“High Tech” mimari
Arfl. Gör. Özlem Eflsiz/Prof. Aydan Özgen
MSÜ Mimarl›k Fakültesi, Yap› Bilgisi Anabilim Dal›.
1. “High Tech” Tan›m›
1970’li y›llar›n bafl›nda alternatif teknoloji
olarak ortaya ç›kan High Tech mimari,
endüstride elektronik, bilgisayar, silikon
çipler, robotlar anlam›na gelirken,
mimaride belirli bir stil/tarz anlam›na
gelmektedir (Davies,1991:6).
High Tech, son 20 y›l içinde Michael
Hopkins, Nicholas Grimshaw, Richard
Rogers ve Norman Foster’›n
tasarlad›klar› herhangi bir yap›n›n etiketi
olmufltur. Bu ak›mda yeralan mimarlar›n
hepsi ‹ngiliz de¤ildir, fakat yukar›da
sayd›¤›m›z ayn› e¤itimi alm›fl bu dört
‹ngiliz mimar bu ak›m›n öncüleri
say›lmaktad›r (Davies,1991:6)..
High Tech mimaride, metal kutular ve
makine görünümlü yap›lar›n öne ç›kt›¤›
görülmektedir. Kullan›lan temel malzemenin metal ve cam oluflunun, büyük bir
kullan›fl esnekli¤i getirmesinin yan›nda,
teknolojik bir gösterime dönüflmesi kiflileri
etkilemekte ve bu yap›lar› flehirsel simgeler haline getirmektedir. High Tech
yap›lar›n›n mimarlar›, mimarl›¤›
endüstriyel tasar›m›n bir dal› olarak
36 Say› 1, May›s 1999
görmektedirler ve Le Corbusier’nin Evi
“yaflam için bir makine” olarak tan›mlamas› baz›nda binaya bir makine olarak
bakarak, kayna¤› teknoloji ve hayal gücü
olan binalar yapmaktad›rlar.
Daha ileri giderek binay› günlük hayatta
kullan›lan bir alet olarak ele al›p, binalar›n
fonksiyonel ve kullan›fll› olmas› gerekti-¤ini vurgularlar. Oysa burada bir çeliflki
ortaya ç›kmaktad›r. Daha basit bir yolla
kullan›fll› binalar yapmak mümkünken,
tüm High Tech mimarlar büyük bir
teknoloji gösterisi sergilemektedir. Çünkü
bu mimarlar art›k al›fl›lagelmifl masif ve
hantal binalarla, kesin bir ölçü vermeyen,
beton, tu¤la, harç, kereste gibi geleneksel
malzemelerle u¤raflmak istememektedirler.
Fabrikada üretilmifl, kesin ölçülü cam ve
metal gibi ›fl›kl› malzemeler ve kolay
biraraya gelebilen parçalar› tercih etmektedirler. Yap›lar genellikle çelik kafes,
hafif metal panel ve görülebilir servis
kabu¤u gibi karakteristik özellikler
tafl›maktad›r. High Tech yap› örneklerinin
daha çok fabrika, ofis, süpermarket, sanat
ve sosyal binalarda uyguland›¤›
görülmektedir (Türel, 1995:284).
Özet:
Yap› ve yap›m alan›ndaki teknolojik
geliflmeler, yeni yap› sistemleri, yeni yap›m
teknikleri ve yeni malzeme olanaklar›n› da
beraberinde getirmektedir. Bu çal›flman›n
amac› High Tech kavram›n› aç›klamak ve
High Tech uygulamalar›n ortak ve temel
özelliklerini saptamakt›r.
High Tech, 1970’li y›llarda ‹ngiltere’de
do¤mufl ve geliflmifltir. Özellikle ‹ngiliz
mimarlardan Richard Rogers, Michael
Hopkins, Norman Foster, Nicholas
Grimshaw ve Ian Ritchie bu ak›m›n
öncüleridir. Uygulad›klar› mimari, makina
esteti¤i kavram›n› ortaya koymak, cam ve
çelik gibi endüstri devriminin
malzemelerine a¤›rl›k vermektir.
Günümüzde bu yap›lar›n yap›m›n›n
yayg›nlaflmas›n›n bafll›ca nedenleri, tafl›y›c›
strüktürün, tesisat sistemlerinin de¤iflen
teknoloji karfl›s›nda kendini yenilemesi,
prestij yap›lar›n›n an›tsal bir özellik
kazanmas›d›r.
Bu ba¤lamda, günümüzde giderek artan
uygulamalar›yla karfl›laflt›¤›m›z High Tech
yap›lar kullan›c›lara üstün konfor koflullar›
sa¤lamakta ve kendini de günün koflullar›na
kolayca adapte edebilmektedir.
Bu çal›flmada ça¤›m›z›n ve giderek
gelece¤in yayg›n yap›lar› olacak High Tech
yap›lar incelenmifl, özellikleri ve yap›m
sistemleri araflt›r›lm›flt›r.
Summary:
The technological development in building and
construction area, bring with the new construction systems and the new products. The aim of
this study is to define the High Tech concept,
and set the common and basic characteristics
of High Tech applications.
During 1970’s High Tech was born and
developed in Britain. Especially British
Architects Richard Rogers, Michael Hopkins,
Norman Foster, Nicholas Grimshaw and Ian
Ritchie are the leaders of this style. Their
architecture show the machine aesthetic and
use of industrial revoluation materials such as
glass and steel. The reasons for wide usage of
this technology in building constructions are;
the ease of renewing the structural and
installation systems by the changing technology
and giving monumentality to the prestige
buildings.
High Tech building which we have many
examples of give their occupants a lot of
opportunities and also they can adapt itself to
the time.
Anahtar Kelimeler:
Estetik, High Tech Teknoloji, Tesisat
Sistemi, Strüktürel Sistem
Keywords:
Aesthetics, High Tech Technology, Installation
Systems, Structural System
“High Tech” mimari
1
2
fiekil: 1
Citta Nuova eskizi, Sant’Elia, 1914
fiekil: 2
Alexandr Vesnin’in bir eskizi, 1923
fiekil: 3
Chernikov’un bir eskizi, 1930
1.1. High Tech’in K›sa Tarihi
High Tech yap›lar›n geliflimi 1970’lerin
bafl›na uzanan k›sa dönem veya 19. Yüzy›l
Endüstri Devrimi’ne uzanan uzun dönem
olarak iki tarihî perspektifte incelenebilir.
Uzun dönemde, 1779’da Coalbrookdale’
deki Severn Nehri’ni geçen ilk dökme
demir (cast iron) köprü tamamen metal
prefabrike elemanlardan oluflarak ilk High
Tech yap› ünvan›n› alm›flt›r. 1848’de
Decimus Burton’un Kew Garden’da Palm
House’u, Paxton’un 1851’de yapt›¤›
Crystal Palace, Paris Sergisi için 1889’da
yap›lan Eiffel Kulesi, Contamin ve Dutert
taraf›ndan yap›lan Galerie des Machines,
gibi yap›lar, geleneksel mimariden çok
endüstriyel teknolojiyi kendilerine esas
3
alm›fllar ve alternatif bir yap› tarz›n› temsil
ederek bugünün High Tech mimarlar›n›
etkilemifllerdir (Davies,1991:6).
Teorik projeler içinde de ‹talyan futuristler
ve Rus konstrüktüvistler dikkati çekmektedir. 1914’de Sant’Elia’n›n Citta Nuova
eskizi (fiekil 1) d›fl cepheye etkili bir
görünüfl kazand›ran asansör kuleleri, kirifl
köprüleri, yükseltilmifl yürüme yollar›yla
Rogers’›n yap›lar›nda da oldu¤u gibi High
Tech’in heykelsi özelli¤ini tafl›maktad›r.
Chernikov, Alexandr Vesnin gibi Rus
konstrüktivistlerin çal›flmalar›nda ise (fiekil 2-3)
High Tech’in motifleri olan diyagonal
çelik ba¤lant›lar, cam flaftlarda asansörler
görülmektedir. Di¤er yandan 1927’de
Atlanti¤in karfl› yakas›nda Buckminster
Fuller’in Dymaxion Evi hafif metal ve
plastik alt›gen strüktürün, mekânik servis
çekirde¤ine as›lmas›yla oluflturulmufl bir
High Tech uygulamas› olarak karfl›m›za
ç›kmaktad›r. E¤er biri “High Tech’in
Babas›” ünvan›n› hakediyorsa o da, uçak
endüstrisinde kullan›lan teknoloji ve
malzemelerini kullanarak Dymaxion Evi
projesini tasarlayan Fuller olmal›d›r (fiekil 4).
