Hazırlayan: Mahmut TEKİN
Veteriner HEKİM
Mayıs 2015
Ruminantlar gevişgetirenler
sınıfından olup, gerçek bir ot yiyici ve
sindiricilerdir.
Sığır ve koyunculuk ile uğraşan
yetiştiricilerin en önemli dikkat etmesi
gereken konu hayvan beslemedir.
Çünkü hayvanın sağlığı ve daha uzun
verim alınabilmesi; ancak yeterli, ucuz
ve dengeli rasyon hazırlayabilmekle
mümkündür. Bu da karlılığın en
önemli basamağını oluşturur.
Sığırcılık işletmesinin yaklaşık %75
gideri besleme giderleridir. Bu giderleri
asgariye indirmek ve daha optimum verim
almak karlılığın anahtarıdır.
Sığırcılıkta verim 4 önemli faktörün
etkisi altındadır
1. Genetik güç,
2. Besleme programı,
3. Sevk ve idare,
4. Sağlık.
Bu sunumda besleme hastalıkları
hakkında özet bilgi verilecektir.
Besin maddeleri yetersizlikleri ve
dengesizliklerine bağlı hatalı besleme
programı sığırlarda çok çeşitli beslenme
bozukluklarına neden olmaktadır.
Sığır yetiştiriciliğinde yüksek verim ile
karlılık nasıl bir pozitif ilişki içerisinde ise,
yüksek verim ile hastalıklar arasında daha
sıkı bir ilişki vardır.
Sığırlar metabolik hastalıklara en duyarlı
hayvanlar olup, verim kayıplarının en
önemli sebebini oluşturur.
Beslenmeye bağlı hastalıklar:
1. Enerji metabolizması ile ilgili
olanlar,
2. Düşük selüloz alımı ile ilgili
olanlar,
3. Mineral dengesizlikleri ve
yetersizliklerine bağlı olanlar,
4. Beslenme ile ilgili diğer konular,
olmak üzere dört ana guruba ayrılır.
1. ENERJİ METABOLİZMASI İLE
İLGİLİ HASTALIKLAR:
a) Yağlı İnek Sendromu: İneklerin
özellikle kuru dönemde yüksek düzeyde
enerji içeren rasyonlarla beslenmesi sonucu
ortaya çıkan ve şişman inek sendromu adı da
verilen durumdur.
Bu tür yağlanma ketozis, süt humması,
abomasum displazisi, retensiyo secundinarum
ve metritis gibi hastalıklara duyarlı olmasına
yol açmaktadır.
b) Ketozis: Bu metabolik hastalık,
buzağılamadan sonra süt veriminin pik
dönemine ulaştığı laktasyon
başlangıcında görülür.
Enerji metabolizmasındaki giriş ve
çıkıştaki dengenin bozulması sonucu
şekillenir.
Yağlı inek sendromu, abomasum
displazisi, retensiyo secundinarum,
mastitis ve metritis gibi hastalıklarla
ilişkilidir.
Koyunlarda Ketozis (Gebelik
Toksemisi): İleri gebe, ikiz, üçüz kuzulu
koyunlarda gebeliğin beşinci ayında görülür.
Yetersiz beslenme, meradan yeterli
beslenememe, düşük kaliteli yemlerin
verilmesi, ileri gebelik nedeniyle sindirim
sisteminin kapasitesinin düşmesiyle yem
tüketiminin azalması, ihtiyacın artması,
açlık, aşırı yağlanma gibi nedenler etkilidir.
Kanda glikoz seviyesi düşüp, keton
cisimcikleri artar.
Koyunlarda yüksek derecede
öldürücüdür.
c) Retensiyo Secundinarum: Aşırı
yağlı veya zayıf ineklerde beslemeye bağlı
bir sorun olarak ortaya çıkabilir.
Aşırı yağlı inekler doğum sonrası zayıf
ineklere kıyasla retensito secundinarum,
metritis ve kistik ovaryum gibi sorunlara
daha çok maruz kalırlar.
