i
Ottoman Historiography in the Classical Period
Klâsik Dönem Osmanlı Tarih Yazıcılığı
Yrd. Doç Dr. Uğur KURTARAN
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi
E-posta: [email protected]
kadar devam eden “Klâsik Dönem” olarak adlandırılan
dönemde Osmanlı tarih yazımının kendine özgü bir takım
özellikleri mevcuttur. Bu özellikler zaman içerisinde
şekillenmiş olup, padişahların tarih yazımının gelişmesi
üzerinde etkisi büyüktür. Bu açıdan çalışmamızda bu tür
tespit ve değerlendirmeleri yapmak suretiyle, klâsik dönem
Osmanlı tarih yazıcılığı ve tarihçiliğinin temel özellikleri
üzerinde durulmuştur.
Abstract
Bu açıdan çalışmamızda bu tür tespit ve değerlendirmeleri
yapmak suretiyle, klâsik dönem Osmanlı tarih yazıcılığı ve
tarihçiliğinin temel özellikleri üzerinde durulmuştur.
Although The Historiography understanding of Ottoman
State relied on the heritage of previous Turk-Islam states,
it gained a distinct structure in time. In this context, the
historiograpy which was initially written in a simple style
gradually turned to prove works written with artistic
concerns. The Ottoman historiograpghy which is defined
as a state tradition reflects the views of Ottoman historians
who were related to the seraglio about the issues of the
historical existence of the state and the understanding of the
rulership. In this respect Ottoman historiography had some
distinct specialities in the period defined “Classical” which
include the “foundation” and the “raising” periods of
Ottoman State and continued from the establishment to the
end of 16th century. These specialities spaped in time and
the sultans had a big effect on the development of
historiography. In this respect, we focused on the basic
specialities of Ottoman historiography in the classical
period making this kind of determinations and evalutions
in this study.
Anahtar Kelimeler: Tarih Yazıcılığı, Osmanlı, Klâsik
dönem, Kuruluş, Yükselme
1. Giriş
Tarih (Ünal 2010: 184) bilimi geçmişte yaşanan olayları
inceleyen bir disiplin olup, tarih yazıcılığı ise, geçmişte
yaşanan bu olayların geçirdiği dönüşümleri ve tarihçilerin
eğilimleri ile dönemsel özelliklerini yansıtan bir süreçtir
(Tucker 2009: 2; Pıtcher 2009: 2). Bu sebeple tarih
yazıcığı, tarihsel bilginin olabilirliğini ve niteliksel olarak
çözümlemesini yapmaya çalıştığından tarih felsefesi
olarak da nitelendirilebilir (Şimşek-Pamuk 2010: 21). Bu
anlamda “Tarih, tarihçi ile olgular arasında kesintisiz
karşılıklı bir etkileşim süreci, bugün ile geçmiş arasındaki
bitmez bir diyalogdur…” şeklinde devam eden sözüyle
Carr tarihçinin tarih yazımındaki önemini belirtmektedir
(Carry 1994: 35). Yani bir noktada geçmişteki olaylar
ancak tarihçinin onları alıp incelemeye başlamasıyla tarihi
bir olay haline gelirler (Sander 1973: 61). Ancak tarihçi bu
süreci incelerken bilimsel bir metodoloji kullanmak
zorundadır (Lloyd 2003: 94). Yine bir bilim olarak tarih
geçmişin deneyimlerini yansıtır (Feldner 2003: 14). Le
Goff’un deyişiyle “tarih geçmişin hafızasıdır” (Le Goff
1992: 1). Ancak burada göz ardı edilmemesi gereken bir
durum daha vardır ki oda şudur; “Tarihin ancak
vakanüvislerden
ve
diğer
yazılı
vesikalardan
öğrenileceğini zannederek bütün himmeti o tarafa
hasretmek büyük bir delalet”tir (Togan 1985: 109).
Keywords: Historiography, Ottoman, Classical Period,
Foundation Period, Rising Period
Özet
Osmanlı Devleti’nin tarihçilik anlayışı kendinden önceki
Türk-İslâm devletlerinin mirası üzerine inşa edilmiş
olmakla birlikte, zaman içerisinde kendine özgü bir yapı
kazanmıştır. Bu çerçevede başlangıçta sade bir üslupla
kaleme alınan tarih yazımı, giderek sanatsal amaçlarla
yazılan eserler haline gelmiştir. Yine bir devlet geleneği
olarak adlandırılan Osmanlı tarih yazıcılığı, devletin
tarihsel varlığı ve iktidar anlayışı konularında saraya bağlı
olan Osmanlı tarihçilerinin görüşlerini yansıtmaktadır. Bu
açıdan Osmanlı Devleti’nin “Kuruluş” ve “Yükselme”
dönemlerini içine alan ve kuruluştan XVI. yüzyılın sonuna
Tarih boyunca var olmuş her toplum ve uygarlıkta olduğu
gibi Osmanlı Devleti’nde de tarihçilik anlayışı ve tarih
yazıcığı kendine özgü dinamiklere sahip olmuştur. Nitekim
260
i
Osmanlı’da kuruluş yıllarından itibaren kaleme alınan
tarihi eserler devlet anlayışı ve dönemin şartları hakkında
bilgi veren temel kaynaklar niteliğindedir. Bu sebeple bu
kaynakların ne şekilde, hangi şartlar altında ve hangi
amaçlar için yazıldığının ortaya konulması Osmanlı
Devleti ile ilgili bilgi birikimimizin önemli ölçüde
artmasını sağlayacaktır. Bu çalışma bu amaç ver hedefler
doğrultusunda hazırlanmıştır.
