İLAÇ ETKİSİ
Hafif eksitasyonlar vital aktiviteyi
stimüle eder, ılımlıları güçlendirir,
şiddetli eksitasyonlar ise ortadan
kaldırır
• Bir ilacın, endikasyon alanıyla ilgili olan yapıların
•
(hücre, doku organ, sistem) işlevlerinde
oluşturduğu artış (stimülasyon), ya da azalma
(depresyon) şeklinde ortaya çıkardığı değişiklikler
ilaç etkisi olarak tanımlanır.
Diğer bir deyişle ilaç etkisi, alt birimleriyle
(molekül, organel, hücre, doku, organ) bütün
organizmanın ilaca verdiği yanıttır (farmakolojik
cevap).
• Organizmanın alt birimlerinde farklı etki
oluşturabilen kimi ilaçlara organizma aynı yanıtı
verebilir: Örneğin diüretikler, Beta- blokerler,
alfa- blokerler, sentral etkili adrenerjik ajanlar,
ACE inhibitörleri, anjiyotensin II antagonistleri,
Ca++kanal blokerleri ve vazodilatatörler
(periferik vazodilatatörlerin antihipertansif
etkileri yoktur) gibi farklı ilaç grupları
hipertansiyon sağaltımında kullanılır.
• Bu durumun tersi de olasıdır: Kateşolaminler ve
metilksantinler koroner damarları genişleterek
koroner kan akımını artırırlar; ne var ki
miyokardın oksijen gereksinimini de
artırdıklarından antianjinal ilaç olarak sağaltım
değerleri yoktur. Beta blokerler ise koroner
debiyi azaıtabilmelerine rağmen, miyokart
hÜcrelerinin metabolizmasını, dolayısıyla oksijen
gereksinimini önemli ölçüde düşürdüklerinden
anjina sağaltımında kullanılırlar.
• İlaç etkisinde temel birim hücredir. Bugün,
çoğu ilacın etki yeri ve şekli hücre birimleri
(membran, organeller) ve molekÜler
düzeyde incelenip açıklanabilmektedir.
Kuşkusuz organizmanın ektraseller
ortamında etki oluşturan ilaçlar da vardır;
bunlar çoğunlukla semptomatik sağaltım
araçlarıdır.
• Yerel ve genel enfeksiyon durumlarında
enfeksiyon etmenleri, farklı yapılarda (sindirim
sistemi, solunum sistemi, kan) lokalize olabilen
ve enfestasyona neden olan parazider ve
patolojik oluşum şeklinde ortaya çıkan
neoplazma hücrelerine karşı kullanılan ilaçlar,
genel anlamda kemoterapötik ajanların hedefi ve
etki bölgeleri organizma ya da ait birimleri değil,
organizmada bulunan bakteri, virus, parazit ya
da neoplazma hücreleridir
İlaç etkisinin özellikleri
• HÜcre, organ ya da sistem fonksiyonlarında
•
artma ya da azalma şeklinde ortaya çıkan, diğer
bir deyişle nicel (terapötik sınırlarda) olan ilaç
etkisinde seçicilik (selektivite), dönüşümlülük ve
doza bağımlılık esastır:
- İlaç etkisi seçici (selektif) olmalıdır; ilaç
endikasyon alanıyla (kullanılış amacı) ilgili hücre
ya da yapılarda soruna yönelik biyolojik olayları
istenen yönde değiştirebilmeli, bu yapıların diğer
fonksiyonlarını değiştirmemeli ve Vücudun diğer
yapılarını etkilememeli.
• - Etki dönüşümlü (reverzibl) olmalı; ilaç
kesildikten kısa bir sÜre sonra
etki
ortadan kalkmalı. .,
• - Etki doza bağımlı olmalı;
• doz bir defada verilen ilaç miktarıdır.
• Terapötik dozun üzerindeki miktarlar amaç
dışı zararlı etki oluşturur.
Etki mekanizmaları
• ilaçların akılcı kullanımının ön koşulu etki
•
•
mekanizmalarının iyi bilinmesidir. Organizmada yaşamsal
fonksiyonların pek çoğu hÜcre kökenli olduğu için,
ilaçların etki mekanizmasında da kritik basamak hücredir
Kuşkusuz semptomatik ilaçların bir bölümünün etki yeri
ekstraselüler ortamdır. Bu ortamda etkiyen ilaçların etki
mekanizmaları basit olduğu için iyi bilinmektedir;
antasitler, oral antikoagülanlar, ozmotik diüretikler ve
şelatör ajanlar örneklerinde olduğu gibi.
Ne var ki, hücresel düzeyde etkiyen ilaçların
mekanizmaları karmaşıktır.
• Bugün çoğu ilacın, farmakolojik etkisini izole
•
edilebilen, saflaştırılabilen reseptörler aracılığıyla
oluşturduğu iyi bilinmektedir (direkt
mekanizma).
Fizyolojik ve fizyopatolojik proseslerin çoğu
mediyatör, hormon ve otakoidler gibi
intermediyer maddelerin etkisiyle gerçekleşir;
kimi ilaçlar da bu intermediyer ürünler
aracılığıyla etkirler.
