafından istihdam edilmiş engelli bireylerin kendisi veya yakını
olabilir ya da bunları kast etmiş olabilirler.
Tablo 71: Engellilere İstihdam Hizmetinden Memnuniyet Derecesine Göre Dağılım
Memnuniyet Derecesi
Sayı
Yüzde
Hiç memnun değilim
8
36,4
Az memnunum
1
4,5
Kararsızım
4
18,2
Oldukça memnunum
6
27,3
Çok memnunum
3
13,6
22
100,0
Toplam
Doğal olarak % 40,9’ engellilere istihdam hizmetinden memnun değildir. % 18,2’si
kararsızdır. Diğer % 40,9’u ise memnundur. Aslında engelli tanımı konusunda netlik olmadığı
belirtilmelidir. Devletin yaşlı ve engellilere yaptığı hizmetin, yerel yönetime atfedilmesi olasılığı
da yüksektir.
54
Tablo 72:Engelli ve Yaşlı Bakımının Varlığına Göre Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
30
14,2
Yok
182
85,8
Toplam
212
100,0
Bölgede % 85,8’i bölgede engelli ve yaşlı bakımı hizmeti bulunmadığını düşünmektedir.
Diğer % 14,2’lik kısım ise bu hizmetin var olduğunu düşünmektedir. Engelli ve yaşlı bakımının
var olduğunu düşünen kesimin, Bayram ve Ramazan ayında
yapılan yardımları ve diğer sosyal
faaliyetleri engelli ve yaşlı bakımı olarak görüyor olmaları mümkündür.
Tablo 73: Engelli ve Yaşlı Bakımı Hizmetinin Memnuniyet Derecesi
Memnuniyet Derecesi
Sayı
Yüzde
Hiç memnun değilim
9
36,0
Az memnunum
5
20,0
Kararsızım
3
12,0
Oldukça memnunum
5
20,0
Çok memnunum
3
12,0
25
100,0
Toplam
Bölgede engelli ve yaşlı bakımının var olduğunu düşünenlerin % 56’sı hizmetten memnun
değildir. Bu durum engelli ve yaşlı bakımı olarak görülen hizmetin yeterli olmadığını
göstermektedir. % 32’si ise bu hizmetten memnundur. Aslında bunlar yoksul haneler olarak
belediye yerine, devletin yaptığı
olabilirler.
55
yardımları önemli görerek memnuniyet göstermekte
Tablo 74: Cenaze Hizmetlerinin Varlığına Göre Dağılım
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
180
82,9
Yok
37
17,1
217
100,0
Toplam
Beldede yaşayanların % 82,9’u cenaze hizmetlerinin var olduğunu düşünmektedir. %
17,1’i ise olmadığı kanısındadır. Oysa genel olarak beldede ikincisi halen inşa halinde olan
Taziye Evi halk tarafından çok önemsenmektedir. Genel kanı olarak cenaze hizmetleri var olarak
görülmektedir. Olmadığını düşünenler ise Taziye Evini bilmeyen genç veya yeni taşınmış hane
reisleri veya belediye başkanının partisini desteklemeyenler olabilir.
Tablo 75: Cenaze Hizmetlerinden Memnuniyet Derecesine Göre Dağılımı
Memnuniyet Derecesi
Sayı
Yüzde
Hiç Memnun değilim
7
4,6
Az memnunum
11
7,3
Kararsızım
7
4,6
Oldukça memnunum
85
56,3
Çok memnunum
41
27,2
Toplam
151
100,0
Kendisiyle görüşme yapılanların % 83,5’i cenaze hizmetlerinden memnundur. Gerçekten
belediye bu konuda oldukça modern bir sistem kurarak hizmet sunmaktadır.
56
Tablo 76: Mesleki Kurs Hizmetinin Varlığına Göre Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
83
39,2
Yok
129
60,8
Toplam
212
100,0
Bölgede % 60,8’i mesleki beceri kursunun olmadığını düşünmektedir. % 39,2’si ise
olduğunu düşünmektedir. % 60,8’lik kısım halk eğitim merkezi tarafından açılan kursları
belediye hizmeti olarak görüyor olabilir.
Tablo 77: Mesleki kurs hizmetinden memnuniyet derecesi
Memnuniyet Derecesi
Sayı
Yüzde
Hiç memnun değilim
8
10,0
Az memnunum
13
16,2
Kararsızım
23
28,8
Oldukça Memnunum
26
32,5
Çok Memnunum
10
12,5
Toplam
80
100,0
Mesleki beceri kursunun olduğunu düşünenlerin % 43’ü hizmetten memnundur. % 26,2’si
memnun değildir. % 28,2’si ise kararsızdır. Kararsız oranının oldukça yüksek olması, bu evli
hane reislerinden oluşan kesim tarafından mesleki kurs hizmetlerinin fazlaca sahiplenilmediğinin
bir işareti olabilir.
Tablo 78: Okuma Yazma Kursunun Varlığına Göre Dağılım
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
67
31,5
Yok
146
68,5
Toplam
213
100,0
Görüşülenlerin % 31,5’i okuma yazma kursunun olduğunu
57
% 68,5’i ise olmadığını
düşünmektedir. Bölgede geçmiş senelerde okuma yazma kursu açılmıştır. Fakat şu anda böyle bir
hizmet yoktur. % 31,5’lik kısım geçmiş senelerde ki kursa göre cevap vermiş olabilir.
Tablo 79: Okuma Yazma Kursu Hizmetinin Memnuniyet Derecesine Göre Dağılımı
Memnuniyet Derecesi
Sayı
Yüzde
Hiç Memnun değilim
6
10,2
Az memnunum
13
22,0
Kararsızım
17
28,8
Oldukça memnunum
15
25,4
Çok memnunum
8
13,6
Toplam
59
100,0
% 28,8’i okuma yazma kursu konusunda kararsız. %39 oranında ise memnundur. Beldedeki
eğitim düzeyinin düşüklüğü bu ilgisiz ve kararsızlığı doğrulayan bir göstergedir demek yanlış
olmayacaktır.
Tablo 80: Kütüphane Hizmetinin Varlığına Göre Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde
Var
16
7,5
Yok
197
92,5
Toplam
213
100,0
Kendisiyle görüşülenlerin ezici çoğunluğu beldede bir kütüphanenin olmadığını, % 7,5’i
ise olduğunu düşünmektedir. Aslında ilköğretim okulundaki kütüphane, belediye hizmeti olarak
görülüyor olabilir.
