Excavation
W o r k s
o f
Ç AN A KKA LE
Kazı Rehberi
Troia
1
Troia
Troia
Troia kenti kralı Priamos’un oğlu Paris; bir güzellik yarışmasında kendisine dünyanın en güzel
kadınını vadeden tanrıça Afrodit‘i seçer. Böylece
savaşlar ve ölümlerle dolu uzun bir süreç başlamış
olur. Güzellik yarışması sonrasında Troialı prens
Paris, Grek yurdundaki Sparta kralı Menelaus’un
karısı güzel Helena’yı kaçırıp, Troia’ya götürür.
Bunun üzerine Grek yurdu kralları (Akhalar) 1000
gemilik müttefik güçleriyle Troia’yı kuşatırlar.
10 yıllık kuşatma, sonunda Akhaların bir hilesiyle sona erer. Akhalar, savaştan vazgeçip geri
döndükleri izlenimi vermek için, gemilerini Tenedos‘un (Bozcaada) arkasına saklarlar: Akhaların
en akıllı askeri Odysseus’un fikri olan tahta atı
Troia kalesinin önüne bırakırlar. Troialılar, tahta
Paris, the son of Priamos who was the king of
The City of Troia, chooses the goddess Aphrodite
who promises him the most beautiful woman in
the world in a beauty contest. With that, a long
period of wars and deaths begin. After the beauty contest, The Troian Prince Paris, elopes with
beautiful Helena, the wife of the Spartan King Menelaus in the mainland of Greece and takes her to
Troia. In response, the kings of the mainland of
Greece (Achaeans) besiege Troia with a fleet of
1000 vessels of ally forces. The siege that lasts ten
years comes to an end due to a trick of Achaeans.
In order to give the impression that they quit war
and that they have been recessing, they hide their
vessels at the back of Tenedos (Bozcaada): they
2
atı tanrılara sunulmuş bir hediye olarak kabul edip
kentin içine alırlar. Gece atın içinden çıkan Akhalı
askerler, kentin kapılarını dışarda bekleyen askerler için açarlar. Böylece Troia fethedilir. Zengin
ve güçlü Troia yakılır yıkılır; kent yerle bir edilir.
Grekler büyük bir zafer kazanırlar; ancak Akhalı
askerler yurtlarına geri dönmek için çıktıkları yolculukta 10 yıl denizlerde dolaşır dururlar. Böylece
kahramanlık çağı ve uygarlığı sona erer.
leave the wooden horse in front of the Troia Castle, which is an idea brought forward by Odysseus,
the most brilliant warrior of Achaeans. Troians
consider the wooden horse as a gift offered to
the gods and take it inside the city. The Achaean
warriors come out of the horse at night and open
the gates of the city for the warriors waiting outside. In this way, Troia is conquered. Wealthy and
powerful Troia is devastated; the city is razed to
the ground. The Greek win a great victory; however, the Achaean warriors spend ten years sailing
around on their journey back to the motherland.
Thus, the heroic period and civilization come to
an end.
3
Homeros ve Destanlar
Homeros and the Epics
Antik Dönem tarihçileri Troia Savaşı’nı M.Ö.
1250-1135 yılları arasına tarihlerler. Destandaki
bazı öğelerin M.Ö. 2. bine kadar geri gittiği kabul
edilir. Ancak bu süreçte en önemli olay, Smyrna’da
(İzmir) doğduğu kabul edilen ozan Homeros’un
M.Ö. 730’larda Troia Savaşı ile ilgili olayları bir
araya getirip, Troia /Ilion kentinin öyküsünü, İliada Destanı olarak yazıya geçirmiş olmasıdır. Ancak Homeros, İliada Destanı’nında Troia Savaşı
ile ilgili olayların tümünü anlatmaz. Örneğin
Troia Atı öyküsü, İliada Destanı’nda yer almaz.
Homeros’a atfedilen ve İliada’dan yaklaşık 20 yıl
sonra yazıldığı kabul edilen ikinci destan Odysseia’da ise Troia Savaşı sonrasındaki olaylar ve
Akhalı askerlerin yurtlarına geri dönüşü anlatılır.
