MİRAÇ
KANDİLİ
Emin YAVUZYİĞİT
UZMAN İMAM HATİP
Facebook grup: VAAZ DOSYALARI
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
• ‫س ْب َحانَ ا َّلذٖ ى اَ ْس ٰرى ِب َع ْب ِدهٖ َل ْي اًل مِنَ ا ْل َم ْس ِج ِد ا ْل َح َر ِام ِا َلى‬
ُ
‫ار ْك َنا َح ْو َل ُه لِ ُن ِر َي ُه مِنْ ٰا َيا ِت َنا ِا َّن ُه ه َُو‬
َ ‫صا ا َّلذٖ ى َب‬
َ ‫ا ْل َم ْس ِج ِد ْاْلَ ْق‬
‫السمٖ ي ُع ا ْل َب ٖصي ُر‬
َّ
«Kendisine ayetlerimizden bir kısmını
gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece
Mescidi Haram dan çevresini
bereketlendirdiğimiz Mescidi Aksa 'ya götüren
Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla
işitendir, hakkıyla görendir.» (İsra suresi 1)
MİRAÇ; MESCİD-İ HARAMDAN
MESCİD-İ AKSAYA YOLCULUK VE ORADAN
SİDRETÜL MÜNTEHAYA ÇIKIŞ
MİRAÇ MUCİZESİ İKİ BASAMAKTAN
OLUŞUR: 1. İSRA
• 1) İSRA:
sözlükte gece yürümek demektir.
• Din dilinde: Peygamberimiz Hz. Muhammed
(S.A.V)’in hicretten bir buçuk sene önce,
Recep ayının 27. gecesinde Mekke de ki
Mescidi Haramdan mescidi aksaya, bir mucize
olarak geceleyin götürülmesi olayına denir.
Bu husus Kuran-ı Kerimde açıkça bildirilmiş
olup Kuran’ın 17. süresinin adı isra olmuştur.
• 2. MİRAÇ MUCİZESİ:
Cebrail (A.S.) Hz. Muhammed (S.A.V.)’i
Burak adında bir binitle Mescidi-i
Haramdan Mescidi Aksaya götürmüş,
oradan da birlikte semalara
yükselmişlerdir ve Peygamber (S.A.V.)
Sidretül Müntehaya ulaşmış olup Miraç
mucizesi gerçekleşmiştir. Bu konu Hadis-i
şeriflerde zikredilmiştir.
MİRAÇ NE ZAMAN VUKU BULMUŞTUR
Ünlü alim ve tarihçi İbn Kuteybe (H.213-267) ile
allâme İbn Abdülberr (H.368-463), Mirac’ın, kamerî
aylardan Recep ayında olduğunu söylerler. İmam
Nevevi (H.631-676) bu tarihi gerçeğe daha yakın
bulur. Ayrıca hadis alimi Abdülgani el-Makdisi
(H.659)’de bu tarihi kabul eder, hatta Mi’rac’ın
Recep ayının 27’nci Cuma gününde vuku bulduğunu
söyledikten sonra: “Müslümanlar bu tarihi
benimsemiş bulunuyor ve bunu en doğru rivâyet
kabul ediyorlar”der. (Zurkânî, c. I, s. 307-308. )
MİRACI HAZIRLAYAN SEBEPLER
1) Efendimiz (S.A.V.)’in eşi H.z. Hatice anamızın
vefatı
2) Efendimiz (S.A.V.)’in amcası Ebu Talibin vefatı
3) Efendimiz (S.A.V.)’in taifte taşlanması,
4) Müslümanlara işkencelerin artması ve
Peygamberimiz (S.A.V.) çok sıkıntılar çekmesi
üzerine miraç mucizesi gerçekleşmiştir.
-Miraç; Miladi 621 yılında Recep ayının 27. Cuma
gecesi vuku bulmuştur. Efendimiz (S.A.V.) miraç
mucizesinde 52 yaşındadır.
ŞEHR-İ SADR NEDİR VE NASIL
OLMUŞTUR
Buhârî ve Müslim’de yer alan rivayetlere göre olay şöyle
olmuştur:
Peygamberimiz Mekke’de, evinde iken veya Kâbe’de
bulunduğu sırada Cebrail (A.S.) bazı meleklerle birlikte
gelerek Peygamberimizin göğsünü açmışlar, içini zemzem
ile yıkadıktan sonra hikmet ve iman nuru doldurmuşlardır.
Peygamberimizle ilgili göğüs açma (şerh-i sadr) denilen
olay budur.
Ancak bu olay ne zaman ve nerede olmuştur? Bu,
ihtilaflıdır. Bazıları bunun, sütannesi Halime’nin yanında
iken çocukluğunda olduğunu söylerken, diğer bazıları ise
bir defa Halime yanında, bir defa da Mi’rac’tan önce
olmak üzere iki defa olduğunu söylerler.
• Şah Veliyyullah ed-Dehlevî, bu olayı yani göğüs açma
olayını manevî bir operasyon olarak değerlendirir ve:
“Peygamberimizin ruhunda meleklik ruhunun üstün
gelmesi, tabiat özelliklerinin yok olması, tabiatın,
kutsiyet
• âleminin ilhamlarına tabi olması” ile
yorumlamaktadır. Bir gün Peygamberimize soruldu:
• —Ey Allah’ın Resulü, göğüs açılır mı? Peygamberimiz.
• —Evet, açılır, buyurdu.
• —Nasıl olur? diye sorduklarında, Peygamberimiz:
• —Bir nurdur ki Allah onu mü 'minin kalbine atar, o da
onunla ferahlanır, açılır, buyurdu.
• —Onun alâmeti nedir? dediler. Peygamberimiz:
• —Aldanma yurdu (dünyadan) uzaklaşmak, ebediyet
yurduna (ahirete) yönelmek ve gelmeden önce ölüm
için hazırlanmaktır, buyurdu.» (Hüccetüllahi’l-Baliğa,
c. II, s. 866.)
İSRA (GECE) YÜRÜYÜŞÜ
MİRAÇTA SELAMLAŞMA TAHİYYAT DUASI
EFENDİMİZ (S.A.V) et- Tahiyyâtü lillahi: Senâ, selam ve merhaba
sana ey yüce Allah'ım!
Ve's-salevâtü: Niyaz, dua, yalvarış sana ey yüce Allah'ım!
Ve't-tayyibât: Arınmışlığın ve güzelliğin en hoşusun. Senden güzel,
senden hoş ve arınmış olamaz.
ALLAH (C.C.): es-Selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahmetullâhi
ve berekâtüh: Bu selâm, rahmetim ve bereketim ilâvesiyle senin
üzerine olsun ey sevgili Peygamberimiz!
EFENDİMİZ (S.A.V.):es-Selâmü aleynâ ve lâ ibâdillahi's-sâlihin: Yâ
rabbi! Bu selâm bizim ve salih kullarının üzerine de olsun.
BU MUHABBET ÜZERİNE CEBRAİL (A.S): Eşhedü ella ilahe illellah ve
eşhedü enne muhammeden abdühu veresülüh dedi.
EFENMİZ (S.A.V.) MİRAÇTA ALLAH’I GÖRDÜMÜ?
• Hz. Mesrûk (ra.), Hz. Aişe (R.A)’ya şöyle
demiştir.
• —Vâlide, Muhammed (s.a.v.) Rabbini gördü
mü? dedim. O:
• —Söylediğin sözlerden tüylerim diken diken
oldu. Nasıl oluyor da bunu bilmiyorsun. Üç
şey vardır ki, onları her kim sana söylerse
yalan söylemiş olur:
• —Her kim Muhammed (sas.) Rabbini gördü
derse yalan söylemiş olur, dedi ve sonra:
 ‫يُ ا ْل ََ ٖبي ُر‬
ُ ٖٖ ََّّ ‫ار َوه َُو ال‬
َ ‫ص‬
َ ‫صا ُر َوه َُو ُيدْ ِر ُك ْاْلَ ْب‬
َ ‫َْل ُتدْ ِر ُك ُه ْاْلَ ْب‬
Gözler O'nu idrak edemez ama O, gözleri
idrak eder. O, en gizli şeyleri bilendir, (her
şeyden) hakkıyla haberdar olandır.» (Enam
suresi 103)
ٰ
ٰ
َ ‫َو َما َكانَ لِ َب‬
ٍ ‫ئ ح َِجا‬
 ‫ب اَ ْو‬
ِ ‫ش ٍر اَنْ ُي َك َِّّ َم ُه ّللاُ ا َِّْل َو ْح ايا اَ ْو مِنْ َو َرا‬
‫س ا‬
َ ‫وْل َف ُيوح َِى ِبا ِْذ ِنهٖ َما َي‬
‫شا ُُ ِا َّن ُه َََِّى َحكٖ يم‬
ُ ‫ُي ْرسِ ل َ َر‬
«Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut
perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi
gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder.
Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet
sahibidir.(Şura suresi 51)
• Âyetlerini okudu.
