ÜFTÂDE TEKKESÝ
Üftâde’dir. Bu sebeple onun Celvetiyye’nin pîri olduðu da söylenebilir. Nitekim bir
Celvetî þeyhi olan Ýsmâil Hakký Bursevî,
Celvetiyye’nin Ýbrâhim Zâhid-i Geylânî devrinde hilâl, Üftâde zamanýnda ay, Hüdâyî
döneminde dolunay durumunda bulunduðunu söyler (Silsile-i Celvetiyye, s. 63).
Üftâde’nin en belirgin özelliklerinden biri
zühd ve takvâsýdýr; haramlardan kaçýnmanýn yanýnda bazý helâllere dahi iltifat etmemiþtir. Bir zamanlar vaazlarýnda Me¦nevî ve Fu½û½ü’l-¼ikem’den bahsetmesini yasaklayan Kanûnî Sultan Süleyman’ýn
onu Ýstanbul’a davet edip hürmet gösterdiði, tekkesine vakfetmek istediði bir iki
köyü kabul etmediðini görünce vezirlerine
bazý þeyhlerin tâlib-i dünyâ, fakat Üftâde’nin târik-i dünyâ olduðunu söylediði rivayet edilir.
Üftâde’nin keþif ve mârifetle ilgili görüþlerinin özünü, “Mülk ve melekût âleminde bulunan þeylerin tamamý size keþif
yoluyla görünse þeriata uygun biçimde izah
etmeye gücünüz yetmiyorsa o keþfi terkedin, fakat þeriatý terketmeyin” sözü oluþturur. Ona göre melekût âleminde seyreden bir sâlik, o âlemin meselelerini mülk
âleminde bulunan ve bu âlemin kayýtlarýyla mukayyet olan bir kimseye anlatmamalý, hakikati keþfeden sâlik aðzýný þeriatýn
iðne ve ipliðiyle dikmelidir. Eðer sözlerini
þeriat libasýna sokmadan uluorta konuþursa fesada yol açar; Hallâc-ý Mansûr ve
Seyyid Nesîmî’de görüldüðü gibi fitne denizi dalgalanmaya baþlar. Ayrýca mücerret taklit yoluyla bu sözleri söyleyenlerin
ilhâda düþmelerine sebebiyet verebilirler.
Ýnsanlara anlayýþ seviyelerine göre hitap
etmek gerekir. Nitekim peygamberler de
öyle yapmýþ, insanlarla akýllarýnýn alacaðý
þekilde konuþmuþtur. Bu sebeple Üftâde’nin aðzýndan þathiye kabilinden tek bir söz
bile çýkmamýþtýr.
Yûnus Emre tarzýnda sade bir dille ârifane þiirler yazan Üftâde’nin þiirleri tekke
çevrelerinde büyük ilgi görmüþ, bunlardan bazýlarý ilâhî þeklinde bestelenerek
okunagelmiþtir. Bursalý Mehmed Tâhir’in
bastýrdýðý divanýnýn (Ýstanbul 1328) Latin
harfleriyle üç neþri daha bulunmaktadýr
(nþr. Mustafa Bahadýroðlu, Celvetiyye’nin
Piri Hz. Üftade ve Divaný, Bursa 1995; Üftâde Divaný, Bursa 2000, Ýstanbul 2011). Üftâde’nin çoðu aruzla, bir kýsmý heceyle yazýlmýþ elli parça þiir ihtiva eden eserini
Paul Ballanfat Le divan Hazret-i Pir Üftâde adýyla Fransýzca’ya çevirmiþ (Paris
2002), Angelo Culme-Seymour bu Fransýzca çeviriyi The Nightingale in the Garden of Lover adýyla Ýngilizce’ye aktarmýþtýr (Oxford 2005). Üftâde’nin, “Yine dûþ oldu gönül yârin cemâl-i þem‘ine / Götürüp
yüzden nikabý gark olup envârýna” mýsralarýyla baþlayan þiirini Ali Örfî Efendi “Þerh-i
Nutk-ý Üftâde” adýyla þerhetmiþtir.
