GÜSAM
EKİM 2014
SAYI: 10
ANALİ
www.gusam.org
Z
Uyuşturucu ile Mücadelede Güncel Durum:
2013-2014 Yıllarının Karşılaştırmalı Analizi
Doç. Dr. Ekrem MUŞ
ÖZET
 2014 yılı Eylül ayında esrar yakalama oranı, 2013 yılının aynı
dönemine göre (85 tondan, 57 tona) % 33 civarında (28 tonluk)
bir düşüş göstermiştir. 2013 yılsonunun 167 tonla bittiği
değerlendirilirse; bu fark daha da açıla bilecektir.
 2014 yılı Eylül ayı itibariyle ectacsy yakalama oranı 2013 yılının
aynı dönemine göre (3 milyon tabletten 500 bin tablete) yaklaşık
6 kat azalmıştır (2 milyon 500 bin tablet). Yakalanamayan bu
miktar, Türk gençliği, sokaklar ve ülkemiz adına çok kaygı
vericidir.
 Türkiye’nin captagon trafiğinde son yıllarda nihai pazar haline
geldiği ifade edilebilir. 2014 yılı Eylül ayı itibariyle yakalama oranı
2013 yılının aynı dönemine göre ( 4 milyon tabletten 120 bin
tablete) yaklaşık 40 kat (3 milyon 980 bin tablet) azalmıştır.
Talep Türkiye’de özellikle İstanbul, Antep, Adana, Hatay, Mardin,
Urfa illerinde çok fazla olmasına rağmen yakalanamamaktadır.
EKİM 2014, SAYI:10
1
 2014 yılı Eylül ayı itibariyle eroin yakalama oranı 2013 yılının aynı
dönemine göre (6 tondan, 8,5 tona çıkmıştır) % 40 civarında 2,5
ton eroin yakalaması artmıştır.
 2014 yılı Eylül ayı itibariyle Metamfetamin yakalama oranı 2013
yılının aynı dönemine göre (95 kg.-40 kg.) % 55 civarında
düşmüştür.
 2014 Eylül ayı itibariyle yaklaşık 445 kg. bonzai yakalanmıştır.
2013 yılına göre (76 kg.) yaklaşık 6 kat artmıştır. Bu madde henüz
ülkenin bütün illerinde bulunmayıp, özellikle büyük şehirlerde
daha çok görülmektedir.
 Torbacılarla mücadelede, projeli çalışma (teknik takip) yapılmadan
veya gizli soruşturmacı görevlendirmesi yapmadan yakalama
yapmak oldukça zordur. Çünkü bu grupların gram gram sattıkları
uyuşturucuyu delillendirmenin başka yöntemi bulunmamaktadır.
 17/25 Aralık 2013 sonrası yasalaşan “6 Mart 2014 tarihli Resmi
Gazete’nin 28933 mükerrer sayısı ile yayımlanarak yürürlüğe giren
21.2.2014 gün ve 6526 sayılı kanun” ile özellikle örgütlü suçlarla
mücadeleyi (uyuşturucu, yolsuzluk, mali suçlar) ve güvenlik
birimlerinin mahkeme kararlarıyla yaptıkları telefon ve fiziki takip
faaliyetlerini takip etmeye yönelik teknik dinleme ve izleme
faaliyetlerini zorlaştırmıştır.
EKİM 2014, SAYI:10
2
Giriş
Türk halkını tehdit eden uyuşturucu madde türler ine göre mevcut
durumu ele alarak 2013-2014 yıllarında farklı uyuşturucu maddelerinde
yapılan yakalamaların analiz ve değerlendirmeleri istatistiksel veriler ışığında
aşağıda ele alınmıştır. Grafik 1 incelendiğinde hem olay sayısında hem de
şüpheli sayısında her yıl artış olduğu gözlenmektedir.
