•1
Y.Doç.Dr. Salih DURSUN
•12/13/2015
TÜRKİYE’DE ÇALIŞAN
KADINLAR VE SORUNLARI
•12/13/2015
Günümüzde dünyadaki nüfusun yaklaşık yarısını
kadınlar oluşturmaktadır (yaklaşık 3.5 milyar).
 Dolayısıyla tarihin her döneminde ekonomik ve
toplumsal yaşamın bir yanını kadınlar, diğer
yanını da erkekler teşkil etmişlerdir.
 Ancak kadınların ekonomik yaşama katılımları
ile toplumsal ve ekonomik kalkınmadan
yararlanma düzeyleri, doğru orantılı değildir.
 Bu durum her ne kadar ülkelerin gelişim
düzeyleriyle ilişkilendirilse de genelde
kadınların tüm toplumlarda erkeklerin
gerisinde kaldıkları bir gerçektir

•2
SANAYİ DEVRİMİ VE KADINLARIN
İŞGÜCÜNE KATILIMI


Kadının ilk olarak emeğini bir
ücret karşılığı vermesi,
dünyadaki tüm toplumları
derinden etkileyen Sanayi
Devrimi ile başlamıştır.
Nitekim, o dönemde, dokuma
sektöründe çalışanların büyük
bir çoğunluğunu, kadın
işgücü oluşturmakta idi.
O dönemin koşullarına uygun
olarak istihdam edilen kadın,
zorlaşan ekonomik koşullar
karşısında ezilen sınıfı
oluşturmuştur.
•12/13/2015

•3
Sanayi Devrimi’ni izleyen yıllarda, dokuma
sektöründeki gelişmelere paralel olarak, kadın
işgücü sayısı hızla artmış; bu durumda özellikle
teknik gelişmelerin, başka bir deyişle üretim
tekniğini basitleştiren makinelerin, işbölümü ve
uzmanlaşmanın, kadın emeğinden yararlanmayı
kolaylaştırması, dokuma sektöründe kadın
gücünün, erkeklerden çok daha fazla yer
almasına neden olmuştur.
•12/13/2015

•4
•12/13/2015
Buna karşılık, o dönemde hakim olan, “bırakınız
yapsınlar, bırakınız geçsinler” sloganı ile ifade
edilen katı bir liberal iktisat anlayışı, kadın
işgücü ücretlerinin erkeklerden çok daha düşük
olmasına yol açmıştır.
 Buradan hareketle bu dönem kadın işgücünün,
düşük ücretler ve çok ağır çalışma koşulları
altında çalışmaları sonucunu doğurmuştur.
 Kısacası, bu dönemde, kadın işgücünün üretim
sürecinde yoğun bir sömürüye maruz kaldığını
söylemek yanlış olmayacaktır

•5
•12/13/2015
Ancak, XIX. yüzyılın ortalarından itibaren,
özellikle Sanayi Devrimi’nin yaşandığı Batılı
ülkeler başta olmak üzere, liberal devlet
anlayışında meydana gelen değişim ile karışımcımüdahaleci ve katılımcı devlet anlayışına
geçilmiş ve bu değişimle birlikte kadının çalışma
hayatında maruz kalmış olduğu olumsuz
koşullar yavaş yavaş kaldırılmaya çalışılmıştır.
 Nitekim, bu dönemde Batılı ülkelerde çalışma
sürelerinin yasalarla sınırlandırılması, bazı
işyeri ve iş kollarında kadınların çalışmasının
yasaklanması vb. gibi koruyucu yasal politikalar
uygulanmaya başlamıştır

•6
SAVAŞ DÖNEMLERİ VE KADIN
İŞGÜCÜ
•12/13/2015
I. ve II. Dünya Savaşları’nda, erkek işgücünün
silah altına alınmasıyla birlikte çalışma
alanında kadınlar görülmeye başlanmıştır. Bu
savaşlar ve yaşanan ekonomik bunalımlardan
sonra devletler, bireylerin (kadın-erkek)
ekonomik ve toplumsal yaşama katılma
alanlarını genişletmeye başlamıştır. Yaygınlaşan
ve gelişen endüstrileşme ile birlikte kadınlara da
yeni alanlar yaratılmıştır.
 Yaşanan bu değişme ve gelişmelerle kadına aile
ve toplum içerisinde yeni roller yüklenmeye
başlanmıştır.

