Ekim­Kasım 2014
Partinin Sesi: 81
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ BİRLEŞİN
Şan olsun devrim yolunda ölümsüzleşenlere!
Şan olsun ölümsüzlerin bayraklarını dalgalandıran
devrim savaşçılarına!
7
PARTİNİN
SESİ
Sayı:81
Ekim
Kasım
2014
MARKSİST LENİNİST KOMÜNİST PARTİ MERKEZ YAYIN ORGANI
Kobanê'yi Savunmak İçin
Grev, Boykot, İşgal, Barikat, Serhildan, Ayaklanma!
Bölgenin sömürgeci devletleri, bölge gericiliği, ABD'nin başını çektiği
emperyalistler önce Kobanê'de, sonra Rojava'da ve ardından tüm bölgede
halk iktidarı seçeneğini, kendi kaderini tayin etme iradesini, halkların kurtuluş
umudunu öldürmek istiyorlar. DAİŞ onların celladıdır. Onur ve özgürlüğün
düşmanı bu faşist cellat, ellerinde Kürt, Arap, Ezidi ve Süryani halklarının
kanıyla yeni katiamlar peşinde. Kıyaslanmaz bir silah üstünlüğüne ve AKP
hükümeti ile Türk sermaye ordusunun desteğine dayanarak Kobanê'yi işgal
etmek istiyor.
Türkiye ve Kürdistan işçi sınıfını, kadınları, gençleri, yoksulları, emekçileri,
alevileri, antikapitalist müslümanları, hristiyan ulusal toplulukları Kobanê'deki
Sf. 2'de
BAŞYAZI
Siyasal Atılım İçin
Kadın Kitleleriyle Buluşmaya!
4. Kongremizde benimsenen kadın devrimi
çizgisi, hem partimizin kadın özgürlük mücadelesin­
de ulaştığı ideolojik, teorik, siyasal ve örgütsel
düzeyin, hem de Türkiye ve Kürdistan'da kadın
hareketinin elde ettiği siyasal kazanımların, nicel ve
nitel gelişkinliğin, komünist öncünün önüne koyduğu
nitel sıçrama görevine denk düşüyordu.
Sf. 3'te
İÇİNDEKİLER
Başyazı: Siyasal Atılım İçin Kadın Kitleleriyle
Buluşmaya!...........................................................3
Devrimci Düşüncenin Görüş Çapı ve Mesafesi.....8
20. Savaşım Yılında MLKP'ye Katıl!...............12
Bireycilik ve Bireysellik......................................17
Devrimci
Savaşımda
Ölümsüzleşenlerin
Yolundayız...........................................................21
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
büyük direnişin zaferi için AKP hükümetine ve sömürgeci faşist diktatörlüğe
karşı mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz. Grev, boykot, gösteri ve işgallerle,
kepenk ve kontak kapatarak, barikatlar kurarak, sıkıyönetim yasaklarını
çiğneyerek, kitle ayaklanmasına girişerek AKP hükümetine ve diktatörlüğe,
DAİŞ'e desteğini kesmesini, diğer kantonlarındaki PYD güçlerinin Kuzey
Kürdistan sınırlarından geçerek Kobanê'ye ulaşma hakkını kabul ettirelim.
Kuzey Kürdistan ile Rojava sınırında Kobanê'ye desteği engelleyen tüm faşist
sömürgeci yasakların son bulmasını sağlayalım!
Kobanê'de dalgalanan bayrak Filistin'de, Filipinler'de, Hindistan'da,
Kolombiya'da, Nepal'de, Tunus'ta Mısır'da, Avrupa banliyö ve meydanlarında,
ABD'deki siyahi isyanda dalgalanan bayraktır. Kobanê'de dalgalanan bayrak,
Türkiye'deki Haziran ayaklanmasında, Soma işçi katliamına ve kadın
cinayetlerine karşı mücadelede dalgalanan bayraktır.
Kobanê'de, “ya özgürlük ya ölüm” diyerek faşist işgalcilere direnen yiğit kadın
ve erkek savaşçılar tüm bölge halklarının onurunu, yeni bir yaşam umudunu
temsil ediyorlar. Onların cüretleri savaşım kararlılığını büyütüyor. Onların
hayranlık uyandıran savaşımı zaferi hazırlıyor. Onların dökülen kanları
özgürlük ağacını suluyor. Onlar, halklara doğrultulan namluların önünde
yükselen birer barikat, karanlığın perdesini yırtan parlak yıldızlardır.
Tüm devrimci ve antifaşist partileri, örgütleri, devrim, sosyalizm iddiasıyla
örgütlenmiş tüm güçleri Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da Kobanê'yi savunma
cephesinin en ön mevzilerine koşmaya, haklarımızın mücadelesini büyütmeye,
Kobanê'deki savaş siperlerinde dövüşecek gönüllüler göndermeye çağırıyoruz.
Gün tüm iddiaların ve sözlerin sınandığı gündür.
Faşist DAİŞ'i, bölgedeki sömürgeci
koruyucularını yenilgiye uğratmak için ileri!
destekçilerini
ve
emperyalist
Yaşasın Kobanê Direnişi!
Yaşasın Rojava Devrimi!
7 Ekim 2014
MLKP Merkez Komitesi
2
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
devrimci bir yüreğe hayat verecek olan "akraba tarzı"nın ve törenselliğin dışına
çıkmak, içerikle, eylemle varolmaktır.
Ve kitlelere gitmeliyiz. Türkiye ve Kürdistan halklar denizine. İşçileri, kadınları,
gençleri, kent ve kır emekçilerini, yoksulları, ezilenleri şehitlikteki anmalara
katmak, çocuklarına, yakınlarının, arkadaşlarının çocuklarına ölümsüzlerimizin
adlarını vermeleri istemek, ailelerini ziyaret etmelerini sağlamak, onlar için
radyolardan ezgi talebinde bulunmalarını, onlara dair kağıda dökülmemiş
anılarını yazmalarını, fotoğraflarının bir kopyasını vermelerini, şehitliklerin
yapımına katkıda bulunmalarını, bakımında görev üstlenmelerini örgütlemek
yolunda yorulmak bilmez bir çalışma yürütmeliyiz.
Devrim yolunda ölümsüzleşenler işçi sınıfının ve emekçilerin değeridir. Bu
değerle militanca, yoldaşlıkla ilişkilenilmelidir. Devrimi örgütleme ve zafere
ulaştırma kavgasını büyüterek, bu konuda kendini daha fazla ortaya koyarak
ölümsüzlerin anılarını yaşatmak, adlarını ve mücadelelerini yeni kuşaklara
taşımak, şehitliklerini kimsesiz bırakmamak, anne babalarının kızları, oğulları,
yoldaşları, sevgililerinin, kardeşlerinin arkadaşları, yoldaşları olmak komünist
savaşçıların boynunun borcudur. Partimiz güçlerini bu ideolojik kültürle
şekillendirmeyi, her tür ilgisizliğe, aşınmaya, akraba tarzına, törenselliğe karşı
mücadeleyi sürdürecektir.
Ölümsüzler, gaziler, tutsaklar devrim yürüyüşünün öncüleridir, işaret
fenerleridir, istikamet vericileridir. Uğradıkları irade kırılmasının veya
evrimcilikle malul politik çizgilerinin sonucu olarak, kayıplar vermeden, bedeller
ödemeden devrimcilik yapılabileceğini savunan, "akıllanarak" veya kerameti
kendinden menkul "teorik" lafızlarla, şiddeti karşıdevrimin tekeline teslim eden,
yasadışılığı, gizliliği, özgür politika yapmanın aracı değil de, gizli dernekçilik
çizgisinin amacı kılan parti ve gruplar veya bedelsiz devrimcilik peşindeki
bireyler yalnızca kendilerini avutuyorlar. Onlar en fazlasından büyük kavgaların
yorumcusu, büyük düşlerin, büyük devrimciliğin lafazanı olabilirler, fakat hiçbir
zaman öznesi olamazlar. 21. yüzyılın dünyası büyük bedeller, büyük devrimler
dünyasıdır. Partimiz ve militanları özneleşerek buna cevap olmayı,
ölümsüzlerin anılarını yüksekte tutmayı, onların en ileri insani niteliklerini yeni
toplumun mayasına dönüştürmeyi varlık nedeni sayacak ve başaracaktır.
Erdal'dan Serkan'a dalgalanan kızıl bayrak bunun nişanesidir.
Şan olsun devrim yolunda ölümsüzleşenlere!