Destanın bu ve benzeri ayrıntılarının o dönem
Ege dünyasında aktüel olduğunu, M.Ö. 670’lere
tarihlenen Mykonos vazosu üstündeki Troia Atı ve
diğer savaş sahnelerinden
anlamaktayız. Troia Savaşı
ile ilgili diğer öyküler ise,
daha sonraki yüzyıllardaki
yazarlar tarafından sürekli
işlenir. Bunlar arasındaki
en önemli isim Romalı şair
Vergilius’tur. Onun Aeneas Destanı ile (yaklaşık
M.Ö. 30-19) , Romalılar ve
Troialılar arasında bir soy
ilişkisi kurulur ve bu durum, özellikle Orta Çağ’dan
itibaren yoğun bir şekilde
işlenir.
The ancient period historians date the Troia battle
to be fought between 1250-1135 BC. It is sustained
that some of the elements of the epic go back to
2000 BC. However, the most important event during this stage is that Homeros, who is supposed
to be born in Smyrna (Izmir), gathered the events
about the Troia Battle in 730s BC and put down
the story of the Troia/Ilion city on paper with the
name of The Epic of Iliad. Except that, Homeros
does not narrate all the events about the Troia
Battle in his Epic of Iliad. For instance, the story
of the Troia Horse does not appear in the Iliad.
In the second epic called Oddysseia, which is attributed to Homeros and which is considered to
have been written about 20 years after the Iliad,
the events after The Troia Battle and the return
of the Achaean warriors to their motherland are
narrated. We understand from
the Troia Horse and other battle
scenes described on the vase of
Mykonos dating back to 670 BC,
that the epic and the similar details were newsworthy in the Aegean World of the period. Other
stories of the Troia Battle were
perpetually discussed by the narrators in the later periods. The
most important of them is the Roman poet Vergilius. With the help
of his Epic of Aeneas (around 3019 BC), a genealogical connection between The Romans and
The Troians is correlated and
this situation is widely discussed
from The Middle Age onwards.
4
Homeros sonrasında, İliada Destanı sürekli kopyalanarak kuşaktan kuşağa aktarılır. Destanın bir
bütün olarak aktarıldığı en eski ve en iyi korunagelmiş kopya İstanbul’da bulunan 10. yüzyıla ait
kopyadır. İliada Destanı kitap olarak ise ilk kez
1488 yılında Floransa’da basılır. Özellikle bu
tarihten sonra, sürekli işlenerek Avrupa kültür ve
edebiyatının en önemli temel eseri olur.
Ancak destanlardaki olayların gerçek olup olmadığı; Troia diye bir kentin var olup olmadığı
gibi sorular, yüzyıllardan beridir araştırmacıları
ilgilendirir.
Kazı Tarihçesi:
1868 yılında Çanakkale bölgesine gelen
Schliemann, Troia’yı bulmak için Pınarbaşı’ndaki
Ballıdağ’da birkaç hafta kazı yapar. Ancak elde
ettiği veriler onu ikna etmez. Çanakkale üzerinden
After Homeros, the Iliad was perpetually copied
and inherited from generation to generation. The
oldest and by far the best preserved copy in which
the epic is narrated in full is the one from the 10th
century and it is conserved in Istanbul. The Iliad was published as a book for the first time in
Florence in 1448. Especially after this date, it was
continuously discussed and became the most important fundamental of the European culture and
literature.
However, such questions as, whether the events
narrated in the epic are real or not; whether a city
named Troia ever existed and so forth have been a
point of interest for the researchers for centuries.
The History of the Excavations
Schliemann, who came to the region of Çanakkale
in 1868, conducts a few excavations in Honey
5
Heinrich
Schliemann
Atina‘ya giden gemiyi kaçırınca, iki gün Çanakkale’de konaklamak zorunda kalır ve böylece F.