Aziz Mahmud Hüdâyî, Üftâde’ye intisap
ettiði 1 Zilkade 984 (20 Ocak 1577) tarihinden itibaren üç yýl süren seyrüsülûkü
boyunca mürþidinin söylediði sözleri Arapça olarak kaydetmiþ, hilâfet alýp Bursa’dan ayrýlmasýna bir ay kala 9 Þevval 987
(29 Kasým 1579) Cuma günü tamamladýðý
eser Vâšý£ât-ý Hüdâyî (Vâšý£ât-ý Üftâde)
adýyla tanýnmýþtýr. Baþ tarafýnda, “Sülûk
esnasýnda hazret-i þeyh ve bu fakir arasýnda geçen, iþlenmiþ altýndan kýymetli
yüce sözler” anlamýna gelen bir ibare bulunmaktadýr. Ýsmâil Hakký Bursevî, “Hazret-i Hüdâyi’nin derlediði Þeyh Üftâde’nin
sözleri ki Vâšý£ât adýyla ünlenmiþtir” dediðine göre esere bu ad sonradan verilmiþtir. Üftâde’nin görüþleri ve Celvetiyye tarikatý hakkýnda temel kaynak sayýlan kitabýn müellif nüshasý her biri 100 varaklýk iki cilt halinde Üsküdar Hacý Selim Aða
Üftâde
Tekkesi
Camii’nin
içinden
bir görünüþ
Kütüphanesi’nde kayýtlýdýr (Aziz Mahmud
Hüdâyî, nr. 249-250). Hüdâyî’nin müridlerinden olduðu tahmin edilen Mehmed Muizzüddin Celvetî eserin bazý kýsýmlarýný þeyhin saðlýðýnda Türkçe’ye çevirmiþtir (Süleymaniye Ktp., Mihriþah Sultan, nr. 253/
6). Üftâde’nin tekkesi ve Yerkapý semtinde 985 (1577) yýlýnda tamamladýðý camisi çeþitli zamanlarda yapýlan tamir ve tâdilâtla günümüze kadar gelmiþtir.
BÝBLÝYOGRAFYA :
Hüsâmeddin Bursevî, Menâkýb-ý Üftâde, Üftâde Tekkesi Ktp.; Türbedar Þeyh Ýbrâhim Efendi, Menâkýb-ý Pîr Üftâde, Üftâde Tekkesi Ktp.;
Menâkýb-ý Þeyh Üftâde, Üftâde Tekkesi Ktp.;
Mecdî, Þekåik Tercümesi, s. 377; Hulvî, Lemezât-ý Hulviyye, Millet Ktp., Ali Emîrî, Þer‘iyye, nr.
1100, vr. 203b; Ýsmâil Hakký Bursevî, Silsile-i Celvetiyye, Ýstanbul 1291, s. 44, 63, 77-80; Belîð,
Güldeste, s. 107-109; Müstakimzâde Süleyman
Sâdeddin, Risâle-i Melâmiyye-i Þüttâriyye, ÝÜ
Ktp., Ýbnülemin, nr. 3357, vr. 5a-6a; Harîrîzâde,
Tibyân, II, vr. 227a vd.; Osmanlý Müellifleri, I, 12,
22, 134; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ (haz.
Mehmet Akkuþ – Ali Yýlmaz), Ýstanbul 2006, II,
576-584; M. Fuad Köprülü, Türk Edebiyatýnda
Ýlk Mutasavvýflar (Ýstanbul 1919) (haz. Orhan F.
Köprülü), Ankara 1976, s. 269; Mehmed Þemseddin [Ulusoy], Bursa Dergâhlarý: Yâdigâr-ý Þemsî (haz. Mustafa Kara – Kadir Atlansoy), Bursa
1997, s. 370; Kepecioðlu, Bursa Kütüðü, I, 106;
II, 281; III, 248, 396; IV, 281; Irene BeldiceanuSteinherr, Scheich Üftâde der Begründer des
Ðelvetijje Ordens, München 1961; Hasan Kâmil
Yýlmaz, Azîz Mahmûd Hüdâyî ve Celvetiyye
Tarîkatý, Ýstanbul 1980, s. 125, 235, 244, 247,
272; Mustafa Bahadýroðlu, Celvetiye’nin Pîri Hz.
Üftâde ve Divan’ý, Bursa 1995; a.mlf., Vâkýât’ýn
Tahlîl ve Tahkîki (doktora tezi, 2003), UÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü.
