İMMOBİLİZASYON
VE OSTEOPOROZ
Doç. Dr. Sevgisun Kapucu
HÜ Hemşirelik Fakültesi
Osteoporoz
 Osteoporoz
önemli bir toplum sağlığı
problemi olup, düşük kemik kitlesi ile
karakterize sistemik bir hastalıktır.
 Her yaşta ve popülasyonda ortaya
çıkar.
 Osteoporozlu
kimselerde ya hayatın
erken dönemlerinde kemik dokusu
daha az gelişmiştir, ya da bu kişilerde
ileri yaşlarda görülen kemik kaybı
diğerlerine oranla daha hızlıdır.
 Özellikle yüksek kalça ve vertebra
fraktürü insidansı nedeniyle; önemli
fiziksel, psikolojik ve finansal
sorunlara yol açar.
Günümüzde artan yaşlı nüfusla birlikte
osteoporoz görülme sıklığı artmış ve
beraberinde getirdiği sağlık sorunları
nedeniyle ciddi bir yaşamsal tehdit haline
gelmiştir.
 Kırık tedavisi açısından baktığımızda
ortopedi kliniğindeki yatakların önemli bir
kısmında osteoporotik kalça kırıkları
hastalarının yattığını görmekteyiz.

OSTEOPOROZ - ÖNEMİ
•Hedef: Riskli bireylerin saptanması ile
uygun tedavinin düzenlenmesi ve ilk
kırığın ortaya çıkışının önlenmesidir.
•Bir kırık ortaya çıktıktan sonra amaç
tekrarlayan kırıkların önlenmesidir.
YAŞLA İLİŞKİLİDİR




Kırk beş yaş üzerinde oluşan kırıkların %70’inin
osteoporoz nedeniyle oluştuğu söylenmektedir.
Menapoz sonrasında kadınların yaklaşık yarısında
osteoporoz nedeniyle spontan kırık gelişmektedir
Altmış yaş üzeri bayanların dörtte birinde vertebral
deformite gelişmekte ve bunların %15’i yaşam süreleri
içerisinde vertebral kırıklarla karşılaşmaktadır
Ayrıca kadınlarda osteoporoza bağlı kırık riski erkeklere
oranla üç kat daha fazladır.
TANIM



Osteoporoz; kemiğin birim hacmine düşen,
kemik dokusunun azalmasıdır ve genellikle
asemptomatik seyreder.
Kemik yoğunluğunun azalarak normalde kemiğe
hasar veremeyecek travmanın kırıklara yol açtığı
durum osteoporoz olarak adlandırılmaktadır. Bu
yönüyle osteoporoz bir sendromdur.
Mineralize ve mineralize olmayan kemik
oranında bir değişme olmaksızın kemik
kütlesinde azalma oluşur. Buna kemik
dokusunun mikro yapısının bozulması eşlik eder.
KEMİK HÜCRELERİ
1. Osteoklastlar
2. Osteoblastlar
3. Osteositler
1. Osteoklastlar:
-Kemik rezorbe edici hücrelerdir.
-Farklılaşmış osteoklastlar kemik
matriksinin çözünmesi/sindirimi için gerekli
matriks metalloproteinazları ve katepsin K
gibi asit ve enzimleri salgılarlar.
2. Osteoblastlar:
-Ana fonksiyonları osteoid sentezi ve
mineralizasyonudur.
-Mineralizasyon için tip 1 kollajen ve alkalen
fosfataz (ALP) gibi osteoblast aktivitesinin
belirteçleri olan iki faktör gerekir.
-Ek olarak bu hücreler osteoklast gelişimini ve
fonksiyonunu düzenleyen bir çok faktör
üretirler.
3.Osteositler:
-Son derece farklılaşmış osteoblastlardır ve
erişkin iskeletindeki kemik hücrelerinin yaklaşık
%90’ını oluştururlar.
-Osteositler kemikte fiziksel zorlamaları
algılarlar, uygun modeling veya remodeling
yanıtının başlatılması için mekanosensörler
olarak hareket ederler.
DORUK KEMİK KÜTLESİ
•Doruk kemik kütlesi genetik, fiziksel aktivite, hormonal durum,
kalsiyum alımı ve beslenme gibi faktörlerle belirlenir.
•Genetik: Kollajen tip 1 alfa 1 (COL1A1) geninin polimorfizmlerinin
hem KMY hem de kırık ile ilişkili olduğu görülmüştür.
•Doruk kemik kütlesine ulaşmada seks steroidleri büyük rol oynar.
•Çocukluk çağında ve adölesan çağda kemik kütlesi yaşamın
ikinci on yılında doruğa ulaşacak şekilde artar.
-Kız çocuklarda kemik kütlesindeki artış hızı menarştan sonra
hızla düşer.
-Erkek çocuklarda 17 yaşına kadar devam eder.
DORUK KEMİK KÜTLESİ
•Doruk kemik yoğunluğu 20-30 yaşları arasında
kazanılmaktadır. Bu nedenle bu yaşlardan önce başlayacak
uygun diyet ve egzersiz programları doruk kemik kütlesinin
daha yüksek olmasını sağlayacaktır.
•Kemik kütlesi yaşamın üçüncü dekadında pik yapar ve daha
sonra yavaşça azalır.
•Kemik kaybı dördüncü dekad da başlar (yaklaşık %0,5 yıllık
kayıp)
•Perimenopozal dönemde ve menopozdan sonraki yedi yılda
kadınlarda doğrudan östrojen yetersizliği ile ilişkili yıllık %3
kemik kaybı olur.
TARİHÇE

