Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri • Educational Sciences: Theory & Practice - 11(1) • Kış/Winter • 97-113
©
2011 Eğitim Danışmanlığı ve Araştırmaları İletişim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.
Karar Verme Stilleri ve Beş Faktör Kişilik Özelliklerinin
Bağlanma Stilleri Açısından İncelenmesi
a
M. Engin DENİZ
Selçuk Üniversitesi
Öz
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin bağlanma stillerinin karar vermede öz saygı, karar verme stilleri ve beş faktör kişilik özelliklerini anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığını saptamaktır. Araştırmaya Selçuk
Üniversitesinin farklı fakültelerinde öğrenim görmekte olan 313’ü kız ve 254’ü erkek olmak üzere toplam 567
öğrenci katılmıştır. Araştırma sonuçları öğrencilerin bağlanma stillerinin bütün olarak karar vermede özsaygı,
karar verme stilleri ve beş faktör kişilik özellikleri puanlarını anlamlı düzeyde yordadığını göstermektedir. Karar vermede öz saygı, karar verme stillerinden dikkatli, kaçıngan ve erteleyici puanlarının en önemli yordayıcısı güvenli bağlanma stili iken panik karar verme stilinin en önemli yordayıcısının ise korkulu bağlanma stilinin
olduğu görülmüştür. Beş faktör kişilik özellikleri ile ilgili olarak ise nevrotizm, dışadönüklük, deneyime açıklık
ve yumuşak başlılık puanlarının en önemli yordayıcısı güvenli bağlanma stili iken sorumluluk alt boyutunun en
önemli yordayıcısı saplantılı bağlanma stilidir.
Anahtar Kelimeler
Bağlanma Stilleri, Beş Faktör Kişilik Özellikleri, Karar Verme Stilleri.
Bireyin kişilik gelişimi yaşamının ilk yıllarından
itibaren çevresi ile kurmuş olduğu ilişkiler yumağı içerisinde şekillenir (Hamarta, 2004). Bireyin
anne veya bakımını üstlenen (caregiver) kişi ile
kurmuş olduğu ilişki önceleri sadece çocuğun biyolojik varlığının devamına hizmet ederken daha
sonra bu iletişim biçimi içselleştirilerek bireyin hayatının tüm yönlerini etkileyen bir etkileşim biçimi haline gelir. Bebek ve anne arasında oluşan bağ,
annenin bebeğin gösterdiği rahatsızlık ya da korku belirtilerini fark etmesine ve bebeğin rahatlığı,
korunması ve çevreyi keşfedebilmesi için “güvenli
üs” görevi sağlamasına yardım eder (Cooper, Shaver ve Collins, 1998). Bowlby (1973, 1982), anne ve
çocuk arasında oluşan bağı ve bu bağın ortaya koyduğu işlevleri bir model olarak ileri süren ilk ki-
a Dr. M. Engin DENİZ. Rehberlik ve Psikolojik Danışmalık alanında Doçenttir. Çalışma alanları arasında bağlanma stilleri, sosyal beceri eğitimi, karar verme, duygusal zeka ve stresle başa çıkma yer almaktadır. İletişim: Selçuk Üniversitesi,
Teknik Eğitim Fakültesi, Eğitim Bölümü, Alaeddin Keykubat Kampüsü / Konya. Elektronik Posta: [email protected] Tel: +90 332 223
3327 Fax: +90 332 241 2179.
şidir. Bowlby (1982)’e göre bağlanma, bir kişinin
korktuğunda, yorulduğunda veya hasta olduğunda bir figürle ilişki kurmak ya da yakınlık aramak
için duyduğu güçlü bir istektir ve duygusal bir bağdır. Bu bağ, rahatlığı, güvenliği ve desteği içermektedir. Ayrıca bağlanma, iki insan arasındaki sevgi
ilişkisine dayalı yakınlık olarak da tanımlanmaktadır (Ainsworth, Blehar, Waters ve Wall, 1978).
Bağlanma teorisine göre insanlar; bebeklik, çocukluk ve yetişkinlik dönemleri boyunca diğer bireylerle olan ilişkileri ile ilgili, kendileri ve diğer insanlar hakkında içsel çalışma modelleri (Internal Working Models) geliştirirler. Bowlby (1973)’e göre; zaman içerisinde çocuklar bakıcılarıyla olan yaşantılarını öyle içselleştirirler ki, bu ilk bağlanma yaşantıları çocuğun daha sonraki sosyal ilişkileri için
de bir model oluşturur. İçsel çalışma modelleri birbirleriyle ilişkili olan iki farklı boyuttan oluşmaktadır. Benlik modeli, bireyin kendisini ne kadar değerli gördüğüne ve başkaları tarafından da ne oranda sevildiğine ilişkin algılarını, diğerleri modeli ise,
bireyin ihtiyacı olduğunda yakın çevresindeki insanlardan ne oranda yardım isteyebileceğine ve bu
kişilerin güven vericiliğine ilişkin değerlendirmelerini yansıtmaktadır (Bartholomew ve Horowitz,
97
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
1991; Bowlby, 1973; VanIjzendoorn ve BakermansKranenburg, 1996).
Bağlanma üzerine son yıllarda yapılan çalışmalar (Bartholomew, 1990; Bartholomew ve Horowitz, 1991) dörtlü bağlanma modeli üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu model ilişkilerde kendi ve diğer kişilere yönelik pozitif ve negatif görüşler temelinde dört bağlanma stilinden oluşmaktadır. Hem
kendi hem de diğer kişilere yönelik olumlu görüşe sahip insanlar güvenlidirler. Güvenli bağlanan
kişi, kendisinin sevilmeye değer olduğunu başkalarını da genellikle kabul edici ve destekleyici olarak
düşünür. Saplantılı bağlanan kişi, kendisi hakkında olumsuz; ancak diğer insanlar hakkında olumlu
düşünceye sahiptir. Kendisini sevilmeye değer görmezken, başkalarını sevilmeye değer bulur. Kayıtsız bağlanan kişinin, benlik modeli olumludur; ancak diğerleri modeli olumsuzdur ve özerkliğe aşırı önem verir. Her iki modelin de olumsuz olduğu bağlanma stili ise korkulu bağlanma stildir. Kişi
kendini başkalarının sevgisine ve desteğine layık
görmez, başkalarını da reddedici ve güvenilmez
olarak görür (Bartholomew ve Shaver, 1998). Bartholomew bağlanma stillerini diğer yetişkin bağlanma kuramcılarından farklı olarak isimlendirse de
benzer şekilde tanımlamıştır (Griffin ve Bartholomew, 1994; Hazan ve Shaver, 1987; Simpson, 1990).
Saplantılı bağlanma, Hazan ve Shaver (1987)’in kuramındaki “kaygılı-kararsız” bağlanma stilini, kayıtsız bağlanma stili de “kaçıngan” bağlanma stilini andırmaktadır. Güvenli bağlanma stili yetişkin
bağlanma kuramlarında tutarlı olarak aynı şekilde
tanımlanmaktadır.
Kobak ve Sceery (1988), “bağlanmanın zihinsel
modellerinin (working models), stresli durumlara
ilişkin bireylerin vermiş oldukları farklı duygusal
tepkileri yönlendiren kurallar bütünü olarak anlaşılabileceğini” ifade ederler. İçsel çalışma modelleri duyguların düzenlediği ve davranışın yönlendirildiği karakteristik stratejiler bütünüdür. Bu açıdan ele alındığında bireyin yaşamıyla ilgili kararlar alırken düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını şekillendiren önemli faktörlerden birisinin
de bağlanma stilleri olduğu düşünülebilir.
Bireylerin problemlerinin üstesinden gelebilmesinde etkili karar verme becerilerine sahip olması
ve karar verme konusunda kendilerine güvenmeleri önemlidir. Verilecek karardan duyulan hoşnutsuzluk bireylerde pek çok olumsuz psikolojik sonuçlara neden olabilir. Karar verme bireyin çok sayıda eylem alternatifi belirlediği, değerlendirdiği
ve bu alternatiflerden birisini uygulamak için seçtiği karmaşık bir aşamalar bütünü olarak tanımlanır
98
(Phillips, Pazienza ve Ferrin, 1984). Karar almanın
tanımında, bu aşamanın, bir kişinin bilgi edinme
yoluna rehberlik eden stratejilerin kullanımından
etkilendiği düşünülür. Bu stratejiler kişinin karar
verme stilinde gözlenebilir. Karar verme stili; bir
karar alma durumunda bir kişinin yaklaşım, tepki ve eylemlerde bulunduğu duruma denir (Phillips ve ark., 1984). Kuzgun (1992)’ye göre de karar
verme bir ihtiyacı gidereceği düşünülen bir objeye
götürecek birden fazla yol olduğu zaman, yaşanan
sıkıntıyı giderici bir yöneliş olarak tanımlanabilir.
Çok seçenekli kararlar bireyler açısından daha fazla güçlük ortaya çıkarmaktadır. Bu durum bireyde
strese yol açar. Aynı zamanda bu karar karmaşıklığı bireyi karar vermede olumsuz etkiler (Shiloh,
Koren ve Zakay, 2001). Bireysel farklılıkların yanında, kültürlerin farklı değer yargıları, toplumsal
özellikleri ve tutumları da karar verme ve problem
çözme davranışı üzerinde etkili olabilir (Yi ve Park,
2003). Ancak, temel bazı ihtiyaçlar dikkate alındığında karar verme aktivitelerinin evrensel bir süreç olup, kullanılan stratejiler farklılık gösterebilir
(Mann ve ark., 1998).
