ZIRH
ni Keþfedilen Proto-Bulgar Kitabesi” (trc. Firuze
Preyger), TTK Belleten, XI/43 (1947), s. 541-557;
A. Rahman Zaky, “Islamic Armour an Introduction”, Gladius, II, Madrid 1963, s. 69-74; Abdulhalik Bakýr, “Ortaçað Ýslam Dünyasýnda Madenler
ve Maden Sanayi”, TTK Belleten, LXI/232 (1998),
s. 520-595; a.mlf., “Ortaçað Ýslam Dünyasýnda
Deri, Tahta ve Kâðýt Sanayi”, a.e., LXV/242
(2001), s. 75-160; Metin Yýlmaz, “Emevi ve Abbasi Dönemi Resmi Kýyafetleri”, Ondokuz Mayýs
Üniversitesi Ýlâhiyat Fakültesi Dergisi, sy. 2627, Samsun 2008, s. 237-250; Ersin Teres, “Orta Türkçede ‘Zýrh, Kalkan’ Anlamý Taþýyan Bazý
Sözcükler”, Turkish Studies, IV/3 (2009), s. 21122118; J. W. Allan, “Armor”, EIr., II, 483-489; Abdurrahman Küçük, “Câlût”, DÝA, VII, 38.
ÿAydýn Usta
Türk Devletlerinde. Zýrh Osmanlý kaynaklarýnda cebe ve cevþen adýyla geçer ve
genelde bu iki kelime birlikte kullanýlýr. Cebe zýrh anlamýna gelmekle beraber Cebeci Ocaðý ordunun silâh ihtiyacýný karþýlayan
askerî sýnýfýn adýdýr. Cebeci ise zýrh / silâh
imal ve temin eden kimsedir. Zýrh, savaþçýnýn düþman tarafýndan gelebilecek bir
saldýrýya karþý kendini ve bindiði hayvaný
korumak amacýyla giydiði veya kuþandýðý giysidir. Erken çaðlardan itibaren bazan
hayvan postu, bazan deri veya aðaç kabuklarýndan omuzluk, kolluk, baldýrlýk gibi zýrh parçalarý kullanýlmýþtýr. Savaþçý bir
yandan kendini korumak için geliþtirdiði
zýrh parçalarýný kuþanýrken atý için de zýrh
tedarik etmiþtir. Zýrh yapým malzemesi
olarak baþlangýçta ahþap, post, deri ve keçe gibi materyal kullanýlýrken maden sanatýnýn geliþmeye baþlamasýyla birlikte madenî zýrhlar devreye girmiþtir. Bugün akla
gelen ilk zýrh biçimi metal ve özellikle demir ve çelik zýrhlardýr. Metal zýrhlarýn ilk
örnekleri Ýskitler ve Hunlar dönemine kadar gider. Kazakistan’ýn Almatý þehri yakýnlarýnda Isýk / Esik kasabasýnda bulunan,
milâttan önce IV. yüzyýla ait bir Hun kurganýnda ortaya çýkarýlan genç bir erkek
cesedi üzerindeki zýrh en gösteriþli ve en
eski metal zýrh örneði kabul edilir; dünya
literatüründe “altýn elbiseli adam” olarak
geçen erkek cesedi ve üzerinde altýn bir
zýrh kaftan, zýrh çizme ve baldýrlýk ile miðfer bulunur. Bu zýrh küçük metal levhalarýn bir kumaþ üzerine aplike edilmesiyle
üretilmiþtir. Levhalarda yüksek kuyumculuk iþçiliðinin eseri motif ve figürler yer alýr.
Altaylar bölgesinde Hun dönemine ait Berel buluntularý ile Oms ve Ýrtiþ havzasý buluntularý arasýnda demir zincir örme zýrh
parçalarý ve zýrh plakalarý büyük yer tutar.