Vücut kondiyon skorunun kuru
dönemde 3.5 olmalı, süt veriminin pik
olduğu erken laktasyon döneminde 2.5 ‘in
altına düşmemesi gereklidir.
2. DÜŞÜK SELÜLOZ ALIMI İLE İLGİLİ
HASTALIKLAR:
a) Sindirim veya yem tüketiminin
durması: Düşük selüloz tüetimine bağlı
olarak oluşur. Ruminal pH’ nın aside
kaymasına neden olur.
Yem tüketimindeki kronik
dalgalanmalar, düşük selüloz alımının
belirtisidir.
İnek yem tüketimini ve süt verimini
maksimum düzeye çıkaramaz.
b) Karaciğer Apseleri: Genellikle
uzun süre yüksek düzeyde konsantre yem
buna karşılık düşük miktarda kaba yem
tüketimi sonucu ortaya çıkar.
Ruminal asiditenin yüksek olması
rumen erozyonuna veya ülserlerine yol
açar. Bazı bakteriler kan dolaşımına
girerler. Karaciğer tarafından filtre edilen
bu bakteriler enfeksiyona neden olurlar ve
bu organda apseler meydana
getirirler.Bunun sonucu karaciğerin
fonksiyon etkinliği bozulur.
c) Abomasumun yer değiştirmesi
(Abomasum Displazisi): Sığırlarda
abomasum gaz, sıvı veya her ikisinin
etkisi ile gerilmesi ve anormal bir
pozisyon almasıdır.
Hastalık genellikle doğumdan sonra
görülüp, doğumla ilgili hastalıklar
predispozisyon oluşturabilir.
Gebeliğin ileri dönemlerinde veya
sağmal ineklere aşırı miktarda konsantre
yem verilmesi hastalığın ortaya çıkışını
arttırır.
d) Laminitis (Fürbür): Rasyondaki
kaba yem konsantre yem oranının çok
dar olmasının bir sonucudur. Ruminal
asidozis ile ilişkilidir.
Hastalık topallığa ve sürekli bir
rahatsızlığa neden olur. Kuru madde
tüketimi ve süt üretimi düşer.
Ketozis, rasyon HP fazlalığı, süt üre
miktarının 350 mg/kg’ dan fazla olması,
nişasta ve şekerin normal değerlerin
üstüne çıkması; Tırnak hastalıklarının
görülme sıklığını arttırır.
e) Rumen Atonisi (Rumen
Tembelliği): Ani yem değişikliği ve stres
rumen tembelliğine neden olur.
Normal fermantasyon bozulur.
Hayvanlarda zayıflama ve
dehidrasyon görülür.
Solunum sistemi hastalıkları ortaya
çıkabilir.
Önlemek için mera yemlemesini
takiben hayvanlara kaba yemden zengin
lezzetli rasyonlar verilir.
f) Asidozis: Sığır beslemede önemli
bir yere sahip olan rumen içeriğinin pH
değeri normalde 5.8-6.2 arasındadır. Bu
değerin 5.5 in altına düşmesi klinik
asidozis meydana gelir.
Ani rasyon değişiklikleri, uygulanan
besleme hataları ve hayvanların aniden
aşırı konsantre yemler tüketmeleri sonucu
oluşur.
Hastalık laminitis gibi birçok
metabolik hastalıklarla ilişkilidir.
g) Timpani: Rumende aşırı derecede
gaz birikmesi ile ortaya çıkan bir olgudur.
Rumenin üst kısmında biriken gaz
geğirme ile dışarı atılır. Bu atmayı
engelleyen herhangi bir sebep timpaniye
yol açar. Solunum güçlüğüne neden olur.
Ani yem değişiklikleri, aşırı konsantre
yem tüketimi, çok ince üğütülmüş yemler,
köpüklü gaz oluşumuna neden olan taze
baklagil otları (yonca, üçgül gibi)
timpaniye sebep olur.
