Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri
Genel Müdürlüğü
ÖĞRETMEN OTURUMLARI
1. OTURUM
Psikoeğitim programının tanıtılması
Travma ve travma sonrası stres tepkileri
Çocukların gelişimi ve TSS tepkileri
Travmatik bir olaydan ya da bir afetten sonraki
toparlanmada okulların önemi ve rolü öğretmenlerin
toparlanma sürecine etkileri
Çocuklar için iletişimin önemi
İletişim Kuralları ve İletişim Engelleri
Bireylerin travmatik olaylardan etkilenmelerini belirleyen
etmenler
Travmatik olaylara dayanıklı bireylerin özellikleri
DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
 Bu programın bir afet ya da travmatik bir olaydan
sonra uygulanması durumunda öğretmenlerin de o
olaydan etkilendiklerini ve yaşadıklarını paylaşma
ihtiyacı duyabileceklerini unutmayın.
 Öğretmenlerin duygu, düşünce ve yaşantılarını
paylaşmalarına izin verin.
 Zamanı iyi kullanmaya dikkat edin
 Her toplantıdan önce o toplantıyla ilgili olan ekleri
çoğaltın ve bunları toplantı sırasında katılımcılara
dağıtın.
DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
 Toplantıları yapacağınız odayı ve sandalyeleri,
katılımcıların kendilerini rahat hissedecekleri bir
ortam yaratacak biçimde düzenleyin.
 Toplantıları önceden planlayın ve malzemelerinizi
önceden hazırlayın.
 Seminere kendinizi tanıtarak başlayın. Daha sonra,
katılımcıları seminerin amaçları hakkında
bilgilendirin ve ana bölümlere geçin.
 Açık ve esnek olun, savunucu veya saldırgan olmayın
ve işimizin ders vermek değil, paylaşmak ve birlikte
öğrenmek olduğunu unutmayın.
DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
 Hata yaptığınızı düşündüğünüzde üzülmeyin, ancak
bir sonraki seminerinizin daha iyi olması için çaba
gösterin.
 Seminere katılan öğretmenlerin sınıflarında çocuklarla
yapacakları oturumlar ve ana-baba toplantıları için
planlar hazırlamalarına yardımcı olun.
 Daima bir meslektaşınızdan ve (varsa) uzman
ekibinizden süpervizyon ve destek alın.
Psikososyal Müdahale Hizmetleri
Nedir?
 Bakanlığımız görev, rol ve sorumlulukları bünyesinde,
önleyici, koruyucu ve destekleyici çalışmaların
tümüdür.
 Temel amaç, potansiyel ve var olan risklere yönelik
tedbirlerin alınarak psikososyal gelişimin
desteklenmesidir.
 Bu hizmetler, il/ilçe düzeyinde psikososyal müdahale
ekipleri tarafından, okul düzeyinde ise psikolojik
danışma ve rehberlik servisleri tarafından
gerçekleştirilir.
Milat
 1999 Marmara Depremi
 Söz konusu çalışmalar halen
«Rehberlik Hizmetleri Daire
Başkanlığı» bünyesinde
planlanmakta ve koordine
edilmektedir.
Dayanak/Prosedür
MEB Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri
Yönetmeliği
Afetlerde Uygulanacak Rehberlik ve Psikolojik
Danışma Hizmetleri Yönergesi
2002/11 Nolu ve Psikososyal Müdahale Hizmetleri
Konulu Genelge
İşleyiş
MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel
Müdürlüğü
MEM İl Psikososyal Müdahale
Hizmetleri Ekibi/RAM
RAM PDR Bölüm Başkanlığında
Görevli Psikolojik Danışmanlar
Okul Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Servislerinde Görevli Psikolojik
Danışmanlar
Süreç
ÖNLEYİCİ
REHBERLİK
BECERİ
GELİŞTİRME
ÖNLEME
KORUMA
MÜDAHALE
AİLELERLE
ÇALIŞMA
Tehdit unsuru uzak
Tehdit unsuru
görünürde
Zorlu yaşam olayına
maruz kalma
Önleyici ve Koruyucu PDR
Hizmetleri
Çocuk ve
gençler
Yöneticiler
Önleyici ve
Koruyucu
PDR
Hizmetleri
Öğretmenler
Anne Babalar
Psikososyal Müdahale
Psikolojik
Anlamlandırm
a
Psikoeğitim
Grupla Psi.
Dan.
Gerçekleştirilecek Faaliyetler
Psikolojik bilgilendirme ve anlamlandırma çalışmaları
Psikolojik danışmanlara ve öğretmenlere psikolojik destek faaliyeti
Psikolojik Danışman eğitimleri
Psikoeğitim, Psikolojik bilgilendirme ve anlamlandırma,
Grupla Psikolojik Danışma
Travma sonrası normal tepkiler-psikoeğitim uygulamaları
öğretmenlere, öğrencilere ve anne babalara
Grupla psikolojik danışma Uygulamaları
İleri düzeyde etkilenen öğrencilere yönelik çalışmalar
Hedeflerimiz
 Travmatik olayların öğretmenler, çocuklar ve
ebeveynler üzerinde yarattığı olumsuz etkileri
azaltmak
 Travmatik olaylardan en fazla etkilenen bölgelerde
psikolojik hizmetleri güçlendirmek
 Okul temelli psikososyal müdahale uygulamalarını
gerçekleştirmek
Öğretmenin Sorumlulukları
 Psikoeğitim uygulamalarını gerçekleştirmek
 Okul Rehberlik Servisi ve RAM ile işbirliği yapmak
 İleri düzeyde travma yaşadığından şüphelendiği
çocukları Okul Rehberlik Servisine ya da RAM’a
yönlendirmek
Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri
Genel Müdürlüğü
Travma/Zorlu Yaşam Olayları
 Yaşamımız için,
 Vücudumuzun bütünlüğü için,
 Sevdiklerimiz için,
 Yaşam ve değer sistemlerimiz için
ciddi bir tehdit içeren olağandışı her türlü
olaydır.
Karşılaşılabilinecek Travma Türleri
1. Ani, beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan, sınırlı bir süre
devam eden, başı ve sonu belli olan olaylar
Örnek: doğal afetler, kazalar, ani kayıplar
2. Öngörülebilen, tekrarlayıcı ve sürekli yaşanan tehlikeler
Örnek: savaş, cinsel taciz, takibe alınma, şiddet kullanılan
koşullarda yaşama, eziyet, vb
3. Her iki travma / zorlu yaşam olaylarının bir arada görüldüğü
durumlar
Örnek: bir doğal afetten sonra ev içi şiddetin artması,
ekonomik krizler gibi
Travma Sonrası Genel Tepkiler
 Çaresizlik
 Herşeyin kontrolden çıktığı







düşüncesi
Utanç duygusu
Suçluluk duygusu
Ürkeklik, korkaklık
Endişe, tasa
Hiddet, öfke
Katılık, duygusuzluk
Zayıflık, kırılganlık