58
Tablo 81: Kütüphane Hizmetinden Memnuniyet Derecesine Göre Dağılımı
Memnuniyet Derecesi
Sayı
Yüzde/%
Hiç memnun değilim
3
27,3
Az memnunum
2
18,2
Kararsızım
5
45,5
Oldukça memnunum
1
9,1
Toplam
11
100,0
Kütüphane hizmeti beldedeki eğitim düzeyinin düşük olması sebebiyle halk tarafından
benimsenmemiştir. Bu yüzden % 45,5'lik kararsız oranı çok şey ifade etmektedir. Okuma
yazması dahi olmayan ya da anadillerinde eser bulunmayan kütüphanelerin onlar için fazla bir
anlam taşımaması doğaldır.
Tablo 82: Pastane ve Lokanta Hizmetinin Varlığına Göre Dağılımı
Bulunma
Durumu
Sayı
Yüzde/%
Var
13
6,0
Yok
203
94,0
Toplam
216
100,0
Beldedekilerin
% 94’ü pastane ve lokantanın olmadığını bilmektedir. % 6’sı ise
olduğunu düşünmektedir. Aslında beldede pastane ve lokanta bulunmamaktadır.
Lokanta ve
pastanenin olduğunu düşünenlerin Yenişehir ile Yalım sınırlarının iç içe geçmiş olduğu
yerlerdeki işletmeleri kast etmeleri olasılığı vardır.
Tablo 83: Pastane ve Lokantalardan Memnuniyet Derecesine Göre Dağılımı
Memnuniyet Derecesi
Sayı
Yüzde
59
Hiç memnun değilim
3
37,5
Az memnunum
2
25,0
Kararsızım
2
25,0
Oldukça memnunum
1
12,5
Toplam
8
100,0
Pastane ve lokantaların Yenişehir-Yalım sınırında bulunmasından dolayı mesafe uzaktır.
Bu yüzden memnuniyet derecesi % 62,5 oranında olumsuzdur. Kararsızlar yine oldukça
yüksektir.
Tablo 84: Yapılması En Çok İstenen Hizmete Göre Dağılımı
Hizmetler
Sayı
Yüzde
Sosyal faaliyet
4
1,8
Park
18
7,9
Çevre düzeni
12
5,3
Spor hizmeti
5
2,2
Engellilere istidam
4
1,8
10
4,4
Mesleki beceri kursu
5
2,2
Okuma yazma kursu
2 ,9
Kütüphane
6
2,6
Pastane /lokanta
5
2,2
Başka
3
1,3
38
16,7
Engelli ve yaşlı bakımı
Sağlık birimi
Gençlik merkezi
1 ,4
İmar planı
1 ,4
Toplu sünnet
1 ,4
Toplam
115
50,4
Bölgenin %16,7'si sağlık hizmetine öncelik verilmesi gerektiğini düşünmektedir. Anketin
daha çok kadınlar, evli ve çocuklularla ile yapılmış olması çıkan bu sonuçta etkili olabilir. İkinci
önem verilen % 7,9 ile park iken; üçüncüsü
% 5,3 ile çevre düzenidir. Parkların kendileri kadar
çocukları için de istendiği ve belde için çok büyük önem taşıdığı belirtilmelidir.
60
Tablo 85: İmkân Olursa Fabrika da Çalışma İsteğine Göre Dağılım
İstek Durumu
Sayı
Frekans
Hiç istemem
89
47,6
Az isterim
3
1,6
Oldukça isterim
17
9,1
Çok isterim
33
17,6
Pek çok isterim
45
24,1
Toplam
187
100,0
Yapılan çalışmada görüşülenlerin genel olarak yaşlı ve kadınlar olmasına bağlı olarak en
fazla (% 47,6) hiç istemem cevabı çıkmıştır. Yalım özelinde fabrikada çalışmak isteyenlerin
oranının 41,7 olması açıklanması gereken bir konudur. Bunlardan ilki bu fabrikanın ağır sanayi
olması düşünülemez. Büyük bir olasılıkla beldedeki ekmek fabrikası gibi küçük imalathaneler
kast edilmektedir. Mardin buğdayının makarna ve bisküvi için uygun olması da bu konuda üretim
yapan fabrikaları akla getirmiş olabilir.
61
Tablo 86: Cinsiyet Durumu İle Fabrika da Çalışmak İsteyenlerin Karşılaştırılması
Cinsiyet
İmkân
olması Hiç İstemem
durumunda fabrikada
çalışmak isteyenler
Az İsterim
Oldukça
İsterim
Çok İsterim
Pek
İsterim
Toplam
Kadın
Erkek
Toplam
Sayı
68
21
89
Cinsiyet İle
Yüzdesi
55,3%
32,8%
47,6%
Sayı
2
1
3
Cinsiyet İle
Yüzdesi
1,6%
1,6%
1,6%
Sayı
13
4
17
Cinsiyet İle
Yüzdesi
10,6%
6,2%
9,1%
Sayı
20
13
33
Cinsiyet İle
Yüzdesi
16,3%
20,3%
17,6%
20
25
45
Cinsiyet İle
Yüzdesi
16,3%
39,1%
24,1%
Sayı
123
64
187
Cinsiyet İle
Yüzdesi
100,0%
100,0%
100,0%
Çok Sayı
Cinsiyete göre fabrikada çalışma arasında anlamlı fark saptanmıştır. Kadınların % 55,3’ü
fabrika da çalışmayı hiç istemem derken; erkeklerin ise % 32,8'i hiç istemem cevabını vermiştir.
Gelenekselliğin etkileri sürmekte olan bu bölgede kadın için çalışmak evin dışına çıkamamıştır.
Kadınların % 20'si fabrika da çalışmayı pek çok isterken erkeklerin ise %39,9’u çalışmayı pek
çok istemektedir.
Yaş ve fabrikada çalışma isteği arasında da önemli farklar olduğu belirlenmiştir. Fabrika
da çalışmak isteyenlerden (çok, oldukça çok ve pek çok ) 19-25 yaş arasında olanlar % 5,7’sini
oluşturmaktadır. 26-30 yaş arası ise % 19’unu; 31-40 yaş arası % 36,1'ini; 41-50 yaş arası% 22,8;
50 yaş üstünde olanların ise % 6,65 ini oluşturmaktadır. En fazla çalışmak isteyenlerin 31-40 yaş
grubu olduğu en genç ve en yaşlı grubun fabrikada çalışmak istemediği anlaşılmaktadır.
