İSTANBUL TİCARET
YAYIN NO: 1995-33
ODASI
KREDİ
SÖZLEŞMELERİ
Doç. Dr. Targan Ünal
İstanbul, 1995
" Bir tonluk bir ağaç senede 500 ton su arıtır"
s
BASIM
YAYIN
HİZMETLERİ
TİC. LTD. ŞTİ.
Tel: ( 0 - 2 1 2 ) 5 1 6 2 9 8 4 - 5 1 6 1 0 3 9 Fax: ( 0 2 1 2 ) 5 1 6 2 9 9 3
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ
GİRİŞ
i
Kısaltmalar
iv
BİRİNCİ BÖLÜM
KREDİ VEREN KURUMLAR ve KREDİ TÜRLERİ
1.1. KREDİLERİN GENEL NİTELİKLERİ
1
1.1.1. Kredinin Tanımı ve Unsurları
1
1.1.2. Kredinin Ekonomik Faaliyetleri içindeki Yeri
3
/. Kredi Arzı ve Bankacılık Sistemi
4
//. Kredi Talebi ve Ekonomik Konjonktür.
5
1.2. KREDİ VEREN KURUMLAR
/. Mevduat ve Ticaret Bankalan
//. Yatın m ve Kalkınma Bankalan
///. Özel Amaçlı Bankalar
iv. Banka Olmayan Tasarruf Kurumlan
1.2.1. Bankaların Kredi Politikaları, Kredi Kaynakları
A Bankalann Kredi Politikalan
/•/. Bankaların Kredi Kaynaklan
5
6
6
7
7
7
8
8
-Özkaynaklar
9
-Yabancı Kaynaklar
9
1.2.2. Banka Kredilerinin Sınıflandırılması
9
1.2.2.1. Genel Olarak Krediler
9
/. Nakit Krediler
10
a. Kullanım Alanlarına Göre Krediler
12
- Kredi Kurumunun Kullanım Alanını Sınırlamadığı Krediler
12
- Kredi Kurumunun Kullanım Alanını Sınırladığı Krediler
12
b. Vadelerine Göre Krediler
13
- Ödeme Vadesi Belirlenmiş Krediler
13
- Vadesiz - Cari Hesaplar Şeklinde İşletilen Krediler
14
//". Nakit Olmayan Krediler (Gayrinakdi Krediler)
- Teminat Mektupları
1.2.2.2. Tek Düzen Hesap Planına Göre Krediler
...15
15
18
/. Yurt Dışı Kaynaklı Döviz Kredileri
18
//. Türkiye'deki Yerleşik Kişilerce Döviz Kredisi Açılması
21
1.2.2.3. Teminatlarına Göre Krediler
23
i. Açık Krediler
//. Teminatlı Krediler
- Şahsi Teminatlı Krediler
23
23
23
- Maddi Teminatlı Krediler
23
1.2.2.4. Sektörlere Göre Krediler
24
1.2.2.5. Kullanım Amaçlarına Göre Krediler
25
/. Tüketime Yönelik Krediler
//. Üretime Yönelik Krediler.
İH. Alım - Satımla Uğraşanlara Yönelik Krediler
1.2.2.6. Vadelerine Göre Krediler
/. Kısa Vadeli Krediler.
- Iskonto - İştira Kredileri
25
25
25
25
25
26
a. Tek imzalı Iskonto ve İştira Kredileri
26
b. Çift İmzalı İştira - İskonto Kredisi
c. Teminatlı İskonto Kredisi
d. Vesikalı İştira Kredisi
- Kısa Vadeli Teminatlı İhracat Kredileri
- Kefalet Karşılığı Krediler
27
27
27
27
27
1.2.2.2. Tek Düzen Hesap Planına Göre Krediler
1986 yılında uygulanmasına başlanılan "tek düzen hesap planı", genel olarak
yapılan sınıflandırmadan başka, krediler açısından da değişik bir sınıflandırma
getirmiştir. En büyük değişiklik ise tüm kredilerin Türk Parası ve Yabancı Para
olarak ayrılmasıdır. Bu bölümde döviz kredileri incelenmektedir.
Kısa vadeli nitelikte olan döviz kredileri ve prefinansman firmaların döviz
kazandırıcı işlemlerine yönelik işletme sermayesi ihtiyaçlarını finanse etmek için
döviz cinsinden verilen kredilerdir^.
Döviz kredilerini iki grupta toplama mümkündür;
/. Yurt Dışı Kaynaklı Döviz
Kredileri^
a. Bankaların yurt dışından borçlu sıfatıyla sağladıkları bir yıla kadar vadeli
krediler ve döviz tevdiat hesapları.
Bankalar, uluslararası p i y a s a l a r d a n sağladıkları döviz kredilerini ve
bünyelerindeki döviz tevdiat hesaplarının karşılıklar düşüldükten sonra kalan
kısmını kendi ihtiyaçları için kullanabilecekleri gibi, yurt içinde ve yurt dışında
ikamet edenlere döviz kredisi açmak suretiyle kullandırabilmektedirler ^ .
^ Bankalarca gerek yabancı para borcunu içeren senetlerin Iskontosu, gerekse döviz kredisi
şeklinde doğan yabancı para alacaklarına karşı borçlunun ödeme yükümlülüğüne yönelik koşullar,
Borçlar Kanunu m. 179/1'de düzenlenmektedir Yabancı para borcu, kural olarak Türk parası ile
ödenmektedir (Borçlar Kanunu m.83). Alacaklı ile borçlu arasında yabancı para borcunun aynen
yabancı para olarak ödenmesine dair bir sözleşmenin bulunması halinde, borcun yabancı para ile
ödenmesi gerekir (Borçlar Kanunu m. 83/2) (Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.25).
Yabancı para üzerinden düzenlenmiş bir kambiyo senedinin içeriğinde veya bu senetle ilgili olarak
ayrıca yapılmış bir sözleşmede aynen ödeme sözcüklerinin yer almamış bulunması halinde, senet
bir yabancı para borcu ise de koşulu bulunmadığından borçlu, borcunu yabancı para ile ödeye­
bileceği gibi, borcunun vadesi günündeki rayiç kur üzerinden Türk parası ile de ödeyebilir Bu
suretle tercih hakkının borçluya ait olduğu ilgili yasadan anlaşılmaktadır Vadesiz olup, ihbarla
muaccel olarak yabancı para borcu için, ihbar veya ihtann tebliği tarihindeki rayiç kur üzerinden
Türk parası ile tutarının hesaplanması gerekmektedir Borçlar Kanunu ilgili maddesinde yapılan
ekleme ile alacaklının yabancı para alacağını aynen talep edebilme olanağı sağlanmış, yabancı
para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklının, borcu vade veya fiili ödeme gününde­
ki rayice göre Türk parası ile ödenmesini talep etmesine imkan tanıyan düzenleme getirilmiştir
(3678 sayılı Yasa ile Borçlar Kanunu 83. m, 3.f). Buna göre yabancı para borcunun aynen öden­
mesinin sözleşmede açıkça kararlaştırıldığı durumlarda, alacaklı alacağını yabancı para olarak
aynen talep edebileceği gibi alacağını isterse vade tarihindeki yahut muaccel olduğu tarihteki
veya fiilen ödemenin yapılacağı gündeki kur üzerinden Türk parası ile ödenmesini talep edebilir.
Alacaklının
yapacağı bu tercihe, borçlunun aynen uymak yükümlülüğü
bulunmaktadır
b. İhracatçı sermaye şirketlerince ihracat faaliyetleriyle ilgili olarak yurt dışından
sağlanan krediler.
İhracatçı sermaye şirketlerince ihracat faaliyetlerinde kullanılması kaydıyla
banka aracılığına gerek kalmaksızın yurt dışından azami 2 yıl vadeli döviz kredisi
sağlayabilirler.
Bankalar, ihracatçı sermaye şirketlerinin yurt dışından sağladıkları kredilere
garanti vererek veya vermeksizin aracılık edebilirler. Bu krediler, ihracat ilişkin
döviz tahsisi mutad işlemlerde döviz olarak kullandırılabileceği gibi, Türk Lirası
olarak d a kullandırılabilir. Bu krediler, sadece ihracattan s a ğ l a n a n dövizle
kapatılabilir^.
c. Y a t ı r ı m t e ş v i k belgesi ç e r ç e v e s i n d e döviz kredisi alması ö n g ö r ü l e n
Türkiye"'de yerleşik kişilerce temin edilecek kabul kredisi-Emtia Kredisi ve benzer­
leri ile azami iki yıl vadeli krediler.
Bu krediler, iki alt başlıkla incelenebilir.
- Birinci grupta, yurt dışından sağlanan ve gayrinakdi nitelikte olan kabul kredi­
leri ve emtia kredileri yer alır.
İthalatçının ödeme taahüdünde bulunarak, yeni poliçeyi kabul ederek malların
mülkiyetine hak kazanması kabul kredisinin oluşturulmasını zorunlu kılar.
İthalatçının poliçeyi kabulünden sonra b a n k a , poliçe üzerinden aval verir.
Bankanın poliçeyi kabul etmesi, "Banka Kabulünü" oluşturur. Bankanın poliçeyi
kabul etmekle, poliçeyi vadesinde ödemeyi de taahhüt etmektedir. İthalatçı kendi­
sine keşide edilmiş bulunan bu poliçeyi vadesinde ödemese dahi poliçeyi kabul
(Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.25-26).
Yabancı para ile düzenlenmiş emre muharrer senetler için de bu kural geçerlidir.
Senedin
içeriğinde veya senet bedelinin ödenmesi ile ilgili ayrıca yapılmış bir sözleşmede, borcun yabancı
para ile aynen ödeneceği hakkında açıkça bir kayıt bulunmadıkça borçlu, senedin vadesi tarihin­
deki yabancı paranın kuru üzerinden Türk parası olarak ödeyebilir (Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k.,
S.26).
Vadesinde ödenmeyen bu nitelikteki bir senedin temerrüdünden dolayı alacaklı, vade tarihi itibarı
ile talep edebileceği Türk parası üzerinden alacağına ancak, fiili ödeme tarihine kadar geçecek
süre için faiz talep edebilir. Daha açık bir anlatımla, aynen ödenmesi koşulu bulunmayan yabancı
para borcunun karşılığı olan Türk parasının hesabında, borçlunun temerrüdü
gözetilmeksizin,
vade tarihindeki kur esas alınır, vadeden sonraki fiili ödeme tarihi dikkate alınmaz (Kostakoğlu,
Cengiz, a.g.k., s.26).
Ülkemizde, bankaların uluslararası bankacılık ve ticaret teamüllerine göre yaptıklan işlemlerin
kredi niteliklerinin bulunup bulunmadığı, diğer bazı Batı ülkelerindeki bankacılık
mevzuatından
farklı olarak 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nda belirtilmemiş, ancak nakit kredilerinin yanında "tem­
inat mektupları, kefaletler, aval, ciro ve kabuller gibi" işlemlerin gayrinakdi kredi olduklarının belir­
tilmesi ile yetinilmiştir. Aynı yasada, kredi yetki sınırları ile ilgili olarak nakdi krediler ile gayrinakdi
etmektedir veya.aval vermiş bulunan ithalatçının bankası ödemeyi yapmak zorun­
dadır. Bu kabul işlemi g ö r ü l d ü ğ ü gibi b a n k a n ı n ithalatçıya .bir kredi limiti
tanımasıyla gerçekleşebildiğinden bir kredi işlemidir. Banka kabul kredisini oluştur­
m a k l a , üstlenmiş olduğu riskin b e d e l i n i , ithalatçıdan bir k o m i s y o n a l a r a k
karşılamaktadır.
Emtia.kredileri, ithalatçının mal mukabili ithalat yapması ile sağlanır. Alım-satım
sözleşmesinde ödeme şekli mal mukabili olarak benimşenmişse, ihracatçı malları
herhangi bir ödeme veya poliçe tarizim etmeksizin ithalatçıya sevk eder. Alıcı mal
bedelini satıcı ile kararlaştırılan tarihte ve genellikle malları sattıktan sonra öder.
Mal mukabili ödeme, ihracatçıya herhangi bir güvence vermemektedir. Bu neden­
le, bu tür ödeme şekli ithalatçı açısından cazip, ancak ihracatçı açısından riski
bulunmamaktadır.
-İkinci grup "Yatırımı Teşvik Belgesi" çerçevesinde döviz kredisi alması
öngörülen yerleşik kişilerce yurt dışından sağlanan döviz kredilerini içerir. Döviz
kredisi, uluslararası piyasalardan firmalarca doğrudan veya bankalar aracılığıyla
bankalarca garanti verilerek veya verilmeksizin sağlanabilir ^.
d. Alınmış izinler çerçevesinde yurt dışında iş yapan yerleşik müteşebbislerin
yurt dışındaki işleriyle ilgili olarak yurt dışından sağlayacakları krediler.
Bu tür kredilerin yurt dışındaki piyasalardan sağlanması gerekir. Yurt dışı
piyasalardan sağlanan döviz kredileri, yurda getirilmesi zorunlu olmayan dövizler
ile geri ödenmektedir ^.
e. Dış ticaretin finansmanı amacıyla yerleşik firfamalırın bankaların aracılığı
veya garantisi altında sağladıkları krediler.
Bu tür kredileri, ihracatçı ve ithalatçı firmalar bizzat kendileri bulmakta, bankalar
bu kredi işlemine garanti vererek veya vermeksizin aracılık etmektedir. Bu tür
kredilerin borçlusu ilgili firmalardır. Bu krediler, ithalatçılar tarafından kullanılan
krediler için farklı ölçülerin kabul edildiği görülmektedir. Ayrıca, Bankalar Kanunu'nda "kredilerin,
yabancı banka ve benzeri kredi kurumlarının mukabil kefaleti ile verilen teminat mektupları ve
Bakanlıkça belirlenecek esas ve şartlar dahilinde yurt dışı müteahhitlik hizmetleri için yurt dışına
verilen teminat mektupları hariç olmak üzere, ancak adına açıldıkları kişilere kullandırabileceği"
hükmü yer almaktadır. Bu nedenle, kredilerin kullandırılmasında lehdarlarmın belirlenmesinin de
önemi bulunmaktadır (Tumay, Turhan, Dış Ticaret Banka Tekniği, İstanbul, 1987, s. 179).
^ Seval, Belkıs, a.g.k., s.80.
^Seval, Belkıs, a.g.k., s.80.
36
Seval, Belkıs, a.g.k, s.81.
emtia ve kabul kredileri ile ihracatçılar ve döviz kazandırıcı işlemler yapanlarca
sağlanan prefinansman kredileridir ^.
f. Bankalarca sağlanan kurye ve rambursman kredileri.
Kurye ve rambursman kredileri, bankalarca sağlanan çok kısa vadeli kredilerdir
ve bankacılık teamüllerine göre kendilerince kullanılırlar. Akreditifli bir ödeme
işleminde muhabir banka, amir bankanın talebi üzerine akreditif ile ilgili belgeler,
bankaya ibraz edilince ihracatçıya ödemeyi yapar ve böylelikle amir bankaya bir
rambursman kredisi açılmış olur. İhracat bedellerinin normal bir süre içinde amir
bankaca geri ödenmesi halinde faiz söz konusu olmaz^.
//. Türkiye'deki Yerleşik Kişilerce Döviz Kredisi
Açılması
40
Genel olarak bankalar dövizli kredilerini, müşterilerine nezdlerinde açılan
karşılıkları düşülmüş döviz tevdiat hesaplarından ve dövizli işlemler sonucu
sağladıkları kaynaklardan kullandırmaktadırlar. Döviz kredileri çoğunlukla döviz
olarak bazı hallerde Türk Lirasına çevrilerek kullanılmaktadır. Döviz kredilerinin
kullandırılmasındaki temel amaç, döviz kazandırıcı faaliyete bulunan firmaların bu
faaliyetlerine yönelik işletme sermayesi ihtiyaçlarını finanse etmektir.
Türkiye'de döviz kredisi açan yerleşik kişiler bankalar ve ithalat ve ihracat rejim­
lerinde yer alan teşvik kararlarına göre emtia kredisi açan Türkiye'de yerleşik fir­
malardır.
Türkiye'de bankalar;
-Nezdlerindeki fonları (ihracat ve döviz kazandırıcı işlemlerden sağlanan dövi­
zler, işçi dövizleri).
- Yurt dışından borçlu sıfatı ile sağladıkları kredileri.
-Nezdlerinde açılan döviz tevdiat hesaplarından oluşan döviz mevcutlarını, kay­
nak olarak kullanarak aşağıda belirtilen şekillerde döviz kredisi şeklinde açabilirler.
a. Bankaların bankacılık teamülleri çerçevesinde yurt içinde yerleşik kişilere
açacakları döviz kredileri.
^Seval
39
Belkıs, a.g.k. s.81.
Seval, Belkıs, a.g.k., s.81.
Bu krediler, ihracata ve döviz kazandırıcı işlemlere ilişkin döviz tahsisi mutad
işlemlerde döviz olarak kullandırılabileceği gibi, Türk Lirası olarak da
kullandırılmaktadır. Her iki durumda da kredinin geri ödenme işlemi döviz ile
yapılmaktadır.
b. Bankaların bankacılık teamülleri çerçevesinde ihracatçı sermaye şirketlerine
ihracat faaliyetleri ile ilgili açacakları azami iki yıl vadeli krediler.
İhracatçı sermaye şirketlerine Türkiye'deki bankalardan sağlanacak döviz kredi­
lerinin döviz tahsisi mutad işlemlerde döviz olarak kullandırılması halinde kredinin
azami vadesi iki yıldır. Kredinin Türk Lirası olarak kullanımı halinde vade bir yıldır.
c. Bankaların bankacılık teamülleri çerçevesinde "Yatırım Teşvik Belgesi
Kapsamında" döviz kredisi alması öngörülen Türkiye'de yerleşik kişilere açacakları
azami iki yıl vadeli krediler
Bankalarca yatırım teşvik belgesinde döviz kredisi alması öngörülen Türkiye'de
yerleşik kişilere bu yatırım teşvik belgesi kapsamında azami iki yıl vadeli açılan ve
ancak yabancı para ile kullandırılan kredilerdir. Açılan döviz kredisi ancak, döviz
tahsisi mutad işlemlerde döviz olarak kullanılır.
d. Yurt dışında iş yapan Türk girişimcilerine döviz kredisi açılması
Bu tür bir krediyi kullanacak olan girişimcinin yurt dışındaki faaliyetlerini bel­
gelemesi gerekmektedir. Bankalarca, alınmış izinler çerçevesinde yurt dışında iş
yapan Türk girişimcilere yurt dışındaki işlerinde vade limiti olmaksızın döviz kredisi
açılabilmektedir. Bu tür kredilerin kullanımı sırasında gerçekleşen anapara ve faiz
ödemeleri, yurda getirilmesi zorunlu olmayan dövizler ile ödenmektedir.
e. Türkiye'deki bankaların birbirlerine açacakları döviz kredileri
Bankalar, bankacılık teamülleri çerçevesinde birbirlerine döviz kredisi aça­
bilmektedirler.
f. Yurt dışında yerleşik kişilere açılacak döviz kredileri
Bankalar, yurt dışından sağlanan döviz kredileri ile yurt dışında ikamet edenlerce açılan döviz tevdiat hesabı (munzam karşılıklar düşüldükten sonra kalan
kısım) tutarını geçmemek üzere, yurt dışındaki kişilere ve döviz kazandırıcı işlem­
ler için Türkiye'de iş yapan yurt dışında ikamet eden kişilere (Türk firmaları ile bir­
likte konsorsiyum olarak iş yapan firmalar) döviz kredisi açabilmektedirler. Bu tür
krediler döviz kredisi olarak açılmakta ve yurda getirilmesi zorunlu olmayan dövi­
zler ile ödenmektedir.
g. Bankaların yurt dışındaki bankalara açacakları kısa vadeli kurye ve rambursman kredileri
Bu krediler, bankacılık t e a m ü l l e r i n e göre çok kısa vadeli olarak açılır.
Bankaların kendi veya yurt dışından sağladıkları kaynaklar, bu tür kredinin kay­
naklarını oluşturur.
h. Bankalarca dışarıda yerleşik kişilere muhatap -döviz üzerinden düzen­
lenecek teminat mektupları, garantiler ve kefaletler.
1.2.2.3. Teminatlarına Göre Krediler
Teminatlarına göre krediler; teminatsız (açık) krediler ve teminatlı krediler
olarak guruplandınlabilir.
/. Açık (tek imzalı) Krediler
Tüm varlığı, ahlâki durumu ve işlerinin gidişi gözönünde bulundurularak aldığı
krediyi, zamanında ödeyeceğine kesin olarak inanılan ve yalnızca krediyi talep
eden gerçek ve tüzel kişilerin imzaları ile verilen kredilerdir. Teminatsız krediler,
sadece kredi müşterisine güvenilerek hiç bir teminat alınmadan açılan kredilerdir.
Bu tür kredilere açık kredi türünde nakit krediler ile tek imzalı gayrinakdi krediler
örnek olarak gösterilebilir.
//. Teminatlı
Krediler
Teminatlı krediler, kredi müşterisinin imzasının yanısıra, birtakım teminatlar
alınmak suretiyle açılan kredilerdir. Müşterisinin imzasının yanısıra, birtakım temi­
natlar alınmak suretiyle açılan kredilerdir. Müşteri krediyi geri ödemediği takdirde,
banka elindeki teminatlardan yararlanır. Teminatlı krediler iki grupta toplanır;
-şahsi teminatlı
krediler
Kredi lehdarı olan gerçek ve tüzel kişilerin imzalarından başka bir veya daha
fazla "kefalet imzası" ile verilen kredilerdir. Kefalet Karşılığı Krediler ve Kefalet
Karşılığı Teminat Mektubu Kredisi bu tür kredilerdendir.
-maddi teminatlı
krediler
Kredi veren kurumlarca kabul edilebilme şartlarını taşıyan maddi değerlerin
rehnedilmesi karşılığında açılan kredilerdir. Hisse senedi, tahvil, mevduat serti­
fikası, nakit blokajı, senet, gayrimenkul ipoteği, emtia rehni, işletme rehni, altın
karşılığı krediler, maddi teminatlı kredilerdir. Türk Lirası ve Y a b a n c ı Para
karşılığında açılan maddi teminatlı kredi çeşitleri olarak;
i. kısa vadeli teminatlı ihracat kredisi
ii. kısa vadeli teminatlı ithalat kredisi
iii. hisse senedi ve tahvil karşilığı kredi
iv. temlik karşılığı kredi
V. ticari emtia karşılığı kredi
vi. orta ve uzun vadeli teminatlı ihracat garanti yatırım kredileri
vii. orta ve uzun vadeli teminatlı işletme kredisi
viii. ipotek karşılığı verilen teminat mektubu kredisi
ix. ticari işletme rehni karşılığı verilen teminat mektubu kredileri sayılabilir.
1.2.2.4. Sektörlere Göre Krediler
İş konusu açısından kredi türlerine örnek olarak, ticari krediler, sanayi ve turizm
kredileri, ihracat kredileri, ithalat kredileri, tarım kredileri, madencilik kredileri,
ulaştırma kredileri verilebilir, enerji ve bayındırlık kredileri verilebilir. Sektör kredi
türleri olarak;
i. ticari sektör kredileri
ii. tarım sektörü kredileri
iii. sanayi sektörü kredileri
iv. turizm sektörü kredileri
V. ihracat kredileri
vi. esnaf kredileri
vii. yurt dışı taahhüt hizmetleri ile ilgili krediler
viii. toplu konut kredileri sayılabilir.
Krediyi Alan Kişilere Göre Sektör Kredileri;
i. özel sektöre açılan krediler
ii. kamu sektörüne açılan krediler
İÜ. tüketici kredileri şeklinde sınıflandırılabilir.
1.2.2.5. Kullanıldıkları Amaca Göre Krediler
/. Tüketime Yönelik Krediler
Tüketim harcamalarını karşılamak amacıyla tüketicilerce alman kredilerdeir. Bu
tür krediler; bireysel krediler, konut kredisi, araba kredisi, alışveriş kredisi ve
öğrenci kredisi olarak sınıflandırılabilir.