• Sana her kim yarın ne olacağını bildiğini
söylerse yalan söylemiş olur dedi ve:
ٰ
ٰ
• ‫اَ ِة َو ُي َن ِّزل ُ ا ْل َغ ْي َث َو َي ْع ََّ ُم َما فِى ْاْلَ ْر َح ِام‬
َ ‫الس‬
َّ ‫ّللا َِ ْندَ هُ َِ َّْ ُم‬
َ َّ‫اِن‬
‫ض‬
ٍ ‫ى اَ ْر‬
ِّ َ ‫ب َغداا َو َما َتدْ ٖرى َن ْف ٰس ِبا‬
ُ ِ‫َو َما َتدْ ٖرى َن ْفس َم َاذا َت ْكس‬
ُ ‫َت ُم‬
‫ّللا َََّٖ يم ََ ٖبير‬
َ ٰ َّ‫وت اِن‬
«Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz
yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir,
rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne
kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede
öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla
bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar
olandır.» (Lokman suresi 34) ayetini okudu
• Her kim sana Peygamberin bir şey sakladığını
söylerse yalan söylemiş olur, dedi ve:
َ ‫سول ُ َب َِّّ ْغ َما ا ُ ْن ِزل َ ِا َل ْي َك ِمنْ َر ِّب َك َو ِانْ َل ْم َت ْف َعلْ َف َما َب ََّّ ْغ‬
• ‫ت‬
ُ ‫الر‬
َّ ‫َيا اَ ُّي َها‬
‫سا َل َت ُه‬
َ ‫ِر‬
«Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et.
Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiği peygamberlik
görevini yerine getirmemiş olursun.» (Maide suresi
67) Ayetini okudu.
(Hz. Aişe devamla) Fakat Peygamberimiz Cebrâil
(as.)’i kendi suretinde
iki defa gördü, dedi.»
(Buhârî, “Tefsîru’l-Kur’an, Sûre ve’n-Necm”, 1; Müslim,
“İman”, 77)
İbn Mes’ûd (ra.) da Hz. Aişe’nin görüşündedir.»
(Askalânî, Fethu’l-Bârî, Mısır, 1948, c. IX, s. 493.)
Ebû Zer (R.A.) da şöyle demiştir:
• “Peygamberimize sordum:
• —Ey Allah’ın Resulü, Rabbini
gördün mü? dedim.
Peygamberimiz:
• —O, bir nur, O’nu nasıl göreyim,
buyurdu.» (Müslim İman 78)
EFENDİMİZ (S.A.V.)’İN PEYGAMBERLER İLE
GÖRÜŞMESİ VE BEŞ VAKİT NAMAZ
Hz. Enes (RA.) Mâlik İbnu Sa'sa'a (R.A.)'tan naklen anlatıyor: "Resûlullah (S.A.V.), onlara, Mirac'a
götürüldüğü geceden anlatarak demiştir ki:
"Ben Ka'be'nin avlusunda Hatîm kısmında -belki de Hıcr'da demişti- yatıyordum. -Bir rivayette şu
ziyade var: Uyku ile uyanıklık arasında idim.- Derken bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü)
yardı. -Bu sözüyle boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı kasdetti.- Kalbimi çıkardı. Sonra
bana, içerisi imanla (ve hikmetle) dolu, altından bir kab getirildi. Kalbim (çıkarılıp su ve zemzem ile)
yıkandı. Sonra içerisi (imanla) doldurulup tekrar yerine kondu. Sonra merkepten büyük katırdan
küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak'tı. Ön ayağını gözünün gittiği en son noktaya koyarak yol
alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibril aleyhisselâm beni götürdü. Dünya semasına
kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.
"Gelen kim?" denildi.
"Cibril!" dedi.
"Beraberindeki kim?" denildi.
"Muhammed aleyhissalâtu vesselâm!" dedi.
"Ona Mirac daveti gönderildi mi?" denildi.
"Evet!" dedi.
"Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!" denildi.
• Derken kapı açıldı. Kapıdan geçince, orada Hz. Adem
aleyhisselam'ı gördüm.
• "Bu babanız Adem'dir! Selam ver O'na!" dendi. Ben de
selam verdim. Selamıma mukabele etti. Sonra bana:
• "Salih evlat hoş gelmiş, Salih peygamber hoş gelmiş!"
dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti ve ikinci semaya
geldik. Kapıyı çaldı.
• "Bu gelen kim?" denildi.
• "Ben Cibril'im!" dedi.
• "Beraberindeki kim?" denildi.
• "Muhammed!" dedi.
• "Ona Miraç daveti gönderildi mi?" denildi.
• "Evet!" dedi.
• "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dediler. Derken bize
kapı açıldı. İçeri girince, Hz. Yahya ve Hz. İsa (A.S.) ile
karşılaştım. Onlar teyze oğullarıydı.
Hz. Cebrail:
"Bunlar Hz. Yahya ve Hz. İsa'dırlar, onlara selam ver!" dedi. Ben
de selam verdim. Onlar da selamıma mukabelede bulundular.
Sonra:
"Hoş geldin Salih kardeş, hoş geldin Salih peygamber" dediler.
Sonra Cebrail beni üçüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı.
"Bu gelen kim?" denildi.
"Cibril'im!" dedi.
"Yanındaki kim?" denildi.
"Muhammed'dir!" dedi.
"Ona Miraç daveti gitti mi?" denildi.
"Evet!" dedi.
"Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. Kapı bize açıldı.
İçeri girince Hz. Yusuf (A.S.)'la karşılaştık. Cebrail:
"Bu Yusuf'tur! Ona selam ver!" dedi. Ben de selam verdim.
Selamıma mukabele etti..
• Sonra:
• "Salih kardeş hoş gelmiş, Salih peygamber
hoş gelmiş!" dedi. Sonra Cebrail beni
dördüncü semaya çıkardı. Kapıyı çaldı.
• "Bu gelen kim?" denildi.
• "Cibril'im!" dedi.
• "Beraberindeki kim?" denildi.
• "Muhammed!" dedi.
• "Ona Miraç davetiyesi indi mi?" denildi.
• "Evet!" dedi
"Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dediler. Kapı açıldı.
İçeri girdiğimizde, Hz. İdris (A.S.) ile karşılaştık. Hz.
Cebrail:
"Bu İdris'tir, ona selam ver!" dedi. Ben selam verdim. O
da selamıma mukabele etti. Sonra bana:
"Salih kardeş hoş geldin, Salih peygamber hoş geldin!"
dedi. Sonra Hz. Cebrail beni yükseltti. Beşinci semaya
geldik. Kapıyı çaldı.
"Kim bu gelen?" denildi.
"Ben Cibril'im!" dedi.
"Beraberindeki kim?" denildi.
"Muhammed!" dedi.
"Ona Miraç daveti indirildi mi?" denildi.
"Evet!" dedi.
"Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. Kapı açıldı.
İçeri girince, Hârun (A.S.)ile karşılaştık. Cebrail (A.S.):
• "Bu Hârun (A.S.)'dır. Ona selam ver!" dedi. Ben selam
verdim, o da selamıma mukabelede bulundu ve:
• "Salih kardeş hoş geldin, Salih peygamber hoş geldin!"
dedi. Sonra Cebrail beni yükseltti ve altıncı semaya
geldik. Kapıyı çaldı.
• "Bu gelen kim?" denildi.
• "Ben Cibril!" dedi.
• "Beraberindeki kim?" denildi.
• "Muhammed!" dedi.
• "Ona Miraç daveti indirildi mi?" denildi.
• "Evet!" dedi.
• "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" dendi. Kapı açıldı.
İçeri girince, Hz. Musa (A.S.) ile karşılaştık. Hz. Cebrail:
• "Bu Hz. Musa'dır! Ona selam ver!" dedi. Ben selam
verdim, o da selamıma mukabelede bulundu. Sonra:
• "Salih kardeş hoş geldin, Salih peygamber hoş geldin!" dedi.
Ben onu geçince ağladı. Kendine: "Niye ağlıyorsun?" denildi.
• "Çünkü dedi, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu.
Onun ümmetinden cennete gidecekler benim ümmetimden
cennete gideceklerden daha çok!" dedi. Sonra beni yedinci
semaya çıkardı ve kapıyı çaldı.
• "Bu gelen kim?" denildi.
• "Cibril'im!" dedi.
• "Beraberindeki kim?" denildi.
• "Muhammed!" dedi.
• "Ona Miraç daveti indirildi mi?" denildi.
• "Evet!" dedi.
• "Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliş!" denildi. İçeri girince, Hz.
İbrahim aleyhisselam ile karşılaştık. Cebrail:
• "Bu baban İbrahim'dir, ona selam ver!" dedi. ben selam
verdim. O da selamıma mukabele etti. Sonra:
• "Salih oğlum hoş geldin, salih peygamber hoş geldin!" dedi.
• Sonra Sidretü'l-Müntehâ'ya çıkarıldım. Bunun
meyveleri (Yemen'in) Hacer testileri gibi iri idi,
yaprakları da fil kulakları gibiydi. Cebrail
aleyhisselâm bana:
• "İşte bu Sidretü'l-Müntehâ'dır!" dedi.
• Burada dört nehir vardı: İkisi bâtıni nehir, ikisi
zahirî nehir.
