3 Nisan 2014, Perşembe
TORAKS 2014 BAŞLIYOR
17.
YILLIK KONGREMİZE
HOŞGELDİNİZ
Değerli meslektaşlarım,
Ülkemizin en büyük Göğüs Hastalıkları Uzmanlık Derneği olan Türk Toraks
Derneği’nin 17. Yıllık Kongresi’nin
başkanı olmanın gurur ve mutluluğunu
yaşıyorum.
Geçen yıl kongre hazırlıklarımıza başlarken ülkemizin de içinden geçtiği sosyal olayların etkisi ile yeşil bir kongre
olmasını arzulayarak “Doğayı korumak”
temasını seçmeyi uygun bulduk. Gerek
bilimsel programda, gerekse diğer aktivitelerde doğayı “sağlıklı bir nefes için”
korumamız gerektiğinin önemini vurgulamayı amaçladık.
Dün akşamki coşkulu açılışla başlayan
kongremizde göğüs hastalıkları, göğüs
cerrahisi ve pediatrik göğüs hastalıkları alanlarındaki birçok konuda son gelişmelerin detaylı olarak ele alındığı 81
oturumda yurtiçi ve yurtdışından alanında deneyimli 400’e yakın meslektaşımız
bilgi ve deneyimlerini sizlerle paylaşıyor olacaklar. Ayrıca 3 gün boyunca araştırma ve olguların sunulacağı 25 sözlü sunum ve 37 poster oturumunu tartışma
fırsatımız olacak.
Bu yıl kongremizde önceki yıllardan farklı olarak, akciğer sağlığını tehdit eden
konuların, güncel sağlık politikalarının ve hekimlik ortamının tartışılacağı paraleli olmayan ana oturumlar yapılacak. Konu başlıkları özenle seçilen bu oturumlara, bilgilenmek, bilgilendirmek ve görüşlerinizi paylaşmak için hepinizi davet
etmek istiyorum.
Amerikan Toraks Derneği (ATS), Avrupa Solunum Derneği (ERS) ve Hindistan
Solunum Derneği Başkanları kongremize misafir oldular. Bilimsel programdaki
konuşmalarının yanı sıra merkez yönetim kurulumuzla idari işbirliği toplantıları
da yapacaklar. Ayrıca dernek başkanları, diğer yabancı misafirlerimiz ile birlikte genç meslektaşlarımıza yurtdışı eğitim fırsatları açısından bugün öğle arası
yapılacak olan “Fellowship” oturumuna katılacaklar. Kendilerini geliştirmek ve
yurtdışı deneyim kazanmak isteyen tüm genç meslektaşlarımın bu toplantıya ısrarla katılmalarını öneriyorum.
Yoğun bilimsel programın yanı sıra tüm gün süren çalışma temposunun yorgunluğunu atmanız, uzun süredir göremediğiniz meslektaşlarınızla birlikte iyi vakit
geçirmeniz için kongre akşamları herkese hitap edebilecek farklı içerikleri olan,
neşeli, eğlenceli ve samimi bir sosyal programla sizleri ağırlıyor olacağız.
Bir yıllık emekle, 12 kişilik kongre komitesinin ve Organizasyon şirketinin katkılarıyla hazırlanan bu 4 gün süresince, bilgilerimizi güncellemek, sorunlarımızı
paylaşmak, beraber olabilmek ve “Sağlıklı bir nefes için” gücümüzü birleştirmek
adına burada olduğunuz için hepinize teşekkür ediyor ve hoş geldiniz diyorum.
Prof. Dr. İ. Kıvılcım Oğuzülgen
Kongre Başkanı
Eda Uslu ile
Türk Toraks Derneği 17. Yıllık Kongresi, gün boyu devam eden 13 kursun ardından saat 18:00’de başlayan Açılış
Töreni ile katılımcıları buluşturdu. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kongre Başkanı Prof.
Dr. İ. Kıvılcım Oğuzülgen, açılış konuşmasında katılımcılara kongre hakkında bilgiler verdi. Toplam 16 dalda hazırlanan ödüller sahiplerini bulurken, Prof. Dr. Mustafa Artvinli ve Prof. Dr. Mustafa Özesmi’ye layık görülen Prof.
Dr. İzzettin Barış Ödülü, katılımcılardan yoğun ilgi ve alkış aldı. Amerikan Toraks Derneği Başkanı Patricia Finn,
Avrupa Solunum Derneği Başkanı Peter Barnes, Hindistan Solunum Derneği Başkanı Mohd Sabir birer konuşma
gerçekleştirdiler. Açılış Töreni Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr Sedat Altın’ın sunumu ile son buldu. Açılış
Töreni’nin ardından Kokteyl alanına geçen katılımcılar, Golden Trombone’un performansı eşliğinde günün yorgunluğunu atma fırsatı buldular.
Toraks Derneğimizin Sevgili
Kongre Misafirleri,
Genel Başkanı olduğum Türk Toraks Derneği yönetimi olarak kongremizin 17’ncisini gerçekleştirmek
üzere bir araya geldiğimiz şu güzel mekana hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Diğer 16 kongremizde olduğu gibi, yine bu sefer Dr. Kıvılcım Oğuzülgen ve
ekibi, bilimsel olarak mükemmel, sosyal açıdan da
doyurucu, dinlendirici ve eğlendirici bir programla
bizleri kaynaştıracak ve hatıralarımızda yer edecek
4 günü birlikte geçirmemize vesile olacaklardır.