Çin kaynaklarý, Yenisey Kýrgýzlarý’nýn ahþaptan yapýlmýþ zýrhlý elbiselerinin olduðunu
394
ve atlarýna da bu tip zýrhlar giydirdiklerini
kaydeder. Milâttan önce I. yüzyýla tarihlenen Tüekta I kurganýnda Kýrgýzlar’ýn kullandýðý þekilde tahtadan zýrh parçalarý,
omuzluk, göðüslük, kolçak ve baldýrlýk parçalarý bulunmuþtur. Zincir örme ve zincir
örme üzerine metal plaka takviyeli zýrhlarýn Hun döneminden itibaren kullanýldýðý
ve bu zýrh türünün Batý Hunlarý ile birlikte
bozkýr kuþaðýný takiple Orta Asya’dan çýkarak Orta Avrupa’ya kadar ulaþan Avar,
Kuman, Kýpçak ve Peçenekler’le yayýldýðý
bilinmektedir. Güney Ukrayna, Romanya
ve Macaristan’da yapýlan arkeolojik kazýlarda Hazarlar, Kuman, Kýpçak ve Peçenekler’e ait zincir örme ve zaman zaman plakalarla takviye edilmiþ demir zýrhlar ortaya çýkarýlmýþtýr. Hazar Türkleri’ne ait Stanitza köyündeki Saltova buluntularý arasýnda atlara ait baþ zýrhlarý, Balta buluntularý arasýndaki zincir örme zýrhlar ve at
baþlýklarý ilgili örneklerdir. Doðu Avrupa
Türkleri’ne ait buluntular içinde en dikkat
çeken zengin koleksiyon Oðuz Türkleri’nden olan Peçenekler’e ait ünlü Nagy-Szent
Miklos hazinesinde (IX. yüzyýl) yer almaktadýr. Yirmi üç parçadan oluþan hazinedeki parçalardan birinin üzerinde zincir örme
peçelikli miðferli, zincir örme gömlekli,
plaka takviyeli kolçak ve baldýrlýklý zýrh giyimli süvari tasviri bulunur. Bu Türk zýrh
geleneði Bizans zýrhlarýný da etkilemiþtir.
Bizans askerleri arasýnda da Batý Avrupa
zýrhlarýndan farklý þekilde kendi topraklarýnda yaþayan bozkýr topluluklarýnýn etkisiyle zincir örme zýrh gömlekler kullanýlmýþtýr. Ayrýca Orhon, Altay ve Tanrý daðlarý bölgesindeki Göktürk kaya resimlerinde
figürler, deriden veya demirden levhalarla örülmüþ zýrhlar ve sivri külâh þeklinde
zýrh baþlýklarla tasvir edilmiþtir. Uygur devri alp tasvirlerinde küçük deri parçalarýnýn
veya demir levhalarýn bir elbise üzerine yan
yana ve üst üste balýk pulu gibi sýký bir þekilde dikilmesiyle oluþturulmuþ zýrhlar dikkati çeker.
Abbâsî ordusuna asker olarak giren Türk
savaþçýlarý kalkan kullanmakta, göðüslük,
miðfer ve vücut zýrhlarý giymekteydi. Tasvirlerden ve buluntulardan yola çýkýlarak
Büyük Selçuklular’da örme zýrhlarýn yaygýnlýðý tesbit edilebilmektedir. Marco Polo, XIII. yüzyýlýn ikinci yarýsýnda Hanbalýk’ta Kubilay Han’ýn sarayýný ziyaret ettiðinde burada zýrhlarýn depolandýðý ve sergilendiði yeri gördüðünü bildirir. Ancak bu
devirde zýrhýn daha çok üst düzey askerlere mahsus olduðu söylenebilir. Zýrhlar
ayný zamanda devlet törelerinin ihtiþamý-
III. Mustafa’nýn zýrhý (TSM, Envanter nr. 2/236)
ný arttýran bir objeydi. Anadolu Selçuklularý devrinde Emîr Hüsâmeddin Çoban’ýn
Rus elçisini kabulünü anlatan Ýbn Bîbî, silâhlarýný kuþanmýþ seçkin gençlerin saf saf
dizilerek atlarýnýn zýrh takým ve baþlýklarýyla çadýrýn hizasýna çekildiklerini, diðer bütün askerin kol kol tepeden týrnaða altýn
yaldýzlý demir zýrh giymiþ ve mýzraklarýný
omuzlarýnda tutmuþ halde beklediklerini
yazar. Ýstanbul Türk ve Ýslâm Eserleri Müzesi’nde yer alan Selçuklu dönemine ait
taþ eser üzerindeki zýrhlý asker kabartmalarý Selçuklu zýrhlarýnýn biçimsel özellikleri
hakkýnda önemli bilgiler saðlar. Anadolu
Selçuklu zýrhlarý Osmanlý zýrhlarýna örneklik etmiþtir.