62
Tablo 87: İmkân olursa Tekstil Atölyesinde Çalışma İsteğine Göre Dağılım
Sayı
Yüzde
Hiç istemem
84
43,3
Az isterim
6
3,1
Oldukça isterim
19
9,8
Çok isterim
47
24,2
Pek çok isterim
38
19,6
Toplam
194
100,0
Tablo 88: Cinsiyet İle Tekstil Atölyesinde Çalışmak İsteyenlerin Karşılaştırması
Cinsiyet
İmkân olması
durumunda tekstil
atölyesinde çalışmak
isteyenler
Hiç İstemem
Az İsterim
Oldukça
İsterim
Çok İsterim
Pek
İsterim
Toplam
63
Kadın
Erkek
Toplam
Sayı
57
27
84
Cinsiyet İle
Yüzdesi
42,5%
45,0%
43,3%
Sayı
4
2
6
Cinsiyet İle
Yüzdesi
3,0%
3,3%
3,1%
Sayı
13
6
19
Cinsiyet İle
Yüzdesi
9,7%
10,0%
9,8%
Sayı
36
11
47
Cinsiyet İle
Yüzdesi
26,9%
18,3%
24,2%
24
14
38
Cinsiyet İle
Yüzdesi
17,9%
23,3%
19,6%
Sayı
134
60
194
Cinsiyet İle
Yüzdesi
100,0%
100,0%
100,0%
Çok Sayı
Bu alanda kadınların çalışması daha olası görülmesine rağmen
% 42,5’i hiç istemem
cevabını vermiştir. Diğer alanlara göre isteme oranlarında bir yükselme olmasına rağmen hala
çoğunluğu istememektedir. Erkeklerde aynı oranda tekstil atölyesinde çalışmak istememektedir.
Bu durum, erkeklerin bu alanın sosyal statülerine uygun olmadığını düşünmelerinden
kaynaklanmış olabilir. Sonuç olarak cinsiyete göre tekstil atölyesinde çalışma isteği arasında az
da olsa istatistiksel olarak anlamlı bir fark, kadınlar arasında çok isterim diyenlerin erkeklerden
daha fazla olmasından dolayı ortaya çıkmaktadır.
Yaş ve tekstil atölyesinde çalışma isteği arasında da anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Örneğin 19-25 yaş arası isteyenler % 9,36; 26-30 yaş arası ise % 20,8'dir. 31-40 yaş arası
olanlar % 40,56’sını, 41-50 yaş arası % 33,28, 50 yaş üstündekiler ise % 10,4’ünü
oluşturmaktadır. Bu yüzden en fazla istekli grubun yine 31-40 yaş grubu olduğu ve en genç ile en
yaşlı grubun ise, tekstil atölyesinde çalışmaya fazla eğilimli olmadığı söylenebilir.
Tablo 89: Cinsiyet İle Turizm ve Rehberlik Alanında Çalışmak İsteyenlerin
Karşılaştırılması
Cinsiyet
Kadın
İmkân olması
durumunda turizm ve
rehberlik alanında
çalışmak isteyenler
Hiç İstemem
Sayı
Cinsiyet İle
Yüzdesi
Az İsterim
Sayı
Cinsiyet İle
Yüzdesi
Oldukça
İsterim
Çok İsterim
Sayı
Cinsiyet İle
Yüzdesi
Sayı
Cinsiyet İle
Yüzdesi
Pek Çok
İsterim
Toplam
Sayı
Cinsiyet İle
Yüzdesi
Sayı
Cinsiyet İle
Yüzdesi
64
Erkek
Toplam
84
34
118
68,3%
55,7%
64,1%
7
2
9
5,7%
3,3%
4,9%
10
7
17
8,1%
11,5%
9,2%
11
9
20
8,9%
14,8%
10,9%
11
9
20
8,9%
14,8%
10,9%
123
61
184
100,0%
100,0%
100,0%
Kadınların % 68,3’lük bir dilimi turizm ve rehberlik alanında çalışmayı istememektedir.
Erkeklerin ise % 55,7’si çalışmayı istememektedir. Bu duruma sebep olarak hem kendilerinde
yeterli niteliğin olmadığını düşünmeleri( yabancı dil, etkili konuşma tarihi eserler hakkında bilgi
sahibi olma gibi) hem de turizm ve rehberliğin yeteri parayı kazandıramayacağını düşünmeleri
olabilir Erkeklerin sadece % 14,8’ Kadınların ise % 8,9’u bu alanda çalışmayı çok istemektedir.
Tablo 90: Tarım ve Hayvancılık Alanında Çalışma İsteğine Göre Dağılım
İstek Dereceleri
Sayı
Yüzde/%
Hiç istemem
121
64,4
Az isterim
8
4,3
Oldukça isterim
10
5,3
Çok isterim
23
12,2
Pek çok isterim
26
13,8
Toplam
188
100,0
Tarım ve hayvancılık muhtemelen kötü koşulları sebebiyle ( koku, hijyen ) % 64,4 oranında
istenmemektedir.
Tablo 91: İmkân Olursa Turizm Ve Rehberlik Alanında Çalışma İsteğine Göre Dağılım
Sayı
Hiç istemem
118
64,1
9
4,9
Oldukça isterim
17
9,2
Çok isterim
20
10,9
Pek çok isterim
20
10,9
184
100,0
Az isterim
Toplam
65
Yüzde/%
Tablo 92: Cinsiyet İle Tarım ve Hayvancılık Alanında Çalışmak İsteyenlerin
Karşılaştırılması
Cinsiyet
İmkân olması
durumunda tarım ve
hayvancılık alanında
çalışmak isteyenler
Hiç İstemem
Az İsterim
Oldukça
İsterim
Çok İsterim
Pek
İsterim
Toplam
Kadın
Erkek
Toplam
Sayı
88
33
121
Cinsiyet İle
Yüzdesi
69,8%
53,2%
64,4%
Sayı
6
2
8
Cinsiyet İle
Yüzdesi
4,8%
3,2%
4,3%
Sayı
6
4
10
Cinsiyet İle
Yüzdesi
4,8%
6,5%
5,3%
Sayı
16
7
23
Cinsiyet İle
Yüzdesi
12,7%
11,3%
12,2%
10
16
26
Cinsiyet İle
Yüzdesi
7,9%
25,8%
13,8%
Sayı
126
62
188
Cinsiyet İle
Yüzdesi
100,0%
100,0%
100,0%
Çok Sayı
Muhtemelen kötü koşulları ve genel olarak iş yoğunluğunun üstlerine kalması sebebiyle
sebebiyetiyle Kadınların % 69,8’i tarım ve hayvancılık ile uğraşmayı istememektedir. Erkeklerin
ise % 53,2’si istememektedir. Aynı şekilde isteyenlerin sayısı kadınlarda % 7,9 iken erkeklerin
oranı % 25,8’dir.
