Gıdada Bilgi Kirliliği ve Bilimsel Gerçekler Paneli
12 Kasım 2014 tarihinde
Ankara Üniversitesi Rektörlüğünde Düzenlendi
Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü tarafından düzenlenen “Gıdada Bilgi Kirliliği
ve Bilimsel Gerçekler” toplantısı, 12 Kasım Çarşamba günü Rektörlük 100. Yıl Toplantı Salonu’nda
gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan Gıda Güvenliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nevzat
Artık; medyada gıda konusundaki bilgi kirliliğine dikkat çekerek; gereksiz ve yanlış bilgilerle “bilgi
obezitesi” olan toplumun, bilimi temel alan “bilgi diyetine” ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Günümüzde medya aracılığı ile istenilen bilgiye istenilen zamanda ulaşabildiğini belirten
Prof. Dr. Artık, “Kuşkusuz bilgiye bu kadar kolay ve hızlı bir şekilde ulaşmak zamanın verimli
kullanılması açısından çok önemli bir rahatlıktır. Ancak bunun yanında, yanıltıcı birçok bilginin kitlelere
ulaşması da hem tehlike doğurmakta hem de bilgi obezitesine yol açmaktadır.” dedi.
Besleyici değeri yüzyıllardır bilinen et, süt, yumurta ve yoğurt gibi gıdalar hakkındaki yanlış
bilgilendirmelerin, ülkemizde zaten yetersiz ve dengesiz beslenme alışkanlığı olan halkımızın daha
fazla beslenme sorunlarıyla karşı karşıya kalmasına zemin hazırladığını vurgulayan Prof. Dr. Artık, bu
nedenle medyaya, sivil toplum kuruluşlarına ve üniversitelere büyük görevler düştüğünü ifade etti.
“Kirlilik bütün alanlara yayılmış durumda”
“En önemli kirlilik bilgi kirliliğidir” diyen Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş de
açış konuşmasında şunları vurguladı:
Gıda ile ilgili bilmeden, araştırmadan, konunun uzmanı olmadan konuşan çok. Çünkü bilgi
teknolojileri hızla büyüyor ve bu araçlarla bilgi yanıltması yapan önemli bir kesim karşımıza çıkıyor. Bu
yüzyıl bir pazarlama yüzyılı. Bu pazarın temelini de bilgi, bilişim ve iletişim oluşturuyor. Ama en önemli
yönetim, algı yönetimidir. Algıyı yönetmezseniz daha ilk adımda kaybediyorsunuz demektir.
Toplumumuz da araştırma sorgulama çabasına girmeden duyduklarıyla hayatını idame ettiriyor ve
bunu yayıyor. Gıda çok önemli bir unsur ve güvenli gıdaya mutlak ulaşmamız lazım. Bu bağlamda
üniversite, STK, kamu yöneticileri, siyasetçilere ve yerel yönetimlere büyük iş düşüyor. Yanlış algı ve
yanlış bilgiye karşı bilimsel silahlarımızı ortaya çıkarmalıyız. Bu da doğru bilgiyi paylaşmakla
gerçekleşir.”
“Doğru bilgiyi tüketiciye ulaştırmamız lazım”
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil de
konuşmasında gıdada yanlış ve kasıtlı haberlerin sıkça medyada yer aldığını kaydetti. Kamu olarak
pek çok konuda her türlü eleştiriye açık olduklarını ifade edenPakdil, “Ama biri çıkıp, bir tavuk günde 3
kere yumurtlatılıyor diyorsa, kimse kusura bakmasın buna saygı duyamayız. Böyle bir şey olamaz.
Aklımıza bunun kasıtlı yapıldığı düşüncesi geliyor. Buna medyanın da izin vermemesi lazım. İnsanların
yediği içtiği ile kavgalı hale getirilmesi doğru değil.” dedi.
“Gıdalar üzerindeki haksız algıları tersine çevirecek bir çaba içerisinde olmamız gerekiyor”
diyen Pakdil, bu noktada doğru bir strateji geliştirilmesi ve doğru bilginin tüketiciye ulaştırılmasının
önemli olduğunu belirtti.