Osmanlý döneminde her türlü silâh Cebeci Ocaðý tarafýndan imal veya temin edildiðinden kapýkulu askerlerinin zýrhlarý da
bunlarýn sorumluluðuna verilmiþti. Cebecibaþýnýn denetiminde deftere kaydedilerek askere zýrh daðýtýlýr ve iþi bitince geri
alýnýrdý. Bunun dýþýnda saray hazinesinde
cebe ve cevþenler olduðu gibi bazý vezir ve
kumandanlarýn da özel cebehâneleri vardý. Kanûnî Sultan Süleyman’ýn veziri ve damadý Rüstem Paþa’nýn ölümünden sonra kendisine ait özel cebehânesinde 2000
adet zýrh, 1500 adet altýn kakmalý tolga
baþlýk bulunmuþtur. Baþlýk, peçelik, gömlek, göðüslük, dizçek, baldýrlýk, kolçak ve
ZIRH
elçekten oluþan Osmanlý zýrhlarý takýmýnýn
aðýrlýðý ortalama 45-50 kg. arasýnda deðiþirdi. Bu sebeple uzun yola çýkacak yaya
asker zýrh giymiyordu. Zýrh muharebe esnasýnda kapýkulu süvarileri, kumandanlar
ve onlarýn muhafýzlarý konumundaki atlýlar tarafýndan kullanýlýyordu. Ayrýca kale
muhafýzlarý ile devlet törenleri sýrasýnda
sultan yahut tören kumandaný ve onlarýn
muhafýzlarý da zýrh giyerdi. Genellikle zýrhlý süvarilerin atlarý da zýrhlý olurdu. IV. Murad, Baðdat seferi hazýrlýklarýný yaparken
sultanýn otaðýnýn sað yanýnda gözü pek ve
dövüþken, tepeden týrnaða demir zýrhlar
içinde ve yaylarý ellerinde birkaç yüz okçu,
sol yanýnda yine ayný durumda tüfenkçiler duruyordu. Bu sefere Rumeli beylerbeyi “gök demir”e bürünmüþ, ak ve kýzýl
bayraklarla donatýlmýþ alayý ile katýlmýþtý.
Burada gök demir gök gibi parýldayan demir zýrhlardý. Demire “gök” sýfatýnýn yakýþtýrýlmasý, Ýslâm öncesi dönemlerden beri
demirin Türk kültüründe kutsal sayýlmasýndan kaynaklanmaktadýr. Evliya Çelebi de
zýrhlý askerlerle ilgili olarak “gök demire
bürünmüþ” ifadesini sýkça kullanmýþtýr.
Melek Ahmed Paþa’nýn alayýnýn Van Kalesi’nden ayrýlýþýnda düzenlenen töreni tasvir ederken de sadece gözleri görünen heybetli muhafýzlarýn gök rengi demire bürünmüþ, potluklu, derbendî toðulgalý, zýrh
külâhlý, serpenahlý ve kaz göðüslü demir
(göðüs zýrhý) zýrh giydiklerini belirtmiþtir.