Umutsuzluğa düşme
Güvensizlik
Değersizlik
Şaşkınlık
Kendine acıma
Anlamsızlık, boşluk
İntikam duygusu
Ne olduğunu anlayamama
vb.
Savaş ya da Kaç Tepkisi
Fiziksel
Vücutta sempatik sistemin etkisi artar. Buna bağlı olarak;
 Kan akışı beyne ve kaslara yönelir,
 Göz bebekleri büyür,
 Kalbin atım sayısı artar, kan basıncı yükselir,
 Solunum sayısı artar,
 Sindirim yavaşlar, mide asidi artar,
 Ter bezi faaliyetleri artar, vb.
Davranışsal
 Heyecan / kaygı ortaya çıkar,
 Uyanıklık hali ve seçici dikkatte artış olur,
 İştah ve üreme duygusunda azalma görülür,
 Tehlikeyi anımsama durumları ortaya çıkar,
 Kişilerarası ilişkilerde ilgi azalması ve duygusal uyuşukluk vb.
Travma Sonrası Spesifik Tepkiler
(Fiziksel,Duygusal,Bilişsel)
Fiziksel Tepkiler
 Yorgunluk, bitkinlik
 Uykusuzluk ve uyku sorunları
 Aşırı uyarılmışlık
 Somatik yakınmalar
 Bağışıklık sisteminin bozulması
 İştah bozuklukları
Duygusal Tepkiler
 Şok
 Korku ve kaygılar




Olayın tekrarlanması korkusu
Yaralanmaktan ve ölmekten korkma
Ailelerinden ayrı kalmaktan ya da yalnız kalmaktan korkma
Gerçek hayatta ya da hayali yapılan yanlışlara verilen bir ceza
olmasından korkma
Duygusal Tepkiler -2 Üzüntü
 Kendini suçlama
 Öfke ve huzursuzluk
 Anlaşılamama duygusu
 Çaresizlik
 Gerginlik, sinirlilik
 Ayrışma (disosiyasyon)
 Çökkünlük
Bilişsel Tepkiler
(Algısal, Görsel ve İşitsel
Çarpıtmalar)
Algısal Çarpıtmalar:
 Zaman kavramının algılanmasındaki değişiklik: Sanki
zaman duruyormuş ya da çok hızlı geçiyormuş gibi
hissetme.
 Olaya ilişkin zaman sırasında karışıklık (özellikle
çocuklarda gözlenir)
 Travma/zorlu yaşam olaylarını yordamaya ilişkin işaretlere
duyarlılık (yer, insan, ses, koku, görüntü vb. bunlara eşlik
eden duygular)
 Görsel çarpıtmalar:
 Uzaklaşan görüntüler, artan detaylar
 İşitsel çarpıtmalar:
 Zayıflayan ya da güçlenen sesler
 Gerçek dışılık ve rahatsız edici imgeler
 Beden algısında değişiklik
İnanç Sistemindeki Değişiklikler
YAŞAM İÇİN GEREKLİ OLAN İNANÇLAR
 Dünya güvenli bir yerdir.
 Dünya adildir.
 Ben değerliyim.
 Kötü olaylar benim başıma gelmez.
 Evim en güvenli yerdir. (çocuklarda)
 Benimle ilgilenecekler. (çocuklarda)
 Bana bakan yetişkinler beni koruyacaklar. (çocuklarda)
Sarsılan İnançlar
 Güvende değilim ve bir daha asla güvende olmayacağım.
 Kendi evim ve başka hiç bir yer benim için güvenli değil.
 Benim dünyam acımasız bir dünya ve bu dünyada neler
olacağını önceden kestirmek imkansız.
 Kimse benimle gerçekten ilgilenemez; artık yalnızım.
 Tehlikelerden korunmam mümkün değil.
Sarsılan İnançlar -2 İyi bir insan olmadığım için, kendimi böyle güvencesiz ve
çaresiz hissetmeyi hakediyorum.
 Bu felaket benim yüzümden oldu. Ben kötüyüm ve bu
yıkım da bana verilmiş bir ceza.
 Bu bir daha olacak ve benim elimden hiç birşey
gelmeyecek.
Sosyal Etkiler
 Yer ve düzen değişikliği
 Ev, iş ve okul kaybı
 Komşuluk ve arkadaşlık kaybı
 Maddi kayıplar
 Alışkanlıkların kaybı
TRAVMANIN YARATTIĞI RUHSAL
SORUNLAR
• Akut Stres Tepkisi
• Travma Sonrası Stres Bozukluğu
Travmayla karşılaşan kişi şaşkınlık içindedir, donakalır, ne
yaptığının farkında değildir. Olayı hatırlamak istemez,
bulunduğu yerden uzaklaşmaya çalışabilir veya amaçsız
hareketlerde bulunabilir. Bir müddet sonra durumun
farkına varır, başına gelenleri hatırlar ve felaketin
boyutlarını kavramaya başladığında akut stres tepkisi
gelişir.
Akut Stres Tepkisi
 Travma sonrası ilk dört haftada ortaya çıkar ve 2
gün ile 4 hafta sürer.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu
 Çoğu kez travmatik olayın yaşanmasından bir
aydan sonraki dönemde ortaya çıkar. Etkisi
birkaç ay sürebilir.Bazı bireylerde bu sürenin
daha da uzun sürdüğü gözlemlenebilir.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu
(TSSB) Belirtileri
Travma sonrası stres tepkileri
 İstenmeden akla gelen düşünce ve görüntüler
(Travmaya ait anılar canlanır, olayı yeniden yaşıyor ve görüyormuş gibi hissetme
mevcuttur).
 Kaçınma tepkileri
(Travmatik olayla ilgili olan düşünce, duygu, etkinlik ve mekanlardan kaçınması).
 Aşırı Uyarılma Tepkileri
(Aşırı fizyolojik bir uyarılma- hızlı kalp atışı, avuç içlerinin terlemesi, konsantrasyon
sorunları vb./ kas ağrısı, sırt ağrısı, karın ağrısı vb. belirtiler)
KRONİK TSSB
 Depresif ruh durumu
 Suçluluk duyguları
 Toplumdan/diğer insanlardan uzaklaşma
 Madde bağımlılığı tehlikesi
TSSB’nin Ortaya Çıkmasına Neden
Olan Faktörler
Olaya İlişkin Faktörler
Eğer travma/zorlu yaşam olayları:





