BOYUN AĞRISI
Boyun ağrısı en sık doktora başvuru nedenleri arasındadır. Genellikle
aniden tek başına şiddetli bir yakınma olarak başlamayıp günlük yaşantının stres
ve gerilimi ile zaman içinde artarak belirginleşir. Sonuçta omurganın belli bir
kısmında dejenerasyon başlar ve bu dejenerasyon boyun ağrısının kaynağı olur.
Boynun normalde nasıl çalıştığını ve neden ağrı duyduğumuzu bilmek
boyun ağrısının giderilmesine yardımcı olmak için önemlidir. Hastalar
durumları hakkında en iyi kararı verebilmeleri konusunda bilgi sahibi
olduklarında daha az endişelidirler ve daha fazla tatmin olurlar.
Bu doküman boyun ağrısı hakkında genel bir bilgi vermektedir. Aşağıdaki
konuları daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır:
 Omurga ve boynu oluşturan kısımlar
 Boyun ağrısının sebepleri
 Doktorunuzun isteyeceği testler
 Ağrınızı nasıl azaltıp hareketlerinizi nasıl arttırabilirsiniz
ANATOMĠ
Boyun omurlarının yapısı ve hareket prensipleri nelerdir?
İnsan omurgası omur (vertebra) adı verilen 24 kemiğin birbiri üzerinde
sıralanması ile meydana gelir. Omurga insan vücudunun dik durmasını
destekler.
İlk 7 omur omurganın boyun kısmını oluşturur. Doktorlar genelde bu
omurları C1-C7 olarak isimlendirirler. İlk boyun omuru kafatasının tabanı ile
eklem yapar. Boyun omurları içe doğru bir kavis çizerek uzanırlar ve 7. omurun
1. göğüs omuru ile eklem yaptığı noktada sonlanırlar. Burası göğsün başladığı
yerdir.
Her omur, omur gövdesi adı verilen yuvarlak kemik bir bloktan oluşur.
Kemik bir halka omur gövdesinin arkasına tutunur. Omurlar birbiri üzerinde
sıralandığında dar bir tüp oluştururlar. Bu tüp, omuriliği çevreler ve tıpkı
kafatasının beyni koruduğu gibi omuriliği korur.
Omurilik beyinden aşağı doğru omurilik kanalı içinde uzanırken her omur
seviyesinde sinir kökü adı verilen dallar verir. Bu sinir kökleri birleşerek tüm
vücuda yayılan ve vücudun elektrik sistemini oluşturan sinirleri meydana
getirirler. Boyun bölgesinde omurilikten çıkan sinir kökleri kollara ve ellere
dağılan sinirleri oluştururlar. Göğüs omurları seviyesinden çıkan sinir kökleri
karna ve göğse, bel bölgesinden çıkan sinir lifleri ise leğen kemiği içindeki
organlara, bacaklara ve ayaklara dağılan sinirleri oluştururlar.
Boyun omurlarının anatomisini anlamak için kullanılabilecek bir yol da
omur segmentini incelemektir. Her bir omur segmenti; iki omuru, iki omur
arasındaki diski, ilgili seviyede omurilikten çıkan sinir kökünü ve faset eklemi
içerir.
Omurlar arasında bulunan disk bağ dokusundan oluşur. Bağ dokusu
vücudun yaşayan hücrelerini bir arada tutan materyaldir. Çoğu bağ dokusu,
kollajen adı verilen maddeyi içeren liflerden oluşur. Bazı durumlarda kollajen
lifleri ip gibi bir yapı oluşturmak için bir araya gelirler. Bazı durumlarda da bir
örtü parçası ya da örgü bir süveter şeklinde yapı oluştururlar. Disk, iki omuru
birbirinden ayıran özelleşmiş bağ dokusu yapısıdır. Normalde şok emici gibi
çalışır. Omurgayı gündelik hayatta yerçekimine karşı korur. Bunun yanında
sıçrama, koşma, kaldırma gibi omurgaya kuvvetin uygulandığı aktiviteler
sırasında da omurgayı destekler.
Omurlar arasındaki disk iki kısımdan oluşur. Merkezdeki nukleus adı
verilen kısım süngerimsi bir yapıdadır ve şok emici özelliği sağlayan bölümdür.