Grafik 1. 2008- 2012 arası Genel Uyuşturucu İstatistikleri (2013 yılı KOM
Uyuşturucu Raporu)
a) Eroin Maddesi:
Türkiye,
Afganistan
kaynaklı
uluslararası
Eroin
kaçakçılığı
sevkiyatında, yıllardan beri en çok kullanılan Balkan Rotası üzerinde
bulunmaktadır. Bu rota, Afganistan’dan yasadışı yollarla çıkartılan özellikle
eroin maddesinin, İran üzerinden Türkiye ve devamında Ed irne’den
Avrupa’ya karayolu ile ulaşmasında kaçakçıların en çok kullandıkları, en çok
sevdikleri, taşımada en az masraf yaptıkları, en çok yol tecrübesine sahip
oldukları bir rotadır.
Bu rota, alanında uzman,
profesyonel ve kaçakçılık konularında
uluslararası işbirliğinin önemine inanmış Türk Polisinin yoğun, fedakâr ve
tecrübe dolu çalışmaları sonrası uyuşturucu kaçakçılarının korkulu rüyası
haline gelmiştir. Uyuşturucu kaçakçıları, Türkiye’nin ve Türk Polisinin riskli,
kendilerine göre güvensiz, yakalan ma riski en yük sek seviyeye gelmesi
nedeniyle kaçakçılık r otalarını değiştirmek zorunda kalmışlardır.
EKİM 2014, SAYI:10
3
Bu değerlendirme bizzat kurum merkezi Avusturya/ Viyana’da olan ve
uyuşturucu alanında dünyadaki bütün trendleri gözetip tek değerlendirme
yapan, dünyanın farklı ülke ve bölgelerinde o fisi bulunan, Türkiye’nin de her
yıl Dışişleri Bakanlığı aracılığı ile binlerce dolar yardım yaptığı , uyuşturucu
alanında en üst söz sahibi Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi
(United Nations Office on Drugs and Crime - UNODC)
tarafından
yapılmıştır. Kurumun 2012 yılı Dünya Uyuşturucu Raporu nda, yine aynı
kurumun Küresel Afgan Afyon (haşhaş bitkisinden elde edilen maddeler)
ticaretine ilişkin raporunda ve İngiliz Polis Teşkilatı tarafından yıllık
yayınlanan ve uluslararası nitelikteki 2012 tarihli raporunda ve Türkiye ve
Türk Polisinin başarılı çalışmaları övgülerle bahsedilmiştir .
Türk polisinin yapmış olduğu başarılı çalışmalar sonucunda, Balkan
Rotası riskli hale gel miş ve kaçakçılar için kâbus başlamıştır. Çünkü özellikle
eroin maddesinin bağı mlıları daha çok Avrupa’da yaşamakta ve bu maddeyi
en çok Avrupalılar kullanmaktadır. Türkiye’deki eroin bağımlıları ise daha
çok Avrupa ülkeleri ile bağı olan öze llikle turistik yerlerde, gurbetçilerin
yoğun olduğu şehirlerde ve büyükşehirlerde yaşayanlar ile İran sınırındaki
illerde yaşayanlardır. Dolayısı ile Türkiye eroin yakalamakla, insanlık suçu
olması nedeniyle aslında ağırlıklı olarak Avrupa vatandaşları iç in mücadele
etmektedir.
Talep özellikle Avrupa’da n çok olduğu için bu talebin
karşılanması gerekmektedir. Eroin, kaçakçılar için ayrıca çok kazançlı bir
pazardır, kilosu Afganistan’da 100–450 dolar olan madde,
Avrupa’da
(İngiltere, Hollanda, Almanya) 15bin-25bin dolara pazarlanmaktadır.
Bu nedenle hedefe ulaşmak için farklı rotalara ihtiyaç vardır. Burada
ikinci Rota olarak kabul edilen Kuzey Rotasıdır. Yani Afganistan’dan çıkıp
İran,
Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Rusya, Ukrayna ve Avrupa’ya
ulaşımdır. Bu rota kaçakçıların hiç sevmedikleri bir rotadır. Çünkü güzergâh
ülkelerinin farklı tutum davranışları ile yozlaşmış birçok ilişki nedeniyle
ellerindeki maldan daha fazla masraf yap ılmakta ve birden çok ülkeyi
geçmeleri nedeniyle uzun ve kontrolsü z bir rotaya girmektedirler. Ama buna
EKİM 2014, SAYI:10
4
rağmen alternatif olarak mecburen kullanmaktadırlar. Üçüncü rota ise Güney
Rota dediğimiz denizyolu ile konteynerler içerisinde, en büyük sevkiyatların
yapıldığı çok büyük kaçakçıların kullandığı gemiyle Avrupa’ya ulaş mak için
ayların sürdüğü bir rotadır. Bu rotayı da kaçakçılık kapasitesi ve gücü orta
seviyede olanlar kullanamaz. Çünkü maddenin, orta düzeydekiler için paraya
hızlı olarak dönmesi gerekmektedir.