Çalışmada bir zaman
sınırlaması yapılarak, Osmanlı Devleti’nin XIV ve XVII.
yüzyıllar arasındaki “Klâsik dönem ” (Başar 2003: 25)
olarak adlandırılan üç asırlık zaman dilimi ele alınmıştır.
Ayrıca kavramsal çerçeve açısından çalışmada belirtilen
döneme ait tarihçiler ve eserleri ile dönemin tarih
yazıcığındaki somut ve soyut esaslar üzerinde durulmuştur.
tarihçilik açısından kuruluşun sonu ve ilmi tarihçiliğin
başlangıcı olarak II. Bayezid dönemi gösterilir (Akbulut
2007: 357). Bu sebeple kuruluşu II. Murad (1421-1451),
gelişmesi II. Mehmed (1451-1481), yükselişi ise II.
Bayezid (1481-1512) devri olarak kabul edilen Osmanlı
tarihçiliği, II. Bayezid döneminden sonra yeni bir ivme
kazanarak gelişimini sürdürmüştür (Öztürk-Yıldız 2013:
Önsöz). Bu çerçevede Osmanlı Devlet’in de tarih
yazıcılığı, menakibnâme ve destanlarla başlamıştır.
Bunlardan birisi Yahşi Fakih’e ait olan Menakibnâme-i Âli Osman’dır (İnalcık-Arı 2011: 110; Aynı müellif 1962:
162; Pıterberg 2003: 33; Adalıoğlu 1999: 286) . Metinleri
günümüze ulaşmayan bu eser, başta Aşıkpaşazâde ve Neşri
olmak üzere birçok müellife kaynaklık etmiş olup (Öztürk
1999: 257; Tekindağ 1971: 656-657; Öztürk-Yıldız 2013:
20-21) ilk Osmanlı tarihi olarak kabul edilmektedir (Özcan
2013b: 142; Başar 2002: 409; İmber 2000: 40). Bunun yanı
sıra Ahmedî’nin İskendernâme (Öztürk 1999: 257) adlı
eserinin sonuna ilave ettiği manzum olarak kaleme alınan
Dasıtân-ı Tevârih-i Mülûk-i Âl-i Osman ise metinleri
günümüze ulaşan ilk yazılı kaynaktır (Asım 1910: 45;
Öztürk 1999: 257; Özcan 2003: 55; Aynı Müellif: 2013a:
272; Yastı 2009: 138; İnalcık 2000: 110). Bu eserler
popüler üsluplarıyla sözlü anlatılarda var olan geçmiş
bilgisinin sonraki dönemlere aktarılmasını sağlamış ve
tarih yazıcılığının kaynağını oluşturmuşlardır (Özcan
2011: 28). Görüldüğü üzere devletin kuruluşunun ilk
asrından günümüze orijinal bir Osmanlı tarihi intikal
etmemiştir. Bu sebeple bu dönemle ilgili bilgilerimiz,
Pacymeres, Nicepharos ve Arap seyyah ve tarihçilerin
eserleri ile bazı menakıbnâme ve daha sonraki kaynaklara
dayanır (Özcan 2013b: 142; Aynı müellif 2013a: 272) . Bu
çerçevede Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında belirli bir
tarih geleneğine sahip olduğunu söylemek mümkün
olmamakla birlikte, Osmanlılarda tarih yazımı Franz
Babinger’in ifadesiyle basit, acemice ve destansı bir
havada başlamıştır (Babinger 1992: 8). Bu noktada şunu
söyleyebiliriz ki Osmanlı tarih yazıcılığının ilk yıllarındaki
tarih eserleri, efsane özelliği taşırlar. Zaman içerisinde
Osmanlıların aşiretten devlete geçmesiyle birlikte tarih
eserleri, efsaneden çıkarak özel tarih yazıcılığına
dönüşmüştür. Ancak bu eserler de tam tarihi bir özellik
göstermemekle birlikte, daha ziyade tarihle efsane arasında
bir konumda yer alırlar. Yine bu dönemde yapılan tarih
tanımları daha çok sultana dayalı tanımlarken, iktidar kendi
iktidarını meşrulaştıran seçkinlerini yaratmıştır (Şirin
2002: 556). Buna göre devletin kuruluş yıllarında manzum
menkîbe edebiyatı tarzında ortaya çıkan ve edebî-siyasi bir
geleneği sözlü geleneğe bağlı olarak sürdüren tarih yazımı
mevcuttur. Ancak zamanla Anadolu’daki düzenin
sağlanması, İstanbul’un ve Rumeli’nin fethi ile gelişen
devlet yapısına uygun olarak, saray tarafından
vazifelendirilen tarihçilerin kaleme aldıkları eserler
(kronikler) ortaya çıkmıştır. Ardından bu kronikler devletin
resmi tarih yazıcıları olan vakanüvisler tarafından
kaydedilerek klâsik hale getirilmişlerdir (Akbıyık 2012:
321).