66
Tablo 93: İnşaat/Tesisat Alanında Çalışma İsteğine Göre Dağılım
Sayı
Yüzde/%
Hiç istemem
112
64,0
Az isterim
9
5,1
Oldukça İsterim
12
6,9
Çok isterim
19
10,9
Pek çok isterim
23
13,1
Toplam
175
100,0
İnşaat ve tesisat sektörü genel anlamda ağır çalışma koşullarına sahiptir. % 64 oranında
istenmemesinin sebebinin bu olması muhtemeldir.
67
Tablo 94: Cinsiyet İle İnşaat/Tesisat Alanında Çalışmak İsteyenlerin Karşılaştırılması
Cinsiyet
İmkan olsa inşaat/tesisat Hiç İstemem
alanında çalışmayı
Az İsterim
Sayı
Cinsiyet
Yüzdesi
Sayı
Cinsiyet
Yüzdesi
Oldukça
İsterim
Cinsiyet
Yüzdesi
İle
Çok Sayı
Cinsiyet
Yüzdesi
İle
Sayı
Cinsiyet
Yüzdesi
68
İle
Sayı
Cinsiyet
Yüzdesi
Toplam
İle
Sayı
Çok İsterim
Pek
İsterim
İle
İle
Kadın
Erkek
Toplam
83
29
112
71,6%
49,2%
64,0%
9
0
9
7,8%
,0%
5,1%
5
7
12
4,3%
11,9%
6,9%
10
9
19
8,6%
15,3%
10,9%
9
14
23
7,8%
23,7%
13,1%
116
59
175
100,0%
100,0%
100,0%
Tablo 95: Cinsiyet İle Diğer Çalışma Alanlarının Karşılaştırılması
Cinsiyet
Diğer Çalışma alanları Çocuk Bakıcılığı
Halı atölyesi
Hepsinde çalışırdım
Kendi işi
Kuaför
Kuaförlük
Marangozluk
Masa başı
Modelistlik
Yaşı nedeniyle istemiyor
Toplam
Kadın
Erkek
Toplam
Sayı
1
0
1
Cinsiyet İle Yüzdesi
,7%
,0%
,4%
Sayı
2
7
9
Cinsiyet İle Yüzdesi
1,3%
9,2%
3,9%
Sayı
143
65
208
Cinsiyet İle Yüzdesi
94,1%
85,5%
91,2%
Sayı
0
1
1
Cinsiyet İle Yüzdesi
0%
1,3%
,4%
Sayı
1
0
1
Cinsiyet İle Yüzdesi
,7%
,0%
,4%
Sayı
1
0
1
Cinsiyet İle Yüzdesi
,7%
,0%
,4%
Sayı
0
1
1
Cinsiyet İle Yüzdesi
,0%
1,3%
,4%
Sayı
1
0
1
Cinsiyet İle Yüzdesi
,7%
,0%
,4%
Sayı
1
0
1
Cinsiyet İle Yüzdesi
,7%
,0%
,4%
Sayı
0
1
1
Cinsiyet İle Yüzdesi
,0%
1,3%
,4%
Sayı
1
0
1
Cinsiyet İle Yüzdesi
,7%
,0%
,4%
Sayı
1
0
1
Cinsiyet İle Yüzdesi
,7%
,0%
,4%
Sayı
0
1
1
Cinsiyet İle Yüzdesi
,0%
1,3%
,4%
Sayı
152
76
228
Cinsiyet İle Yüzdesi
100,0%
100,0%
100,0%
Kadınların fazlasıyla beden gücü gerektiren ve toplum tarafından erkeklere özgü bir meslek
olarak kodlanmış olan inşaat ve tesisat alanında % 71, 6’lık oranda istememektedir. Bu oran
erkeklerde ise % 49,2 oranına düşmektedir. Zor bir alan olmasına rağmen erkeklerin % 23,7
oranında istemesi bölge de genel olarak çok çalışılan bir meslek olması olabilir. Kadınların % 7’8
oranında istemesi ise ekonomik açıdan zor durumda olan ailelerin çok olmasından kaynaklanıyor
69
olabilir.
70
BÖLÜM 3: SONUÇ
Yalım'ın toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel alanlardaki niteliklerine bakıldığında
geçmiş yıllara göre daha hızlı değişen ve gelişen bir görünüme sahip olduğu söylenebilir.
Toplumsal örgütlenmenin aşiret sistemine dayalı yapısının kısmi değişimler olsa da
günümüzde de sürdürüldüğü açıktır. Bir yönü ile etnik bir kimliğe (Kürtlük) diğer yönü ile üç
soya dayalı bir aşiretin üst çatı örgütlenmesi olarak Daşilik temelinde bir kolektif kimliğin inşa
edildiği görülmektedir. Kolektif kimliğin inşasında "dışsal kurucu" (Staten,1985) öğe veya
"öteki" olarak, politik açıdan devlet ve onun resmi kimliğinin, tarihsel ve mekânsal ilişki
açısından da öncelikle Araplar, geçmişte gayrimüslimler ve kimi diğer Kürt aşiretlerinin işlev
gördüğü ileri sürülebilir. Şabukiler, Alikiler ve Kasikiler şeklindeki üç kollu bir yapının gizli de
olsa kendi iç kollektivitesini devam ettirdiği söylenebilir. Ancak mekânsal birlikteliğin ortak
kimliği olan Daşilik, dışarıya karşı her zaman için üst ortak kimliğin karşılığı olarak gelişmiş
gibidir. Bu açıdan beldenin kamusallığında sosyal mesafenin az ancak Mardin genelinde ise daha
yüksek olduğu iddia edilebilir.
Mardinlilerin ve yöneticilerin ayrım yaparak bazı önemli projelerini desteklemediklerini
her fırsatta belediye veya ona yakın pozisyondaki belde sakinleri dile getirmişlerdir. Kadınlar için
Ekmek Fabrikası Projesi de bunlardan biridir. Belediyenin BDP'li olmasından ötürü politik bir
mesafenin bürokratik ilişkilere de yansımış olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Mahalleler arasında bahsedilen üç soya dayalı kümelenme (Örneğin Hürriyet Mahallesi
Alikiler/Alikan ile Cumhuriyet Mahallesi Şabukiler/Cırıklar ve Kasikiler ile bilinmektedir) söz
konusu olmuş olsa da özellikle gençler bu yöndeki ayırıma karşı olduklarını belirtmişlerdir.
