Avrupa Birliği’nde Son Görevlendirmeler ve Türkiye
Kader Sevinç
Avrupa Parlamentosu seçimlerinden bu yana Avrupalı liderlerden oluşan AB Konseyi ve Avrupa
Parlamentosu arasında süren AB Komisyonu Başkanlığı ve diğer üst düzey görevler için bir müzakere
süreci büyük oranda tamamlandı. Ülkeler, siyasi gruplar, ulusal siyasetteki konumları ve Avrupa
Parlamentosu seçimlerinden elde ettikleri sonuçlarla bu önemli görevlerin beş yıl için kimlere
verileceği ortaya çıktı. Bugün belirlenmiş AB Komisyonu Jean-Claude Juncker tarafından basın ile
paylaşılan AB Komiserleri ve Başkan Yardımcıları listesi gündemi oluşturdu.
Buna göre tepe görevler için AB Konseyi ve AB Komisyonu muhafazakar EPP’den Tusk ve Juncker’in
AB Dış Eylem Brimi ve Avrupa Parlamentosu’ndaki tepe görevler sosyal demokrat Mogherini ve
Schulz’un oldu. Siyasi dağılımda büyük bir değişim gözlemlenmezken Tusk ve Mogherini’nin profilleri
iyileştirdiği, Schulz’un yerini koruduğu, Juncker’in kendisi Euro krizi nedeniyle yıpranmış olsa da
Barosso’nun performansını aşabilecek üst düzey bir AB Komisyonu kurmayı başarmış olması
gözlemleniyor.
Bu çalışmada AB Komisyonu’na odaklanılacağı için diğer kurumlarla ilgili ayrıntılı bir değerlendirme
yapılmamaktadır. Ayrı bir çalışma ile diğer AB kurumlarında son görevlendirmeler ve bunların
Türkiye’ye etkileri somut öneriler ile beraber paylaşılacaktır.
Yeni Komisyon'da görev dağılımı şu şekilde oldu:
Başkan - Jean-Claude Juncker (Lüksemburg)
AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi (Başkan Yardımcısı)- Federica Mogherini (İtalya)
İyileştirilmiş düzenlemeler, kurumsal ilişkiler, hukukun üstünlüğü ve temel haklar bildirgesi
(Başkan Yardımcısı) - Frans Timmermans (Hollanda)
Bütçe ve insan kaynakları (Başkan Yardımcısı) - Kristalina Georgieva (Bulgaristan)
Dijital ortak pazar (Başkan Yardımcısı) - Andrus Ansip (Estonya)
Enerji Birliği (Başkan Yardımcısı)- Alenka Bratusek (Slovenya)
Euro ve toplumsal diyalog (Başkan Yardımcısı) - Valdis Dombrovskis (Letonya)
İstihdam, büyüme, yatırımlar ve rekabetçilik (Başkan Yardımcısı) - Jyrki Katainen (Finlandiya)
Tarım ve kırsal kalkınma - Phil Hogan (İrlanda)
İklim ve enerji - Miguel Arias Canete (İspanya)
Rekabet - Margrethe Vestager (Danimarka)
Dijital ekonomi ve toplum - Günther Oettinger (Almanya)
Ekonomi ve finansal işler, vergi ve Gümrük Birliği - Pierre Moscovici (Fransa)
Eğitim, kültür, gençlik ve vatandaşlık - Tibor Navracsics (Macaristan)
İstihdam, toplumsal işler, beceriler ve işgücünün dolaşımı - Marianne Thyssen (Belçika)
Çevre, denizcilik ve balıkçılık - Karmenu Vella (Malta)
Avrupa Komşuluk Politikası ve genişleme müzakereleri - Johannes Hahn (Avusturya)
Finansal istikrar, finansal hizmetler ve sermaye piyasaları birliği - Jonathan Hill (İngiltere)
Sağlık ve gıda güvenliği - Vytenis Andriukaitis (Litvanya)
İnsani yardımlar ve kriz yönetimi - Hristos Stilianidis (Kıbrıs)
İç pazar, sanayi, girişimcilik ve KOBİ'ler - Elzbieta Bienkowska (Polonya)
Uluslararası işbirliği ve kalkınma - Neven Mimica (Hırvatistan)
Avrupa Birliği’nde Son Görevlendirmeler ve Türkiye, Eylül 2014, Kader Sevinç
Adalet, tüketiciler ve cinsiyet eşitliği - Vera Jourova (Çek Cumhuriyeti)
Göç ve içişleri - Dimitris Avramopoulos (Yunanistan)
Bölgesel politika - Corina Cretu (Romanya)
Araştırma, bilim ve inovasyon - Carlos Moedas (Portekiz)
Ticaret - Cecilia Malmström (İsveç)
Ulaştırma ve uzay - Maros Sefcovic (Slovakya)
Bundan sonraki aşamalar:
11/12 Eylül : Yeni AB Komisyonu üyelerinin gelecek politikaları şekillendireceği ve oryantasyon
kazanacağı seminer.