30 y›ll›k k›sa geçmifle bak›ld›¤›nda ise,
ilk ‹ngiliz High Tech binas›, 1967’de
Swindon’da yap›lan, basit strüktürlü
Reliance Electronic Control Fabrikas›’d›r.
Bu bina 1967’de, “En ‹yi Endüstriyel
Bina” (Financial Times) ödülünü
kazanm›flt›r. Tasar›mc›lar›na bu yeni
tarz›/stili gelifltirmeleri için güven/enerji
veren bu yap›, bir süre birlikte çal›flan
Foster ve Rogers’›n birlikte yapt›klar› son
yap› olmufltur. 1967 y›l›nda Nicholas
Grimshaw’›n tasarlad›¤› ö¤renci yurdunda,
cam cephe arkas›ndaki gizli banyolar›n
öne ç›kar›lmas›yla, High Tech’in motiflerinden biri olan servislerin d›flar›dan
alg›lanmas› fikri ortaya ç›km›flt›r.
1960’larda Londra mimarl›k okullar›nda,
özellikle Regent Street Polytechnic ve
Architectural Association’da (AA) bir
k›s›m hocalar ve ö¤renciler bu do¤rultuda
çal›flmalar yapm›fllard›r. Peter Cook,
Warren Chalk, David Green, Denis
Crompton, Ron Herron ve Mike
Webb’den oluflan ARCH‹GRAM grubunu
(AA) oluflturmufl, 1970’lerde ve 1980’lerde
High Tech mimarl›¤›n özelliklerini yans›tan
yay›n ve sergiler düzenlenmifl; kitle üretimsel, pazarlanabilir haz›r bileflenler ile uçak
endüstrisi benzeri teknolojilerin bina
alan›nda deneme çal›flmalar›n› yapm›fllard›r
(Kulaks›zo¤lu, 1995: 323-324).
Say› 1, May›s 1999
37
Özlem Eflsiz/Aydan Özgen
1970’de Rogers, Renzo Piano ile
çal›flmaya bafllam›fl 1971’de girdikleri
yar›flmada Paris’te Plateau Beaubourg’da
Uluslararas› Kültür ve Sanat Merkezi
proje yar›flmas›n› kazanarak, tamamen
esnek planl›, hücre ve makina teknolojisinin zaferi olarak High Tech’i
günümüze getiren Centre Pompidou’yu
1977’de tamamlayarak birdenbire High
Tech’in odak noktas› olmas›na imzalar›n›
atm›fllard›r.
1920’lerin modernist öncüleri gibi High
Tech’in öncüleri de, bu tarz›n "ça¤›n
ruhu" oldu¤una inanan ve bu ruhu
yap›lar›nda vurgulamay› kendilerine görev
edinmifl kiflilerdi. Geleneksel yap›larda
kullan›lan tu¤la duvarlar›n yap›m›n›n h›zl›
ve ucuz olmas›na karfl›l›k, teknolojiyi
yakalamay› ve yap›lar›n› 21. Yüzy›l’a
tafl›may› hedefleyen ve ça¤›n ruhunun ileri
teknolojide bulundu¤una inanan High
Tech mimarlar›, günümüzün teknolojik
malzemeleri olan, çelik çerçeveleri ve
hafif metal panelleri tercih etmektedirler.
Bilimsel ve endüstriyel teknolojide
kaydedilen geliflmeler, ça¤›m›z›n yüksek
teknoloji ça¤› olarak kabul edilmesini
gerektirmektedir. Günümüzün endüstriyel
kültürünün ürünü olabilecek bir yap› da
ancak bu teknolojileri kullanarak
üretildi¤inde ça¤›n ruhunu yakalayacakt›r.
Bu nedenle bir yap›n›n High Tech yap›s›
olabilmesi için teknik donat›, teknik süreç
ve teknik kuramlar aç›s›ndan High Tech
bilinci ile tasarlanm›fl ve yap›lm›fl olmas›
gerekir. Ça¤›n ruhunun yakalanmas›n›n bir
di¤er koflulu da kamusal duyarl›l›kt›r.
Gelece¤e inanc› tam olan, yeni ve daha iyi
bir dünya kurulaca¤›na inanan High Tech
mimarlar›, tarihe gönderme yapan bir
mimarl›ktan yana olmayacaklar›na
inan›rlar (Ça¤lar, Utkutu¤, 1995: 315-316).
38 Say› 1, May›s 1999
1.2. Seri Üretim Problemi
Arabalar›n milyonlarcas› üretilirken
binalar sadece bir tane yap›lmaktad›r. Bir
arabay› tasarlamak ve gelifltirmek uzun
zaman almakta, birçok prototipinin
yap›lmas› ve test edilmesi gerekmektedir.
E¤er bir bina da ayn› teknoloji ile
yap›lacaksa, ayn› tasar›m ve geliflim
evrelerini izlemesi gerekmektedir; fakat
ayn› binadan binlerce üretilmedikçe bu
mümkün olamayacakt›r. Bunun yerine
yap› bileflenleri, pencereler, kap›lar, dikmeler, yükseltilmifl döflemeler ve asma
tavanlar, fabrikalarda standart boyutlarda
üretilmekte, bu olgu giderek binan›n tüm
bileflenlerinde yayg›n hale gelmektedir.
High Tech mimarlar›, seri üretim ve makinaya benzer bir mimari yaratarak, binalar›
geleneksel yap›lara döndürmek yerine
yeni bir çizgiye tafl›mak istemektedirler.
Fakat High Tech’in kalbi say›lan ‹ngiltere
seri üretim ve ürünlerini kullanmaya bir
direnç göstermektedir. Bunun nedeni bu
sistemlerin donuk, fakir görünüfller
oluflturmas›d›r. Bu estetik problemi çözmenin bir yolu bileflen sistemini
gelifltirmektir. High Tech mimarlar› bunun
için yeni detaylar gelifltirmifltir. Bunlar›n
en iyi örne¤i, Norman Foster’›n Hong
Kong Bankas›’nda görülmektedir. Binan›n
temel elemanlar›; perde duvarsistemi,
tavanlar, bölücü duvarlar, mobilyalar,
döflemeler, servis modülleri, mimar ve
üreticinin birlikte çal›flmas›yla tasarlanm›fl,
test edilmifl ve gelifltirilmifltir. Yap›n›n
birçok bilefleni, de¤iflik ülkelerde yap›lm›fl
ve inflaat alan›na getirilmifltir
(Jencks, 1990:91-94).
High Tech yap›lar›n tafl›y›c› sistemleri
ço¤unlukla yap›n›n kenar›na çekilerek, iç
mekânlar›n olabildi¤ince esnek tasarlanabilmeleri sa¤lanm›flt›r. Bu sayede yap›,
zaman gereklerine göre istenen biçimde
de¤ifltirilebilmektedir. Tafl›y›c› elemanlar-
fiekil :4
Dymaxion Evi Projesi, Buckminster
Fuller, 1927
“High Tech” mimari
dan ar›nd›r›lm›fl büyük mekânlar fikri,
do¤al olarak büyük aç›kl›klar›n
geçilebilmesini gerektirdi¤inden çelik, bu
tür yap›lar›n vazgeçilmez malzemesi
olmufltur. Ancak, ileri teknoloji yap›lar›n›n
birço¤u genellikle prestij yap›lar›
oldu¤undan, mimari anlat›m vuruculu¤u
ve gösterifl u¤runa, ekonomik verimlilik
ve rasyonalite gibi kriterler gözard›
edilmektedir. Hatta özellikle finans
kesiminden müflterilerin mimardan temel
beklentisi bu yönde olmaktad›r. Bu
yaklafl›mla, istenilen görsel etkiyi sa¤layabilmek için abart›l› denebilecek tafl›y›c›
sistem tasar›mlar› yap›lm›flt›r
(Ökten, 1995: 299).
fiekil: 5
Lloyd’s Binas›, Londra,
Richard Rogers, 1986
fiekil: 6
Lloyd’s Binas›’n›n W.C.
hücrelerinin görünüflü
5
1.3. Tesisat ve Hücre Sistemler
Lloyd’s Binas›’nda, servisler, tesisat borular› ve tafl›y›c› sistem, yap›n›n d›fl›na
al›nm›fl, bu flekilde aç›k mekânlar elde
edilmifltir (fiekil 5). ‹lk hücre sistem
1937’de Buckminster Fuller’in tasarlad›¤›
çelik prefabrike Dymaxion banyosudur.