•7
•12/13/2015
Kısaca kadının tarım dışı sektörlerde çalışmaya
katılması, endüstrileşme ile başlamışsa da, özellikle
II. Dünya Savaşı sonrası hız kazanmıştır.
 Ancak bugün tüm dünyada, kadın ve erkeklerin
işgücüne katılımları açısından hâlâ büyük
farklılıklar olduğu bilinmektedir.
 Bu farklılık, ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre
değişmektedir.
 II. Dünya Savaşı’ndan günümüze gelindiğinde
özellikle hizmet sektöründeki gelişmeye paralel
olarak, ekonomik bir gelir karşılığı işgücüne katılan
kadın sayısının da hızla arttığı görülmektedir

•8
•12/13/2015
1950’li yıllardan günümüze dek kadın işgücü
açısından dikkati çeken en önemli nokta, çalışma
yaşamında aktif olarak yer alan kadın sayısındaki
artıştır.
 Buna örnek olarak 1950’li yıllar verilebilir. 1950’li
yıllarda çalışma hayatına aktif olarak katılan 1564 yaş grubundaki kadın nüfusun gelişmekte olan
ülkelerde nüfusun % 50’sini, gelişmiş ülkelerde ise
nüfusun % 47’sini oluşturduğunu gösterebiliriz.
 Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde aktif
görünen kadınların % 87’si tarım sektöründe yer
alırken: endüstrileşmiş ülkelerde % 47’si tarım
sektöründe yer almaktadır.

•9
•12/13/2015
Gelişmiş ülkelerde 1950 yılında aktif nüfus
içinde kadınların oranı % 36.7 iken, 1975’te %
40.6, 1985 yılına gelindiğinde ise: % 41.4
olmuştur.
 Yine gelişmiş ülkelerde: 1985’lere gelindiğinde
kadınların hem tarım dışı sektörlerde
çalışmasının yaygınlaştığı, hem de aktif kadın
nüfus oranının % 47’den % 58’e yükseldiği
görülmektedir.

•10
GÜNÜMÜZDE KADIN İŞGÜCÜ
SAYISININ ARTMASINDA ROL
OYNAYAN ETKENLER






Hizmet sektöründeki gelişmeler
Dünya genelinde çalışan kadınları koruyucu ve destekleyici
yasaların ve uygulamaların artması,
Eğitim olanaklarının artması,
Standart dışı (atipik) çalışma şekillerinin ortaya çıkması ve
giderek yaygınlaşması (örneğin part-time çalışma biçimlerinin
yaygınlaşması),
Evlenme oranlarında azalma, buna karşılık boşanma
oranlarında artış,
Toplumların, kadınların çalışmasına yönelik tutumlarında
meydana gelen olumlu gelişmeler,
Çocuk bakımı ve diğer hizmetlerdeki iyileşmeler olarak
sıralanmaktadır
•12/13/2015

•11
YENİ BİR İŞGÜCÜ: PEMBE YAKALI
İŞGÜCÜ
•12/13/2015
Tüm bu gelişmeler, günümüz literatürüne mavi
ve beyaz yakalı işgücü kavramından sonra
“pembe yakalı işgücü” kavramının da
eklenmesine yol açmıştır”.
 Nitekim, bu kavram günümüzde kamu ve özel
sektörde (büro vb. gibi işlerde) çalışan ve sayıları
gün geçtikçe artan kadın işgücünü
nitelendirmektedir.