Şan olsun ölümsüzlerin bayraklarını dalgalandıran devrim savaşçılarına!
23
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
başucuna gidilen de var, gidilmeyen de. Ve ne güzel ki, hepsinin, ama hepsinin
anıları, yükselen devrim bayraklarında, o bayrakları daha fazla yükseltmek için
geliştirilen sayısız çeşitlikteki devrimci çalışmada, devrimi örgütleme eyleminde
yaşadı, yaşıyor, yaşayacak. Devrim sürdükçe onlar gülüşlü gözlerle bakmayı
sürdürecekler.
Mustafa Suphi'ydi Ethem Nejat'tı adları. Deniz'di, Mahir'di, İbrahim'di. İrfan'dı,
Adil'di.
Şengül'dü, Yasemin'di, Işık'tı, Süleyman'dı, Demircioğlu'ydu, Ahmet Metin'di.
Vedat Demircioğlu'ydu Kerim Yaman'dı adları. İlker Akman'dı Kadir Tando­
ğan'dı. Mine Bademci'ydi Nizamettin Orhangazi'ydi. Zeki Erginbay'dı Necdet
Adalı'ydı. Tamer Arda'ydı Zeki Yumurtacı'ydı. Tamer Tabak'tı, Ömer Çimek­
en'di. Cemalettin Yalçın'dı Ömer Yazgan'dı. Seyit Konuk'tu Necati Vardar'dı.
Sibel Sürücü'ydü Murat Ördekçi'ydi. Hatice Yürekli'ydi Ümit Altıntaş'tı. Serap
Kolukırık'tı Talat Türkoğlu'ydu. Sabahat Karataş'tı Sinan Kukul'du. Nergiz
Gülmez'di Mehmet Demirdağ'dı. Yeter Güzel'di Cafer Cangöz'dü. Necla
Baksi'ydi, Hüseyin Arslan'dı. Sakine Cansız'dı, Kemal Pir'di Mazlum Doğan'dı.
Mehmet Ali Özpolat'tı Kenan Bilgin'di. Lale Çolak'tı Fatih Ökütülmüş'tü. Cennet
Değirmenci'ydi, Hacer İpek Samancı'ydı, Tamer Saatcioğlu'ydu, Münir
Dışkaya'ydı, Hayrabet Honca'ydı...Adları dağlar kadar birikenlerdir onlar.
Devrimin kutup yıldızları, sonsuz şarkılar. Devrimci savaşımın komutanları.
Partimiz, feda bölüğü olarak savaşı büyüterek, özgür, adil, sömürüsüz, cins
ayırımsız, sınırsız insani bir dünya özlem ve mücadelesinde ölümsüzleşen­
lerimizin anısını yüksekte tutmaya yeminli ve yazgılıdır. Marksist leninist bilinç,
sömürücülere ve zalimlere karşı zaptedilmez öfke, gürül gürül halk sevgisi,
sınır tanımaz bir savaşım istek ve cüreti tarafından belirlenen bu and ve yazgı,
20. mücadele yılında daha koyu çizgilerle herkesin gözleri önündedir.
Kasım boyunca, savaşımı büyütmek için yenilenme, sınırlarımızı aşma, hata
ve zaaflarımızla hesaplaşma sözü vermek için ölümsüzlerimizin başucuna
gideceğiz, anmalarda bir araya geleceğiz, anne babalarını, yakınlarını ziyaret
edeceğiz. Başardıklarından daha fazlasını başarmak, ideallerini zafere
ulaştırmak için, onların pratiğini aşma bilinciyle hareket etme, kendimiz
üzerinde çalışma, kendi gelişimimizi yönetme yolunda gerçek adımlar attığımız
ölçüde sözlerimizi tutma, görevlerimizi daha tam yerine getirme olanağı
bulacağız. Bu konudaki iradesizlikler militan bir bağlılığın varedilmesini
engelleyecek, törensel bir pratiğe yol açacaktır. Oysa devrimciye gerekli olan,
22
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
B A Ş YA Z I
Siyasal Atılım İçin
Kadın Kitleleriyle Buluşmaya!
4. Kongremizde benimsenen kadın devrimi çizgisi, hem partimizin kadın
özgürlük mücadelesinde ulaştığı ideolojik, teorik, siyasal ve örgütsel düzeyin,
hem de Türkiye ve Kürdistan'da kadın hareketinin elde ettiği siyasal
kazanımların, nicel ve nitel gelişkinliğin, komünist öncünün önüne koyduğu nitel
sıçrama görevine denk düşüyordu.
Kadına yönelik şiddete karşı kampanya başta olmak üzere, kimi başarılı
siyasal çalışmalara karşın, kadınlar arasındaki kitle çalışmamızda ve bu
cephedeki gelişimimizin bütününde oluşan zayıflama ve mevzi kayıplarının
temelinde, kadın komünistlerin öncülüğünde parti saflarında geliştirilen iç
aydınlanma süreci ve ideolojik kazanımların, buna denk düşecek bir siyasal
atılımla birleştirilememesi duruyordu.
Bugün bu ideolojik birikimi ve parti tarihimizin bu cephedeki siyasi, örgütsel
deneyim ve kazanımlarını, kadın kitlelerini kadın devrimi fikriyle buluşturma
yolunda bir siyasal atılıma dönüştürmek, kadın devrimi için savaşımımızın
güncel görevidir.
Kadın devrimini, öncelikle, bir siyasal program, kadın özgürlük mücadelesinin
en ileri siyasal programı olarak algılamamız, bir siyasal hareket olarak
kurmamız, kadın kitlelerinin devrimci mücadeleye kazanılması hattında gelişen
bir günlük siyaset ekseni ve tarzı olarak şekillendirmemiz gerekiyor. Kadın
devrimi, kadın cinsin erkek egemen sınıflı toplumdan kurtuluş programı, kadın
kitlelerinin eseri olacak bir siyasal ve toplumsal devrim mücadelesinin adıdır.
İdeolojik çalışmalarımızı ve bilinç yükseltme faaliyetlerimizi, gerek bu siyasal
iktidar mücadelesi içinde ve gerekse de siyasal iktidar koşullarında bu toplumsal
dönüşüme önderlik edecek kadro tipini yaratmak için yapıyoruz. Teorik
üretimimizin odağında bu mücadelenin önünü açmak duruyor. Örgütsel
çalışmalarımızı, bu siyasal mücadelenin çapını, vuruş gücünü yükseltmek için
yürütüyoruz. Bu tür bir amaç açıklığı, kadın devrimi yolunda bize daima
klavuzluk etmelidir.
3
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
Tersinden, siyasal çalışma, tüm bu çalışmaların da motorudur. İdeolojik
dönüşüm ve kadın özgürlüğünün teorisine yönelim bakımından kadın devrimi
fikri ve iç aydınlanma süreci ne derece önemli ve verimli olursa olsun, bu
çalışmaların da kendi sınırları var. İdeolojik bakımdan da ilerleyebilmek için,
siyasal mücadelenin, yani eylemin yıkıcı ve kurucu gücüne ihtiyacımız var. Bir
başka deyişle, kadın komünistlerin, hem kendilerini ve kadın kitlelerini cins
bilinci temelinde dönüştürüp eğitmede, hem de gerek saflarımızda, gerekse
toplumsal mücadele içinde kadın devriminin ideolojik hegemonyasını kurmada,
yani erkek egemenliğinin ideolojik olarak geriletilmesinde, siyasal eylemini
büyüterek ilerleme hattından yürümesi gerekiyor.
Tüm Parti Örgütleri Görev Başına!
Böylesi bir siyasal atılımı başarmak için, istisnasız bütün kadın komünistlerin
kendisini sorunun sahibi olarak görmesi ve tüm komünistler bakımından erkek
egemenliği ve geleneksellikle savaşımın merkezine de bu görevle ilişkilenişin
oturması gerekiyor.
Geçtiğimiz dönemde, kadın kitleleriyle buluşmada yaşadığımız daralma ve
mevzi kayıplarının geliştiği zeminin bir yönünü, parti çalışmalarının tümü
içerisinde özel olarak kadın taraftar ve üyeler kazanma çaba ve yöneliminin
zayıflaması ve silikleşmesi, diğer yönünü ise kadın kitleleri içerisinde sistematik,
sürekli siyasi ve örgütsel faaliyetin örgütlenemeyişi oluşturuyordu.