Kneeland (2001) yararlı ya da etkin bir karar verebilmek için zamanlama ve sürecin doğru uygulanması gerektiğini belirtmektedir. Adair (2000)’de
karar verme sürecinde öncelikle amacın ortaya konulması gerektiğini vurgulamaktadır. Kişinin birçok seçenek arasından birine yönelmesi bilişsel ve
kompleks bir süreçtir. Etkili ve sağlıklı karar vermek için bu bilişsel süreçlerin işlemesi gerekmektedir. Karar vermeden önce seçenekler çok iyi değerlendirilmelidir (Eldeleklioğlu, 1996; Kuzgun, 2000;
Yeşilyaprak, 2003).
Kişiler ve sosyal ortamlar karşılıklı etkileşim içinde
olan sistemlerdir. Sosyokültürel çevreler kişilik yapılarının gelişimine katkıda bulunurlar. İçsel çalışma modellerindeki farklılıklar ve bağlanma ilişkileri kişilerin kendileri ve diğerleri ile ilişkilerine dayanarak kişilik gelişimini ve psikososyal uyumu etkilerler (Cervone, Shadel ve Jencius, 2001; Waters,
Vaughn, Posada ve Kondo- Ikemura, 1995). Bir kişilik gelişim kuramı olarak geliştirilen bağlanma
kuramı (Bowlby, 1982) ile kişilik yapıları konusunda kapsamlı araştırmalar sonucunda ortaya konulan beş faktör kişilik kuramı arasındaki ilişkilerin
belirlenmesi, bu yapıların anlaşılmasında önemli
katkılar sağlayabilir.
Kişilik ile ilgili birçok görüş ortaya atılmıştır. Konu
üzerinde tam bir uyum olmasa da araştırmacılar, faktör analizi çalışmalarında tutarlı bulgulara varmışlardır. Araştırmacılar farklı kişilik verilerini kullanarak kişiliğin beş boyutuna dönük ka-
DENİZ / Karar Verme Stilleri ve Beş Faktör Kişilik Özelliklerinin Bağlanma Stilleri Açısından İncelenmesi
nıtlar bulmuşlardır (Costa, McCrae ve Dye, 1991;
Digman, 1990; Goldberg, 1990; McCrae ve Costa, 1987; McCrae ve John, 1992). Beş faktör kişilik kuramı bu farklı görüşleri bir çatı altında bütünleştirmiş görünmektedir (Bacanlı, İlhan ve Aslan, 2009; Burger, 2006). Burger (2006) kişiliği, bireyin kendisinden kaynaklanan tutarlı davranış
kalıpları ve kişilik içi süreçler olarak tanımlamıştır. Tutarlı davranış kalıbı ile her zaman ve her durum için benzer davranışların gözlenmesi anlaşılırken, kişilik içi süreçlerden maksat ise, nasıl davranacağımızı ve hissedeceğimizi etkileyen ve içimizde gelişen bütün duygusal, bilişsel ve güdüsel süreçleri ifade eder. Bir bireyin özgün davranış ve düşünme biçimini tayin eden dinamik sistemlerin organizasyonu (Ekşi ve Otrar, 2001) olarak da tanımlanabilen kişiliğin bu beş boyutu duygusal denge/
nevrotizm, dışadönüklük, deneyime açıklık/kültür,
yumuşak başlılık ve sorumluluk olarak birçok kültürler arası çalışmada da doğrulanmıştır (Bacanlı
ve ark., 2009).
Nevrotizm boyutu, bireylerin kaygılı, sıkıntılı, tedirgin, güvensiz özellikleriyle tanımlanmaktadır.
Duygusal sıkıntı yaşayan ve duyguları aşırı değişiklik gösteren insanlar nevrotizm boyutundan yüksek puan alacaklardır. Nevrotiklik düzeyi yüksek
insanlar, düşük olan insanlara göre günlük olaylar
karşısında daha sık stres yaşarlar. Dışa dönük bireyler sosyal, canlı, neşeli, coşkulu, iyimser ve girişkendirler. Ayrıca sosyallik ve insanlarla birlikte
olmayı sevme, eğlenceyi sevme, liderlik, güç, istekli olma ve arkadaşça davranma gibi özellikler de bu
faktörü temsil etmektedirler. Deneyime açıklık boyutunu oluşturan özellikler arasında güçlü bir hayal gücü, yeni görüşleri kabul etme isteği, çok yönlü düşünme ve zihinsel merak vardır. Yumuşak başlılık boyutu affedici, yardımsever, alçakgönüllü, uysal, merhametli ve uzlaşmacı özelliklerle tanımlanmaktadır. Yumuşak başlılık faktöründe yüksek
olan kişiler başkalarını seven, verici olan, sosyal insanlardır. Ayrıca diğer insanlarla duygusal yakınlık kurabilirler. Sorumluluk boyutu ise düzenli, sorumluluk sahibi, hırslı, dikkatli ve disiplinli özellikleri kapsamaktadır (Bacanlı ve ark., 2009; Burger, 2006; McCrae ve John, 1992; Shaver ve Brennan, 1992; Somer, Korkmaz ve Tatar, 2002).
Bireyin bağlanma biçimi kişilik gelişimi üzerinde
çok büyük bir öneme sahiptir. Çocuğun çevresiyle kurmuş olduğu ilk ilişkilerle şekillenmeye başlayan bağlanma stillerinin ergenlik döneminde de
devam ettiğine ve bireyin kişilik gelişimi ve insanlarla ilişkileri üzerinde etkili olduğuna ilişkin kanıtlar vardır (Ainsworth, 1989; Hamilton, 2000,
Sroufe,1979). Dolayısıyla güvenli yetişkin ilişkilerinin gelişimi anne-çocuk arasındaki bağın kalitesiyle ilişkilidir (Ceyhan, 2006). Bu açıklamalar
doğrultusunda ilk çocukluk yaşantılarıyla şekillenen bağlanma stilleri bireylerin karar vermede özsaygıları, karar verme stilleri ve kişilik özelliklerinin anlaşılmasında önemli katkılar sağlayabilir. Bu
araştırmanın temel amacı bağlanma stillerinin karar vermede öz saygı, karar verme stilleri ve kişilik
özelliklerini anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığını belirlemektir. Özellikle bağlanma stillerinin
karar vermede öz saygı, karar verme stilleri ve kişilik özellikleri üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik çalışmaların sayısı oldukça azdır. Bu açıdan
da araştırma sonuçlarının literatüre önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
Yöntem
Evren ve Örneklem
Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın veri toplama grubunu, Selçuk Üniversitesi’nde öğrenim görmekte olan üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini; Teknik Eğitim Fakültesi (n=103,
%18.2), Eğitim Fakültesi (n=125, %22), FenEdebiyat Fakültesi (n=36, %6.3), İktisadi ve İdari
Bilimler Fakültesi (n=78, %13.8), Mesleki Eğitim
Fakültesi (n=92, %16.2) ve Mühendislik-Mimarlık
Fakültesi’nde (n=133, %23.5) öğrenim görmekte
olan öğrenciler arasından tesadüfi küme örnekleme yoluyla seçilen toplam 567 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerden 313’ü kız ve 254’ü erkek öğrenci olup, öğrencilerin yaş ortalaması 21.07 (Ss:2.13)’dır. Katılımcıların yaşları 17 ve 28 arasında değişmektedir. Öğrencilerin %26.1’i (n=148) birinci sınıf, %29.5’i
(n=167) ikinci sınıf, %17.8’i (n=101) üçüncü sınıf
ve %26.6’sı (n=151) dördüncü sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır.
Veri Toplama Araçları
Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT): Sıfatlara
Dayalı Kişilik Testi, Bacanlı ve arkadaşları (2009)
tarafından geliştirilmiştir. SDKT beş alt boyuttan
oluşmaktadır (duygusal dengesizlik/nevrotizm, dışadönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık,
sorumluluk). SDKT’nin yapı geçerliğini test etmek
için 285 katılımcıdan elde edilen veriler üzerinde
Temel Bileşenler Faktör Analizi yapılmıştır. Analiz
sonucunda beş faktörün SDKT’ye ait varyansın %
52.63’ünü açıkladığı görülmüştür. SDKT’nin uyum
99
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
geçerliğini sınamak için Sosyotropi Ölçeği, Çatışmalara Tepki Ölçeği, Negatif-Pozitif Duygu Ölçeği,
Sürekli Kaygı Envanteri kullanılmıştır. Genel olarak incelendiğinde, SDKT’nin boyutlarının uyum
geçerliği için kullanılan ölçeklerle orta düzeyde ve
anlamlı bir yapı ortaya koyduğu ve bu sonuçların
uyum geçerliği açısından önemli olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
SDKT’nin güvenirlik çalışmaları kapsamında 285
katılımcıdan elde edilen veriler üzerinde aracın iç
tutarlık katsayıları hesaplanmış ve 90 katılımcıya
ise iki hafta arayla SDKT uygulanmıştır. SDKT’nin
boyutlarının iç tutarlık katsayılarının .73 ile .89
aralığında değiştiği görülmüştür. SDKT test tekrarına ilişkin bulgular incelendiğinde en yüksek
ilişkiyi Yumuşak Başlılık (r=.86, p<.01), en düşük
ilişkiyi ise Deneyime Açıklık Boyutunun (r=.68,
p<.01) ortaya koyduğu görülmüştür.
Melbourne Karar Verme Ölçeği I-II (MKVÖ
I-II): Melbourne Karar Verme Ölçeği Mann, Burnett, Radford ve Ford (1997) tarafından, Flinders
Karar Verme Ölçeği I-II temel alınarak hazırlanmıştır. Mann ve arkadaşları (1998)’de altı ülkeyi
kapsayan kültürler arası bir araştırmada, üniversite öğrencilerinin karar vermede öz-saygı ve karar
verme stillerini karşılaştırmak amacıyla Melbourne Karar Verme Ölçeği I-II (MKVÖ I-II)’yi kullanmıştır.