• "Bunlar nedir, ey Cibrîl?" diye sordum. Hz. Cebrail:
• "Şu iki batıni nehir cennetin iki nehridir. Zahiri
olanların biri Nil, diğeri Fırat'tır!" dedi. Sonra bana
el-Beytü'l-Ma'mur yükseltildi. Sonra bana bir kabta
şarap, bir kapta süt, bir kapta da bal getirildi. Ben
sütü aldım. Cebrail aleyhisselâm:
• "Bu (aldığın), fıtrat(a uygun olan)dır, sen ve
ümmetin bu fıtrat (yaratılış) üzerindesiniz!" dedi.
• Resûlullah devamla dedi ki: "Sonra bana, her
günde elli vakit olmak üzere namaz farz kılındı.
Oradan geri döndüm. Hz. Musa aleyhisselâm'a
uğradım. Bana:
• "Ne ile emr olundun?" dedi.
• "Gece ve gündüzde elli vakit namazla!" dedim.
• "Ümmetin, her gün elli vakit namaza muktedir
olamaz. Vallahi ben, senden önce insanları tecrübe
ettim. Benî İsrail'e muamelelerin en şiddetlisini
uyguladım (muvaffak olamadım). Sen çabuk
Rabbine dön, bunda ümmetine hafifletme talep
et!" dedi. Ben de hemen döndüm (hafifletme
istedim, Rabbim) benden on vakit namaz indirdi.
Musa aleyhisselâm'a tekrar uğradım. Yine:
• "Ne ile emr olundun?" dedi.
• "Benden on vakit namazı kaldırdı!" dedim.
• "Rabbine dön! Ümmetin için daha da azaltmasını
iste!" dedi. Ben döndüm. Rabbim benden on vakit
daha kaldırdı. Dönüşte yine Musa aleyhisselam'a
uğradım. Aynı şeyi söyledi. Ben, beş vakitle emr
olunmama kadar bu şekilde Hz. Musa ile Rabbim
arasında gidip gelmeye devam ettim. Bu sonuncu
defa da Hz. Musa'ya uğradım. Yine:
• "Ne ile emredildin?" dedi.
• "Her gün beş vakit namazla!" dedim.
• "senin ümmetin her gün beş vakit namaza da takat
getiremez. Rabbine dön, hafifletme talep et!" dedi.
• "Rabbimden çok istedim. Artık utanıyorum, daha da
hafifletmesini isteyemem! Ben beş vakte razıyım.
Allah'ın emrine teslim oluyorum!" dedim. Musa
(A.S.)'ı geçer geçmez bir münadi (Allah adına) nida
etti:
• "Farzımı kesinleştirdim, kullarımdan hafiflettim de!"
• Bir rivayette şu ziyade geldi: "Namazlar (günde)
beştir. Ve onlar ellidir de. İndimde hüküm değişmez
artık!
("Buhari, bed'ü'l-Halk 6, Enbiya 22, 43, Menâkıbu'lEnsâr 42; Müslim, İman 264 (164); Tirmizi, Tefsir,
İnşirah, (3343); Nesâî, Salât 1, (1, 217-218))
SÜLEYMAN ÇELEBİ MİRAÇ OLAYINI
ŞÖYLE ŞİİRLEŞTİRMİŞTİR
Süleyman Çelebi bu anı tarif ederken:
- "Söyleşürken Cebrâil ile kelâm,
Geldi Refref önüne verdi selâm,
Aldı ol şâh-ı cihanı ol zaman
Sidreden gitti ve götürdü heman.
‫‪MİRACIN ESRARI: NECM SURESİ‬‬
‫صا ِح ُب ُك ْم َو َما َغ ٰوى ﴿‪َ ﴾٢‬و َما •‬
‫ضل َّ َ‬
‫َوال َّن ْج ِم ا َِذا ه َٰو ۙى ﴿‪َ ﴾١‬ما َ‬
‫َي ْنِٖ ُق ََ ِن ا ْل َه ٰو ۜى ﴿‪ ﴾٣‬اِنْ ه َُو ا َِّْل َو ْحي ُي ٰ‬
‫وح ۙى ﴿‪َ ََّّ ََ ﴾٤‬م ُه‬
‫َ‬
‫اس َت ٰو ۙى ﴿‪َ ﴾٦‬وه َُو ِب ْاْلُفُ ِق ْاْلَ َْ َّٰ ۜى‬
‫ش ۪دي ُد ا ْلقُ ٰو ۙى ﴿‪ُ ﴾٥‬ذوم َِّر ۜ ٍة َف ْ‬
‫ُ َ ََ ٰ‬
‫ٰ‬
‫ٰٓ‬
‫َ‬
‫َ‬
‫َ‬
‫َ‬
‫ٰ‬
‫ۙ‬
‫ٰ‬
‫َ‬
‫َ‬
‫َ‬
‫َ‬
‫س ْي ِن ا ْو ادْ نى ﴿‪ ﴾٩‬فا ْوحى‬
‫اب ق ْو َ‬
‫﴿‪ ﴾٧‬ث َّم دَ نا فتدَ لى ﴿‪ ﴾٨‬فكانَ ق َ‬
‫َ َ ْ ُ ٰٰ۬‬
‫ٰ‬
‫ا ِٰلى ََ ْبد ِ۪ه َٰٓما اَ ْو ٰح ۜى ﴿‪َ ﴾١٠‬ما كذ َب الفؤا ُد َما َراى ﴿‪﴾١١‬‬
‫اَ َف ُت َما ُرو َن ُه ََ َّٰى َما َي ٰرى ﴿‪َ ﴾١٢‬و َل َقدْ َر ٰاهُ َن ْز َل اة ا ُ َْ ٰر ۙى ﴿‪﴾١٣‬‬
‫َِ ْندَ سِ دْ َر ِة ا ْل ُم ْن َت ٰهى ﴿‪ْ َِ ﴾١٤‬ندَ هَا َج َّن ُة ا ْل َمأْ ٰو ۜى ﴿‪ ﴾١٥‬ا ِْذ‬
‫السدْ َر َة َما َي ْغ ٰش ۙى ﴿‪َ ﴾١٦‬ما َز َ‬
‫َي ْغ َ‬
‫ص ُر َو َما َٖ ٰغى‬
‫اغ ا ْل َب َ‬
‫شى ِّ‬
‫﴿‪َ ﴾١٧‬ل َقدْ َر ٰاى مِنْ ٰا َيا ِ‬
‫ت َر ِّب ِه ا ْلـ ُك ْب ٰرى ﴿‪﴾١٨‬‬
Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla
«Battığı zaman yıldıza and olsun ki, arkadaşınız
(Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. ﴾1-2)
O, nefis arzusu ile konuşmaz. ﴾3﴿
(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir
vahiydir. ﴾4﴿
(Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem
görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta
bulunuyorken (aslî suretine girip) doğruldu. ﴾5-7﴿
Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın
oldu. ﴾8)
 (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar,
yahut daha az oldu. ﴾9﴿
Böylece Allah kuluna vahy edeceğini vahy etti. ﴾10)
• Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı. ﴾11﴿
• (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor
musunuz? ﴾12﴿
• And olsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî
suretiyle) görmüştü. ﴾13﴿
• Sidretü'l Müntehâ'nın yanında. ﴾14)
• Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır. ﴾15)
• O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı. ﴾16﴿
• Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı. ﴾17﴿
• Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir
kısmını gördü. ﴾18﴿»
YUNUS EMRENİN DİLİNDEN MİRAÇ
YEDİ KAT GÖKLERİ SEYRAN EYLEYEN
KÜRSÜNÜN ÜSTÜNDE CEVLAN EYLEYEN
MİRAÇ’DA HAK’TAN ÜMMETİNİ DİLEYEN
ADI GÜZEL KENDİ GÜZEL MUHAMMED
MİRAÇ’TA EFENDİMİZ S.A.V.)’E
CENNETİN GÖSTERİLİŞİ
• Yüce Allah, Peygamberimize (S.A.V.) vahy yedeceğini vahy
yettikten sonra, Peygamberimiz (S.A.V.), Cebrail (A.S.)
tarafından cennete götürüldü.» (Buhârî, Sahihi c. 1 , s. 93)
Cennetin eni, göklerle (altlarındaki) yer kadar olup Peygamberimiz
(S.A.V.) orada: İnciden, yakuttan, zebercetten,.. köşkler,(İbn Esîr,
Kâmil, c. 2, s. 55.) cennetin toprağını da, misk kokar bir halde
buldu.(Müslim, c. 1, s. 149) Peygamberimiz (S.A.V.), cennette; iki
yanında içi boş inciden yapılmış kubbeler (kubbeli evler) dizili bir
ırmak da gördü (Buhârî, Sahîh, c. 6, s. 92) ki, inci, yakut çakılları ve
misk üzerinde akıp gidiyordu.(İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 55.)