//• Üretime Yönelik
Krediler
Üretimi finanse etmek üzere işletmelerce alınan kredilerdir. Bu tür kredilerin geri
dönmesi, üretilen mallann satışından elde edilen satış getirişi ile veya kredinin kul­
lanıldığı faaliyetten sağlanan getiri ile ilişkilidir.
İH. Alım-Satımla
Uğraşanlara Yönelik Krediler
Alım ve satım ile uğraşan işletmelere nakit gereksinimleri ile mâl alımına yöne­
lik gayrinakdi kredi ihtiyaçlannı karşılamak üzere kullândınlan kredilerdir.
1.2.2.6. Vadelerine Göre Krediler
/. Kısa Vadeli Krediler
Bankacılık uygulamasmda iki yıla kadar olan krediler kısa vadeli krediler olarak
nitelendirilir. Ancak, kısa vadeli nakit krediler için "Bankalarca Tesisi Gereken
İşletmelerin işletme sermayesi finansmanını temin etmeye yönelik kısa vadeli kredileri; i. borçlu
cari hesap şeklinde açılan krediler, ii. Iskonto iştira keredileri, ili. döviz kredileri ve prefinansman
ve iv. ihracat kredileri olarak dört grupta incelemek de mümkündür. Borçlu Cari Hesap Şeklinde
Açılan Krediler, kredi müşterilerine imza veya teminat karşılığında belirli bir limit dahilinde para
çekme yetkisi veren kredilerdir. Borçlu cari hesaplar, kredi karşılığı olarak gösterilen teminatın
türüne göre adlandırılırlar. Bu tür kredilerde karşılık; borçlunun imzası, borçlu ile kefil veya
kefillerin imzası veya maddi teminatdır. Borçlu cari hesap şeklinde açılan kredilere; açık kredi,
kefalet karşılığı kredi, senetler karşılığı kredi, ticari mal ve senet karşılığı açılan kredi, hisse sene­
di ve tahvil karşılığı kredi, alacağın temliki karşılığı kredi, akreditif kredisi ve vadeli mevduat
karşılığı kredi örnek gösterilebilir.
Karşılıklar" ile ilgili kararname^ ile 18 aylık vade sınırı getirilmiştir"^.
'Iskonto- İştira Kredileri
Vadesi gelmemiş bir senedin vadesine kadar geçecek günlere ait faiz ve diğer
masraflar düşülerek vadesinde tahsil edilmek üzere banka tarafından satın
alınması şeklinde uygulanan kredi türüdür. Ödeme yeri işlemin yapıldığı yerin
Belediye sınırları dışında olan bono ve poliçelerin
Iskontosu, iştira kredilerini
oluşturur"^.
Banka, iskonto ederek satın aldığı poliçenin veya senedin vadesinde öden­
m e m e s i halinde d o ğ a c a k riski ü s t l e n m e m e k t e d i r . S e n e d i n v e y a p o l i ç e n i n
vadesinde senet borçlusu ödemeyi yapmazsa banka kredi müşterisine vaşvurarak
(rucu ederek) paranın ödemesini talep eder"^. Bu yönüyle iskonto kredileri, "müşteri
senetlerinin satın alınması şeklinde finansman sağlamaya yönelik" ve bankanın
"borcun ödenmeme riskini üstlendiği" factoring ve forfaiting işlemlerinden farklılık
göstermektedir"^.
İskonto ve iştira kredileri teminat yönünden dört grupta toplanabilir,
a. Tek İmzalı Iskonto ve İştira Kredileri
Yalnızca keşidecinin kredi değerliliğine güvenilerek verilen kredilerdir. Poliçe
muhatabı tarafından kabul edilmeden önce tek imzalı durumundadır. Bir ticaretha­
nenin merkez veya şubesinin kendi emrine ve diğer şubesi üzerine keşide ettiği
23 Mayıs 1988 tarih ve 19820 sayılı Resmi Gazete.
43
Ticari harikaların vadeli kredileri, orta ve uzun vadeli kredilerin bir çeşididir Bu kredilerin iki ayn
müşterisi bulunmaktadır; a. vadeli kredilerin birinci müşteri grubu sermaye piyasasında tahvil, bono
satma olanağı olmayan küçük ffirmalardır b. vadeli kredilerin ikinci müşteri grubu, vadeli kredileri
sermaye piyasasının alternatifi olarak görmekte ve bankalann faiz oranlarını daha cazip bularak,
sermaye piyasasında tahvil, bono, hisse senedi çıkarmak yerine vadeli kredi almaktadır
44
Para akımını sağlayan bir kredi aracı olan poliçe, bir tür parasal niteliğine sahiptir Poliçe, bor­
cun ödenmesi için alacaklının yazılı olarak gönderdiği ödeme emridir Poliçede; keşideci ile
muhatap arasında provizyon ilişkisi, keşideci ile lehdar arasında bedel ilişkisi ve lehdar ile muhat­
ap arasında havale ilişkisi bulunmaktadır
Seval, Belkıs, a.g.k, s.78.
Bankalar tarafından verilen vadeli krediler, daha çok senet Iskontosu, poliçe keşidesi işlem­
lerinde görülür Kredi müşterisinin gerek kendisinin keşideci olduğu gerekse lehdarı veya hamili
bulunduğu bir emre muharrer senedi bankaya iskonto ettirmesi yahut poliçe keşidesi suretiyle kul­
lanılan kredi, kambiyo senedinin vadesinde bedelinin bankaya ödenmesi suretiyle
geri
poliçelerin iştirası yoluyla açılan kredilere "firma iştirası" adı verilir. Firma
iştirasında poliçenin keşidecisi ile muhatabın aynı şahsın merkez veya şubeleri
o l m a s ı n e d e n i ile bu tür i ş t i r a k r e d i s i de tek i m z a l ı i ş t i r a k r e d i s i o l a r a k !
değerlendirilmektedir.
b. Çift İmzalı İştira - Iskonto Kredisi
Birden fazla şahsın kredi değerliliğine güvenilerek açılan kredilerdir. Borçlusu
başka şehirde bulunan bonolar ile en az iki imzalı poliçelerin iştirasıçift imzalı iştira
muamelesini oluşturur.
c. Teminatlı Iskonto Kredisi
Kredi müşterisi ile kefilin imzaları yanında nakit, altın, menkul değerler gibi
kıymetler rehin alınmak suretiyle açılan Iskonto keşidesidir.
d. Vesikalı İştira Kredisi
Konşimento veya hamule senedi gibi vesaikin bağlı bulunduğu ticari senetler,
iştira edilmek suretiyle açılan kredilerdir.
- Kısa vadeli Teminatlı İhracat Kredileri
İhracatçı veya imalatçı işletmelere mal temini veya imalat için gerekli ham ve
yardımcı maddenin temini için açılan bir kredi türüdür. Bu uygulamada, işletmenin
imalatçı olması yeterli olmayıp, malın ihraç edilecek olması esastır.
Kesin satış ihraç emtiasının yurt dışında faaliyet gösteren bir işletmeye
sevkedilmesi suretiyle teslimine yarayan ve banka adına düzenlenen yükleme bel­
gelerinin (konşimento, hamule senedi ve buna bağlı sigorta poliçesi, fatura ve
diğer belgeler) teminat lalınması koşulu ile kullandırılan bir kredi türüdür. Bu tür
kredide en önemli unsur, döviz girdisinin sağlanmasıdır.
-Kefalet Karşılığı
Krediler
Bu tür krediler, kredi lehdarı olan gerçek ve tüzel kişilerin imzalarından başka
bir veya daha fazla imza ile verilen kredilerdir.
döneceğinden, bu işlemde kredi vadesi, kırılan senedin vadesidir. Senedin ıskontosu anında,
vadesine göre faizi de hesaplanıp, senet bedelinden düşülmek suretiyle faiz, peşinen tahsil edil­
miş olur. Vadesinde senedin yalnız bedelinin ödenmesi ile borç hükmünü yitirmektedir. Vadesi
geçirilen senet bedeli için temerrüdün oluşması koşulu ile alacaklı banka için ayrıca temerrüt faizi
talep hakkı doğmaktadır (Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s. 122).
47
-senetler karşılığı
krediler
Henüz vadesi gelmemiş bono ve senetlerin bankaya rehni karşılığmda kul­
landırılan kredi türüdür. Faiz dışında faiz tahakkukuna esas teşkil eden adet
üzerinden komisyon tahsiline imkan vermektedir. Senetlere uygulanacak marj
oranı"® kredi veren kuruma göre farklılık göstermektedir.
- Htsse Senedi ve Tahvil Karşılığı
Krediler
Borsada kote edilmiş hisse senetleri ve tahvillerin rehni karşılığında açılan bir
kredi türüdür. Bankalar genelde, rehin alınacak menkul değerlerin itfa edilmemiş
olmasına vadesi gelmemiş faiz ve temettü kuponlarının tamam olmasına ve
üzerinde ödeme yasağı konulmamış olmasına dikkat etmektedirler.
- Temlik Karşılığı
Krediler
Devletten, kamu sektöründen veya güvenilirliği yüksek olan başka bir kurumdan
hakedilmiş ancak henüz hak sahibine ödenmemiş bulunan alacakların bankaya
devir ve temliki karşılığından kullanılan kredi türüdür.
- Ticari Mal Karşılığı Açılan
Krediler
Ticari, zirai ve sınai malların rehni karşılığında açılan bu kredi de senet karşılığı
kredi de olduğu gibi müşteriye marjlı olarak kullandırılır. Rehin edilen malların
kolay bozulur cinsten olmaması ve rahatça satılabilir olması gerekmektedir. Banka
rehin alacağı malların depolanmasından sorumludur. Kredi hesabının açılması için
mal değerlerinin saptanması gerekir.
- Diğer Maddi Teminat Karşılığı
Krediler
Nakdi teminat karşılığı, ipotek karşılığı, altın karşılığı ve diğer teminatlar
karşılığı kullandırılan kredilerdir.
"^MarJ, kullandırılan kredilerde bırakılan emniyet payıdır Senet karşılığı krediler, emtea karşılığı
krediler marjlı olarak kullandırılır. Örneğin % 30 marjlı senet karşılığı kredide 100 TL'lik teminata
alınan senet için 70 TL'lik kredi; % 20 marjlı emtia karşılığı kredide 100 TL'lik rehin edilen mal için
80 TL'lik kredi kullandırılır. Aşım anlamına gelen depasmana bankacılıkta iki alanda rastlanmak­
tadır; Bunlar limit aşımı ve marj aşımıdır, i. limit aşımı; kredi kullandırılırken
"Genel Kredi
Sözleşmesinde" belirtilen limitleri aşacak işlemlerin yapılması, banka yönetimi tarafında belirlenen
plasman limitlerinin aşılarak kredi kullandırılmasıdır ii. marj aşımı; kullandırılan nakit kredilerde
marj uygulaması söz konusu ise kredi limitleri müsait olsa dahi, belirlenen marj oranını geçecek
şekilde ödemede bulunulması marj aşımına neden olacaktır (Seval, Belkıs, a.g.k., s.104-105).
- A val ve Kabul
kredisi^
Aval kredisinde bankanın alıcı tarafından kabul edilen poliçeye aval vermesi
söz konusudur. Kabul kredisinde ise banka, poliçenin muhatabı olarak poliçeyi
kabul eder. Bir başka anlamda banka, aval kredisinde kefil, kabul kredisinde ise
asıl borçlu olarak satıcıya karşı poliçenin vadesinde ödeneceğini alıcı hesabına
garanti etmektedir. Bu nedenle, her iki halde de banka alıcıya bir gayrinakdi kredi
.50
açılması söz konusudur"
Aval ve kabul kredilerinde alacağın vadeli olması ve bu kredilerin teminatını
oluşturan malların vadeden önce alıcıya teslim edilmesi, söz konusu kredilerin
riskinin diğer kredilere nazaran daha dikkatli analiz edilmesini gerektirir^\
Aval-kabul kredisi esas olarak yurt içindeki ithalatçı müşterinin, yurt dışından
vadeli mal alımı olanağına sahip olması nedeni ile başvurulan bir ödeme şeklidir.
Bir yılı aşmamak kaydıyla belirli bir vadeyi içeren poliçeler alıcı ile satıcının varmış
Ölduklarr¥hlaşma uyârm^^^
keşide edilmiş olabilir. Bu takdirde
poliçelerih bankaca kabulü gerekir. Poliçelerin ithalatçı üzerine düzenlenmesi
halinde de ayrıca bankanın "aval"' vermesi istenebilir. Bu takdirde poliçeler, önce
ithalatçı tarafından kabul edilmekte ve sonra banka tarafından aval imzası konul­
maktadır. Diğer bir şekli de poliçelerin yabacı muhabir banka üzerine çekilmesi ve
bu bankaca kabultödîlmesidir. Bu durumda bankanın, yabancı muhabire poliçeleri
kabul etmesi için talimat verilmesi gerekir.
Poliçeler ister bankaca kabul edilsin (veya aval verilsin) ister talimat üzerine
yabancı muhabirce kabul edilsin banka, döviz üzerinden ödeme yapma yüküm­
lülüğü altına girmektedir. İthalatçı müşteri poliçeleri vadesinde ödemez ise banka
taahhüdünü yerine getirerek ödemede bulunacaktır. Bu nedenle müşteri lehine
"aval-kabul kredisi" tahsisi gerekmektedir. Kabul kredisi olarak ithalâtçılar, "akredi­
tifli, vesaik mukabili, ıtıal mukabili" şeklinde ithalat yapabilmektedirler.
ii. Orta ve Uzun Vadeli Krediler
Orta ve uzun vadeli krediler firmalarm yeni yatırımlar gerçekleştirebilmesi,
varolan tesis ve teçhizatlannm genişletilmesi ve yenilenmesi ve yeni yatırımların
49
Aval, poliçe ve benzeri senetlerden doğan bir borcun ödenmesini sağlamak üzere verilen
kefalettir. Senet üzerine imza koyarak yapılan kefalet "aval" ve kefil de "aval veren" olarak
adlandırılmaktadır.
50
Tumay, Turhan, a.g.k., s. 164.
Tumay, Turhan, a.g.k., s. 164.
doğurduğu işletme sermayesi ihtiyaçlarmm finansmanı için bankalar tarafından
açılan kredilerdir. Türk Bankacılık Sisteminde 2-5 yıl vadeli krediler olarak
adlandırılmaktadır. Orta ve uzun vadeli kredi türleri;
-orta ve uzun vadeli açık ihracat garantili yatırım kredileri
-orta ve uzun vadeli teminatlı ihracat garantili yatırım kredileri
-orta ve uzun vadeli açık diğer yatırım kredileri
- orta ve uzun vadeli açık işletme kredileri
-orta ve uzun vadeli teminatlı işletme kredileri
-orta ve uzun vadeli ithalat kredileri
- fon kaynaklı krediler olarak sayılabilir.
Ticaret bankalarının temel fon kaynakları ticari ve tasarruf mevduatıdır. Bu
mevduat grubu daha çok vadesiz veya kısa vadeli niteliktedir. Bankalar kaynakları
ile plasman olarak isimlendirilen kullanımlarının vadelerine uyum sağlamayı amaç
edindiklerinden, bir başka ifade ile topladıkları kaynakları likidite derecelerine göre
plase etmek zorunda olduklarından orta vadeli kredilere büyük ölçüde kaynak tesis
etmek istemezler. Bu nedenle orta vadeli krediler, reeskont kaynaklı kredilerdir..
Merkez Bankası bu tür kredilere kendisi de kaynak tahsis ederek ortak olmakta
böylece ticaret bankalarının finanse etmekte zorlandığı uzun vadeli yatırımların
finansmanını kolaylaştırmakta ve teşvik etmektedir.
Yatırım kredisi için başvuran müşteriye. Merkez Bankası kaynaklı oria vadeli
kredi kullandırabilmek için finanse edilecek yatırımın "Teşvik Belgesi" almış olması
gereklidir. Teşvik belgesine bağlı olmayan orta vadeli krediler için reeskont imkanı
bulunmamaktadır. Bunlar, bankanın kendi kaynağı ile finanse edilmektedir.
Orta vadeli krediler, genellikle iki yılı ödemesiz dönemli olup, geri kalan süre
içinde altı aylık vadelerle işletmede yaratılan fonlarla eşit taksitlerle geri ödenir.
Ödemesiz devrenin sonu, ilk taksidin vadesini oluşturur. Ödemesiz devrelerde
sadece faiz tahsil edilir. Orta vadeli krediler, yeni yatınm, donatım ve işletme kredi­
leri olarak üç genel gruba aynlabilir;
a. Yatırım Kredileri
Yatırım kredileri, işletmelere, bina ve tesislerin yapımı için (Sabit kıymetlerin
finansmanı amacıyla) açılan orta ve uzun vadeli kredilerdir.
p. Donatım
Kredileri
Donatım (teçhizat) kredileri, işletmelere ait bina ve tesislerin genişletilmesi,
yeriilenmesi, modernizasyonu, makina ve teçhizat sağlanması amacıyla genellikle
ort$ vadeli olarak açılan kredilerdir.
c. İşletme
Kredileri
İşletme kredileri, işletmelerin üretim faaliyetlerini finanse etmek, döner sermaye
ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla açılan kısa veya orta vadeli kredilerdir.
1.2.2.7. Kaynaklarına Göre Krediler
Bankanın kullandığı kaynağa göre kredi türleri;
- Bankanın kendi kaynağından kullandırdığı krediler (banka kaynaklı krediler,
sadece bankaya ait kaynaklardan kullandırılan kredilerdir),
- Merkez Bankası kaynaklı krediler ve
- Eximbank kaynaklı kredilerdir.
IKIMOI B O L U M
KREDİLERİN BELGELENDİRİLMESİ
KREDİ S Ö Z L E Ş M E L E R İ , KA.PSA.MI v e
UNSURLA.R1
2.1. KREDİLERİN BELGELENDİRİLMESİ
Kredi kararının verilmesi, istihbarat ve analiz^ ve kredilendirmenin oluşumunu
i ç e r e n ; v a d e , miktar, teminat tespitleri ve kredi b e l g e l e n d i r m e çalışmaları
kredilendirme sürecini oluşturur. Kredi yöneticisi, kredi belgelendirme işlemleri
sırasında sürecin bütün unsurlarını bir araya getirmekte, değerlendirme sonuçları
üzerinde kredi müşterisi ile yaptığı tüm sözlü anlaşmaları, kredi sözleşmesi ile bel­
gelendirmektedir.
Kredilerin etkin bir şekilde belgelendirilebilmesinde, kredi sözleşmesinin banka
ile kredi müşterisi arasındaki anlaşma sonuçlarının açık bir şekilde ortaya konul­
masında istihbarat, analiz ve kredi oluşumunun diğer aşamalarının, gereği gibi
tamamlanmış olması gerekmektedir.
Teminatın ya da borçlunun niteliğinin dışında kredi oluşumunda birbirini takip
eden aşamalarda uygulamada benzerlik görülmesine rağmen, banka ve kredi
müşterisi arasında kredilendirmeyi belgelendiren şartlarda, farklı hukuki özellikler
bulunmaktadır.
Kredi oluşum süreci içindeki aşamalar en etkin bir şekilde tamamlanmış olsa
bile hukuki açıdan gerektiği gibi belgelendirilmeyen bir kredi işleminin geçerliliği,
banka ve kredi müşterisi arasında arzulanan güveni yaratmayacak, belgelendir­
menin hukuki geçerlilik kazandığı süreçte çeşitli sorunlar ortaya çıkacaktır.
Uygulamada ortaya çıkan sorunlar kredi belgelendirme işleminin hukuki yönünün
^ Kredi analizinin amacı, kredi isteklisinin, belgelendirme aşamasında belirtildiği şekilde krediyi
geri ödeme kapasitesine ve arzusuna sahip olup olmadığını saptamak ve bu şekilde kredi riskini
azaltmaktır. Esas itibarı ile üçüncü kişilere ait kaynakların kullanıldığı bankacılık sisteminde,
kredilerin geri dönmemesi, kredilerin kalitesinin düşmesi, bankaların varlıklarını
sürdürmede
karşılaşabilecekleri en önemli sorunlardan biri olarak görülmektedir. Bu nedenle, kredi belge­
lendirme şartlarına uygun olarak kredi müşterisinin vadesi gelen yükümlülüklerini yerine getirip
getiremeyecek kapasite olup olmadığının araştırılması, finansman gereksinimine doğru tanının
konulması ve bu gereksinime uygun düşecek vade, miktar ve koşullarla kredilendirme işleminin
gerçekleştirilmesi, kredi veren kurum açısından önem kazanmaktadır.
ne denli önemli olduğunu vurgulamaktadır. Bu bölümde, kredi sözleşmelerinin kap­
samını, unsurlarını ve uygulamada ortaya çıkan sorunlarını hukuki yönü ile ortaya
koyan çalışmalar^ ele alınmakta ve bu çalışmalardan aktarmalar yapılmaktadır.
2.2. KREDİ SÖZLEŞMELERİ
Kredilendirme sürecinin son aşaması olan ve kredilendirme ile ilgili bütün
aşamaları ortaya-koyan kredi sözleşmesinde/sözleşmelerinde yer alan hükümler
(maddeler) (Ek: 1-4) ve bu hükümler ile oluşan hukuki ilişki, krediyi kullanım döne­
mi içinde banka ile kredi müşterisi arasında çıkan veya çıkabilecek bütün
uyuşmazlıklarda esas oluşturmaktadır.
Bankanın sunduğu her hizmetten yararlanma isteği, örneğin; söz konusu
hizmet menkul kıymet alım-satımı, herhangi tür bir kredinin kullanımı, dış işlemler
ile ilgili bir senetin iştiraı, Türk Lirası mevduat veya döviz tevdiatı bir hesabın
açılması, ithalat veya ihracat amaçlı işlemler ve bunun gibi sayılabilecek diğer
bütün hizmetler, banka ile müşterisi arasında bir sözleşmenin, sözleşmelerin veya
birbirini takip eden sözleşmelerin oluşumuna veya söz konusu sözleşmelerin
dışında herhangi bir hukuki ilişkinin doğmasına neden olacaktır^.
Banka ile müşterisi arasında ister bir sözleşme veya sözleşmeler ile ister bu
sözleşmenin dışında bir ilişki bulunsun bütün bu ilişkilerde hangi hukuki düzen­
lemelerin geçerli olacağı banka müşterisini, kredilendirme ile ilgili olarak kredi
müşterisini yakından ilgilendirmektedir. Banka ile müşterisi arasında gerçekleştir­
ilen çeşitli işlemler sonucunda belgelendirilen, kendiliğinden oluşan ve her an sona
erdirilebilecek olan borç ilişkilerinde hangi hükümlerin uygulanacağı bir başka
anlamda banka hizmetlerinden faydalanan müşteri, herhangi bir şekilde zarara
u ğ r a m ı ş s a hangi hükümlere göre bankayı sorumlu t u t a c a ğ ı , "genel b a n k a
sözleşmesi" ve "asli edim yükümünden bağımsız borç ilişkileri" olarak adlandırılan
iki teori tarafından verilmektedir^.
/. Genel Banka Sözleşmesi
Teorisi
Genel Banka Sözleşmesi Teorisi, banka ile müşteri arasında mevcut sözleşme
ve sözleşmeler dışında banka ile müşteri arasındaki sözleşme veya sözleşmeleri
2
Bu bölümdeki metin ve dipnotlarda yer alan, kredi sözleşmelerinin hukuki yönleri, kavra m ve
yaklaşımları
uygulamanın hukuki yönü kısmen veya doğrudan, Ünal Tekinalp'in
(Banka
Hukukunun Esasları, Beta Basın Yayım Dağıtım, A.Ş., İstanbul, s.249-293 ve s.350-404) ve
Cengiz Kostakoğlu'nun (Banka Kredi Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklar, Lazer Ofset
Matbaa Tesisleri. Ankara, 1995) çalışmalarından aktarılmıştır.
^ Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.249-250.
