KISSAHAN
Menhecü'l-enbiya' fi'd-da've, Abdülvehhab ed-Deylemi'nin Me'alimü'd-da've ii ]faşaşi'l-K.ur'an'ı sayılabilir. Kur'an
kıssalarının çocuklar için basit bir üslupla
kaleme alındığı eserler içinde Seyyid Kutu b - Abdülhamld Cevdet es-Sahhfır'ın
Silsile mine'l-]faşaşi'l-K.ur'ani, M. Ahmed Beranik'in Mecmu'atü ]faşaşi'l-en­
biya', Nedvi'nin K.aşaşü'n-nebi li'l-ettôl' i anılabilir. Bu türden Türkçe eserler
de mevcuttur. Kur'an kıssalarının ilmi bir
yaklaşımla incelendiği eserler arasında
şunlar zikredilebilir: Seyyid Abdülhafiz
Abdürabbih, BuJ:ıu§ ii ]faşaşi'l-K.ur'an;
Abdülkerlm el-Hatlb, el-K.aşaşü'l-K.ur­
'ani ii mantu]fıhi ve meihumih; Muhammed Şerkavl, el-Enbiya' ii'l-K.ur'an;
Ebü'l-Hasan en-Nedvl, en-Nübüvve ve'lenbiya' ii çlav'i'l-K.ur'ô.n; Raşid el-Beravl, el-K.aşaşü 'l- K.ur'ô.ni; Tfıhfı A. Mukallid, el-K.aşaşü'l-K.ur'ô.ni; Kasabi Mahmud Zelat. K.azô.ya't-tekrô.r ii'l-]faşa­
şi'l-K.ur'ô.ni; Muhammed Şedld, Menhecü'l-]fışşa ii'l-K.ur'an; Abdülazlz Kamil,
el-K.ur'ô.n ve't-tô.ri]J.; Muhammed Beyyum! Mehran. Dirô.sat tô.ri]J.iyye mine'lK.ur'ô.ni'l-Kerim; 1iham1 Nakra, Sikolojiyyetü'l-]fışşa ii'l-K.ur'ô.n; İdris Şengül.
Kur'an'ın Temel Prensipleri Işığında
Kıssaların Tahlil ve Değerlendirilmesi
(doktora tezi). Kur'an Kıssalarının Anlam ve Değeri (Ankara 1998, IV. Kur'an
Haftası Kur'an Sempozyumu Bildirileri).
Seyyid Kutub'un et- Taşvirü '1-fenni ii'lK.ur'an'ı, Muhammed el-Gazall'nin Na~arô.t fi'l-Kur'ô.n'ı, Muhammed Kutub'un Dirô.sô.t fi'l-K.ur'ô.n'ının konuyla
ilgili bölümleri de bu yönteme göre hazır­
lanmıştır. Suat Yıldırım'ın "Kur'an-ı Kerlm'de Kıssalar" başlıklı makalesi de bu
türdendir (bk. bibl.) .
Kur'an kıssalarının edebi yönünü inceleyen eserler de bu gruba girer. Muhammed Ahmed Halefullah'ın el-Fennü'l-]faşaşi ii 'l-K.ur'ô.n (Kahire 1947) adlı doktora tezinden sonra bu nevi çalışmalar yoğunluk kazanmıştır. Kur'an kıssalarında
mükemmel bir edebi kurgu ile psiko -sosyal boyutun ön planda olduğu, bu sebep. le kıssaların tarihi gerçekliğinin bu bağlamda önemi olmadığı, doğru veya yanlış
olması. hatta halk arasında yaygın şekliy­
le zikredilmiş bulunmasının mümkün olduğu hususunun vurgu landığı tez üniversitede reddedildiği gibi parlamentoya da
aksetmesi yüzünden tezi yöneten hoca
(Emin el-HGII) ve hazırlayan kişi üniversiteden uzaklaştırılmıştır. Halefullah iddialarını kısmen yumuşattıktan sonra eserini Cemal Abdünnasır zamanında bastı -
rabilmiştir. Kur'an kıssalarının edebi yönünü inceleyen diğer eserler arasında
Servet Abaza'nın es-Serdü '1-]faşaşi ii'lK.ur'ô.n, Muhammed Kamil Hasan eiMuhaml'nin el-K.ur'ô.n ve'l-]fışşatü'l-J:ıa­
di§e, M. S. Hasan Mu stafa'nın Rava'i'u 'li'cô.z ii'l-]faşaşi'l-K.ur'ô.ni ile el-İ'cô.zü'l­
lugavi fi'l-]fışşati'l-K.ur'aniyye, Abdülcevad Muhsin'in el - K.ışşa ii'l-K.ur'ô.ni'lKerim beyne J:ıa]fa'i]fi'l-i'cô.z ve ebô.tili'l-]J.uşum (doktora tezi) adlı eserleri sa-
KISSA-i YÜSUF
(._.;..,~a..;:,.s)
XII-XIII. yüzyıllarda
tahmin edilen Ali'nin
Türk edebiyatında
Hz. Yusuf kıssasını
ilk defa işleyen manzum eseri
yaşadığı
KISSAHAN
yılabilir.