Atlarýný ise “yancýklý, deniz hotaslý, sineleri
demir kalkanlý, alýnlarý demir harbeli, saðrýlarý kaplan ve pars postu küheylân atlar”
þeklinde anlatmýþtý. Ayný alayýn içinde diðerlerinden daha gösteriþli teçhiz edilmiþ
elli adet alay çavuþu vardý, bunlar da sýrma
kakmalý zýrhlar giymiþlerdi.
Osmanlý zýrhlarýnýn yapýmýnda temel
malzeme demir olmakla birlikte metalin
vücuda temasýný önlemek için zýrhlarýn iç
kýsýmlarý keçe veya çeþitli dokumalarla desteklenirdi. Bazý örneklerde ise demir zýrh
içten ve dýþtan kumaþ kaplanarak gizlenirdi. Bu tür zýrh gömlekler daha ziyade
suikasttan korunmasý gereken önemli kiþilere giydirilirdi. Zýrh gömlekler bazan sadece zincir örgü ile, bazan da göðüs ve sýrt
bölgelerine dövme demir plaka takviye
edilmiþ olarak kullanýlmaktaydý. Sadece
zincir örme zýrh gömleklerin yakasý yýrtmaçlýydý ve boyu diz üstüne kadar uzanýrdý. Bu tarz zýrh gömleklerin göðüs ve karýn
kýsmýný korumak için ayrýca zýrh göðüslük
veya göðüs / sýrt kalkaný adý verilen demir
levhalar kancalý deri kemerlerle omuzlardan ve koltuk altlarýndan vücuda baðla-
nýrdý. Azerbaycan ve Ýran bölgesine Safevîler’e ait “car ayna” adýyla anýlan, karýn ve
göðüs bölgesini âdeta bir korse gibi saran,
dört parçadan oluþan zýrh plakalar zincir
örme yahut deri ve keçeden yapýlmýþ zýrh
gömlekler üzerine giyilirdi. Plaka takviyeli zýrh gömleklerin ise ön ve sýrt kýsmý hariç diðer kýsýmlarý zincir örmeydi, önden
açýk ve yarým kolluydu. Zýrh gömleklerin
tamamlayýcý parçalarý kolçak, elçek, dizçek,
baldýrlýk ve tozluktu. Bu parçalar zýrh gömlekle takým teþkil edecek þekilde zincir örme veya zincir örgü arasýna demir plaka
takviyeli yapýlýr ve kenarlarýna perçinlenmiþ deri kemer parçalarýyla kola yahut bacaða baðlanýrdý.
Göðüs ve sýrt kýsmý demir plakalarla takviye edilmiþ zincir örme zýrh gömleklerin
boylarý XV-XVI. yüzyýllarda 70-80 cm. arasýnda deðiþmekteydi. XVI. yüzyýldan sonra boylar biraz daha uzamýþtýr. Takviye plakalarýnýn sayýsý önde dört ile altý, arkada
ise beþ ile yedi sýra arasýnda deðiþirken
XVI. yüzyýlda önde dört, arkada beþ sýra
olmuþtur. Ayný þekilde plaka boyutlarý da
büyümüþtür. Takviye plakalarýnýn üzeri altýn veya gümüþ tel kakma yahut sývama
teknikleriyle süsleniyordu. Süslemelerde
stilize edilmiþ palmet, rûmî ve hatâyî üslûplarda bitkisel motifler ve yazýlar vardý.