Kendilerini tebrik ediyor ve yaklaşık bir yılı bulan
yoğun koşuşturma ve bedeli ölçülemeyecek emekleri için teşekkürlerimi sunuyorum.
Kongrelerimizde her yıl yeniliklere bizler imza
atarız. Bir önceki kongremizdeki geri dönüşleriniz
sonucu gelecek kongre ekibi, sizlerin görüşleri doğrultusunda programlarında değişiklikler yaparlar.
Bu yıl da, bazı değişiklikler ve yenilikler hemen
gözümüze çarpmaktadır. Bu kongremizde, her gün
bir güncel konuyu (küresel iklim değişiklikleri,
göz yaşartıcı gazlar ve güncel sağlık politikaları)
işleyeceğimiz ana oturumlarımız olacak. İlk defa
kongremizde workshop uygulaması yer almaktadır.
Özellikle ilgi çekeceğini düşündüğümüz bu yeni
uygulama, kayıt olmuş katılımcılarımızla öğle arası
gerçekleştirilecek. Bilimsel programla çakışmaması
açısından uydu sempozyumlar, akşam üzerine alınmıştır. Her gün 3 ayrı salonda değişik ve güncel konular ve konunun en iyisi hocalarımız, satellitlerde
bizleri bekliyor olacak.
Kongrelerimizde her zaman olduğu gibi bu kongremizde de, genç meslektaşlarımızla duayen hocalarımızın tanışmalarına, diyaloglarına ve bilimsel
tartışmalarına vesile olacaktır. Yurt dışından katılan
misafir hocalarımızla yapılacak toplantılarda da,
yurtdışına gitmek isteyen üyelerimizin tanışmaları
için önemli bir fırsat olacaktır.
Akşamları da hep birlikte günün yorgunluğunu atacak ve bilim insanının aynı zamanda nasıl da eğlendiğini görecek ve dostluklarımızı pekiştireceğiz.
Sosyal programda yer alan sabahları ‘Eda ile Yoga’
derslerini de kaçırmamanızı dilerim. Güne zinde
başlayacağız.
Hepinize yeniden kongremize hoş geldiniz derken,
herhangi bir sıkıntınızda kongre ekibimize ve organizasyonu gerçekleştiren Serenas yetkililerine çekinmeden başvurabilirsiniz.
Güzel ve unutulmayacak bir kongreyi hep birlikte
geçirmek dileğiyle…
Prof. Dr. Sedat Altın
Türk Toraks Derneği Genel Başkanı
SOSYAL PROGRAM 2014
Merhabalar,
Bizleri oldukça yoğun bir kongre bekliyor. Günboyu
sürecek bu yoğunlukta biraz nefes alabilmeniz için
sizlere değişik bir sosyal program hazırlamayı amaçladık. Ana felsefemiz “hem eğlenelim, hem öğrenelim” oldu.
Gelin hızlıca bir bakalım neler bekliyor bizi!
Açılışta Tuncay Kayış ve Golden Trombone Orkestrası bizimle oldu. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası
Trombon Şefliği sonrası Golden Trombone Grubunu
kuran Kayış, uluslararası platformda beğeni toplayan
bir sanatçı. Klasik, jazz, blues, rock, pop, Anadolu ezgilerini kendi üslubu ile birleştiren grupla kongremize
keyifli bir giriş yaptığımızı umuyoruz.
Biz doktorlar iş yoğunluğundan hobilerimize zaman ayıramadığımızdan şikayet eder dururuz. Aslında istenirse çok şeyler yapılabileceğine iyi bir örnek olarak immünoloji alanında
ülkemizde önde gelen isimlerden biri olan Prof. Dr. Olcay Yeğin’i davet ettik kongremize.
Kendisi bir hobi olarak başlayan ama şu anda Türkiye’nin öncüleri arasında olduğu kelebek
gözlemciliğini çok güzel görüntüler eşliğinde paylaşacak. Siz de iyi bir kelebek gözlemcisi
olabilirsiniz belki, sakın kaçırmayın.
Türk Mutfağı ile hep övünürüz ama bir türlü dünyaya kendimizi tanıtamayız. Bu konuda çalışmayı misyon edinmiş Mutfak Dostları Derneği’nden Osman Serim, bize UNESCO tarafından somut olmayan kültür hazinesi olarak tanınan Türk Kahvesini bilmediğimiz yönleriyle
anlatacak. Aynı zamanda 2008’de kurulan Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği
Yönetim Kurulu üyesi olan Serim’in renkli sunumunu hiç unutamayacaksınız.