Uyuşturucu Kaçakçıları arasındaki iletişim çok hızlı ve güç lüdür.
Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık Organize Suçlarla Mücadele
Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan yıllık uyuşturucu ve d iğer faaliyetlere
ilişkin
değerlendirme
raporlarından
da
elde
edilen
bilgiler
ışığında
kaçakçıların arasındaki iletişim çok ü st düzeyde olduğu görülmektedir.
Örneğin hangi ülkenin hangi şehrinde hangi araç ya da hangi konteynerde ne
yakalanmış, bu madde hangi organizasyona aittir, hangi ülke polisleri ne tür
teknikler kullanır, hangi ülke polisleri zula yakalamada meşh urdur ya da
hangi ülke polisleri, gümrük ve jandarma birimleri neden motive olurlar. Bu
kriterleri bütün kolluk birimlerinden hatta UNODC ’den bile daha önce
öğrenirler. Çünkü onlar için zaman ve para çok önemli olduğu için her
duruma göre şekil alırlar. Şu anda ulus lararası kolluk birimlerinin yaptıkları
toplantılar ile kaçakçıların resmi kararlarla alınan telefon görüşmelerinde
“Türkiye’nin artık kaçakçılar için riskli olmadığı, çok profesyonel araç zulalarının
bile yapılmasına gerek kalmadığı, Türkiye’de Hükümetin, çok uzman ve deneyimli
kolluk görevlilerini uzaklaştırdığı, önceleri maddeyi riske etmemek için küçük kilolar
halinde (5-80 kg. arası) çok sık sevkiyat yapılırken şimdi hiç korkmadan 200 kg.
üzeri taşınması gerektiği, y akalanan yakalansın el lerinde daha çok mal bulunduğu”
şeklinde konuşmalar geçmektedir .
Şimdi bu değerlendirmeyi kısmen doğrulayan 2014 yılında eroin
yakalama olaylarına bakalım. Olaylarla ilgili açık kaynaklardan (i nternet)
üzerinden yapılan incelemede hangi ilin ne kadar yakalama / nasıl yakalama
yaptığını bütün detayları ile öğrenebilirsiniz.
EKİM 2014, SAYI:10
5
1. 5 Nisan 2014 tarihinde Erzurum ilinde polisin yaptığı çalışmada 34
plakalı bir Tırın içerisindeki ceviz torbaları içerisine konmuş, kaçakçılarca
herhangi bir zulaya gerek kalmaksızın, bir şoförle bir likte 577 kilo eroin
yakalamıştır.
Bu yakalama, herhangi bir planlı çalışma yani savcılık üzerinden
soruşturma almaksızın ve telefon dinleme yapmaksızın bir seferde yapılan
çok büyük bir yakalamadır. 17/25 Aralık 2013 süreci öncesi bütün illerde
yoğun uygulama yapılmasına rağmen, projesiz böyle bir yakalama yakın
tarihte olmamıştır. Bu da kaçakçıların çok pervasız ve kendilerine çok
güvendiklerinin göstergesidir.
2. 23 Nisan 2014 tarihinde Bitlis ilinde polisin yaptığı çalışmada 33
plakalı bir kamyonette b ir şoförle birlikte tam 210 kilo eroin yakalamıştır.