Açış konuşmalarının ardından Dr. Nihat Pakdil moderatörlüğünde bir panel gerçekleştirildi.
Panele; ASÜD Genel Sekreteri Dr. İsmail Mert, BESD-BİR Başkanı Dr. Sait Koca, SET-BİR Başkanı
Zeki Ilgaz, A.Ü. Tıp Fakültesi Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim
Dalından Prof. Dr. Hakan Akbulut, Gazeteci Yazar Ahmet Dirican ve Prof. Dr. Nevzat Artık katıldı.
“Ortak akılda buluşmalı ve harekete geçmeliyiz”
Konuşmasına AB, dünya ve Türkiye’de sanayiye giden süt verileri ve karşılaştırmasıyla
başlayan Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Genel Sekreteri Dr. İsmail Mert,
dünyada üretilen çiğ sütün ortalama yüzde 54’ünün sanayiye gittiğini Türkiye’de ise sanayiye giden süt
oranının yüzde 43’lerde kaldığını söyledi. AB’de sanayiye giden süt oranının yüzde 95, ABD’de ise
yüzde 99 olduğuna dikkat çekti.
İsmail Mert, sanayiye gitmeyen sütlerin merdivenaltı işlendiğini ve böylece nerede nasıl
üretildiği belli olmayan sağlıksız ürünlerin tüketiciye ulaştığını kaydetti.
Gıda sağlık ilişkisine ilişkin haberlerin hemen her gün medyada yer aldığını vurgulayan
Mert, “Bilim dışı değerlendirmeler çok bileşenli bir sağlık konusu olan gıda güvenliğinde öncelikleri
değiştirip toplumun dikkatini gerçek risklerden uzaklaştırdığı için toplum sağlığına zarar vermektedir.”
dedi.
Temel sorunun bilgi kirliliği olduğunu söyleyen ASÜD Genel Sekreteri, bilgi kirliliği üzerine
oluşturulmuş mitlerin, tüm dünyada insanların bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik halini tehdit ettiğini
sözlerine ekledi.
Gıda konusunda gerçek ile algı arasında fark olduğunu da kaydeden Mert, olumsuz, yanlış
ve kasıtlı haberlere karşı ASÜD olarak aksiyon aldıklarını belirterek; hem sektörün hem de tüketicinin
zarar görmemesi için ortak akılda buluşulması ve bir an önce harekete geçilmesi çağrısında bulundu.
“Bilim adamlarını dikkate almıyorlar, aksine suçluyorlar.”
Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği (BESD-BİR) Başkanı Dr. Sait Koca
da kanatlı sektörünün bilgi kirliliğine en fazla maruz kalan sektörlerden biri olduğunu söyledi.
Bilgi kirliliğinin önlenmesinde uzman kişilerden oluşan bilim kurullarının kurulmasının
yararına inanıyoruz. Bakanlığın sitesinde yayınladığı tavuk ürünleri hakkında doğru bilinen yanlışlar
hakkında bilgi yayınlaması bizi memnun etti. Bakanlığın hazırladığı kamu spotu da bizim için önemli,
başta Bakan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.
Sosyal medya da dahil olmak üzere yazılı ve görsel işitsel basını izlemeye aldık. Her türlü
bilgiyi takip ediyoruz. Her üç ayda bir algı araştırması yaptırıyoruz. Tüketicinin nabzını tutuyoruz. Her
geçen gün araştırma sonuçlarının iyiye gittiğini sevinerek görüyoruz.”
“Gerçek tehlike göz ardı ediliyor.”
Gıda güvenliği konusunda yaşanan bilgi kirliliği nedeniyle tüketicilerin gerçek tehlikeyi göz
ardı ettiklerini belirten Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı Zeki
Ilgaz, görsel ve yazılı basında yapılan yanlış ve eksik bilgilendirme faaliyetleri ile spekülatif
açıklamaların, zaten düşük olan hayvansal protein tüketimini daha da azaltarak istenmeyen sağlık
problemlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabileceğini kaydetti.