"^Daha fazla bilgi için bakınız; Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.250 ve devamı.
aşan, uzun bir zaman parçasma yayılmış bulunan, her an sona erdirilebilecek olan
bir "çerçeve sözleşme^"nin bulunduğu esasına dayanmaktadır. Bu çerçeve
sözleşmenin kapsamında müşterinin bütün banka tesislerinden ve hizmetlerinden
yararlanabilmektedir. Söz konusu banka iş ilişkisi, bankanın müşterisi için yaptığı
işlemlerin ve verdiği hizmetlerin hukuki temelini ve çerçevesini oluşturur ve banka
ile müşterisi arasında bir güven ilişkisi olduğunu ortaya koymaktadır^.
Genel Banka Sözleşmesi, iş görme karakteri taşıyan bir hizmet sözleşmesidir.
Bir banka genel sözleşmesinin varlığının kabulü, diğer yükümlülükler yanında,
menkul değer alımında müşterinin menfaatlerinin gözetilmesi, küçük cari hesap
açılması, çek defteri verilmesi şeklindeki işlemlerin doğal olarak yapılmasını da
gerekli kılar. Teoriye göre genel banka sözleşmesi, o kadar kapsamlıdır ki, banka
ile müşterisi arasında ayrıca bir sözleşmenin yapılmasına gerek yoktur.
//. Asli Edim Yükümünden Bağımsız Kanuni Borç Teorisi
Asli Edim Yükümünden Bağımsız Kanuni Borç Teorisi, banka ile müşterisi
arasında hukuki bir işlemle doğmayan, sözleşme dışı özel bir bağlantının varlığını
kabul etmektedir. Asli edimden bağımsız kanuni borçların en önemlileri, sır sakla­
ma, bilgi verme ve danışmanlık yükümleridir. Bunlar yasal karakter gösterdik­
lerinden banka le müşterisi arasındaki sözleşmelerden bağımsızdır. Banka ile
müşterisi; bir banka sözleşmesi ile veya sözleşme olmadan herhangi bir temas ile
birbirlerinin şahısları ve malları üzerinde etkili olma imkanını artırmışlardır ve ilişki­
lerdeki bu yakınlaşma dolayısıyla birbirlerine zarar vermeyecek şekilde davranışla
yükümlüdürler. Banka; sır saklamada, bigi vermede danışmanlık yapmada, bir
havaleyi yerine getirmede, bir vesikayı hazırlamada bu özeni göstermelidir, aksi
halde müşteriye vereceği zarardan sorumlu olur^.
Her iki teoriyi bir arada değerlendiren hukuki görüşü, genel banka teorisini ,
Genel Banka Sözleşmesi, banka ile müşterisi arasında bir çerçeve sözleşmesi niteliği taşımak­
tadır. Şöyleki; Genel Banka Sözleşmesi, sadece belli bir miktarda kredi açılmasını değil, bankanın
uygulama alanına giren bir çok başka krediyi de kullandırma imkanını ve banka hizmetlerinin de
banka tarafından yerine getirileceğinin taahhüdünü içermektedir. Bir başka anlamda, sözleşmeyi
imzalamakla kredi müşterisine ihtiyaç duyduğu söz konusu kredi dışında aynı anda başka tür
kredi kullanımlarını da gerçekleştirebilme imkanı doğmaktadır. Bir çerçeve sözleşmesi oluştur­
makla banka, belli bir likiditeyi müşterisinin emrine hazır tutar hale gelmekte ve bu hizmetinin
karşılığı olan komisyonu müşteriden talep etmeye hak kazanmaktadır (Tekinalp, Ünal, a.g.k.,
s.250-253).
^Tekinalp Ünal, a.g.k., s.250.
Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.252.
^ Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.252-255.
^Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.253.
Türk Hukuku açısından geçersiz bulmaktadır. Bunun temel nedeni, çeşitli ülke­
lerdeki bankacılık uygulamalarında yer alan ve verilen hizmetin şeklini ve niteliğini,
bankacılık faaliyetlerini kapsayan "genel işlem şartları" ile ilgili bir uygulamanın
Türk B a n k a c ı l ı k S i s t e m i n d e yer a l m a m a s ı d ı r . G ö r ü ş e g ö r e , " G e n e l İşlem
Şartlan"'nda yer alan müşterinin bütün istekleri için bankanın bina ve tesislerinin
müşterinin hizmetinde olduğunu belirten bir hükmün uygulamada yer almaması,
Genel Banka Teorisini Türk Hukuku açısından geçersiz kılmaktadır^^
Aynı görüş diğer taraftan, "asli edim yükümlerinden bağımsız borç ilişkisi" ile
" d a v r a n ı ş y ü k ü m l e r i " k a v r a m l a r ı , Türk Hukuku a ç ı s ı n d a n a ç ı k l a m a k t a ve
uyumlarını göstermektedir. Örneğin, taraflardan biri, kusuru ile sorumluluğuna
hareket edep, diğerine zarar verirse (sözleşme konusu görüşmeler sonradan
bir sözleşmenin yapılması ile sonuçlansın veya sonuçlanmasın, veya mevcut
sözleşme geçerli olsun veya olmasın) sorumluluğu; Borçlar Kanunu m.41'de
düzenlenen haksız fiil hükümlerine göre değil, karşılaştırma yolu ile sözleşmeden
doğan borca aykırılık hükümlerini düzenleyen Borçlar Kanunu m.96'ya tabi tutul-
aykfia
maktadır^l
Bankaların müşterileri ile ilişkileri, "genel" sözleşme, taahhütname veya şartlara
dayanmaktadır. Her bankanın, limitli kredilerde kullanılan "genel taahhütname",
"genel şartlar" ya da benzeri bir başlık altında düzenlediği ve doğrudan doğruya
müşterinin imzasına sunduğu çeşitli kredi türlerine göre bir kredi sözleşmesi bulun­
maktadır^^. Sözleşme, beyan, taahhütname gibi metinlerin özelliği, bunların ya
banka ya da bankaların meslek kuruluşları tarafından hazırlanmış olmaları
dolayısıyla, tek yanlı nitelik taşımalarıdır. Bu özellik bankalara ilişkin örf ve adetler
ile t e a m ü l l e r d e de b u l u n m a k t a d ı r . Ç ü n k ü , söz konusu yazısız kurallar da
bankaların veya ilgili mesleki kuruluşunun uygulama sonuçlarından doğmaktadır^^.
Bu sözleşmeler
(Bakınız Ek-1,2,3,4);
10
Tekinalp, Unal, a.g.k., s.253.
Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.253-254.
12
Bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de bankalarm müşterileri ile olan ilişkileri
genel
sözleşmelere ve taahütnamelere dayanmaktadır. Limitli kredilerde her bankanın önceden düzen­
leyip krediyi kullandırmadan önce genel kredi sözleşmesi genel taahhütname ya da farklı bir ad
altında müşterisinin imzasına sunduğu tip (standart) bir sözleşmesi bulunmaktadır. Bankalarca
düzenlenen standart sözleşmelerde, müşterinin faiz, vergi, komisyon, masraflar şeklindeki yüküm­
lülükleri, yetkili mahkemeler ve icra daireleri ile uygulanacak hukuka ilişkin hükümler bulunmak­
tadır.
Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.260-262.
Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.261.
- kredinin açılması ve kullandırılmasına,
- faiz, komisyon, vergiler, masraflar ve diğer yükümlülüklere,
- bankanın defter ve kayıtlarının anlaşmazlıklarda kesin delil oluşturduğuna,
- bankanın çalışma günlerine,
- müşteri talimatlarının şekline,
- bunların açık olmaması halinde yorum hakkının bankaya ait bulunduğuna
- yetkili mahkeme ve icra daireleri ile uygulanacak hukuka ilişkin genel hüküm­
ler içermektedir.
Yukarıda belirtilenlerin yanısıra sözkonusu sözleşme veya sözleşmelerde
bankanın^^;
- dava, takip, satma, takas, hapis haklarını,
- her türlü teminatları,
- çek kullanılması ve tahsile senet kabul edilmesini,
- havaleleri,
- sigortayı,
- nakdi ve gayrinakdi kredileri ve Türk Lirası ile veya dövizle ödenen nakdi
kredileri,
- teminat mektuplarını,
- kabul ve aval kredilerini,
-teşviklerden yararlanan kredileri,
- akreditifi düzenlemektedir.
Uygulamada limitli krediler, çoğu kez cari hesap şeklinde açıldığı için "Genel
Kredi Sözleşmeleri" bu hukuki kurum üzerinde oturtulmuştur. Genel taahütnameler
Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.261.
ise sadece müşterinin ve müteselsil (zincirleme) borçlu veya kefillerin imzalarmı
taşımakta, bunlar da hemen hemen aynı hükümlere yer vermektedir. Kalkınma ve
yatırım bankalarının genel şartları ise ticaret bankalarından daha fazla "proje"ye
ilişkin hükümler ile donatılmaktadır^^.
m. Genel İşlem
Şartlan^
Kredi sözleşmeleri, banka tarafından uzmanlara hazırlatılmış, bastırılmış, belir­
siz müşteriyi bekleyen, müşterinin tartışma şansına pek sahip olmadığı tip (stan­
dart) sözleşmeler, şartlar ve taahhütnamelerdir^^. Bankayı koruyan, kanunların
yedek ve yorumlayıcı hükümlerini uygulama alanı dışına çıkaran, yani kanun
hukukunu, hazırlayanın yararına değişikliğe uğratan, taraflara kanunun aksini
kararlaştırma imkanı verdiği her durumda banka lehine bir düzenleme getiren,
genel sözleşmeler, taahhütnameler, kayıtlar; uyuşmazlık durumlarında "genel
işlem şartlan" nın önemini ortaya koymaktadır^^.
Genel İşlem Kaydı, sözleşmenin taraflarından biri tarafından şartlan önceden
kararlaştırılmış ve formüle edilmiş ve diğer tarafa imzalanması için verilen çok
sayıda tekrarlanan sözleşmelerdir^^. Bu türlü genel işlem şartları; bankalar
tarafından hazırlanan genel mukavele, kredi sözleşmesi, kredi taahhütnamesi adı
altındaki sözleşmeler, sigorta genel şartları, demiryolu, havayolu, denizyolu taşıma
hükümleri, a b o n m a n sözleşmeleri, garanti hükmünü veya onarım garantisi
sağlayan belgeler, dayanıklı tüketim malları satışları, otomobil satışları, makina
satımları, genellikle faturalar arkasına yazılmış kayıtlar şeklinde görülmektedir^.
Genel sözleşmelerin, şart ve taahhütnamelerin bir kısmı müşterinin imzasını
taşıdığı için bu durum, bir anlamda kredi müşterisinin bir taahhüdü niteliğini
kazanmış bulunmaktadır. Kredi müşterisinin imzaladığı metnin genel işlem şart­
larına yollama yapması ya da imzaladığı metnin arkasında genel işlem şartlannın
yer alması veya müşterinin imzasını içermeksizin anılan şartlann müşteriye veril­
miş olması yahut gösterilmiş olması uygulamada söz konusudur. Bu durumlarda
^^Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.261.
Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.260-269.
Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.261.
Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.261-262.
9 Aralık 1976 tarihli Alman Genel İşlem Şartlarının Düzenlenmesi Hakkında Kanun, s. 11 (Akyel,
Şenel, Bankacılıkta Hukuksal Sorunlar: Kredi Açma Sözleşmesine Bağlı Bazı Hukuki Sorunlar,
Bankacılık Enstitüsü Dergisi, İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi, 1. Uluslararası Bankacılık
Sempozyumu Tebliği, İstanbul, 1981, s. 191).
Akyol, Şener, a.g.t, s.191.
ortaya, önce müşterinin genel işlem şartlarını kabul edip etmediği, hangi şartların
varlığı halinde bağlanmış olduğu ortaya çıkmakta, olumlu sonuca varıldıktan
s o n r a , m ü n f e r i t h ü k ü m l e r i n g e ç e r l i l i ğ i s o r u n u ikinci a ş a m a d a g ü n d e m e
gelmektedir^.
Türk hukukunda genel işlem şartları, özel bir kanunla düzenlenmediği gibi
kanunlarda da konuyla ilgili temel ilkeleri içeren ve bütünlük arzeden hükümler
bulunmamaktadır. Sigortacılık faaliyetlerinde müşterinin korunması amacıyla genel
işlem şartlarına uygulanacak temel ilkeler oluşturulmuştur. Sanayi ve Ticaret
B a k a n l ı ğ ı n c a t a n z i m e d i l e n ve o n a y l a n a n 3 3 9 7 sayılı S i g o r t a M u r a k a b e
K a n u n u ' n u n 28.1 m a d d e s i " s i g o r t a genel şartları ve t a r i f l e r i " ve " s i g o r t a
p o l i ç e l e r i n i n z a h m e t s i z c e o k u n a c a k şekilde basılmasT'nı ö n g ö r e n Ticaret
Kanunu'nun 1266.2 hükmünü, bankalar açısından genel işlem şartlarına uygu­
lanacak şekilde genelleştirerek bir temel ilke olarak nitelendirmek mümkündür.
Ancak, sözleşmeyi hazırlamayan tarafın tek bir ilke korunmasının sağlanamaya­
cağı da açıktır^.
Görevleri arasında olduğu düşünülmesine, Bankalar Kanunu'nun dokuzuncu
bölümünün ana başlığında ve bu bölümde yer alan 58. maddesinde^"^ bu tür bir
görevi yüklenmesi gerektiği düşünülse de, Bankalar Birliği tarafından hazırlanmış
"Bir Örnek Genel Kredi Sözleşmesi" bulunmamaktadır. Bir örnekliliğin söz konusu
olduğu bankaların kullandıkları genel kredi şartlarının ve taahhütnamelerin müşteri
aleyhine yerleşmesi, bankalar arasındaki rekabeti kaldırmıştır^.
2.2.1. Kredi Sözleşmesi - Kredi Açma Sözleşmesi
Kredi sözleşmeleri, bankalann genelde önceden koşullarını hazırlayıp tip (stan­
dart) hale getirdikleri basılı belgelerin, banka yetkilisi ile kredi müşterisi tarafından
imzalanması sonucunda oluşur^.
^ Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.262.
23
Tekinalp, Unal, a.g.k., s.264.
24
Bankalar Birliği, bankacılık mesleğinin gelişmesini temin etmeye, bsankaların birlik ve
bankacılık mesleğinin gerektirdiği vakalar ve disiplin içinde ekonominin ihtiyaçlarına uygun olarak
çalışmalarını sağlamaya, bankalar arasındaki haksız rekabeti önlemek amacıyla, gerekli her türlü
tedbiri almaya ve uygulamaya görevli ve yetkilidir; konusundaki mevzuatı ve aldığı karar ve tedbir­
lerin uygulanmasını takip eder ve Bakanlıkça alınması istenen tedbirleri alır (Bankalar kanunu,
m.58.2) (Ünal Tekinalp, a.g.k., s.248).
Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.265.
Kredi sözleşmelerinin banka tarafından koşulları saptanmış basılı, tip (standart)
sözleşme halinde düzenlenmiş olması geçerliliğine etkili olmayıp, banka işlemlerini
hızlandırmak, müşteri arasında eşitliği sağlamak, kredi işlemlerinden doğacak risk­
leri sınırlandırmak ve daha açık bir ifade ile ortaya çıkabilecek zararları kredi
müşterisinden sağlamayı güvenceye almakla banka yönünden yararlı olduğu bir
gerçek ise de, kredi müşterisine sözleşmenin tarafı olarak, sözleşme koşullarını
tartışmaya olanak tanımaması bakımından denge eşitsizliği oluşturmaktadır.
Ancak, bu sözleşmenin dürüstlük kuralları içinde (objektif iyiniyet kuralları) uygu­
l a n m a s ı , y a r a r l a r d e n g e s i n i n s a ğ l a n m a s ı y ö n ü n d e n bir z o r u n l u l u k o l a r a k
değerlendirilmektedir^.
Basılı tip (standart) kredi sözleşmelerinin müşteri ve banka yetkilisi tarafından
imzalanması ile oluşan yazılı sözleşmeler, ispat hukuku açısından taraflar için bir
güvence belgesi niteliği taşımaktadır. Buna karşılık, bu sözleşmelerde banka için
doğabilecek risk, sözleşme altındaki kredi müşterisi ve kefillerin imzalarının inkarı
ile ilgilidir. U y g u l a m a d a bazen b a n k a l a r ı n bu tür riski a l m a m a k için kredi
sözleşmesindeki müşteri ve kefillerin imzalarını noterde tasdik ettirdikleri veya
sözleşmeyi noterde düzenledikleri görülmektedir. Ticaret Kanunu m.321'e göre
kredi kurumlan, işletmelerin, kredi müşterisi ve müteselsil (zincirleme) kefil olmaları
durumunda yetkili temsilcisi veya temsilcilerine sözleşmeyi imzalatmaları gerek­
mektedir^.
Kredi sözleşmesinde yer alan müşteri ve kefiline ait imzaların noterde tasdik
ettirilip ettirilmemesinde, banka yöneticisi yetki sahibidir. Kredi sözleşmesinin sayfalannı müşterinin ve eğer bulunmakta ise kefilinin banka yetkilisi önünde imzala­
maları, kredi sözleşmesinin düzenlenmiş olduğunu göstermektedir.
Uygulamadan doğan uyuşmazlıklar dikkate alındığında, kredi sözleşmelerinin
yazılı şekilde yapılması yeterlidir. Ancak, kredi borçlusu ve kefillerinin veya işletme
ise temsilcilerine ait imzalann noterde tasdik ettirilmesi banka yararına olan bir
işlemdir^.
Kredi sözleşmesinin yazılı olması, kredi koşullarının (sözleşmede yer alacak
maddelerin) saptanması yönünden önemli bulunduğu gibi, sözleşmenin kefaleti
içermesi halinde, doğacak borca kefaletin geçerliliği için de gerekli olacaktır^.
^Kostakoğlu,
Cengiz, a.g.k., s.8.
^Kostakoğlu,
Cengiz, a.g.k., s.8.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.8.
Hukuki açıdan kredi verme işlemi, kredi açma sözleşmesinin konusunu
oluşturur. Sözleşmenin "kredi sözleşmesi" değil de "kredi açma sözleşmesi" olarak
anılmasının nedeni, birincisinin tek bir kredi işlemini, ikincisinin ise bir çok kredi
sözleşmesini kapsayan bir çerçeveyi ifade etmesidir^\ Şöyleki^;
- bankanın bir kişiye açtığı kredi, tarafların anlaşması ile kısmen nakit kredisi,
kısmen gayrinakdi kredi olarak kullanılabilmekte,
- banka bu krediden müşterisine teminat mektubu, kabul veya aval kredisi vere­
bilmektedir^.
Banka ve kredi müşterisi, kredi sözleşmesi ile çeşitli tarzlarda ve çeşitli kredi
türlerinde kullanılmak üzere kredi açılması konusunu kararlaştırırlar. Bir başka
anlamda sözleşme, münferit ve hemen kullanılmakla tüketilen bir ödünç için belge­
lenmiş değildir. Kredi sözleşmesinde banka, en geniş anlamda krediyi müşterisinin
emrine hazır tutmakta, banka müşterisi de nakdi ya da gayrinakdi türden ihtiyacı
duyduğu krediyi bir zaman süreci (kredi kullanım dönemi) içinde kullanmaktadır.
Kredi açma sözleşmesine göre müşteri, bazen nakdi bazen gayrinakdi krediyi talep
ederek belli bir limite kadar krediden yararlanmaktadır^. Kredi işlemi, sözleşmenin
içeriğini oluşturur. Kredi açma sözleşmesi sona ermesine rağmen, limit dolmadığı
için, çekme hakkı kullanılabilir, yani kredi kullanma işlemi devam edebilir.
Kredi sözleşmesi kredi müşterisine ^;
- çeşitli kredi türlerini, bir limite kadar ve bir süreç içinde tedricen kullanabilme
imkanı vermekte ve
- alınan kredi ile ilgili ödemeler gerçekleştikçe, tanınan sözleşmede belirtilen
limit içinde, ödenilen kadar yeniden krediden yararlanabilme olanağının sağlamak­
tadır^.
^ Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.352.
^Tekinalp,
Ünal, a.g.k., s.352.
33
Kredi sözleşmesinin konusunu oluşturan söz konusu unsurlardan birincisinde banka müşteri­
sine fiilen para sağlamaktadır (efektif kredi sağlama). İkincisinde ise banka müşterisine karşı onun
kredisini korumayı taahhüt etmektedir. Bu halde banka müşterisine para vermemekte, ancak onun
kredisini korumak veya arttırmak üzere ona karşı bir yükümlülük altına girmektedir. Teminat mek­
tubunun verilmesinde ki teminat kredisi olarak adlandırılmaktadır, müşteriye bu tür bir kredi
sağlanmaktadır (Akyol, Şener, a.g.t, s.181).
Tekinalp, Unal, a.g.k., s.353.
Tekinalp, Ünal, a.g.k., s.353.
^ Kredi müşterisi, krediyi hiç kullanmamakta veya bir kaç defa kullanmakta serbesttir. Kredi alan
Bu yaklaşım içinde kredi açma sözleşmesi; krediyi verenin, krediyi alana belli
bir limite kadar, belli veya belirsiz bir zaman süreci içinde, belli şartlarla krediyi
çeşitli kredi türleri halinde kullandırmayı, diğer tarafın da aldığını, faiz komisyon ve
diğer yasal ve sözleşmesel giderlerle birlikte geri ödemeyi taahhüt ettiği, çerçeve
sözleşme şeklinde tanımlanmaktadır^.
2.2.2. Kredi Sözleşmesinin İçeriği
Kredi sözleşmesi ile banka, belli sınırlar içinde ve belli şartlarda kredi vermeyi,
banka müşterisi de kredinin alınması durumunda kredi faizi ödemeyi ve aldığı
krediyi iade etmeyi taahhüt etmektedir^. Kredi sözleşmesi d o ğ r u d a n kredi
sağlamamaktadır. Bir başka ifade ile kredi sözleşmesi kurulunca hemen kredi
müşteriye verilmemektedir. Kredi sözleşmesi bir çerçeve anlaşma oluşturmakta,
kredi veren bu sözleşme ile kredi vereceğini taahhüt etmekte, kredi sağlamanın
biçimi, kredi limiti süresi, şartları bu sözleşme ile belirlenmektedir^^. Kredi
sözleşmesinin içeriğini kredinin türü belirler. Kredinin konusu^;
- para ödüncü,
- mal, senet veya mal avansı,
- senet Iskontosu veya istiraı,
-teminat mektubu veya poliçenin kabulü,
- finansal kiralama veya forfait yahut factoring olabilir.
Bir kredi sözleşmesinde bankanın üstlendiği yükümlülük, krediyi müşterinin
emrine hazır tutmak, yani müşterinin çekme hakkını kullanmasına imkan vermektir.
Buna karşılık kredi müşterisinin borcu"^^; krediyi geri ödemek veya kabul kremüşteri, krediyi çeşitli defalar kullanmasına
abilmektedir.
rağmen her defasında ancak bir kısmını
Bir başka ifade ile kredi sözleşmesi
kullanılmamıştır.
ile kredi açılmış fakat henüz
kullan­
gerçekleşip
Kredi veren durumundaki banka, kredi alanının müracaatında krediyi ona kul­
landırmaya hazır bulunmalıdır. Ancak kredi sözleşmesinin yapılması üzerine arada herhangi bir
zaman geçmeden kredinin derhal kullandıniması da mümkündür (Akyol, Şener, a.g.t., s. 181).
^Tekinalp,
Ünal, a.g.k., s.353.
38
Akyol, Şener, a.g.t, s. 180.
39
Akyol, Şener, a.g.t, s.181.
40
Tekinalp, Unal, a.g.k., s.357.
Genellikle kredi alan müşterinin ana borçlan; i. faiz ödemek, ii. komisyon ödemek. Hi. bankaca
dişinde olduğu gibi kredi bedelini (anapara) vadesinden önce bankaya temin
etmek, krediden doğan faiz ve komisyonu ödemektir
42
Kredi açma sözleşmesi, delil sözleşmesi olarak nitelendirilebilecek hüküm veya
h ü k ü m l e r içerebilir. Hukuk Usulü M u h a k e m e l e r i K a n u n u m. 2 8 7 ' y e g ö r e
anlaşmazlık durumunda bankanın kayıt ve defterlerinin esas olarak aimması
gerektiği sözleşmede belirtilmiş ise de iddianın başka deliller ile ispatı mümkün
değildir^.