2. İlk Dönem Osmanlı Tarih Yazcılığı
Geçmişin yeniden inşa edilmesi olarak kabul edilen tarih
yazıcılığı yazının bulunması ve tarihi çağlara geçilmesi ile
başlatılır. Nitekim yazıyla birlikte geçmişte yaşanmış
olayların kayıt altına alınması ve paylaşılması kalıcı hale
gelmiş ve daha sistematik bir perspektifte olaylar ele
alınmıştır. Tarihte yaşamış olan toplulukların incelendiği
tarih yazıcılığında betimleme, çözümleme ve anlatı tekniği
olmak üzere üç temel teknik kullanılmıştır (Safran-Şimşek
2011: 203). Bunlardan belirli bir zaman dilimi içerisindeki
gerçek ya da kurgusal olay ve durumları ele alan bir söylem
türü olarak kabul edilen anlatı; Osmanlı Devleti’nin
kuruluş yıllarından itibaren tarih yazıcılığında kullandığı
temel tür olmuştur. Nitekim Ortaçağ Selçuklu (SafranŞimşek 2011: 209) ve Osmanlı tarih yazıcığında nakil ve
anlatıya dayalı bir tarz hâkimdir (Ünal 2010: 184).
Osmanlı tarihçiliği esas itibariyle kendinden önceki İslâm
tarih yazıcılığının bir devamı olmakla birlikte (Pıterberg
2003: 36), altı yüz yıllık saltanatı boyunca hemen hemen
tarihçiliğin her alanında eserler ortaya koymak suretiyle
(Uzundal 2013: 109) kendine özgü bir “Osmanlı tarih
yazıcılığı tarzı” oluşturmuştur (Uzundal 2013: 109;
Akbulut 2007: 357; İpşirli 1999: 274). Eserlerini birçok
farklı sebepten kaleme alan Osmanlı tarihçileri “sebeb-i
telif” olarak belirttikleri yazılış sebeplerini genellikle
eserlerinin başında ya da sonunda ifade etmişlerdir. Buna
göre bu sebepler arasında para kazanmak ve geçimlerini
temin etmek, öldükten sonra kalıcı bir eser bırakmak ve
geçmişteki bilgileri yeni nesillere aktarmak gibi unsurlar
önemli olmuştur (Akbulut 2007: 362-368). Ancak Osmanlı
Devleti’nde tarih yazıcılığı bilindiği üzere devletin
kuruluşu ile birlikte başlamamıştır (Öztürk 1999: 257;
İmber 2000). Bilinen ve günümüze ulaşan ilk standart
Osmanlı tarihleri XV. yüzyılın ortalarından itibaren kaleme
alınmıştır (Özcan 2013a: 272; Öztürk 1999: 257) . Osmanlı
Devleti’ndeki bu gecikmenin sebebi belirsizliğini
korumakla birlikte (Taşbaş 2011: 214) bize göre bunun
temel sebebi bu dönemlerde devlet teşkilatlanmasının tam
olarak yerleşmemesidir. Bu nedenle Osmanlı tarihçiliğinin
gelişimi siyasî tarihten farklı olmuştur. Buna göre
Osmanlı’da siyasi olarak kuruluşun sonu yükselmenin
başlangıcı İstanbul’un fethi kabul edilmesine rağmen,
261
i
Kuruluş devri tarihçiliğinin gelişiminde Sultan II. Murad
döneminde (Öztürk 1999: 257) Arapça ve Farsça’dan
yapılan tercüme eserlerin etkisi büyüktür (Öztürk-Yıldız
2013: 32). Yazıcıoğlu Âli’nin İbn Bibi’den geniş ilavelerle
kaleme aldığı Tarih-i Âl-i Selçuk bunun güzel bir örneğini
teşkil eder (Özcan 2013b: 142; Özcan 2003: 55; Başar
2002: 410-411; Adalıoğlu 1999: 286). Yine kuruluş
dönemi kaynakları arasında yer alan Tarihi Takvimler ve
Anonim Tevârih-i Osman’ların yazımı da bu dönemde
başlamış ve sonraki yüzyıllarda devam etmiştir (Öztürk
1999: 257; Linder 2000: 411; Başar 2002: 411) . Bunlar
içerik bakımında çeşitlilik göstermekle birlikte temel
olarak birbirine bağlı olan popüler tarihlerdir. Müellifleri
belli olmayan bu tarihler daha ziyade halkın tarih dinleme
ihtiyacını gidermek amacıyla yazılmışlardır (Akbulut
2007: 358). Geçmişi bir hayli eski olan Tarihi Takvimler
ise İslâmî dönem astronomisinin son tipik örneklerini teşkil
ederler. Dönemin müneccimleri tarafından hazırlanan bu
eserlerde önemli siyasi ve tabiî olayların kronolojisi listeler
halinde tutulmuştur (Özcan 2013b: 142; Aynı Müellif
2013a: 272; Adalıoğlu 1999: 287). Tarihi takvimlerin en
eskisi II. Murad döneminden kalma olup, takvim
düzenlemesi II. Mehmed döneminde devam etmiş ve bu
takvimler günümüze ulaşarak yayınlanmıştır (Özcan
2013a: 272) .
