Din hizmeti, nebevî bir hizmettir.
Yeryüzünün ilk din muallimleri
ve hizmetlileri peygamberlerdir.
Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e
O’ndan sonra bugüne kadar
Her zaman ve şartta insanlara dini
öğreten kişiler olmuştur.
Bu görev, bugün bize ve size emanettir.
İnsanlıkla yaşıt bir alanda görev
yapıyoruz.
İnsanlıkla yaşıt bir alanda görev yapmak
demek;
İnsanlığın bütün tarihsel süreçlerinden de
haberdar olmak, üstelik de bunu felsefi
boyutta ifade etmek, bugüne taşımak ve
yarına götürebilmek demektir.
Entellektüel olmadan, insanlık tarihine
ilgi duymadan din görevlisi olamayız.
1. GÜVENİLİR
A. UZMAN
- Alan Bilgisi
- Pedagojik Formasyon
- Genel Kültür
B. SAMİMİ
2. ZARİF
- Giyim-Kuşam-Duruş
- Kişisel Bakım
- Tevazu ve Vakar
- Âdâb-ı Muaşeret
- Sosyallik
Din hizmetinde temel ilke
Muhataba değer vermek,
Ona sevgi ve merhametle
yaklaşmaktır
ِ
‫يص‬
‫ر‬
‫ح‬
‫ُّم‬
‫ت‬
‫ن‬
‫ع‬
‫ا‬
‫م‬
‫ه‬
‫ي‬
‫ل‬
‫ع‬
‫يز‬
‫ز‬
‫ع‬
‫م‬
‫ك‬
‫س‬
‫ف‬
‫َن‬
‫أ‬
‫ن‬
‫م‬
‫ول‬
‫س‬
‫ر‬
‫م‬
‫ك‬
‫اء‬
‫ج‬
‫د‬
‫ق‬
‫ل‬
ٌ
ُ
ِّ
َ
َ
ُ
ُ
ْ
َ
َ
َ
َ
ٌ
ْ
ٌ َ ْ َ ْ
ْ
َُ ْ َ
ِ
‫يم‬
ٌ ‫ني َرُؤ‬
َ ‫َعلَْي ُكم بالْ ُم ْؤمن‬
ٌ ‫وف َّرح‬
Andolsun size kendi içinizden öyle bir peygamber
geldi ki, Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir,
üstünüze titrer, inananlara karşı gayet
merhametli ve şefkatlidir.
[Tevbe 9/128.]
Hz. Ali anlatıyor
“Rasulullah, birlikte oturduğu kimselerin
seviyelerine göre her birinin hal ve hatırlarını
sorarak onlarla yakından ilgilenirdi.
Ashabına öylesine candan davranırdı ki, onunla bir
arada bulunan kimselerin hepsi de, Hz.
Peygamber’in yanında en değerli
insanın kendisi olduğunu sanır, onu
yakın bir dost olarak görürdü.”
[Tirmizî, eş-Şemâil]
Din Görevlisi
Yaptığı işin değerini bilir
ABDULLAH AZMİ HOCA
(Eskişehir Reşadiye camii imam-hatibi)
1930-1935 yılları arasında
Hanımı evde
: 53
Kendisi camide : 40 hafız yetiştirmiş
(1930 cami basılır)…
“Yarın Yevm-i Kıyamette bu siyahlıklar senin için
nur olacak ve sana şehâdet edecektir evlat!”
HARUN SOYDAŞ (1924-2011)
Bursa Ulu Camii- Emir Sultan Camii imam-Hatibi
Kaz meselesi…
Köyde hâfızlığımı tamamladıktan sonra babam beni “hıfzımı daha da ilerletmem
için” İstanbul’a götürmek istediğinde akrabalarımızdan Kütükçü Cemal olarak bilinen
kişi babama:
“Şakir, nereye gidiyorsun?” diye sordu. Babam: “Oğlanı İstanbul’a hâfız kursuna
götürüyorum,” dedi. Bunun üzerine Kütükçü Cemal: “Şakir, senin zeki bir tek oğlun
vardı, onu dilenci mi yapmak istiyorsun?” dedi.
Babam: “Sen bu davadan bir şey anlamazsın. Bir gün gelir de senden bir şey
isterse, bir şey verme!..” dedi. Ben gittim, okudum ve Allah’ın izni ile kendimi bu
sahada geliştirdim.