Sağlık politikalarının günlük yaşamımızı ne kadar etkilediği malumunuz. Bu konuda hepimizin tanıdığı iki değerli hocamız, Osman Elbek ve Zeki Kılıçaslan geçtiğimiz yıl içind iki
değerli yayına imza attılar: Kapitalizm Sağlığa Zararlıdır ve Aşırı Teşhis (Sağlık adına hasta
etmek). Günümüzde doktor-hasta ilişkisinde sağlığın ticari bir sektör haline dönüştürülmesinden kaynaklan sorunları tartışmak için uygun bir platform olacak. Deneyiminizi paylaşmanız ve ufkunuzu genişletmeniz için bekleriz.
İlk günün son etkinliği de Karaoke Yarışması! İlk kez düzenlenecek olan Şubeler arası karaoke yarışmasına şubenizden arkadaşlarınızla katılıp siz de bu eğlence de yerinizi alın.
Gala yemeğinde istedik ki, herkes eğlensin. Geniş yelpazede bir müzik repertuvarı olan Emir
Yeşil ve Dolapdere Project aklımıza gelen ilk isimlerden biriydi. Hem alaturka, hem dünya
müzikleri ile kongre yorgunluğu atmak için hepinizi Gala’ya ve pistlere bekliyoruz.
Kongrenin son gecesi genellikle biraz hüzünlüdür. Normal hayata dönmeden yumuşak bir
geçiş amacıyla düzenledik son geceyi. Sosyal medya ve tıp deyince ülkemizin önde gelen
ismi genç meslektaşımız Sertaç Doğanay, “Türkler şifayı nerede arıyorlar” başlıklı konuşmasında hastalar ve doktorlar açısından internetin sağladığı imkanlar açısından işinize çok
yarayacağını düşündüğümüz güncel bilgiler verecek, kaçırmayın.
Sinema tutkunları yeni nesilden umut vaadeden yönetmen Pelin Esmer’in 2012 yılında Altın Koza Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü aldığı Gözetleme Kulesi filmini çok
beğenecekler. Ne yazık ki Esmer yurtdışında olacağı için arkadaşı Dr. Refika Ersu kendisi
hakkında kısa bir bilgi verdikten Gözetleme Kulesi filmi gösterilecek, ajandanıza not edin.
Dileyenler de karaoke etkinliği ile eğlenerek kongreyi tamamlayabilir. Bu kongrede sabah
erken kalkanları da düşündük. Sabahları Dr. Eda Tuğtepe ile Yoga etkinliği de ilk kez yapılacak ve güne zinde başlamak için kaçırmamanız gereken bir etkinlik.
Umarım kongre sizler için bilimsel olarak olduğu kadar sosyal olarak da verimli geçer.
Herkese iyi kongreler.
Prof. Dr. Bülent Karadağ
Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Göğüs Hastalıkları AD
Değerli kongre katılımcıları,
17. Yıllık Kongremizin hepimiz için bilimsel gelişmemize katkı sağlayacak, sosyal açıdan da yoğun iş hayatımızda bize nefes aldıracak
bir kongre olması ümidi ile yola çıkmıştık. Bu hedefler doğrultusunda bilimsel program içerisinde farklı formatlarda oturumlara yer vermek istedik.
‘Bilgi Güncelleme Oturumları’ bu bakış açısı ile planlanmış ve bu yıl
ilk kez kongremizde yer alacak oturumlardır. Türk Göğüs Hastalıkları Yeterlilik Kurulu’nun değerlendirmeleri doğrultusunda oturum
başlıkları ‘Akciğer Kanseri’, ‘Diffüz İnterstisyel ve Sistemik Akciğer Hastalıkları’ ve ‘Arter Kan Gazı’ olarak belirlenmiştir. Temel bilgilerin kompakt bir şekilde aktarılacağı oturumlar, hepimizin konu
ile ilgili bilgilerimizi gözden geçirmemize, doğru ve hızlı şekilde
bilgilerimizi yenilememize olanak sağlayacaktır. Türk Göğüs Hastalıkları Yeterlilik Kurulu Sınavı
sorularının değerlendirilmesi ile renklenecek olan oturumların, yeterlilik sınavına hazırlanan doktorlar için de önemli bir bilgi ve tecrübe kaynağı olacağı kanaatindeyim. Kongrenin her 3 gününde
de saat 7:30-8:30 saatleri arasında gerçekleştirilecek olan bu oturumların kazandıracağı önemli
bilgiler ile diğer oturumlara dinamik bir şekilde başlamamızı sağlayacağını ümit ediyor ve hepinizi
bu oturumlara katılmaya davet ediyorum.
Oturumların oluşturulmasında bize destek veren Türk Göğüs Hastalıkları Yeterlilik Kurulu’na ve
oturumlarda görev alarak bilgi ve tecrübelerini aktarmayı kabul etmiş olan çok değerli konuşmacı
ve oturum başkanlarımıza da kongre komitesi adına teşekkürlerimizi iletmek isterim.
Planlanma aşamasından itibaren bizi heyecanlandıran, bundan sonraki yıllarda da, sizlerin geri
bildirimleri doğrultusunda gelişerek bilimsel program içerisinde yer almasını ümit ettiğimiz ‘Bilgi
Güncelleme Oturumları’nın hepiniz için yararlı ve keyifli geçmesini diliyorum.