yaşamı tehdit olarak algılanıyorsa
bireyin yaşam deneyiminin dışında ise
günlük, sıradan, normal bir olay değilse
birey tamamen kontrolünü kaybediyorsa
yaşam beklentilerini yıkma özelliği taşıyorsa (yaşama ait beklediği
güzel şeylerin yıkılması)
 ölüme şahit oluyorsa
travma sonrası stres bozukluğuna yol
açabilir.
TSSB’nin Ortaya Çıkmasına Neden
Olan Faktörler
Ortama İlişkin Etmenler
YAKINLIK:
 Kişinin olaya yakınlık derecesi (fiziksel yakınlık)
 Duygusal olarak yakınlık derecesi (psikolojik yakınlık)
SÜRE:
Travma / zorlu yaşam olaylarına maruz kalma
süresi
TSSB’nin Ortaya Çıkmasına Neden
Olan Faktörler
Bireye İlişkin Etmenler
 Baş etme becerileri zayıf ise
 Varolan destek kaynaklarının niteliği olumsuz ise
 Önceki deneyimleri (daha önce de travma/zorlu yaşam
olaylarına maruz kalmışsa)
 Anne babanın travmadan etkilenme düzeyleri
Yaşa Bağlı Stres Tepkileri (0-6)




Yatak ıslatma, ağlama
Hareketsizlik, donukluk
Parmak emme
Annenin dibinden
ayrılamama
 Bağırsak kontrolünün
kaybedilmesi
 Karanlıktan, hayvanlardan,
yalnız kalmaktan, kalabalıktan
korkma
 Dikkatsizlik










Aşırı hareketlilik,
Seslere karşı aşırı duyarlılık
Huzursuzluk ve kafa karışıklığı
Konuşma güçlükleri
Beslenme sorunları
Karın ağrıları
Sakarlık
Olayı yeniden canlandırma
Ölme isteği
Cennete gitme isteği
Yaşa Bağlı Stres Tepkileri (7-11)
 Yatak ıslatma
 Akıl dışı korkular
 Huzursuzluk
 Söz dinlememe
 Annenin dibinden ayrılamama
 Baş ağrıları, karın ağrıları
 Görme veya duyma sorunları
 Okula gitmeyi reddetme
 Düşük başarı
 Kavga etme
 İlgi Kaybı
 Konsantrasyon eksikliği, dikkatin








kolay dağılması
Kabuğuna çekilme
Şiddet içeren fanteziler veya
oyunlar
Olayı yeniden canlandırma
Sakarlık
İştah bozuklukları
Fazla hareketlilik/hareketsizlik
Dikkatsizlik
Ölme isteği
Yaşa Bağlı Stres Tepkileri (12-18)
 Kabuğuna çekilme ve kendini
soyutlama
 Baş ağrıları, karın ağrıları
 Kaçma
 Depresyon ve üzüntü
 İntihar düşünceleri
 Hırsızlık, suç işleme
 Uyku düzeninde değişiklik,
uykusuzluk, aşırı uyku, kabuslar
 Okul sorunları
 Kafa karışıklığı
 Şiddet içeren fantaziler
 Olay hakkında konuşmaktan
kaçınma
 Madde bağımlılığına yönelim
 Cinsel dışa vurum
 Sakarlık ve dikkatsizlik
 İlişki zorlukları
 İştahta değişiklik
 Saldırganlık
 Riske girme eğilimi
 Fazla hareketlilik, hareketsizlik
 Huzursuzluk
Yetişkinlerde Gözlenen Stres
Tepkileri
 Depresyon
 Uyku ve yeme sorunları
 Enerji kaybı
 Değersizlik ve suçluluk duyguları
 Umutsuzluk
 Kaygı ve huzursuzluk
 Ölüm düşünceleri vb.
HEDEFLERİMİZ
 Travmatik olayların normal psikolojik etkileri
hakkında bilgilendirmek ve konuya ilişkin
anlayışları geliştirmek,
 Bireysel tepkileri anlama ve paylaşma olanağını
sağlamak,
 Travma sonrası stres tepkileri devam eden
öğrencilerin tespit edilmesine destek olmak,
Bir Travma Ya Da Afet Sonrasında, Okul Ve
Öğretmenlerin Çocukların Yaşamlarında Çok Önemli
Bir Yeri Vardır.
ÇÜNKÜ:
 Okullar afetten sonra yıkılmış veya hasar
görmüş olsalar bile, normalliği temsil eden ve
eğitim yoluyla normal yaşama geri dönmeyi
kolaylaştıran önemli kurumlardır.
Okulların ve Öğretmenlerin
Rolü/Önemi
 Okulda bulunmak, oyun ve diğer okul etkinliklerine katılmak