Yani bu dönemde bir yandan, genel faaliyetler içinde özel olarak kadınlara
yönelme, ilişkilenilen kadınlarla ise özel olarak kadın devrimi görüş açısından da
ilişkilenme, şu veya bu çalışmada kazanılan kadınları kadın devrimine
kazanmada darlık yaşanırken, diğer yandan kadınlar arasında kitle faaliyetinin
özgün gündemler, araçlar ve biçimlerle örgütlenmesinde ve yönetilmesinde,
alana özel kadroların belirlenip görevlendirilmesinde, burada süreklilik yakalama
iradesinde zaafiyetler yaşandı.
Kadın kitleleri arasında sürekli ve sistematik parti çalışmasının somut
sorumlularının, örgütler, bireyler, komisyonlar ve gruplar olarak, mutlaka
belirlenmesi ve örgütlenmesi, özgün kitle çalışması araçlarının çeşitlendirilmesi,
özgün örgüt biçimlerinin zenginleştirilmesi, özellikle demokratik kitle örgütü
kapsamındaki araçların yeniden yaratılması muhakkak gerekiyor. Ancak bu
yetmediği gibi, bu düzeyi kazanmak için de, partiye kadın üyeler, taraftarlar,
sempatizanlar kazanma görevine, kadın devrimi fikrini kitlesiyle buluşturma
görevine, kadın devrimini siyasal bir hareket olarak kurma ve şekillendirme
4
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
Devrimci Savaşımda
Ölümsüzleşenlerin Yolundayız
Kadın, erkek, çeşitli yaşlardan devrim neferiydiler. Aralarında devrimcilik yaşı
çok kısa olan da vardı, çok uzun olan da. Ciltler dolusu okumuştu bazısı, bir
kısmı yeni başlamıştı kitaplardan cephane çıkarmaya. Üyelik aidatı ödemişti
bazıları, bazıları üyelik hakkıyla buluşamamıştı henüz, hem de hiç de kısa
olmayan devrimci yaşamlarına rağmen. Kongre ve konferanslarda kolekti­
vizmin en yüksek düzeyde üretilişinde özneleşme olanağı bulanlar da vardı, bu
kurumlarla hiç tanışamayanlar da. Hiçbir önemli muharabeyi kaybetmeden
yürüyenlerin yanısıra, kimi muharebelerde yenilenler de oldu. Fakat savaşı
sürdürmekten geri durmadı hiç biri. Düzene boyun eğmeme, devrimci ideallerle
yaşama andını gerçek kıldılar. Faşist kuşatmalarda, idam sehpalarında,
işkencehanelerde, faşist saldırılarda, 1 Mayıs alanlarında, baskınlarda,
gözaltında kayıplarda, ölüm oruçlarında, açlık grevlerinde, zindan çarpışma­
larında, savaş hazırlıklarında, devrimci saldırılarda, grevlerde, boykotlarda,
barikat başlarında, emekçi semt direnişlerinde, ayaklanmalarda, bir profes­
yonel devrimci olarak ömürlerini verdikleri mücadele görevlerinin başındayken
bir hastane odasında veya üslerde yaşanan bir kazada, kentlerde, kırlarda,
ovalarda, dağ doruklarında yendiler ölümü. Özgür, eşit, onurlu, mutlu insanlık
dünyası için mücadele yürütmenin güzelliğiyle ölümsüzleştiler.
Bir bölümünün, bayrağı altında ölümsüzleştikleri partiler, gruplar bir savaşım
gücü olarak ayakta. Bir bölümününki, anlamlı bir politik varoluşu çoktan
kaybetse de, kendini amaçlaştırmış birer çevre olarak soluk alıp veriyor. Her iki
durumda da, ölümsüzlerin hayat ve mücadeleleri yeni kuşaklara aktarılıyor
böylelikle. Genç devrimciler onların isimlerini alıyor. Savaşı büyütmek isteyen
militanlar için birer güç kaynağına dönüşüyorlar. Bazılarının saflarında dövüşüp
son nefesini verdiği partileri, örgütleri dağıldı. Kimilerinin partileri, örgütleri
irade kırılmasına uğradı, politik reformculuk çizgisine savruldu. Fakat ne gam,
onlar bir "ad" uğruna değil, bir ideal uğruna yürümüşlerdi sonsuzluğa. Tek tek
her biri sosyalist bir gelecek uğruna savaştığına inanıyordu. Sömürü ve zulüm
çarklarının paramparça edilmesi, özgürlüğün, toplumsal eşitliğin, insan kardeş­
liği, insan yoldaşlığı dünyasının kurulmasıydı en gülüşlü, en aydınlık, en mutlu
düşleri. Başucunda fotoğraflı bir anıt taşı dikili olan da var, yattığı yer
bilinmeyen de. Yılda bir kez olsun çiçeklerle, sloganlarla, pankartlarla
21
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
Komünizmin Maddi Teknik Temeli Ve Komünist Bireysellik
Burjuvazi üretimin maddi teknik temelini sürekli geliştirmek zorundadır. O
ancak
böyle
yaparak
sermayenin
genişletilmiş
yeniden
üretimini
gerçekleştirebilir. Teknik temelin bu gelişmesi kaçınılmaz olarak çok yönlü
gelişmiş bireyleri gerektirir ve bu tip bireylerin genişletilmiş yeniden üretimine
kaynaklık eder. Fakat öyle bir an gelir ki üretim araçlarının toplumsal niteliği ile
bu araçların burjuva özel mülkiyet altında bulunmaları arasındaki çelişki
sürdürülemez olur. Bu, burjuvazinin üretici güçleri geliştirme yeteneğini yitirmesi
anlamına gelir. Çok yönlü gelişmiş bireyler ve ve buna uygun teknik temel
ortaya çıkmıştır ama burjuva üretim biçimi onların gelişmesinin önüne bir engel
olarak
dikilmiştir.
Çok
yönlü
gelişmiş
bireylerin
bireyselliklerini
gerçekleştirebilecekleri, üretebilecekleri koşullar artık yeterli değildir. Kapitalist
üretim biçimi aşılmak zorundadır. Kapitalist üretim biçiminin ürünü olan bu
bireyler ancak örgütlenerek ve savaşarak bu üretim biçimini aşabilirler.
Komünist bireysellik ancak böyle bir pratik içinde bilince çıkarılabilir.
Örgütlenmeden Savaşmak Mümkün Değil mi?
Neden olmasın! Herkes bir birey olarak da burjuva topluma karşı durabilir.
Böyle biri hem kapitalizme boyun eğmeyerek, hem de bir örgütten uzak durarak
kendini özgür hissedebilir. Bunun bir yanılgı olduğunu yukarıda ifade etmeye
çalıştık. Ama gerçekte bu bir yanılgı olmaktan da öte "bilinçli bir yanılgı" olarak
karşımıza çıkar. Küçük burjuva yaşam tarzından kopamayan, zorluklarla baş
etmekten uzak duran, devrimci emekçiliği ve disiplini yük gören; kısacası
kayıkla ne kadar açılırsa açılsın burjuva toplum limanına demirli gemisini
yakamayanların sığınağıdır bu.
İşte bu nedenlerden dolayıdır ki "bireysel takılma"nın, örgüt disiplininden uzak
durmanın kapısı burjuva bireyciliğe açılır. Burjuva toplumla derdi olan kişi o
topluma demirli gemilerini yakarak yola koyulur, burjuva düzeni yıkmak için
ondan daha sıkı bir örgütlü disiplin içinde olur.
Özgür bireyselliğin yolu burjuva düzenle tüm bağların kesilmesinden ve ona
karşı savaşmaktan geçer.
20
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
görevine istisnasız tüm çalışma alanlarından, tüm parti örgütlerinden kadın
yoldaşlar tutkuyla bağlanmak zorundadır. Bu görevleri, “tek işi bu çalışma olan”
dört başı mamur sayı ve nitelikte kadın kadroların görevlendirileceği meçhul
güne erteleme bakış açısından da vazgeçilmelidir. Tek işi veya kırk işinden biri
bu olan kadın kadroların görevli olduğu sayısız alanda görevin sahipsiz kalması
ya da silik yürütülmesi, sadece alana özel görevlilerin azlığıyla açıklanamaz.
Burada bir tutku zayıflığı, kadın kitlelerine güven ve bağlanma zayıflığı mutlaka
söz konusudur. O nedenle de kadın kitlelerine gitmedeki zayıflama, dolaysız
biçimde bir ideolojik sorundur. Tüm parti güçleri, özgürlük ve sosyalizm
mücadelesinin bu alandan gelişebileceğine dair tam bir inanç ve tutku sahibi
olmalı, kadın komünistler özel bir iddia sahibi olmalıdır. Kadın kitlelerini
kazanırsak, örgütlersek, parti ve devrimci mücadele gelişir, yeni bir toplum
hazırlığının temelleri güçlenir, bu konu kafalarda açık olmalıdır.