Nukleus, annulus adı verilen güçlü bir bağ dokusu ( ligament ) ile çevrilidir ve
bu yapı ile bulunduğu yere sabitlenir.
BOYUN AĞRISI SEBEPLERĠ
Neden boyun ağrım var?
Boyun ağrısının birçok sebebi vardır. Doktorlar her zaman ağrının ana
kaynağını tespit edemeyebilirler. Doktorunuz öncelikli olarak şikayetlerinizin
kanser, enfeksiyon gibi başka ciddi bir hastalıktan kaynaklanıp
kaynaklanmadığını bulmak için gerekenleri yapacaktır. Aşağıda
belirteceklerimiz en sık görülen boyun ağrısı nedenlerinin kısa bir özetidir.
Spondylosis
Çoğu boyun problemi zaman içerisinde boyun omurlarının yıpranması
sonucu gelişir. Başlangıçta bu küçük yaralanmalar ağrısızdır. Ancak zamanla
tekrarlayan travmalar sonucunda boyun ağrısı gelişir. Doktorlar, bazen
omurgadaki bu dejeneratif değişikliklere spondiloz derler. Spondiloz
omurgadaki kemik ve yumuşak dokuyu etkileyebilir. Ancak bilinmesi gerekli en
önemli nokta spondilozun yaşlanmanın normal bir sonucu olduğudur.
Dejeneratif disk hastalığı
Normal yaşlanma süreci diskteki dejeneratif değişiklikleri içerir.
Tekrarlayan stres ve gerilmeler diski oluşturan bağ dokusunu zayıflatır. Zamanla
diskin merkezindeki nukleus kuruyup şok emici özelliğini kaybeder. Annulusta
da küçük yırtıklar oluşur.
Sıklıkla bu değişiklikler ağrısızdır. Annulusun dış sınırına ulaşan büyük
yırtıklar ağrıya neden olabilir. Vücut yırtıkları nedbe dokusu ile onarmaya
çalışır. Fakat nedbe dokusu bağ dokusu kadar kuvvetli değildir. Bir noktada disk
omurga için şok emici özelliğini kaybeder. Sonuçta yerçekimi ve günlük
aktivitelerin uyguladığı kuvvet omurgadaki diskler ve diğer yapılar için ciddi
strese faktörü haline gelir.
Disk dejenerasyonu devam ettikçe omurlar arasındaki mesafe daralır. Bu
spinal kolonun arka yüzünde uzanan faset eklemlerine bası oluşmasına neden
olur. Bu eklemler hep birlikte basıya uğrarsa eklem kapsülünde ekstra bir bası
gelişir ve bu da faset eklemi daha çok yıpratır. Zamanla faset eklemlerde artrit
(eklem romatizması) gelişir.
Disk, faset eklem ve ligamentlerdeki bu dejeneratif değişiklikler spinal
segmentte gevşemeye ve instabiliteye neden olur. Ekstra hareketler, omurganın
daha fazla aşınmasına yol açar. Sonuç olarak annulusta daha fazla ve daha geniş
yırtıklar olur.
Nukleus, zayıflayan ve incelen annulustan dışarı, spinal kanalın içine
doğru taşabilir. Buna herniye ya da rüptüre disk (fıtık) adı verilir. Taşan disk
materyali sinirlere baskı uygulayabilir. Bunun yanında disk, inflamasyona yol
açan enzim ve kimyasalların salınımına da yol açar. İnflamasyonu başlatan
kimyasalların salınımı ve diskin sinir dokularını sıkıştırması sonucu ağrı oluşur.
Dejenerasyon süreci devam ettikçe diskin ve faset eklemin çevresinde
kemik çıkıntılar oluşur. Bu çıkıntıların neden oluştuğu tam olarak
bilinmemektedir. Çoğu doktor, bu kemik çıkıntıları spinal segmentteki ekstra
hareketleri sınırlandırmak için vücudun geliştirdiği bir savunma mekanizması
olarak değerlendirir. Bu çıkıntılar nöral foramenlerden geçen sinirlere bası
oluşturup ağrıya neden olabilirler. Sinir kökleri etrafındaki bu bası, boyun, kol
ve ellerde uyuşukluk ve güçsüzlüğe neden olabilir.