İlk kez 1829’da Jean Georges Lobstein
tarafından tarif edilmiştir.

Osteoporoz terimi 20. yüzyılda kullanılmaya
başlanmıştır.
Menopoza bağlı osteoporoz ise ancak 1940
yılında Fuller Albrigt ve arkadaşlarınca tarif
edilmiş ve nedenin östrojen yetmezliği olduğu
belirtilmiştir.

Osteoporoz Tipleri
Tip I (postmenopozal)
Postmenopozal osteoporoz primer olarak
östrojen yetersizliğine,

Tip II (senil)
Senil osteoporoz ise yaşlanan iskelete, D
vitamini metabolizmasındaki bozulma ve
kalsiyum yetersizliğine bağlıdır.

Osteoporoz Tipleri
Birinci tip osteoporoz
 Genellikle menapoz dönemi kadınlarda,
kimi zaman erkeklerde de görülebilir,
 50-65 yaşlarda başlar
 Kadınlarda erkeklere oranla 50 kat daha
yaygındır.
İkinci tip osteoporoz
 Genellikle
75 yaşından sonra ortaya
çıktığından yaşlılık osteoporozuda
denir
 Kadınlarda erkeklere oranla iki kat
fazla görünür.
Üçüncü tip osteoporoz
İlaç tedavisi (heparin, antibiyotikler,
kortikosteroitler)
 İç salgı sistemi hastalıkları (diyabet,
akromegali, hipertiroidizm vb)
 Bütün vücudu etkileyen hastalıklardan
(lösemi, lenfoma, kötü huylu tümörler,
Akdeniz anemisi, C vitamini eksikliği,
kronik karaciğer hastalıkları vb) sonra
ortaya çıkar.

Osteoporozdaki en önemli risk
faktörleri;






Yaş,
Cinsiyet,
Vücut Ağırlığı,
Menopoz,
Hormonal Nedenler,
Genetik ve Irksal
Nedenler,





Beslenme,
Yaşam Tarzı
Sigara ve Alkol
Kullanımı,
İmmobilizasyon,
Çeşitli İlaçlar ve
Hastalıklar
Yaş
İlerleyen yaşla birlikte bağırsaklardan
kalsiyum ve D vitamini emilimi,
böbreklerden aktif D vitamini oluşumu
azalır.
 Kalsiyum seviyesinin azalması
parathormon seviyesini arttırır, böylece
kemik rezorpsiyonu artar.
 Dolayısıyla osteoporoza yatkınlık oluşur.

