ŞEHİR GÜZELLEMESİ / M. Nihat MALKOÇ
Kadim Medeniyetlerin Beşiği, Aydınlığın Eşiği:
Hatay
16 MART 2014
“Hatay, hoşgörünün ve sevginin bayraklaştığı kutlu bir
diyardır. “Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası”
şuuruyla hayata bakanların son durağıdır bu şehir. Kadim
zamanlardan modern zamanlara uzanan aydınlık bir
koridordur bu kentin ışıltılı cadde ve sokakları.”
somuncubaba 17
T
ürkiye’nin güney ucunda nice kültüre,
inanca ve medeniyete beşiklik etmiş bir
güzide şehirdir Hatay. Burada kadim tarih,
zamanın kuştüyü yatağında derin ve deliksiz
uykusunu uyumaktadır. Bir düzine ilçesi var bu
şirin ve kadim şehrimizin. Hepsinde de farklı
renkler ve motifler, barış ve dostluk paydasında
bir araya gelmiştir. Farklı renklerin ve farklı seslerin inanılmaz uyumu, Hatay’ın göz kamaştıran
yüzü olarak dikkat çekmektedir.
Hatay, hoşgörünün ve sevginin bayraklaştığı
kutlu bir diyardır. “Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası” şuuruyla hayata bakanların
son durağıdır bu şehir. Kadim zamanlardan modern zamanlara uzanan aydınlık bir koridordur
bu kentin ışıltılı cadde ve sokakları.
Tarihin Gizemi Bu Topraklarda Saklı
Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılan barış kapısı
olan Hatay, tarihin gizemini çözmek arzusuyla
dolup taşanların gideceği ilk yerlerin başında
gelir. Burada tarihin ayak izlerinden yürüyerek,
geleneksel ve modern zamanlar arasında sırlı
yolculuklar yapabilirsiniz. Nice medeniyetlere
beşiklik etmiş olan bu topraklar, dinlerin kardeşliğine de tanıklık etmiştir.
Roma İmparatorluğu’nun üç büyük kentinden biri ve doğu başkentidir Antakya. Hıristiyanlığın Kudüs haricinde yayıldığı, Hz.
İsa’nın havarilerinin “Hıristiyan” adını aldıkları yerdir burası. Hatay, yakın tarihte kurulmuş
kısa ömürlü bir devletin de merkezidir. Hatay
Devleti, 1939 senesinde Türkiye’ye katılma
âlicenaplığını göstermiştir.
Hatay kentinin mazisi milattan evvel dokuz
binli yıllara kadar indirilebilmektedir. Kimler
geldi, kimler geçti bu topraklardan... Amuk,
Akad, Huri, Hitit, Asur, Pers, Makedonya, Roma,
Arap, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye…
Antik Kentler, Müzeler ve
İnanç Turizmi Merkezi
Antik kentleri, müzeleri, inanç turizmi merkezleri, tabiî zenginlikleri, birbirinden güzel
yaylaları ve zengin mutfağı ile gidilip görülmeye değer turistik yörelerimizin başında gelmektedir Hatay. Cami, kilise ve havraların iç içe
olduğu Hatay’da herkes sevginin, dostluğun ve
barışın izini takip ederek saadete erişmenin
azim ve gayreti içerisindedir.
Hatay, Suriye sınırımızda yer alan, jeopolitik öneme sahip bir yerdir. Sınır kapılarımızın
Halep’e uzaklığı sadece 45 kilometredir. İki
ülke arasında bir köprü vazifesi gören bu şehir, son yıllarda zulme uğrayan kardeşlerinin
yasıyla yaslanmaktadır. Hatay, Türkiye haritasının Suriye’ye sokulan burnudur. Asi Nehri’nin
denizle birleştiği noktada bulunan Samandağ,
Hatay’ın önemli bir ilçesidir. Dünyanın en uzun
ikinci kumsalı buradadır.
