Basın Bülteni
YASED, “Sürdürülebilir Küresel Rekabet için Bölgesel Merkez Türkiye” raporuyla bölgesel merkez
olma vizyonunu destekleyecek stratejik yol haritasını önerdi
YASED: Türkiye, uluslararası şirketlerin Bölgesel Merkezi
olmak için güçlü bir aday
Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), Türkiye’nin küresel boyutta uluslararası şirketler
tarafından daha çok tercih edilen bir “Bölgesel Merkez’’ olarak konumlandırılmasına yönelik
stratejik önerileri ve gerekli yol haritasını sunan “Sürdürülebilir Küresel Rekabet için Bölgesel
Merkez Türkiye” raporunu açıkladı.
Şirketlerin ülkemizi yönetim, üretim, hizmet, ar-ge gibi alanlarda bölgesel merkez olarak
konumlandırmasındaki temel kriterler çerçevesinde, Türkiye’nin rekabetçilik
değerlendirmesinin yapıldığı rapor, farklı fonksiyonlarda ve sektörlerde iyileştirme alanlarına
yönelik somut önerileri ortaya koyuyor.
17 Ekim 2014, İstanbul – Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), Türkiye’nin sürdürülebilir
büyümesine katkı sağlamak üzere ‘‘Sürdürülebilir Küresel Rekabet için Bölgesel Merkez
Türkiye’’ başlıklı raporunu açıkladı. Makro seviyede ve sektörel odaklı temel gerekliliklerin yol
haritasını da içeren rapor, 17 Ekim tarihinde düzenlenen konferansta duyuruldu. YASED ve A.T.
Kearney işbirliği ile hazırlanan rapor, dünyanın en büyük uluslararası firmalarından oluşan YASED
üyeleriyle anketler ve birebir üst düzey görüşmeler yapılarak kapsamlı bir çalışma sonucunda
tamamlandı.
“Sürdürülebilir Küresel Rekabet için Bölgesel Merkez Türkiye” raporunda sunulan yol haritasında,
Türkiye’nin ekonomik büyümesinde sıçrama yapması için gerekli ihracatı destekleyecek ve Ar-Ge
gibi katma değerli alanlarda Türkiye’yi bölgesel merkeze dönüştürecek uluslararası doğrudan
yatırımların çekilmesiyle Türkiye ekonomisinin kazanacağı rekabetçilik gücüne ve artacak yatırım
potansiyeline vurgu yapılıyor.
Raporda üretim ölçeği ve bölgesel üs olarak hazır olma koşullarındaki önceliklendirmeye göre
sektörlerin Yönetim, Ar-Ge, Gelişmiş Üretim ve Gelişmiş Hizmetler olmak üzere dört ana
fonksiyondaki ek gelişim noktaları belirleniyor. Türkiye’yi bölgesel merkez olmaya taşıyacak
sektörler arasında Otomotiv, Bankacılık, Hızlı Tüketim, Enerji, Lojistik, Sağlık ve Bilgi İletişim
Teknolojileri başı çekiyor.
Raporda ayrıca, Türkiye’nin bölgesel merkez olarak konumlandırılması için uluslararası doğrudan
yatırımların (UDY) önemi ele alınırken, bölgesel merkez konumundaki ülkelerle sektörel ve
fonksiyonel alanlarda rekabet analizi ve somut öneriler sunuluyor. Türkiye ile benzer hedefleri
olan diğer bölgesel merkezlerin sahip olduğu rekabet avantajı “iktisadi, politik, sosyal ve beşeri”
dört makro boyutta inceleniyor. Ayrıca 13 temel kriter çerçevesinde Türkiye’nin rekabetçiliğini
artırma potansiyelinin altı çiziliyor. Bu kriterlerin başında; politik ve ekonomik istikrar, iş yapma
kolaylığı, maliyet avantajı, hükümetlerin teşvik ve desteği, altyapı, küresel ulaşım, bölgesel
ulaşım, bağlantılar ve yetişmiş insan kaynağı geliyor.