• Mediyatörler (nöromediyatör,
nörotransmitter)
• sinir hücreleri veya sinir hücreleriyle farklı
efektör (kas, bez gibi) hücreler arasında
(sinaps ve kavşaklar) mesaj iletiminden
sorumlu olan maddelerdir.
• Hormonlar endokrin bezlerden salgılanarak
kana geçer ve organizmamn metabolik ve
seksüel fonksiyonlarım düzenlerler.
• Otakoidler (yerel hormonlar) ise, etkileri
tamamen açıklanamamış olan fakat, fizyolojik ve
patolojik (ateş, yangı, allerji vb.) proseslerde
mediyatör gibi etkiyebilen maddelerdir.
• İlaçlarla bu intermediyer ürünler arasındaki
ilişkide iki olasılık vardır;
• ya metabolizmalaflm (sentez, liberasyon,
depolanma ve degradasyon) değiştirir
• ya da onlara ait reseptörleri stimüle
(agonist etki) veya bloke (antagonist etki)
ederler.
İlaçların etki mekanizmaları
• Selüler etki (membraner, intraselüler)
• 1. İlaç fizikokimyasal ajan olarak etkir
İnhalasyon anestezikleri
• 2. İlaç hücre membranının yapı ve stabilize ederek etkir Yerel anestezikler Ca kanal
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
blokörleri- İnsülin3. Enzim inhibisyonu-Kolinesteraz inhibitörleri
MAOI- Siklooksijenaz inhibitörleri (antiinflamatuvar etki)
4. Reseptörlerle etkieşme
5. İntermediyer ürünlerin sentez, liberasyon ya da İnaktivasyonu (Enzim inhibisyonu
bu bölüme de dahil edilebilir)
Ekstraselüler etki
1. Fiziksel etki- Adsorban ajanlar
2. Kimyasal etki- Antasitler
3. Biyofizikal etki-. Deterjanlar
4. Organizma sıvılarında değişiklik- Ozmotik diüretilder- Elektrolit çözeltiler, Dekstran
5. Moleküllere bağlanına- Şelatör ajanlar (ağır metallere bağlanına)- Protamin
(heparine bağlanır)
Mediyatörler
• Mediyatörlerin başlıcaları
• asetilkolin,
• kateşolaminler (dopamin, noradrenalin,
adrenalin),
• serotonin ve
• kimi amino asitlerdir (gama-amino bütirik
asit veya GABA, glisin).
Asetilkolin
• nöromüsküler kavşak, sempatik ve
parasempatik sistemin postgangliyoner
hücreleri ve pregangliyoner lifler
arasındaki sinapslar, postgangliyoner
parasempatik sinir uçları ve
postgangliyoner sinir sonları tarafından
innerve edilen yapılarda iletimi sağlar.
Ayrıca ensefalik sinapslarda da işlev görür.
• Asetilkolin nöron hücrelerinde kolin ve
•
•
•
•
asetilkoenzim A'dan sentezlenir.
İşlevini gören asetilkolin asetilkolinesteraz
tarafından hızla kolin ve asetik aside hidrolize
edilir
botilismus toksini spontan ve zorlamalı
liberasyonu inhibe eder,
- aminopiridinler zorlamalı liberasyonu artırırlar,
- kolinesteraz inhibitörleri asetilkolin yıkımını
inhibe ederler;
Kateşolaminler
• Noradrenalin, adrenalin ve dopamin bazı
•
sinapslara (sentral sinir sistemi, sempatik
postgangliyoner sonlar) libere olan
mediyatörlerdir. Difenol ve pirokaşekol deriveleri
olduklarından kateşolaminler olarak
adlandırılırlar.
Noradrenalin sentezi sentral ve sempatik
nöronlarda, adrenalin sentezi ise, başlıca
sürrenal medüllanın kromafin hücrelerinde
gerçekleşir.
• Enzimleri substrat olarak kullanabilen ve
nonfizyolojik aminleri oluşturan bazı amino
asitlerle kateşolamin biyosentezi
bozulabilir. Bunlar da sinirsel uyarı sonucu
kateşolaminler gibi libere edilirler. Sinaptik
reseptörler üzerine etkileri çok az olan bu
maddeler yalancı mediyatör olarak
adlandırılır.
• Dopamin, nöronlarda presinaptik granül
veya veziküllere aktif transportla taşınır ve
bu yapılar içinde depolanır. Veziküllerde
akümüle olan dopamin kısmen
naradrenaline dönüşür. Rezerpin
dopaminin veziküllere girişini bloke ederek
NA oluşumunu engeller ve bu etki ancak
haftalar sonra ortadan kalkar
• Presinaptik vezikül içerikleri (D, A ve NA) sinaptik
•
boşluğa, asetilkolinde olduğu gibi, Ca2+
iyonlarına bağlı olan bir mekanizmayla
(ekzositoz) boşalır. Dolaylı etkiyen kimi
adrenerjik ilaçlar (tiramin, efedrin) bu
liberasyonu artırır; bretilyum ve guanetidin gibi
maddeler de bloke ederler.
