İLİ
: ANKARA
TARİH : 07/11/2014
Aziz Kardeşlerim!
DOĞRULUK ÜZERE OLMAK
Aziz Mü’minler!
Okuduğum
ayet-i
kerime’de
Yüce
Rabbimiz
mealen
şöyle
buyurmaktadır:
“Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra da dosdoğru
olanlara gelince, onların üzerine melekler iner
ve şöyle seslenirler; korkmayın ve üzülmeyin.
Size vaat edilen cennetle müjdelendiğiniz için
sevinin."1
Hadis-i şerifte ise ashab-ı kiramdan Sakif
kabilesine mensup Süfyan bin Abdullah (r.a.) ile
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) arasında şöyle bir
konuşma geçer.
-“Ey Allah'ın Rasûlü! Müslümanlığa
dair bana bir söz söyle ki, artık sizden sonra,
başka kimseden bir şey sormaya ihtiyacım
kalmasın” diyen Süfyan’a Peygamberimiz şu
cevabı verdi:
- Allah'a inandım de, sonra da dosdoğru
2
ol."
Muhterem Kardeşlerim!
İman, bütün varlıklar içerisinde yalnızca
insan ve cinlerden istenen bir kabuldür. Zira kişi
iman ikrarıyla, yaratıcısını tanıma şerefini elde
ettiği gibi, başıboş ve amaçsız bir varlık
olmadığının da farkına varır. Bu sebeple, böyle bir
eylemin doğruluk ve istikamet zemininde başlayıp
yine aynı zeminde sürdürülmesi çok önemlidir.
Yukarıda mealini verdiğimiz ayet-i kerime, iman
ikrarını bu ölçüde yapıp sürdürenlerin, ahiret
hayatında karşılaşacağı mükâfatı müjdeler bizlere.
Peygamber Efendimiz ise, Müslüman olmanın her
iş ve eylemde doğru olmak anlamına geldiğini
vurgulamıştır.
İman
ve
buna
bağlı
olarak
Müslümanlığımız, işlediğimiz ameller başta
insanlar olmak üzere, diğer varlıklarla kurduğumuz
ilişkiler üzerinden, sürekli olarak doğruluk ve
sadakat testine tabi tutulmaktadır.
Bu nedenle davranışlarımızdaki tutarlılık ve
sözlerimizdeki
doğruluk,
imanımızdaki
samimiyetin en açık göstergeleri durumundadır.
Bu hususta, en ağır sınavı hiç şüphesiz ki
Peygamber Efendimiz vermiştir. Şu örnek bizim
için çok dikkat çekicidir. Hazreti Peygamberin
İslam’a davet mektubunu alan Bizans kralı Herakl,
onun davetindeki doğruluk ve samimiyetini ölçmek
ister. Adamlarına Efendimizin akrabası olan ve onu
en iyi tanıyan birisini, huzuruna getirmeleri
talimatını verir. O sıralar ticaret için Şam’da
bulunan ve henüz Müslüman olmamış azılı düşman
Ebu Süfyan huzura getirilir. İmparator ilk olarak şu
soruyu sorar. “Peygamberlik iddiasında bulunan
bu zatın bundan önce hiç yalan söylediğine şahit
oldunuz mu? Peygamberimizi çocukluğundan beri
çok iyi tanıyan Ebu Süfyan “Hayır! Onun daha
önce hiçbir yalanına şahit olmadık” cevabını
verir. Bu cevabı alan Herakl şu tarihi tespiti yapar:
“Hayatı boyunca insanları hiç aldatmamış
birisi, Allah’ın peygamberi olma iddiasıyla
aldatma yapmaz.”3
Kıymetli Kardeşlerim!
Doğruluk, insanlık binasının en sağlam
direğidir. O direk sağlam oldukça bina güvenli,
aşındığı oranda da güvensiz hale gelecektir. Zaten
Müslüman olmanın anlamı, kişinin sözü ve özünde
kısacası bütün beşeri münasebetlerinde doğru
olması anlamına gelir. Yalan ve yalanla iş yapmak
ise şeytanın izini takip etmek demektir. Şeytan ise
en büyük düşmandır. Rabbimiz ondan uzak
durmamızı ve onun hilelerine karşı kendisine
sığınmamızı istemiştir bizlerden.
Sözlerimi bir ayet mealiyle tamamlıyorum.
“Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra
kalplerimizi saptırma, bize tarafından bir
rahmet bağışla. Hiç kuşku yok ki, lütfu bol olan
sensin.”4
Hazırlayan : Ali GÜLDEN İl Müftü Yardımcısı
Redaksiyon : İl İrşad Kurulu
1
Fussilet, 30
Müslim, İmân, 62
3
Buhâri, Bed’ül Vahy, 1
4
Âl-i İmrân, 8
2
Download

İLİ : ANKARA TARİH : 07/11/2014 DOĞRULUK ÜZERE OLMAK Aziz