3. 10 Mart 2014 tarihinde İstanbul ilinde Beylikdüzü ilçesinde hırsız
bir şahıs 34 plakalı Mercedes Vito marka bir aracın kelebek camını kırmak
suretiyle araçtan bir çantayı çalıyor, daha sonra çantada uyuşturucu olduğunu
görünce korkup 155 polisi arayıp oradan kaçıyor. Daha sonra Asayiş ekipleri
bakıyorlar ki çantada uyuşturucu var. Na rkotik Polislerini arıyorlar. Çevrede
Vito arabayı buluyorlar ve o arabada ayrıca 5 çanta içerisinde daha eroin
buluyorlar. Daha sonra polisler arabayı almaya gelecek kişiyi bekliyorlar.
Sonra bir kişi geliyor onu yakalayıp konuştuklarında, o şahıs ikinci bir araba
daha olduğunu ve 34 plakalı Ssang Young marka cipte de madde olduğunu
söylüyor. O cipte de 10 adet benzer spor çantası bulunuyor. Toplam iki
arabada, bir şahısla birlikte, 16 çantada toplam 445 kilo eroin yakalanıyor.
Bu yakalama, herhangi bir planlı çalışma yani savcılık üzerinden
soruşturma almaksızın ve telefon dinleme yapmaksızın t esadüfen “hırsızlık”
sonrası yakalanıyor. Bu durum aslında hem İstanbul narkotik polisinin hem
de
Türkiye
genelinde
kaçakçılıkla
mücadelenin
nasıl
yapıldığını/
yapılmadığını göstermektedir.
EKİM 2014, SAYI:10
6
4. 9 Mart 2014 tarihinde Ağrı ilinde polisin yaptığı çalışmada 58 plakalı
bir BMC kamyonette bir şoförle birlikte tam 458 kilo eroin yakalamıştır.
Görüldüğü gibi sadece 4 olayda 1 TON 690 KİLO eroin yakalanmıştır.
Burada en önemli sorunlardan birisi de herhangi savcılık üzerinden projeli
çalışma yapılmaksızın sadece taşıyıcı olan bir kişinin yakalanmasıdır.
Böyle durumda proje yapılmaz ise; bu eroinin esas sahipleri, alıcıları, ana
taşıyıcı organizasyonu, parayı esas temin eden ve en önemlisi ise uluslararası
boyutunun görülememesidir. Böylece suçun esas ö rgüt ve organizasyon
yapısındakiler yakalanmadığından bu kişiler suç işlemeye devam edeceklerdir.
Eroin maddesine yönelik yukarıda yapılan değerlendirmeden de
anlaşılacağı üzere;
ulusal ve uluslararası uyuşturucu kaçakçıları, bütün
ağırlıklarını Türkiye’ye vermişler ve 2014 yılında da eroin yakalamalarının bu
kaçakçı bolluğundan dolayı yakalamaların artacağı tahmin edilmiştir. Nitekim
2014 yılı Eylül ayı itibariyle yakalama oranı 2013 yılının aynı dönemine göre
(6 tondan, 8,5 tona çıkmıştır)
% 40 civarında 2,5 ton eroin yakalaması
artmıştır.
Grafik 2-3 incelendiğinde yakalanan eroin miktarında artış olduğu ve
yakalamanın yaklaşık yarısının İ stanbul ilinin gerçekleştiği gözlenmektedir.
Grafik 2. 2008- 2012 arası Yakalanan Eroin (2013 yılı KOM Uyuşturucu Raporu)
EKİM 2014, SAYI:10
7
Grafik 3. 2012 yılında Yakalanan Eroinin İllere Dağılımı
b) Bonzai (Sentetik Uyuşturucu) Maddesi:
Türkiye’de bağımlılar arasında çok hızla yayılan, isminden dolayı
bağımlılar arasında psikolojik olarak itibar gören, birçok Dünya ülkesinde
yasa kapsamında olmayan ve ülkemizde de türevleri yasa kapsamında
bulunmaması nedeniyle mücadeleyi zorlaştıran Bonzai maddesine yönelik,
ciddi farkındalık oluşmuştur.