Uzm. Dr. Ferda Öner Erkekol
Kongre Bilimsel Program Sorumlusu
BİLİMSELİN UZAMI, TOPLUMSAL YANSIMALAR
Toplumsal olan ile ya da toplumsallaşmış bir sorun ile herhangi bir
nedensellik, etkileşim çerçevesi barındırmayan bir “saf bilim’’den
söz etmek olanaklı mıdır? Diğer bir deyişle toplumsal gereksinim
ya da durum, koşullar ile ilişkilenmeden, ünlü versiyonundan ödünç
alarak aktarırsak, “bilim için bilim” mümkün müdür? Beyaz önlüğü,
dağınık üstü başı ile laboratuvara kapanmış karikatür figürü bilim
insanı veya komedi filmi sekansında klişeden söz edilmeyecekse,
hayata, sokağa kör, sağır, dilsiz kendi bilimsel dünyasından gözleri kamaşmış bilim insanları “bilimsel” ve giderek toplumsal değer
üretebilirler mi? Gündemine alabildikleri sorunsalların çerçevesi salt
bilgiye duyulan bilimsel merak ile açıklanamayacak denli politik,
ekonomik, endüstriyel dinamikler tarafından belirlenen bilim ortamı
salt bilimsel dağarcığın genişlemesine katkı saikiyle işleyebilir mi?
Bilim insanının uğraşısı nedeniyle sorumluluğun ortamın belirleyici
dinamikleri kadar, sonuçları, işleyişi, metodolojisi bakımından topluma dönük bir yüzü de yok
mudur? Bunlar ve çoğaltılabilir benzeri soruların bilim tarihi ve bilim felsefesi boyutlarıyla farklı
okumalara açık örnekleri bilimin serüveni içerisinde sıklıkla gözlenmiştir.
Belirli önermeleri karşıladığında bilimsel addedilmesine nadiren şüphe ile yaklaşılan bir bilgi disiplini olarak tıbbın yukarıda belirlenmiş sorularla içli dışlı olagelmiş bir tarihselliği vardır. Tıbbın
uygulamaya dönük yüzü, soruların yakıcılığını arttırmıştır. Sonuçlarının somut olgusal yansımaları
ise teorik tartışmalarının etik yükünü katmerlendirmiştir. Bilgi havuzunda birikmiş her türlü bilginin arka planında, toplumsal zeminine taşınmayı bekler, toprağa yazgılı bir su damlacığı durur bu
nedenle. Hipotez olarak kurgulanmasını takiben çalışmaların bulgu, kanıt ürettiği bilimsel olguların
salt akademik dosyalarda, sunumlarda yer tutması, toplumsal yansımalarına, dolaşımına kayıtsız
kalınması durumunda bilimsel kozadan söz edilse de kelebeğe evrilemez. Toplumsal alanın işleyişinde, ilgili bilimsel bilgi sahasının kazanımlarının, toplumsal yarar lehine kullanımını takip etmek
sorumluluğu, bilimsel olanın inşa edilmesi yükümlülüğünün tamamlayıcı unsurudur. Bilimsel bilginin toplumsal sorumluluğunun üstlenilmemesi muktedirlerin bilgiyle kurdukları araçsal ilişkiye
kayıtsız kalmak ve iktidara payanda olmakla sonuçlanır. Oysa bilimsel metodoloji “episteme’e”
uzanırken yerleşik yargının sürekli sorgulanması ve aykırı tutum alışı ile doğası gereği muhalif bir
damar içerir. Korkularından kavranmış, kaygıları gamsızlığı ile yarışa tutuşmuş bir toplumsal dokuda bu damar yaşamsal değer taşır. Geçmişte bilimsel verilerinin toplumsal sorumluluklarını canı
pahasına dillendirmiş öncü bilim insanlarının anısına saygı ve yarının toplumuna borç bilerek...
Ne mutlu bu ağır ve onurlu sorumluluğun gereğini
gözeten meslek ve bilim örgütlerine!
Yrd. Doç. Dr. Levent Akyıldız
Özel Mardinpark Hastanesi
17. YILLIK KONGRE
TELEVİZYONUNUZDA
Röportajlar, Aktüel Yayınlar,
Sosyal ve Bilimsel Program
Detayları KongreTv’de
KongreTV odalarınızda, kongre
merkezinde bulunan ekranlarda
ve mobil uygulamanızda.
Kongrede ne varsa, KongreTv
ekranlarında var...
GÖĞÜS HASTALIKLARI UZMANLARI İÇİN PRATİK ALLERJİ KURSU
Tanı ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler Göğüs Hastalıkları uzmanlarını Allerji bilimi ile daha da yakınlaştırmıştır. Bu nedenle
modern tıp hizmetinde bir göğüs hastalıkları uzmanının allerjik
yaklaşımın temel ilkelerini iyi bilmesi iyi klinik uygulamayı artıracaktır. Bu nedenle Türk Toraks Derneği’nin 17. Yıllık Kongresinde
bu konu kurs konusu olarak ele alınmıştır.