3. MİNERAL DENGESİZLİKLERİ VE
YETERSİZLİKLERİNE BAĞLI
HASTALIKLAR:
a) Süt Humması (Hipokalsemi):
Genellikle doğumla beraber ortaya çıkan,
daha çok yaşlı (5 yaş üstü) ve yüksek süt
verimli ineklerde ortaya çıkan kan kalsiyum
seviyesinin düşüklüğü ile karakterize bir
metabolizma hastalığıdır. Felç olguları
görülür.
Birçok matabolik hastalıklarla ilişkilidir.
Koyun ve keçilerde süt humması:
Fazla süt veren koyun ve keçilerde, kandaki
kalsiyum oranının düşmesi ile karakterize
bir beslenme hastalığıdır.
Genellikle doğumu izleyen iki üç gün
içinde keçilerde, doğumun hemen öncesi ve
erken laktasyon döneminde koyunlarda
gözlenir.
Yaşı ilerlemiş, kuru dönemde optimum
beslenemeyen ve bazı sütçü keçi ırklarında
(French Alpine, Nubian, Saanen ve
Toggenburg) görülme insidansı yüksektir.
b) Çayır Tetanisi
(Hipomagnezemi): Şiddetli kas
kontraksiyonları, kramplar ve kısmi
felçler ile karakterize olan beslenme
bozukluğudur.
Çayır ve meraların yüksek düzeyde
azot ve potasyum içermesi Mg’ un
değerlendirilmesini düşürür.
Ağırlık kaybı, uzanıp yatma, zayıf
otlama, eklemlerin bükülmez bir halde
iken yürümesi, sinirlilik, kas
kontraksiyonları ve verim düşüklüğü
görülür.
c) İdrar Taşları (Urolithiazis):
Fizyolojik olarak idrarla atılan tuzların
çeşitli nedenlerle üriner sistemde
çökmesidir.
Özellikle yüksek miktarda tahıl
kapsayan rasyonla beslenen erkek ve kastre
edilmiş hayvanlar, aşırı ve dengesiz bazı
mineral elementlerce beslenmesi sonucu
şekillenebilir. Fazla miktarda silisyum,
oksalat kapsayan mera otlarını ve
yemlerini(pancar posası, yaprağı..)
tüketenlerde şekillenir.
d) Koyunlarda Enzootik Ataksi
(Swayback, Neonetal ataxia): Yeni
doğan kuzu ve oğlaklarda bakır yetersizliği
sonucu ortaya çıkar. Primer olarak toprağın
bakır yönünden fakir olması asıl sebeptir.
Ayrıca alınan bakırın organizmada
kullanılmaması da ikincil sebeptir. Yani Mo,
Ca, SO4 gibi elementler bakır ile ilişkiye
girerek kullanılmasını engellerler.
Anemi, gelişme geriliği, üreme ve
gastrointestinal bozukluklar görülür.
Ataksi, genç kuzu ve oğlaklarda görülür.
e) Bayaz Kas Hastalığı (White
Muscle Disease): Genç hayvanların
iskelet, kalp kası liflerinin dejenerasyonu
ve lökomotor bozukluklarla karekterize
olup, beslenmeye bağlı bir hastalıktır.
Çoğunlukla buzağı, kuzu ve oğlaklarda
görülür.
Hastalığın asıl nedeni selenyum
eksikliği olup, aynı zamanda vitamin E
yetersizliğinin de rol oynadığı tesbit
edilmiştir.
Önlem alınmazsa gençlerde ölümler
yüksek olabilir.
4.BESLENME İLE İLGİLİ DİĞER
OLGULAR:
a) Rumenin Aşırı Dolgunluğu: Aşırı
yem tüketiminin bir sonucu olarak ortaya
çıkar.
Özellikle aç hayvanlarda lezzetli yemler
ile enerji ve ham proteinden yetersiz
yemlerin aşırı tüketilmesi sonucu şekillenir.
Rumenin hareketleri kısıtlı, sol
tarafında şişkinlik şekillenir.
Ham selülozdan zengin beslemede
bağırsak tıkanıklığı, fakir beslemede ise
ishal görülür.
5. ZEHİRLENMELER:
a) Su zehirlenmesi: Aniden aşırı
düzeyde su tüketimi sonucu ozmotik
dengenin bozulması ile ortaya çıkar.
