…….
İDEOLOJİ NEDİR?
İlk defa Antonio Tracy 1754-1836) tarafından kullanılan
ideoloji (Idea-logy) fikir-bilimi anlamına gelmektedir.
Ideoloji kavramı bir çok farklı anlama gelmekle
beraber siyaset bilimi literatüründe üzerine hem fikir
olunan bazı önemli tanımları aşağıdaki gibidir;
1-) Toplumun benimsediği ve kullandığı anlam, sembol
ve değerlerin üretim süreci
2-) Bir toplumsal gruba ait fikirler kümesi.
3-) Siyasi İktidarı meşrulaştırmaya hizmet eden fikirler.
4-) Toplumsal çıkarları savunan fikirler.
5-) Fikri Yaklaşım
6-) Toplumun, sistemin mevcut durumunu tenkit edip
nasıl olması gerektiğini belirten çabalardan doğma
siyasi ve sosyal doktrin
İdeoloji Teorisi: İdeoloji teorisi ya da kuramı, bir bilinç
formasyonu olarak ideolojinin yapısı, işleyiş
mekanizmaları, ideolojinin fonksiyonları ve öteki
(toplumsal) bilinç biçimleriyle (bilim, felsefe, din vs)
ilişkilerini ve ayrımlarını konu edinen ve kuramsal
olarak bu alanı açıklamaya çalışan teorik çabaların
toplamını ifade eder. Tek tek ideolojilerle
ilgilenmektense, genel olarak ideoloji denilen şey ile
ilgilenir.
İDEOLOG: Bir grubun, bir siyasi partinin temel
görüşlerini belirleyen, öğretisini ortaya koyan kişi.
Sağ ve Sol
Modern Batı toplumlarında siyasi yelpaze, genel olarak
sağ-sol ekseninde tarif edilir. Bu geleneksel siyasi
yelpazede muhafazakarlık, teokrasi ve faşizm sağ
eksene ve sosyalizm ile komünizm sol eksen üzerine
uçlara doğru sıralanır.
SOL
Orjin
SAĞ
---------------------------------------------------------------Komünizm
Sosyalizm
Liberalizm
Muhafazakarlık
Faşizm
Sağ- Sol ayrımı, Fransız İhtilali dönemine dayanır.
1789’da farklı grupların oluşturduğu Meclis’in (Tiers
etat) ilk toplantısındaki oturuş düzeni söz konusu
ayrımın başlangıcını yansıtır. Kralı destekleyen
aristokrat ve ruhban sınıfı kürsünün sağına, üçüncü
tabaka olan burjuvaları destekleyenler ise sola
oturmuştur.
Benzer
oturuş
düzeni
sonraki
toplantılarda da sürdürülmüştür. Böylelikle sağ,
muhafazakarları ve monarşiden yana olanları, sol ise
değişim ve eşitlikten yana olanları temsil eden sıfatlara
dönüşmüştür.
At Nalı Modeli (Sayfa 109)
Komünizm
Faşizm
Sosyalizm
Muhafazakarlık
Liberalizm
SOL
SAĞ
Ekonomiye Devlet Müdahalesi
Devletin ekonomiye müdahale etmemesi
(Lasisez Faire: Bırakınız Yapsınlar,
Bırakınız Geçsinler)
Devletin Ekonomik Eşitliğe Öncelik
vermesi
Devletin Ekonomik Eşitliğe Öncelik
vermesi
Ahlaki Konulara Devlet Müdahalesinin
Asgari düzeyde olması
Ahlaki konularda Devletin
Müdahaleci olması
Devletin Sosyal Konularda (Sağlık,
emeklilik, eğitim) sorumluluk
Üstlenmesi
Sosyal Konularda Devletin rolünün
azaltılması ve bu alanın özel sektöre ve
topluma bırakılması
Adil Gelir Dağılımı
Adil Rekabet Şartları
İnsan ve Toplum doğasının değişebilir
olduğuna inanmak
İnsan ve toplum doğasının sabit
olduğunu düşünmek
İDEOLOJİLER
1-) LİBERALİZM
 En geniş anlamıyla liberalizm kişisel hak ve
özgürlüklerin
korunması
amacıyla
devletin
sınırlandırılmasını isteyen bir ideolojidir.