Ve bir gün geldi, Kütükçü Cemal’in karısı öldü. Mevlit okumam için beni
çağırdılar. Ben: “Gitmem” dedim. Fakat babam beni zorla gönderdi. Gönderirken de:
“Sana para veya herhangi bir şey vermek isterse, kesinlikle alma…” diye de ısrarla
tenbih etti. Mevlidi okudum. Ayrılırken Kütükçü Cemal bana bir zarf vermek istedi.
Ben ise almadım. Ben o anda dilenci konumuna düşmedim. Ama o benim
karşımda ezildi…
“Hafız Harun Hoca, ilimde de, ahlakta da örnek bir şahsiyetti. Ömrü Kur’ân’la
geçen hocanın, vefat anları da öyle oldu. Son anına kadar, hep talim esnasında
yaptığı el işaretlerini yaptı. Vefat ederken, 4 elif miktarını işaret etti
parmaklarıyla…”
Vefat ettiğinde 60 civarında kız öğrenciye Kur’an okutuyordu.
Din Görevlisi
İşini severek yapar,
samimi ve idealisttir
‫َوقُل َّر ِّب َأ ْد ِّخلْ ِِّن ُم ْد َخ َل ِّص ْد ٍق َو َأ ْخ ِّر ْج ِِّن ُمخ َْر َج ِّص ْد ٍق َوا ْج َعل ِّّل‬
‫ِّمن َّ َُّل َنك ُسلْ َطاًنا ن َِّّص اريا‬
De ki: Ey Rabbim, (girişeceğim her işe) doğruluk ve samimiyetle
girmemi; (Bırakacağım her işten de) doğruluk ve samimiyet göstererek
çıkmamı sağla. Ve bana katından destekleyici bir güç, bir tutamak
bahşet!
[İsra 17/80]
“Bir talebenin yetişmesi
için bin münafığın
kahrını çekerim!”
Hacıveyiszade
Mustafa Efendi (Kurucu)
(1889-1960)
Yar için ağyara minnet ettiğim
aybeyleme
Bağıban bir gül için bin hare
hizmetkar olur
Emniyette ifade vermak için beklerken
Hasan Şimşek
(Hoca Dayı) Boyabat-Sinop
42 yıllık görevinde hiç resmi
izin kullanmamış
40 yıl hatimle teravih
kıldırmış
Camide en geç 15 günde bir
mukabele okuyarak hatim
yapmış.
Din Görevlisi
Sosyal ilişkilerde
hoşgörülü ve yapıcıdır
Mahir İZ (1895-1974)
Allah’ın ve Rasulünün istediği müslüman, cami içinde
anlaşılmaz...
Müslümanın hakiki ölçüsü cami dışındaki,
muamelatından meydana çıkar.
Hâfız Hasan Akkuş (1885-1972)
Bize bir kaside oku hocam….
Gönenli Mehmet Efendi (1901 -1991)
 Denizli Hapishanesi
 Hacı Bayram Kaftani Camiinde talebe sayısı
700-800 çıkmış. Nuri Topbaş’ın çocukları
 Seksen beş yaşında haftada 30 vaaz
Din Görevlisi
Tevazu ve nezaket
sahibidir
Din Görevlisi
 İmkansız gibi görüneni, mümkün
 Mümkünü, kolay
 Kolayı da, zarif ve zevkli yapmaya çalışır.
Yumuşak davranamayan kimse bütün
hayırlardan mahrum kalır
[Müslim, Birr 74-76]
Mehmet Rüştü Aşıkkutlu
[1901-1980]
Kara lastik
Ormanda öğrencileriyle
Ayşe halanın ekmek
Ali Ulvi Kurucu anlatıyor:
Yıl 1932... Konya alimlerinin bulunduğu bir davete gitmiştik
dedemle. Yemekte Konya’nın o zamanlar en meşhur vaizi
Aksekili Mehmed Efendi de vardı. Sert bir zat idi.
Dedem her zamanki gibi sofradaki ekmek kırıntılarını topladı.
Bunun üzerine hoca efendi yüksek bir sesle:
“Hacı Veyis Efendi! Bırak canım, herkes döktüğü ekmeği
kendi toplasın. Sofranın huzurunu kaçırma” diye çıkıştı.
Hacı Veyis
Ertesi gün dedem komşulardan gelmiş bir tas yoğurdu
Efendi
görünce nineme dedi ki:
(1858-1935)
Yahu hanım, şu yoğurdu bir çıkıya bağlasan da, Aksekili
Hoca’yı gücendirdik, götürsem de barışsam hoca ile.”
