FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜLERİ LİSANSÜSTÜ EĞİTİM
SEMPOZYUMU
SONUÇ RAPORU
5-7 MAYIS 2014
ISPARTA
1
İÇİNDEKİLER
Sayfa
Panel 1: Enstitülerin Temsiliyet Bakımından Üniversitelerdeki Mevcut Konumu
ve Olması Gereken Konumu ..................................................................................................................
Panel 2: Lisansüstü Çalışmalarda Kalite .......................................................................................
Panel 3: Fen Bilimleri Alanında Lisansüstü Eğitim Sorunları, Durumu ve Öneriler ..
Panel 4: Üniversite Sanayi İşbirliğinde Enstitülerin Rolleri ....................................................
Panel 5: Enstitüler Arasındaki Uygulama Farklılıkları ..............................................................
Panel 6: Lisansüstü eğitimde staj eğitiminin yeri ve önemi ....................................................
Panel 7: Lisansüstü çalışmalarda araştırmacı güvenliği ...........................................................
Panel 8: Lisansüstü çalışma planlamasında öğrenciler .................................................................
2
ÖNSÖZ
Fen Bilimleri Enstitüleri Lisansüstü Eğitim Sempozyumu, her yıl Mayıs ayı içerisinde
düzenlenmektedir. 2009’dan bu yana FENBİLKON Kongreleri:





I. FENBİLKON: Gaziantep Üniversitesi FBE, 1-2 Mayıs 2009
II. FENBİLKON: İstanbul Teknik Üniversitesi FBE, 14-15 Mayıs 2010
III. FENBİLKON: Erciyes Üniversitesi FBE, 5-7 Mayıs 2011
IV. FENBİLKON: Bülent Ecevit Üniversitesi, 3 - 5 Mayıs 2012
V. FENBİLKON: Osmangazi Üniversitesi, 16-18 Mayıs 2013’te gerçekleştirilmiştir.
Süleyman Demirel Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen VI. Fen Bilimleri
Kongresi’nde; üniversitelerimizin kalitesinde ve vizyonunda görünür yüzü olan Fen
Bilimleri Enstitülerinin ve Lisansüstü öğretimde karşılaşılan sorunların çözümü ve
geliştirilmesi yararlı görülen uygulamaların ortak bir biçimde değerlendirilmesi için
çözüm önerileri tartışılmıştır.
Sempozyum boyunca;
1. Enstitülerin Temsiliyet Bakımından Üniversitelerdeki Mevcut Konumu
ve Olması Gereken Konumu
2. Lisansüstü Çalışmalarda Kalite
3. Fen Bilimleri Alanında Lisansüstü Eğitim Sorunları, Durumu ve Öneriler
4. Üniversite Sanayi İşbirliğinde Enstitülerin Rolleri
5. Enstitüler Arasındaki Uygulama Farklılıkları
6. Lisansüstü eğitimde staj eğitiminin yeri ve önemi
7. Lisansüstü çalışmalarda araştırmacı güvenliği
8. lisansüstü çalışma planlamasında öğrenciler
konularına değinilmiştir.
Ayrıca, FENBİLKON sempozyumlarında enstitü yöneticilerinin bir araya gelmesi
üniversitelermizin ve bağlantılı olarak ta ülkemizin vizyonuna yönelik stratejilerin
geliştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Sempozyum kapsamında yapılan
paneller sonucunda hazırlanan sonuç raporunun bilginin paylaşımı açısından önemli
katkılar sağlayacağı ümidiyle katılımı, sunumlar ve fikirleriyle katkı sağlayan tüm enstitü
yöneticilerine, özel sektör temsilcilerine saygılarımı sunarım.
FENBİLKON-6 Düzenleme Kurulu Başkanı
Prof.Dr. Ahmet ŞAHİNER
3
PANEL 1: ENSTİTÜLERİN TEMSİLİYET BAKIMINDAN ÜNİVERSİTELERDEKİ MEVCUT
KONUMU VE OLMASI GEREKEN KONUMU
Moderatör: Prof. Dr. Cengiz KAYACAN
Konuşmacı: Prof. Dr. İlhan OR
Konuşmacı: Prof. Dr. Nimetullah BURNAK
Cumhuriyetimizin 100. yılı için, Vizyon-2023 TÜRKİYE
Bilim, teknoloji ve yenilikte yetkinleşmiş; üreten; net katma değerini kendi beyin gücüne
dayanarak artırabilen bir TÜRKİYE’dir. Toplumların bilgiyi üretebilme, ekonomik ve
toplumsal faydaya dönüştürebilme yeteneğinin ulusal ekonomileri ve toplum yaşamını
yeniden şekillendirdiği bir dünyada, bizim de bu dönüşüme ayak uydurabilmemiz için bilgi
ve iletişim teknolojileri altyapımızın güçlendirilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Sözedilen
bilginin
üretilmesi,
toplumsal
ve
ekonomik
faydaya
dönüştürülebilmesinde, Üniversitelerimizde Lisansüstü Eğitim Koordinasyon
birimleri olan Enstitülerde yapılan kuramsal ve uygulamalı lisansüstü (Yüksek
Lisans, Doktora) çalışmalar büyük önem taşımaktadır,

Üniversitelerde Lisansüstü Eğitim Koordinasyon birimi Enstitülerin güçlendirilmesi
Üniversitelerimizin
işlevselleştirilmesinde,
kalitesinde,
rekabetinde
ve
vizyonlarında, aynı zamanda Vizyon 2023 Türkiye hedeflerinin tutturulmasında en
stratejik adımlardandır.