En klasik bilinen göğüs hastalıkları-allerji ilişkisi astımdadır. Astımlı bir hastanın yönetiminde allerjik etyolojinin detaylı bir şekilde ele alınması gerekir. Bu sayede astımda allerjik etyolojinin rol
aldığı ve klinikten sorumlu olduğu gösterildiğinde allerjenden kaçınma tedbirlerinin yanı sıra endikasyon varlığında allerjen spesifik
immünoterapi, anti-IgE tedavisi gibi allerjiye spesifik tedaviler bu
hastalara sunulabilecektir.
Astımlı bir hastada allerjik etyolojiyi değerlendirmeye öncelikle
öyküden başlanmalıdır. Astımda solunum yolu ile alınan allerjenler önemlidir. Astımla uyumlu bir hikayede semptomlar yıl boyu
sürüyorsa, iç ortamda belirgin ve tozlu ortamda artış gösteriyorsa
ev tozu akarı allerjisinden şüphelenilir. Bahar aylarında ortaya çıkan ve beraberinde rinokonjunktivitin de olduğu durumlarda polen
allerjisi düşünülür. Kedi veya köpek maruziyetinde akut semptom
tanımlanıyorsa kedi-köpek allerjisinden şüphelenilir. Prick testler
ile de tanı doğrulanır. Prick testler pozitifliği ve negatifliği iyi ele
alınması ve klinik yorumunun doğru yapılması gereken bir uygulamadır. Bu nedenle bu testlerin bu konuda eğitim almış kişilerce yapılması uygundur. Testte pozitif bulunan allerjen ile uyumlu
öykü durumunda bir kişiye “allerjik astım” tanısı konulur. Bu kişilerde hastalığının ağırlığına göre belirlenen ilaç tedavisine ilaveten
alerjenden korunma yöntemleri önerilebilir. Allerjen spesifik immünoterapi bir diğer allerjiye spesifik tedavidir. Allerji/klinik immünoloji uzmanlarınca yapılmalıdır. Kesinlikle ilk tedavi değildir,
hafif-orta astımı olan bireylerde hastanın ilaç tedavisine uyumu iyi
değilse, ilaçların yan etkisi belirginse, ilaçlar yeterince etkili olmuyorsa düşünülebilir. Ağır/kontrol altında olmayan astımlı hastalarda immünoterapi kesinlikle yapılmamalıdır. Anti-IgE tedavisi ise,
optimum tedavi ile yakınmaları kontrol altında olmayan ağır allerjik astımlı hastalarda önerilen bir diğer tedavi yöntemidir.
saat içinde nefes darlığı, burun akıntısı, gözlerde kaşıntı, sulanma
olması) öyküsü yoksa, hafif-orta astımlı bir olguda herhangi bir
NSAİİ reçete edilebilir. Ancak hastanın astımı ağırsa, astım kontrolünde güçlük çekiliyorsa ve eşlik eden nazal polip/kronik rinosinüziti varsa öyküde bilinen NSAİİ duyarlılığı olmasa bile risk yüksek
olduğundan dolayı parasetamol önerilebilir. NSAİİ ile duyarlılık
öyküsü olan astımlılarda parasetamol kullanabiliyorsa 500 mg a
dek parasetamol reçete edilebilir. Bunun dışında bu grup hastada
ağırlıklı olarak COX-2 enzimini inhibe eden NSAİİ’ler (meloksikam ve nimesulid gibi) de emniyetli olabilir. Ancak bu ilaçlar bir
allerji/klinik immünoloji tarafından yapılan ilaç provokasyon testi
sonrası tolere edilebildiği gösterilmişse reçete edilebilir. Bu testler
yapılmaksızın direkt olarak asla reçete edilememelidirler.
2. Mevcut klinik bulgular uygun şekilde tedavi edilmelidir.
3. Uzun dönemli yaklaşımlar için hasta bir allerji/klinik immünoloji uzmanına yönlendirilmelidir.
4. İlaç alerjisinden korunmanın en iyi yolu akılcı ilaç kullanım
ilkelerinin benimsenerek gereksiz reçete (özellikle analjezikler ve
antibiyotikler) yazımından kaçınılmalıdır.
Diğer bir konu olarak, anaflaksi ve özellikle anaflaktik şok acil ve
yaşamı tehdit edici bir tablodur. Her hekim her ortamda anaflaksiye giren bir hasta ile karşılabilir. Bu nedenle anaflaksi tedavisi bir
göğüs hastalıkları hekimi tarafından da iyi bilinmelidir. Anaflaktik
şok ve larinks ödemi durumunda IM olarak yapılan adrenalin (0.30.5 mg) yaşam kurtarıcıdır.
Aspirin duyarlılığı olan ve tekrarlayan nazal polipleri olan astımlı
hastalarda aspirin desensitizasyonu düşünülebilir. Ülkemizde artık
birçok merkezde yapılabilen bu tedavi yönteminde aspirinin düşük dozlarından başlanır, belirli aralıklar ile giderek doz artırılarak
verilir ve hastanın bu ilacı tolere etmesi sağlanır. Bu işlemin adına “desensitizasyon” denilir. Bu işlem sonrası hasta aspirine karşı tolerans kazanmış olur. Aspirini hergün almaya devam ettikçe
bu tolerans durumu devam eder. Aspirine 2-5 gün ara verildiğinde
tolerans durumu kaybolur ve hasta eski haline gelir. Bu tedavinin polip nüksünün gecikmesi, nazal yakınmaların kontrol altına
alınması, yıllık sinüs enfeksiyonu sayısında azalma, ilaç gereksiniminde azalma gibi kazanımları vardır. Bu kapsamda ağrı kesici
duyarlılığı olan ve tekrarlayan polipi olan astımlı bir hasta aspirin
desensitizasyonu anlamında bir allerji/klinik immünoloji uzmanı
ile konsülte edilebilir.