Mozaik koleksiyonu bakımından dünyada
ikinci, para koleksiyonu bakımından ise dünya-
da üçüncü sırada olan “Hatay Arkeoloji Müzesi”
mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir.
Müzede Roma ve Bizans dönemlerine ait mozaiklerin yanında; Harbiye, Antakya, Atçana, Seleukeia, Pieria ve İskenderun’da bulunan mozaikler de sergilenmektedir.
Hıristiyanların Kutsal Hac Mekânı:
St. Pierre Kilisesi
Stauris Dağı’nın batısındaki kayalara oyulmuş bir mağaradan oluşan ve dünyanın ilk Katolik kilisesi olarak bilinen Saint Pierre Kilisesi,
Hatay’ın bir inanç merkezi olduğu gerçeğini
perçinlemektedir. Bu kilise, UNESCO’nun dünya mirası öneri listesindedir. Söz konusu kilise,
bahçesindeki zeytin ağaçlarıyla inanç özgürlüğünün ve barışın simgesi gibidir.
St. Simon Stylite Manastırı, Yayladağı Barleam Manastırı ve Keldağı Barleam Manastırı
bu toprakların diğer önemli manastırlarıdır. Bu
topraklarda Katolik, Protestan ve Ortodoks kiliseleriyle havralar ve camiler her zaman yan
yana ve omuz omuzadır.
Anadolu’nun İlk Camii:
Habib-i Neccar Camii
Anadolu’nun ilk camii olarak kabul edilen
ve bir pagan tapınağının üzerine inşa edilen
Habib-i Neccar Camii, bu topraklardaki kadim
İslâm mührüdür. Bu caminin İsa Peygamber
döneminde yaşamış bir Allah dostunun adını
taşıması ayrıca anlamlıdır. Yasin Suresi’nin 20.
ayetinde “... O sırada şehrin öbür ucundan bir
adam koşarak geldi...” diye bahsedilen kişinin
de Habib-i Neccar olduğu söylenmektedir.
M.S. 40’lı yıllarda Antakya’da yaşayan Habib-i
Neccar, İsa Peygamber döneminde gönderilen
elçilere iman etmiş ve inancından dolayı şehit
edilmiştir. Bu mübarek zatın kabri, söz konusu
caminin avlusunda yer almaktadır.
Bu caminin hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar için apayrı bir ehemmiyeti vardır. Zira
bu ibadethanenin avlusunda Hz. İsa’nın havarileri Yahya, Yunus ve Şem’un-ı Sefa’ya (Yuhan-
18 MART 2014
somuncubaba 19
na, Pavlos ve Petrus) ait olduğu rivayet edilen
kabirler vardır. Kurtuluş Caddesi ile Kemalpaşa
Caddesi kavşağındaki Habib-i Neccar Camii’nin
hikâyesi hâlâ dilden dile anlatıladurur. Öte
yandan bu caminin Hz. Ömer’in halifeliği döneminde inşa edildiği söylenir. Şehrin sürekli
el değiştirmesiyle bazen cami, bazen de kilise
olarak misyonunu devam ettirir. Bunun dışında
Memlûklar tarafından inşa edilen, Antakya’nın
en eski ve en büyük camii olma özelliği taşıyan
Ulu Cami, İslâm’ın gür sesini kararlılıkla maziden istikbale taşımaktadır.
Asi Nehri’nin Nazlı Çocuğu
Asi Nehri’nin nazlı çocuğudur Hatay. Şehrin
ortasından geçen Asi, günün her anında sanki
şehirle hasbihal etmekte, ona âb-ı hayat olmaktadır. Nehrin iki yakasını birbirine bağlayan taş
köprüler, geçmiş zamanın şefkat ve merhamet
iklimini günümüze taşımaktadır. Suların gölgesinde yükselen bir medeniyete şahit olursunuz
bu topraklarda. Akdeniz’in nabzı atar İskenderun Limanı’nda. Masmavi sular bir mürekkebe
dönüşüp zamanın güncesini tutar.