çocuklarda, özellikle travmatik yaşantı dönemlerinde çok ihtiyaç
duydukları, süreklilik, değişmezlik ve normallik hissinin
oluşmasına yardımcı olur.
Okulda bulunmak ve etkinliklere katılmak çocukların
gereksinimlerini daha kolaylıkla iletmelerine neden olur.
Öğretmenler eğitim ve öğretim görevlerinin yanı sıra çocukların
mutlu ve sağlıklı büyümelerine yardımcı olacak bir gelişme ve
öğrenme ortamı yaratırlar.
Çocuklarla daha çok birlikte oldukları için, onların gereksinimlerini
herkesten iyi bilir ve gerektiğinde onlara yardım edebilirler.
Öğretmenlerin yardımıyla , daha ileri düzeyde psikolojik yardıma
gereksinim duyan çocuklar belirlenebilir.
Travmatik Olaydan Sonra Normalleşmeye
Öğretmenlerin Katkısı
 Çocukların afetlerin nasıl ve neden olduklarını anlamalarına yardım







ederek
Travmatik olaylar sonrasında insanların verdiği normal tepkiler
hakkında onları bilgilendirerek
Çocuklarla birlikte onların duygusal olarak iyileşmelerine yardımcı
olacak sınıf etkinlikleri düzenleyerek
Öğretim etkinliklerini çocukların ihtiyaçlarına göre uyarlayarak ve
ihtiyacı olan çocuklara daha fazla eğitim desteği vererek
Çocuklar üzerinde özel iletişim teknikleri kullanarak
Sınıfta sıcak ve destekleyici bir sosyal ortam yaratarak
Çocukların kayıplarla, acı veren anılarla ve duygularla başa çıkmalarına
yardımcı olacak etkinlikler düzenleyerek
Çocukların iyileşme sürecini kolaylaştırmak için okul ve aile arasında
işbirliğini güçlendirerek
Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri
Genel Müdürlüğü
Çocuğu Dinleme Yöntemleri
Çocukları dinlediğimizi sanırız, oysa çocuk
konuşurken sürekli ikaz, hatırlatma, önerilerde
bulunma, fikir yürütme gibi müdahalelerle çocuğu
aslında dinlemediğimiz zamanlar vardır.
Sorunu olan veya kendinden bir şey anlatmaya çalışan
bir kimseye uyarı, ikaz, yargılama gibi müdahaleler,
konuşan kişinin susmasına veya kendini duyulmamış
hissederek küsmesine, içine kapanmasına neden olur.
Bu gibi müdahalelere İletişim Engelleri diyoruz.
İletişim engelleri 12 ana başlık altında toplanmıştır.
İletişim Engelleri
1- Emretme, yönetme
“Yapman gerekir….” …yapacaksın “yapmak zorundasın…”
* Korku ya da aktif direnç yaratabilir;
* Söylenenlerin tersini “denemeye” davet edebilir;
* İsyankar davranışa ya da misillemeye yol açabilir.
2- Uyarma, tehdit etme (gözdağı verme)
“…yapamazsın….olur” “ya yaparsın, yoksa….”
* Korku, boyun eğme yaratabilir;
* Söz konusu sonuçların gerçekten meydana gelip gelmeyeceğini “denemeye”
yol açar;
* Gücenme, kızgınlık, isyankarlığa neden olabilir.
İletişim Engelleri
3- Ahlak dersi verme, vaaz etme
“…yapmalıydın” “senin sorumluluğun” “şöyle yapman gerekir”
* Zorunluluk ya da suçluluk duyguları yaratır ;
* Çocuğun durumunu daha şiddetle savunmasına yol açabilir (Kim demiş?)
4- Öğüt verme, çözüm getirme, fikir verme
“Ben olsam…” “Neden…yapmıyorsun?” “Bence…” “sana şunu önereyim…”
* Çocuğun kendi sorunlarını çözmekten aciz olduğunu ima eder;
* Çocuğun sorunu bütünüyle düşünüp, değişik çözümler getirip seçenekleri
denemesine engel olur;
* Bağımlılık ya da direnme yaratabilir.
İletişim Engelleri
5- Mantık yoluyla inandırma, tartışma
“ İşte şu nedenle hatalısın…” “olaylar gösterir ki…”
“ Evet ama…” “Gerçek şu ki..:”
* Savunucu tutumları ve karşı koymayı kışkırtır;
* Çoğunlukla çocuğun aileyle iletişimi kesmesine ve artık dinlememesine yol açar;
* Çocuğun kendini beceriksiz ve yetersiz hissetmesine neden olabilir.
6- Yargılama, eleştirme, suçlama
“ Olgunca düşünmüyorsun…” “Sen zaten tembelsin…”
* Yetersizlik, aptallık, yanlış değerlendirme anlamı taşır;
* Çocuğun olumsuz bir yargıya hedef olma ya da azarlanma korkusuyla iletişimi
kesmesine yol açar;
* Genellikle çocuk yargı ve eleştirileri gerçek olarak algılar (ben kötüyüm) ya da
karşılık verir (siz de daha mükemmel değilsiniz!)
İletişim Engelleri
7- Övme, görüşüne katılma, teşhis koyma
“ Çok güzel!...” “ Haklısın, o öğretmen berbat birine benziyor”
“ Bence harika bir iş yapıyorsun..”
* Ailenin beklentilerinin çok yüksek olduğunu ima eder;
* İstenilen davranışı yaptırabilmek için söylenen, içtenlikten yoksun bir
manevra gibi algılanabilir;
* Çocuğun öz- imgesi (kendini algılayışı) ile övgü uygun değilse çocukta kaygı
yaratabilir.
8- Ad takma, gülünç duruma düşürme
“ Koca bebek…” “ Hadi bakalım süpermen “ “Geri zekalı”
“ Hadi sen de sulu göz!”
* Çocuğun kendini değersiz hissetmesine, sevilmediği kanısına varmasına yol
açabilir;
* Çocuğun öz-imgesi üzerinde çok olumsuz etkileri olabilir;
* Genellikle karşılık vermeyi iteler.
İletişim Engelleri
9-Tahlil etme, teşhis koyma
“ Seni derdin nedir biliyor musun?” “Herhalde çok yorgunsun?”
“ Aslında sen öyle demek istemiyorsun”
* Tehdit edici, tedirgin edici olabilir ve başarısızlık duygusu uyandırabilir;
* Çocuk kendini korumasız, kıstırılmış hisseder, kendisine inanılmadığı
kanısına varabilir;
* Çocuk, yanlış anlaşılma endişesi ile iletişimi keser.
10- Güven verme, teskin etme, teselli etme
“ Aldırma…Boş ver, düzelir..” “Hadi biraz neşelen..”
“ Zamanla kendini daha iyi hissedersin..”
* Çocuğun kendini “anlaşılmamış” hissetmesine neden olur;
* Kızgınlık duyguları uyandırır (Size göre kolay tabii!)
* Çocuk genellikle mesajı “Kendini kötü hissetmen doğru değil” biçiminde
algılar.
İletişim Engelleri
11-İncelemek, araştırmak, soruşturmak
“ Neden?...Kim?...Sen ne yaptın?...Nasıl…”
* Sualleri cevaplama genellikle eleştiri veya zorunlu çözüm getirdiğinden,
çocuklar genellikle hayır demeye, yarı doğru cevap vermeye, kaçamağa
yönelir ve yalan söylerler;
* Sorular genellikle soru soranın nereye varmak istediğini
açıklamadığından, çocuk korku ve endişeye kapılabilir;
* Ailenin endişelerinden doğan sorulara cevap vermeye çalışan çocuk
kendi sorununu gözden kaçırabilir.
12- Konu değiştirmek, işi alaya vurmak,
“Daha güzel şeylerden konuşalım…” “Sen neden dünyayı yönetmiyorsun?”
* Yaşamın güçlükleriyle savaşmak yerine, onlardan kaçınmak gerekli,
mesajını ima edebilir,
İletişimin Temel Kuralları (1)
Konuşulanları
yarıda kesmeyin
Yargılamayın
Ve eleştirmeyin
Kişiler hakkında
Yorum yapmayın
Anlatılanlara gülmeyin
İnsanları utandırmayın
Dinlerken başka
Şeyler yapmayın
Saldırgan
Tavırlar takınmayın
Kişileri karar vermeye
Yorum yapmaya zorlamayın
Savunmaya geçmeyin
Sadece dinleyin
Çok fazla
konuşmayın
Duygularınızı
Gizlemeye çalışmayın
Birisi ağlamaya
Başladığında tedirgin
olmayın
Zıtlaşmayın ve
tartışmayın
İletişimin Temel Kuralları (2)
Yeri ve zamanı uygun
Olduğunda şaka yapın
Ve gülümseyin
Daha iyi anlamak için
Sorular sorun
Dikkatli bir şekilde
Dinleyin ve dinlediğinizi
Davranışlarınızla belli edin
Gerçekçi ve belirli
Önerilerde bulunun
Yumuşak bir sesle
Ve acele etmeden
Konuşun
Çocukla yüzyüze
Konuşun, Gerekirse
yere yanına oturun
Açık uçlu sorular
sorun
Geri bildirim verin
Empatik, sabırlı ve
Kabul edici olun
Göz teması kurun
Etkileşime önem verin,
Uygun Olduğunda
kişiye dokunun ve sarılın
Basit ve anlaşılır
Bir dil kullanın
İletişim Engelleri
 İletişimde dinlemek ve anlamaya çalışmak yerine