Grimshaw’›n endüstriyel yap›larda kullan›labilecek, seri üretime uygun çelikten
tasarlad›¤› bir tuvalet hücresi bu sistemin
gelifliminde önderlik etmifltir. Kisho
Kurokawa bunu daha ileri götürmüfl,
1972’de Nagakin Kapsül Kulesi’nde hücre
sistemini sadece banyolarda de¤il bütün
yap›da kullanm›flt›r. Peter Cook’un
1964’de tasarlad›¤› Plug-in-City projesinde tüm flehri, hücre modüllerini ayakkab›
kutular› gibi üst üste yerlefltirerek
oluflturmas› hücre sistemini flehir ölçe¤ine
tafl›mak aç›s›ndan dikkat çekicidir.
En dikkat çekici High Tech yap›lar› olan
Lloyds Binas› ve Hong Kong Bankas›’nda
da hücreler kullan›lm›flt›r. Tuvaletleri
(fiekil 6) içeren bu hücreler, flimdiye kadar
yap›lm›fl en etkili uygulamalard›r. Ayn›
ifllevi gören Hong Kong Bankas›’ndaki
hücreler ise fonksiyon ve etki bak›m›ndan
6
Say› 1, May›s 1999
39
Özlem Eflsiz/Aydan Özgen
Lloyds’dan farkl›d›r. Lloyds’daki hücreler
yenileri ile de¤ifltirilebilir flekilde düzenlenmifltir ve d›flar›dan bak›ld›¤›nda her
hücre tekil olarak alg›lanabilmektedir.
Hong Kong Bankas›’nda ise hücreler
devaml› cephe kaplamalar›yla giydirilmifl
oldu¤undan d›flardan bak›ld›¤›nda hücre
gibi gözükmemektedir (Eflsiz,1997:10). Bu
hücrelerin yenilenebilir olmalar› yan›nda,
yap›m h›z›n› artt›rmalar›, ürünün bitmifl
olmas› nedeniyle kalitenin yüksek olmas›
ve mekanik tesisatlar›na kolay ulafl›m gibi
birçok avantaj› bulunmaktad›r.
2. High Tech Yap›lar›n Ortak Özellikleri
High Tech yap›lar›n ortak özellikleri;
1. Esneklik (d›fl duvarda, çat›da, tafl›y›c›
iskelet sisteminde),
2. Saydaml›k,
3. Parlak ve düz renklendirme,
4. ‹nce kablolar,
5. Cam, metal ve plastik malzemeler,
6. Strüktür ve servislerin alg›lanmas›,
olarak say›labilir. Bu temel özelliklerin
yan›s›ra; enerji tasarrufu, sa¤l›kl› hava ve
gaz temizleme sistemi, do¤al ›fl›k
kullan›m›, aktif ve pasif kontrol mekanizmalar› ile deprem ve rüzgârdan koruma
sistemleri bu tür yap›larda görülmektedir
hareketli bölücü duvarlarla esneklik
sa¤lanm›flt›r. High Tech’te ise bunun ötesine gidilmifltir; bu yap›larda d›fl duvarlar
çat›lar ve strüktürel çerçeve dahi hareketli
olabilmektedir. Yap› elemanlar›n›n tespitleri kuru birleflimlerle yap›ld›¤›ndan, ayn›
planda çok de¤iflik fonksiyonlar oluflturulabilmesine imkân tan›maktad›r. Centre
Pompidou, Hong Kong Bankas› ve Lloyd’s
Binas› tamamlanmam›fl gibi görünmekte,
bu nedenle de döflemeler ve di¤er elemanlar strüktüre eklenebilme veya
ç›kart›labilme olana¤›na sahip bulunmaktad›r. Her 15-20 y›lda bir de¤ifltirilmesi
veya tamiri gerekecek servisler, tesisat
borular›, asansör motorlar›, vb gibi elemanlar›n yap›n›n d›fl›na al›nmas›, bak›m ifllemlerini kolaylaflt›rmaktad›r (Jencks, 1990: 91-94).
2.2. Saydaml›k
Yar› saydam ve saydam cam borular, merdivenler, yürüyen merdivenler, asansörler
High Tech yap›lar›n belirgin özellikleridir.
Lloyd's ve Hong Kong Bankas›’nda
(Jencks,1988:270-289)
2.1. Esneklik
Esneklik, bir bütün olarak High Tech’e ait
bir düflüncedir, ancak sözcük anlam›yla
uyarlanabilme, parçalar› sabit olsa bile
uygulama gerekliliklerine göre özgürce
iliflkilendirilebilen bir nesne düflüncesinin
tersine, Modern Mimarl›¤›n gelifltirdi¤i ayr›
ak›mlardan biri olmufltur. De¤iflen ögeler
kullan›c›n›n de¤ifltirece¤i türden olmakla
kalmamal›, tasar›m›n sabit ögelerinden
ba¤›ms›z bir biçimde de görülmelidir.
Tafl›y›c›, yap›n›n genelli¤ini ve okunabilirli¤ini bozmadan istenildi¤i gibi yeniden
düzenlenebilmelidir. Birçok ofis binas›nda,
40 Say› 1, May›s 1999
fiekil: 7
Hong Kong Bankas›’n›n iç
görünüflü
“High Tech” mimari
yürüyen merdivenlerin mekanizmalar›n›n
görünmesi ve mekândan alg›lanmas›
çal›flanlara ve müflterilere büyük keyif vermektedir (fiekil 7). Çerçeve genel olarak
narin bir a¤ dokusu olarak d›fla vurulmufl
ve hem d›fl duvarlar hem iç bölücüler hafif
ve geçici olarak ele al›nm›flt›r.
fiekil: 8
Lloyd’s Binas›’n›n tesisat
kanallar›n›n d›fl cepheden
görünüflü
2.3. Parlak ve Düz Renklendirme
Centre Pompidou ve Inmos'ta Rogers’›n,
parlak renkler kulland›¤› gibi, High Tech
yap›larda de¤iflik strüktür elemanlar›n›n ve
servislerin, kullan›lan bu renkler sayesinde
kolayca alg›lanabilmesi sa¤lanm›flt›r.
Parlak sar›, k›rm›z› ve maviler endüstri
makinalar›n›n renkleri olarak, High Tech
yap›larda da kullan›lmaktad›r. Son
çal›flmalar›nda Rogers ve Foster gümüfl
esteti¤ine do¤ru kaym›fl, strüktürü, borular›, gri tonlar›yla bütünlefltirmifltir
(Russel, 1985:125-130).
2.4. ‹nce Kablolar
‹nce çelik çapraz kablolar (rüzgâr gergileri) High Tech’in dorik kolonlar›d›r.
Foster ve Rogers’›n 1967’de yapt›klar›
Reliance Control Building’de bu özellikler
görülmektedir.
2.5. Cam, Metal ve Plastik Malzemeler
Daha önce de¤inildi¤i gibi Le Corbusier,
konutlar› “içinde yaflan›lan birer makina”
olarak tan›mlam›fl fakat yapt›¤› yap›larda
teknolojiyi öncelikli olarak kullanmas›na
ra¤men bu binalar› hiç de makinaya benzetmemifltir. High Tech yap›lar›n referans›
olan makinalar, ister hareketli ister sabit
olsun karmafl›k yap›dad›rlar ve daha çok
cam, metal, plastik gibi sentetik maddeler
içermektedirler.
2.6. Strüktür ve Servislerin Alg›lanmas›
Genelde d›flar›dan görülebilen strüktür ve
servisler High Tech mimarinin en önemli,
gözle görülen özelli¤ini oluflturur. Tesisat
kanallar› ve borular› binan›n d›fl›na
al›nmakta ya da çok kolay ulafl›labilir bir
biçimde düzenlenmektedir. Bu sayede bir
de¤ifliklik gerekli oldu¤u zaman bu ifl,
binan›n ifllevini aksatmadan kolayca
yap›labildi¤i gibi bak›m ve onar›m eylemleri de ayn› kolayl›k ve düzen içinde
gerçeklefltirilebilmektedir (fiekil 8). High
Tech’in iki öncüsü Norman Foster ve
Richard Rogers aras›ndaki önemli tarz
fark›, her ikisinin yap› içindeki servisleri
kullan›fl flekilleridir. Rogers yap›lar›ndaki
tüm tesisat sistemlerinin d›flar›dan alg›lanmas›na, ar›za an›nda kolayl›kla ulafl›labilir
yerlerde olmas›na dikkati çekerek
tasar›mlar›n› yaparken, Foster ise servis
borular› ile, kanallar›, asma tavan veya
yükseltilmifl döflemeye gizlemeyi tercih
etmektedir.