•12
RAKAMLARLA DÜNYADA
KADINLARIN İŞGÜCÜNE KATILIMI
yılı itibariyle dünya ölçeğinde
çalışma yaşındaki erkek nüfusun yüzde
77,1’i işgücüne katılırken, kadın nüfusta
bu oran yüzde 51,1 olarak
gerçekleşmiştir.
 2012 yılı itibariyle dünya ölçeğinde
çalışma yaşındaki erkek nüfusun yüzde
72,7’si istihdam edilirken, kadınların
yüzde 47’8i istihdam edilmektedir.
•12/13/2015
 2012
•13
•12/13/2015
•14
TÜRKİYE’DE KADIN İŞGÜCÜ
•12/13/2015
Türkiye’de kadınların tarım ve ev dışındaki
çalışma hayatına girmesi, 20. yüzyılın başlarında
yaşanan savaşlar dolayısıyla erkeklerin çoğunun
orduya katılması sonucu azalan işgücünü
desteklemek zorunluluğuyla başlamıştır.
 Fakat özellikle Cumhuriyet sonrası hızlanan
sanayileşme ve onun getirdiği kentleşme ve göç
etkenlerinin yanı sıra cumhuriyetin getirmiş
olduğu hukuk sisteminin kadına tanıdığı kadınerkek eşitliği, istediği alanda öğrenim görme ve
meslek edinme hakları, kadınlar için yeni iş
alanlarının açılmasına neden olmuştur

•15
RAKAMLARLA TÜRKIYE DE ÇALIŞMA
YAŞAMINDA KADIN (TÜİK-2015)
•13 Aralık 2015
•16
Türkiye’de kadının çalışmasına bakış!

TÜİK’in 2006 tarihli Aile Yapısı Araştırması’na göre
erkeklerin yüzde 23′ü, kadınların ise yüzde 10′u “kadınlar
çalışmamalıdır” görüşündedir. “Kadınlar çalışmamalıdır”
görüşünü savunanların öne sürdükleri nedenlerin dağılımı
ise şu şekildedir:
İstihdamın cinsiyete göre dağılımı…

Yine 2013 yılı verilerine
göre; kadınların %47,7’si
hizmet sektöründe, %37’si
tarım sektöründe ve
%15,3’ü sanayi sektöründe
istihdam edilmektedir.
İstihdam Edilen Kadınların İşteki
Durumu
Cinsiyet faktörüne bağlı olarak kadınların iş
yaşamında karşılaştıkları sorunlar







1. Eğitim ve mesleki eğitimde eşitsizlik,
2.Kayıtdışı Çalışma
3. İş bulma ve yükseltilmede eşitsizlik,
4. Ücretlendirmede eşitsizlik,
5. Sosyal haklardan yararlanmada eşitsizlik,
6. Cinsel taciz
7.İş Aile Çatışması
20
12/13/2015
1.Eğitim ve mesleki eğitimde eşitsizlik
Bitirilen eğitim düzeyi
Okuma yazma bilmeyen
Toplam
Erkek
Kadın
2.788.757
475.068
2.313.689
14.058.334
6.491.884
7.566.450
İlkokul mezunu
15.220.028
6.606.954
8.613.074
İlköğretim mezunu
12.669.905
7.119.880
5.550.025
Ortaokul veya dengi okul mezunu
2.849.999
1.736.233
1.113.766
Lise veya dengi okul mezunu
12.096.830
6.951.695
5.145.135
Yüksekokul veya fakülte mezunu
5.913.187
3.400.307
2.512.880
Yüksek lisans mezunu
416.741
245.621
171.120
Doktora mezunu
122.619
75.746
46.873
Bilinmeyen
1.740.979
895.144
845.835
Toplam
67.877.379
33.998.532
33.878.847
Okuma yazma bilen fakat bir okul bi
tirmeyen
Türkiye’de 2012 yılında okuma yazma bilmeyen erkek nüfus
oranı %1,4 iken, kadınlarda bu oran %7’dir.
2.KAYITDIŞI ÇALIŞMA



İstihdamda yer alan 100
kadından 50,7’si herhangi bir
sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı
olmaksızın çalışmakta.
•12/13/2015