Bir göğüs hastalıkları uzmanı analjezikler yanı sıra antibiyotikler,
anti-tüberküloz ilaçlar, kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar, radyokontrast maddeler ve biyolojik ajanlar ile de günlük pratiğinde allerjik reaksiyona tanıklık edebilir. Bu nedenle ilaç allerjisinin temel
özelliklerini bilmelidir. Bir ilaçla ortaya çıkan reaksiyon aşağıdaki
özellikleri taşıyorsa ilaç aşırı duyarlılık reaksiyonundan şüphelenilir.
1. Gell ve Coombs un sınıflamasında yer alan 4 tip reaksiyondan
birine uyan bir klinik bulgu varsa (Tablo 1)
2. Bu klinik bulgu şüpheli ilaç kullanımı sonrası zamanlama olarak uyuyorsa (tip 1 reaksiyonlar sıklıkla ilk 1 saatte (6 saate dek
uzayabilir) geç tip reaksiyonlar ise saatler ve günler içinde görülebilir.
3. Allerjik kökenli reaksiyonlar için daha önceye ait sorunsuz kullanımvarsa (duyarlanma gelişim süreci)
Bir göğüs hastalıkları uzmanı ilaç allerjisi durumunda şunları yapmalıdır.
1. Aksi ispat edilene kadar şüpheli ilaçtan ve kimyasal yapı olarak
benzeyen ilaçlardan uzak durulmalıdır
Sonuç olarak,
Göğüs hastalıklarının allerji ile ilişkisi artık sadece astımda allerjik
etyolojiyi değerlendirmek değildir. Diğer allerjilerin klinik özelliklerini tanıma (ilaç reaksiyonları, anaflaksi gibi) ve tedavi etmeyi
(anaflaksi) de bilmelidir. Bu tarz hastalara yaklaşımda gerekli testler riskli testlerdir ve özel eğitim gerektirir. Bu nedenle bu durumlarda hastaların mutlaka allerji/klinik immünoloji uzmanlarınca
değerlendirilmesi gerekir. Başarılı bir hasta yönetimi için işbirliği
şarttır ve bunun kazananı hasta olacaktır.
aeroallerjenlere karşı gelişen spesifik IgE varlığı ve uyumlu klinik
durumun birlikteliği, atopik hastalık anlamına gelir. Nefesdarlığı,
öksürük ve hırıltılı solunum gibi semptomu olan hastalarda, allerjik rinit ve atopik dermatit gibi atopik hastalıkların bulunması,
astım tanısını destekler.
• Anamnez büyük ölçüde yol göstericidir. Kışın derecesi artan
astım esasen nonallerjiktir, bahar ve yazın artan astım ise polenlerden etkilenebilir. Hayvan ve küflerle temas sonucu olan allerjiyi anlamak genellikle zor olmamaktadır. Herhalde yılboyu her
gün, kapalı ortamda sürekli olarak karşılaşılan allerjen duyarlılığını ayırmak bazen kolay olmayabilir (evtozu akarı, ev hayvanları
ve küf). İşte allerji testleri daha çok bizlere, bu durumda yardımcı
olmaktadır.
• Deri testi pozitifliğinin hastalığı değil, temas sonucu oluşan
duyarlılığı gösterdiği unutulmamalıdır. Bazen kişilerdeki duyarlanma IgE mekanizması üzerinden olmayıp, farklı immünolojik
yolaklar üzerindendir.
• Deri testleri ile aynı sonucu veren serum spesifik IgE ölçümü,
daha pahallı ve duyarlılığı düşük olup laboratuara ihtiyaç gösterir,
genellikle araştırmalarda kullanılırlar. Atopi tanısında, serum total
IgE ölçümünün yeri yoktur, ancak ağır astımlılarda tedavide anti-IgE tedavisi düşünülüyorsa düzeyine bakılmalıdır.
• Tamamen allerji ile açıklanan astım nadir olup (izole polen
dönemi astımı veya bazı mesleksel astım türleri gibi) genellikle
klinik tabloya ek olarak bulunan allerji, semptomları ortaya çıkaran risk faktörlerini belirlemede önemlidir. Bazı hastaların astımı
polenlerden etkilenirken, bazıları ev hayvanlarından bazıları da
aspirin gibi nonsteroid antiinflamatuar ilaçlardan etkilenebilir.
• Astımlı hastalarda allerjik olsun olmasın genellikle tüm inflamatuar mekanizmalar birlikte rol oynar. Bu nedenle tamamen
allerji temeline dayanan tedavi yöntemlerinin yeri az ve tartışmalıdır.