Kas incinmesi
Boyun ağrısı ya da sertlik yakınması olanlarda çoğu zaman kas incinmesi
olduğu söylenir. Ancak boyna direk bir travma olmadığı ve kaslarda bir
yaralanma olmadığı zamanlarda bu yakınmaların kaynağı omurgadaki disk ya da
ligament gibi diğer yapılardır. Bu durumda kaslar problemin olduğu bölgeyi
desteklemek ve korumak amaçlı spazm oluştururlar.
Mekanik boyun ağrısı
Boyunda kullanmaya bağlı yıpranma sonucu gelişir. Bu durum
yıpranmaya başlayan bir makineye benzer. Mekanik ağrı genellikle diskin
dejenere olmasıyla başlar. Disk dejenerasyonu arttıkça omurlar arasındaki
mesafe daralır ve faset eklemlerde inflamasyon gelişir. Ağrı genelde kroniktir.
Ağrı çoğunlukla boyunda hissedilse de sırtın üst tarafına ve omuzlara doğru
yayılabilir. Mekanik ağrıda problem sinir basısı olmadığından genellikle
kollarda güçsüzlük ve uyuşukluk olmaz.
RADĠKÜLOPATĠ ( ÇĠMDĠKLENMĠġ SĠNĠR )
Omuriliğin boyun bölgesindeki sinirlerin irritasyonu ya da basısı sonucu
sinirlerin elektrik sinyalleri etkilenebilir. Bunun sonucu ciltte hissizlik, kasta
güçsüzlük ve sinir trasesi boyunca ağrı oluşabilir. Çoğu kişi bu yakınmaların
çimdiklenmiş siniri gösterdiğini düşünür. Sağlıkçılar buna servikal radikülopati
derler.
Birçok durum radikülopatiye sebep olabilir. En sık görülenleri;
dejenerasyon, disk herniasyonu ve spinal instabilitedir.
Dejenerasyon: Omurga yaşlandıkça kemik ve yumuşak dokuda birçok
değişiklik olur. Disk su içeriğini kaybeder, çökmeye başlar ve omurlar
arasındaki disk mesafesi daralır. Yüklenme sonrası basınç artışı faset eklemleri
rahatsız edip inflamasyona yol açar ve faset eklemler genişlemeye başlar.
Genişleyen fasetler yanından geçip kola giden sinir kökünü sıkıştırır.
Dejenerasyon kemik çıkıntı oluşumuna da yol açıp sinir kökü basısı
oluşturabilir.
Herniye disk (fıtık): Ağır ve tekrarlayıcı eğilme, dönme, kaldırma
hareketleri sonrasında diskin üzerine fazladan bir baskı oluşabilir. Eğer bu
basınç çok fazla olursa annulus yırtılabilir. Yırtık oluştuğunda nukleus dışarı
doğru taşar. Buna herniasyon (fıtık) adı verilir. Normalde günlük aktiviteler
sırasında annulus üzerinde basınç oluşur ve genelde bu annulusta belirgin zarar
oluşturmaz. Ancak annulus yaşlandıkça gevrekleşir ve yırtılır. Yırtık nedbe
dokusu ile iyileşir. Zamanla annulus zayıflar ve disk annulus yırtığından
dışarıya taşar.
Eğer taşan disk sinir köküne bası yaparsa ağrı, uyuşukluk ve ilgili
kaslarda güçsüzlük olabilir. Bu duruma servikal radikülopati adı verilir.
Nukleus hasarlı annulus ile temas ettiği anda bu bölgede inflamasyon başlar ve
ağrı hissedilir. Eğer taşan disk çok büyükse omuriliği sıkıştırabilir. Servikal
myelopati adı verilen bu durumda sinir kökleri ile birlikte omurilikte bası
altında kaldığından daha ciddi sorunlara oluşabilir.
Spinal instabilite: Omurlar arasında fazladan olan hareketi tarifler. Boyun
ya da kafa yaralanması sonrası boyun omurları arasındaki ligamentlerin zarar
görmesi ile instabilite gelişebilir. Bağ dokusu gevşek olan kişilerde de
instabilite olabilir. Omurların birbiri üzerine kaymasını ifade eden
spondilolistezis tablosu da bir diğer instabilite sebebidir. Sebep ne olursa olsun
kemikler arasındaki fazladan olan hareket sinir kökleri ya da omurilik basısı
sonucu bulgulara yol açar.