3. Fatih Sultan Mehmed Dönemi Osmanlı
Tarih Yazıcılığı (1451-1481)
Osmanlı tarih yazıcılığında önemli gelişmelerin yaşandığı
dönemlerden birisi de Fatih dönemi olup özellikle
İstanbul’un fethinden sonra her alanda olduğu gibi, tarih
yazıcığında da büyük bir canlanma olmuştur (Pıterberg
2003: 34; Başar 2002: 412). Bu dönemde tarih yazıcılığı bir
edebî tür olmaktan çıkarken, tarih yazıcıları da yavaş yavaş
kendi ilmî metotlarını oluşturmaya başlamıştır. Bu
durumun gelişmesinde padişahın ilim ve âlimlere verdiği
önemle birlikte, onun teşvikiyle yazılan Arapça, Farsça ve
Türkçe tarih kitaplarının sayısındaki artış gösterilebilir.
Yine tarihe karşı ayrı bir ilgisi olduğu bilinen padişahın
Yunanca ve İtalyanca bazı tarih eserlerini çevirttirmek
suretiyle, bu eserlerden faydalandığı bilinmektedir
(Akbulut 2007: 359-360).
Fatih döneminde tarih
yazımındaki bu gelişmelerin önemli bir sebebi de; özellikle
İstanbul’un fethiyle birlikte Anadolu ve Balkanların
birleştirilmesi ile sürekli kazanılan zaferler dolayısıyla
hanedana karşı duyulan ilginin artmasıdır. Bunun bir
sonucu olarak halk, bu hanedanın kahramanlıklarını
dinlemek istemiş ve hükümdarlar da kendi atalarının
geçmişlerini öğrenmek istemişlerdir. Bu durum ise ilk
müstakil tarih eserlerinin yazımına neden olmuştur
(Akbulut 2007: 360; Öztürk 1989: 26; Özcan 2003: 55).
Buna göre ilk standart dünya ve Osmanlı tarihi çalışmaları
olarak kabul edilen Behçetü’t-Tevârih (Özcan 2013a: 273)
ile Tevârihü’s-selâtini’l-Osmaniyye (Özcan 2013a: 272) ve
Düsturnâme-i Enverî (Özcan 2013a: 273) gibi eserler bu
döneminde yazılmıştır (İnalcık 1962: 160; Özcan 2013b:
142; Yastı 2009: 138-139; Öztürk 1999: 257) .
II. Murad döneminin bir diğer önemli kaynağı olan ve
müellifi belli olmayan Tevârih-i Âl-i Osman’lar da bu
yüzyılın temel tarihi kaynakları olup, bu eserlerden birçoğu
günümüze ulaşmıştır. Döneme ait Tevârih-i Âl-i Osman’lar
ile ilgili ilk önemli çalışma Friedrich Giese tarafından
yapılmış ve bunların 14 nüshası karşılaştırılmak suretiyle
1922’de yayımlanmıştır . II. Murad döneminin tarih
yazıcılığındaki diğer önemli bir gelişme de ilk ansiklopedik
çalışmaların ve ilk gazavatnâme türü eserlerin kaleme
alınmasıdır (Tekindağ 1971:655).Türk edebiyatında
gazilerin din düşmanlarıyla yaptığı savaşları anlatan
gazavatnâmlerde fetih ya da zaferler anlatılmaz, zira
burada önemli olan din uğruna savaş yapmaktır (Akbulut
2007: 359) . Bu çerçevede 1443-1444 yılları olayları ile
özellikle Varna Savaşı’nın anlatıldığı anonim mensur
Gazavât-ı Sultan Murad b. Mehemmed Han adlı eser bu
türün önemli bir örneğini teşkil eder (Özcan 2013b: 142;
Aynı Müellif 2013a: 273). Bu noktada Sultan II. Murad
dönemindeki bu gelişmeler Osmanlı tarih yazıcılığının
daha sonraki dönemlerine model oluşturması bakımından
önem arz etmektedir. Genel çerçeve olarak baktığımızda
Osmanlıların ilk dönemlerinde tarih yazıcılığında daha
ziyade Türkçe’nin kullanıldığı görülmektedir (Baş 2005:
106). Yine bir devlet geleneği olarak adlandırılan Osmanlı
tarih yazıcılığı, devletin tarihsel varlığı ve devlet ile iktidar
anlayışları saraydan bağımsız olmayan Osmanlı
tarihçilerinin görüşlerini yansıtmaktadır. Bu noktada
devleti yönetenlerin doğrudan etkisiyle ortaya çıkan
Osmanlı tarih yazıcılığı, devletin ilk birkaç yüzyılında
yöneticilerin başarıları ve hayat hikâyelerinden ortaya
çıkmış olup, bu sistem uzun yıllar kullanılmıştır (Taşbaş
2011: 216-217).