Bonzai ’nin, birçok insanın ölümüne neden
olduğu basın yayın organlarında son aylarda önemle vurgulanması, olumsuz
algının güçlenmesini sağlamıştır. Hatta TV açıkoturumları, köşe yazarları,
evler, okullar ve gençler arasında konuşulmak suretiyle, bu bilinç halkımızı
bu maddeden daha da uzaklaştıracaktır. Eğer yasal düzenlemeler yapılmazsa,
2014 yılı sonrası bu madde yakalamasının artacağı tahmin edilmekteydi ve
nitekim 2014 Eylül ayı itibariyle yaklaşık 445 kg bonzai yakalanmıştır. 2013
yılına göre (76 kg) yaklaşık 6 kat artmıştır. Bu madde henüz ülkenin bütün
illerinde bulunmayıp, özellikle büyük şehirlerde daha çok görülmektedir.
Gerekli düzenlemeler yapılırsa daha fazla yaygınlaşmasının önüne geçilebilir .
c) Esrar Maddesi:
Dünya genelinde en çok kullanılan uyuşturucu türü esrardır. UNODC
2012 Dünya Uyuşturucu Raporunda, dünya genelinde esrar kullanıcı sayısının
119–224 milyon aralığında olduğu tahminine yer verilmektedir. Esrar, aynı
zamanda en çok üretimi ve kaçakçılığı gerçekleştirilen uyuşturucudur. Çünkü
EKİM 2014, SAYI:10
8
arsız bir bitki olması nedeniyle su ve gübrenin verildiği her ortamda kolayca
yetişebilmektedir.
Ülkemizde de en çok kullanılan ve kaçakçılığa konu olan uyuşturucu
esrardır. “Ottur günahı yoktur” gibi yanlış inanışlar nedeniyle maalesef sokakta
genç yetişkin ayrımı olmaksızın Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde
kullanıcıları bulunmaktadır. Maddenin piyasada kolay bulunabiliyor olması,
yukarıda sayılan maddelerin aksine fiyatının ucuz olması bu madd enin
bağımlılarının sayısı günden güne artmaktadır. 2013 yılında yaklaşık “167
ton” civarında esrar yakalamaları yapılarak Cumhuriyet tarihinin
yakalama rekoru kırılmıştır.
Bu maddenin insanlar arasında dağılımını önlemek ve piyasada
bulunurluğunu azaltmak için; çok sayıda operasyon ve yakalama yapmak
gereklidir. Ayrıca başta Diyarbakır olmak üzere esrarın hammaddesi olan
Kenevir bitkisinin ekiminin yapıldığı ve zehir tarlaları olarak adlandırılan
alanlarda ciddi operasyonlar yapılmalıdır. Böylece hem terörün hem de
kaçakçıların çok önemli finans kaynağının önüne geçile bilecektir.
Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2014 yılı Eylül ayında
yakalama oranı, 2013 yılının aynı dönemine göre (85 tondan, 57 tona) %
33 civarında (28 tonluk) bir düşüş göstermiştir. 2013 yılsonunun 167 tonla
bittiği değerlendirilirse; bu farkın daha da açılacağı ve yakalanam ayan esrar
maddesinin ülke içind e veya dışında kullanılacağı değerlendiril mektedir.
EKİM 2014, SAYI:10
9
Grafik 4. 2008-2012 arası Esrar Olay Sayısı (2013 yılı KOM Uyuşturucu Raporu)
d) Ecstasy (sentetik uyuşturucu) Maddesi:
Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele
Daire Başkanlığınca yayınlanan Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele
2012 Raporuna göre; özellikle üniversite gençliğini hedef alan, turistik ve
eğlence yerlerinin yoğun bulunduğu büyük illerdeki pavyon, gazino ve
otellerde çok popüler olan table t şeklinde sentetik yani fabrikasyon türü
bir uyuşturucudur. Türkiye, ecstasy için nihai bir pazardır. Ülk emizde ele
geçirilen tabletler ağırlıklı olarak Hollanda ve Belçika kaynaklıdır. Ecstasy,
Avrupa ülkelerinden hava, deniz ve karayolu ile ülkemize getirilmektedir.
Karayoluyla ecstasy girişi ülke mizin kuzey batısından, sıklıkla Bulgaristan ve
son dönemde Yunanistan üzerinden gerçekleşmektedir. TIR araçlarında
sürücü kabininde, yasal yük arasında veya zulalı bölmelerde ülkemize yoğun
ecstasy girişleri olmaktadır.