Yaşlılık
İntestinal kalsiyum emiliminde azalma
 Paratiroid hormonda yükselme
 Kalsitoninde azalma
 Kemik multisellüler ünitenin yaşlanması

Hormonal
 Kadın
cinsiyet
 Erken menopoz
 Geç menarş
 Nulliparite
 Egzersize bağlı amenore
Menopoz




Kadınlarda menopoz dönemindeki hormon
(östrojen) yetersizliği nedeni ile kemik kaybının
hızlandığı bilinmektedir.
Kemik kütle kaybı menopoza kadar her iki
cinsiyette de aynı olurken, kadında menopoz ve
menopoz sonrası dönemde hızlı bir artış olur.
Menopozdan sonraki ilk 5 yılda bu kayıp,
erkeklere oranla kadınlarda 6 kat daha fazladır.
Kemik kaybı ilk 5 yılda %11, sonraki 20 yılda %5
olarak gerçekleşir.
Vücut Ağırlığı
Vücut ağırlığının kemik kaybı ile ilişkili
olduğu gösterilmiştir.
 70 kg’dan daha zayıf olan kadınların ve
vücut ağırlığının %5’inden fazlasını
kaybedenlerin, daha hızlı kemik kaybı
gösterdikleri belirtilmektedir.

Genetik ve ırk
Ailede osteoporotik kırık hikayesi
 Düşük doruk kemik kütlesi
 Beyaz ırk
 Sarışın, ince ve solgun derili olma
 Düşük vücut ağırlığı (< 58 kg)
 Monozigot ikizlerde anne ve kızlarında
uyumluluk

Beslenme



Beslenme osteoporozun patogenezinde, önlenmesinde
ve tedavisinde önemli rol oynar. Kalsiyum, potasyum,
magnezyum, fosfor, D vitamini ve proteinden zengin
beslenme çocukluk ve büyüme çağlarında doruk kemik
kütlesine ulaşmada büyük önem taşır.
Kalsiyum ve D vitaminin yaşlılarda kemik kütlesini
koruduğu ve kırık riskini azalttığı gösterilmiştir. NOF 50
yaş üstü bireylerde günlük ortalama 1200 mg kalsiyum
ve 800-1000 U vitamin D alımını önermektedir.
Bunun yanında demir, bakır, çinko, magnezyum ve K
vitamini de alınmalıdır. Sigara, kahve, alkol ve fazla tuz
tüketiminden kaçınmaları önerilmelidir.
Beslenme
Düşük kalsiyum ve D vitamini alımı
 Proteinden zengin diyet
 Yüksek sodyumlu gıda tüketimi

Alkol alımı
Alkol, mineral metabolizmasında
değişikliklere neden olarak kemik
kütlesinde kayıplara neden olur.
 Karaciğer hastalığı olmasa bile D vitamini
düzeyi, kalsiyum emilimi azalır ve atılımı
artar.
 Bunlar kemik dansitesini azaltarak, fraktür
riskini de arttırabilir

Sigara kullanımı



Östrojen yapımını ve kullanımını azaltarak erken
menopoza, dolayısıyla osteoporoza neden
olmaktadır.
Sigara tüketiminin genel olarak osteoporoz ve
fraktür oluşumunda önemli bir risk faktörü
olduğu bilinmektedir.
Sigara içimi ile osteoporoz arasındaki ilişki,
nikotinin çeşitli etkilerine de bağlıdır.
İmmobilizasyon





Kemik kaybının önemli bir nedenidir.
Sedanter yaşam tarzının artmış fraktür riski ile
birlikte olduğu belirlenmiştir.
Yüksek düzeylerde fiziksel aktivite kemiğe aşırı
miktarda mekanik güç bindirir.
Bu güç, kemiğin dayanıklılığını arttırır.
Fiziksel aktivite yokluğunda veya azlığında
kemik kaybının ve kalsiyum atılımının artışı ve
osteoporozun ortaya çıkışı kaçınılmazdır
İmmobilite
Fiziksel aktivitenin yapılmasındaki sınırlılık
ya da hareket yeteneğindeki yetersizlik
olarak tanımlanabilir,
 Klinik olarak GYA’lerinin yapılamaması,
sınırlanması ya da yetersizliği olarak ifade
edilebilir.