Saflarımızda erkek egemenliği ile mücadelenin çubuğu da daha fazla
siyasete, siyasetin sorunlarına doğru bükülmelidir. Başka bir deyişle, komünist
erkeğin kadın devrimi karşısındaki ideolojik duruşu, savunduğu görüşler ve sarf
ettiği sözlerden ve parti içi ortamlardaki pratik duruşlarından daha fazla, kadın
devrimi karşısındaki siyasal duruşu ile, kadın devriminin siyasal ve örgütsel
görevleri karşısında sergilediği performansla ölçülmeli ve tartışılmalıdır. Partinin
kadın yarısının önüne koyduğu görevleri ne kadar yerine getirdiği, siyasal ve
örgütsel planların parti örgütlerinde karşılık bulması için ne kadar mücadele
ettiği, ön açtığı, kitle çalışmasında kadınlara ne kadar yöneldiği veya yetmediği
durumda kadın yoldaşlarından yardım istediği, yönlendirdiği, siyasal
gündemlerde kadın gündemlerine ne kadar öncelik verdiği, bugün komünist
erkeğin kadın devrimi eksenindeki değişim ve dönüşümünün temel ölçütü
olmalıdır. Erkek komünistler görevler karşısındaki ilgisizliklerini demokratik
duruş adına savunma hatasına düşmemeli, öneri sunmada, ilişki çıkarmada
atak olmalı, eleştirilme riskini de almalıdır. Saflarımızda pratik direniş boyutu
zayıflamış, daha çok, iknadan yoksun suskunluk ve hata yapılmasını bekleme
biçimini almış erkek egemenliği ancak bu eksende geriletilebilir ve erkek
komünistlerin de devrimci temelde dönüşümü sağlanabilir.
Kadın Kitleleri Erkek Egemenliğine Karşı İsyanda!
Marksist leninist komünistlerin büyüyen kadın mücadelesi içerisinde saygın
yerini, öncü duruşunu pekiştirmesinin, bu hareket içinde yüzlerce ve binlerce ka­
dınla buluşmasının zemini fazlasıyla vardır. Kadınlar ezilmeyi, aşağılanmayı her
geçen gün daha fazla reddediyorlar, kendi toplumsal konumlarının farkına varı­
5
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
yorlar. Bu, 12 yıllık AKP iktidarının kadın düşmanı politikalarına karşı büyüyen
örgütlü, eylemli tepkinin yanı sıra ve daha çok, eş ve aile baskısına, erkek şid­
detine karşı süregiden can bedeli mücadelede görülüyor. Ancak bu bilinç henüz
kendiliğinden kolektif bir cins bilincine dönüşmüyor. Özünde, binlerce kadının
can verdiği militan bir mücadele, sayısız bireysel mücadelenin ve sınırlı örgütlü
mücadelenin toplamı olarak yürüyor olması itibariyle, bir bireysel dramlar top­
lamı ve duyarlıların sahiplenişi görünümünü alıyor. Bu, kadın gündemleri üzerin­
den yürüyen hemen hemen tüm mücadelelerin en derin handikapı olarak, hangi
sorunu çözerek ilerlemek gerektiğini gösteriyor. Burada öncü komünist kadın­
ların ve komünist partinin doğru şiarlar ve araçlarla devreye girmesi gerekiyor.
Genç kadınların bireysel cinsel özgürlük talepleriyle toplumsal özgürlük, siya­
sal özgürlük talepleri hiç olmadığı kadar pratik biçimde iç içe geçmiş durumda.
Sermaye, devlet, aile eliyle yürütülen şiddete karşı mücadele, açık ki Türkiye
ve Kürdistan'da kadın hareketinin başlıca özgün gündemi olarak, birleşik bir
kadın hareketi biçiminde gelişiyor.
Rojava'da büyüyen devrimci seçenek, Ortadoğu merkezli bir kadın devrimi
hareketinin gelişiminde umut ve ilham kaynağı oluyor.
Toplumsal mücadelenin tüm gündemlerinde taraf olma, kadın kitlelerini her
vesileyle erkek egemen kapitalist düzene karşı taraf haline getirme, bu saflaşma
içinde kadın kimliği ve bilincini kazandırma, kadın devrimini bu kitlelerin eseri
olarak büyütüp kazanma hattından yürümek sorumluluğunu taşıyoruz. Bunu
başarmak için bütün gücümüzü, deneyimimizi, yeteneklerimizi seferber etmek
zorundayız.
Kadının Cins Bilinci Kadın Kitlelerine Güvenindedir!
Kadın devrimi, güçlü, meşru, sarsıcı bir fikir olarak komünist kadınlarda yük­
sek bir duyarlılık, bilinç ve özgüven geliştirdi. Bu bilinç ve özgüven, herşeyden
önce, yüksek, sarsılmaz bir inanç olarak kadın kitlelerine güvende, mücadelenin
gelişim sorunlarının çözümünü, kadın devriminin ilerleme kanallarını onlarla
birlikte arama yöneliminde, kadın kitlelerinin sorunlarına, acılarına, umutsuz­
luğuna, yalnızlığına duyulan empatinin onları devrim saflarına çekerek özgürleş­
tirme isteğine dönüşmesinde yansıma bulmalıdır. Dıştancı, buyurucu, aydınlan­
macı, bürokratik tarzdan kitle çalışmasının tümünde uzak durmak gerekiyorsa,
kadınlar arasındaki kitle çalışmasında bin kat daha uzak durmak gerekiyor.
Çevremizdeki, partiye, devrime katkı sunmaya hazır, ancak kendi kadın kimliği
ve konumu konusunda kafası açık olmayan emekçi kadınlardan başlayarak tüm
6
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
Örneğin bireysel çıkar ve rekabet proletaryanın çıkarına değildir ama
burjuvazi ideolojik hegemonya araçları ile proletarya ve halk gençliği arasında
bireyciliği ve bireysel rekabetçiliği egemen kılmaya çalışır. Böylece onların
örgütlenme ve dayanışma bilincini dumura uğratmak ister. Burjuvazi bir sınıf
olarak ne kadar örgütlüyse proletarya ve müttefiklerini o denli örgütsüz kılmak
için didinir durur. Proletarya ve diğer emekçi sınıflar toplumun büyük çoğun­
luğunu oluştursalar da örgütsüz bireyler olarak kaldıkları müddetçe burju­
vazinin iktisadi, siyasi ve ideolojik hegemonya araçları karşısında hiçleşirler.
Bu nedenledir ki burjuva toplum içinde burjuva olmayan bir birey ne kadar
isyankar olursa olsun, örgütlülükten uzak duruyorsa, örgütsüzlüğün propagan­
dasını yapıyorsa, gerçekte burjuva sınıfın çıkarları doğrultusunda hareket
etmiş, onun ideolojik hegemonyasını üreten aygıtlardan birine dönüşmüş olur.
Komünist Örgütlülük Bireyselliği Öldürür mü?
Elbette öldürür. Ama hangi bireyselliği?
Burjuva toplumda bireysellik burjuva sınıfın ekonomik, siyasal ve ideolojik
hegemonyası ile sınırlanmıştır. Bireysel özgürlük her seferinde bu sınırlara
gelip çarpar. Örneğin uluslararası tekellerin egemenliği koşullarında tek tek
bireylerin bağımsız iktisadi varlıklarını sürdürmesi mümkün müdür? Burjuva
devlet aygıtının egemenlik çarkı örgütlü karşı saldırı olmadan kırılabilir mi?
Bireysel güçleri birleştirmeden devletin ideolojik aygıtları etkisizleştirilebilir mi?
Örgütsüz birey kendini burjuva toplumun ne denli dışında görürse görsün
gerçekte burjuva toplumun bir parçası, o toplumun egemenlik ilişkilerine tabi
bir birey olmaya devam eder.
Burjuva toplumun egemenlik ilişkilerinin dışına çıkmak pratikte onu
reddetmekle mümkündür. Bu reddediş ancak ve ancak burjuva örgütlenmeye,
karşı bir örgütlenmeyle yanıt vermekten geçer.
Komünist örgütlülük önceki bireyselliği öldürür ama yerine daha yüksek bir
bireyselliği, komünist bireyselliği koyar. Politik ve ideolojik fikirleri ne denli anti
burjuva olursa olsun tekil birey burjuva toplumla sınırlandırılmıştır. Bu sınırlar
içinde kaldığı müddetçe onun bireyselliği burjuva bireyciliğinin bir türü olarak
yeşerip gider.
