1
2. Hafta
2
MEKAN TASARIMI
VE
KONSEPT
3
Kavramsal Çerçeve
• Kent nedir? Kentleşme süreci
• Mekan nedir?
• İnsan / Mekan ilişkisi
-
Ergonomi
Antropometri
Psikoloji
• Konsept
• Turizm aktiviteleri ve mekan
- İç ve dış mekanlar
4
İnsan ve Kent
Kent kavramını tarih içinde ele aldığımızda, yapılan araştırmalar göre
ilk kentlerin maden devri ile birlikte M.Ö. 4000-3000 yıllarında ortaya
çıktığı ve coğrafik, ekonomik ve kültürel koşullardaki uygunluk
nedeniyle var oldukları saptanmıştır (Ertürk,1997,35).
5
İnsan ve Kent
İlk kent kuramcılarından
Fustel de Coulanges
kentlerin kuruluşunu
dini faktörlere
bağlarken, Maine ve
Maitland, kentleri
hukukun gelişmesine
bağlar.
6
İnsan ve Kent
Rietschel ise kentlerin pazar olgusuna bağlı olarak ortaya
çıktığını ileri sürmüştür. Buna benzer bir yaklaşımla Below da
kentlerin oluşumunu zanaat işlevine, Meuriot ise sanayiye ve
Pirenne de ticarete bağlar.
7
İnsan ve Kent
Kent kuramına ilişkin Amerika’daki ilk çalışmaları
yapan H. Cooley kentlerin kuruluşunda ulaşım
kolaylıklarını ön plana çıkartırken, Adna F. Weber
de ekonomik faktörlerin birinci planda olduğunu,
sosyal ve politik faktörlerin ikinci sırada geldiğini
öne sürmüştür (Ertürk, 1997,39).
8
İnsan ve Kent
Buna karşın Bookchin de ilk kentsel merkezin
pazar yeri değil, doğal tanrılara ve güçlere
tapınılan törensel bir bölge olduğunu iddia eder
(Bookchin,1999,52). Daha sonra doğu-batı
yönünde gelişme gösteren bu kentler ilk çağda
en önemli askeri, politik, ticari ve kültürel
merkezler olmuşlardır. Batı’daki kentlerin
gelişmesi ise, eski Yunan kentlerinin ortaya çıkışı
ile olmuştur (Ertürk,1997,35).
9
İnsan ve Kent
Sanayinin kent mekanına girmesi ile de üretim ve
yönetim birimlerinin artmasına ve böylece de
zorunlu işgücünün yoğunlaşmasına sebep
olmaktadır. Bu mekansal yoğunlaşma da
beraberinde tüketimin yoğunlaşmasına ve
kentlerdeki ortak tüketim alanlarını oluşmasına
neden olmaktadır. Bunun sonucunda da işlevsel
alışveriş merkezleri, kentsel akış ve ticaret yerlerinin
yaratılması zorunlu hale gelmektedir. Günümüz
kentinde ise tüketim-üretim ilişkisi birbirini besler
durumdadır.
10
İnsan ve Kent
Örneğin, cazip hale
getirilmiş vitrinleriyle
büyük alışveriş
merkezleri, pazarlar,
fuarlar bu zorunluluktan
doğmakla beraber aynı
zamanda da tüketimi
tetikleyen mekanlar
olmuşlardır. Bu anlamda
kentlerdeki bu mekanları,
önceleri ihtiyaçlar
belirlerken zamanla bu
mekanlar ihtiyaçları
doğurmuşlardır.
11
İnsan ve Kent
Kırsal alandan kente göçler aynı
zamanda kentte nüfus artışı
yaratmakta ve bunun sonucunda da
artan konut ihtiyacının yanı sıra yeni
ticaret, sanayi, dinlence-eğlence v.b.
alanlar inşa edilmektedir. Fakat hızlı bir
şekilde devam eden bu
betonarmeleşme ile mekan da tüketim
öğesine dönüşmekte ve; “tüm
kentleşme olaylarına, ekonomik ve
teknolojik gelişmelere bağlı şekilde
olagelen mekansal harcama aynı
zamanda var olan biyolojik bir
dengenin bozulmasını da
doğurmaktadır” (Çubuk,1973,30)
12
İnsan ve Kent
Doğanın yok edilerek betonarme yapıların inşa
edilmesi ile oluşan yatay mekansal gelişmeyi,
günümüzde yüksek binaların, büyük
gökdelenlerin yarattığı dikey mekansal gelişme
takip etmektedir. Bunun sonucunda da birey
betonarme yapılar arasına sıkıştırılmakta ve gün
geçtikçe doğadan uzak bu yapay ortama
alışmaktadır.
13
İnsan ve Kent
Teknoloji ile iç içe geçmiş
olan suni kent yaşamı,
birbirinin içine geçmiş
hemen hemen aynı tip bu
binalarla kuşatılmıştır adeta.
Bu durumu Sennett
‘modern ızgara’ olarak
yorumlar: “Modern ızgara
hiçbir şeyin değişmediği,
tekrarlayan öğeler
düzenlemesidir.
14
Mekan
15
Mekan
Mekân veya Yer, çeşitli yaklaşımlarca farklı ele
alınmakla beraber geniş bir çerçeve ile 'insanı
çevreden belli bir ölçüde ayıran ve içinde
eylemlerini sürdürmesine elverişli olan boşluk'
ve 'sınırları gözlemci(ler) tarafından algılanabilen
uzay parçası' olarak tanımlanabilir.