Yoğurdu götürdük, hoca efendi kapıyı açtı. Dedem dedi ki:
Efendim komşulardan yoğurt gelmiş. Boğazımdan geçmedi,
size getirdim”
Aksekili hoca coştu, gözyaşları ile: “Hacı Veyis Efendi,
sen beni her yerde geçtin, nedir bu kemâlat ya
hu. Nedir bu ahlâk-ı Peygamberi” diye dedeme
sarıldı. Birlikte ağlaştılar.
Din Görevlisi
Problem üretmez
problem çözer
Peygamber efendimizin;
• Camiyi kirleten bedeviye tavrı
• Ramazanda eşine yaklaşan kişiye tavrı
Seleme veya Süleyman b. Sahr , Köle, peşpeşe 60 oruç, 60 fakir…bir sepet hurma
"Sizin
yanınızda dar görüşlülük ve anlayışsızlık, Resûlullah
(s.a.s)’ın yanında ise hoşgörü ve güzel anlayış buldum.”
• Zina için izin isteyen gence tavrı
• Hurmayı taşlayan çocuğa tavrı
1950’li yılların başında, astsubay olan
Hekimoğlu İsmail, Ömer Nasûhi Bilmen’i
makamında ziyaret eder. O tarihte yeni namaza
başlamanın heyecanı içindedir. Hocaya şu
soruyu sorar:
-Hocam, görevim gereği beş vakit namazı tam
olarak ve zamanında kılamıyorum. Acaba
eğitim sırasında, namazı ima ile kılmam caiz
olur mu?
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen, bu soru karşısında çok
duygulanır ve gözyaşları içinde:
- Kıl evladım, kıl. Allah kabul etsin… Sen o
halde bile, namaz derdinde olursun da, Allah
senin namazını kabul etmez mi? Hem de senin o
namazın benim namazımdan daha sevaplı olur
der.
(1882-1971)
Din Görevlisi
Serdengeçtidir
Hüsrev (Aydınlar) Efendi 1884-1953
Ders tatil edilmez.”
"
Ölümünden üç gün evveline kadar
derse devam etti. En son gittiğimizde
kitabı tutacak hali yoktu ve eli
titriyordu. Biz dedik ki 'Hocam artık
bırakalım. İyi olduktan sonra derse devam
ederiz.'
Hoca o zaman ağlayarak kitabı bıraktı
ve ellerini açtı ve dedi ki :
Ya Rab. Sen şahit ol. Ben
bırakmadım. Bana bıraktırdılar.”
“
Talebesi merhum Mahmud Bayram hoca şöyle anlatmaktadır:
“Hocam Hüsrev Efendi'nin kızı hastalanmıştı. Kullanacağı ilaç o
günün parası ile 60 lira idi. Hoca'nın maddi durumu müsait
değildi, alamadı. Çocuk hastalıktan kurtulamadı, vefat etti.
Hoca, kızının öldüğü gün derse geldi. Mezarlığa, dersi bitirip gitti.
Mezarlıktan döndükten sonra da yine derse geldi. Üzgündü.
Gözlerinden yaşların süzüldüğünü görüyorduk. Dersi tatil etsek mi,
diye soracak olduk."Yok" dedi. "Ders tatil edilmez.”
Bir talebesi anlatıyor: “Vefat ettiği 1953'e kadar ondan ders almaya
devam ettik. En son Çengelköy'de oturuyordu. Ölümünden üç
gün evveline kadar derse devam etti. En son gittiğimizde kitabı
tutacak hali yoktu ve eli titriyordu. Biz dedik ki 'Hocam artık
bırakalım. İyi olduktan sonra derse devam ederiz.'
Hoca o zaman ağlayarak kitabı bıraktı ve ellerini açtı ve dedi ki
'Ya Rab. Sen şahit ol. Ben bırakmadım. Bana
bıraktırdılar.”
Müftüler vukûattan
Vaizler tulûattan
İmamlar zuhûrattan
Din Görevlisi
Vakûr ve heybetlidir.
Dengelidir.
Abdurrahman Gürses 1909-1999
“Bu zâtlara bu kadar i'zâz etmezsek ehl-i
Kur'an'a himmetlerini ve yardımlarını temin
edemeyiz?”