3. High Tech Yap›lar›n Di¤er Özellikleri
3.1. Enerji Tasarrufu
20. Yüzy›l her alanda oldu¤u gibi, yap›
teknolojisinin de büyük geliflimine sahne
oldu ve buna paralel olarak, kullan›c›lar›n
yap›da konfor ve güvenlik beklentileri
artt›. 1960’lara do¤ru yap›lar›n nitelikleri,
kullan›m tarzlar› ve yap›larda kullan›lan
sistemler o kadar geliflmiflti ki, art›k
Say› 1, May›s 1999
41
Özlem Eflsiz/Aydan Özgen
yap›n›n ›s›tma, so¤utma ve ›fl›kland›rma
ihtiyac›, mekanik ve elektrik sistemler ile
karfl›lan›p, mühendislerin sorumlulu¤unda
uygulanmaktayd›. Bu y›llarda, özellikle
Bat› ülkelerinde, mühendisli¤in zaferi
olarak tan›mlanan yüksek, büyük, genifl,
korkutucu boyutlarda enerji harcayan
mekanik sistemler ile donat›lm›fl yap›lar
infla edildi¤ini gözlemlemekteyiz.
1970’lerdeki enerji krizi ile birlikte ister
istemez, yeni bir anlay›fl geliflti. Yap›larda,
sadece mekanik sistemler ile de¤il, ancak
mekanik sistem çözümleri ile yap›n›n
kendi tasar›m›n›n birleflimi sayesinde,
konforun verimli bir biçimde sa¤lanabilece¤i fikri kabul görmeye bafllad›. 1980’lerden itibaren ise, mimari tasar›mlar›n
mekanik ve elektrik uzmanl›k alanlar› ile
entegrasyon ihtiyac› ve bu do¤rultuda
geliflimi, "yap› teknolojisi" biliminin ayr›
bir uzmanl›k dal› olarak ortaya ç›kmas›na
yol açt›.
Günümüzde yap›n›n sadece ›s›t›lmas›,
so¤utulmas› ve ›fl›kland›r›lmas› yetmemektedir. Yap›da yang›n önleme ve
söndürme sistemleri de bir o kadar önemli
olmaktad›r. Yap› içinde yeterli miktarda
temiz hava bulunmas›, gerekli alanlarda
koku kontrolü yap›lmas› gerekmektedir.
Güvenlik sistemleri kendi içlerinde
geliflmifl durumdad›r. Yap› içinde bakteri
kontrolü, s›hhi tesisat sistemlerinin
hijyenik, sessiz ve verimli çal›flmas›, bina
yönetim sistemlerinin uygulanabilmesi,
birer uzmanl›k dal› haline gelmifltir
(Okutan, 1998:131).
High Tech uygulamas› olan bir binada, en
önemli tesisat sistemi ›s›tma ve havaland›rma sistemidir. Günümüzdeki anlay›fl
genel bir iklimlendirme sistemi yerine,
her küçük ba¤›ms›z mekânda, o mekân›
kullanan kimsenin kontrol edebilece¤i
çevre koflullar› oluflturmakt›r. Bu durumda
42 Say› 1, May›s 1999
kullan›c›, kendisini en rahat durumda
hissedecek ve iflinde daha verimli
olacakt›r. Genel mekânlarda ise yerel
koflullar çok de¤ifltirilmeden tan›mlanan
baz› iklimlendirme standartlar› en az
müdahale ile gerçeklefltirilmektedir. Her
iki tür mekân için de iklimlendirme
de¤erleri devaml› olarak ölçülmekte ve
standart›n alt›na düflen de¤erler küçük
müdahalelerle tekrar gereken yere
ç›kar›lmaktad›r. Bir tür optimizasyon
uygulamas› olan bu ifllem belli bir konfor
düzeyini sa¤lamak için en az enerji sarf›n›
gerektirmekte ve bilgisayar teknolojisi ile
yürütülmektedir (Eflsiz, 1997: 15-16).
Binan›n cephelerini oluflturan cam kabuk
da benzer biçimde tasarlanmaktad›r.
Çeflitli cephelerdeki ayd›nlanma, ›s›nma
ve so¤uma durumlar›na ba¤l› olarak bu
kabuk renk de¤ifltirebilmekte, içerideki
s›cakl›¤› koruyabilmek için gerekti¤inde
d›flar›dan ›s› almakta veya gerekirse d›fl
ortama karfl› iyi bir yal›t›m oluflturmaktad›r. Bütün bu davran›fllar yine sürekli
ölçümler sonucu cam kabu¤un bilgisayar
teknolojisi ile de¤ifltirilen özelliklerine
ba¤l› olarak düzenlenmektedir. Bu suretle
iç mekânlarda maksimum konfor sa¤lanabildi¤i gibi “enerji korunumu”. ilkesine de
uyulmufl olunmaktad›r (Özgen,1995: 332-334).
3.2. Sa¤l›kl› Hava ve Gaz Temizleme
Sistemi
High Tech yap›larda gelifltirilmifl mekanik
sistemlerle, üstün bir hava ve gaz temizleme sistemi uygulanmaktad›r. Temizlenen
hava tekrar yap›da kullan›labilmektedir.
Nitekim çevrenin korunmas›, enerji tasarrufu, sa¤l›kl› bir hava ve gaz temizleme
sistemi, do¤al ›fl›k kullan›m› ve bina
otomasyonu gibi olgular, yeni performans
kriteri gibi karfl›m›za ç›kmakta ve ileri
teknoloji kullan›larak çözüm getirilebilecek bu sorunlar, giderek High T e c h
mimarinin kapsam› içine girmektedir.
“High Tech” mimari
9
10
fiekil: 9
Lloyds Binas›’n›n kesiti
fiekil: 10
Lloyds Binas›’n›n plan›
3.3. Do¤al Ifl›k Kullan›m›
High Tech yap›larda do¤al ›fl›ktan maksimum derecede yararlan›l›r. Do¤al ›fl›¤›n,
atriumun üzerini örten cam kafeslerle
zemin ve di¤er katlarda mekân›n derinliklerine kadar al›nmas› sa¤lan›r. Bunu gerçeklefltirmede, çat›ya yerlefltirilen ve gün
›fl›¤›n› yap›n›n içine yans›tan büyük
aynalar önemli rol oynar. Hong Kong
Bankas›’n›n orta holü, binan›n d›fl›na
yerlefltirilmifl, 24 parçadan oluflan, gün
›fl›¤›n› iç mekâna alan ve güneflin hareketine göre flekil de¤ifltiren bir ayna sistemi
ile ayd›nlat›lmaktad›r. Daha sonra bu ›fl›k,
holün üzerine yerlefltirilmifl uygun aç›lara
göre konulmufl sabit aynalar yard›m› ile
orta holü ayd›nlatmaktad›r. Bu durumda
hole bakan katlar›n iç k›s›mlar› da d›fl
k›s›mda oldu¤u gibi oldukça güçlü bir
›fl›kla ayd›nlat›lm›fl olmaktad›r. Do¤al ›fl›¤›
yap›n›n derinliklerine götürme çal›flmalar›
yapan Norman Foster ve Richard Rogers
tasarlad›klar› tekni¤i, 1977’de Paris’teki
Centre Pompidou’da Sanat Merkezi’nde
ve 1978’de ‹ngiltere Norwich’te Sainsbury
Center’da kullanm›fllard›r (Eflsiz ,1997:17).
3.4. Aktif ve Pasif Kontrol
Mekanizmalar›
Verimlilik ve teknolojinin rasyonel kullan›m› High Tech mimarinin gelece¤ine
damgas›n› vuracak ve yüksek teknoloji
içeren bulufllar›n bolca ve savrukça
kullan›ld›¤› 80’li y›llara ait yaklafl›mlar›n
yerini alacak gibi görünmektedir. Deprem
bölgelerinde uygulama örneklerini
gördü¤ümüz High Tech yap›lar, üzerinde
infla edildikleri arazinin olumsuz
koflullar›n› ortadan kald›ran kontrol
mekanizmalar›na sahiptirler. Bu flekilde,
deprem ve tayfunlar›n s›k görüldü¤ü bölgelerde yap›lacak yap›lar›n, bu tür do¤al
afetler karfl›s›nda zarar görmesi önlenmifl
olmaktad›r.
4. High Tech Mimari Örnekleri
High tech mimarinin önde gelen örneklerinden biri Richard Rogers’›n 1984‘de
yap›m› tamamlanan Lloyds Binas›, di¤eri
de Norman Foster’›n 1985’de yap›m›
tamamlanm›fl olan Hong Kong
Bankas›’d›r. Bu binalar yukar›da anlat›lan
özelliklerin hepsini içermeleri bak›m›ndan
önemlidir.
4.1. Lloyd’s Büro Binas› -Londra
Londra’n›n merkezinde yeralan yap›, High
Tech mimarinin tüm özelliklerini tafl›maktad›r. Yap›, “ara sokak” diyebilece¤imiz
çok dar bir cadde üzerinde bulunmaktad›r.