20 MART 2014
Şelâlelerinin güzelliği dillere destan olan
Harbiye, Antakya’nın yakınında yer alan doğal
bir yerleşim yeridir. Antakya şehir merkezine
7 km mesafede bulunan Harbiye, yeşilin adeta
cennetidir. Burada bütün dertlerinizden azade
olursunuz. Burası hayatın keşmekeşlerinden
sıkılıp da bir kez olsun huzur arayanların değişmez adresidir. Doğa burada o sevimli ve mütebessim yüzünü esirgemez misafirlerinden. Zaman tüyden hafiftir bu diyarda.
zengini olduğunu söylersek abartmış sayılmayız. Birçok damak zevkini içinde barındıran bu
güzel ve özel şehir, midelere adeta bayram ettirmektedir. Biberli ekmek, ceviz tatlısı, kabak
tatlısı, döner kebabı, haytalı, aşür (herise), oruk,
kaytaz böreği, yaprak sarması, kabak boraniye
gibi yemek ve tatlıların yanında mezeleri (hummus, tarator, babagannuc, kekik salatası, biber
yoğurtlama, çökelek salatası, çiğ köfte) de çok
meşhurdur.
Mâzinin sırlarını âtînin kulağına fısıldayan köhne Antakya Kalesi, kadim payitaht İstanbul’dan
sonra zamanının en uzun surlarına sahiptir. Tersine akan nehir olarak bilinen Asi Nehri, farklılıkların zenginlik sayıldığı bu şehre ayrı bir güzellik
ve özellik katmaktadır. Uzun Çarşı, alışverişle nostaljiyi birleştiren müstesna bir yerdir. İskenderun
Limanı, ülkemizin en önemli ticarî noktalarından
biri olma özelliğini günümüzde de taşımaktadır.
Hatay’a gidip de künefe yemeden dönmek
olur mu? Olmaz tabiî ki. Zira Hatay demek künefe demek, künefe demek de Hatay demektir.
Künefe deyince Hatay, Hatay deyince de künefe akla gelmektedir. Birçok yerde künefe yapılsa da, künefenin en güzeli Hatay’da yenir.
Künefenin Diyarı
Hatay mutfak kültürü nice zenginliği bünyesinde barındırmaktadır. Hatay’ın bir mutfak
Farklılıklar En Büyük Zenginliğimizdir
Hatay, değişik dil, din ve kültürlerin bir nevi
açık hava müzesidir. Şehir halkının farklı etnik
kökenlere, kültür ve inançlara sahip olmasına
rağmen dostluk ve kardeşlik burada hep ön
planda olmuştur. Bu yüzden barış ve dostluk
içerisinde kardeşçe yaşanılan mekânın tılsımlı
adıdır Antakya. Onun içindir ki UNESCO tarafından ‘barış kenti’ ilan edilmiştir. Bu güzide şehir,
çok kültürlü yapısını günümüzde de muhafaza
etmektedir. Burada yaşayan Sünnî Türklerin
yanında Sünnî Araplar, Alevî Araplar (Nusayrî),
Süryaniler, Katolikler, Ortodoks Rumlar, Protestan Araplar, Marunî Araplar, Ermeniler, Yahudiler ve Gürcüler birbirlerinin kültürlerine ve
inançlarına saygı göstermekte, barış ve huzur
içinde yaşamaktadırlar. Bu insanların farklılıklarını kullanarak kaos çıkarmak isteyenler, çok
şükür ki, kötü emellerine erişememektedir. Bu
insanlar, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde huzura yelken açmaktadır.
Üç semavî dinin dostluk içerisinde, bir arada
bulunduğu bu güzel coğrafya, kin ve nefretin
ayyuka çıktığı dünyaya örnek teşkil etmektedir.
Bu aydınlık çehre, bundan sonra da hep mütebessim kalacaktır. Toplum mühendisliğine soyunanlar, avuçlarını yalayacaktır.
somuncubaba 21
Download

Kadim Medeniyetlerin Beşiği, Aydınlığın Eşiği: