Ekonomi Bülteni
25 Ağustos 2014, Sayı: 34

Yurt Dışı Gelişmeler

Yurt İçi Gelişmeler

Finansal Göstergeler

Makro Ekonomi ve Strateji
Avrupa Yeni Bir Resesyonun Eşiğinde…
Ekonomik Araştırma ve Strateji
Dr. Saruhan Özel
Ercan Ergüzel
Ezgi Gülbaş
Ali Can Duran
1
25 Ağustos 2014
DenizBank Ekonomi Bülteni
Yurt Dışı Gelişmeler
 FOMC toplantı tutanakları faiz artış beklentilerini şekillendirdi. ABD Merkez Bankası (FED) açık piyasa komitesi
(FOMC) toplantısının tutanaklarından faiz artışlarının beklenenden biraz 2,5
FED Politika Faizi Beklentileri (%)
daha erken gelebilme ihtimallerine yönelik sinyaller alındı. Buna karşın 2,0
14.08.2014
Yellen’in Jackson Hole konuşması öncesinde piyasa beklentisindeki de21.08.2014
FED Fund Rates (%0-0.25)
ğişim sınırlı kaldı. Tutanaklarda istihdam piyasasında beklentilerin ötesin- 1,5
de gözlemlenen toparlanmaya ve enflasyon oranındaki yukarı yönlü ha1,0
rekete atıfta bulunularak benzer trendin devam etmesi halinde gevşek
para politikasından çıkışın beklentilerden daha önce gerçekleşebileceği 0,5
belirtildi. Buna ek olarak bazı FED üyelerinin ise mevcut para politikası
0,0
desteğinin artık yeterli olduğuna yönelik görüş bildirdiklerinin belirtilmesi
de daha erken bir çıkışın gerçekleşme ihtimalini arttıran faktörler arasında yer aldı. FED üyelerinin faiz artışlarına karar vereceği zamanlama
konusunda önümüzdeki dönemde gelecek olan verilerin etkili olacağı da tutanaklar arasında yer aldı.
 İngiltere Merkez Bankası tutanaklarında da “şahin” görüşler vardı. Faiz artışlarına en yakın merkez bankalarından biri olarak görülen İngiltere Merkez Bankası (BoE) tutanaklarında 2 üyenin faizlerin son toplantıda arttırılması için
oy kullandığı belirtildi. Toplantı tutanakları sonrası ülke para birimi ve tahvillerinde volatilite görülmesine karşın faiz
artışının 2015’in ilk çeyreğinde gerçekleşeceği beklentileri değişmedi. Son dönemde açıklanan veriler öncesi bu yılın
son çeyreğinde faiz artışı gerçekleşeceğine yönelik beklentiler bir sonraki çeyreğe taşınmıştı. Maaş artışlarındaki artışın çok sınırlı kalması, ekonomik aktivitede istenilen ivmelenmenin bir türlü görülmemesi ve enflasyon oranında görülen gerileme beklentilerde etkili olmuştu. Hem ABD tarafında toparlanmanın devam etmesi hem de BoE’nin faiz artışı
için beklentileri ötelenmiş olması GBP’nin yukarı yönlü hareketini limitlemeye devam ediyor.
 ABD’de konut verileri yeniden yükselişte. ABD’de hafta içerisinde açıklanan konut sektörü verileri FED’in sektörün
toparlanmasına yönelik duyduğu endişenin azalmasına neden olabilir.
Konut Başlangıçları
(Bin Adet)
Son dönemde volatil bir resim çizen konut başlangıçları ve ruhsatları veYeni Konut İnşaat Ruhsatları
rilerinin sonraki aylarda nasıl açıklanacağı bu anlamda önemli. Temmuz 2.300
ayı verisine göre hem konut başlangıçları hem de inşaat ruhsatları bek1.800
lentilerin üzerinde açıklandı. Sırasıyla 1.09 milyon ve 1.05 milyon. İki veri
de Kasım ayından bu yana en yüksek seviyelerine ulaşmış durumda. 2.el 1.300
konut satışları tarafında ise Mart ayından bu yana yükseliş devam ediyor.