29 Eylül – 3 Ekim : Avrupa Parlamentosu’nun ilgili komitelerinde ilgili komiser adaylarının her biri üç
saat süren politikalarını, yapacaklarını savunacakları mülakatlar. Yarım saatlik sunum sonrası Avrupa
Parlamentosu üyelerinin çoğunlukla oldukça sert olan sorularını yanıtlayacaklar. Görevleri bu
mülakatlar sonucunda kesinleşecek
6 Ekim : haftası AB Komiserleri’nin Avrupa Parlamentosu komitelerindeki savunmalarının
sonuçlarının belli olması.
13 Ekim : haftası Eğer gerekli ise ikinci savunmaların Avrupa Parlamentosu tarafından alınması
22 Ekim : Avrupa Parlamentosu ana oturumunda tüm AB Komisyonu üyelerinin basit çoğunluk
usulüyle oylanması.
3 Kasım : Yeni AB Komisyonu üyelerinin görevlerine başlaması.
1 Aralık : AB Konseyi Başkanı olarak Donald Tusk’ın göreve başlaması.
AB Komisyonu’nda Juncker Yönetiminde Neler Değişiyor?
AB Komisyonu’nda daha etkili bir çalışma düzeni için Juncker döneminde şu yenilikler uygulanacak:

Başkan yardımcıları bu dönem belirlenen “proje takımları”ndan sorumlu olacaklar. Bu proje
takımları AB Komisyonu’nun önceliklerini ileriye taşımak için değişen yedi komiserin
takımlarından oluşturulacaklar.







Başkan yardımcıları sorumlu oldukları komiserlerin genel müdürlüklerine doğrudan erişim
sahibi olacaklar.
Başkan Yardımcıları alanlarında derin bir deneyim sahibi olan isimler ve başbakanlardan
oluşuyor.
Yeni üst düzey AB Komisyonu çok sayıda eski başbakan ve eski bakandan oluşuyor.
Juncker öncelik olan büyük politikalara daha çok enerji, kaynak ve zaman ayrılacağını daha
az öncelikli olanlara da buna göre eğilineceğini açıklamasında özellikle vurguladı. AB
vatandaşlarının hoşlanmadığı mikro-düzenlemeler azalacak.
İklim ve eneji, çevre ve denizcilik işleri, adalet ve tüketiciler dosyaları tekrar elden geçirilip
yeniden şekillendirildi.
Euro ve sosyal diyalog için bir başkan yardımcısı atandı.
Başkan yardımcıları, başkan Juncker ile komiserler arasında bir süzgeç rolü üstlenecek ve
komiserlerin projelerini veto etme yetkileri olacak.
2
Avrupa Birliği’nde Son Görevlendirmeler ve Türkiye, Eylül 2014, Kader Sevinç




27 atanmış AB Komiseri’nin kendi ülkelerinin ulusal çıkarlarını AB Komisyonu çalışmalarına
yansıtmamaları gerektiğini Juncker özellikle vurguladı. Böyle bir durumda Juncker’in
görevden alma yeniden atama yetkisi olacak.
Avrupa Parlamentosu ile AB Komisyonu arasında sıkı bir işbirliği olacak. İki kurum arasındaki
uyumsuzluk ortadan kaldırılacak.