Komünist örgütlü hayat içinde yeni tür bir bireysellik doğar, bu, burjuva
toplumun sınırlarına tabi olmayan, burjuva bireycilikten arınmış bir bireyselliktir.
Bu, kolektif etkin bireyselliktir.
19
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
daha sıkı bir örgütlülüğe kavuşturulduğu ortada. Giderek daha da büyüyen
devasa bir denetim ağı, devasa bir bürokrasi, devasa bir maliye, istihbarat,
polis, ordu teşkilatı bunun yeterli kanıtları olsa gerek.
Şehirleşmenin, okullaşmanın bir önceki yüzyıla göre ulaştığı seviye gözler
önünde. İnternet teknolojisindeki gelişme ise sosyal ilişkiler ağını bu güne
kadar görülmedik biçimde geliştirmiştir.
Bireyci Rekabet: Burjuva Toplumun Kan Dolaşımı
Burjuva toplum ancak bireysel çıkar ve rekabet temelinde var olabilir. Bu ikisi
burjuva hayatın kendisidir. İktisadi, siyasal ve sosyal yaşamın örgütlenme
düzeyinin sürekli yükseltilmesi ile bunun bireysel çıkar ve rekabet temeli
üzerinde gerçekleşiyor olması çelişki olarak görülebilir. Doğru, bu bir çelişki,
burjuva toplumun temel çelişkisi. Bu, üretim araçlarının toplumsallaşması ile
bunların burjuva özel mülk nitelikleri arasındaki temel çelişkinin bir başka
ifadesi. Toplumsallaşma çelişkinin olumlu yanı iken bireycilik onun olumsuz
yanını temsil eder. Buna zıtların çelişkili birliği diyoruz. Bu çelişki
sonsuza kadar devam etmez, çelişki çözülmek zorundadır. Üretim araçları
üzerinde bireysel mülkiyet, bireysel çıkar ve bireysel rekabet çelişkinin
olumsuz yanı, çürüyen yanı olarak sökülüp atılmalıdır. Bu, burjuva üretim
ilişkilerinin, burjuva sınıfın, bir başka deyişle burjuva toplumun ortadan
kaldırılması anlamına gelir. Bu da ancak burjuvazinin siyasal örgütlülüğüne
karşı işçi sınıfı ve ezilenlerin güçlü siyasal örgütlülüğüyle, örgütlü burjuva zora
karşı örgütlü devrimci zorla mümkündür. Burjuvazinin en çok korktuğu da
budur. Tehlikeyi bertaraf etmek için iktisadi, siyasi ve ideolojik araçlarını
devreye sokar.
Tersine Bilinç
Burjuvazi burjuva toplumun sömürücü egemen sınıfıdır. Burjuvazi bu
egemenliğini devletle yürütür. Ama bu siyasi egemenlik ancak ideolojik
hegemonyasını sürdürebildiği koşullarda mümkündür. İdeolojik hegemon­yanın
dağıldığı koşullarda devasa siyasi aygıtlar işlemez olur.
İdeolojik hegemonyadan kastedilen nedir?
Egemen sınıfın kendi çıkarlarını, bu çıkarlara uygun yaşam ve düşünce
tarzını, sömürdüğü, egemenlik altında tuttuğu sınıf ve tabakalara
benimsetmesi, kendi çıkarlarını, bunlar toplumun ortak çıkarlarıymış gibi kabul
ettirmesidir.
18
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
kadın kitlemizi kadın devrimi çizgisine kazanma ve siyasal olarak harekete
geçirme, kadınların toplumsal mücadelede yer alma bakımından bu en ileri
kesimleri ile buluşacak bir dil kurmada dahi zaman zaman yaşadığımız
sıkıntıları aşacak bir açıklık, kapsayıcılık, yoldaşlaşma bilinci ile hareket etme,
kadın cephesinde yaşadığımız kadrolaşma ve kurumlaşma sorunlarını daha
geniş kadın güçlerine dayanarak aşma yolundan ilerlemeliyiz.
Kitle Çalışmasının Araçlarını Büyütelim!
Kadın devriminin güncel siyasetini kurmak, dönemin doğru şiarlarını, talep­
lerini saptamak kadar ve daha çok, bu şiarları kadın kitleleriyle buluşturmak
anlamına geliyor. Genel ajitasyon ve siyasallaştırma kadar, birebir örgütleme
çalışmaları da hak ettiği yeri bulmalı. Yerellerin tek tek, mevzi mevzi bu
bakımdan da kazanılmasını örgütlemek gerekiyor. Tek tek her bir yerel örgütü­
müzün kitle çalışmasında gideceği kadın niceliği bakımından hedefler koması,
kazanacağı üye ve aktivist niceliği bakımından hedefler koyması, özel olarak
kadın kitleleri arasında çalışmakla yükümlü sorumlu ve örgütleri ne kadar
sürede hangi yoldan kazanacağı konusunda hedefli çalışması, kadın komü­
nistlerin bu hedeflerin oluşturulmasına ve denetimine öncülük etmesi şart.
Genel siyasal ve örgütsel çalışmalarımızın kadın devrimi görüş açısıyla
yönetilmesi kadar, merkezi ya da yerel kadın örgütlerimizce kararlaştırılan
pratiklerin yerellerde somutlanması da vazgeçilmezdir.
Kadın kitleleri içinde günlük düzenli sistematik çalışmanın yeniden
kazanılması gerekiyor. Bunun için yayın, bildiri vb süreklileştirilmiş ajitasyon
araçları kadar örgüt biçimlerini de çeşitlendirmek, özellikle yerellerin özgün
inisiyatif ve yaratıcılığının rolünü oynaması gereken en temel alan.
Haziran ayaklanması, bir kez daha, kitlelerin kendi sorunlarının çözümünü
fiilen örgütlemeye girişmelerinin yaratıcılık, özgüven, siyasallaşma bakımından
nasıl sıçramalı gelişmeler ortaya çıkardığını gösterdi. Şiddet, yoksulluk, Rojava
ile somut dayanışma gibi sayısız gündem üzerinden kadınlar arasında böylesi
yerel dayanışma örneklerini ortaya çıkarmak, kadınlar arasında kitle
çalışmasını, yerel dayanışmayı güçlendirici, sorunların çözümünde özneleştirici
yöntemlerle beslemek, isyanında, çözüm arayışında yalnız olan kadınlara
kolektif cins bilincini kazandırmanın somut yöntemleri olarak gündemleştikçe o
sıçramalı gelişmeler yenileriyle buluşacaktır. Öncülük ve önderlik bu buluşmayı
sağlama pratiği dışında varedilemez.
7
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
Devrimci Düşüncenin Çapı
Ve Görüş Mesafesi
20. yılında partimizin ulaştığı nitelik düzeyi anlamak, partili militanın
başarısının birinci temel koşuludur. Parti, devrim için emek veren tüm
insanların, en başta şehitlerimizin, gazilerimizin, tutsaklarımızın devrimci ve
sosyalist ideallerini gerçekleştirmek için, işçi sınıfı ve ezilenlerin kurtuluşu için
vardır. Partinin nitelik olarak ulaştığı düzey devrimci gelişmeyle, Türkiye ve
Kürdistan birleşik devrimiyle, bölge devriminin gelişimiyle bağlıdır.
20 yıllık tarihi boyunca partimiz, sayısız başarılar kazandığı gibi başarısız
olduğu, “yenilgi” aldığı anlar, durumlar da oldu. Krizler de yaşadı. Partimiz
“yenilgilere” yenilmediği gibi, kriz anlarında metanetini kaybetmedi, yolunu ve
yönünü şaşırmadı. Bir özeleştiri hareketi olarak, devrimci ve komünist
hareketin rönesansı olarak yenilgilerinden, başarısızlıklarından öğrendi,
özeleştiri temelinde yenilendi, krizleri her zaman devrimci bir şekilde çözmeyi,
yeni bir devrimci atılımın başlangıcı yapmayı da başardı. Türkiye ve Kürdistan
birleşik devriminin, bölge devriminin devrimci yol arayışı olarak kuruluş ilke ve
amaçlarına bağlı kalarak, kendi devrimci yolunda kendini aşarak ilerledi.
Krizleri, “yenilgi”leri her defasında tarihi boyunca inşa ettiği devrimin özgün
gelişme çizgisinde derinleşmenin devrimci imkanına dönüştürdü.