Yazýlar genellikle koruyucu dualar, kelime-i tevhid, Feth ve Saf sûrelerinden alýn-
Þirvanþahlar Sultaný I. Halil’e ait zýrh gömleði (Askerî Müze,
Envanter nr. 16376)
mýþ âyetlerden meydana gelirdi. Plakalarý
birbirine baðlayan ve gömleðin diðer bölümlerini oluþturan zincir halkalarý ise etrafýndaki dört halkadan geçerek perçinlenirdi. Önden açýk olan zýrh gömleklerinin
baðlantý kancalarý bakýr yahut sarý madendendi ve orta sýradaki takviye plakalarýna perçinlenmiþti. Haddeden çekilmiþ
zincir telleri yuvarlak kesitli veya yassý kesitliydi; bu durum bölge ve üretim atölyeleriyle ilgiliydi. Biçimsel açýdan Osmanlý
zýrh gömlekleriyle diðer Türk ve Ýslâm zýrh
gömlekleri arasýnda belirgin bir fark yoktur. Bu özellikleriyle Türk zýrhlarý Doðu Avrupa zýrhlarýný da etkilemiþtir. Bütün vücudu metal levhalarla saran hantal ve hareket kabiliyetini ortadan kaldýran Batý Avrupa zýrhlarýna karþýn Macar, Romen, Bulgar gibi Doðu Avrupa kültürlerinde Batý
Hunlarý’yla baþlayýp Avar, Kuman, Kýpçak,
Peçenek ve nihayet Osmanlýlar’ýn etkisiyle yaygýnlaþan zincir örme zýrhlar ön plana çýkmýþtýr. Bu zýrhlar diðer Avrupa zýrhlarýndan farklý olarak vücudun nefes almasýný ve rahat hareket etmesini saðlýyordu. Gerek Osmanlý Devleti gerekse diðer
Türk devletlerinin zýrh ihtiyacýnýn büyük
bir kýsmý Hazar denizinin batý kýyýlarýnda,
Kuzey Azerbaycan’da, Daðýstan, Nahcývan
ve Doðu Anadolu (Bitlis, Erzurum, Kars)
atölyelerinden saðlanýyordu. Özellikle Þamahý ve Kubaçi bölgenin en önemli metal iþleme ve zýrh üretim merkezleriydi.
Osmanlý, Memlük, Akkoyunlu, Þirvanþahlar, Timurlu ve Safevîler’e ait zýrh örnekleri Ýstanbul’da Askerî Müze’de ve Topkapý
Sarayý Müzesi koleksiyonlarýnda sergilenmektedir.
BÝBLÝYOGRAFYA :
BA, Cevdet-Askerî, nr. 47749; Marco Polo’nun Geziler Kitabý (trc. Ömer Güngören), Ýstanbul 1985, s. 87; Nejat Diyarbekirli, “Kazakistan’da Bulunan Esik Kurganý”, Cumhuriyetin 50.
Yýlýna Armaðan (haz. ÝÜ Ed. Fak.), Ýstanbul 1973,
s. 291-304; a.mlf., “Peçenek Hazinesi ve Türk
Sanatýnýn Çeþitli Kýtalarda Geliþen Ortak Nitelikleri”, TED, sy. 4-5 (1974), s. 395-428; Emel Esin,
Ýslâmiyetten Önceki Türk Kültür Tarihi ve Ýslâma Giriþ, Ýstanbul 1978, s. 16, 23, 32-33, 41, 8384, 105; E. Nowgorodowa, Alte Kunst der Mongolei, Leipzig 1980, s. 213-215; Kemal Akiþev, Kazakistan’ýn Köhne Altýný, Alma-Ata 1983; Bahaeddin Ögel, Ýslâmiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, Ankara 1989, s. 66, 67, 77, 209, 216, 220;
A. Ý. Melyukova, Archeologia SSSR, Stepi Evropeyskoy Çasti VI Skifo Sarmatskoye Viremya,
Moskova 1989, s. 338; A. Pálóczi-Horváth, Pechenegs, Cumans, Iasians, Budapest 1989, s. 1820, 22, 24, 34-35; V. J. Parry, “Ýslâm’da Harb Sanatý” (trc. Erdoðan Merçil – Salih Özbaran), TD,
sy. 28-29 (1975), s. 193-218; D. Alexander, ‘Two
Aspects of Islamic Arms and Armor’, Metropolitan Museum Journal, XVIII, New York 1983, s.
97-109.
ÿTülin Çoruhlu
395
Download

394 ZIRH ve atlarına da bu tip zırhlar giydirdiklerini kaydeder