Uygulamada da bankalar kredi sözleşmelerini genel olarak müşterilerinin
bankaya karşı yükümlülüklerini gösteren tek taraflı "taahhütname" şeklinde düzen­
lemektedirler. Bu tutum, bankayı belgelerle hiç bir şekilde borçlu göstermeme
çabasıyla açıklanabilir^. Ancak bu durum bazen bankalarm aleyhinde durum
doğurmaktadır. Buna örnek olarak, kredi müşterisinin yükümlülüklerini gösteren
söz konusu sözleşme (karzla), ilgili yükümlülükleri belirlediği bu bakımından cari
hesap sözleşmesi ile doğacak birleşik faizin yürütülmesi gerektiği gösterilebilir.
Genel kredi sözleşmelerinin hukuki mahiyeti konusunda yapılan tartışmalar, üç
grupta toplanmaktadır; birinci grupta yer alan görüşler, kredi sözleşmelerini karz
sözleşmesine yakın bulmaktadır"^. Bu grupta yer alan yaklaşımlardan biri,
kredi sözleşmesini bir karz sözleşmesi olarak kabul etmektedir. Genel kabul
yaklaşım ise, genel kredi sözleşmesinin karz sözleşmesi oluşturmak sureti
önsözleşme olarak açıldığıdır. Bir başka anlamda karz akdi ile kredi
sözleşmesinin birbirinden ayrılması gerekmektedir. Çünkü;
genel
gören
ile bir
açma
- Karz akdinin konusu, sadece bir para veya misli malın "ödünç" verilmesidir.
Kredi açma sözleşmesinin kapsamı daha geniştir ve para ödenmesi yanında gayri­
nakdi kredilerde olduğu gibi kredi açılan lehine kefalet ve garanti taahhüdünde
yapılmış masrafları ödemek, iv. krediyi kullanma yükümü olup olmadığı tartışmalıdır Burada, kul­
lanılmayan kredi için faiz oranından dahaWşük bir düzeyde komisyon kararlaştırılması durumun­
da krediyi kullanma mecburiyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak irade ve sözleşme özgür­
lüğü sınırlan içinde banka ile müşteri krediyi kullanma yükümü ve bu yükümün yerine getirilmeme­
si halinde de belli bir komisyon halinde anlaşabilirler. Ancak bu komisyon ve faiz adı altında karar­
laştırılacak miktar gerçekte ne faiz ve ne de komisyon olmayıp bir çeşit cezai şart niteliği taşımak­
tadır. V. kredinin geri ödenmesi, vi. teminat verme, vii. mali durum hakkında bilgi vermek,
bankanın yapacağı kredi ile ilgili kontrollere izin vermektir (Akyol Şener, a.g.t, s. 184. -185).
Tekinalp, iJnal, a.g.k., s.357-358.
43
Tekinalp, Unal, ^.g.k., s.358.
44
Banka tarafından kredi müşterisine açılan kredinin koşullarının ispat yükümlülüğü bankaya aittir.
Bankalar, bu gerçekten hareketle uygulamada önceden koşulları tesbit edilmiş standart (tip)
sözleşmeler hazırlamışlardır. Kredi müşterisi ve kefili, bu koşulları kabul ederek kredinin talibi
olmakla, bu koşulları içeren sözleşmeyi imzalayan kredi müşterisi ve kefilin iradesini bozan haklı
bulunulması, aval verilmesi, kredi veren üzerine çekilecek poliçelerin kabulü ya da
iskonto yapılması kredi sözleşmesi ile kararlaştırılabilir.
- Karz akdinde krediyi açan, borcunu kural olarak istediği anda ve bir defada
olmak üzere tahsil edebilir. Kredi açma sözleşmesinde ise kredi veren ancak kredi
müşterisinin isteği üzerine ö d e m e d e bulunabilir. Bir başka a n l a m d a kredi
sözleşmesinde kredi müşterisi, krediyi kullanacağı zamanı kendisi saptayabilir,
yani krediyi açanın borcunu bir defada tahsil etmesi mümkün olmayabilir.
- Karz akdinde nakdi yada gayrinakdi kredinin teslimi sözleşme anında gerçek­
leştiği halde, kredi açma sözleşmesinde nakdi yada gayrinakdi kredinin tesliminin
sözleşme anında olması zorunlu değildir.
- Kredi açma sözleşmesinin konusunun aval verilmesi, iskonto yapılması,
akreditif açılması, garanti taahüdünde bulunulması şeklinde bankacılık işlemlerini
kapsaması, karz vaadi'yle açıklanamamaktadır.
Kredi açma sözleşmesini, diğer sözleşmelerden ayırarak tanımlamak da
mümkündür. Buna göre kredi açma sözleşmesi, kredi verenin kredi alana karşı
isteği üzerine, belirtilecek miktara kadar ödünç para vermeyi veya herhangi bir
biçimde, kendi kredisini lehdarın emrine ayırmayı, kredi alanın da açılan kredileri
geri ödemeyi ve kredi açanın zararını tazmin etmeyi veya kredi vereni borçtan kur­
tarmayı, faiz veya komisyon vermeyi karşılıklı olarak üstlendikleri bir sözleşmedir.
Kullandırılan kredinin açık kredi yada teminatlı kredi (kefalet karşılığı, maddi
teminat karşılığı) olmasına bakılmaksızın girilen her türlü kredi işlemlerinde kredi
açma sözleşmesinin yapılması esastır. Ancak uygulamada bazı hallerde kredi
açma sözleşmesi yapılmamasına rağmen kredi ilişkisine de girilebilmektedir^.
bir neden olmadıl<ça, sözleşme koşullarını okumadığını ve bilmediğini ileri sürmesi ve geçerliliği
yönünden tartışmaya açması geçerli bir neden değildir (Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.21).
İkinci grupta yer alan görüşler, genel kredi sözleşmelerini birden fazla aşamalı sözleşme olarak
nitelendirmekte, kredi açma vaadi ile kredinin fiilen verilmesini iki ayn sözleşme aşaması olarak
değerlendirmektedirler. Buradaki hukuki yaklaşım işe, sözleşmenin kuruluşu ile, bu sözleşmeden
doğan borçların birbirlerinden ayrılması gerektiğidir. Diğer bir yaklaşım ise genel kredi sözleşmesi
bir ön sözleşmedir. Buradaki hukuki yaklaşım ise, bir ön sözleşmede "gelecekte kurulacağı
vaadi"nin yer aldığı, genel kredi kredi sözleşmesi ise zaten "bir sözleşmede yer alması gereken
hükümleri" içerdiğidir. Ayrıca bu görüşte yer alan bir diğer yaklaşıma göre tarafların anlaşarak
gelecekte aralarından birine konusu önceden belirli bir sözleşmeyi tek taraflı irade beyanı ile
kurma yetkisi sağladığından genel kredi sözleşmesi, bir opsiyon sözleşme niteliğindedir. Buradaki
hukuki yaklaşım ise, genel kredi sözleşmesi ile banka müşterisine gelecekte bir sözleşme kurul­
ması hakkı sağlamadığı, kurulan sözleşme ile hemen sözleşme hükümlerinin doğmasını talep
ettiğidir. Üçüncü grupta yer alan görüş ise genel kredi sözleşmesini, tek dereceli bir sözleşme
olarak nitelendirmektedir.
Bu durum uygulamada,
daha çok açık krediler için söz konusudur. Müşterinin
imzasından
Kredi açma sözleşmesi banka ile müşterisi arasmdaki karşılıklı güvene
dayalıdır. Bu g ü v e n o r t a m ı n ı n k u r u l m a s ı n d a , dış e t k e n l e r i n o l d u ğ u kadar
bankaların tutumunun da rolü ve etkisi bulunmaktadır. Kredi açma sözleşmesi
bakımından kredi veren ile kredi alan arasındaki karşılıklı güven önem taşımak­
tadır. Kredi alan müşteri, kredi veren bankaya karşı güven duymalı, kredinin süprizle kullanılmasının önlenmesini beklememelidir. Banka tarafından önüne çıkarılan
beklenmeyen faturaları ödemek zorunda kalmamalıdır. Kredi veren banka da
müşterisine güven duymalıdır. Bankaların müşterilerin krediye liyakatlerini istih­
barat servisleri aracılığı ile incelemeye hakları bulunmaktadır'^''.
2.2.3. Kredi Sözleşmelerinde Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar
uygulanan ekonomi politikalarında yaşanan istikrarsızlıklar, kredi
sözleşmesinde yer alan hükümler doğrultusunda krediyi kullananın yükümlülükleri­
ni vadesinde yerine getirememe riskini de beraberinde taşımaktadır. Bu kısımda
kredi sözleşmelerinde uygulamada ortaya çıkan sorunlar, konunun hukuki yönünü
inceleyen çalışmalardan derlenerek çeşitli başlıklar altında verilmektedir.
/. Kredinin
Kullandınlması
Banka kredi sözleşmelerini borçlar hukukundaki sözleşme kalıplarından birine
oturtmak ve nitelemek olanaksızdır. Bu nedenle kredi sözleşmelerini, kendi özel
koşulları içinde bir borçlar hukuku sözleşmesi olarak kabul edilmektedir''^.
Banka kredi sözleşmelerinde genel olarak, bankaca açılması kabul edilen ve
miktarı limitli olarak belirtilen krediyi, bankanın müşterisine sözleşme koşulları
doğrultusunda tamamen veya kısmen kullandırmaya ve kullandırılan krediyi
başka, hiç bir teminata bağlanmamış bulunan açık krediye örnek verilebilecek borçlu cari
hesaplarda, hesap taşması (depasman) durumunda söz konusu borçlu cari hesabın kredi açma
sözleşmesindeki ^miti aşmasına rağmen kullândınlan krediyi, açık kredi olarak değerlendirmek
mümkündür. Banka tarafından müşteriye ait karşılıksız çekin kullandınlması da bir açık kredi kul­
landırma işlemidir. Muhattap bankanın hesap müsait olmasa dahi, keşideci tarafından men
edilmedikçe, keşideci tarafından imzalanmış bulunan çek bedellerinin lehdar veya hamiline öde­
meye yetkisi bulunmaktadır. Böylece banka, çek sahibine açık kredi kullandırmış olmaktadır, (her­
hangi bir kredi açma sözleşmesi olmaksızın). Bu şekilde kullandırılan para için mevcut
kredilendırmede uyguladığı komisyon ve faiz oranı üzerinden hesap sahibi adına borç tahakkuk
ettirip, ondan talep etmeye yetkili bulunmaktadır. Ancak Bankalar Kanunu'nun 45. maddesinin
512 s. KHK ile yürürllükten kaldırılmasından dolayı yukarıda bahsi geçen açık kredilerin banka
tarafından kullandırılması söz konusu olmamaktadır. Dolayısıyla gerek şahsi kefalet teminatlı,
gerekse de maddi teminatlı krediler bankalar tarafından açıklanabilmektedir. Bu da beraberinde
kredi açma sözleşmesi yapılması zorunluluğunu getirmektedir (Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s. 1011).
o
47
Akyol, Şener, a.g.t, s. 182-183.
kısmen veya tamamen kesmeye yetkili olduğu kabul edilmektedir"^. Bankalar kredi
sözleşmelerindeki bu ve buna benzer hükümlere dayanarak müşterisine açmayı
kabul ettiği krediyi kısmen veya tamamen kullandırmayacağı gibi, süresiz ve cari
hesap şeklinde kullandırdığı krediyi tamamen kesip , hesabı kafederek hemen
ödenmesi gereken hale gelen alacağını, borçluya yapacağı ihbar ile iadesini de
talep edebilmektedirler^.
Vadesiz ve cari hesap şeklinde işletilen kredilerde uygulama olanağı bulan bu
hüküm, senet Iskontosu veya tüketici kredisi ve benzeri gibi vadeleri belirli olarak
kullandırılmış kredilerin^\ vadenin d o l m a s ı n d a n önce kat'edilmesine olanak
sağlamamaktadır^.
Ancak, kredi müşterisi tarafından kredinin kullanılması ve ödeme koşullarının
ihlal edilmesi hali bu kapsam dışında düşünülmektedir. Daha açık bir anlatımla,
kredi müşterisi sözleşme koşullarını ihlal etmediği takdirde vadesi belirli bir kredi
borcunu vadesinden önce banka, tek taraflı irade beyanı ile geri ödeme talebinde
bulunamaz^.
Bankaların açmış oldukları kredileri tek taraflı olarak ve istedikleri zaman kesme
yetkisi veren sözleşme hükümlerinin. Borçlar Kanunu'nun 19 ve 82. maddelerine
aykırı olduğu ve bu tür sözleşme koşullarının kredi müşterisini zor d u r u m a
düşürdüğü ve ötesi bu tür davranışın iyi niyet kurallan ile bağdaşmadığı, konunun
Banka ile kredi müşterisi arasmda akdedilen kredi sözleşmesinin, müşteri ile kredi ilişkisini
düzenleyen en önemli belge olması sözleşmeye bir bütünlük kazandırmaktadır. Bu bütünlüğünü
bozacak, geçerliliğini tehlikeye düşürecek, taraflann gelecekteki haklarına zarar verecek şekilde
kredi sözleşmeleri üzerinde herhangi bir tahribat, değişiklik veya ilave yapılması mümkün değildir.
Bu nedenle, kredi sözleşmeleri kredi belgelendirme aşamalarını tam olarak yansıtacak şekilde
eksiksiz olarak, mevcut veya gelecekte taraflar aleyhine olabilecek ekonomi politikalarındaki olası
değişimleri de dikkate alarak (ülkemizde uygulanan ekonomi politikaları kredi
müşterisini
sözleşmeden doğan vadesi gelen ödeme yükümlülüğü yerine getirememe açısından zorlamakta,
özellikle yabancı paranın söz konusu olduğu kredilendirme işlemlerinden doğan yükümlülüklerini
yerine getirememesine neden olmaktadır. Bu nedenle taraflar arasında doğan uyuşmazlıklarda
kamu otoritesi tarafından yeni ödeme planlan gündeme gelebilmekte, ancak bu planların uygula­
maya geçirilmesi kolay olmamaktadır - Bakınız Ek-5 ve Ek-9) ve kredilendirmeye söz konusu olan
belgeler üzerinde hukuki yönden zayıflatmaya gitmeden düzenlemelidirler.
50
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.59.
Kredi müşterisinin temel yükümlülüğü, almış olduğu krediyi sözleşme kapsamındaki şartlarda
ve sürelerde kredi kurumuna geri vermesidir. Kredi müşterisinin sözleşme koşullarına göre
krediyi geri verme şekli, kredinin türüne göre değişmektedir. Örneğin, kredi bir Iskonto sonunda
sağlanmış ise, kredi müşterisi ancak verdiği teminat senetleri niteliğindeki senetlerden öden­
meyenler için kredi kurumuna ödemede bulunmak zorundadır. Uygulamada bankalar, müşteri
senetleri karşılığı vermiş oldukları kredilerde, teminata verilen senetlerden ödenmeyenlere karşılık
uzmanları tarafından değerlendirilmektedir^. Ancak, tarafların hak ve yetkileri ile
koşulları kararlaştarılıp kabul edilmiş bir sözleşmedeki bu hükümlerin kredi müşter­
isi tarafından iradeyi karıştırıcı bir nedenle kabul edildiği iddia ve ispat edilmedikçe
sözleşme geçerliliğini koruyacaktır®.
Devletin ve yasaların güvencesinde kurulan bankalar, halkın kendisine yatırdığı
tasarrufları, ülke ekonomisi yararına emin ellerde kullanmak ve ticari faaliyetlerini
sarsılmadan güvenli bir şekilde sürdürmek zorundadırlar. Bu fonksiyonu itibarı ile
banka, ekonomik sistemin de bir parçasıdır^. Bu durumda kredi kullandıran
bankanın verdiği paranın güvencede olduğu sürece, müşterisi aleyhinde tasarrufta
bulunması düşünülemez, aksi halde güvenli kredi müşterilerinin, bankadan uzak­
.57
laşmasına ve bankanın kazanç kaynağının kesilmesine neden olacaktır'
Bankanın kullandırdığı kredinin tehlikede olduğunu veya kredi müşterisinin
ödeme zorluğuna yaklaştığını sezinlemesi, sözleşme ile bankaya tanınan yetkinin
kullanılması sonucunu doğurmakta, bu da hukukun emredici kurallarına aykırılık
oluşturmamaktadır. Bankanın tek taraflı iradesine bırakılan kredi sözleşmelerinde
bu ve buna benzer hükümlerin uygulanmasında objektif iyiniyet kurallarına uygun
d a v r a n ı l m a s ı g e r e k i r . A k t e d i l e n s ü r e s i z kredi s ö z l e ş m e s i n e d a y a n ı l a r a k
kullandırılan bir kredinin, haklı bir neden olmaksızın pek kısa bir süre sonra
kat'edildiğinden bahisle iadesini isteyen bankanın, sözleşmede kendisine tanınan
h a k k ı , M e d e n i K a n u n ' u n 2. m a d d e s i n e g ö r e iyi niyet k u r a l l a r ı n a u y g u n
kullanıldığını kabul etmek olanaksız ve yapılan bu tasarrufta geçersizdir. Bu
nedenlerle yapılan kredi sözleşmesindeki yetkiye dayanarak bankanın, krediyi
kısmen veya tamamen kesmesi yahut kullandırmaması, kullandırılan süresiz ve
cari hesap şeklinde işletilen kredi hesabını kat'ederek yapacağı ihbarla alacağını
hemen ödenmesi gereken hale getirip iadesini istemesi sonucu, zarara uğraması
nedeni ile kredi müşterisinin tazminat talebi dikkate alınmayacaktır. Ancak, bir
olmak üzere bir miktarını bloke etmektedir. Ödeme günlerinde peşinen ödenmesi gereken emre
muharrer senetleri, bonoları, kredi müşterisinden daha kredinin başlangıç tarihinde almakta
bankanın amacı, kredi sözleşmesi kapsamının (sözleşmede yer alan kefalet gibi kişisel, ipotek
gibi ayni mahiyetteki teminatların dışında) yanısıra kredi müşterisine imzalatmış olduğu bonolan
da kredinin geri ödenme sürecinde bir güven işlemi olarak değerlendirmesidir.
52
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k, s.59.
53
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.59.
54
Hayri Domaniç ve Hasan Nerad, İstanbul Sanayi Odası ve M.U. Avrupa Topluluğu Enstitüsü,
1993 Şubat Sempozyumu Bildiri ve Konuşmaları (Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.60).
55
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.60.
56
Kredi sözleşmeleri, sözleşmede belirtilen şartlarda ve limitte kredi sağlamayı taahhüt eden kredi
kurumu ile kredi müşterisi arasında karşılıklı itimada dayanan bir sözleşmedir.
Kredilendirme
işleminin ana unsurlanndan biri olan itimadın azalması sonucu, somut nedenlere dayanmadıkça
hakkın bu şekilde suistimalini kanunun himaye edemeyeceği hallerde, Medeni
Kanun m.2/2'ye göre kredi müşterisinin zararından bankanın sorumlu tutulması
gerekmektedir^.
Vadesiz kredi sözleşmelerindeki, bankanın dilediği zamanda kredileri azaltmak,
kullanımını durdurmak veya kesmek, cari hesap bakiyesinin iadesini talep etmek
yetkisinin bankaya tanınmasına ilişkin yaklaşım, ekonomik faaliyet hürriyetini
kısıtlayıcı nitelikte kabul edilmemektedir. Medeni Kanun m.2 ve 2/2'ye göre,
bankanın iyiniyet kurallın içinde kaldığı ve suistimal edici davranışlar içine girme­
diği takdirde, vadesiz kredi sözleşmelerine dayanılarak açılan ve cari hesap
şeklinde işletilen vadesiz krediyi kullanan kredi müşterisinin kullandığı kredinin bir
kısmını veya tamamını dilediği zaman bankaya tekrar iade edip, tekrar limiti içinde
kullanması ve cari hesabını sıfırlaması yahut kapatması hakkına sahip olması
karşısında, kredi kullandıran bankanın da aynı hakları sözleşme ile sağlaması
yararlar dengesi açısından bir sakınca yaratmamaktadır®.
//. Krediyi Kullandırma
Sorumluluğu
Kredi müşterisinin ticari faaliyetinin mali tablolarını, kredi açan bankaya
bildirmekle yükümlü kılan kredi sözleşmelerinde yer alan hükümlere göre banka,
kredi borçlusunun ticari faaliyeti ile hesap durumunu gösteren tablolar üzerinde
incelemede bulunmak hakkını sağlamaktadır. Sözleşmedeki bu tür hükümler,
banka tarafından verilen kredinin güvenli bir ortamda bulunmasını takip amacına
yöneliktir. Bu yaklaşıma göre banka, kredi borçlusunun ticari gizliliğine gire­
memekte ve sorumluluğunu alamamaktadır®^.
Kredi veren bankanın, kredi borçlusunun ticari faaliyetlerine müdahalesi kural
olarak da haklı nedenlere dayanmamaktadır. Buna karşılık, kredi borçlusunun ala­
caklı bankayı zarara uğratabilecek ve iyiniyetten kaynaklanmayan yaklaşımlarında
kredi alacaklısı bankanın müdahalede bulunabileceğini, diğer bir ifade ile kredi
borçlusunu bu tür faaliyetlerde bulunmaması için uyarabileceğinin de kabul edilmesözleşmede belirtilen limit içinde krediyi kullandırmamaya ya da kredi sözleşmesini tek taraflı
olarak feshetmeye veya açılmış olan kredinin tümünü peşin olarak hemen ödenmesini istemeye
bankanın hakkının bulunup bulunmaması uygulamada tartışma konusu oluşturmaktadır Örneğin,
ekonomideki sıkı para politikalan sonucu kredi taleplerindeki artışa karşılık kredi arzındaki daral­
ma sonucu kredi müşterisine olan itimadın azalacağı yaklaşımı ile kredi kurumlarının, kredi
sözleşmelerini tek taraflı olarak feshetmelerinin veya sözleşlmelere diledikleri şartlan madde
olarak koymalarının haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı tartışma konusudur
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.60.
58
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.60.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.61.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.61.
si gerekmektedir. Yapılacak bu tür bir uyarıya yönelik müdahalenin sonuçsuz
kalması, bankanın kullandırdığı kredi hakkında sözleşme ife kendisine tanınan
.61
yetkileri kullanmasını haklı kılacaktır
///. Kredi Faiz Oranı
K r e d i s ö z l e ş m e l e r i n d e k i faiz o r a n ı ile ilgili h ü k ü m l e r d e , g ü n ü m ü z d e
uyuşmazlıkların
en önemli konusunu oluşturmaktadır^^.
Banka
kredi
sözleşmelerinin bir kısmında kullandınlacak krediye uygulanacak faiz oranı açıkça
saptanmakta ve kullandırılan krediye yetkililer tarafından saptanan veya sonradan
değiştirilecek yahut serbest bırakılması halinde bankanın belirlediği en yüksek
oranı geçmemek üzere faiz uygulanacağına ilişkin hükümlere de rastlanmaktadır®.
Genelde banka yetkilileri, sözleşmede saptanan faiz oranını faizin arttırıldığı
tarihe kadar, kredi kullanım döneminin devamı halinde artan faiz oranını ileriye
dönük olarak uygulamaktadır^. Kredi sözleşmesinde faiz oranının tesbit edilmediği
durumlarda, bankanın aynı nitelikteki kredilere uyguladığı cari kredi faizinin uygu­
lanması gerektiği kabul edilmektedir^.
Kredi sözleşmesinde saptanan faiz oranının, kredi kullanım dönemi içinde
banka tarafından tek taraflı olarak arttıniması halinde bu artışın kullanılan krediye
yansıtılması gerektiği tartışma konusudur®.
Konuyu kredi müşterisi açısından değerlendiren yaklaşıma^ göre, faiz artışının
geri kalan kredi kullanım dönemine yansıtılması;
-kişinin ekonomik faaliyetini sınırladığı,
- kredi müşterisi karşısında üstün durumda bulunan bankanın bu durumu kulla­
narak müşterisini maddi açıdan zor duruma düşürdüğü,
- Borçlar Kanunu m. 19 ve 20'ye göre bankanın kendisine aşırı çıkar sağlaması
61
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.61.