SERVĠKAL DAR KANAL (SERVĠKAL MYELOPATĠ)
Stenoz daralma anlamına gelir. Spinal stenoz ise, omuriliğin spinal
kanaldaki daralma sonrası bası altında kalmasını ifade eder. Kemik çıkıntıların
kemik kanala doğru uzanıp kanalı daraltması gibi dejeneratif değişiklikler
sonrası gelişir. Ancak spinal kanala doğru taşmış büyük disk herniasyonu olan
her yaştaki kişide görülebilir. Doktorlar, omuriliğin boyun seviyesinde sıkışması
sonucu oluşan klinik tabloya servikal myelopati adını verirler. Medikal tedavi
gerektirecek dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Yürüme bozukluğu, mesane
ve bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler ve el, parmak kullanımında
bozulmaya yol açabilir.
YAKINMA VE BULGULAR
Boyun problemlerinde bulgular nelerdir?
Yakınmalar ve bulgular sizin durumunuza ve etkilenen boyun yapılarına
göre çeşitlilik gösterir. En sık görülen bulgular:
 Boyun ağrısı
 Baş ağrısı
 Sırta ya da kola yayılan ağrı
 Boyunda sertlik ve boyun hareketlerinde kısıtlılık
 Omuz, kol ya da elde güçsüzlük

Omuz, kol ya da elde duyusal değişiklikler (uyuşukluk, karıncalanma)
TANI
Doktorunuz hastalığınızın sebebini nasıl bulacak?
Hastalığınızın sebebini bulmaya yönelik işlemler hastalığınız geçmişini
sorgulamak ile başlar. Yakınmaların ne zaman başladığı, hangi durumların
ağrınızı azaltıp arttırdığı, ağrıların günlük yaşamınızı ne derecede etkilediği
sorulacak sorular arasındadır. Cevaplarınız fizik muayenenin yönlendirilmesine
yardımcı olacaktır.
Daha sonra doktorunuz fizik muayene yapacaktır. Muayene sırasında
normal boyun hareketleriniz, boynunuzun hangi bölgesinin ağrıdığı, ve hangi
hareketlerin ağrınızı arttırdığı incelenecektir.
Ayrıca doktorunuz sinir fonksiyonlarını belirleyen basit testler de
yapabilir. Bu testler kol ve elinizin kuvvetini ölçer, reflekslerinizi kontrol eder,
kol, el ya da parmaklarda hissizlik olup olmadığını saptar.
Tıbbi özgeçmişiniz ve fizik muayene bulgularınız ışığında doktorunuz
hangi tetkikleri isteyeceğine karar verir.
Radyolojik görüntüleme
Bu tetkikler doktorunuzun omurganızın anatomik yapısını görmesini
sağlar. Birçok görüntülüme yöntemi vardır:
Röntgen
Kemiklerdeki tümör, enfeksiyon ve kırık gibi problemleri gösterir. Ayrıca
disk mesafesi ve nöral foramen genişliklerini göstererek dejenerasyonun
derecesi hakkında bilgi verir. Genellikle detaylı araştırma öncesi istenecek ilk ve
en basit görüntüleme yöntemidir. Eğer omurlar arasında instabiliteden
şüpheleniyorsa boyun öne (fleksiyon) ve arkaya (ekstansiyon) doğru eğilerek
yan boyun grafileri çekilebilir. Röntgenlerin kıyaslanması ile spinal segmentin
hareket aralığı saptanabilir.
MRI (MAGNETIC RESONANCE IMAGING)
Manyetik rezonans görüntüleme, boyun omurlarının kesitlerinin
resimlerini oluşturabilmek için manyetik dalgaları kullanır. Kemik yapılar
yanında disk, eklem, sinir dokusu gibi yumuşak dokuları da gösterir. Uygulama
ağrısızdır. Günümüzde omurların yapısını incelemek için en sık kullanılan tetkik
haline gelmiştir.
BT (BĠLGĠSAYARLI TOMOGRAFĠ)
Kemik dokunun ince kesitler halinde görülmesini sağlayan özel bir
röntgen şeklidir. Cihaz görüntü oluşturabilmek için X ışınlarını kullanır.