Dini ve ahlaki erdemiere ve ci h ada teş­
vik gayesiyle camilerde halka kıssa anlatan kimselerekass (çoğul u kussas) denilmiştir. İslam 'ın ilk zamanlarından itibaren ortaya çıkan ve iki asır kadar devam
eden bu hikayeciler, malzeme olarak Kur'an ve peygamber kıssaları yanında hurafi ve hayall hikayelerle İsrailiyat'ı da kullanıyorlardı. Özellikle Hz. Ömer devrinden
sonra Hz. Osman- Hz. Ali ihtilafı ve fitnesi zamanında çoğalan bu hikayecileri Hz.
Ali mescidlerden uzaklaştırmıştır. Bu kıs­
sacılar hakkında olumlu veya olumsuz hükümler içeren birçok hadis bulunmaktadır (bk. Wensinck, el-Mu'cem, "l5şş" md .;
ayrıca bk. KUSSAS).
BİBLİYOGRAFYA :
Wensinck. el-Mu'cem, "15şş" md .; M. F. Abdülbaki. el-Mu'cem, "nb'e", "mşl" md.leri; MeJi:ay1sü'l-luga, I, 415; D. Sidersky. Les orig in es
des legendes musulmanes dans le Coran et
dans tes vies des prophetes, Paris 1933, s. 1154; Abdülkerim el-Hatib. el-~aşaşü'l-~ur'an1
fi man(ü/i:ıh1 ve mefhümih, Kahire 1964, s. 377; M. Kamil Hasan el-Muhami. el-~ur'an ve'lJi:ışşatü'l-f:ıad1şe, Beyrut 1970, s. 5-11; Seyyid
Abdülhafız Abdürabbih. Buf:ıüş {i Ji:aşaşi'l-~ur­
' an, Beyrut 1972; Tihami Nakra, S1kolojiyyetü '1-/i:ışşa fi'l-~ur'an, Tunus 1974, s. 5-84 vd.;
M. Beyyümi Mehran. Dirasat taritıiyye mine'l~ur'ani'l-Kerim fi biladi'l-'Arab, Riyad 1400/
1980, s. 38-88; Seyyid Kutub. et-Taşv1rü'l-fenni
fi'l-~ur'an, Kah i re 1983, s. 143-215; Muhammed Şedid. Menhecü'l-/i:ışşa fi'l-~ur'an, Suudi
Arab istan 1984, s. 34-48; Fazi Hasan Abbas. el~aşaşü 'l-~ur'ani, Ürdün 1985, s. 7-27; Me'mün
Feriz Cerrar. fjaşa'işü'l-Ji:ışşati'l-İslamiyye, Cidde 1408/1988, s. 35-110; Muhammed el-Fıki.
~ışaşü '/-enbiya', Kah i re 1989, s. 3-14; İd ri s
Şengül, Kur'an'ın Temel Prensipleri lşığında
Kıssaların Tahlil ve Değerlendirilmesi (doktora tezi. I 990). AÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; M.
Ferid Vecdi. "el-~ışaş fi'l -Kur'an". ME, XIX
( ı 367/ 1947). s. 8-12; Abdülgani er-Racihi. "Kı­
şaşü ' l - ~uı:"an", a.e., XXI ( 1369/1949). s. 367371; Abdülaziz Abdülmec1d. "A Survey of the
Terms U sed in Arab ic For Narrative and 'Story"',
IQ, ı (1954). s. 195-204; Münir el-Kadi. "el-Kış ­
şa fi'l-~uı:"ani'l-Kerlm", MMİ/r., IX ( ı962). s. 326; Suat Yıldırım. "Kur' an-ı Kerim'de Kıssalar",
İİFD, sy. 3 ( 1979). s. 37-63; D. B. Macdonald.