Bunların yanı sıra Fatih devri (1451-1481) tarih
yazıcılığındaki asıl önemli gelişmelerden birisi yarı resmî
nitelikte sayılabilen ve bir nevi saray tarihçiliği olan
şehnâmeciliğin başlamasıdır (Özcan 2013b:142). İran
tarihçiliğinden etkilenen Osmanlı’da bu durumun
gelişmesindeki temel etken, İstanbul’un fethinden sonra
Acem diyarından gelen birçok şairin padişah tarafından
saraya alınarak, maaşa bağlanmasıdır. Bu noktada İran
şehnameciliğinin etkisinde kalarak dönemin padişahını
öven bu şairler, Osmanlı tarihçiliğinde şehnamecilik
türünün ilk örneklerini vermişlerdir (Özcan 2013a: 273).
Şehnamecilik türünün bazı örnekleri olan Muâli’nin Farsça
Hünkârnâme’si ile Kâşifi’nin Gazanâme-i Rum ve
Mehmed b. Hacı Halil el-Konvei’nin Tarih-i Âl-i Osman
(Özcan 2013a: 274) gibi eserleri günümüze intikal etmiştir
(Özcan 2003: 57-58). Yine Fatih döneminin önemli
özelliklerinden birisi de o döneme kadar yürürlükte olan
örfî kanunların ilk kez derlenmesidir . Ayrıca diplomasi
tarihinin önemli kaynaklarından olan münşeat mecmuaları
(Özcan 20003: 60) da Fatih döneminde oluşturulmaya
başlanmıştır (Özcan 2013a: 274).
262
i
Süleymannâmler almıştır (Özcan 2013a: 276; Yastı 2009;
139) . Yine bu yüzyılda kökleri Fatih dönemine kadar
uzanan, Kanunî Sultan Süleyman döneminde resmî bir
memuriyet haline gelen Şehnamecilik geleneği, XVIII.
yüzyılın ortalarına kadar devam etmiştir (Öztürk 1999:
258).
4. Sultan II. Bayezid Dönemi Osmanlı Tarih
Yazıcılığı (1481-1512)
Sultan II. Bayazid dönemi Osmanlı tarihinde siyasi olaylar
bakımından durgun geçen bir dönem olmasına karşın,
Osmanlı tarih yazıcığında altın çağın başlangıcı olarak
kabul edilmektedir (Akbulut 2007: 361; Ünal 2010: 187).
Bu noktada Osmanlı tarih yazıcılığının inkişafında XV.
yüzyılın son hükümdarı olan II. Bayezid ve döneminin özel
bir yeri vardır. Bu dönemde Osmanlı tarih yazıcılığı dil,
şekil, üslup, muhteva ve tür açısından büyük bir gelişme
kaydetmiş ve tarihçilik sağlam bir zemine oturtulmuştur.
Ayrıca bu dönem Osmanlı tarihçiliğinde sistemli bir tarih
yazıcılığına geçişin başlangıcıdır (Akbulut 2007: 361;
Öztürk 1999: 258). Nitekim Osmanlı tarihçiliğinin ilk
standart örnekleri olarak kabul edilen Aşıkpaşazâde’nin
Tevârih-i Âl-i Osman’ı (Özcan 2013a: 275; Kurat 1935:
186) , Neşri’nin (Tekindağ 1988: 214-216) Cihannümâ’sı
ve İdris-i Bitlisi’nin (Özcan 2000: 485-488) Heşt Bihişt’i
(Özcan 2013a: 275) ve İbn Kemal’in Tevârih-i Âl-i Osman
adlı eserleri bu dönemde yazılmıştır (Başar 2002: 412415). Bunlardan Hişt Bihişt ve Tevârih-i Âl-i Osman bizzat
padişahın emri ile yazılırken (Öztürk 1999: 258) Tarih-i
Ebu’l Feth adlı eseriyle Fatih’in tarihçisi olarak bilinen
Tursun Bey de eserini II. Bayezid döneminde
tamamlamıştır (Akbulut 2007: 362). Yine Oruç b. Adil
Ruhi Çelebi ve Bihişti Sinan Çelebi gibi tarihçiler
tarafından farklı Tevârih-i Âl-i Osmanlar yazılmıştır
(Özcan 2013a: 275; Yastı 2009: 139). Ayrıca birçok
Anonim Tevârih-i Âl-i Osman’ın da telif edildiği (Menage
2000: 73) II. Bayezid dönemindeki bu zenginliğin temel
sebebi; padişahın müelliflere gösterdiği özel ilgi ve yapılan
teşviklerdir (Özcan 2013b: 143).
Kanuni döneminde yaratılıştan itibaren başlayan eserlere
Matrakçı Nasuh’un Mecmua’t-ı tevârih’i, Ramazanzâde
Mehmed’in Tarih-i Nişancı ve Muslihiddin Lâri’nin
Miratü’l-edvarı örnek gösterilebilir. Yine dönemin
Tevârih-i Âl-i Osman’larına ise Hadidî’nin manzum,
Muhyiddin Mehmed ve Lütfi Paşa’nın mensur Tevârih-i
Âl-i Osman’ları örnek olarak gösterilebilir (Pıterberg 2003:
39). Yine Kanuni döneminin Belgrad, Rodos, Macaristan
ve Zigetvar gibi bazı seferleri müstakil eserlere de konu
olmuştur (Özcan 2013a: 276).