Peygamberimiz (S.A.V.): "Ey Cebrail! Nedir bu?" diye sordu. Cebrail
(as): "Bu, sana Yüce Allah'ın vermiş olduğu Kevser ırmağıdır!"
dedi. Kevser ırmağının suyu da, baldan daha tatlı ve sütten daha
ak idi.(Buhârî, c. 6, s. 92)
MİRAÇ’TA EFENDİMİZ (S.A.V.)’E
CEHENNEMİM GÖSTERİLMESİ
• Peygamberimiz (S.A.V.); dünya semasında kendisini güler yüzle
karşılayan melekler arasında, yüzü hiç gülmeyen, cehennemin bekçisi
Malik adındaki bir melekle de karşılaşmıştı.
Peygamberimiz (S.A.V.), onun kim olduğunu Cebrail (as)’dan sorup
öğrenince, Cebrail (as)’a:
"Cehennemi bana göstermesini ona emretmez misin?" diye sormuştu.
Cebrail (as) da:
"Olur!" diyerek, cehennemin bekçisi Malik'e: "Ey Malik! Muhammed’e
(S.A.V.) cehennemi göster!" demişti.
Malik; cehennemin üzerinden örtüsünü açınca, cehennem öyle
kaynamaya ve kabarmaya başladı ki, Peygamberimiz (S.A.V.) onun
gördüğü her şeyi yakalayıp yakıvereceğini sandı. Hemen, Cebrail (as)’a:
"Ey Cebrail! Malik'e emret de, onu yerine geri çevirsin!" buyurdu.
Cebrail (as) da, cehennemi yerine çevirmesi için,
Malik'e emretti. O da, cehenneme:
"Sakin ol!" dedi.
Cehennem, çıkmış olduğu yerine girince, Malik
onun üzerine örtüsünü tekrar örttü.(İbn İshak.
İbnHişam, Sîre, c.2, s. 45-46.)
Peygamberimiz (S.A.V.); cehennemdeki susuzluk
azaplarını, azap zincirlerini, azap yılan ve
akreplerini, oradaki azaplardan daha bazılarını da
gördü.(Buhari, Sahih, c. 5, s. 190)
Peygamberimiz (S.A.V.), bir hadis-i şeriflerinde
şöyle buyurmuştur:
"Eğer benim bildiğimi sizler de bilmiş olsaydınız,
muhakkak ki, pek az güler ve çok ağlardınız!» (İbn
Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 214-215)
CEHENNEMLİKLERİN FİİLLERİ VE
AZAPLARI EFENDİMİZE GÖSTERİLİŞİ
 1) Faiz yiyenlerin,
 2) Zina edenlerin,
 3) Dedikodu edenlerin,
 4) Namazı kılmayanların,
 5) Emanete hıyanet edenlerin,
 6) İnsanları fitneye çağıranların,
 7) Hak yiyenlerin,
 8) Helal eşleri bırakıp harama yönelenlerin
 9) Kuran okuyup amel etmeyenlerin,
 10) Gıybet edenlerin vs ibretlik azap halleri Efendimiz
(S.A.V.)’e miraçta gösterildi. Bu halleri sizlere
aktaralım:
EFENDİMİZ (S.A.V.)’E GÖSTERİLEN
CEHENNEMLİKLERİN HALLERİ
•
•
•
•
•
•
• Semûre İbn’u Cündeb(R.A.) şöyle anlatır:
Bir sabah Allah Resulü her zaman sorduğu gibi:
– Sizden rüya gören yok mu? diye sordu. Kendisinin rüyasını
anlattı:
“Bana iki kişi geldi, “yürü” dedi, yürüdük. Yatan bir adamın
yanına geldik. Yanında da elinde kocaman bir taş olan adam
duruyordu. Adam o taşı o adamın başına vuruyordu. Böyle
devam edip gidiyordu. Ben:
“Suphanallah, nedir bu hal?” dedim.
– Yürü! Yürü! dediler. Yürüdük, sırtüstü yatan birinin yanına
geldik. Onun yanında da elinde kancalar bulunan bir adam
duruyordu. Bu demir çengelle yüzünün bir tarafını parçalıyordu.
Sonra diğer yüzünü parçalıyordu. İyileşince tekrar bu işi
yapıyordu. Ben:
– Suphanallah, nedir bu hal? dedim. Yürü! Yürü! dediler.
• Yürüdük. Fırın gibi bir yere geldik. Bir adam nehirde
yüzüyor. Bir adamda yanındaki taşlarla o adamın her
kenara gelişinde o taşları ağzına atıyordu. Bu kim
dedim. “Yürü, yürü!” dediler.
• Çirkin görünümlü bir adamın yanına geldik. Böyle
çirkin birini görmemişsinizdir. Adam ateş yakıyor
etrafında dönüyordu. Kim bu diye sordum. “Yürü”
dediler. Yürüdük. Büyük bir ağacın yanına geldik. Bu
ağaç büyük ve güzeldi. Beraberce ağaca çıktık. Altın ve
gümüş malzeme ile yapılmış evler gördük. Bizi, bir
yarısı güzel, bir yarısı çirkin insanlar karşıladı.
Yanımdakiler onlara bir nehir gösterip “gidin, yıkanın”
dedi. Onlar yıkandı ve çirkinlikleri yok oldu. Bana
oranın cennet olduğunu söylediler. Makamını
gösterdiler. Girmek istedim, sokmadılar.
Olanları sordum. Bana şöyle anlattılar:
 – Taşla başı yarılan, Kur’an-ı ve namazları terk edendir.
 – Yüzü parçalanan, yalan söyleyen, etrafa yalan yayan
kimsedir.
 – Fırındakiler, zina yapanlardır.
 – Kan nehrinde yüzüp ağzına taş atılan, faiz yiyendir.
 – Ateş yakıp etrafında dönen, cehennem bekçisidir.
 – Bahçedeki uzun boylu adam, İbrahim (A.S.)’dır.
Çocukları ise buluğa ermeden ölen çocuklarıdır. Biri:
 – Müşriklerin çocukları da mı? diye sordu. Peygamber:
 – Evet dedi ve anlatmaya devam etti:
 – Yarısı güzel yarısı çirkin olanlar, hem iyi hem de kötü
amel işleyenlerdir. (Prof.Dr.İ.Canan Hadis Ans: 3/427)
MİRAÇTA, EFENDİMİZ (S.A.V.)’İN
DUASI
• “Ey kusurları bağışlayan, kullarına
nimetleri sonsuz olan cömert Allah’ım!
Günah işleyen ümmetimin hali nice olur.
Kıyamet gününde senin önüne gelmek
için nasıl yol bulurlar? Korkarım o günde
onların yerleri pek iyi değildir. yüce
katından dileğim budur ki, ümmetimden
razı ol. Onları bağışla Allah’ım!”
MİRAÇTA VERİLEN HEDİYELER
• Abdullah b. Mesud (R.A.) anlatıyor:
“…Miraçta Hz. Peygamber (a.s.m)’e şu üç şey
verildi: Beş vakit namaz verildi, Bakara
Suresinin son kısmı (Amenerresul) verildi ve
bu ümmetten Allah’a şirk koşmadan ölen
kimsenin günahlarının bağışlanacağı hususu
(söz verildi).” (Müslim, İman, 279).
MİRAÇTA VERİLEN LUTUFLAR
MADDELER HALİNDE
• 1) Beş vakit namaz farz kılındı
• 2) Bakara suresinin son iki ayeti
indirildi.
• 3) Hz. Muhammed (S.A.V.)’in
ümmetinden Şirk koşmayanların
muhkimat(büyük günahları)
affedileceği müjdesi verildi(Ahmet Bin
Hanbel)
• 4) İsra suresinde ki ahlakı prensipler
1) BEŞ VAKİT NAMAZ FARZ KILINDI
EFENDİMİZ (S.A.V.):
‫الصَّوة معراج المؤمن‬
«Namaz müminin miracıdır». buyurarak
Ümmeti miraca çıkamayınca namazda mümine
miracı hediye eden Peygamberimiz ümmetini
namazla miraçlaştır mıştır.