MKVÖ I karar vermede öz saygıyı belirlemeyi
amaçlayan bir ölçektir. Altı maddeden oluşmaktadır. Puanlama maddelere verilen “Doğru yanıtı 2
puan, Bazen Doğru yanıtı 1 puan, Doğru Değil yanıtı 0” puan şeklinde yapılmaktadır. Ölçekten alınabilecek maksimum puan 12’dir. Yüksek puanlar
karar vermede öz-saygının yüksek olduğunun göstergesidir. Kültürler arası yapılan bu çalışmada ölçeğin Cronbach Alpha katsayısı .74 olarak bulunmuştur. MKVÖ II 22 maddeden oluşmaktadır. Ölçek karar verme stillerini ölçmektedir. Dört alt ölçeği bulunmaktadır. Bunlar; dikkatli (6 madde),
kaçıngan (6 madde), erteleyici (5 madde) ve panik
(5 madde) karar verme stilleri. Bu ölçekte MKVÖ
I gibi yanıtlanmaktadır. Puanların yüksekliği ilgili karar verme stilinin kullanıldığına işaret etmektedir. Alt ölçeklerin güvenirlik katsayıları sırasıyla
dikkatli .80, kaçıngan .87, erteleyici .81 ve panik .74
olarak hesaplanmıştır (Mann ve ark., 1998).
MKVÖ I-II’nin Türkçeye uyarlama çalışmaları Deniz (2004) tarafından yapılmıştır. Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan güvenirlik çalışmasında,
MKVÖ I-II’nin güvenirliği testin tekrarı ve iç tutarlık yöntemleriyle ayrı ayrı hesaplanmıştır. Testin tekrarı yöntemi ile alt ölçeklerden elde edilen
100
güvenirlik katsayıları r =.68 ile r =.87 arasında değişmektedir. MKVÖ I-II’nin iç tutarlılık katsayıları
ise Alpha= .65 ile Alpha= .80 arasında değişmektedir. MKVÖ I-II’nin benzer ölçek geçerlik çalışması
Kuzgun (1992) tarafından geliştirilen Karar Stratejileri Ölçeği ile yapılmıştır. MKVÖ I-II ile KSÖ alt
ölçekleri arasındaki korelasyon katsayıları r=.15 ile
r=.71 arasında değişen anlamlı ilişkiler bulunmuştur (Deniz, 2004).
İlişki Ölçekleri Anketi: Çalışmada öğrencilerin
bağlanma stillerinin belirlenmesinde, Griffin ve
Bartholomew (1994) tarafından geliştirilip Sümer
ve Güngör (1999a) tarafından Türkçeye uyarlanan
İlişki Ölçekleri Anketi kullanılmıştır. İlişki Ölçekleri Anketi on yedi maddeden oluşmaktadır. İlişki
Ölçekleri Anketi saplantılı, kayıtsız, korkulu ve güvenli bağlanma stili olmak üzere dört alt boyuttan
oluşmaktadır. Ölçek maddeleri Likert tipine uygun
olarak (1) “beni hiç tanımlamıyor” ile (7) “tamamıyla beni tanımlıyor” arasında puanlanmaktadır.
Güvenli ve kayıtsız bağlanma stilleri beşer maddeyle ölçülürken, saplantılı ve korkulu bağlanma
stilleri dörder madde ile ölçülmektedir. Benzer ölçek geçerliğine ilişkin bulgularda bağlanma stillerinin belirlenmesinde kullanılan ilişki anketi (Relationship Questionnaire) .47 ile .61 arasında korelasyon olduğu bulunmuştur. Ayrıca ölçeğin test- tekrar test yöntemi ile tüm boyutlarda güvenirlik katsayılarını .54 ile .78 arasında bulmuştur (Sümer ve
Güngör, 1999a).
İşlem
Araştırma verilerini toplamak amacıyla öğrencilere uygulamanın yapılacağı saatler önceden duyurulmuştur. Veri toplama araçları araştırmacılar tarafından sınıf ortamında, araştırmaya gönüllü olarak katılan öğrencilere uygulanmıştır. Uygulamadan önce öğrencilere veri toplama araçları hakkında bilgi verilmiştir. Veri toplama süreci tek oturumda gerçekleşmiş ve öğrencilerin veri toplama
araçlarını tamamlamaları yaklaşık kırk dakika sürmüştür.
Verilerin istatistiksel analizinde bağlanma stilleri ile karar vermede öz saygı, karar verme stilleri
ve beş faktör kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin
belirlenmesinde Pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Bağlanma stillerinin karar vermede öz saygı, karar verme stilleri ve
beş faktör kişilik özelliklerini yordayıp yordamadığının belirlenmesinde ise çoklu regresyon analizi
tekniği kullanılmıştır.
DENİZ / Karar Verme Stilleri ve Beş Faktör Kişilik Özelliklerinin Bağlanma Stilleri Açısından İncelenmesi
Tablo 1.
Bağlanma Stilleri ile Karar Vermede Özsaygı ve Karar Verme Stilleri Arasındaki İlişkiler
Karar vermede
özsaygı
Dikkatli
Kaçıngan
Erteleyici
Panik
Korkulu
-.11*
.07
.19***
.17***
.29***
Kayıtsız
.02
.10*
.06
.09*
.14**
Güvenli
.21***
.09*
-.20***
-.19***
-.20***
Saplantılı
-.20***
-.09*
.17***
.14**
.16***
p < .05
*
p < .01
**
p <.001
***
Bulgular
Bu bölümde araştırmanın amacına bağlı olarak uygulanan istatistiksel sonuçlara yer verilmiştir.
Tablo 1 de bağlanma stilleri ile karar vermede özsaygı ve karar verme stilleri arasındaki ilişkiler verilmiştir. Korkulu bağlanma stili ile dikkatli karar verme stili arasında ve kayıtsız bağlanma stili
ile karar vermede özsaygı ve dikkatli bağlanma stili arasında anlamlı bir ilişki bulunmamasına karşın, diğer analizlerde düşük düzeyde anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. Bağlanma stillerinin karar vermede özsaygı ve karar verme stillerini anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığına ilişkin yapılan regresyon analizi sonuçları Tablo 2’de yer almaktadır.
Tablo 2 incelendiğinde öğrencilerin bağlanma stillerinin bütün olarak karar vermede özsaygı puanlarını yordadığı görülmektedir (R2=.085, F=12.973,
p<.001). Bağlanma stilleri (Korkulu, Kayıtsız, Güvenli ve Saplantılı) karar vermede özsaygıdaki toplam varyansın %8.5’ini açıklamaktadır. Regresyon
katsayılarının anlamlılığına ilişkin t testi sonuçları incelendiğinde en önemli yordayıcının güvenli
bağlanma stili olduğu görülmüştür.
Araştırmanın diğer bulgusunda ise öğrencilerin bağlanma stillerinin bütün olarak dikkatli karar verme stili (R2=.034, F=4.871, p<.01), kaçıngan stili (R2=.083, F=12.728, p<.001), erteleyici stili (R2=.069, F=10.339, p<.001) ve panik karar verme stili puanlarını (R2=.119, F=19.047, p<.001)
anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. Bağlanma stilleri (Korkulu, Kayıtsız, Güvenli ve Saplantılı) dikkatli karar verme stilindeki toplam varyansın %3.4’ünü, kaçıngan karar verme stilindeki toplam varyansın %8.3’ünü, erteleyici karar verme stilindeki toplam varyansın %6.9’unu ve panik karar
verme stilindeki toplam varyansın %11.9’unu açıklamaktadır.
Tablo 3’de bağlanma stilleri ile kişilik alt boyutları arasındaki ilişkiler verilmiştir. Korkulu bağlanma stili ile dışadönüklük arasında negatif yönlü;
kayıtsız bağlanma stili ile deneyime açıklık arasın-
da pozitif yönlü, yumuşak başlılık arasında negatif yönlü; güvenli bağlanma stili ile duygusal dengesizlik/nevrotizm arasında negatif yönlü, dışadönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk arasında pozitif yönlü; saplantılı bağlanma stili ile sorumluluk arasında ise negatif yönlü
anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bağlanma stillerinin
kişilik özelliklerini anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığına ilişkin yapılan regresyon analizi sonuçları Tablo 4’de verilmiştir.
Tablo 4 incelendiğinde bağlanma stillerinin bütün olarak kişilik özelliklerinden duygusal dengesizlik/nevrotizm (R2=.036, F=5.322, p<.001), dışadönüklük (R2=.049, F=7.240, p<.001), deneyime açıklık (R2=.069, F=10.467, p<.001), yumuşakbaşlılık (R2=.048, F=7.155, p<.001) ve sorumluluk
(R2=.036, F=5.243, p<.001) alt boyutlarını anlamlı
düzeyde yordadığı görülmüştür. Bağlanma stilleri
(Korkulu, Kayıtsız, Güvenli ve Saplantılı) duygusal
dengesizlik/nevrotizm kişilik özelliğindeki toplam
varyansın %3.6’sını, dışadönüklükteki toplam varyansın %4.9’unu, deneyime açıklıktaki toplam varyansın %6.9’unu, yumuşak başlılıktaki toplam varyansın %4.8’ini ve kişilik özelliklerinden sorumluluk alt boyutundaki toplam varyansın %3.6’sını
açıklamaktadır.
Tartışma
Araştırma bulguları bağlanma stilleri ile karar vermede öz saygı ve karar verme stilleri arasında anlamlı ilişkiler olduğunu ve bağlanma stillerinin bütün olarak karar vermede özsaygı ve karar verme
stilleri puanlarını yordadığını göstermektedir. Karar vermede öz saygı, karar verme stillerinden dikkatli, kaçıngan ve erteleyici puanlarının en önemli
yordayıcısı güvenli bağlanma stili iken panik karar
verme stilinin en önemli yordayıcısının ise korkulu bağlanma stilinin olduğu görülmüştür. Güvenli bağlanma stiline sahip bireyler karar verme yeteneklerine güvenmekte aynı zamanda karar vermeden önce alternatifleri dikkatlice değerlendirebilmektedir. Diğer taraftan ilk çocukluk yıllarında
geliştirmiş olduğu güvenli bağlanma karar verme
sorumluluğunu üstlenmesine de olumlu katkı yap-
101
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
Tablo 2.