Eroinde ülkemiz transit iken, ecstasy’de ise hedeftir. Her yıl normal
şartlar içerisinde ecstasy yakalamalar ının bir önceki yıla göre çok artması
gerekmektedir. Hatta kolluk birimlerince 2013 yılında yakalanan miktar ise
Türkiye tarihinde gelmiş geçmiş en çok ecstasy yakalaması olarak kayıt lara
girmiştir.
EKİM 2014, SAYI:10
10
Bu maddeyi ülkeye girdiği anda, sokak satıcıları ya da kullanıcılara
dağılmadan toplu olarak yakalamak genel ilkedir. Emniyet Genel Müdürlüğü
verilerine göre, 2014 yılı Eylül ayı itibariyle yakalama oranı 2013 yılının aynı
dönemine göre (3 milyon tabletten 500 bin tablete) yaklaşık 6 kat azalmıştır
(2 milyon 500 bin tablet ). Yakalanamayan bu miktar, Türk gençliği, sokaklar
ve ülkemiz adına çok kaygı vericidir. Aslında basın ve medyada bu konunun
çokça
vurgulanması
gerekmektedir.
Sahil
bölge lerindeki
eğlence
mekânlarının, havaların soğumasıyla birlikte şehirlere taşınacağını ayrıca
üniversitelerin de açılacağını değerlendirirsek, Ecstasy tehlikesi kapımızın
önünde beklemektedir. Yine rapora göre 2009–2012 arasındaki süreçte son
dört yılda ecstasy operasyon sayısında %608,
şüpheli sayı sında ise %312
artış söz konusu olmuştur.
Grafik 5. 2008-2012 arası Ecstasy Olay Sayısı (2013 yılı KOM Uyuşturucu
Raporu)
e) Captagon (sentetik uyuşturucu) Maddesi:
Captagon kaçakçılığından en çok Suudi Arabistan ve Arap Yarımadası
olmak üzere diğer Arap ve Ortadoğu ülkeleri etkilenmektedir. Ancak son
yıllarda Türkiye’nin captagon trafiğinde çoğunlukla nihai pazar haline geldiği
ifade edilebilir. 2014 yılı Eylül ayı i tibariyle yakalama oranı 2013 yılının aynı
dönemine göre (4 milyon tabletten 120 bin tablete ) yaklaşık 40 kat
(3
milyon 980 bin tablet) azalmıştır. Talep Türkiye’de özellikle İstanbul, Antep,
Adana,
Hatay,
EKİM 2014, SAYI:10
Mardin,
Urfa
illerinde
çok
fazla
olmasına
rağmen
11
yakalanamamaktadır. Suriye karışıklığı nedeniyle bu maddenin kullanıcıları
da artmıştır.
Grafik 6. 2008-2012 arası Captagon Olay Sayısı (2013 yılı KOM Uyuşturucu
Raporu)
f) Metamfetamin (sentetik uyuşturucu) Maddesi:
Türkiye’ye İran üzerinden gelip, bir kısmı ülkedeki bağımlılar arasında
kullanılıp, büyük bi r kısmı da Uzakdoğu ülkelerine başta Japonya, Yeni
Zelanda, Tayland, Malezya ve Endonezya gibi ülkelere transit geçiş yapılan
bir maddedir. İran’a sınır illerle büyük şehirlerde bağımlıları bulunmaktad ır.
Ayrıca mülteci İranlıların bulunduğu Aksaray, Nevşehir ve Kayseri illerinde
de kullanıcıları bulunmaktadır. Doğudan gelen İran otobüs ve araçlarında
mutlaka yakalama yapmak mümkündür. 2014 yılı Eylül ayı itibariyle
Metamfetamin yakalama oranı 2013 yılı nın aynı dönemine göre (95 kg den,
40 kg ye) % 55 civarında düşmüştür.