Temmuz ayında 5 milyon olan beklentinin üzerinde 5.2 milyon olarak 800
açıklandı. FED’in daha rahat hareket etmesi için tek neden olmasa da
300
konut sektöründeki toparlanma önemli bir faktör.
2000 2002 2004 2006 2008 2010 2012 2014
 Çin’de PMI verisi beklentilerin altında kaldı. Bu senenin ilk 5 ayında daralma ile genişlemeyi ayıran 50 seviyesinin
altında kalan imalat PMI endeksi Haziran ve Temmuz aylarında 50 seviyesinin üzerine (sırasıyla 50.7 ve 51.7) yükselmişti. Dünyanın en büyük 2.ekonomisinde yeniden görülen artış ile yıl 65
İmalat PMI Endeksi
sonu büyüme hedefi olan %7.5’in yakalanabileceğine yönelik beklentiler 60
oluşmuştu. Fakat Ağustos ayı öncü verisi 51.5 olan beklentilerin altında
50.3 olarak açıklandı. İmalat sektörünün neredeyse hiç genişlemediğine 55
işaret eden veri hükümetin yeni mini teşvik paketleri açıklaması yönünde 50
45
baskıları arttırıyor.
40
Euro Bölgesi
Almanya
 Euro Bölgesi'nde Üretim PMI son 1 yılın en düşüğünde. Almanya’da 35
Fransa
Çin
Ağustos ayı öncü imalat PMI endeksi 51.5 olan beklentilerin üzerinde 30
önceki ayın ise altında 52 olarak açıklandı. Genel olarak imalat sektörün- 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014
de genişlemenin yavaşlaması beklenirken, beklentilerden yüksek gelen veri 2.çeyrekte Euro Bölgesi’nin en büyük
ekonomisi olan Almanya’daki kötü performansın 3.çeyreğe daha da düşüşle girmeyebileceği beklentilerine destek
verdi. Fakat Euro Bölgesi’nde açıklanan endekslerde ise ters yönde bir resim gözlemlendi. Euro Bölgesi’nde 51.3 olarak açıklanması beklenen üretim PMI endeksi 50.8 olarak açıklandı. (Temmuz 51.8) Benzer şekilde hizmetler ve bileşik endeksler de 53.5 ve 52.8 seviyelerinde açıklanarak beklentilerin altında kaldılar. (Temmuz 54.2 ve 53.8). Almanya’da açıklanan PMI verisinin aksine bölge ekonomisi genelinde ekonomik aktivitenin halen kırılgan bir yapıda olduğunu hatırlatan PMI verisi genişleme ile daralmayı ayıran 50 seviyesine yaklaştı. Geçtiğimiz sene Temmuz ayındaki
50.3’den sonraki en düşük seviyesine geriledi.
2
25 Ağustos 2014
DenizBank Ekonomi Bülteni
Yurt İçi Gelişmeler
Kısa Vadeli Dış Borç Stoku, Haziran 2014
● Mart ayından itibaren artış trendine giren kısa vadeli borç stoku Haziran ayında bir önceki aya göre 130 milyon $’lık
sınırlı artışla 131 milyar $ oldu. Özel sektör borcunda 350 milyon $’lık artış görülürken, kamu sektörü borcunda 186 milyon $ gerileme görüldü.
● İlk çeyrek sonuna göre kıyasladığımızda kısa vadeli dış borç stokunun 4.7 milyar $ artığını görüyoruz. Bu artışın 2.8
milyar $’ı bankaların kredilerinden kaynaklanırken, 2.3 milyar $’ı TL cinsi mevduat artışından geliyor. 2. çeyrek sonu itibarıyla kısa vadeli borç stokunun borçluya göre kompozisyonuna baktığımızda, 94 milyar $’la %72’sinin bankalara, 37 milyar $’la %28’inin ise reel sektöre ait olduğunu görüyoruz.