ACİL SERVİSTE OLMAZSA OLMAZLAR VE OLANLAR
İlaç allerjisi de bir göğüs hastalıkları uzmanının bilgi sahibi olması gereken alanlardan biridir. Bazı astımlı bir hastalarda ağrı kesici kullanımı astım atağı gelişimine neden olur. Astımı ağır seyreden ve eşlik eden kronik rinosinüzit/nazal polip olan olgularda
ağrı kesici duyarlılığı oranı %70 lere ulaşmaktadır. Ülkemizde
günlük pratikte astımlı olguların büyük çoğunluğuna nonsteroidal
anti-inflamatuar ilaç (NSAİİ) gereksinimi durumunda parasetamol
reçete edilmektedir. Bu gerçekte fazla reçetelendirme yapılan bir
durumdur. Astımlı bir hastaya analjezik reçete ederken herhangi bir
analjezik duyarlılığı (analjezik kullanımı sonrası sıklıkla ilk birkaç
Prof. Dr. Gülfem E. Çelik
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD
İmmünoloji ve Allerji BD
GÜN BOYU DEVAM EDEN 13 KURSA, YAKLAŞIK 400 KURSİYER KATILDI
8.30-12.30 arasında yapılan bu kursta; allerji kavramı, epidemiyolojisi, klinik değerlendirmedeki özellikleri, kullanılan testleri,
üst havayolundaki eşlik eden durumlar, ilaç allerjisi, anafilaksi ve
özel tedavi yaklaşımları tartışılmıştır. A.Fuat Kalyoncu ve Gülfem Çelik’in yönettiği bu kursta Rana Işık, Özlem Göksel, Cemal
Cingi, Gül Karakaya, Öznur Abadoğlu ve Ferda Ö. Erkekol hocalarımız görev almışlardır. Kursu 37 meslektaşımız kayıtlı olarak
izlemiştir. Kursta bahsi geçen bazı başlıklar:
• Günlük yaşamda sık karşılaşılan polen, kedi, fungus veya evtozu akarları gibi aeroallerjenlere karşı spesifik IgE oluşturabilme
yetisi atopi (yani farklılık) olarak kabul edilmektedir. Bu durum
biyolojik evrimsel süreçte genetik bir geçiş kazanmış olup insanları esasen gençlik dönemlerinde etkiler ve yaşla birlikte önemini
kaybetme eğilimine girer. Atopi delili olan spesifik IgE; serum ve
deri (dermal ve epidermal) testleri ile gösterilebilir.
• Genelde toplumdaki kişilerin yarıdan azı atopiktir. Ancak her
atopik kişide astım, allerjik rinit/rinokonjunktivit ve/veya atopik
dermatit gibi bir atopik(veya allerjik) hastalık gelişmez. Yaygın
Prof. Dr. A. Fuat Kalyoncu
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları
Anabilim Dalı
TÜRKİYE’NİN BİBER GAZLI SAĞLIK ORTAMI
2013 yılına damgasını vuran
olay bir aydan daha uzun süren Gezi Parkı süreci (direnişi)
oldu şüphesiz. Çevre duyarlılığı ile başlayan eylem daha
sonra bir özgürlük ve demokrasi mücadelesine dönüştü. Bu
sürece damga vuran olayların
başında da emniyet güçlerinin
kullandığı kontrolsüz biber
gazı ve aşırı güç oldu. Türkiye’nin birçok ilinde yer alan
protestolarda binlerce yaralı,
meydanlarda gönüllü hizmet
veren hekim ve sağlık çalışanları tarafından ilk yardımları
yapılarak tedavi edildi.
tıldı. Ankara Emniyet Müdürlüğü, Gezi Olayları nedeniyle
Türk Tabipleri Birliği (TTB), Hatay ve Ankara Tabip Odası’nın da içinde bulunduğu emek ve meslek örgütlerini suçlayan bir fezlekeye imza attı. Gezi direnişi nedeni ile verdikleri
sağlık hizmeti öne sürülerek Ankara ve Hatay Tabip Odaların
yöneticilerinin görevden alınması için Sağlık Bakanlığı’nca
dava açıldı. Böyle bir sağlık hizmetinin tekrar verilmesini
önlemek amacı ile hükümet bir yasa maddesini de hemen hazırlamış ve torba yasa ile meclisten geçirmiş bulunmaktadır.
Hekimliği acil durumlarda bile ruhsata bağlayan bu yasa 1-3
yıl hapis ve 2 milyon liraya kadar para cezası öngörmektedir
ki bu ceza uyuşturucu kaçakçılarına verilen ceza ile eşdeğerdir.
Bu yasaya başta Dünya Tabipler Birliği, Avrupa Konseyi ve
Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere birçok uluslar arası sağlık
örgütünden kınama yazıları ve TTB’ye destek yazıları gelmiş, ilgili kurumlara gönderilmiştir. Yasa halen yürürlükte
HOŞGELDİNİZ
Değerli Katılımcılarımız;
“Türk Toraks Derneği 17. Yıllık Kongresi” ne hoş geldiniz..