Önündeki küçük meydanc›k bu yap›n›n
daha iyi alg›lanmas›na yard›mc› olmaktad›r. Zeminde 68.4 x 46.8 m2 alan
kaplayan binaya Pompidou’daki gibi içeri
gömülmüfl bir girifl kat›ndan girilmektedir.
Onun üzerinde iki kat yüksekli¤indeki
"room" bulunmaktad›r. "Room" kat› birbirine yürüyen merdivenlerle ba¤lan›rken,
di¤er katlara merdivenler, asansör ve
servis kulelerinden ulafl›m sa¤lanmaktad›r.
Girifl kat›n›n devam›nda atrium aç›k
olarak yükselmektedir; ayr›ca bu alt kat›n
atriuma bakan k›s›mlar› da cam ile
kaplanm›flt›r. Yap›, adeta bir makinenin
verdi¤i imaj› yakalamaya çal›flm›flt›r. 9x3
m2 büyüklü¤ündeki W.C. kapsüllerinin
prefabrike olufllar›, cephede özel
elemanlar›n görünüflü, asansörlerin
d›flar›dan bak›ld›¤›nda adeta süzülür gibi
katlar aras›nda dolaflmas› ve yine merdiven kovalar›, d›flar›da, bir makinan›n adeta
binaya dönüflmüfl halini yans›tmaktad›r.
(fiekil 9-10).
Binan›n d›fl›nda 6 servis kulesi vard›r.
Bunlar›n dört adedi dar kenarda, di¤erleri
uzun kenarda bulunmaktad›r. Uzun aksta
bulunan kuleler aras›ndaki alan çelik
Say› 1, May›s 1999
43
Özlem Eflsiz/Aydan Özgen
konstrüksiyon ile geçilmifl ve böylece
binan›n ortas›nda ferah bir atrium alan›
oluflturulmufltur. Yap›, yan›nda bulunan
tarihi yap›ya tamamen z›t malzemesi ve
görünüflü itibariyle bir makineyi yans›tmas›yla de¤iflik zamanlar› ilginç bir flekilde
biraraya getirmektedir (Buchanan, 1986:41).
Metal ve cam Richard Rogers
mimarl›¤›n›n karakteristik malzemeleridir,
bu nedenle Lloyds’da temel malzeme
olarak çeli¤in kullan›lmas› sürpriz
olmam›flt›r. Konstrüksiyon, çelik-beton
tafl›y›c›lardan oluflturulmufltur. Bunlar
105 cm çap›nda olup birbirlerine U profiller ile ba¤lanarak, prefabrike kelepçeler
ile tutturulmufltur. Döfleme konstrüksiyonu
55 cm yüksekli¤inde 180x180 cm ›zgara
betonarme kiriflli çerçevelerden
oluflturulmufltur.
Düfley iki tafl›y›c› aras›na konmufl alt› adet
diyagonal tafl›y›c›, rüzgâr yüküne karfl›
binan›n stabilitesini sa¤lamaktad›r. Bu
diyagonaller, beton giydirilmifl kal›n çelik
borulardan oluflmaktad›r. Servis kuleleri,
haz›r çelik beton konstrüksiyon olarak
sonradan ilave edilmifltir. Bunlar›n
birleflim noktalar› vida ile tespit
fleklindedir. Bu yöntem, bina yap›m
süresini k›saltmak için seçilmifltir.
Çat› yap›m sisteminde beton plaklar ile
çerçeve birbirine geçmifl durumdad›r. Bu
yöntem konvansiyonel say›lmamakla birlikte, kolay bir montaj yöntemidir ve
esnekli¤i güvenli bir flekilde çözerek sistemin kendi içindeki rijitli¤ini sa¤lam›flt›r.
Yap›da 1.,3. ve 5. kulelere gelen yatay
yükler, çapraz çerçeveler ve yap›n›n
döflemeleri arac›l›¤›yla, zemin ve çat›
aras›nda düfley kirifl gibi davranan d›fltaki
çift diyagonal kuflakl› kolonlara
aktar›lmaktad›r. 2.,4. ve 6. kuleler için ise,
44 Say› 1, May›s 1999
prekast beton asansör flaft›, düfley kirifl
gibi davranmaktad›r. Kulelerdeki di¤er
bütün kolon ve kirifller sadece düfley yükleri tafl›mak için tasarlanm›flt›r. 6 satellite
kulesinin üstü, metal giydirme cepheli 4
büyük kutu hücresiyle bitirilmifltir.
Uzaktan bak›ld›¤›nda binan›n görünüflünü
etkileyen, yap›ya a¤›r ve nispetlerin d›fl›na
ç›km›fl bir görüntü veren 3 kat yüksekli¤indeki bu hücreler, asansör motorlar›,
tanklar ve servis odalar›n› içermektedir.
Yap›lan ilk çal›flmalarda bu k›s›mlar daha
küçük ve yap›ya fl›k bir görüntü verecek
flekilde tasarlanm›flken, bu büyüklük final
yap›n›n gereksinimini karfl›layacak kapasitede olmad›¤› için, sonuçta mekanik
tesisatlar›n yerald›¤› bölümler istenenden
büyük yap›lm›flt›r (Anon, 1986: 14-18 ).
High Tech yap›larda kutu hücreler özellikle servis bölümlerinde, tuvalet modülleri
olarak kullan›lmaktad›r. Lloyd’s Binas›’n›n
33 tuvalet hücresi, fabrikada kontrol
fiekil: 11
Lloyd’s Binas›’n›n servis
hücreleri
“High Tech” mimari
kolonlar›n yang›n kesici özelli¤i göstermesini sa¤lamakt›r. Servis kulelerinin
içinde tuvalet hücrelerinin yan›s›ra, asansörler, yang›n merdivenleri ve tesisat
borular› yer almaktad›r (Russel,1985:72).
Yap› genelde prefabrike elemanlardan
oluflmufltur. Prekast kolonlar, döfleme ile
birleflim yerlerinde yine prekast
bafll›klar›ndan birlefltirilmifltir. Giydirme
cephenin d›fl›nda yeralan kolonlar, yatay
ve düfley yükleri karfl›lamalar› için yine
prekast elemanlarla birlefltirilmifltir.
Kirifller, cephe kaplama yüklerini ve
bölücü duvarlar› tafl›yacaklar› için öngerilmeli yap›lm›fl, böylece büyük sehim
yapmalar› önlenmifltir. (fiekil 15)
fiekil: 12
Hong Kong Bankas›, Norman
Foster, Hong Kong, 1985
alt›nda, yerine tak›lmaya haz›r halde
yap›lm›fllard›r. Bir ar›za an›nda kolayca
de¤ifltirilip yerine yenisinin tak›lmas›na
imkân tan›yan bu hücreler, mekanik
servislerin ço¤unun yap›n›n d›fl›nda olmas›
nedeniyle, döflemeye zarar vermeden,
de¤ifltirilebilmektedirler (fiekil 11).
Servis kulelerinin konstrüksiyonu kutu
hücrelerin tespiti bak›m›ndan önemlidir.
Prekast yuvarlak formlu elemanlar çeliktir,
üstleri betonla kaplanm›flt›r. Kolonlar›n
betonlanmas›n›n nedenlerinden biri, bu
Servislerin döfleme boflluklar›ndan geçmesi günümüzde çok yayg›n kullan›lmakta
ve geliflmektedir. 1970 y›l›nda ilk kez
BMW Binas›’nda uygulanan bu sistemin
daha karmafl›k flekli bu yap›da görülmektedir. Elektrik kablolar›, telefon, bilgisayar
hatt›, havaland›rma sistemi yükseltilmifl
döfleme alt›nda yeralm›fl ve döfleme panellerinde ç›k›fl noktalar› ile mekâna servis
verilmifltir. Belirli döfleme panellerinden
ç›kan bu kablolar, herhangi bir ar›za
an›nda bütün sisteme ulafl›lmas›na imkân
veren ç›kar›l›p tak›labilir özelliklere sahiptirler. Yap›n›n üzerinde bulunan vinçler
cephenin temizlenmesinde kullan›ld›¤›
gibi renkleri ve görüntüleriyle yap›ya
de¤iflik bir etki vermektedir.
4.2. Hong Kong Bankas›-Hong Kong
Hong Kong Bankas› sadece Hong
Kong’un de¤il dünyan›n en önemli
bankalar›ndan biridir. 1935 y›l›nda ilk
yap› infla edildi¤inde Kahire ve San
Francisco aras›ndaki en yüksek ve ilk
havaland›rma sistemine sahip yap› olma
gibi özellikleri tafl›maktayd›. ‹ki y›lda
tamamlanan eski yap›, banknotlar›n ön
yüzlerinde yeralacak kadar önemliydi (fiekil 12).