Bağlanma Stillerinin Karar Vermede Özsaygı ve Karar Verme Stillerini Yordama Gücü
Bağımlı Değişkenler
R2
F
Bağımsız Değişkenler
t
Karar vermede özsaygı
.085
12.973***
Korkulu
Kayıtsız
Güvenli
Saplantılı
-.264
-.056
4.900***
-4.614***
4.871**
Korkulu
Kayıtsız
Güvenli
Saplantılı
2.378*
.990
2.821*
-2.410*
12.728***
Korkulu
Kayıtsız
Güvenli
Saplantılı
Dikkatli
.034
Kaçıngan
.083
Erteleyici
.069
Panik
p < .05
*
.119
p < .01
**
***
10.339
Korkulu
Kayıtsız
Güvenli
Saplantılı
19.047***
Korkulu
Kayıtsız
Güvenli
Saplantılı
1.896
1.131
-3.980***
3.976***
1.401
1.823
-3.815***
3.304**
4.182***
2.146*
-3.211**
3.505***
p <.001
***
maktadır. Ergenlerin anne-baba ile bağlanma ilişkisini inceleyen araştırmalar, ergenlik döneminde
ailesi ile güvenli bağlanma ilişkisi içinde olan gençlerin sosyal açıdan kendilerini daha yetkin hissettiklerini daha yüksek düzeyde özsaygılarının olduğunu (Sümer ve Güngör, 1999b), güvensiz bağlanma stiline sahip ergenlerde ise düşük özsaygı
ve yakın ilişki kurmada güçlük çekmek gibi duyguların yoğun olarak yaşandığına (Cooper ve ark.,
1998) ilişkin araştırma bulguları bu araştırmanın
bulgularını destekler niteliktedir. Wells ve Hansen
(2003)’in yapmış olduğu araştırmalarında güvenli
bağlanma stiline sahip bireylerde utanç duygusunun düşük, buna karşılık korkulu ve kaçınan bağlanma stiline sahip bireylerde ise utanç duygusunun anlamlı düzeyde daha yüksek olduğunu saptamışlardır. Dolayısıyla bu bulgudan yola çıkarak
korkulu ve kaçıngan bağlanma stiline sahip bireylerin utanç duygusunu yoğun yaşadıklarından dolayı karar verme sürecinde, kaçıngan ve erteleyici
karar verme stilini kullanabilirler.
Brown ve Mann (1990), ergenlerin ailedeki karar-
Tablo 3.
Bağlanma Stilleri ile Kişilik Alt Boyutları Arasındaki İlişkiler
Duygusal
Nevrotizm
Dengesizlik/
Dışadönüklük
Deneyime
Yumuşakbaşlılık
Açıklık
Sorumluluk
Korkulu
.07
-.08*
-.04
-.07
.03
Kayıtsız
.04
.02
.09*
-.09*
.01
Güvenli
-.17***
.22***
.24***
.19***
.09*
Saplantılı
.07
-.04
-.06
-.05
-.14**
p < .05
*
102
p < .01
**
p <.001
***
DENİZ / Karar Verme Stilleri ve Beş Faktör Kişilik Özelliklerinin Bağlanma Stilleri Açısından İncelenmesi
Tablo 4.
Bağlanma Stillerinin Kişilik Özelliklerini Yordama Gücü
Bağımlı Değişkenler
F
Bağımsız Değişkenler
t
-.472
1.309
-3.997***
1.907
Duygusal Dengesizlik/Nevrotizm
.036
5.322***
Korkulu
Kayıtsız
Güvenli
Saplantılı
Dışadönüklük
.049
7.240***
Korkulu
Kayıtsız
Güvenli
Saplantılı
-.441
.632
4.832***
-.777
Deneyime Açıklık
.069
10.467
Korkulu
Kayıtsız
Güvenli
Saplantılı
.295
1.936
5.775***
-.978
***
Yumuşakbaşlılık
.048
7.155***
Korkulu
Kayıtsız
Güvenli
Saplantılı
Sorumluluk
.036
5.243
Korkulu
Kayıtsız
Güvenli
Saplantılı
p < .05
*
R2
***
1.014
-2.391*
4.602***
-1.909
2.313*
-1.092
2.818*
-3.779***
p <.001
***
lara katılımı ve dikkatli karar vermesiyle bazı değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Olumlu aile ortamının ergenin dikkatli karar vermesinde
etkili olduğunu ve bu ortama ergenin daha olumlu
katkı sağladığı ve yaşına uygun tercihler yapabildiği görülmüştür. Eldeleklioğlu (1996) tarafından yapılan araştırmada da, anne baba tutumları ile karar verme stratejileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre,
demokratik ana-baba tutumuyla mantıklı ve bağımsız karar verme arasında olumlu ilişki, kararsız
olma arasında olumsuz ilişki bulunmuştur. Ayrıca koruyucu- istekçi ve otoriter ana-baba tutumuyla mantıklı karar verme arasında olumsuz bir ilişki olduğu görülmüştür. Olumlu aile ortamında yetişen bireylerin güvenli bağlanma stiline sahip olduğu dikkate alındığında, bu araştırma sonucunda elde edilen bağlanma stilleri ile karar verme stilleri arasında ortaya çıkan ilişki yukarıdaki araştırma bulgularıyla da desteklenmektedir. Diğer taraftan literatür incelendiğinde bu konuda yeterli çalışmanın olmadığı görülmüştür. Farklı örneklem
gruplarıyla benzer çalışmaların yapılmasının alana
önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
Araştırmanın diğer bulgusunda güvenli bağlanma
stili ile kişilik özellikleri arasında anlamlı ilişkiler
saptanmıştır. Ayrıca bağlanma stilleri bütün olarak
kişilik özeliklerini yordamaktadır. Korkulu bağlanma stili dışadönüklükle negatif yönlü; kayıtsız bağ-
lanma deneyime açıklıkla pozitif, yumuşak başlılıkla negatif; güvenli bağlanma nevrotizmle negatif, dışadönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumlulukla pozitif; saplantılı bağlanma
stili ise sorumlulukla negatif yönde anlamlı düzeyde ilişkilidir. Kişilik özelliklerinden nevrotizm, dışadönüklük, deneyime açıklık ve yumuşak başlılık
puanlarının en önemli yordayıcısı güvenli bağlanma stili iken sorumluluk alt boyutunun en önemli
yordayıcısının ise saplantılı bağlanma stilinin olduğu görülmüştür. Bowlby (1982)’e göre yetişkin anksiyetesinin kökeni çocukluk yaşantılarına dayanmakta ve kaygının anlaşılmasında bağlanma süreçleri önemli yer tutmaktadır. Bağlanma stilleri depresyon ve kaygının altında yatan bilişsel, duygusal
ve uyarım süreçlerinin temeli ve hareket noktası
olabilir (Simonelli, Ray ve Pincus, 2004). Bağlanma
ile ilgili alanyazın incelendiğinde, güvenli olmayan
bağlanma stilleri patolojik belirtiler için risk faktörü taşımaktadır (Brumariu ve Kerns, 2008). Ayrıca yapılan bazı araştırmalar, güvensiz bağlanan
bireylerin güvenli bağlanan bireylere oranla daha
yüksek düzeyde anksiyete ve depresif belirtilere sahip olduğunu göstermektedir (Bifulco, Moran, Ball
ve Bernazzani, 2002; Cassidy, Lichtenstein-Phelps,
Sibrava, Thomas, Borkovec, 2009; Ceyhan, 2006;
Hamarta, 2004; Mitchell ve Doumas, 2004; Muris, Meesters, Van Melick ve Zwambag, 2001; Warren, Huston, Egeland ve Sroufe, 1997; Weems, Ber-
103
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
man, Silverman ve Rodriguez, 2002). Bu araştırmanın sonuçları da bu bulguları destekler niteliktedir.
Shaver ve Brennan (1992) üniversite öğrencileri
üzerinde yaptıkları bir çalışmada, bağlanma biçiminin bireyin kişiliği üzerindeki etkilerine yönelik
önemli sonuçlar elde etmişlerdir. Araştırmanın sonuçlarına göre; güvenli bağlanma stiline sahip bireyler güvensiz bağlananlara oranla daha az nörotik, daha dışa dönük, daha az kaygılı ve daha sıcak oldukları, kaçınmalı bağlanma geliştirenlerin
daha depresif, daha uyumsuz oldukları, ilişkilerinde daha doyumsuz oldukları ve ilişkilerinin daha
kısa sürdüğü, korkulu bağlananların ise sosyal ilişkilerden kaçınan, duygusal ilişki kuramayan yetişkinler oldukları saptanmıştır. Demirkan’da (2006)
bağlanma stilleri ile beş faktör kişilik özellikleri
arasında anlamlı ilişkiler saptamıştır. Bu araştırmaların sonuçları, araştırma bulgularıyla benzerlik göstermektedir. Griffin ve Bartholomew (1994)
beş faktör kişilik özelliklerinden nevrotiklik ve dışadönüklük boyutlarının bağlanma stilleriyle ilişkili olduğunu belirtmektedirler. Nevrotiklikle kendine saygı arasında olumsuz bir ilişkili vardır, dışadönüklük boyutu sosyal, neşeli, coşkulu, iyimser ve
girişken olma özellikleriyle tanımlanmaktadır ki,
bu özellikler de güvenli bağlanan bireylerin özellikleriyle ilişkilidir. Güvenli bağlanma stiline sahip bireylerin sosyal beceri düzeyleri ile aralarında olumlu bir ilişki olduğuna yönelik araştırma sonuçları (Anders ve Tuckers, 2000; Deniz, Hamarta
ve Arı, 2005; DiTommaso, Brannen-McNulty, Ross
ve Burgess, 2003) da, bağlanma ve dışa dönüklük
arasındaki ilişkinin olduğuna yönelik varsayımları desteklemektedir. Yapılan diğer araştırmalarda
da içsel kontrol odağına sahip bireyler güvenli bağlanma stili sergilerken, dışsal kontrol odağına sahip bireylerse güvensiz bağlanma stili sergilemektedirler (Dilmaç, Hamarta ve Arslan, 2009; Hexel,
2003; McMahon, 2007). Kişilik bozukluklarının temelinde bireyin çevresindeki insanlara bağımlı kişilik özellikleri geliştirmesi (sosyotropi), özgüven
eksikliği, yaptığı her iş için diğer insanların onayını
alması gerektiği yönünde geliştirdiği inanç etkilidir
(Durmuşoğlu, Hamarta, Deniz ve Öztürk, 2006),
dolayısıyla bu davranışların temelinin ilk çocukluk
yaşantılarında geliştirmiş olduğu güvensiz bağlanma ile ilişkili olabilir.