Calvert’le tanışırlar. Calvert, Schliemann’a Hisarlık Tepe’yi ve yaptığı kazıları anlatır. Anlatılanlara inanan Schliemann, 1869 yılında Yunanistan
ve Troas gezilerini doktora çalışması olarak Rostock (Almanya) Üniversitesi’ne sunar. Tezi kabul
edilir. 1870 yılında kazılar yapmak için Hisarlık
Tepe’ye gelir; ancak izni olmadığı için kazıları
durdurulur. Uzun uğraşlar sonunda izin alır ve
aralıklarla ölümü 1890’a kadar süren (187173; 1878-79; 1882; 1890) Schliemann kazıları
1871 yılında başlar. Schliemann’nın 1873 yılında bulduğu ve yaklaşık 1200 yıllık bir tarihleme
hatasıyla “Priamos Hazinesi” olarak adlandırdığı
hazine buluntusu, o dönemlerde dünyada büyük
yankı uyandırmıştır. Schliemann bu hazineleri
önce Atina’ya oradan da Almanya’ya kaçırmıştır.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, savaş ganimeti
olarak Rusya’ya götürülen hazine buluntuları halen Moskova’daki Puşkin Müzesi’nde sergilenmektedir.
Schliemann’nın ölümünden sonra ise kazılar, arkadaşı mimar Alman Wilhelm Dörpfeld
(1853-1940) tarafından 1893-94 yıllarında
gerçekleştirilmiştir. Uzun bir aradan sonra, 19321938 yılları arasında Amerikalı arkeolog Carl
W. Blegen (1887-1971) Troia’da yeniden kazılar
gerçekleştirilmiştir. Blegen daha sonraki yıllarda
yaptığı yayınlarla Troia merkezli modern Ege
arkeolojisinin temellerini atmıştır. Elli yıllık bir
aradan sonra ise yeni dönem kazıları Tübingen
Üniversitesi’den Manfred Osman Korfmann
tarafından 2005’deki ölümüne kadar devam ettirilmiştir.
6
Mountain (Ballıdağ) in Pınarbaşı with the aim of
recovering Troia. However he does not feel satisfied with the findings. When he misses the ship to
Athens via Çanakkale, he has to stay in Çanakkale
for two days and so he meets F. Calvert. Calvert
tells Schliemann about the Hill of Hisarlık and
his excavations. Schliemann, who believes in his
story, presents his journeys to Greece and Troas
as a doctorate study to The University of Rostock
(Germany). His thesis is accepted. He comes to
The Hill of Hisarlık in 1870 to conduct excavations, but his excavations are stopped for he does
not have the required permissions. He takes permission after a long struggle and his excavations
begin in 1870 and continue at intervals (187173; 1878-9; 1882; 1890) until his death in 1890.
The findings of a treasure he discovered in 1873
and misnamed as “The Treasure of Priamos” because of an anachronism of 1200 years made a
tremendous impact throughout the world in that
period. Schliemann smuggled those treasures first
to Athens and then to Germany from there. After
The Second World War, the findings of the treasure
were taken to Russia as contraband of war and
have been still exhibited at The Museum of Puşkin
in Moscow.
After the death of Schliemann, the excavations
were conducted by his friend Wilhelm Dörpfeld, a
German architect (1853-1940) between the years
1993 and 1994. After a long interval, American
archaeologist, Carl W. Blegen (1887-1971) conducted excavations in Troia again between 1932
and 1938. With the publications he made in the
following years, Blegen laid the foundations of
the modern Aegean archaeology based on Troia.
After an interval of fifty years, the excavations of
the new period by Manfred Osman Korfmann from
Tubingen University lasted until his death in 2005.
Troia’nın Katmanları
The Layers of Troia:
Troia I-III (Kıyısal Troia Kültürü): Özellikle
Akdeniz bölgesindeki bu dönem yerleşmelerinin
dağılımı nedeniyle bu isim verilmiştir. Bu dönem
M.Ö. yaklaşık 3000‘de başlayıp 2100‘e kadar devam eder. Schliemann’ın bulduğu 22 farklı hazine
büyük oranda Troia II (M.Ö. 2500’ler) dönemine
aittirler.
Troia I-III (The Coastal Culture of Troia): It was
given the name mainly because of the distribution
of the settlements of the period in The Mediterranean Region. This period starts around 3000
BC and continues up to 2100 BC. The 22 different
treasures discovered by Schliemann substantially
belong to the period of Troia II (2500s BC).
Troia IV-V: Anadolu Karakterli Troia Kültürü:
M.Ö. 2100‘lerde başlayıp 1700‘lere kadar devam
eder.