^Kostakoğlu,
Cengiz, a.g.k., s.61.
63
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k, s.62.
64
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.62
^ Yargıtay'ın 19 h.d. 24.10.1994 Tarih 1993/9674-1994/9893 Sayılı karan (Kostakoğlu, Cengiz,
a.g.k., s.62).
^Kostakoğlu,
^Sungurbey
Cengiz, a.g.k., s.62.
İsmet'in konu ile ilgili bildirgesi (Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.62).
nedeni ile ahlaka aykırıdır ve kural olarak da geçersizdir®.
Bir diğer yaklaşıma göre, kredi sözleşmelerindeki bir tarafın iradesine terkedilen
yetkiye ilişkin hükümlerin, iradeyi karıştırıcı bir neden olmadıkça, kural olarak
geçersizliğini kabul etmek olanaksızdır. Ancak, bir tarafın iradesine terkedilen
yetkinin objektif iyi niyet kuralları doğrultusunda kullanılması gerekmektedir.
Nitekim, tüm hukuki ilişkilerde gözetilmesi gereken Medeni Kanun'un 2. maddesin­
deki iyiniyet kuralının bu konuda özellikle aranması gerekmektedir®
Kredi kullanım dönemi içinde yetkisine bırakılan faiz oranını bankanın, kredi
olarak saptayacağı faiz oranı olarak belirlemesi, objektifiyi niyetin gereğidir"^. Oysa
bulunacak bu oranın bir veya bir kaç kat fazlası ile faiz oranının belirlenmesi ve
uygulanması haklı bir nedene dayanmayacaktır
Benzer şekilde, kredi kullanım dönemi içinde arttırılan faiz o r a n l a r ı n ı n ,
arttırmaya yönelik karardan itibaren ileriye yönelik uygulanması gerekmektedir.
Bunun aksine olarak, faiz artışına dair kararın tarihinden önceki kredi kullanım
dönemine arttırılan faiz oranının uygulanması, kredi sözleşmesindeki yetkiye
dayanmış olsa dahi, iyi niiyet kuralları ile bağdaşmamaktadır^.
/V. Kredi Faiz Oranındaki Değişimin Kredi Borçlusuna
Duyurulması
Kredi sözleşmelerinde uygulamada rastlanan bir diğer sorun da kredi için önce­
den saptanan faiz oranının, kredi dönemi içinde banka tarafından tek taraflı irade
beyanı ile arttırıldığının kredi borçlusuna duyurulmasıdır^.
Bu k o n u d a kredi s ö z l e ş m e l e r i n d e ç o ğ u n l u k l a ; " m ü ş t e r i y e i h b a r d a
bulunmaksızın bankanın açılacak kredi ve hesaplara, yetkili merciler tarafından
azami oranlar belirlendiği takdirde bu oranları veya değişiklikleri geçmemek
68
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.62.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k, s.62.
Uygulamada bankalar, kredi müşterilerine yaptıkları çeşitli hizmetler karşılığında
kredi
sözleşmelerine tahakkuk edecek olan masraf, komisyon ve faizlerin kredi müşterisinin banka
nezdindeki hesabından mahsup edilmesine dair maddeler koymaktadırlar.
Kredilendirmenin
gerçekleştiği süreçte, bankalar belirli dönemlerde faizleri ile birlikte komisyon ve masrafları kredi
müşterisinin cari hesabına borç olarak kaydederek alacak tahsilini kolaylaştırmanın yanısıra kredi
müşterisini mevduat bulundurmaya da zorlamaktadır
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.63.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.63.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.63.
kaydıyla serbestçe belirlediği ve ileride belirleyeceği oranlarda faiz oranını tek
taraflı olarak dilediği zaman ve miktarda arttırmaya yetkilidir" hükmünün yer aldığı
görülmektedir^"^.
Kredi sözleşme yer alan koşullarının ağırlaştırılıp borcun artmasına neden ola­
cak bir uygulamadan kredi borçlusunun haberdar edilmesi, iyiniyet kurallarının bir
gereğidir. Kullandırılan krediye uygulanan faiz oranının arttırılması karşısında, yük­
selen faizle artacak borca dayanamayacak olan kredi borçlusunun hesabını kapat­
masına imkan verilmesi nasıl iyi niyetli bir ticari işletmeden beklenen davranış şekli
ise arttınlan Kredi faizini ihbar etmek de aynı tür bir davranış şeklidir'^.
Kredi sözleşmesinde yer aldığı şekli ile kredi faiz oranının artışı tarihinden
itibaren ihbarın yapılıp, hesabın kapatılması tarihine kadar geçen süre için kredi
borcuna artan faiz oranının uygulanmasının bankaya zarar verici yönü de bulun­
maktadır. Kredi müşterisinin vadesi gelen yükümlülüğünü karşılayamayacak
durumda kalması, kredinin geri ödenememe riskini artıracak ve bu da bankanın
kredilendirme maliyetlerinde artışa neden olacaktır. Bu nedenle sözleşmelerindeki
yetkiye dayanarak kredi faiz oranını artırma kararı sırasında mali durumunu
dikkate alarak kredi borçlusuna özen göstermeleri, bankaların kendi yararları
açısından değerlendirilmesi gereken bir konudur ^.
Benzer şekilde temerrüt faiz oranlarının arttırılmasına yönelik, sözleşmedeki
benzer hükümlerin varlığı halinde de objektif iyiniyet kurallarının geçerli olması
gerekmektedir'^.
V. Kredi Sözleşmelerindel<i l-lul<uka Aykırı IHijkümlerin
Geçersizliği
Bankalar tarafından normları önceden hazırlanmış olup, kredi müşterisinin ka­
bulü sonucu birlikte imzalanmak sureti ile akdedilen kredi sözleşmelerindeki
hükümler, kanunun tayin ettiği sınırlar içinde olmak koşulu ile tarafları bağlayıcılığı
söz konusudur. Özel hukuk ilişkilerindeki sözleşme özgürlüğü kuralı. Borçlar
Kanunu m. 19/2 ve m.20'ye göre iki ayn koşulla sınırlandırılmaktadır^;
- sözleşme hükümleri yasaların emredici hukuk kurallarına veya kanunlara
aykırı olmamalıdır ve
74
Kostakoğlu,
Kostakoğlu,
Kostakoğlu,
Kostakoğlu,
Kostakoğlu,
Cengiz,
Cengiz,
Cengiz,
Cengiz,
Cengiz,
a.g.k., s.63.
a.g.k., s.63-64.
a.g.k., s.64.
a.g.k., s.64.
a.g.k., s. 77.
- sözleşme hükümleri ahlak ve adaba aykırı bulunmamalıdır.
Yasaların sözleşme özgürlüğü yanında getirdiği bu koşullar, kamu düzeni ile
ilgili olup hakim tarafından uyuşmazlığın her aşamasında re'sen gözetilmesi
gereken emredici kurallardır. Nitekim bankanın işlemleri ilk bakışta banka ve
müşteri arasında bir özel hukuk ilişkisi olarak görülebilir ise de, bankanın kuruluş
ve faaliyeti ile denetimleri açısından kamu hukukuna bağlı olmaları itibariyle, ticari
ilişkilerinde temel hukuk kurallarının korunması ve yararlar dengesinin sağlan­
79
masının da dikkate alınması gerekmektedir
Kredi sözleşmeleri, konusu yönünden yasaya, ahlak ve adaba aykırı olmadığı
Borçlar Kanunu'nun 20/1 maddesi hükmünce sözleşmenin tümünün geçersizliği
söz konusu olmamakta, özgürlük sınırım aşan ve yukarıda iki bend halinde
a ç ı k l a n a n nitelik k a p s a m ı n d a kalan s ö z l e ş m e h ü k ü m l e r i g e ç e r s i z ve y o k
farzedilmektedir (Borçlar Kanunu m. 20/2) ^.
Bu nedenle kredi sözleşmelerinde yer alan hükümlerin akit özgürlüğü sınırlarını
aşması yönünden incelenmesi gerekmektedir^. Kanunun yasakladığı hükümlere
aykırı olan sözleşme koşulları geçersizdir. Kredi sözleşmeleri yönünden yasak­
lanan koşul ve işlemler şu şekilde sıralanabilir^;
- Banka görevlilerinin hile ve ağır kusurları sonucu kredi müşterisine verilecek
zarardan kredi veren bankanın sorumlu tutulmayacağına ilişkin kredi
sözleşmelerinde yer alan hükümler Borçlar Kanunu m. 99/1'e göre geçersizdir. Bir
başka anlatımla banka yöneticilerinin işlemlerindeki ağır kusuru ile kredi müşteri­
sine vereceği zarardan, bankanın sorumsuz olacağına dair sözleşmede yer alan
hükümler geçersizdir ®
- Borçlar Kanunu'nun 125. ve 126. maddelerinde tesbit edilen zamanaşımı
süreleri kredi sözleşmesi ile uzatılamayacağı gibi, kısaltılamaz veya ortadan
kaldırılamaz. Bu nedenle kredi sözleşmelerinde bu yönde konulacak hükümler
geçersizdir ve yok sayılmaktadır^.
- Banka ile kredi müşterisi arasında akdedilen kredi sözleşmesinin müteselsil
79
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.77.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.77.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.77.
Kostakoğlu Cengiz, a.g.k., s.78.
^Kostakoğlu Cengiz, a.g.k., s.78.
^Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.79
kefil tarafından ayrıca imzalanmış olması, bu sözleşmeye dayanılarak açılacak
krediden doğan borç yönünden müteselsil kefalet sorumluluğunu oluşturmaktadır.
Kredi kefalet sözleşmelerinin aynı sözleşme içinde yer aldığı durumlarda, mütesel­
sil kefil için ayrıca sorumluluk sınırı kararlaştırılmadıkça, kefalet sorumluluğu kredi
sözleşmesinde yazılı olan kredi miktarı ile sınırlıdır ^.
Kredi sözleşmelerinde kredi miktarı gösterilmediği gibi, müteselsil kefilin kefalet
sınırı da bulunmadığı hallerde müteselsil kefil yönünden kefalet sorumluluğu
oluşmamaktadır. Kredi sözleşmesine kefaletin ayrı bir sözleşme ile yapılması
halinde ise , kefalet akdinin yazılı yapılması ve bu akitte kefalet sorumluluğunun bir
sınır içinde gösterilmesi gerekmektedir ^.
Söz konusu iki koşulun birlikte bulunması kefalet akdinin geçerliliği için zorun­
ludur. Diğer bir anlatımla, bir borca sözle kefalette bulunmak hukuken geçersizdir.
Kredi ve kefalet sözleşmelerine konulacak yasanın emredici hukuk kurallarına
aykırı hükümler ve kefilin yasaya aykırı bu hükümlere itirazda bulunmayacağına
ilişkin taahhütleri geçersizdir ^.
- Borçlar Kanunu m. 104/3'de birleşik faiz yasaklanmıştır. Buna karşılık Ticaret
Kanunu m. 8/2'de yalnız cari hesaplarla, borçlu bakımından ticari iş mahiyetine
sahip olan karz akitlerinde üçer aydan az olmamak kaydıyla dönem faizlerinin ana
paraya ilavesi ile, mürekkep faiz yasağına sınırlı bir ayncalık getirilmektedir®.
Bankalar, yasanın bu maddesine dayanarak kredi müşterileri ile yaptıkları
sözleşmelerde, üçer aylık dönem faizinin ana paraya ilavesi uygulamasından
yararlanmaktadır. Yasanın tanıdığı bu olanağın, akdedilecek kredi sözelleşmelerinde müşteri aleyhine sınırları genişletilemez. Daha açık bir anlatımla, faiz
tahakkuk dönemleri ve faizin anaparaya ilavesi, yasanın alt sınırını belirlediği üç
aydan daha kısa bir süreye indirilemez. Bu süreyi kısaltan veya kaldıran sözleşme
hükümleri yasaya aykırı olup, geçersizdir. Ancak, üç ayın üzerinde bir sürenin faiz
dönemi olarak kabulüne yasal engel bulunmamaktadır®
- Kredi sözleşmelerinin teminatı olarak verilen gayrimenkul ipoteğinin akit
şekline ilişkin Medeni Kanun m. 771'in "gayrimenkul rehni, tapu siciline kayıt ile
tesis olunur. Kanunen tayin edilen istisnalar mahfuzdur, gayrimenkul rehne muteal^. Kostakoğlu,
Kostakoğlu,
Kostakoğlu,
Kostakoğlu,
Kostakoğlu,
Cengiz, a.g.k., s.79.
Cengiz, a.g.k., s.79.
Cengiz, a.g.k, s.79.
Cengiz, a.g.k, s.79
Cengiz, a.g.k., s.80.
lik akit, ancak resmi şekilde yapıldığı surette muteber olur" hükmü gereğince
yasanın tayin ettiği şekil dışında ipotek akdinin
yapılmasını öngören sözleşme
hükümleri hukuken geçersizdir ^.
- Medeni Kanun'unun 23. maddesine göre "kimse medeni haklardan ve onları
kullanmaktan kısmen olsun feragat edemez, kimse hürriyetini feragat edemediği
gibi, kanuna ve adabı umumiye mugayir surette takyit dahi edemez" hükmü ile
medeni hakların kullanılmasından v a z g e ç m e y i öngören sözleşmeleri v e y a
sözleşmelerdeki. bu nitelikte bulunan hükümlerin geçersizliği kabul edilmektedir^.
Kanunun bu maddesinde yer alan kişilik haklarının kapsamına ekonomik faaliyetle
ilgili hakların da girdiğini kabul etmek gerekmektedir. Aslında, yapılan her
sözleşmede, tarafların kısmen de olası haklarından veya hürriyetlerinden özveri
mevcut ise d e , sözleşmedeki sınırların kapsamı yönünden, borçlunun ticari
faaliyetini ve ekonomik varlığını ortadan kaldıracak veya bu sonucu sağlayacak bir
müdahaleye olanak verecek nitelikte bulunmamalıdır. Kredi sözleşmelerinde bu
kapsam ve sonucu yaratacak bir hükmün geçersiz sayılması gerekmektedir^.
Şikayet ve dava hakkı kişilerin medeni haklarındandır. Akdedilen bir kredi
sözleşmesine, bu hak yönünden taraflardan birinin diğeri yararına vazgeçmesini
öngören hüküm konulamaz. Sözleşmeye konulacak bu türde bir hüküm hukuken
geçersizdir ve yok sayılır ^.
Kredi sözleşmelerinde gerek kanunun emredici hukuk kurallarına gerekse
kanuna ve kamu düzenine aykırı hükümlerin varlığı, sözleşmenin tümünü geçersiz
kılmayıp, yalnız o hükmün geçersizliğini ve sözleşmede yok sayılmasını gerektirir
(Borçlar Kanunu m.20/2). Bu durumda, yok sayılan bu hükümle sözleşmede
oluşan boşluğun, taraflarca ittifak içinde doldurulması mümkün ise de, çoğunlukla
böyle bir irade bileşiminin gerçekleşmesi olanaksızdır. İşte bu gibi durumlarda.
Borçlar Kanunu m. 2/2, 18 ve Medeni Kanun m. 4'de düzenlenen kurallar doğrul­
tusunda, sözleşmenin oluşumundaki tarafların gerçek iradelerini yansıtan,
sözleşme hükümlerinin bütünlüğü içinde uygun bir yorumla sözleşme boşluğunun
doldurulması gerekmektedir ^.
Bir akdin şartlarını tayinde, tarafların gerçek iradeleri aranıp, müşterek
amaçlarına uygun bir sonuca varılmalıdır. Bunu yaparken, tarafların sözleşmedeki
90
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.80.
^ Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.80.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s. 80-81.
^Kostakoğlu,
Cengiz, a.g.k., s.81.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.81.
gerek hatalı olarak gerekse bilerek hakiki amaçlarını gizleme için kullandıkları de­
yimlere bakılmaması ve sözleşmenin bütünlüğü gözetilerek değerlendirilmesi
gerekmektedir ^.
- Medeni Kanun m. 2, objektif iyiniyet kurallarının esasını ortaya koymaktadır.
Objektif iyiniyet, kişilerin tüm ilişkilerinde uymaları gereken bir kural olup, bu kural
banka kredi sözleşmelerinin tartları için de geçerlidir. Sözleşme hükümlerini
kanunun emredici bu kuralına uygun şekilde uygulanmamasının veya sö^zleşme
hükümlerinin bu kurala uygun yorumlanmamasının hukuken korunmaması gerek­
mektedir^.
- Medeni Kanun m.3, bir hakkın doğumu için kanunen hüsnüniyet şart kılınan
hallerde asıl olan onun vücududur, ancak icabı hale göre kendisinden beklenen
ihtimamı sarfetmeyen kimse hüsnüniyet idiasında bulunamaz hükmü ile emredici
nitelikte sübjektif hüsnüniyet kuralını düzenlemiştir
Kanunun emrettiği bu kural,
kredi sözleşmesinin kurulmasında ve hükümlerinin uygulanmasında gerekli olup,
bu kuralın aksine sözleşme hükmünün uygulanması haklı sayılmamaktadır ^.
vi. Kredi Sözleşmelerinde
Süre
Banka kredi sözleşmeleri belirli süreli olabileceği gibi süresizde olabilir ^.
- belirli süreli
sözleşmeler
Belirli bir süre için yapılan kredi sözleşmeleri, bu sürenin sonunda son bulur.
Süresi içinde bu sözleşmeye dayanılarak yapılan kredi işlemlerine sözleşme
koşulları doğrultusunda uygulamada bulunulur. Süresi biten ve ileriye yönelik
hükümsüz kalan sözleşmenin yenilenmesinden söz edilemez. Ancak, aynı veya
değişen koşullarla yeni bir sözleşmenin akdi düşünülebilir
- süresiz kredi
sözleşmeleri
Uygulamada genellikle süresiz kredi sözleşmeleri akdedilmektedir. Süresiz olan
bu sözleşmeler, taraflardan birinin diğerine yapacağı ihbarla feshedilebilir. Bu
^Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.83.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.81.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.81.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.82.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.91.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.91.
s ö z l e ş m e l e r d e , bankalar genellikle tek taraflı fesih hakkı y ö n ü n d e n kendi
yararlarına hükmlere yer vermektedirler. Bankanın dilediği zamanda tek taraflı
olarak akdi feshe yönelik sözleşmeye konulan hükmün, banka için doğurduğu hak,
ancak iyiniyet kuralları içinde kullanılmalıdır. Sözleşmelerde kredi müşterilerinin
akdi feshe yönelik haklanndan söz edilmemekte ise de, borçlu durumda olan kredi
müşterisinin , vadesini beklemeksizin ödediği kredi borcunun dayanağı sözleşmeyi
de feshe yetkili oluduğunun kabulü gerekir
-fesih ihbarının şel<li
Ticaret Kanunu m. 20/3, tacirler arasındaki sözleşmelerin feshi amacıyla
yapılacak ihbar veya ihtarın muteber olması için noter tarafından veya iadeli taah­
hütlü mektupla yahut telgrafla yapılması zorunluluğu kabul edilmiştir. Bu hüküm,
emredici bir yasa kuralıdır. Her iki tarafı tacir bulunan bir sözleşmenin feshi
ihbarının, yasada yazılı şekil dışında bir yolla yapılmasına ilişkin sözleşmede
kararlaştırılan hüküm geçersizdir .
Kredi sözleşmesi taraflarından banka. Ticaret Kanunu m. 12/8'e göre ticari bir
işletme olup, tacirdir. Sözleşmenin diğer tarafı olan kredi müşterisi ise, tacir ola­
bileceği gibi, tacir sıfatı bulunmayan bir kişi de olabilir. Bu durumda, anılan yasa
hükmünün uygulanmasında, tarafları tacir olan ve olmayan sözleşmelerin fesih
şeklinin ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir
- I<recli sözleşmelerinin
feshi veya sona ermesinin hukuki
sonuçları
Süreli akdedilen kredi sözleşmelerindeki sürenin sona ermesi, süre içinde kul­
lândınlan ve vadesi daha uzun olan kredi borcunu kendiliğinden muaccel kılmaz.
Kullandırılan bu krediye, süresi sona eren sözleşme koşulları uygulanır
Süresi henüz sona ermeyen veya süresiz bir sözleşmenin feshedilmesi halinde
ise, sözleşmede özel bir hüküm bulunması durumunda kararlaştırılan koşullar
uygulanır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde, süreli sözleşmeler yönünden
feshin sonuçlannın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k, s.91.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.91.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.92.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.93.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s. 93.
vii. Kredi Sözleşmelerinin
Şekli
Kredi açma sözleşmesi herhangi bir şekle bağlı değildir. Özellikli kredi işlem­
lerinden bazılan şekle tabi olabilir. Örneğin, kredinin banka kefaleti olduğu hallerde
BK m. 484'e uyulmaktadır
viii. Kredi Sözleşmesinin
Borçlu Yönünden Önemi ^^"^
Bankadan aldığı kredi ile borçlanan kredi müşterisinin, borçlanma koşulları
kredi sözleşmesiyle saptanır. Kredi sözleşmelerinin yapılmış olması kredi müşteri­
sinin bankaya borçlanmış olduğunun kabulünü gerektirmez. Daha açık bir ifade ile,
kredi sözleşmesi yapılmış olmasına rağmen, kredi müşterisi tarafından bankadan
kredi kullanılmış olmadıkça borç doğmamaktadır. Bu nedenle, kredi borçlusunun,
bankaya karşı borcunu reddetmesi, alacağın varlığının kanıtlanması için kredi
sözleşmesi yeterli olmayıp, banka tarafından kredi borçlusuna yapılan ödemeler ile
İlgili ve borçlunun imzasını taşıyan belgelerle kanıtlanması gerekmektedir
Banka tarafından kullandırılan krediye uygulanacak faiz ve kredi koşulları
y ö n ü n d e n , k r e d i m ü ş t e r i s i ile y a p ı l m ı ş ve i m z a s ı i n k a r e d i l e m e y e n
veya
kanıtlanmış sözleşme hükümleri uygulanarak, bankanın verdiği krediden dolayı
alacağı hesaplanır
Tekinalp, Ünal, a.g.k., s. 357.
'^^ Genel kredi sözleşmelerinin imzalanması sırasında doldurulması gereken yerler okunaklı ve
düzgün bir yazı ile doldurulduktan sonra, tüm sayfalann altı müşteri ve kefillerince imzalanması ve
imzaları bulunan borçlu ve kefillerin ad ve soyadlan, unvan lan ile birlikte mutlaka açık adreslerinin
(Bankalar Kanunu'nda yer alan, bankaların kredi işlemlerinden doğan alacakların
tahsilinin
hızlandırılması ile ilgili maddeler gereği hesap özetlerinin, genel kredi sözleşmesinde belirtilen
borçlu adreslerine gönederilmesi gereği) yazılması gerekmektedir.
Ayrıca, bankalar tarafından noter kanalı ile çekilecek ihtarnemelerin de sözleşme üzerinden belir­
tilen adreslere gönderileceği ve belirtilen adreslerin değiştirilmesinin, ancak noter kanalı ile
bankaya bildirildiği takdirde hüküm ifade edeceği göz önüne alınarak, sözleşmenin eksiksiz
düzenlenmesi konusuna gereken özen gösterilmelidir. Öte yandan, genel kredi sözleşmeleri
üzerindeki adreslerin, ilgililerin ticaret sicili, ticaret ve sanayi odalan veya mesleki kuruluşlarda
kayıtlı olan adresleri ile de aynı olması gerekmektedir.
ICR
(Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.9). Yargıtay'ın 19 H.D. 18/3/1993 T. 1992/4376- 1993/2098 sayılı
kararlarına göre sözleşme ve kesin olmayan hesap özetleri, borcun varlığının yeterli kanıtı olarak
kabul edilmemektedir Yalnız bu belgeler üzerinre yapılan bilirkişi incelemesi yeterli olmayıp kredi
hesaplan ile ilgili banka defter ve kayıtlarının dayanağı, belgeler üzerinde yapılacak inceleme ile
hesap hareketlerine uygulanacak sözleşme koşullan sonucunda borç miktannın saptanması gerek­
tiği kabul edilmektedir (Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.9).