 Liberal ideoloji din ve inanç özgürlüğü, ifade
özgürlüğü, seyahat özgürlüğü, teşebbüs ve mülkiyet
özgürlüğü gibi özgürlüklerin yasal güvenceye
bağlanmasını savunur. Bunu sağlayacak mekanizma
ise anayasacılık ve kuvvetler ayrılığı ile çoğulculuğa
dayalı bir siyasi sitemdir.
 Liberalizm bireyi ve bireyin tercihlerini her şeyin
merkezine yerleştirir. Birey temel bir değerdir ve
topluluktan önce gelir.
 Özgürlük; eşitlik ve adalet gibi prensiplerin önünde
olmalıdır.
 Birey hiçbir sınırlama olmadan özgürce hareket
edebilmelidir. Bunun için hukuk düzeni bireyin temel
hak ve özgürlüklerini garanti altına almalıdır.
 Liberal bir düzende devlet ancak bireyin hak ve
özgürlüklerini korumakla görevlidir. “En az yöneten
hükümet en iyi hükümettir” sözü liberalizmin devlet
felsefesini yansıtır.
Önemli Liberal Düşünürler
John Stuart Mill
John Locke
Immanuel Kant
Adam Smith
John Rawls
Isaiah Berlin
Muhafazakarlık
 Fransız ihtilali sonrasında ortaya çıkan büyük siyasal
ve sosyo-ekonomik dönüşümlere duyulan tepkiler
muhafazakar düşüncenin özünü oluşturmaktadır. Bu
bakımdan muhafazakarlık ortaya çıkış itibariyle
ancien regime’ e dönüş isteği olarak yorumlanabilir.
 Sosyalizm, liberalizm ve milliyetçilik gibi akımların
karşısında muhafazakarlığın temel kaygısı deleneksel
toplumsal değerlerin korunmasıdır.
 Muhafazakarlık geleneğin, denenmiş ve doğruluğu
kanıtlanmış toplumsal ve siyasal değerleri içerdiğini
öne sürer. Bu yüzden gelenek sürdürülmelidir.
 Muhafazakarlığa göre; toplum için değer taşıyan
şeyler soyut prensipler, aklın buldukları değil,
pratiklerdir.
 İnsan doğası kusurludur. İnsanın bu kusurlu tabiatı
ancak ortak ahlaki değerlerle düzeltilebilir.
 Bireysel tercihleri ile baş başa kalan insan doğruyu
bulamaz. Bu yüzden muhafazakarlık hiyerarşik ve
disiplinli bir toplum özlemine sahiptir.
 Aile toplumun temel taşıdır. Devletin görevi aile ile
birlikte toplumsal ahlak değerlerini korumak ve
devamını sağlamaktır.
Önemli Muhafazakar Düşünürler
Edmund Burke
Milton Friedman
Eric Hoffer
Micheal Oakeshott
Sosyalizm
Kapitalizme bir tepki olarak 19. yy da ortaya çıkan
sosyalizmin temel felsefesi sosyal adalete
dayanmaktadır.
İlk yıllarda, fabrikasyon üretiminin yaygınlaşması
karşısında iş olanaklarını yitiren zanaatkarların
çıkarlarının bayraktarlığını yapan sosyalizm zamanla
büyüyen sanayiye bağlı olarak sayıları çoğalan işçi
sınıfının ideolojisi olmuştur.
Sosyalizmin temel amacı ortak mülkiyete dayalı bir
toplum idealine ulaşmaktır.

Kendi içerisinde bir çok farklı akımı
barındıran sosyalizm 20 yy’ a gelindiğinde
zamanla ortak mülkiyet anlayışından
uzaklaşarak kapitalist sistemi köklü bir
devrimle değiştirmek yerine; işçi sınıfının
çalışma koşullarında ve ücretlerinde belirgin
iyileştirmeler yaparak bu sınıf ile kapitalist
toplumu uzlaştırma arayışına girmiştir.