Sonuçlar bağlanma stillerinin karar vermede öz
saygı, karar verme stilleri ve kişilik özellikleri üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Bu açıdan ilk
çocukluk yaşantılarında bireylerin güvenli bağlanma stilinin gelişimi, onların ileriki yaşantılarında
sağlıklı kararlar vermeleri üzerinde etkili olacak-
104
tır. Verdiği kararlardan memnun olan bireyler, toplumsal yaşamın her alanında kendisini daha iyi hissedip yaşamından da doyum sağlayacaktır. Bu bulgular özellikle ilk çocukluk yıllarında şekillenen
bağlanma stillerinin bireylerin ileriki yaşantılarında karar verme ve kişilik özellikleri üzerinde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla çocuğun bakımını üstlenen bireylerin çocuğun gelişimini dikkate alarak daha özenli davranmaları gerekmektedir.
Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri • Educational Sciences: Theory & Practice - 11(1) • Winter • 105-113
©
2011 Eğitim Danışmanlığı ve Araştırmaları İletişim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.
An Investigation of Decision Making Styles and
the Five-Factor Personality Traits With Respect To
Attachment Styles
M. Engin DENİZa
Selçuk University
Abstract
The aim of this research is to investigate if the attachment styles significantly predict the decision self-esteem,
decision making styles and five-factor personality traits. Subjects of the study were 567 students in total from different faculties of Selçuk University. The results of the study showed that the attachment styles of the students
significantly predict decision self-esteem, decision making styles and personality traits. It was seen that secure
attachment style is the most significant predictor of decision self-esteem and vigilance, buck-passing, procrastination scores of decision making styles, whereas the most significant predictor of hypervigilance decision making style is fearful attachment style. Secure attachment style is the most significant predictor of neuroticism,
extraversion, agreeableness, openness to experience sub-dimensions of personality traits and the most significant predictor of conscientiousness is preoccupied attachment style.
Key Words
Attachment Styles, Decision Making Styles, Five Factor Personality Traits.
A person’s identity is shaped by the relationships
with the environment starting from the early years
of one’s life (Hamarta, 2004). However the relationship between the child and his/her mother or
caregiver(s) at the beginning of the childhood was
only for the physical existence of the child, afterwards this relationship style is internalized and
becomes a relationship style that affects all aspects
of life. The bond established between the infant
and mother helps the mother to be sensitive to the
infant’s signals of distress or fear and provides “a
secure base” which offers infant comfort, protection and help to explore the environment (Cooper, Shaver, & Collins, 1998). Bowlby (1973, 1982)
was the first researcher to suggest a bond between
mother and child and he formulated a model that
exhibits the functions of this bond. According to
Bowlby “attachment is an affectional bond and a
strong desire of establishing a relationship or seeking
a Correspondence: Assoc. Prof. Selcuk University,
Faculty of Technical Education, Campus-Konya/
Turkey. E-mail: [email protected] Phone: +90 332 223 3327 Fax: +90 332 2412179.
for closer proximity with a specific figure when she/
he is sick, tired or frightened”. This bond comprises
comfort, safety and support. In addition, attachment has been defined as an intimate and affectionate relationship between two people (Ainsworth,
Blehar, Waters, & Wall, 1978).
According to attachment theory, people develop
internal working models which are related to
their relationships with other individuals during
infancy, childhood, and adulthood. According to
Bowlby (1973) an individual’s initial attachment is
established early in the development with his/her
primary caregiver(s), and this provides a cognitive
framework for his/her later social relationships.
Internal working models are composed of two
patterns that are associated with each other. Self
model is the representation of perception about the
degree to which a person internalized a sense of his
or her self-worth and the self lovability whereas the
others model reflects the degree to which others
are expected to be available and supportive when
needed (Bowlby, 1973; Bartholomew & Horowitz,
1991; VanIjzendoorn & Bakermans-Kranenburg,
1996).
105
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
Recent studies (Bartholomew, 1990; Bartholomew
& Horowitz, 1991) on attachment focused on a
four-category classification model. Four attachment patterns are constructed in terms of positivity or negativity of a person’s self and others in
relationships. Individuals who are characterized
as secure have a positive self model and a positive model of others. These individuals indicate
a sense of lovability and an expectation that other
people are generally supportive and accepting.
Individuals who are characterized as preoccupied
have a negative self model and a positive model
of others. These individuals indicate a sense of
unworthiness (unlovability) about the self and a
sense of worthiness (lovability) about others. Individuals who are classified as dismissing have a
positive self model, but a negative model of others
and give excessive importance to independence.
Fearful style is another attachment style, in which
there are negative feelings about the self and others. Individuals who have fearful attachment style
indicate a sense of unworthiness (unlovability)
and perceive others as untrustworthy and rejecting (Bartholomew & Shaver, 1998). Bartholomew’s
attachment styles are similar to those described by
other adult attachment researchers, although the
terms used are different (Griffin & Bartholomew,
1994; Hazan & Shaver, 1987; Simpson, 1990). In
Hazan and Shaver’s (1987) model preoccupied attachment style matches “anxious-ambivalent”, and
the dismissing style matches “avoidant” (Hazan, &
Shaver, 1987; Simpson, 1990). Kobak and Sceery
(1988) state that “internal working models of attachment can be defined as the entire rules that
orients an individual’s emotional reactions to
stressful situations.” Internal working models are
entire characteristics strategies in which emotions
are regulated and behaviors are oriented. From
this point of view, attachment style can be considered as one of the most important factors that
shape individual’s thoughts, feelings and behavior
when making decisions regarding their life.
It is very important for an individual to have effective decision-making skills and self-confidence
in decision-making in order to overcome his/her
problems. The discontent from the decision that
individual made can cause several adverse psychological consequences. Decision making is defined
as the entire sophisticated stages in which individuals determine alternative actions, evaluate them
and choose one of these alternatives to apply. In
the definition of decision making, it is thought that
these stages are influenced by the strategies used
for obtaining information. Decision making style
106
is called a situation which includes the approach,
reaction and action of the individual who is about
to make a decision (Phillips, Pazienza, & Ferrin,
1984).
According to Kuzgun (1992), decision-making can
be defined as an inclination to overcome the current problem when more than one way exists to
lead us to an object that is thought to be the satisfier of a requirement. Decisions that have several
alternatives reveal more difficulties for individuals
and this situation causes stress. At the same time
this decision chaos affects individuals negatively
(Shiloh, Koren, & Zakay, 2001). In addition to individual differences, different cultural values, social
facilities and attitudes may also influence decision
making and problem-solving behaviors (Yi & Park,
2003). However, some basic requirements are taken
into consideration, decision-making activities are
universal processes and the strategies used may
vary (Mann et. al., 1998).
Kneeland (2001) states that in order to make a
useful or effective decision, timing and decision
making processes must be implemented correctly.
Adair (2000) emphasizes that the purpose should
be determined first during the decision making
process. Inclination to one of the several choices
is a cognitive and complex process for individuals. In order to make an effective and healthy decision, this cognitive process should be carried
out. Choices should be evaluated effectively before
making a decision (Eldeleklioğlu, 1996; Kuzgun,
2000; Yeşilyaprak, 2003).
Individuals and social settings are reciprocally
interacting systems. Socio-cultural environments
contribute to the development of personality structures. Individual differences in working models and
attachment relationships influence personality development and psychosocial adjustment by virtue
of their influences on expectations about the self
and about the self in relation to others (Cervone,
Shadel, & Jencius, 2001; Waters, Vaughn, Posada,
& Kondo- Ikemura, 1995). Personality structure
has been concerned in the researches of personality. Several views about personality have been
expressed. However, there was not a certain compliance about this issue, researchers have found
consistent results with factor analysis studies.
Researchers have also found evidences which addressed five dimensions of personality by means of
using different personality data (Costa, McCrae &
Dye, 1991; Digman, 1990; Goldberg, 1990; McCrae
& Costa, 1987; McCrae & John, 1992). The fivefactor personality trait seems to integrate different
DENİZ / An Investigation of Decision Making Styles and the Five-Factor Personality Traits With Respect To Attachment Styles
views under an umbrella of terminology (Bacanlı,
İlhan, & Aslan, 2009; Burger, 2006). Burger (2006)
defines personality as consistent behavior patterns
of the person and intra-personal processes. What
is implied by consistent behavioral pattern is, performing the same acts in any time for any situation,
while intra-personal processes mean all the emotional, cognitive and motivational processes developing inside us that have an influence over our acts
and feelings.
Dimensions, composing the five-factor model;
neuroticism, extraversion, openness to experience,
agreeableness and conscientiousness confirmed by
many cross-cultural studies (Bacanlı et al., 2009),
can be defined as an organization of dynamic systems which assess an individual’s authentic behavior and thinking style (Ekşi & Otrar, 2001).