16
Mekan
Mekân mimarlık, peyzaj mimarlığı, iç mimarlık
mesleklerinin konusunu oluşturmakta ve aynı
zamanda bir mimari ürünün vazgeçilmez tek
niteliği, bir mimari ürünü var eden temel
koşuldur. Mekân var olmadan mimari bir eserin
varlığından da söz etmek mümkün olmayacaktır.
17
Mekan
Özel bir kavram olarak kullanıldığı anlamda yapı,
canlıyı içine alan, onu evrensel boşluktan ayıran
bir uzay parçasını belirtmektedir. Mimari
eylemin ilk basamağı olarak insan kendisini
güvende hissettiği sınırlı bir hacim yaratmıştır.
Kavramakta güçlük çektiği evrensel boşluğu ve
doğal çevrenin bir parçasını bir veya birkaç
yönde sınırlandırmış, onu içe dönük, kendisine
özel bir boşluk haline getirmiştir.
18
Mekan
Mekânın bileşen ve öğelerinin tanımı mekânın
çevre sistemleri, peyzaj içerisindeki yeri ve
işlevinin kapsamlılığına bağlıdır. Ölçü, oran ve
denge ile bir kompozisyon üç boyutlu bir eleman
olmaktan çıkıp mekânsal özellikler kazanmaya
başlamaktadır. Elemanlar arası ilişki, bu
elemanlara bir bütün olarak mekânsal özellik
kazandırmakta, derinlik, yoğunluk ve açıklıkları
ile de kompozisyon artık mekânsal bir tanıma
sahip olmaktadır.
19
Mekan
Ölçü, Oran, Denge, Kompozisyon
Oran, ölçüler arasındaki, uyum-denetim-gereklilik işlevlerine bağlı
ilişkidir. Büyüklük, nicelik, derece bakımdan, iki öğe veya parça ile
bütün arasında bulunan ölçüsel ilişki orandır.
Oran, iki şey arasındaki, özellikle ölçüsel uygunluktur. İki veya daha
fazla nicelik, büyüklük arasındaki bağıntıdır. İnsan, bilinçli veya
bilinçsiz olarak, kendine göre, ölçüler arasında ''oranlamalar''
yaparak duyumsar, algılar.
Birimsel, ölçüsel kıyas sistematiği, karşılaştırma düzeni, orandır
(Atalayer, 1994:204). Bigalı'ya (1976:205) göre oran, denge ve
karşılaştırmayı ifade eder. Ölçü, sayı, durum ve hacim ile anlatılır.
Bir ölçünün başka bir ölçüyle ilgisi, her zaman önemlidir.
20
Mekan
Ölçü, Oran, Denge, Kompozisyon
Kavramsal ve görsel öğelerin belirli bir düzen içinde bir
araya gelmeleri kompozisyonu oluşturur.
Kompozisyonda en önemli ilke, her şeyin bütüne ait ve
uygun olması, hiçbir ögenin birbirine yabancı ve uyumsuz
olmamasıdır. Yani bütünlüktür, bütünlük içinde
çeşitliliktir.
21
Mekan
Mekânı oluşturan çeşitli bileşen ve öğeler,
mekân örgütlemede çok farklı roller
üstlenmekte, mekânın bütünsel etkisi üzerinde
son derece önemli olmaktadırlar. Mekân bileşen
ve öğeleri kullanıldıkları yere göre mekânsal
örgütlenmede sınırlayıcı, yönlendirici, odaklayıcı,
birleştirici veya ayırıcı roller üstlenebilirler. Bu
roller gözlemciye o mekânı kavrayabilmesi için
gerekli ipuçları verir.
22
Mekan
Bir bina iç mekânı ele alınacak olursa bu
bileşenler öncelikle yapısal bileşenler olacaktır.
Bunlar sabit olmakla birlikte çoğunlukla
sınırlayıcı roller üstlenirler. Duvar, kolon, kiriş ve
çatı gibi elemanlar bu bileşenlerden
sayılabilecektir ve mutfak, oda vb. alanlar
oluşacaktır. Kentsel ölçekte bir mekân örneği
düşünülürse bu, binalar arasında kalan peyzaj
alanları bahçe vb. veya kamusal mekânlar
olacaktır.
23
Mekan
Duvar
24
Mekan
Kiriş
Kolon
25
Mekan
Peyzaj
Peyzaj, insanlar tarafından algılandığı şekliyle, karakteri doğal ve/veya insani unsurların
eyleminin ve etkileşiminin sonucu olan bir alan anlamına gelir.
26
Mekan
Peyzajlar dinamiktir. Peyzaj karakteri son yıllarda
oluşan süreçlerle değişmektedir. Peyzajın
değişimine etki yapan farklı kuvvetler vardır. Bunlar:
•
•
•
•
•
•
•
•
Tarım ve orman
Doğal kaynaklar
Turizm
Çevre yönetimi
İklim değişikliği
Yerleşim, gelişim ve kalkınma
Rekreasyon
Enerji
27
28
İnsan Faktörü - Ergonomi
29
İnsan Faktörü - Ergonomi
Ergonomi, fizyoloji
ve psikoloji gibi
birimlerden
yararlanarak
çalışan insan
hakkında
araştırmaları
destekleyen
kendine özgü bir
bilim dalı olarak
tanımlanmaktadır
(Işıl, 1991).
30
İnsan Faktörü - Ergonomi
Ergonomik mekanlar, kullanıcıları çalışma alanında
gereksiz ve aşırı zorlamalardan koruyarak, eylemin
etkinliğini artırmaktadır. Dolayısıyla yapıların
eylem alanlarında kullanıcıların fizyolojik ve
psikolojik açıdan rahat olmaları ve daha rahat
etmeleri ve/veya az yorularak çalışmalarına olanak
sağlamalıdır.