● Özel sektörün (finansal ve reel sektör) yurtdışından sağladığı kredi borcu rakamlarına baktığımızda ise Haziran ayında
bir önceki aya göre 2.3 milyar $ artışla 201 milyar $’a ulaştığını görüyoruz. Yükseliş uzun vadeli borçlardan kaynaklanırken (3.3 milyar $), kısa vadeli kredi kullanımında gerileme söz konusu (1 milyar $). Uzun vadeli tarafta, bankaların borcu
2.3 milyar $ artarken, reel kesimin borcu 0.3 milyar $’lık sınırlı artış kaydetti. Bankaların borcundaki artışta ise tahvil ihraçlarındaki (1.7 milyar $) artış etkili oldu. Sonuç olarak 1. Çeyrekte %19.9 olan özel sektörün dış borç GSYH oranı 2. Çeyrekte %20.5’e yükseldi.
● Önümüzdeki bir yıl boyunca ödenecek olan borçlar
(kısa vadeli borçlar ve uzun vadeli borçların vadesine 1
yıldan az kalmış olanların toplamı) ise bir önceki aya göre
0.7 milyar $, ilk çeyrek sonuna göre 3.2 milyar $ gerilemeyle 168 milyar $ oldu. Bu gerilemede reel sektörün
borcundaki 1.4 milyar $’lık düşüş etkili olurken, bankaların borcundaki artış devam etti (0.6 milyar $).
● Merkez Bankası rezervlerinin vadesi bir yıl içinde gelecek borçları karşılama oranı ise son dönemde artan döviz
rezervlerinin de desteğiyle %86’ya yükseldi (İlk çeyrek
sonu: %84). Özel sektörün önümüzdeki bir yıl içinde
ödenecek borcu ağırlıklı olarak bankalar ait (%62) ve geri
ödemeler Eylül 2014 ve Mayıs 2015’te yoğunlaşıyor.
Yurtdışı Yerleşiklerin Portföy Hareketi, 11-15 Ağustos Haftası
● Merkez Bankası haftalık verilerine göre, 15 Ağustos
ile biten haftada yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasından nette 260 milyon $ çıkışı oldu. Aynı dönemde
BIST100 Endeksi ise $ bazında %4.1 değer kaybetti. Bu
veriyle, yılbaşından beri hisse senedi piyasasındaki nette yabancı alımı ise 1.8 milyar $’a gerilerken,
BIST100 endeksi aynı dönemde %12 değer kazandı.
● 11-15 Ağustos haftasında, yurtdışı yerleşikler tahvil
piyasasında nette 340 milyon $ alım gerçekleştirdi. Tahvil piyasasından önceki iki haftada toplamda 1.9 milyar $
çıkış olmuştu, son veriyle yurtdışı yerleşiklerin tahvil piyasasından sene başından itibaren çıkışları 271 milyon
$’a gerilemiş oldu.
● Yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi stoku yılbaşına göre %23 artarken, dibs stoku değişmedi. Yabancıların iç borç stoku
içindeki payı ise 2013 yılı sonunda %21.5’e geriledikten sonra Temmuz ayı itibariyle %22’ye yükselmiş durumdaydı.
3
25 Ağustos 2014
DenizBank Ekonomi Bülteni
Haftalık ve Aylık Getiri
Finansal Göstergeler
Para Piyasaları
Risk iştahında hafta genelince toparlanma görüldü
H. Senedi Piyasaları
Euro Libor faizleri geriliyor
Artan risk iştahıyla hisse senedi endeksleri yükseliş eğiliminde
Not: Tüm veriler raporun çıktığı Cuma günü saat 12:00 itibarı ile güncellenmiştir.
4
25 Ağustos 2014
DenizBank Ekonomi Bülteni
Tahvil Piyasaları
Finansal Göstergeler
Döviz Piyasaları
Gösterge tahvil getirisi %9.2’ye kadar geriledi
Emtia Piyasaları
Kur tarafında ABD’den gelen veriler USD’yi değerlendiriyor
Jeopolitik endişelerin azalmasıyla, VIX endeksi 12’li seviyelerin altına indi
Not: Tüm veriler raporun çıktığı Cuma günü saat 12:00 itibarı ile güncellenmiştir.