Özellikle kemik doku ile ilgili bir problemden şüphelenildiğinde kullanılır.
Diğer testler
EMG (Elektromyogram)
Kollara ve bacaklara yayılan sinirlerde problem olup olmadığını
belirlemede kullanılan özel bir testtir. Genellikle sinir köklerinin herniye disk
tarafından sıkıştırılıp sıkıştırılmadığını anlamak için kullanılır. Test sırasında
ince iğne elektrotlar sinir kökünün uyardığı kasın içine yerleştirilir. Eğer sinirin
fonksiyonunda değişiklik olmuşsa kastan değişik elektrik sinyalleri alınır. EMG
testi, bu sinyalleri okuyarak hangi sinir kökünün etkilendiğini belirler.
Laboratuar testleri
Boyun ağrısının kaynağı her zaman dejeneratif değişiklikler değildir.
Doktorlar, enfeksiyon ya da artrit gibi omurgadan kaynaklanmayan diğer
nedenleri belirlemek için kan testleri kullanırlar.
TEDAVĠ
Yakınmalarımı azaltmak için neler yapılabilir?
Cerrahi olmayan tedavi
Doktorlar mümkün olduğunca cerrahi olmayan tedavi yaklaşımlarını
tercih ederler. Bu tedavilerin ilk amacı ağrınızı ve diğer yakınmalarınızı
azaltmaktır. Sağlık çalışanları boyun hareketlerinizi ve kas gücünüzü arttırmak
için sizinle birlikte çalışırlar. Bu basamaklar, dejenerasyon sürecini yavaşlatmak
ve normal aktivitenize kavuşmanız amaçlanarak belirlenir.
Ġlaç tedavisi
Boyun ağrısını azaltmak için çok farklı türde ilaç reçete edilir ancak ağrıyı
tamamen sonlandıracak bir ilaç yoktur. Doktorunuz ağrıyı azaltmak,
inflamasyonu baskılamak ve gece rahat uyuyabilmenizi sağlamak amacıyla ilaç
verebilir.
YumuĢak boyunluk
Eğer boyun ağrınız ciddiyse doktorunuz boyun hareketlerinizi kısıtlamak
amacıyla kısa süreli kullanmanız için yumuşak bir boyunluk önerebilir. Kasları
ve eklemleri dinlendirmek ağrınızı, kas spazmını ve inflamasyonu azaltacaktır.
Soğuk ve sıcak uygulamaları
Boyun ağrısı için ağrıyan bölgeye her seferinde 10–15 dakika olmak üzere
soğuk ya da sıcak uygulama yapılabilir.
Fizik Tedavi
Bazı doktorlar hastalarının fizyoterapistler ile çalışmasını isteyebilir.
Tedavi, ağrının azaltılması, boyun hareketlerinin arttırılması ve sağlıklı duruşun
sağlanmasına odaklanır. Fizyoterapist, size özgü bir terapi programı düzenleyip
gelecekteki olası problemlerinizi önlemeyi amaçlar.
Enjeksiyonlar
Spinal enjeksiyonlar hem tanı hem de tedavi amaçlı olarak kullanılırlar.
Doktorunuzun önerebileceği birkaç çeşit enjeksiyon yöntemi vardır. Bu
enjeksiyonlarda genellikle bir anestezik ile bir tür kortizon karışımı kullanılır.
Anestezikler, yapıldıkları bölgede hissiyatın kaybolmasını sağlayan ilaçlardır.
Eğer enjeksiyon sonrası ağrı belirgin olarak azalır ya da tamamen geçerse
enjeksiyon ağrının kaynağı hakkında doktorunuza çok önemli bir bilgi vermiş
olur. Kortizon ise inflamasyonu baskılayarak uzunca bir süre boyunca ağrıyı
azaltır.
Bazı enjeksiyonları yapmak zordur ve uygulama için floroskopi gerekir.
Bu cihaz özel bir tür röntgendir ve doktorun bir ekrandan hastanın röntgenlerini
sürekli olarak görmesini sağlar. Çekim yapılmadan önce enjeksiyon yapılacak
yere yerleştirilen kılavuz iğne ile birlikte kullanılır.