Each of the five factors is said to give rise to an
average, overall dispositional tendency in the individual’s thoughts, feelings and actions (Cervone et
al., 2001). Neuroticism is defined as the propensity
to experience a variety of negative effects, such as
anxiety, embarrassment, personal insecurity, irritability, fear and depression. Individuals, who
experience unpleasant and disturbing emotions
and emotional instability, score high on neuroticism. Individuals who have high level of neuroticism are more likely to experience stress in daily
life than those who have low level of neuroticism.
Extraverted individuals are social, lively, cheerful,
enthusiastic, optimistic and energetic. Also facets
such as sociability, being friendly, fun-loving, leadership, power and willingness represent this factor.
Openness to experiences refers to willingness to be
receptive to new ideas and approaches, a powerful imagination, intellectual curiosity and multidimensional thinking. Agreeableness is defined as
the tendency to be helpful, modest, forgiving, easy
going and merciful. Individuals high on agreeableness factor concern for and love others and they are
social and also they may establish emotional closeness with other people. Conscientiousness is defined as the tendency to be responsible, ambitious,
careful, disciplined and regular (Bacanlı et al.,
2009; Burger, 2006; McCrae & John, 1992; Shaver
& Brennan, 1992; Somer, Korkmaz, & Tatar, 2002).
The attachment style of an individual has a great
importance on the development of personality.
There are several evidences showing that the attachment styles are shaped by the first relationships
the child establishes with his or her environment,
also they continue during the adolescence and have
an influence on individual’s personality develop-
ment and interpersonal relationships (Ainsworth,
1989; Hamilton, 2000; Sroufe, 1979). Therefore, the
development of secure adult relationships is related
to the quality of the bond between mother and
child (Ceyhan, 2006). In the light of these explanations attachment styles shaped by early childhood
experiences, can provide important contributions
to understanding individuals’ decision self-esteem,
decision making styles and personality traits.
The basic goal of this study is to determine the relationships between attachment styles and decision
self-esteem, decision making styles and personality
traits, and to understand whether the attachment
styles explain decision self-esteem, decision making styles and personality traits or not. Since there
aren’t enough studies targeted to determine the relationship among attachment, decision self-esteem,
decision making styles, explaining this relationship
is very important in terms of contribution to the
literature.
Method
Participants
The sample set of the research was composed of the
students studying at Faculty of Technical Education (n=103, %18.2), Faculty of Education (n=125,
%22), Faculty of Economy (n=78, %13.8), Faculty of Vocational Education (n=92, %16.2), and
Faculty of Engineering and Architecture (n=133,
%23.5) and were chosen by random set sampling
method. The participants were 567 University students in total, 313 of whom were female and the
mean age of the students were 21.07 (Ss:2.13). The
age range of the participants was between17 to 28.
26.01% (n= 148) of the students were freshman,
29.5 (n=167) of the students were sophomore,
17.8% (n=101) of the students were on the third
year and 26.6% (n=151) were on the fourth year of
their departments.
Instruments
Adjective Based Personality Scale: Adjective
Based Personality Scale (ABPT) was developed by
Bacanlı et. al. (2009). ABPT is composed of five
sub-dimensions (extroversion, emotional stability/neuroticism, agreeableness, conscientiousness).
Principle Component Analysis has been applied on
the data collected from 285 participants in order to
determine the construct validity of ABPT. Analyses have showed that five-factor model explains
52.63% of the variance in ABPT. Sociotropy Scale,
107
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
Table 1.
The Relationships among Attachment Styles, Decision Self-Esteem and Decision Making Styles
Decision
Self-Esteem
Vigilance
Buck-passing
Procrastination
Hypervigilance
Fearful
-.11*
.07
.19***
.17***
.29***
Dismissing
.02
.10*
.06
.09*
.14**
Secure
.21***
.09*
-.20***
-.19***
-.20***
Preoccupied
-.20***
-.09*
.17***
.14**
.16***
p < .05
*
p < .01
**
p <.001
***
Reaction to Conflicts Scale, Negative-Positive
Emotion Scale, and Trait Anxiety Inventory has
been used to determine the concurrent validity
of ABPT. Test-retest was conducted within a two
weeks time and the Cronbach Alpha internal consistency coefficients were calculated. Internal consistency coefficients of the dimensions of ABPT
varied between .89 to .73. As a result of test-retest
analysis, Agreeableness was found to have the
highest relationship (r=.86, p<.01) and Openness
to Experiences was found to have the lowest relationship (r=.68, p<.01).
Melbourne Decision-Making Questionnaire I-II
(DMQ I-II): The Melbourne Decision-Making
Questionnaire was developed by Mann, Burnett,
Radford, and Ford (1997) based on Flinder’s Decision-Making Scale I-II. Mann et al. (1998) used
the DMQ in cross-cultural research that included
six countries with the aim of comparing decision
self-esteem and the decision-making styles of university students. The DMQ-I is a scale that aims to
determine decision self-esteem level.
It consists of 6 items. Grading is done by giving
numerical values to items according to the answers
below: true for me: score 2, sometimes true: score
1, not true for me: score 0. Higher scores are the indicators of a higher level of decision self-esteem. In
this cross-cultural research, Cronbach alpha coefficient of the scale was found to be .74. The DMQ-II
consists of 22 items and measures decision-making
styles. The scale has 4 sub-scales, that are vigilance
(6 items), buck-passing (6 items), procrastination
(5 items) and hypervigilance (5 items) decisionmaking styles. This scale used the same answer
style and was graded in the same way as the DMQI. Reliability coefficients of the sub-scales were calculated as follows: vigilance .80, buckpassing .87,
procrastination .81 and hypervigilance .74 (Mann
et al., 1998).
The adaptations of the DMQ-I and DMQ-II to
Turkish were performed by Deniz (2004). The re-
108
liability coefficients obtained from sub-scales calculated by the test-retest method varied between
r=.68 and r=.87. Cronbach alpha coefficients of
the DMQ I and DMQ-II varied between alpha=.65
and alpha=.80. Scale validity similar to those of
the DMQ-I and DMQ-II, was performed with the
Decision Strategy Scale (DSQ) of Kuzgun (1992).
Significant relationships between r=.15 and r=.71
were found between correlation coefficients of the
DMQ I-II and DSQ (Deniz, 2004).
Relationships Scales Questionnaire (RSQ): The
RSQ developed by Griffin and Bartholomew (1994)
and adapted to Turkish participants by Sümer and
Güngör (1999a) was used to determine the attachment styles of students. This inventory is a 17-item,
Likert-type scale to measure four different attachment styles (secure, dismissing, fearful, and preoccupied). The reliability coefficients of the scale
were calculated by the Retest Method and varied
between .54 and .78. The parallel form validity of
this scale was tested with the Relationship Questionnaire (Bartholomew & Horowitz, 1991) and the
correlation coefficients varied between .49 and .61.
Procedures
The exact time for data collection of the research
had been announced before. The measures were
applied to the students who voluntarily participated into the study and they were collected in the
classroom environment. Before collecting the data,
the students had been informed about the measures. The process of data collection was done in one
session which took approximately forty minutes.
Pearson correlation coefficient was applied to determine the relationship among decision self-esteem,
decision making styles and personality traits. Multiple regression analysis was employed to determine
if attachment styles predict decision self-esteem,
decision making styles and personality traits.
DENİZ / An Investigation of Decision Making Styles and the Five-Factor Personality Traits With Respect To Attachment Styles
Results
Results related with the study are given below:
The relationships among attachment styles, decision self-esteem and decision making styles were
given in Table 1. The results of the regression analysis determining if attachment styles predict decision self-esteem and decision making styles were
given in Table 2.
Results given in Table 2 show that fearful, dismissing, secure, and preoccupied attachment styles significantly predict decision self esteem (R2=.085,
F=12.973, p<.001). The attachment styles explain
8.5% of the decision self-esteem variance. The results of the t test related with the significance of the
regression coefficients show that the most significant predictor was the secure attachment style. Another finding of the study was that the attachment
styles of the students significantly predict all of the
decision making styles including vigilance decision making style(R2=.034, F=4.871, p<.01), buckpassing style (R2=.083, F=12.728, p<.001), Procrastination style (R2=.069, F=10.339, p<.001) and
hypervigilance style (R2=.119, F=19.047, p<.001).
Attachment styles (fearful, dismissing, secure, and
preoccupied) explain 3.4% of vigilance decision
making total variance, 8.3% of buck-passing decision making total variance, 6.9% of procrastination
decision making total variance and 11.9% of hypervigilance decision making total variance.
The relationships between attachment styles and
sub-dimensions of personality traits were given in
Table 3. Results of the regression analysis performed
to determine if attachment styles significantly predict personality traits were given in Table 4.
As shown in Table 4, attachment styles significantly
predict neuroticism (R2=.036, F=5.322, p<.001), extraversion (R2=.049, F=7.240, p<.001), openness to
experiences (R2=.069, F=10.467, p<.001), agreeableness (R2=.048, F=7.155, p<.001) and conscientiousness (R2=.036, F=5.243, p<.001) sub-dimensions
of personality traits. Attachment styles (fearful,
dismissing, secure, and preoccupied) explain 3.6%
of neuroticism total variance, 4.9% of extraversion
total variance, 6.9% of openness to experiences total
variance, 4.8% of agreeableness total variance and
3.6% of conscientiousness total variance.
Discussion
The findings of the research show that there are
significant relationships among attachment styles,
decision self-esteem and decision making styles.
Moreover, all of the attachment styles significantly predict decision self-esteem and decision
making styles scores. Secure attachment style was
Table 2.