31
İnsan Faktörü - Ergonomi
Arcan ve Evci (1999) eylem alanlarını, insanın
yaptığı işin amacına bağlı olarak bir dizi hareketinin
(eylemin) kapladığı kulanım alanları olarak
tanımlamaktadır.
Eylem alanı, insanın bir işi yapması sürecinde,
hareketleri sonucunda oluşturduğu alandır.
Düzenlenecek bir mekana ait işlevsel ve boyutsal
özelliklerin saptanması açısından eylem alanları
oldukça önemlidir.
32
İnsan Faktörü - Ergonomi
Efe (1993),ergonomi; fizik, kimya, biyoloji gibi doğal,
psikoloji, sosyoloji, ekonomi gibi
sosyal, tarih, arkeoloji vb. beşeri bilimler bunların alt
dallarında yararlanılarak yapmış
olduğu bilimsel çalışmaların sonuçlarını, mimarlık,
mühendislik, yöneticilik vb. alanların
hizmetine sunar. İnsan, makine ve çevre üçlüsünü
kapsamına alan ergonomi, verimliliği
artırmakla yetinmeyip, insan eylem-araç (donatı
elemanı) uyumunu da amaçlamaktadır. Efe
(1993).
33
İnsan Faktörü - Ergonomi
Claudia Parcells ve arkadaşları (1999), okul mobilyası
boyutları ve öğrenci vücut ölçüleri
arasındaki uyumsuzluk üzerine yapılan bir diğer
çalışmada sadece denklerin yüzde
20’sinin uygun sıra ve oturak kombinasyonuna sahip
oldukları tespit edilmiştir. Birçok
öğrenci yüksek sıra ve sandalyelerde oturduğu tespit
edilmiştir. Vücut yapıları kontrol edilmesine rağmen
kız öğrencilerinin uygun sandalye bulma ihtimalinin
düşük olduğu tespit edilmiştir Parcells vd. (1999).
34
İnsan Faktörü - Ergonomi
İnsan vücudunun yapısı, hareket sınırları, statik ve
dinamik ölçüleri, ergonominin yararlanmış olduğu
biyoloji, biyometri ile statik ve dinamik
antropometri bilimlerinden elde edilmektedir.
35
3. Hafta
36
İnsan Faktörü - Antropometri
Gülgün ve Türk yılmaz (2008), insanlar, sosyal,
kültürel, ekonomik, psikolojik gereksinme ve
isteklerini karşılarken, bu konularla ilgili aktiviteleri
gerçekleştirirken bir takım araç-gereç-makine ve
materyalleri kullanır, donatım ve döşeme
elemanlarından yararlanır. Bu yararlanmanın en
uygun ve maksimum düzeyde olabilmesi,
kullanılan araç gerecin, aktivite mekânının,
mobilyanın insanın statik beden ölçülerine
uygunluğu ile doğru orantılıdır.
37
İnsan Faktörü - Antropometri
İnsan, yeni baştan tasarlanamayacağına göre insan
ölçülerine uygun mekân ve donatı elemanlarının
tasarlanması söz konusu olmalıdır ki işte burada
“Antropometri” denilen, kaynağı “insan” olan bilim
dalı devreye girmektedir. Gülgün vd. (2008).
38
İnsan Faktörü - Antropometri
Türkiye İstatistik
Kurumu’nun 2010 yılı
verileri, Türkiye’de boy
ortalamasının erkeklerde
172,6 cm ve kadınlarda
161,4 cm olduğunu
göstermektedir (TÜİK,
2010). Buna göre boy
ortalaması 172,6 cm olan
bir dansçının kol boyu
mesafesi 87,3 cm olarak
kabul edilebilmektedir.
39
İnsan Faktörü - Antropometri
Antropometri, insan vücudunun
boyutları ile ilgilenen özel bir bilim
dalıdır. Yunanca anthropo (insan) ve
metrikos (ölçme) sözcüklerinden
türetilmiştir.
Antropometri bilimi, bireyler veya
gruplar arasında, anatomi, coğrafi
bölge ve meslek grupları gibi çeşitli
faktörlerden kaynaklanan farklılıkları
ve benzerlikleri saptayarak daha
geniş bir insan kitlesine uygun
tasarımlar yapma imkânı sağlar. Bu
tasarımlar için belirlediği vücut
ölçüleri arasında, vücut hareketsiz
ve belirli bir standart
pozisyondayken alınan yapısal vücut
ölçüleri ve vücut hareket
halindeyken alınan fonksiyonel
vücut ölçüleri bulunur.
40
İnsan Faktörü - Antropometri
Bilen (2004), antropometrik ölçülerin farklı toplumlarda değişiklik
göstermesi, tasarımı yapılacak ürünün, aygıtın, sistemin vb.
kullanılacağı toplumun Antropometrik özelliklerinin göz önüne
alınmasını zorunlu hale getirmektedir. Peyzaj mimarlığı disiplini;
estetik, fonksiyonel aynı zamanda insan ile uyumlu mekânlar
yaratmayı amaçlar. Kent konforunu sağlanması, insan yaşamının
kolaylaştırılması, insanın fonksiyonel, estetik, psikolojik açıdan
yaşamının kolaylaştırılması kent içinde kullanılan her türlü
malzeme, donatımın Antropometrik ölçülere uygun tasarlanması
ile gerçekleşebilir.
41
İnsan Faktörü - Antropometri
Fonksiyonel vücut ölçüleri;
Vücudun, sabit bir noktaya göre; eğilme, dönme, uzanma gibi
hareketlerle ulaşabileceği maksimum mesafeleri ölçmek ve işin
rahat yapılması için gerekli olan çevresel faktörlerin dağılım
uzaklıklarını belirlemek amacıyla yapılan ölçümlerdir. Yapısal vücut
ölçümlerine statik antropometri adı verilirken, fonksiyonel vücut
ölçülerinin diğer adı da dinamik antropometridir.