Coğrafi olarak bakıldığında, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Orta Asya, Türkiye’nin
hizmet vereceği en uygun bölgeler olarak görülüyor. Türkiye’den yönetilmek için kritik olarak
görülen temel özellikler arasında %33 ile Türkiye'den ulaşım kolaylığı geliyor. %20 ile Türkiye ile
kültürel yakınlık, %18 ile Türkiye ile iş yapma benzerliği ve %7 ile Türkiye ile dil benzerliği takip
eden kritik özellikler olarak sıralanıyor.
Konferansa onur konuğu olarak katılan T.C. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci konuşmasında;
uluslararası yatırımcıların Türkiye’yi tercih etmeye devam etmelerinde, yatırım teşvik sisteminin
ve kararlılıkla yürütülen yatırım ortamını iyileştirme çalışmalarının etkisine vurgu yaptı. 62.
Hükümet döneminde yatırım teşvik sistemi ile yatırım, üretim, istihdam, ihracat politikaları
arasında daha güçlü bir bütünlüğün sağlanacağını vurgulayan Bakan Zeybekci, ithalata bağımlı
olduğumuz ara mallarının ve hammaddelerinin Türkiye’de üretiminin sağlanmasının
amaçlandığını belirtti.
Türkiye’nin artık edilgen değil etken bir ekonomi olduğunu vurgulayan Zeybekçi, “Türkiye, 34 yıl
önce dış ticaret hacmi 5 milyar dolar bile olmayan bir ülkeydi. Bugün 470-480 milyar dolarlık dış
ticaret hacmine sahip bir ülke konumuna geldi. Dünyayla ilişki içinde, dünyadan alan ve dünyaya
ürettiğini veren, hammadde ve enerji geleceğini garanti altına almaya çalışan bir ülkeyiz. Yüzde
5’in üzerinde bir büyümeyle yolumuza devam edebilmek için bu tasarruf yeterli değil. Bu noktada
uluslararası yatırımcı bizim için çok önemli. Bu cari açıkla devam ettiğimiz sürece, yatırım
ortamının iyileştirilmesi hükümetimizin öncelikli hedefi” diye konuştu.
Zeybekci, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de son 12 yıllık dönemde siyasi ve ekonomik
istikrar sayesinde uluslararası ekonomik çevrelerde ülkemize olan güven ve öngörülebilirlik
artmıştır. Türkiye’ye gelen toplam uluslararası doğrudan yatırım tutarında olağanüstü bir artış
sağlanmıştır. Bizim teşvik kanunlarımız var. Türkiye’yi 6 bölgeye böldük. Uluslararası yatırımcı
geldiği zaman oradaki gençlerin dünyaya bakış açısı değişiyor. Uluslararası yatırımcılar o
bölgedeki KOBİ’leri geliştirerek ekonomiye de katkı sağlıyor. Bu noktada YASED bizim için çok
değerli bir proje ortağı. Türkiye’deki yatırım şartlarının iyileştirilmesi konusunda birlikte çalışmayı
çok önemsiyoruz”
YASED Başkanı Timuray: Türkiye’nin uluslararası şirketlerin bölgesel merkezi olarak
konumlandırılması, ekonomik büyümede çarpan etkisi yaratır
Konferansta konuşan YASED Başkanı Serpil Timuray, yatırım ortamının iyileştirilmesi misyonu
doğrultusunda, YASED’in beş stratejik önceliğinden biri olarak “Türkiye’nin uluslararası doğrudan
yatırımcı şirketler tarafından tercih edilen bir bölgesel merkez olarak konumlandırılması” olarak
belirlediklerini ve bu öncelik doğrultusunda ‘‘Sürdürülebilir Küresel Rekabet için Bölgesel Merkez
Türkiye’’ imza projesini tamamladıklarını açıkladı.