Say› 1, May›s 1999
45
Özlem Eflsiz/Aydan Özgen
1970’lerin ortalar›na gelindi¤inde yap›n›n
ihtiyaçlara cevap verememesi nedeniyle
1979 Haziran›’nda ABD, ‹ngiltere,
Avustralya ve Hong Kong’tan davet
edilen firmalar yeni genel müdürlük binas›
için aç›lan yar›flma nedeniyle Hong
Kong’a geldiler. Eylül 1979’da Foster ve
ekibi yar›flmay› kazand› ve bugün Hong
Kong’un ve günümüz mimarl›¤›n›n
önemli yap›lar›ndan biri olan bu binay›
infla etme f›rsat›n› yakalad›. Banka
Yönetim Kurulu, yeni yönetim merkezinin
yap›m›n› Foster’a verirken, mevcut arsaya
göre en genifl kullan›m alan›na ve en genifl
teknolojiye sahip, içi sonsuz derecede
olanakl› ve 21. Yüzy›l’›n gereksinimlerine
uyabilecek bir yap› istemifltir. Özellikle
bankan›n Genel Müdürü Michael
Sandberg, Foster’dan binan›n “en iyi
biçimde” yap›lmas›n› istemifl, maliyetin
ise “ikinci planda” kald›¤›n› söylemifltir.
Çünkü bina, gücü, güveni ve teknik performans› temsil etmek zorundad›r
(Zunz, Glover,1986: 540-543).
Son y›llar›n High Tech ürünü olan Hong
Kong Bankas›’nda geçmifl ile gelecek,
geleneksel de¤erler ile teknolojik
geliflmelerin içiçe ve birlikte kullan›ld›¤›
görülmektedir. Binada mekânsal özellikler, mekân›n kuruluflu, mekân›n
bileflenleri, insanla iliflkileri, doluluklar ve
boflluklar, ifllevsellik, bütünün farkl›
konumlardan farkl› biçimde alg›lanabilmesi gibi mekâna iliflkin de¤erler teknolojinin sundu¤u olanaklarla sa¤lanm›flt›r
(Ökten,1995:299).
Binan›n d›fl biçimi Hong Kong’un
geleneklerine ba¤›ml› kalarak oluflturulmufltur. Yap›n›n afla¤› yukar› her bölümü
farkl› ülkelerde üretilmifl, getirilen
parçalar Hong Kong’da birlefltirilmifltir.
Strüktürü oluflturan aksam ‹ngiltere’den,
camlar, alüminyum kaplamalar ve
46 Say› 1, May›s 1999
döflemeler Amerika’dan, ayna ve sabunluklar Japonya’dan, mermer kaplama
bankolar ‹talya’dan getirtilmifltir.
Hong Kong Bankas› komflu yap›lara
nazaran daha hafif ve fleffaf bir yap›d›r.
Yap›n›n üst katlar›ndan atriuma
bak›ld›¤›nda, uçan payandalar ve tamamlanmam›fl görünüflüyle do¤u penceresinin
büyük fleffafl›¤› sanki Bat›’n›n katedrallerinden esinlenmifl havas›n› vermektedir.
50 m yüksekli¤indeki bankan›n atriumu
tamamen Köln Katedrali’nin nefine
benzemektedir. High Tech mimari, bir
yandan en geliflmifl malzeme ve üretim
biçimlerini, k›sacas› yüksek teknolojiyi
kullan›p bir yandan da teknolojiyi
görsellefltirirken bafll› bafl›na mimari bir
dil oluflturmufltur.
Hong Kong Bankas› 20. Yüzy›l'›n modern
yüksek bina teknolojisinin bir ürünüdür.
Norman Foster'›n yap›lar›ndaki en karakteristik özellik, mimar›n malzemeler
hakk›nda ö¤rendi¤i yeni teknikleri
yap›lar›nda uygulamas›d›r (Eflsiz, 1997:1012). Hong Kong Bankas› birçok teknik
yenili¤i bünyesinde tafl›maktad›r. Fakat
önemli yenilikler, kullan›lan teknoloji ile
de¤il, metotla ilgilidir. Bankan›n
tasar›mc›lar› bunu, "tasar›m›n geliflmesi"
olarak tan›mlamaktad›rlar. Haz›r bileflenler
kullanman›n getirdi¤i teknik ve mali avantajlar› kullanmadan, müflterinin arzusunu
yerine getirme yar›fl›n›n nas›l
sürdürülece¤i önemli bir problemdir.
Mimar, kendi ihtiyaçlar›n› fazla ya da az
detayl› bir yolla basitçe ortaya koyar ve
bunu, haz›r tasar›m ya da standart sistemlerin küçük uyarlamalar› ile tamamlamalar› için imalatç›lara ve müteahhitlere
b›rak›r. Foster ve ekibinin daha farkl› bir
çözümü vard›r. Onlar›n çözümüne göre
tasar›m›n geliflimi endüstri ile mimarl›¤›n
ortak çal›flmas›d›r.
“High Tech” mimari
ki özgün yar› saydam cam kaplama örtü,
gündüz ›fl›¤›n›n yans›t›lmas› ile
ifllevselli¤in, estetikle bütünlü¤ün sa¤lanmas›d›r. Bu anlamda bir araç olan teknolojinin amaca ulaflmak için en uygun flekilde
kullan›m›, bu yap›da görülmektedir.
Burada mekân›n anlam›, kullan›lan
malzemeden daha önemlidir. Mekân›n
boyutu, atmosferi ve kullan›m de¤eri o
mekân› belirleyen özelliklerdir. Malzeme
ancak bir yan belirleyicidir; tasarlanan ve
yarat›lan mekânlar yaflan›lan dönemlerin
ürünleri olmal›d›r. Bu do¤rultuda Foster,
tasarlad›¤› yap›n›n yaflad›¤› dönemin
ürünü olmas›na azami dikkati göstermektedir (Eflsiz 1997:157-167).
fiekil: 13
Hong Kong Bankas›,
Birinci kat plan›
Hong Kong Bankas›’nda bu model test
edilmifltir. Bankan›n hemen herbir eleman›, fabrika kökenli uzmanlar›n ortak
çal›flmas›yla, mimarlar›n onay› al›nana
kadar, örnekler halinde tasarlanm›fl ve
gelifltirilmifltir. ‹malatç›lar mimarlar›n
yarat›c›l›¤›ndan ve projeye tümden
bak›fllar›ndan yararlan›rken, mimarlar da
kendi geleneksel e¤itimlerinde olmayan
geliflmifl endüstriyel üretim metotlar›n›n
sa¤lad›¤› olanaklar› görmeye bafllayarak,
ortak çal›flman›n baflar›l› ürününü ortaya
koymufllard›r (Okutan,1998; 132-133)
Mühendislik hizmetlerini Ove Arup ve
ekibinin yapt›¤› 47 katl› Hong Kong
Bankas›, ortas›nda atriumun bulundu¤u iki
bölümden oluflmaktad›r (fiekil 13). Yap›n›n
tam ortas›nda yeralan 11 kat yüksekli¤inde ve 1. kattan bafllayan banka aktif
servislerinin bulundu¤u atrium, Wright'›n
Larkin Binas›’nda ortaya att›¤› “mekân›n
fleffaflaflt›r›lmas›” fikrinin daha da ileri bir
anlamda yinelenmesidir. Avlunun
ayd›nl›¤› ve fleffafl›¤› ile plaza düzeyinde-
Yap›n›n iç k›sm›nda büro mekânlar›
olarak hizmet verecek çok say›da alan
oluflturulmufltur ve bunlar› kendi içinde
1, 2 veya 3 bölgeye ay›rm›fl durumdad›r.
3 adet olan iki kat yüksekli¤indeki tafl›y›c›
bölgeler sosyal fonksiyona ve prestije
hizmet vermektedir. Zemin kattaki aç›k
plazan›n, yukar›s›nda, atriuma ç›kan
bölüm bir cam örtü ile kapat›lm›flt›r.
Böylece tayfun esnas›nda ortaya ç›kan
rüzgâr bas›nc›n›n, giriflten girerek bütün
atriumu etkilemesi önlenmektedir. Binan›n
konstrüksiyonu asma sistem ile yap›ld›¤›
için içerde yatay bir çekirdek dolulu¤una
ihtiyaç kalmam›flt›r ve böylece tamamen
boflalt›lm›fl bir zemin kat plan› ve 11 kat
yüksekli¤inde merkezi, ferah bir atrium
oluflturulmufltur. Zemini tümüyle
boflalt›lan, iki ana caddeden girifl ve geçifl
sa¤layan yap›da, 1. katta bafllayan atriuma,
muazzam uzunlukta iki yürüyen merdivenle (25 m. uzunlu¤unda) girifl ve ç›k›fl
sa¤lanmaktad›r. Binada yürüyen merdivenlerin say›ca bollu¤u ayr›ca göze çarpmaktad›r. Bu konsept, asansör adedinden
tasarruf, ayr›ca da uzun bekleme
sürelerinin k›salmas›n› sa¤lamaktad›r.