42
4. Hafta
43
İnsan Faktörü – Altın Oran
Altın oran, matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında
gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan
geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır.
Eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedilmiş, mimaride ve
sanatta kullanılmıştır.
44
İnsan Faktörü – Altın Oran
Altın Oran; CB / AC = AB / CB = 1,618
Bir doğru parçasının (AB) Altın Oran'a uygun biçimde iki parçaya
bölünmesi gerektiğinde, bu doğru öyle bir noktadan (C)
bölünmelidir ki; küçük parçanın (AC) büyük parçaya (CB) oranı,
büyük parçanın (CB) bütün doğruya (AB) oranına eşit olsun.
Altın Oran, pi (π) gibi irrasyonel bir sayıdır ve ondalık sistemde
yazılışı; 1,618033988749894...'tür. -noktadan sonraki ilk 15
basamak- Bu oranın kısaca gösterimi: \frac{1+\sqrt{5}} {2} olur.
Altın Oranın ifade edilmesi için kullanılan sembol, Fi yani Φ'dir.
45
İnsan Faktörü – Altın Oran
46
İnsan Faktörü – Altın Oran
47
İnsan Faktörü – Altın Oran
Euclid (M.Ö. 365 – M.Ö. 300), "Elementler" adlı tezinde, bir doğruyu 1.6180339... noktasından bölmekten bahsetmiş
ve bunu, bir doğruyu ekstrem ve önemli oranda bölmek diye adlandırmıştır. Mısırlılar keops Piramidi'nin tasarımında
hem pi hem de phi oranını kullanmışlardır. Yunanlılar, Parthenon'un tüm tasarımını Altın Oran'a dayandırmışlardır. Bu
oran, ünlü Yunanlı heykeltraş Phidias tarafından da kullanılmıştır. Leonardo Fibonacci adındaki İtalyan matematikçi,
adıyla anılan nümerik serinin olağanüstü özelliklerini keşfetmiştir fakat bunun Altın Oran ile ilişkisini kavrayıp
kavramadığı bilinmemektedir. Leonardo da Vinci, 1509'da Luca Pacioli'nin yayımladığı İlahi Oran adlı bir çalışmasına
resimler vermiştir. Bu kitapta Leonardo Leonardo da Vinci tarafından yapılmış Five Platonic Solids (Beş Platonik Cisim)
adlı resimler bulunmaktadır. Bunlar, bir küp, bir Tetrahedron, bir Dodekahedron, bir Oktahedron ve bir Ikosahedronun
resimleridir. Altın Oran'ın Latince karşılığını ilk kullanan muhtemelen Leonardo da Vinci 'dir. Rönesans sanatçıları Altın
Oran'ı tablolarında ve heykellerinde denge ve güzelliği elde etmek amacıyla sıklıkla kullanmışlardır. Örneğin Leonardo
da Vinci, Son Yemek adlı tablosunda, İsa'nın ve havarilerin oturduğu masanın boyutlarından, arkadaki duvar ve
pencerelere kadar Altın Oran'ı uygulamıştır. Güneş etrafındaki gezegenlerin yörüngelerinin eliptik yapısını keşfeden
Johannes Kepler (1571-1630), Altın Oran'ı şu şekilde belirtmiştir: "Geometrinin iki büyük hazinesi vardır; biri
Pythagoras'ın teoremi, diğeri, bir doğrunun Altın Oran'a göre bölünmesidir." Bu oranı göstermek için, Parthenon'un
mimarı ve bu oranı resmen kullandığı bilinen ilk kişi olan Phidias'a ithafen, 1900'lerde Yunan alfabesindeki Phi harfini
Amerika'lı matematikçi Mark Barr kullanmıştır. Aynı zamanda Yunan alfabesindekine karşılık gelen F harfi de,
Fibonacci'nin ilk harfidir.
Altın Oran, bir sayının insanlık, bilim ve sanat tarihinde oynadığı inanılmaz bir roldür. Phi, evren ve yaşamı anlama
konusunda bizlere yeni kapılar açmaya devam etmektedir. 1970'lerde Roger Penrose, o güne kadar imkânsız olduğu
düşünülen, "yüzeylerin beşli simetri ile katlanması"nı Altın Oran sayesinde bulmuştur.
48
İnsan Faktörü – Altın Oran
Fibonacci sayıları;
Fibonacci dizisi
(0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987, 1597,
2584, 4181, 6765... şeklinde devam eder)
ile Altın Oran arasında ilginç bir ilişki vardır. Dizideki ardışık iki sayının
oranı, sayılar büyüdükçe Altın Oran'a yaklaşır.
Fibonacci ardışıkları, Altın Oran ilişkisi yorumlamasıdır.
Örneğin; 987 / 610 = 1,618032… sonucunu vermektedir. Bu durum,
89′dan daha küçük olan Fibonacci sayıları için 0,01 gibi küçük bir
farklılıkla ortaya çıksa da, büyük sayıların tamamında sonuç aynıdır.
49
http://www.youtube.com/watch?v=Nz6T0SGmI9U
Leonardo da
Vinci'nin
günlüklerinin birinde
bulunan, insan ve
doğayı birbiriyle
ilgilendirmebütünleştirme
çalışması için bir
dönüm noktası kabul
edilen ve insan
vücudundaki
oranları gösteren
Vitruvius Adamı
çalışması (1492).