Results of Predictive and Explanatory Level of Attachment Styles on Decision Self-Esteem and Decision Making Styles
Dependent Variables
Decision Self-Esteem
R2
F
Independent Variables
.085
12.973***
Fearful
Dismissing
Secure
Preoccupied
-.264
-.056
4.900***
-4.614***
.034
4.871**
Fearful
Dismissing
Secure
Preoccupied
2.378*
.990
2.821*
-2.410*
12.728***
Fearful
Dismissing
Secure
Preoccupied
10.339***
Fearful
Dismissing
Secure
Preoccupied
19.047***
Fearful
Dismissing
Secure
Preoccupied
Vigilance
Buck-passing
.083
Procrastination
.069
Hypervigilance
p < .05
*
p < .01
**
.119
t
1.896
1.131
-3.980***
3.976***
1.401
1.823
-3.815***
3.304**
4.182***
2.146*
-3.211**
3.505***
p <.001
***
109
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
Table 3.
The Relationships between Attachment Styles and Personality Sub-Dimensions
Neuroticism
Extraversion
Openness
to
Experience
Fearful
.07
-.08*
-.04
-.07
.03
Dismissing
.04
.02
.09*
-.09*
.01
Secure
-.17***
.22***
.24***
.19***
.09*
Preoccupied
.07
-.04
-.06
-.05
-.14**
p < .05
*
p < .01
**
Conscientiousness
p <.001
***
found to be the most significant predictor of vigilance, buck-passing and procrastination decision
making styles and decision self-esteem. However,
fearful attachment style was found to be the most
significant predictor of hypervigilance decision
making style.
Researches investigating the attachment relationships indicate that young people, who had secure
attachment relationships with their parents in the
adolescence period, feel more socially competent and have high levels of self-esteem (Sümer &
Güngör, 1999b). However, adolescents with insecure attachment styles have low levels of self-esteem and experience emotions, such as having difficulty to establish close relationships, intensively
(Cooper et al., 1998). These findings are supporting
the findings of the current research.
Wells and Hansen (2003) stated in their research
that individuals with secure attachment styles have
low levels of shyness whereas individuals who have
fearful and buck-passing attachment styles have
significantly higher levels of shyness. Therefore
in the light of this finding, individuals who have
fearful and buck-passing attachment styles may
use vigilance and procrastination decision making
styles because they experience shyness intensively.
Brown and Mann (1990) investigated the relationships among family structures, process variables
and adolescent decision making. Findings confirmed that positive family environment is influential on adolescents in making careful decisions.
These adolescents have positive contributions to
their environments and can make age-appropriate
choices. Eldeleklioğlu (1996) investigated the relationship between parental attitudes and decision
making strategies. There was a positive correlation
between democratic parental attitudes and reasonable and independent decision making styles and
also a negative correlation with instability. In addition to this, there was also a negative correlation between protective parental attitudes and reasonable
decision making. Keeping in mind that individuals who grew up in a positive family environments
110
Agreeableness
have secure attachment styles, the relationships
between attachment styles and decision-making
styles obtained as a result of the current study are
also supported by the above research findings. On
the other hand, the results of the related literature
review showed that there weren’t many studies on
this subject. Similar studies with different sample
groups will provide an important contribution to
the field. Another finding of this research showed
that, there were significant relationships between
secure attachment style and personality traits. In
short, attachment styles predict the personality
traits. Fearful attachment style was negatively correlated with extraversion; dismissing attachment
style was positively correlated with openness to
experiences and negatively correlated with agreeableness; secure attachment style was negatively correlated with neuroticism, positively correlated with
extroversion, openness to experiences, agreeableness and conscientiousness; preoccupied attachment style was negatively correlated with conscientiousness. According to Bowlby (1982), adult anxiety which stems from childhood experiences and
attachment styles have a great importance to understand the anxiety. Attachment styles can be the
basis and starting point of the underlying cognitive,
emotional and stimulation processes of depression
and anxiety (Simonelli, Ray, & Pincus, 2004).
Based on the literature review on attachment, it
was understood that insecure attachment styles
are carrying a risk factor for pathological symptoms (Brumariu & Kerns, 2008). In addition to
this, the results of the studies which indicated that
individuals with insecure attachment styles have
higher levels of anxiety and depressive symptoms
than the individuals with secure attachment styles
(Bifulco, Moran, Ball & Bernazzani, 2002; Cassidy, Lichtenstein-Phelps, Sibrava, Thomas, Borkovec, 2009; Ceyhan, 2006; Hamarta, 2004; Muris,
Meesters, Van Melick & Zwambag, 2001; Warren,
Huston, Egeland & Sroufe, 1997; Weems, Berman,
Silverman & Rodriguez, 2002), support the results
of current research.
DENİZ / An Investigation of Decision Making Styles and the Five-Factor Personality Traits With Respect To Attachment Styles
Shaver and Brennan (1992) obtained significant results from their study on university students about
the influence of attachment styles on the individual’s personality. As a result, they found that secure
subjects were less neurotic and more extraverted
than insecure subjects and they were also more
agreeable than avoidant subjects. Persons scoring
high on avoidance were less open to feelings and
avoidance was also associated with shorter relationships, depression, lower levels of satisfaction
and commitment. People with fearful attachment
styles have difficulty in maintaining a relationship.
Demirkan (2006) has determined significant relationships between attachment styles and five-personality traits. The results of this study are compatible with the current research.
2000; Deniz, Hamarta, & Arı, 2005; DiTommaso,
Brannen-McNulty, Ross, & Burgess, 2003) also
support the assumptions that there is a relationship
between attachment and extraversion. Other researches also indicated that individuals with internal locus of control, have secure attachment styles;
while individuals with external locus of control
have insecure attachment styles (Dilmaç, Hamarta,
& Arslan, 2009; Hexel, 2003; McMahon, 2007). Individuals’ irrational beliefs such as giving excessive
importance to approval of other people and developing a dependent personality (sociotropy) or lack
of self confidence are effective on the formation
of personality disorders (Durmuşoğlu, Hamarta,
Deniz, & Öztürk, 2006). These kinds of beliefs may
be related with insecure attachment styles developed in early childhood experiences.
Griffin and Bartholomew (1994) stated that neuroticism and extraversion sub-dimension of big
five personality traits was related with attachment
styles. There was a negative correlation between
neuroticism and self-esteem, extraversion subdimension was defined as being social, optimistic,
cheerful, enterprising and enthusiastic and these
traits also related to secure individuals’ traits. The
results of the studies which indicate that there is a
positive correlation between the secure attachment
style and social skills level (Anders & Tuckers,
Consequently, results show that attachment styles
are effective on decision self-esteem, decision making styles and personality traits. In the light of these
explanations, individuals’ early childhood experiences may have a significant effect on their capacity
to develop secure attachment styles and to make
reasonable decisions in their future lives. Individuals satisfied with their decisions may feel better in
all aspects of their social lives and will also be satisfied with life itself.
Table 4.
Results of Predictive and Explanatory Level of Attachment Styles on Personality Traits
Independent
Dependent Variables
R2
F
t
Variables
*
-.472
1.309
-3.997***
1.907
Emotional Instability/Neuroticism
.036
5.322***
Fearful
Dismissing
Secure
Preoccupied
Extraversion
.049
7.240***
Fearful
Dismissing
Secure
Preoccupied
-.441
.632
4.832***
-.777
Openness to Experiences
.069
10.467***
Fearful
Dismissing
Secure
Preoccupied
.295
1.936
5.775***
-.978
Agreeableness
.048
7.155***
Fearful
Dismissing
Secure
Preoccupied
Conscientiousness
.036
5.243***
Fearful
Dismissing
Secure
Preoccupied
p < .05
1.014
-2.391*
4.602***
-1.909
2.313*
-1.092
2.818*
-3.779***
p <.001
***
111
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
References/Kaynakça
Adair, J. (2000). Karar verme ve problem çözme (çev. N.
Kalaycı). Ankara: Gazi Kitapevi.
Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S.
(1978). Patterns of attachment: A psychological study of the
strange situation. Hillsdale, NJ: Erlbaum.
Ainsworth, M. D. S. (1989). Attachments beyond infancy.
American Psychologist, 44, 709-716.
Anders, S. L., & Tucker, J. S. (2000). Adult attachment style,
interpersonal communication competence, and social support.
Personal Relationships, 7, 379-389.
Bacanlı, H., İlhan, T. ve Aslan, S. (2009). Beş faktör kuramına
dayalı bir kişilik ölçeğinin geliştirilmesi: sıfatlara dayalı kişilik
testi (SDKT). Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 7 (2), 261-279.
Bartholomew, K. (1990). Adult avoidance of intimacy: An attachment perspective. Journal of Social and Personal Relationships, 7, 147-178.
Deniz, M. E. (2004). Investigation of the relation between decision-making self-esteem, decisionmaking styles and problem
solving skills of university students. Eurasian Journal of Educational Research, 4 (15), 23-35.
Deniz, M. E., Hamarta, E. & Arı, R. (2005). An investigation of
social skills and loneliness levels of university students with respect to their attachment styles in a sample of Turkish students.
Social Behavior and Personality, 33 (1), 19-32.
Digman, J. M. (1990). Personality structure: Emergence of the
five-factor model. Annual Review of Psychology, 41, 417-440.
Dilmaç, B., Hamarta, E., & Arslan, C. (2009). Analyzing the
trait anxiety and locus of control of undergraduates in terms
of attachment styles. Educational Sciences: Theory & Practice,
9 (1), 127-159.
DiTommaso, E., Brannen-McNulty, C., Ross, L., & Burgess M.
(2003). Attachment styles, social skills and loneliness in young
adults. Personality and Individual Differences, 35 (2), 303-312.
Bartholomew, K., & Horowitz, L. M. (1991). Attachment styles
among young adults: A test of a four category model. Journal of
Personality and Social Psychology, 61, 226-244.
Durmuşoğlu, N., Hamarta, E., Deniz, M. E. ve Öztürk, A.
(2006, Eylül). Üniversite öğrencilerinin bağımlı kişilik özelliklerinin bağlanma stilleri açısından incelenmesi. 15. Eğitim Bilimleri Kongresi’nde sunulan bildiri, Muğla Üniversitesi, Muğla.