Kadınların kayıt dışı çalışma
oranı tarım dışı işlerde yüzde
26,9'a, tarımda yüzde 94,5.
Ücretli ve yevmiyeli olarak kayıt
dışı çalışan kadınlar 1 milyon 93
bin. Ücretsiz aile işçisi olarak
istihdama katılan, ancak kayıt
dışı çalışan kadın sayısı 2 milyon
314 bin.
(Kayıt dışı çalışma 2015 yılı
verilerine göre Türkiye genelinde
%35)
•22
•12/13/2015
Ayrıca, köyden kente göçü yoğun olarak yaşayan
ülkemizde, köyde işgücü içinde görülen kadın kente
geldiğinde yeterli eğitim ve mesleki bilgi-beceriye sahip
olmaması nedeniyle kent işgücü piyasasına
girememekte, işgücü dışında kalarak genellikle ev
kadını olmaktadır.
 İşgücüne katılmayan 100 kadından 61.5’i işgücüne
katılmama nedeni olarak "ev kadını" olmalarını
göstermektedir.
 Bu olgu hem kırda hem de kentte kadının işgücüne
katılımını azaltmaktadır. Gelir azlığı nedeniyle
çalışmak zorunda olan kadın, sosyal güvencesiz düşük •23
statülü-gelirli işlerde çalışmak zorunda kalmaktadır.

•12/13/2015
Kadın işgücünün en çok istihdam edildiği
sektör hizmetler sektörü olup bu sektördeki iş
alanlarından bazıları özellikle "kadınlar için uygun
alanlar" olarak toplumsal kabul görmüşlerdir.
 Sanayi sektörü, özellikle imalat sanayi halen kadın
işgücünün oldukça sınırlı olduğu bir sektör olma
özelliğini korumaktadır. Oysa aynı sektörde tekstil,
gıda, hazır giyim gibi emek yoğun sanayi dalları için
kadınlar halen tercih edilen işgücü konumundadır.
Her iki sektörde de özellikle kayıt dışı işyerlerinde
yoğunlukla kadın ve çocuk işgücü her türlü sosyal
hak ve güvenceden yoksun şekilde
çalıştırılmaktadır

•24
•12/13/2015
İş piyasasında iş ve mesleklerin "kadın işleri" ve
"erkek işleri" olarak ayrışıp toplumsal kabul
görmesinden dolayı, kadınlar ancak geleneksel
kadın mesleklerinde yoğunlaşmakta, daha düşük
statülü ve ücretli işlerde çalışmaya razı
olmaktadırlar.
 Bu işler süreli ve geçici çalışmayı, sosyal
güvencesizliği beraberinde getirmektedir

•25
•12/13/2015
Kadın işgücü ucuz emek olarak emek-yoğun iş
kolları olan tekstil, gıda, hazır giyim, tütün gibi
sanayi dallarında yoğunlaşmıştır. Ancak, tarım
sektörü ile karşılaştırıldığında bu sektörlerdeki
kadın işgücü oranı düşüktür.
 Tarım sektöründeki kadınların, çoğunlukla
ücretsiz aile işçisi konumunda olmaları nedeniyle
gelir elde etmemeleri, gelir azlığı nedenleriyle,
yasal bir engel olmamasına rağmen sosyal
güvenlik kapsamına büyük ölçüde
girememektedirler.

•26
•12/13/2015
Kadın ve erkek arasındaki cinsiyet ayrımının
bütün toplumlarda bir rol ayrımına yol açtığı, bu
rol bölüşümü nedeni ile kadının ev ve özel
yaşamla sınırlandığı, erkeğin ise toplumda evin
ekmeğini kazanan, aile gelirini temin eden,
kararlarda söz sahibi olan bir güç olarak etkin
bir rol oynadığı görülmektedir.
 Bir başka deyişle üretim işlevi erkeğe, üreme ve
ev işleri kadına aittir

•27
3.İŞ BULMA VE YÜKSELTİLMEDE
EŞİTSİZLİK
•12/13/2015
Kariyer, kişinin çalıştığı kurum içindeki yerini
belirten ve bireyin meslek veya kurum içindeki
gelişmesini, yükselen başarısını anlatan bir kavram
olarak ifade edilmektedir.
 İşverenlerde hakim olan görüşe göre, “genellikle
kadınların geçici olarak çalıştıkları, erkeklere
oranla kendilerini daha az işlerine verdikleri,
olası hamilelik ve ev işleri yüzünden terfi
ettirilmemeleri, özellikle üst yönetim
basamaklarına getirilmemeleri görüşü yaygındır.
 Kadından, önce anne ve eş olarak toplumsal rolleri
üstlenmesi beklenmekte, mesleki başarı ve kariyer
ikinci planda kalmaktadır