5
25 Ağustos 2014
DenizBank Ekonomi Bülteni
Makro Ekonomi & Strateji
Avrupa Yeni Bir Resesyonun Eşiğinde…
2008’de başlayan global krizde AB Merkez Bankası’nın (ECB)
sahip olduğu dönemler hiç de az değil. FED’in aksine gevşek
para politikası araçlarına çok geç başlaması ya da Haziran
2008’de (%4’ten %4.25’e) ve Mart-Temmuz 2011’de (%1’den
%1.5’e) enflasyon riski olduğunu düşünüp politika faizini arttırması bunun en tipik örnekleri. Fakat Kasım-2011’de Draghi’nin
ECB’nin başına geçmesi ile birlikte bu makus talih değişmeye
başladı. Özellikle Eylül 2012’de yaptığı “Euro’yu korumak için
ne gerekiyorsa yapılacak” açıklaması AB açısından görünümün
değişmeye başladığı bir milat. 2012’de %16’ya kadar ulaşmış
Portekiz 10 yıllık tahvil getirileri bu açıklamanın ardından gerilemeye başlayarak bugün %3.2’ye kadar indi. Benzer şekilde %
7’li seviyelerin üzerindeki 10 yıllık İtalya ve İspanya tahvilleri
bugün %2.5’lu seviyelerde. 2012’de tüm kurumlar AB ortak para birimi Euro’nun olası dağılması üzerine hazırlıklarını yaparken bugün kimse bu olasılığı gündeme getirmiyor artık.
gerekli proaktifliği göstermediği ya da hatalı öngörülere
10 Yıllık Kamu Tahvil Getirisi (%)
8
7
6
5
4
İspanya
3
İtalya
2
2008
Portekiz (Sağ Eksen)
2009
2010
2011
2012
2013
18
16
14
12
10
8
6
4
2
0
2014
Özetle, Draghi’nin doğru yaklaşımı sayesinde AB’de likidite/finansal kriz sona erdi. Fakat aynı şeyi ekonomik kriz için
Euro Bölgesi Büyüme
söylemek mümkün değil. Bu yılın ilk çeyreğinde sadece %0.2
büyüyebilen Euro Bölgesi ikinci çeyrekte büyüme kaydedeme- 2%
(Mevsimsellikten Arındırlmış, Çeyreklik)
di. Euro Bölgesinin en büyük dört ekonomisinden pozitif büyü1%
me kaydedebilen tek ülke %0.6 ile İspanya. Bölgenin büyüme
0.0%
motoru Almanya ekonomisinin %0.2 küçülmüş olması dikkat
0%
çekici. Euro bölgesinin en büyük 3. ekonomisi İtalya üst üste iki
1Ç04
1Ç07
1Ç10
1Ç13
çeyrek küçülerek yeniden resesyona girdi. Bu 2008 krizi başla-1%
dığından beri ülkenin 3. resesyonu. Fransa’nın 2008’den bugüne ortalama çeyreklik büyümesi %0.06. Son iki çeyrekte de %0
-2%
büyüyebildi, yani yerinde saydı. Ekonomik büyümenin gelmemesine paralel ABD’nin aksine Euro Bölgesinde işsizlik çift ha- -3%
nelerdeki seyrine devam ediyor. Büyüme ve istihdam piyasasındaki son 5 yıllık seyir 90’lardan itibaren uzun süreli resesyo- -4%
Euro Bölgesi (Bir önceki çeyreğe göre değişim)
na giren Japonya’nın performansının bile altında.
Son jeopolitik gelişmeler büyümenin daha da aşağı gelebileceğine işaret ediyor. Şayet tansiyon yükselmeye devam ederse bölgenin enerji ithalatını Rusya’dan sorunsuz/aynı fiyatla karşılaması mümkün olmayabilir. Dahası Rusya’nın AB yaptırımlarına karşı yaptırımlarla cevap vermesi de özellikle gıda gibi bazı sektörler açısından ciddi problem anlamına geliyor. Tüm bunlar AB ekonomisini kolaylıkla resesyona çekebilir.