hemen yargılamak
Tek bir olaydan giderek kişiyi tanıdığımızı düşünmek
Beklentilerimizin söyleneni yorumlamakta etkili
olması.
Kendimizi ifade etmekten kaçınmak,onun yerine
anlaşılmayı beklemek.
Konuştuğumuzda da herkesin bizim düşünce ve
duygularımızı hemen anlayıp onaylaması ve
paylaşması gerektiğine inanmak.
Kendi kişisel algımızı gerçekmiş gibi düşünmek.
Neden Dinlemeyiz?
 Eğer karşımızdakinin ne söyleyeceğini biliyorsak
(Bildiğimizi zannedersek) dinlemeyiz
 Hoşumuza gitmeyen bir şeyi duymak istemeyiz.
 Hoşlanmadığımız bir insanın söylediklerini dinlemekte
zorlanırız.
 Karşımızdaki daha sözüne başlar başlamaz cevap
hazırlamaya başladığımız için ne dediğini duyamayız.
Nasıl Daha İyi Dinleriz?
 Konuşurken dinleyemezsiniz konuşmayı kesin ve
dinlemeye istekli olduğunuzu gösterin
 Kendinizi konuşanın yerine koyun. Onun bakış
açısını, tutumlarını, değerlerini ve yaşını göz önüne
alarak anlamaya çalışın
 Onu daha iyi anlamak için sorular sorun.
 Dikkatinizi konuşulanlara verip,duygularınızı
kontrol etmeye çalışın
Genellikle Çocuklarımızı Nasıl Dinleriz?
* Çocuğun duygu ve fikirlerini dinlemeyiz, başka şeylerle
ilgileniriz.
* Kendi fikirlerimizi kabul etmeye zorlarız.
* Sonuçta çocuğun hislerini belirtmeye çalış
tığı konuşma, tartışmaya dönüşür.
* Çocuğun derdini dinlemeden ona öğüt
verir , sonra da tehdit ederiz.
* Çocuk hırçınlaşır, biz de çocuğu yaramazlıkla suçlarız.
Dinlenmeyen Çocuklar Neler Hisseder,
Nasıl Davranışlar Sergiler?
 Çocuklar kendilerini önemsenmemiş ve dışlanmış
hissederler, güvensiz olurlar.
 Ayrıca dinlenmedikleri için konuşma ihtiyacı hissetseler
bile konuşmamayı tercih edecekler veya annelerine
dertlerini anlatana kadar sürekli peçlerinden koşacaklar.
 Sözle kendilerini ifade etme fırsatı verilmediği için
duygularını hırçın ve saldırgan davranışlarla ifade ederler.
 Dertlerini aile dışından başkaları ile paylaşmaya çalışırlar.
 Dilleri gelişmez.
 Başkalarının onun için karar vermesini bekleyen çocuklar
olurlar.
Siz bir şeyler anlatırken nasıl dinlenmek istersiniz?
Çocukları Daha Etkili Dinlemek İçin Biz Neler
Yapabiliriz? Onu Nasıl Dinlemeliyiz?
* Çocuğun ne dediğini dikkatle, can kulağı ile
dinlemeliyiz.
* O anda bir işle uğraşıyorsak onu bırakıp, çocuğa
yönelmeliyiz.
* Dinleme sırasında çocukla aynı hizaya gelip, çocuğun
yüzüne bakmalıyız.
* Hislerini paylaşmalıyız. (Hak vermek gerekmez, bunu
hak vermeden de sadece hislerini anladığınızı ona
hissettirebilirsiniz)
Çocuğa Onu Dinlediğimizi Nasıl
Belli Edebiliriz ?
 Başımızı sallayarak,’evet’,’anlıyorum’,hımm’ gibi
kelimelerle çocuğu dinlediğimizi belirtebiliriz ya
da çocuğun söylediklerini anladığımızı belirten bir
tekrar yapabiliriz.
 Çocuğun duygularını isimlendirerek, duygularını
ifade etmesine yardımcı olabiliriz.
 Çocuğun isteklerini hayalinde canlandırabiliriz.
Dinlenen Çocuk Nasıl Olur ?
 Çocuğun konuşma yeteneği gelişir, kendini daha
iyi ifade etmesini öğrenir, kelime bilgisi
zenginleşir.
 Çocuğun bir derdi varsa, bunu davranışla
göstermek yerine (saldırganlık, ağlamak, aksilik)
sözle ifade ederek rahatlar, bu da hırçınlaşmasına
aksileşmesine veya içine kapanıp üzülmesine veya
kavga çıkarmasına engel olabilir.
 Söylemek istedikleri dinlenen çocuğun kişiliği
gelişir,kendine güveni artar.
 Çocuk ile anne arasında bir yakınlık doğar, çocuk
annenin sözünü daha istekli dinler, ona danışır.
TRAVMATİK OLAYLARA
DAYANIKLI BİREYLERİN ÖZELLİKLERİ