50
İnsan Faktörü – Altın Oran
Deniz Kabuğu: Dipten başlayarak uca doğru ilerleyen kıvrımları
bulunan deniz kabuğunun, logaritmik spiral denilen her bir kıvrımına
oluşan eğikliğin tanjantı altın orana denk gelmektedir.
51
İnsan Faktörü – Altın Oran
El Parmakları: Parmaklarımızın tam orta kısmındaki boğumu, altın
oran doğrusundaki B noktası olarak kabul edersek; elimize doğru
olan kısa parçanın tırnağımıza doğru olan uzun parçaya oranı ile
tırnağa doğru olan uzun parçanın tüm parmağımıza olan oranı eşit
olacaktır. Ayrıca büyük parçaların küçük parçalara oranı 1,618′i (Φ)
verecektir.
52
İnsan Faktörü – Altın Oran
Kollar: Kolumuz dirseğimizden iki parçaya ayrılmaktadır. Kolumuzda
omzumuza doğru olan kısa parçanın elimize doğru olan uzun parçaya
oranı ile elimize doğru olan uzun parçanın tüm kolumuzun
uzunluğuna oranı eşittir. Ayrıca büyük parçaların küçük parçalara
oranı 1,618′i (Φ) vermektedir.
53
İnsan Faktörü – Altın Oran
Çam Kozalağı: Kozalağın içindeki merkez noktadan dışarıya doğru
spiral biçiminde uzayan her bir tanenin eğrilik açısı, bize altın oranı
vermektedir.
54
İnsan Faktörü – Altın Oran
Saçtaki Düğüm Noktası: Her insanın kafasının tepe noktasında,
saçların çıkmaya başladığı kıvrımlı bir düğüm noktası vardır. Resimde
örneklendiği gibi bazı insanlarda bu iki tanedir. Bu düğüm
noktasından çıkan saçların yaptığı kıvrım, bir açıyla ilerlemektedir.
İşte bu eğimin tanjantı, bize altın oranı vermektedir.
55
İnsan Faktörü – Altın Oran
Tütün ve eğrelti otu gibi bazı bitkilerin yaprakları, aşağıya doğru
eğimli olarak uzamaktadır. Bu eğimin tanjant değeri altın oranı
vermektedir.
56
İnsan Faktörü – Altın Oran
Selimiye Camisi: Mimar Sinan, altın oranı Edirne’deki Selimiye
Camisi’nde kullanmıştır. Caminin minarelerindeki ışıklı bölmelerin
oranı, altın oranına eşittir. Bu durum Süleymaniye Camisi’nde de
geçerlidir.
57
İnsan Faktörü – Altın Oran
İnsan Yüzü: Yüzümüzde altın oranı bulabileceğimiz bir çok yer vardır.
Bunlardan biri kaşların arasındaki boşlukla,
gözbebekleriarasındaki boşluğun oranıdır. Bunun gibi üst damaktaki
ön iki dişin enlerinin toplamının boyların toplamına oranı, 1,618′i
vermektedir. Bunlar kuşkusuz standart olarak kabul edilen insan
yüzleri için geçerlidir.
58
İnsan Faktörü – Altın Oran
Akciğer: Akciğerlerimizin içinde kas ve bağ dokusundan meydana
gelen bronşlar ve bunların sıralı olduğu bronş ağacı bulunmaktadır.
İşte bu ağacın dallarının uzunlukları arasındaki oran, altın orana
eşittir.
59
İnsan Faktörü – Altın Oran
DNA: İnsan vücudundaki en küçük elementlerde bile altın orandan
bahsedilmektedir. DNA, düşey doğrultuda iç içe açılmış iki ayrı
sarmaldan oluşmaktadır ve bu sarmalların uzunluğu 34 angström,
genişlikleri 21 angtröm’dür. 21 ve 34 sayıları, Fibonacci sayı dizisinde
arka arkaya gelen iki sayıdır ve bunların birbirine oranı altın orandır.
60
İnsan Faktörü – Altın Oran
Kar Kristalleri: Kristallerin kollarındaki kısa uzantılarla, uzunlar
arasında her zaman altın orana uyan bir ölçü bulunmaktadır.
61
İnsan Faktörü – Altın Oran
Geyik Boynuzu: Tıpkı fillerin dişlerindeki sarmal yapılarda olduğu
gibi, geyiklerin boynuzlarındaki çıkıntılarda da, 1,618′lik altın oran
bulunmaktadır.
62
İnsan Faktörü – Altın Oran
Mısır Piramitleri: Milattan önce yapıldığı düşünülen bir yapı olduğu
bilinmesine rağmen, altın oranı birebir görebildiğimiz Keops
Piramidi’nin taban uzunluğu ile yüksekliğinin birbirine oranı altın
oranı vermektedir.
63
İnsan Faktörü – Altın Oran
Mona Lisa Tablosu: Leanardo da Vinci tarafından yapılan Mona Lisa
tablosunun boyu ile eni arasındaki oran, altın orana eşittir. Tıpkı Aziz
Jerome tablosundaki gibi… Ayrıca Picasso da aynı ölçüyü
resimlerinde kullanmıştır.
64
İnsan Faktörü – Altın Oran
Ayçiçeği: Tıpkı papatyadaki gibi, çiçeğin merkezinden sağa doğru
gidenlerle sola doğru giden taneciklerin oranı altın orana eşittir.
Papatyaya benzeyen çiçeklerin neredeyse tamamında bu oran
geçerlidir.
65
İnsan Faktörü / Altın Diktördgen
İçinden defalarca kareler çıkardığımız bu Altın
Dikdörtgen'in karelerinin kenar uzunluklarını
yarıçap alan bir çember parçasını her karenin
içine çizersek, bir Altın Spiral elde ederiz. Altın
Spiral, birçok canlı ve cansız varlığın biçimini ve
yapı taşını oluşturur. Buna örnek olarak Ayçiçeği
bitkisini gösterebiliriz. Ayçiçeğinin çekirdekleri
altın oranı takip eden bir spiral oluşturacak
şekilde dizilirler.