"Kışşa", EJ2 (ing). VI, 185-187.
Iii
İDRİS ŞENGÜL
(bk. ALİ).
L
L
Eskiden halk arasında, konaklarda
ve saraylarda kıssa, hikaye
ve masal anlatan halk sanatkarlarına
verilen ad.
_j
Arapça kıssa ile Farsça han (okuyan 1
anlatan) kelimelerinden oluşan kıssahan
yanında bazan kıssa -gü (kıssa söyleyen).
kıssa - perdaz (k ı ssa düzenleyen), kıssa - gü­
zar (kıssa ortaya koyan) gibi tabirler de kullanılmıştır. Kıssa ile aynı kökten türeyen
kass kelimesi ise "kıssa ve destan anlatan" demektir. Şark- İslam edebiyatların­
da kussas, kıssahan, nakkal. rüzehan.
perdedari, meddah, şahnamehan kelimeleri de aynı veya yakın manayı karşıla­
maktadır.
Cahiliye devri Arap sosyal hayatında
"kasas" adı verilen kıssaların çokça anlatıldığı, her Arap kabilesinin şairi, hatibi
veya kahininin aynı zamanda birer kass
olduğu bilinmektedir. Bu dönemdeki kıs­
saların konusunu daha çok "eyyamü'lArab" olarak adlandırılan kabileler arası
savaşlar teşkil etmekteydi. Bu savaşlar­
da gösterilen kahramanlıklarla yiğitlik ve
cesaret örneklerinin anlatıldığı olaylar
yanında şiir veya başka konularda nakledilen rivayetlerin bütününe "ahbar'.' da
denilirdi. İslam öncesi Arap toplumunda
iyi ahlak ve iyi davranışları telkin eden,
kötülüklerden korunmayı öğreten veya
hoş vakit geçirmeyi sağlayan ah bar ve
kıssaların anlatılması özel bir meslekti.
Bu kıssaların içinde Ehl-i kitaba ait unsurlar da yer almıştır.
Hz. Peygamber çok önem verdiği irşad
hizmetinde vaaz ve nasihate ayrı bir yer
vermiş, konuşma ları esnasında zaman
zaman ibretli ve temsili mahiyette kıs­
salar anlatmıştır. Ancak vaazlarda kıssa
aniatma geleneği Hz. Osman'ın şehid
edilmesinden sonra yaygınlık kazanmış­
tır. Bu olayla parçalanan İslam toplumunda çok geçmeden siyasi mezhepler ortaya
çıkmış, bunların temsilcileri taraftar toplamak için uydurma hadisler, kıssalar ve
hikayeler nakletmeye başlamış . böylece
siyasi vaazlar artmıştır. İslam alimleri ve
501
KISSAHAN
özellikle muhaddisler kussasa karşı çıka­
rak din! maksatla kıssa anlatma. kıssa­
hanlarda bulunması gereken nitelikler,
emirden izin alınmadan kıssa anlatıla­
mayacağı gibi konular üzerinde önemle
durmuşlardır. Bunun sonucunda kelime
bir hadis ve irşad terimi haline gelerek
kass. kassas. kussas. vaaz. vaiz gibi kavramlar ortaya çıkmış. bunlarla ilgili müstakil eserler yazılmıştır (Ebü'l-Ferec ibnü'l-Cevzl. el-lfuşşfiş ve'L-mü?ekkirün,
Beyrut 1406/ 1986).
İran edebiyatında da köklü bir geçmişe
sahip olan kıssahanlar, daha çok İslami­
yet'ten önceki İran kültür ve tarihinde
mevcut efsanev'i olayların yer aldığı kıs­
saları, bilhassa Şahname'deki hikayeleri
ezbere naklettiklerinden şahnamehan
olarak da adlandırılmışlardır. Bunlara ayrıca meddah tarzında hikaye anlattıkları
için "nakkal''. Kerbela olaylarını anlatanlara "rfızehan" (yasçı). bir perde önünde
Ehl-i beyt'in başından geçen acıklı olayları
nakledenlere "perdedarl" adı verilmiştir.
Eski Türkler'de miiil menkıbeleri ve
kahramanlık hikayelerini saz eşliğinde
manzum olarak anlatan şairler "ozan" diye adlandırılmıştır. Varlıklarını daha çok
aşiret hayatı içinde devam ettiren ozanlar. özellikle Anadolu'da yerleşik hayata
geçildikten sonra İslamiyet'in de etkisiyle yerlerini büyük ölçüde meddahiara
bırakmışlardır. Başta Hz. Peygamber olmak üzere din büyüklerini öven ve İsla­
mi konuları anlatan bu meddahlar zamanla din dışı konularda da kıssalar naklettiklerinden kıssahan adıyla anılmışlar.
Şahname'deki hikayelere fazlaca yer verdiklerinden zaman zaman da şahname­
han olarak adlandırılmışlardır. Ayrıca çeşitli toplantılarda genellikle na'tlar. münacatlar ve hükümdarlar için methiyeler
okuyan ilk kıssahanlara "muarrif" adı verilmekteydi. Hükümdar saraylarında Resfıl-i Ekrem'in ve ashabının hayatından.
savaşlarından, daha sonraki dönemlerde
gerçekleştirilen İslam! fütuhattan. siyer-i
neblden bahseden kıssahanlara ise "siyerci" denilmiştir. Muarrifve siyerciler de
meddahlar gibi zamanla din dışı konulara
ağırlık verince kıssahan adıyla anılmış­
lardır.
Din! konulardan uzaklaşan kıssahanlar.
zaman zaman dinleyicilerin ilgisini daha
fazla çekebilmek için anlattıkları kıssalar­
da geçen çeşitli hayvanlarla canlıların ses
ve hareketlerini taklide yönelmişler, konuları arasında açık saçık fıkralara ve hikayelere de yer vermeye başlamışlardır.
Ancak bazıları özellikle Hz. Peygamber'i,
502
ailesini, din büyüklerini ve hükümdarları
metheden kıssalar aniatmayı devam ettirdiklerinden bunlara yine meddah denilmiştir. Meddah unvanı zamanla genelleşerek anlatılan konulara bakılmaksızın
hemen hepsi için ortak bir terim olmuş­
tur.
Türk toplumunda XV. yüzyıldan itibaren başta büyük şehirler olmak üzere
çokça rastlanan kıssahanlar, düzenli bir
tahsil görmemekle beraber edebiterbiye
almış zeki ve kabiliyetli kimselerdi. Konaklarda ve saraylardaki kıssahanlar içinde oldukça iyi eğitim görmüş. fikri seviyesi yüksek kimseler de vardı. Bunlar padişahlara ve ileri gelen devlet adamlarına
musahiblik ve nedimlikyaparlardı. ZekaIarı ve kibarlıklarıyla efendilerinin en öfkeli zamanlarında bile münasebet düşü­
rüp hoş bir söz veya güzel bir nükte ile onların öfkesini giderir. çeşitli ihsanlar görürlerdi. Bazan da halkın isteklerini padişah ve devlet adamlarına ileterek bunların gerçekleşmesine yardımcı olurlardı.
Bundan dolayı Selçuklu hükümdarların­
dan başlayarak Osmanlılar'ın son dönemIerine kadar kıssahanlar sarayda önemli bir yere sahip olmuştur. Evliya Çelebi
bunları sultan , vezir ve zenginlere musahi b olmuş meddahlar olarak tanıtıp sayı­
larının seksen kadar olduğunu, ellerinde
asa, bellerinde kitaplarla fesahat ve belagat üzre kıssahan olarak gezdiklerini
söyler (Seyahatnfime, 1, 525; ayrıca bk.
1
L
KISSATÜ SEYF b. ZÜVEZEN
(bk. SIRETÜ SEYF b. ZÜYEZEN).
_j
....,
KIST
(.J.-...Qif)
L
Adalet, pay;
bir kimseye payına düşen hakkı
adil bir şekilde verme anlamında
Kur'an terimi.
_j
Sözlükte "hisse, ölçü , insatlı olma, adalet, adaletli pay" gibi anlamlar ifade eden
kıst, masdar olarak kullanıldığında karşıt
anlamlı kelimelerden (ezdad) olup hem
"adaletli olma, birine hakkını ve payını
adil bir şekilde verme" hem de "adaletsizlik yapma, birine hak ettiği payı vermeme", isim olarak kullanıldığında ise "adalet" manasma gelir. Bir sam yarısı tutarındaki ölçü birimine de kıst denmektedir. Aynı kökten iksat "adil olma" , kast
ve kusüt "zalim olma, haksızlık etme",
kasıt "zalim, haksızlık eden". muksıt
"adaletli, herkese hakkını ve payını adil
bir şekilde veren" anlamındadır. Yine aynı kökten taksit, "borcu belli zaman dilimlerinde ödenmek üzere eşit miktarlara ayırma" demektir (İbn Düreyd, III, 2627; Ragıb el-isfahanl, el-Müfredat, "15st"
md.; Lisfinü'L-'Arab, "~st" md.).