“Gıdaların insan sağlığına olası etkilerinin saptanması, değerlendirilmesi, ancak değişik
disiplinlerden üye bulunduran uzmanlar topluluğunun birlikte yapacağı bilimsel çalışmalar sonucunda
ortaya konmalıdır.” diyen SETBİR Başkanı Ilgaz, şu önerilerde bulundu:
“Gıda riskleri ile ilgili bilgilendirmeler bilimsel temelli olmalıdır. Gıda ile ilgili olası riskleri
paylaşacak, risklerin değerlendirmesini yapacak güçlü, bağımsız, güvenilir bir bilim kurulunun
oluşması sağlanmalıdır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan denetimlerde
olumsuz çıkan sonuçların paylaşım yöntemleri, tüketici güveni ve algısı açısından son derece
önemlidir. Yapılan açıklamalar yanlış algılara yol açmamalıdır. Bu konularda usul ve esaslar net bir
şekilde belirlenmelidir ve ilgili yönetmelik bir an önce çıkartılmalıdır.
Bilgi kirliliğini ortadan kaldıracak kamuoyu bilgilendirme faaliyetleri başlatılmalı ve düzenli
bir şekilde sürdürülmelidir. Görsel ve yazılı yayınlarla bilgi kirliliğine yol açan kişi ve kurumların
yaratacağı haksız ve yıkıcı etki yasal düzenlemelerle engellenmelidir.”
“Gıdalar ve kanser gelişimi arasında bağlantı yok”
Medyada sıkça yer bulan gıda ve kanser ilişkisi üzerine bir sunum yapan A.Ü. Tıp Fakültesi
Cebeci Araştırma ve Uygulama Hastanesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Hakan Akbulut
ise bugüne kadar alkol dışında yiyeceklerle kanser gelişimi hakkında bir bağlantı gösterilemediğini
belirtti.
Prof. Dr. Akbulut, gıdalar ve kanser ilişkisi konusunda yanlış bilinenlere de değindi:
“Kırmızı et ve işlenmiş et ürünlerini normalden fazla tüketenlerde barsak ve mide kanseri
riski daha sık görülmekte. Ancak bu, et ve işlenmiş et ürünlerinin kansere yol açtığını göstermez.
Ayrıca Et tüketiminin ülkemizde normale göre az olduğu bilinmekte. Bununla birlikte Mangal, barbekü
ve ızgara, kanser riski açısından en sağlıksız pişirme şeklidir. Bu şekilde pişirilen ürünlerde, kanser
yapan kimyasal maddeler meydana gelir.
Katkı maddeleri de sıkça suçlanmakta. Gıdalara eklenen katkı maddelerinin yasal olarak
kullanılmasına izin verilen dozlarda kanser riskini arttırdığını gösteren bir kanıt yoktur. Bunlarla ilgili
sürekli araştırmalar yapılmaktadır. Burada önemli olan, denetlemedir.
Gıdalara dayanıklılığı arttırmak amacıyla değişik katkı maddeleri eklenmektedir. Bunların
hepsinin zararlı olduğu söylenemez. Örneğin, besinlerde zararlı mikroorganizmalar küf vb. mantarların
üremesini engelleyen katkı maddeleri, gerçekte kansere karşı koruma sağlamaktadır.
Obezite ve alkol dışında diyetin kanser riskini kesin azalttığını gösteren spesifik bir kanıt
yoktur. Fakat sağlıklı bir diyet, kanser riskini ve kalp hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalık
riskini azaltabilir.”
Panel konuşmacılarından Gazeteci-Yazar Ahmet Dirican da haberlerin üretim sürecini ve
bu süreçte karşılaşılan zorlukları anlattı. Panelin son konuşmacısı Prof. Dr. Nevzat Artık gıda ve
meyve suyunda bilgi kirliliği üzerine bir sunum yaptı.
Download

Gıdada Bilgi Kirliliği ve Bilimsel Gerçekler Paneli Bilgi Notu