Bartholomew, K., & Shaver P. R. (1998). Methods of assessing
adult attachment: Do they converge? In J. A. Simpson, & W.
S. Rholes (Eds.), Attachment theory and close relationships (pp.
25-45). New York: The Guilford Press.
Ekşi, H. ve Otrar, M. (2001). Lise türleri ile kişilik özellikleri
arasındaki ilişki üzerine bir araştırma. Kuram ve Uygulamada
Eğitim Bilimleri, 1, 109-129.
Bifulco, A., Moran, P. M., Ball, C., & Bernazzani, O. (2002).
Adult attachment style I: Its relationship to clinical depression.
Social Psychiatry and Psychiatric Epidemiology, 37, 50-59.
Bowlby, J. (1973). Attachment and loss: Vol. 2. Separation: Anxiety and anger. New York: Basic Books.
Bowlby, J. (1982). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment (2nd
ed). New York: Basic Books.
Brown, J. E. & Mann, L. (1990). The relationship between family structure and process variables and adolescent decision making. Journal of Adolescence, 13, 25-37.
Brumariu, L. E., & Kerns, K. A. (2008). Mother-child attachment and social anxiety symptoms in middle childhood. Journal of Applied Developmental Psychology, 29, 393 - 402.
Burger, J. M. (2006). Kişilik (çev. İ. D. Erguvan Sarıoğlu).
İstanbul: Kaknüs Yayıncılık.
Cassidy, J., Lichtenstein-Phelps, J., Sibrava, N. J., Thomas, C.
L. Jr., & Borkovec, T. D. (2009). Generalized anxiety disorder:
Connections with self-reported attachment. Behavior Therapy,
40, 23-38.
Eldeleklioğlu, J. (1996). Karar stratejileri ile ana baba tutumlari
arasindaki ilişki. Yayımlanmamış doktora tezi, Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.
Griffin, D., & Bartholomew, K. (1994). Models of self and other:
Fundamental dimensions underlying measures of adult attachment. Journal of Personality and Social Psychology, 67, 430-445.
Goldberg, L. R. (1990). An alternative “description of personality”: The big-five factor structure. Journal of Personality and
Social Psychology, 59, 1216-1229.
Hamarta, E. (2004). Üniversite öğrencilerinin yakın
ilişkilerindeki bazı değişkenlerin (benlik saygısı, depresyon ve
saplantılı düşünme) bağlanma stilleri açısından incelenmesi.
Yayımlanmamış doktora tezi, Selçuk Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, Konya.
Hamilton, C. E. (2000). Continuity and discontinuity of attachment from infancy through adolescence. Child Development,
71, 690-694.
Hazan, C., & Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized
as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52, 511-524.
Cervone, D., Shadel, W. G., & Jencius, S. (2001). Social-cognitive theory of personality assessment. Personality and Social
Psychology Review, 5 (1), 33-51.
Hexel, M. (2003). Alexithymia and attachment style in relation
to locus of control. Personality and Individual Differences, 35,
1261-1270.
Ceyhan, A. A. (2006). Üniversite öğrencilerinin geçmişte
yaşadıkları ayrılık kaygısının öğrenilmiş güçlük, kaygı ve
psikolojik belirtileri yordama düzeyi. Kuram ve Uygulamada
Eğitim Bilimleri, 6, 53-73.
Kneeland, S. (2001). Problem çözme (çev. N. Kalaycı). Ankara:
Gazi Kitapevi.
Costa, P. T., McCrae, R. R., & Dye, D. A. (1991). Facet scales for
agreeableness and conscientiousness: A revision of the NEO
personality inventory. Personality and Individual Differences,
12, 887-898.
Cooper, M. L., Shaver, P. R., & Collins N. L. (1998). Attachment
styles, emotion regulation, and adjustment in adolescence.
Journal of Personality and Social Psychology, 74, 1380-1397.
Demirkan, S. (2006). Özel sektördeki yöneticilerin ve
çalışanların bağlanma stilleri, kontrol odağı, iş doyumu ve beş
faktör kişilik özelliklerinin araştırılması. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Ankara.
112
Kobak, R. R., & Sceery, A. (1988). Attachment in late adolescence: Working models, affect regulation, and representations
of self and others. Child Development, 59, 135-146.
Kuzgun, Y. (1992). Karar stratejileri ölçeği: Geliştirilmesi
ve standardizasyonu. VII. Ulusal Psikoloji Kongresi Bilimsel
Çalışmaları içinde (s. 161-170). Ankara: Türk Psikologlar
Derneği.
Kuzgun, Y. (2000). Meslek danışmanlığı. Ankara: Nobel Yayın
Dağıtım.
Mann, L., Burnett. P., Radford, M., & Ford, S. (1997). The Melbourne Decision-Making Questionnaire: An instrument for
measuring patterns for coping with decisional conflict. Journal
of Behavioral Decision Making, 10, 1-19.
DENİZ / An Investigation of Decision Making Styles and the Five-Factor Personality Traits With Respect To Attachment Styles
Mann, L., Radford, M., Burnett, P., Ford, S., Bond, M., Leung,
K. et al. (1998). Cross-Cultural differences in self-reported
decision-making style and confidence. International Journal of
Psychology, 33 (5), 325-335.
McCrae, R. R., & Costa, P. T. (1987). Validation of the fivefactor model of personality across instruments and observers.
Journal of Personality and Social Psychology, 52 (1), 81-90.
McCrae, R. R., & John, O.P. (1992). An introduction to the five
factor model and its applications. Journal of Personality, 60,
175-215.
McMahon, B. (2007). Organizational commitment, relationship
commitment and their association with attachment style and locus of control. Unpublished master’s thesis, Master of Science in
Psychology, Georgia Institute of Technology, Atlanta.
Mitchell, S., & Doumas, D. M. (2004, April). The relationship between adult attachment style and depression, anxiety,
and self-esteem. Poster presented at the annual meeting of the
Rocky Mountain Psychological Association, Reno, NV.
Waters, E., Vaughn, B., Posada, G., & Kondo-Ikemura, K.
(1995). (Eds.). Caregiving, cultural, and cognitive perspectives
on secure-base behavior and working models. New growing
points of attachment theory and research. Monographs of the
Society for Research in Child Development, 60 (2-3, Serial No.
244). Chicago: University of Chicago Press.
Weems, C. F., Berman, S. L., Silverman, W. K., & Rodriguez,
E. T. (2002). The relation between anxiety sensitivity and attachment style in adolescence and early adulthood. Journal of
Psychopathology and Behavioral Assessment, 24, 159-168.
Wells, B. G., & Hansen, N. D. (2003). Lesbian shame: Its relationship to identity integration and attachment. Journal of
Homosexuality, 45 (1) 93-110.
Yeşilyaprak, B. (2003). Eğitimde rehberlik hizmetleri gelişimsel
yaklaşım. Ankara: Nobel.
Yi, J. S., & Park, S. (2003). Cross-cultural differences in decision-making styles: A study of college students in five countries. Social Behavior and Personality: An international journal,
31 (1), 35-47.
Muris, P., Meesters, C., Van Melick, M., & Zwambag, L. (2001).
Self-reported attachment style, attachment quality, and symptoms of anxiety and depression in young adolescents. Personality and Individual Differences, 30, 809-818.
Phillips, S. D., Pazienza, N. J., & Ferrin, H. H. (1984). Decisionmaking styles and problem-solving appraisal. Journal of Counseling Psychology, 31 (4), 497-502.
Shiloh, S., Koren, S., & Zakay, D. (2001). Individual differences
in compensatory decision-making style and need for closure
as correlates of subjective decision complexity and difficulty.
Personality and Individual Differences, 30, 699-710.
Shaver, P. R., & Brennan, A. K. (1992). Attachment styles and
the big five personality traits: Their connections with each
other and with romantic relationship outcomes. Personality
and Social Psychology Bulletin, 18 (5), 536-545.
Simonelli, L. E., Ray, W. J., & Pincus, A.L. (2004). Attachment models and their relationships with anxiety, worry, and
depression. Clinical and Counseling Psychology Journal, 1 (3),
107-118.
Simpson, J. A. (1990). Influence of attachment styles on romantic relationships. Journal of Personality and Social Psychology,
59, 971-980.
Somer, O., Korkmaz, M., & Tatar, A. (2002). Beş faktör
kişilik envanterinin geliştirilmesi-I: Ölçek ve alt ölçeklerin
oluşturulması. Türk Psikoloji Dergisi, 17 (49), 21-33.
Sroufe, L. A. (1979). The coherence of individual development:
Early care, attachment and subsequent developmental issues.
American Psychologist, 34, 834–841.
Sümer, N. ve Güngör, D. (1999a). Yetişkin bağlanma stilleri ölçeklerinin Türk örneklemi üzerinde psikometrik
değerlendirmesi ve kültürlerarası bir karşılaştırma. Türk
Psikoloji Dergisi, 14 (43), 71-106.
Sümer, N. ve Güngör, D. (1999b). Çocuk yetiştirme stillerinin
bağlanma stilleri, benlik değerlendirmeleri ve yakın ilişkiler
üzerindeki etkisi. Türk Psikoloji Dergisi, 14 (44), 35-58.
VanIjzendoorn, M. H. & Bakermans-Kranenburg, M.J. (1996)
Attachment representations in mothers, fathers, adolescents,
and clinical groups: A meta-analytic search for normative data.
Journal of Consulting and Clinical Psychology, 64, 8-21.
Warren, S. L., Huston, L., Egeland, B., & Sroufe, L. A. (1997).
Child and adolescent anxiety disorders and early attachment.
Journal of the American Academy of Child and Adolescent Psychiatry, 36, 637-644.
113
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
114
Download

Karar Verme Stilleri ve Beş Faktör Kişilik Özelliklerinin