Partimizin elde ettiği nitelik düzeyi demokratik cephenin kuruluşunda aldığı
insiyatif ve üstlendiği sorumlulukta, Haziran barikatlarının öncülüğünde,
duraksamaksızın Rojava Devrimi'ne katılmasında, Şengal'in ve Ezidi
halkımızın savunmasında yer alma ataklık, cüret ve sorumluluğunda kendini
çarpıcı biçimde göstermiştir. Parti militanı, düşünce ve eyleminde ancak bu
gerçeğe dayanarak ve bu gerçekten güç alarak büyük devrimci görevlerin
üstesinden gelebilir.
Erdalların, Şengüllerin, Ocakların, Demircioğullarının, Ali Haydarların,
Yeterlerin, Tuncayların, Yaseminlerin, Serkanların partisinin her militanı bugün
her şeyden önce ancak partinin elde ettiği nitelik düzeyi kavrayarak, devrimci
görevlerinde başarılı olabilir. 20 yılda elde ettiği nitelik düzey, militanlarının ve
partinin devrimci sorumluluklarının misliyle artmış olmasından başka bir
anlama gelmez.
8
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
Bireysellik Ve Bireycilik
Haziran ayaklanması faşist rejimden kopmuş ya da kopmaya hazır
milyonlarca insan bulunduğunu gösterdi. Kopuşma sürecindeki bu insanların
ana gövdesini genç kadın ve erkekler oluşturuyordu.
Ne ki kopuşma halindeki bu insanların ezici çoğunluğu örgütsüzdü.
İsyankar Ama Örgütsüz
Bu örgütsüzlüğün başlıca iki sebebinden söz edilebilir. Birincisi, örgütlenme
bilincinden yoksunluktur, ki, isyankar kitlenin büyük bölümü bunlardan
oluşmaktaydı. İkincisi, bilinçli olarak örgülülükten uzak duran bir kesimin
varlığıdır. Bunlar isyankar kitlenin küçük bir kesimini oluştursalar da hareket
halinde ve zaman zaman sürükleyici konumda olmaları onları etkili ve önemli
kılmaktadır. Daha da önemlisi isyankar gençler arasında “bireysel takılma”
eğiliminin güçlenmesi, isyankar ama örgütsüz birey olmanın yüceltilmesidir.
Doğru Konum Yanlış Bilinç
Faşizmin ve kapitalizmin çeşitli tezahürlerine karşı isyan eden birey doğru
yerde duruyordur. Ne var ki bu birey örgütlenme bilincinden yoksunsa ya da
bilinçli olarak örgütlülükten uzak duruyorsa öfkesi ne kadar derin ve şiddetli
olursa olsun faşizmin ve kapitalizmin temellerine yönelemez. Dahası
örgütsüzlüğü bilinçli olarak tercih eden birey duyguda, eylemde ve kişisel
yaşamında ne denli devrimci ve paylaşımcı olursa olsun burjuva bilincin nesnel
üretim kaynaklarından biri olmaya devam eder.
Örgütlü Burjuva Toplum
Burjuva toplum kendinden önceki toplum biçimlerine kıyasla en örgütlü
olanıdır. İktisadi, siyasi ve sosyal yaşama bakarak bunu kolaylıkla
gözlemleyebiliriz. Bilgisayar on binlerce ayrı işin ve işlevin tek bir alet içinde
toplanmasından başka nedir ki? Üretimin, ticaretin, mali işlemlerin örgütlülüğü
dünyasallaşmadı mı? Tek tek ulusal pazarlar bütünleşik bir dünya pazarı haline
gelmedi mi?
İktisadi yapıda örgütlülüğün sürekli daha yüksek düzeyde geliştirilmesi eğilimi
dolaysız biçimde siyasi yapıda karşılığını buluyor elbet. Burjuva devletin giderek
17
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
Halklarımıza faşist terör uygulayanlardan, elini emekçilerin ve ezilenlerin
kanına bulaştıranlardan, işkencecilerden, adaletsizlik çarkını çevirenlerden,
muhbirlerden, halk düşmanı çetelerden hesap sormak partimizin boynunun
borcudur.
MLKP, feda ruhu ve cüretle, adanmışlık ve yaratıcılıkla tüm bu konularda
mücadele çıtasını yükseltme yolunda ilerleyecek, öncü ve önder partinin
gerektirdiği güçlü bir iradeyle ve her tür bedeli ödeyerek özgürlük ve sosyalizm
bayrağını dört bir yanda dalgalandıracaktır.
Partimiz, kendini işçi sınıfı ve emekçi insanlığın kapitalist kölelikten, her tür
ulusal ve cinsiyetçi eşitsizlikten, cehalet ve mutsuzluktan, onursuzluk ve
biçarelikten, zulüm ve aşağılanmadan kurtuluşuna adamıştır. Devrim, proletarya
iktidarı ve diğer herşey bu kurtuluş için önemli, kaçınılmaz ve değerlidir. Fakat
asla kendi başına amaç değildir. Amaç sömürüsüz, sınıfsız, toplumsal cins
ayırımsız ve sınırsız bir insan kardeşliği dünyasıdır. Onurlu, özgür ve mutlu
insanlıktır.
Adalet, özgürlük ve halklara eşitlik isteyen, insani ve özgür yeni bir dünya
düşleyen tüm işçileri, kadınları, gençleri, emekçi köylüleri, aydınları, sanatçıları,
bilim insanlarını, sporcuları, basın emekçilerini, emekçi memurları, yoksulları,
işsizleri, emeklileri, 20. yılında partimizin saflarına katılmaya, yürüttüğü haklı
devrimci savaşımı yaymaya, bilgi ve istihbarat aktararak, imkan sağlayarak,
mali katkı sunarak, eylemlerine katılarak desteklemeye çağırıyoruz.
MLKP, 20. savaşım yılında daha büyük kavgalara atılmaya, devrim şehitlerinin
ideallerini zafere ulaştırmak için tüm varlığını ortaya koymaya hazırdır!
Tek Yol Devrim Yaşasın Sosyalizm!
Devrimin Zaferi İçin Yaşasın MLKP!
Yaşasın Dünya Devrimi!
5 Eylül 2014
K. Gökdeniz
MLKP Genel Sekreteri
16
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
Partinin elde ettiği nitelik düzey, bütün parti örgütlerinin, hangi parti görev ve
sorumluluğunu üstlenmiş, hangi alanda parti çalışmalarını yürütüyor olursa
olsun istisnasız bütün parti militanlarının “büyük düşünme”sini emrediyor.
“Büyük düşünme”nin, değişik zamanlarda emekçi sol harekette moda olan
“büyük düşünme” retoriğiyle yakından uzaktan ilgisi, ilişkisi yoktur. Partimiz her
zaman devrimci lafazanlıkla arasına kalın bir duvar örmeyi başardı, her zaman
teorisiyle pratiğinin, sözüyle eyleminin tutarlılığını bir devrimci özeleştiri
hareketinin cüret, açıklık ve gerçekçiliğiyle denetledi. Sözü ile eylemi arasında
mesafe açıldığında iç ideolojik mücadeleyi geliştirerek, örgütsel önlemler
alarak devrimci tutarlılığını yeniden inşa etti, korudu, sürdürdü.
“Küçük düşünmek” kısımcılıktır örneğin. Dar anlamda kendi alanını, kendi
cephesini düşünmek, alanın bütünle bağını kaybetmektir, devrimci düşüncenin
daralıp büzülmesi, sınırlanıp küçülmesidir. Partinin ve devrimci çalışmanın
bütünlüğünün, alanın bütünle bağıntısının belirsizleşmesidir. Parçadaki dev­
rimci eylemin anlam kaybına uğramasıdır. Kuşkusuz parti çalışmasının,
devrimci hazırlık ve eylemin bütün “parçaları” önemli ve değerlidir. Fakat hiçbiri
kendi başına yeterli değildir. Parti çalışmalarının ayrı ayrı bütün cephe ve alan­
larının, sayısız kesimlerinin bütünden görülmesi, partinin gelişimi ve devrimin
örgütlenmesinin gerekleri, ihtiyaçları ve geleceğinden görülmesi parti militanın
devrimci görüş açısının genişliğini ve keza görüş mesafesinin ufkunu açar.