Yeni AB Komisyonu’nda komiserlerin yaş ortalaması 53, bir önceki komisyonda bu ortalama
55’ti.
Tüm AB Komiserleri’nin tamamı AB Komisyonu’nun politikalarını ulusal düzeyde savunmak,
anlatmak üzere hazır olacaklar.
AB Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakereleri Komiseri Johannes Hahn
Johannes Hahn’ın AB Komşuluk Politikaları ve Genişleme Müzakereleri Komiserliği görevi için
atandığı diğer dosyalardan sorumlu komiserlerle beraber bugün AB Komisyonu Başkanlığı görevini
üstlenecek Jean-Claude Juncker tarafından açıklandı.
İlk olarak dikkati çeken genişleme komiserliğinin kaldırılacağı haberleri yayıldıktan ve tepkilerden
sonra genişleme komiserliğinin adının değiştirilmesi oldu. Çek Stefan Füle döneminde AB Genişleme
ve Komşuluk Politikaları olan görevin AB Komşuluk Politikaları ve Genişleme Müzakereleri olarak
değiştirilmesi öncelik sıralamasında değişime işaret etse de gözardı edilemeyecek önemde olduğu
gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Bazı Türk basın kaynaklarında yer aldığı gibi bu küçük değişiklik
Genişleme Komiserliği’nin kapanması anlamına kesinlikle gelmiyor. Tam tersine bir çok komiserliğin
isimlerinde değişiklik yapıldı ama genişleme komiserliği korundu. Zaten Genişleme Genel Müdürlüğü
de önemli bir kadro ile çalışmalara devam edecek.
Diğer taraftan AB’nin kurumsal bir yeniden yapılandırma içinde olduğu bu dönem içinde yeni bir
kurum olan Avrupa Dış Eylem Birimi (EEAS) ‘nin kurumsal yapısının oturması ve AB Dış Politika ve
Güvenlik Yüksek Temsilcisi (Federica Mogherini) görevinin netleşmesi gerekiyor. AB Komşuluk
Politikaları ve Genişleme Komiserliği’nin çalışma alanı ise EEAS ve Yüksek Temsilci’nin çalışma alanı
ile kesişiyor. Üstelik Yüksek Temsilci Mogherini aynı zamanda AB Komisyonu Başkan Yardımcısı da
olduğu için bu kesişme çoğunlukla yüksek temsilci lehine işleyecektir. Benzer durumlar önceki Yüksek
Temsilci Ashton ve AB Komiseri Füle döneminde de gözlemlenmişti.
Bu dönem Hahn’ın AB Komisyonu’nda ikinci dönemi olacak. 2009-2014 dönemi arasında AB Bölgesel
Politika Komiserliği görevini yürüten Hahn Türkiye’yi iyi tanıyor, çalışma konusu nedeniyle Türkiye ile
bir çok çalışma ve projeyi yürüttü. Türkiye’den yerel yönetim temsilcileri ile de temasları oldu.
Siyasi olarak Avrupalı muhafazakar siyasi partileri bir araya getiren Avrupa Halkları Partisi (EPP)’nin
hem üyesi hem de Avrupa düzeyindeki çatı parti EPP’nin Başkan Yardımcısı. EPP içinde Türkiye’nin
üyeliğine dair ülke ve partilere göre çeşitli yaklaşımlar öne çıkmakla beraber son dönemde
Türkiye’nin üyeliğine karşıt gruplar seslerini daha fazla yükseltiyorlar. Bunda iki önemli faktör etkili
oldu. Birincisi Türkiye’de artan demokratikleşme sorunları ve insan hakları ihlallerinin Türkiye’nin
üyeliğine karşı çıkanların elini güçlendirmiş, destekleyenlerin elini zayıflatmış olması. İkinci neden ise
AKP tarafından yapılan önemli bir stratejik hata olarak EPP’den ayrılarak Avrupa şüphecilerinin
yoğunlaştığı küçük bir çatı parti olan ECR’a dahil olunmasıydı. AKP’nin Avrupa merkez sağı ile zayıf da
olsa var olan bağını böylece koparması EPP içindeki karşıt gruplara hareket alanı sağladı. Avrupa solu
ve ilerici partilerinin çatı partisinde temsil edilen CHP’nin karşısında Avrupa düzeyinde Türkiye için
olumlu etki olanaklarında asimetri yarattı. Juncker’ın AB Komisyonu Başkanlığı görevinin
3
Avrupa Birliği’nde Son Görevlendirmeler ve Türkiye, Eylül 2014, Kader Sevinç
netleşmesinden bu yana sürdürdüğü Türkiye’nin üyeliğine mesafeli çizgisinde de bu iki faktör etkili
oldu. Yeni komiser Hahn da EPP’nin başkan yardımcılığı görevini yürüten parti içinde aktif bir isim.