Epidural steroid enjeksiyonu: Boyun ya da kola yansıyan ağrı için bazen
epidural steroid enjeksiyonu gerekebilir. Burada enjeksiyon sinir kökleri
etrafındaki epidural alana yapılır. Genelde epidural enjeksiyonlar, diğer cerrahi
dışı tedavilerin uygulandığı ve olumlu yanıt alınamadığı durumlarda yapılır. Bu
tür enjeksiyonlar her zaman başarılı olamayabilir. Eğer başarılı olursa genellikle
geçici bir rahatlama sağlar.
Selektif sinir kökü enjeksiyonu: Enjeksiyon, inflame olmuş sinir kökünün
etrafına yapılır. Floroskopi altında ağrılı sinir kökü hedeflenir. Bazı doktorlar bu
yöntemle ağrılı spinal sinire daha fazla ilaç verilebildiğini düşünürler. Zor
vakalarda cerrahi öncesi selektif kök enjeksiyonu yapılması, hangi sinir kökünün
ağrının kaynağı olduğunu belirlemede cerraha yardımcı olur.
Faset eklem enjeksiyonu: Ağrının kaynağının faset eklemler olduğunu
düşündüren durumlarda bir ya da daha fazla faset ekleme yapılacak
enjeksiyonlar ile ağrı kaynağı saptanabilir. İğne ile doğrudan faset eklem
hedeflenerek floroskopi altında enjeksiyon noktası saptanır. Ardından eklem
içine ilaç karışımı enjekte edilir. Eğer ağrı hemen geçerse ağrının kaynağının bu
faset eklem olduğu düşünülür. Kortizon enjeksiyonu birkaç günlük süre içinde
inflamasyonu baskılar ve boyun ağrısını geçirir ya da büyük ölçüde azaltır.
Tetik nokta enjeksiyonları: Kortizon ve anestezik madde karışımlarının,
kas ya da bağ dokusu gibi yumuşak dokular içine enjekte edilmesidir. Kas
spazmını azaltır, kas içindeki hassas noktaları rahatlatır.
CERRAHĠ TEDAVĠ
Servikal spinal cerrahi çok ender durumlarda acil olarak uygulanır. Eğer
omurilikte ciddi basının olduğunu gösteren bulgular varsa ya da kaslarınızda
belirgin güç kaybı olmuşsa doktorunuz acil cerrahi önerecektir.
Diğer durumlarda doktorunuz en az 3 ay süre ile cerrahi dışı tedavileri
uygulamanızı önerecektir. Boyun ağrısı olan hastalarda ağrı çoğu zaman
azalama eğilimindedir. Belirgin dejenerasyonun olduğu kişilerde bile zamanla
ağrının azaldığı görülür.
Cerrahi, ağrının şiddetinin azalmadığı durumlarda düşünülebilir.
Boyun ağrısı için değişik ameliyat yöntemleri vardır. Hemen hemen tüm
omurga ameliyatlarında bası altındaki sinir kökünün rahatlatılması ve iki ya da
daha fazla omur arasındaki fazladan olan hareketin sonlandırılması amaçlanır.
Ameliyat tekniği hastanın durumuna ve yakınmalarına göre belirlenir.
Foraminotomi
Nöral foramenin açılması ve sinir kökünün üzerindeki basının
azaltılmasıdır. Kemik çıkıntılar ya da inflamasyon nedeniyle yapılabilir.
Laminektomi
Lamina, spinal kanalı oluşturan kemik halkanın arka duvarının oluşturan
çatı şeklinde bir yapıdır. Omurilik, spinal kanalın içinde kemik çıkıntılar ya da
fıtık tarafından sıkıştırıldığında, yapılan laminektomi sıkışan omuriliğe alan
sağlar ve üzerindeki baskı azalır.
Diskektomi
Bu operasyonda cerrah problemli diski çıkarır. Genelde boynun ön
tarafından yapılır ve anterior servikal diskektomi adını alır. Çoğu hastada
diskektomi ile birlikte füzyon da yapılır.