•28
•12/13/2015
Nitekim çeşitli ülkelerde kadınların, yönetim
kademesindeki oranlarına baktığımızda
gerçekten de kadınların işe seçilme, işe
yerleştirilme ve yükseltilme (kariyer) sürecinde
karşılaştıkları eşit olmayan farklı yaklaşımlar
derhal göze çarpmaktadır.
 Yapılan araştırma sonuçları, evlilik ve
çocukların, kadının çalışması ve kariyeri
konusunda en büyük engel olduğunu ortaya
koymaktadır

•29
•12/13/2015
Genel olarak baktığımızda, Avrupa’da çalışan
kadınların ancak % 10’unun orta ve alt kademe
yönetici olmalarına karşılık % 5’den azı tepe
yönetimde yer alabilmektedir.
 Batı Avrupa ve öteki gelişmiş ülkeler genelinde,
ancak kamu yönetimlerinde, özellikle sosyal
işlerle uğraşan bakanlıklarda üst düzeylerde,
karar verme organlarında yer alan kadınların
oranı % 13.1 olmaktadır
 İngiliz şirketlerinin yönetiminde olan kadınların
sayısı % 5’den azdır.

•30
•12/13/2015
Ancak kadının, aile yaşamındaki rolü ve
sorumlulukları, mesleğinde terfi ettirilme
imkanını da kısıtlamaktadır.
 Bu eğilim bugün bir çok örgütte kadınlara
yönelik ayrımcılığın esası olan Şeffaf (Cam)
Tavan (glass ceiling) kavramını ortaya
çıkarmıştır.
 Kadınların, organizasyonların üst yönetim
düzeylerine ilerlemelerini durduran engeller,
şeffaf tavanlar (glass ceiling) olarak
adlandırılmaktadır

•31
CAM TAVAN SORUNU



Şeffaf tavan (cam tavan), örgütlerde tepe yönetim
pozisyonu için kadınlara konulan keyfi engellerdir.
Bu kavram, kadınların ilerlemelerini engelleyen
görünmeyen bariyerleri tanımlamak için kullanılmaktadır.
Şeffaf tavan, kadınlar ile üst yönetim arasında yer alan ve
onların başarılarına ve liyakatlarına bakmaksızın
ilerlemelerini engelleyen, açıkça görülmeyen, aynı
zamanda aşılamayan engellerdir.
Kadın, çalışma yaşamında kendine belli bir kariyer hedefi
oluşturabilmekte, ancak hedeflediği tepe noktadaki iş,
“kadın” olduğu için keyfi olarak kapatılmaktadır
•12/13/2015

•32
ÇALIŞMA YAŞAMINDA KADININ KARIYER SORUNUNU GENEL
OLARAK DEĞERLENDIRDIĞIMIZDE AŞAĞIDAKI SONUÇLARA
ULAŞMAK MÜMKÜNDÜR:




Çocuk büyütme ve aile sorumlulukları, istihdama ara
verilmesine yol açmakta, bu da kadınların kariyerinde
ciddi bir sorun oluşturmaktadır.
Kadınların, mesleki ilerlemeyi beraberinde getiren ileri
seviyede ki eğitim ve öğretime katılımı azdır.
Pek çok kadın, çocuk doğurduğu zaman işlerini
kaybetmekte veya işi bırakmaktadır. Bir süre sonra işe
geri dönen kadın, vasıf seviyesinin düştüğünden
yakınmaktadır.
Kariyer ilerlemesinde kadın, rol çatışmasından ciddi
olarak etkilenmektedir.
Kariyer ve aile rolleri arasında uyuşmazlığa yol açan
toplumsal ve kültürel faktörler, pek çok yerde kadınların
mesleki ilerlemesini engelleyen etmenler olarak
görülmektedir.
•12/13/2015