Yaşlılar da benzer ifadeler kullanmışlardır. Bunun yanında sosyal farklar da bulunmakta ancak
ifade edilmemektedir.
Ekonomik açıdan ise çok büyük fark şimdilik açıkça gözlenmemiştir. Belde genelde
büyük bir köy görünümündedir. Eczane, lise ile kahvehane, tamirci gibi esnaflıklar
bulunmamaktadır.
Beldeye İstanbul’dan tersine göç söz konusudur. Daha önce İstanbul'a göç edenler
ağırlıklı olarak Yenibosna ve Şirinevler semtlerinde kümelenmişlerdir. Yaklaşık 400 hanenin
İstanbul'da bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca yurtdışına göç eden az sayıda beldeli de
bulunmaktadır.
71
Beldede kapı önlerinde yeni arabalar bulunmasına karşın ev hayatlarında eskiden farklı
bir yenilik yok gibidir. Bu duruma apartmanlara taşınmak arzusunda olmalarının etkisi söz
konusu olabilir.
Aile yapısının giderek çekirdek aile tipine doğru kaydığı ancak geniş aile kültürünün veya
aile bağının kuvvetini koruduğu söylenebilir. Doğurganlık oranının yüksekliğinin de yukarıda
bahsedilen kolektif kültürel kimliğin özsel koruma refleksinin ve ailenin de bu kimliğin inşasında
mikro ölçekte dinamik bir işlev yürütmesi ile ilişkisi olduğu muhakkaktır. Bu toplumsal
işlevinden başka ekonomik alandaki işgücü niteliğinin de bu doğurganlık oranında etkisi
büyüktür. Dolayısıyla ailede kadının/annenin işlevi kritik öneme sahiptir.
Beldenin gündelik hayat pratikleri ağırlıklı olarak erkek egemen bir nitelik arz etmektedir.
Kamusal mekânların cami, taziye evi gibi geleneksel yerlerle sınırlı kalması kamusal alanın erkek
egemen kültürle şekillenmeye devam ettiğini göstermektedir. Kadının bu geleneksel alanları
kullanma biçimi ise son derece sınırlıdır. Sosyalleşme alanları kadınlar için genel olarak ev
avlularındaki birliktelikler, komşuluk veya akraba ziyaretleri ile sınırlıdır. Benzer sınırlılık
beldenin gençlerin ve de çocukların sosyalleşme mekânı ihtiyacında da hissedilmektedir.
Gençlerin sosyalleştiği mekânlar ya mahalle araları ya da Mardin'in diğer yerleri olmaktadır. Park,
daha çok fonksiyonlu spor kompleksleri ve hizmet alanlarının bir ihtiyaç olarak ortaya çıktığı
görülmektedir.
Beldenin sosyal ve kültürel dokusuyla ilgili bir ipucu da çocuklara verilen isim
noktasında söz konusu edilebilir. Geleneksel olarak Şeyhmus, Mehmet, Ali gibi dinsel isimler
kullanılırken şimdilerde daha çok Kürt kimliğini temsil eden Azad, Agit, Rojda, Rojbin, Berivan
gibi isimler verilmeye başlanmıştır. "Şeyhmus" isminin verilmesinde batıl bir inancın da etkisi
yaygın olarak gözlenmiştir. Özellikle erkek çocuk isteyenlerin Sultan Şeyhmus'a gitmesi, doğan
çocuğa Şeyhmus ismi
konması ve
Sultan Şeyhmus türbesinde adak adanması süregelen bir
gelenektir.
Ekonomik alana bakıldığında ise temel üretim biçimi veya gelir kaynaklarının inşaat,
ticaret, tarım ve hayvancılık ile çeşitli hizmetler olduğu görülmektedir. Çalışanların
çoğunluğunun inşaat (%60-70) alanında olduğu gözlenmektedir. Ancak işlerin yoğunluklu olarak
Yalım dışından geldiği de belirtilmelidir. Yalım'da oturan en fazla 50 tesisatçının, Yalım dışında
ise bine yakın tesisatçının var olduğu; buna karşılık sadece 5-6 hanenin tarım ve hayvancılık (süt,
72
peynir ve et satmakta) ile uğraştığı belirlenmiştir.
Yetmiş kişinin ehliyetli ve de araba sahibinin olduğu ancak sadece 10 kadarının büyük
kamyonlarla nakliyecilik şoförlük yaptığı; nakliyeciliğin beldede 1990'ların ortasına kadar önemli
bir meslek olarak tercih edildiği saptanmıştır.
Bütün bunların dışında beldede 12 bakkal
bulunmaktadır. Bazılarında kadınların çalıştığı da gözlemlenmektedir. Yalım dışında iş kuranlar
olmuşsa da Yalım'a pek getirilerinin olmadığı, sadece bazı iş adamlarının dolaylı olarak
katkılarının olduğu belirtilmiştir. Doktor, mühendis, öğretmen, TV yapımcısı Yalımlıların
varlığından söz edilmiş olsa da bunların da İstanbul'da yaşadığı bilinmektedir.
Bağ ve bahçecilikle olarak Zinnar’daki bahçelerde üzüm, kiraz, bıttım/küçük fıstık, kayısı
yetiştirmektedir. Ancak su olmadığı için tüm bağlar çorak ve kurumuş vaziyettedir. İleride GAP
ile sulama imkânı gelince verimin artacağına inanılmaktadır. Su olmadığı için nar da
yetiştirilememektedir.
Toprak mülkiyetine bakıldığında en büyük arazinin 500 dönüm olduğu anlaşılmaktadır.
Yalım'da şahısların genel olarak fazla arazisi bulunmamaktadır. En fazla 20-30 veya 50 dönüm
olabilmektedir. Hiç toprağı olmayanların da çok olduğu belirtilmektedir. Diğer taraftan köyün
ortak malı olan büyük 400-500 dönümlük merası bulunmaktadır. Ailelerin %90'ının arazilerini
satmadığı, sadece %10'nun satmış olduğunu ve bu sayede ellerinin para gördüğünü sıklıkla
belirtilmiştir. Beldenin en önemli iş adamı Naif Akkuş'tur. İstanbul’da oturmakta ve organize
sanayide 300-400 işçi çalıştırmaktadır. Kendisi 20 yıl önce çiftçi iken sanayici olmuştur.