Ancak, Tükiye'de Yüksek Öğretimi şekillendiren ve 1981 yılında yayımlanan 2547
sayılı kanunu, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu: “Stratejik
Planlama”, Yükseköğretim Kurumlarında Akademik Değerlendirme ve Kalite
Geliştirme
(ADEK)
Yönetmeliğinde
Üniversitelerde
Lisansüstü
Eğitim
Kooordinasyon Birimleri olan Enstitülerin temsiliyetinde, karar mekanizmalarında
yer almaları ve Lisansüstü Eğitimin İş ve İşleyişinde önemli eksiklikler
bulunmaktadır. Bu eksikliklerden bazıları;

Yüksek Öğretimi Şekillendiren 2547 sayılı kanun Lisans Eğitimi ve Geliştirilmesi
üzerine yapılandırılmış bir yüksek öğretimi şekillendirmektedir. Kanun içerisinde
bir bütünlük bulunmamaktadır. Lisansüstü Eğitimin İş ve İşleyişinde ve
Üniversitelerde Enstitülerin temsiliyet eksiklikleri bulunmaktadır (Tablo 1).
Tablo 1. Üniversite Yönetim Kurulu’nda Enstitülerin Temsili
Üniversite
Üniversite sayısı
Enstitü
temsiliyeti
Devlet
108
29
Vakıf
72
11
4
Yüzde temsiliyet
p=0,2685 (% 26.9)
p=0,1528 (% 15.3)






Temel anabilim dalları ve disiplinler arası anabilim dallarının enstitülerde
temsiliyetinde üniversitelere göre farklı uygulmaların bulunması,
Enstitü Yöntem Kurulunda Anabilim dallarının dengeli temsiliyeti,
Enstitü nezdinde öğrenci temsiliyetinin sağlanması ve kurallarının oluşturulması,
Enstitü kurulunda temel anabilim dallarının ve disiplinlerarası açılan anabilim
dallarının temsiliyetinin netleştirilmesi,
Disiplinlerarası açılan anabilim dallarında öğretim üyesi profillerinin ve
temsiliyetinin netleştirilmesi,
Meslek Yüksek Okullarında kadrolu öğretim üyelerinin Lisansüstü Eğitim'de işlevsel
olarak temsiliyetleri ve anabilim dallarına dahil olma kurallarının oluşturulması,
Enstitüler’in Üniversite Üst Kurullarında ve Komisyonlarında Temsili;











Enstitü Müdürleri Üniversite Senatosu’nun doğal üyeleridir. Ayrıca, FBE ve SBE
Müdürleri Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Komisyonu’nun üyeleridir.
Enstitüler’in Üniversite Yönetim Kurulunda (ÜYK) temsiliyeti Üniversite’nin sağlıklı
işleyişini yakından etkileyecek bir konudur. Enstitü’nün Senato ve/veya ÜYK’nda
etkin temsili Müdür’ün diğer üst yöneticilerden (özellikle Rektör ve Dekanlar’dan)
bağımsızlığına ve tabanından (yani, Enstitü öğretim üyelerinden) aldığı desteğe
bağlıdır. Enstitü Müdürü pozisyonuna “atama ile” geldiği için Rektör’le, kadrosu
muhtemelen bir Fakülte’de olduğu için de bir Dekan’la ast/üst ilişkisi vardır.
Enstitülerin Müdür ve EYK üyesi nezdinde Lisansüstü Eğitim, Dış İlişkiler, Akademik
Kurallar, Lisans Eğitimi, Yurtlar Komisyonları gibi Üniversite hayatını yönlendiren
komisyonlarda da temsili son derece önemlidir.
Bilimsel Araştırma Projeleri (lisansüstü öğrencilerin BAP destekli projelerde
çalışması, lisansüstü tez destekleri, bilimsel seyahat destekleri);
Lisansüstü Eğitim Komisyonu (yeni lisansüstü programlar açılması, program
değişiklikleri, lisansüstü yönetmelik değişiklikleri);
Dış İlişkiler Komisyonu (yeni öğrenci değişim programları, yeni çift diploma veya
ortak diploma programları);
Akademik Kurallar Komisyonu (ders tanımları, kredilendirme);
Lisans Eğitim Komisyonu (lisans programları açılması ve değişiklikleri, seçmeli
dersler, lisansüstü-lisans düzeyi ders dengeleri);
Yurtlar Komisyonu (mevcut yurtlardan lisansüstü öğrenciye kontenjan ayrılması,
lisansüstü öğrenci yurtları);
Burs Komisyonu (lisansüstü öğrencilerin yararlanabileceği burslar).
Enstitü Müdürlerinin atama kriterlerinin ve görev sürelerinin sağlıklı bir şekilde
belirlenmesi üniversiteye vizyon katması ve bağımsız hareket edebilmesi açısından
önem taşımaktadır.
5
Üniversite'de Enstitülerin BÜTÇE temsiliyetlerinin bulunması;
Enstitüler’in etkin temsilini, çalışmasını ve Lisansüstü çalışmaların kalitesini artıran ve
kolaylaştıran bir diğer prensip mali kaynaklarının (bütçesinin) yeterli olmasıdır. Enstitüler
üniversitenin en canlı organlarıdır, ancak çok kısıtlı bütçe ayrılmaktadır.