AB Komiserleri AB üyesi ülkelerin hükümetleri tarafından belirleniyor. Şuan Avusturya’da Sosyal
Demokratlar (SPÖ) ile muhafazakar Hristiyan Demokrat (ÖVP)’nin kurduğu koalisyon görevde. ÖVP
küçük ortak olmasına rağmen AB Komiserliği görevine bir sosyal demokrat yerine mevcut AB
Komiseri Hahn’ın getirilmesini kabul etti.
Juncker açıklamasında özellikle komiserlerin ülkelerinin siyasi eğiliminin dosyaların yönetimine etki
etmemesi konusunda hassas olduğunu net şekilde ifade etse de uygulamada etkilerini göreceğiz.
Hahn’ın Türkiye çalışmalarına ne kadar etki etmesini beklesem de ülkesi Avusturya da Avrupa Birliği
ülkeleri içinde Türkiye’ye en sempati ile yaklaşan ülkeler arasında sayılmıyor. Partisi muhafazakar ,
Hristiyan Demokrat ÖVP de Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkışları ile tanınıyor. Türkiye’nin üyelik
müzakerelerine başladığı 3 Ekim 2005 gecesi görüşmeleri Türkiye karşıtlığı ile çıkmaza sokan Dışişleri
Bakanı Ursula Plassnik de ÖVP’li bir siyasetçiydi. Hahn’ın siyasi çizgisi ise hiç bir zaman Plassnik gibi
sert bir çizgide olmadı. Kendisi ile yaptığımız görüşmelerde de Türkiye’ye sempatisini ve müzakere
sürecini ifade etmekten çekinmeyen bir siyasetçi.
AB Komisyonu’nun işleyişi gereği AB Komiserlerinin ülkelerinin ilgili alandaki politikalarından
bağımsız hareket etmesi beklenmekte ise de etkilenmediklerini söylemek gerçekçi olmayacaktır. Çek,
sosyal demokrat Stefan Füle’den hem görev içeriği hem de çizgi olarak belli farkları olabilecek Hahn
bu alandaki tavrını önümüzdeki günlerde görevinin onaylanması için Avrupa Parlamentosu
milletvekillerinin soruları yanıtlarken daha net ortaya koyacaktır.
Mogherini: AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi ve AB Komisyonu Başkan Yard.
Genç bir kadın siyasetçi olarak, İtalya’da Renzi hükümetinin yarattığı rüzgar ile İtalya Dışişleri Bakanı
olan FedericaMogherini ardından AB Dış Politila ve Güvenlik Yüksek Temsilciliği görevini alarak dış
politikada profilini çok yükseltti. Birikimi ve vizyonu ile bu göreve çok uygun olan sosyal demokrat
Mogherini siyasete tabandan yetişmiş, tıpkı Hahn gibi o da siyasi çizgisi güçlü olan bir siyasetçi. En
son partisinde uluslararası ilişkilerden alanında görev üstlenen Mogherini Brüksel’de PES Başkanlık
Divanı’nda beraber görev yaptığımız bir siyasetçi. Hem Avrupa düzeyindeki siyaseti Brüksel’den
yakından tanıyan hem de ulusal siyasette dış politika deneyimi ile bu görev için biçilmiş kaftan.
Mogherini’nin partisi, Italyan Demokrat Partisi (PD) Avrupa solu ve ilericilerini kapsayan, CHP’nin de
üye olduğu ve yönetiminde temsil edildiği PES’in üyesi. Aynı zamanda PD, Avrupa Parlamentosu
seçimlerinde sosyal demokratlar içinde en çok sandalyeyi kazanan delegasyon olmayı başardı.