Yaşlıda mobilite engelleri
nelerdir?
Fiziksel Engeller
 Mental Engeller
 Sosyal Engeller

Fiziksel Engeller
Eklem sorunları (diz ve kalçadaki
osteoartrit)
 Nörolojik sorunlar (denge sorunu, inme,
parkinson)
 Düşme öyküsü
 Duyusal kayıplar (sağırlık, görme kaybı)
 Kardiyovasküler-solunum hastalıkları

Mental Engeller
Aktif yaşam beklentisinin azalması
 Uyum ve yaratıcılık yönlerin kaybı
 Sosyal ilişkilerin azalmasıyla içe kapanma,
depresyon
 Anksiyete ve dışarı çıkma korkusu

Sosyal Engeller
Emeklilik (sosyal ilişkileri azaltır, araç
kullanmaya ilişkin olumsuz düşünceler ve
araçların satılması evden çıkmayı
engeller)
 Tek başına yaşama
 Eve kapanma, dışarıda ilgilerini çekecek
aktivitelerin olmaması

Yaşam stili
Sedanter yaşam
 Sigara, alkol kullamını
 Fazla kahve tüketimi
 Güneş ışığına az maruz kalma

1.
İlaçlar
Uzun süreli furosamide, antikonvülsan ve
kortikosteroid grubu ilaçların kullanımı
yaygın kemik kaybına yol açarak fraktür
gelişimine neden olabilir.
 Ayrıca kemik yapımını baskılayarak,
bağırsaklardan kalsiyum emilimini
azaltarak, kemik yıkımı ve böbreklerden
kalsiyum atılımını da arttırarak osteoporoz
gelişimine neden olurlar.

1.
Hastalıklar ve İlaçlar








Hiperparatiroidi
Hipertiroidi
CVH, Parkinson
Romatoid artrit
Cushing sendromu
Gastrektomi
Tip I Diabet
Diğer (KOAH,
Bağırsak hastalıkları,
organ
transplantasyonu)







Heparin
Antikonvülsanlar
Aliminyum içeren
antiasitler
Glukokortikoidler
Kalsiüri yapan
diüreteikler
Kemoterapötikler
Tiroid hormonları
Osteoporoz hastalığının sebebinin
araştırılmasında, tanısında hastalığın
takibinde;
Sadece muayene yeterli değildir; film,
kemik yoğunluğu ölçümleri, kan ve idrar
incelemeleri de gerekmektedir.
 Direkt radyografiler hastada bel, sırt ağrısı
yapacak başka sorunlar olup olmadığını
veya omurgalarda kırık olup olmadığını
değerlendirmek açısından gereklidir.

OSTEOPOROZDA TANI
Osteoprozda tanı çalışmalarının amacı:
Osteoporoz olup olmadığını
değerlendirmek, osteoporoz riskini tahmin
etmek, osteopeniye neden olan diğer
hastalıkları elimine etmek ve tedavinin
etkinliğini değerlendirmektir.
 Kemik yıkımı ve yapımı ile ilgili bulgular
kemik yoğunluğunun ölçülmesi ve kemik
döngüsünün biyokimyasal belirleyicilerinin
belirlenmesi ile mümkündür.

En çok kullanılan biyokimyasal
belirleyiciler
Kemiğe özel alkalen fosfataz (BALP) yeni yapılmakta olan matriskten dolaşıma
serbestleşir. Bu bulguya kan analizi ile
ulaşılabilir.
 Osteokalsin - osteoblastlar tarafından sentez
edilir
 Deoksipridinolin (DPD) –osteoklastların
matriks kolegenlerini parçalaması ile
serbestleşir. Bilgi için idrar analizi yapılır.

Kemik Mineral Yoğunluğu Ölçümü (Dual Energy
X-Ray Densitometri “DEXA” sıklıkla kullanılan
yöntem.
 Kemik yoğunluk
ölçümleri 1.5-2 yıl ara ile
yapılan incelemelerdir ve
kontrollerde
karşılaştırma
yapılabilmesi açısından
aynı aletle yapılması
önerilmektedir
BELİRTİLER
Hastalık hiçbir belirti vermeden sinsice
ilerleyebilir ve kontroller sırasında tanısı
konabilir.
 Bel ve sırt ağrısı
 Boyda kısalma,
 Omurgada kırık
 Sırtta kamburlaşma,
 Omuzlarda yuvarlaklaşma
 El bileğinde kırık
 Kaburga kırıkları
 Kalça kemiğinde kırık olabilir.
OSTEOPOROZ TEDAVİSİ
Osteoporoz tedavisinde kullanılan
ilaçlar iki grupta incelenebilir:
 Kemik
resorbsiyonunu önleyen
(antiresorbtif) ilaçlar
 Kemik formasyonunu arttıran ilaçlar
Tedavi Endikasyonu (NOF ’a göre)