Bu noktada ECB’nin de yapabileceği para politikası hamleleri sınırlı. ECB’nin borç verme faizi %0.15’te; borç alma faizi
ise -%0.10. Zaten bu hamle ile ECB gelişmiş ülke merkez bankaları arasında politika faizini ilk kez negatife çeken kurum
olmuştu (sadece İsveç gibi ufak çaplı ülkelerden bunu yapan olmuştu). Negatifte olan faizleri daha da düşürmesi beklenemez. Daha önce LTRO ile bankalara 1 trilyon €’luk uzun vadeli finansman verilmişti. Bunun üçte birlik kısmı halen bankalarda. Dahası bu Eylül’den itibaren başlayacak ikinci bir TLTRO ile tahminen 850 milyar €’yu aşan bir kısım daha bankalara (bir öncekinden farklı olarak bu sefer krediye yönlendirmeleri şartıyla) verilecek.
Belki bunu varlığa dayalı menkul kıymet alımları ile de destekleyebilirler fakat AB genelinde bu piyasasının ABD’den farklı olarak limitli büyüklükte olması burada yapılacak varlık alımının ancak 200-300 milyar € civarlarında olabileceğine işaret ediyor. Benzer şekilde zaten 0’a yaklaşmış kamu tahvil getirileri nedeni ile ABD’nin yaptığı şekilde tahvil alımı da çok
işe yaramayabilir. Almanya’nın 2 yıllık tahvilleri halihazırda negatif getiri seviyelerine düşmüş durumda. Draghi’nin sıklıkla
vurguladığı üzere büyümenin geri gelmesi için ülkelerin reform gayretinin artması gerekiyor. Ama bunun da kısa vadede
–en azından büyüme anlamında- istenilen sonuçları vermesi çok olası değil.
6
25 Ağustos 2014
DenizBank Ekonomi Bülteni
Makro Ekonomi & Strateji
Mevcut şartlar altında en etkili olacak yöntem bankacılık sisteminin
eski işlerliğine kavuşturulması. ECB’nin uygulamaya koyduğu
TLTRO bu amaçla hazırlanmış bir düzenleme ama tek başına yeterli değil. Bankaların kredileri 2009 yılı ile karşılaştırıldığında 561 milyar € azalmış durumda ve yandaki grafikten görülebileceği üzere bu
süreç devam ediyor. Bunu sadece likidite vererek çözmek mümkün
gözükmüyor. Zaten öyle olsaydı daha önceden verilen 1 trilyon €’luk
LTRO’nun sayesinde kredilerin artmaya başladığının görülmesi gerekirdi. Bankalar ihtiyaçları olan sermayeyi yerine koymadan reel
sektöre ve hanehalkına sağlıklı şekilde kredi aktarmaları çok olası
gözükmüyor.
Toplam Banka Kredileri (Yılık Değişim, %)
15%
Euro Bölgesi
10%
ABD
5%
0%
-5%
-10%
-15%
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
Bununla ilgili ECB’nin devam eden stres test çalışması ve aktif kalitesi değerlendirmesi var (AQR) ve bunun sonuçları bu
yıl Ekim sonu gibi açıklanacak. Bankaların açıklanan raporda yer alan sermaye eksikliklerini gidermek için 6 ile 9 ay arasında süresi olacak. Bankaların bir kısmı AQR sonuçlarını beklemeden düşük faizleri ve bol likiditeyi göz önüne alarak
son bir yılda toplam 50 milyar € birinci kuşak sermaye arttırdı. Fakat daha önce bağımsız kuruluşların yaptıkları çalışmalarda AB bankalarının toplamda 300 milyar € ile 1 trilyon € arasında sermaye açığı olduğu değerlendirmeleri hesaba katılırsa son bir yıldaki çabalar yeterli olmayacak gibi görünüyor. Bu doğrultuda ECB’nin ve AB’nin diğer yetkili otoritelerinin
sermaye açığını piyasadan karşılaması çok olası gözükmeyen bankalar için farklı mekanizmaları hayata geçirmeyi şimdiden düşünmeleri; bankalara desteği likidite olarak sağlamak yerine gerekirse bu kaynakları doğrudan sermaye benzeri
kredi olarak bankalara vermeleri gibi opsiyonların acilen harekete geçirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde ECB’den yeni QE,
AB üyelerinden reformlar beklenmeye devam edilirse Euro bölgesinin bir kez daha resesyona girmesi ve bunun bu sefer
kalıcı olması kaçınılmaz gözüküyor.
7
Download

Yurt Dışı Gelişmeler DenizBank Ekonomi Bülteni 25 Ağustos 2014