Kimi ilaçlar COMT (antihistaminikler) ve MAO
(IMAO) enzimlerini inhibe ederler.
• Serotonin :Serotonin veya 5-hidroksi
triptamin (5-HT) serebral düzeyde önemli
olan triptaminerjik bir maddedir. Migrende
ve akut bir yangı odağından libere olan
faktörlerden biri olarak rol oynar.
Amino asitler
• Sinaptik iletirnde inhibisyon rolü oynayan kimi
•
amino asitler bugün mediyatör olarak
değerlendirilirler.
Gama - aminobütirik asit (GABA): Beyin, retina
gibi yapılar ve inhibitör sinapslarda bulunan ve
inhibitör nörotransmitter olan GABA aksonal
veziküllerde depolanmaz. Postsinaptik hücrelerde
klor geçirgenliğini artırarak hücrenin
hiperpolarize olmasına neden olur.
• Glisin:Basit yapılı bir amino asit olan' glisin
(glikokol, aminoasetik asit), spinal motor
nöronların inhibitör mediyatörüdür. Postsinaptik
nöronda klor geçirgenliğini artırarak etkir. Etkileri
striknin ve tetanoz toksini tarafmdan farklı
şekillerde bloke edilir. İşte bu nedenle,
strikninzehirlenmesi ve tetanoz hastalığmda
inhibitör mekanizma önlendiği için tüm vücut
kaslannda kasılma meydana gelir.
Otakoitler
• Histamin: Memelilerde deri, karaciğer, akciğer, sindirim
•
kanalı, kan (bazofıl lökositler) ve sentral sinir sisteminde
(hipotalamus) bulunan histamin gastrik sekresyon ve
allerjik reaksiyonlarda etkin rol oynar. Histaminin başlıca
depolanma yeri, mastositlerdir. Histamin bu hücrelerde
heparine bağlı bir biçimde granüllerde bulunur.
Antijenler dışında bazı ilaçlar da mastosidlerden histamin
libere edebilirler. Bu tür ilaçlara (dekstranlar,
polimiksinler, morfin, antihistaminikler, dtübokürarin,
kontrast maddeler, klorpromazin) histamin liberatörleri
adı verilir
• Prostaglandinler:
• ilk kez 1935 yılında U.S. von Euler tarafından prostattan
izole edilenprostaglandinler (PG) 20 karbon atomlu
doymuş yağ asitlerinden prostanoik asidin türevIeridir. Eı,
E2, F 2., G2, H2 ve 12 gibi farklı tipleri vardır.
• Prostaglandinler fizyolojik olarak sentral noradrenerjik
fonksiyonlarda, trombositlerin agregasyonunda ve
vasküler tonusta (prostasiklin veya PG 12 vazodilatatör
etkilidir); patolojik olarak da yangı, ateş ve ağrıda
modülatör rolü oynarlar.
• Peptid yapılı hormonlar:
• Peptid hormonları oluşturan 20'yi aşkın
polipeptid memeli vücudundan (böbrek, beyin,
sindirim kanalı) izole edilmiştir. Peptid hormonların molekül ağırlıkları, bunları oluşturan
amino asitlerin tür ve sayılarına bağımlıdır:
substans P ll, kortikotrofin (ACTH) 39, oksitosin
ve vazopressin 9, enkefalinler 5 ve anjiyotensin
II de 8 amino asitten oluşur.
• Anjiyotensin:
• Renin, böbrek orijinli bir maddedir ve bir plazma proteini
•
•
olan anjiyotensinojeni anjiyotensin I'e dönüştürür. Bu da,
dönüştürücü bir enzimin etkisiyle güçlü hipertansif
(vazokonstriktör) ve aldosteron sekresyonunu stimüle
eden oktapeptid yapılı anjiyotensin II'ye çevrilir.
Renin - Anjiyotensin Aldosteron sistemi olarak
adlandırılan bu mekanizma arteriyel kan basıncının
regülasyonunda etkin işlev görür
Kaptopril dönüştürücü enzimi inhibe ederek bu sistemin
etkinliğini giderir ve antihipertansif etki oluşturur.
• Nöropeptidler:
• Sentral sinir sistemi fonksiyonlarında bazı peptidlerin de işlevi vardır.
• Nöyropeptidlerin başlıcaları oksitosin, vazopressin, kortikotrofin
(ACTH), hipotalamik releasing-factors (Luteinising Hormone
releasing hormone, (LH - RH)) ve thyroid releasing hormone
(TRH)'dur.
• Nöyropeptidlerin en son bulunanları ise beyinde ya da nöronlarda
sentezlenen enkefalinler ile hipofizde sentezlenen endorfinleri içeren
morfinomimetik nöyropeptidlerdir.
• Bu nöyropeptidler özgün reseptörler aracılığıyla antaljik işlev
görürler.
Download

Etki mekanizmaları