Kendine ve örseleyici yaşam olaylarıyla baş etme
gücüne güven
Bağımsız düşünebilme ve davranabilme

Başkalarıyla almaya ve vermeye dayalı olumlu ilişkiler
kurabilme

Bireysel disiplin ve sorumluluk duygusuna sahip olma

Açık fikirlilik ve esneklik
TRAVMATİK OLAYLARA DAYANIKLI
BİREYLERİN ÖZELLİKLERİ

Kendisinin ve başkalarının duygu ve düşüncelerini
tanıma ve anlayabilme

Bu duyguları başkalarına iletebilme

Stres verici olaylara tolerans

Yaşama anlam verecek bir yaşam amacı ve
felsefesine sahip olma
DAHA DAYANIKLI ÇOCUKLAR
YETİŞTİRMEK İÇİN NELER
YAPILABİLİR?
 Çocuğa ait olma, sevilme ve güven duygusunu
aşılayın:
 Kendine güven ve öz kontrol duygusunu
geliştirin:
 Tutarlı disiplin uygulayın:
 Problem çözme ve sosyal becerilerini geliştirin:
Uyarı
 Travmatik bir olaya karşı dayanıklı olma konusunda
bir takım kültürel farklılıklar olabilir
2. OTURUM
 Etkinlikler:
 1.
 2.
 3.
 4.
 5.
Güvenli Yer Çizimi
Sosyal Atom Çizimi
Güçlü Yanlarım
Kendimizi İyi Hissetmek İçin Neler Yaparız?
Köy Resmi
ANNE BABA TOPLANTILARI
AMAÇLAR:
 Travmatik/ zorlayıcı yaşantılar, etkileri ve neler yapılabileceği hakkında
bilgilendirmek
 Böyle bir yaşantı geçiren çocuğun toparlanması konusunda ailenin önemini
vurgulamak
 Ailelerin, sahip oldukları olumlu başa çıkma yöntemlerini farketmelerini sağlamak
ve bu yöntemleri zenginleştirmek
SÜRE: 2 saat
 İŞLENECEK KONULAR:
 Giriş: Psikoeğitim programının tanıtılması
 Travma ve travma sonrası stres tepkileri
 Travmatik bir olayın çocuklar ve aileler üzerindeki etkileri
 Çocukların gelişimi ve TSS tepkileri
 Çocuklar için iletişimin önemi
 İletişim Kuralları ve İletişim Engelleri
 Travmatik olaylarla başetme: Aileler için öneriler
 Aileler kendileri ve çocukları için neler yapabilirler?
 Gelişimsel açıdan travmatik olaylar, bireysel ayrılıklar ve kültürel faktörler
 Travmatik olaylara dayanıklı bireylerin özellikleri
 Travmatik olaylara karşı dayanıklı çocuklar yetiştirmek için neler yapılabilir?
UYARI
 İlk 6 konu başlığı öğretmen slaytlarında yer almaktadır.
Anne babalarla yapılacak çalışmada aynı slaytlar
kullanılacak yalnızca orada olmayan aşağıdaki başlıklar
paylaşılacaktır.
 Travmatik bir olayın çocuklar ve aileler üzerindeki etkileri
 Travmatik olaylarla başetme: Aileler için öneriler
 Aileler kendileri ve çocukları için neler yapabilirler?
 Gelişimsel açıdan travmatik olaylar, bireysel ayrılıklar ve kültürel faktörler
 Travmatik olaylara dayanıklı bireylerin özellikleri
 Travmatik olaylara karşı dayanıklı çocuklar yetiştirmek için neler
yapılabilir?
TRAVMATİK OLAYIN ÇOCUKLAR VE AİLELER
ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ




Depresyon ve umutsuzluk duyguları.
Şiddetli üzüntü ve kaybedilen kişiyi özleme
Yalnız uyuma korkusu ,kabus görme ,uyku sorunları
Travmatik olayı yeniden yaşama yada acı veren
örseleyici olayları anımsama .
 İntihar düşünceleri
 Olup bitenden sorumluluk hissetme ve suçluluk
duygusu
TRAVMATİK OLAYIN ÇOCUKLAR VE AİLELER
ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ








Şiddetli fiziksel ve duygusal tepkiler verme
Günlük etkinliklerle az ilgilenme yada ilgilenmeme
Kendine ve başkalarına saldırganlık
Strese bağlı sağlık sorunları
Fiziksel yaralanmalar yada sakatlıklar
Çocuklarda altını ıslatma , anne babadan ayrılma zorlukları
Ev iş mali sorumluluklarla ilgili kronik stres
Çaresizlik hissi ve kontrolü kaybetme duygusu
TRAVMANIN AİLELER ÜZERİNDEKİ SOSYAL ETKİLERİ-1
 Travmaya maruz kalmak aile yapısının ve rollerinin
değişmesine neden olabilir.
 Akraba, arkadaş ve komşuların desteğinden uzak kalmaya
yol açabilir.
 Aile üyeleri kendilerini birbirlerinden uzaklaşmış
hissedebilir.
 Aile kendisini toplumdaki diğer ailelerden uzaklaşmış
hissedebilir.
 Aile bireylerinde travmatik olay hakkında güçlük ve
başkalarını üzmemek için konuşmaktan kaçınma
görülebilir.
 Aile içinde tartışmalar ve aile bireyleri arasında çatışmalar
ortaya çıkabilir.
TRAVMANIN AİLELER ÜZERİNDEKİ SOSYAL ETKİLERİ-2
 Çocukların güven gereksinimleri artabilir, daha
çok ilgi görmek isteyebilirler.
 Ailenin birlikte olması ve hoş vakit geçirmesi için
koşullar uygun olmayabilir. Aile bireyleri arasında
kayıplarla ilgili yas tutma tutum ve tarzlarındaki
farklılıklar ve bunlara bağlı çatışmalar ortaya çıkabilir.
 Maddi ve manevi kaynakların azalması sorun
olabilir.
TRAVMATİK OLAYLARLA BAŞETME:
AİLELERE ÖNERİLER-1
 Aile bireyleri birbirlerini çok iyi tanıdıkları, birbirlerinin ruh hallerindeki en
ufak değişmeleri bile hemen fark edebildikleri için, travmatik bir olay
sonrasındaki zorluklarla başa çıkmada en öncelikli yardım ve destek kaynağını
oluştururlar. Özellikle anne-babalar çocuklara bu desteği sağlamada çok
önemli bir rol üstlenebilirler. Sıcaklık, destek ve karşılıklı iletişim sağlandığı
takdirde, çocukların büyük bir çoğunluğunun stresle daha iyi başa
çıkabildikleri bilinmektedir.
TRAVMATİK OLAYLARLA BAŞETME:
AİLELERE ÖNERİLER-2
 Araştırmacılar stresle başarılı bir şekilde başa çıkan ailelerin özelliklerini incelemişlerdir.
Travmatik yaşantılar ve zorluklarla başarılı bir şekilde başa çıkan çok farklı tipte aileler
olmakla birlikte, aşağıda listelenmiş olan stratejilerin stres yaratan pek çok koşula
uyum sağlamakta yarar sağladığı anlaşılmıştır.
1. STRES YARATAN DURUMU KABUL ETME
2. SORUNLARI HEP BİRLİKTE UĞRAŞARAK ÇÖZME
3. AİLE İÇİNDE BİRLİK VE ŞEFKAT OLMASI
4. AİLE İÇİNDE AÇIK VE ETKİLİ İLETİŞİM
5. AİLEDE ROL VE BEKLENTİLERDE ESNEKLİK OLMASI
6. AİLE ORTAMININ GÜVEN VERİCİ OLMASI
7. YAŞAMLA İLGİLİ YENİ VE OLUMLU BİR BAKIŞ AÇISI GELİŞTİRME
STRES YARATAN DURUMU KABUL ETME
Stresle başarılı bir şekilde başa çıkabilen aileler,
problemin varlığını inkar etmekten ziyade onunla
doğrudan yüzleşirler.
İNKAR ETMEK, STRESİ ARTIRMAKTAN BAŞKA BİR
İŞE YARAMAZ…
2- SORUNLARI HEP BİRLİKTE UĞRAŞARAK ÇÖZME
Bu, ailede SUÇLAYACAK BİRİNİ ARAMAK veya bir GÜNAH KEÇİSİ
bulmaya çalışmaktan çok, sorunların tüm aile bireyleri tarafından
paylaşılması gerektiğine inanmak anlamına gelmektedir.
Stres verici durumlarla başarılı bir şekilde başa çıkan aileler, problemin
kimden kaynaklandığı ile değil, çözümü ile ilgilenirler..
3- YAŞAMLA İLGİLİ YENİ VE OLUMLU BİR
BAKIŞ AÇISI GELİŞTİRME
Aile üyeleri sonraki travmatik yaşantılara karşı daha iyimser bir bakış
açısı geliştirmek için birbirine yardımcı olabilir. Travmatize olan kişiler
olayla (örneğin trafik kazası ile) ilgili olarak suçluluk duyabilir ya da
"Keşke daha farklı davranmış olsaydım" diye düşünebilirler.
Yetişkinler çocuklarda ortaya çıkan bu gibi yanlış düşünceleri oyun ve
sanat etkinlikleri yoluyla veya onlarla açıkça konuşarak
düzeltebilirler.
Ayrıca, yetişkinler, travmadan sonra çocuklarda bozulabilen, neyin
gerçek, neyin hayal; neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusundaki
dengeyi yeniden oluşturma çabalarında çocuklara yardım edebilirler.
4- AİLE İÇİNDE BİRLİK VE ŞEFKAT OLMASI
 Stresle daha iyi başa çıkan ailelerin birbirlerine sevgi ve
şefkatle davrandıkları bilinmektedir. Bazı aileler sevgilerini
sözle, bazıları birbirlerine sarılarak, öperek, bazıları ise
birbirlerine yardımcı olarak ve diğerlerini memnun edecek
işler yaparak gösterebilirler.
 Bazen anne-babalar çocuklarının iyiliğini düşünerek
travmatik bir olaydan sonra çocuklarını bir akraba veya
tanıdığın yanına göndermek isteyebilirler. Önemli olan aile
bireylerinin mümkün olduğunca birlikte kalması, özellikle
küçük çocukların aile ile kalmasıdır.
5- Aile içinde açık ve etkili iletişim
Stresle olumlu bir şekilde başa çıkabilen aileler genellikle
birbirleriyle açık ve etkili bir şekilde iletişim kurabilen
ailelerdir.
Zor duyguları aile üyeleriyle paylaşabilmeyi ve
gerektiğinde onlardan yardım ya da destek
isteyebilmeyi de içermektedir. Açık iletişim aynı
zamanda aile üyelerinin birbirini dinlemesini ve