Kur'an-ı Kerim'de kıst kelimesi on beş
ayette geçmekte. on ayette de farklı tüMEDDAH).
revleri kullanılmaktadır. Kıst. ilgili ayetBİBLİYOGRAFYA :
lerin tamamında "adalet" manasma gelKamus Tercümesi, lll, 393, 394, 795 ; Evliya
mekte veya ona yakın anlamlar ifade etÇelebi. Seyahatname, ı, 525; Ebü'I-Ferec İbnü'I­
mektedir. Bu ayetlerin bir kısmında ahiCevzi. el-~uşşaş ve'l-m~ekkirün (nşr. EbG Harette Allah'ın insanlara adaletle (bi'l-kıst)
cir M. ZağiG I) . Beyrut 1406/1986, tür.yer.; Batmuamele edeceği bildirilir (YOn us 10/4,
talname(haz. ve tre. Y. Dedes. nşr. Ş in asi TekinGönü l Al pay Tekin). Harvard 1996, I, 59-60, 63,
47; el-Enbiya 2 1/47). Maide suresinde (5/
72; Pertev Naili Boratav, Halk Hikayeleri ve . 8) İslam'ın temel ahlak ve hukuk ilkelerinHalk Hikay eciliği, Ankara 1946, s. 126-127;
den biri şöylece beyan edilmektedir: "Ey
Köprülü , Edebiyat Araştırmaları /, s. 361-412;
iman edenler! Allah için hakkı ayakta tuÖzdemir Nutku. Meddahlık ve Meddah Hikatan, adaletle şahitlik eden kimseler olun.
ye/eri, !ba skı yeri ve tarihi yokJ, (Türkiye i ş Bankası). tür.yer.; Şükrü Elçin, Halk Edebiyatı Araş­
Bir topluluğa duyduğunuz kin sizi adalettırmaları -ll, Ankara 1988, s. 78; Nurettin Al baysiz davranmaya itmesin. Adaletli olun: bu
rak: Dinl Türk Halk Hikayelerinden Geyik, Gütakvaya daha uygundur. Allah'tan korkun.
vercin ve Deve Hikayeleri-Kaynakları ve MeŞüphesiz Allah yaptıklarınızdan habertin Tesisi (yüksek lisans tezi. 1993). MÜ Sosyal
dardır." Benzer bir ilkeyi ortaya koyan
Bilimler Enstitüsü, s. 10-11, 12-13; Murat Uraz,
"Kıssahanlar, Şettahlar, Meddahlar". TFA,
. Nisa suresinin 135. ayetinde yine müXVIII/354 ( 1979). s. 8535-8539; Mücteba Uğur,
minlere hitap edilerek kendilerinin ve"Va'z, Kıssacılık ve Hadiste Kussas" , AÜİFD,
ya ana babalarıyla akrabalarının aleyXXVlll (1986). s. 291-326; İbrahim Altunel,
hine bile olsa adaletten asla sapmama"Edebiyatımızda Kıssa, Kıssahanlık Geleneği ve
Iarı, Allah için şahitlik etmeleri, bu koMeddahlıkla Münasebeti üzerine", Türkiyat
Araştırmaları Dergisi, 1/1, Konya 1994, s. 157nuda zengin fakir ayırımı yapmamala167; D. B. Macdonald, "Kıssa", İA , VI, 772-773;
rı. duygularına uyup adaletten ayrılma­
Pakalın, ll, 274-275; "Kıssa", TDEA, V, 335;
maları emredi.lmektedir. Bu ayette kıst
"Kı ssahan" , a.e., V, 337; Nihad M. Çetin. "Ahkelimesiyle adi köklinden bir fiilin aynı
bar", DİA, 1, 486-489. fA:I .
1!!1 lBRAHİM ALTUNEL
bağlamda kullanılması iki kelime ara-
Download

TDV DIA - İslam Ansiklopedisi