‫‪2) BAKARA SURESİNİN SON İKİ AYETİ‬‬
‫‪NAZİL OLDUN‬‬
‫ٰ‬
‫سول ُ ب َٰٓما ا ُ ْنزل َ ِا َل ْي ِه ِمنْ َر ِّب ۪ه َوا ْل ُم ْؤ ِم ُن ۜ‬
‫ٰ‬
‫ٰ‬
‫الل •‬
‫الر‬
‫م‬
‫ا‬
‫نَ‬
‫ونَ ُكل ٰا َمنَ ِب ِ‬
‫ُ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ٰٓ‬
‫َو َم ٰ‬
‫۪۠‬
‫ۜ‬
‫َ‬
‫َ‬
‫ُ‬
‫َ‬
‫ُ‬
‫ُ‬
‫ُ‬
‫َ‬
‫َ‬
‫۪‬
‫۪‬
‫۪‬
‫۪‬
‫ُ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ٍ‬
‫سم ِْع َنا‬
‫وا‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ق‬
‫و‬
‫ِه‬
‫َّ‬
‫س‬
‫ر‬
‫م‬
‫د‬
‫ح‬
‫ا‬
‫ي‬
‫ب‬
‫ق‬
‫ر‬
‫ف‬
‫ن‬
‫ْل‬
‫ِه‬
‫َّ‬
‫س‬
‫ر‬
‫و‬
‫ه‬
‫ب‬
‫ت‬
‫ك‬
‫و‬
‫ِه‬
‫ت‬
‫ك‬
‫ئ‬
‫َّ‬
‫نْ‬
‫نَ‬
‫َ‬
‫ُ ُ َ‬
‫َ‬
‫ِّ َ ْ‬
‫َ ِ َ ُ ُ‬
‫ٰ‬
‫ٰ‬
‫ُ ّللاُ َن ْفسا ا ا َِّْل‬
‫َواَ َٖ ْع َنا ُغ ْف َرا َن َك َر َّب َنا َو ِا َل ْي َك ا ْل َم ۪صي ُر ﴿‪َْ ﴾٢٨٥‬ل ُي َك َِّّ ُ‬
‫س َب ۜ ْت َر َّب َنا َْل ُت َؤاَ ِْذ َٰٓنا ِانْ‬
‫س َب ْت َو ََ ََّ ْي َها َما ْاك َت َ‬
‫ُو ْس َع َه ۜا َل َها َما َك َ‬
‫ِصراا َك َما َح َم َّْ َت ُه ََ ََّى ا َّل ۪ذينَ‬
‫َن ۪سي َٰٓنا اَ ْو اَ َْ َٖأْ َنا َر َّب َنا َو َْل َت ْح ِملْ ََ ََّ ْي َٰٓنا ا ْ‬
‫ُ ََ َّن ۪۠ا َو ْ‬
‫اغف ِْر َل َن ۪۠ا‬
‫اَ ُ‬
‫ِمنْ َق ْبَِّ َنا َر َّب َنا َو َْل ُت َح ِّم َّْ َنا َما َْل َٖا َق َة َل َنا ِب ۪ه َو ْ‬
‫ار َح ْم َن ۪۠ا اَ ْن َ‬
‫ص ْر َنا ََ ََّى ا ْل َق ْو ِم ا ْل َكاف ِ۪رينَ ﴿‪﴾٢٨٦‬‬
‫ت َم ْو ٰلي َنا َفا ْن ُ‬
‫َو ْ‬
‫‪• Amenerresulü diye bildiğimiz Bakara suresinin‬‬
‫‪bu iki ayeti Allah’tan lütuf olarak nazil olmuş ve‬‬
‫‪Muhammed ümmetine müjdedir.‬‬
«Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman
etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a,
meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman
ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden
hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler:
"İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama
dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır." ﴾Bakara suresi
285﴿ Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle
yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına,
kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua
ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi
sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere
yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize
gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi
bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler
topluluğuna karşı bize yardım et.» ﴾ Bakara suresi
286)
3) Hz. Muhammed (S.A.V.)’in ümmetinden Şirk
koşmayanların muhkimat (büyük günahları)
affedileceği müjdesi verildi(Ahmet Bin Hanbel)
• Abdullah b. Mesud anlatıyor:
«… bu ümmetten Allah’a şirk
koşmadan ölen kimsenin
günahlarının bağışlanacağı hususu
(söz verildi).” (Müslim, İman, 279).
4) İSRA SURESİNDE Kİ AHLAKİ YAŞAM
PRENSİPLER
1) Sadece Allah'a ibadet etmeli, O'na hiçbir
şeyi ortak koşulmaması, Anne-babaya iyi
davranılması zorunlu olduğu
2) Hısım akrabaya, fakir ve yoksullara yardım
etmeli
3) İsraf ve cimrilikten sakınmak ve kazancı helal
yerlerde harcamalı,
4) Çocukların öldürülmemesi
• 5) Toplumu, aileyi ve fertleri temelinden
sarsan zinayı ve ona teşvik eden sebeplere
yaklaşılmamalı
• 6) İnsan hayatı değerlidir ve saygı
gösterilmelidir,
• 7) Yetimlere iyi davranılmalı ve onların
haklarını korumalı, verilen söze mutlaka
riayet edilmeli,
• 8) Ölçü ve tartıda hile yapılmaması, her söz
ve davranışlarımız da doğru olunmaya dikkat
etmeli
• 9) Bilinmeyen bir şeyin ardına
körü körüne düşmemeli ve onun
peşinden gitmemeliyiz,
• 10) Yeryüzünde kibir ve gururla
yürünmemeli ve kibir, gurur
taslamamalıdır.
• İsra suresindeki bu ahlaki
prensipleri ayet ayet görelim
• 1) Sadece Allah'a ibadet etmeli, O'na hiçbir şeyi
ortak koşulmaması,
Anne-babaya iyi davranılması zorunlu olduğu,
ٰ ‫وََ َق‬
• َّ‫سا انا ِا َّما َي ْبَُّ َغن‬
َ ‫ضى َر ُّب َك اَ َّْل َت ْع ُبدُوا ا َِّْل ِا َّيا ُه َو ِبا ْل َوالِدَ ْي ِن ا ِْح‬
ٍّ ُ ‫َِ ْن َد َك ا ْل ِك َب َر اَ َح ُد ُه َما اَ ْو ك ًَِل ُه َما َف ًَل َتقُلْ َل ُه َما ا‬
ْ‫ُ َو َْل َت ْن َه ْر ُه َما َوقُل‬
‫َل ُه َما َق ْو اْل َك ٖري اما‬
«Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet
etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin
olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi
senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın
onlara "öf!" bile deme; onları azarlama; onlara
tatlı ve güzel söz söyle.» (Bakara suresi 23)
ْ ‫َو‬
• ‫ب‬
ِّ ‫الر ْح َم ِة َوقُلْ َر‬
َّ َ‫ِض َل ُه َما َج َنا َح ال ُّذل ِّ ِمن‬
ْ ‫اَف‬
‫يرا‬
‫صغٖ ا‬
َ ‫ار َح ْم ُه َما َك َما َر َّب َيانٖ ى‬
ْ
«Onlara merhamet ederek tevazu
kanadını indir ve de ki: "Rabbim! Tıpkı
beni küçükken koruyup yetiştirdikleri
gibi sen de onlara acı.» (İsra suresi 24)
• ‫ان‬
ِ ُ‫َر ُّب ُك ْم اَعْ َل ُم ِب َما فٖ ى ُنف‬
َ ‫ين َف ِا َّن ُه َك‬
َ ٖ‫صالِح‬
َ ‫وس ُك ْم ِانْ َت ُكو ُنوا‬
ً ُ‫ين َغف‬
‫ورا‬
َ ‫لِ ْْلَوَّ ٖاب‬
«Rabbiniz, içinizde olanı en iyi
bilendir. Eğer siz iyi kişiler
olursanız, şunu bilin ki Allah
tövbeye yönelenleri çok
bağışlayandır.» (İsra suresi 25)
2) Hısım akrabaya, fakir ve yoksullara yardım
etmeli
ِ ‫َو ٰا‬
• ‫يرا‬
‫يل َو َْل ُت َب ِّذ ْر َت ْبذٖ ا‬
َّ َ‫ِسكٖ ينَ َوا ْبن‬
ْ ‫ت َذا ا ْلقُ ْر ٰبى َح َّق ُه َوا ْلم‬
ِ ‫الس ٖب‬
«Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya
haklarını ver, fakat saçıp savurma.» (İsra suresi
26)
َّ ‫ين َو َكانَ ال‬
َّ ‫اِنَّ ا ْل ُم َب ِّذ ٖرينَ َكا ُنوا ا َِْ َوانَ ال‬
• ٖ‫ش ْي َٖانُ ل َِر ِّبه‬
ِ ٖ‫ش َي ٖا‬
‫ورا‬
‫َكفُ ا‬
«Çünkü saçıp savuranlar şeytanların
kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok
nankörlük etmiştir.» (İsra suresi 27)
• ‫اُ َر ْح َم ٍة ِمنْ َر ِّب َك‬
َ ‫ضنَّ ََ ْن ُه ُم ا ْب ِت َغ‬
َ ‫َو ِا َّما ُت ْع ِر‬
‫ورا‬
‫س ا‬
ُ ‫َت ْر ُجوهَا َفقُلْ َل ُه ْم َق ْو اْل َم ْي‬
«Eğer Rabbinden umduğun bir
rahmeti istemek için onlardan yüz
çevirecek olursan, o zaman onlara
yumuşak bir söz söyle.» (İsra
suresi
28)
3) İsraf ve cimrilikten sakımak ve kazancı helal
yerlerde harcamalı,
• َ‫س ْٖ َها ُكل َّ ا ْل َب ْسِٖ َف َت ْق ُعد‬
ُ ‫َو َْل َت ْج َعلْ َيدَ َك َم ْغَُّو َل اة ا ِٰلى َُ ُنقِ َك َو َْل َت ْب‬
‫ورا‬
‫س ا‬
ُ ‫َمَُّو اما َم ْح‬
«Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra
kınanır ve çaresiz kalırsın.» (İsra suresi 29)
َ ‫الر ْز َق لِ َمنْ َي‬
• ‫يرا‬
‫شا ُُ َو َي ْق ِد ُر ِا َّن ُه َكانَ ِب ِع َبا ِدهٖ ََ ٖب ا‬
ِّ ُٖ ‫س‬
ُ ‫ِانَّ َر َّب َك َي ْب‬
‫يرا‬
‫َب ٖص ا‬
«Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve
(dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından
haberdardır ve onları görmektedir.» (İsra suresi 30)
4) Çocukların öldürülmemesi
ْ ََ ‫َو َْل َت ْق ُتَُّوا اَ ْو َْل َد ُك ْم‬
• ‫ش َي َة ِا ْم ًَل ٍق َن ْحنُ َن ْر ُزقُ ُه ْم‬
‫يرا‬
‫َو ِا َّيا ُك ْم ِانَّ َق ْت ََّ ُه ْم َكانَ َ ِْٖا ا َك ٖب ا‬
«Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı
öldürmeyin. Onları da, sizi de biz
rızıklandırırız. Onları öldürmek
gerçekten büyük bir günahtır.» (İsra
suresi 31)
5) Toplumu, aileyi ve fertleri
temelinden sarsan zinayı ve ona
teşvik eden sebeplere
yaklaşılmamalı
َ ‫الز ٰنى ِا َّن ُه َكانَ َفا ِح‬
ِّ ‫َو َْل َت ْق َر ُبوا‬
• ‫ش اة‬
• ‫س ٖب ايًل‬
َ ُ‫ا‬
َ ‫س‬
َ ‫َو‬
«Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o,
son derece çirkin bir iştir ve çok
kötü bir yoldur.» (İsra suresi 32)
6) İnsan hayatı değerlidir ve saygı
gösterilmelidir,
ٰ
ٰ
• ‫س ا َّلتٖ ى َح َّر َم ّللاُ ا َِّْل ِبا ْل َح ِّق َو َمنْ قُ ِتل َ َم ْظَُّو اما‬
َ ‫َو َْل َت ْق ُتَُّوا ال َّن ْف‬
َ‫ُ فِى ا ْل َق ْت ِل ِا َّن ُه َكان‬
ْ ‫س َّْ َٖا انا َف ًَل ُي ْس ِر‬
ُ ٖ‫َف َقدْ َج َع َّْ َنا ل َِولِ ِّيه‬
‫ورا‬
‫ص ا‬
ُ ‫َم ْن‬
«Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın,
öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın.
Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine
yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla)
öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü
kendisine yardım edilmiştir.» (İsra suresi 33)
7) Yetimlere iyi davranılmalı ve
onların haklarını korumalı, verilen
söze mutlaka riayet edilmeli,
ٰ
ْ
ْ
َ
َ
• ‫سنُ َح ٰتى‬
‫ي‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ل‬
‫ا‬
‫م‬
‫وا‬
‫ب‬
‫ر‬
‫ق‬
‫ت‬
‫ْل‬
‫َو‬
ٖ‫ت‬
َ ‫يم ا َِّْل ِبا َّلتٖ ى ه َِى اَ ْح‬
َ
َ
ُ
َ
َ
ِ
ُ َ‫َي ْبَُّ َغ ا‬
‫ش َّدهُ َواَ ْوفُوا ِبا ْل َع ْه ِد ِانَّ ا ْل َع ْه َد َكانَ َم ْس ُؤ اْل‬
«Rüştüne erişinceye kadar, yetimin
malına ancak en güzel şekilde
yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine
getirin. Çünkü söz (veren sözünden)
sorumludur.» (İsra suresi 34)
8) Ölçü ve tartıda hile yapılmaması,
her söz ve davranışlarımız da doğru
olunmaya dikkat etmeli
َ
َ
ُ
ْ
ْ
ْ
ُ
ُ
َ
ِ
ِ
• ‫اس‬
ٖ
‫ِس‬
‫ق‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ب‬
‫وا‬
‫ن‬
‫ز‬
‫و‬
‫م‬
‫ت‬
َّ
‫ك‬
‫ا‬
‫ذ‬
‫ا‬
‫ل‬
‫ي‬
‫ك‬
‫ل‬
‫ا‬
‫وا‬
‫َواَ ْوف‬
ْ
َ
ْ
ْ
َ
ِ
ِ
ِ
ٰ
ْ
َ
َ
َ
َ
ِ
• ‫سنُ َتاْ ٖو ايًل‬
‫ح‬
‫ا‬
‫و‬
‫ر‬
‫ي‬
َ
‫ك‬
‫ل‬
‫ذ‬
‫يم‬
‫ق‬
‫ت‬
‫س‬
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
ٖ
َ ْ َ ْ
ْ
ُ
ِ
«Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın,
doğru terazi ile tartın. Bu daha
hayırlı, sonuç bakımından daha
güzeldir.» (İsra suresi 35)
9) Bilinmeyen bir şeyin ardına körü
körüne düşmemeli ve onun peşinden
gitmemeliyiz,
• ‫ص َر‬
َ ‫س ْم َع َوا ْل َب‬
َّ ‫س َل َك ِبهٖ َِ َّْم ِانَّ ال‬
َ ‫ُ َما َل ْي‬
ُ ‫َو َْل َت ْق‬
ٰ ُ ‫َوا ْلفُ َؤا َد ُكل ُّ ا‬
‫ول ِئ َك َكانَ ََ ْن ُه َم ْس ُؤ اْل‬
«Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın
şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz
ve kalp, bunların hepsi ondan
sorumludur.» (İsra suresi 36)
10) Yeryüzünde kibir ve gururla
yürünmemeli ve kibir, gurur
taslamamalıdır.
َ
َ
• ْ‫ض َم َر احا ِا َّن َك َلن‬
‫م‬
‫ت‬
‫ْل‬
‫َو‬
ِ ‫ش فِى ْاْلَ ْر‬
ْ
ِ
‫ض َو َلنْ َت ْبَُّ َغ ا ْل ِج َبال َ ُٖ ا‬
• ‫وْل‬
َ ‫َت َْ ِر َق ْاْلَ ْر‬
«Yeryüzünde böbürlenerek
yürüme. Çünkü sen yeri asla
yaramazsın, boyca da dağlara asla
erişemezsin.» (İsra suresi 37)
• ‫س ِّي ُئ ُه َِ ْندَ َر ِّب َك َم ْك ُروهاا‬
َ َ‫ُكل ُّ ٰذلِ َك َكان‬
«Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin
katında sevimsiz şeylerdir.» (İsra suresi 38)
ٰ
ٰ
ٰ
• ‫ّللا ِال اها‬
ِ ‫ٰذلِ َك ِم َّما اَ ْو ٰحى ِا َل ْي َك َر ُّب َك مِنَ ا ْلح ِْك َم ِة َو َْل َت ْج َعلْ َم َع‬
‫ورا‬
‫ٰا ََ َر َف ُت َّْ ٰقى فٖ ى َج َه َّن َم َمَُّو اما َمدْ ُح ا‬
«Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı
hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilâh
edinme. Sonra kınanmış ve Allah'ın
rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme
atılırsın.» (İsra suresi 39)
HZ MUHAMMED S.A.V. EFENDİMİZİN MEKKEYE
DÖNÜŞÜ VE YAŞANAN HADİSELER
• Peygamberimiz (S.A.V.), Mekke'ye dönmek
üzere, Beytü'l-Makdis mescidinin kapısına
bağladığı Burak'a binip Mekke'ye döndü.
Peygamberimiz (S.A.V.) İsrâ ve Miracı, bir
gece içinde, yatsı namazı ile sabah namazı
arasında vuku buldu.» (İbn Sa'd, Tabakâtü'lkübrâ, c. 1, s. 214-215)
Abdulmuttalib oğulları, İsrâ ve Mirac gecesinde, Peygamberimiz
(asm)’ı bulamayınca, aramaya çıkmışlardı.
Hatta, Hz. Abbas, Zîtuvâ'ya kadar gitti. Oralarda, yüksek sesle:
"Yâ Muhammed! Yâ Muhammed!" diyerek bağırdı.
Peygamberimiz (asm): "Lebbeyk! = Buyur!" diye karşılık verince, Hz.
Abbas:
"Ey kardeşimin oğlu! Sen kavmini geceden beri zahmet ve meşakkate
soktun!? Nerede idin?" dedi. Peygamberimiz (asm):
"Beytü'l-Makdis'e gittim." buyurunca, Hz. Abbas:
"Bu gecenin içinde mi?" diye sordu. Peygamberimiz (asm):
"Evet. Bu gecenin içinde gidip geldim!" buyurunca, Hz. Abbas:
"Her halde, senin başına ancak hayır gelmiş olmalıdır!" dedi.