Beldenin ekonomik davranışlarında en göze çarpan özellik tüketim ilişkilerine mesafeli
bakmasında ve tasarruf eğiliminde ortaya çıkmaktadır. Genel olarak düğünlerde takmak üzere
altın alımı yapılmaktadır.
Düğünlerde takılar için 50-60 bin Türk Lirasına kadar varan
masraflar yapılmaktadır. Erkek tarafı borçlanmaktadır. Bundan dolayı Suriyeli gelin tercih
edilmektedir. Böylece sadece iki bin Türk Lirasına mal olmaktadır. İkinci ev, araba alanlar da
bulunmaktadır. Ancak bu durum yaygın değildir. Diğer taraftan tüketim ve eğlence biçimleri ile
ilgili olarak Nusaybin-Midyat arasındaki Beyazsu’ya pikniğe gidilmektedir. Başka yere tatile
gitme kültürü bulunmamaktadır.
ilerisi için
Belediye başkanının oldukça büyük ve havuzlu köşkü ise
önemli bir değişim ve tüketim
modeli olarak gösterilebilir.
Yatırım eğilimlerinde dükkân veya tarla alımı öne çıkmaktadır. Dükkân alanlar
çocuklarına iş yeri açmakta veya kiraya vermektedirler. Bunun yanında modern apartman
dairesine de yatırımda bulunulmaktadır. Ancak istihdama yatırım yapılmamaktadır. Bununla
birlikte Yalım’dan göç edip de İstanbul veya başka yerde otel/motel işletenlerin varlığından da
73
söz edilmiştir. Beldede kadınların çok çocuklu olmasından dolayı çalışmaya pek imkânları
bulunmamaktadır. Ancak kadınların özellikle iş aramadığı da belirtilmelidir. Çalışmak adeta ayıp
karşılanmaktadır.
Yoksulluğa bakış açıları ise son derece gururlu olup fakir olmalarına karşın çalışmak
istememektedirler.
İşçi erkeklerin 15 gün çalışıp parasını alınca diğer 15 gün çalışmamaları söz
konusudur. Sigorta yapılması da durumu değiştirmemektedir. Devletin verdiği yaşlılık maaşı da
aile desteğine önemli bir katkı sunmaktadır.
Miras erkeklere kalmaktadır. Kadınlara küçük bir pay verilmektedir. Yenilerde kız
çocuklara da miras sözü veren babaların bulunduğu tespit edilmiştir.
Kooperatifleşme ve şirketleşmeyle ilgili olarak dört veya beş nakliye şirketinin bulunduğu
ancak sahiplerinin ise artık Yalım'da yaşamadığı tesit edilmiştir. Buna ek olarak 20 kadar şahıs
şirketi olduğu tahmin edilmektedir. Anonim Borsaya açık tek şirketin sahibi de İstanbul'a göç
etmiştir.
Beldenin siyaset pratiğine bakıldığında ise biri Barış ve Demokrasi Partisi(BDP) ve diğeri
Adalet ve Kalkınma Partisi
olmak üzere iki kutuplu bir bloklaşmanın olduğu görülmektedir.
Aşirete dayalı toplumsal örgütlenme geçmişte siyasal örgütlülükte önemli etken olsa da bugün
için bu faktörün pek geçerli olmadığı görülmektedir. Bir siyasal eğilimde var olma ya da "siyasal
eylem" düzeyinde örgütlenme
geçmişe oranla daha farklılaşmış olsa da ikili bir kulvarda sınırlı
kalmıştır. BDP'nin ağırlıklı Kürt sorunu odaklı siyaseti ve bunun çevresinde geçmişten bugüne
yaşanan siyasal mücadelenin aktarımı ve bu gücün belirli ölçülerde artık sosyal ve ekonomik
alanda da etkisini göstermesine karşılık, AKP'nin hükümette olmanın avantajlarından ve de
bürokraside ihtiyaçları hızlı gidermenin önemli bir aracı olması, bu iki yönelimin birbiriyle
rekabetini
getirmiştir. Bu ikili siyasal kutuplaşma, beldedeki inşaat alanındaki yapılaşma ve
buna bağlı iş gücü arzında da kendisini hissettirmektedir. Bu iki siyasal eğilimin dışında bir tercih
geçmişte söz konusu olmuş olsa da artık diğer siyasetler pek fazla rağbet görmemektedirler. MHP
ve CHP görülen en uzak siyasal mesafedeki partilerin başında gelmektedirler.
74
KAYNAKÇA
Aydın,S., Emiroğlu, K., Özel,O.,Ünsal,S. (2000), Mardin: Aşiret-Cemaat-Devlet. İstanbul:
Türkiye Toplumsal ve Ekonomik Tarih Vakfı Yayını.
Gabriyel,A. (1998), Mardin İli’nin Merkezinde Civar Köylerinde ve İlçelerinde Bulunan
Kiliselerin ve Manastırların Tarihi. İstanbul: Kendi Yayınları
Kasapoglu,A.(2011) Sosyolojiye Giris.Ankara:UZEM.
Kelly, M. (200) “ Inequality and Crime”, Review of Economics & Statistics, Vol.82, İssue 4
Kızmaz, Z. (2003) “Ekonomik Yapı ve Suç: Bazı Araştırma Bulguları Üzerine Genel Bir
Değerlendirme” Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2 : 279-304.
Korkmaz, A. (2007) “Sosyoekonomik Statü ve Suç: Malatya’da Suç ve Suçluluk” Sosyoloji
Araştırmaları Dergisi/Journal of Sociological Research 2007 / 2, Ankara.
Staten, H. (1985) Wittgenstein and Derrida, Oxford, Basil Blackwell.