Büyük düşünmek örneğin partiyi düşünürken daha büyük olanı, devrimi,
devrimi örgütlemeyi, devrimci gelişmenin öncülük ve önderlik ihtiyaçlarını
yanıtlamayı merkezde tutmayı, devrimin önderliği olarak gelişen devrimci
gerçeklik olarak partiyi düşünmektir. Örneğin eğer parti militanı işçilerin ve
ezilenlerin alternatifini oluşturmanın, bölgede gelişen devrimci durum ve
demokratik cephenin belirginleşmesiyle tamamen olanaklı hale geldiğini ve
partimizin demokratik cephe içerisindeki devrimci sorumluluk ve pozisyonunu
kavrayamazsa, devrimci görevlere bu zaviyeden bakamazsa büyük düşünüyor
olabilir mi? Gelişmesinin yaşamsal ihtiyacı olarak ortaya çıkan demokratik
cephenin örgütlenme seferberliğinin önünde ve başında yürümeyi, demokratik
cephe içinde ve dışında devrimci önderliği durmaksızın güçlendirmeyi emreder
büyük düşünüş. Büyük düşünmek devrimi düşünmektir. Devrimci gelişmenin
ihtiyaçlarına yanıt olmaktır.
Demokratik cephenin ve demokratik cephe etrafında işçiler ve ezilenlerin
alternatifinin belirginleşmekte olduğu içerisinden geçmekte olduğumuz
dönemde Çankaya seçimleri sürecinde Halk Cephesinin benmerkezci
9
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
dayatmacılığının yarattığı çatışma ortamı küçük hesapların ve küçük düşünüş
aymazlığının eseri değil midir? Örgütünü herşey sayan grupçu görüş açısı dar
olduğu kadar da küçüktür, halklarımız arasında çatışmayı provoke edecek denli
sorumsuz ve benmerkezcidir.
Ya da Birleşik Muhalefet Hareketi'ne (BMH'ye) bakalım. Bu “hareket” neyin ve
ne için alternatifi olmaya çalışmaktadır? Hareketin halklarımızın özgürlük
temelinde eşitliğini ve birliğini strateji edinmediğini, oluşturucu yapıların Kürt
ulusal devrimine bakarkör yaklaşımlarından, yurtsever devrimci hareketle ittifak
oluşturmaktan, cepheleşmeden kaçınmayı politika tarzı edinmelerinden
anlıyoruz, biliyoruz. “Hareket”i tırnak içerisine alıyoruz çünkü ortada söz var,
hatta radikal lafazanlık var, eylem yok! Olacak mı, göreceğiz. Hareketin
oluşturucu bileşenleri neden demokratik cephenin inşasına katılmadılar? Ve ne
oldu da şimdi BMH'yi oluşturdular? Küçük hesaplar ve küçük düşünüşten
bırakınız büyük ve devrimci sonuçları, politik bakımdan anlamlı bir sonucun
çıkması bile mümkün değildir.
Yönümüzü devrimimizin Rojava cephesindeki duruma ve yaşamsal devrimci
görevlere dönelim. Rojava Devriminin ve Şengal'in savunmasını canında
kanında hisseden parti militanı, sınırsız bir yaratıcılıkla envai çeşit biçimlerde
kitle dayanışmasını örgütlemeyi, her meslekten ve her yaştan demokratı, ilericiyi
bilfiil devrimci inşa ve savunmaya katılmaya, halk gençliğimizi devrim
savaşçıları olarak Rojava devrimini savunmaya seferber etmeyi görevi
bilmezse, bunları kim olduğu bilinmeyen başkalarının görevi sanırsa burada
büyük düşünüşten sözedilebilir mi!
Ya da partinin gücünün göreli sınırlılığını gören, ama partinin ulaştığı nitelik
düzeyi göremeyen, partinin eksiklerini, yetersizliklerini gören ama başarı ve
kazanımlarını, güçlü yanlarını, ulaştığı politik önderlik ve örgütleme yeteneğini
anlamlandıramayan, ormanı göremeyen düşünüş devrimci düşüncenin
büzülmesi, daralıp küçülmesi değil midir?
Kuşkusuz nicelik önemsiz ya da ihmal edilebilir değildir. Somut gerçekler
karşısında önemli olan niteliktir diyen görüş bizden uzak olsun. Nicelik
önemlidir. Hatta niteliğin belli düzeylerinin açığa çıkabilmesi niceliğin belli
kerteleri aşmasını önvarsayar, bu, yeni nitelik düzeyin kendisini göstermesinin
koşuludur. Diğer bir anlatımla niceliğe bağımlıdır. Parti militanı ancak partinin
ulaştığı nitelik düzeyi kavrarsa, ayırdında olursa, kendini ölçülebilir çap ve
büyüklükte nicelikler biçiminde ortaya koyan günlük parti çalışmalarının, devrimi
örgütleme çalışmalarının paha biçilmez devrimci değeri ve önemi, gerektirdiği
10
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
strateji sorunu, mücadele araç
ve biçimlerine bakış, kadın
özgürlük
savaşımı,
ulusal
özgürlük mücadelesi, birleşik
devrimci ve demokratik müca­
dele ve enternasyonalizm zih­
niyeti, bölge devrimi perspek­
tifi, tek tek ülkelerdeki devrim­
lerin kendini amaçlaştırma­
ması, dünya devrimi hedefin­
den kopmaması görüş açısı
bunların başında gelir.
MLKP, Türkiye ve Kürdistan
devriminin önderliğine hazırdır.
MLKP
bölge
devrimine
önderlik iddiasında düşünsel
hazırlığını yeni bir düzeye taşımış, bunun ilk pratik adımlarının dersleriyle
donanmış bulunuyor.
Partimizin programı, stratejisi, örgüt yapısı, kadro niteliği her iki düzeydeki
önderlik iddiamızın gereklerine cevap verecek yetkinliktedir.
İşçiler, Kadınlar, Gençler, Emekçi Halklarımız!
MLKP işçi sınıfının örgütlü ve öncü müfrezesi olarak, tüm ezilenlerin özgürlük
ve demokratik haklar kavgasının bayrağı, sesi, iradesi ve yumruğudur. O
nedenledir ki, parti güçlerimiz işçilerin, kadınların, gençlerin, kır ve kent
yoksullarının, küçük esnafların, emekçi memurların, halklarımızın alevi
bölüklerinin, antikapitalist müslümanların, lgbtilerin, Kürt halkımızın, Çerkes,
Gürcü, Laz, Abhaz, Ermeni, Rum, Süryani, Ezidi, Arap, Boşnak, Roman ulusal
topluluklarının faşist diktatörlüğe, inkarcı sömürgeciliğe, erkek egemen
devlete, sermaye düzenine ve emperyalizme karşı mücadelesinin içindedir,
taleplerinin ve eylemlerinin omuzdaşı, emekçisi, öncüsüdür.
Zenginlerin, sömürücülerin, zalimlerin hizmetindeki polis ve ordu güçlerinin
işçi ve ezilenlerin haklı mücadelelerine, zulme ve tecrite direnen özgür tutsak­
lara saldırılarına karşı, devrimci kitle şiddetine ve askeri mücadele biçimlerine
dayalı savunma eylemleri örgütlemek partimizin boynunun borcudur.
15
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
İşçiler, Ezilenler, Yoksullar!
MLKP, Türkiye ve Kürdistan birleşik devriminin özgün yolunu arayışın aklı ve
eylemidir.
MLKP, 1995 Gazi ayaklanmasında ve 2013 Haziran ayaklanmasında ışıldayan
hücum ruhu ve zafer perspektifidir.
MLKP, gözaltında kayıplarda ve sonraki bir çok örnekte somutlanan devlete ve
egemenlere gündem dayatma tarzı, anlayışı, Sultanbeyli baskınında cisimleşen
politik askeri savaşım zihniyetidir.
MLKP, üniversiteli gençliğin 4­5 Şubat 1996 isyanının, liseli ve üniversiteli
gençliğin son 20 yıldaki pek çok öne atılışının öncülüğünü yapan genç komünist
iradenin partisidir.
MLKP, İstanbul'u emperyalist nato'ya dar eden devrimci iddia ve devrimci
kararlılıktır.
MLKP, inkarcı sömürgeciliğe karşı kampanyalardan politik askeri eylemlere,
canlı kalkan pratikleri ve demokratik barış talepli mücadeleden ırkçı saldırı ve
linç güruhlarına karşı eylemlere değin Kürt ulusal özgürlük mücadelesinde net
bir duruş ve Kürdistan'da sosyalist yurtsever bir varoluştur.
MLKP, iş cinayetlerine karşı yükseltilen kavganın öncü bölüğüdür.
MLKP, kadın cinayetlerine karşı kurulan barikatın iradesidir.