Peygamberimiz (a.s.):
"Benim başıma hayırdan başka bir şey gelmemiştir!" buyurdu» (İbn
Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s.214)
• Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere
Miraçı anlattı.(İbn Sa'd, Tabakât, c. 1 , s. 215)
Onlar Peygamberimiz (asm)’den delil istediler.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam da
onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber
verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak
için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen
Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam
haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip
olmadı.» (İbn Hisam, Sîre, c. 2, s. 44)
• Ama yine de Peygamberimiz (asm)’den üst üste Miraç’a çıktığına
dair delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e,
Mescid-i Aksâ'ya uğradığını anlatınca Kureyşliler,“Bir ayda
gidilebilen bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?”
diye itiraz ettiler; ardından da Mescid-i Aksâ'yı görmüş olanlar,
“Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize (asm)
soru yönelttiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle
anlattı:
• “Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o
ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak
birden Beytü'l-Makdis'i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her
şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana, ‘Beytü'l-Makdis'in kaç
kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını
saymamıştım. Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya
ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.”
• Bunun üzerine müşrikler:“Vallahi dos doğru tarif ettin.” dediler,
ama yine de iman etmediler.» (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s.
309)
• O esnada Hz. Ebû Bekir (ra)
çıkageldi, müşrikler durumu ona
haber verdiler. Hz. Ebû Bekir (ra),
“Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız
şeksiz şüphesiz doğrudur.” diyerek
hemen tasdik etti ve bundan sonra
Hz. Ebû Bekir (ra) “Sıddîk,
tereddütsüz inanan” unvanını aldı.»
(İbn Hişam, c. 2, s. 39-40)
MÜBAREK ÜÇ AYLARDA, MÜBAREK GÜN
VE GECELERDE YAPILACAK İBADETLER
• 1)Bu mübarek aylarda ve mübarek gün ve gecelerde kendimizi hesaba
çekmeliyiz. Hayatımızın ahirete taalluk eden hesabını iyi yapmalıyız.
• Şeddad b. Evs (r.a.)’den nakledildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle
buyurmuştur: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için
çalışandır. Aciz kişi de, nefsini hevâsına tâbi kılan ve Allah’tan
dilek(ler)de bulunup duran (bunu yeterli gören) kişidir” (2). Hz. Ömer
(r.a.) bir hutbesinde şöyle buyurmuştur: “Hesaba çekilmeden önce,
kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan önce, kendi
amellerinizi tartınız. Hesaba çekilmek üzere, kıyamet günündeki en
büyük arz, huzura alınma için gerekli güzel hazırlıklarınızı yapınız. O gün
huzura alınırsınız, öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar
meydana çıkacak” (3). Çünkü Allah; “Rabb’ine andolsun, onların
hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız” (Hicr, 15/92-93)
buyurmaktadır.
• Ey mümin! Ahiret hesabına hazırlıklı mısın?
• 2)Kulluk bilincimizi oluşturmalı ve Allah’a kul
olma yolunda gayret göstermeliyiz. Allah kulluk
bilincinin nasıl olması gerektiğini şöyle
buyurmaktadır: “…Allah’a ve peygamberlerine
iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı
gelmekten sakınırsanız sizin için büyük mükâfat
vardır” (Âl-i İmrân, 3/179). Yine Kur’an-ı
Kerim’de: “Rabb’imiz! ‘Rabb’inize iman edin’
diye imana çağıran bir davetçi işittik hemen
iman ettik. Rabb’imiz! Günahlarımızı bağışla.
Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle birlikte al”
(Âl-i İmrân, 3/193) buyurulmaktadır.
• Ey mümin! Acaba Allah’a kul olma yolunda
gayretin nasıldır?
• 3)Takva bilinci oluşturmalıyız. Allah takva
hususunda; “…Allah katında en değerliniz en
fazla takva sahibi olanınızdır…” (Hucurat,
49/13), “Allah muttakiler ve iyilik yapanlarla
beraberdir” (Nahl, 16/128), “…Allah
muttakilerin dostudur” (Casiye, 45/19),
“Muhakkak muttakiler için Rableri katında
naim cennetleri vardır” (Kalem, 68/34)
buyurmaktadır.
• Ey mümin! Takva sahibi olmak için neler
yapmaktasın?
• 4) Çokça dua edilmelidir. Allah şöyle
buyurmaktadır: “De ki: Sizin duanız
olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?...”
(Furkan, 25/77) ve Allah başka bir ayette dua
etmemizi bizden istiyor ve kabul edeceğini
bizlere beyan buyuruyor: “…Bana dua edin,
kabul edeyim…” (Mü’min, 40/60).
• Ey mümin! Acaba her daim duada mısın?
• 5)Kur’an okumalı veya Kur’an dinlemeliyiz ve
bu aylarda daha da artırarak devam
etmeliyiz. Efendimiz (s.a.v.) şöyle
buyurmaktadır: “Kur’an okuyunuz. Çünkü
Kur’an, kıyamet gününde kendisini
okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir” (4).
• Ey mümin! Kur’an’ı ne kadar okuyorsun?
•
6)Farzları aksatmamaya özen gösterdiğimiz gibi, varsa kaza namazlarımızı kılmaya
gayret etmeli, teheccüd namazına ve nafile ibadetlere de azami gayret sarf
etmeliyiz.
Kaza namazı;
Kutsi hadiste Allah şöyle buyurmaktadır: “…Kulum kendisine farz kıldıklarımdan bana
göre daha sevimli hiçbir şeyle Zatıma yaklaşmamıştır…” buyuruyor (5).
Teheccüd namazı;
Ebu Hureyre ve Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.) Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şöyle
buyurduğunu rivayet etmişlerdir: “Kim geceleyin uyanır ve karısını da uyandırarak
beraberce iki rekât namaz kılarlarsa, Allah’ı çok zikreden erkek ve kadınlardan
yazılırlar” (6). Yine Hz. Âişe validemizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Gece
namazını terk etme. Çünkü Resulullah (s.a.v.) onu terk etmezdi. Hasta ve yorgun
olduğun zaman oturarak kılardı” (7).
Nafile namaz;
Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet günü önce namaza bakılır. O
tamamsa, diğer hesaplara geçilir. Namazlar bir insanın kurtuluşu için yeterli olmazsa
Allah: “Bakın bakalım kulumun nafile namazları var mı?” der eksikler nafilelerle
tamamlanır” (8).
Ey mümin! Kaza namazların var mı, teheccüd kılıyor musun, nafile ibadetler ile aran
nasıl?
• 7)Zikir ehli olmamız gerekir ve daima zikir üzere hayat
sürmenin gayretinde olmalıyız. Zikir kalbin huzura
ermesine ve manevi hazza vesile olur. Allah Kuran-ı
Kerimde şöyle buyurmaktadır: “Onlar, ayakta
dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her
vakit) Allah'ı zikrederler, göklerin ve yerin yaratılışı
hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:)
Rabb’imiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih
ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” (Âl-i İmrân,
3/191). Allah, kalbin tatmininin zikir ile olduğunu
bizlere şöyle beyan buyurmaktadır: “Bunlar, iman
edenler ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükûnete
erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı
zikretmekle huzur bulur” (Ra’d, 13/28).
• Ey mümin! Allah’ı acaba ne kadar zikrediyorsun?
• 8)Anaya babaya ve yakınlarımıza iyilikle
muamele etmeli ve Allah’ın emri olan sıla-i
rahimi gözetmeliyiz. Allah şöyle buyurmaktadır:
“Rabb’in sadece kendisine ibadet etmenizi,
anne-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir
şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi sizin
yanınızda yaşlanırsa kendilerine “öf” bile deme;
onları azarlama ikisine de güzel söz söyle” (İsra,
17/23). Sıla-i Rahimle ilgili Allah şöyle
buyurmaktadır: “…Allah akrabaya yardımı
emreder…” (Nahl, 16/90).
• Ey mümin! Anan-baban ile ilişkilerin nasıl?
• 9)Fakirlere, yoksullara, yetimlere ve ihtiyaç
sahiplerine yardım etmeli ve bunların derdi
ile her zaman dertlenmeliyiz. Allah şöyle
buyurmaktadır: “Sana Allah yolunda ne
harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır
olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba,
yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir.
Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah
onu hakkıyla bilir” (Bakara, 2/215).
• Ey mümin! Acaba çevrendeki yetimleri,
yoksulları ve ihtiyaç sahiplerini ne kadar
gözetiyorsun?
• 10)Kabirleri ziyaret etmeli ve bir gün
öleceğimizin farkında olmalı ve kabir
ziyaretlerinden ibret almalı ve ahiret yurdunu
hatırlamalıyız. Hz. Bureyde (r.a.) şöyle dedi:
“Rasulullah (s.a.v.): ‘Ben kabirleri ziyaretten
sizi yasaklamıştım. Artık onları ziyaret
edebilirsiniz. Çünkü kabirler sizlere ahireti
hatırlatır. Kim kabir ziyareti yapmak istiyorsa
yapsın, ancak bâtıl bir söz söylemesin’
buyurdu” (9).
• Ey mümin! Kabirleri ziyaret edip ibret alıyor
musun?
• 11)Bu aylarda çokça oruç tutmalı ve bu vesile ile nefsimizi terbiye
etmeliyiz.
• Recep ayında oruç:
• Abdullah İbn Abbas (R.A.) anlatıyor: “Rasulullah s.a.v. bazı yıllar
recep ayında öyle oruç tutardı ki biz, ‘Galiba hiç yemeyecek (ayın
her gününde tutacak)’ derdik. (Bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz,
‘(Galiba) bu ayda hiç oruç tutmayacak’ derdik” (10).