Servikal füzyon
Füzyon, iki ya da daha çok omuru tek kemik haline getirir. Omurlar
arasındaki mesafenin korunması ve fazladan hareketlerin sonlandırılması
amaçlanır. Diskin çıkarıldığı yere blok halinde küçük bir kemik greft
yerleştirilir. Füzyon, servikal radikülopati, disk herniasyonu, kırıklar ve spinal
instabilite gibi durumlarda yapılır. Başlıca iki tip füzyon tekniği vardır:
Anterior Diskektomi ve füzyon:
Boynun ön tarafından yapılır. Disk tamamen alındıktan (diskektomi)
sonra disk aralığı kemik greft ile doldurulur. Greft, iki omurun birbiri ile
kaynaşmasını ve tek kemik haline gelmesini sağlar.
Posterior Füzyon:
Bu yöntemde küçük greftler omurların arka taraflarının üzerine
yerleştirilir. Kemikler iyileştiğinde hep birlikte iki omuru birbirine
kaynaştırırlar. Öncelikle kırık vakalarında bu teknik tercih edilir.
Füzyonun başarılı olabilmesi için kemik greftler zamana ihtiyaç duyarlar.
Bu sürede boynun hareketlerinin kısıtlanması gerekir. Servikal füzyon
cerrahisinden sonra, hastanın birkaç ay özel bir boyunluk takması gerekir. Bu
boyunluklar genellikle iri ve hareketi kısıtlayıcıdır. Son zamanlarda cerrahlar
kemikleri sabitlemek için vida ve plak sistemleri kullanmaya başladılar.
Enstrümantasyon denilen bu yöntemde vertebralar bağlanıp greft iyileşirken
kemikler bir arada tutulur.
Korpektomi ve blok greft
Bu yöntem geniş bir omurilik parçası üzerindeki basının rahatlamasını
sağlar. Cerrah, spinal kolonun ön kısmını ve bir ya da birkaç vertebranın
gövdesini çıkarır. Boşluk kemik greft ile doldurulur. Genelde iyileşme olana
kadar greft ve omurları bir arada tutmak için vida ve plak sistemi kullanılır.
Korpektomi yöntemi ciddi kanal darlığı ve myelopati durumlarında kullanılır.
REHABĠLĠTASYON
Tedaviden beklentiler neler olmalıdır?
Cerrahi olmadan rehabilitasyon
Cerrahi dışı tedaviler, hastanın boyun sağlığını iyileştirebilir ve cerrahi
tedaviye giden süreci uzatabilir. Boyun ağrılı hastalar için fizik tedavi, sıklıkla
2–4 hafta süre ile önerilir. Tedaviler, ağrıyı azaltmaya, esnekliği ve kuvveti
arttırmaya, postürü düzeltmeye yardımcı olmak amaçlı düzenlenir. Fizyoterapi,
ileriki dönemlerde boynunuzu nasıl koruyacağınızı, yakınmalarınızı nasıl
kontrol edeceğinizi öğretecektir.
Cerrahi sonrası
Cerrahi sonrası rehabilitasyon daha karmaşık bir durumdur. Hastaların bir
kısmı cerrahiden kısa bir süre sonra taburcu olurken bazı cerrahi girişimler
hastanın birkaç gün hastanede yatmasını gerektirir. Hastanede kalması gereken
bu hastalar cerrahiden hemen sonra bir fizyoterapist ile birlikte değerlendirilir.
Tedavi seansları, hastanın boynu üzerine aşırı gerilme yaratmaksızın günlük
hareketleri yapmasını öğrenmesine yardımcı olur. Cerrahi yapılan hastaların
çoğu ayaktan fizik tedaviye ihtiyaç duyar. Cerrahi girişimin türüne bağlı olarak
1–3 ay fizik tedavi görürler. Fizyoterapi, hastanın kuvvetini ve esnekliğini
geliştirmeye, hareketlerin güvenli şekilde yapılmasını öğretmeye, adale
spazmını ve ağrıyı azaltma amaçlarına yöneliktir.
Terapinin sonuna gelindiğinde fizyoterapist hastanın işe döndüğünde
dikkat etmesi gereken noktalar konusunda hastayı bilgilendirir. İdeal olan,
hastanın tedavi sonrası daha önceki normal aktivitesine kavuşmasıdır. Ancak
bazı durumlarda olası sorunlardan kaçınmak için hastaların günlük aktivitelerini
tekrar düzenlemeleri gerekir.
Download

boyun ağrısı - Medikal Akademi