dilini kontrol altında tutmayanların karşılaşacakları
olumsuz akıbete işaret edilir: “Kötü bir sözün
durumu da yerden koparılmış, ayakta durma
imkânı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir.”4
Kıymetli Kardeşlerim!
SÖZ ÂDÂBI
Kıymetli Kardeşlerim!
Konuşma tarzı insanın kişiliğini yansıtan bir
aynadır. Kalbin hissiyatı, zihindeki düşünceler, arzu ve
talepler konuşmayla anlaşılır. İnsan, konuşmasına göre
itibar kazanır veya yadırganır. İşte bu yüzdendir ki yüce
dinimiz güzel konuşmaya teşvik eder, sözün kötü
olanından sakındırır.
Güzel konuşma neyi, nerede, ne zaman, kime,
nasıl söyleyeceğini bilerek yapılan konuşmadır. Güzel
konuşma “Allah’a ve ahiret gününe inanan kişi ya
hayırlı konuşsun ya da sussun”1 nebevi öğretisi
gereği dile sahip olmaktır. Çünkü çoğu kimsenin hiç
sakıncası yok zannettiği nice sözler vardır ki, sahibini
zor durumda bırakır. Peygamber Efendimiz’in sıklıkla
dile getirdiği "Allahım! Dilimin sebep olduğu
kötülüklerden sana sığınırım"2 şeklindeki duası bu
hususu vurgular.
Kardeşlerim!
Hiç şüphesiz insanı insan yapan özelliklerin
başında dil gelir. Dil vardır, tatlıdır; yılanı deliğinden
çıkarır; gülümsetir yüzleri. Dil vardır, yumuşacıktır;
kalbi sevgi ile doldurur. Dil vardır, acımasızdır;
gözyaşlarına boğar. Dil vardır, yılan gibi sokar;
gönülde kapanmaz yaralar açar. İnsanı insana düşürüp
nefrete büründürür. Dil vardır, yalancıdır; olmayanı
ballandırır. Sır tutmayı bilmez. Kimi zaman bıçak gibi
saplanır yüreğe. Yunus Emre ne güzel der:
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,
Söz ola ağılı aşı, bal ile yağ ede bir söz.
Kardeşlerim!
Görüşler farklı olsa da âdâbına uygun
konuşmak, olumlu etki bırakır, dostluğa zemin hazırlar.
Âdâbına riayet etmeden konuşmak ise dinleyenler
açısından tam bir eziyettir. Yerinde, güzel, anlamlı
cümleler sarf etmek varken yalan yanlış, akla her geleni
konuşmak çoğu zaman onulmaz yaralar açar.
Ecdadımızın, “Bıçak yarası geçer; dil yarası geçmez.”
sözü bu konuda ne kadar da manidardır.
Konuşma âdâbına riayet edenlerin güzel
neticeler elde edecekleri Yüce Kitabımızda şöyle haber
verilir: “Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl
misal getirdi? Güzel bir söz kökü sağlam, dalları
göğe yükselen bir ağaç gibidir. Bu ağaç Rabbinin
izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar
diye Allah, insanlara misaller getirir.”3 Şu ayette de
Sevgili
Peygamberimiz
(s.a.s)
de,
konuşmalarını sevgi, şefkat ve merhamet dolu bir
gönül, mütebessim bir çehre ile yapmıştır. Sürekli
kendisi konuşmamış, muhataplarının da konuşmasına
fırsat tanımıştır. Onun bu tavrı nice kasvetli kalpleri
yumuşatmış, nice gönüllerde sevgi tomurcuğu
açtırmıştır.
Efendimiz, Müslümanı “elinden ve dilinden
insanlara zarar gelmeyen kişi”5 olarak tanımlamıştır.
Öyleyse, O’nun bu tanımına layık olma gayreti ile
hareket edelim. Konuşmalarımızla insanlara rahatsızlık
ve bıkkınlık vermeyelim. Dedikodu, gıybet, suizan ve
çirkin sözlerle hem insanlar hem de Rabbimiz katındaki
değerimizi düşürmeyelim.
1
Buhârî, Edeb, 31.
Ebu Dâvûd, “Vitir”, 32; Tirmizî, “Daavât”, 74.
3
İbrahim, 14/24-25.
4
İbrahim, 14/26.
5
Tirmizî, İmân, 8
2
Mehmet GEZER
Merk.Arafat camii İ.H
ŞARKIŞLA – SİVAS
Download

17.01.2014 Söz Adabı