Postmenopozal Kadınlar,
50 Yaş ve Üzeri Erkeklerde T Skorunun -2,5 ve Altında
Olması,
Kalça veya Vertebral Kırık Olması,
Düşük Kemik Dansitesi (T Skoru –1 İle –2,5 Arası)
Birlikte Kırık Hikâyesi,
Düşük Kemik Dansitesi İle Birlikte Kırık Riskini Artıran
İkincil Nedenlerin Olması,
Düşük Kemik Dansitesi ve FRAX Skorlamasına Göre 10
Yıllık Kalça Kırık Olasılığı Riskinin %3 ve Üzerinde
10 Yıllık Kırık Olasılığı Riskinin %20 ve Üzerinde Olması
Olarak Belirlenmiştir
Yaygın olarak kullanılan
antiresorbtif maddeler:
 Estrojen
replasman tedavisi
 Kalsitonin
 Bifosfonatlar
 D vitamini
 Kalsiyum
Bifosfonatlar





Alendronat, Risedronat, İbandronat ve
Zolendronattır.
Alendronat haftada bir,
Risedronat haftada bir ve ayda bir ardışık,
İbandronat ayda bir ve üç ayda bir,
Zolendronat yılda bir kullanım şekline sahiptir.
Zolendronat enjeksiyon olarak uygulanırken
diğerleri oral olarak kullanılmaktadır.
Bifosfonatlar
Yaşlılarda kalça kırık riskini en çok azaltan
ilaçlar bisfosfonatlardır.
 Kesildikten sonra da kemik üzerine olumlu
etkileri devam etmektedir.
 Senil osteoporoz ve erkek osteoporozunda
tercih edilecek ajanlardır.

Bifosfonatların Yan Etkileri
En önemli yan etkileri olan
gastroösefageal reflü ve gastrointestinal
sistem yan etkileri boş mideye bol su ile
alınması ve 30- 60 dakika dik pozisyonda
durulması ile büyük ölçüde azaltılabilir.
 Kreatinin klirensi 30ml/dk’nın altında olan
hastalarda kullanılmamalıdır.

Kemik Formasyonunu Arttıran
İlaçlar
 Sodyum
Fluoride
 Paratiroid Hormonu
 Büyüme Faktörleri
Paratiroit hormon (Teriparatit)






Kemik formasyon arttırıcı ilaçtır.
Postmenopozal kadınlarda vertebral ve nonvertebral
kırık riskini azaltır.
Erkek osteoporozunda ise sadece vertebral kırık riskini
azaltmaktadır.
65 yaş ve üzeri hastalarda, yaygın vertebral kırığı
olanlarda tercih edilebilir ancak yüksek maliyeti
nedeniyle diğer ilaçlara cevap alınmayan hastalarda
kullanılmalıdır.
Günlük subkutan enjeksiyon şeklinde kullanılır.
Kontraendikasyonları: hiperkalsemi, osteosarkom,
metastatik kemik hastalığı ve Paget hastalığıdır
Kalsitoninler





Vertebral kırıkların önlenmesinde etkilidir.
Senil osteoporozda önemli olan vertebra dışı
kırıklara ve kalça kırıklarına etkisi
saptanmamıştır.
Analjezik etkisi de olması sebebiyle ağrılı
vertebral kırıklarda tercih edilebilir.
Diğer ilaçların kullanılamadığı durumlarda
alternatif ilaç olarak tercih edilebilir.
Erkek osteoporozunda endikasyonu vardır
OSTEOPOROZDAN KORUNMA
Kemik kitlesinin kadınlarda 20’li yaşlarda arttığı,
daha sonra artışın azaldığı bilinmektedir.
 Erken erişkin yaşlarda kemik kitlesi ne kadar
yüksek olursa postmenopozal yıkımdan kadınlar
o kadar az etkilenecektir.
 Genç kızların ve premenopoz dönemdeki
kadınların kemik kitlesini arttırmaya ve
osteropozu önlemeye yönelik davranış
geliştirmeleri desteklenmelidir
Egzersizle osteoporozlu
kadınlarda bile kemik kitle
artışı olduğu belirlenmiştir
 Hızlı yürüme, tenis, dans etme,
bisiklet binme, aerobik, hafif ağırlık
kaldırma gibi sırt ve pektoral kasları çalıştıran
egzersizlerin kemik kitlesinde artışa neden
olduğu
 Yeterli Ca alarak ya da Hormon Replasman
Tedavisi ile birlikte yapıldıkları taktirde daha etkili
olduğu bildirilmektedir.
 Kesin bir bilgi olmamakla birlikte haftada iki gün
30’ar dakikalık sürelerle egzersizin yeterli
olacağı belirtilmektedir.