66
İnsan Faktörü - Psikoloji
Bu karelerin kenar uzunlukları sırasıyla Fibonacci sayılarını verir.
67
5. Hafta
Ergonomi – Psikoloji
/
Çizimle Tanışalım!!!
68
İnsan Faktörü - Psikoloji
İnsan psikolojik varlıktır ve mekân onu motive
eder.
İnsan 5 duyusunu kullanarak algıladığı
duygularıyla mekan hakkında hissiyat oluşturur
ve etkilenme düzeyine göre mekana karşı
beklenti içine girer.
Mekanda insan üzerinde etki eden çeşitli
faktörler bulunmaktadır.
69
Şekillerin insan üzerindeki etkileri
• Düşey çizgi; sonsuzluğun heyecanın simgesidir.
Düşey çizgi izlemek için insan durmak
zorundadır. İnsan düşey çizginin tamamını
görmek için bakışlarını bulunduğu noktadan
uzaklara gökyüzüne kadar çevirir. Düşey
çizgiler ululuğunda simgesidir.
70
Şekillerin insan üzerindeki etkileri
• Doğru ve eğri çizgiler; doğru çizgiler kararlılık
ve sertlik ifade eder ve gücü hatıra getirir.
71
Şekillerin insan üzerindeki etkileri
• Helikoidal çizgiler; bu çizgiler yükselmenin,
kopmanın, yerden ayrılmasının simgesidir.
72
Şekillerin insan üzerindeki etkileri
• Küp; bütünlüğü sunar, izleyene kesin doğruluk
duygusu verir.
73
Şekillerin insan üzerindeki etkileri
• Daire; küre ve yarım küre kubbeler, yetkinlik
ve en son yasayı sunar.
74
Şekillerin insan üzerindeki etkileri
• Elips; iki merkez çevresinde gelişerek gözün
dinlenmesine fırsat vermez, gözü devingen ve
tasalı kılar.
75
6. Hafta
Çizime Devam
76
Renklerin insan üzerindeki etkileri
Renk ve ışık ilişkisinde renklerin içerdikleri
titreşimli enerjinin insan psikolojisi üzerinde
etkileri vardır. Renklerin algılanması ışık
kaynaklarına bağlıdır. Seçilen ışık kaynakları ile
renklerin verimlilikleri önemlidir.
77
Renklerin insan üzerindeki etkileri
Görsel konforun sağlanması, eylemler ile renk
arasındaki ilişkilerin doğru kurulmasına bağlıdır.
Bunun için uygun aydınlatma düzenekleri ve
uygun ışık kaynaklarının seçilmesi gerekmektedir.
Farklı renk özellikli ışık kaynaklarıyla sıcak ve
huzurlu bir atmosfer yaratılabileceği gibi uyarıcı,
çalışmaya teşvik edici etkiler de oluşturulabilir.
Kişilerin sevdiği vazgeçemediği bazı renkler vardır
ve çevresini söz konusu renklerle çevirmek en
doğal hakkıdır.
78
Renklerin insan üzerindeki etkileri
Yatak odasında aşırı sıcak bir ortam yaratacak renkler, dikkati
her an canlı tutacaklarından pek tavsiye edilmez. Diğer
odalarda soğuk bir etki yaratacak açık mavi, yeşil, gri, hatta
leylak rengi yatak odalarında rahatça kullanılır. Yatak odasındaki
renklerin ve uyumun, dinlendirici olması gerekmektedir. Göz
bütün odada, perdelere, duvarlardan aydınlatmaya rahatça
hiçbir çağrışım olmadan dolaşabilmelidir. Bir fon rengi seçilip bu
rengi tekrarlayacak çerçeve, abajur gibi objelerle daha belirgin
olması sağlanabilir. Tavandan yansıtılan endirekt ve başucu
aydınlatması kullanılabilir. Sıcak güneş ışıkları güneş batarken ya
da doğarken odaya girdiklerinde bütün renkler daha parlak,
daha canlı görünür. Tersine, zayıf ışıklar da her şeyi öldürür,
sönükleştirir. Bu noktada yine evin ve odanın baktığı yön önem
kazanır.
79
Renklerin insan üzerindeki etkileri
İki ana rengin karışımıyla ortaya çıkan ara renk,
karışıma katılmayan ana rengin tamamlayıcısı
olur. Kırmızı için yeşil, mavi için turuncu, sarı
içinse mor tamamlayıcı renk işlevi görür. Aynı
zamanda birbirlerine karşıt olan bu renkler
birlikte kullanıldıklarında da denge oluştururlar.
80
Renklerin insan üzerindeki etkileri
Sarı: En parlak renk. Dikkat çekmek için çığlık atar;
bu yüzden uyarı ışıklarında sarı tercih edilir. Ayrıca
dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır.
Sonbaharın da baskın renkleri sarı ve sarı-turuncu,
duygularımızı yakalayan, güçlü bir çekiciliğe sahiptir.
Neşeyi anlatır. Sarı zeka ,incelik ve pratiklikle de
ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı
yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin sembolüdür.
Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın
tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek
mümkündür.
81
Renklerin insan üzerindeki etkileri
Kırmızı: En uzun dalga boyuna sahip olan kırmızı renk, özellikle
de koyu bir arka plan ile birlikte kullanıldığında öyle şiddetlidir
ki, bir görüntüde yer alan küçücük kırmızı bir leke bile
görüntünün her yerini etkiler. Bu renk canlılık ve dinamizmle
ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel
olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna
kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir. İştah açar. O yüzden
dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır.
Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir
inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar
renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli
beze saldırır.
Yatak odasında böyle bir renk kullanılacaksa başka renklerle
hafifletilmelidir.
82
Renklerin insan üzerindeki etkileri
Siyah: Siyah; gücü ve tutkuyu ifade eder, bizde
ve batıda matemi temsil eder. Japonya’da ise
mutluluğu ifade eder. Konsantre olabilmek için
perdelerin siyah, gün ışığı olmayan odalar tercih
edilebilir.
83
Renklerin insan üzerindeki etkileri
Pembe: Kırmızı ile beyazın birleşmesi ile elde
edilen pembe renk, kırmızı gibi canlılık verir ama
daha yumuşaktır. Mavi renk erkeklerin, pembe
ise kadınların rengi olarak bilinir. Neşe ve
mutluluk veren bir renk olan Pembe aynı
zamanda hayallerin ve aşkın rengidir.
84
Renklerin insan üzerindeki etkileri
Mavi: Dünyanın hakim rengi olan mavi çekingen bir renk;
dinlendiriciliği ve edilgenliği anlatır. Koyu tonlarda ya da
yoğun olarak kullanıldığında moral bozan, kasvet veren,
açık tonlarda ya da beyazla karışık kullanıldığında,
yatıştırıcı ve güven veren bir etki yaratır. Vücudumuzda
boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk
gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir.
Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder
ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına
inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları
azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları
mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı
saptanmıştır.
85
Renklerin insan üzerindeki etkileri
Açık mavi; soğuk renkler arasında yer alır,
dinlendirici, sakinleştiricidir.
Ayrıca odayı daha büyük gösterir. Bu arada söz
konusu renklerin, çok parlak tonlarda seçilirse
uzun sürede yorucu olabileceklerini unutmamak
gerekir.
86
Renklerin insan üzerindeki etkileri
Yeşil: Sessizliği anlatır. Duygusal olarak bizi en çok
etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu
rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür.
Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O
yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil
yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta
mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de
yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil
alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği
saptanmıştır.
87
Renklerin insan üzerindeki etkileri
Mor: En kısa dalga boyuna sahip olan mor,
geleneksel olarak asaletle ilişkilendirilir. Yakınlık
ve güzelliğe de işaret eder. Eskiden beri ihtişam
ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih ,
yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima
morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik
duyguları açığa çıkardığından, insanların
bilinçaltını korkuttuğu saptanmıştır. İntihar
edenlerin beğendiği renktir.
88
Renklerin insan üzerindeki etkileri
Lacivert; kozmik renk olarak kabul edilir. Otorite ve verimliliği
simgeler.
Gri; diplomatik ve ağır bir renktir. Hareketsizliği, yavaşlığı ve
ciddiyeti temsil eder.
Bronz; negatif bir etki yapar.
Turkuaz; ruh sağlamlığını belirler.
Turuncu; mantık ve muhakemeyi güçlendirir. Uysallığı
sembolize eder.
89
Renklere dair İpuçları
Nötr renkler, beyaz, siyah ve kurşuni gibi tarafsız
renklerdir. Bunlar belli başlı bir renk özelliğinden
ziyade, çeşitli renklerin elde edilmesine yardımcı
olurlar. Nötr renkler, dinlendiricidir; doyurucu
manalı ve olgun bir etkileri vardır. Bunlardan
siyah renk, derinlik ve karanlık beyaz ise aydınlık,
temizlik ve yakınlık hissi yaratır.
90
Renklere dair İpuçları
Yatak odası gibi dinlenme, uyuma, kitap okuma gibi
eylemlerin gerçekleştirildiği mekânlar için rahatlık,
sükûnet, dinlenme, yatıştırma, yumuşatma ve
sakinleştirme etkileri olan mavi, turkuvaz, morun açık
tonları, açık yeşil renkler seçilebilir. mor ve açık tonları,
canlı ve sıcak renkler ile yarı şeffaf aplikler, geniş açılı
armatürler kullanılabilir.
91
Renklere dair İpuçları
Beyaz bütün mobilyaları daha iyi gösterir. Ayrıca çok büyük
olmayan ve pek ışık alamayan bir yatak odası, duvarları ve tavanı
beyaza boyandığında daha büyük görünür. Her yanı bembeyaz
yapmak istenmiyorsa yeri duvardan duvara uçuk mavi bir halıyla
kaplayıp tavanda aynı rengi tekrarlamak mümkündür. Odaya
giren ışığın yanı sıra ışığın üstüne çarpıp yansıdığı yüzey de çok
önemlidir. Aynı sıcaklıkta iki yüzeyden biri parlak, diğeri mat ise
parlak olan ışığı yansıtır, mat olan ise yok eder. Bu nedenle yatak
odasının aydınlatmasında elden geldiğince pencereden sızan gün
ışığı taklit edilmektedir. Bu durumda, seçilen eşya her zaman
istendiği gibi görünür, istenen etkiyi yapar.
92
Renklere dair İpuçları
Yatak odası için en uygun renklerden biri de dinlendirici
özelliği ile yeşildir. Hoş bir serinlik etkisi yapmasının yanı
sıra, odada doğanın bir parçası gibi durur. Yeşil, biraz
griyle karıştırılırsa son derece dinlendiricidir; yalnız çok
büyük yatak odalarına soğuk bir hava verir.