Kanuni’den sonra tahta geçen II. Selim döneminde (15661574) Kıbrıs ile ilgili Vusûlî’nin Selimnâmesi vardır. Yine
bu döneme ait Şerifî, Pirî ve Zirekî’nin fetihnâmeleri ile
bazı anonim eserlerin dışında Yemen’in fethi ile ilgili
Rumuzî’nin manzum bir eseri bulunmaktadır (Özcan
2013a: 277).
Ancak XVI. yüzyıldaki asıl büyük tarihler bu yüzyılın
ikinci yarısında ve sonlarında kaleme alınmıştır. Bu
çerçevede döneme ait umumî dünya tarihi olarak
Cenâbi’nin Arapça el-Aylemü’z-zâhir adlı eseri ile
Gelibolulu Mustafa Âli’nin Künhü’l-ahbar’ı örnek
gösterilebilir. Müellif eserinde olayların kritiğini yapmak
suretiyle Osmanlı tarihçiliğinde modern tarih anlayışlının
ortaya çıkmasını sağlamıştır (Öztürk 1999: 259). Yine
Tevârih-i Âl-i Osman’ların son örneği olarak Hoca
Sadeddin’in Tacü’t-tevârih’i ve Mehmed Zaim’in
Cami’ü’t-tevârih’i bu dönemin önemli eserleri arasında yer
alır. (Ünal 2010: 188). Ayrıca değişik sefer ve fetihlerle
ilgili monografilerin de yazıldığı önemli bir eser de Feridun
Ahmed Bey’in Münşeatü’s-selâtin’idir. Buna benzer pek
çok monografinin yazıldığı bu dönemde yine İslam
edebiyatın devamı türünde siyasetnâme ve nasihatnâmeler
de kaleme alınmıştır. Bu çerçevede İdris-i Bitlisî’nin
Kanun-ı Şehinşah’ı, sadrazam Lütfi Paşa’nın Asafnâme’si,
Hasan Kâfi’nin Usulü’l-hikem’i ve Gelibolulu Âli’nin
Nushatü’s-selâtin adlı eserleri bu dönemin önemli eserleri
arasında yer alır (Özcan 2013a: 277-279). Yine 1563-1600
yılları arasındaki olayların anlatıldığı Tarih-i Selânik-i adlı
eser de bu yüzyılın önemli kaynakları arasında yer alır.
Eserde özellikle saray protokolleri, tayinler, aziller, malî
sıkıntılar ve isyanlar hakkında ayrıntılı bilgiler
bulunmaktadır (Öztürk 1999: 259).
II. Bayezid döneminde bu eserlerin dışında sadece bir olaya
özgü monografik eserler olan, Anonim Menâkıb-ı Sultan
Bayezid, Uzun Firdevsi’nin Kutubnâme’si ve Suzî
Çelebi’ye ait Gazanâme adlı eserler de yayınlanmıştır
(Özcan 2003: 275). Bu şekilde oluşumu II. Murad
döneminde başlayan ve Fatih sonrasında gelişimini
sürdüren Osmanlı Devleti’nin tarih yazıcılığı Sultan II.
Bayezid’in teşvikiyle hız kazanmış ve ilk standart tarihler
bu dönemde kaleme alınmıştır.
5. XVI. Yüzyılda Osmanlı Tarih Yazıcılığı
XV. yüzyılın son padişahı olan II. Bayezid döneminde
büyük bir gelişme gösteren Osmanlı tarih yazıcılığı, XVI.
yüzyılın başlarında Yavuz Sultan Selim ile devam etmiştir.
Yavuz döneminin gazavatnâme örneklerine Selimnâmeler
(Öztürk 1999: 258) denmiştir. İlki, Yavuz döneminde
İdris-i Bitlisî’ye yazılan bu türün 20 civarında örneği
mevcut olup, hatta padişahın ölümünden sonra da yazımına
devam edilmiştir (Özcan 2013a: 276).
6. Sonuç
Sonuç olarak ilk olarak XV. yüzyılda başlayan Osmanlı
tarih yazıcılığı ilk zamanlarda kendinden önceki Türkİslam devletlerinin etkisinde kalmakla birlikte zaman
içerisinde kendine özgü bir tarz ve şekil oluşturmuştur. İlk
zamanlarda daha sade bir üslup ile kaleme alınan eserler
zaman içerisinde daha süslü ifadeler ile yazılmaya
Kanunî döneminde (1520-1566) ise yine eski geleneğin bir
devamı olarak umumî dünya ve islâm tarihinin devamı
şeklindeki eserlerin yanı sıra, kuruluştan başlayan Tevârihi Âl-i Osman’lar da yazılmıştır (Pıterberg 2003: 37). Ayrıca
Yavuz dönemindeki Selimnâmelerin yerini bu dönemde
263
i
başlanmış olup, tarih yazıcılığının gelişiminde özellikle
dönemin padişahlarının büyük etkisi olmuştur. Bu
çerçevede ilk olarak II. Murad döneminde başlanan tarih
yazım geleneği, Fatih’in İstanbul’un fethi ile gelişme
göstermiş olup, asıl önemli inkışafını Sultan II. Bayezid
döneminde yaşamıştır. Bu dönemde o tarihe kadar kaleme
alınan Tevârih-i Âl-i Osman’lar devam ettirilmekle
birlikte, yeni eserler kaleme alınarak tarihçilik alanında
önemli gelişmeler yaşanmıştır. XVI. yüzyıla gelindiğinde
ise Osmanlı tarihçiliğinde Yavuz dönemine ait
Selimnameler ve Kanuni dönemine ait Süleymannâmeler
önem kazanmış ve yavaş yavaş resmi ve özel bir tarihçilik
anlayışı şekillenmiştir. Yine bu dönemde padişahların
seferlerini veya belirli olayları kaleme alan müstakil eserler
yazılmıştır. Bu şekilde yüzyılın sonlarına kadar geçen ve
Osmanlı tarihinde “Klasik Dönem” olarak adlandırılan bu
süre içerisinde Osmanlı Devleti kendine özgü bir tarih
yazım alanı geliştirmiş ve bunu imparatorluğun son
dönemlerine kadar birtakım değişimlerle birlikte muhafaza
etmiştir.
