İ : 42
3 Şu mt 1326
A H M E T MAHİR EFENDİ (Kastamonu) — Ka­
nunda var. Hatta Kuranı Azimüşşanda bile var.
AHMET MÜFİT
BEY (İzmit) — Böyle bir
madde var mı? Yoktur, yalnız Kanunu Cezada var­
dır.
IMUİSTAFA SABRI E F E N D İ (Tokat) — Bütün
kanunların neşr ve ilânına ve mebde'i tatbikine dair
olan bu kanun layihasının makabline şümulü ademi
şümulü de kanunun tatbiki demektir. Ne zaman
tatbik olunacak? Tatbiki cihetine ait bir meseledir,
p n u n için bu kanunda /bulunmayacak olursa, bütün
kanunların nihayetine böyle bir madde konmak lâzım
gelir. Böyle olmaktan ise, umuma ait olmak üzere,
burada bulunması daha münasiptir zannederim. Mü­
fit Beyin buyurdukları gibi bunda bir fayda yoktur.
HAYDAR
BEY (Manisa) — Efendim, buna
dair Mecellede sarahat olmadığı gibi, kavaninin hiç­
birinde de sarahat mevcut değildir. Yalnız, Kanunu
Ceza nazariyelerinde muhaffef
ceza olan ahkâmı
müstesna tutuyor. Yani, Eğer mühaffefi ceza olan
bir kanun neşredilecek olursa, heyeti hâkime m a ­
kable olan kanunu nazarı itibare almaz. Eğer son­
raki kanunda ceza hafif ise hükmeder. Evvelki ka­
nunu nazari dikkate almaz. Yani, muamelât ve na­
zariyatı cezâiyede muhaffef ceza olan
kanunların
makable şümulü hususu burada kalmalıdır.
ÖMER FEVZİ E F E N D İ (Sivas) — Birinci düs­
turda bunun için maddei kanuniye vardır.
M E H M E T TEVFİK EFENDİ (Malatya) — Me­
tinde sarahat olmadığı halde hiçbir kanunun hükmü
makabline şamil olmaz. Ahkâmı ilahiye ve şeriatı
garrada bizim bellediğimiz kaide mucibince kavaninin
ahkâmı tebliğ olunduğu vakitten itibaren bed eder. Bu
ne demek? Dünkü yapılan bir fiil bugün yapılan bir
kanuna tâbi olsun demektir. Biz bunu burada metin­
de sarahat olmadığı halde diyoruz. Zaten bu kaide
bâtıldır; yani hiçbir kanunda hiçbir şeriatta mâkâblene şâmil olmak kaidesi yoktur, zaten bâtıldır. Bi­
naenaleyh, burası fazladır, çizilmek lazımdır.
R E İ S — Hamdi Efendi, bir şey mi söyleyecek­
siniz?
'MEHMET H A M D İ EFENDİ (Antalya) ^ - Ka­
nun makabline şâmil olamaz nazariyesi, kanun su­
retinde kavaidi asliyemizde mevcut değildir. Yalnız
Fransa Kanunu Medenisinin başında buna müteallik
olmak üzere bir kaç madde zikredilmiştir. Saniyen,
bu nazariye bizde mevcuttur. Ahkâmın sübûtu bir
kanunun iptidayı vaz'ı tarihinden ve sonra nushu
da feshi tarihinden başlar.
Mecelle vesaire gibi
C: 2
kavanimizde düstur olmak üzere mevcut değildir.
Bu noktai nazardan bütün kavanine şâmil olan
bu maddenin zikrine bendeniz lüzum görürüm. (Me­
tinde sarahat olmadığı halde) kaydını esas itibariyle
fazla zannederim. Çünkü, hiçbir kanun makabline
şâmil olamaz. Hattâ, muhaffef ceza olanlar bu kai­
deden müstesnadır, denildiğinde de bu da müstesna
değil. Muhaffef olan kanunlar muhaffef ceza değil­
dir. Bu cezanın bir kısmı bugünden itibaren lağv
ediliyor demektir. Kanunun makabline şümulü de­
ğil. Bu. cezanın feshedilmesi demektir. Bu manada­
dır.
Yoksa, yeniden birşey vaz etmek manasına değil
Makabline şâmil olabilmek için yeniden bir şey vaz
etmek lazımdır. Binaenaleyh, muhaffef ceza olan ah­
val bu kaideye muvafıktır. Muhaffef ceza olanların
makabline şâmil olduğu zannolunuyor.
Hakikaten düşünülecek olursa bunun zararı yok­
tur, Bendeniz (Metinde sarahat olmadığı halde) sözü
kanuna dercolunursa, makabline şâmil olacak gibi
bir vehim verecek ve bize bu nazariye dairesinde
kanun yaptırmaya sevk edecek. Onun için hiçbir ka
nun makabline şâmil
olmamalıdır derim, fikrim
böyledir. Yalnız o fıkra tayyolunmalıdır.
İSMAİL SITKI BEY (Aydın) — Tevfik Efen­
diyle Hamdi Efendi biraderimiz, metinde sarahat
olmadığı halde, tâbirine ciheti nazariyesini, felsefei
hukukiyesini serd ederek itirazda bulundular. Fakat,
dün kendi tarafımızdan tamam olan bir fiilin nak­
şına itirazdır. Çünkü, Usulü Muhakematı cezâiyede
filan filan maddeler filan vakitten itibaren merîyül icra olacaktır dedik. Bugün başlamış olan bazı
muamelâtta, mesele öyle icap etti, ameliyata, fiili­
yata geldiğimiz vakitte onları tefrik ettik.
Sonra geçen sene Tekaüt Kanunu yapıldı. Tekaüt
Kanununda filan filana şâmildir dedik. Encümen
bunları nazarı dikkate aldı. Heyeti muhteremenin
icabı hal ve zamana göre tanzim ettiği kavanin ma­
kabline şümulü olacağını caiz gördük. Biz de onun
için metninde sarahat olmayan yerde kavaidi umumiyeden müstesna bıraktık, onu terk ettik. Herhangi
kanunun metnine konulacağı zamanda bunun bu
metne konması caiz midir, değil midir diye burada
münakaşa edilebilir; fakat şimdi burada münakaşa
edilemez.
Çünkü, burada vardır. Bu kanun evvelki tanzim
ettiğimiz kanunlardan sonradır. Malumu âliniz ka­
nunların bazısı sarahaten, bazısı delâleten, bazısı
da hiç mevkii tatbike konulmamak suretiyle olur.
— 65 —
TBMM KUTUPHANESI
Download

İ: 42 3 Şu mt 1326 C : 2 — 65 — AHMET MAHİR EFENDİ