93
Renklere dair İpuçları
Çalışma odası ve toplantı salonu gibi çalışma eyleminin
yapıldığı bu mekânlar için gücü temsil eden,
yoğunlaşma ve otorite sağlayan, rahat ve tepkisiz
hissettiren mor ve açık tonları, siyah ve tezat renkleri,
kahverengi ve lacivert ile tek yönden gelen ışık ve
ayarlanabilir hareketli masa lambaları kullanılabilir.
94
Renklere dair İpuçları
Oturma odası ve salon gibi oturma, dinlenme ve
televizyon izleme eylemlerinin yapıldığı bu mekânlar
için gözü dinlendirmesi, huzur vermesi, stres atmayı
sağlaması nedeniyle açık mavi, beyaz, açık ve doğal
renkler ile sıcak renkli lambalar, endirekt ve bölgesel
aydınlatma sistemleri kullanılabilir.
95
Renklere dair İpuçları
Mutfak, yemek pişirme, depolama, yiyecek hazırlama
ve servis gibi eylemlerin gerçekleştirildiği bu mekânlar
için doğayı çağrıştıran, güven ve huzur veren, bitecek
bir zamanı temsil eden yeşil, sarı ve tonları ile sıcak ışık
renkleri, tezgâh ve dolaplar için de özel aydınlatma
düzenekleri seçilebilir.
96
Renklere dair İpuçları
Koridor ve giriş, bekleme, geçiş ve oturma eylemlerinin
yapıldığı bu mekânlar için kendine güven duygularını
harekete geçiren, huzur veren gül rengi, şeftali, mor ve
açık tonları, canlı ve sıcak renkler ile yarı şeffaf aplikler,
geniş açılı armatürler kullanılabilir.
97
Renklere dair İpuçları
Çocuk odası, diskotek ve restoranlarda dikkati ayakta
tutan, enerji, hareket ve canlılık veren, kan dolaşımını
hızlandıran turuncu, kırmızı, sarı ve yeşilin tonları ile
tavandan yansıtılan endirekt aydınlatma, renkli ve özel
aydınlatma sistemleri kullanılabilir.
98
Renklere dair İpuçları
Diskotek ve restoranlarda (konseptine bağlı olarak)
dikkati ayakta tutan, enerji, hareket ve canlılık veren,
kan dolaşımını hızlandıran turuncu, kırmızı, sarı ve
yeşilin tonları ile tavandan yansıtılan endirekt
aydınlatma, renkli ve özel aydınlatma sistemleri
kullanılabilir.
99
Renklere dair İpuçları
Rengin saf olarak kullanılması daha gerçekçi bir etki
yaratırken pastel renklerin kullanılması da romantik bir
etki yaratabilir.
Pastel renk, beyazla yumuşatılarak rengi açılmış ya da
soluklaştırılmış renktir.
100
Renkler ve Psikoloji İlişkisine dair…
Doğal ortamlardaki insan yaşamı incelendiğinde, duyularla
algılanan renklerin duygusal olarak insanları belli ölçülerde
etkilediğini görebiliriz.
Rengin bulunuşuyla; Birçok mimari yapıda renk, mekânın
bölümlerini belirginleştirmek, insanların sınıf ayrımını belirtmek,
kişinin davranışlarını kontrol altına alabilmek, yönlendirmek ya da
yanıltmak gibi amaçlarla kullanılmaktadır. Örneğin; Naziler,
toplama kamplarında esirleri alçak tavanlı ve her yanı sarıya boyalı
hücrelerde tutmuştur. Hücre duvarlarında ‘zihni bulandıran’ bir
etki yaratan ‘sarı’ rengin kullanılmasıyla esirin psikolojik olarak
çöküntüye uğratılması amaçlanmıştır. Nitekim döneme dair
yazılanlarda bu hücrelerdeki esirlerin ‘delirme noktasına’ geldikleri
belirtilmektedir.
101
Renkler ve Psikoloji İlişkisine dair…
Amerikan otomobil kuruluşu, kırmızı renkli otomobil
kullananların diğer renklerde araç kullananlara göre daha fazla
kaza yaptıklarını belirlemiştir (Becer,1999). Ayrıca, trafik
işaretlerinde örnek teşkil ettiği gibi, tehlike ve yasakların
belirtilmesinde kırmızının, dikkat, uyarı amaçlı olarak sarı rengin
kullanıldığı görülür. Yapılan deneylerde, renklerin bireyin koku ve
tat alma duyuları üzerinde de etkili olduğu saptanmıştır. Örneğin
sarı ve yeşilin ekşi, turuncu, sarı ve kırmızının tatlı, mavi ve
yeşilin acı, soluk yeşil ve açık mavinin tuzlu tatları çağrıştırdığı,
yeşilin çam kokusunu, eflatunun parfüm kokusunu çağrıştırdığı
saptanmıştır (Teker, 2003).
102
Renkler ve Psikoloji İlişkisine dair…
Sıcak renklerin hakim olduğu mekanlarda geçen zamanın gerçek
sürenin üstünde olduğu, soğuk renklerle renklendirilmiş
mekanda geçirilen sürenin ise gerçek sürenin altında kaldığı
yönündedir. (Aydınlı, 1989). Sıcak renkler, izleyeni uyarır ve
neşelendirir. Fiziksel gücü, enerjiyi, dinamizmi arttırır,
metabolizmayı hızlandırır; fazlası ise heyecan, yorgunluk, şiddet,
saldırganlık ve yoğunlaşma güçlüğü yaratabilir. Turuncunun dışa
dönüklük, girişimcilik, sosyallik sağladığı, sarının şeffaflık, hafiflik,
serbestlik duygusu uyandırdığı da ortaya konmaktadır. Sıcak
renkli cisim ve mekânların daha yakında ve büyük göründükleri
bilinir.
103
Download

1-6. hafta