Kaynakça
Adalıoğlu, Hasan Hüseyin (1999 ). “Osmanlı Tarih
Yazıcılığında Tevârih-i Âl-i Osman Geleneği”, Osmanlı, 8,
286-292.
Akbıyık, Hasan (2012) .Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Tarih
Yazımı, İstanbul: Kitabevi Yayınları.
Akbulut, Uğur (2007). “Kuruluş Dönemi Osmanlı
Tarihçiliği ve Tarih Yazma Gerekçeleri”, Atatürk
Üniversitesi KKEFD/JOKKEF, Sayı:15, 357-369.
Babinger, Franz (1992). Osmanlı Tarih Yazarları ve
Eserleri, (Çev: Coşkun Üçok), Ankara: Kültür Bakanlığı
Yayınları.
Baş, Eyüp (2005). “Dil-Tarih İlişkisi Bağlamında Osmanlı
Türklerinde Arapça Tarih Yazıcılığı”, Ankara Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: I, XLVI, 103-132.
Başar, Fehameddin (2002). “İlk Osmanlı Tarihçileri”,
Türkler, IX, (Ed: Hasan Celal Güzel-Kemal Çiçek-Salim
Koca), 409-416.
Başar, Fehameddin (2003). “Osmanlı Devleti’nin Kuruluş
ve Yükseliş Dönemi Siyasî Tarihi Üzerine Cumhuriyet
Döneminde Yapılan Çalışmalar”, Türkiye Araştırmaları
Literatürü, I, Sayı: 2, 25-56.
Carr, E. H. (1994). Tarih Nedir?, İstanbul: İletişim
Yayınları.
Emecen, Feridun (1995). “XIV. Yüzyıl Kaynakları
Arasında Bir Gezinti”, Prof. Dr. Hakkı Dursun Yıldız
Armağanı, 191-197.
Feldner, Heiko (2003). “The New scientificity in Historical
Writing around 1800”, Writing History / Practice, (Ed:
Setfan Benger, Heiko Feldner, Kevin Passmore), 3-23.
Hoca Sadeddin Efendi (1992). Tacü’t-Tevârih, I, (Haz.
İsmat Parmaksızoğlu), Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.
İmber, Colin (2000). “İlk Dönem Osmanlı Tarihinin
Kaynakları”, Söğüt’ten İstanbul’a Osmanlı Devleti’nin
Kuruluşu Üzerine Tartışmalar, (Derl: Oktay Özel-Mehmet
Öz), 39-71.
İnalcık, Halil (1962). “The Rise of Ottoman Historio Grapy
“, Historians of the Middle East, (Ed: P. Holt and B.
Lewis), 162-167.
İnalcık, Halil (2000). “Osmanlı Tarihçiliğinin Doğuşu”,
Söğüt’ten İstanbul’a Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu
Üzerine Tartışmalar, (Derl: Oktay Özel-Mehmet Öz), 93117.
İnalcık, Halil- Bülent ARI (2011). “Klasik Dönem Osmanlı
Tarih Yazıcılığı”, Türkiye’de Tarih Yazımı (Ed. Vahdettin
Ergin-Ahmet Şimşek), 105-121.
İnalcık, Halil-Mevlüt Oğuz (1989). Gazavat-ı Sultan
Murad B. Mehemmed Han, Ankara: Türk Tarih Kurumu
Yayınları.
264
i
İpşirli, Mehmet (1999). “Osmanlı Tarih Yazıcılığı”,
Osmanlı, VIII, s.425-435.
Öztürk, Necdet (1999). “Osmanlılarda Tarih Yazıcılığı
Üzerine”, Osmanlı, VIII, 257-261.
Kurat, Akdes Nimet (1935). “Bizans’ın Son ve
Osmanlıların İlk Tarihçileri”, Türkiyat Mecmuası, II, 185206.
Öztürk, Necdet “XV-XVII. Yüzyıl Osmanlı Tarihçileri ve
Eserleri”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Sayı: 25.
Öztürk, Necdet-Murat Yıldız (2013). İmparatorluk
Tarihinin Kalemli Muhafızları Osmanlı Tarihçileri,
İstanbul: Bilge Kültür Sanat Yayınları.