MLKP, Rojava'da, Şengal'de yükselen bir birleşik devrim odağı, bir Kürdistani
komünist seçenek, bölge devrimi iddiası ve enternasyonalizm çizgisidir.
MLKP, kaybedilmiş muharebelere değil, kazanılacak zaferlere kilitlenmenin,
yenilgilere yenilmemenin klavuzudur!
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
devrimci enerji ve tutku açığa çıkar. Bütün büyük düşünceler, en yüksek
idealler tarihin bütün zamanlarında daima envai çeşit ve sayısız “küçük”
günlük çalışmaların büyük eseri olarak gerçeklik kazanabilmişlerdir. Bütün
devrimlerde bu böyledir.
Partinin gücünün göreli sınırlılığını görmek, ama işçi sınıfı ve emekçilerin,
ezilenlerin realize edilebilir potansiyel gücünün büyüklüğünü, devrimi ve partiyi
geliştirme imkanlarının sınırsızlığını görememek herhalde düşünce çapının
darlığını, görüş mesafesinin kısalığını yansıtır.
Düşünce genişliği, diyelim ki görüş açısının 360 dereceye ulaşabilmesi,
muazzam bir çokyönlülük demektir. Bunun, devrimin ve partinin gelişim
sorunlarını anlama ve somutlaştırma kapasitesinin, keza partinin ve devrimin
gelişmesinin imkanlarını görme ve realize etme çabasının inanılmaz biçimde
çeşitlenmesini ve çoğalmasını getireceğinden, günlük devrimci eyleme
muazzam bir itilim sağlayacağından kuşku yoktur.
Salt içinde bulunduğu an'ı gören, yarın ve gelecek hakkında açık bir
düşüncesi olamayanın, an'ı geleceğe bağlaması olanaklı mıdır? Görüş
mesafesinin uzaklığı ya da ufuk mesafesi, elle tutulur somut pratik devrimci
çalışmalarla program ve devrimci strateji arasındaki bağı; kitle ajitasyonu,
propaganda ve örgütlenme­eylem biçimindeki günlük parti çalışmalarının,
program ve stratejiye bağlılığını, program ve stratejinin yönetimi altında
olduğunu anlatır. Günlük pratik çalışmalarının parti program ve stratejisiyle
bağını kaybeden, günlük sınırlı ve tekdüze pratik çalışmaları her şey sayan,
kendi kendisinin amacı gibi kavrayan görüş açısı, görüş açısının mesafesi
bakımından olduğu kadar, çapı­genişliği bakımından da büzülüp daralmış,
küçülmüştür.
Sınıf mücadelesini kavrayış, sömürenle sömürülen, ezenle ezilen, zenginle
yoksul arasındaki çelişki ve mücadeleleri bu temelde ele alış, parti teorisi,
Bölgemiz bir devrimler ve savaşlar döneminde bulunuyor. Türkiye ve
Kürdistan'da, Ortadoğu'da devrim günceldir. Devrimin içerisindeyiz. Partimizin
düşünüş ve eyleminin görüş mesafesini ve çapını belirleyen işte bu yakıcı
gerçekliktir. Bölge devrimini anlayamayan Kürdistan devrimini, Kürdistan
devrimini anlayamayan da Türkiye devrimini anlayamaz. Devrimin güncelliğini
anlayamayan görüş açısı, devrimci önderliğin ve devrimin gelişiminin
gereklerini ve ihtiyaçlarını düşünsel olarak kavrayamadığı gibi, eylemsel olarak
da yanıtlayamaz. Günlük sayısız küçük çaplı devrimci görevin düşünülmesi,
planlanması ve gerçekleştirilmesine bu bakış açısı kumanda ettiğinde,
devrimci militanın her eylemi, devrimci sorumluluğun, tutku ve ciddiyetin,
başarıya ve zafere sevdalı göz kamaştırıcı ışığıyla aydınlanır.
14
11
Kardeşler!
Partimiz, öğrenmeye tutkulu, yenilenmeyi bilen, hataları, yetersizlikleri
konusunda ferah, özeleştiri yeteneği gelişkin, başarma iddiası ve zafer
kararlılığı yüksek bir devrim öğrencisi olarak Marksizm Leninizmden, sosyalizm
ve dünya devrim deneylerinden, Türkiye ve Kürdistan devrimci
mücadelelerinden ve de kitlelerden öğrenmeyi kendini üretme tarzının bir
niteliğine dönüştürmüştür. 20 yıllık tarihi bunun örnekleriyle doludur.
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
Partinin Sesi: 81
Ekim­Kasım 2014
Sınıfsız, Sömürüsüz, Cins Ayrımsız Ve Sınırsız Bir Dünya İçin Savaşıyoruz!
20. Savaşım Yılında MLKP'ye Katıl, Haklı İnsani Mücadeleye Omuz Ver, Onuru Ve Özgürlüğü Yükselt!
İşçiler, Kadınlar, Gençler, Emekçi Halklarımız!
Bütün varlığıyla devrimci amaçlarına sımsıkı bağlı partimiz 20. savaşım
yılında.
10 Eylül 1994'te kurulan MLKP, 21. yüzyılın arifesinde yeryüzünde kapitalizmin
mutlak egemenliğini ilan eden emperyalist burjuvaziye verilmiş cüretli bir
devrimci cevaptı.
MLKP, halklarımızın inkarcı sömürgeci faşist diktatörlüğe başkaldıran özgürlük
ve sosyalizm müfrezesiydi. İnkarcı sömürgeci faşist zulme ve kapitalist
sömürüye bir meydan okuyuştu.
MLKP, Mustafa Suphi'lerin Deniz'lerin, Mahir'lerin, İbrahim'lerin yoldaşı,
devrimci iradeyi, feda ruhunu ve devrimci cüreti yol eylemiş adanmış bir partiydi.
MLKP, komünist ve devrimci hareketteki ilkesiz ayrılıkçılık geleneğine,
bölünmelere, parçalanmalara başkaldırıydı.
MLKP, grupçuluk kültüründen ve mezhepçi tarzdan devrimci kopuş, birleşik
mücadele ve devrimci yoldaşlık bilinciydi.
Kardeşler!
MLKP, devrimci eylemlerde, gözaltında kaybetme saldırılarında, savaş
hazırlıklarında, ölüm oruçlarında, zindan direnişlerinde, işkencehanelerde, faşist
düşmanla çarpışmalarda ölümü yenmeyi bilen kadın ve erkek savaşçıların feda
ruhuyla mayalandı.
MLKP, ateş altında yürüyerek, devrimci değerlere uygun bütün mücadele araç
ve biçimlerini kavganın hizmetine sokarak, politik mücadeleyi işçilerin ve
ezilenlerin sorunları, talepleri, özlemleri temelinde yürüterek varlık hakkı
kazandı.
MLKP, kendini amaçlaştırmaktan uzak durarak, devrimci idealleri daima
kendinden yüksekte tutarak komünist niteliğini ve uluslararası devrimci
perspektiflerini geliştirdi.
MLKP, kadın özgürlük mücadelesinde ve güncel demokratik taleplerde kendini
ortaya koyarak, erkek egemen düzene karşı savaşımda kadın devrimi şiarına,
politikalarına ve örgüt biçimlerine ulaşarak Marksist Leninist kimliğini pekiştirdi.
MLKP, devrimi bekleyen, gelişmeyi esasen evrimci yoldan sağlamaya
endeksli, diktatörlüğün izin verdiği sınırlar içinde ve izinli araçlarla politika yapan
zihniyetten ve 74­80 dönemine damgasını vuran devrimci kendiliğendencilikten
kopuşarak varoldu. Devrimi örgütleme hattında mevzilendi. Evrimci ve sıçramalı
gelişimi ilerleyişin bütünsel özelliği olarak gördü. Siyasi ihtiyaçların gerektirdiği
bütün mücadele araç ve biçimlerini kullanma, kaynaştırma çizgisi izledi. İçe,
grubun ihtiyaçlarına dönük politik önderlik anlayışıyla arasına yüksek bir duvar
çekti. Takvimsel günlerle sınırlanmadı. İzleyici, kaydedici, yorumcu olmadı.
İşçilerin ve ezilenlerin sorunlarını, taleplerini, özlemlerini politik önderlik
anlayışının odağında tuttu. Yalnızca hazır gündemlere müdahalede bulunmakla
yetinmedi, gündem belirledi. Mücadelenin ön saflarında yer aldı, öncü parti
olarak mevzilendi.
12
13
Download

PARTİNİN SESİ