Buzağılarda düzensiz ve aşırı su
tüketimi sonucu daha çok iki aylık
dönemde ortaya çıkar.
Özellikle susuz kalmış sıcak havalarda
aniden suya kavuşan hayvan birden ve
fazla miktarda su tüketimine karşı
böbrekler adapte olamaz.
Beyin basıncının artması sonucu
sinirsel belirtiler görülür.
b) Amonyak Zehirlenmesi (Üre
Zehirlenmesi): Protein kaynağı olarak
rasyona katılan ürenin yanlış kullanıldığı
durumlarda ortaya çıkar.
NPN kaynağı olarak rasyona fazla
miktarda üre katılması, rasyonun iyi
karıştırılmaması, alıştırılmadan verilmesi
ve yeterli miktarda kolay eriyebilir enerji
kaynağının bulunmaması etkili olmaktadır.
Solunum, yem yüketimi bozuklukları,
tükürük sekresyonunda artış, rumen
atonisi, kaslarda titreme ve kramplar
gözlenir.
c) Nitrat-Nitrit Zehirlenmesi: Yüksek
miktarda nitrat içeren kaba yemlerin
alınmasını müteakip, rumende nitrat nitrite
dönüşüp kana geçer. Kanda oksijenin yerine
geçer. Bu da hayvanda boğulma belirtilerine
sebep olur.
Özellikle genç bitkiler, ayrıca azot
gübreleri ile gübrelenen bitkilerde nitrat
oranı çok yüksektir. Bitkilerin bekletilmesi,
ayrıca gübreleme tarihi ile hasat tarihi
arasında uzun süre beklenilmesi gereklidir.
Nitrat nitrit zehirlenmesinde akut
olarak başlangıçta sendeleme,
solunum hızının artması vardır. Kısa
süre sonra ölüm görülür. Kronik
zehirlenmelerde ise; sersemleme,
idrar atımında artış, ishal ve büyüme
hızı ile süt veriminin azalması
şeklinde sıralanabilir.
Zehirlenen hayvanlarda kan koyu
kahverengine dönüşür.
d) Mikotoksikozis: Küf toksinlerinin
yemlerle alınması sonucu oluşan
zehirlenmedir. Küf toksinlerinin az
miktarı bile zarar verebilir.
Nem içeriği yüksek (>%15) yemlerin
depolanması sırasında küf üremesi olur.
Küflerin salgıladıkları toksinler, bu
yemi tüketen hayvanlarda
zehirlenmelere, yemden yararlanma
oranının düşmesine neden olur.
Silaj KM’ si %35’ in üstünde olmalı,
presleme çok iyi yapılmalıdır.
Mikotoksikoziste hastalık tablosu;
uzun süreli verim düşmesi, zayıflama,
yem tüketiminin azalması, timpani,
diare, Apati, paraliz ve kanamaya meyil
gibi çok spesifik olmayan belirtiler
gösterir.
Mutajen, teratojen, ve kanserojen
etkiler görülebilir.
Özellikle genç hayvanlarda atipik
ölümler görülebilir.
e) Bitkilerin Neden Olduğu
Zehirlenmeler: Çayır ve meralar normal
koşullarda iyi kaliteli yem bitkilerinden
oluştuğu takdirde, hayvanlar lezzetsiz olan
zehirli bitkileri tüketmezler. Fakat aşırı
otlatma sonucu meralarda kaliteli yem
bitkilerinin azalması, yabancı otlar ve zehirli
bitkilerin artmasına neden olur.
Çok kurak geçen yıllarda bu gibi
meralarda otlayan hayvanlarda
zehirlenmeler görülebilir.
Zehirli bitkiler çiçeklenme öncesi
dönemde daha tehlikelidirler. Daha sonra
kurur ve tehlike ortadan kalkar.
TEŞEKKÜRLER...
MAHMUT
TEKİN
VETERİNER HEKİM
Mayıs, 2015 KAYSERİ
Download

dosyayı indir