Sağlık açısından bakıldığında birçok önemli problemin arasından aşırı biber gazı kullanımı ve sağlık çalışanlarına yapılan saldırılar ön plana çıktı. Biber gazı bir kimyasal silahtır
ve öldürücü olduğu bilinmektedir. Avrupa Konseyi İşkenceyi
Önleme Komitesi, göz yaşartıcı gazları tehlikeli olarak tanımlamakta ve aşırı kullanımını ve kapalı yerlerde kullanımının yasaklanmasını önermektedir. Gezi Parkı direnişi
sırasında ise bu uyarıların hiç birine uyulmamış ve kapalı
yerlerde, hatta yaşlı, hasta ve çocukların bulunduğu ortamlara ve evlere biber gazı kullanılmasından kaçınılmamıştır.
olup Anayasa Mahkemesi kararını beklemektedir. Bu yasa
bir deprem durumunda da hekimlerin gidip sağlık hizmeti
vermesini engellemektedir. Ancak herkes hekimlerin davranışlarını evrensel etik kurallar ve evrensel tıp kurallarının
belirlediğini unutmamalıdır.
Olayların oluştuğu alanlarda hekimler ve sağlık çalışanları
yardıma ihtiyacı olanlara sağlık hizmeti vermekte hiç tereddüt etmemiş ve ettikleri yemini yerine getirmek üzere gönüllü olmuşlardır. Binlerce, gazdan etkilenmiş, ateşlenen gaz
kapsülleri ile yaralanmış, nefes alamayan insan meydanlardaki sağlık çalışanları tarafından ilk yardımları yapılarak hayata döndürüldü. Olaylar sırasında hekimlerin yöneticilerin
sıklıkla ve çekinmeden söyledikleri gibi sadece kendi çıkarları peşinde olmadıkları ve hastalarına her koşulda karşılık
beklemeden yardım etmeye hazır olduğu gerçeği de ortaya
çıkmış oldu.
Gezi direnişi sonrasında da biber gazı kullanımı sorumsuz
ve aşırı bir şekilde devam etmektedir. Gencecik bir polis memuru biber gazından öldü ve daha önceki ölümlerde olduğu
gibi “biber gazı öldürür” cümlesi tekrar hatırlandı. Biber gazı
kapsüllerinin her türlü uyarıya rağmen insanlar üzerine hedef
gözetilmeden ateşlenmesi devam etmekte ve içimizi burkan
Berkin Elvan’ın ölümünden sonra Silvan’da 10 yaşında bir
çocuk da başından yaralanmış bulunmaktadır.
Biber gazı ve her türlü göz yaşartıcı gaz kullanımı yasaklanmalıdır. Türk Toraks Derneği başta olmak üzere birçok kuruluş bu konuya dikkat çekmekte ve raporlar yayınlamaktadır.
TTB, Dünya Tabipler Birliği bünyesinde bir çalışma grubu
oluşturarak bu konuyu uluslar arası gündeme taşıma çabasındadır. Bu duyarlılığın yerleşmesi ve adımlar atılabilmesi için
hepimize önemli görevler düşmektedir.
Ancak verilen bu hizmet hükümetin hoşuna gitmemiş olmalı
ki hekimlere ve tabip odalarına hukuki saldırı hemen başla-
Prof. Dr. A. Özdemir Aktan
TTB Merkez Konseyi Başkanı
3 Nisan
Serenas Group ailesi olarak Türk Toraks
Derneği 17. Yıllık Kongresi’nde sizleri
ağırlamaktan ve sizlere hizmet vermekten dolayı büyük onur duyuyoruz.
Kongremizin başarılı geçmesi için siz değerli misafirlerimize yaklaşık
150 kişilik bir ekiple hizmet vereceğiz. Serenas Group çatısı altında yer
alan grafik tasarım, bilgi işlem, multimedya ve video prodüksiyon departmanlarını barındıran Frame, basın çalışmalarını yürüten Medyas, her
türlü iç-dış mekan tasarımlarını gerçekleştiren Dekoras, tüm teknik hizmet desteği veren Dinamik, yurt içi-yurt dışı uçak biletlerimizi düzenleyen Adors ve organizasyonun gerçekleşmesini sağlayan Serenas Turizm
olarak, yaklaşık 1 yıllık çalışmalarımız neticesinde, siz değerli konuklarımıza, beklentilerinizi karşılayan, verimli bir organizasyon yaşatmayı
umut ediyoruz.
Kongre organizasyonunun yaklaşık 1 yıl süren hazırlık aşamasında değerli katkılarını esirgemeyen Türk Toraks Derneği Merkez Yönetim Kurulu’na, Kongre Başkanımız Sn. Dr. İ. Kıvılcım Oğuzülgen’e, Kongre
Sekreteri Sn. Dr. Begüm Ergan’a, tüm düzenleme komitesine ve endüstrinin değerli temsilcilerine sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.
Ekibimiz adına sizleri ağırlamaktan büyük gurur duyduğumuzu belirtir,
bilimsel ve sosyal açıdan verimli ve başarılı bir kongre geçirmenizi dileriz.
Saygılarımızla,
Buse Ertan
Proje Koordinatörü
Download

yıllık kongremize hoşgeldiniz