•33


Gerek kadınlara, erkeklerin egemen olduğu mesleklerin
vasıflarını kazandırma çabası gerekse kadınların egemen
olduğu hizmet mesleklerinin seviyesini yükseltme stratejisi,
kadınlara, erkeklerinkine eşit statü ve kazançta işlere
girebilmeleri imkanını sağlama konusunda henüz bir başarı
gösterememiştir.
Kadınlar daha “kadınca” alanlara toplanmışlardır. Ayrıca
kadınların “önü kapalı” (dead end), alt düzey statülü işlere
katılımı daha yoğundur.
Bütün bu değerlendirmelerle beraber insanların çoğunluğunun
anne ve babalığın paylaşılamayacağı fikrini rahatlıkla
benimsediğine bakılacak olursa kadının karşılaştığı sorunlar
devam edecektir. Bir yöneticinin deyimi ile “erkeklere kıyasla
kariyer fırsatlarında ciddi şekilde dezavantaj sahibi olmak,
kadın için hayatın gerçeği olarak kalacaktır
•12/13/2015

•34
CİNSİYETE GÖRE SEÇİLMİŞ
MESLEKLERİN ORANI, 2013
•12/13/2015
•35
KADIN MILLETVEKILI ORANI, 1935-2012
•12/13/2015
Ülke karşılaştırmalarına bakıldığında, bu oranın
en yüksek olduğu ülkelerin %52,6 ile Norveç ve
%52,2 ile İsveç olduğu görülmektedir.
 2015 seçimlerinde kadın milletvekillerinin sayısı
%17,82 olarak gerçekleşmiştir.

•36
KADIN LIDER VE YÖNETICILERE GÖRE ALGI
NASIL?
•
İnsan kaynakları danışmanlık firması Randstad
tarafından yapılan bir araştırmaya göre,
Dünya genelinde;
-Kadınların yüzde 54’ü erkeklerle, yüzde 29’u
hemcinsleri ile çalışmak istiyor. Yüzde 17’si
tarafsız.
-Erkeklerin yüzde 45’i kadınlarla, yüzde
42’si hemcinsleriyle çalışmak istiyor. Yüzde
13’ü tarafsız.
- Ayrıca globalde erkeklerin yüzde 45’i üstlerinin
erkek, yüzde 31’i ise kadın olmasını istiyor.
-Kadınların ise yine yüzde 45’i üstlerinin erkek,
yüzde 25’i ise kadın olmasını istiyor.
•12/13/2015
•
•37
TÜRKIYE’DE DURUM NASIL??
•12/13/2015
■ Erkeklerin yüzde 47’si yöneticilerinin erkek,
yüzde 27’si ise kadın olmasını istiyor.
■Kadınların ise yüzde 60’ı erkek yöneticileri, yüzde
22’si ise kadın yöneticileri tercih ediyor.
Hem globaldeki hem Türkiye’deki sonuçlara
bakılırsa kadınlar, erkekler/erkek
yöneticilerle çalışmayı tercih ediyorlar.
Hatta erkekler bile kadın yöneticiye
kadınlardan daha sıcak bakıyor.
•38
•12/13/2015

Neden kadınlar ve erkekler kadın yönetici ile
çalışmaktan hoşlanmaz????
•39
•12/13/2015
İş dünyası geçmişten günümüze gelene kadar yoğunluklu
erkekle şekillenmiş, erkek ağırlığı her noktada görülmüş;
kadın, anne, evini toparlayan, aileyi bağlayan rolleri üstlenmiş.
 Günümüze kadar ‘işadamı’ diyorduk (çoğunlukla bu gelenek
devam ediyor), yeni ‘iş insanı’ söylemini kullanmaya başladık.
 Bu süreç zarfında erkekler yönetsel rollerde olmuş ve doğal
tercih unsuru olmuş.
 Kadınların geldikleri pozisyonu pek çok engeli aşarak (kültür,
aile, eş, eğitim eşitsizliği) edinmeleri ve kendilerinden, özel
hayatlarından taviz vermeleri, aynı şeyi diğer kadınlardan da
beklemeleri,