ÿNihat Azamat
–
—
ÜFTÂDE TEKKESÝ
˜
Bursa’da
XVI. yüzyýlda kurulan tekke.
™
Þeyh Üftâde (ö. 988/1580) tarafýndan Uludað’ýn eteklerinde güneyden kuzeye doðru
dik meyilli bir arazi üzerine toplam 2507
m² üzerine inþa edilen tekke mescid, semâhâne, harem, selâmlýk, çilehâne ve çeþmeden meydana gelen bir külliye niteliðindedir. Üftâde’nin torunu dördüncü postniþin Kutub Ýbrâhim Efendi 1081 (1670)
yýlýnda tekkeyi ilâve binalarla yenilemiþ ve
etrafýný müstahkem hale getirmiþtir. Onun
döneminde maddî bakýmdan gayet iyi durumda olduðu anlaþýlan tekkenin bugünkü þekli III. Selim ve II. Mahmud dönemi
özelliklerini taþýmaktadýr. 6,88 × 6,56 m.
iç ebadýndaki mescidin ahþap tavaný, çatýsý, mihrap ve minber gibi aksamlarý ile
giriþ kapýsý yenilenmiþtir. Mescidin son ce283
ÜFTÂDE TEKKESÝ
Üftâde
Camii’nin
kitâbesi
maat yeri þeklinde kullanýlan semâhâne
9,80 × 9,70 m. iç ebadýndadýr ve hareme
açýlan cephesiyle kuzey cephesinde dörder, batý cephesinde bir olmak üzere dokuz pencere ile aydýnlatýlmaktadýr. Semâhânenin içinde merdivenle çýkýlan yeni bir
ikinci kat teþkil edilmiþ, ahþap tavaný ve
döþemesi yenilenmiþtir. Hareme, üst kata
mescid tarafýndan bir, dýþarýdan ve güney
tarafýndan bir, alt katta bahçe tarafýndan
da bir kapý ile girilmektedir. Bahçe giriþinde çilehâne yer almaktadýr. Mescid tarafýndan giriþte en dikkat çeken yer olan
pembe oda Bursa ovasýna nâzýr bir konumdadýr. Kuzey kapýsýndan giriþteki tarafta
bulunan ve kubbeli oda denilen odanýn üstü kündekârî iþçiliðiyle ahþap iþlemesi ve
kalem iþlerinin nefis bir örneðidir. Haremin kuzeye bakan avlusunda merdivenle
çýkýlan çilehâne, altý taþ duvarlarla örülü
bir giriþ katla eski küçük bir kapýdan girilen üst kattaki odadan meydana gelmektedir. Çilehânenin içinde eskiden dergâhta kullanýlan ve Üftâde ile Aziz Mahmud
Hüdâyî’ye atfedilen birtakým eþyalar sergilenmektedir. Mescidin batý duvarýnda görülen ve Hû Çeþmesi diye bilinen çeþmenin
yenilenmiþ parçasýnýn üzerine 974 (1566)
tarihi ile Kur’an’da su hakkýndaki âyet (elEnbiyâ 21/30) iþlenmiþtir. Mescidin batý tarafýnda bulunan tekkenin selâmlýk kýsmý
günümüzde yýkýlmýþ ve üzerinden yol geçirilmiþtir. Son yýllarda harem kýsmý, çilehâne ve diðer bölümlerde kapsamlý restorasyonlar gerçekleþtirilmiþtir.
BÝBLÝYOGRAFYA :
Bursa Þer‘iyye Sicilleri, Millî Ktp., Yazmalar,
nr. B 69, vr. 117b, 120b, 151a; Belîð, Güldeste, s.
109, 111, 112, 119; Mehmed Râþid, Zübdetü’lvekåyi‘, Millet Ktp., Ali Emîrî, Tarih, nr. 89, s.
284
305, 306, 434, 438, 440, 486; Mehmed Fahreddin, Gülzâr-ý Ýrfân, Millet Ktp., Ali Emîrî, Þer‘iyye, nr. 1089, vr. 113b-114a, 146b-147a; Mehmed
Þemseddin [Ulusoy], Bursa Dergâhlarý: Yâdigâr-ý
Þemsî (haz. Mustafa Kara – Kadir Atlansoy), Bursa 1997, s. 61, 67, 70; Kâzým Baykal, Bursa ve
Anýtlarý, Ýstanbul 1982, s. 74; Türkiye’de Vakýf
Abideler ve Eski Eserler, Ankara 1983, III, 395;
Mehmet S. Erhan, “M. Muhyiddin Üftâde (K.S.)
Hazretleri ve Külliyesi”, Bursa’da Dünden Bugüne Tasavvuf Kültürü, 2002 (haz. Ramis Dara),
Bursa 2002, s. 266-268; Kâmil Kepecioðlu, Bursa
Kütüðü (haz. Hüseyin Algül v.dðr.), Ýstanbul 2009,
II, 242; IV, 201.
ÿHasan Basri Öcalan
–
—
ÜFÜRÜKÇÜLÜK
˜
(bk. RUKYE).