Türkdoğan, O. (1996) Değişim, Kültür ve Sosyal Çözülme, İstanbul: Birleşik Yayınları.
www.mardinkulturturizm.gov.tr
http://www.dika.org.tr
75
Ek.1. Katılımcı Listesi
1. Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu
2. Prof. Dr. Nilay Çabuk Kaya
3. Prof. Dr. Abdülkadir Çevik
4. Doç. Dr. Birim Günay Kılıç
5. Yar. Doç. Dr. Fatma Türe
6. Yar. Doç. Dr. Abdurrahim Özmen
7. Dr. Günnur Ertong
8. Araş gör. Yasin Durak
9. Araş Gör. Hasan Akcan
10. Araş Gör. Ercan Geçgin
11. Öğr. Gör.Polat Alpman
12. Araş Gör. Olcay Karacan
13. Berivan Kavas
14. Buse Bayır
15. Ceysu İşcan
16. Deniz Menteşoğlu
17. Derya Balcı
18. Elif Demirli
19. Elif Kürüm
20. Enes Dursun
21. Esra Balcı
22. Evindar Öncü
23. Hilal Avcı
24. Nuri Can Akın
25. Özge Gençtürk
26. Pelin Kuş
27. Sibel Mandır
28. Simge Ağtaş
29. Şilan Yazgan
76
30. Tuğba İtik
31. Zehra Çetinkaya
32. Zelal Karataş
33. Sefa Çınar
34. Nahit Avcı
35. Öner Özcan
36. Mehmet Kılıkbiçen
37. Onur Duman
38. Ulaş Dayı
77
Ek 2: Mülakat Formu
Mülakat No::……………..
adı :……………………
Cadde/Sokak:…………….
No:......................................
Mahalle
Hane
ANKARA ÜNİVERSİTESİ
DTCF SOSYOLOJİ BÖLÜMÜ
MARDİN İLİ YALIM BELDESİ
HANE HALKI SORU FORMU
2012
Merhaba, Ankara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencisiyim. Beldenizde sosyal bir araştırma
yapmaktayız. Bu bağlamda size bazı sorularım olacak. Araştırmaya vereceğiniz destek için şimdiden
teşekkürler.
Not: Bu formlar evli kadın ve erkeklere uygulanacaktır. Her haneden bir kişiyle görüşülecektir.
1.Yaş: ……..
3. Medeni Durum:
2. Cinsiyet: 1  Kadın 2  Erkek
1 Evli
2 Dul
3 Boşanmış
4. Eğitim durumu:
4.1.  Eğitim görmemiş  1 Okuma-yazması yok
2 Okuma-yazma biliyor
4.2.  Eğitim görmüş .
1.  İlkokul terk
2.  İlkokul mezunu
3.  Ortaokul terk
4.  Ortaokul mezunu
5.  Lise terk
6.  Lise mezunu
7.  Üniversite terk
8.  Üniversite mezunu
9.  Diğer __________________
4.3.  Eğitim görüyor 
1.  Ortaokul:
2.  Lise
3.  Üniversite (Yüksekokul)
5.Çalışma durumu:
5.1.  Çalışmıyor.
1. Emekli
2. İşsiz  İşsizlik süresi: ………………. Ay/Yıl:.......
3. Bakıma muhtaç(yaşlı ve hastalar için)
4. Diğer _________________
5.2.  Çalışıyor
1. 
Güvenceli/sigortalı
belirtilecek…)
5.2.1. Genel olarak güvence durumu
78
2.Güvencesiz iste
(Çiftçi, ev hanımı v.s
1 SSK
2 Emekli Sandığı
3 Bağkur
4 Özel sigorta
5 Yeşil kart
6 Diğer (belirtiniz……………)
7 Yok
6.
Size göre hanedeki en temel üç geçim (para) kaynağınız nedir? (Önem sırasına göre tabloya
numaraları kodlayınız)
1. Kendi toprağında çiftçi
6. Hayvancılık
11. Kendi hesabına çalışan(tesisatçılık vb
2. Mevsimlik işçi
7. Esnaflık
12.Aile Yardımı
3. Ücretli işçi
8. Yarıcılık
13. Başka
(………………………………….)
4. Kira geliri
9. Memur/emekli
5. STK yardımları
10. Devlet (malul/sosyal dayanışma/yaşlılık maaşı/korucu)
1.Derecede
Önemli
2.Derecede
Önemli
3.Derecede
Önemli
7. Halen oturulan konutun mülkiyeti :
1. 
Kendi tapulu malım 2.  Mülkiyeti başkasına ait. 3.  Diğer (kira ve benzeri)
8. Konutun tipi : 1. Apartman
2  Müstakil ev
8.1 Müstakil ise 1. Taş 2.Briket/Pirket
3.Diğer (Belirtiniz……………….)
9. Evinizin oda sayısı: ____
10. Evin özellikleri:
1. Evin İçinde
2. Evin Dışında
10. 1. Mutfak
10. 2. Banyo
10.3. Tuvalet
11. Hanenin demografik özellikleri ve aileye ilişkin sorular.
11.1. Hanede yaşayan toplam kişi sayısı: ____
AÇIKLAMA:
Çekirdek ailenin üyeleri aile üyesi kapsamında yer alacak. Diğer akraba (hanede yaşayan
büyükbaba, büyükanne, kardeş, kardeş çocukları ve akraba bağı bulunan ve hane gelirinden yararlanarak
hanede yaşayan bireyler olarak kodlanacak)
nın /kadının kaç canlı doğum yaptığı?
1.Evlilik
11.1.a.1 Kız
11.1.a.2 Erkek
79
2. Evlilik
11.1
.a.K
arısı
11.1.b. Halen yaşayan çocuk sayısı
1.Evlilik
2. Evlilik
12.1.b.1 Kız
12.1.b.2 Erkek
11.1.c Düşük sayısı (cinsiyet belirsiz):
1.Evlilik
2. Evlilik
12.1.c
12.2. Hanedeki bekar çocukların/gençlerin yaşı, cinsiyeti ve eğitim durumu çizelgesi (en büyükten en
küçüğe doğru sıralanacak)
Çocuk Sırası
1. Çocuk/genç
2. Çocuk/genç
3. Çocuk/genç
4. Çocuk/genç
5. Çocuk/genç
6.Çocuk/genç
7.Çocuk/genç
8.Çocuk/genç
9. Çocuk/genç
10 Çocuk/genç
12.2.1.
Yaşı
12.2.2.
Cinsiyeti
K
K
K
K
K
K
K
K
K
K
12.2.3.
Bitirdiği okul/Sınıf olarak yazılacak/ (terk ettiği dâhil)
E
E
E
E
E
E
E
E
E
E
12.3. Hanede yaşayanların yaş dağılımı ve aile bağı ilişkisi (ayrı sorulup; toplamı yazılacak)
12.3.1.Genç(18-24):…….
Aile üyesi:
…………….
Aile
dışı/akraba:……………
12.3 2.Yetişkin(25-65):……
Aile
üyesi:
…………….
Aile
dışı/akraba:……………
12.3.3. Yaşlı(65+):……….
Aile üyesi:
…………….
Aile
dışı/akraba:……………
12.3.4.Çocuk:0-4 yaş ……..
Aile üyesi:
…………….