Timuray sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’nin önümüzdeki dönemde ekonomik büyüme
hamlesine devam etmesinde uluslararası doğrudan yatırımcıların önemli bir rolü bulunmaktadır.
Küresel arenada, ülkeler, uluslararası doğrudan yatırım çekme ve yatırım ortamlarının daha cazip
hale getirilmesinde rekabet halindedirler. Çünkü uluslararası doğrudan yatırımlar, ülkelerin
rekabet gücünü artırmakta, ekonomiye önemli katma değer sağlamakta ve büyümeye sağladığı
katkı ile kalkınmada kaldıraç etkisi yaratmaktadırlar.” Timuray Bölgesel Merkez olmanın ülkeye
kattığı değer konusuna da değinerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bölgesel Merkez olmak başta
GSYİH artışı ve işsizliğin azalması olmak üzere birçok alanda önemli katma değer yaratıyor.
Ülkenin UDY alanındaki rekabetçiliğinin artması ve ticaret dengesi üzerindeki olumlu etkisi;
doğrudan ana sektörlerde, dolaylı olarak da yan sanayilerde yeni iş fırsatlarının artmasıyla işsizlik
oranlarının düşmesine katkı sağlıyor. İnsan kaynakları bakımından sağladığı değer ise; yerel
işgücünün daha fazla katılımı ve bölgesel seviyede farklılaşmış insan kaynağı oluşturulmasını
içeriyor. Bölgesel Merkezler, ana sektörlerde gerçekleşen iş gelişimleri sayesinde tedarikçilerin ve
ilgili yan sanayilerin gelişmesini de sağlıyor.”
Türkiye’nin önümüzdeki dönemde 500 milyar dolar sanayi ihracatı ve 150 milyar dolar hizmet
sektörü ihracatı hedeflerine ulaşmak için bir sıçrama yapması için bölgesel merkez projesinin
stratejik önemini vurgulayan Timuray “Türkiye’nin, uluslararası şirketler tarafından, özellikle
ihracatı destekleyecek şekilde ve Ar-Ge gibi katma değerli alanlarda ‘bölgesel merkez’ olarak
konumlandırılması, ekonomik büyümede çarpan etkisi yaratacaktır. Türkiye’nin bölgesel merkez
olması için uluslararası şirketlerin yatırım kararları yön belirleyicidir. Türkiye’de faaliyet gösteren
uluslararası şirketlerin en büyük temsilcisi YASED olarak, üyelerimiz içinde yaklaşık 45 şirketin
halihazırda Türkiye’yi ‘Bölgesel Merkez’ olarak konumlamış olmasından memnuniyet duyuyor ve
önümüzdeki dönemde bu sayının artacağına inanıyoruz. Bu potansiyeli harekete geçirmek
amacıyla hazırladığımız bu rapordaki stratejik öneriler ve yol haritasına katkı sağlayan tüm
paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz.” dedi.
Bölgesel merkeze dönüşme yolunda 7 stratejik sektör
“Sürdürülebilir Küresel Rekabet İçin Bölgesel Merkez Türkiye Raporu”nun içeriği hakkında bilgi
veren YASED Başkan Yardımcısı Güldem Berkman makro seviyede yapılan bir değerlendirmeyle
Bölgesel Merkez olarak rekabetçi olabilmek için Türkiye’nin temel gerekliliklerini belirlediklerini
ifade ederek, bunları şöyle sıraladı: “Düşük maliyetli girdi kaynaklarına ulaşabilmek, tedarik zinciri
yetkinliklerinin etkinleştirilmesi ve kaynak yönetimi, yeni yatırımlar için yatırım ortamının sürekli
iyileştirilmesi, yerli insan kaynağının sürdürülebilir gelişimi, vergi teşviki gibi odaklı devlet desteği,
küresel ve bölgesel lojistik altyapının ve ulaşımın güçlendirilmesi, politik ve ekonomik istikrara
odaklanılması, yabancı insan kaynağının (expatriate) ihtiyaçlarının karşılanması ve destek
mekanizmalarının kurulması öne çıkan gereklerdir. Türkiye’den yönetimi kolay olarak algılanan
bölgelerin ana karakteristikleri erişebilirlik, kültürel benzerlik ve benzer iş yapma şekilleri olarak
ortaya çıkıyor. Bu doğrultuda, Doğu Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Ortadoğu en yüksek
potansiyel gösteren bölgelerdir. Yüksek potansiyelli bölgeler, küresel GSYİH’nin sadece yaklaşık
%10’unu oluşturmaktadır. Bu sebeple, doğru sektörlere odaklanmak başarılı bölgesel bir merkez
olabilmenin de ana gerekliliğidir.”