Troia IV-V: The Troian Culture based on Anatolian Character: It starts in 2100s BC and continues up to 1700s BC.
Troia VI-VII : (M.Ö. 1700‘den 1180‘lere kadar)
arkeologlar tarafından Yüksek Troia Kültürü Olarak tanımlanmıştır. Homeros Troia’sının (Troia
Savaşı dönemi) bu katmanlar olduğu arkeologlar
tarafından kabul edilmektedir. Hititologlar Hitit
metinlerindeki Wilusa’nın Hisarlık=Ilion/Troia ile
özdeş olduğunu büyük oranda kabul etmektedirler.
Troia VI-VII: (from 1700 BC to 1180s BC) this
period was defined as The High Culture of Troia
by the archaeologists. It is estimated by the archaeologists that the Troia of Homeros (The time
of Troia Battle) was located in this layers. Hittitologists admit to a large extent that Hisarlık of Wilusa in the Hittite texts is the same as Ilion/Troia.
Troia VIII’de ise birkaç yüzyıllık bir yerleşme
boşluğundan sonra M.Ö. 700‘lerde başlayan Grek
yerleşmesi M.Ö. 85‘lere kadar devam eder.
In Troia VIII, after an interval of settlement lasting for a couple of centuries, The Greek settlement
starts around 700 BC and continues up to 85 BC.
Troia IX: M.Ö. 85‘lerden M.S. 500‘lere kadar bir
Roma yerleşmesi bulunmaktadır.
Troia IX: A Roman settlement can be traced from
85 BC until 500 AD.
Troia X: 13. yüzyılda başlayan Bizans yerleşmesi
14. yüzyıla kadar sürer.
Troia X: The Byzantine settlement which starts in
the 13th century lasts in the 14th century.
7
Bu tarihten sonra da o dönemdeki büyük politik
değişiklikler nedeniyle Troia kültür hayatındaki
eski önemini kaybeder. 17. yüzyıldan itibaren ise
özellikle Avrupalı aydınların artan Troia ilgisi
Heinrich Schliemann’la doruk noktasına ulaşır ve
bu önem günümüze kadar devam eder.
Tarih boyunca Grekler, Romalılar, Bizanslılar ve
Venedikliler gibi büyük güçler Çanakkale
Boğazı’nı kontrol etmek ve böylece İstanbul
Boğazı’na da hakim olmak için savaşmışlardır. Bu
nedenle Troia aynı zamanda Batı ile Doğu savaşı
olarak da algılanmıştır. Tarihteki pek çok önemli
asker ve politikacı Troia’yı ziyaret etmiştir. M.Ö.
480‘de Pers kralı Kserkes, M.Ö. 334’de Büyük
İskender, Hadrian, Agustus gibi Romalı İmparatorlar Troia’yı ziyaret ederek kahramanlar adına
adaklar sunmuşlardır. 1462 yılında ise Fatih Sultan Mehmed, Troia’yı ziyaret ederek kentin tarihteki önemine değinmiştir.
Troia antik kenti ve çevresi, 1996 yılında Troia
Tarihi Milli Parkı olarak
ilan edilmiş; 1998 yılındaysa
UNESCO’nun
Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmıştır.
8
After this period, Troia loses its earlier importance in the cultural life due to the major political
changes of the time. Beginning in the 17th century
the growing interest of especially European intelligentsia in Troia reaches it apogee with Heinrich
Schliemann and its importance continues even
today.
Throughout history, great powers like, The Greek,
The Romans, The Byzantines and The Venetians
had fought to gain the control of The Dardanelle
and by so to dominate The Bosporus. Therefore,
Troia was considered as the fight of The West
against The East. Various significant military men
and politicians through the history had visited
Troia. In 480 BC the Persian King Kserkes, in 334
BC Alexander the Great and other Roman Kings
like Hadrian and Augustus visited Troia and offered wows. In 1462, Fatih Sultan Mehmet visited
Troia and mentioned the importance of the city in
history.
The ancient city of Troia
and the surrounding area
was declared to be The
Historical National Park
of Troia in 1996. It was
given a place in UNESCO’s list of World Heritage list in 1998.
Download

Broşürü indirmek için lütfen tıklayınız.