Aile
dışı/akraba:……………
12.3.5.Çocuk:5-6
yaş ……..
Aile üyesi:
…………….
Aile
dışı/akraba:……………
12.3.6. Çocuk7-12 yaş:……………. Aile üyesi: …………….
Aile dışı/akraba:……………
12.3 7 Çocuk/genç13-17 yaş:…………Aile üyesi: ……………. Aile dışı/akraba:……………
80
12.4. Aile Tipi:
1. Çekirdek aile
3. Parçalanmış (boşanmış)
2. Geniş Aile
4. Diğer (yurt dışında v.s. belirtilecek………
13. Aşağıdakilerden hangilerine sahip olunduğu (hane reisinin ve eşinin) veya hangilerinin hanede
bulunduğu (Var olanlara X koyunuz)
1.Var
2.Yok
3.Bilmiyorum
13.1.Kredi Kartı
13.2.Banka hesabı
13.3.Araba
13.4.Ev
13.5.Hayvan
13.6.Toprak
13.7.Kira geliri
13.8.Cep telefonu
13.9.İnternet bağlantısı
13.10.Bilgisayar
13.11.Çamaşır makinesi
13.12.Bulaşık makinesi
13.13 Fırın
13.14.Şofben (elektrik veya gazlı)
13.15.TV
13.16.Elektrikli süpürge
13.17.Evde sabit telefon
13.18.Pasaport
4.Miktar
…… Tane
…… Tane
…… Tane
2
…………. m
………….
…… Tane
1.Var
2.Yok
3.Bilmiyorum
4.Miktar
13.19.Evlilik cüzdanı (resmi nikah)
13.20. Klima
13.21.Kuma/ ikinci eş
13.22.Devletten yardım (malul,hasta)
13.23. Akraba evliliği
13.24.Engelli/bakıma muhtaç
13.25.Hükümlü/tutuklu
13.26.Mevsimlik Göç eden
13.27.Göç eden (son beş yıl)
13.28.İş bulamadığı için çalışmayan kişi
…… Kişi
…… Kişi
…… Kişi
…… Kişi
14. Çevrenizde olan en temel üç sorunu derecelendirir misiniz (Seçenekleri okuyunuz.)?
1.Derecede
Önemli
2.Derecede
Önemli
3.Derecede
Önemli
14.1.İşsizlik
14.2.Konut
14.3.İçme suyu (su kesintisi)
14.4.Elektrik kesintisi/voltaj düşüklüğü
14.5.Adalet (hak arama)
14.6.Ulaşım
81
14.7.Eğitim
14.8.Sağlık
14.9.Güvenlik/huzur/asayiş/hırsızlık
14.10.Çevre temizliği
14.11.Töre Baskısı
14.12.Başka (belirtiniz)……………..
15. Son yıllarda aşağıda belirtilen alanlarda değişimlerin ne derecede gerçekleştiğini düşünüyorsunuz?
1. Yok 2. Azaldı
3. Aynı 4. Arttı
1
2
3
4
15.1. Kavgalar/anlaşmazlıklar
15. 2. Dolandırıcılık/sahtekarlık
15. 3.Hırsızlık olayları
15. 4.Boşanmalar
15. 5 Diğer(……………………)
16.Çevrenizde beceri, meslek edindirme hizmeti sunan bir yer olsa buraya ne ölçüde gitmek istersiniz?
1  Hiç istemem
2  İstemem
3  Kararsızım
4  İsterim
5  Çok
isterim
17. Çocuklarınızın resim, müzik, spor gibi yetenekleri var mı?
2 Hayır
1 Evet
17.1 Evet ise :
1 Müzik/ses/çalgı
2 Edebiyat, şiir
3 El sanatı, dantel vs.
4 Spor (Futbol, Basketbol, Yüzme…)
5 Resim
6 Tiyatro
7 Başka (belirtiniz):……………
18 Yalım Belediye’sinden beklentiler:
(Var/Mevcut olan hizmetlerden memnuniyet derecesi işaretlenecek)
1
Var
18. 1. Sosyal Faaliyet
(toplu sünnet, nikah, yemek, şenlik,
festival vb.)
18.2. Park
82
2 Yok
1 Hiç
Memnun
değilim
2 Az
Memnunu
m
3
kararsı
zım
4 oldukça
Memnunu
m
5.Çok
Memnunu
m
18.3. Çevre düzeni (kaldırım vb.) ve
temizlik
18.4. Spor hizmetleri
18.5. Engellilere istihdam
18.6. Engelli ve yaşlı bakımı
18.7. Cenaze hizmetleri
18.8. Mesleki beceri kursları
18.9. Okuma-yazma kursu
18.10. Kütüphane
18.11. Pastane, lokanta vb.
18.12.Başka(Belirtiniz………………………
…….
19. Olmayanlardan/yoklardan yapılmasını en çok istediğiniz hangisidir?
(Yanıt numarasını yazın):………………
20. Eğer imkân olsa aşağıdaki alanlarda istihdam edilmeyi ne kadar isterdiniz?
1. Hiç 2. Az 3. Oldukça 4. Çok
5. Pek Çok
1
2
3
4
5
20.1. Fabrika/Sanayi (Ekmek
fabrikası v.b.)
20. 2. Tekstil Atölyesi (Dokuma)
20. 3. Turizm ve Rehberlik
20. 4. Tarım ve Hayvancılık
20. 5. Kültür ve Sanat
20.6. İnşaat/tesisat
20.7 Başka
(Belirtiniz………………………
21. Anadil :
1.  Türkçe
2  Kürtçe
22. Din :
21.1. İslam: 1. Sünni
4. Bilmiyorum
Mezhep:
1.1. Şafii
1.2. Hanbelî
1.3. Maliki
1.4. Hanefi
1.5. Bilmiyorum
83
3  Arapça
4.  Süryanice 5. Diğer (belirtiniz)______
2. Alevi
3.  Diğer (belirtiniz)…………..
21.2. Hıristiyan
Mezhep:
1. Katolik
2. Ortodoks
3. Protestan
4. Diğer (belirtiniz) ……………..
21.3. Diğer belirtiniz:……………………………..
Teşekkürler.
Görüşme Tarihi: ………………………………………………………………
Görüşmeyi Yapan Kişinin Adı-Soyadı : ………………………………………
Görüşmecinin yanıtlarının samimiyet derecesi :
1. Hiç 2.  Az 3.  Kararsız 4.  Çok 5  Oldukça
84
Download

Sayı 5 - WordPress.com