Yüksek Lisans Doktora aşamalarında yönetmeliklerin öngördüğü kurallar
çerçevesinde farklı üniversitelerden jüri üyesi hareketliğinde yeterli kaynak tahsisi,
 Enstitü yönetiminin (veya EYK’nun) lisansüstü eğitim ile ilgili olarak, öngöreceği
tüm seyahat gereksinimleri, hizmet ve ekipman alımları için yeterli kaynak tahsisi,
 Enstitü öğretim elemanlarının (Lisansüstü öğretim gören Araştırma Görevlilerinin)
dünyaya açılımlarını sağlayacak kongre, çalıştay, sempozyum katılımları için kaynak
tahsisi,
gibi Lisansüstü eğitimin yürütülmesinde önemli olan kalemler için enstitü bütçesi büyük
önem taşımaktadır.
6
PANEL 2: LİSANSÜSTÜ ÇALIŞMALARDA KALİTE
Moderatör: Prof. Dr. Ufuk YILDIZ
Konuşmacı: Prof. Dr. Ulvi ŞEKER
Konuşmacı: Prof. Dr. İsmail KOYUNCU
Konuşmacı: Yrd. Doç. Dr. Bekir GÜR
Panelde değinilen konular: Lisansüstü eğitimde kalitenin artırılması için kamu, üniversite,
sanayi işbirliğinin rolüne; otomasyon sürecinin önemine ve Türkiye’de doktora mezun
sayısını artırma ihtiyacına değinilmiştir.
Üniversiteler öncelikli olarak ülkemizin kalkınmasında ana faktörlerden olan insan
kaynağının yetiştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Üniversitelerin ana görevleri
arasında araştırma - geliştirme faaliyetlerinin yapılmasına olanak sağlanması gelmektedir.
Araştırma üniversitelerinde araştırma kabiliyeti yüksek olan akademisyenlerin ders
yükünün az tutulması ve araştırma faaliyetlerine daha fazla zaman ayırmasının sağlanması
ABD’de uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntem üniversitelerin araştırma çıktılarını
arttırmakta ve daha fazla patent alabilmelerini sağlamaktadır. Bu bağlamda Türkiye’de
üniversitelerdeki akademisyenlerin araştırma faaliyetlerine yönlendirilmesi ve üniversite
ile sanayi arasındaki bağın güçlendirilmesi önemli bir sorun olarak karşımıza gelmektedir.
Üniversitelerimizin araştırma - geliştirme faaliyetletlerinin kalitesinde karşılaşılan önemli
sorunlardan birisi de insan kaynağı ile ilgilidir. Ülkemizdeki teknolojik ilerleme ve
ekonomik atılım ancak; temel bilimler ve mühendislik alanında yetişecek olan insan
kaynağı ile gerçekleşebilir. Bu yüzden ülkemizin en başarılı öğrencilerini bu alanlara
yönlendirecek tedbirler alınmalı, öncelikli araştırma alanları belirlenmeli ve bu nitelikte
insan kaynağı oluşturulmalıdır.
Üniversite ile sanayi arasındaki işbirliklerinin yapısı, doğası ve yoğunluğu ülkeden ülkeye
değişkenlik göstermektedir. Günümüzde ise birçok ülke üniversite – sanayi işbirliği
seviyesini arttırmak için;




personel hareketliliğinin sağlanması,
işbirliklerinin önündeki yasal engellerin ortadan kaldırılması,
ortak araştırma projelerinin fonlanması,
ulusal araştırma programlarının tesis edilmesi gibi politik adımlar atmaktadır.
Üniversite sanayi işbirliğinin; üniversitelere, sanayiye ve kamuya birçok kazanımları da
bulunmaktadır.
Üniversite - sanayi işbirliğinde Üniversiteler için kazanımları:




Üniversite faaliyetleri için finansal destek sağlanılması,
İşbirlikleri sayesinde kamu fonlarından yararlanılması,
Özel fonların akışının çoğaltılması,
Lisansüstü ve Lisans öğrencilerine endüstriyel tecrübe kazanma fırsatı sağlanması,
7



Problemlere analitik çözüm geliştirme yeteneği kazanılması,
Bölgesel ve yerel gelişmeye katkıda bulunulması,
Mezun öğrencilere iş fırsatları oluşturulması,
Üniversite - sanayi işbirliğinde Sanayi için kazanımları:
 Üniversitenin araştırma altyapısının verimli kullanılması ve uzman insan
kaynaklarına erişim kolaylığı,
 Profesyonel laboratuvar imkanlarına erişim kolaylığı,
 Üniversitelerce sağlanan sürekli eğitim faaliyetlerinden yararlanılması,
 Şirket verimliliğini, prestijini ve imajının yükseltmesine katkı sağlanması,
 Teknolojilerinin genişlemesine ve yenilenmesine olanak sağlanması,
 Gelecekte kullanabilecekleri insan kaynağını istedikleri gibi şekillendirebilmesi,
 Üniversitenin temel ve uygulamalı araştırma sonuçlarına erişerek bunları, yeni ürün
ve proseslerinde kullanmak
 Araştırma kapasitesini artırmaktır.
Üniversite - sanayi işbirliğinde Kamu için kazanımları:
 Ekonomik gelişim ve innovasyon sağlamak,
 Kamu yararını hakim kılmak ve beklentilerin karşılanmasını sağlamak,
 İleri görüşlü olmayı benimsetmek,
 En son teknolojileri sürekli takip ederek yaşam boyu öğrenme ve araştırma
yaklaşımını oluşturmak,
 Yeni teknoloji ve stratejik konularda derinlemesine çözümlemeler yapabilme
imkanını sağlamaktır,
Lisansüstü eğitimde otomasyon süreci
Lisansüstü eğitimde kaliteyi artırmak için göz önünde bulundurulması gereken bir diğer
konu ise otomasyon sisteminin etkin kullanımıdır. Fen Bilimleri Enstitüsü tarafından
yürütülen lisansüstü programları ve öğrenci işlemleri sırasında üretilen ve tüketilen tüm
belgelerin elektronik olarak tutulması işlemlerin daha hızlı, etkin ve doğru şekilde
gerçekleştirilmesine olanak sunmaktadır. Otomasyon sistemini etkin bir şekilde kullanmak
çeşitli kazanımlar sunmaktadır. Bunlar:









Kağıt ve fotokopi masraflarında toplamda %70’e varan tasarruf sağlama,
Ensitütüsü öğrenci, süreç ve işlem verilerini daha sağlıklı tutma,
Tüm öğrenci dosyalarına elektronik olarak ulaşım olanağı sağlama,
Öğrenciye durumu hakkında anında yanıt verme veya daha kısa sürede yanıt verme
olanağı sağlama,
Aynı anda farklı birden fazla çalışanın aynı öğrenci dosyası üzerinde çalışabilme
olanağı sağlama,
İşlem süreleri, iş akışları ve süreçlerinin kısaltılması,
Gereksiz ve/veya artık gereği kalmayan bürokratik işlemler süreçlerden kurtulma,
Belge takibi ve denetlemesi ile elektronik ortamdan süreçlerin takibi,
Öğrenciye geri bildirim ile öğrenci memnuniyeti artırma,
8
Enstitüler üniversitenin en canlı birimleridir. Gelen evrak ve Giden Evrak sayısı, Canlı
eğitim öğretim akısı, Öğrenci girişi, takibi, mezuniyet işlemleri çok dinamik ve güncel takip,
yoğun işgücü gerektirmektedir.
2013
2014
Nisan)
Gelen Belge
19555
(Ocak- 6110
E-FBE’den Gelen
1761
1119
Giden Belge
11604
3134
Bu bağlamda Lisansüstü Eğitimde iş ve işleyişi düzenlemek, zaman, işgücü ve evrak
sürkülasyonundan tasarruf sağlamak, eğitimin takibi ve kalitenin artırılmasında otomasyon
çok önemli olduğu görülmektedir.
İTÜ Lisansüstü Eğitim OTOMASYON SİSTEMİ örneği:
E-FBE altyapısının tamamlanmasına yönelik çalışmalar
1. KÜTÜK (Elektronik Arşiv ve Belge Yönetim Sistemi) programının yenilenmesi
2. MİMAS (Anabilim Dalları ve Programları Haberleşme ve Bilgi Portalı) programının
yenilenmesi
3. PETEK (Akademik Programların web sayfası) web sayfasının hazırlanması
Yukarıda bahsedilen kazanımlar hem iş yoğunluğunu azaltma hemde zaman tasarrufu
sağlanması açısından önemli bir yere sahiptir. Lisansüstü programlarında sürekli
iyileştirme çalışmaları için daha çok vakit ayırma fırsatı otomasyon sistemi ile
sunulmaktadır.
Doktora mezun sayısı:
Türkiye’de doktora mezun sayısının artırılması Lisansüstü eğitimde kaliteyi artırmak için
göz önünde bulundurulması gereken önemli stratejilerden birisidir. Gelişmiş ülkelerde
milyon kişi başına düşen nitelikli AR-GE çalışanı sayısı daha yoğunken, Türkiye’de bu oran
çok düşük seviyelerdedir. Türkiye’nin uluslararası arenada rekabetinde, sanayimizin AR-GE
kültürünün ve AR-GE yatırımlarının artırılmasında lisansüstü eğitim almış insan kaynağı
ihtiyacının artırılması kaçınılmaz görülmektedir. İlgili istatistiklere bakıldığında özellikle de
doktora mezunu öğrenci sayımızın çok düşük olduğu görülmektedir.
9
PANEL 3: FEN BİLİMLERİ ALANINDA LİSANSÜSTÜ EĞİTİM SORUNLARI, DURUMU VE
ÖNERİLER
Moderatör: Prof. Dr. M. Halidun KELEŞTEMUR
Konuşmacı: Prof. Dr. Durmuş GÜNAY
Panelde fen bilimleri alanında lisansüstü eğitimin mevcut durumuna, lisansüstü eğitim
esnasında karşılaşılan sorunlara ve bu sorunlara karşı çözüm önerileri konuları
tartışılmıştır.




ABD’de 2011 yılı itibariyle lisansüstü öğrenci sayısı yaklaşık 3 milyondur.
ABD’de lisansüstü öğrencilerinin toplam yüksek-öğretim öğrencileri içindeki payı
yaklaşık %14 iken, Türkiye’de bu oran %6 civarındadır.
ABD’de 2010-2011 öğretim yılında yüksek lisans mezun sayısı 731.000 iken, doktora
mezun sayısı 164.000’dir. ABD’nin yıllık doktoralı mezun sayısı Türkiye’de ki mevcut
doktora öğrenci sayısının yaklaşık üç katıdır.
Türkiye’de lisansüstü öğrenci sayılarında 2010 yılından itibaren artış görülmesine
rağmen, lisansüstü mezun öğrenci sayılarında düşüş görülmektedir.
Türkiye’nin doktoralı insangücü talebini karşılamak için üretilmesi gereken doktora sayısı
ne olmalıdır?
Doktora mezunlarına talep iki farklı yerden gelmektedir:
 Üniversitelerin öğretim üyesi ihtiyacını karşılamak için üretilmesi gereken
doktoralar;
 Türkiye’nin Avrupa Araştırma Alanı’nda yer alması ve AB öngörüleri doğrultusunda
AR-GE harcamalarını GSYİH’nın % 3’e çıkarması halinde, gereksinme duyacağı
doktoralı araştırmacılardır.
Her iki talebin karşılanabilmesi için, önümüzdeki ilk 5 yıllık dönemde yılda 11.500, ikinci 5
yıllık dönemde ise yılda 17.000 doktoralı insan kaynağı üretilmesi gerekmektedir.
Türkiye’de son on yılda yüksek lisans ve doktora derecelerini alanların sayısında artış
gözlenmesine rağmen, özellikle doktora mezunlarının sayısının (2012 yılı itibariyle 4505
olan) ülkemizin öğretim üyesi ve araştırmacı açığını kapatmaktan çok uzak olduğu
görülmektedir.
Doktoralı işgücünün hem nicelik hem de nitelik bakımından yükseltmesi için;
 Doktoralı sayısını yeterli düzeye çıkarma yollarını geliştirmek,
 Doktora öğrencilerine eğitimlerini sürdürmeye olanak verecek mali olanakları
sağlamak,
 Doktora programlarının düzenlenmesinde doktoraların kalite artışını sağlayacak
yeni düzenlemelere gitmek,
 Yurtdışı ve içinde doktora sonrası çalışmalar yapılması yollarını geliştirmek,
 Türkiye’de bilim insanı yetiştirme sürecinde ihmal edilen doktora sonrası eğitimin
yaygınlaşmasını sağlamak;
10


Doktora yönetme eğilimlerini güçlendirmek için doktora hoca-larının yararlanacağı
özendiriciler geliştirilmesi;
İş dünyasının da doktoralı insangücü gereksinimini karşılamak için yeni doktora
kanallarının oluşturulması gerekmektedir.
Tablo 2. Türkiye'de Fen bilimleri Lisansüstü eğitimi verileri
Doktora
Tezli Yüksek
Lisans
Tezsiz Yüksek
Lisans
Eğitimi veren üniversite
sayısı (Devlet+Vakıf)
79+28=107
Program tür
sayısı
457
Öğrenci
Sayısı
22 721
91+42=133
746
66 823
33+32=65
279
8 599
Tablo 3. Üniversite türlerine göre FBE öğrenci sayıları (2014)
Devlet Üniversiteleri Vakıf Üniversiteleri
Doktora (%100)
21 247 (%94)
1 474 (%6)
Tezli Yüksek Lisans (%100)
62 805 (%94)
4 018 (%6)
Tezsiz Yüksek Lisans (%100)
5 972 (%69)
2 627 (%31)
FBE Toplam Lisansüstü (%100)
90 024 (%92)
8 119 (%8)
FBE Enstitülerinin mevcut durumu;