Berkman bölgesel merkeze dönüşmek için stratejik 7 sektörü şöyle sıraladı: “Üretim ölçeği ve
bölgesel üs olarak hazır olma koşullarındaki önceliklendirmeye göre seçilen 7 sektörün Yönetim,
Ar-Ge, Gelişmiş Üretim ve Gelişmiş Hizmetler olmak üzere 4 ana fonksiyondaki ek gelişim
noktaları belirlendi. Bu 7 stratejik sektör, Otomotiv, Bankacılık, Hızlı Tüketim, Enerji, Lojistik,
Sağlık ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri olarak sıralanıyor. Bu çerçevede, Türkiye’nin bölgesel bir
merkez olarak konumlandırılması için, gelişmiş üretim, gelişmiş hizmetler ve yönetim potansiyeli
en yüksek fonksiyonlar olarak tespit edilmiş olup, sektörlerin spesifik ihtiyaçlarına özel teşviklerin
sağlanması da önem arz etmektedir. Her sektör için özellikle Ar-Ge anlamında da iyileştirmelere
ihtiyaç duyulmaktadır.”
Dünyadan dikkat çeken Bölgesel Merkezler ve odak noktaları
Türkiye ile benzer hedefleri olan ve başarı sağlayan örnek bölgesel merkezlere bakıldığında, en
önemli hususun; ülkelerin seçtikleri temel sektörlere odaklanarak, global rekabetçilik gücünü
artırdıklarının görüldüğünü ifade eden Berkman; Viyana’nın Avrupa’nın finansal hizmetler, hızlı
tüketim ve lüks tüketim mallarına odaklı yönetim merkezi olurken, Dubai’nin, Ortadoğu ve Afrika
bölgesinin petrol, turizm ve perakende sektörleri için bir yönetim merkezi haline geldiğini söyledi.
Editöre Not:
“Sürdürülebilir Küresel Rekabet İçin Bölgesel Merkez Türkiye” raporu, A.T. Kearney Yönetim Danışmanlık
A.Ş. işbirliği ile hazırlanmıştır. Raporun oluşturulmasında YASED üye şirketleri ile anket çalışması ve üst
düzey yöneticileriyle birebir görüşmeler gerçekleştirilmiştir.
YASED (Uluslararası Yatırımcılar Derneği) Hakkında:
1980 yılında kurulan YASED Uluslararası Yatırımcılar Derneği, üyeleri Türkiye’de faaliyet gösteren
uluslararası sermayeli şirketlerden oluşan ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak çalışmalarını
sürdürmektedir. Türkiye’deki uluslararası doğrudan yatırımcıların en önemli temsilcisi olan YASED,
Türkiye’nin dünyadaki ‘en iyi yatırım ortamına sahip ülke’ konumuna getirilmesine katkıda bulunmak
üzere çalışmaktadır.
Bilgi için: Derya Kara Zenginal / Ünite İletişim / 0 (212) 272 93 13
[email protected]; www.unite.com.tr
Download

Sürdürülebilir Küresel Rekabet için Bölgesel Merkez Türkiye