Marksizm
 Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından savunulan
Marksizm, ideolojik alanda esas olarak sınıflar savaşımı
teorisini ortaya atan ve bu savaşımın zorunlu sonucu
olarak proletarya diktatörlüğüne ve oradan da toplumsal
eşitlik ve özgürlük dünyası olan komünizme varılacağını
öngören bir öğreti olarak tanımlanır. Marks göre toplumsal
ve tarihsel süreçteki değişimlerin temel nedeni ekonomidir.
Dolayısıyla sosyo-ekonomik koşullar tarihi belirleyen temel
faktörlerdir. Bu koşullar altında son kertede tarih
kaçınılmaz olarak işçi sınıfının burjuvaya karşı devrimine
şahit olacak ve toplumlar özel mülkiyetin olmadığı sınıfsız,
savaşsız bir toplum olan komünizme geçecektir.
 Sosyo-ekonomik koşullara göre kapitalist toplumda, üretim
araçlarını elinde bulunduran burjuva ve üretim
araçlarından mahrum kalan proleterya arasındaki temel
çatışma (çelişki) toplumun içinde bulunduğu durumu
yansıtmaktadır.
 Toplumu sınıf analiziyle açıklayan Marks’a göre alt
yapı’daki ilişkiler üst yapıyı belirler. Alt yapıya ait olan
Burjuva-Proleterya denklemi üst yapının kurumlarını
belirler.
 Emekten başka satacağı bir şeyi olmayan proleteryanın,
üretim araçlarına sahip burjuva tarafından proleteryanın
ürettiği artı değere kapitalistin el koyması proleteryanın
sömürülmesine yol açmaktadır.
 Toplumun alt yapısında (yani temelinde) cereyan eden bu
olay üst yapıdaki kurumlara da yansımaktadır.
 Devlet, siyaset, hukuk, din, eğitim, ideoloji gibi kavram ve
kurumlar, üretim aracına sahip burjuvanın çıkarlarını
savunmak için burjuva tarafından icat edilmiş ve onların
çıkarına göre devamı sağlanmaktadır.
 Burjuva sınıfıyla- işçi sınıfı arasındaki çelişkiden
kaynaklanan gelir eşitsizliğinden dolayı kapitalist ile işçi
sınıfı arasındaki uçurum artacak ve dolayısıyla emeğinden
başka birşeyi olmayan işçinin bilinçlenip isyan etmesiyle
beraber kapitalist sistem yıkılıp yerini tarihi bir zorunluluk
olan önce sosyalizm ve sonrasında ise komünizm alacaktır.
Marx sosyo-ekonomik çelişkilerin kendisini aşağıdaki toplumsal yapılar şeklinde
gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceğini öngörür:
 İlkel komünizm: Kabile topluluklarının birlikte yaşayışı. Özel Mülkiyetin olmadığı,
sınıfsız toplum.
 Köleci toplum: Kabileler gelişerek şehir devletlerini oluşturur, aristokrasinin doğuşuna
tanıklık eden bu toplumda özel mülke sahip olanlar ortaya çıkarak toplum sınıflara
ayrılmaya başlar.
 Feodalizm: Aristokrasi iktidarı, serfin lord tarafından sömürülmesi. Bu dönemin sonuna
yol açan dönemde paranın kullanımın yaygınlaşmasıyla beraber oluşan
tüccar
sınıfı kapitalistlere evrilir.
 Kapitalizm:
İktidarda kapitalistler vardır,
üretim
durumundaki proletarya (İşçi Sınıfı) tarafından gerçekleştirilir
emeğini
kiralamak
 Sosyalizm: Sınıf bilinci kazanan işçiler devrimle iktidarı ele alır ve üretim araçlarını
kamulaştırır.
 Komünizm: Tüm dünyada sosyalist iktidarların başa gelmesi sonucu Sınıfsız ve devletsiz
toplum oluşur.
Önemli Sosyalist ve Marksist Düşünürler
Robert Owen
Henri De Saint-Simon
Karl Marx
Friedrich Engels
Vladimir Lenin
Anarşizm
 Liberaller, Sosyalistler ve Muhafazakarlar
kendi sistemleri içerisinde farklı da olsa
devlete belirli roller biçerken, anarşizmin
özü toplumun kendi kendine ayakta
kalmasına
ve
devletin
ortadan
kaldırılmasına dayanır. Bu varsayım
genelinde anarşizm genelde 3 temel iddiaya
dayanmaktadır.