–
™
—
ÜHAYDIR SARAYI
( ‫) "!א‬
Baðdat’ýn güneybatýsýnda
Kerbelâ yakýnlarýnda
VIII. yüzyýlýn son çeyreðinde yapýlan
Abbâsî sarayý
˜
(bk. ABBÂSÎLER [Sanat]).
–
™
—
ÜKAYÞÝR
( #"‫) א‬
Ebû Mu‘riz Mug¢re b. Abdillâh
b. Mu‘riz (el-Esved) el-Esedî
(ö. 80/699 [?] )
˜
Emevî dönemi þairi.
™
Künyesinin Ebû Mu‘ric (þiirinde de böyle geçer) ve adýnýn Mugýre olduðu hususunda ittifak bulunduðu halde nesep silsilesine dair bazý farklý görüþler ileri sürül-
müþtür (Ýbn Kuteybe, II, 559; Ebü’l-Ferec
el-Ýsfahânî, XI, 251). Ükayþir kelimesi “kýrmýzý yüzlü, derisi soyulmuþ, kavlamýþ kimse” demek olan “akþer”in küçültme ismidir. Alaca (baras) hastalýðýndan dolayý bu
lakabý almýþtýr; ancak kendisini bu lakapla ananlara kýzardý (Dîvân, s. 28). Bazý kaynaklarda uzun bir ömür sürdüðü kaydedilen þair Hz. Peygamber’in risâletinden (610)
önce dünyaya gelmiþtir. Doðduðu yer hakkýnda bir bilgiye rastlanmamakla beraber
onun, bir þehir haline gelmesinden sonra
Esed kabilesinin kollarýndan Benî Mu‘riz
b. Amr’ýn yerleþtiði Kûfe’de yetiþtiði bilinmektedir. Eski kaynaklar sadece Ükayþir’in,
Abdülmelik b. Mervân (685-705) ile Kûfe
valisi olan Biþr b. Mervân’la (691-694) alâkasýndan söz etmekte ve onlarýn þairleri
arasýnda yer aldýðýný belirtmektedir. Divanýnda Biþr b. Mervân için yazdýðý methiyeden 1000 dirhem aldýðý (s. 67), Abdülmelik b. Mervân’ýn onun þiirlerini kendisinden dinleyip beðendiði (s. 24, 25, 52) kaydedilmektedir. Ükayþir muhtemelen bir ara
Mus‘ab b. Zübeyr taraftarý olmuþ, 72 (691)
yýlýnda vefat edince hakkýnda bir mersiye
yazmýþtýr.
Ükayþir’in hayatý ve þiirleri hakkýnda en
geniþ bilgi Kitâbü’l-E³ånî’de bulunmaktadýr. Onun düzensiz, zevk peþinde koþan,
içki (nebîz) düþkünü bir kiþi olduðunu göstermesi bakýmýndan iki hadise dikkat çekicidir. Bunlardan biri, Abdullah b. Zübeyr’in
halifeliði esnasýnda (683-692) Þamlýlar’la
savaþmak üzere Kûfe valisi tarafýndan orduya alýnmasý (a.g.e., s. 103-104), fakat firar etmesi, diðeri de öldürülmesidir. Ýbn
Habîb (Esmâßü’l-mu³tâlîn, s. 249-250) ve
Nüveyrî’nin (Nihâyetü’l-ereb, IV, 55-56) kaydettiðine göre Kûfe’nin ileri gelenlerinden [Kays b.] Muhammed b. Eþ‘as el-Kindî’nin adamlarý tarafýndan sarhoþ bir halde
Hîre’den dönerken Kûfe dýþýnda dumanla boðularak öldürülmüþtür. Diðer bir rivayete göre ise bu iþi yapanlar [Abdullah b.]
Ýshak b. Talha’nýn taraftarlarýydý, çünkü
Ükayþir onu hicvetmiþti. Ýçki içmek için sýk
sýk Hîre’deki meyhanelere giden þairin
(Dîvân, s. 35, 53) divanýnda nebîz içmekten tövbe ettiðine dair bir kýta mevcuttur (a.g.e., s. 26).
Kümeyt el-Esedî ile (a.g.e., s. 82) Abdülmelik b. Mervân’ýn (a.g.e., s. 24, 25,
52) övgüyle söz ettiði Ükayþir’in þiirlerine
fasih bir dil, sade bir üslûp hâkimdir. Bununla birlikte yeni (müvelled) kelimeler kullanmak ve dil hatalarý yapmakla eleþtirilmiþtir. Þiirlerinin çoðu þarap hakkýnda olup
bu hususta baþarý gösterdiði kabul edilir.
Download

– — ˜ ™