Fen bilimleri enstitüsünde yapılan lisansüstü tez çalışmalarının tamamı ile öğretim
elemanı ile öğrencinin birlikte (çoğunluk öğretim elemanının kararı ile)
kararlaştırdıkları konularda yürütülmektedir. Üniversitenin stratejileri, topluma
katkı ve fayda üretilmesi gibi herhangi bir motivasyon ile çalışmaları yönlendiren
unsurlar dikkate alınmamaktadır.
Yapılan tezler patent, know-how vb. nitelikler ile sonuçlandırılmamaktadır. Çok
faydalı olsa bile bunların belgelendirilmesi ve koruma altına alınması çalışmaları
nadiren yapılmaktadır. Bu amaçla, Üniversitelerde Teknoloji Transfer Ofisleri
kurulmuş olsada Fen Bilimleri Ensitütlerinin bu olanağı yeteri derede kullandıkları
söylenemez.
Doktora tezlerinin savunma jürilerinin merkezi olarak gerçekleştirilmesi de tezlerin
kalitelerinin artırılması için önemli olabilir. Öğretim üyesinin kendi arkadaş-ları ile
oluşturduğu jurilerde genel olarak yapılan değerlendirmelerde bilimsel ölçütler
bazen ikinci planda kalabilmektedir.
11
Ülkemizde, lisansüstü sorunları;
 Ciddiyet sorunu: Hocanın öğrenci ile yeterince ilgilenmemesi, lisansüstü eğitim
zorunlu bir eğitim olmamasına rağmen öğrencinin de yeterli ciddiyet göstermemesi,
 Lisansüstü çalışmada, hem öğrenci ve hem de hoca tarafından göze alınacak, çaba
için ön tasavvurda yetersizlik sözkonusu,
 Teamüller sorunu: Örtük Bilgi
 Aşırı ders yükü, yönetim görevi vb. sebeblerle, ve sorumluluk konusundaki zaafiyet
dolayısıyla Öğrenciye yeterince zaman ayırmama,
 İlgisizlik: Kimi hocaların yöneticisi oldukları veya jüri üyesi oldukları tezleri bile
yeterince okumadıkları söylenmektedir,
 Inbreeding: İçten beslenme,
 Nepotizm, kayırmacılık, veya mobing,
 Jüri ve yönetici seçiminde etik ihlaller ve dikkatsizlikler,
 Şeffaflık: Açıklık sorunu,
 Öğretim üyelerinin kendi alanlarında bir enstitü kurup, lisansüstü çalışmaları dar bir
çevre içinde yapma temayülleri,
Fen Bilimleri Enstitülerinin karşılaştığı sorunlara çözüm önerileri;
 Öncelikle, bilimin araştırmanın ne olduğuna dair Felsefi Akademik, ve Entellektüel
zeminin farkındalığı üzerine bir yapılanma ve çalışma yürütülmelidir,
 Bilimin bir paradigma ekseninde yapıldığı şeklin-deki Bilim Felsefesi kabul edilirse,
bilim topluluğunun (Scientific Community) oluşmasına imkan verecek
organizasyonlara dikkat edilmelidir,
 Bir ülkenin rekabet gücü, insan gücü yetiştirme ve bilim ve teknoloji üretme
kapasitesi ile bağlantılıdır,
 Lisansüstü eğitim, özellikle Doktora, bilgi üretien, bilim yapılan düzeydir,
 Bilim yapmak daha önce varolmayan yeni bir bilgi ortaya koymak, insanlığın bilgi
dağarcığına ekleme yapmaktır,
 Bir bilgi ortaya konulduktan sonra yapılan hiç bir şey artık bilim değildir,
 Bilim feragat ve fedakarlık ile yapılır,
 Tarihte de günümüzde de sahici bilim yapılan her yerde bilimsel çalışma aşk ile
yürütülmektedir
Bilim yapılan yer örtük bilgi ve bilgelik alanıdır. Örtük bilgi bilen ile öğrenenin (talep
edenin) birlikteliğinden, hoca ve ögrenci, usta ile çırak ilişkisiyle bilgi ortaya çıkmaktadır.
Bilimde etik sınırlar aşılırsa, değerler boşalır. Kısa yoldan unvan elde etme veya
makalelerde sayısal artış adına bilimsel içeriğin zayıflaması veya bütünüyle içerik
boşalması meydana gelir. İntihal, aşırma, kopya, kopyala-yapıştır, sonuçları çarpıtma
akademik prestiji azaltır. Ayrıca rekabet vb. amaçla yararlanılan kaynakları referans
vermeme akademik etiğe aykırıdır.
Lisansüstü eğitimde dersler, ders kredi miktarı, dönem ders kredilendirmeleri ve AKTS
planlamaları ile ilgili bilinçsiz yönetim ortadan kaldırılmaldır.
12
Türkiye’deki üniversite anlayışında itibar kaybı söz konusudur. Avrupa ülkeleri ve
ABD’deki lisansüstü eğitim rakamlarına bakıldığı zaman bu durum daha net görülmektedir.
Bu durumun önlenmesi için nicelik ve nitelik artırmada gerekli önlemler alınmalıdır. Vizyon
2023 kapsamında hedeflenen rakamlara ulaşma yolunda çaba sarfedilmelidir.
50/D’li araştırma görevlilerinin mevcut durumun çözümü üniversitelerin insiyatifine
bırakılmıştır. Üniversiteler isterlerse 50/D kadrosundaki lisansüstü öğrencilerini 33/A’ya
çevirebilir.
Temel bilimlerin kapatılması ülkemiz için ciddi bir sorundur.
13
PANEL 4: ÜNİVERSİTE SANAYİ İŞBİRLİĞİNDE ENSTİTÜLERİN ROLLERİ
Moderatör: Prof. Dr. Nimetullah BURNAK
Konuşmacı: Mehmet BÜYÜKEKŞİ
Konuşmacı: Prof. Dr. Ufuk YILDIZ
Konuşmacı: Dr. Erkan DANACI
Konuşmacı: Metin NİL
Panelde üniversite sanayi işbirliği konusuna değinilmiştir.
Üniversite sanayi iş birliğinde inovasyon, Ar-Ge, marka ve tasarım konuları ön plana
çıkmaktadır. Bu konular özellikle emek olan sektörlerde ihmal edilmiş, alt yapısı çağın
gereklerine göre uyarlanamamıştır. Üniversiteler ile sanayi arasındaki sıkıntıların çözüme
ulaşması için bu konulara gereken önemin verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, üniversal yapı
içerisinde öğrencilerin ve akademisyenlerin inovasyon, Ar-Ge, marka ve tasarım
konularında sektöre yön verecek yenilikleri takip etmesi ve yurt içi ve yurt dışı
tecrübelerinin olması büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde sanayinin, sanayicinin, özel
sektör elemanlarının önünü açacak üniversal çalışmalara ve inovasyon konusunda
oluşturulacak farklılıklar üniversite-sanayi işbirliğinde büyük bir ivme kazandıracaktır.
Üniversitelerin akıl teri ile sanayinin alın terinin bir araya getirilmesi hem yapılacak
yatırımların daha etkin kullanılması, hem de inovatif ticarete uygun ürünlerin üretilmesi ve
geliştirilmesi konusunda ihtiyaç olduğu ortaya çıkmaktadır.
Üniversiteler, paydaş (öğrenci, sanayi, toplum) odaklı eğitim yapan, bilginin yanında
teknoloji üreten, ürettiği katma değeri sorgulayan, yenilikleri izleyen ve paydaşlarına
önderlik yapan, küresel arenada tanınmış bir kamu kuruluşu iken;
sanayi müşteri odaklı ürün ve hizmet üreten, teknolojisine hakim olması gerektiğinin
bilincinde, yenilenmeye önem veren, ekosistemini (müşteri, çevre, toplum, tedarikçi)
gözeten ve küresel olarak rekabetçi bir ticari kuruluştur. Yani üniversite ve sanayi ilişkisinde
paradigmalar değişmektedir ve bu değişimin iyi bir şekilde yönetilmesi ve buna uygun
olarak mevzuatların oluşturulması/geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda
üniversitelerin en etkin kurum, Lisansüstü eğitim vizyonları ve Lisansüstü eğitim birimleri
üniversite-sanayi işbirliğinde önemli merkezlerdir. Üniversite öğrencilerinin bir sanayi
kuruluşunda yürüttüğü yüksek lisans–doktora tezlerinin belirli niteliklere sahip olması
gerekmektedir. Bunlar şu şekilde özetlenebilir:





Tez konusu şirket ve üniversite’deki danışman tarafından belirlenmeli,
Tez konusu şirketteki bir projenin parçası olmalı,
Tezin bilimsel kalitesi düşük olmamalı,
Tez şirkette (tercihen, tam zamanlı) veya üniversitede yürütülebilir olmalı,
Tez yürütücüsü danışman ve öğrencinin imkanlar ölçüsünde bir proje teşvik
stratejisinin olması gerekliliği
bulunmaktadır.
14
Sanayiciler yapmış olduğu açıklamalarda sanayici ve özel sektör için yüksek lisans
tezlerinin doktora tezlerine göre daha verimli olduğunu vurgulamaktadırlar.
Üniversitelerde yapılan tezlerin, şirketeler, öğrenciler ve üniversiteler açısından birçok
yararları vardır. Özel sektör açısında yürütülecek Projelerin bir sahibinin olması,
çalışmaların zamanında ve kaliteli bir şekilde tamamlanıyor olması, bilimsel bakış açısı ile
kalitenin güvence altına alınması şirketler için önemli yararlarıdır. Yapılan tezin gerçek ile
ilişkisi, motivasyon unsuru, endüstri deneyimi kazandırması, kendine iş imkanı, referans ve
para kazanma imkanı sunması ise lisansüstü öğrenciler için önemli yararları olarak göze
çarpmaktadır. Öğrencilerine gerçek hayattan bir tez konusu sunma olanağının olması,
endüstri ile kuvvetli ilişki kurma olanağı sunması ve yayın için uygun zemin hazırlaması ise
üniversiteler için önemli yararlarıdır.
Üniversite, eğitim amaçlarını ve öğretim programlarını paydaşların (öğrenci, sanayi,
toplum) isteklerini dikkate alarak belirlemeli ve endüstride yer alan paydaşlar ise bu sürece
destek vermeli ve yardımcı olmalıdırlar. Üniversitede temel bilgileri alan gençlerin alan
eğitimlerinin sanayide de devam edeceği bilincinin öğretim üyelerinde ve lisansüstü
öğrencilerde yerleşmesi üniversite-sanayi işbirliğinde aşılacak önemli eşiklerden birisi
olacaktır.
Hazırlanan projelerde başarı oranını artırmak için;
 Proje iyi tanımlanmalı ve kurgulanmalıdır
 Çalışma iki tarafa da yarar getirmelidir
 Hem sanayi, hem de üniversite kendi güçlü yanları ile projeye katkıda bulunmalıdır
 Projenin her iki tarafta da bir sahibi olmalıdır
 Açıkca belirlenmiş hedefleri olmalıdır
 Bellirli bir süresi olmalıdır.
Sanayi ve üniversite ikili ilişkilerinde; yayın için şirketten izin isteme, başka bir şirketle
çalışma kısıtı, ödemeler (kime, nasıl, ne kadar) ve fikri hakların paylaşımı konularında
problemler yaşanmaktadır. Ayrıca; endüstrilerin üniversitelere karşı “Bana her türlü teknik
problemi çözülmüş, ticari başarısı kesin bir ürün getir, hemen yarın para kazanmaya başlayayım”
düşünce ve üniversitelerinde endüstrilere karşı “Sizin bir sürü paranız var. Verin onu bana ben ne
yapılacağını bilirim” düşünce ne yazık ki ikili ilişkiyi öldürmektedir.
“Teknoloji ithal eden toplum” dan “Teknoloji üreten toplum”a dönüşümü başarabilmek için
Üniversiteler:





Ödeme mekanizmasının kolaylaştırılması.
Uzmana ulaşım kolaylığının sağlanması.
Endüstriyel laboratuvarlar kurulması ve işletilmesi.
Üniversite tezlerinin endüstri ile birlikte belirlenmesi.
Üniversitelerde “Endüstri İlişkileri Geliştirme Ofisi/veya Sorumlusu” bulunması konularında
kendini değişime hazırlamalıdır.
15
“Teknoloji ithal eden toplum”dan “Teknoloji üreten toplum’’a dönüşümü başarabilmek için
Sanayiciler ve özel sektör paydaşları:

Kendi teknolojisine hakimiyet, taklitçilikten çok innovatif olmaya çalışmak, şirketlerin
bağımsızlığı ve sürekliliği için şart görülmektedir.
 Teknoloji geliştirmek için;
 Gereken zaman düşünülenden uzun,
 Gereken kaynak düşünülenden fazla,
 Başarı garanti değil,
 Getirisi hesap edilebilenden daha yüksek.
 Sanayinin sorunlarını ve taleplerini “bilimsel dile” çeviren, teknolojiyi geliştirip “ürüne
dönüştüren” arayüzlerin oluşturulması
konularında kendini değişime hazırlamalıdır.
Tüm dünya sanayi ve üniversiteleri çalışmaları esnasında fark yaratmak, hızlı olmak ve rekabetçi
olmak unsurlarını göz önünde bulundurmalıdırlar. Bunun için Ar-Ge odaklı işbirliği olmalı ve ArGeler kurumsallaştırılmalıdır. Üniversite ile sanayi bir noktada buluşma konusunda çaba
sarfetmelidir.
16
PANEL 5: ENSTİTÜLER ARASINDAKİ UYGULAMA FARKLILIKLARI
Moderatör: Prof. Dr. Ahmet ŞAHİNER
Konuşmacı: Doç. Dr. Abdülkadir GÜLLÜ
Konuşmacı: Prof. Dr. Fahri Uluç ÖZBAYOĞLU
Konuşmacı: Prof. Dr. Mustafa DEĞİRMENCİ
Panelde lisansüstü eğitimde başarı odaklı yaklaşımlar, yeni açılan üniversitelerde fen
bilimleri enstitülerinin sorunları ve yeni açılan üniersitelerde Fen Bilimleri Enstitülerinin
sorunları konularına değinilmiştir.
Lisansüstü eğitim; akademik gelişimi taçlandıran, bilimsel araştırma yöntemleri temelinde
bilgilere erişerek, onları değerlendirme ve yorumlama yeteneği kazandıran, kişilerin bir
dalda uzmanlaşmasını hedefleyen bir süreçtir. Yüzyıllardır bu hedeflere erişmek için pek
çok metot geliştirilmiş, uygulanmış, bunların çıktıları değerlendirilmiş ve karşılaşılan
olumsuzluklar giderilmeye çalışılmıştır.
Geliştirilen çok sayıda çözüm metoduna ve teknolojik ilerlemeye rağmen, sürekli gelişen
dünyamızda her zaman öğrenmeyi gerektiren yeni yaklaşımlara ve teknolojilere ihtiyaç
duyulmaktadır. Bu alanda çözüm üretmesi gereken kurumların başında da enstitüler
gelmektedir.
Enstitüler; gerek verdiği hizmetler gerekse eğitim-öğretim faaliyetleri çerçevesinde
sunduğu çözümler ile bu gelişmelerin önünü açarak yeni teknolojilerin, fikirlerin, teorilerin,
uygulamaların hayata geçirilmesini sağlayan, bunu insanlığın hizmetine sunan en önemli
kurumlardır. Enstitülerin yönetim felsefesi yenilikçi, bilimsellik, adillik, objektiflik ve
şeffaflık unsurlarını içermektedir.
 Proje çalışması yapanların akademik çalışması teşvik edilerek lisansüstü bir
programa dâhil edilmeleri kolaylaştırılmalıdır.
 Bölüm birincisi olarak mezun olanlara özel kontenjan verilerek lisansüstü
çalışmalara girmeleri özendiril-melidir.
 Çalışmaların sergilenmeleri ve araştırmacı paydaşlar ve sanayici ile buluşturulmaları
sağlanmalıdır.
 Yapılan tezlerin haber değeri taşıyanları sosyal medya ile paylaşılmalıdır.
 Çalışmaların ekonomik bir değere dönüşmesi, inovasyon değeri taşıyanların da
patentli bir ürün haline getirilmesi teşvik edilmelidir.
 Çalışmalardan bilimsel yayınlar çıkarılması sonucun bir parçası olmalıdır.
 Akademik çalışmalarda başarının tesadüf olmadığı, planlı ve programlı bir
çalışmanın gerekliliği vurgulanmalıdır.
 İyi bir ön hazırlığın doğru bir sonuca ulaşmanın temelini oluşturacağı
araştırmacılara anlatılmalıdır.
 Daha iyinin her zaman bir sonraki çalışmada saklı olduğu ve çalışmanın
sürekliliğinin, rekabet etme ve ayakta kalmanın bir ilkesi olduğu vurgulanmalıdır.
 Lisansüstü eğitime verilecek destek ve değerin, ülke gelişmişliğine ve milletin
refahına katkı sağlayacağı unutulmamalıdır.
17
 Ülkelerin gerçek gücünün ürettiği bilim ve teknoloji olduğu iyi anlaşılmalı,
anlatılmalı ve araştırmacılara ve araştırma laboratuarlarına verilen önem
artırılmalıdır.
 Başarı için akademik bir disiplinin şart olduğu öğretilmelidir.
 Başarılı araştırmacılar ödüllendirilmelidir.
Fen Bilimleri Enstitüleri kurulmuş ve aktif olarak etkinliklerde bulunan bazı
üniversitelerde, söz konusu bu enstitülerin , yeterince organize olamadıkları bir gerçek ve
gerek personel ve gerekse donanım itibariyle etkin olmadıkları görülmektedir. Bu sorunun
ortadan kaldırılması için Fen Bilimleri Enstitülerinin ülke çapında bir haberleşme ağına
sahip olması ve sürekli bilgi alışverişinde bulunulması yararlı olacaktır.
Yeni açılan üniversitelerde, devamsız ve ilgisiz lisansüstü öğrencileri, sorun teşkil
etmektedir. Yeni düzenlemelere göre de, söz konusu öğrencilerden, harç parası
alınmaması , durumu daha da güç hale getirmektedir. Özellikle erkek öğrenciler , askerlik
hizmetlerini ertelemek için bu yöntemi bir araç olarak görmekte ve uzun bir süre , bu
durumu, askerlik hizmetini erteleme fırsatı olarak değerlendirmekteler. Bu durumda
bulunan devamsız öğrencilerin, ilişiklerinin kesilmesi için gerekli yasal düzenlemeler bir an
önce devreye konmalı ve lisansüstü eğitimindeki bu gereksiz yığılma bir şekilde
azaltılmalıdır.
İlgisiz ve devamsız öğrenciler, danışman listeleri için bir yük oluşturmakta ve mevzuat
gereği bu öğrencilerin enstitülerle ilişiğinin kesilmesi mümkün olamamaktadır. Kendi isteği
ile ayrılmadığı sürece, söz konusu öğrenciler, danışman listesini işgal etmekte ve lisansüstü
çalışma yapmak isteyen diğer öğrencilerin önünü kesmektedirler. Devamsız öğrencilerin,
ilişiklerinin kesilebilmesi ve diğer gayretli ve iyi niyetli öğrencilerin önünü açacaktır.
Yeni kanuna göre açılmış olan üniversitelerde lisansüstü çalışmaların daha etkin ve yararlı
olarak yapılabilmesi için, bazı teşvik önlemlerinin sağlanması gerekmektedir. Lisans
eğitiminin ardından, akademisyenliğe hazırlık için ilk adımı oluşturan, lisansüstü
çalışmaların teşvik edilebilmesi için, mali kaynakların artırılması kaçınılmazdır.
Ülkemizin her yöresinde kurulmuş olan yeni üniversitelere, akademisyen açığı önemli bir
sorun olarak görülmektedir.
Enstitüler arasındaki farklı uygulamalarda yaşanan önemli konulardan birisi danışmanlık
belirleme ve uzmanlık alan dersi farklılıklarıdır.
Enstitüler arasındaki diğer bir farklılıkta 50/D ile ataması yapılmış araştırma görevlilerinin
görev sürelerinin dolmasının “öğrencinin yüksek lisansa başladığı tarih mi?” yoksa “50/D
kadrosuna geçme tarihinin mi?” baz alınacağı konusu net değildir. 50/D kadrosunda
bulunan doktora için yeterli dil puanı bulunmayan yüksek lisans öğrencilerinin yeterli dil
puanını alması için verilen sürede farklılıklar bulunmaktadır.
18
PANEL 6: LİSANSÜSTÜ EĞİTİMDE STAJ EĞİTİMİNİN YERİ VE ÖNEMİ
Moderatör: Prof. Dr. Turgut AYGÜN
Konuşmacı: Prof. Dr. Şadi ŞEN
Panelde lisansüstü eğitimde staj eğitiminin yeri ve önemi konusuna değinilmiştir.
Ülkemizde Lisansüstü programlarda uygulamaya konulmayan staj programının Lisansüstü
düzeyde de programa alınması önerilmiştir. Sağlanacak staj programı ile pratik beceri
kazanan öğrencilere, mezun olduktan sonra mesleklerini daha bilinçli ve olumlu alanlarda
kullanabilmelerinin yolunun açılacağı, kendi işyerini açma becerisi ve cesaretine sahip
olabilecekleri. Öncelikle staj programının isteğe bağlı olarak uygulanmasının uygun olacağı
vurgulanmıştır.
Lisansüstü programlarda uygulanacak staj programının beklenen yararları