•40
•12/13/2015
Mükemmeliyetçi yapıları, daha duygusal
olmaları kadın kadına çalışmayı zorlaştırıyor
olabilir.
 Bu kadar ödün verdikleri zaman iş-özel hayat
dengesi çoğunlukla korunamıyor ve bu astlarını
olumsuz olarak etkiliyor.
 Onlardan da en az kendileri kadar çalışmalarını
ve en az kendileri kadar mükemmel olmalarını
bekliyorlar ve bu çevreleri için oldukça yorucu bir
durum.

•41
•12/13/2015
Yine erkek egemen bir dünyada kendini sürekli
kanıtlama ve devamlı yüksek performans
gösterme kaygısı kadın yöneticilerin ekiplerine
aşırı yüklenmelerine de neden olabiliyor.
 İş dünyasında karşılaştıkları engellerin
erkeklere kıyasla daha fazla olduğu bir ortamda,
duygusal ve hassas yapıları nedeni ile de
kadınlar her tür başkaldırıyı otoritelerine saldırı
olarak yorumlayabiliyorlar ve tepkileri zaman
zaman daha agresif olabiliyor.

•42
4.İŞYERİNDE AYRIMCILIK, HAK
İHLALLERİ VE ÇALIŞMA
KOŞULLARI
•12/13/2015
Çeşitli ülke ve bölgelerden derlenen istatistikler,
küresel ölçekte kadın ve erkekler arasında ücret
eşitsizliğinin devam ettiğini göstermektedir.
 Örneğin Avrupa Komisyonu, kadınlar ve
erkekler arasındaki ücret farkının süreklilik arz
ettiğini, çalışılan her bir saat için,
kadınların erkeklerden yüzde 15 daha az
ücret aldığını belirtmiştir

•43
TÜRKIYE’DE EĞITIM DURUMUNA GÖRE
CINSIYETE DAYALI ÜCRET FARKI (2010-TÜIK)
İlkokul ve altı
1 066
İlköğretim ve
ortaokul
1 061
Lise
1 317
Meslek lisesi
1 649
Yüksekokul
ve üstü
2 842
•12/13/2015
Erkek
Kadın
İlkokul ve altı
874
İlköğretim ve
ortaokul
870
Lise
1 177
Meslek lisesi
1 336
Yüksekokul
ve üstü
2 380
•44
•12/13/2015
Kadınların çalışma yaşamına girmesi veya girdikten
sonra işte devamları konusunda yasalarda cinsiyete
dayalı ayrımcılık söz konusu değildir. 4857 sayılı İş
Kanununa göre, aynı veya eşit değerde bir iş için
cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret
kararlaştırılamayacağı hükmedilmektedir.
 Ancak, belli iş ve mesleklerin kadınlara uygun işler
olarak toplumsal kabul görmemesi, görev dağılımında
adil davranılmaması, ekonomik kriz dönemlerinde
önce kadınların işten çıkarılması, özellikle kayıt dışı
sektörde ücretlerin düşük tutulması gibi bazı
ayrımcılık örnekleriyle karşılaşılmaktadır.

•45
•12/13/2015
Kadınlara verilen işlerin genellikle geçici
nitelikte ve düşük ücretli işler oluşu, istihdam
alanında kadınların sayısının çok sınırlı
kalmasına, işsizliğe geçiş hızının artmasına,
kadın işgücü kalitesinin düşmesine ve kadınların
uzun süreli istihdamının kısıtlanmasına yol
açmaktadır.
 Kadınların yaptığı işin, aileye destek olmak için
yapılan bir çalışma olduğu yolundaki yaygın
görüş, kadınların, ekonomik büyüme döneminde
gereksinim duyulan ve gerileme dönemlerinde
bir kenara itilen yedek bir işgücü oluşturduğu
düşüncesine yol açmaktadır.

