İL: ELAZIĞ
AY-YIL:EYLÜL-2014
TARİH:05.09.2014
AFFETMEK YÜCELİKTİR
Aziz Kardeşlerim!
Okuduğum âyet-i kerimede Rabbimiz şöyle
buyurmaktadır: “Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve
cahillerden yüz çevir!”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Efendimiz (s.a.s)
şöyle buyurmaktadır: “…Allah, affeden bir kulun
ancak şerefini artırır…”2
Muhterem Mü’minler!
İnsan ilişkilerinin temeli karşılıklı sevgi ve saygıya
dayanmalıdır. Fakat hayat dediğimiz olgu monoton bir
akışa sahip değildir. Bazen iyi bazen kötü, bazen neşeli
bezen üzgün anlarımız vardır. İnsan olarak her birimizin
bu dünyada en yakınlarımız ile zaman zaman
kırgınlıklarımız ve dargınlıklarımız olabilmektedir. İslam
dini hayatımızı kolaylaştıracak, ruhumuzu rahatlatacak ve
gönüllerimizi
ferahlatacak
salih
bir
amelden
bahsetmektedir; o da affetmektir. Sözlükte “yok etmek,
silmek, süpürmek” gibi anlamlara gelen AFV, Terim
olarak ise “kötülük edeni, suç ve günah işleyeni
bağışlama, gücü var iken cezalandırmaktan vazgeçme”
anlamlarına gelmektedir.3 Affetmek, el uzatmak,
barışmak nefse zor gelen durumlardandır. Onun için
atalarımız; “kötülüğe kötülük her kişinin işi, kötülüğe
iyilik ise er kişinin işi” diyerek zorluğunu tarif
etmişlerdir. Kur’ân-ı Kerim’de takva sahiplerinin sıfatları
ve cennete götüren ameller sayılırken, Yüce Rabbimiz
şöyle buyurmaktadır: “Onlar (takva sahipleri) bollukta
ve darlıkta Allah yolunda harcarlar; öfkelerini yenerler,
insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever.”4
Değerli Kardeşlerim!
Bize En güzel örnek olan Sevgili Peygamberimizin
hayatına baktığımızda af manzaraları ile dolu olduğunu
görmekteyiz. O en sıkıntılı anlarında sığınacak bir yuva
için Zeyd ile beraber dayılarının yurdu Taife gider. Hedef
Taiftir. İslamı anlatmak, sükûn bulmaktır. Ancak Taifliler
kucak açmak yerine taşlamayı, ikram yerine hakareti,
misafiri onurlandırma yerine eziyeti tercih ettiler.
Efendimizle alay ettiler, ona hakarette bulundular, hatta
taşlayarak onu yaraladılar. Efendimiz ellerinden
kurtulduğu zaman mübarek ayaklarından kanlar
akıyordu. Bu haldeyken bile, Rahmet Peygamberi
(sav)’nin mübarek dudaklarından Taifliler için şu dua
cümleleri dökülmüştü: “Allah’ım! Kavmimi bağışla,
çünkü onlar bilmiyorlar.”5
Kardeşlerim!
Affetmek sevgiyi, kahretmek nefreti doğurur.
Hatasız dost arayan dostsuz kalır. Affetmek demek, kini,
intikamı ve nefreti silmektir. Affetmek, düşmanlık ve
intikamdan vazgeçmektir. Affetmek, kalbimizi öfke ve
husumetten temizlemektir. Affetmek, yüreğimizi
kaplayan ve kuşatan ağır yükleri hafifletmektir. Suç ve
hataları bağışlamak belki onları ortadan kaldırmaz; ancak
öfke ve husumeti ortadan kaldırır. Kusur ve kabahatleri
affetmek belki onları unutturmaz; ama nefret ve
intikamın izini siler. Affetmek, sağlıklı bir iletişim ortamı
sağlar; insanı güçlü ve saygın kılar.
Affetmek aslında intikam arzusunu yatıştırdığı için
adalete ve meşru bir cezaya imkân tanır. Öfke ve
husumeti insanlardan uzaklaştırarak haksız ve adaletsiz
cezalara engel olur. İnsanları affetmek aslında ne hataları
görmezden gelmek ve kabullenmek ne de gururunu
ayaklar altına almaktır. Hataları affetmek suretiyle insan
esasen kötülüğe kötülük, öfkeye öfke, kine kin eklemeyi
reddeder. Öfkelerinin esiri olmuş kişileri bir de kin ve
nefretin ateşiyle yakmak istemez.6 Gün Hz. Yusuf gibi
olma günüdür. Belki kardeşimiz ve en yakınımız bizi
öldürmeyi tasarlamış olabilir. Hatta en büyük kardeş
öldürmeyeli de kuyuya atalım diyebilir. O da kardeşi gibi
hırsızlık yaptı diyerek iftara atmış olabilir. Hz. Yusuf ve
Hz. Muhammed (sas) gibi affetme zamanıdır. El uzatma
zamanıdır.
Kıymetli Kardeşlerim!
Mekke’nin fethinin ardından Resûlullah (s.a.s),
Mescid-i Haram’a gider. Kâbe’yi tavaf edip iki rek’at
namaz kılar. Mekke halkı Kâbe’nin etrafında ve Ebu
Süfyan’ın evinde toplanmış, endişe ve korkuyla
Efendimizin kendilerine ne tür bir muamelede
bulunacağını
beklemektedirler.
Mekkeliler
Peygamberimize ve ashabına İslâm’a davetin ilk
gününden itibaren her türlü eziyeti yapmışlardır. Üstelik
canına ve malına da kastetmişlerdir. Şimdi ise
Mekkelilerin hayatı Efendimizin iki dudağı arasındaydı.
Herkes ondan geçmişin hesabını soracağını ve intikam
alacağını beklerken, Rahmet Elçisi kalabalıklara doğru
yönelerek: “Tıpkı Yusuf Peygamber gibi ben de
‘Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O,
merhametlilerin en merhametlisidir.’ diyorum.
Gidebilirsiniz, hepiniz serbestsiniz” buyurdu ve
affetmenin en güzel örneğini gösterdi.7 Selam olsun
affetmeyi kendine şiar edinenlere.
Hazırlayan:Turgut TUNÇ
Cezaevi Vaizi
Redaksiyon: İl İrşad Kurulu
Redaksiyon: İl Hutbe Komisyonu
Buhârî, Ehâdîsü’l-enbiyâ, 54.
İbn-i Hişâm, es-Sîre, II, 412.4.02.2014 Diyanet İşleri Başkanlığı
hutbesinden.
7 İbn-i Hişâm, es-Sîre, II, 412.
1
5
2
6
Araf, 7/199.
Müslim, Birr ve sıla, 69.
3 Râgıb el-İsfahânî, ez-Zerîa, s. 344; Lisânü’l-Arab, “afv” maddesi.
4 Al-i İmran, 3/134.
Download

يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا عَلَيْكُمْ اَنْفُسَكُمْ لَا يَضُرُّكُ