Lisansüstü düzeyde kurum işlerine hakimiyeti ve algılama becerileri gelişmiş
düzeyde olup, iş ortamına yatkınlıklarından dolayı staj yapacakların kuruma katkısı
üst düzeyde olacaktır. Böylece bu kurumlar mezuniyet sonrası sektörü bilen genç,
dinamik, tecrübeli ve donanımlı bir elemanla çalışma şansı bulacaktır.
İş bulmada staj yapanların edindikleri bilgi ve beceriyi uygulama avantajı,
kendilerine iş bulmada mutlak bir öncelik sağlayacaktır.
Doktora programında staj yapan öğrencilerin mezuniyetlerini takip eden dönemde
akademisyen olarak görev yapmaları halinde (kamu ve özel sektör birimlerinde)
mesleki alanda edinmiş oldukları pratik bilgi ve beceriyi, kendi araştırmalarında,
uygulamalarının yanında Lisans öğrencilerinin eğitimi yönünde de kullanacaklardır.
Sanayinin ve çeşitli iş kollarında eksikliklerin neler olduğunu açığa çıkarmaları ve
çözüm önerileri ile de SANTEZ projelerinde ülke yararına olumlu projelerde yer
almaları sürpriz bir durum teşkil etmeyecektir.
Akademik hayatta yayın yapmanın önemi yanında sanayinin problemlerini çözmeye
yönelik pratik uygulamada gerekli çalışmaların ,yüksek düzeyde bilgi birikimine
sahip akademik genç beyinlerin potansiyellerinin sanayinin
problemlerinin
çözümüne aktarılması, ülkenin sanayi ve teknolojisinin gelişimine katkı sağlaması
açısından oldukça önemlidir.
Sanayi-üniversite işbirliği staj programı uygulamasıyla kısmen sağlanmış olacaktır.
Üniversite-sanayi dirsek temasının sağlanması zamanla üst düzeylere
çekilebilecektir. Bu kurumlarımızın birbirlerinin varlığından habersiz olmalarının –
birkaç istisna dışında-önüne geçilmiş olacaktır .
ancak panelde Lisansüstü eğitimde staj uygulamalarının süre, mevzuat, ders yükü,
lisansüstü programın içeriğine uygunlu açısında önemli sakıncalarının olduğu tartışılmıştır.
19
Download

fen bilimleri enstitüleri lisansüstü eğitim sempozyumu sonuç raporu