Say› 1, May›s 1999
47
Özlem Eflsiz/Aydan Özgen
Yüksek h›zda çal›flan asansörler, yap›n›n
bat› bölümünde yeralmakta ve plaza
seviyesi ile bütünleflmektedir. Ayr›ca
tasarlanan ek iki asansör, bankac›l›k servis
bölümleri aras›ndaki iliflkiyi etkin bir
flekilde sa¤lamaktad›r. Bofllu¤un içinden
yükselen yürüyen merdivenler
ifllevselli¤in yan›s›ra plastik etkisi ile
dikkatleri çekmektedir. Asansörlerin fleffaf
olarak tasarlanmas› sayesinde, hareket
halindeki kullan›c›lar›n tüm mekân› farkl›
seviyelerden farkl› biçimde alg›lamas›
düflünülmüfltür.
Tafl›y›c› sistem, dörderli çelik kolonlardan
oluflmakta ve bunlar da her kat
seviyesinde yatay kirifllerle birbirine
ba¤lanmaktad›r. Befl ayr› seviyede de; 11,
20, 28, 35 ve 41. kat seviyelerinde birbirine iki kat yüksekli¤inde do¤u-bat›
yönünde çapraz desteklerle, kuzey-güney
yönünde kafes kirifllerle ba¤lanmaktad›r.
Binan›n strüktürü, ifllevselli¤i ve esteti¤i
ile ayr›lmaz bir bütünlük göstermektedir.
Bütün yap›y› tafl›yan kulelerin herbiri
kompozit 16.2 metrede 4 ana kolondan
oluflmufl kare bir bölüm içindedir (fiekil
14). Plan›n temel elemanlar›, asansör flaftlar› ve lobiler bat› kanad›ndaki vierendeel
kuleler aras›na tespit edilmifltir.Tafl›y›c›lar›
kaplanm›fl yap›n›n strüktüründe, insanda
merak uyand›ran bir mant›k d›fl›l›k vard›r.
Bankan›n strüktürü de ayn› prensiple
çal›fl›r. Merkezi ask› tafl›y›c›lar, kompozit
çelik anakiriflten gelen yükleri ve metal
döflemeyi tafl›rken, d›fltaki ask› tafl›y›c›lar
k›smen daha hafif olan prefabrike servis
modüllerini ve merdiven ünitelerini tafl›r.
Merkezdeki dengelenmifl yük, iki düfley
çaprazlanm›fl kolonda, bir a¤ac›n
dallar›n›n gövdede neden oldu¤u gibi, bir
e¤ilme oluflturmaktad›r. Yükler yukar›daki
ask›lara ba¤lanarak ve oradan da çapraz
ba¤larla kolonlara ve yere iletiliyor gibi
görünmektedir. Kolonlarlar aras› 32 m. net
48 Say› 1, May›s 1999
aç›kl›k geçilmektedir (fiekil 15-16).
Rüzgârda ve depremde yanal rijitli¤in
sa¤lanmas› önemli bir konudur. Hong
Kong’da fliddetli kas›rgalardan duyulan
endifle depremlerinkinden fazlad›r ve
tasar›m› etkiler.
Mekânlar›n ileriye dönük esnek hale getirilmesi fikri binan›n tüm biçimini de belirlemifltir. Binan›n ileriye dönük bir büyüme
kapasitesinin oluflu, bitmemifllik hissi
veren hafif asimetrikli¤i ve üst katlar›n alt
katlara göre geride infla edilmeleri, yap›n›n
zaman içerisinde de¤iflimlere aç›k oldu¤u
fikrini yans›tmaktad›r. Prefabrike elemanlar kullan›lan yap›, gerekti¤inde ek katlar
ilâve edilebilecek durumdad›r
(Davery 1986:33-56).
Üstünde 36 kat bulunan atriuma gün
›fl›¤›n› getirmek arzusu yap›ya, ilginç bir
bulufl ve uygulama kazand›rm›flt›r. Bina
d›fl›nda yeralan bilgisayar kontrollü 480
adet cam aynadan oluflan "günefl küre¤i"
güneflin hareketine göre de¤iflim yaparak
›fl›nlar›, bina içinde atriumun tepesinde
kalan 225 alüminyum aynadan oluflan
sisteme yans›tmakta, bu sistem de atriumu
gizemli bir gün ›fl›¤› ile ayd›nlatmaktad›r.
Atrium ayr›ca bilgisayar kontrollü akustik
ve klima özelliklerine sahip, ›s›, ses ve
›fl›k denetimini yapmaktad›r. Y›ll›k gün
›fl›¤›n›n durumuna göre atriumun ›fl›k
ihtiyac› ayn› olmak üzere içeriye eflit miktarlarda da¤›t›lmaktad›r. Bu ›fl›kland›rma
sistemi dar aç›l› ve yüksek ›fl›kland›rma
kuvveti ile 52 m yükseklikteki yeri
ayd›nlatmaktad›r. Bu tesisin kuruluflu
Almanya’da gerçeklefltirilmifltir
(Davery, 1986:33-56).
Yap›n›n klima sisteminin so¤utulabilmesi
için bol miktarda suya ihtiyaç vard›.
Bunun denizden al›nan su ile çözülebilece¤i
düflünülerek, 11 m çap›nda, 50 m derinlikte
fiekil: 14
Hong Kong Bina’s›,
Vierendeel kuleleri
“High Tech” mimari
bir kuyu kaz›lm›flt›r. Bu kuyu 350 m.’lik
bir tünelle sahile ulaflt›r›lm›fl ve oradan,
yap›ya deniz suyu pompalanm›flt›r.
16
fiekil: 15
Lloyd’s Binas›’n›n servis kulesi
fiekil: 16
Hong Kong Bankas›’n›n
bina kesiti
Hong Kong bankas› özel bir duvar kaplamas›yla kaplanm›flt›r. Çeli¤in k›smen
seramik fiber tabaka ile "yang›ndan etkilenmez" bir hale getirilmesi gerekmifltir.
Düzgünlü¤ü koruyabilmek için ve binan›n
esteti¤i aç›s›ndan her kolon, kirifl, payanda
ve kafes kirifl köflegeninin alüminyumla
kaplanmas› gerekmifltir. Yap› sekiz dikme
ile ayakta durdu¤u için teoride mesnetler
aras›nda 60 mm.’lik sehimler olacakt›r.
Bunun da giydirme cepheye uyarlanmas›
gerekmifltir. Ayr›ca her katmanda günefl
k›r›c›lar›n oluflturulmas›, asansörleri ve
merdivenleri gizleyecek ›zgara duvarlar,
düz olarak kaplanacak servis modülleri,
10 katl› atriumun sonundaki genifl katedral
duvarlar› birer problem oluflturmaktayd›.
Astropikal iklimli Hong Kong için
al›fl›lmad›k flekilde, giydirme cephe çift kat
verniklenmifltir. Bunun sebebi de, bofllukta
15
as›l› delikli gümüfl jaluziler kullanma
iste¤inden çok ›s› kayb›n›n önlenmesidir.
Camlar›n d›fl kaplamas› 9 mm kal›nl›¤›nda
ve fleffaft›r, içte ise 5 mm. kal›nl›¤›nda ve
grimsi bir yeflil tonu uygulanm›flt›r .
Pencere temizli¤i ve rutin bak›m her bir
kattaki alüminyum ›zgara fleklindeki
yollarla yap›lmaktad›r. Konsollar,
Foster’›n metal eflya tasar›mlar›n›
hat›rlatan yuvarlak deliklerle delinmifltir.
Bunlar ön cephede önemli bir yer teflkil
etmektedir.
Binan›n d›fl yap›s›ndaki elemanlar›n
tasar›m› oldukça karmafl›kt›r. Örne¤in;
“katedral duvar›” denilen k›s›mlar iki
pencere aras›ndaki kedi yollar› ile desteklenmifltir. Servis modülleri alüminyum
panellerle kaplanm›fl, asansörler ve merdivenler yap› silikonu ile verniklenmifltir.
Binan›n do¤u ve bat› bölümlerinde
toplanm›fl, 139 tane tuvalet hücresi vard›r.