•46
5.SOSYAL HAKLARDAN
YARARLANMADA EŞİTSİZLİK


İnsan haklarının önemli bir boyutunu oluşturan
sosyal haklar içinde sosyal güvenlik, sendikal
örgütlenme, grev hakları vb. hakların başta geldiği
bilinmektedir.
Sosyal haklar içinde yer alan sendikal
örgütlenme ve sendikal faaliyetlere katılmada
kadın işgücünün erkeklerin gerisinde kaldığı
görülmektedir.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra kadın işgücü sayısı
artarken yasal düzenlemeler beraberinde kadınların
da başta sendikal örgütlenme haklarından
yararlanmaya başladıkları görülmüş, ancak yine de
kadınların örgütlenmesi yetersiz kalmıştır.
•12/13/2015

•47


Kamuda çalışan sendikalı işçiler arasında kadınların oranı
yaklaşık yüzde 10 düzeyindedir. Özel sektörü de dahil
ettiğimizde Türkiye’de kadınların sendikalaşma oranının
yaklaşık yüzde 3 olduğu söylenebilir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2009 verilerine
göre kadınların sendikaların seçilmiş yönetim
organlarındaki oranı son derece düşük. İşçi sendikaları
başkanları arasında kadınların oranının yüzde 6.4;
yönetim kurulu üyeleri arasında ise yüzde 10. İşçi
sendikaları konfederasyonları söz konusu olduğunda bu
oranların yüzde 0'a geriliyor.
Kadınların sendikalaşma oranının düşük olmasının
nedenleri neler olabilir?
•12/13/2015

•48
6. CINSEL TACIZ




Ernst & Young’a bağlı insankaynaklari.com sitesinin 2003 yılı
Mart ayında Platin Dergisi için yaptığı “İş’te Kadın Olmak” adlı
anket sonuçlarından çarpıcı bir örnek de iş hayatında yaşanan
cinsel tacizle ilgilidir.
Ankette, katılımcılara sorulan soruda, kadınların iş hayatında
karşılaştıkları sorunlara dair yanıt aranmaktadır.
Buna göre, tüm katılımcılar ilk sırayı fiziksel ve sözlü cinsel
tacize vermektedir.
Kadınlar, işte yaşadıkları taciz olayını ya bastırmakta veya
bunu ifade etmekte zorlanmaktadır.
Avrupa Birliği’ne bağlı Avrupa Yaşam ve Çalışma Koşullarını
İyileştirme Kurumu tarafından hazırlanan 2005 tarihli “4′üncü
Avrupa Çalışma Koşulları Anketi”nin sonuçlarına göre, Türkiye,
yüzde 6′lık cinsel taciz oranı ile 31 ülke arasında Hırvatistan ile
birlikte üçüncü sırada yer almıştır
•12/13/2015

•49
7. İŞ-AİLE ÇATIŞMASI

İş-aile çatışması, “iş ve aile
rollerinin gereklerinin aynı
anda yerine getirilmesi
gerektiğinde bireyin içine
düştüğü çelişkili durumdur»
Nitekim günümüzde çalışma
yaşamı ile aile yaşamı arasında
kalan kadın, iki önemli rolün
gereklerini tam anlamıyla yerine
getirmeye çalışırken bir
ikilemde kalmakta ve bu
ikilemin kadının aşırı rol
yüklenmesine yol açtığı
görülmektedir.
•12/13/2015

•50
GLOBAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ
RAPORU (2014)
•12/13/2015
Genel ortalamada 125. sırada yer alan Türkiye,
Avrupa ve Orta Asya kategorisinde en son sırada!
 Ekonomik katılım ve fırsatlarda kadın-erkek eşitliğinde
132,
 Eğitimde 105,
 Siyasette temsil 113. sırada yer aldı.
 Kadın-erkek gelir farklılığı açısından 120. sırada
 Ücret eşitsizliğinde 87. sırada
 Türkiye, kadınların iş gücüne katılımında 128. sırada.
 Kanun yapıcılar, üst düzey yetkililer ve yöneticiler
sıralamasında 111.
•51
 Okuryazarlık, 102.

Download

"Türkiye`de Çalışma Yaşamı Sorunları" ders notları 2 için tıklayınız.