Grafik 7. 2008-2012 arası Metamfetamin Olay Sayısı (2013 yılı KOM Uyuşturucu
Raporu)
EKİM 2014, SAYI:10
12
g) Sokak Satıcıları (Torbacılar):
Yurtiçi uyuşturucu sokak satıcılarıyla yani torbacı denen gruplarla
mücadele sokakların, okulların, alışveriş merkezleri ve halkın yoğun olduğu
parklar, mahalle araları, terkedilmiş mekânların daha güvenli hale gelmesi
için çok önemlidir. Çünkü uyuşturucu satan sokak satıcıları yani torbacılar,
aynı zamanda hırsı zlık, fuhuş, cinayet, gasp vb. suçları da yoğun olarak
işlemektedirler. Yani sokak satıc ılarıyla mücadele aynı zamanda a sayiş
olaylarıyla da mücadele demektir. Çoğu zaman bu suçlular, örneğin
hırsızlıktan tutuklanmayabiliyor ama sokak s atıcısı olduğu delil lendirildiği
takdirde mutlaka tutuklanmakta ve sokaklar nefes almaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele
Daire Başkanlığınca yayınlanan Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele
2012 Raporuna göre; 2012 yılında ilk defa 81 İl KOM Birimi tarafından sokak
satıcılarına yönelik projeli çalışma baş latılmış ve bu çalışmalar operasyona
dönüştürülmüştür. Yapısal olarak so kak dağıtımıyla mücadele için il KOM
Birimlerinin çalışmaları istihbari ve stratejik analizlerle desteklenerek
mücadele kapasitelerinin artırılması sağlanmalıdır.
Torbacılarla mücadelede, projeli çalışma yapılmadan yani teknik
takip yapmadan veya gizli soruşturmacı görevlendirmesi yapmadan yakalama
yapmak
oldukça
zordur.
Çünkü
bu
grupların
gram
gram
sattıkları
uyuşturucuyu delillendirmenin başka yöntemi bulunmamaktadır. Emniyet
Genel Müdürlüğü verilerine göre, sokak satıcılarına yönelik dinlemeli ya da
projeli
çalışmaların
sayısında
ciddi
oranda
düşüşler
bulunduğu
değerlendirilmektedir.
SONUÇ
2014/2015 eğitim ve öğretimin başladığı şu günlerde Özellikle okul
önlerinde, halkın yoğun bulunduğu park, bahçe ve mesi re yerlerinde
uyuşturucu satan torbacılar, gençlerimizi ve çocuklarımızı ciddi şekilde
tehdit etmektedir.
EKİM 2014, SAYI:10
13
Torbacı olarak adlandırılan uyuşturucu satıcıları arasında zaman zaman
sokak ve yer paylaşımı nedeniyle çatışmalar çıktığı, hatta polislerle ve kendi
aralarında silahla çatıştıkları bilinmektedir. Bunun en tipik örneği, Başkent
Ankara’da yakın tarihte Bülent Aramaz isimli uyuşturucu satıcısının Dikmen
semtinde
polisle
çatışması
sonucu
öldürülmesidir.
Ayrıca
İstanbul
Gülsuyu’ndaki torbacıların kendi arasındaki çatışmalarında da hayatını
kaybeden masum vatandaşlarımız olmuştur.
17/25 Aralık 2013 sonrası yasalaşan “6 Mart 2014 tarihli Resmi
Gazete’nin 28933 mükerrer sayısı ile
yayımlanarak yürürlüğe giren
21/2/2014 gün ve 6526 sayılı kanun” ile özellikle örgütlü suçlarla mücadeleyi
(uyuşturucu, yolsuzluk, mali suçlar) ve güvenlik birimlerinin mahkeme
kararlarıyla yaptıkları telefon ve fiziki takip faaliyetlerini takip etmeye
yönelik teknik dinleme ve izleme faaliyetlerini zorlaştırmıştır.
Böylece bu kanundan sonra Tür kiye geneli Kaçakçılık, Terör, Asayiş
gibi birimler mahkemelerden dinleme ve izleme kararları alamamaktadırlar.
Bu durum kolluk birimlerini çok zor durumda bırakmaktadır. Bu değişiklik
sonrası hırsızlar, uyuşturucu kaçakçıları, sigara kaçakçıları, otopark, haraç,
gasp, fuhuş, kumar gibi çete ve mafya yapılanmaları maalesef Türk halkını
tehdit eder duruma gelmiştir. Park ve bahçeler ile okul etrafları, geleceğimiz
olan çocuklar için daha az güvenli hale gelmiştir.