109
Kredi sözleşmesinin bulunmaması veya sözleşme altındaki imzanın inkan ıjzerine borçluya aidiyeti kanıtlanmamış olması, banka tarafından borçluya yapılmış
olan ikraz ve ana borcu etkilememektedir
Ancak bu borca, kanıtlanamayan
yahut geçerli olmayan sözleşme hükümleri uygulanamamakta, bu durumda kul­
landırılan krediye uygulanacak faiz ve kredi koşulları yönünden kullandırılan kre­
dinin türüne göre, kısa veya orta vadeli ticari krediler için bankanın uyguladığı cari
kredi faizi oranının kabulü gerekmektedir
Taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde, çoğunlukla bankanın kredi
müşterisine açacağı kredinin limiti de saptanmaktadır. Kredi sözleşmesinde sap­
tanan kredi limiti kapsamında kullandırılacak krediye, sözleşmedeki koşulların
uygulanacağı açıktır. Sözleşmede saptanan kredi limitini aşan bir kredinin
kullanılması veya kullandırılmış olması durumunda, bu konuda sözleşmede bir
112
hüküm mevcut ise, sözleşmenin bu hükmü uygulanır
.
Sözleşmede kredi limitine dair bir hüküm bulunmaması halinde, sözleşme dışı
kullandırılan kredi miktarına, sözleşme koşullarının uygulanamayacağı
düşünülebilir ise de, bir bütün olarak kullandırılan kredi yönünden limiti aşan
kısmın bölünüp, sözleşme kapsamı dışında düşünülmesi yerinde olmayacaktır^^^.
Kredi sözleşmesinde belirtilen borcun miktarının kullanılması halinde, kredinin
tamamı için sözleşme koşullarının uygulanması gerekmesine rağmen, aynı miktar
kredi sözleşmesine dayanılarak, önce kredi sözleşmesinde belirtilen kısmın kul­
l a n d ı r ı l ı p , bu kredinin b a n k a y a i a d e s i n d e n önce ek bir kredi s ö z l e ş m e s i
y a p ı l m a k s ı z ı n aşan kısım için kredi kullandırılmış o l m a s ı , limit dolu kredi
Kredi sözleşmesini imzalayan gerçek kişilerin, imzalarının el ile atılması esastır. Görmeyenlerin
el ile atacakları imzalann noter onayından geçmesi, uygulamada dikkat edilen bir konudur. Tüzel
kişilerde ise Ticaret Kanunun m.41'ün, her tacir ticari işlemlerine ait işlemleri ticaret unvanı ile
yapmaya ve işletmesi ile ilgili senet ve diğer evraklan bu unvan altında imzalamaya mecburdur
hükmü gereği, kredi müşterisi (tüzel kişiliği borç altına sokacak kişiler. Ticaret Kanunu'na göre
tüzel kişiliği temsil yetkisi olan kişiler ile - ticaret siciline kayıtlı ortaklıklar - kredi sözleşmesi
yapılmaktadır. Tüzel kişiliği temsil yetkisine sahip olan kişilerde yetki sınırlannın ticaret sicilinde
belirtilmesi gerekmektedir) ve kefillerinin adları soyadları ve imzalarının yanında, ticaret unvan­
larının, kaşe veya mühürlerinin de bulunması gerekmektedir. Kredi müşterisinin vekilleri aracılığı
ile sözleşmeyi imzalaması durumunda genelde kredi kurumlan müşteriden, noter tarafından resen
düzenlenmiş ve kredi müşterisi adına söz konusu sözleşmeyi imzalamaya yetkili olduğunu açıkça
belirten (kredi kullandınmı, kambiyo taahhüdünde bulunmulması, ipotek verilmesi şeklinde işlem­
lerin açıkça belirtilmesi) bir vekaletnameyi (vekaleten yapılan işlemlerde,
vekaletnameyi
düzenleyen noterin ismi, vekaletnamenin tarih ve numarası, kredi sözleşmesinde yer almaktadır.
Vekaletin kredi müşterisi ile kredi kurumu arasındaki işlemlerde ne kadar süre ile geçerli olacağını
saptamanın, bir başka anlamda geçerli vekalet süresini belirlemenin mümkün olmaması, vekaleti
veren kişi ve kurumları, vekillerinin son durumları ile ilgili bilgileri kredi kurumlarına sürekli aktar­
malarına neden olmaktadır) beklemektedirler. Kredi kurumlarının vekaletnameyi dikkate alarak
sözleşmesi kapsammda kabul edilemez. Bu durumda sözleşme koşulları saptan­
mamış bir kredi kullanımı söz konusu olmaktadır. Bu nitelikte kullanılan bir
krediye, benzer kredi işlemlerindeki cari faiz ve koşullarının uygulanması gerektiği
düşünülmektedir
Bu nedenle uygulamada, bankaların sözleşme limitini aşan kredi kullanımı ta­
lepleri karşısında, kredi sözleşmelerine ek sözleşmeler yaptıkları görülmektedir.
Ek sözleşmelerin bulunmadığı hallerde, sözleşme limiti üzerindeki, ayrı bir işlemle
verilmiş kredilere benzer krediler için öngörülen cari faiz ve koşullarının uygulan­
ması gerekmektedir
Sözleşme kapsamı dışında, limit fazlası olarak kullandırılan ve cari hesap
olarak işletilen krediler yönünden, dönem faizlerinin hesaplanıp, hesap hareketleri
ile özetinin borçluya gönderilmesi, hesabın kat'ı işlemleri geçerli hukuki sonuçları
doğurur^^^.
Kredi sözleşmesinde saptanın kredi limiti üzerinde kredi kullanılmasının gerek­
tiği hallerde, bankalarca müşteri ile ek sözleşme akdedilmesi ve kullanılacak kredi
limitinin arttıniması taraflar için ek güvenilir bir yoldur. Yapılacak ek sözleşmelerde
genel olarak, ana sözleşme ile bağlantı kuran bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak
yapılacak ana sözleşme ile bağlantısı kurulan ek sözleşmenin, ana sözleşmedeki
müteselsil kefillerin kefalet limitini arttırıcı ve bağlayıcı bir yönü bulunmamaktadır.
Ancak ek sözleşmeden doğacak sorumluluğa ayrıca kefalet edilmesi halinde, kefil­
in sorumluluğu ek sözleşmeyi de kapsayacaktır
3182 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 44. ve 45. maddelerine göre açılacak kredi­
lerin teminatlı olup olmadıkları ve kredinin açılması kararını veren bankanın yetkili
organlarının sorumluluk kapsamlarına göre şekil ve miktan Bankalar Kanunu'nda
belirtilmektedir. Bu sınırların belirlenmesi ile ilgili yasa hükmünün, banka yönünden
emredici bir hukuk kuralı niteliğinde bulunduğu kuşkusuzdur. Ne varki, banka
yöneticisi tarafından, yasanın tayin ettiği kapsam dışına çıkılarak kredi müşterisi
ile k r e d i s ö z l e ş m e s i a k d e d i l m e s i v e bu s ö z l e ş m e y e d a y a n ı l a r a k k r e d i
gerçekleştirdikleri işlemlerde, vekaletnamenin kapsamı ile müşterinin gerçekleştirdiği banka işlem­
leri arasındaki uygunluğun sağlanması, hukuki bir zorunluluktur.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.9.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.10.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k, s. 10.
114
Kostakoğlu,
Kostakoğlu,
Kostakoğlu,
Kostakoğlu,
Cengiz,
Cengiz,
Cengiz,
Cengiz,
a.g.k., s.10.
a.g.k., s.10.
a.g.k., s. 10.
a.g.k, s. 10.
kullandırılması sonuçlan itibari ile geçerlidir. Diğer bir anlatımla, banka yöneti­
cisinin yetkisini aşan bir kredi kullanımı işlemin gerek banka tarafından gerekse
kredi müşterisince birdiğerine karşı geçersizliği iddiası dikkate alınmamakta, bu tür
118
bir işlemle doğan kredi borcunun hukuki niteliği değişmemektedir
.
Bankalar Kanunu'nun 44. ve 45. maddelerine göre, banka organlan için sap­
tanan kredi ile ilgili yetki sınırlarına yönelik hükümler, bankayı temsil konusunu
içerir nitelikte sayılmamaktadır. Daha açık bir ifade ile anılan hükümler yalnız
bankanın iç yönetimi ile ilgilidir. Ancak, kötü niyetli müşteri ile banka yöneticisinin
anlaşarak aşırı kredi kullanılmış olmasının bankayı zarar ile karşı karşıya
bıraktırması ve bu işlem yönünden bankanın haksız kazanç hükümlerine göre
alacağını ve uğradığı zararlarını gerek işleme katılan banka yöneticisinden
gerekse krediyi kullanan haksız müşteriden müteselsil sorumluluk esaslarına göre
119
talep hakkı mevcuttur
ix. Yabancı Para Üzerinden Kredi İşlemleri
120
Yabancı para üzerinden kullandırılan nakdi ve gayrinakdi kredilerde
kredi
sözleşmeleri, genelde yabancı para üzerinden düzenlenmektedir^^.
Uygulamada ortaya çıkan uyuşmazlıklardan biri, genelde kredi sözleşmelerinde
yer alan yabancı para üzerinden açılan nakdi veya gayrinakdi kredilerde ortaya
çıkabilecek kur farklarının, arbitraj zararlarının kredi müşterisine ait olacağını
belirten hükümler ile ilgilidir. Günümüz ekonomik koşullannda, bankanın belirlediği
geri ödeme planlan üzerinden yapılan yabancı para ile kredilendirme işlemleri son­
rası kur artışlan nedeni ile kredinin anapara ve faiz yükümlülüklerinin yerine geti118
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s. 10-11.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.11.
120
Uygulamada kredi kurumlannın yabancı paralar üzerinden düzenlenen damga vergisine tabi
olan kredi sözleşmelerinde, Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen kur üzerinden Türk parasına
çevrilerek damga vergisi (kredi sözleşmelerinde kredilendirmeye konu miktar üzerinden %06
oranında damga vergisi tahakkuku yapılmaktadır, sözleşmenin son sayfasında kredi müşterisinin
adının, unvanının, adresinin yanında damga vergisinin banka tarafından Maliye Bakanlığı'na
ödeneceğine dair kaşe ve damga vergisi tutan bulunmaktadır. Kredi sözleşmesinin iptali duru­
munda, damga pullarının da iptal kaşesi ile birlikte delinerek iptal edilmesi
gerekmektedir)
alınmaktadır. Ayrıca uygulamada, vergiye tabi vesaiklerde TC. Merkez Bankası tarafından konvertibl olarak kabul edilen yabancı paraların Türk parasına çevrilmesinde, vesakin düzenlediği ta­
rihteki TC. Merkez Bankasının saptadığı son satış kuru esas alınmaktadır. Bu tarihten sonra ola­
bilecek kur artışları damga vergisi mükellefiyetine yansımamaktadır.
Yabancı para üzerinden kullandırılan nakdi ve gayrinakdi kredilerde, kredi sözleşmelerinin Türk
parası üzerinden düzenlenmeleri halinde sözleşme kapsamında kredi müşterisine bankaca ver­
ilen teminat mektuplan ve kontrgarantilerdeki yabancı paraların karşılığı Türk parası tutarlarının
rilmesinde zorlukla karşılaşılması hatta söz konusu yükümlülüklerin yerine geti­
rilmesinin imkansız hale gelmesi, kredi müşterisini ve kaynaklarının geri dönmeme
riski ile karşı karşıya kalan bankayı zor duruma düşürmekte ve bu durumun da
yeni geri ödeme planı teklifleri üzerinde kredi müşterisi ile banka arasında tartışma
konusu oluşturduğu görülmektedir. Hatta yabancı para üzerinden gerçekleşen
kredilendirmeye söz konusu işlemlerin büyük hacimlere ulaşması ve sorunlu kredi­
lerin ortaya çıkması sonucu mali piyasalarda meydana gelen krizler ve bu krizden
etkilenen yabancı para üzerinden kredilendirilen müşteri kesiminin geniş bir taban
oluşturması kamu otoritesinin ilgisini de konuya çekmekte, kredi alan kredi müşter­
ilerinin geri ödemelerinin iyileştirilmesi için her iki kesimin üzerinde anlaşabileceği
kanun hükmündeki kararnameler gündeme gelebilmektedir (Ek-5).
X. Kredi Sözleşmelerinde
Unvan Değişikliği
Kredilendirilen şirket türünün aynı kaldığı sadece unvanının değiştiği durumlar­
da uygulamada kredi kurumları, sözleşmeden doğan hukuki uyuşmazlıklara karşı
yeni unvanlı şirketi temsil yetkisine sahip kişilerden mevcut durumu gösterir bir
yazılı bildirimin yanısıra şirket lehine kefalet veren kişilerden kefaletlerinin yeni
unvanlı şirket içinde geçerli olduğunu belirtir yazılı bir bildirimi de istemektedirler.
Kredilendirilen şirket türünün değiştiği durumlarda, yeni şirketin ana
sözleşmesinde belirtildiği şekilde yeni şirket eski şirketin devamı olması, yeni şirket
eski şirketin tüm aktif ve pasifini aynen devralması veya eski şirketin ortakları şirket
borçlarından sınırsız şekilde sorumlu iken eski şirketin işlemlerinden doğan tüm
mükellefiyet ve borçlarının yeni şirket bünyesinde de devam edeceğine dair açık
bir hükmün mevcut bulunması durumunda kredi sözleşmesinin değiştirilmesine
gerek bulunmamaktadır. Bununla birlikte sözleşme emniyeti açısından uygulama­
da kredi kurumları, şirket türünün değişmesi ile birlikte sınırlı sorumlu olmaları
durumunda şirket ortaklarından kişisel kefalet de istemekte, ayrıca şirket lehine
kefalet veren kişi ve kurumlardan, kefaletlerinin türü değişen şirket için de geçerli
olduğunu belirten yazılı bir tahhütname de almaktadırlar. Şirket merkezlerinin yer­
lerinin, değişikliği durumunda ise ikametgah değişikliklerinin noter kanalı ile kredi
kurumuna bildirilmediği takdirde sözleşme ile ilgili işlemlerde eski ikametgahlara
yapılacak tebligatlar geçerliliğini koruyacaktır.
kredilendirme döneminin sonuna kadar, döviz kurlanndaki artış nedeni ile sözleşmede belirtilen
kredi limitini aşması halinde, bankanın isteği üzerine derhal aşan kısım kadar ek bir sözleşme
imzalamayı veya bu farkın tutannı bankaya nakden yatırmayı kabul ve taahhüt eder şeklinde bir
hükmün yer alması durumunda, her bir kur artışında kredi müşterisinin ve kefillerinin imzalarını
içeren ek kredi sözleşmelerinin hazırlanmasında uygulamada sorunlar ortaya çıkacaktır Çıkabile­
cek sorunları ortadan kaldırmak ve kredi sözleşmelerinde noksanlığa sebep olmamak için,
yabancı para ile yapılan nakdi ve gayrinakdi kredilendirmelerde kredi sözleşmeleri yabanı para
ve özellikle de konvertibl olan yabancı para üzerinden düzenlenmektedir.
2,3. KEFALET
Kefalet, hukuki işlem türleri yönünden bakıldığmda, bir sözleşme olarak
değerlendirilmektedir. Bu sözleşmeyle kefil, borçlunun borcunun ödememesi duru­
munda söz konusu borçtan artık kendisinin şahsen sorumlu olacağını üstlenmekte­
dir (Borçlar Kanunu m. 483). Bu şekli ile kefalet, güvence sağlama amacına yöne­
lik sözleşmeler arasında yer alır. Kefalet sözleşmesinin tarafları, alacaklı ve
kefildir. Kefalet sözleşmesinin oluşması için borçlunun izin ya da onayı gerekli
değildir.
Geçerli bir kefaletin unsurlannı oluşturan dört nitelik bulunmaktadır;
- Geçerli bir asıl borç ilişkisi. Kefaletin en belirgin ve önemli özelliği, bu
sözleşmeden doğan borcun bağımlı bir nitelik taşımasıdır. Bu bağımlılık, ortada
geçerli başka bir borcun yani asıl borcun varlığını zorunlu kılar. Asıl borç söz
konusu olmayınca, geçerli bir kefalet sözleşmesi kurulamayacağı gibi, asıl borcun
sona ermesi ile birlikte kefalet de kendiliğinden sona erer (Borçlar Kanunu m. 485).
- Kefilin tam fiil ehliyetine sahip bulunması.
- Kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunluluğu.
- Borç miktannın sözleşmede yer alması zorunluluğu.
Kefalet çeşitleri arasında; adi (olağan) kefalet, birlikte kefalet, müşterek borçlu
122
kefalet, kefile kefalet ve rücua kefalet sayılabilir
. Kredi sözleşmelerinde
kullanılan kefalet, "müşterek borçlu kefalet"dir. Bu tür kefalette asıl borçluya müra­
caat edilmeden doğrudan kefile başvurma olanağı bulunmaktadır. Bir başka
anlamda, alacaklı aynı zamanda hem borçlu hem de mütesilsil kefili alacağın
tamamı ya da bir kısmı için icrai takibat konusu yapabilir.
Kefalet kredinin teminatı olarak nitelendirildiğinde kefilin;
- kredinin bedelini ödeyecek güce sahip olması,
- imzasının yasal açıdan geçerli olması gerekmektedir.
122
Adi l<effalette, taraflar aralarında anlaşarak, borçlunun borcunu ödeyememesi veya borcun
ödenmesinin imkansız hale geldiği durumda, alacaklının kefile başvuracağını kararlaştırabilirler.
Birlikte kefalet, bölünebilir bir borca , birden çok sayıda kefilin adi ya da zincirleme (müteselsil)
şekilde kefil olmalan durumudur. Kefile kefalette, kefile kefil olan kişi, alacaklıya karşı kefilin taah­
hüdünü temin etmektedir. Rücua kefalette, alacaklıya ödemede bulunan ancak borçludan ödediği
meblağı alamayan kefile bir başkası kefil olmaktadır.
Kefilin imzasının ileride hukuksal bir problem yaratmaması için,
- öncelikle kefil olacak kişinin yetki durumunun saptanması
- imza sirküleri ile atılacak imzaların kontrol edilmesi gerekmektedir.
Kredi sözleşmesinde bulunan imzaların kefil tarafından kendisine ait olmadığı
şeklindeki itirazlara neden olmamak için kredi sözleşmelerinin noter tasdikinden
geçirilmesi, eğer bu yapılamıyorsa, imzaların mutlak surette temin edilen sirkülere
uygun olarak banka yetkilisinin huzurunda atılması gerekmektedir. Kefaletin tüzel
kişiler tarafından verilmesi halinde imza, müşterinin kaşe veya mühürünün altında
123
bulunmalıdır
2.3.1. Kredi Sözleşmelerine Kefalet ve geçerlilik Koşulları
Kredi s ö z l e ş m e l e r i n d e kefalet, kredinin t e m i n a t ı olarak gerek kredinin
açılmasında, gerekse kullandırılması sırasında kullanılabilir. Kredi sözleşmesinin
şekle bağlı olmaksızın oluşumu, kredi müşterisi ile banka yönünden geçerli olup,
kredi borçlusunun kefilleri yönünden ise geçersizdir. Kredi borçlusunun kefilleri
yönünden sorumluluğun doğması ve kefaletin geçerliliği yazılı şekle ve belirli
koşullara tabidir. Borçlar Kanunu'na göre , gerek adi kefaletin gerekse müteselsil
(zincirleme) kefaletin geçerliliği için iki koşulun birarada bulunması gerekmektedir
(Borçlar Kanunu m. 484); kefaletin yazılı bir sözleşme ile gerçekleştirilmesi ve
borçluya kefalet edilen miktarın sözleşmede açık şekilde belirtilmesi (uygulamada
kefalet sınırı olarak adlandırılmaktadır)
Bu İki unsuru birlikte içermeyen kefalet geçerli bir hukuki sonuç doğurmaya­
caktır. Kredi borçlusuna kefalet, kredi sözleşmesinde kefalet sınırı belirtmek ve
sözleşme altına müteselsil kefil olduğu belirtilip imzalatılmak suretiyle asıl kredi
sözleşmesi içinde gerçekleşebileceği gibi, ayrı bir kefalet sözleşmesi şeklinde de
125
düzenlenebilmektedir
2.3.2. Kefalet Sözleşmesinin Kredi Sözleşmesinin Dışında Düzenlenmesi
Kredi borcuna kefalet, kredi sözleşmesi ile birlikte sözleşme içinde olabileceği
gibi, kredi sözleşmesinden ayrı bağımsız bir sözleşme ile de yapılabilir. Her iki
şekli ile yapılacak kefalet akdinin yazılı olması yeterli olup, resmi şekilde düzenlen126
me zorunluluğu bulunmamaktadır
123
Seval, Belkıs, a.g.k., s. 244.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s. 11
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s. 10-11.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.11.
.
Haricen düzenlenip imzalanan kredi sözleşmesi içindeki kefalet veya bağımsız
yapılmış kefalet sözleşmelerindeki imzanın kefil tarafından inkar edilmesi ve
imzanın kefile aidiyetinin kanıtlanmaması halinde, kefalet yok hükmünde olup,
kefili borçtan sorumlu tutulamaz. Haricen düzenlenen kredi sözleşmeleri veya
ayrıca yapılmış kefalet akitlerindeki kefil veya müteselsil kefillere ait imzaların
noterce tasdik ettirilmesi, ileride doğabilecek imza uyuşmazlıklarını önlemesi
127
bakımından, banka yönünden yararlı olmaktadır
2.3.3. Kefaletin Sınırı
Kefaletin geçerliliği yönünden kefaletin sınırının belirli olması gerekir. Kefil,
sorumlu olacağı borca kefalet miktarını bilmelidir. Yapılan kredi sözleşmelerinde
müteselsil kefilin sorumluluk miktarının gösterilmesi kefaletin geçerlilik koşuludur.
Kefaletin ayrı bir sözleşme halinde olmayıp, kredi sözleşmesi içinde yapılması
halinde, kefil için ayrıca bir sorumluluk miktarı gösterilmemiş ise, sözleşmedeki
12B
kredi sınırının, müteselsil kefilin kefalet sının olarak kabul edilmektedir
Ancak, yapılan kredi sözleşmesinde, kredi sınırının bulunmaması halinde
sözleşme borçlu yönünden geçerli ise de kefil yönünden kefalet sorumluluk mik­
tarını içermediğinden, kefilin kefalet sorumluluğu da doğmamaktadır^29. Kredi
sözleşmesinin kefili olup, kredi veya kefalet sınırı belirlenmemiş bir sözleşmede
130
geçerli bir kefaletin varlığından söz edilemez
.
2.3.4. Kefaletin Geçerliliği
Geçerli olmayan bir borç için yapılan kefaletin muteber olamayacağı kural
olarak kabul edilmektedir. Ancak borçlunun hatası ve ehliyetsizliği nedeni ile
borçlanmaya ilişkin akitten sorumlu olamayacağı durumlarda, borçlunun bu duru­
munu bildiği halde borca kefalette bulunan kefilin sorumluluğunun geçerliliği bulun­
maktadır. Gelecekteki bir zaman içinde doğacak bir borca veya şarta bağlı borca
kefalet hukuken geçerli olup, bu durumlarda da kefalet sınırının belirlenmiş olması,
kefaletin geçerliliği için zorunludur
127 ^
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.11.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s. 11.
Yargıtay'ın 19 h.d. 6.12.1993 Tarih ve 1992/11146 sayılı kararlan
S.13).
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s. 13.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s. 14.
(Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k.,
2.3.5. Kefaletin Süreli Olması
Saptanan belirli bir süre için borca kefalet edilmesi halinde, borç işlenninin bu
süre içinde gerçekleşmesi gerekir. Kefalet süresinin geçmesinden sonra yapılacak
bir işlemle doğan borçtan kefili sorumlu tutmak olanaksızdır. Ancak kefalet süresi
içinde doğan borç nedeni ile kefilin kefalet sorumluluğu, bu sürenin sonunda
kendiliğinden kalkmamamaktadır
.