1-) İnsan Doğası rasyoneldir ve kendi aralarında
yaşanması muhtemel çatışmaları akılları sayesinde
herhangi bir otoriteye gereksinim duymadan
çözebilecek seviyededir ya da bu seviyeye getirilebilir.
2-) Hakimler, polisler, askerler, politikacılar, ve diğer
kamu görevlileri devlet vasıtasıyla toplumu sömüren
ve kendi çıkarlarının peşinde olan bir yönetici sınıfı
oluştururlar.
3-) Herhangi bir otorite insanın özgürlüğü ve mutluluğu
önündeki en büyük engeldir.
 Özetle; etimolojik olarak eski Yunanca’da hükümetin
olmaması anlamına gelen anarchaia; insanın varlığını
kısıtlayan her türlü otoritenin karşısındadır ve
kurulmasını istediği toplumsal düzen barış ve uyum
ilkeleri temelinde sömürünün olmadığı, işbirliğinin
hakim olduğu bir düzendir.
Önemli Anarşist Düşünürler
Mihail Bakunin
William Godwin
Pierre-Joseph Proudhon
Pyotr Kropotkin
Max Stirner
Faşizm
 Faşizm, ilk olarak Benito Mussolini tarafından Ulusal
Faşist Parti'nin kurulmasıyla ortaya çıkan, 20. yüzyılın
başlarında Benito Mussolini'nin sistemini örnek alarak
doğan nasyonal sosyalizm ve falanjizm gibi akımlarla
güçlenen;
otoriter
devlet
üzerine
kurulu
bir
radikal milliyetçi yönetim sistemidir.
 Faşizm, Fransız İhtilali Sonrasında ortaya çıkan akılcılık,
eşitlik, özgürlük, bireysellik gibi temel değerleri
savunmakta olan Batı Siyasal Düşüncesine karşı
geliştirilmiş, otorite ve devleti kutsayan bir öğretidir.
 Faşizmde bireylerin yerini organik bir bağla birbirine
bağlamış devleti ve milleti için kendisini feda eden
insanlardan oluşan milli birlik ve dayanışma almıştır.
Faşizmin temel İlkeleri
1-) Seçilmiş bir ulusal topluluğun diğer tüm ırk, grup ve
azınlıklardan üstün olması,
2-) Mutlak bir önderin liderliğinde bireyin devlete tamamen
boyun eğmesi
3-) Parlamenter Demokrasinin Reddi
4-) Barışçı enternasyonalizme karşı çıkış
5-) Yayılmacı ve istilacı bir dış politikanın ulusun kaderi gibi
görülmesi
Faşizm’de Önemli İsimler
 Benito Mussolini
 Adolf Hitler
 Carl Schmitt
 Francisco Franco
SÖZLÜK
Falanjizm: 1933 yılında Jose Antonio Primo de Rivera
tarafından İspanya'yı ele geçirmeye çalışan İspanyol
komünistlere karşı geliştirilen, en çok Francisco
Franco tarafından uygulanmış otoriter-kralcı faşist
ideolojidir.
Ancien Regime: Eski Düzen. Genel olarak Fransız
İhtilali’nden önceki mutlakiyetçi yapıya işaret etmek
için kullanılır.
Patriotizm: Vatanseverlik, Yurtseverlik.
Kuvvetler Ayrılığı: Yasama, yürütme ve yargı kurumlarının
her birinin birbirinden bağımsız olması. Bu görüş Fransız
Düşünür
La Brède et de Montesquieu tarafından
savunulmuştur.
Anayasacılık: Devletin temel fonksiyonlarının, iktidarın
sınırlarının, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin
anayasa ve ilgili yasalar tarafından belirtilmesi ve ilgili
kurumların da bu yasal çerçeve içinde hareket etmesi
gerektiğini ileri süren görüş.
Laissez-faire (Bırakınız Yapsınlar): Ekonomik aktivitelerin
her türden devlet müdahalesinin uzağında yapılmasını
öngören ve serbest pazara duyulan aşırı güvene dayanan
doktrin.
Download

Ek Dosyayı İndir