“Biz buraya arz-ı hal etmeye geldik, arz-ı
endam etmeye gelmedik”
Teşvikiye’deki evinden Sultan Ahmet’e
kadar belediye otobüsüyle gelip; oradan
Beyazıt Camii’ne taksiyle gelir…
Hac Yolculuğunda masrafını karşılayan
zata karşı tavrı…
Din Görevlisi
Azimli ve gayretlidir
Polis camiyi basar, İbrahim Hoca (Kurucu)
yalvarır:
- “Lütuf buyurun beyefendi, lütuf buyurun”
Yuvasını korumaya çalışan bir kuş gibi
çırpınıyordu:
- “Beyefendi istirham ederim. Bakınız daha
sabah ezanı okunmamışken, ben rahat evimi
bırakıp gelmişim. Bu yavrular ilim için, sıcak
yataklarından kalkıp, karanlıkta buraya
geliyorlar. Bunları kaldıran, giydiren,
gönderen anaları düşünün, Onların Kur’an’a
olan aşklarını düşünün. Bende evimde oturup
rahat ederim. Daha evimde bir kahvaltı
etmiş adam değilim. Sadece ismini
duyarım, kahvaltı nedir bilmem…”
OKUNACAK KİTAPLAR
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
Diyanet, Kur’an-ı Kerim Meali
Diyanet, Kur’an Tefsiri (6 cilt)
Diyanet, İslam İlmihali (2 cilt)
Ahmet Cevdet Paşa, Kısâs-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa
Muhammed Hamidullah, İslâm Peygamberi (2 cilt)
M. Yusuf Kandehlevi, Hayatü’s-Sahâbe (Hadislerle Müslümanlık)
Diyanet, Riyazü’s-Salihîn (şerhli) (3 cilt)
1. M. Asım Köksal, İslam Tarihi (18 Cilt)
2. Osman Turan, Selçuklular ve İslamiyet
3. Ahmet Cevdet Paşa, Osmanlı Tarihi (2 cilt)
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar (4 cilt)
Hüseyin Yorulmaz, Bir Neslin Öncüsü Celal Hoca
Mustafa Özdamar, Hacı Veyiszâde
Ahmet Muhtar Büyükçınar, Hayatım İbret Aynası
İzzet Ay, Gönenli Mehmet Efendi
Mahir İz, Yılların İzi
Hatırlanmaya değer olan;
Başkalarının hayatına kattığımız
olumlu farklardır.
Başarılar Dilerim …
Bir Muallim Olarak Hz. Peygamber;
1. Emin ve güvenilirdi
2. Çok seviyor ve seviliyordu
3. Samimiydi
4. Adildi
5. Hoşgörülü ve bağışlayıcıydı
6. Mütevazıydı
7. Muhataplarına değer verirdi
8. Fizik görünüş, giyim kuşam ve temizliğe özen
gösterirdi
9. Anlaşılır ve Etkileyici Konuşurdu
10. Coşkuluydu
11. Azimli ve Sabırlıydı
12. Cömertti
13. Sözleriyle davranışları tam bir uyum içindeydi
14. Herkesin seviyesine göre davranır, bireysel
ayrılıklara önem verirdi
15. Mesajını aklı ve duyguları harekete geçirecek
şekilde doğru, açık, net ve anlaşılır bir biçimde
sunar, zaman ve ortam faktörünü gözetirdi
16. Öğretimde tedricilik ilkesine uyardı
17. İnsanların zayıf yaratılışından hareketle kolaylık
yolunu tercih eder, güçlük çıkarmazdı
18. Öfke ve şiddete yer vermezdi
19.Hayat Boyu Eğitime önem verirdi
20. Örneklik ve yaparak-yaşayarak öğretim yöntemine
önem verirdi
21.Düşündürerek öğretirdi
22. Kendisine soru sorulmasına daima açıktı, fakat
cevabı konusunda tereddüt yaşadığında cevap
vermeyip vahyin gelmesini beklerdi. Dinleyenlerin
dikkatini çekmek ve ilgilerini artırmak için kendisi de
soru sorardı
23. Bir konuyu iyice öğretmeden diğerine geçmezdi
24.Konuyu örneklerle ve benzetmelerle, gerekirse jest
ve mimikleri de kullanarak, hatta şekil çizerek
sunardı
25. Lüzumu halinde tekrardan kaçınmaz, önemli
konuları üç kez tekrarlardı
26. Sadece bilmediği değil, bildiği konularda bile
uzmanlarla istişare ederdi
27. Eleştirirken şahsiyet yapmaz dolaylı anlatımla mesaj
verirdi
Download

Slayt 1