birbirlerini anladıklarını göstermelerini de gerektirir.
6- AİLEDE ROL VE BEKLENTİLERDE ESNEKLİK OLMASI
Katı kuralları olan aileler, travma sonrasında eskiden
uyguladıkları
kuralları
mevcut
şartlarda
uygulayamayacakları için, travmatik olayın yarattığı strese
karşı özellikle korunmasız kalabilirler.
Buna karşın, yardım aramaya, yeni şeyler denemeye,
rollerini ve alışkanlıklarını geçici olarak da olsa bir kenara
bırakabilmeye, önceliklerini değiştirmeye ve daha düşük
beklentiler oluşturmaya gönüllü olan aileler zorluklar ve
güçlüklerin üstesinden daha kolay gelebilirler.
7- AİLE ORTAMININ GÜVEN VERİCİ OLMASI
Geçirilen yaşantılar ne kadar örseleyici olursa olsun, aile
üyeleri birbirlerine ya da kendilerine zarar verici
davranışlarda bulunmamalıdır. Aile içinde hiç bir biçimde
şiddet ya da saldırganlığa izin verilmemelidir.
Sağlıklı bir ailede, sıcak ve kabul edici ana-baba-çocuk
ilişkilerinin yanı sıra, aile içindeki yetişkinler arasında da
sağlıklı ilişkiler olması gerekmektedir.
Anne-babalar açısından çocuklarının sorunlarını dinlemek,
olan
bitenleri
inkar
etmeden
ve
çocuğun
kaldırabileceğinden daha fazla ayrıntı vermeden onlara
bilgi vermek özellikle önem taşır.
LÜTFEN UNUTMAYIN!
 En sevgi dolu ailelerde bile aile üyeleri travmatik yaşantılar yüzünden zaman
zaman kendilerini tükenmiş ya da duygusal olarak bitmiş hissedebilirler ve
birbirlerini desteklemede yetersiz kalabilirler. Böyle zamanlarda sabırlı olmak
ve olumlu yaşantıları vurgulamak iyi olabilir.
 Bazen aileler kısa vadede işe yarayan ama uzun vadede olumsuz
sonuçları olan ve daha fazla soruna yol açabilen çözümler (örneğin;
alkol alma, ilaç kullanma gibi) üretebilirler.
 Bazı aileler travmatize olmuş aile bireylerine ihtiyaçları olan desteği sağlayacak
iç ve dış kaynaklardan yoksun olabilirler Bu gibi durumlarda bir psikolog veya
psikiyatristin desteği gerekebilir.
ANNE – BABALAR KENDİLERİNE YARDIMCI OLMAK İÇİN NELER
YAPABİLİRLER?
Anne ve babaların çocuklarıyla yeterince ilgilenebilmeleri için önce kendi
duygusal ihtiyaçlarını göz önüne almaları ve güçlenmeleri gerekir.
 Yaşanan travmatik olayı düşünmeye ara vermek, Varsa yaşanan
belirsizliği/karmaşayı
kabullenmek; Yeniden yapılandırma ve düzeltme
etkinliklerine katılmak
 Gelecek hakkında düşünüp, plan yapmak, Aktif olmak, aile ve
arkadaşlarla yapılacak şeyleri planlamak
 Rahatlama yöntemleri bulmak ve uygulamak
 Sosyal destek almak, arkadaşlarla görüşmek, Espri ve şaka yapmak,
eğlenmek
TRAVMATİK OLAYLARA KARŞI DAHA DAYANIKLI
ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK İÇİN NELER
YAPILMALIDIR
 Çocuğa ait olma ,sevilme ve güven duygusunu
aşılayın.
 Kendine güven ve öz kontrol duygusunu geliştirin.
 Tutarlı disiplin uygulayın
 Problem çözme ve sosyal becerileri
geliştirin.
TRAVMATİK OLAYLARA DAYANIKLI
BİREYLERİN ÖZELLİKLERİ-1
 Kendine ve örseleyici yaşam olaylarıyla başetme gücüne güven
 Bağımsız düşünebilme ve davranabilme
 Başkalarıyla almaya ve vermeye dayalı olumlu ilişkiler kurabilme
 Bireysel disiplin ve sorumluluk duygusuna sahip olma
TRAVMATİK OLAYLARA DAYANIKLI BİREYLERİN
ÖZELLİKLERİ-2
 Açık fikirlilik ve esneklik
 Kendisinin ve başkalarının duygu ve düşüncelerini
tanıma ve anlayabilme
 Bu duyguları başkalarına iletebilme
 Yaşama anlam verecek bir yaşam amacı ve felsefesine sahip
olma
ÖĞRENCİ OTURUMLARI
1. OTURUM
AMAÇ: Çocukların travma ve travmaya gösterilen tepkiler konusunda
bilgilendirilmesi; duygularını paylaşma konusunda yüreklendirilmeleri
ve olumlu başa çıkma yöntemlerinin belirlenmesi ve yenilerinin
öğretilmesi
SÜRE: İki ders saati
MALZEME: Resim kağıdı ve boyalar
İŞLENECEK KONULAR:
 Travmatik bir olaydan sonra çocuklarda görülebilecek tepkiler
 Kişisel sorunlar hakkında konuşurken karşılaştığımız engeller ve
konuşmanın olumlu yönleri
 Güvenli Yer
 En iyi yaptığım üç şey
 En güçlü yanlarım
2. OTURUM
AMAÇ: Çocukların travma ve travmaya gösterilen tepkiler
konusunda bilgilendirilmesi; duygularını paylaşma
konusunda yüreklendirilmeleri ve olumlu başa çıkma
yöntemlerinin belirlenmesi, yenilerinin öğretilmesi
SÜRE: Bir ders saati
MALZEME: Resim kağıdı ve boyalar
İŞLENECEK KONULAR
 Geçen oturumun kısa bir özeti
 Kendimizi iyi hissetmek için ne yaparız?
 Sosyal atom çizimi
3. OTURUM
AMAÇ: Çocukların travma ve travmaya gösterilen tepkiler
konusunda bilgilendirilmesi; duygularını paylaşma konusunda
yüreklendirilmeleri ve olumlu başa çıkma yöntemlerinin
belirlenmesi ve yenilerinin öğretilmesi
SÜRE: Bir ders saati
MALZEME: Resim kağıdı, 120cm x 30 cm ölçülerinde rulo kağıt ve
boyalar
İŞLENECEK KONULAR:
 İlk oturumdan beri gözlenen olumlu değişiklikler
 Gelecekte olmasını istediğiniz 3 şey.
 Sevdikleriniz için üç dilekte bulunun.
 Hep birlikte bir köy çizelim
Download

psikoeğitim eğitici sunusu