2.3.6. Kefaletin Son Bulması
Kefalet kural olarak borcun kredi şartlarının borçlu veya kefil tarafından öden­
mesi ile son bulur. Ancak süresiz kredi sözleşmelerine dayalı ve cari hesap
şeklinde işletilen kredi borcuna yapılan kefaletler bu kuralın kapsamı dışındadır.
S ü r e s i z k r e d i s ö z l e ş m e l e r i n d e k e f a l e t i n , s ö z l e ş m e d e a y r ı c a bir h ü k ü m
bulunmadıkça, süresiz olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nitelikte bir kredi
sözleşmesine dayalı kredi cari hesabının kat'edilmesi ile peşin, hemen ödenmesi
gereken hale gelen kredi borcunun, borçlu tarafından tamamen veya müteselsil
kefil tarafından kefalet sınırı kapsamında ödenmesi ile, bu işlemden doğan kefalet
sorumluluğu sona erer. Ancak kredi sözleşmesi ve bu sözleşmeye kefalet süresiz
bulunmakla, bankanın aynı sözleşme ile kredi müşterisine yapacağı yeni bir kredi
işleminde, kefilin kefalet sorumluluğu yeniden doğar. Bu nedenle kefilin, yapılacak
yeni kredi işlemlerinde sorumluluğunu devam ettirmek istememesi halinde, ödeme
ile son bulan kredi işlemini müteakip, kendisi tacir ise Ticaret Kanunu m. 20/3'e
göre şekil koşuluna uygun olarak, tacir değilse bir yazılı belge ile bankaya ihbarda
bulunarak yeniden verilecek kredi işlemleri yönünden kefaletinin
b u l u n m a y a c a ğ ı n ı n bildirilmesi gerekmektedir. Aksi halde, aynı sözleşmeye
dayanılarak yapılacak müteakip kredi işlemlerinde kefaletin devam ettiği kabul
133
edilmektedir
.
2.3.7. Kefalet Borcunun Ödenmesi
Borçlusu tarafından teminat senedi veya ipoteği verilmiş olan bir borcun nnüteselsil
kefili, bu borcu ödeyeceğini bildirip, borcun teminatını oluşturan senetlerin veya
ipoteğin kendisine naklini talep etmesi, Borçlar Kanunu m. 499 hükmü ile tanınmış bir
haktır. Yasanın bu hükmü doğrultusunda alacaklı, kendisine alacağını ödeyen kefile,
borçluya karşı rücu hakkını kulllanması için elinde bulunan rehinleri, paraya çevirme­
sine imkan verecek belgeleri intikal ettirmekle yükümlüdür. Kefil ile alacaklının, temi­
nattan yoksun kalmamaya yönelik yararları eşdeğerde olduğu için, kefilin ödemesi ile
1*^
teminatların kendisine naklinin aynı anda yapılmasında zorunluluk bulunmaktardır
132
^^Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s. 15.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s. 19.
.
Kefalet sorumluluğu, kefalet edilen borç veya borçlu hakkmda geçerlidir.
Doğmuş bir borca kefalet, borcun nakline kefilin rıza göstermesi halinde devam
eder. Aksi halde, kefili tarafından nakline rıza gösterilmeyen borcun nakledilmesi
durumunda kefalet son bulur
Kredi sözleşmesine yapılan kefalette ise, kefil sözleşmenin tarafı olan kredi
müşterisine açılacak krediden doğan borca kefil bulunduğundan, bu sözleşme ile
kredi müşterisi adına açılan kredinin banka tarafından her ne nedenle olursa olsun
kefilin bilgi ve rızası dışında başka bir şahsa kullandırılması sonucu doğan borç136
tan sözleşmenin müteselsil kefilinin sorumlu tutulması olanaksızdır
2.4. İPOTEK
Bir taşınmazın herhangi bir bir borca karşılık teminat niteliği taşıyabilmesi
amacıyla o taşınmazın üzerine konulan ayni hak, ipotek olarak adlandırılmaktadır.
Bankacılıkta halen var olan ve ileride olabilecek herhangi bir alacağın teminatı
olarak ipotek alınabilmektedir. İpotek edilen taşınmaz, kredi müşterisinin ola­
bileceği gibi başka kişiye de ait olabilmektedir
Medeni Kanun'un 796. maddesine göre halen mevcut olan veya henüz
doğmamasına rağmen ileride vücut bulacak yahut vücut bulması muhtemel olan
henhangi bir alacak için ipotek kurulabilecektir. Mevcut alacakları güvence altına
almak için kurulan ipoteğe ana para ipoteği, ileride doğacak ya da doğması
muhtemel alacaklar için kurulan ipoteğe de üst sınır ipoteği adı verilmektedir. Son
halde ipoteğin en çok hangi miktara kadar güvence oluşturacağı belirlenir.
Güvence altına alınacak alacağın mutlaka para alacağı olması aranmaz. Bunun
dışında bir yapma ya da yapmama işlemi, para dışında bir verme işlemi ipotekle
güvence altına alınabilir.
Medeni Kanun m.765 ile gayrimenkul rehninin ipotek ve ipotekli borç senedi ve
irad sendi şeklinde tesis olunabileceği, bundan başka herhangi bir şekilde olama­
yacağı koşulu getirilmiştir. Bir gayrimenkulun üzerine ipotek tesis edilebilmesi için
gerekli hukuki koşullar
- ipotek alınacak gayrimenkulun tapuda kayıtlı bulunması (Medeni Kanun
m.771),
135
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.21.
Kostakoğlu, Cengiz, a.g.k., s.21.
Seval, Belkıs, a.g.k., s.246.
138
'
C7
'
Seval, Belkıs, a.g.k., s.246.
- gayrimenkulun belirli olması,
- var olan ve ileride doğması olası olan bir alacağın bulunmaması,
- iştirak halindeki gayrimenkulde bütijn ortaklann onayının alınması,
- işlem vekaletnameye dayanılarak yapılıyorsa usulüne uygun noterce düzen­
lenmiş bir vekaletnamenin bulunması,
- ipotek vesayet altında kişinin gayrimenkulu üzerine tesis ediliyorsa sulh
mahkemesinin vasiye vereceği iznin bulunması gerekmektedir.
İpotek hakkı, kıymetli evrakla bağlı değildir. Bir başka anlamda, ipotek, güvence
fonksiyonunu yerine getiren yan bir hak olup, elde ele geçme durumu bulunma­
maktadır.' Medeni Kanun m. 797/2'ye göre alacaklının isteği üzerine tapu sicil
muhafızının rehin hakkını gösteren bir sureti kendisine vermesi halinde de, bu
belge kıymetli evrak niteliğinde sayılmayıp, bir ispat aracı kabul edilir.
İpotekle güvence altına alınan bir alacak bir diğer kişiye alacağın temliki yoluyla
devredilir. Bu durumda ipotek de kendiliğinden yeni alacaklıya geçer. İpotek bir
alacağa bağlı olarak yapıldığı için, alacak herhangi bir sebeple sona erince, ipotek
de tapu kütüğü dışında kendiliğinden sona erer.
İpotek yapılmakla kişisel sorumluluk ortadan kalkmamaktadır. Bir başka anlam­
da, borçlu sadece ipotek edilen taşınmazla sorumlu değildir. Borcun ödenmediği
durumda, taşınmazın satış bedelinden alacağını alamayan alacaklı, borçlunun
diğer mal varlığına başvurabilir.
2.4.1, İpotek Tesisi Sırasındalci Şekil Şartları
ipotek tesis edilirken belirli şekil şartlarına uyulması gerekmektedir
;
- Banka ile müşteri arasında ipotek sözleşmesi tapuda yapılmalı, sözleşme
tapuda tescil edilmelidir,
- ipotek tablosunda garimenkul, ilgili rehnin ayrılmaz parçaları ve ayrıntılarını da
kapsamakta olduğuna dair tapu kayıtlanna düşülmelidir,
- ipoteğin tescil edilmiş olduğunu gösteren ipotek vesikası alınmalıdır,
- ipoteğin işleminin yapılması sırasında banka yetkililerince yetki belgesi tapuya
verilmelidir,
- ipotek işlemlerinin geçerli olabilmesi için ipotek verme yetkisinin olması gerek­
mektedir. Bu nedenle ipotek verme yetkisinin olup olmadığını kontrol etmek için
şirketin ana sözleşmesi gözden geçirilmelidir.
2.4.2. İpotek Sırasında İstenen Belgeler
İpotek işlemine geçilmeden önce ipotek edilecek gayrimenkul ile ilgili bielgeler
müşteriden talep edilir. Bu belgeler
-ipotek edilecek gayrimenkule ait tapu senedi,
- ekspertiz raporu,
- ipotek işlemi bir temsilci aracılığı ile yapılıyorsa, ipotek konusunda yetkili
olduğuna dair Ticaret Sicil Memurluğundan alınacak belge, (Ek-4)
- tüzel kişi adına ve namına ipotek vermeye yetkili kişiler ile ilgili ipotek
konusunda yetkili olduklarına dair Ticaret Sicil Memurluğu'ndan alınacak belge,
- tüzel kişilerde ipotek verme konusunu belirten ana sözleşmelerin bulunduğu
sicil gazetesi,
- gayrimenkule ait sigorta poliçesidir.
Bu belgelerin temininden sonra. Tapu sicil Muhafızlığına başvurulmakta ve "akit
t a b l o s u " d ü z e n l e n m e k t e d i r . Akit t a b l o s u , ipotek v e r e n ile alan a r a s ı n d a
sözleşmenin yapıldığını belgeleyen, ipotek miktarı, derecesi, sırası, tarihi, gayri­
menkulun yer ve cinsiyle yükümlülüklerini gösteren resmi bir senettir. İpotek için
taraflarca kararlaştırılan koşulların resmi senede geçirilmiş olması gerekmektedir.
Söz konusu özel belge, ipoteğin sadece ipoteğin tescillini belgelemeye yarar ve
kıymetli evrak niteliğinde olmadığından bunun kaybedilmesi ipoteğin ortadan kalk­
ması sonucunu doğurmamaktadır ^'^\
Seval, Belkıs, a.g.k., s.247.
2.5. TİCARİ İŞLETME REHNİ
Rehin, bir borcun öngörülen şartlara uygun olarak ödenmemesi veya alacağın
tehlikeye girmesi halinde tahsilini sağlamak için alacaklıya bir karşılık gösterilmesi
halidir. Ticari işletme rehni, herhangi bir işletme sahibinin işletmesini 1147 Sayılı
Kanunun gösterdiği şekil ve koşullar altında kredi kuruluşlanna karşılık gösterebilmesidir^'^.
Ticaret unvanı veya işletmenin adı, rehni tescil anında var olan ve işletmenin
çalışmasında yararlanılan makina araç ve motorlu nakil araçları ve ihtira beratları,
markalar, modeller ve lisans hakları gibi sınai haklar ticari rehin kapsamındadır
Ticari işletmeler, yukarıda belirtilen değerlerini noter önünde bankanın ilgili
şubesine rehin olarak verdiklerini belgeleyen res'en tanzim edilen Ticari İşletme
Rehni sözleşmesini imzalarlar. Ticari işletme kehninin tamamlanmasından sonra,
rehnedilen kıymetlerin sigorta ettirilmesi, sigortalı ise banka adına devrinin sağlan­
ması gerekmektedir
2.6. MENKUL (TAŞINIR) REHNİ
Menkul rehni, bir alacağın menkul eşya ile güvence altına lanımasını sağlayan
bir ayni hak türüdür. Menkul rehninin alacaklıya sağladığı yarar ve güvence, ala­
caklının borçludan alacağını alamadığı zaman rehin konusu menkulü paraya
çevirmek sureti ile alacağını elde etmesinde kendini gösterir.
Menkul rehni, menkul tesimi ve karşılığında makbuz verilmesi şeklinde gerçek­
leşmektedir. Bir başka anlatımla, rehnedilen menkul teslim alınmadıkça ve teslim
karşılığında makbuz verilmedikçe rehin hakkı doğmamaktadır
Menkul rehninde de gayrimenkul rehninde olduğu gibi rehin konusu menkulün
sağlıklı bir değer tesbitinin yapılması gerekmektedir. Rehin işlemlerinin yasal
açıdan tam olarak yapılabilmesi için rehnedilecek menkullerin eksiksiz olarak
Rehin Bordrosuna kaydedilmesi, noterden tasdik edilmesi ve bankanın zilyetliğine
geçirilmesi gerekmektedir
Seval,
Seval,
Seval,
Seval,
Seval,
Belkıs,
Belkıs,
Belkıs,
Belkıs,
Belkıs,
a.g.k.,
a.g.k.,
a.g.k.,
a.g.k.,
a.g.k.,
s.249.
s.249.
s.249.
s.249.
s.249.
SONUÇ
U y g u l a m a d a , b a n k a ile m ü ş t e r i s i a r a s ı n d a k i i l i ş k i n i n , ç o ğ u kez bir
"sözleşme"ye dayandığı görülmektedir. "Genel Kredi Sözleşmesi", "Bireysel Kredi
Sözleşmesi", "Bankacılık Hizmetleri Sözleşmeleri" olarak geçen banka ya da
bankaların meslek kuruluşları tarafından hazırlanan ve tek yanlı nitelik taşıyan bu
s ö z l e ş m e l e r i n h ü k ü m l e r i , e k o n o m i k kriz d ö n e m l e r i n d e kredi m ü ş t e r i l e r i n i
sözleşmeden doğan mali yükümlülüklerini yerine getirmede zorlamakta ve bazen
imkansız kılmakta, bu da gerek kaynak yaratan ve gerekse bu kaynağı kullanan
bütün ekonomik birimlerin faaliyetleri üzerinde olumsuz etkiler yaratabilmektedir.
Kredi sözleşmeleri, banka tarafından uygulamada çıkan uyuşmazlıklar dikkate
alınarak çeşitli kredi türlerine göre matbu olarak hazırlanan, çoğunlukla kredi
müşterisinin üzerinde tartışma şansının bulunmadığı kredilendirme sürecindeki
anlaşmaları belgelendiren ve kredi müşterisinin bankaya olan taahhüdünü içeren
standart (tip) sözleşmelerdir.
Kredi kurumu ile müşterisi arasında kanunun aksini kararlaştırma imkanı verdiği
her durumda bankanın yararları açısından bir düzenleme getiren kıymetli evrak
niteliğine sahip kredi sözleşmelerinde kredilendirme sürecinde ortaya çıkabilecek
uyuşmazlıklar, "genel işlem şartlan"nın önemini ortaya koymaktadır.
G e n e l d e u y g u l a m a d a , kredi müşterisinin imzaladığı metnin genel işlem
şartlarına yollaması yapılmakta ya da imzalanan belgenin arkasında genel işlem
şartları yer almakta veya müşterinin imzası yer almaksızın genel işlem şartları
müşteriye verilmekte yahut gösterilmektedir. Burada genel sorun, genel işlem şart­
larının düzenlemediği bir ortamda üzerinde tartışma şansına çoğunlukla sahip
olmadığı bir sözleşme karşısında, kredi müşterisini koruma sorunudur. Kredi
müşterisine bankanın bankacılık usûllerine uygun olmayacak şekilde; verilen kre­
dinin bir bölümünü mevduat olarak tutacak, gereğinden fazla miktarda senet talep
edip kredi maliyetini yükseltecek veya kullandırılan kredinin bir kısmından yoksun
bırakacak şekilde yüksek faiz uygulaması, bir başka anlamda sözleşme dışı faiz
tahsili için zayıf durumda bulunan müşteriyi baskı altında tutması, bankayı bütün
şartları önceden hazırlanmış olan bir yerde genel işlem şartlarının mahiyetine
sahip genel kredi sözleşmelerinin hükümlerini saptırmada haklı göstermemektedir.
Benzer şekilde, bütün şartları önceden hazırlanıp müşteriye kredi
kullandırmadan önce imza ettirilen ve kurumsal kredi politikalarına göre genel
işlem şartları mahiyetine sahip kredi sözleşmelerinde yer alan, bir başka anlamda
banka tarafından kredi sözleşmelerine konulan hükümler ile banka dilediği zaman
krediyi kesebilmekte, kredi sözleşmesini fesh ederek hesabı kat'edebilmekte ve
borcun tamamının derhal peşin ödenmesini talep edebilmektedir. Kanuna aykırı
olarak talep edilen yüksek faize, anlamsız masrafa ya da aslı olmayan komisyona
itiraz eden kredi müşterisi, sözleşmede yer alan hükümler ile banka tarafından
baskı altında tutulabilmektedir.
Banka yetkilisi ile kredi müşterisi tarafından imzalanması sonucunda oluşan,
banka tarafından koşullarının saptandığı basılı, standart kredi sözleşmeleri ile
kredi işlemlerinden doğabilecek olan riskleri sınırlandırmayı amaçlamanın daha
açık bir ifade ile ortaya çıkabilecek zararları kredi müşterisinden sağlamayı
g ü v e n c e altına almanın banka yönünden yararlı olduğu bir gerçek ise de
sözleşmenin tarafı olarak kredi müşterisine sözleşme koşullarını tartışmasına
olanak tanınmamakta, bu da denge eşitsizliği oluşturmaktadır.
Söz konusu koşullarda, kredi sözleşmelerinde yer alan hükümlere karşı kredi
müşterilerini koruma çabalan ile birlikte dürüstlük kuralları içerisinde sözleşmeye
uygulama ortamının yaratılması, sadece kredi müşterileri açısından bir zorunluluk
değil aynı zamanda uzun vadede bankaların ve bankacılık sisteminin, sonuçta ülke
ekonomisinin yaran yönünden de vazgeçilmez bir zorunluluktur.
EK1
GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ
KAPSAMINDA GENELDE YER ALAN MADDELER
Madde 1 - Kredi limiti
Madde 2 - Krediye uygulanacak hükümler
Madde 3 - Kredinin kullandınimasmda bankanm yetkileri
Madde 4 - Faiz, komisyon, vergi ve masraflar
Madde 5 - Kredinin teminat karşılığı kullandırılması
Madde 6 - Teminatların, bankaya karşılık teşkil etmesi
Madde 7 - Bankanm rehin/hapis hakkı ve temlik yasağı
Madde 8 - Sigorta ile ilgili hükümler
Madde 9 - Temerrüt faizi ve oranı
Madde 10 - Cari hesap usulünün uygulanması
Madde 11 - Bankaya verilen cari hesapları kesme yetkisi
Madde 12 - Dekont, mektup ve ihbarların gönederilmesi
Madde 13 - Banka defterleri ve kayıtlarının kat'i delil olacağı
Madde 14 - Haciz ve iflas yolu ile takip muhtariyeti
Madde 15 - Bankanın teminat iradesinden vareste bulunması
Madde 16 - Dava ve icra masrafları, avukatlık ücreti ve ceza evleri harcı
Madde 17 - Müşterinin Kanuni ikametgahları
Madde 18 - Taahhütname hükümlerinin bütün kredilere uygulanması
Madde 19 - Yetkili mahkeme ve icra daireleri
Madde 20 - Kredinin bankanın üzerine çek keşidesi suretiyle kullandırılması
koşulları
Madde 21 - Kredinin bankaya havale emri verilmek suretiyle kullandırılması
koşulları
Madde 22 - Kredinin vekil aracılığı ile kullandınlması, imza sirküleri ile şirket
ana sözleşmesinin verilmesi
Madde 23 - Kredinin açık kredi şeklinde kullandınlması
Madde 24 - Kredinin mevduat rehni karşılığında kullandınlması
Madde 25 - Kredinin ticari senet rehni karşılığı kullandınlması
Madde 26 - Senetleri reeskonta verebilme yetkisinin Bankaya tanınması
Madde 27 - Kredinin emtia rehni karşılığı kullandırılması
Madde 28 - Kredinin hisse ilmühaberi, hisse ve intifa senedi, tahvil ve vadeli
mevduat sertifikası rehni karşılığı kullandırılması
Madde 29 - Kredinin kefalet karşılığı kullandınlması ve kefillerin sorumluluğu
EK1
GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ
KAPSAMINDA GENELDE YER ALAN MADDELER
(devam)
Madde
Madde
Madde
Madde
Madde
Madde
Madde
Madde
Madde
Madde
Madde
Madde
Madde
30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42-
Iskonto ve iştira senedi kredisi açılması
Yatırım ve teçhizat kredisi açılması
İşletme kredisi açılması
İthalat akreditifi kredisi açılması
Gayrinakdi akreditif kredisi
İthalat kabul ve aval kredisi
İhracat kredisi açılması
Prefinansman dövizleri
Kredinin ihracat vesaiki rehni karşılığı kullandırılması
Döviz kredisi açılması
Müşterinin teşvik uygulanması ile ilgili yükümlülükleri
Teminat mektubu ve garanti kontrgaranti kredisi açılması
Belli tarihlerde müşteri tarafından Bankaya yatırılacak paralar
Türk Lirası ve Döviz Kredilerinde Geri Ödeme Cetvelleri
Madde 43 - Önceki taahhütnamelerle bağlantı, kredinin arttırılması
Madde 44 - İhracat kredilerden doğan borclın döviz bozdurmak sureti ile
kapatılmadığı takdirde. Bankanın verilen krediye, ihracat kredilerini
Türk parası ile kapatanlara uyguladığı faiz oranının uygulaması ve
durumdan doğan azami faiz, komisyon ve diğer masraflarının der­
hal ve nakden ödenmesi talebi.
Madde 45 - Borçluların, müşterek borçlu ve müteselsil kefillerin, 45 maddeden
ibaret işbu Genel Kredi Sözleşmesinin bütün maddelerini tek tek
okuduklarını, bu maddelerde belirtilen hükümlerin aynen uygulan­
masını ve vecibeleri/ yükümlülüklerini yerine getirmeyi kabul, beyan
ve taahhüt etmeleri.
İmzalar
Borçluların, müşterek borçluların ve müteselsil kefillerin
sırayla; adresleri, imzaları, adları ve soyadları, unvanları Banka
yetkilinin; müşterinin işbu sözleşme hükümlerine tabi olarak
açılmasını istediği TL limitli krediyi kabul ettiğine dair imzası
Rehin ve Limit Takip Cetvelleri
BİREYSEL KREDİ SÖZLEŞMESİ
KAPSAMINDA GENELDE YER ALAN MADDELER
Madde 1 - Taraflar ve Kredi limiti, Türk parası ve yabancı para bazında varılan
anlaşma.
Madde 2 - Bireysel Kredi Başvuru Formundaki Bilgilerin Doğruluğunun Beyanı
Madde 3 - Faiz Oran
Madde 4 - Bono Verme Yükümlülüğü
Madde 5 - Vergi ve masraflar
Madde 6 - Kredi Hesabının İşleyişi
M a d d e ? - Ödeme
Madde 8 - Erken ödeme
Madde 9 - Muacceliyet
Madde 10 - Çıkabilecek Uyuşmazlıklarda Bankanın Sorumlu Olmaması
Madde 11 - Bankanın Rehin, Hapis ve Takas Hakkı
Madde 12 - Kanuni ikametgah
Madde 13 - Dekont, Mektup ve İhbarların Gönderilmesi
Madde 14 - Banka Kayıtlarının Muteberiyeti ve Delil Sözleşmesi
Madde 15 - Takip, Mahkeme Masrafları ve Avukatlık Ücreti
Madde 16 - Müteselsil Kefalet
Madde 17 - Temerrüt Faizi
Madde 18 - Kredilendirme Sonucu Satın alınan Malın Sigortalandırılması,
Sigortasının Yenilenmesi
Madde 19 - Sözleşme Hükümlerine Riayet Edilmemesi Halinde Borçlu ve
Kefillerin Adlarının Duyurulması
Madde 20 - Bireysel Kredi Geri ödeme Planı
Madde 21 - İşbu sözleşmede borç tutarı ve geri ödeme planında belirtilen aylık
taksitler döviz cinsinden gösterildiği takdirde ödeme günündeki
Bankanın efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı veya efektif
olarak ödenmesi. Borçlu ve kefillerin borcunu döviz olarak itfa
etmeyi seçmeleri durumunda 1 yıl içindeki kur farklarından oluşan
kısma isabet eden yasal orandaki fon ve gider vergisini her yıl
sonu aralık ayının.son iş günü veya kredinin kapatıldığı tarihte
sözleşmede yer alan ödemelerin dışında aynca ödemeyi kabul ve
tahhüt etmeleri.