Yaşa göre Ca ihtiyacı







0-6 ay 400mg
6ay-1 yaş 600mg
1-10 yaş 800-1200mg
11-24 yaş 1200-1500mg
25-50 yaş 1000mg
Menopozda östrojen alan kadın 1000
Menopozda östrojen almayan 1500mg Gebe
veya loğusa kadın 1200-1500mg
KALSİYUMU HANGİ BESİNLERDEN ALIRIZ?
Süt ve süt ürünleri
Küçük balıklar
Soya fasulyesi
Baklagiller
Fındık
Koyu yeşil
yapraklı
sebzeler


Günde ortalama 15 dakika el, yüz, kol ve
bacakların güneşlendirilmesinin vücudun D
vitamini ihtiyacının karşılanmasında yeterli
olduğu tespit edilmiştir.
Güneş ışığından yeterince yararlanamayan
kadınların özellikle premenopozal ve
postmenopozal dönemde dışardan D vitamini
verilerek desteklenmeleri önerilmektedir.
Kadınların aşırı zayıflıktan kaçınmaları
önerilmelidir.
 Çünkü yaşa göre olması gereken kiloya
sahip olmak hem kemikler üzerindeki
istenilen baskıyı arttırır, hem de estrojen
yapımını sağlar.


Osteoklastik hareketi arttıran sigaranın
azaltılması ya da tamamen bırakılması,
aşırı alkol ve kafein tüketiminden
kaçınılması gerekmektedir.
Yüksek proteinli diyetten kaçınılmalı.
 Ca içeren gıdalar ya da Ca suplementi ile
birlikte C vitamini içeren gıdaların alınması
alışkanlık haline getirilmelidir.

Premenopozal ve postmenopozal
dönemde uygun tetkik yöntemleri aracılığı
ile risk altındaki kadınlar belirlenmelidir.
 Kemik döngü hızı yüksek olan, ya da
kemik dansitesi 1 SD düşük olan kadınlara
HRT önerilmelidir.

OSTEOPOROZUN ÖNLENMESİNDE
VE TEDAVİSİNDE HEMŞİRENİN ROLÜ
Osteoporoz riski altındaki grupları belirleyebilmeli
 Genç kız ve kadınlara
- Hareketsiz yaşamdan kaçınmaları, düzenli
olarak hafif sporlar yapmaları, ağır sporlardan
kaçınmaları
- Güneş ışığından yeterli şekilde yararlanmalarının
Önemi
- Ca ve C vitamininden zengin gıdalar tüketmeleri
Aşırı zayıflıktan, sigara, alkol ve kafein
tüketiminden kaçınmaları
- Premenopozal ve postmenopozal dönemde
kemik dansitelerini ölçtürmeleri
- Menopozda HRT kullanımının önemi ve
kontrendikasyon durumlarında alternatif
tedaviler konularında bilgi verebilmeli
- Verilen bilgilerin kemik sağlığının geliştirilmesinde
yardımcı olacak davranışlara dünüştürmeleri
konusunda yardım edebilmeli ve bu konularda
sorunları olanlara danışmanlık yapabilmelidir.

HEMŞİRELİK TANILARI
Fiziksel harekette bozulma
 Potansiyel komplikasyon : Kırık oluşma
riski
 Ağrı
 Tedavi Planını Yönetmede Bireysel
Yetersizlik
 Bilgi eksikliği

Gizliliğinizi korumaya yardımcı olmak için PowerPoint bu resmin otomatik olarak karşıdan yüklenmesini engelledi.
Güçlü kemikler güçlü yaşamların, güçlü
yaşamlarda güçlü geleceklerin yapı
taşıdır.
Download

immobilizasyon ve osteoporoz