Say› 1, May›s 1999
49
Özlem Eflsiz/Aydan Özgen
Binada ba¤lant›lar› ve konumlar› itibariyle
birbirinden farkl› 7 tuvalet tipi bulunmaktad›r. Bunlar birbirlerine 2 ya da 3 katl›
çelik çerçevelerle yap›lm›fl kald›raçlarla
ba¤lanm›flt›r.
Foster ve grubu yükseltilen panel
döflemeyi icat etmemifl, ancak piyasadaki
kataloglarda bulunan standart sistemlerden
birini de tercih etmemifltir. Onlar
yap›mc›larla ortak bir çal›flmaya girerek
yeni bir sistem üzerinde çal›flm›fllard›r.
Döfleme sistemindeki ilk gereksinim
esneklikti fakat, bütün "esnek" planlar›n
da bir sürü kurallar› vard›. Bu nedenle,
›zgaran›n boyutlar› için yap›lan çal›flmalar
sonucunda 1200x1200 mm’lik boyutlara
karar verilerek, bu bölümlerde gerekli olan
esneklik sa¤lanm›fl ve ba¤lant›lar›n say›s›
azalt›lm›flt›r. Ancak bu ayn› zamanda standart panel konstrüksiyonun destekler
aras›nda uzanacak kadar güçlü olmad›¤›n›
ve çok fazla a¤›r oldu¤unu da göstermifltir.
Buna çözüm olarak da son zamanlarda
uçak yap›m endüstrisinde de s›kça
kullan›lan sa¤lam, hafif ve bükülebilir
olan alüminyum kullan›lm›flt›r.
1200x1200mm.’lik ebata sahip elektrikli
aksam, iletiflim ve havaland›rma için
oldukça genifl bulundu¤u için, çal›flma
masalar›n›n ve bölümlerinin rahat olmas›
için 600 mm x 600 mm’lik daha küçük
›zgaralar tercih edilmifltir. Havaland›rma
ç›k›fllar›, yak›n›ndaki insanlar› rahats›z
etmesin diye spiral fleklinde tasarlanm›fl,
bu da elektrik ve iletiflimle ilgili bir üst
tabaka elektronik ekipmanlar›n›n
kullan›lmas›na olanak vermifltir.
Toplam 52 kat› olan yap›n›n 47 kat› zemin
üstünde, 1 kat› zeminde ve 4 kat› da zemin
alt›nda yeralmaktad›r. Ayr›ca temel derinli¤i zemin alt›nda 34m2 ye kadar varmak-
50 Say› 1, May›s 1999
ta ve bu özelli¤i ile Hong Kong’taki en
derin yeralt› yap›s› durumunda olmaktad›r.
Bodrum katlar›n›n derinli¤i 18.8 m.’yi
bulmaktad›r. Yap›da 3500 ton alüminyum
kaplama, 1000 ton alüminyum döfleme,
32000 m2 isole edilmifl cam, 3000 km
elektrik kablosu kullan›lm›flt›r. Yap›da
kullan›lan strüktürel çeli¤in a¤›rl›¤›
37000 ton, di¤er çeliklerin a¤›rl›¤› ise
30000 tonu bulmaktad›r. Yap›n›n maliyeti
1.5 milyar DM’a malolmufltur. Bankan›n
verdi¤i paran›n yar›s› gümüfl renkli köprü
strüktürüne harcanm›flt›r(Lambot
1988:202, 245).
5. Sonuç
Gelece¤in yap›lar› olarak nitelendirilen ve
günümüzde giderek artan uygulamalar›
gözlenen High Tech yap›lar›n ortak
özellikleri afla¤›da verilmifltir:
Genelde, High Tech yap›lar bitmemifl
gibi gözükmekte ve ilave katlara olanak
verecek flekilde infla edilmektedir. Bu
yap›larda ana malzemenin çelik olmas›
genifl aç›kl›klar›n geçilmesine imkân
vermektedir.
Bu tür yap›larda kullan›lan malzemeler
makina endüstrisinde kullan›lan plastik,
metal ve cam malzemelerdir. Bu flekilde
makinay› oluflturan parçalar gibi bina da
birtak›m parçalara ayr›larak endüstrileflmektedir. “Aç›k sistem” diye nitelendirilen bu uygulamada, her parçan›n ayr›
fabrikalarda üretilip, binada yerine
tak›lmas› söz konusu olmaktad›r. Bunun
en önemli örne¤i, bileflenlerinin her biri
de¤iflik ülkelerde üretilmifl Hong Kong
Bankas›’nda görülmektedir.
Yap›lardan, de¤iflen ihtiyaçlar göz önüne
al›nd›¤›nda, zamanla de¤iflime imkân
verebilmesi istenmektedir. Mekânlar›n
“High Tech” mimari
servis, asansör veya merdivenlerle
bölünmemesi için bunlar yap›n›n d›fl›na
al›nm›fllard›r. Bu flekilde yap›ya hem
makina esteti¤i verilmifl hem de mekâna
esneklik sa¤lanm›flt›r. Yap›n›n d›fl›na
al›nan servis modülleri de fabrikada
üstün teknoloji ile üretilerek binada
yerine monte edilmektedir. Bu flekilde
h›zla geliflen teknoloji sonucunda,
zamanla özelli¤ini yitiren ve çabuk
ar›zalanan modüller yap›ya zarar
vermeden kolayca yenileri ile de¤ifltirilebilmekte, eskileri de de¤iflik yerlerde
tekrar kullan›labilmektedir. Bu da yap›
teknolojisinin önemli yeniliklerinden
birisidir.
Burada esaslar› verilen High Tech
ilkelerinin küreselleflmenin yaratt›¤›
olanaklar kapsam›nda çok yak›n bir gelecekte ülkemizde de uygulanmas›
kaç›n›lmaz görünmektedir l
KAYNAKÇA
Anon, (1986) “Lloyds of London” , Baumeister, Kas›m.
Buchanan P. (1986) "Machines for Working in",
Architectural Review, Ekim.
Ça¤lar, N., Utkutu¤, Z. (1995) "Mimarl›kta Ça¤›n Ruhunu
Yakalamak:Yüksek Teknoloji Yap›lar›", Bina
Yap›m›nda Güncel Yaklafl›mlar Sempozyumu,
MSÜ, ‹stanbul.
Davery, P. (1986) "Hong Kong Bank", Architectural
Review, Nisan.
Davies, C. (1991) High Tech Architecture, Verlag Gerd
Hatje, Stuttgart.
Eflsiz, Ö. (1997) ‹leri Teknoloji Yap›lar› ve Uygulama
Örneklerinin ‹ncelenmesi, Yay›nlanmam›fl
Yüksek Lisans Tezi, MSÜ Fen Bilimleri
Enstitüsü, ‹stanbul.
Jencks C. (1990) The New Modern, Academy Edition,
Londra.
Jenks C. (1988) Architecture Today, Academy Editions,
Londra.
Kulaks›zo¤lu, E. (1995) "Mimarl›kta ‹leri Teknolojiler",
Bina Yap›m›nda Güncel Yaklafl›mlar
Sempozyumu, MSÜ, ‹stanbul.
Lambot, I. (1988) Norman Foster Associates, Buildings
and Projects, Cilt: 1-2-3, Enst, Sohn, Hong
Kong.
Okutan, M. (1998) "Modern Ofis Binalar› ve Yap›
Teknolojisi Uygulamalar›", Arredamento
Dekorasyon, Nisan.
Ökten, S. (1995) "High Tech Kavram› ve Ülkemizdeki
Uygulama Olanaklar›", Bina Yap›m›nda
Güncel Yaklafl›mlar Sempozyumu, MSÜ,
‹stanbul
Özgen, A., (1995) “Güncel ve Gelecek Yaklafl›mlar:
Binalar›n Yeni Ça¤›”, Bina Yap›m›nda Güncel
Yaklafl›mlar Sempozyumu, MSÜ, ‹stanbul.
Russel F. (1985) Richard Rogers Architects, Academy
Editions, Londra.
Türel, G. (1995) "Yüksek Teknoloji Binalar›n›n Kent ‹çinde
ve D›fl›nda Konut Olarak Kullan›lmas›n›n
Getirdi¤i Problemlerin Belirlenmesi ve Çözüm
Örneklerinin Gelifltirilmesi", Bina Yap›m›nda
Güncel Yaklafl›mlar Sempozyumu, MSÜ,
‹stanbul.
Zunz, J., Glover, M. (1986) "The Hong Kong and Shangai
Bank Project", Lynn S. Beedle(der.) Advances
in Tall Buildings, Van Nostrand Reinhold
Company, New York.
Say› 1, May›s 1999
51
Download

88 | 89 |