Böylece S&D Başkanı PD’den bir siyasetçi Gianni Pittalli oldu.
Mogherini’nin uluslararası dış politika gündemi nedeniyle Türkiye ile yakın çalışması gerekiyor.
Gündeminde öncelikli olarak ISID ile mücadele, Orta Doğu’da barış süreci, mülteciler & göç politikası
gibi konular olacaktır. Genişleme ile kesişen alanlarda vize serbestisi süreci, ekonomi boyutuyla
Gümrük Birliği’nin revizyonu, Transatlantik Ticaret ve Yatırım İşbirliği (TTIP)’ye Türkiye’nin
entegrasyon talebi gibi konular önplanda olacaktır. AB dış politika önceliklerinin genişleme süreci
öncelikleri demokrasi, insan hakları, müktesebata uyum sürecinde gerekli öncelik ve vurguları
gölgelemesi riskine karşı dikkatli olmak gerekli.
4
Avrupa Birliği’nde Son Görevlendirmeler ve Türkiye, Eylül 2014, Kader Sevinç
Örneğin Avrupa Parlamentosu üyeleri ile buluştuğu ilk toplantıda Türkiye ve demokratikleşme
hakkında gelen sorulara verdiği yanıtlara da çeşitli Avrupa Parlamentosu milletvekillerinin bu yönde
eleştiri getirdikleri dikkati çekti. Avrupa Parlamentosu üyeleri Mogherini’nin dış politika girişimlerini
sürdürürken Türkiye’de demokratikleşme konusunda utangaç olmayan bir tavır sergilemesini
bekliyor.
Kurumsal yapılanma bakımından ise AB katılım sürecindeki ülkelerle müktesebat uyumu ve sürecin
yönetimi ile ilgili bir başka sorunlu alan dikkati çekiyor. AB’nin Ankara’da olduğu gibi diplomatik
temsilciliklerinin Mogherini’nin başında olduğu EEAS kurumuna bağlı olması ancak genişlemenin
kendisinin görev alanları içinde tanımlanmaması, müzakereleri yürüten Genişleme Genel
Müdürlüğü’nün ise AB Komisyonu içinde çalışmalarını sürdürmesi Türkiye’deki çalışmalar ve
kamuoyu iletişiminde sorunlar yaratıyor. AB katılım sürecindeki Türkiye gibi ülkelerdeki dış
diplomatik temsilciliklerin çalışma modelini ve kurumsal yapıyı yenileyerek buradaki tıkanıklığı
aşabilir. Bu hem teknik alanda daha fazla ilerlemeye yardımcı olabilir hem de Avrupa Birliği’nin
geçtiğimiz yıllarda giderek zayıflayan Türkiye’deki görünürlük sorununa bir çözüm getirebilir.
Hem Hahn hem de Mogherini’nin reform gündemini büyük oranda terk eden, AB ile etkileşimini
ekonomi ve dış politika ortak girişimlerine kilitleme eğilimi içindeki Türk hükümeti ile genişleme
perspektifini canlı tutmalarının güçlüklerini önümüzdeki dönemde göreceğiz. Türkiye hükümetinin
siyasi hareketlerinin kısa vadeli çıkarlarına değil Türkiye’nin ortak çıkarı olan Avrupa Birliği üyelik
perspektifinin canlandırılması ve reform gündemine geri dönülmesine öncelik verip vermeyeceği
belirleyecek bir çok dengeyi.
İlerici bir vizyon sahibi bir Türk hükümeti bugünkü hükümetten farklı olarak, batı dünyasının bugün
aşmaya çalıştığı kriz dönemini batılı bir ülke olarak Türkiye’nin yurttaşlarının yaşam standartlarına ve
geleceğine doğrudan etki yapacak AB üyeliği için önemli kazanımlar elde edebilirdi. Üstelik batı
dünyasındaki yerini de sağlamlaştırabilirdi. Türkiye’deki sivil toplum örgütlerinin ve muhalefetin
hükümete AB reformları baskısını artırarak sürdürmesi de bu açıdan önem taşıyor.
5
Download

Avrupa Birlii Son Gorevlendirmeler ve Turkiye