21.02.2014 tarihinde 6526 sayılı kanunla yapılan değişiklik uyarınca,
CMK’nın 135’inci maddesinde düzenlenen özel soruşturma yöntemlerinden
olan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiriyle ilgili
değişikliklere göre;
Mahkeme kararının sebebi yönünden;
21.02.2014 öncesi iletişim tespit kararını mahkemeden almak için “Suç
işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı” yeterli iken;
21.02.2014 sonrası iletişim tespit kararını mahkemeden almak için
“Suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı”
EKİM 2014, SAYI:10
14
güvenlik kuvvetleri somut delili zaten elde etse iletişim dinleme tedbirine
gerek kalmayacaktır.
Mahkeme kararının veren Makam yönünden;
21.02.2014 öncesi iletişim tespit kararını almak için “Hâkim veya
gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla” işlem
yapılırken;
21.02.2014 sonrası iletişim tespit kararını almak için “ Ağır ceza
mahkemesi veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cu mhuriyet savcısının
kararıyla, alınacak tedbire ağır ceza mahkemesince oy birliğiyle karar verilir.
İtiraz üzerine bu tedbire karar verilebilmesi için de oy birliği aranır” hükmü ile
dinleme kararları sadece Ağır Ceza Mahkemelerinden ve oy birliği ile karar
alınmasını zorunlu kılmıştır. Çok acil adam öldürme, cinayet, terör gibi
konularda acil durumlarda savcının verdiği kararın onanması veya normal
karar
almak
için
üç
kişilik
mahkeme
heyetinin
üçünün
de
oyu
gerektirmektedir. Bir üye hayır dese karar alınamamaktadır. Bu da her türlü
suçla mücadelede kolluğu adeta çalışamaz hale getirmiştir. Böylece suçla
mücadeledeki pratiklik ve hızlılık yerini yavaşlamaya bırakmıştır.
Mahkeme kararının Süresi yönünden;
21.02.2014 öncesi iletişim tespit kararının süresi “Tedbir kararı en çok
üç ay için verilebilir ; bu süre, bir defa daha uzatılabilir” hükmü gereği yani
örgütsüz suçlarda bu süre 6 aya kadar çıkabilirken;
21.02.2014 sonrası iletişim tespit kararının süresi “Tedbir kararı en çok
iki ay için verilebilir ; bu süre, bir ay daha uzatılabilir.” hükmü ile en fazla 3
aya düşürülmüştür. Hayatın olağan akışı içerisinde bir cinayet suçunun,
hırsızlık ya da uyuşturucu kaçakçılarının 3 ay içerisinde bütün organizasyonu
ile tespit edilip, delilleri ile birlikte hâkim önüne çıkartmak çok ama çok
zorlaşmıştır. Günümüzde telefon takip tedbirinin basın yayın organlarında
çokça deşifre edildiği de göz önünde tutulursa, artık bu tedbiri kullanmak
çok zorlaşmıştır.
EKİM 2014, SAYI:10
15
17/25 Aralık 2013 operasyonundan sonra Emniyet Teşkilatındaki
yapılan tayinler operasyonel şubelerinde çalışan personelin görev yerlerinin
değiştirilmesi
ve
branş
yönetmeliğindeki
değişiklikler
de
Emniyet’te
kurumsal hafızanın azalmasına neden olmuştur. Suç ve suçlularla mücadelede
etkin soruşturma yapabilen tecrübeli kişiler kendi alanları dışında başka
birimlere atanmışlar ya da açığa alınmışlardır. Operasyonel birimlere yeni
atanan personel ise branş eğitimi almadıkları için yetersiz ve deneyimsiz bir
durumdadır. Biran önce toplumun güvenlik önceliği olarak, suç ve suçlu ile
mücadelede etkin politikalara dönülmez ise suç ve suçlu oranlarında
patlamaların yaşanması oldukça normal ve kaçınılmazdır.
EKİM 2014, SAYI:10
16
Download

[PDF] Dosyası Olarak İndiriniz - Güsam – Güvenlik Stratejileri