Madde 22 - Yetkili Mahkeme ve İcra Daireleri
İmzalar
Borçlu, Müşterek Borçlunun ve mütüselsil kefillerin sırayla; Adları
Soyadları, Unvanları, Adresleri, İmzaları
Tanzim Tarihi Banka Yetkilisinin İmzası
BİREYSEL KREDİ BORÇLANMA VE REHİN SÖZLEŞMESİ
KAPSAMINDA GENELDE YER ALAN MADDELER
Madde 1 - Taraflar ve Kapsam
Madde 2 - Kredi Limiti
Madde 3 - Borçlunun Kredi Başvuru Formundan Sorumluluğu
Madde 4 - Faiz Oranı
Madde 5 - Vergi ve Masraflar
Madde 6 - Emre Muharrer Senet Tevdi Mükellefiyeti
Madde 7 - Borçlunun Verdiği Senetlerden Sorumluluğu
Madde 8 - Kredi Hesabının İşleyişi ve Geri Ödeme Planı
Madde 9 - Erken Ödeme
Madde 10 - Kredi Borcunun Muacceliyeti
Madde 11 - Temerrüt Faiz Oranı
Madde 12 - Sigorta ile İlgili Hükümler
Madde 13 - Bankanın Rehin ve Hapis Hakkı
Madde 14 - Taşıt Aracı Kredisi için Rehin Hükümleri
Madde 15 - Ticari İşletme Rehni
Madde 16 - Borçlunun Rehinle ilgili Yükümlülüğü
Madde 17 - Gayrimenkul ipoteği
Madde 18 - Dekont, Mektup ve İhbarların Gönderilmesi
Madde 19 - Bankanın Kayıtlarının Geçerliliği
Madde 20 - Takip , Mahkeme Masrafları ve Avukatlık Ücreti
Madde 21 - Müteselsil Kefil ve Müşterek Borçlular
Madde 22 - Uyuşmazlıklar Halinde Bankanın Sorumlu Olmaması
Madde 23 - Kanuni İkametgah
Madde 24 - Yetkili Mahkeme ve İcra Daireleri
imzalar
Borçlu, Müşterek Borçlunun ve mütüselsil kefillerin sırayla;
Adları Soyadları, Unvanları, Adresleri, İmzaları
Tanzim Tarihi Banka Yetkilisinin İmzası
KONUT KREDİSİ SÖZLEŞMESİ
KAPSAMINDA GENELDE YER ALAN MADDELER VE BİLDİRİMLER
Madde 1 -Tanımlar: İşbu sözleşmenin uygulanmasında:
Banka
Borçlu
Kredi
Geri Ödeme Plan
Teminat
Kredi Hesabı
Madde 2 - A m a ç
Madde
Madde
Madde
Madde
Madde
Madde
Madde
3
4
5
6
7
8
9
-
: Bankadan Konut Kredisi Alan ve Sözleşmeyi Borçlu Sıfatı
ile imzalayan Kişi
: Borçluya Bu Sözleşme Gereğince Konut kredisi Olarak
Ödenen Gerçek Tutar
: Kredinin Bankaya Geri Ödenmesine Esas Olan Taksit,Adet
ve Tutarlarını ve Vadelerini Göstere, Bu Sözleşmenin
Ayrılmaz Parçası Olan Belge
: İşbu Konut Kredisinin Güvencesini Teşkil Etmek Üzere
Borçlu Borçlu Tarafından Banka Lehine v e y a Emrine
Tesis, Tescil yahut Teslim Edilen İpotek, Rehin, Senet Gibi
Belgeler
: Banka Tarafından Yapılan Ödemeler, Tahakkuk Ettirilen
Komisyon, Faiz Her Türlü Vergi ve Resimler ve Bankaca
Yapılacak Her Nev'i Hizmetler Karşılığı Alınacak Ücretlerle,
Borçlu Tarafından Bankaya Yapılacak Ödemelerin Hesap
ve Tespitinde, Bakiyelerin Tanınmasında Kullanılmak
Üzere Banka Nezdinde Borçlu Adına Açılan Hesap
: Bu sözleşme, Borçlu'nun Bir Hazır Konut Satın Alımında
Kullanılmak Üzere Kendisine B a n k a c a 3. M a d d e d e k i
Miktarda ve Bu Sözleşmedeki Şartlarla Bir Konut Kredisi
Tesisi Amaçlanmaktadır.
Kredi Limiti
Faiz Oranı
Vade ve Geri Ödeme Planı
Temerrüt Faizi
Vergi ve Diğer Masraflar
Ödeme
Erken Ödeme
KONUT KREDİSİ SÖZLEŞMESİ
KAPSAMINDA GENELDE YER ALAN MADDELER VE BİLDİRİMLER
(devam)
Madde 10 - Teminatlar: Borçlu, İşbu Sözleşme ile Bankadan Aldığı Kredi
Anaparası ile Faizlerinin ve Bu Sözleşme Gereğince Bankaya
Borçlu olduğu Tüm Tutarların Teminatını Teşkil Etmek Üzere
Aşağıda Yazılı Taşınmazı Malı .. Bankası lehine... TL. (yazı ile...
Türk Lirası) Bedelle 1. Dereceden İpotek Ettiğini Beyan ve Kabul
Eder.
Taşmmaz Mal bildirimi
Tapu Adresi
: İli, ilçesi. B u c a ğ ı , M a h a l l e s i , K ö y ü / S o k a ğ ı ,
Mevkii, Niteliği, Yüzölçümü, Kat Mülkiyeti Tesis
Edilmiş ise Bağımsız Bölümün; Arsa Payı, Kat
No., Bağımsız Bölüm No. Bağımsız Bölüm No.
Tapu Tarihi ve Numaraları : Yevmiye No., Cilt No., Sahife No., Sıra No., Tapu
Tarihi
Kadastro ve İmar Planına
Göre Kayıt Numaraları
: Pafta No., Ada No., Parsel No.
Madde 11 - Sigorta
Madde 12 - Delil Sözleşmesi
Madde 13- Kanuni İkametgah
Madde 14 - Uygulanacak Hükümler, Yetkili Madde
Madde 15 - Müteselsil Kefalet ve Müşterek Borçlular
ALACAKLI:
Banka Adı
Borçlu/lar
Kefil/ler
Adı Soyadı/Ünvanı, Adresi, İmza/lan
Adı Soyadı/Ünvanı, Adresi, imza/lan
Bu sözleşme Gereğince Kullandırılan Krediyi
i. Nakit Olarak Teslim Aldım
ji
/
/
Tarih ve
Seri Numaralı Çeki Teslim Aldım.
İmza
KONUT KREDİSİ SÖZLEŞMESİ
KAPSAMINDA GENELDE YER ALAN MADDELER ve BİLDİRİMLER
(devam)
- İ P O T E K T E S İ S V E T E S C İ L İSTEJVIİ^
Tapu Sicil Müdürlüğü
S ö z l e ş m e d e belirtilen krediyi/borcu t e m i n e n
(
) T l . karşılığı
derecede ipoteğin Tapu Sicilinin
Mahalle/Köy
Ada
Parsel,
sahifesinde kayıtlı taşınmaz (
arsa paylı,
kat,
bağımsız bölüm no.lu) üzerinde tesis ve tescil edilmesini talep ederiz.
Alacaklı
Borçlu
Banka adı
Adı Soyadı, imza
- T A P U S İ e İ L M Ü D Ü R Ü N Ü N ONAJVII^
T.C. Kanunlarının verdiği yetkiye dayanarak ipotek isteminde bulunan isimleri,
soyadları ve unvanları yukarıda yazılı alacaklı ve borçlunun medeni haklarını kul­
lanma ehliyetine sahip olduklarını, hüvviyetlerini, imza sirkülerini ve yetki belgesini
araştırmak suretiyle tespit ettim. Taşınmazın maliki/malikin vekili, kredi/borç (rehin)
taahütnamesini huzurumda okudu. Münderecatına vakıf ve arzusuna uygun
bulunduğunu, sözleşmedeki mizasının kendisine ait olduğunu beyan ederek ipotek
tesis ve tescil isteminde bulundu. Ben de bu talebi kabul ederek, ipoteği Tapu
Siciline
/
/ 19.... tarih ve
yevmiye no ile tescil ettim.
/
/19
Tapu Sicil Müdürü
BANKALARDAN DÖVİZE ENDEKSLİ KONUT KREDİSİ ALAN KİŞİLERİN
ÖDEMELERİNİN İYİLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA KARARNAME
AMAÇ:
Madde 1 - Bu kararnamenin amacı Bankalardan dövize endeksli Konut kredisi
alan kişilere borçlannın ödenmesinde kolaylık sağlanmasıdır.
KAPSAM VE KANUNDAN YARARLANMA ŞARTLARI:
Madde 2 - Konut satın almak maksadıyla bankalardan dövize endeksli kredi
a l a n ve bu k r e d i l e r i n i s o n r a d a n TL K r e d i s i ö d e m e p l a n ı n a
dönüştüren veya kredilerini dövize endeksli TL kredisi olarak öde­
meye devam eden kişiler yararlanır.
a) 1. maddedeki iyileştirmenin sınırı 50.000 USDL veya muadili
DM'dir. Bu miktarların üzerinde kredi kullananlar, belirlenen miktar
üzerindeki mebleğ için iyileştirmeden yararlanamazlar.
b) 100.000 USDL ve muadili DM üzerinde kredi kullananlar bu
kararnameden yararlanamazlar.
c) Bu K a r a r n a m e d e n k e n d i s i n e , e ş i n e v e y a reşit o l m a y a n
çocuklarına ait sadece bir konutu olanlar yararlanırlar.
BORÇ BAKİYESİ:
Madde 3 - Bu Kararname kapsamına giren borç bakiyeleri, 17.01.1994 tarihin­
deki borç bakiyeleridir.
Bu tarihten sonra Türk Parasına geçenlerin geçme anına kadar,
dövize kalanların borçlarının hesaplanmasında 17.01.1994 tarihin­
deki kur esas alınır.
17.01.1994 tarihinden sonra yapılan taksitler, yukarıdaki bakiyeden
düşülür.
BANKALARDAN DÖVİZE ENDEKSLİ KONUT KREDİSİ ALAN KİŞİLERİN
ÖDEMELERİNİN İYİLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA KARARNAME
(Devam)
TAKSİTLENDİRME:
Madde 4 - Bu Kararnamenin 3. Maddesine göre oluşan borç Bireysel Kredi yön­
temi ile aylık % 5 faiz oranı uygulanarak azami 10 yılda tasfiye
edilir. Vade sonuna kadar faiz ve taksitler sabit kalır.
KONUT DEVRİ:
Madde 5 - Bu Kararname kapsamındaki kişilerin istekleri halinde konut kredisi
yoluyla satın aldıkları konutları, ilgili bankaya devretmeleri şartıyla
banka ile olan kredi ilişkileri kesilir. Bu takdirde bankalar devir tari­
hine kadar kişinin ödediği TL veya döviz cinsinden parayı (alınan
konuta yapılan iyileştirmenin ederi de hesaplanarak) vadesiz Döviz
Tevdiat Hesaplarına uygun faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz
ile birlikte ödemekle yükümlüdür. Konuta yapılan iyileştirmenin ederi
her bankanın kendi eksperlerince hesap edilir.
İCRA TAKİPLERİ :
Madde 6 - Bu Kararmane kapsamına girenler hakkında başlatılmış bulunan
idari ve kanuni takibat işlemleri hangi a ş a m a d a olursa olsun
kendiliğinden durur. Bu kişilerden ücreti vekalet, mahkeme, icra
masrafları ve temerrüt faizi istenemez.
VARİSLERİN DURUM:
Madde 7 - Bu Kararnameden, ölenlerin varisleri de talepleri halinde yararlanır.
YÜRÜRLÜK:
Madde 8 - Bu Kararname yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
YÜRÜTME :
Madde 9 - Bu Kararname hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
>>
<
10
CD
CO
1
1
0
<
0
LO
CO
0^
'
<
0
CO
CD
•D
o
>
N
'<
LÜ
^
-J
LU
CO
>
LU
LO
CD
=5
d
z<
li-
0
0
0
0
0
C\3
Û
o:
<
\0
^
>
^
00
0
0
1^
LO
0
LO
CM
0
0
CD
LO
0
0
LO
CD
LO
CD
LO
LO
CD
LO
CO
0 0
10 LO
0
LO
LO
CvJ
CD
LO
LO
CD
CD
>^
(D
i—
CO
<
(/)
=3
C
LO
CD
0
0
CD
CD
0
m
N
CD
/
<
CD
CD
CD
LO
LO
LO
0
0
LO
0
LO
00
LO
LO
LO
LO
CD
LO
LO
E
•*-'
"ü
H
1
1
ÜJ
ü
">
LU
LU
LO
"s
0
03
N
X 0
C/D
JD
0
0
<
CD
CO
<
O
CO
<
e
<r
O)
C\J
CO
CO
C\J
III
in
13
»
<
z
;ç>
"5
LU
o
cc
o
o
d
o
o
00
00
00
CO
<
CO
1^
CJ)
o
CO
CO
CJ)
OJ
ui
O)
LO
CÛ
CJ)
<
_
CD
LO
CJ)
CÛ
m
C\i
m
LO
LO
O)
CÛ
CJ)
-J
£Z ^—'
CÛ
00
oı
CÛ
N
"03
OL 1 1
O
H-
O)
O)
CO
CJ)
o
oo"
CJ)"
CD
co"
cvi
o
LD
ui
o
CÛ
o
evi
cö
00
00
s
oo"
O)
CM
LO
00
00
LO
CÛ
CJ)
CD
CO
00
^
LO""
OJ
00
CM
C^
00
CJ)
CO
O)
d
o
LO
o
CM
LO
O)
CO
(J)"
CJ)
G)
CM
O
CO
CO
CO
CO
o
o
o
o
o
o
ö~
o
o
o
o"
O
O
O
Ö"
O
oo"
o
O
LO
o
LO
C\J
00
CO
CÛ
LD
CO
CD
^
CÛ
o
o
CD
o
CD
d
CVJ
o
cq
CO
00
Ö
iri
CJ)
O
CO
CJ)
00
LO
o
CJ)
00
NtCû
CÛ
o
00
O)
CÛ
r-.
o
LO
CÛ
LO^
^
C^
CJ)
CD
LO"
00
G)
(J)
O) O)
CJ)
CO
CO
CÛ
CÛ
LO
CÛ
CJ)
d
CJ)
O)
CJ)
00
CO
o
cvT
C0~
LO'^
o
o
o
00
00
CO
CJ)
o
oo"
d
d
CVİ
CM
o
CÛ
CO
d
o
CO
LO
LO
LO
CM
O)
CO
CJ)
^
LO^
CM
o
CÛ
00
d
CO
CO
d
LO
LO
LO
CÛ
CO
CÛ
O)
O)
00
LO
00
CO
LO
00
co^
00
d
CD
o
d
CM
CJ)
CM^
o
00
d
d
cö
00
00
CJ)
LO'~
LO
d
O)
O)
o
CD
00
CJ)
CD
co^
d
^
C^
CvJ
co_^
co'~
LO
o
o
CM
CÛ
CO
CÛ
CJ)'~
CJ)
oo'~
(J)
CO
d
CÛ^
00
00
00
d~
CJ)
LO
CÛ
CD
00
Cû"
00
o
co"
CD
co"
O
CJ)
CÛ
00
LO
CO
00
CÛ
CO
CO
CD
CÛ
CO
O
O)
LO
CO
CO
o
d
CJ)
O)
o
CM
CM
LO
00
CO
CM
00
ov)
CM
cö
CJ)
LO
CM
CD
cvF
00
CO
cö
cJ"
co"
CO
00
CO
00
CO
00
CO
00
CO
00
CO
O)
CO
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
CD
CD
CD
CD
CD
CD
d^
CD
CD
CD
CD
CD^
CD
CD
CD
CD
q^
q^
o
LO
C^
CD
o
<
E
o
LO^
CÛ
00
00
CO
cö
c
5
CL
O)
CO
m
o
o
CJ)
(M
o
<
in
c3
CM
^
o
CJJ~
CO
nO
LU
o
z
LO
ö"
O E
•
cn
co^
co""
CD
<
cr ^o
'<
u.
en
ün
CD
<
z
CO
CÛ
CÛ
CO
CM
CM
co"
r--
CÛ
O
O
<
CÛ
cc
<
1—
CÛ
LD
CÛ
^
<
LU
ÛC
un
ctT
00
1^
00
CO
LO
CO
(J)
CÛ
LO
00
o
O
d
o
d
o
d
CO
o
o
LO
LO
CM
1^
q
o
LO
C^
CJ)
00
o
o
LO
CO
o
<D
d
d
o
d
LO
CJ)
CJ)
d
d
LO
eg
CO
00
o
d
o
d
d
d
LO"
CM
d
o
CD
CO
o
CÛ
00
o
d
N
'03
UJs::
"c/>o
CJ)
CJ)
(J)
CJ)
I<
CD
d
o
d
o
d
m
un
O)
LO
LO
o
O)
LO
Lf)
LO
d
cq
d
LO
CO
LO
00
ı6
d
d
d
O)
o
00
G)
CO
_o >
m
II
LL
o;^
2"
o
z:
LO
i6
o
00
o
o
d
r<
o
LO
LO
o
CM
CO
O
CO
CM
LD
CM ,
-J
O
O)
O)
CD
CO
CD
CO
CO
00
CO
CD
CO
I
CD
T"
CD
o
CO
CD
LO
c\r
CJT
5
CD
CM
LO^
CD
00
CO
C\J
LO
00
esi
E
<
CO
CvJ
CM
CD
CvJ
CD
CD
o
CO
GO"
.00
CvJ
00
LO
10)
<
(O
LL
E
İS
Q.
O
m
DC
O
O
o
<
00
CD
CM
•z
CD
O
CD
CD'^
CD
CO
CM
00^
00^
CD
CO
00
00
LO
CD
CD
<
00
c
<o
o
İÜ
N
o
•<
O
CD^
UL
"IJİ
O
CM
CD''
CD
CD
CO
00
LO
LO
00
CO
CM
O
CD^
00
LO
CD
CJ)
LO
CD
CO
CM'^
CO
CD
CD
LO
00
LO
CD
o
o
o
CM
00
(fy
LU
o
Z:
;ç>
o
o
o
o
o
o
ır> (O
O) o
o
o
o
'5
LU
QC
CJ)
CD^
o
5
LO
J
o
00
00
CM
CM'^
LO
LO
col
o
o
oo'^
00
00
CO
CM
O
o
o
d
g
o
T-
0
S
OJ
_
;J
Ç c3 (D O
< U. > LL
Ş
<
col
CD
CD
<
CM
CM
CM
o
o
00
LD
CD
C\J
O)
CD
cJ
CTT
I
(J)
CD
CM
CD
CD
CD
CD
o
CJT
C\J
LO
§
Q
(7)
3
<
CL
<
Ll.
C
CD
0\
LU=0
o
C\J
o
o
LO
00
LO
co^
'
LO
Z
O
û
CD
LO
O) 3
?
o
o
^
o
o d
<
o o ca
r
CD
CD
CO
LO
00
00^
o
o
o
00
00
o
o
CD"
CM
CD
LO
CD
IN
co^
'
CJT
03
C
O
E z
E İ2
5 i
LO
c c
"E "E
o (D ^
>
IN
LO
o
CD
CD
CJ)
05
CO
Ö
c\i I
o
CO
CD
o
CD
CD
CD
c\j C O
q o
CD
00
o o
CD
o
CD
KAYNAKÇA
Kitaplar
A K G Ü Ç , Öztin, Kredi Taleplerinin Değerlendirilmesi, T. îş Bankası Kültür
Yayınlan, İstanbul 1985.
EREM, Faruk, ALTINOK Akın, TANDOĞAN, Haluk, Bankalar Kanunu Şerhi,
Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara, Ocak 1989.
GÜLMÜŞ, Bülent, Krediler, Garanti Bankası Eğitim Merkezi Yayınları, No. 22,
İstanbul, Mart 1990.
KARACAN, Ali İhsan, Bankacılık Hukuku, Yapı ve Kredi Bankası, Bankacılık
Araştırmaları Dizisi, No. 6, İstanbul, Nisan 1987.
KOSTAKOĞLU, Cengiz, Banka Kredi Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklar,
Lazer Ofset Matbaa Tesisleri, Ankara, 1995.
KÜNEY, Hikmet, Banka Tekniği, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü,
Ankara 1986.
REİSOĞLU, Seza, 3182 Sayılı Bankalar Kanunu Şerhi, Ankara 1988.
ÖZSUNAY, Ergun, Bankacılık Yönünden Medeni Hukuk Kuralları, Türkiye
Bankalar Birliği Yayınlan, İstanbul 1978.
SEVAL, Belkıs, Kredilendirme Süreci ve Kredi Yönetimi, İstanbul Üniversitesi,
İşletme Fakültesi, Muhasebe Enstitüsü, Yayın No. 59, İstanbul 1990.
TEKİNALP, Ünal, Banka Hukukunun Esasları, Beta Basın Yayım Dağıtım, A.Ş.,
İstanbul, 1988.
TUMAY, Turhan, Dış Ticaret Banka Tekniği, Şema Basım, İstanbul, 1987.
USTA, Mahmut, Temel Kredi Bilgileri, Pamukbank Eğitim Yayınları, No: 4,
Şubat 1992.
YÜKSEL, Ali Sait, Bankacılık Hukuku ve İşletmesi, İstanbul 1986.
Sempozyum, Tebliği ve Paneller
Akyol, Şener, "Kredi Açma Sözleşmesine Bağlı Bazı Hukuki Sorunlar", 1.
Uluslararası Bankacılık Sempozyumu Tebliğleri, İstanul Üniversitesi; Yayın No:
2 8 5 1 , İksisat Fakültesi; Yayın No: 476, Bankacılık Enstitüsü Dergisi, İstanbul,
1981.
Bankalar ve 70 Sayılı Kanun Hükmünde Karanmame Sempozyumu, Banka ve
Ticaret Hukuku araştırma Enstitüsü, Ankara, Aralık 1983.
Türkiye'de Kredi Piyasası İşleyişi ve Muhtemel Gelişmeler Semineri, İktisadi
Araştırmalar vakfı, 48-1981, İstanbul 1981.
İSTANBUL TİCARET ODASI
YAYINLAR!
(1995)
YAYIN
NO
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
YAYIN ADI
Eski Doğu Bloku'ndan Gelen Turistler için Rehber
(Rusça, Makedonca ve Romence dillerinde basılmıştır.)
İthalat Rejimi
Türkiye'de Araştırma Geliştirme Teknoloji liretimi Nasıl
Yaygınlaştırılabilir.
Ekonomik Rapor
İkitelli Paneli
Rakamlarla Türkiye
Turkey in Figures
Economic Report
Türkiye'de Serbest Rekabetin Gelişmesini Engelleyen Faktörler
Türkiye'de Teşvik Sistemi
Ortalama Kâr Hadleri ve Asgari Gayri Hasılat Esası
Okul Öncesi Eğitim Kurumlarının Nitelikleri, Sorunları ve Çözüm
Önerileri Paneli
Devletin Yeniden Yapılanması
Globalleşme ve Böigeselleşme Sürecinde Nafta ve Etkileri
Ticari İşletme Kuruluş Rehberi
İstanbul Küçük Sanayi Kapasite Kullanım Araştırması
Kayıtdışı Ekonomi Enformal İstihdam
Rusya
Kırgızistan
Azerbaycan
Yatırım Projeleri Rehberi
Gümrük Birliği'nin Ekonomik Boyutları ve Malların Serbest Dolaşımı
Özel Sektörün Faydalanabileceği Krediler
Başarılı Vergi Mükellefleri
Başarılı İhracatçılar Rehberi
Ukrayna
Taşımacılık Kılavuzu
Uluslararası Kuruluşlar Rehberi
Türkmenistan
Trade Mark Law
Kazakistan
İsveç Ülke Etüdü
Download

1 - ITO