• Şaban ayında oruç:
• Efendimiz (s.av.) şöyle buyurmaktadır: “Şaban ayı, recep ile
ramazan ayı arasında, insanların kıymetinden gaflete düştükleri bir
aydır. Hâlbuki o amellerin Allah’a yükseltildiği bir aydır. Ben de
amelimin Allah’a oruçlu olduğum halde yükseltilmesini isterim”
(11).
• Ey mümin! Oruç tutanlar Reyyan kapısından cennete gireceklerdir.
Reyyan kapısından cennete girmeye hazır mısın?
• 12)Çocuklara hediyeler vermeli ve çocuklarımıza
mübarek gün ve gecelerin ehemmiyetini
öğretmeliyiz. Çocuklarımızı bu aylarda namaza
ve camiye alıştırmalıyız. Efendimiz (s.a.v.) şöyle
buyurmaktadır: “Çocuklarınıza gereken ikramı
yapın ve terbiyelerini güzel yapın” (12). Yine
Efendimiz (s.a.v.) çocuklarımızı şöyle terbiye
etmemiz gerektiğini buyurmaktadır:
“Çocuklarınızı, peygamberimizi, Ehl-i beyti ve
Kur’an okumayı sevmek gibi üç özellikte terbiye
ediniz” (13).”
• Ey mümin! Çocuklarını ahirete hazırlıyor musun?
• 13)Küslerin barışmasına vesile olmaya gayret
göstermeli ve üç günden fazla kardeşler
arasında küslüğün helâl olmadığının farkında
olunmasını sağlamalıyız. Allah müminleri
kardeş olarak ilan etmiş olup bu husus
Kuranda yerini şöyle almaktadır: “Müminler
ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin
arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten
sakının ki size merhamet edilsin” (Hucurat,
49/10).
• Ey mümin! Acaba kaç küskünü barıştırdın
veya gayret gösterdin?
• 14)Hasta ziyaretlerinde bulunulmalı, hastayı ziyaret
etmek cennet meyveleri arasında olmaktır. Resulullah
(s.a.v.) buyurdular ki: “Hasta ziyaretinde bulunan
kimse, ziyaretten dönünceye kadar cennet meyveleri
arasındadır” (14). Yine Resulullah (s.a.v.): “Kim bir
hastayı akşam vakti ziyaret ederse onunla mutlaka
yetmiş bin melek çıkar ve sabaha kadar onun için
istiğfarda bulunur, Ona cennette bir bahçe hazırlanır.
Kim de hastaya sabahleyin giderse, onunla birlikte
yetmiş bin melek çıkar, akşam oluncaya kadar ona
istiğfarda bulunur, ona cennette bir bahçe hazırlanır”
(15) buyurdu.
• Ey mümin! Hastaları arayıp sordun mu veya hasta
ziyaretlerinde bulunuyor musun?
• 15)İlim ve sohbet meclislerinde bulunmaya gayret
göstermek. Efendiniz (s.a.v.): “Âlimlerin sohbetine
katılın, onlara yakın oturun! Çünkü Allah Teâlâ,
yağmurla ölü toprağı dirilttiği gibi, ölü kalpleri de,
hikmet nuru ile diriltir” buyurmuştur (16). İmam-ı
Rabbânî Hazretleri, Mektubat-ı Rabbânî’de “Kırk gün
içinde bir ilim sohbetinde bulunmayan kimsenin kalbi
kararır. Büyük günah işlemeye başlar; çünkü ilim
kalbe hayat verir. İlimsiz ibadet olmaz” demekte ve
İmam-ı Gazali de âlimin sohbetinde bulunmayı şöyle
tarif etmiştir: “Âlimin sohbetinde bulunmak, bin rekât
nafile namazdan üstündür”.
• Ey mümin! Acaba ilim ve sohbet meclislerinde
bulunup Rahman’ın yolunda olabiliyor musun?
• 16)Hz Muhammed (s.a.v.) Efendimize çokça
salât selâm getirmeliyiz. Allah, Kuran-ı Kerim
de şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz Allah ve
melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey
iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm
edin” (Ahzab, 33/56).
• Ey mümin! Efendimiz (s.a.v.) her daim bizleri
düşünüyordu acaba sen O’nu ne kadar
düşünüyorsun veya ne kadar Salât-ü selâm
getiriyorsun?
• 17)Ağlayarak ve sızlanarak, için için tövbe ve
istiğfarda bulunmalıyız. Efendimiz (s.a.v.)
günde 100 defa istiğfarda bulunurdu: “Ey
insanlar, Allah’a tövbe edin. Zira ben günde
yüz kere O’na tövbe ediyorum” (17)
buyurmuştur. Allah, Kuran-ı Kerim’de tövbe
ile ilgili şöyle buyurmaktadır: “Ey iman
edenler! Allah’a samimiyetle tövbe edin!...”
(Tahrim, 66/8).
• Ey mümin! Günde kaç kez tövbe ve istiğfar
ediyorsun?
• 18) Namazları, vaktinde ve cemaat ile kılmaya
azami gayret göstermeliyiz. Efendimiz (s.a.v.)
şöyle buyurmaktadır: “Kim yatsı namazını
cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş
gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa
gecenin tamamını ihya etmiş gibidir” (18) ve
cemaatle kılınan namazın ferdi kılınan namazdan
yirmi yedi derece daha üstün olduğunu
Efendimiz (s.a.v.) bizlere haber veriyor.
• Ey mümin! Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ümmeti
olarak cemaatle namaza ehemmiyet veriyor
musun?
• 19)Cenneti kazanmak için her türlü gayreti sarf
etmeliyiz. Allah, cennete hazırlık yapanların
mükâfatını şöyle beyan buyurmaktadır:
“Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler
var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar”.
“Rableri katında onların mükâfatı, içlerinden
ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları Adn
cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar
da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat
Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur”
(Beyyine, 98/7-8) buyurmaktadır.
• Ey mümin! Acaba cenneti hakkıyla istiyor musun
ve cennete gitmek için neler yapıyorsun?
• Sonuç olarak hayatımızı bizlere Allah emanet olarak
vermiştir. Bizler de her anımızı iyi değerlendirmeli ve
ahirette hesabı sorulacağının farkında olarak hayat
sürmeliyiz. Mübarek gün ve geceleri usulüne uygun
değerlendirmeli ve ahirette her şeyin hesabının
sorulacağının farkında olarak ölüm gelinceye kadar
Rabbimize kulluk etmeliyiz ki, Allah’ın rızasını
kazanalım ve Allah, bizlere cennet kapılarını ardına
kadar açsın.
• Allah şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’a
karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden
ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı
gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan
hakkıyla haberdardır” (Haşr, 59/18).
DUAMIZ
• ALLAHIM HEPİMİZE NAMAZLA MİRACI
YAŞAMAYI NASİP EYLE
• ALLAHIM MÜBEREK AYLARI GÜN VE GECELERİ
SENİN İSTEDİĞİN ŞEKİLDE DEĞERLENDİRMEYİ
BİZLERE NASİP KIL,
• ALLAHIM RECEP VE ŞABAN AYLARINI BİZE
MÜBAREK KIL VE BİZLERİ RAMAZANA ULAŞTIR
VE BAYRAM SABAHI KURTULUŞ BERATIMIZI
ALMAMIZI İHSAN EYLE
• AMİN
•
Not: Bu sunum vaaz Diyanet K.M., Diyanet D.K.S. Ve çeşitli dokümanlardan
faydalanarak hazırlanmıştır.)
MÜBAREK ÜÇ AYLARDA, MÜBAREK GÜN VE GECELERDE
YAPILACAK İBADETLER YAZIMIZIN DİP NOTLARI
1) Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 259.
2) Tirmizi, Kıyame 25; İbn Mace, Zühd 31.
3) İbn-i Ebi Şeybe, Kitabu’l-Musannef, 7/96, No:34459.
4) Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 993. Müslim, Müsafirin, 252.
5) Riyazus Salihin, 96. Buharî, Rikâk, 38.
6) Ebû Davûd, Vitr, 13 (1451).
7) Ebû Davûd, Salatu`t-Tatavvu`, 18.
8) Tirmizî, Salât, 188; Riyazus Salihin: 2/398.
9) Müslim, Cenâiz, 977/106; Ebu Davud, Cenâiz, 81 (3235); Nesaî, Cenâiz, 100 (2005).
10) Beyhakî, Şuabü’l-İman, nr. 3799.
11) Nesaî, Sıyam, 69; Tirmizî, Savm, 37.
12) Kütüb-i Sitte, c. 17, s. 473, Hadis No: 7091.
13) Kenzü’l-İrfân; 192/441.
14) Kütüb-i Sitte, Hadis No: 3401.
15) Kütüb-i Sitte, Hadis No: 3400.
16) Taberanî.
17) Müslim, Zikr, 42.
18) Müslim, Mesacid 260, (656).
Download

PowerPoint Sunusu