Le Goff, Jacques (1992). Hıstory and Memory, (Çev.
Steven Rendal and Elizabeth Claman), Newyork:
Columbia University Press.
Pıtcher, Luke (2009). Writing Ancient History, Newyork.
Linder, Rudi Paul (2000). “İlk Dönem Osmanlı Tarihinde
İtici Güç ve Meşruiyet”, Söğüt’ten İstanbul’a Osmanlı
Devleti’nin Kuruluşu Üzerine Tartışmalar, (Derl: Oktay
Özel-Mehmet Öz), 407-429.
Pıterberg, Gabriel (2003). An Ottoman Tragedy Hıstory
And Hıstoriograpy At Play, London.
Safran, Mustafa -Ahmet Şimşek (2011). “Anlatı
Bağlamında Tarih Yazımının Sorunları”, Bilig, Sayı 59,
203-234.
Lloyd, Christopher (2003). “History and the Social
Sciences”, History / Practice, (Ed: Setfan Benger, Heiko
Feldner, Kevin Passmore), 83-104
Sander, Oral (1973). ” Tarihte Yöntem”, Siyasal Bilgiler
Fakültesi, 28, 48-56.
Mehmet Neşri (1995). Kitab-ı Cihan-nümâ, I-II, (Yay. Faik
Reşit Unat- Mehmet A. Köymen), Ankara: Türk Tarih
Kurumu Yayınları.
Şimşek, Ahmet -Akif Pamuk (2010). “Tarih Yazıcıcığının
Dünü, Bugünü ve Yarını Üzerine Kısa Bir Bakış”, Tarih
Nasıl Öğretilir?, 21-45.
Menage, V. L. (1963). “The Managib of Yakshi Fagih”,
Bulletin of the Oriental anda African Studies, Sayı: XVI,
50-54.
Şirin, İbrahim (2002). “Osmanlı’da Tarihin Anlam
Arayışı”, OTAM, 11, 56-66.
Necip Asım (1326). “Osmanlı Tarih Nüvisleri ve
Müverrihleri”, TOEM, Cüz: I, 536-548.
Taşbaş, Erdal (2011). “Klasik Dönem Osmanlı Tarih
Yazarları ve Eserlerine Kısa Bir Bakış”, Metiterranean
Journal of Humanities, I/2, 54-64.
Özcan, Abdülkadir (1985). “Tevârih-i Âl-i Osman”, DİA,
XL, 579-581.
Tekindağ, Şehabettin (1971). “Osmanlı Yazıcılığı”,
Belleten, Sayı: XXXV/140, 655-664.
Özcan, Abdülkadir (2000). “İdris-i Bitlisî”, DİA, XXI,
485-488.
Tekindağ, Şehabettin (1988). “Neşrî”, İA, IX, 214-216.
Özcan, Abdülkadir (2003).”Fatih Devri Tarih Yazıcılığı ve
Literatürü”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Dergisi, İstanbul’un Fethinin 550. Yılı Özel Sayısı, Say:14,
55-62.
Togan, Zeki Velidi (1983). Tarihte Usul, İstanbul: Enderun
Kitabevi.
Tucher, Aviezer (2009). A Companion to the Philosopy of
Hıstory and Hıstoriagrapy, (Ed: Aviezer Tucher),
Blackwel: Blackwel Publısing.
Özcan, Abdülkadir (2013a). Osmanlı Tarihçiliğine ve
Tarihi Kaynaklara Genel Bir Bakış”, Fatih Sultan Mehmet
İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, Sayı:
1, 271-293.
Tursun Bey (1977). Tarih-i Ebu’l-Feth, (Haz. Mertol
Tulum), İstanbul: İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları.
Uzundal, Edip (2013/2). “19. Yüzyıl Tarih Yazıcılığı ve
Ahmed Cevdet Paşa”, Türk Tarih Eğitimi Dergisi, 108128.
Özcan, Abdülkadir (2013b). “II. Bayezid Devri Tarih
Yazıcılığı ve İlk Standart Osmanlı Tarihleri”, Fatih Sultan
Mehmet İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri
Dergisi, Sayı: 2, 141-153.
Ünal, Yenal (2010). “Türkiye’de Tarihçilik, Tarihçiliğinin
Gelişimi (15-20.YY) ve Türk-Batı Tarihçiliğine Örnek İki
Kitabın Karşılaştırmalı Analizi”, Kelam Araştırmaları, 8,
183-210.
Özcan, Ahmet (2000). Türkiye’de Popüler Tarihçilik 19081960, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Öztürk, Necdet (1989). “XV. Yüzyıl Osmanlı Tarihçileri
ve Eserleri”, Türk Dünyası Dergisi, Sayı. 25.
Yastı, Mehmet (2009). “Nişancı Mehmed Paşa’nın
“Tevârih-i Âl-i Osman” Adlı Eserinin Konya Yusuf Agah
Ağa Kütüphanesinde Bulunan Nüshası Üzerine”, Selçuk
Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı: 25, 1125.
Öztürk, Necdet (1999). “Osmanlılarda Tarih Yazıcılığı
Üzerine”, Osmanlı, VIII, 485-492.
265
Download

Klasik Dönem Osmanlı Tarih Yazıcılığı